Posture

190 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Postür ölçümleri: Farklı lise türlerinde bir araştırma

Bu çalışma; farklı lise türlerinde öğrenim gören öğrencilerin, sırt eğriliklerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma; Spor Lisesi, Fen, Anadolu ve Meslek liselerinde öğrenim gören yaşları 13-19 aralığında olan 587 gönüllü öğrenci üzerinde uygulanarak yapılmıştır. Öğrencilere Kişisel Bilgi Formu, Vücut Algısı Ölçeği (Hovardaoğlu, 1993) uygulanmış olup sırt eğrilikleri ''Skolyometre'' kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmadan elde edilen veriler sonucunda okul türlerine göre eğrilik derecesi, vücut algısı, telefon ve bilgisayar kullanımı bakımından öğrenciler arasında anlamlı farklılıklar mevcuttur. Telefon ve bilgisayar kullanan öğrencilerin eğrilik derecesi daha yüksek bulunmuştur. Spor Lisesi öğrencilerinin aktif spor yaşantısından dolayı diğer türdeki lise öğrencilerine göre sırt eğriliklerinin daha az olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçların bu alanda gelecekte yapılacak olan çalışmalarda literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Postür, Postür Bozukluğu, Skolyoz, Vücut Algısı

Beden algısıBeden imajıDuruş+3
İbrahim Halil Çelik
Siirt University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik bel ağrılı kadınlarda menopozun ağrı, postür, lumbal stabilizatör kas kuvveti ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, kronik bel ağrılı kadınlarda menopozun ağrı, postür, lumbal stabilizatör kas kuvveti ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. 30-50 yaş arası menopoza giren ve girmeyen 30'ar kadın katılımcının ağrı düzeyleri McGill Ağrı Anketi, postür değerlendirmeleri New York Postür Analizi, lumbal stabilizatör kas kuvveti Stabilizer Pressure Biofeedback cihazı ve yaşam kalitesi WHOQOL-Bref Yaşam Kalitesi ölçeği ile değerlendirilmiştir. Menopoza giren kadınlarda ağrı düzeyinin menopoza girmeyen kadınlara oranla daha çok algılandığı görülmüştür (McGill Ağrı Skoru- Puan ile değerlendirme sonucu: p=0,040; McGill Ağrı Seviyesi- VAS'a göre değerlendirme sonucu: p=0,007). Çalışmanın bulgularına göre menopoza giren kadınların postürleri ile menopoza girmeyen kadınların postürleri arasında anlamlı bir fark olduğu sonucuna varılmıştır (p<0,001). Menopoza giren kadınlarda, menopoza girmeyen kadınlara göre lumbal stabilizatör kas kuvvetlerinin daha düşük olduğu gözlendi (Multifidus kas kuvveti değerlendirme sonucu: p=0,032; Transversus Abdominis kas kuvveti değerlendirme sonucu: p<0,001). Tüm bunların aksine menopoza giren kadınlarda menopoza girmeyen kadınlara göre yaşam kalitesinin tüm alt parametreleri istatiksel açıdan anlamlı bir şekilde artmıştır (Genel Sağlık alt parametresi için p=0,685; Fiziksel Sağlık alt parametresi için p=0,502; Psikolojik alt parametresi için p=0,145; Sosyal İlişkiler alt parametresi için p=0,970; Çevre alt parametresi için p=0,427). Çalışma sonuçlarımız: menopoza girme ile ağrı, postür ve lumbal stabilizatör kas kuvveti arasında anlamlı bir ilişki olduğunu fakat yaşam kalitesi ile istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığını göstermektedir.

AğrıBel ağrısıDuruş+4
Büşra Hayırdiler
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerde fiziksel aktivite düzeyi ve postürün, lumbopelvik ağrı ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Gebe kadınların yarısından fazlası gebeliklerinin herhangi bir döneminde bel ağrısından yakınmaktadır. Ağrı hafif rahatsızlık hissiyle başlayıp, dizabiliteye neden olabilecek kadar farklı şiddetlerde olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı farklı gebelik dönemlerinde gebelerin fiziksel aktivite düzeyi ve postüründeki değişimin lumbopelvik ağrı ve yaşam kalitesi üzerine etkisini değerlendirmektir. Çalışma Ağustos 2020 – Eylül 2021 tarihleri arasında yürütülen yaşları 18-41 yıl arasında değişen 60 gebe kadın ile tamamlandı. Sosyodemografik ve obstetrik öyküleri kayıt edildi. Gebelerin Fiziksel aktivite seviyesinin tespiti için; Hamilelik Fiziksel Aktivite Anketi (PPAQ), Posturü değerlendirmek için; New York Postür Değerlendirme Testi (NYDP), Lumbopelvik ağrı değerlendirmek için: Bel ve Pelvis Ağrısı Değerlendirme Formu (Oswestry Bel Ağrısı Sorgulama Formu), Yaşam kalitesini değerlendirmek için; Nottingham Sağlık Profili Formu (NSPF) kullanıldı. Verilerin analizinde normal dağılım varsayımının sağlandığı durumlarda niceliksel verilerin karşılaştırılmasında ölçüm zamanları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığı tekrarlı ölçümlerde ANOVA ile; normal dağılım olmadığı durumlarda ise Friedman testi kullanıldı. Her üç trimesterde de bel ağrısı ile Nottingham Sağlık Profili birinci ve ikinci bölüm arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,01: r=0,330). Her üç trimesterde bel ağrısı ile New York Postür Değerlendirmesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,01: r=0,062). Her üç trimesterde toplam aktivite ile Oswestry bel ağrısı ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir(p>0,01: r=0,179).Toplam Aktivite (PPAQ) ile Nottingham Sağlık Profili birinci bölüm ve ikinci bölüm arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. (p>0,01: r=0,104). Her üç trimesterde toplam aktivite ile postür değerlendirme ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,01: r=-0,117). Sonuç olarak gebelik sürecinin ilerlemesiyle fiziksel inaktivite, postüral problemler, lumbopelvik ağrı artmaktadır. Bu olumsuz değişiklikler gebelerin yaşam kalitesini azaltmaktadır. Konu ile ilgili daha geniş örneklemli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler : Gebelik; Fiziksel Aktivite Düzeyi; Postür; Lumbopelvik Ağrı; Yaşam Kalitesi.

Bel ağrısıDuruşFiziksel aktivite+4
Özge Çağşar
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sanko Üniversitesi öğrencilerinde algılanan stres ile postür ve fiziksel uygunluk parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; öğrenciler üzerinde algılanan stresin, postür ve fiziksel uygunluk parametreleri arasındaki ilişkiyi SANKO Üniversitesi'nde eğitim gören bir grup öğrenci üzerinde incelemektir. Çalışmada 18-30 yaş arasında 84 öğrencinin stres düzeyleri Algılanan Stres Ölçeği, postür değerlendirmeleri New York Postür Analizi ve fiziksel uygunluk parametreleri Vücut Kitle İndeksi, Bel/Kalça Oran ölçümü, anaerobik endurans Dikey Sıçrama Testi ile, kassal kuvvet ve endurans Sit-ups Testi ile, esneklik Gövde Lateral Fleksiyon Testi, Otur-Uzan Testi ve Gövde Hiperekstansiyon Testi ile değerlendirilmiştir. İstatiksel yöntem olarak; ölçümle belirtilen sürekli değişkenler için parametrik test koşullarının sağlanması durumunda iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi veya tek yönlü ANOVA, parametrik test koşullarının sağlanmadığı durumlarda ise Mann-Whitney U testi veya Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Nitel değişkenlerin karşılaştırmaları için ki-kare (χ2) testi kullanılmıştır. Ayrıca iki sürekli değişken arasındaki ilişki Pearson ya da Spearman Sıra korelasyon katsayıları ile değerlendirilmiştir ve p değeri p<0.05 anlamlı kabul edilmiştir. Çalışma sonucunda SANKO Üniversitesi öğrencilerinde algılanan stresin orta düzeyde (28,083±8,4343) olduğu, elde edilen bulgulara göre öğrencilerin algılanan stres düzeyleri ile postürleri arasında (p=0,025) anlamlı ve negatif yönde zayıf bir ilişki (r=-0,244) olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin algılanan stres ile fiziksel uygunluk parametreleri arasındaki ilişki incelendiğinde ise algılanan stres ile kassal kuvvet/endurans ve gövde esnekliği arasında (p=0,031, p=0,004) anlamlı ve negatif yönde zayıf bir ilişki (r=-0,235, r=-0,313) olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda üniversite öğrencilerinde algılanan stres ile postür ve fiziksel uygunluk parametrelerinin etkilenebileceği görülmüştür. Bu amaç doğrultusunda, eğitimleri boyunca öğrencilere algılanan stresleri için farkındalık oluşturulmasının önemli olduğu görülmektedir.

DuruşFiziksel uygunlukStres+1
Melis İrem Mercan
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığında yürüyüş sırasında yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri ve kol salınımlarının incelenmesi

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) pulmoner sistemde başlayan ve lokomotor sistemi de etkileyen multisistemik bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı, KOAH'lı bireylerde kol salınımını ve yürüyüşün zaman mesafe karakteristiklerini incelemekti. Çalışmaya 40- 65 yaş aralığında 20 KOAH'lı hasta ve 20 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin demogrofik bilgileri kaydedildi. KOAH'lı bireylere semptom ve hastalık şiddetinin belirlenmesi için KOAH Değerlendirme Testi (CAT), Modified Medical Research Council Dispne Skalası (mMRC), Bileşik KOAH Değerlendirmesi ve solunum fonksiyon testleri uygulandı. Fonksiyonel egzersiz kapasitesi 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) ve üst ekstremite fonksiyonel egzersiz kapasitesi 6 Dakika Delikli Pano ve Halka Testi (6PBRT) ile değerlendirildi. Denge ve düşme riski Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ve Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT) ile değerlendirildi. Postür ve postürle ilişki durumlar Corbin Postür Skalası, Skapular Diskinezi Testi ve Lateral Skapular Kayma Testi ile değerlendirildi. Yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri ve kol salınımları 6 dakikalık yürüme sırasında sekiz adet kızılötesi tabanlı aydınlatma kullanan optik kamera sistemi ile yarı karartılmış laboratuvar ortamında yürüyüş analizi ile değerlendirildi. Yürüyüş sırasındaki kol salınımları mesafe açısından gruplar arasında benzerdi (p>0,05). Kol salınımının toplam açısı gruplar arasında benzerdi (p>0,05). Sağlıklı bireylerde kol salınımının toplam açısı fleksiyonekstansiyon ekseninde sağ kolda daha fazlayken, abduksiyon-adduksiyon ekseninde sol kolda daha fazlaydı (p<0,05). Kadans KOAH'lı hasta grubunda daha fazlayken yürüyüş döngüsü sağlıklı grupta daha fazla olarak bulundu (p<0,05). Postür puanı KOAH'lı bireylerde daha yüksekti ve postür KOAH'lı hastalarda daha kötüydü (p<0,05). Üst ekstremite fonksiyonel egzersiz kapasitesi, fonksiyonel egzersiz kapasitesi denge ve düşme riskinde hastalık şiddetine göre anlamlı fark yoktu (p>0,05). Bu sonuçlara göre KOAH'lı hastaların kol salınımları sağlıklı bireylere göre azalmaktadır. KOAH'lı hastalarda sağlıklı bireylere göre kol salınımı daha fazla abduksiyon ve simetrik bir paternde ortaya çıkmaktadır. Bu alanda çalışan sağlık profesyonellerine postürün ve gözlemsel olarak kol hareketlerinin incelenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Pulmoner hastalık, kronik obstrüktif; Yürüyüş; Postür; Üst Ekstremite

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifDuruş+3
Hidaye Yamıkan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Obstrüktif uyku apne sendromu olan kadın ve erkeklerde elektromyografik respiratuvar kas fonksiyonu, postür ve egzersiz kapasitesinin incelenmesi

Uyku Apnesi Sendromu, uyku sırasında üst solunum yolunun "nefes alma" fazında değişen derecelerdeki kollapsı nedeni ile en az 10 saniye veya daha fazla süren ve kanda oksijen satürasyonlarındaki azalması ile birlikte seyreden, solunumun istemsiz olarak durması olarak tanımlanan apne'dir. Obstrüktif uyku apne sendromu (OUAS)'nun önemi, apne sırasında kan oksijen satürasyonundaki azalmanın uzun dönemde hipertansiyon, kardiyovasküler ve kardiyopulmoner morbiditeye yol açabilmesi veya daha fazla oranda risk oluşturmasıdır. Uykuda anormal solunum durumu kardiyovasküler hastalıklar yanında, metabolik hastalıklar ve gündüz aşırı uykululuğa yol açmaktadır. OUAS'da risk faktörleri arasında erkek cinsiyet, obezite ve ileri yaş sayılmaktadır. OUAS olan hastalarda morbidite ve mortalitenin arttığı bilinmektedir. OUAS erkeklerde kadınlardan daha yaygın görülmekte olup bunun nedeni tam olarak açık değildir. Literatürde uyku apnesi hastalarında yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin incelendiği birçok çalışma olmakla birlikte, solunum kas kuvveti, egzersiz kapasitesi ve elektromyografik respiratuvar kas fonksiyonu bulgularının obstrüktif uyku apnesi üzerindeki etkisini erkek ve kadınlarda karşılaştıran çalışmalar sınırlıdır. Literatürdeki bu eksiklikten yola çıkılarak planlanan çalışmada, OUAS tanısı konulan kadın ve erkek hastalarda solunum kas fonksiyonu ile birlikte, egzersiz kapasitesi, postür, periferal kas kuvveti ve yaşam kalitesine etkisini değerlendirmeyi amaçladık.

DuruşEgzersizElektromiyografi+3
Şahveren Çakartaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Parkinson hastalığı olan bireylerde skapular disfonksiyonun algısal postüral düzenlemeler ve yürüme üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma Parkinson hastalığı olan bireylerde skapular disfonksiyonun varlığının algısal postüral düzenlemeler ve yürüme üzerine etkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 60,80±6,55 olan 10 sağlıklı birey, yaş ortalaması 62,36±8,49 olan 11 skapular disfonksiyonu ve Parkinson hastalığı olan birey ve yaş ortalaması 61,11±7,32 olan 9 skapular disfonksiyonu olmayıp Parkinson hastalığı olan birey katılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri ve hastalık durumları kaydedildikten sonra skapular disfonksiyon değerlendirmeleri, denge değerlendirmeleri (Zamanlı Kalk ve Yürü Testi, Tandem Duruş Testi, Fonksiyonel Uzanma Testi, Dinamik Yürüme İndeksi ile) ve yürüme hızları (10 Metre Yürüme Testi ile) değerlendirilmiştir. Ardından sağ ve sol adım alma sırasında algısal postüral düzenleme (APD) süresi (inersiyal ölçme ünitesi ile), adım alma ve yürüme sırasında skapula çevresindeki kasların aktivasyonları (yüzeyel elektromiyografi ile) değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda çalışmaya katılan Parkinson hastalarının %55'inde skapular disfonksiyon görüldü. Skapular disfonksiyonun, sağ ve sol APD süreleri ile negatif yönlü, yürüme hızı ile pozitif yönlü orta düzeyde ilişkiye sahip olduğu bulundu (sırasıyla r= -0,470, r= -0,588, r= 0,497, p<0,05). Üç grup karşılaştırmasında yürüme dengesi, sağ ve sol APD süreleri bakımından anlamlı fark olduğu bulundu (p<0,05). Sağlıklı grup ile skapular disfonksiyonu ve Parkinson hastalığı olan bireyler grubu karşılaştırıldığında yürüme dengesi, sağ ve sol APD sürelerinin anlamlı olarak farklı olduğu bulundu (p<0,017). Sonuç olarak çalışmamızda skapular disfonksiyonun Parkinson hastalığı olan bireylerde erken evrelerden başlayarak görülebileceği ve kas aktivasyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği düşünülmüştür. Parkinson hastalarında yürüme dengesi, yürüme hızı ve APD süreleri üzerinde de erken dönemlerden itibaren skapular disfonksiyonun bozucu etkileri olabileceği ortaya konulmuştur.

DuruşParkinson hastalığıPostural denge+4
Gamze Polat
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of aging and exercise on dynamic postural control: Analysis of muscle synergies

This study aims to investigate human motor control mechanisms providing coordination of voluntary dynamic movements under the effects of "natural aging" and "participation in regular exercise". Electrophysiological activities of selected lower extremity muscles and ground reaction forces are recorded simultaneously by surface electromyography and force platform, respectively during "voluntary body sway" (VBS). The healthy older physically active group (master athletes) and the healthy sedentary groups (young and older) are included to the study. Principal Component Analysis is used to determine the number of muscle modes and the composition of muscle modes i.e., reciprocal or co-activation contraction patterns. Synergy index is calculated with the Uncontrolled Manifold (UCM) Hypothesis. The results of the UCM analysis for the dominant side are for the first time compared with the non-dominant side. The main findings of the study: there was no age or exercise effect i) on the number of muscle modes (the same for all groups) and ii) on contraction pattern (reciprocal pattern for all groups), iii) the young sedentary group had lower values for UCM variance components than the older groups, probably depending on experiencing the lowest task difficulty, iv) synergy index was highest for older sedentary group, and lowest for master athletes, v) older sedentary group showed less flexible, more rigid motor control strategies, vi) UCM variance components and synergy index values were different in the multi-muscle coordination of dominant and non-dominant lower extremity. Re-examining the VBS movement by dividing it into phases was recommended to reach more detailed information about muscle synergy patterns. It was revealed that the differences in multi-muscle coordination between dominant and non-dominant limbs should not be neglected.

Active ageingBody coordinatioPosture+7
Esranur Yıldıran
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erken dönem multipl skleroz hastalarında yürüyüşü başlatmanın incelenmesi

Amaç: Katılımın en büyük bileşeni olan yürüyüşün, Multipl Skleroz ( MS) hastalarında erken dönemden itibaren etkilendiği ve ambulasyonun ilerleyen evrelerde devamının sağlanması için kapsamlı değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir . Bunun için yürüyüşün kararlığa ulaştığı fazdaki kinetik ve kinematik analizlerin yanı sıra yürüyüşü başlatma fazının da göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Yürüyüşü başlatmanın incelenmesinin, birçok açıdan yürüyüşe dair öngörü oluşturabilmesi ve klinik anlamda belirti vermeyen hastaları ayırt etmede etkili olabilmesi nedeniyle çok boyutlu yürüyüş değerlendirmesinde yer alması gerekmektedir. Yürüyüşü başlatma becerisinin değerlendirilmesinde, antisipatuar fazdaki basınç merkezi değişikliklerinin ve kas aktivasyonlarının incelenmesinin yanısıra, kararlı lokomasyona geçiş için gerekli olan ilk üç adımın zaman mesafe karakteristiklerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmadaki amacımız; fonksiyonel kaybı olmayan ve minimal fonksiyonel kaybı olan erken dönem MS hastalarının sağlıklılara göre farkını ortaya koymak ve engellilik oluşmadan hastaların yürüyüş açısından prognozuna dair bir görüş oluşturmaktır. Yöntem:Çalışmaya dahil edilen MS hastalar ve sağlıklı gönüllülerden hastaneye başvurularının ardından tabakalı rastgele örnekleme ile örnekleme yapılacak ve her grupta %10 kayıp kabul edilerek 11 gönüllü değerlendirmeye alınacaktır. Değerlendirmeye alınan gönüllülere Mini Mental Test, IPAQ, 10 Metre Yürüyüş Testi ve MS hastalarına EDSS yapılacaktır. Uygun gönüllülerde yürüyüşü başlatmaya ait antisipatuar postüral ayarlamalar için EMG kaydı alınacak, spasyotemporal parametreler için GAİTRite kaydı alınacak ve basınç merkezlerine ait değişikliklerin ölçümü için BERTEC denge değerlendirme sistemi kullanılacak ve veriler kaydedilecektir. Sonuç: Bu çalışmadan elde edilecek erken dönem MS hastalarının yürüyüşü başlatmaya ait parametrelerinin sağlıklıklar ile ve kendi aralarındaki farklara ait sonuçlar literatürde paylaşılacaktır. Tartışma: Çalışma sonucu elde edilen sonuçlar literatürdeki benzer çalışmalarla tartışılarak ortaya konulacaktır.

DuruşFonksiyonel yetkinlikMultipl skleroz+2
Mustafacan Salamci
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ön diz ağrısı olan ve olmayan amatör bisikletçilerin bisiklet postürü, alt ekstremite kas kuvveti ve esnekliğinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, ön diz ağrısı olan ve olmayan amatör yol bisikletçilerin alt ekstremite esnekliği, kas kuvveti ve bisiklet postürünü karşılaştırmaktı. Çalışmaya ön diz ağrısı olan (n=17) ve olmayan (n=17) toplam 34 bisikletçi dahil edildi. Gruplardaki bisikletçilerin yaş, vücut kütle indeksi, sürüş yılları, haftalık sürüş mesafesi ve ortalama kadansları benzerdi. Bireylerin alt ekstremite kas esneklikleri Diz Ekstansiyon, Ely's, ve Ağırlık Aktarmalı Öne Hamle Testi; kuadriseps, hamstring ve kalça eksternal rotator kaslarının izometrik kas kuvvetleri el dinamometresi ile; alt ekstremite dizilimi Tek Bacak Çömelme Testi ile; bisiklet postürü, lateralden ve anteriordan çekilen fotoğraflardaki eklem açılarının belirlenmesi ile değerlendirildi. Dominant olmayan ekstremitelerinde ön diz ağrısı olan bisikletçilerin, kuadriseps kas kuvveti kontrol grubuna göre daha az bulundu (p=0,025). Ön diz ağrısı olan bisikletçilerin ağrısız ekstremiteleri ile sağlıklı grubun ekstremiteleri karşılaştırmalı analizinde ağrılı grubun kuadriseps kas kuvveti kontrol grubuna göre daha az bulundu (p=0,034). Tek bacak çömelme testinde de sonuçlar ekstremite karşılaştırmalı olarak analiz edildiğinde diz ağrılı grubun valgus açısı değerleri daha fazla bulundu (p=0.018). Bisiklet postürleri ile ilgili testlerin sonuçlarının kıyaslanmasında gruplar arası değerler benzerdi. Ön diz ağrısı olan bisikletçilerin kuadriseps kas kuvvetini arttırıcı egzersizlerin tedavi programına eklenmesi ağrı yönetiminde olumlu sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bisikletçilerde alt ekstremite dizilimi değerlendirmek ve dinamik diz valgusu varlığında bu durumu düzeltmeye yönelik egzersizler vermek ön diz ağrısını önleme stratejilerine katkı sağlayabilir.

Alt ekstremiteAğrıBisiklet+7
Gizem Ece Düldül
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Rotator kılıf patolojilerinde postür, skapular biyomekani ve yaşam kalitesinin incelenmesi

Bu çalışma rotator kılıf patolojilerinde postür, skapula biyomekaniği ve yaşam kalitesini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya rotator kılıf patolojisine sahip 28-57 yaş arasındaki 30 birey ve sağlıklı 25 birey dahil edildi. Postürü değerlendirmek için New York Postür İndeksi, torakal kifoz ve lumbal lordozu değerlendirmek için fleksi ruler, omuz protraksiyonu ve baş protrüzyonu değerlendirmek için fotografik ölçüm kullanıldı. Skapular diskineziyi değerlendirmek amacıyla Gözlemsel Skapular Diskinezi, Skapula Yardım Testi, Skapula Retraksiyon Testi, Lateral Skapular Kayma Testi (LSKT) ve inklinometre yardımı ile skapula yukarı rotasyon açısı ölçümleri yapıldı. Yaşam kalitesini değerlendirmek için ise Omuz Ağrı ve Özür İndeksi (SPADI) ve Kısa Form-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) yapıldı. Grupların karşılaştırılması Mann-Whitney U Testi ile; kategorik değişkenler ise Ki-kare Testi ile analiz edildi. Karşılaştırma sonuçlarına göre rotator kılıf patolojisine sahip bireylerde torasik kifozun arttığı (p<0,05), fakat lumbal lordoz açısında bir farklılık olmadığı görüldü (p>0,05). Rotator kılıf patolojisi (RKP) olan bireylerde sağlıklı bireylere göre omuz protaksiyonu görülen birey sayısı fazlayken (p<0,05), baş protrüzyonu açısından bir farklılık bulunmadı (p<0,05). RKP olan bireylerde skapular diskinezisi olan bireylerin sayısı sağlıklılardan yüksek olurken (p<0,05); özellikle 90° elevasyonda skapulanın laterale kayma miktarı ve LSKT pozitif olan birey sayısının fazla olduğu (p<0,05) bulundu. Bununla birlikte 90° omuz abduksiyon açısında dominant ve non-dominant tarafta skapula yukarı rotasyon açısında azalma görülürken (p<0,05); 0°, 45°, 135° ve son abduksiyon açılarında fark bulunmadı (p<0,05). Bütün bulguların ağrı, fonksiyonu etkileyerek omuz özürlülük skorunu yükselttiği (p<0,05) ve yaşam kalitesini fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, ağrı, genel sağlık, enerji, sosyal işlevsellik, emosyonel rol parametreleri açısından düşündüğümüzde tüm yönleri ile etkilediği bulundu (p<0,05). RKP'nin postür, skapula biyomekaniği ve yaşam kalitesi üzerinde etkisi olduğu görülmektedir. RKP olan bireylerin rehabilitasyon programına torakal kifoz ve omuz protraksiyonuna yönelik, aynı zamanda skapula yukarı rotasyonunu arttırıcı egzersizler dahil edilmelidir.

DuruşOmuzOmuz eklemi+5
Buse Kurban
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özofagus atrezili çocuk sahibi ebeveynlerin postür, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı; Özofagus Atrezili (ÖA) çocuk sahibi ebeveynleri postür, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi açısından değerlendirmek ve tipik gelişim gösteren çocuğa sahip ebeveynler ile karşılaştırmaktır. Çalışmamıza çalışma grubu olarak 2-6 yaş arası 20 ÖA'lı çocuk ve ebeveynleri; kontrol grubu olarak 2-6 yaş arası 20 sağlıklı çocuk ve ebeveynleri dahil edildi. Çocuklara uygulanan değerlendirmeler kapsamında demografik bilgilerin kaydedilmesi, yutma bozukluğu semptom şiddetinin belirlenmesi (Yeme Değerlendirme Aracı'nın pediatrik versiyonu, PEDI-EAT-10), motor gelişim seviyesinin değerlendirilmesi (Nörosensori Motor Değerlendirme Anketi, NSMDA) ve fonksiyonel beceri ve performanslarının belirlenmesi (Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri, PEDI) yer almaktadır. Ebeveynlerin demografik bilgilerinin kaydedilmesi sonrası postür değerlendirmesi için New York Postür Değerlendirme Skalası (NY-PRT), fiziksel aktivite seviyesinin belirlenmesi için Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form (IPAQ-SF), çocuğun yutma ve beslenme fonksiyonu ile ilişkili yaşam kalitesinin değerlendirilmesi için Beslenme-Yutma Etki Anketi (T-FS-IS) ve genel yaşam kalitesi değerlendirilmesi için Kısa Form-36 (SF-36) kullanıldı. Ayrıca çalışma kapsamında ebeveynlerde ağrı değerlendirmesi için McGill Ağrı Ölçeği (MPQ), yorgunluk şiddeti değerlendirmesi için Yorgunluk Şiddet Ölçeği (FSS), uyku kalitesi değerlendirmesi için Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ), depresyon şiddeti değerlendirmesi için Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve bakım verme yükü değerlendirmesi için Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ) kullanıldı. Çalışma ve kontrol grubundaki çocuklar yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı ve kardeş sayısı açısından benzerdi (p>0,05). Çalışmaya dahil edilen ÖA'lı çocukların %70 (n=14)'i C tip, %4 (n=4)'ü A Tip ve %2 (n=2)'si B tip ÖA tipine sahipti. PEDI-EAT-10 puanları (p<0,01), motor gelişim seviyesi (p<0,01) ve fonksiyonel beceri ve performans puanları (p<0,05) bakımından kontrol grubunun lehine olacak şekilde fark vardı. Çalışma ve kontrol grubu ebeveynleri yaş, boy, vücut ağırlığı, VKİ, medeni durum, eğitim seviyesi, meslek ve ekonomik durumu açısından değerleri benzerdi (p>0.05). İki gruptaki ebeveynler arasında postür açısından anlamlı fark olmakla birlikte (p=0,01), çalışma grubundaki ebeveynlerin postür etkilenimi daha yüksekti. İki gruptaki ebeveynler arasında fiziksel aktivite puanı (p=0,07) ve fiziksel aktivite seviyesi (p=0,08) açısından anlamlı fark yoktu. İstatistiksel olarak anlamlı fark olmamasına rağmen çalışma grubunun %70 (n=14)'i inaktif olarak belirlenirken, kontrol grubunda bu oran %35 (n=7)'ti. İki grup arasında T-FS-IS puanları açısından fark olmakla birlikte (p<0,05), çalışma grubunun yutma ve beslenme fonksiyonu ile ilişkili yaşam kalitesi daha düşüktü. İki grup arasında ağrı, yorgunluk şiddeti, uyku kalitesi, depresyon şiddeti, bakım verme yükü ve SF-36 puanları açısından anlamlı fark yoktu (p>0,05). Sonuç olarak; ÖA'lı çocuğa sahip ebeveynlerin postürlerinin tipik gelişim gösteren çocuğa sahip ebeveynlere göre etkileniminin fazla olduğu görüldü. Bu nedenle ÖA'lı çocuk sahibi ebeveynlerin postürün olumsuz etkilenimine bağlı olarak kas iskelet sistemi problemleri yaşamaya açık hale geldiği düşünüldü. Her iki grubun fiziksel aktivite ve genel yaşam kalitesi açısından benzer olduğu fakat ÖA'lı çocuk sahibi ebeveynlerin inaktif yaşam tarzına daha yatkın olduğu belirlendi. ÖA'lı çocuk sahibi ebeveynlerin yutma ve beslenme fonksiyonu ile ilişkili yaşam kalitelerinin olumsuz yönde etkilendiği görüldü. Bu nedenle ÖA'li çocuklarda görüldüğü gibi kronik dönem bakım sağlanması gerektiği durumlarda ebeveynlerin postür, fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam kalitesi açısından ele alınması gerektiği düşünüldü. Anahtar Kelimeler: Özofagus Atrezisi, Ebeveyn, Postür, Fiziksel Aktivite, Yaşam Kalitesi

Ana-babaDuruşFiziksel aktivite+2
Yağmur Elmalı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yaylı çalgı icracılarında çalma postürüne etki eden parametrelerin video analiz yöntemi ile incelenmesi

Bu çalışmada, erişkin yaylı çalgı icra eden müzisyenlerin performans boyunca icra postürleri değerlendirilerek ergonomik risk düzeyine etki etmesi beklenen parametreler ile arasındaki ilişki incelendi. Dahil edilme kriterlerini sağlayan 18-53 yaş aralığındaki keman veya viyola icra eden 15 müzisyen çalışma grubuna alındı. Katılımcıların; performans boyunca video analizle ölçülen müzik icra postürü ergonomik risk düzeyleri ile kas-iskelet sistemi şikayetleri, müzik performans anksiyetesi seviyesi, fiziksel aktivite düzeyi, eklem hipermobilitesi ve dominant el tercihi değerlendirildi. Çalışmanın sonucunda, sağ üst ekstremite müzik icra postürü performans sonu ergonomik risk düzeyine sırt bölgesinde görülen kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının (KİSR) (p=0,029), sol üst ekstremite müzik icra postürü ergonomik risk düzeyi zamana bağlı değişimine el/el bileğinde görülen KİSR'in (p=0,04), sol üst ekstremite icra postürü performans sonu ergonomik risk düzeyine gövde fleksiyonu hipermobilite düzeyinin (p=0,026) pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı etkisi olduğu sonucuna ulaşıldı. Müzik icrası performans başlangıcı (p=0,04) ve performans sonu (p=0.01) ergonomik risk düzeyleri, lisans ve doktora sonrası eğitim seviyesine sahip müzisyenlerde yüksekti, ancak risk seviyesi lisans üstü seviyedeki müzisyenlerde düşüktü. Çalışmada icra postürü ergonomik risk düzeyi ve zamana bağlı değişimine; fiziksel aktivite düzeyi, müzik performans anksiyetesi ve el tercihinin anlamlı düzeyde etkisi bulunmadı (p>0,05). Bu çalışma sonucunda keman ve viyola icra eden müzisyenlerde icra postürünün ergonomik olarak oldukça riskli olduğu ve icra postürlerine etki eden pek çok parametre bulunduğu görüldü. Çalışmamızda elde edilen verilerin, müzisyenlerin bütüncül bir şekilde ve ilgili semptomları referans alarak hedef bölgelerin daha sağlıklı değerlendirilmesinde multidisipliner bir bakış açısıyla koruyucu yaklaşımların oluşturulması için yol gösterici olacağını düşünmekteyiz.

Bilgisayar yazılımlarıDuruşErgonomi+7
Eda Açıkalın
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

O-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan hipotonik çocuklarda Jeremy Krauss yaklaşımının ve konvansiyonel fizyoterapi uygulamalarının postüral kontrol ve denge üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı 0-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan hipotonik çocuklarda Jeremy Krauss Yaklaşımı'nın ve Konvansiyonel Fizyoterapi uygulamalarının postüral kontrol ve denge üzerine olan etkilerinin araştırılmasıdır. Bu çalışmaya 0-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan 30 hipotonik çocuk dahil edildi. Katılımcılar Smile Hands For Kids Merkezi'nde (tedavi edildi.) toplandı. Çocuklar randomize şekilde iki gruba ayrıldı; Jeremy Krauss Yaklaşımı grubu (n=15), Konvansiyonel Fizyoterapi grubu (n=15). Her iki grup katılımcıları 3 ay boyunca haftanın 3 günü 45 dakika fizyoterapi seansı aldı. Jeremy Krauss Yaklaşımı grubuna Jeremy Krauss Yaklaşımı, Konvansiyonel Fizyoterapi grubuna eklem hareket açıklığı, germe, kuvvetlendirme egzersizleri ve nörofizyolojik yaklaşımlar uygulandı. Çocuklar tedavi öncesinde, tedavinin 1.ayında, 2.ayında ve 3.ayında değerlendirildi. Değerlendirme ölçütü olarak Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü (KMFÖ-88), Bayley III (Sosyal-Duygusal ve Uyumsal Davranış Ölçeği) ve Denge Testleri (SPCM, GKÖS, PDS) kullanıldı. Her iki grup katılımcılarının Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü (KMFÖ-88), Bayley III Gelişim Testi (Sosyal-Duygusal ve Uyumsal Davranış Ölçeği) ve Denge Testleri (SPCM, GKÖS, PDS) (tedavi öncesine göre) tedavinin 1. ay, 2. ay ve 3. ay değerlendirme sonuçlarında istatistiksel anlamlı iyileşme saptandı (p<0,01). Her iki grubun tedavi öncesi, tedavinin 1. ay, 2.ay, 3. ay sonuçları karşılaştırıldığında Jeremy Krauss Yaklaşımı, Konvansiyonel Fizyoterapi uygulamalarına göre PDS 1. ay hariç tüm değerlendirme parametrelerinde istatistiksel olarak üstündü (p<0,01). Bu çalışmanın sonucuna göre, Jeremy Krauss Yaklaşımı ve Konvansiyonel Fizyoterapi uygulamaları, 0-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan hipotonik çocuklarda postüral kontrol ve dengenin geliştirilmesinde etkilidir. Anahtar Kelimeler: Hipotoni, Postüral Kontrol, Denge, Jeremy Krauss Yaklaşımı, Konvansiyonel Fizyoterapi

DuruşFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+7
Tuğçe Şahin Karabulut
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Boyun ağrısı olan ve omuz impingement tanısı alan olgular arasındaki postüral değişkenlerin spinal mouse ile değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı; boyun ağrısı olan ve omuz impingement tanısı alan olgular arasındaki postüral değişkenlerin spinal mouse ile değerlendirmek ve sonuçları karşılaştırmaktır. Mayıs-Ekim 2018 tarihleri arasında yürütülen bu çalışmaya, yaşları 23-65 arasında olan, boyun ağrılı 25 olgu ( Boyun Ağrısı Olan Grup) ile omuz impingement tanılı 25 olgu (Omuz İmpingement Tanılı Grup) dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen katılımcılar, ağrı şiddeti (VAS), yaşam kalitesi (SF-36), üst ekstremitenin bedensel etkinlikleri ve hastalık belirtileri (DASH) yönünden değerlendirildi. Omurgadaki total eğrilikleri, omurganın şeklini ve hareket açılarını sagital planda tespit etmek amacıyla Spinal Mouse (SM) kullanıldı. Ayrıca sosyodemografik özellikleri sorgulandı. Tüm ölçümler fizyoterapist tarafından yapıldı ve değerlendirildi. Grupların demografik ölçümleri karşılaştırıldığında, yalnızca beden kitle indekslerinin iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur (p=0,03). Her iki grubun torasik kifoz açıları normal değerlerin üzerinde bulunmuştur. İki grup arasında torasik eğim dereceleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Torasik mobilite değerleri açısından ise istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar vardır (p=0,02). Omuz impingement tanılı grupta torasik eğim açısı ile SF-36'nın fiziksel fonksiyon, canlılık, ruhsal sağlık ve sosyal fonksiyon alt parametreleri arasında güçlü korelasyonlar bulunmuştur (p<0,05). İki grup arasında VAS, DASH ve SF-36 değerleri üzerinde istatistiksel olarak fark yoktur (p>0,05). Torasik kifoz açısı normal değeri 20˚-40˚ aralığında kabul edilmektedir. Çalışmamızda torasik kifoz açıları, SM ile gerçekleştirilen ölçümlere göre omuz impingement tanılı grupta ortalama 45˚±8,8˚, boyun ağrısı olan grupta ortalama 44,32˚±9,5˚'dir. Sonuç olarak; torasik kifoz açısının fazla olmasının, boyun ve omuz bölgesinde ağrı meydana getirebileceğini ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: boyun ağrısı, omurga, omuz impingement sendromu, spinal mouse, torakal postür.

BoyunBoyun ağrısıDuruş+6
Zerrin Yılmaz
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diplejik serebral palsili çocuklarda duyu bütünlemenin postüral denge ve postüral reaksiyonlar üzerine etkisi

Serebral palsili (SP) olan çocuklar, motor aktivitelerini ve çevre ile etkileşimlerini engelleyebilecek postüral kontrol problemleri ile karşılaşabilirler. Çalışmamız kaba motor fonksiyon sınıflama sistemine göre seviye 2,3 ve 4 olan diplejik SP'li çocuklara uygulanan duyu bütünleme terapisinin postüral denge ve postüral reaksiyonlar üzerine etkisini incelemek amacı ile planlandı. Ocak 2020- Nisan 2020 tarihleri arasında yürütülen çalışmaya diplejik SP tanısı konmuş, yaşları 4-17 yıl arasında değişen 20 hasta dahil edildi. Çalışmaya alınan hastalardan 10'una sadece nörogelişimsel tedavi (NGT) uygulanırken (kontrol grubu), 10'una NGT'ye ek olarak duyu bütünleme terapisi uygulandı. Rehabilitasyon programından önce ve sonra tüm hastaların, kaba motor fonksiyon ölçümü Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü-88 (GMFM-88) ,denge ölçümü Pediatrik Berg Denge Ölçeği (PBDÖ), gövde kontrolü Gövde Kontrol Ölçüm Skalası ile ve postüral reaksiyonlar manuel olarak değerlendirildi. GMFM-88 gruplar arası tedavi öncesi ve tedavi sonrası A bölümünde yatma ve dönme fonksiyonlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır (p>0,05). B bölümü oturma,C bölümü emekleme diz üstünde durma ,D bölümü ayakta durma ,E bölümü koşma-yürüme-zıplama fonksiyonlarında ve toplam skorlarda anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Grup içi karşılaştırmada tedavi grubunda A,B,C ve toplam skorda; kontrol grubunda ise C,D ve toplam skorda anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). PBDÖ her iki grupta gruplar arası ve grup içi karşılaştırmalarda anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (TMCS) tüm alt ölçekleri gruplar arası anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Grup içi karşılatırmada ise tedavi grubunda statik alt ölçekte ve toplam skorda; kontrol grubunda ise toplam skorda anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Postüral reaksiyonlarda tedavi grubunda ayakta duruşta yana doğru hareket hariç tedavi sonrası reaksiyonların açığa çıkması artmıştır. TÖ-TS GMFM-88, TMCS ve PBDÖ delta fark değerleri gruplar arası karşılaştırmada TMCS koordinasyon ve GMFM-88 C alt ölçek anlamlı fark yaratan değişkenler olarak bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak çalışmamızda; NGT ile birlikte uygulanan duyu bütünleme terapisinin postüral ve postüral reaksiyonlarda anlamlı kazanımlar sağladığı ve yalnızca NGT uygulaması ile kıyaslandığında ise TMCS koordinasyon GMFM-88 C alt ölçeklerinde ayrıca yararlılık sağladığı belirlendi. Anahtar Kelimeler: Serebral Palsi, Duyu Bütünleme Terapisi, Postüral Denge, Postüral Reaksiyon

DuruşDuyusal bütünleşmePostural denge+2
Ayşen Canan
Haliç University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim birinci, beşinci ve sekizinci sınıf kız ve erkek öğrencilerinde spinal mouse ile omurga duruşu taraması çalışması

Okul ortamı, fiziksel ve sosyal çevresi ile sağlığı doğrudan etkilemektedir. Okul, sağlık ile ilgili olumlu tutum ve davranışların geliştirilmesine ya da sağlık hizmetlerinin topluca sunulmasına elverişli bir ortam olması nedeniyle, sağlık hizmetleri için önemli bir kurumdur. 1, 2. Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında okullarda pek çok tarama programı yürütülmektedir. Bunlardan en önemlisi omurga sağlığı taramasıdır. Çocukların okula başlamasıyla gündeme gelen hareketsiz yaşam, uzun oturma süreleri, bilgisayar kullanımının artması, ağır ve yanlış çanta taşıma alışkanlıkları, gelişim çağının getirdiği duruş bozuklukları ve bu yaşa özgü gelişebilen kifoz, lordoz, skolyoz, kanat skapula gibi omurgayı ilgilendiren şekil bozukluklarını gündeme getirmektedir. Aynı zamanda bel ağrısının neredeyse bu çağlarda başladığı ve yaşla birlikte prevalansının arttığı bildirilmek- tedir. Okul omurga sağlığı taramaları, postür bozukluklarını erken dönemde saptama ve saptanan kifoz, lordoz ve skolyoz gibi bozuklukları önlemek veya azaltabilmek amacıyla yapılmaktadır. Ülkemizde ilkokul çocuklarında çeşitli sağlık taramaları yapılmakta, ama omurga sağlığı taraması ve buna bağlı olarak görülen postüral değişiklikleri belirten çalışmalar az sayıda bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ilkokul çocuklarında çanta taşıma şekli, bilgisayar kullanım sıklığı, postür bozukluklarını belirlemektir. Geçerliliği ve güvenirliği test edilmiş olan Spinal Mouse cihazı ile zararlı ışınlara gerek duyulmadan çocukların omurga eğriliklerinin tespit edilmesi ve bu eğriliklerin hangi yaş grubunda daha çok görüldüğü bu çalışmanın genel bir özetidir.

DuruşKifozLordoz+4
Dilara Büyükikiz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Uyku bruksizmli çocuklarda stres, kronotip, çiğneme kasları ve postürün değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında uyku bruksizmi yapan çocukların kontrollere kıyasla masseter kası kalınlıklarının, tükürükteki kortizol seviyelerinin, baş postürlerindeki değişimlerin incelenmesi ve uyku bruksizminin uyku alışkanlıklarıyla ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı'na başvuran hastalar arasından seçilen 3-12 yaş aralığında 86 çalışma ve 86 kontrol grubu olmak üzere 172 çocuk katılmıştır. Masseter kası kalınlıklarının ölçümü için ultrasonografi yönteminden yararlanılmıştır. Kortizol ölçümü için çocuklardan tükürük örnekleri toplanmış ve laboratuvarda ölçümü yapılmıştır. Profil fotoğrafları üzerinden servikal açı ölçümüyle postür analizleri yapılmıştır. Ebeveynlere uygulanan "Günlük Ritim Belirleme Ölçeği" ve "Çocuk Uyku Alışkanlıkları Anketi" ile uyku alışkanlıklarının bruksizmle ilişkisine bakılmıştır. Çalışmanın sonucunda uyku bruksizmi yapan çocukların maksimum interküspitasyonda ve istirahat esnasında masseter kası kalınlıkları anlamlı olarak daha fazla bulunmuştur. Diş aşınması uyku bruksizmi yapan çocuklarda daha yüksek saptanmıştır. Masseter kası kalınlıkları fazla olan çocukların diş aşınma dereceleri de anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Parasomniler ile uyku bruksizmi arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Ancak kortizol seviyeleri, servikal açı ve kronotip ile uyku bruksizmi arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Bruksizm ilerlediğinde TME problemleri, kas hipertrofileri, diş aşınmaları ve uyku problemleri gibi birçok bozukluğa yol açabileceğinden erken yaşta teşhis edilip kontrol altına alınması önemlidir ve bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

BruksizmDuruşPostural denge+6
Sedanur Eroğlu Efe
Uşak University
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Boyun ağrısı olan ofis çalışanlarında koruyucu fizyoterapi uygulamalarının başın anterior tilt postürü ve üst ekstremite iş ile ilişkili fonksiyonları üzerine etkisi

Bu çalışmada, boyun ağrılı ofis çalışanlarında iş ile ilişkili kas-iskelet sistemi bozukluklarına (KİSB) yönelik Koruyucu Fizyoterapi Yöntemlerinden (KFY); postür eğitimi ve ergonomik düzenlemeler, egzersiz ve EMG Biyofeedback (EMG-B) eğitimlerinin, başın anterior tilt postürü (BATP) ve üst ekstremite iş ile ilişkili fonksiyonları üzerine etkilerini araştırmak amaçlandı. Çalışmaya en az 3 aydır boyun ağrısı bulunan, 24-40 yaş aralığında, son 1 yıldır aktif tam zamanlı çalışan 51 ofis çalışanı dahil edildi. Tüm bireylere postür eğitimi verilerek, çalışma alanlarında ergonomik düzenlemeler yapıldı. Her grupta 17 bireyin bulunduğu EMG-B, Egzersiz ve Kontrol olmak üzere 3 grup oluşturuldu. EMG-B ve Egzersiz eğitimleri haftada 3 gün olmak üzere, 6 hafta boyunca uygulandı. Çalışma öncesi ve sonrasında ağrı (NDI ve NPAD), postür (BATP ve RULA), üst ekstremite fonksiyonelliği (DASH T/W, Constant-Murley Skoru), görev performansı (klavye / mouse görevi) ve Üst Trapez (ÜT) kas aktivasyonu (sEMG) değerlendirildi. Elde edilen bulgulara göre; her üç grupta da görev performansı ve kas aktivasyonu dışında tüm parametrelerde anlamlı gelişmeler gözlendi. ÜT kas aktivasyonunun sadece EMG-B grubunda azaldığı (p<0,01); Egzersiz grubunda ise BATP ve boyun ağrısının diğer gruplara göre daha düşük olduğu görüldü (p<0,01). RULA ve üst ekstremite fonksiyonelliğinde gruplar arasında anlamlı bir fark yoktu (p>0,05). BATP ile boyun ağrısı, mouse kullanma hızı ve ÜT aktivitesinin ilişkili olduğu belirlendi (p<0,05). Ofis çalışanları için fizyoterapistler tarafından verilen bireyselleştirilmiş postür eğitimi ve ergonomik düzenlemelerin ağrı, postür ve iş ile ilişkili fonksiyonlar üzerine olumlu etkiler gösterdiği, BATP ve ağrı üzerine daha etkin bir tedavi amaçlandığında programın egzersiz eğitimi ile, ÜT kas aktivitesini azaltmak hedeflendiğinde ise EMG-B ile desteklenmesinin yararlı olacağı sonucuna varıldı. KFY'nin uzun dönem etkilerinin ve psikososyal parametrelerin incelendiği ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

AğrıBiyo geri bildirimBoyun ağrısı+6
Nilüfer Keskin Dilbay
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı yetişkin bireylerde sanal gerçekliğin postural salınım ve dinamik görsel keskinlik üzerine etkisinin araştırılması

Denge, farklı koşullar altında dik duruşu kontrol etme ve bireyin stabilite sınırlarını belirleme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Vestibüler sistem oryantasyonu, kas tonusunu ve dengenin modifikasyonunu sağlar. Sanal gerçeklik bilişsel, duygusal ve duyusal-motor süreçlerin test edilmesi, eğitilmesi, öğretilmesi ve tedavisinin fiziksel dünyada kolayca elde edilemeyen ve kontrol edilemeyen uyaran koşulları altında simüle edilmiş ortamlar oluşturmak için kullanılmaktadır. Bu çalışmada sanal gerçekliğin dinamik görsel keskinlik ve postural salınım üzerine etkisi araştırılmaktadır. Çalışmaya 20-39 yaşları arasında 24 (15 erkek, 9 kadın) sağlıklı genç yetişkin katılmıştır. Çalışmaya katılan tüm bireylere objektif olarak Duyu Organizasyon Testi, Statik Görsel Keskinlik Testi, Minimum Algılama Zamanı Testi, Dinamik Görsel Keskinlik Testi, Bakış Stabilizasyon Testi; subjektif olarak VAS(Görsel Analog Skala) uygulanmıştır. Bu testler sanal gerçeklik deneyimi sonrası tüm katılımcılara tekrarlanmıştır, tüm testler aynı gün içinde tamamlanmıştır. Sanal gerçeklik deneyimi öncesi/sonrası kıyaslamasında Duyu Organizasyon Testinin denge skorunda ve Bakış Stabilizasyon Testinde istatistiksel olarak anlamlı farklar elde edilmiştir (p<0,05). Sanal gerçekliğin Duyu Organizasyon Testi görsel, vestibüler, somatosensör, görsel tercih oranlarında ve Konum 1,2,3,4,5,6; Minimum Görsel Algılama Testi, Dinamik Görsel Keskinlik Testi öncesi/sonrası arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. (p>0,05) Sonuç olarak sanal gerçekliğin postural salınımı arttırarak dengeyi ve bakış stabilizasyonunu etkilediği ortaya konulmuştur.

DengeDuruşGörme keskinliği+4
Enes Türkoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik bel ağrılı bireylerde temel beden farkındalığı terapisinin postür, ağrı, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı üzerine etkisi

Bu çalışma kronik bel ağrılı bireylerde konvansiyonel tedavi ve konvansiyonel tedaviye ek olarak uygulanan Temel Beden Farkındalığı Terapisi (BBAT) 'nin postür, ağrı, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı üzerine etkilerini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 18-65 yaş arasındaki kronik bel ağrısı tanılı 28 birey dahil edildi. Bireyler, 6 hafta boyunca haftada 3 gün toplam 18 seans olmak üzere sadece konvansiyonel tedavinin uygulandığı "kontrol grubu" (n=14) ve konvansiyonel tedaviyi takiben her seans sonunda ek olarak Temel Beden Farkındalığı Terapisi'nin uygulandığı "tedavi grubu" (n=14) olmak üzere randomize olarak iki farklı gruba ayrıldı. Bireyler tedaviye alınmadan hemen önce ve 6 haftalık tedavi programları sonrasında olmak üzere toplam 2 defa postür, ağrı düzeyi, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı parametreleri açısından değerlendirildi. Çalışma sonuçlarında her iki grupta da tedavi sonrasında postür, ağrı yoğunluğu, yeti yitimi, fiziksel yaşam kalitesi ve lumboservikal, perine, uyluk ve diz bölgesi farkındalıklarında tedavi öncesine göre özellikle tedavi grubunda olmak gelişmeler gözlemlendi (p<0,05). Yalnızca tedavi grubunda ise duyusal ve algısal ağrıda, öznel uyku kalitesi ve uyku latansında, toplam uyku skorlarında, mental yaşam kalitesinde, beden imajı algısında, emosyonel durumda ve birçok bölgesel beden farkındalığına ek olarak genel beden farkındalığında gelişmeler görüldü (p<0,05). Bu bulgular, kronik bel ağrılı bireylere konvansiyonel tedavi yöntemlerinin yanında uygulanan BBAT'nin destekleyici bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceğini gösterdi. Sonuç olarak kronik bel ağrılı bireylerin ilave olarak uygulanan BBAT programından da fayda gördüğü ve BBAT'nin mevcut yaklaşımların özellikle mental yönünü destekleyebileceği düşünüldü. Bununla birlikte bu faydaların uzun dönemdeki etkilerinin belirlenebilmesi için tedavi sonrası takip çalışmalarına ihtiyaç olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Kronik bel ağrısı, farkındalık, ağrı, postür, fonksiyon urulacaktır.

AğrıBeden imajıBedensel farkındalık+7
Kaniye Üneş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı telefon kullanımının spinal kinematikler, postür, ağrı, yürüyüş ve rahatsızlık hissi üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı akıllı telefon kullanımının spinal kinematikler ve yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri üzerine etkisi ile, postür, ağrı ve rahatsızlık hissi arasındaki ilişkiyi incelemekti. Çalışmaya 20 kadın, 22 erkek olmak üzere 42 sağlıklı birey dahil edildi. Katılımcıların spinal kinematikleri video-fotoğraf yöntemi ile, yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri GAITRite elektronik yürüme yolu ile, postür değerlendirmesi New York Postür Analizi ile, ağrı ve rahatsızlık hissi Cornell kas-iskelet sistemi rahatsızlık hissi ölçeği ile, yaşam kalitesi SF-36 kısa form ile, bireylerin akıllı telefon kullanım postürleri Akıllı Telefon Algısı Değerlendirme Ölçeği ile ve bireylerin akıllı telefon bağımlılığı Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ile değerlendirildi. Elde edilen verilere göre; bireylerin baş ve servikal bölge açıları ile torakal, torakolumbar ve lumbar bölge açılarının oturma pozisyonunda akıllı telefon kullanımından etkilenerek fleksiyon açısının arttığı gözlendi (p<0,005). Ayakta duruş pozisyonunda ve yürüyüşte baş, boyun ve torakal bölge fleksiyon açılarının arttığı ve akıllı telefon kullanımından etkilendiği gözlendi (p<0,005). Akıllı telefon bağımlılığı ile New York Postür Analizi arasında ilişki gözlenmezken (p>0,005), ağrı ve rahatsızlık hissi ile yorgunluk düzeyi ve fiziksel rol güçlüğünün akıllı telefon bağımlılığı ile ilişkili olduğu gözlendi (p<0,005). Akıllı telefon kullanımı esnasında değerlendirilen yürüyüşün zaman-mesafe karakteristiklerinden destek yüzeyi, tek destek süresi ve sağ çift destek süresinin akıllı telefon kullanımından etkilenmedi. (p>0,005). Elde ettiğimiz sonuçlara göre; telefon kullanımının yol açabileceği postür ve yürüyüş değişiklikleri ile fizyoterapistlere Çalışmamızdan elde ettiğimiz sonuçlara göre bireylere akıllı telefon kullanımı esnasında destekli sandalyelerde oturmalarını, telefon kullanırken kol altına destek almalarını önermekteyiz ve böylece baş aşağı postürün daha az miktarda olabileceğini ve ağrı gibi şikayetlerinin azalabileceğini düşünmekteyiz.

Akıllı telefonlarAğrıCep telefonu+4
Gülnihal Metin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgisayarlı dinamik postürografi değerlerinin vücut kitle indekslerine, cinsiyet ve yaş gruplarına göre değişimi

Denge sistemi çok biyomekanik süreçleri içinde barındıran karmaşık bir mekanizmadır. Bilgisiyarlı Dinamik Postürografi (BDP) cihazı vücudun dengesini değerlendiren altın standartta bir test olup, günümüzde kliniklerde yaygın olarak kullanılmaktadır. BDP her yaş, cinsiyet, boy ve kilodan bireyler için uygulanmaktadır. Ülkemizde BDP ile yapılan klinik çalışma sayısı az olduğundan araştırmamız normatif veriye de katkı sağlayacaktır.Bu çalışmanın amacı, yaş, cinsiyet ve beden kitle indeksinin denge üzerine etkisini incelemek, denge sisteminin değerlendirilmesinde kullanılan Bilgisayarlı Dinamik Postürografi üzerinde etkisinin olup, olmadığını araştırmaktır. Çalışma Özel Acıbadem Kozyatağı Hastanesi, Odyoloji Kliniği'nde gerçekleştirilmiş olup, işitme ve denge ile ilgili şikayeti olmayan 20-60 yaş arasında 70 gönüllü sağlıklı bireylerle yürütülmüştür. Verilerin analizinde SPSS 28.0 programı kullanılmış, hastaların denge puanları değişkenlerle birlikte ortalama ve standart tablosu olarak verilmiştir. Yaş, cinsiyet ve beden kitle indeksi grupları ile denge parametrelerinin ilişkisini belirlemek amacıyla Ki-Kare testi (ChiSquare test) kullanılmıştır. Ki-kare istatistiğinde ''p'' değeri karşılaştırmada anlamlı farkı gösterir ve 0,01 ile 0,05 arasında yer alır. Çalışmamızda p < 0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Erkek ve kadınların denge puanları kıyaslandığında anlamlı fark bulunmadı. Yaşa göre bakıldığında; SOM/AP, VİS/AP, PREF/AP değerleri anlamlı (p>0.05) farklılık göstermemiştir. Yaş≥38 olan grupta VEST/AP ve GLOB/AP değerleri yaş≤37 olan gruptan anlamlı (p<0.05) olarak daha düşüktü. Yaş≤37 ve yaş≥38 olan gruplar arasında SOM/ML ve PREF/ ML değeri anlamlı (p>0.05) farklılık göstermemiştir. Yaş≥38 olan grupta VİS/ ML, VEST/ML ve GLOB/ML değerleri, yaş≤37 olan gruptan anlamlı (p<0.05) olarak daha düşüktü. Vücut kitle indeksine göre değerlendirilen denge puanlarında AP düzlemde gerçekle- şen test durumlarında VKİ<25 ve VKİ≥25 olan gruplar arasında SOM/AP, VİS/AP, PREF/AP, VEST/AP, GLOB/AP değerleri anlamlı (p>0.05) farklılık göstermemiştir. VKİ<25 ve VKİ≥25 olan gruplar arasında SOM/ ML, VEST/ML ve GLOB/ML değerleri anlamlı (p>0.05) farklılık göstermemiştir. VKİ<25 olan grupta VİS/ML değe- ri VKİ ≥ 25 olan gruptan anlamlı (p<0.05) olarak daha düşüktü. VKİ<25 olan grupta PREF/ ML değeri VKİ≥ 25 olan gruptan anlamlı (p<0.05) olarak daha düşüktü. Çalışmamızda tüm katılımcı verilerinin olduğu genel korelasyon analizi sonucunda, artan yaşla birlikte Global ve Vestibüler denge skorlarının azaldığı görülmüştür.

DengeDuruşDuruş analizi+2
Ece Ataç
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Masa başı çalışanlarında postür egzersizlerinin ağrı ve yaşam kalitesine etkisi

Günümüzde, teknoloji alanındaki ilerlemeler sonucunda masa başından yürütülen iş sayısında artış görülmektedir. Bu tür işlerde istihdamdaki artışa paralel olarak eklem ve kas problemleri halk sağlığında önemli bir paya sahip olmuştur. Ara verilmeksizin uzun saatler boyu belirli bir pozisyonda çalışılması hareket etmeyi sağlayan unsurlar arasında dengesizlik meydana getirmektedir. Bu tür durumlar boyundan başlayıp ayaklara dek bütün bedenin farklı bölgelerinde sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunlardan kaynaklanan ağrı ve şikâyetler kişilerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Masa başı çalışanları sabit bir pozisyonda uzun süreli çalışma ve yinelenen hareketlerle işlerini yürütmektedir ancak bu durum ciddi düzeyde bir risk faktörü olup kas ve iskelet sistemi sorunlarına zemin hazırlar. Bu çalışmanın amacı, masa başı çalışanlarına uygulanan postür egzersizlerinin ağrı ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır.Çalışmamıza 20-55 yaş aralığında olan 60 masa başı çalışanı dahil edilmiştir. Katılımcılara 6 hafta boyunca günde 3 kez 15 tekrar olmak şartıyla uygulayacakları egzersiz programı verilmiştir.Egzersiz programı öncesi ve sonrasında katılımcıların ağrı şiddetini belirmek için Vizüel Analog skalasıyla (VAS) yaşam kalitesini değerlendirmek için ise Yaşam Kalitesi Ölçeğinde Kısa Form-36(SF-36) ile değerlendirilmiştir.Yapılan değerlendirme sonuçlarından toplam 60 kişiden 12 kişinin egzersiz sonrası ağrı derecesinin değişmediği gözlenirken 48 kişinin ağrı derecesi azalmıştır. Egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası arasında VAS değeri bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Egzersizin ağrının azalmasına pozitif yönde etki ettiği belirlenmiştir. Yaşam kalitesi ölçeğinin alt parametreleri 8 başlıkta ele alınmıştır. Sonuçlara göre; Duygusal sorunlardan kaynaklanan rol sınırlamaları adlı parametre üzerinde istatistiksel olarak bir etkisi bulunmamıştır (p>0.05). Fiziksel işlev, Fiziksel sağlık nedeniyle rol sınırlamaları, Enerji / Yorgunluk, Duygusal Esenlik, Sosyal İşlevsellik, Ağrı ve Genel sağlık adlı parametreler üzerinde postür egzersizlerinin istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmuştur. (p<0,05).Çalışmamızda,postür egzersizlerinin kişilerin yaşam kalitesi üzerine olumlu yönde etki ettiği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Masa başı çalışanı, postür egzersizi, ağrı, yaşam kalitesi

AğrıDuruşEgzersiz+5
Elif Tuğçe Ersöz
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects