Examination
196 theses under this subject heading
Üniversitelerde sınav görevlisi atama ve çizelgeleme problemlerine yönelik çözüm denemesi,
Atama ve çizelgeleme problemleri üniversite ve diğer eğitim kurumlarında çok fazla karşımıza çıkmaktadır. Yapılan bu çalışmalar sonucunda, söz konusu problemlerden en çok karşımıza çıkanlardan biri toplu sınav dönemlerinde salonlara görev alacak sınav görevlisi atama ve çizelgeleme problemleri olduğu anlaşılmıştır. Bu çerçevede Hitit Üniversitesi'ne bağlı Mühendislik Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu ve Sungurlu Meslek Yüksekokulu'nda sınav görevlisi atama ve çizelgelemesinden sorumlu personel ile görüşmeler yapılarak sınav görevlisi ataması yapılırken karşılaşılan zorluklar, göz önüne alınması gereken kısıtlar ve birime özel sorunlar hakkında bilgi alınmıştır. Bu çalışmamızda, çeşitli eğitim birimlerinden edinilen bilgiler ışığında tüm kısıtlara uygun ve birime özel sorunlara uyumlu bir sınav görevlisi ataması ve çizelgelemesini çok daha kısa sürede gerçekleştirebilecek bir yazılım geliştirmek amaçlanmış ve geliştirilmiştir. Geliştirmiş olduğumuz yazılımın yaptığı sınav görevlisi atama işlemlerinin zaman yönünden karşılaştırılması ile kısıtlara ve seçeneklere uygunluğunun test edilmesi amacıyla Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu 2017 – 2018 Bahar dönemi verileri gerekli izinler alınarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, geliştirilen yazılımın sınav görevlisi ataması belirlenen tüm kısıtlara uygun ve birim tarafından belirlenen özel sorunlara uyumlu olarak yapmıştır. Ayrıca zaman yönünden yapılan testlerde, tüm kısıtlara uygun sınav görevlisi ataması işlemini bir dakikadan daha az sürede gerçekleştirdiği görülmüştür.
Kamu idaresine personel seçimi için yapılan sınavların modernleşme ile ilişkisi
Kamu idaresine personel seçimi, hızla değişen iş dünyasında, kurumların varlığını sürdürebilmesinde telafisi zor ve maliyeti yüksek bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamuda personel olmak isteyen adaylar için yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS), çok farklı testlerle ve puan türleriyle ölçme yapmaktadır. Sınav sonrasında belirlenecek taban puana sahip olanlar, çeşitli kamu kurumlarında açılan kontenjanlara başvuruda bulunma hakkına sahip olmaktadır.1930'lu yıllar ve 2. Dünya Savaşı sonrasında modernleşme, Batı düşünce literatürüne, dünyanın yeniden yapılanması ve yorumlanmasına bağlı olarak girmiştir. ?Kamu idaresine personel seçimi için yapılan sınavların modernleşme üzerine etkileri? adlı tezimizin birinci bölümünde, devletin amaçlarını gerçekleştirecek biçimde örgütlenmiş insan gücü ve başka kaynaklar ile bunların yönetimi olan kamu yönetimi ve kamu personeli kavramları incelenmiştir.İkinci bölümde ise, kurumların, kuruluşların ve işletmelerin ilk kurulma aşamasında, boşalan pozisyonların doldurulmasında ve çevresel veya teknolojik gelişmeler ışığında yeni işlerin ortaya çıkması durumunda işletmeler tarafından işe alımlar gerçekleşirken personelin nasıl seçildiği ve kamu kurumlarında personel seçiminde izlediği yolların karşılaştırması yapılmıştır.Tezimizin son bölümü olan üçüncü bölümde ise, kamu idaresine personel seçimi için yapılan sınavların modernleşme üzerine etkileri ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Kamu Sektörü, Kamu personeli, KPSS, İnsan gücü, Personel Seçimi, Modernleşme.
Türkiye'de mesleki tekinik eğitim, Meslek Yüksekokullarına sınavsız geçiş projesi ve Kütahya Meslek Yüksekokulunda bir uygulama
ÖZET Dünyada, her konu ve alanda olduğu gibi bilim ve teknolojide oluşan çok hızlı gelişmeler küresel bilgi toplumunun oluşmasına hızlandırmıştır. Bu gelişmelerin paralelinde Türkiye'de teknolojiyi kullanabilecek nitelikli insan gücü gereksinimi ortaya çıkmış ve bu gereksinimin karşılanabilmesi için orta ve yükseköğretimde Mesleki Teknik Eğitim 'in (M.T.E.) yaygınlaştırılması çalışmalarına başlanılmıştır. Yükseköğretim bünyesi içerisinde M.T.E. yaygınlaştırılması önlisans eğitim programlan ile gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Bunun için 10 Temmuz 2001 'de 4702 Sayılı Kanun T.B.M.M.'den geçirilmiş ve 24458 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak Meslek Yüksekokullarına Sınavsız Geçiş (M.S.G.) Projesinin ilk adımlan atılmıştır. Bu proje kapsamında 2002-2003 Eğitim-Öğretim yılında öğrenci alımına başlanılmıştır. Bu proje ile dört yıllık fakülteler önündeki yığılmaların da azaltılması amaçlanmıştır. M.S.G. Projesinden yararlanarak gelen ve orta öğretimin devamını okuyan öğrencilerin sınavla gelen öğrencilere göre hem teorik hem de uygulamalı derslerde başarılı olamadıkları görülmektedir. Bu uygulamadan doğan sorunların ve olumsuzlukların giderilebilmesi için M.Y.O.'na gelecek olan öğrencilerin belirli bir elemeden geçirildikten sonra bu okullara yerleştirmenin yapılması uygun olacaktır. Bu amaçla çalışmamızda M.T.E. ile ilgili kuramsal bilgiler verilerek M.S.G. Projesinin uygulanması ve sorunla rı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla çalışmamızın birinci bölümünde; M.T.E.'in önemi, genel kavranılan ile Avrupa Birliği, Amerika ve Japonya 'daki uygulamaları üzerinde durulmuş ve karşılaştırmlalar yapılmış, ikinci bölümde; Türkiye'deki M.T.E.'in tarihsel gelişimi, amaçlan, ilkeleri, önemi, orta öğretim ve yüksek öğretimdeki yapılanma sistemi, üçüncü bölümde; Türkiye'deki M.T.E.de yeniden yapılanmayı gerektiren nedenler, amaçlar, ilkeler, yeni yönelimler ile M.S.G. Projesi, dördüncü bölümde ise; Dumlupınar Üniversitesi Kütahya Meslek Yüksekokulu'nda 500 öğrenci ile yapılan anketin değerlendirilmesi sonucunda elde edilen bulgular verilmiştir.
Yeni nesil matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin yaklaşımlarının incelenmesi
Değişen sınav sistemi 2018 yılında Liselere Giriş Sınavı'nı (LGS) ve bu sınavın kapsamında yer alan beceri temelli soruları karşımıza çıkarmıştır. Her ne kadar bu soru türü beceri temelli sorular olarak nitelendirilse de kamuoyunda ağırlıklı olarak "yeni nesil matematik soruları" şeklinde ifade edildiği görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada beceri temelli sorular kamuoyundaki yaygın kullanım şekli olan "yeni nesil matematik soruları" adıyla kullanılacaktır. Bu araştırmanın amacı yeni nesil matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin yaklaşımlarının incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı ve bir alan uzmanı tarafından altı adet açık uçlu sorunun yer aldığı veri toplama aracı uzman görüşü alınarak oluşturulmuştur. Araştırmanın katılımcı grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep il merkezi, ilçeleri ve köylerinde MEB'e bağlı ortaokullarda görev yapan 208 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılar kolay erişilebilirlik ve gönüllük esasına dayalı olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı zümre whatsapp gruplarına Google form aracılığıyla gönderilerek katılımcıların veri toplama aracını cevaplamaları istenmiştir. Araştırma nitel betimsel olarak desenlenmiş ve araştırmadan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak kod ve kategoriler oluşturulmuştur. Oluşturulan kod ve kategoriler tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin bir kısmının soruların dış görünüşüne odaklanarak soruları yapısal olarak kavramsallaştırdıkları, soruların içeriğine odaklanan katılımcıların ise soruları ağırlıklı olarak; beceri temelli ve kavramsal ve işlemsel öğrenmeyi sağlayan sorular olarak kavramsallaştırdıkları görülmüştür. Bununla beraber katılımcıların bir kısmı soruların zorluğuna odaklanarak soruları zor soru olarak nitelendirmiştir. Diğer taraftan yeni nesil matematik sorularının öğrencilerin becerilerini geliştirdiği ve öğrencilere becerileri kazandırdığı ağırlıklı olarak vurgulanmıştır. Ayrıca yeni nesil matematik sorularının etkili matematik öğretimine olanak sağladığı sonucuna da araştırma kapsamında ulaşılmıştır. Bununla beraber öğretmenlerin müfredatı yetiştirme kaygısı, zaman problemi, öğrenci seviyesi ve eğitim olanaklarının yetersiz olması nedenleriyle yeni nesil matematik sorularına derslerinde yeterince yer veremedikleri görülmüştür. Diğer taraftan öğretmenlerin merkezi sınavın baskısı altında kalarak yeni nesil matematik sorularını öğretim sürecinde LGS'ye öğrencileri hazırlamak amacıyla kullandıkları ortaya çıkan bir diğer sonuçtur. Son olarak yeni nesil matematik sorularının öğretmenler tarafından ayırt edici nitelikte sorular olarak ele alındığı ve soruların beceri sahibi ve akademik başarısı yüksek öğrencileri ayırt etmede oldukça etkili olduğunun katılımcı ifadelerine yansıdığı görülmüştür.
Çocuklarda sınav kaygısı ile spor devamlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Çocuklarda sınav kaygısı ile spor devamlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Örneklem grubu, 2021 yılında Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokul ve lise öğrencilerinden gönüllülük esasına dayalı olarak rastgele yöntemle seçilen 1314 (536 kız, 778 Erkek) öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgiler formu ve Türkçe'ye uyarlama çalışması Totan (2018) tarafından yapılan "Westside Sınav Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin istatistiksel analizi için SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda ikili gruplar için İndependent sample t testi, çoklu gruplar için OneWay ANOVA, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirleme için Spearmans korelasyon analizi kullanıldı. Araştırma sonucunda, öğrencilerin sınav kaygısı puanlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiş, ancak erkek öğrencilerin kaygı puanları kız öğrencilerinkinden anlamlı bir şekilde yüksek bulunmuştur. Örneklem grubunun büyük bir çoğunluğunun (991 kişi) ortaokul düzeyinde 5-7.sınıflarda sporla uğraştığı, lise düzeyinde ise spor faaliyetlerinden uzaklaştıkları tespit edilmiştir. Bir spor branşı ile uğraşmayanların sınav kaygı puanları daha yüksek çıkmıştır. Meslek lisesi öğrencilerinin diğer okul türlerine göre sınav kaygı puanları daha yüksek, öğrenim düzeyi açısından 11 ve 12.sınıfların sınav kaygı puanları daha yüksek bulunmuştur. Sporu bırakma oranın en çok 12. sınıflarda olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin gelir seviyesi arttıkça sınav kaygısı puanları da düşüş göstermektedir. Anne ve baba eğitim seviyesi açısından da ebeveynlerinin eğitim seviyesi düşük olan öğrencilerin sınav kaygısı puanları yüksek olarak bulunmuştur. Spor bırakma nedenleri ile sınav kaygısı arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır, ancak büyük çoğunluğunun (%72,3) sporun akademik hedeflere ulaşmada zaman bulamadıkları için bıraktıklarını belirttikleri görülmüştür.
COVİD-19 küresel salgın sürecinde Türkiye'de yapılan müzik özel yetenek sınavlarının incelenmesi
Tüm dünyada yayılarak pandemi haline gelen Covid-19 küresel salgınından dolayı birçok sektörde olduğu gibi eğitim sektörü de etkilenmiş ve eğitim kurumlarının büyük çoğunluğu eğitim-öğretimdeki uygulama ve içeriklerinde bir takım değişikliğe gitmişlerdir. Bu araştırma, alınan tedbirler kapsamında Türkiye'deki mesleki müzik eğitimi veren üniversitelerdeki özel yetenek sınavlarının (ÖYS) uygulanış biçimleri ve içeriklerinde herhangi değişiklik olup olmadığını ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Bu bağlamda 2019-2020 ile 2020-2021 öğretim yıllarında özel yetenek sınavı ile öğrenci alan fakülte ve konservatuvarların sınavları uygulama biçimleri, sınav içerikleri ve bu içeriklere verdikleri puan dağılımları tablolar üzerinden yorumlanmıştır. Özel yetenek sınavlarının yönerge ve kılavuzlarına birimlerin internet sayfaları üzerinden ulaşılmış, içeriklere ulaşılamadığı durumlarda ise birim yöneticileriyle telefon, çevrim içi ve mail yolu ile görüşülerek iletişime geçilmiştir. Bu araştırma nitel bir araştırmadır. Veriler doküman analizi ve görüşme yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Türkiye'de 2019 yılında mesleki müzik eğitimi veren üniversitelere bağlı 64 fakülte, 45 konservatuvarlar ve bunlara bağlı 163 bölüm ile 2020 yılında mesleki müzik eğitimi veren üniversitelere bağlı 67 fakülte, 45 konservatuvarlar ile bunlara bağlı 168 bölümün gerçekleştirdiği özel yetenek sınavları karşılaştırıldığında, 2019 yılında ÖYS'de yapılmayan sınavların 2020 yılında %9'luk bir oranla online yapıldığı, ancak buna rağmen yüz yüze yapılan sınavların %41 gibi yüksek bir oranda olduğu görülmüştür. Ayrıca kurumlar bünyesinde 2020 yılındaki ÖYS'de yapılan iki aşamalı sınavların %16'lık oranına karşılık, tek aşamalı sınavların %25'lik oranda olduğu ve müziksel ölçme kriterlerinden müziksel işitme, ezgi tekrarı, ritim tekrarı ve performans becerilerine ait soruların diğer başlıklardaki becerilere ait sorulardan daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Covid 19, Müzik, Konservatuvar, Güzel Sanatlar, Özel Yetenek Sınav
Liselere geçiş sistemi (LGS) matematik soruları ile 8. sınıf matematik ders kitapları ünite değerlendirme sorularının "İlişkilendirme becerisi" çerçevesinde karşılaştırmalı incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim kurumlarına geçiş için yapılan merkezi sınavlardan Liselere Geçiş Sistemi (LGS)'nde yer alan matematik soruları ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından dağıtılan 8. sınıf matematik ders kitabı ve öğretmenler tarafından sıklıkla kullanılan özel bir yayınevine ait alternatif ders kitabındaki soruları karşılaştırarak, benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya koymaktır. Bu amaçla ele alınan soruların hangi türde ve hangi sıklıkla ilişkilendirmeler içerdiğini tespit etmek amacıyla 'ilişkilendirme becerisi' çerçevesinde analiz edilmiştir. Araştırma modeli olarak doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynağı LGS soruları, 8. sınıf Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) yayınlarına ait ders kitabı ve özel bir yayınevine ait alternatif ders kitabındaki ünite değerlendirme sorularıdır. Çalışmadan elde edilen verilere göre özel yayınevine ait sorularda daha fazla oranda ilişkilendirme becerisi türlerine yer verilmiş, LGS soruları ile benzer oranda olduğu görülmüştür. MEB yayınlarına ait ders kitabında ise diğerlerine oranla daha az ilişkilendirmeye rastlanmıştır. Her üç durumda en çok ilişkilendirmenin 'gerçek hayatla ilişkilendirme' olduğu görülürken en az ilişkilendirmenin 'farklı disiplinlerle ilişkilendirme' olduğu tespit edilmiştir. LGS'de 'farklı disiplinlerle ilişkilendirme' kategorisine rastlanmamışken her iki ders kitabında tüm kategorilerde ilişkilendirmeye yer verilmiştir. Özel yayınevine ait ders kitabında her soruda ilişkilendirme becerisi görülürken, LGS'de yalnızca 47 sorunun 1'inde, MEB yayınlarına ait ders kitabında ise 104 sorunun 43'ünde herhangi bir ilişkilendirme becerisine rastlanmamıştır. Sonuç olarak, bulgular LGS ile özel yayınevine ait ders kitabının (B) ilişkilendirme sıklığı yönünden benzer düzeyde olduğunu ancak MEB yayınevine ait ders kitabının (A) yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır.
Investigating the standards and procedures in the recruitment of testing office members in English preparatory programs at universities in Turkey
The aim of this research is to determine the procedures in the recruitment process for independent testing units within the English Preparatory Programs in Turkey and the standards considered by the administrators in this process. This study also investigates the training programs provided by the institution for the staff assigned to the testing unit and what changes are desired to be made by the administrators in the process of testing office recruitment. For the current study, the qualitative research method has been utilized and semi-structured interviews were conducted with administrators from 15 universities (9 state and 6 foundation universities) invited by the researcher for qualitative data collection. In these interviews, the interview questions prepared by the researcher through literature research and expert opinion were forwarded to the participants. The interviews were transcribed by the researcher and analyzed by the content analysis method. Qualitative findings have shown that there is no standard procedure for assigning testing unit members and that each university prefers different practices when choosing the testing office members. In addition, it has been observed that the candidates of testing offices are not required to have assessment literacy, educational background in English language teaching, or a certificate in the field of assessment. 7 participants stated that they measured the candidates' skills in developing and applying appropriate assessment methods during the testing unit recruitment process. "Experience in the current institution" was the most mentioned criterion in the study. The results also showed that the participating institutions offered training to the testing unit officers with various resources such as master-apprentice relationships, observation, and training programs provided by different institutions. Finally, 7 of the participants expressed that they were pleased with the current practices and did not want to make any modifications while the other 8 participants mentioned some desired changes in the recruitment process, qualifications, or the induction process. As a result, it can be concluded that there is no standardized procedure or any list of criteria for the testing unit recruitment process in English Preparatory Programs in Turkey, and participating universities have developed their own methods and techniques.
Liselere Geçiş Sistemi (LGS) matematik soruları ile PISA matematik sorularının karşılaştırmalı incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ilköğretimden ortaöğretime geçişte uygulanan LGS sınavında yer alan matematik soruları ile uluslararası karşılaştırma çalışması olan PISA sınavında yer alan matematik soruları arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaktır. Bu amaç ile ele alınan sorular Yenilenmiş Bloom Taksonomisinin bilgi birikimi boyutu ve bilişsel süreç boyutlarında analiz edilmiştir. Nitel bir çalışma olan bu araştırmanın modeli doküman incelemesidir. Araştırmanın veri setini 2017-2018, 2018-2019, 2019-2020 ve 2020-2021 eğitim öğretim yılında uygulanan LGS matematik soruları ile 2000, 2003, 2006 ve 2012 yıllarında uygulanan ve yayımlanmış PISA matematik soruları oluşturmaktadır. LGS'den 80 ve PISA'dan 67 olmak üzere toplam 147 soru analiz edilmiştir. Sorular literatür ışığında ve uzman görüşleri alınarak oluşturulan kuramsal çerçeveye göre betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre LGS ve PISA matematik sorularının tümü bilgi birikimi boyutunda kavramsal ve işlemsel bilgi boyutlarında olması ile benzerlik gösterirken bu boyutlara dağılım oranları bakımından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bilişsel süreç boyutunda ise LGS ve PISA matematik sorularının tümü anlama, uygulama ve çözümleme basamaklarında olması ve her iki sınavda da en çok sorunun uygulama basamağında olması yönü ile benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Soruların anlama ve çözümleme basamaklarına dağılım oranları bakımından farklılık gösterdiği, LGS sınavının daha çok çözümleme basamağına PISA sınavının ise daha çok anlama basamağına ait sorulara yer verdiği tespit edilmiştir. LGS sınavının öğrencilerin yönelmesi gereken bilgi ve bilişi etkilediği göz önünde bulundurulduğunda, küreselleşen dünya düzeninde bireylerin matematik okuryazarı olabilmesi için ulusal çapta uygulanan sınavların niteliklerinin bu yönde geliştirilmesi önerilmektedir.
LGS matematik sorularının PISA matematik okuryazarlığı açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de uygulanan 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 LGS sınavları matematik sorularının matematik okuryazarlığı kriterlerini ne derece sağladığını incelemektir. Yapılan araştırma temel olarak LGS sınavını bir PISA sınavı gibi göstermeyi değil, teorik çerçevede PISA "Matematik Okuryazarlığı" kriterleri ile değerlendirmenin yapılmasını amaçlamıştır. Araştırmada nitel araştırma paradigması çerçevesinde doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Bunun için PISA matematik okuryazarlığı değerlendirme kriterleri (içerik alanları, gerçek yaşam bağlamları ve matematiksel süreçler) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre matematik sorularının uzay ve şekil öğrenme alanını sorgulayan birçok soruya yer verildiği ve LGS sınavı matematik sorularının PISA uygulamasındaki gibi eşit derecede dağıtılmadığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda LGS sınavı matematik soruları gerçek yaşam bağlamı üzerine değerlendirildiğinde öğrencilerin gerçek hayata geçişi yordayabileceği gerçek yaşam becerilerine dayanan soruların yeterli derecede sorulmadığı tespit edilmiştir. Matematiksel süreçler olarak ise ağırlıklı olarak akıl yürütme ve değerlendirme sürecini ifade eden sorulara yer verildiği görülmüştür. Sonuç olarak LGS sınavı matematik sorularının PISA sınavı gibi dengeli bir dağılıma sahip olmadığı söylenebilir. Bu durumun önlenebilmesi için LGS sınavı matematik sorularının, PISA sınavı matematik okuryazarlığı değerlendirme çerçevesi ile örtüşecek şekilde dengeli ve uyumlu dağıtılması önerilmektedir. Dolaysıyla matematik okuryazarlığı ayırt ediciliğini olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.
İngilizce B1 seviye atlama sınavının kesme puanının farklı standart belirleme yöntemlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada Angoff, Angoff Y/N, Nedelsky ve Ebel standart belirleme yöntemlerinden elde edilen kesme puanları kendi aralarında, sınavın mevcut kesme puanıyla ve norma dayalı bir değerlendirme olan 50 T puanı ile çeşitli yönlerden karşılaştırılmıştır. Çalışmada bir üniversitenin yabancı diller yüksekokulunun B1 kuru için hazırladığı 62 sorudan oluşan sınavı, 448 öğrenciye uygulanmıştır. Çalışmada en düşük kesme puanını Nedelsky yönteminin, en yüksek kesme puanını Angoff Y/N yönteminin verdiği görülmüştür. Yöntemlere göre başarılı sayılan öğrenci yüzdeleri arasındaki farka z testi ile bakılmış ve yöntemlerin ikili karşılaştırılmalarının tamamında aralarındaki fark anlamlı bulunmuştur. Öğrencilerin yöntemlere göre başarı durumlarının sınıflandırılmasına Cohen's Kappa testi ile bakılmış ve en yüksek uyumun Angoff ile Ebel yöntemleri arasında, en düşük uyumun Angoff Y/N ile Nedelsky yöntemleri arasında olduğu görülmüştür. Yöntemlere ait minimum geçme puanları arası ilişkiyi incelemek için Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon katsayısı hesaplanmış, en yüksek ilişkinin Angoff-Ebel yöntemleri arasında olduğu görülmüştür. Yöntemlere ait minimum geçme puanları ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığına bakmak için Wilcoxon testi yapılmış ve test sonucunda Angoff-Nedelsky, Angoff-Ebel, Angoff Y/N-Nedelsky ve Nedelsky-Ebel yöntemleri arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Uzmanlar arası uyumun Angoff yönteminde orta düzeyde, Ebel ve Nedelsky yönteminde yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Mevcut kesme puanına ve 50 T puanına göre başarılı sayılan öğrenci yüzdesi ile yöntemlere göre başarılı sayılan öğrenci yüzdelerinin karşılaştırılması sonucunda aralarında anlamlı farklılık bulunmuştur. 50 T puanına ve yöntemlere göre öğrencilerin başarı durumlarının sınıflandırılmasında 50 T puanı ile en iyi uyumu Nedelsky yönteminin verdiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Kesme Puanı, Angoff Yöntemi, Angoff Y/N Yöntemi, Nedelsky Yöntemi, Ebel Yöntemi
Kamu Personeli Seçme Sınavı ve Alan Bilgisi sınavına ilişkin öğretmen görüşlerinin ve metaforik algılarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı; İngilizce öğretmenlerinin KPSS ile ÖABS kavramlarına ilişkin zihinlerinde yer alan algıları metaforlar aracılığıyla ortaya koymak ve İngilizce öğretmenlerinin Kamu Personeli Seçme Sınavı ve Alan Bilgisi Sınavına ilişkin görüşlerini tespit etmek ve daha sonra da elde edilen bulguları analiz edip yorumlayarak olası sorunlara çözüm önerilerinde bulunmaktır. Bu amaçla oluşturulan görüşme formu Türkiye'nin çeşitli fakültelerinden mezun olmuş ve 2013 KPSS ve ÖABS'ye giren İngilizce öğretmenlerine mail aracılığıyla ulaştırılmıştır. Bu araştırma kapsamında İngilizce öğretmenlerinin "KPSS" ve "ÖABS" kavramına ilişkin sahip oldukları metaforlar (zihinsel imgeler) incelenmiştir. Bu amaç için katılımcılar tarafından "KPSS ...... gibidir. Çünkü ........" ve "ÖABS ….. gibidir, çünkü ……." ibarelerini tamamlanmıştır. Ayrıca katılımcılara 5 adet açık uçlu soru yöneltilmiştir. Veriler, nitel analizlerden içerik analizi ve betimsel analiz veri çözümleme teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, katılımcılar tarafından KPSS kavramına ilişkin kullandıkları metaforlarda öne çıkanlar; "At Yarışı, Kabus, Karpuz Seçme, Maraton, Ömür Törpüsü, Sırat Köprüsü. ÖABS kavramını yönelik ise "Elek, Meyve Seçme, Samanlıkta İğne Aramak, Sürpriz Yumurta, Vitamin gibi metaforlar yaygındır. Açık uçlu sorulara ilişkin tüm bulgular incelendiğinde, İngilizce öğretmenleri KPSS'nin kendilerini psikolojik, sosyolojik ve fiziksel olarak yıprattığını ve tek başına yeterli ve güvenilir bir ölçme sağlayamadığını vurgulamaktadır. İngilizce öğretmenleri alan bilgisi sınavı ile bu eksikliğin ve olumsuzluğun büyük miktarda olmasa da giderildiği ancak yeterli olmadığı ve bu yüzden alan bilgisi sınavında da bazı düzenlemelerin yapılması gerektiği inancındadır. Ayrıca İngilizce öğretmenleri bu iki sınava ek olarak da öğretmen adayı seçiminde çeşitli uygulamaların getirilmesinin nitelikli ve donanımlı öğretmen seçimi için daha güvenilir ve geçerli sonuçlar doğuracağını düşünmektedirler. Anahtar Kelimeler: alan sınavı, KPSS, metafor öğretmen seçimi, öğretmen atamaları.
The effect of formative assessment on learners' test anxiety and assessment preferences in EFL context
Most would agree that the importance of assessment is recognized by teachers; however, all have different perspectives on why assessment is so important and what they can be used for. Therefore, an important part of English language teachers? expertise includes a more careful understanding of assessment. This dissertation sought the effects of formative assessment, a powerful way to improve student learning in reflective process, on students? test anxiety and their assessment preferences.For this study, a formative assessment system was implemented into two different groups, which included same age group freshman students of English Language Teaching Department. The implementation was conducted in Contextual Grammar Course, which is one of the eight other courses of the freshman students. The study adopted a constructivist approach, and both quantitative and qualitative approaches were used for data collection.The changes in students test anxiety and assessment preferences were elicited by two different scales and interviews both at the beginning and end of the implementation. The findings of the study showed that formative assessment had positive effects on reducing students? test anxiety, and it changed most of students? assessment preferences, which were mainly focusing on multiple choice tests.
Seviye belirleme sınavına girecek olan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinde sınav kaygısı, mükemmeliyetçilik ve anne-baba tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin mükemmeliyetçi kişilik özellikleri ile anne-baba tutumlarının sınav kaygısını yordayıp yordamadığını belirlemek amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra araştırmada ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin sınav kaygılarının okul türüne, sınıf düzeyine, sosyo-ekonomik düzeye, anne-baba eğitim düzeyine ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 6, 7 ve 8. sınıfa devam eden 723 ilköğretim öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sınav kaygısına ilişkin veriler ?Sınav Kaygısı Envanteri? (Öner, 1990), anne-baba tutumlarına ilişkin veriler ?Anne-Baba Stilleri Ölçeği? (Sümer ve Güngör, 1999), mükemmeliyetçiliğe ilişkin veriler ?Olumlu Ve Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği? (Kırdök, 2004) ve demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak elde edilmiştir.Araştırmada anne-baba tutumlarının ve mükemmeliyetçiliğin (bağımsız değişkenler) birlikte sınav kaygısını (bağımlı değişkeni) yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ile belirlenmiştir. Bunun yanı sıra bu araştırmada öğrencilerin sınav kaygılarının okul türüne (özel okul, devlet okulu) ve cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığına bağımsız gruplar t testi ile, öğrencilerin sınav kaygılarının sınıf düzeylerine göre, sosyo-ekonomik düzeylerine göre ve anne-baba eğitim düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığına tek yönlü varyans analizi yöntemi ile bakılmıştır.Olumlu mükemmeliyetçiliğin, olumsuz mükemmeliyetçiliğin ve anneden algılanan kabul ve ilginin sınav kaygısı ölçeğinden elde edilen toplam puanların anlamlı yordayıcıları oldukları görülmüştür. Öğrencilerin olumlu mükemmeliyetçilik ve anneden algılanan kabul/ilgi düzeyleri arttıkça sınav kaygısı toplam puanlarının düştüğü; olumsuz mükemmeliyetçilik puanları arttıkça sınav kaygısı toplam puanlarının yükseldiği görülmektedir. Benzer şekilde, olumlu mükemmeliyetçiliğin, olumsuz mükemmeliyetçiliğin ve anneden algılanan kabul ve ilginin sınav kaygısı ölçeğinden elde edilen kuruntu alt boyutu puanlarının anlamlı yordayıcıları oldukları görülmüştür. Öğrencilerin olumlu mükemmeliyetçilik ve anneden algılanan kabul/ilgi düzeyleri arttıkça sınav kaygısı kuruntu alt boyutu puanlarının düştüğü; olumsuz mükemmeliyetçilik puanları arttıkça sınav kaygısı kuruntu alt boyutu puanlarının yükseldiği görülmektedir. Ayrıca araştırmada olumsuz mükemmeliyetçiliğin sınav kaygısı ölçeğinden elde edilen duyuşsal alt boyut puanlarının anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür. Öğrencilerin olumsuz mükemmeliyetçilik puanları arttıkça sınav kaygısı duyuşsallık alt boyutu puanlarının yükseldiği görülmektedir.Sınav kaygısı toplam puanlarının, kuruntu alt boyutu puanlarının ve duyuşsal alt boyutu puanlarının öğrencilerin öğrenim gördükleri okul türüne (özel okul, devlet okulu) göre, sosyo-ekonomik düzeye göre, hem anne hem de baba eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Sınav kaygısı toplam puanlarının ve duyuşsal alt boyutu puanlarının sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı ancak kuruntu alt boyutundan elde edilen puanların sekizinci sınıfların lehine anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde kızların sınav kaygısı toplam, kuruntu alt boyutu ve duyuşsal alt boyutu puanlarının erkeklerin puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, olumlu mükemmeliyetçilik, olumsuz mükemmeliyetçilik, anne-baba tutumları
Öğretmen öğrenci ve velilerin TEOG sınavında karşılaştığı sorunların berlirlenmesi: Yozgat ili örneği
Son 30 yıllık bir sürede, temel eğitimden ortaöğretime geçiş aşaması olarak çeşitli isimlerde ölçme sistemleri tertip edilmiştir. Bu sistemler bir süre kullanıldıktan sonra bazı eksiklikleri tespit edilmiş ve bu sistemler; yerine geliştirilen yeni ölçme sistemleriyle değiştirilmiştir. Süreç tam bir düzene oturtulamamış ve yapısal bir düzenleme gerçekleştirilememiştir. Geliştirilen bir sınav sisteminin her türlü hatadan arındırılmış olması beklenilemez; sistemin olumlu, olumsuz özelliklerinin olması ve uygulamada birtakım sorunlarla karşılaşılması muhtemeldir. Bu bakımdan, bütün sınav sistemlerinde olduğu gibi, TEOG sınav sisteminde de olumlu, olumsuz özelliklerinin olabileceğini ve uygulamalarda bazı sorunlarla karşılaşılabileceğini kabul etmek gerekir. Bu sınav sisteminin bekleneni verebilmesi için sistemdeki olumsuzluklar ve uygulamada karşılaşılan sorunlar en aza indirilmeye çalışılmalıdır ya da bu sınav sisteminden etkilenen paydaşların ki bunlar sadece öğrenciler değil, okullardaki öğretmenler ve veliler de buna dahildir, bu olumsuzluklardan daha az etkilenmesi için önlemler alınmalıdır. Bu çalışmanın amacı, Yozgat ilinde farklı branşlardaki öğretmen, öğrenci ve velilere göre öğrencilerin TEOG sınavıyla ilgili karşılaştığı sorunları belirlemektir. Araştırmada, karma yöntem araştırmanın eş zamanlı üçgenleme deseni kullanılmıştır. Yürütülen bu çalışmada, nitel ve nicel veri toplama araçları aynı ağırlıkta kullanılmış ve veriler ayrı ayrı analiz edilerek analiz sonuçları yorumlama aşamasında birleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi her bir aşamada farklı olmak üzere nicel bölümde 2000 öğrenci ve nitel bölümde 10 öğrenci, 10 öğretmen ve 10 veli olmak üzere toplam 2030 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin TEOG sınav sisteminde karşılaştıkları sorunları belirleme ölçeği ve yarı yapılandırılmış mülakatlar kullanılmıştır. Uygulanan ölçekten elde edilen veriler bir istatistik programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin TEOG sınav sisteminde karşılaştıkları sorunları belirleme ölçeğinden elde edilen verilerdeki değişkenler için aritmetik ortalama, standart sapma ve yüzdeleri bulunmuştur. Mülakatlardan elde edilen veriler öncelikle transkriptlere yazılmıştır. Daha sonra, iki farklı araştırmacı tarafından betimsel analiz yapılarak tematik kodlar oluşturulmuştur. Verilerden belirlenen ana temanın yanı sıra, içerik analizi yapılarak alt temalar belirlenmiştir. Araştırma sonucunda sınava hazırlanma sürecinde, sınavın içeriğinde, sınavın uygulanışında, sınavın molalarında ve sınav puanının hesaplanması ve tercihlerde karşılaşılan sorunların olduğu tespit edilmiştir.
Emzirme süresinin ve anne-baba tutumunun lise giriş sınavı'na (LGS) etkisi
Emzirme ve emzirme süresi ile bebeğin sonraki gelişimi, bilişsel, eğitimsel, zihinsel, psikomotor ve davranışsal işleyişi arasında ilişkiler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin akademik başarısı ile emzirme süresi, anne baba tutumu ve diğer değişkenlerle olan ilişkisini ortaya koymaktır. Bu çalışma kesitsel tipte olup, 2019 yılında Yozgat il merkezindeki lise 9.sınıfta okuyan öğrenciler arasında yapılmıştır. Araştırmaya katılmaya ailesi ve kendisi tarafından yazılı onam veren ve liselere giriş sınavına (LGS) giren, 238'i sınavla öğrenci alan okullardan olmak üzere toplam 501 öğrenci ve ailesi araştırmaya katılmıştır. Veriler, emzirme, bebek beslenmesi ve gelişimi, anne-baba tutum ölçeği (ABTÖ) ve babanın bebek bakımına katılım ölçeği (BBKÖ) ile toplanmıştır. Veriler, ki-kare, t testi, Anova, lineer ve çok multinominal regresyon ile değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan çocukların %11,6'sın 6 aydan daha kısa süre, %66,9'unun 12 ay ve daha uzun süre emzirildiği, ortalama emzirme süresinin 16,2 ay olduğu saptanmıştır. Doğumda ilk olarak anne sütünün verilmesi, ilk 4 ay ve daha fazla sadece anne sütü ile besleme emzirme süresinin 12 ay ve daha olmasını olumlu etkilerken (p<0,05), ilk emzirmeye başlama zamanı, emzirme sıklığı, babanın bebek bakımına katılım düzeyi ve annenin emzirme konusunda eğitim alması, aile ve doğumla ilgili diğer faktörler önemli bulunmamıştır. Akademik başarıyı çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde önem sırasına göre, baba eğitim düzeyinin yükselmesi (β=0,204), sınava hazırlanma (β=0,199), koruyucu (β=0,179) ve demokratik (β=0,097) anne-baba tutumunun artması, ilk yürümeye başlama yaşının kısalması (β= -0,121) ve anne yaşının artması (β=0,091) LGS puanını artırmaktadır. Bu değişkenler LGS başarısının %19,7 (R2=0,197)'nı açıklamaktadır. Emzirme süresi, ek gıdaya başlama zamanı, otoriter ana-baba tutumu ve diğer faktörler istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Emzirme süresinin akademik başarı üzerine etkisi önemli bulunmazken, anne-baba tutumunun koruyucu ve demokratik olması, baba öğretim düzeyin yüksek olması ve erken yürüme olumlu yönde etkilemektedir.
2014 yılı Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavının (PYBS) matematik alt testinin cinsiyete göre yanlılığının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 2014 yılı Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) matematik alt testinin cinsiyete göre Değişen Madde Fonksiyonu (DMF) içerip içermediği, DMF'li maddeler bulunması durumunda, maddelerin yanlı olup olmadığını belirlemektir. Bu araştırma tarama türünde betimsel çalışmadır. Çalışma, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinden 5., 6. ve 7. sınıfta öğrenim gören sınava giren toplam 192.075 öğrenciden Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Müdürlüğü tarafından seçkisiz yöntemle belirlenen 38.415 kişi üzerinde yürütülmüştür. Verilerin analizinde belirlenen amaç doğrultusunda DMF belirleme yöntemlerinden Rasch Modeli esas alınmıştır. DMF analizine geçmeden önce verilerin Rasch modelinin sayıtlılarını karşılayıp karşılamadığı incelenmiştir. Bu doğrultuda öncellik tek boyutluluk varsayımını test etmek için yapılan Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile 25 matematik alt testi üzerinde uyum iyiliği değerlerinden NFI, TLI, CFI, RMSEA, IFI, RFI, GFI ve SRMR incelenmiş ve uyumu bozan maddeler çıkarılmıştır. 5. sınıf matematik alt testi 22, 6. sınıf matematik alt testi 19 ve 7. sınıf matematik alt testi ise 22 soruya indirgenmiştir. Testlerin tek boyutlu olduğu kabul edilmiştir. Sınıflar düzeyinde DMF kontrast değerleri incelendiğinde 5. sınıf matematik alt testinin -0.21 ile +0.20; 6. sınıf matematik alt testinin -0.21 ile +0.30 ve 7. sınıf matematik alt testinin ise -0.30 ile +0.20 arasında değiştiği görülmüştür. Testler için yapılan analizlerde analize dahil edilen hiçbir alt test maddesinde DMF için uygun kontrast değer bulunmamıştır. Diğer bir anlatımla testlerde cinsiyet bakımından farklı işleyen herhangi bir maddeye rastlanmamıştır. Bu sonuç sınavın analize dahil edilen maddeler çerçevesinde cinsiyet açısından farklı grup öğrencilerin lehine ya da aleyhine çalışan maddenin olmadığının göstergesidir. Anahtar Kelimeler: Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı, Yanlılık, Değişen Madde Fonksiyonu, Winsteps, Rasch Modeli
8.sınıf İngilizce öğretim programının TEOG sınavı sorularıyla uyumunun öğretmen görüşleri açısından incelenmesi
TEOG sınav sorularının ilköğretim 8.sınıf İngilizce öğretim programında yer alan kazanımlara uygunluğuna ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlendiği bu araştırma durum çalışmasıdır. Çalışma grubunu Gaziantep il merkezindeki ortaokullardan seçilen 8 okulda görev yapan 19 İngilizce öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada önce öğretmenlerin 8.sınıf İngilizce dersi öğretim programındaki kazanımlara ilişkin araştırmacı tarafından belirlenen "Kazanımların Nitelikleri", "Öğrenci Düzeyine Uygunluğu", "Becerileri Gerçekleştirilebilme" ve "Yeterlik ve Ölçülebilme" temaları altında görüşleri belirlenmiştir. Sonra da 27 Kasım 2014'te uygulanan merkezi 8.sınıflar TEOG sınavındaki 20 soru hakkındaki görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda "kazanımların nitelikleri" temasının alt temalarında "kazanımların İngilizceye yönelik olumlu duyuşsal özellikleri geliştirici nitelikte olmadığı" öğretmenlerin büyük çoğunluğu ve "kazanımların yaratıcı düşünme becerisi kazandıracak nitelikte olmadığı" öğretmenler çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Kazanımların öğrenci düzeyine uygunluğu" temasının alt temalarında "kazanımların öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyine uygun" olduğunu öğretmenlerin büyük çoğunluğu ve "kazanımlar öğrencilerin yabancı dil öğrenme düzeyine uygun" olduğu öğretmenlerin çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. Kazanımların " becerileri gerçekleştirilebilme" temasının alt temalarında "okuma ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte" olduğunu ve "İngilizce gramer ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte" olduğunu öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Yazma ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte" olduğu öğretmenlerin çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Konuşma ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte olmadığı" ve "dinleme ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte olmadığı" öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Kazanımların yeterlik ve ölçülebilirliği" temasının alt temalarında "programda yer alan kazanımların yeterli olduğu", "Kazanımların gözlenebilir ve ölçülebilir olduğu" ve "TEOG sınavı sorularının İngilizce programındaki kazanımları ölçer nitelikte olduğu" öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığınca 27 Kasım 2014'te I.dönem uygulanan merkezi ilköğretim okulu 8.sınıf İngilizce dersi ortak sınavındaki 20 sorudan 8'i için öğretmen görüşlerinin tümü olumlu, 9'u için öğretmen görüşlerinin büyük çoğunluğu ve 3'ü için de öğretmen görüşlerinin çoğunluğunun olumlu olduğu belirlenmiştir. Öğretmen görüşleri bakımından merkezi İngilizce ortak sınavı sorularının genel olarak öğrenci düzeyine ve öğretim programına uygun olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İngilizce öğretim programı, TEOG Sınavı, Program uyumluluk
Temel eğitimden ortaöğretime geçiş (TEOG) sınavında açık uçlu soruların kullanılmasına ilişkin öğrenci görüşlerinin incelenmesi.
Bu çalışmanın amacı TEOG özelinde, geniş ölçekli sınavlarda çoktan seçmeli sorular ile birlikte açık uçlu soruların kullanılmasına ilişkin öğrenci görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma nitel araştırma ile nicel araştırmayı birlikte kullanmayı gerektiren karma yöntem araştırmasıdır. Araştırmanın nitel bölümünde araştırmacı tarafından bir görüşme formu oluşturulmuş, görüşme formunun uygulanacağı katılımcılar ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden homojen (benzeşik) örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Görüşme sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiş, 11 farklı tema elde edilmiştir. Çalışmanın nicel kısmı için maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmış olup, araştırmacı tarafından geliştirilen anket her eğitim bölgesinden seçilen bir okuldaki sekizinci sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Anket maddelerine verilen cevaplar betimsel istatistik yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda öğrencilerin kullanılan soru türü ne olursa olsun bilgilerinin tam olarak ölçüleceğinden emin oldukları görülmüştür. Öğrencilerin TEOG'da çoktan seçmeli soruların kullanılmasının objektiflik ve puanlanmasının kolay olması gibi avantajlarının yanı sıra şans başarısı gibi dezavantajlarının olduğunu belirttikleri bulunmuştur. Öğrencilerin açık uçlu soru türünün değerlendirilmesinin objektif olamayacağı dolayısıyla açık uçlu soruların değerlendirilmesinde puanlayıcı güvenirliğini sağlamanın zor olacağını belirttikleri gözlemlenmiştir. Öğrenciler TEOG'da açık uçlu soru türü kullanıldığı takdirde kişisel çalışmalarında bu soru türüne daha fazla yer vereceklerini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Geniş ölçekli sınavlar, TEOG, içerik analizi, açık uçlu soru, çoktan seçmeli soru, öğrenci görüşleri.
PISA sınavları bağlamında öğretmen yetiştirme ve istihdam sistemleri: Karşılaştırılmalı bir analiz
Bu çalışmanın amacı, ulusların eğitim sistemleri aracılığıyla öğrencilerine kazandırdıkları bilgi ve becerileri ölçmeyi hedefleyen PlSA sınavlarında en başarılı ülkeler ile Türkiye'nin öğretmen eğitimi ve atama sistemlerini/politikalarını karşılaştırmaktır. Bu çalışmada yer alan veriler nitel içerik analizi yöntemiyle elde edilmiştir ve çalışmanın yöntemi olarak nitel doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Karşılaştırma sonucunda, bazı benzer yönlerin bulunmasına ve Türkiye'nin diğer ülkelere göre çağdaş anlamda öğretmen eğitimi ve atama çalışmalarına daha önce başlamasına rağmen, bu çalışmaları başarıya dönüştürecek reform sürecini tutarlılıkla devam ettiremediği bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmen eğitimi ve performansı değerlendirme bağlamında Türk eğitim sisteminde, karşılaştırılan ülkelere göre, öğretmen atamasında ve öğretmenlerin mesleki hakları konusundaki sınırlılıklar gibi bazı yetersizliklerin olduğu görülmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin öğretmen eğitimi ve atama sürecini daha tutarlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Both examiners' and test takers' attitudes toward integration of interactive components of communication into oral examinations
Speaking skill in English as a foreign language context can be assessed through various oral examinations. Among these oral examinations, commonly used interviews seem to lack the necessary setting to assess all the features of speaking skill. Even though spoken production of test takers are assessed by means of exam questions in the interview format, spoken interaction of test takers cannot be assessed due to the absence of an interactive format. On the other hand, incorporation of a section into oral examinations, where test takers, interacting with another participant, can be assessed in their interactional skills, may help the assessment of both productional and interactional features of speaking skill. Various studies show that paired testing supports classroom instruction, helps test takers perform better English and present symmetrical conversation (Egyud & Glover, 2001; Brooks, 2009; Lier, 1986; Salaberry, 2000). In the light of these discussions, our aim in this study is to find out the attitudes of examiners and test takers toward the integration of interactive components of communication into oral examinations. Five full time English language teachers and 21 students having taken at least one oral examination at previous levels and attending intermediate or upper-intermediate classes were invited to the study. In order to investigate the nature of the assessment system, examiners were given a checklist to find out which features of speaking skill oral assessment questions correspond to. Following this step, examiners and test takers were invited to semi-structured interviews before and after the implementation. The results show that the implementation, in both participant groups' opinions, leads to a more efficient assessment system by virtue of the conformity with real life, increasing comprehensiveness and relaxed atmosphere. In addition to these findings, the results also reveal that the implementation helps the assessment system cohere with the classroom instruction and provides test takers with more opportunities to speak. Keywords: Speaking skill, interaction, oral exams, paired testing, integration of interactive components of communication.
Lise son sınıf öğrencilerinde sınav kaygısı ve maneviyat Şanlıurfa-Viranşehir örneği
Bu araştırma lise son sınıf öğrencilerinin yaşadıkları sınav kaygısı ile dindarlık ve maneviyat düzeyleri arasındaki ilişkiyi konu edinmektedir. Örneklem Şanlıurfa'nın Viranşehir İlçesinde Fen Lisesi ve Anadolu Liselerinde öğrenim gören 12. sınıf öğrencileri arasından tesadüfi yöntemle seçilmiştir. Uygulama her iki okul türünden toplam 552 öğrenci üzerinden gerçekleşmiştir. Ölçme araçları olarak değişen maneviyat tutumlarını belirlemeye yönelik hazırlanan maddeler, sınav kaygısıyla başa çıkmada kullanılan stratejiler ve öğrencilerin sınav kaygı düzeylerini belirlemeye yönelik geliştirilen ve bireyin kendisi hakkında bilgi vermesi esasına dayalı Revize Edilmiş Sınav Kaygısı Ölçeği (Revised Test Anxiety ) kullanılmıştır. Bağımsız değişenler cinsiyet, yaş, okul türü, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, ebeveynin tahsil düzeyi ve sınava yönelik yaşanılan kaygı düzeyidir. Ulaşılan bulgular kız öğrencilerin sınav kaygısı yaşama, maneviyat düzeylerinin bu aşamada artış göstermesi ve sınav kaygısıyla başa çıkmada dini-manevi başa çıkma stratejilerini kullanmaları bakımından erkek öğrencilerden anlamlı derecede farklılaştığını göstermiştir. Okul türü ile yaşanan sınav kaygısı arasında anlamlı düzeyde bir farklılık tespit edilememesine rağmen, Anadolu Lisesinde okuyan öğrencilerin aldıkları puanların ve maneviyat düzeylerinin Fen Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte sınav kaygısıyla başa çıkmada dini-manevi başa çıkma stratejilerini kullanma bakımından kız öğrencilerin erkek öğrencilerden, Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilerin de Fen Lisesi'ndeki öğrencilerden anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Kız öğrenciler sınav kaygısıyla başa çıkmada ağlama, uyuma, yemek yeme, içe kapanma gibi içe dönük başa çıkma stratejilerini tercih ederken, erkek öğrencilerin internete takılma ve sinemaya gitme gibi daha çok dışa dönük başa çıkma stratejilerini kullandıkları sonucu bulunmuştur. Ayrıca 'dua'nın sınav öncesinde ve sınav esnasında hissedilen kaygıyı azaltıcı ve rahatlatıcı etkisi olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Buna karşın okul türü ile öğrencilerin maneviyat düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Kaygı, sınav kaygısı, içe dönük dindarlık, maneviyat, başa çıkma,dini-manevi başa çıkma.
The use of tests as social practice: The intentions, effects and consequences of English language teacher recruitment examination in the Turkish context
This current study aims to shed light on the use of the KPSS as social practice especially for English language teacher recruitment in the Turkish context. Based on a multiphase mixed methods research design, the study scrutinizes the use of the KPSS- its intentions, effects and consequences- with specific reference to its power over student teachers of English and the origin of this power in the Turkish context. The significance of the study lies in combining three phases which are documentary study, scale development and implementation and a case study based on Interactive Qualitative Analysis (IQA). The data for this study were collected through various instruments and methods appropriate for each research question sequentially. In the first phase, the documents on the KPSS were analysed. In the second phase, the scale The Power of the KPSS over Student Teachers of ELT in the Turkish Context was specifically developed for this study and implemented. In the third phase which is an IQA case study, IQA focus group sessions and IQA interviews were conducted in order to identify the factors comprising the participants' shared perception of the origin of the power of the KPSS, its effects, consequences and the relationships among these elements in their shared perceptual systems. The findings indicate that driven by power involved in the discourse of the testing, the KPSS has led to a set of unintended effects and consequences. The officially declared intention of the KPSS is to select the ones who get assigned as civil servants and teachers. In fact, the KPSS might not fail in achieving its main purpose, but in practice it has served some undeclared and unintended functions. Overall, considering the fact that in the 21st century, the quality of testing practices is determined not only through their psychometric features but also their social uses, the debates conducted in this dissertation conclude with implication to enhance the quality of the KPSS as a social practice and develop assessment and testing literacy of individuals.
Din ve okul başarısı - PİSA verileri kapsamında uluslararası bir karşılaştırma
Bu tezde makro veriler üzerinden ülkelerdeki yaygın din (mezhep) ve din eğitimi durumları ile Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sınav başarıları arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Çalışmada öncelikle 2000 ile 2015 yılında PISA sınavına giren ülkelerin puan ortalamaları analiz edilmiştir. Sırasıyla PISA 2000 ile 2015 yılına ait ülkelerin ekonomik göstergeleriyle birlikte PISA fen okuryazarlığının, matematik okuryazarlığının, okuduğunu anlama puan ortalamalarının etkileri regresyon yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Ayrıca PISA 2000 ve PISA 2015 sınavına giren ülkelerin nüfus göstergeleri, insani gelişmişlik endeksleri, eğitim indeksleri, öğrenci sayıları, öğrenci kayıt oranları, zorunlu ve seçmeli din derslerinin PISA sınavına etkileri regresyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. 2000 yılından 2015 yılına kadar PISA sınavına katılan ülkelerin din durumlarına göre eğitimlerinin nasıl bir farklılaşma izlediği nicel araştırma yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Yine bu tezde PISA verilerinden yola çıkarak dinin eğitim üzerindeki etkisi farklı değişkenler çerçevesinde ortaya konulmuştur. Analizlerden ortaya çıkan regresyon katsayıları ile farklı yıllardaki PISA sonuçlarına ilişkin bulgular rapor edilip tablolaştırılmıştır. Bu tablolardan elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Çalışma sonucu göstermiştir ki yıllar içerisinde dinin eğitim üzerindeki etkisi azalmakla beraber baskın olduğu ülkelerde başarı büyük oranda düşmüştür. İnsani gelişmişlik ve ekonomik düzeyin yüksek olması ise PISA başarılarını pozitif yönde etkilediği görülmüştür. Herhangi bir sınav türünde başarılı olmanın diğer sınav türünde başarılı olmayı sağladığı analizler sonucunda tespit edilmiştir. Ayrıca ülkelerin demografik göstergelerinin PISA sınavı üzerinde herhangi bir etki yaratmadığı çalışmamız sonucuna ortaya çıkmıştır.