Romantizm

Bu konu başlığı altında 59 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigating the effects of parental psychological control, perceived parental warmth and strict control/supervision on emotional abuse in romantic relationships

The present study investigated the effects of parental psychological control, parental warmth and parental strict control/supervision on emotional abuse victimization in romantic relationships. Two hundred thirty university students, who have ever had a romantic relationship for at least six months, filled out Psychological Control Scale (PCS), Parenting Styles Questionnaire (PSQ), Earlier Abuse Experience Information Form (EAEIF) and Emotional Abuse Questionnaire (EAQ). Moderation analysis indicated that three-way interaction between parental psychological control, warmth and strict control on emotional abuse was significant. More specifically, parental psychological control predicted emotional abuse victimization when parental warmth was both moderate and high, but when strict control/supervision was low. The findings indicate that parental warmth exacerbates the negative effects of psychological control on emotional abuse victimization in romantic relationships of late adolescents only when parents do not provide enough behavioral control and monitoring for inappropriate behaviors during childhood. The present study significantly contributed to our understanding of how perceived childhood experiences of parental psychological control and parental attitudes are transferred to late adolescence, and therefore affect adolescents' current experiences of emotional abuse in their romantic relationships. Keywords: Psychological Control, Parental Warmth, Strict Control/Supervision, Emotional Abuse

Romantic relationshipEmotional abuseParenting behaviors+6
Sıla Deniz Beyarslan
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An investigation into the relationship between early maladaptive schemas and romantic dissolution grief in youth: A mixed method study

The main purpose of the present study was to investigate how early maladaptive schemas and emotion regulation difficulties influence the grief processes of young individuals who have experienced romantic relationship dissolution. In this research, a mixed method study was employed, and the quantitative and the qualitative study were conducted respectively. In the quantitative study, Young Schema Questionnaire-Short Form Version 3, Difficulties in Emotion Regulation Scale-Brief Form, and the revised version of Texas Inventory of Grief were used to collect data from 206 participants in late adolescence (between 18-22 years old)who experienced a romantic breakup for at least 1 month and at most 1 year. The results of the mediation analysis indicated that the emotion regulation difficulties significantly mediated the relationship between early maladaptive schemas (the domains of disconnectionrejection, impaired autonomy/other directedness, impaired limits/exaggerated standards) and romantic dissolution grief. In the qualitative study, semi-structured interviews were conducted with 6 participants (from different schema domains) in the quantitative study, and data was analyzed through the thematic analysis. Five superordinate themes were identified, which were adverse effects of the breakup, perceived losses, grief process following the breakup, coping strategies, and positive changes and personal growth. The results of the qualitative study displayed that there were some similarities between the general grief literature and the romantic dissolution grief. Keywords: Early Maladaptive Schemas, Emotion Regulation Difficulties, Romantic Dissolution Grief

DifferenceEmotion regulationEmotion dysregulation+5
Özlem Kıral
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerde partnerler arasında yaşanan iletişim problemleri ve transaksiyonel analizdeki yaşam kurguları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Genç yetişkinler üzerine bir araştırma

İnsanın senaryosu doğduğu andan itibaren başlar. Hangi çevrede doğduğu nasıl bir anne babaya ait olduğuyla birlikte doğar. Şekillenme sürecinde ilk etkenler doğduğu çevre ve daha sonrasında kendinin oluşturacağı çevre ve ilk modelleri olan anne ve babasıdır. Herkes kendi senaryosunun senaristi, yönetmeni ve oyuncusudur. Filmin konusu doğduğunda belirlenmiştir. Sıra senaryoyu yazmaya geçer. Akılda kalan bir senaryo yazmak ise insanın kendini tanımasıyla mümkündür. İnsan aitlik hissiyle hayatına bomboş bir sayfayla başlar. Sayfaları yaşadıkları doldurur. İlk satırlarında ailesini anlatır, doğduğu çevreyi anlatır, onlardan öğrendiklerini yazar. Sonra devreye onlardan öğrendiklerini uyguladığı zamanların anıları girer. O noktada ise kendini sorgulama tanıma ve okey olup olmadığına karar verme durumuyla savaşmaktadır. Yaşam senaryosu bu şekilde şekillenir ve davranışlarda yaşamın pozisyonlarının tanımı olur. Senaryonun devamlılığı yaşam pozisyonları içinde yaşadıkları hissettikleri ve yapıp yapmadıklarıdır. Kendi dünyasını yaşamaktadır. Bazen çatışmalar olur, kavgalar olur, bazen de romantik komedi tadında yaşanır. Bazen de korkularla yüzleşilir. Bazen de fantastik hayallerin peşinde koşar. Hayatını kişi kendi şekillendirmektedir. Senaryonun içinde yer alanlar kişinin özetini oluşturur. Sen kimsin? diye sorulur ve kişi ben kimim diye sorar kendine. Hayat kendini arayışın hikayesidir. İlk sayfalar diğer sayfaların belirleyicisi olmaktadır. Çünkü insan ilk sayfalarını öyle bir benimsiyor, öyle kazıyor ki beynine ilişkilerinde, iş hayatında, aşk hayatında, yaşlılığında ve gençliğinde hep o ilk sayfada anlattığı şeylerin izlerini görüyor. Tanıdık geliyor ama çoğu kez nedenini sormuyor. Çünkü kimse sormadı. Sorduğu zaman ise senaryo artık finali hak ediyor ve yepyeni bir senaryoya geçiliyor ve yepyeni kurgularla hayat yeniden şekillendiriliyor. Birey hayatını daha farkındalıkla ve daha kendini tanıyarak yaşıyor. Söz konusu araştırma romantik ilişki içerisinde yer alan üniversite öğrencilerinin yapılan görüşmeler ışında hayatlarından ne istediklerini öğrenmeleri ve kendi farkındalıklarını artırmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırma kapsamında genç yetişkinlere öncelikle aşk tutumları ve yaşam pozisyonları ölçeği uygulanarak aşk tutumlarının ve yaşamdan beklentilerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Çiftlerle birebir yapılan mülakatlarda sorulan sorularla ise yetişkinlerin kendileri ve ilişkileri hakkında sormaktan çekindikleri, farkına varmadıkları konuların farkına varmalarını sağlamayı amaçlamıştır. Yaşam kurgularının ve kurgularını gerçekleştirme biçimlerinin iletişimlerine etkisi olup olmadığı gözlemlenmek istenmiştir. Aşk insanın karşına doğduğu anda çıkmaktadır. Çocukların ilk aşkı, ilk bağlandıkları kişi anneleridir. Ve sonrasında kendi oluşturduğu ya da zorunda kaldığı çevreye göre şekillenir. Rol aldığı birçok davranışı hayatına istemsizce yansıtır. Bu araştırma bu davranışların hangi durumlarda ortaya çıktığı üzerinde durmaktadır. Birebir yapılan görüşmeler ve alınan sonuçlar, farkındalık, yaşam senaryosu, yaşam kurguları ve aşk tutumları çerçevesinde irdelenmektedir. Söz konusu araştırma Ege Üniversitesi Genç Yetişkinlerinin romantik ilişkilerinde yaşamış oldukları iletişim problemlerinin transaksiyonel analiz çerçevesinde incelenmesini içermektedir. Bu bağlamda genç yetişkinlerimizin öncelikle aşk tutumlarını belirlemek adına aşk tutumları ölçeği uygulanmıştır. Buradaki amaç her yetişkinin birbirinden fazla aşk tutumunu içinde barındırdığını ama birkaç tutumda daha belirgin özellikler gösterdiğini kanıtlamak olmuştur. Ardından uygulanan yaşam pozisyonları ölçeği de transaksiyonel analiz çerçevesinde yaşam senaryoları hakkında çıkarımlar yapılmasını kolaylaştırmıştır. Çiftlerle birebir yapılan mülakat görüşmelerinde sorulan sorular ışığında iletişim problemlerinin nedenleri, kişilerin kendilerini tanıyıp, tanımadıkları, kişilerin hayata karşı bakışları, bir ilişkiden beklentilerinin ne olduğu hakkında birçok çıkarımda bulunma fırsatı yakalanmıştır. İnsanın iletişimi uyandığı anda başlıyor. Önce kendisiyle iletişim kuruyor. Günün akışını da kendisiyle nasıl uyandığı belirliyor. Kahvaltıda ne yapsam diye düşünüyor. Sonrada diğer insanlarla iletişim başlıyor. Mahallede, iş yerinde, alışveriş yaparken ve gün içinde her şey iletişim kurmak için tasarlanmış bir halde iletişimin kurulmasını bekliyor. İnsan iletişime zorunda bırakılıyor. Kişinin sergilediği tavırlar ve davranışlar var. Kendisine, ailesine, arkadaşlarına ve sokaktaki insana karşı sergilemiş olduğu tavırlar kişiliğini oluşturuyor. Aşk hayatın her alanında var. Ait olma içgüdüsü insanın doğuştan itibaren aldığı ve uyguladığı yegane şeylerden birisidir. Ömrü boyunca onu elde etmek için uğraşır. Bir işe ait olmak istiyor. Bir aile ait olmak ister. Kendine ait olmak ister. Başkalarına ait olmak ister. Aşkı ait olma hissi şekillendirmektedir. Bu çalışma genç yetişkinlerin ait olurken nasıl davrandığını, kendini ne kadar iyi tanıyıp tanımadığını, aşık olduğu insandan beklentilerinin farkında olup olmadığını, kendi aşk tanımının ne olduğunu bilip bilmediği göstermesi ve kişilerin ilişkilerine dair sormaktan kaçındıkları sorularla farkındalık kazandıran literatür olması açısından önem arz etmektedir.

Duygusal ilişkiGelecek kurgularıGençler+6
Umut Erdem
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerde iletişimötesi iletişim aktörlerinin kullanımı: Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrenci örneği

Bu araştırmanın amacı, kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerarası iletişimötesi iletişim aktörlerini araştırmak olmakla birlikte, bu aktörlerin işlevsellik boyutunu incelemek ve analiz etmektir. Kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerde iletişimötesi iletişim aktörlerinin kullanımının değerlendirilmesine dayanan bu çalışma, kişilerarası iletişimde yeni yaklaşımların aile sosyolojisi ve psikoloji alanlarıyla hem kuramsal hem de uygulamalı olarak bütünleştirilmesinde disiplinler arası bir niteliktedir. Mutlu ve uyumlu bir birliktelik her şeyden önce sağlıklı ve yeterli bir iletişim ve eşlerin bundan sağladıkları doyumla gerçekleşir. Evliliğin kalitesi ve uyumun artırılması konusundaki önemli noktalardan biri eşlerden her ikisini de hoşnut eden iletişim türleri ve düzeyi üzerinde eşlerin anlaşmaları fikir birliğine varmaları ve memnuniyet duymalarıdır (Şener ve Terzioğlu, 2008). İletişim düzeyinin önemli belirleyici faktörlerden biri olan iletişimötesi iletişimin bir amacı da; eşlere kendi ilişkilerinden sorumlu olmaya izin vererek ilişki kalitesini artırmak olacaktır. Mutlu birliktelik yaşamak isteyen insanları iletişimin bu özel tip süreçleri destekleyen bir bilgi alanı diğer tüm alanlarda da önemli olabilir. Bulgular ışığında, eşlerin iletişim kurarken iletişimötesi iletişim aktörlerini kullanmalarının romantik doyumları ile pozitif yönde bir ilişkisi olduğu söylenebilir.

Bilişüstü stratejilerKişiler arası iletişimRomantizm+5
Çiğdem Çalapkulu
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eugêne Delacroix'nin araştırıcı sanat eleştirisi yönetimine göre eserinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, Eugéne Delacroix'ın eserlerinin, dönemin toplumsal olayları açısından, araştırıcı sanat eleştirisi yöntemine göre incelenmesini içermektedir. Araştırmada Edmund Feldman'ın "araştırıcı sanat eleştirisi" yöntemi esas alınarak, beş resmin analizi yapılmıştır. Bu yöntem dört disiplinden (sanat eleştirisi, sanat tarihi, estetik, sanatsal uygulamalar) biridir. Edmund Feldman'ın araştırıcı sanat eleştirisi yöntemi; betimleme, çözümleme, yorum ve yargı alt başlıklarından oluşmaktadır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiş ve bu modele dayalı nitel araştırma yöntemlerinde betimsel analiz yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Eserler plastik elemanlarının nasıl, hangi amaçlarla kullanıldığı, üslubu, kullanılan simgeler ve yapıldığı dönemin toplumsal olayları göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre sanatçının eserleri, sosyal ve kültürel etmenler göz önünde bulundurularak oluşturduğu genel havayı ve toplum üzerindeki etkilerini yansıtmaktadır. Aynı zamanda sanatçının etkilendiği olayların boyutlarının da gözlendiği bir çalışmadır. Sanatçının eserlerinde kullandığı canlı renkler ve olağanüstü hareketli kompozisyonların, duyguları ayağı kaldıracak, seyirciyi altüst edecek derecede olduğu görülmektedir. Ayrıca, eserlerinde rengin hiçbir zaman sadece araç olarak kullanılmamış olduğu anlaşılmaktadır. Resimlerinde yer alan her renk tıpkı resme hayat veren figürler ya da nesneler gibi anlam ve duygu bütünlüğü içindedir. Sanatçı, "resim sadece göze hitap eden bir sanattır" sözü ile günümüz sanatına kadar bütün resim anlayışlarına ışık tutmuştur. Anahtar kelimeler: Romantizm, Eugéne Delacroix, Resim, Eleştiri.

18. yüzyılDelacroix, Ferdinand Victor EugeneEleştiri+3
Evin Elmascan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The romantic impulse in the fiction of the Brontë Sisters: Wuthering heights and Jane Eyre

The aim of this study is to argue about the Romantic influence on Victorian novel, in particular as revealed in the novels Wuthering Heights and Jane Eyre by the Brontë sisters. In this context, firstly, the general characteristics of the Romantic Movement and its main concerns, then, Victorian Literature and its general characteristics are exposed. In Victorian literature, despite Realism and realistic fiction emerging as a reaction against Romantic Movement, poetry continues the Romantic tradition which emphasizes subjectivity. However, the novels of the period aim at the reconciliation of the man with society and tell the human life with its full nakedness. From this point of view, the novels of this age, concerned with individual and his emotions reflect the literary endeavour to question and reshape the Romantic values. Charlotte and Emily Brontë include in their novels the Romantic themes and present them in the light of Victorian thought. This study on the novels of the Brontë sisters discloses a number of Romantic themes such as love, imagination, nature, memory, escapism, oppression, alienation, childhood experience, liberty, Byronism and Gothicism, which are present in Victorian fiction and which prove the continuity of Romanticism as a literary tradition.

Bronte, CharlotteBronte, EmilyJane Eyre+2
Funda Erkmen Erdağ
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Hypostases of the Byronic hero

The present thesis focuses on Byronic Hero, its defining characteristic features representing the literary hypostases correlated within one literary pattern that justifies the literary validity of a definite character typology, which is, on one hand, Romantic, and, on the other hand, representative for a particular literary sensibility. In relation to this major aim of our research, mention should be made of other particular objectives of the thesis, such as the research, diachronic and synchronic, of those thematic elements that marked the consolidation of the Byronic Hero as a literary tradition; the critical and theoretical evaluation of the literary system of the Byroniö Hero, showing its alliance to the general European and English Romanticism; the evaluation of particular hypostases of the Byronic Hero through the textual approach to a number of major literary works {Childe Harold's Pilgrimage, Manfred, Cain, and Don Juan); and the emphasis placed on literary reception and continuity, and on the importance of the Byronic Hero as a type of Romantic Hero, and as a major literary concern during Romanticism and its influence on further writing. The theoretical and methodological foundation of our study focuses on those exigencies of the contemporary scientific research that find their applicability as interpretative premises and modalities (theoretical and critical) that would allow the exposition and argumentation of the Byronic Hero as a literary system in itself, having its own specific thematic and structural elements. The principles and methods of research applied in our study are those used and applied by traditional and modem literary studies, and represent a combination of methods considered according to the material under research and the purpose of the study: philological, comparative;! typological, biographical, as well as a number of methods and principles related to text analysis, intertextuaiism, thematology, literary theory. The t structure of the thesis corresponds to the proposed objectives and consists of an introductory section, followed by, four chapters, each chapter comprising a number of subchapters, which are followed by a section of conclusions, representing our final reflections, and by the bibliography of literary texts and critical studies.CONTENTS ÖZET vii ABSTRACT jx INTRODUCTION,.,, 13 CHAPTER ONE THE RISE OF ROMANTIC HERO IN ENGLISH LITERATURE 1.1 English Romantic Literature: Beginnings and Consolidation of a Literary Pattern 16 1.2 The Romantic Revival and me Romantic Individualism 19 1.3 The Romantic Hero and Its Modes of Textual Representation: Escapism and Rebelliousness 21 1.4 The Byronic Hero and the Byronic Contribution to the Rise of the English Romantic Hero 22 CHAPTER TWO THE INTERACTION OF REBELLIOUSNESS AND ESCAPISM AS THE RISE AND FALL OF THE ROMANTIC HERO IN CHILDE HAROLD'S PILGRIMAGE 2.1 Author - Character - Narrator: Degrees of Identification and Separation » 25 2.2 Author - Character Identification as Expression of Romantic Rebelliousness 28 2.3 Author - Character Separation as Expression of Romantic Escapism..33 2.4 The Typology of Escapism in CMlde Harold's Pilgrimage as Expression of Authorial Misanthropy 36 t

ByronLiteratureHeroes+2
Berrin Orus
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Eşe Ağıtın, klasik gazel ve modern romantizm'de ele alınışı, şair Dik el-Cin el-Humsi ve nizar kabbani örneği

Çalışma, en güzel ve kalbi etkileyen sanatlardan biri olan şiirin incelenmesinden meydana gelmiştir. Zira gazel; aşk, duygu ve güzellikle ilintili olup insanın varlığından bu yana hep olagelmiştir. Romantizm Arap şiirinde eski zamanlarda ortaya çıkmıştır. Nitekim Arap şairler, kasidelerinde amaçlanan ana hedefe ulaşımak için sevgiliye gazel terennüm etmişlerdir. Ancak hususiyetleri ve ayrıcalıkları ile romantizm modern çağımızda gelişmiş, teorik bir ekol haline gelmiştir. Çalışma, Abbasi dönemi ve modern dönem merkezinde gazelin gelişimini ve bu gelişimi tetikleyen etkenleri ele almaktadır. Araştırmacı konuyla ilgili Abbasi döneminden Dîk el-Cin el-Humsî ve modern dönemden Nizar Kabbânî'yi ele aldı Aşk ve gazel alanlarında büyük etkileri olan bu iki şair arasında bir mukayese yaptı. Özellikle eşlerine aşkları ve eşlerinin öldürülmesinden sonra kendilerini kuşatan, şahsiyetlerine ve gazellerine etki eden durumlar, benzersiz ve ilginç bir şekilde her ikisini ortak bir noktada buluşturmaktadır. Araştırmada her ikisinin aşk ve eşleri için gözyaşlarını konu edinen şiirlerindeki romantizm ilişkileri araştırılmıştır. Araştırma, ayrıca Dîk el-Cin el-Humsî'nin döneminin gözde şairlerinden olmasina rağmen şiirlerinin kayıp şiir mirası içerisinde yer almasının sebepleri üzerinde durmaktadır. Araştırma, gazelin hem şekil hem de içerik bakımından geliştiği neticesine ulaşmıştır. Zira gazel, cahiliye döneminde müstakil bir sanat dalı olarak bulunmamaktadır. Gazelin ahlaki ve gayri ahlaki şeklinde çeşitleri vardır. İslamiyet'in ortaya çıkışından sonra gazel daha temiz ve etik bir hale gelmiş ve ahlaki gazel, gayri ahlaki gazele baskın gelmiştir. Emeviler döneminde ekonomik ve siyasi gelişmenin bir neticesi olarak özellikle Hicaz'da kültürel maddi bir gazel ortaya çıkmıştır. Ancak bu gazel türü toplumun sosyal kurallarına riayet etmiştir. Abbasi döneminde ise toplum yapısında gerçekleşen büyük gelişmeler, farklı alanlara açılma, başka toplum ve kültürler ile karışma neticesinde önceden alışılmadık yeni gazel çeşitlerini ortaya çıkardi. Örneğin erkekler ve cariyeler arasında geçen kınanmış cinsel sapıklık içeren gazel çeşitleri. Romantizm, kendine has özellikleri olan yoğun duygusallık, tabiata, hayale geniş yer vermesi nedeniyle kasidenin eski şeklinden ayrılmıştır. Tüm bunlar, gazele güzellik ve mükemmelliğin en yüksek belirtilerini kazandırdı ve onun kalbe doğrudan etki etmesini sağladı.

Hazim Elali
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimine ilişkin tutumları ile sosyotropik-otonomik kişilik özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimine ilişkin tutumları ile sosyotropi-otonomi kişilik özelliklerinin çeşitli değişkenler açısında incelemektir. Araştırma, betimsel yöntem ve ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Araştırmada kullanılan veriler, 2014-2015 öğretim yılında, Gaziantep Üniversitesinde eğitim görmekte olan üniversite öğrencileri arasında tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 431 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Cobb, Larson ve Watson (2003) tarafından geliştirilen ve Cihan, Yılmaz ve Çelik tarafından Türkçe 'ye uyarlanan "Romantizm ve Eş Seçim Ölçeği" ile Beck, Epstein, Harrison ve Emery (1983) tarafından geliştirilen ve Şahin, Ulusoy ve Şahin (1993) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Sosyotropi-Otonomi" ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Spearman Brown sıra farkları korelâsyon katsayısı testi tekniği, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik dağılım, Levene F Testi, Tek yönlü varyans analizi, parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis Testi ve Mann Whitney-U testi, farkların kaynağını belirlemek için Post-Hoc analiz tekniklerinden Dunnet-T3 çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimine ilişkin algıları ile sosyotropik-otonomik kişilik özellikleri arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğrencilerin romantizm ve eş seçimine ilişkin algıları romantik ilişki olma değişkenine göre; beraber yaşama, yalnız ve tek doğru, idealleştirme alt ölçeğinde, cinsiyet değişkenine göre; beraber yaşama, yalnız ve tek doğru ve çaba gösterme alt ölçeğinde, yaş düzeyine göre; tam güven alt ölçeğinde, sınıf değişkenine göre; aşk yeterli alt ölçeğinde, fakülte değişkenine göre aşk yeterli alt ölçeğinde, aile yapısı değişkenine göre; tam güven alt ölçeğinde anlamlı fark yaratırken, ikamet yeri ve sosyo-ekonomik durum değişkenlerinin anlamlı farklılık yaratmadıkları saptanmıştır. Sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri üzerinde romantik ilişki, cinsiyet, sınıf, sosyo-ekonomik durum, aile yapısı değişkenleri anlamlı fark yaratırken; yaş, fakülte, ikamet yeri değişkenlerinin anlamlı fark yaratmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara dayalı olarak öneriler geliştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Romantizm, Eş Seçimi, Sosyotropi, Otonomi, Kişilik.

Duygusal ilişkiEğitim psikolojisiEş seçimi+5
Mehmet Çalım
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çiftlerin bağlanma stilleriyle stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, çiftlerin bağlanma stilleri ile stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyleri arasında fark olup olmadığının incelenmesidir. Betimsel tarama modelinde ilişkisel tarama yöntemiyle yapılan çalışmanın araştırma grubunu, Hatay ili Mustafa Kemal Üniversitesi ve Adana ili Çukurova Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerine devam eden ve mezun olup pedagojik formasyon eğitimi gören 216 kadın ve 206 erkek olmak üzere toplam 422 kişi oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2016-2017 akademik yılı güz yarıyılında toplanmıştır. Araştırmada çiftlerin bağlanma stillerini belirlemek için Çolakkadıoğlu, Akbaş ve Yıldızeli (2016) tarafından uyarlaması yapılan "Çiftlerde Bağlanma Ölçeği", stresle başa çıkma tarzlarını belirlemek için Şahin ve Durak (1995) tarafından uyarlaması yapılan "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği", benlik saygısı düzeylerini belirlemek için Turan ve Tufan (1987) tarafından uyarlanmış olan "Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analizi tekniği kullanılmıştır. Ayrıca stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyi bakımından güvenli ve güvensiz (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) bağlanmış çiftler arasında fark olup olmadığını belirlemek amacıyla Tek Yönlü MANOVA analiz tekniği kullanılmıştır. Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analiz tekniği sonucunda Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımı alt ölçekleri ile benlik saygısı arasında pozitif yönde anlamlı; çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım alt ölçekleri ile benlik saygısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Yapılan Tek Yönlü MANOVA analizi sonucunda, güvenli ve güvensiz (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) çiftlerin stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyleri bakımından farklılaştığı görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre, güvenli bağlanan çiftlerin stresle başa çıkma tarzları alt ölçeklerinden kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımını kullandıkları ve yüksek benlik saygısı düzeylerine sahip oldukları, güvensiz bağlanan (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) çiftlerin ise çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım tarzını kullandıkları ve düşük benlik saygısı düzeyine sahip oldukları bulunmuştur. Sonuç olarak güvenli bağlanan çiftlerin stresle başa çıkmada problem odaklı (etkili) başa çıkma tarzlarını kullandığı ve benlik saygısı düzeylerinin yüksek olduğu, güvensiz bağlanan çiftlerin ise stresle başetmede duygu odaklı (etkisiz) başa çıkma tarzlarını kullandığı ve benlik saygısı düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bağlanma stilleri, çiftlerde bağlanma, stresle başa çıkma ve benlik saygısı

BağlanmaBağlanma stilleriBaşa çıkma+7
Sevcan Karabulut Uslu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerde bağlanma stilleri, romantik kıskançlık ve ilişki doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma romantik ilişkilerde bağlanma stilleri, romantik kıskançlık ve ilişki doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma grubunu Şanlıurfa ilinde yaşayan, 18-61 yaş arası (X=28.73) romantik ilişkisi olan 237 erkek ve 223 kadın olmak üzere toplam 460 katılımcı oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Romantik Kıskançlık Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ve İlişki İstikrarı Ölçeği kullanılmıştır. Analiz sonuçları, bağlanma stillerinin romantik kıskançlık düzeyinin önemli bir yordayıcısı olduğunu, kaygılı bağlanma arttıkça kıskançlığın arttığını, kaçınmacı bağlanma arttıkça kıskançlığın azaldığını göstermektedir. Ayrıca kaçınmacı bağlanma ile ilişki doyumu, her üç tür kıskançlık tetikleyicisi, duygusal tepki, konuşma yöntemi, kıskançlığın olumlu etkilerine ilişkin görüşlere katılma düzeyi arasında negatif; umursamama yöntemi arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Sonuçlar, ilişki süresi ile kıskançlık, duygusal tepki, kaybetme korkusu, yapıcı baş etme yöntemi arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: İlişki doyumu, kıskançlık, kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma.

BağlanmaBağlanma stilleriDuygusal ilişki+3
Sariye Sümer
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin duygusal özerklik düzeylerinin bilişsel esneklik, romantik ilişki doyumu ve toplumsal cinsiyet rolleri düzeylerine etkisi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin, duygusal özerkliklerinin yordayıcısı olarak bilişsel esneklik, romantik ilişki doyumu ve toplumsal cinsiyet rollerini incelemek ve bunun yanında belirlenen demografik değişkenlere göre duygusal özerkliklerinin anlamlı farklılık gösterip göstermediği anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma, Çukurova Üniversitesi'nde okuyan 449 (265 kadın, 184 erkek) öğrenciden kartopu örnekleme yöntemi ile toplanan verilerle yapılmıştır. Öğrencilerin duygusal özerkliklerine ilişkin veriler ''Worthington Özerklik Ölçeği'', bilişsel esnekliklerine ilişkin veriler ''Bilişsel Esneklik Ölçeği'', romantik ilişki doyumuna ilişkin veriler ''İlişki Doyum Ölçeği'' ve toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin veriler ''Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği'' ve demografik (kişisel) bilgiler ise araştırmacı tarafından oluşturulan ''Kişisel Bilgi Formu'' aracılığı ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 22 programı kullanılmış, analiz sürecinde Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Çoklu Regresyon Analizinden faydalanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında; bilişsel esneklik ve romantik ilişki doyumunun duygusal özerkliği anlamlı şekilde yordadığı, her iki değişkenin de duygusal özerklik ile pozitif bir ilişkisi olduğu; toplumsal cinsiyet rollerinin ise duygusal özerkliği anlamlı şekilde yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında duygusal özerkliğin, cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterirken; aileyle yaşamış olduğu yere, eğitim düzeyine ve romantik ilişki süresine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal özerklik, bilişsel esneklik, romantik ilişki doyumu, toplumsal cinsiyet rolleri.

Bilişsel esneklikCinsiyet rolleriDuygusal özerklik+4
Berika Aslan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1990 sonrası Hollywood sineması romantik aşk filmlerinde aşk söylemi

Bu çalışmada 1990 sonrası Hollywood sineması romantik filmlerinde sonsuza dek mutluluğun anahtarı olarak ifade edilen romantik aşk söylemi araştırılmıştır. Romantik aşkla sonsuza dek mutlu olmanın ilk anlatılarından biri antik Yunan'dan günümüze ulaşmış olan Eros ve Psykhe mitidir. Grimm kardeşler tarafından asıllarına sadık kalınarak derlenmiş olan Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Sindrella, Uyuyan Güzel ve Rapunzel gibi peri masalları da Eros ve Pskhe mitiyle büyük benzerlikler taşımaktadırlar. Antik çağlardan günümüze masallarla taşınmış olan romantik aşk miti 19. Yüzyılda Batıda aile kurumunun temeli olarak ideolojik bir anlam yüklenmiştir. Bu çalışmada romantik aşk miti Eros ve Psykhe'nin hikâyesine ve peri masallarına dayanarak tanımlanmış ve mutlu sonla biten Hollywood romantik aşk filmlerinde bu mitin yeniden nasıl üretildiği üzerine bir söylem çözümlemesi yapılmıştır. Romantik aşk mitinin 1990 sonrası Hollywood sineması romantik komedilerinde günümüz metropol insanına uyarlanmış öykülerle yenilenerek tekrar üretildiği sonucuna varılmıştır.

AşkFilmHollywood+2
Didem Yalınay
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat ve Servet-i Fünûn romanlarında edebî akımlar

Edebiyat akımları, belirli yazım teknikleri sunmasının dışında ortaya çıktığı dönemin sosyal, siyasi, ekonomik, felsefî vb. birçok alanı hakkında bir alt yapıya sahiptir. Bu sebeple bir dönemin analizini, o dönemin hangi edebî akıma bağlı olduğuna bakarak yapmak mümkündür. Türk edebiyatında yüzyıllarca hâkim olan divan şiiri geleneği içerisinde de çeşitli edebî hareketler görülmektedir. Batılı anlamda edebî akımlar ise Tanzimat dönemiyle birlikte Türk edebiyatında yer alır. Bu dönemde edebî akımlar bir tercih meselesi gibi anlaşılarak yazardan yazara farklılık gösteren bir olgudur. Çünkü Türk edebiyatında edebî akımlar, toplumsal ihtiyaçlardan ziyade aydınların dünya görüşüne göre şekillenir. Batılılaşmanın bir ölçüsü olarak Batılı edebî formların Türk edebiyatında yer almasıyla birlikte nazım geleneğinin yanında nesir geleneğinin de önemi artar. Roman türü de nesir geleneğinin en gelişmiş şeklidir. Türk edebiyatında daha önce yer almayan roman, ilk dönem sanatkârları açısından birbirinden farklı birçok amaç için kullanılır. Bu yeni türü edebî anlamda hem Batılılaşmanın bir yolu hem de gelenekten kopmanın bir aracı olarak görmek mümkündür. Roman formunu henüz nesri gelişmemiş bir edebiyatta uygulamak zor bir iştir. Tanzimat dönemi yazarları bu zorluktan kurtulmak için geleneğin imkânlarından faydalanmayı ihmal etmemişlerdir. Batılı bir form olarak gelişkin bir roman örneği verebilmek içinse edebî akımları sürekli göz önünde bulundurmuşlardır. Bu çalışmada Tanzimat ve Servet-i Fünûn dönemlerinde yer alan romanların Batılı edebî akımlarla olan ilişkisi değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme sürecinde gelenekten kopuş, dönemin etkisi, yazarların sanatsal bakış açıları ve uygulama düzeyinde edebî akımların Türk edebiyatına katkısı göz önüne alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tanzimat Dönemi, Servet-i Fünûn Dönemi, Roman, Edebî Akımlar, Gelenek.

DoğalcılıkEdebi akımlarGelenekler+6
Onur Tokiz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumları ve ilişki doyumlarının kişilik özellikleri ile ilişkisi

Bu araştırmanın iki temel amacı vardır. Birincisi üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri ve aşka ilişkin tutumlarının, romantik ilişki doyumlarını yordayıp yordamadığını incelemektir. İkincisi ise üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumlarının ve romantik ilişki doyumlarının, cinsiyete, ilişki sayısına ve ilişki süresine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir.Araştırmaya, 2009-2010 eğitim yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerine devam eden ve romantik ilişki yaşayan, 250 kız, 87 erkek, 337 öğrenci katılmıştır. Araştırmada, verileri toplamak için, Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği (Kısa Form) , Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi, İlişki Doyumu Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 17.0 programı kullanılmış ve t testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır.1.Üniversite öğrencilerinin kişilik özelliklerinden Dışadönüklük ile Yumuşak Başlılık, Sorumluluk, Nevrotizm, Deneyime Açıklık kişilik özellikleri, birlikte Romantik İlişki Doyumuna ilişkin varyansın %11'ini açıklamıştır. Yordayıcı değişkenlerden deneyime açıklık romantik ilişki doyumunun en güçlü yordayıcısı olurken bunu dışadönüklük kişilik özelliği izlemiştir.2.Üniversite öğrencilerinin aşk tutumlarından, Özgeci Aşk, Arkadaşça Aşk, Tutkulu Aşk, Mantıklı Aşk, Oyun Gibi Aşk, Sahiplenici Aşk tutumları, Romantik İlişki Doyumuna ilişkin varyansın %58'ini açıklamıştır. Yordayıcı değişkenlerden tutkulu aşk romantik ilişki doyumunun en güçlü yordayıcısı olurken bunu sırasıyla özgeci aşk, sahiplenici aşk ve oyun gibi aşk izlemiştir.3.Üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumları cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermiştir. Erkeklerin kadınlara göre özgeci ve oyun gibi aşk tutumları puanlarının daha yüksek olduğu ve kadınların erkeklere göre mantıklı ve arkadaşça aşk tutumu puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur.4.Üniversite öğrencilerinin romantik ilişki doyumları cinsiyete ve ilişki sayısına göre anlamlı farklılık göstermemiştir.5.Üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumları ilişki sayısına ve ilişki süresine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Üniversite öğrencilerinin yaşanılan ilişki sayısı arttıkça oyun gibi aşk tutumu puanlarının yükseldiği, arkadaşça aşk tutumu puanlarının ise düştüğü bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin yaşanılan ilişki süresi uzadıkça tutkulu aşk tutumu puanlarının yükseldiği bulunmuştur6.Üniversite öğrencilerinin romantik ilişki doyumları ilişki süresine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Üniversite öğrencilerinin ilişki süresi arttıkça romantik ilişki doyumlarının yükseldiği bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Aşk Tutumları, Kişilik Özellikleri, Romantik İlişki Doyumu

AşkCinsiyet farklarıEğitim psikolojisi+7
Beyhan Budak
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantizm ve eş seçimi tutumunun romantik ilişki yaşantıları ve romantik ilişkilerdeki inançlar açısından incelenmesi

Bu çalışmada; romantik ilişki yaşantıları ve romantik ilişkilerdeki inançların romantizm ve eş seçimi tutumunu yordama gücünün belirlenmesi, üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimi tutumlarının çeşitli değişkenler açısından anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin saptanması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini 2015–2016 eğitim öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde eğitim gören öğrenciler oluştururken örneklemini ise basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiş Sağlık Meslek Yüksek Okulu, Eğitim Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Veteriner Fakültesi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden seçilen 593 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri; araştırmacılar tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", Cobb, Larson ve Watson (2003) tarafından geliştirilip; Güngör, Yılmaz ve Çelik (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan "Romantizm ve Eş Seçimi Tutum Ölçeği", Brennan ve arkadaşları (1998) tarafından geliştirilip; Sümer (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri" ve Eidelson ve Epstein (1982) tarafından geliştirilip, Kalkan (2006) tarafından Türkçeye uyarlan "İlişkilerde İnanç Envanteri" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; farklılıklara ilişkin analizde bağımsız gruplar t-testi ile tek yönlü varyans analizi, değişkenler arasındaki ilişkiyi saptamak için pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı ve değişkenlerin romantizm ve eş seçme tutumunu ne derece yordadığını saptayabilmek için ise hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Veriler SPSS 15.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulguların yorumlanmasında anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda romantizm ve eş seçimi tutumları ile romantik ilişkilerde inanç ve romantik ilişki yaşantıları alt boyutları arasında genel anlamda pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Romantizm ve eş seçimi tutumlarının; kaygı, kaçınma, çaresizlik ve sevilmezlik alt boyutları tarafından pozitif yönde anlamlı şekilde yordandığı sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite öğrencilerinin; romantizm ve eş seçimi tutumlarının toplam puanlarına bakıldığında cinsiyet, ilişki durumu ve ilişki çeşidi değişkenine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır. Bunun yanında romantizm ve eş seçimi tutumlarının toplam puanlarına bakıldığında yaş, sınıf düzeyleri, öğrenim görülen fakülteler ve yaşadıkları yer değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Duygusal ilişkiEş seçimiRomantizm+3
Merve Zeynep Şimşek
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin evliliğe ilişkin tutumlarında toplumsal cinsiyetin ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların rolü

Bu araştırmanın amacı, Burdur ili Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin evliliğe ilişkin tutumları, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bazı değişkenler açısından katılımcıların evlilik tutum ölçeğinden aldıkları toplam puanlara göre tutumlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmada tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup çalışma grubu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde öğrenim gören 654 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, 'İnönü Evlilik Tutum Ölçeği (İETO)', 'Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ)', 'Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği(RAİNÖ)' ve araştırmacının hazırladığı 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak toplanmıştır. İETÖ'nün cronbach alfa güvenirlik katsayısı .94, TCRTÖ'nün cronbach alfa güvenirlik katsayısı .93 ve RAİNÖ'nün cronbach alfa güvenirlik katsayısı .85 hesaplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, Çoklu Hiyerarşik Regresyon Analizi, Bağımsız Örneklemler İçin T Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA) kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi ise .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre evlilik tutumu toplam puanı ve toplumsal cinsiyet rolleri tutumu toplam puanı arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Evlilik tutumu toplam puanı ile romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar toplam puanları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Toplumsal cinsiyet rolleri tutumu toplam puanı ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar toplam puanı arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Kısacası evliliğe ilişkin tutum toplam puanları arttıkça toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutum toplam puanları azalmakta; romantik ilişkilerde akılcı olmayan inanç toplam puanları ise artmaktadır. Bir başka deyişle evliliğe ilişkin olumlu tutum arttıkça toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutum azalmakta ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar artmaktadır. Araştırmanın bir diğer bulgusuna göre toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların evliliğe ilişkin tutumları anlamlı şekilde yordamakta olduğu sonucuna varılmıştır. Bu iki değişkenden evliliğe ilişkin tutumları en fazla yordayan değişkenin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar olduğu görülmektedir. Araştırma kapsamına dâhil edilen bu iki değişkenin evliliğe ilişkin tutumların %11.2'sini açıkladığı görülmektedir. Bu bulgulara ek olarak katılımcıların cinsiyeti, yaşı, yaşamının çoğunun geçtiği yer, romantik ilişki durumu ve aile birlikteliği değişkenlerine göre evliliğe ilişkin tutumlarında farklılaşma durumu incelenmiştir. Katılımcıların yaş düzeyleri açısından evliliğe ilişkin tutumlarında anlamlı farklılaşma bulunamamış ancak erkeklerin kadınlara göre, kırsal bölgelerde yaşayanların kentsel bölgelerde yaşayanlara göre, şu an ilişkisi olanların olmayanlara göre ve ebeveynleri bir arada olanların boşanmış olanlara göre evliliğe ilişkin tutumlarının daha olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik Tutumu, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar, Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutum

Akılcı olmayan inançlarDuygusal ilişkiEvlilik+6
Gözde Arıkan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alexander Dumas Fills'in Kamelyalı Kadın romanı ile Namık Kemal'in İntibah romanının tematik açıdan karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, Aydınlanma Çağını da sayarsak iki asırdan fazla bir süredir varlığını sürdüren klasisizme tepki olarak ortaya çıkan romantik akımın ve romantizmin Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatına etkilerinin bariz bir örneği olarak A. Dumas Fils'in romantik anlayışa göre yazdığı Kamelyalı Kadın adlı eserinin Namık Kemal'in İntibah adlı eseri üzerine etkilerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda romantizmin sosyal, siyasal ve toplumsal yaşama etkilerinin belirgin olduğu ve romantik anlayışa göre yazılan her iki eser arasındaki benzerlikler, farklılıklar ve varsa esin, izlenim ve taklit öğeleri incelenmiştir. Daha kısaca demek gerekirse, etkileri bize göre oldukça belirgin olan KamelyalıKadın'ın İntibah'ta ki izleri ele alınmıştır. Çalışmada, A. Dumas Fils ile Kamelyalı Kadın adlı eserin romantizmdeki yeri ve Namık Kemal ile İntibah'ınTanzimat edebiyatındaki yeri, kahraman karakter birliği, olay örgüsü, eserler ve dönem bağlamında incelenmiştir. A. Dumas Fils ve Namık Kemal'in romanlarında yaratılan kadın karakterler üzerinden toplumdaki "Tutunamayanlar"a bakış açısı ele alınmıştır. Dönemin İstanbul ve Paris'inde yaşanılan aşk ilişkisi, aile, toplum, sadakat, intikam gibi kavramların eser bağlamında romantizmin kurallarıyla ne kadar örtüştüğü incelenmiştir. Yaratılan kadın ve erkek karakterlerin yaşadıkları tutkulu aşk karşısındaki yıkımları, özellikle Marguerite ve Mehpeyker gibi iki fahişenin toplum ahlakını ve aile saadetini bozar nitelikli yaşam şekilleri, toplum ve ailenin yaşanılan ilişkilerdeki tutumları ele alınmıştır. Eserlerin verdikleri temel mesaj olarak fahişe kimliği etrafında her iki yazarın takındığı farklı tutum ve bunun nedenlerine inilmeye çalışılarak belki de eserler arasında en ciddi fark ve Kemal'in özgün kaldığı biricik nokta gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda A. Dumas Fils ve N. Kemal'in toplumsal olaylara yaklaşımları ve konunun insan psikolojisi açısından açıklığa kavuşması amacıyla çok kısıtlı olarak psikanalitik açıdan ele alınarak değerlendirilmiştir. Tanzimat Dönemi Edebiyatında sıkça karşılaşılan cariyelik kavramı ve sorunsalı tanımlanmaya çalışılarak eserde bu konu bağlam içinde kalınarak irdelenmeye çalışılmıştır. Özetle, her iki eser romantik edebiyat açısından ele alınarak eserler ve yazarlar arasındaki alışverişlerin nitelikleri, aralarında görülen benzerlik ve farklılıklar ile Namık Kemal'in romantik edebiyat okulunu ne denli anladığı, bunu eserine ne kadar giydirdiği bağlamında hem analitik, hem de eleştirel bir yaklaşımı karşılaştırmalı edebiyat yöntemi açısından ele almaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Romantizm, Tanzimat Edebiyatı, A. Dumas Fils, Kamelyalı Kadın, Namık Kemal, İntibah, Aşk, İntikam, Fahişelik,

Fills, Alexander DumasFransız edebiyatıKarşılaştırmalı edebiyat+4
Songül Geldi
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerin kişilik özellikleri açısından incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin romantik ilişkileri ile ilgili çeşitli psikolojik eğilimleri ile beş faktör kişilik özelliği arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı romantik ilişkilerle ilgili psikolojik eğilimleri yordayan kişilik özelliklerini saptamak bunun yanı sıra ilgili değişkenlerle kişilik özelliklerinin arsındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.Araştırmaya Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerine devam eden ve romantik bir ilişki yaşayan 270 kız, 112 erkek, toplam 382 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Çok Boyutlu İlişki Ölçeği (ÇBİÖ), Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 15.0 programı kullanılmış ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre romantik ilişkilerde dışadönüklük, deneyime açıklık, özdisiplin, yumuşak başlılık kişilik özelliklerine sahip bireylerin ilişki başlatma ve sürdürme konusunda daha girişken ve başarılı oldukları, daha az kaygı yaşadıkları, ilişkilerinden daha fazla doyum aldıkları ve ilişkilerinin kendi kontrolünde geliştiğine inandıkları bulunmuştur. Buna karşın nevrotik bireylerin romantik bir ilişkide daha fazla kaygı yaşadıkları, kendilerine daha az güvendikleri ve ilişkilerinde başkalarının görüşlerine önem verdikleri, ilişkiyi başlatma ve sürdürmede sorunlar yaşadığı araştırmada elde edilen bir diğer sonuçtur.Araştırmada elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Romantik ilişkiler, kişilik özellikleri, üniversite öğrencisi

ArkadaşlıkGazi ÜniversitesiKişilik özellikleri+4
İbrahim Aydoğdu
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2010
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Murat Sertoğlu'nun romanlarında milli romantik unsurlar

Milli romantizm, milletlerin dilde kültürde sanat ve edebiyatta kendilerini bulmaları ve bu kendilik bilincini çağın insanına aktarma çabasıdır. Milli romantizm Türk edebiyatında 20. yy ile birlikte varlığını belirgin olarak göstermiştir. Milleti var eden ve bütünlüğünü sağlayan bu değerler özellikle roman türü içerisinde önemli bir tema olarak kullanılmıştır.Milli romantik yönelişe bağlı olarak eserlerini oluşturan isimlerin başında yer alan Murat SERTOĞLU romanlarında Türk Milleti'ne ait kendilik değerlerini ustaca kullanmıştır. Türk Milleti adına dönüm noktaları sayılan tarihi hadiseleri merkeze alan yazar, bu hadiseleri milli romantik bir bakış açısı ile romanın kurmaca yapısı içerisinde yeniden yorumlayarak vermeye çalışır. Yaşanılan coğrafya ve mekânlar, dil, tarih ve dini inanışlar yazarın eserlerinde milli romantik yöneliş açısından temel dayanak noktalarıdır. Yazar bu unsurlara çeşitli sembolik anlamlar yüklemekte ve millet hayatında bu değerleri sıradanlıktan kurtararak kutsallaştırmaktadır. Ayrıca roman kahramanları aracılığı ile Türk Milleti'ne ait kimliksel özellikleri tarihi akış içerisinde değişmezlik çerçevesinde verir. Murat Sertoğlu bu eserleri ile geçmişin aynasıyla okuyucuya kim olduğunu anlatmaya çalışan bir yol gösterici vazifesi üstlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Milli Romantizm, Murat SERTOĞLU, Coğrafya, Tarih, Dil, Din

Milli kimlikMilli unsurlarRoman+3
Nahit Yerebasan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin'in düz yazı sanatı

Eserlerinde aşkın en sade ve doğal şekli, kaderin insan hayatını şekillendirmesindeki rolü ve Rus İnsanının kadere olan inancı gösterilir. O dönemde Rus kültürünün en önemli unsurlarından biri olan düelloya karşı toplumun bakış açısı yansıtılır. Puşkin'in ?Pugaçov İsyanının Tarihi? adlı eserinde Rus toplumuna mal olan Pugaçov isyanı, yalın ve enerjik bir dille aktarılır. Gerçek belgelere dayanılarak hazırlanan bu eserde nesnel bir bakış açısı hakimdir. İsyan öncesi ve sonrası Rus insanının durumu, halkın açlıkla mücadelesi, hükümetin isyanı bastırmadaki yetersizliği açıkça gösterilir. ?Yüzbaşının Kızı?nda da Pugaçov İsyanı ele alınır, ancak isyanın yanı sıra Rus taşra insanının samimi ve alçakgönüllü tavrı, Rus gelenek ve görenekleri, Rus kültürü anlatılır. ?Dubrovskiy?, Puşkin'in halk ayaklanması temasını işlediği ilk eserdir. ?Dubrovskiy?de toprak beyliği sisteminin haydut olmak zorunda bıraktığı bir karakter anlatılır, bu eserde adalet sisteminin ve düzenin eksiklikleri açıkça gösterilir. ?Belkin Öyküleri? yalın ve sade dili ile dikkat çeker. Bu öykülerde sıradan Rus insanının günlük yaşayışları, inançları, o zamana kadar kimsenin dikkatini çekmeyen menzil bekçisinin ve tabutçunun hayatları konu edilir, köy ve köylü hayatı hakkında bilgi verir. İlk roman denemesi ?Büyük Petro'nun Arabı? oldukça başarılı bir eserdir. Dedesi Gannibal'ın hayatından esinlenerek kaleme aldığı bu eserinde I. Petro zamanı oldukça nesnel bir tavırla aktarılır. ?Maça Kızı? Rus sosyete insanını, paraya dayalı ilişkilerin sahteliğini gösterir.Puşkin, düz yazı eserlerinde yalın ve sade üslubu ile dikkat çeker. Puşkin, sıradan Rus insanını gerçekçi bir biçimde tasvir ederek edebiyatta yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur.Anahtar Sözcükler1. Puşkin2. Yüzbaşının Kızı3. Dubrovskiy4. Maça Kızı5. Edebiyat

Puşkin, Aleksandar SergeyeviçRealizmRomantizm+1
Kezban Olgun
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerde aldatma eğiliminin yordayıcıları olarak sosyal medya kullanımı ve temel psikolojik ihtiyaçların doyumu

Bu araştırmada aldatma eğilimi üzerinde sosyal medya kullanım düzeyinin ve temel psikolojik ihtiyaçların etkisi incelenmiştir. Bunun yanı sıra aldatma eğilimi, sosyal medya kullanım düzeyi ve temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun, cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, çocuk sayısı, maddi durum gibi değişkenlerle olan ilişkileri de araştırılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçekler, İstanbul, İzmir ve Gaziantep illerinde yaşayan 25-45 yaş aralığında bulunan 200 (103 erkek, 97 kadın) kişiye uygulanmıştır. Çalışmada veri toplamak amacıyla ''Aldatma Eğilim Ölçeği'' , ''İhtiyaç Doyum Ölçeği'', ''Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği Yetişkin Formu'' ve ''Sosyo-demografik Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, katılımcıların sosyal medya kullanım düzeyini saptamak amacıyla kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma verileri değerlendirilirken, korelasyon testi, tek yönlü varyans analizi(ANOVA) ve t testinden yararlanılmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda, aldatma eğilimi ile sosyal medya kullanım düzeyi arasında istatistiksel olarak pozitif yönde yüksek derecede anlamlı bir ilişki olduğu (r=0.619, p<0.001), aldatma eğilimi ve temel psikolojik ihtiyaçlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadığı (p>0.05). Ancak temel psikolojik ihtiyaçlar alt boyutları değerlendirildiğinde; aldatma eğilimi ile "Yeterlilik" alt boyutu arasında negatif yönde, çok yüksek derecede anlamlı bir ilişki olduğu (r=0.-960), p<0.001) tespit edilmiştir.

AldatmaAldatma eğilimiDuygusal ilişki+6
Yağmur Yıldırım
Doğuş University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik Dönem: Devrimler çağı ve opera

"Romantizm" kelimesi İngiltere'de 1659 gibi erken bir tarihte kullanılmıştır. İngiliz şairlerin Fransız Devrimi'ne hayranlıkları bilinmektedir. Romantik şiirin temsilcisi olan İngiliz şairler, Göl Bölgesi (Lake District) olarak adlandırılan bir bölgede yaşamaktaydılar ve burası ile anılır olmuşlardı. Romantizm kelimesini bugünkü anlamına en yakın şekilde ilk olarak kullanan kişi Jean Jacque Rousseau'dur. Rousseau, bir eserinde Bienne gölünü anlatırken, anlattığı yerin "romantik bir yer" olduğunu söyler. Fransız Akademisi, buradan hareketle kavramı 1789'da, "Romantik, umumiyetle insana şiirlerdeki ve romanlardaki manzaraları tahayyül ettiren yerlere denir." Şeklinde tarif etmiştir. 19. yüzyıla kadar kullanılmayan Romantizm terimini müzik tarihinde ilk kullanan kişi ise, Alman yazar ve besteci Ernst Theodor Amadeus Hoffmann olmuştur. Romantik dönemin ilk operalarından biri olarak kabul edilen "Undine" ile tanınan Hoffmann, romantizm kelimesini ilk kez 1813 yılında Ludwig Van Beethoven'in eserlerini incelediği bir makalesinde kullanmıştır. Romantik dönem müziğinin tarihsel aralığının belirlenmesi konusunda fikir birliği bulunduğu söylenemez. Genel hatları itibariyle 1830-1910 yılları arasında hüküm sürdüğü söylenebilecek olan müzikte Romantik dönemi özellikle Alman kökenli müzikbilimciler, Erken Romantizm (1800-1830) Yüksek Romantizm (1830-1860), Geç Romantizm (1860-1910) başlıkları altında inceleme yoluna giderler. Romantik Dönem ve bestecilerinin incelenmesi, Fransız operası ve bu dönemin ruhunun ve sanatının ortaya çıkışı, özellikle sanatçılarının kimler olduklarına, eserlerine, bu eserlerde çağdaşlarından farklı olarak ortaya neler koyduklarına ve neoklasik dönemden romantik döneme geçiş süresince yaşanan olayları göz önünde bulundurarak bu sanatsal anlayışın nasıl başladığına değinilmektedir. Bu çalışmanın önemi, konuyla ilgili yapılacak araştırmalarda kaynak niteliği taşıyabilecek olması düşünülmektedir.

19. yüzyılAlmanyaFransa+4
Ekin Öner
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerde reddedilmeye dayalı incinebilirlik bilişsel değerlendirme ve başaçıkma

Bu araştırmanın temel amacı romantik ilişkilerde reddedilme duyarlılığı, incinebilirlik, bilişsel değerlendirme ve başaçıkma ile depresyon arasındaki nedensel ilişkiselliği incelemektir. Bu araştırma korelasyonel ve nedensel-karşılaştırmalı araştırma desenlemesi kullanılarak yapılmıştır. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinde öğrenim görmekte olan 400 kişi üzerinde (200 kız; 200 erkek) tesadüfi seçimle araştırma gerçekleştirilmiştir. Bilgi Toplama Formu (BTF), Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği (RDÖ), İncinebilirlik Ölçeği (Iö), Beck Depresyon Envanteri (BDE), Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (BDÖ) ile Stresle Başaçıkma Tutumları Envanteri (SBTE) kullanılmıştır. Veri analizleri için SPSS/WINDOWS 11.5 ve LISREL 8.54 programlan kullanılmıştır. Gruplar arası farklılığı belirlemek için t testi ve "varyans analizi", değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek için "korelasyon", nedensel ilişkiselliği belirlemek için ise yapısal eşitleme modellemesinin içerdiği önemli uygulamalardan biri olan path analizi yapılmıştır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin reddedilme duyarlılıkları bağlamında incinebilirlik, bilişsel değerlendirme, başaçıkma ve depresyon ile demografik değişkenler arasında ilişki olduğu görülmüştür. Bulgular bilişsel değerlendirmenin romantik ilişkilerdeki reddedilmeye ilişkin olarak reddedilme ve başaçıkma arasında bir ara değişken olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca romantik ilişkilerde reddedilme duyarlılığı yüksek olan bireylerin duygu odaklı başaçıkma tarzlarım, reddedilme duyarlılığı düşük olan bireylerin ise problem odaklı başaçıkma tarzlarım kullandıkları; romantik ilişkilerde reddedilmeye ilişkin olarak bayan partnerlerde tehdit değerlendirmelerinin; erkek partnerlerde ise mücadele değerlendirmelerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçları önceki bulgular ışığında kişilerarası ilişkiler ve depresyon kapsamında başka araştırma ve uygulamalara da yol gösterecek bağlamda tartışılmıştır. vm

DepresyonDuygulanımDuygusal istismar+7
Atılgan Erözkan
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00

İlgili konular