Professional competence
396 theses under this subject heading
Geçerli fesih nedeni olarak işçinin yetersizliği
İş Kanunu m.18'de, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işverenin, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir nedene dayanmak zorunda olduğu düzenlenmektedir. Geçerli neden, haklı neden ağırlığında olmamakla birlikte işyerinde iş görme borcunun yerine getirilmesine olumsuz tesirde bulunan nedenlerdir. Bu nedenlerden işçinin yeterliliği, iş görme borcunun yerine getirilmesi esnasında işçinin nitelik ve nicelik açısından belirli standartların altında kalması halinde iş sözleşmesinin feshini düzenlemektedir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedenleri işçinin kusurlu bir davranışını gerekli kılmaktayken, işçinin yetersizliği kaynaklı geçerli fesih nedenleri açısından kusur gerekli bir şart değildir. Bu yetersizlik nedenleri fiziki ve mesleki yetersizlik başlıkları altında toplanabilir. Fiziki yetersizlik, işçinin yaşı veya hastalanması gibi nedenlerle iş görme borcunu yerine getirmesi esnasında yetersiz kalmasını ifade eder. Mesleki yetersizlik ise daha çok işçinin mesleki bilgisi, yetkinliği ve donanımı ile ilişkilendirilebilir. Objektif ölçütler içeren performans değerlendirme sistemleri, her iki yetersizlik halinin ölçülmesi ve feshe dayanak oluşturması açısından büyük öneme sahiptir. Çalışmanın son kısmında ise şüphe feshi ve baskı feshi olarak adlandırılan ve öğretide yoğun tartışmalar yaratan konu başlıkları incelenmekte olup, çalışmanın tamamımda güncel yargı kararları ve yabancı hukuk sistemlerindeki örneklerden yararlanılmaya çalışılmıştır.
Aday öğretmenlerin MEB aday öğretmen yetiştirme programına yönelik tutumlarının ve mesleki öz yeterliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, Siirt il merkezi ve ilçelerine bağlı devlet okullarında (anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise) aday öğretmen olarak görev yapan öğretmenlerin aday öğretmenlik programı ile ilgili tutumlarının ve özyeterlik inançlarının incelenmesidir. Araştırmada aday öğretmenlerin 2015-2016 eğitim öğretim yılı itibariyle uygulamaya konan MEB Aday Öğretmen Yetiştirme Programına yönelik tutumlarının ve mesleki özyeterlik inançlarının belirlenmesi amacıyla tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim döneminde Siirt il merkezi ve ilçelerinde görev yapan 587 aday öğretmen oluşturmaktadır. Tüm aday öğretmenlere ulaşılmış ve olumlu dönüt alınan toplam 476 kişi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Aday Öğretmen Bilgi Formu", "Aday Öğretmen Tutum Ölçeği" ve "Öğretmen Özyeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen verilerin istatistiksel analizinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Aday öğretmenlerin kişisel bilgilerinin dağılımı frekans ve yüzde ile gösterilmiştir. Araştırmada kullanılan Aday Öğretmen Tutum Ölçeği ve Öğretmen Özyeterlik Ölçeğinden alınan puanların normal dağılıma uyma durumlarının incelenmesinde Kolmogorov-Smirnov testi yapılmış olup, her iki ölçekten elde edilen puanların normallik şartını sağlamadığı belirlenmiştir. Bu sebeple gruplar arası farklılığın araştırılmasında nonparemetrik testler kullanılmış olup, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testine başvurulmuştur. Üç ve üçten fazla gruplu değişkenlerde farklılaşan grupların tespitinde parametrik olmayan çoklu karşılaştırma testlerinden Dunn's testi kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizinde %95 güven aralığı dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. Sonuç olarak Siirt ilinde görev yapan aday öğretmenlerin; 2015-2016 Eğitim Öğretim yılı itibariyle uygulamaya konan MEB Aday Öğretmen Programına yönelik tutumlarının olumlu yönde olduğu ve mesleki öz yeterliklerini yüksek düzeyde algıladıkları belirlenmiştir. Ayrıca aday öğretmenlerin çeşitli değişkenlere göre özyeterlik ve tutumlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aday Öğretmen Yetiştirme Programı, Mesleki Öz Yeterlik, Aday Öğretmenlik
Öğretmen adaylarının ve aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterlikleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri
Bu araştırma ile Siirt Üniversitesinde öğrenimlerine devam eden öğretmen adaylarının ve Siirt'te kamu okullarında görev yapan aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterliklerini ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik algı düzeylerini belirlemek ve bunlar arasındaki ilişkinin durumuna bakılması amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2019-2020 ve 2020-2021 eğitim-öğretim yıllarında Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesinde, İlahiyat Fakültesinde ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda 4. sınıfta öğrenim gören 1935 öğretmen adayı ile 2020-2021 eğitim- öğretim yılında Siirt'te kamu okullarında görev yapan ve henüz adaylık döneminde bulunan 987 aday öğretmen oluşturmaktadır. Evrenden tabakalı örnekleme yoluyla seçilen 325 öğretmen adayı ve basit tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 300 aday öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmen adayları ve aday öğretmenler öğretmenlik mesleği genel yeterlik ölçeğinin toplamında, mesleki beceri ile tutum ve değerler yeterlik alanlarında kendilerini çok yeterli; mesleki bilgi yeterlik alanında ise yeterli görmektedirler. Bölüm, okumaya ayrılan zaman, internete ayrılan zaman, televizyon izlemeye ayrılan zaman, bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleği genel yeterlik algıları farklılaşmaktadır. Bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleği genel yeterlik algıları farklılaşmaktadır. Öğretmen adayları ve aday öğretmenler 21. Yüzyıl becerileri öz yeterlik ölçeğinin toplamında ve alt boyutlarında 21. yüzyıl becerileri öz yeterliklerine çok yüksek düzeyde sahip oldukları görüşündedirler. Okumaya ayrılan zaman, internete ayrılan zaman ve not ortalaması değişkenlerine göre öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik düzeyleri farklılaşmaktadır. Cinsiyet ve bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre aday öğretmenlerin 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik düzeyleri farklılaşmaktadır. Öğretmen adaylarının algılarına göre öğretmenlik mesleği genel yeterlik düzeyleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Aday öğretmenlerin algılarına göre öğretmenlik mesleği genel yeterlik düzeyleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmen adaylarının ve aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterliklerinin 21. yüzyıl becerileri öz yeterliklerinin anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür.
İkinci dil olarak Türkçe öğreticileri ve yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin dijital yeterlilikleri
Dijital yeterlilik, bilgi teknolojilerini bilinçli bir şekilde kullanabilmenin yanı sıra, işlevsel olarak çalışan bir sistem oluşturabilme ve bu sistemi etkin, aynı zamanda verimli kullanabilme yetisidir. Özellikle Covid-19 salgını sonrası dijital ortam ve araçların kullanımının zorunlu hâle gelmesiyle dil öğretiminde bu araç ve ortamları etkili bir şekilde kullanabilme ve yönetebilmenin öğretim süreçlerine büyük etkisi olmuştur. Günümüzde yabancı dil öğretiminde dilin dört temel becerisinin geliştirilmesi, dijital araç ve ortamlardan bağımsız olarak değerlendirilememektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasının amacı ikinci dil olarak Türkçe ve yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin dijital yeterlilik seviyelerini karşılaştırmalı olarak nicel ve nitel veriler yoluyla incelemektir. Öğreticilerin yeterlilik seviyeleri nicel verilerle belirlenmiştir. Covid-19 dönemi, bireysel motivasyonlar ve farklı sepeplerin dijital öğreticilerin yeterliliklerine olan etkisi nitel bulgularla betimlenmiştir. Verilerin toplanmasında karma yöntemin tamamlayıcılık ilkesine uygun olarak nitel ve nicel veriler eş zamanlı ve eşit statülü olarak toplanıp karşılaştırılmıştır. Katılımcılar, ikinci dil olarak Türkçe alanından 51 öğretici, yabancı dil olarak İngilizce alanından 53 öğretici olmak üzere Türkiye'deki TÖMER ve YDYO'da çalışan öğreticilerden oluşmaktadır. Deneyimli öğreticilerden oluşan 31-40 yaş aralığında yoğunluk gösteren katılımcılar en az 4 yıldır öğretim amaçlı olarak dijital araçları sıklıkla kullanmışlardır. Ayrıca verilerin toplandığı akademik dönemde salgın sonrası kısıtlamaların değişmesiyle yaklaşık %25'i derslerini uzaktan vermektedirler. Avrupa Birliği Eğiticiler için Dijital Yeterlilik Çerçevesi'nden uyarlanmış ölçek yoluyla elde edilen nicel verilerde Türkçe öğreticilerin genellikle B1- Bütünleştirici seviyesinde, İngilizce öğreticilerin ise B1- Bütünleştirici ve B2 - Uzman seviyesinde dijital yeterliliğe sahip oldukları görülmüştür. Ayrıca dijital yeterlilik çerçevesinin tüm alt boyutları incelendiğinde, katılımcıların dijital yeterlilik seviyelerinde Türkçe ve İngilizce alanında çalışma durumuna göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Nitel veriler ise Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi, TÖMER ve YDYO birimlerindeki 20 öğreticiyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla toplanmıştırtır. Nitel verilerin analizi MAXQDA, nitel veri analizi programı, kullanılarak oluşturulan kodlar yoluyla dijital yeterliliğin alt boyutlarında içerik analizi yapılmış ve Covid -19 dönemi ile öğretici motivasyonu başlıklarında tematik analiz yapılmıştır. Öğreticilerin motivasyon kaynaklarının çoğunlukla öğrenici temelli olduğu ve öğreticilerin özellikle Covid-19 dönemi edinmiş olduğu dijital yeterliliklerin salgın sonrası normale dönen öğretim sürecinde sürdürülebilir olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrı ayrı toplanıp analiz edilen nitel ve nicel veriler tüm değişkenlere göre tek tek bir araya getirilerek incelenmiş, sonuçta dijital yeterlilik alt boyutlarında Türkçe ve İngilizce alanında çalışma durumuna bağlı anlamlı fark bulunmamıştır. Nitel sonuçlar, ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin yabancı dil olarak İngilizce öğretimine kıyasla yeni bir alan olmasından dolayı ve öğretim materyali, kurumsal kaynak, teknolojik alt yapı ve hizmet içi eğitimde var olan eksikliklerin bulunduğunu ve bu sebeple ikinci dil olarak Türkçe öğreticilerinin bireysel olarak kendi dijital içeriklerini ve çözümlerini üretmek durumunda kaldığını göstermektedir. Bunun aksine yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin kurumsallaşmış sistematik eğitimleri, on yıllardır kullanılan dijital araç, ortam ve kaynakları bulunmaktadır. Bu sebeple, yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin kendi öğrenicilerinin dijital yeterliliklerini iyileştirmede etkin bir rol üstlendiği görülmüştür. İkinci ve yabancı dil bağlamında kapsamlı ve çeşitli verilere dayalı olarak yürütülen bu çalışma Türkiye'deki öğretici dijital yeterliliklerine betimsel katkıda bulunmuştur. Toplanan veriler ışığında, her iki alan için öğretici dijital yeterliliklerini geliştirmeye dayanan kurumsal, bireysel ve öğrenici odaklı öneriler sunulmuştur.
Adli muhasebe mesleği ve Türkiye'de uygulanabilirliği
İşletmelerde ve hayatın hemen her alanında, çeşitli kişi ve kurumlarca yapılanmuhasebe vb. hilelerinin ve bunların neden olduğu ekonomik kaybın büyükboyutlara ulaşması, ticari ve ekonomik anlaşmazlıklar, mali tablo kullanıcılarınıyanıltmaya yönelik uygulamaların artması; muhasebenin kapsamını genişleterek, Adli Muhasebe olarak anılan mesleğin doğmasına neden olmuştur.ABD başta olmak üzere, gelişmiş batılı ülkelerde yaygın uygulama alanı bulan,ülkemizde henüz yasal zemine oturtulmamış ve tam anlamıyla uygulama alanıbulamamış olan Adli Muhasebecilik mesleğinin kapsamı, özellikleri, adlimuhasebecinin nitelikleri, adli muhasebe mesleğinin benzer mesleklerden farkları,adli muhasebeci eğitimi, Türkiye'de uygulanabilirliği, hukuk sistemimizdeki yeri,sigorta kapsamına alınması yönündeki öneriler ve konun daha iyi anlaşılabilmesiaçısından grafikler ve tablolar yardımıyla adli muhasebe denetimi (Hile Denetçiliği)hakkında ayrıntılı bilgi verilmektedir.Anahtar kelimeler; Adli Muhasebe, Adli Muhasebecilik Mesleği ve bumesleğin Türkiye'de ki durumu.
Ortaöğretim okullarındaki öğretmenlerin mesleki alanda eğitim teknolojilerini kullanma düzeylerinin incelenmesi
Gelecek nesilleri bilgi toplumu bireyi olarak yetiştirmek, okulların temel amaçlarındandır. Özellikle, yeni teknolojilere en hızlı ulaşması ve teknolojileri en etkin kullanması gereken kurumların başında okullar gelmektedir. Teknoloji sadece eğitimi etkilemez, bütün yaşam biçimini ve kültürümüzü etkiler. Bu nedenle okulların bilişim teknolojilerinden ayrı düşünülmemesi ve öğretmenlerin bilişim teknolojilerini etkin kullanması bir zorunluluk haline gelmiştir. Günümüzde bilişim teknolojilerinden uzak durmak neredeyse imkansızdır. Okullar da toplumun ihtiyaçlarına uygun bireyler yetiştirmek zorundadır. Bu amaçla öğretmenlerin eğitim teknolojilerini aktif olarak kullanma yaklaşımlarını ve değişen öğretmen profilinin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim okullarındaki öğretmenlerin mesleki alanda eğitim teknolojilerini kullanma düzeylerini incelemektir. Böylelikle öğretmenlerin eğitim teknolojilerini kullanmada ihtiyaç duydukları eğitim gereksinimlerini ortaya koymaktır. Araştırma, genel tarama türünde nicel bir çalışmadır. Çalışma 2012-2013 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde İstanbul ilinin Başakşehir ilçesinde resmi 10 ortaöğretim okulundan 200 öğretmene anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Uygulanan bu anketin ilk 8 sorusu katılan öğretmenlerin cinsiyet, yaş, meslek yılı, eğitim seviyesi, branşı, okulu ve daha önce öğretim teknolojileri ile ilgili bir kurs alıp almadığıyla ilgili demografik bilgilerdir. Kalan 55 soru ise eğitim teknolojileri kullanımını incelemektedir. Araştırma sonuçlarının analizinde SPSS 16 (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı) paket programı kullanılmıştır. Önce öğretmenlerin cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim seviyesi ve branşa göre dağılımları, daha sonra da öğretim teknolojilerini kullanım düzeyleri frekans ve yüzde olarak hesaplanmıştır. Belirtilen değişkenlere göre öğretim teknolojilerinin kullanımında anlamlı fark olup olmadığı, Ki-kare testi ile hesaplanmış, anlamlı fark bulunanların frekans ve yüzdeleri çapraz tablolar kullanılarak belirtilmiştir. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, öğretmenlerin düz yapıya sahip teknolojileri ve öğrenme-öğretme yöntemlerini iyi düzeyde, internet temelli teknolojileri, görsel-işitsel teknolojileri ve bilgisayar teknolojilerini orta düzeyde, bilgisayar sistemlerini düşük düzeyde kullandıkları görülmüştür. Bunun sebepleri olarak, okulların yeterli teknolojik alt yapıya sahip olmaması ve öğretmenlerin eğitim teknolojileri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmamaları gösterilebilir. Anahtar Sözcükler 1. Eğitim teknolojileri, 2. Ortaöğretim öğretmenleri, 3. Bilgisayar Teknolojileri, 4. Öğretim teknolojileri, 5. Öğrenme-öğretme yöntemleri
Ortaöğretim matematik öğretiminde öğretmenlerin öğretim yöntem ve teknikleri konusundaki yeterlilikleri
Eğitim hedeflerinin gerçekleşmesi uygun bir öğretim yöntem ve tekniklerin seçilmesiyle sağlanabilir. Bu nedenle her ders için tek bir yöntem değil, çok farklı yöntemlerin kullanılması söz konusu olmaktadır. Sınıf içinde öğrenme-öğretme sürecinin etkili olabilmesi uygun yöntemlerin seçimiyle doğru orantılıdır. Öğretmenlerin yöntem konusunda seçici olabilmesi onların çok farklı yöntemleri tanımaları ve kullanabilmeleri ile olanaklıdır. Diğer bir tanımla, yöntem zenginliğine sahip olmaları gerekmektedir(Demirel, 2011, s. 68). Yöntem, genelde hedefe ulaşmak için izlenen en kısa yol olarak tanımlanırken; teknik ise bir öğretme yöntemini uygulamaya koyma biçimi, ya da sınıf içinde yapılan işlerin bütünü olarak tanımlanabilir(Demirel, 2011, s. 92). Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyinin belirlenmesi ve eğilimlerinin hangi düzeyde olduğunun tespit edilmesidir. Çalışmanın evreni, İstanbul ilinin Küçükçekmece ilçesi oluştururken, örneklemini bu ilçede görev yapmakta olan 5 lise Matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma, 5 öğretmenin 5 farklı dersinden elde edilen video kayıtlarının (döküman analizi) kullanılmasıyla nitel bir çalışmadır. Elde edilen video kayıtları, ilgili literatür taranarak araştırmacılar ve bir uzman görüşüne başvurularak oluşturulan analiz kriterlerine göre analiz edilmiştir. Ayrıca veri sonuçlarını derinlemesine değerlendirmek için örneklem gruba uygulanmak üzere araştırmacı ve danışmanı tarafından hazırlanan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Analizlerin değerlendirilmesi sonucunda, öğretmenlerin düz anlatım, soru-cevap, problem çözme, beyin fırtınası, tanımlar yardımıyla öğretim, analiz yoluyla öğretim, kurallar yardımıyla öğretim, örnekler yoluyla öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyi yüksek bulunmuştur. Grupla çalışma yöntemi, proje tabanlı öğrenme, gösterip yaptırma, benzetim tekniği, deney yoluyla öğretim, oyunlarla öğretim ve teknoloji destekli öğretim yöntem ve tekniklerini kullanım düzeyi düşük bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Matematik Öğretimi 2. Öğretim Yöntemleri 3. Öğretim Teknikleri 4. Öğretmen Yeterlilikleri 5. Öğretmen Eğitimi
Mesleki gelişim seminer çalışmalarının öğretmenler tarafından değerlendirilmesi örneklemi
Eğitimde ilerleme iyi eğitilmiş öğretmen, öğretmen eğitimi ise iyi planlanmış mesleki çalışma programları ile mümkündür. Günümüzde uygulanan mesleki çalışma programlarının ise etkililikten uzak olduğu görülmektedir. Bu araştırmada; ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, sene başı ve sene sonunda gerçekleştirilen mesleki gelişim seminer çalışmaları hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak ve Ar-Ge çalışmalarına ışık tutmak amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili, örneklemini Bahçelievler ilçesinde bulunan ilkokul ve ortaokullar oluşturmaktadır. Araştırmanın modeli nitel ve nicel birlikteliğinde karma bir yöntemdir. Nitel bölümde, 65 katılımcıyla yüz yüze yapılan, yarı yapılandırılmış "Mesleki Çalışmaları Değerlendirmeye Yönelik Öğretmen Görüşme Formu" kullanılarak elde edilen veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Nicel bölümde ise, araştırmacılar tarafından hazırlanmış, güvenirliği 0,95 olarak bulunan ve 459 katılımcıya uygulanmış "Mesleki Gelişim Seminer Çalışmalarını Değerlendirme Envanteri" ölçeğinden elde edilen veriler frekans ve yüzde değerleri, aritmetik ortalama, T-testi ve one way ANOVA testi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları 8 boyutta değerlendirilmiştir. Amaca uygunluk boyutunda, hizmet yılı değişkenine göre 20 yıl ve üzeri görev yapan öğretmenler lehine anlamlı bir farka rastlanmış, çalışmaların "amacına ulaşmayan program" olduğu tespit edilmiştir. İçerik uygunluğu boyutunda çalışma içeriklerinin "yetersiz ve bilinen konuların tekrarı" olduğu tespit edilmiştir. Süreç uygunluğu boyutunda, yöneticiler ve 51 yaş üstü öğretmenler lehine anlamlı bir farka rastlanmış, sürecin "verimsiz ve zaman kaybı" olduğu tespit edilmiştir. Öğreticilerin uygunluğu boyutunda bekârlar lehine anlamlı bir fark görülmüştür. Yöntem ve tekniklerin uygunluğu boyutunda, erkeklerin ve öğretmenlerin lehine anlamlı bir fark görülmüş, yöntem ve tekniklerin "sıkıcı, tek taraflı ve uygulamadan çok teorik bilgiye dayalı" olduğu tespit edilmiştir. Ortam ve teknik altyapı uygunluğu boyutunda erkekler, bekârlar ve yöneticiler lehine anlamlı fark görülmüş, çalışma ortamının teknolojiden uzak olduğu tespit edilmiştir. İhtiyaç uygunluğu boyutunda çalışmaların öğretmen ihtiyaçlarına uygun hazırlanmadığı tespit edilmiştir. Sonuçların amaca uygunluğu boyutunda yöneticiler, 51 ve üzeri yaş öğretmenler ve lisansüstü eğitim mezunları lehine anlamlı fark görülmüş, çalışma sonuçlarının "uygulamadan uzak ve formalite" olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Mesleki Çalışma, Mesleki Gelişim, Seminer, Hizmet İçi Eğitim, Öğretmen Yeterlikleri
Eğitim ekonomisi çerçevesinde mesleki yeterliliğin ekonomi üzerine etkisi: Türkiye değerlendirmesi
Uzun yıllardır ülkemizde mesleki eğitim ve mesleki yeterliliği hayata geçirmek büyük bir sorun olmuştur. Bu olgudan yola çıkan bu çalışma mesleki eğitim ve mesleki yeterlilik konusu ile ilgili uygulamaları ve genç nüfus oranının Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almasına rağmen işsizlik oranının artarak devam etmesini dikkate alan bir araştırmadır. Araştırmaya göre; Ülkemizde sanayi sektöründeki kalifiye eleman eksikliği oranı % 40 olarak tespit edilmiştir. Türkiye'de kalifiye eleman eksikliği konusunda sanayi sektörü ilk sırada yer almaktadır. Bu çalışmada, sanayi sektörünün kalifiye eleman bulamamasının sebebi; iş gücünün mesleki bilgi ve becerisiyle iş piyasası arasındaki beklentinin farklı olmasından kaynaklandığı savunulmaktadır. Bu çalışmada '' Mesleki Eğitimin Ülke Ekonomisine Katkısı, Avrupa'daki Mesleki Yeterlilik Sistemleri, Türkiye'de Mesleki Yeterlilik Sisteminin sorunları ve önemi '' araştırılmaktadır. Dört bölümden oluşan çalışmanın; birinci bölümünde Eğitim kavramı, Türkiye'deki eğitim sistemi, Eğitimin Ekonomik fonksiyonları ve Türkiye'de Mesleki Eğitimdeki sorunlar üzerine değinilmiştir. İkinci bölümde ise mesleki eğitimde yapılan çalışmalar, Mesleki Yeterlilik Kurumu ve Avrupa örnekleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde Türkiye'deki Mesleki Yeterlilik Sistemi, Kalkınma Planlarında Mesleki Eğitim, TUİK'e ait iş gücü verilerinin analizi ve Mesleki Yeterlilik Kurumunun SWOT analizi yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise bu bulguların analizleri değerlendirilerek Türkiye'deki mesleki yeterlilik sisteminin eksiklikleri ve problemleri ortaya çıkartılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Genç Nüfus 2. Kalifiye Eleman 3. Mesleki Yeterlilik 4. Mesleki Eğitim 5. Sanayi Sektörü
In-service education and training needs of instructors working in the accreditation process at vocational qualification test centers
Progression in education is achievable through well-educated teachers, and teacher training can be achieved by well-planned in-service vocational training. In this research, in-service training needs analysis questionnaires were performed on 99 instructors who seek to be assigned in vocational exam center accreditation process. As a result of the assessment of these questionnaires, it was concluded that nearly all instructors have in-service training needs directed at improving their performances. ANOVA analysis was used to assess whether the acceptance level for Important Factors in Training Needs changed depending on the education level. According to the results of the analysis, the importance of the training in terms of "knowing the job description and responsibilities of the organization where the individual will be assigned in Vocational Test Center" has shown differences depending on the education level (F=3.584; p<0.05). When mean values of significance level for almost all statements were examined depending on the training status of participants, it was determined that post graduates agreed that trainings are important at a higher ratio in comparison to other groups. Cronbach Alpha confidence coefficients were calculated to estimate the confidence level of exploratory factor analysis (AFA) in order for determining the Structure Validity and Confidence Analysis of in-service training needs questionnaire. Exploratory factor analysis method was used for statistically determining the structural validity of the questionnaire. Firstly, Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) and Bartlett tests were performed to understand whether the questionnaire was compatible for factor analysis. KMO coefficient was calculated to test the sample size. According to the analysis result, statistically significant difference was determined for evaluation of the first aspect of the training needs among instructors with different training levels, however, no significant difference was revealed for the evaluation of the second aspect of training needs. No significant difference was detected at the second aspect of the training needs questionnaire as there were only trainings related to assessment and evaluation, and the instructors participated in this questionnaire had already attended these trainings. According to the TUKEY test results, which was performed to determine the group that caused difference in evaluation of first aspect of training needs, individuals with associate or bachelor's degrees showed the least acceptance level for the first aspect of the training needs, whereas post graduates showed the highest acceptance level. As a result of this, 15 instructors randomly selected among 30, were given 75-hour long training in 2014-2015. At the end of their training " Evaluation Form for In-service Education and Training (EF INSET)" was conducted and results for Training Planning and Program, Competence Level of Trainers, End of Training Gains, General Assessment were presented. Through open ended and Likert-scale questionnaires, observable progression was shown for the benefits of in-service training, Training Planning and Program, Competence Level of Trainers, End of Training Gains, and General Assessment criteria. Performance Evaluation Form for Instructors who have participated In-service Education and Training were filled, demo exams were executed, and technical experts completed performance assessment forms 30 instructors assigned in accreditation process of vocational test center; as a result of the questionnaires, differences between trained and untrained were presented. Performance form of untrained instructors and demo exams were reviewed by technical experts and it was determined that untrained instructors failed to properly achieve exam and documentation processes as they lack knowledge about 17024 accreditation process, don't posses necessary information about National Occupational Standards and not familiar with procedures and presses of Vocational Test Center; therefore, it was planned to provide in-service training to untrained instructors within 2016. The results of Wilcoxon test, which was performed to compare scores of pre- and post-training knowledge and skill-based performance items in the test group, are given in research. According to the analysis results, post-training scores for all knowledge and skill-based performance items have shown statistically significant increase when compared to pre-training scores (<0.05). Accordingly, the in-service training conducted has increased the knowledge and skill-based performance of instructors. Mann Whitney test was performed to compare pre-training knowledge and skill-based performance item scores of the control group and post-training scores of the test group and as a result, post-training knowledge and skill-based performance scores of the test group were statistically shown to be significantly higher than pre-training scores of the control group. According to performance assessment, when pre- and post-training performance assessments compared and demo exams conducted before and after the training were reviewed by technical experts, major differences were determined. Therefore, the obligation to receive these training raised in order for all instructors, wanting to take part in the accreditation process of Vocational Test Center, to conduct the accreditation process in healthy, proper, reliable and objective way and in conformity with the standards. In-service education and trainings are recommended for all current Vocational Test Centers and other exam centers planned to be established in the coming years in order for documentation processes in Turkey to be conducted according to these standards. Key Words: In-service education and training, Vocational Test Center, Accreditation Process, National Occupational Standard
كفاية مدرس اللغة العربية في مدارس الأئمة والخطباء في مهارة النحو في المرحلة الثانوية، الواقع وسبل التطوير
This research whose title is (Teaching grammatical structures for non-Arabic speakers to the beginner and intermediate levels from a functional perspective related to the importance and methods of performance) discusses the importance of teaching grammar to non-Arabic speakers in absence of a communicative environment that enables students to acquire language automatically. The study also highlights grammatical structures that must be taught to the beginner and intermediate levels from a functional perspective that enables the learner to use the appropriate grammatical structure and how the teacher performs these compositions.
الكفاية المهنية لمعلمي اللغة العربية لغير الناطقين بها
The professional competence of the teacher is essential, and important in teaching the Arabic language to non-native speakers. In this study the concept of professional competence of the teacher, the role of the professional teacher, and its importance in teaching Arabic non-native speakers were defined and inform the officials in education in training the teacher on how to acquire those competencies, and the need to choose appropriate methods and ways of teaching to achieve the goals of the educational situation. In addition, the methods to be followed to achieve the desired goals in teaching Arabic language to the foreign, and the important talents and qualities in a successful teacher, and the purpose of teaching Arabic language for non-Arabic speakers were clarified. A field study was conducted to determine the professional competencies of the teachers of the Arabic language for non-native speakers, and to know the extent of their practice by preparing a list of competencies for the teachers of the Arabic language for non-native speakers. This was done using a questionnaire. The list of professional competencies required 5 basic areas, and 40 competences. The survey was conducted on the teachers of Arabic for non-native speakers of different nationalities residing in Turkey or in Arab countries or other countries. The sample number selected from the total responses received was 28 responses for this study.The results of the study were to build a list of the professional competencies needed for teachers of Arabic language for non-native speakers, in addition to determining the extent of practicing the professional competencies of Arabic language teachers.
Öğretmenlerin değer yönelimlerinin öz-yeterlik algıları üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; öğretmenlerinin öz-yeterlik algılarını tespit etmek ve öğretmenlerin değer yönelimlerinin, öz-yeterlik algıları üzerine etkisini belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama desende tasarlanmıştır. Araştırma evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Sarıyer ilçesinde görev yapan ortaokul ve ilkokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 64 okulda görev yapan 493 öğretmenden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında, Brouwers ve Tomic (2002) tarafından geliştirilen, Çapri ve Kan (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan "Öğretmen Kişilerarası Öz-Yeterlik Ölçeği"; Schwartz ve arkadaşları (2001) tarafından geliştirilen, Demirutku (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan "Portre Değerler Ölçeği" ile araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde, bağımsız grup t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), Kruskal-Wallis H testi, Mann-Whitney U testi, Spearman korelasyon analizi, Pearson Ki Kare testi, Linear regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonunda, öğretmenlerin öz-yeterlik algıları üzerine, evrenselcilik, güvenlik ve özyönelim değerlerinin etkisi olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Değer, Değer Yönelimi, Öz-Yeterlik, Öğretmen Öz-Yeterliği
Aktif olarak danışan gören ruh sağlığı çalışanlarının psikolojik iyi oluşlarının yordayıcıları olarak duyguları ifade etme ve psikolojik danışma öz yeterliği
Bu araştırmanın amacı, aktif olarak danışan gören ruh sağlığı çalışanlarının duygularını ifade etmelerinin ve psikolojik danışma öz yeterliklerinin, psikolojik iyi oluşlarına etkisini araştırmaktır. Araştırmanın katılımcılarını aktif olarak danışan gören 234 kadın 68 erkek ruh sağlığı çalışanı erkek olmak üzere toplam 302 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılara veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Duyguları İfade Ölçeği ve Psikolojik Danışma Öz Yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. Yordayıcı etkileri analiz etmek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Bunun yanı sıra psikolojik iyi oluş ile belirlenen sosyodemografik değişkenler arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri uygulanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan psikolojik iyi oluş ve bağımsız değişkenleri olan duyguları ifade etme ve psikolojik danışma öz yeterlik değişkenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi için Spearman Sıra Korelasyon analizi yapılmıştır ve betimsel istatistik tekniklerinden de faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda psikolojik danışma öz yeterlik ve duyguları ifade etme değişkenlerinin psikolojik iyi oluşun anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Duyguları ifade etme ve psikolojik danışma öz yeterlik değişkenlerinin birlikte toplam varyansın %31'ini açıkladığı görülmüştür. Yaş, çalışma süresi, aylık gelir, medeni durum değişkenlerine göre psikolojik iyi oluş puan ortalamalarının anlamlı olarak farklılaştığı fakat eğitim durumu ve cinsiyet değişkenlerine göre ise anlamlı şekilde farklılaşmadığı bulunmuştur. Araştırma sonuçları, ilgili literatür paralelinde tartışılmış ve yapılacak olan araştırmalara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik iyi oluş, duyguları ifade etme, psikolojik danışma öz yeterliği
Mesleki kaygıya sahip klinik psikologların mesleki öz yeterlilikleri ile ilgili olumsuz duygu ve deneyimlerinin tematik analizle incelenmesi
Mesleki öz yeterlilik, klinik psikologların terapi sürecini verimli bir şekilde geçirebilmeleri açısından büyük öneme sahiptir. Mesleğe yeni başlayan ruh sağlığı çalışanlarının mesleki kaygı ve düşük mesleki öz yeterlilik yaşayabildikleri görülmektedir (Al-Darmaki, 2004; Çınar ve Yenipınar, 2019; Durdukoca ve Atalay, 2019). Literatürde bu konuyla ilgili az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada mesleki kaygıya sahip klinik psikologların mesleki öz yeterlilikleri ile ilgili olumsuz duygu ve deneyimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır çünkü bu araştırmanın temel amacı katılımcıların olumsuz duygu ve deneyimlerinin incelenmesidir. Klinik psikologların deneyimlerini anlamlandırmak için nitel bir araştırma yöntemi olan tematik analiz tercih edilmiştir. Homojen örneklem oluşturulmuş ve 26-28 yaşları arasında, 1-2 yıllık mesleki deneyime sahip, mesleki kaygı yaşayan ve düşük mesleki öz yeterliliğe sahip sekiz klinik psikolog katılımcı olarak seçilmiştir. Sekiz katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve deneyimleri tematik analiz yönergelerine göre analiz edilmiştir. Analiz sonucunda 'Terapistin kendini hatalı görmesi ve kendine yönelik suçlamaları', 'Süpervizörüm iyi olduğumu düşünüyor mu? Süpervizörün terapist üzerindeki etkileri', 'Kişisel deneyimlerin terapi sürecine yansımaları' ,'İyi bir terapist olmak: İdealize edilen terapist kimliğinin etkisi', 'Terapi sürecini yönetmek: Hissedilen korku, kaygı ve yetersizlik' olmak üzere beş ana tema ortaya çıkmıştır. Araştırmanın sonuçları ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve bulguların klinik yansımaları belirtilmiştir.
Ters yüz sınıf modelinin ortaöğretim düzeyinde uygulanabilirliğinin öğretmen algılarına göre incelenmesi
Ters yüz sınıf modeli günümüz eğitim sisteminde önem kazanan yapılandırmacı yaklaşımla farklı öğretim stratejilerinin geliştirilmesinde önemli bir hale gelmiştir. Ters yüz edilmiş sınıfların eğitimde kullanımının avantaj ve dezavantajlarının araştırıldığı, ters yüz öğrenme uygulamalarını içeren örneklerin sunulduğu çalışmalara alanyazında rastlamak mümkündür. Ayrıca öğrenci ters yüz öğrenme hazırbulunuşluk düzeyinin belirlenmesine yönelik ölçek uyarlama çalışması örneği de Türkçe alanyazında yer almaktadır. Fakat ters yüz öğrenme modelinin farklı öğretim kademelerinde ne derece uygulanabilir olduğunu belirlemeye yönelik çalışmaya rastlanmamıştır. Bu tez çalışmasında ters yüz öğrenme modelinin ortaöğretimde uygulanabilirliğinin öğretmenlerin yaş, cinsiyet, branş, teknoloji okuryazarlığı düzeyleri, teknoloji kullanabilme yeterlilikleri, hitap ettiği hedef kitlenin özelikleri, öğretmenlerin çalıştıkları okulun özellikleri gibi değişkenlere göre incelenmiştir. Betimsel tarama modelinde yürütülmüş olan bu çalışma araştırmanın çalışma grubunu Van İli İpekyolu, Edremit ve Tuşba ilçelerindeki MEB ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Araştırmacı tarafından geliştirilen dört adet ölçek formu ile nicel veriler toplanmıştır. Yapılan alanyazın taramasında çalışmanın amacına uygun ölçme ve değerlendirme aracına rastlanmadığından ölçeklerin geliştirilmesinde ölçek geliştirme süreci uygulanmıştır. Hazırlanan bu ölçekler çalışma grubundaki öğretmenlere uygulanmıştır. Nicel verilerin analiz işlemleri SPSS programında gerçekleştirilmiştir. Bulguların sunulması ve sonuçların değerlendirilmesi araştırma problemleri doğrultusunda ölçek özellikleri dikkate alınarak yapılmıştır.
İngilizce öğretmen adaylarının meslekteki ilk yıllarına yönelik olası benlikleri ile özel alan yeterlikleri arasındaki ilişki
Bu araştırma, İngilizce öğretmeni adaylarının meslekteki ilk yıllarına yönelik olası benlikleri ile özel alan yeterliklerinin düzeyini belirlemek ve söz konusu iki değişken arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Nicel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu çalışma bir ilişkisel tarama modeli örneğidir. Çalışmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Türkiye'de bulunan devlet üniversitelerinin İngilizce öğretmenliği bölümünün son sınıflarında öğrenim gören toplam 357 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri "İngilizce Öğretmeni Özel Alan Yeterlikleri Değerlendirme Ölçeği" ve Türkçeye uyarlanan "Öğretmen Adayları Olası Benlikler Ölçeği" yardımıyla toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel ve kestirimsel istatistikî yöntemler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda İngilizce öğretmen adaylarının özel alan yeterlikleri ve olası benlikleri arasındaki ilişki ile ilgili olarak aşağıdaki sonuçlar elde etmiştir: • Öğretmen adaylarının özel alan yeterliklerinin oldukça yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. • Öğretmen adaylarının özel alan yeterliklerinin cinsiyetlerine ve öğrenim gördükleri üniversitelerin düzeyine göre istatistiksel olarak farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, akademik olarak başarı düzeyi yüksek olan öğretmen adaylarının özel alan yeterliklerinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. • Öğretmen adaylarının toplam beklenen olası benliklerinin yüksek düzeyde, korkulan olası beliklerini ise düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının beklenen olası benliklerinin cinsiyetlerine, akademik başarı düzeylerine ve öğrenim gördükleri üniversitelere göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. • Öğretmen adaylarının korkulan olası benliklerinin akademik başarı düzeyine göre farklılık göstermediği, cinsiyete ve öğrenim gördükleri üniversitelere göre ise farklılık gösterdiği belirlenmiştir. • Öğretmen adaylarının özel alan yeterlikleri ile beklenen olası benlikleri arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının korkulan olası benlikleri puanları ile özel alan yeterlik puanları arasında ise orta düzeyde negatif bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının beklenen ve korkulan olası benliklerinin açıklanmasında özel alan yeterliklerinin önemli ve anlamlı bir yordayıcı olduğu ortaya çıkmıştır.
Bürokrasi ile öğretmen yeterliği arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, okul yöneticilerinin görüşlerine göre bürokrasi ile öğretmen yeterliği arasındaki ilişkiyi incelemektir.Çalışmanın evreni 2007?2008 öğretim yılında Uşak il merkezinde bulunan 61 ilk ve orta dereceli okulda görev yapan 181 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini de evrendeki bütün okul yöneticileri oluşturmaktadır. Bu bakımdan örneklem evrenin tamamını temsil etmektedir. Bu araştırmada kullanılan ölçme araçlarından ?bürokrasiyi tasvip? ile ?bürokratikleşmeyi tasvir? anketleri Yücel (1999)'in geliştirdiği ?bürokratikleşme anketi?nden uyarlanarak geliştirilmiş; ?öğretmen yeterlikleri anketi? ise Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğünün 2006 yılında hazırladığı ?Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri? raporu ile literatürdeki ilgili verilerden yararlanılarak geliştirilmiştir. Anketlerde beşli Likert tipi ölçek kullanılmıştır.Kullanılabilir olarak geri dönen anket sayısı 129'dur. Verilerin analizinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Faktör analizi, ortalama, standart sapma, anova, Tukey ve t- testleriyle veriler analiz edilmiştir.Araştırmada öğretmen yeterliği üzerinde bürokratikleşmenin etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Yöneticiler, en çok kuralcılığı ve kuralları önemserken, yaşları ilerledikçe öğretmenleri yeterli görme eğilimleri de artmaktadır. Hiyerarşik otorite kullanımının önemsenmesi, öğretmenlerin iletişim ve etkileşim becerilerini düşürürken, okuldaki bürokratikleşmenin artması öğretmen yeterliğini artırmaktadır.Anahtar Kelimeler: Bürokrasi, bürokratikleşme, yeterlik, öğretmen yeterliği, öğretmen, yönetici.
İlköğretim birinci kademe sınıf öğretmenlerinin rehberlik uygulamaları ve öğretmen yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma ilköğretim birinci kademe sınıf öğretmenlerinin rehberlik uygulamaları ile öğretmen yeterlilikleri ve çeşitli değişkenlerle olan ilişkisini anlamaya yönelik olarak yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın modeli karşılaştırma türü ilişkisel tarama modelidir.Araştırmanın evreni Uşak ili merkezinde görev yapan ilköğretim birinci kademede sınıf öğretmenleridir. Araştırmanın örneklemini ise evreni oluşturan okullardan 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Uşak ili merkezinde görev yapan öğretmenlerin sayıları değerlendirilerek tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 309 ilköğretim birinci kademe sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.Araştırmanın verileri iki ölçek kullanılarak elde edilmiştir. Sınıf Öğretmenlerinin, rehberlik uygulamaları ?Rehberlik Uygulamaları Ölçeği? (Terekeci, Taşdelen_Karçkay, 2010) ile toplanmıştır. Ölçek, araştırmacı tarafından ilgili literatür taranıp Rehberlik ve Psikolojik Danışma alanında doktora eğitimini tamamlamış 3 alan uzmanın görüşleri alınarak geliştirilmiştir. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olup ölçek tek boyutta toplanmıştır. Ölçekteki 21 maddenin toplam Cronbach Alpha katsayısı ,94'tür. Bulgular, Rehberlik Uygulamaları Ölçeği'nin uygulanabilecek düzeyde geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir. Kullanılan ikinci ölçek ise; öğretmenlerin kendi yeterliliklerine yönelik Gibson ve Dembo (1984) tarafından geliştirilen ve daha sonra Guskey ve Passaro (1994) tarafından yeniden gözden geçirilen Öğretmen Yeterlilik Ölçeği'nin (Teacher Efficacy Scale) Diken (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanıp Türkiye'de Türk öğretmenler üzerinde geçerlik ve güvenirliği incelenen ölçektir. Ölçeğin güvenirlik çalışması Cronbach Alpha testi ile yapılmış; ölçeği oluşturan toplam 16 maddenin iç tutarlılık katsayısı .71, ilk boyutun .71 ve ikinci boyutun ise .73 bulunmuştur. Bulgular, Öğretmen Yeterlilik Ölçeği Türkçe versiyonunun Türk öğretmenleri ile uygulanabilecek düzeyde geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.Bu araştırmanın sonucunda, ilköğretim birinci kademe sınıf öğretmenlerinin rehberlik uygulamaları ve öğretmen yeterlilikleri arasında ise orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır. Yapılan korelasyon analizine göre, öğretmenlerin rehberlik uygulamalarıyla en yüksek ilişki öğretmen yeterlilikleriyle ilgilidir. Aşamalı regresyon analizi sonucunda rehberlik uygulamalarında öğretmen yeterliliği önemli yordayıcı olarak bulunmuştur.Anahtar Kelimeler:Öğretmen yeterliliği, Rehberlik, İlköğretim öğretmenleri, Sınıf öğretmenleri, İlköğretim okulları, Öğretmenler, Rehberlik uygulamaları
Sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji okuryazarlık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji okuryazarlık düzeylerini incelemek ve fen bilimleri ile fen bilgisi öğretimine yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji okuryazarlık düzeylerini incelemek amacıyla Bacanak (2002) tarafından geliştirilen Fen Okuryazarlığı Testi ile fen bilimleri ve fen bilgisi öğretimine yönelik tutumlarını incelemek amacıyla Moore ve Foy (1997) tarafından geliştirilen, Türkmen (1999) tarafından Türkçeye çevrilen Fen Bilimleri ve Fen Bilgisi Öğretimine Karşı Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Buna göre, sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji okuryazarlık düzeylerinin genel olarak düşük olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin aldıkları Fen Bilimleri Öğretim Metotları veya Yöntemleri dersi sayısı ile fen ve teknoloji okuryazarlığı arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bir ve iki ders alan öğretmenlerin fen ve teknoloji okuryazarlık düzeyinin hiç ders almayan öğretmenlerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Bayan öğretmenlerin fen ve teknoloji okuryazarlığı ortalaması erkek öğretmenlerin fen ve teknoloji okuryazarlığı ortalamasından daha yüksek çıkmıştır. Sınıf öğretmenlerinin Fen Bilimleri Öğretim Metotları veya Yöntemleri dersi alıp almama durumuna göre anlamlı farklılık bulunmuş, Fen Bilimleri Öğretim Metotları veya Yöntemleri dersi alan öğretmenlerin fen ve teknoloji okuryazarlık ortalamasının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.Öğretmenlerin fen bilimleri ve fen bilgisi öğretimine yönelik genel tutumları olumlu çıkmıştır. Ayrı olarak incelendiğinde ise fen bilgisine yönelik tutumlarının fen bilgisi öğretimine yönelik tutumlarından daha olumlu çıktığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin genelde bilimin doğasını anladıkları fakat bilim ve teknolojiyi tam olarak ayırt edemedikleri görülmüştür. Fen bilgisi öğretimi açısından sınıf öğretmenleri öğrenci merkezli bir eğitimin gerekli olduğunu düşünürken, öğretmen merkezli eğitimi de aynı zamanda desteklemişlerdir. Sınıf öğretmenlerinin aldıkları Fen Bilimleri Öğretim Metotları veya Yöntemleri dersi sayısına göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bir veya iki ders alan sınıf öğretmenleri, hiç ders almayanlara göre daha olumlu tutum geliştirmişlerdir. Sınıf öğretmenlerinin tutumları Fen Bilimleri Öğretim Metotları veya Yöntemleri dersi alıp almama durumuna göre incelendiğinde ise Fen Bilimleri Öğretim Metotları veya Yöntemleri dersi alan öğretmenlerin almayanlara göre daha olumlu tutum geliştirdikleri gözlenmiştir.Son olarak sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji okuryazarlık düzeyleri ile fen bilimleri ve fen bilgisi öğretimine yönelik geliştirdikleri tutumları arasındaki ilişki incelenmiş ve anlamlı bir ilişkiye rastlanamamıştır.
Sınıf öğretmenlerinin bilimin doğasına ilişkin görüşleri ve bilimsel tutum ile fen öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Kütahya örneği
Bu araştırmada bir öğrencide fen bilgisi kapsamında temel oluşturabilecek en önemli boyutlardan biri olan sınıf öğretmenlerinin bilimin doğasına ilişkin görüşleri saptanmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda sınıf öğretmenlerinin Fen Bilgisine yönelik öz yeterlikleri ve bilime karşı tutumlarının hangi eğilimde olduğu araştırılmıştır.Tarama modeli ile yapılan araştırmada sınıf öğretmenlerinin bilimin doğasına ait görüşleri, bilimsel tutumları ve fen ve teknoloji dersine karşı öz yeterliği örneklem olarak alınmış okullardaki sınıf öğretmenlerine anket uygulanarak verilerin analiz edilmesiyle değerlendirilmiştir. Araştırma evrenini Kütahya ilindeki sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemi ise Kütahya Merkez, Altıntaş ilçesi ile köylerinden seçilen 100 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.Sınıf öğretmenlerinin bilimin doğasına yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla Yakmacı (2000) tarafından Türkçeye çevrilen Aikenhead, Ryan ve Fleming(1989) tarafından geliştirilen 18 maddelik ?Fen, Teknoloji, Toplum Üzerine Görüşler? (Views On Science, Technology and Society; VOSTS) anketi kullanılmıştır. Öğretmenlerin bilimsel tutumlarını belirlemek adına Moore ve Foy (1997) tarafından hazırlanan Fen Bilgisi Öğretimi Tutum Ölçeği-II Türkmen (1999) vtarafından Türkçe? ye çevrilmiş haliyle uygulanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin Fen Bilgisi Öz yeterlik düzeylerini ölçmek amacıyla Bıkmaz (2004)?ın çevirdiği Riggs ve Enochs (1990) tarafından oluşturulmuş 20 maddelik öz yeterlik testi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS Statics 13.0 istatistik programına aktarılarak araştırmanın sonucu için gerekli analizler yapılmıştır.Araştırmanın sonucunda; Sınıf öğretmenlerinin bilimin doğasına yönelik görüşlerinin pozitivist görüşe daha yakın olduğu, öğretmenlerin Fen Bilimleri ve Fen Bilgisi öğretimine yönelik olumlu tutumlara sahip olduğu, Fen Öz yeterliklerinin orta düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Bilimin Doğası, bilimsel tutum, öz yeterlik
İlköğretim okulu yöneticilerinin bilimsel araştırma öz-yeterlilikleri
Bu araştırmanın amacı; Uşak ilinde, ilkokul ve ortaokullarda görev yapmakta olan müdür ve müdür yardımcılarının bilimsel araştırma öz-yeterliliklerini belirlemektir. Araştırma, "betimsel tarama modeli" niteliğindedir ve ilköğretim okulu yöneticilerinin bilimsel araştırma öz-yeterlilikleri kendi görüşleri çerçevesinde betimlenmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri; cinsiyet, eğitim durumu, branş, yöneticilikteki görev, yaş, yöneticilikteki görev süresi ve bilimsel araştırma yöntemleri ile ilgili ders veya hizmet içi eğitim alma durumudur. Araştırmanın bağımlı değişkeni ise; ilköğretim okulu yöneticilerinin "Bilimsel araştırma öz-yeterliliklerine ilişkin kendi görüşleri"dir. Araştırmanın evrenini Uşak ili Merkez ilçedeki ilk ve ortaokullarda görevli 183 yönetici oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında örneklemeye gidilmemiş, gönüllülük esasına göre araştırmacı tarafından bütün evrene ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmaya katılımcı olmayı kabul eden ve sağlıklı veri toplanabilen 150 okul yöneticisi araştırmanın nihai örneklemini oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Bieschke, Bishop ve Garcia tarafından 1996 yılında geliştirmiş oldukları "Bilimsel Araştırma Öz-yeterlilik Ölçeği (RSES)" kullanılmıştır. Verileri çözümlemek için SPSS 25.0 paket programı kullanılmış ve frekans-dağılım-aritmetik ortalama, bağımsız gruplar için t-testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında hazırlık alt boyutu hariç diğer bütün alt boyutlar ve testin genel ortalamasına baktığımızda ilköğretim okulu yöneticilerinin bilimsel araştırma öz-yeterlilik düzeylerinin bilimsel araştırma dersi veya hizmet içi eğitim alanlar ve yüksek lisans yapanlar lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Yönetici yeterlilikleri, Öz-yeterlilik, Bilimsel araştırma öz-yeterliği
Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumları ile özyeterlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi (Uşak ili örneği)
Bu araştırmanın amacı Uşak İli Örneğinde Sınıf Öğretmenlerinin Fen Bilimlerine ve Öğretimine Yönelik Tutumlarıyla Özyeterlilik İnançları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bunun yanında bazı bağımsız değişkenlere gore (yaş, cinsiyet, vb) tutumlar ve özyeterlilik inançlarına bakılmıştır. Ayrıca tutumlar ve özyeterlik arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı gözden geçirilmiştir. Araştımanın amacı doğrultusunda Türkmen (1999) tarafından Türkçeye uyarlanan Fen Öğrenimi ve Fen Öğretimi Tutum Ölçeği ve Özkan, Tekkaya ve Çakıroğlu (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmış olan Fen Öğretimi Özyeterlik Ölçeği'nden oluşan anket formu; Uşak il merkezinde görev yapan gönüllü 331 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Araştırmadan ulaşılan sonuçlar istatistiksel paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik olumlu tutumlar içerisinde oldukları ve fen öğretimi özyeterlik düzeylerinin ortalamanın üzerinde olumlu olduğu belirlenmiştir. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin cinsiyetlerine, yaşlarına, hizmet sürelerine ve eğitim durumlarına göre fen öğrenimi ve öğretimine yönelik tutumlarında anlamlı farklılıkların olmadığı belirlenmiştir. Fen öğretimine yönelik özyeterlik inanç düzeylerinin ise yaşlarına ve hizmet sürelerine göre farklılık göstermediği, eğitim durumlarına göre ise anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri öğrenimine yönelik tutumları ile fen öğretimi özyeterlik inançları arasında istatistiksel açıdan negatif yönlü %19(r=0.19) düzeyinde düşük anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen Bilimi, Fen Bilimi Öğretimi, Tutum ve Özyeterlilik.
Öğretmenlik mesleği iş özellikleri ile okul etkililiği arasındaki ilişki
Bir okul, belirlediği hedeflerine ulaştığı sürece etkilidir. Eğitim kurumlarında yapılan her yeniliğin temel amacı daha iyi, daha kaliteli ve daha etkili bir eğitim sağlamaktır. Bir okulun etkili olarak nitelendirilmesinde öğretmenlerin sahip olduğu özerklik, öğretmen rol ve sorumlulukları, öğretmenlik mesleğine verilen önem, öğretmenlerin yeterliliği ve öğretmenlerin performansları sonucunda aldıkları geribildirimin artırılması önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle bu çalışmada öğretmenlik mesleği iş özellikleri ile okul etkililiği arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilk ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre, öğretmenlik mesleği iş özellikleri ile okul etkililiği arasında ilişki var mı? sorusuna yanıt aranmıştır. Değişkenler arası ilişkilere odaklanan bu çalışma, Uşak ili merkezinde görev yapan resmi ilk ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Uşak merkezde görev yapan 1962 ilk ve ortaokul öğretmeni oluşturmuştur. Araştırma örneklemi, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenmiş, bu şekilde 376 öğretmen çalışmaya dâhil edilmiştir. Öğretmenlerin okul etkililiği algılarını belirlemek için Hoy (2009) tarafından geliştirilen ve Demirkasimoğlu ve Taşkın (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Okul Etkililiği İndeksi ve öğretmenlik mesleğinin iş özelliklerine ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemek amacıyla Polat ve Özdemir (2018) tarafından geliştirilen Öğretmenlik Mesleğinin İş Özellikleri ölçeği kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için doğrulayıcı faktör analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklemler t-Testi, pearson momentler çarpımı katsayısı ve hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Analizler sonucu elde edilen bulgulara göre öğretmenlik mesleğinin iş özellikleri ile okul etkililiği arasında önemli ve güçlü bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Özellikle öğretmenlik mesleği iş özellikleri alt boyutlarından öğretim özerkliği, öğretim performansı geri bildirimi ve öğretimin rol ve sorumlulukları okul etkililiği üzerinde önemli rol oynamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul etkililiği, İş Özellikleri, Öğretmen Özerkliği, Öğretmen Rol ve Sorumlulukları, Öğretmen Performansı Geribildirim, Öğretmen Yeterliliği, Öğretmenlik Mesleği Önemi