Üretim endüstrisi

Bu konu başlığı altında 100 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Stratejik uyumun işletmenin finansal performansına etkisi: Borsa İstanbul'da işlem gören imalat işletmeleri üzerinde bir araştırma

Örgüt kuramı ve stratejik yönetim alanlarında işletmelerin örgütsel unsurları ile çevreleri arasında uyum sağlanmasının performanslarını arttıracağına yönelik kuramsal tartışmalar devam etmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, işletmelerin strateji-örgüt yapısı uyumuna, strateji-çevre uyumuna ve örgüt yapısı-çevre uyumuna ayrı ayrı sahip olmalarının ve bu değişkenlerin birlikte ele alınmasıyla oluşan çok değişkenli stratejik uyuma (strateji- çevre-örgüt yapısı) sahip olmalarının finansal performanslarına etkilerini sınamaktır. Bu kapsamda Borsa İstanbul'da işlem gören 111 imalat işletmesinden hazırlanan soru formu aracılığıyla toplanan veriler farklı stratejik uyum yaklaşımları çerçevesinde ele alınmış ve düzenleyici değişkenli çoklu regresyon analizi, profilden sapma analizi ve kümeleme analizi teknikleri ile test edilmiştir. Araştırma sonuçları, işletmelerin örgüt tasarımlarında stratejilerinin, örgüt yapılarının ve çevresel koşullarının eş zamanlı olarak ele alınmasının ve birbirleriyle tutarlı olmasının, yani stratejik uyuma sahip olmalarının finansal performanslarını arttırdığını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Stratejik uyum, strateji, çevre, örgüt yapısı, koşul bağımlılık kuramı, konfigürasyon yaklaşımı, finansal performans, düzenleyici değişkenli düzenleyici değişkenli çoklu regresyon analizi, profilden sapma analizi, geştalt.

Finansal performansRekabet stratejileriStrateji+4
Burcu Şefika Doğrul
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2001 ve 2008 finansal krizlerinin Türkiye imalat sanayiindeki 1000 büyük sanayi kuruluşunun performansına etkisi: Performans ölçütü olarak kârlılık, verimlilik, ihracat, istihdam

Türkiye imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1000 büyük sanayi kuruluşunun performans verileri aynı zamanda Türkiye ekonomisinin de genel durumunu önemli ölçüde yansıtmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızda 1997-2014 yıllarındaki 1000 büyük sanayi kuruluşuna ait veriler çalışılarak NACE bazında toplam 24 sektör oluşturulmuş ve her bir sektördeki firmaların yıl bazında kârlılık, verimlilik, ihracat ve istihdam verilerinin ortalama reel değerleri oluşturulmuştur. İlgili veriler iki boyutlu grafikler üzerinde gösterilmiş ve 2001 ile 2008 finansal krizlerinin sektör bazında etkileri incelenmiştir. Sonuçta, yerel olarak değerlendirilebilecek 2001 krizi ile küresel olarak değerlendirilebilecek 2008 krizinden her bir sektör farklı şekilde etkilenmiş olup bazı sektörler krizlerde daha iyi performans göstermiştir. Bu çalışmada İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl yayımlanan imalat sanayiindeki 1000 büyük firmaya ait veriler kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kriz, emek verimliliği, kârlılık, ihracat, istihdam, 1000 büyük firma, imalat sanayi, Türkiye.

Endüstri kuruluşlarıFinansal krizKarlılık+7
Tarık Kılıçaslan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

İmalat sanayiinde rekabet edebilirilik ve karmaşıklık: Ülkelerarası bir analiz

Rekabet edebilirlik kavramı iktisat biliminde sıkça kullanılmakta ve anlamı uzun zamandan beri tartışılmaktadır. Yapılan tanımlar çeşitli açılarına göre farklılaşmasına rağmen, bunlardaki ortak vurgu yaşam standartlarının artırılırken dış ticarette nispi etkinliğin önemidir. Bu çalışmada ilk olarak Türkiye'nin ve seçili ülkelerin çeşitli teknoloji yoğunluklarındaki alt sektörlerinin dünya ihracat paylarındaki değişimin kaynakları 1990-2014 dönemi için BACI verileri kullanılarak pay-değişim analizleri yoluyla araştırılmış ve rekabet edebilirlik bileşeninin bu değişimlerdeki en belirleyici bileşen olduğu görülmüştür. Bununla beraber, son yıllarda hızlı ihracat artışı kaydeden Çin ve Vietnam ile yüksek teknoloji endüstrilerinde İrlanda dünya piyasalarında talebi artan ürünlerdeki uyum performansı sayesinde sektör paylarını daha fazla artırmışlardır. İkinci olarak, bir ekonominin imalat sanayiindeki sahip olduğu endüstri-spesifik ve genel düzeydeki yeteneklerin (yapabilirliklerin) farklı teknoloji yoğunlukları altında rekabet edebilirlik ile ilişkisi araştırılmıştır. UNIDO verilerinin de dahil edildiği tahmin sonuçları, teknoloji yoğun endüstrilerde yapabilirliği temsil eden sektör-spesifik karmaşıklığın rekabet edebilirliğe diğer endüstrilere göre daha fazla katkı sağladığını göstermiştir. Düşük teknolojili endüstrilerde ise makro düzeydeki karmaşıklık rekabet edebilirliğin pozitif ve anlamlı bir belirleyicisidir. Son olarak, endüstri-spesifik karmaşıklığın temel belirleyicilerinin de endüstrinin beşeri sermaye, piyasa yapısı ve yüksek gelirli ülkelerin ithalat yoğunluğu olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Rekabet Edebilirlik, İmalat Sanayii, Karmaşıklık, Sabit Pazar Payı Analizi, Türkiye

KarmaşıklıkRekabetRekabet koşulları+5
Uğur Aytun
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Exporting and employment generation: A study on Turkish manufacturing

The aim of this thesis is to analyze the impact of exports on labor demand in Turkish manufacturing industry. Firm-level production and trade data of Turkish manufacturing industry for 2003-2013 is used in the analysis. GMM (Generalized Methods of Moments) and Random Effects models were used to explore the impact of exports on labor demand. The estimations were carried out for different technology oriented industries, firm sizes, and 2-digit NACE sub-industries to check if the labor demand dynamics change. The results showed that both manufacturing exports and imports have significant and positive impact on the labor demand of the firm. The impact, on the other hand, was found to differ not only in the firms operating in different technology oriented industries but also in different sub-industries of manufacturing and the firms in different sizes. Keywords: Trade and Labor Market Interactions, Labor demand, Manufacturing Industry, Turkey.

International tradeProductionProduction industry+3
Mustafa Özsarı
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rekabette endüstrinin yapısal analizi ve ambalaj endüstrisi örneği

Araştırmanın temel amacı rekabet stratejisi içerisinde ambalaj endüstrisinin yapısal analizini incelemektir. Ambalaj sektörü bir pastaya benzetirsek, önce pastada sahip olduğumuz payı (ciro olarak) korumak, sonra da bu payı arttırmaya çabalamak veya sahip olduğumuz pastayı korumaktır Ambalaj sektörde geçmişin bugünün ve geleceğin analizini yapabilmektir. Firmanın çalıştığı rekabet topluluğunu değerlendirerek, sektörden kaynaklanacak etkilerin en az zarar verebileceği bir pozisyona getirilmesidir. Ayrıca, strateji geliştirme sürecinde verimlilikle ilgili faktörleri, rakiplerin seçimini etkilemeye yönelik taktiklerden daha önemli gördüğü için, aynı zamanda strateji geliştirmeye ekonomik bir yaklaşım sunar.İlk bölümde rekabetin yapısal belirleyicileri olan potansiyel girişimciler, ikame ürünler, müşteriler, tedarikçiler ve bunların rekabet etme gücüne olan etkileri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Mevcut rakipler arasındaki rekabet, sektör yapısının analizi, rakiplerin analizleri anlatılmıştır. İkinci bölümde endüstriyel yapısal analizi rekabet yapısı içerisinde endüstrinin değerlendirilmesi anlatılmıştır. Üçüncü kısımda ise rekabet stratejileri içerisinde ambalaj endüstrisi yapısal analizi anlatılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Ambalajlama, Endüstri, Güç, Müşteri profili, Pazarlama, Rekabet, Teknoloji, Yapısal analiz.

Ambalaj endüstrisiEndüstriRekabet+4
Aynur Başol
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal kaynak planlaması ve işletme maliyetleri ile yönetime stratejik kararlar alma açısından katkıları üzerine örnek bir imalat sanayi işletmesi çalışması

Ekonomideki hızlı değişimler, işletmelerin de yapısında değişikliklere neden olmuş ve işletmelerin daha kurumsal hale gelmeleri için adım atmalarına sebebiyet vermiştir. Bu nedenle, özellikle üretim işletmeleri faaliyetlerini yürütürken hem standardize edilmiş bir iş akış süreci tasarımının gerçekleşmesi, hem de bağlanma ve bilgi maliyetlerinin azaltılması suretiyle işletme performansının artırılmasına yönelik yeni arayışlara girmiştir. Teknolojinin hızla gelişmesi ve dünyanın küreselleşmesi, Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) Sistemlerini ekonomik alanda bir ihtiyaç olarak ortaya çıkarmıştır. Bu aşamada ERP, gerek maliyetlerin azaltılması gerekse stratejik karar alma noktasında yönetime sağlayabileceği kolaylıklarla firma performansının yükseltilmesine olumlu katkılar sunabilecek önemli bir araçtır. Çalışmanın birinci bölümünde geçmişten günümüze tarım ve sanayi devrimi ile başlayıp, bilgi teknolojileriyle devam eden sürecin gelişimi ve bu süreç içerisinde her bir aşamaya ait temel kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümünde ERP'den beklentiler, maliyet ve işletme performansına etkileri ve ERP'deki yeni yaklaşımlar literatür incelemesi eşliğinde sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise örnek bir işletme üzerinde yürütülen uygulama çalışmasına yer verilmektedir. Söz konusu firma bir imalat sanayi işletmesi olup; firmanın ERP'ye geçiş süreci ve ERP'nin firmada yarattığı finansal ve finansal olmayan etkiler incelenerek analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen uygulama çalışması ERP'nin amaç değil bir araç olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizmektedir. Öyle ki, literatürdeki mevcut algının tersine, profesyonel bir ekip tarafından belli bir plan ve proje yönetimi dahilinde ERP uygulamasının gerçekleştirilmesi halinde; kurumsallaşmasını tamamlamayan işletmelerde dahî olumlu sonuçların alınabileceği görülmüştür. Böylece yönetim tarafından alınacak kararlar doğrultusunda, uygulama alanlarında (personel politikası, teşkilat yapısı, yatırım kararı vb.) yapılacak değişikliklerle, ERP'nin işletmelerde yeni bir dönüşüm sürecini beraberinde getirebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler:Kurumsal Kaynak Planlama (ERP), Örtük Bilgi, Kurumsallaşma.

Karar vermeKurumsal kaynak planlamasıKurumsallaşma+6
İsmail Işıktaş
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tam zamanlı üretim sisteminin porselen, çini ve seramik sektöründe uygulanabilirliği ve Kütahya ilindeki işletmelerde bir uygulama

ÖZET El emeği göz nuru ufak atölye üretimlerinden, çok çeşitte, çok sayıda tamamen teknolojik ve kontrollü üretim yapan fabrikasyon üretime geçiş yapılıyor. Artan nüfusun sürekli farklılaşan ihtiyaçlarına cevap vermeyi hedefleyen her sektör, kısa zamanda çok geniş ürün yelpazesinde, düşük maliyetle üretim yapmak zorunda bırakıldı. Tam zamanında üretim sistemi de bu ihtiyaca cevap verebilmek için geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Çini, porselen ve seramik üretimi Kütahya ili genelinde gerek sanatsal, gerekse ekonomik boyutuyla önde gelen iş kollarından biri olmuştur. Günün zorlaşan pazar şartlan, artan maliyetler ve müşterilerin yükselen beklentileri sonucu sektörde kendini yenileme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Gelişmenin nasıl sağlanabileceği noktasında, tam zamanlı üretim modelinin sektöre uygulanabilirliğinin anlaşılması için bu çalışma yapılmıştır. Araştırmada karşılıklı görüşme ve anket teknikleri uygulanmıştır. Veriler elde edildikten sonra dışsal güvenilirlik testi yapılmış, frekans ve çapraz çizelgeleme analizlerine yer verilmiştir. Çalışmada ana araştırma sorusu "Tam zamanında üretim sistemi seramik sektöründe uygulanmaya uygun mudur?". Ana araştırma sorusunun incelenebilmesi için oluşturulan dört alt araştırma sorusu da "Seramik sektöründe ve tam zamanında üretim sisteminde uygulanan kalite kontrol mekanizmaları birbirlerine uyum sağlamakta mıdır?", "Seramik sektöründe ve tam zamanında üretim sisteminde uygulanan tedarikçi ilişkileri birbirlerine uyum sağlamakta mıdır?", "Seramik sektöründe ve tam zamanında üretim sisteminde uygulanan işgören yaklaşımları birbirlerine uyum sağlamakta mıdır?", "Seramik sektöründe ve tam zamanında üretim sisteminde uygulanan stok anlayışı birbirlerine uyum sağlamakta mıdır?" olarak belirlenmiş ve analizler sonucu stok kontrolü alt araştırma sorusu ret edilmiştir. Çalışmanın sonucunda ana araştırma sorusu tam anlamıyla kabul edilememiştir. Bunun sebebi alt araştırma sorularının tamamının kabul edilememesidir. Çalışmanın sonunda yapılan analizler sonucu elde edilen bulgular yorumlanmış ve sektörde tam zamanında üretim sisteminin uygulanabilmesi için gerekli olan değişiklikler önerilmiştir.

Porselen sektörüSeramik sektörüTam zamanında üretim+3
Atıl Taşer
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmalat sanayinde dijital dönüşüm: Gaziantep örneği

İnsanlık tarihinde meydana gelen tüm teknolojik değişimler ve yaşanan tüm sanayi devrimleri toplum, ekonomi ve firmalar üzerinde mutlaka iz bırakmıştır. Artan dijitalleşme ile beraber firmalar, ulusal ve uluslararası piyasada var olabilmek için rekabet stratejilerinde değişikliğe gitmek zorundadırlar. Tüm bunlara ek olarak Endüstri 4.0 ile birlikte gelişen teknolojiler pazar performansı, rekabet stratejisi ve üretimde önemli etkiler sağlamaktadır. Bu araştırmada, Gaziantep ilinde faaliyet gösteren 4 imalat sektörü (tıbbi cihazların imalatı, tekstil, kimya, makine) Endüstri 4.0 teknolojilerinin kullanımı, farkındalığı, kullanımında karşılaşılan problemler ve faydaların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yapıldığı Gaziantep şehrinde genellikle tekstil sektörüne bağlı olarak kimya ve makine sektörlerinin de geliştiği tespit edilmiştir. Teknolojik değişimle yaratılan devrim, ekonominin her kesiminde özellikle imalat sektöründe yeni üretim biçimlerinin ve araçlarının ortaya çıkmasıyla kendini göstermektedir. Bu teknolojik değişimin izlerini özellikle emek-yoğun sanayinin yoğunlaştığı bir üretim alanında görmek amacıyla bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme metodu kullanılmış ve Gaziantep'te faaliyet gösteren 4 imalat sektöründen (tıbbi cihazların imalatı, tekstil, makine, kimya) yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde Gaziantep imalat sanayisinde tıbbi cihazların imalatı haricinde ciddi manada Endüstri 4.0 teknolojileri kullanımı ile ilgili eksiklikler görülmektedir. Başta finansman ile ilgili problemlerle birlikte birçok problem dijital teknolojilerin kullanımına engel olmaktadır.

Bilgisayar destekli otomasyonEkonomik coğrafyaEndüstri 4.0+6
Ozan Sezen
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İmalat sektöründe kalite güvencesi ve proses kontrol sistemlerinin belirlenmesi

- 277 - ÖZET Günümüzde pazarda yeralan ürün ve hizmet tercihinde %80 oranında kalitenin etken olduğu koşullar geçerliliğini sürdürmektedir. Hedeflenen kalite düzeyine ulaşmak için temel araç olarak Kalite Güvence Sistemi'nin oluşturulması gerekmektedir. KGS, bir ürünün elde edilmesindeki tüm aşamalarda kaliteli üretimi gerçekleştirmeye yönelik çalışmaları kapsar. Bir ürün için ön görülen ve gerekli olan kalite düzeyini tasarımdan başlayarak her aşamada kalıcı olarak sağlanmasındaki etkinliklerin tümüdür. KGS'nin oluşturulmasında gözönüne alınacak noktalar, organizasyon, denetim, planlama, dokümantasyon, düzeltme faaliyetleri, tasarım kontrolü, ölçü cihazlarının kalibrasyonu, istatistiksel teknikler, giriş ve proses kontrolü, uygun olmayan malzemelerin kontrolü, taşıma-depolama-ambalajlama, eğitim ve motivasyondur. Bu çalışmada, kalite kavramının zaman içinde gelişimi çerçevesinde bugün ulaşılan KGS'i anlayışı incelenerek işletmelerin kalite olgusuna sistematik yaklaşımların sağlayacağı yararlara değinilmiştir. Burada amaçlanan, orta ölçekli işletmelerde KGS'nin kurulması ve yürütülmesi aşamalarında yönlendirici bir rol oynamaktır. Bu amaç doğrultusunda, KGS'nin kurulabileceğini örneklemek amacıyla bu kategoriye giren orta ölçekli bir işletme olan X Döküm A.Ş. model olarak seçilmiştir. Temelde KGS'nin kurulması için gerekli olan Kalite Güvencesi El Kitabı ve Prosedürlerdir. ISO 9002 ve Kalite Güvencesi Manueli baz alınarak, KG'nin dokümantasyon kısmı hazırlanmıştır. îstatistiksel Proses Kontrol'un dökümhanelerdeki uygulamalarına örnekler verilmiş ve sonuçlar irdelenmiştir. Kısaca, KGS kalitede işletmeleri mükemmelliğe ulaştıracak olan bir yönetim felsefesidir ve rekabet koşullarında başarılı olmanın tek yoludur.

ISO 9000Kalite güvence sistemiKalite kontrol sistemi+2
Funda Kahraman
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmalat sanayisinde iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının değerlendirilmesi: Çankırı ili örneği

Bu tez çalışmasının amacı imalat sanayisinde iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının incelenmesi ve belirlenmesidir. Bu doğrultuda kapsamlı bir şekilde literatür taraması yapılmış ve çalışma konumuzla direkt olarak bağdaşan çalışmalar ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir. Yapılan literatür çalışması kapsamında, imalat sanayinde iş sağlığı ve güvenliği alanında deneyimli çalışanlarla birebir görüşmeler yapılımış ve bu görüşmeler neticesinde imalat sanayisinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin uygulanmasına etki eden öncelikli durumlar belirlenmiştir. Bu kapsamda imalat sanayisinde iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının araştırılması için bir anket geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Elde edilen anket bulguları doğrultusunda katılımcıların iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının belirlenmesi için frekans analizi gerçekleştirmiştir. Katılımcıların görüşleri frekans analiz sonuçlarına göre ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda imalat sanayisinde iş sağlığı ve güvenliği farkındalığını belirleyen en önemli etkenler detaylı bir şekilde incelenmiş ve uzmanlardan farklı görüşler alınmıştır. Bu incelemeler ve uzman görüşleri kapsamında imalat sanayisinde iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının artırılması ve geliştirilmesi amacıyla iş güvenliği profesyonelleri için bazı değerlendirmeler ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, İmalat Sanayi, İş Sağlığı ve Güvenliği Farkındalığı.

FarkındalıkÜretim endüstrisiİş güvenliği+2
Hicran Çakmakçi
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Teknolojinin işgücü ve üretim üzerindeki etkileri (Türkiye' de imalat sanayinin incelenmesi)

Uluslar arası alanda rekabet edebilmenin temel koşulu ucuz ve kaliteli ürün üretebilmektir. Yani düşük maliyetle kaliteli ürün üretmek üretim teknolojisinin yenilenmesine ve geliştirilmesine bağlıdır. Uluslar arası pazarlarda yoğun rekabetin yaşandığı bir ortamda başarılı olabilmek için ülkenin yapısına ve özelliklerine uygun ve en yeni teknolojilerin kullanılması gerekmektedir. Bu yüzden üretim teknolojisinin sürekli geliştirilmesi, kalkınma açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada Türkiye imalat sanayi verimlilik, teknolojik gelişme, sermaye, emek ve üretim yönünden incelenmektedir.Birinci bölümde Teknolojinin genel tanımı verilip, iktisadi ekollerin teknolojik gelişmelerin ekonomi ile ilgisini anlatan görüşlerden bahsedilmiştir.İkinci bölümde Teknolojinin emek ve üretim üzerine etkilerinden Teknolojinin istihdam, işin niteliğine ve sendikalaşma üzerine etkilerinden bahsedilmiştir.Üçüncü bölümde İmalat Sanayi yapısı ve verimliliği incelenmiştir. Bu kapsamda işgücü verimliliği, sermaye verimliliği ve bunların artış hızları incelenerek imalat sanayinin ana sektörleri itibariyle karşılaştırılmaları yapılmıştır. Ayrıca İmalat sanayinin verimlilik ve gelişmesinin üretim fonksiyonları ile incelenmesine yer verilmiştir. Bu bölümde imalat sanayinin ana sektörlerinde üretim fonksiyonu yardımıyla verimlilik, teknolojik gelişme ve Teknolojinin emek, üretim ve sermaye ile ilişkileri incelenmiştir.Dördüncü bölümde, genel değerlendirme, sonuç ve önerilerle tamamlanmıştır.

TeknolojiTeknolojik gelişmelerVerimlilik+4
Gizem Kocabaş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmalat sanayinde inovasyon: Sanayi kuruluşlarında inovasyon aktivitelerinin inovasyon performansı üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de imalat sanayi sektöründe inovasyon adına neler yapıldığını ortaya koymak ve inovasyon aktivitelerinin (türleri, işbirlikleri ve engellerinin) inovasyon performansı üzerinde etkilerinin olup olmadığını incelemektir.Çalışmada, inovasyon aktiviteleri ve inovasyon performansını ortaya koyan göstergeler Türkiye'nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşu arasına giren 110 imalat sanayi kuruluşuna uygulanan anket çalışmasıyla belirlenmiştir. İnovasyon türlerindeki çoklu iç ilişkiyi ortadan kaldırmak için değişkenler faktör analizine tabi tutulmuş, aktivitelerin inovasyon performansı üzerinde etkilerinin olup olmadığının incelenmesi için regresyon analizi ve bağımsız iki örnek t- testi uygulanmıştır. Analiz sonucunda; inovasyon türlerinin ve işbirliklerinin inovasyon performansını olumlu etkilediği, inovasyon engellerinin ise beklenenin aksine inovasyon performansı üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, inovasyon performansı, faktör analizi, regresyon analizi, bağımsız iki örnek t-testi

EndüstriEndüstri işletmeleriEndüstri kuruluşları+5
Seda Kanber
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sipariş üretimindeki gecikmelerin lojistik regresyon analizi ile belirlenmesi

Günümüzde Tedarik Zinciri Yönetimi olgusunun işletmelerin yaşam süreçleri ve performansları üzerindeki ekkisi büyüktür. İmalat sanayi sektöründe varlığını sürdüren bir işletmede ise, tedarik zinciri yönetiminin en önemli halkalarından birisi sipariş bilgileri ve işletmenin üretim performansıdır. Bu çalışma, sipariş parametrelerinin, siparişin zamanında gerçekleşme ihtimalini tahmin etmede kullanılabilir olduğunu kanıtlamayı amaçlamaktadır. Böylelikle imalat sanayi işletmelerinin ve işletme karar alıcılarının bu modelleme ile siparişler üzerine karar almada ve kararlarının sonucuna ulaşabilmede, daha isabetli olmaları sağlanabilinecektir. Bununla birlikte, tedarik zinciri yönetiminin birçok halkasında da bu yaklaşımın uygulanabilirliği tartışılacaktır

Lojistik regresyon analiziLojistik regresyon modelleriSipariş+4
Serkan Baş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşletmelerde ticari alacak ve borç politikasının belirleyicileri: BİST imalat sanayii üzerinde ekonometrik bir uygulama

Bu çalışmanın amacı işletmelerin ticari alacak ve ticari borç yönetimi için güncel ekonometrik modeller oluşturmaktır. Bu çerçevede, Borsa İstanbul'da imalat sektöründe faaliyet gösteren 110 firmanın 1998 – 2004(TFRS öncesi) ve 2008 – 2014(TFRS sonrası) dönemlerine ait çeyrek dönem verisi kullanılarak ticari alacak ve borç politikasına yön verecek ekonometrik modeller oluşturulmuştur. Kurulan birinci model, ticari alacaklara yatırım yapan işletme(vade tanıyan işletme)'nin finansal belirleyicilerini, ikinci model ticari borç finansmanı sağlayan işletme(vade tanınan işletme)'nin finansal belirleyicilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Kurulan her bir modelin değişkenleri için yatay kesit bağımlılığı testleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra her bir değişkene ait 1.nesil ve 2.nesil birim kök analizi yapılmıştır. Serilerin durağan olup olmamasına göre durağan değişkenler doğrudan alınırken durağan olmayan değişkenlerin birinci farkı alınarak modeller kurulmuştur. TFRS sonrası ve öncesi dönemler için model 1 ve model 2 ortaya koyulmuştur. Her iki dönemin her iki model tahmini için de gerekli varsayım(öntest) işlemleri gerçekleştirilmiş ve ardından dirençli tahmincilerden hem kümelenmiş standart hatalar yöntemi hem de driscoll – kraay tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde TFRS sonrası ve öncesi dönemlerde ticari alacaklar ile ticari borçların arasında pozitif ilişki; her iki dönemde de ticari alacaklar ile satışlar, stoklar ve likidite arasında negatif ilişki tespit edilmiş olup ticari alacak ve karlılık arasında sadece TFRS sonrası dönemde negatif ilişki tespit edilmiştir. Her iki dönemde de ticari borçlar ile stoklar arasında pozitif ilişki; karlılık arasında negatif ilişki tespit edilmiş olup sadece TFRS sonrası dönemde ticari borçlar ile likidite ilişkisi pozitif olarak tespit edilmiştir.

Alacak yönetimiBorsa İstanbulBorçlanma yönetimi+7
Cengizhan Karaca
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dolaylı finansman kaynaklarının endüstri-içi ticaret ve çıktı açığı üzerine etkisinin Türkiye için değerlendirilmesi(2000-2015)

Gerçekleşen finansal ve ticari liberalizasyon süreciyle, ülkelerin ticari ve finansal yapıları değişikliğe uğramıştır. Küreselleşme sürecinin beraberinde getirdiği etkilerle, gerçekleşen ticaret içinde endüstri-içi ticaretin payı giderek artmaktadır. Gelişmekte olan ülke ekonomilerinde yaşanan fon sıkıntısı, bu sorununun çözümüne yönelik olarak kredi piyasalarının gelişmesine neden olmuştur. Bu bağlamda ekonomilerin lokomotif sektörleri arasında gösterilen imalat sanayinin üretim ve ticaret yapısının endüstri-içi ticaret ve kredi olanaklarından etkilenmesi beklenmektedir. Bu kapsamda 2000-2015 dönemi içinde imalat sanayi bazlı veriler kullanılarak, Türkiye ekonomisi imalat sanayinde sağlanan kredilerin ensütri-içi ticareti ve dolayısıyla GSYİH nasıl etkilediği, ayrıca imalat sanayine sağlanan kredi olanaklarının üretim açığı üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Analiz kapsamında, imalat sanayine kullandırılan kredilerin imalat sanayi endüstri-içi ticaret üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu bu etkinin GSYİH'yı etkileyerek çıktı açığına tesir ettiğini; imalat sanayine kullandırılan kredilerin imalat sanayi üretim açığının bir nedeni olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Dolaylı yabancı sermaye yatırımlarıEndüstri içi ticaretFinansal kaynaklar+7
Derya Türker
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de 2000 yılı sonrası reel efektif döviz kuru endeksinde meydana gelen değişmelerin imalat sanayi üzerinde etkisi

Dünya ekonomisinde imalat sanayi sektörü ülkelerinin gelişmişlik düzeyini değiştiren önemli etmenlerden biri olduğu bilinmektedir. Türkiye'nin sanayi sektörünün yapısı dikkate alındığında imalat sanayinin önemi ortaya çıkmaktadır. Ülkeler arasında ticaret döviz aracılığıyla yapılması sebebiyle döviz kurlarındaki değişmeler imalat sanayiyi etkilemektedir. Türkiye'nin girdi, ara malları ve enerji konusunda dışa bağımlı olması küresel rekabet gücünü düşürmektedir. İmalat sanayinin dış ticaretteki payının yüksek olması sebebiyle reel efektif döviz kuru endeksinde meydana gelen değişmelerden daha fazla etkilenmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de 2000-2020 yılları arasında reel efektif döviz kuru endeksinde meydana gelen değişmelerin imalat sanayi sektörünü nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda yapısal kırılmalı birim kök analizleri, En Küçük Kareler Yöntemi (EKK) ve Vektör Otoregresyon (VAR) analizi uygulanmıştır. ÜFE Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru Endeksi ve İmalat Sanayi Üretim Endeksi değişkenleri kullanılarak 2000:M1-2020:M12 dönemlerini kapsayan aylık veriler ile analizler yapılmıştır. Yapılan birim kök analizlerinin sonucunda yapısal kırılmaların meydana geldiği tespit edilmiştir. En Küçük Kareler Yöntemi sonuçlarına göre iki değişken arasında negatif ve güçlü ilişki tespit edilmiştir. VAR analizi sonuçları desteklemektedir.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıReel Efektif Döviz Kuru Endeksi+3
Furkan Akdin
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Post-keynesyen fiyatlandırma yaklaşımı: Türkiye imalat sanayiinde bir uygulama

Bu tez çalışması, iktisadın en önemli konularından birisi olmasına rağmen ana akım yaklaşımların tatmin edici bir şekilde açıklayamadığı fiyatlandırma konusunu ele almaktadır. Kapitalist üretim biçiminde, mübadele amacıyla üretilmiş her şeyin bir fiyatı vardır. Emeği ve diğer girdileri bir araya getirerek üretim yapan kapitalistler, zorlu rekabet şartları içinde firmalarını büyütmek, pazar paylarını korumak veya varlıklarını sürdürebilmek gibi amaçlarla çeşitli stratejik kararlar vermek durumunda kalırlar. Fiyatlandırma da bu kararlardan birisidir. Böyle bir ortamda firmaların, piyasa koşullarınca belirlenmiş fiyatı veri alarak, üretim miktarlarını ayarladıklarını varsaymanın, gerçek dünyayla uyuştuğunu söylemek pek mümkün görünmemektedir. Ana akım iktisadın dışında kalan Post-Keynesyen iktisat, gerçek dünyanın iktisadi ilişkilerinde sınai fiyatların çeşitli stratejik kararlar doğrultusunda firmalar tarafından idari olarak belirlendiğini ileri sürmektedir. Yalın ve gerçekçi bir çerçeveye oturan bu görüşe göre firmalar, hesapladıkları maliyet temeline bir marj (mark-up) uygularlar. Fiyatlandırma işlemi açısından mark-up oranını etkileyen faktörler de önem arz etmektedir. Bu faktörlerden en bilineni, firmanın sahip olduğu tekel gücüdür. Tekel gücünün, firmaya fiyat belirleme davranışında avantaj sağladığı ileri sürülmektedir. Bunun yanında sanayi ürünleri genellikle dış ticarete konu olan ürünlerden oluştuğu için, dış ticarete ilişkin faktörlerin de fiyatlandırma davranışını etkilediği düşünülmektedir. Bu çalışmada, fiyatlandırma davranışının kuramsal temelleri Post-Keynesyen iktisadın bakış açısından incelenmiş ve Türkiye imalat sanayiinin iki haneli 22 alt sektöründe 2003-2015 dönemi için ampirik olarak sınanmıştır. Elde edilen ekonometrik bulgular, Post-Keynesyen maliyet temelli fiyatlandırma hipotezini destekler niteliktedir. Mark-up oranlarının emek dışı maliyetlerle birlikte sınai fiyatları belirlemede önemli rolü olduğu ve bu rolün eksik rekabetçi sektörlerde, rekabetçi sektörlere göre daha kuvvetli olduğu görülmektedir. Bununla birlikte 2008 krizi sonrasında mark-up oranının etkisinde görülen ciddi düşüş (katsayısında azalma), imalat sanayinin geneli için kriz öncesindeki birikim sürecinin yavaşladığına ve fiyat belirleme gücünde bir aşınma olduğuna işaret etmektedir. Dış ticaret liberalizasyonunun ise piyasa disiplini hipotezinin aksine, sektörel fiyatları artırıcı yönde etki ettiği bulgusuyla karşılaşılmaktadır. Bu durum, imalat sanayi sermayesinin artan dış ticaret liberalizasyonuna fiyatları artırarak uyum sağladığı şeklinde yorumlanabilecektir. Anahtar kelimeler: Post-Keynesyen iktisat, fiyatlandırma, mark-up, imalat sanayi, panel veri analizi.

Ekonomi politikalarıFiyatlandırmaMarj+6
Kerem Kiper
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların imalat sanayi üzerindeki etkisi: 2000'den günümüze Türkiye örneği

Sanayileşme ile birlikte ülkelerin ekonomilerinde enerji kaynakları giderek daha önemli bir yer tutmaktadır. Birincil enerji kaynaklarından petrol, tüketicilerin günlük hayatında kullandığı birçok malın içerisinde yer almakta ve üretim sektörü için önemli bir girdi olarak kullanılmaktadır. Petrol imalat sanayinin en önemli girdisi, imalat sanayi de ekonomik büyümenin itici gücüdür. Fakat Türkiye'deki petrol rezervi kendi imalat sanayi ihtiyacını karşılayacak miktarda olmadığından söz konusu üretim kaynağı ithalat yoluyla sağlanmaktadır. Ayrıca Türkiye'nin gerçekleştirmiş olduğu ithalat içerisinde enerji ithalatının ilk sırada yer alması ve birincil enerji talebi içerisinde en yüksek payın petrole ait olması petrol fiyatlarındaki değişimlerin Türkiye için önemini açıklamaktadır. Bu çalışmada petrol fiyatlarında meydana gelen değişimlerin imalat sanayi üzerindeki etkisi zaman serisi analizi kapsamında, Vektör Otoregresif (VAR) model uygulanarak araştırılmaktadır. Granger Nedensellik testi sonucunda, petrol fiyatları ile imalat sanayi kapasite kullanım oranı ve imalat sanayinin GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) içindeki payı değişkenleri arasında bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Varyans Ayrıştırma analizi sonucunda ise, imalat sanayi üretim endeksinin %40, imalat sanayi kapasite kullanım oranının %50 oranla petrol değişkeni tarafından açıklandığı tespit edilmiştir.

Ekonomi politikalarıEmtia fiyatlarıEnerji fiyatları+7
Nurefşan Diken Saygılı
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

An empirical study on factors affecting intra industry trade in the manufacturing sector of selected countries

The purpose of this study is to testthe relationship between the intra-industry trade, that have recently attracted attention on itself and have an important place in national economies, and selected variables. This research was implemented with data respecting to manufacturing sector in the range of 2000-2016 for the top ten economies in 2016. In this research, the relationship between intra-industry trade and market size, economic development level, foreign direct investment, trade imbalance, and outward openness variables were tested by using panel causality analysis. Parallelism was observed between results which obtain from research and results in the previous researchs. According to analysis results, there are mutual positive relationship between the intra-industry trade and the level of economic development, the market size and foreign direct investment, while there is a mutual negative relationship between the intra-industry trade and outward openness. Additionally, there is an unilateral negative relationship between the intra-industry trade and trade imbalance.

OpennessIntra-industry tradeCausality+5
Zeynep Köse
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de imalat sanayiinde kadın istihdamına yönelik sektörel bazda bir analiz: Manisa ili örneği

Bir ülkenin gelişmişlik göstergesi kadınların işgücüne katılımı oranlarının yüksek olmasıyla ilişkilidir. Buna karşın kadınların işgücüne katılımında, düşük ücret düzeyi, cinsiyet ayrımcılığı, çocuk bakımından sorumlu olma, eğitim seviyesinin yeterli olmaması gibi birçok engel bulunmaktadır. Bu bağlamda ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesi için, kadınların işgücüne katılımı ve bu yönde politikaların geliştirilmesi ve uygulanması son derece önemlidir. Bu çalışmanın birinci bölümünde işsizlik, işgücü, istihdam, kadın istihdamı tanımları kavramsal boyutuyla ele alınmıştır. Kadınların işgücü piyasasına girmesinin önündeki engeller gerek literatür taraması gerekse istatistiki veriler analiz edilerek tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümünde ise, Türkiye'de ve dünyada tarihsel süreçte kadın istihdamı incelenmiş, kadın istihdamının istatistiki verilerle değişim ve dönüşümünün yanısıra hukuksal boyutu ve etkilerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, çalışmanın merkezi olarak seçilen Manisa ilinde imalat sanayiinde çalışan kadın işçilerin çalışma koşullarına ilişkin yapılan nicel bir araştırma ile 250 kadın çalışana anket uygulaması ve elde edilen verilerin değerlendirilmesi yer almaktadır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre kadınlar, imalat sanayiinde geçici ve vasıfsız işlerde çalışmaları nedeniyle düşük ücret aldığını düşünmektedirler. Ayrıca çalışma ortamlarındaki sorunların aile hayatlarını da etkilediği gerekçesi ile bu sektörü daha az tercih etmektedirler.

KadınlarManisaÇalışan kadınlar+5
Kübra Akkuş
Manisa Celal Bayar University
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ekonomisinde sanayisizleşme olgusu

Bu çalışmada, 1980'lerde neo-liberal politikalar sonucu ortaya çıkan sanayisizleşme olgusunun Türkiye ekonomisindeki varlığı araştırılacaktır. Sanayisizleşme kavramı genel olarak ekonomik faaliyetlerin imalat sanayiden hizmetler sektörüne dönüşümünü ifade etmektedir. 1990'lara kadar yapısal dönüşüm olarak adlandırılan bu kavram, 1990'lardan sonra küreselleşme ve kapitalizmin ilerlemesiyle birlikte sanayisizleşme ismini almış ve popüler bir söylem haline gelmiştir. Sanayizleşmenin tespitinde ise imalat sanayinin istihdam ve reel katma değer payındaki azalışları temel ölçüt olarak kullanılmaktadır. Sanayisizleşme olgusu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde farklı şekillerde ortaya çıkmıştır, Türkiye'deki yansımaları ise 1980'li yıllardan itibaren görülmeye başlamıştır. Ekonomide sanayinin geri plana atılması ve hizmet odaklı büyüme modelinin tercih edilmesi Türkiye'nin krizlere karşı daha kırlıgan hale gelmesine neden olmuştur. Bu çalışmada Türkiye'deki sektörel gelişmelerin durumu ele alınarak, ekonomide sanayisizleşme olgusunun olup olmadığı ARDL sınır testi yaklaşımı ile araştırılmıştır.

EndüstriEndüstri politikalarıEndüstri sektörü+4
Anıl Kayıran
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İhracata dayalı büyüme modelinin imalat sanayi üzerinde yarattığı etkiler (1980 sonrası)

Bu çalışmada; Türkiye'de ihracata dayalı sanayileşme sürecinde meydana gelen değişimin, imalat sanayi ihracatının 1980 sonrası sağladığı gelişim üzerindeki etkileri incelenmiştir.Türkiye imalat sanayi analizinden önce; sanayileşme stratejileri ve dış ticarete ilişkin yaklaşımlar değerlendirilmiştir. Değerlendirmenin ardından çalışmamızda imalat sanayinin genel yapısı ve dış ticareti hakkında bir ekonomik analiz yer almaktadır.Bu analizlerden anlaşılmaktadır ki; imalat sanayi üretim, istihdam ve dış ticaret konularında Türkiye'nin en büyük sanayi dallarından birisidir. Özellikle ülkenin toplam ihracatı içerisindeki payı, imalat sanayini diğer sanayi kollarından ayıran en önemli etkendir. Dolayısıyla, Türkiye'nin dünya ticareti içerisindeki en önemli kozu haline gelen imalat sanayinin desteklenmesi ve bu doğrultuda aralarındaki pozitif ilişki kanıtlanmış olan ihracata dayalı büyümeye yönelik sanayileşme politikalarının uygulanmaya devam edilmesi gerekmektedir. Aksi halde, imalat sanayinin dış piyasadaki rekabet gücünü kaybetmesi, bu sanayi dalının ekonomik etkinliğini de büyük ölçüde ortadan kaldıracaktır.Bu bağlamda araştırmamızın sonundaki analizlerde, ihracat yoğunluğu ile imalat sanayi ihracatı arasındaki ilişkinin derecesi belirlenmiş ve elde edilen sonuçlara göre, ihracata dayalı sanayileşme stratejilerinin imalat sanayi ihracatı açısından önemi vurgulanmaya çalışılmıştır.

BüyümeBüyüme modelleriBüyüme stratejileri+6
Deniz Züngün
Manisa Celal Bayar University
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Piyasaya girişi belirleyen unsurlar: Türk imalat sanayi üzerine bir uygulama

Küreselleşen dünyada rekabet unsuru, ekonomik açıdan ülkelerin kaçınılmaz bir gerçeği olmuştur. Piyasaya girişlerin ve çıkışların serbest olması, endüstrinin gelişmesine, yeniden yapılanmasına ve rekabet sisteminin daha iyi çalışmasına imkan tanırken, piyasaya giriş engellerinin bulunduğu da bir gerçektir. Yerleşik firmalar, bulundukları piyasada bir takım giriş engelleri yaratarak durumlarını korumak isterken, bu durum, potansiyel firmaları bu engelleri aşmak için teşvik etmekte ve yerleşik firmalardan daha yenilikçi ve daha üstün stratejiler üretmelerini sağlamaktadır. Endüstrinin gelişmesinde ve yeniden yapılanmasında şart olan piyasaya giriş ve çıkışların serbest olması için piyasaya giriş ve çıkış engellerinin olmaması gerekmektedir. Bu çalışmada, piyasaya girişi etkileyen çeşitli değişkenlerin ve bunun yanı sıra önceki döneme ait giriş ve çıkış davranışının cari dönem giriş üzerindeki etkisi analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu analiz bir panel veri analizidir. 1996- 2001 yılları arasında, 60 Türk imalat sanayindeki veriler panel veri tahmin yöntemine uygun şekilde bir araya getirilmiştir. Uygulamada, bağımlı değişken, cari dönemdeki giriş oranı, bağımsız değişkenler, bir dönem önceki giriş oranları, bir dönem önceki çıkış oranları, geçmiş karlılık oranı, endüstri büyüme oranı, reklam harcamaları ve arge harcamalarıdır. Sonuçlar bu değişkenlerden öncelikle önceki dönem giriş, kârlılık, endüstri büyüme oranı gibi değişkenlerin cari dönem girişi açıklamada önemli ve anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra, reklam ile ar-ge harcamalarının etkisiz olduğu gözlenmiştir. Bu durum, reklam ve ar-ge harcamalarının nisbi düşüklüğü nedeniyle Türk imalat sanayinde önemli bir giriş engeli oluşturmadığı anlamına gelmektedir.

Araştırma-geliştirmeEkonomi teorileriGiriş engelleri+6
Eda Gürsel
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmalat işletmelerinde çevre duyarlılığı

Bu çalışmada; çevre duyarlılığı değişkeni ile satış performansı, maliyet, kalite, işletme imajı, toplumsal baskı, hammade-enerji-proses verimliliği ve ekolojik yapı değişkenleri arasındaki ilişkiler Gaziantep'teki 68 imalat işletmesinde anket tekniği kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma kapsamında elde edilen verilere göre çevre duyarlılığı değişkeni ile satış performansı, maliyet, kalite, işletme imajı, toplumsal baskı, enerji-hammadde-proses verimliliği ve ekolojik yapı değişkenleri arasında pozitif ilişki olduğu görüşü ortaya çıkmıştır. Yani çevre duyarlılığına sahip işletmelerde bu değişkenlerin pozitif olarak etkilendiği kanıtlanmıştır.Ayrıca bu çalışmada işletmelerde çevre duyarlılığının yerleşmesi için neler yapılması gerektiği ve işletmelerin ne ölçüde çevreye duyarlı olduğu tesbit edilmiştir. Elde edilen verilere göre araştırma kapsamındaki işletmelerin büyük çoğunluğun çevreye karşı duyarlı olduğu görülmüştür.

Sürdürülebilir çevreÇevreÇevre bilinci+7
Demet Özocaklı
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00

İlgili konular