Political history

403 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kuzey Makedonya'da boşalan Türk köylerinin jeopolitik önemi ve yeniden nüfuslandırılması

Kuzey Makedonya Cumhuriyeti, Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde önemli adımlar atarak resmî ismini "Kuzey Makedonya" olarak tescillemiştir. Avrupa Birliği'nin demokratikleşme sürecine yönelik etkileri, Kuzey Makedonya'daki sosyal ve siyasi dinamiklerin dönüşüm potansiyelini gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda, ülke, tarihsel sorunlarla yüzleşerek anayasal reformlar ve altyapı yatırımları yoluyla Türk toplumunun sosyo-ekonomik koşullarını iyileştirmeyi ve kırsal alanlara geri dönüşü teşvik etmeyi hedeflemektedir. Bu araştırmanın ana hipotezi, Kuzey Makedonya'nın Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde gerçekleştirilen anayasal reformlar, altyapı yatırımları ve ekonomik teşviklerin, Türk toplumunun sosyo-ekonomik koşullarını iyileştirerek kırsal alanlara geri dönüşü teşvik edeceği ve bu süreçte kültürel kimliğini koruyarak toplumsal refahı artıracağıdır. Araştırma, nitel ve nicel verilerin birlikte kullanılmasını içermekte olup, derinlemesine görüşmeler ve saha gözlemleri aracılığıyla Türk toplumunun deneyimleri, terk edilmiş köylerin durumu ve sosyal dinamikler incelenecektir. Araştırma bulguları, anayasal reformların Kuzey Makedonya'daki Türk toplumu üzerinde geniş kapsamlı etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle anayasal hakların geri kazanılması ve güçlendirilmesi, bu topluluğun kültürel kimliğinin korunmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra, altyapı yatırımları ve ekonomik teşvikler, terk edilmiş köylerin yeniden canlanmasına katkıda bulunarak kırsal alanlardaki nüfus artışını teşvik etmektedir. Bu çerçevede, Kuzey Makedonya'daki Türk toplumunun sosyo-ekonomik refahının artırılması, anayasal ve ekonomik reformların toplumsal dinamikleri olumlu yönde etkilediği sonucunu desteklemektedir.

JeopolitikKuzey MakedonyaRumeli göçmenleri+1
Savaş Hoştaş
Trakya University · Balkan Araştırma Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Siyaset bilimi açısından bir değerlendirme Şeyh Bedreddin İsyanı; Sufi ve siyaset

Bu tez çalışması, 1416 tarihinde Batı Anadolu ve Güney Balkanlar'da patlak veren bir dizi isyanı devlet, din ve toplum ilişkilerinin karmaşık sarmalına odaklanarak ele almaktadır. Bu yönüyle Şeyh Bedreddin İsyanı din, kültür ve devlet ilişkilerini anlamak bakımından oldukça verimli bir çerçeve sunmaktadır. Elbette burada bahsedilen anlama iddiası, bahsi geçen hadisenin öncelikle çok yönlü bir değerlendirme gerektirdiğini içermelidir. Henüz tam anlamıyla kurumsallaşamamış bir devlet düzeni ve adeta kimlikler mozaiğini anımsatan bir toplumsal yapı üzerinde gerçekleşen 1416 İsyanları, klasik Osmanlı tarih kaynaklarının sürekli olarak vurguladığı bireysel temelli yargılayıcı bakışın ve Cumhuriyet döneminde Nazım Hikmet ile başlayan ideolojik ve romantik Bedreddin okumalarının çok ötesinde çıkarımlar yapmayı gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla bu çalışma ilk elden, metodolojik bir tutum benimseyerek sosyal hadiselerin zeminine inmeyi teklif edecektir. Zira ana metinde görüleceği üzere dini olanla siyasi olanın, tesadüfi hadiseler yığınıyla bilinçli toplumsal karşı çıkışların arasında net bir ayrım yapmak hiçte kolay değildir. Bazı durumlarda ise, aşılması gerektiği düşünülen bu tür iç içe geçişler, sosyal olayları açıklayabilmenin esasını teşkil edebilmektedir. Bununla birlikte uygun karşılaştırma örnekleri üzerinden, bahsi geçen hadiseyi bir tarihsel süreklilik hattına oturtarak okumayı teklif ediyorum. Babai İsyanı ya da Safevi Devleti'nin kökenleri konusu bu bağlamda mihenk taşı niteliğinde sıkça anılacak örnekler durumunda olacaktır. Böylece sufi veya sufi-meşrep yapıların modern- öncesi dönem söz konusu olduğunda, aynı zamanda doğrudan politik organizasyonların bir parçası haline geldiğini daha kolay görebileceğiz.

Osmanlı tarihiSiyasal değerlerSiyasal sistem+7
Muhammet Taha Arslan
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne siyasi tarihinde Demokrat Parti dönemi (1950-1960)

Türkiye siyasi tarihinde, 1950-1960 yılları arası Demokrat Parti Dönemi olarak adlandırılmaktadır. Demokrat Parti'nin uyguladığı iç politikalar ve dış politikalar, elbette ki Türkiye genelinde olduğu gibi yerel yönetimlerde de etkilerini belirgin bir şekilde göstermiştir. Bu etkilerin neler olduğu ve ne şekilde yansıdığını değerlendirebilmek amacıyla Edirne Siyasi Tarihinde Demokrat Parti Dönemi incelenmiştir. Tezin birinci bölümü olan giriş kısmında çalışmanın yöntemi, amacı ve önemi belirtilmiştir. Çalışmanın ana hattını oluşturan sorulara yer verilmiştir. İkinci bölümde, Demokrat Parti'nin iktidara gelişi, 1950 ve 1960 yılları arasında uyguladığı genel iç ve dış politikalara değinilmiştir. O dönemki Türkiye'nin iç politika uygulamaları ekonomi, siyasi, eğitim, sağlık alanlarındaki gelişmeler başlıkları altında incelenmiştir. Demokrat Parti'nin genel dış politikasını değerlendirebilmek amacıyla, dönemin Türkiye'sinin diğer uluslarla ilişkileri, yapılan ittifaklar, imzalanan paktlar, konferanslar ve meseleler başlıkları altında incelenmiş olup, 1950-1960 Demokrat Parti Dönemi'nin Türkiye siyasi tarihindeki genel etkileri ortaya konulmuştur. Bunlara bağlı kalarak çalışmanın üçüncü bölümünde ise, 1950-1960 yılları arası, Edirne öznelinden Demokrat Parti Dönemi şeklinde değerlendirilmiştir. Demokrat Parti döneminde uygulanan genel politikaların, yerel yönetime etkileri Edirne ili ele alınarak incelenmiştir. Bu dönemdeki Edirne siyasi tarihi, dönemin Demokrat Parti Edirne milletvekilleri, Edirne'de genel seçimlerin o dönemdeki oy oranları, yerel seçimler, ekonomi, tarım ve hayvancılık, sanayi, petrol arayışları, alt yapı çalışmaları, eğitim ve sağlık alanında yapılan yerel uygulamaların neler olduğu ve 1960 darbesinin Edirne'ye yansımaları başlıkları altında incelenerek ortaya konulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümü tezin sonuç kısmı olup, Edirne siyasi tarihinde Demokrat Parti Dönemi ile ilgili bulgular ve değerlendirmeler ortaya konulmuştur. Konuyla ilişkin gerekli incelemelerde kitap, makale, gazete, örnek tez çalışmaları, tablolar, resimler ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, İç Politikalar, Dış Politikalar, Yerel Uygulamalar, Edirne

Demokrat PartiEdirneSiyasi partiler+5
Tuğba Tamküpeli
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cengiz sonrası dönemde Çağatay coğrafyasında (Türkistan) bölgeselleşme ve yerelleşme (1226-1599)

Cengiz Han, dağınık Moğol kabilelerini bir araya getirerek tek bir bayrak altına toplayarak kurduğu imparatorluğunun kurumsal yapısında meritokrasiye dayalı atamalar yapmıştır. Moğol İmparatorluğu kısa zamanda sınırları genişlemesinde ve başarılarında başat faktör olmuştur. Cengiz Han, henüz ölmeden evvel büyük imparatorluğunu 4 oğlu arasında tek bir merkezden yönetilecek şekilde paylaştırırken, aynı zamanda onlara rehberlik edecek ve ulusunu teşkil edecek 4 Noyan/Ulus Emiri ve onların idare ettiği binlik kuvvetler tahsis etmiştir. Tıpkı imparatorluğun uluslara tımar edilmesi gibi uluslarda kendi içerisinde hana bağlı idari merkezlere bölünmüş ve bu merkezlerin başına ulus emirleri geçmiştir. Kurulan hanlıklarda muktedir olmayan hükümdarlar yüzünden yaşanan otorite boşluğu, bozkır aristokrasisinin ananeleri ve kalıtımsal ayrılacaklar elde eden ulus emirlerinin, yerelleşerek merkezi otoriteyi tehdit etmelerine mümkün kılmıştır. Artık ulus emirleri, hanlık seçimlerinde karar alıcı organ olmuş ve hatta kendi menfaatleri doğrultusunda hanların tahta çıkmasını desteklemiş yahut tahttan indirmiştir. Böylece rekabet ortaya çıkarken, Cengiz Han'ın neslinden gelen hanlar, emirlerin kendi meşruiyetini sağlama aracı haline gelmesine neden olmuştur. Türkistan'da ise Çağatay Hanlığı'nın yıkılmasına paralel olarak güç kazanan kabile beylerinden biri olarak Emir Timur, gerçekleştirdiği kabile içi siyaset, seferler ve karizmatik liderliğiyle döneminin en güçlü siyasi yapılarından birini vücuda getirmiştir. Ancak onun ölümünden sonra halefleri onun kadar muktedir bir hükümdar olamamış, siyasi arenada destek bulma adına kabile beyleri ve din adamlarına soyurgallar yoluyla toprak ihsan etmişlerdir. Taht kavgaları ve verasetteki belirsizlik Timurlular Hanedanı'nın sonunu getirirken bölgede yükselen Cengiz soylu Şeybaniler Hanedanı bölgeyi hakimiyeti altına almıştır. Şeybaniler, hakimiyette ortaklık ve toprakların idari merkezler şeklinde bölünmesi yoluna gitmiş ve bu durum merkezin gücünü sınırlar hale gelmiştir.

Siyasi tarihSosyal tarihTürk siyasi tarihi+1
Ömer Gök
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Japonya'nın Doğu Asya'daki güç mücadelesi (1868-1912)

Bu tezin temel amacı, Japonya'nın 1868-1912 yılları arasındaki Doğu Asya'daki güç mücadelesinde üstlendiği rolü analiz etmek ve bu dönemde yaşanan küresel değişimlerin Japonya üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Çalışma, Meiji Restorasyonu ile başlayarak Japonya'nın feodal yapısının sona erdiği ve modern bir ulus-devlete dönüştüğü süreci inceleyecektir. Bu bağlamda, Japon toplumundaki yapısal ve kültürel dönüşümler ile Batılı devletlerle ve bölge ülkeleriyle yaşanan siyasi ve askerî rekabetler ele alınacaktır. Tez, Japonya'nın 1868 yılında Meiji Restorasyonu ile başlattığı modernleşme sürecinden, 1912 yılında İmparator Meiji'nin ölümü ve İmparator Taisho'nun tahta çıkışına kadar uzanan dönemi kapsamaktadır. Söz konusu zaman dilimi içerisinde Japonya'nın Doğu Asya'daki güç dengeleri içindeki yükselişi ve bu sürecin küresel düzlemdeki etkileri değerlendirilecektir. Tezde, Japonya'nın siyasi, askerî, iktisadi ve kültürel dönüşüm süreci ile birlikte bu dönüşümün Doğu Asya'daki güç dengelerine yansımaları ele alınacaktır. Bu çerçevede, Meiji dönemine geçişi anlamak adına Tokugawa Şogunluğu (Bakufu) dönemi ile bu rejimin sona ermesine neden olan Boshin Savaşı'na da yer verilecektir. Japonya'nın Çin ve Kore gibi bölge ülkeleriyle olan siyasi ve askerî ilişkileri, toprak talepleri, sınır çatışmaları ve emperyal hedefleri, çalışmanın önemli inceleme alanlarını oluşturmaktadır. Bununla birlikte, 1904-1905 Rus-Japon Savaşı gibi kritik dönüm noktaları da Japonya'nın bölgesel ve küresel güç konumunu belirlemesi açısından detaylı biçimde analiz edilecektir. Ayrıca, Japonya'nın modernleşme çabaları kapsamında gerçekleştirdiği ekonomik reformlar, eğitim politikaları, toplumsal dönüşümler ve Batı ile kurduğu ilişkiler de tezin temel inceleme başlıkları arasında yer alacaktır. Anahtar Kelimeler: Doğu Asya, Rus-Japon Savaşı, I. Çin-Japon Savaşı, Meiji Dönemi, Shimonoseki Antlaşması, Kanagawa Antlaşması

Askeri tarihAsyaDoğu Asya+3
Ege Tanıl
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Winston Churchill'in askeri geçmişi ve II. Dünya Savaşı öncesi Batı Avrupa analizi

Bu yüksek lisans tezi, Sir Winston Churchill'in askerî ve siyasi kariyerini, II. Dünya Savaşı öncesi Avrupa ülkelerinin askerî hazırlıkları ve stratejik planları üzerindeki etkisi bağlamında kapsamlı bir biçimde incelemektedir. Tezin birinci bölümü, Churchill'in stratejik düşünce yapısı ve liderlik yeteneklerinin kökenlerini anlamak amacıyla 1874–1940 dönemini detaylı şekilde ele almaktadır. Bu bölümde, aristokratik kökenlerinden Sandhurst'teki eğitimine; Hindistan, Sudan ve Güney Afrika'daki ilk çatışma deneyimlerinden parlamentodaki siyasi mücadelelerine kadar geniş bir yelpaze sunulmaktadır. I. Dünya Savaşı'ndaki Çanakkale Harekâtı ve Batı Cephesi deneyimleri, onun askerî karar alma süreçlerine yaklaşımını belirleyen temel faktörler olarak analiz edilmektedir. Bu bölüm, Churchill'in 1940'ta başbakanlığa yükselişiyle sona ermekte ve liderlik karakterinin temel dinamiklerini ortaya koymaktadır. Tezin ikinci bölümü ise, savaş öncesi Avrupa'nın stratejik ve askerî durumunu anlamak amacıyla Fransa, Hollanda, Belçika ve İngiltere'nin hazırlıklarını karşılaştırmalı bir perspektifle değerlendirmektedir. Analiz, özellikle Fransa'nın Maginot Hattı'na dayalı statik savunma doktrini, Hollanda ve Belçika'nın tarafsızlık politikalarının yarattığı kırılganlıklar ile İngiltere'nin koloniyel ve stratejik askerî yerleşimlerine odaklanmaktadır. Ayrıca, Churchill'in liderliği ve stratejik önerilerinin söz konusu ülkelerin hazırlıklarına ve Müttefik stratejilerine olan etkisi, tarihsel kanıtlar ışığında titizlikle incelenmektedir.

Askeri Tarih BülteniAvrupaBatı Avrupa+5
Celal Canbirdi
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tek parti hükümetlerinin Güneydoğu Anadolu politikaları (1930-1945)

Cumhuriyetin ilanından sonra özellikle yeni rejimin, inkılapları tam olarak anlatamamasından ve bölgede aşiret ve şeyhlik düzeninin direncinden kaynaklanan nedenlerle önemli bir güvenlik sorunu ortaya çıkarmışsa da alınan sert önlemlerle bu sorunlar giderilmeye çalışılmıştır. Ancak ortaya çıkan bu güvenlik sorununun arkasında sosyal ve iktisadi sebepler de görülmüştür. II. Dünya Savaşı dönemi Türk hükümetlerinin bölgeye yönelik politikaları savaş tehdidi çerçevesinde şekillenmiştir. Bununla birlikte bölgenin temel sorunu olan güvenlik sorununu etkileyen sosyal ve iktisadi sebeplerin de ortadan kaldırılmasına yönelik politikalar üretilmiştir. Çünkü savaş döneminin bütün imkânsızlıklarına rağmen bölgeye yönelik başlatılan yatırımların devam ettirilmesinde, devlet mekanizmasının bölge vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılama görevini ciddiyetle yerine getirme gayretinde bu anlayış ön plana çıkmaktadır. Genel anlamda değerlendirecek olursak 1930-1945 yılları arasından tek parti hükümetlerinin Güneydoğu Anadolu bölgesine yönelik politik yaklaşımları bölgenin ülke ile bütünleşmesine yönelik olmuştur

Cumhuriyet tarihiGüneydoğu Anadolu bölgesiHükümet politikaları+5
Sezer Arıkan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tevfik İleri'nin siyasi hayatı (1950-1960)

Bu araştırma; 1950-60 yılları arasında Türk siyasetinde etkin rol oynayan Tevfik İleri'nin siyasi faaliyetleri üzerine odaklanmaktadır. Bu bağlamda İleri'nin siyasi hayata girişi, icraatları ve bunların etkileri, görev yaptığı idari makamlar ile 1960 darbesi sonrasında İleri'ye isnat edilen davalar incelenmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan tarihi doküman analiz tekniği kullanılmıştır. İncelenen konuya ilişkin birinci ve ikinci elden kaynaklar temin edilmiş ve bu dokümanlar analiz edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda; 1950 seçimlerinde DP'den Samsun milletvekili seçilen İleri, Ulaştırma ve Milli eğitim Bakanlıklarında görev aldığı, bilhassa ülkenin eğitim politikası noktasında köklü reformlar gerçekleştirdiği, bu reformların memlekette büyük bir yankı uyandırırken aynı zamanda din-siyaset tartışmalarını hat safhaya çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca İleri'nin 1954-57 yıllarındaki siyası hayatının önceki döneme nazaran siyasette daha az etkili olduğunu kanaatine varılmıştır. Öte yandan 1957-60 yıllarında Türkiye siyasi hayatında yeniden aktif olan İleri, Bayındırlık Bakanlığı'nda görev alarak köylerdeki içme suyu problemini, tarım arazisi sulama sorununu, yol ve köprü meselelerini çözmeye yönelik önemli çalışmalar yapmıştır. Bununla birlikte Başbakanlık, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlıklarında vekâleten görev yapmıştır. 27 Mayıs darbesi sonrasında sanık durumuna düşen İleri, vatana ihanetten anayasayı ihlal, Tahkikat Komisyonu davası, seçimler meselesi, Ankara-İstanbul olayları, görevi kötüye kullanma, rüşvet, iltimas ve Vatan Cephesi gibi çeşitli davalardan yargılandığı neticesine ulaşılmıştır. Bu araştırma, gençlik yıllarından itibaren milli ananelerimizin savunucusu olan, ilkeleri ve vatanperverliğiyle dikkat çeken, akabinde siyasi yaşamı boyunca yaptığı icraatlarla Türk tarihinde iz bırakan, 1960 darbesiyle kaderi yön değiştiren anayasayı ihlal suçundan önce ölüm, daha sonra müebbet hapis cezasına çarptırılan Tevfik İleri'nin siyasi hayatının incelenmiş olması bakımdan önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Tevfik İleri, Demokrat Parti, 1960 Darbesi

Siyasi faaliyetlerSiyasi hayatSiyasi tarih+1
Gülşen Güzel Işıktaş
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrat Parti dönemi Hatay milletvekilleri ve meclisteki faaliyetleri (1950-1960)

1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesinden sonra Türk siyasal yaşamında önemli bir kırılma noktası olan 1950 seçimlerinde bir siyasi dönüşüm yaşanmıştır. Kuruluşundan itibaren ülke yönetiminde tek söz sahibi olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) muhalefete dönüşmüş, Demokrat Parti (DP) iktidara gelmiştir. Türk siyasal yaşamında Demokrat Parti dönemi olarak isimlendirilen söz konusu dönem, Mayıs 1950 seçimleri ile başlamış, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile sonlanmıştır. Bu dönem IX., X., XI. yasama dönemlerini kapsamaktadır. Demokrat Parti döneminde Hatay Milletvekilleri ve Meclisteki Faaliyetleri (1950-1960) ismini taşıyan tez çalışmasında 1950-1954, 1954-1957 ve 1957-1960 yılları olmak üzere üç dönem süresince vazife üstlenmiş Hatay Milletvekilleri'nin, özgeçmişlerinin yanında mecliste yürüttükleri yasama faaliyetleri ile verdikleri kanun teklifleri ve önergeleri incelenmiştir. Bu bağlamda söz konusu çalışma, 1950-1960 yılları arasında vazife yürütmüş olan Hatay milletvekillerinin biyografileri, TBMM'de vermiş oldukları takrirleri, teklifleri, konuşmaları ve benzeri siyasi faaliyetlerinin neler olduğu ortaya konulmuştur. Her yasama dönemi kronolojik sıralamaya uygun bir şekilde ele alınarak milletvekillerinin faaliyetleri dönemler halinde aktarılmıştır. Meclis tutanaklarından ve TBMM arşivinden milletvekillerinin yasama çalışmaları ile alakalı kayıtlar tespit edilip bayındırlık, eğitim, kültür, ekonomi, sağlık, gibi benzeri hususlarda faaliyetleri ve söylemleri değerlendirilmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde IX. dönemde Hatay, muhalefet partisi CHP'li Milletvekilleri tarafından temsil edildiğinden dolayı söz konusu dönemde Hatay Milletvekilleri, hükümete karşı eleştirel bir yaklaşımla ülke ve bölge ile ilgili konuları ayrıntısıyla gündeme taşımışlardır. Hatay'ın ana vatana iltihakında önemli rol oynayan Tayfur Sökmen, Abdurrahman Melek gibi isimler bu dönemde Atatürk inkılaplarının korunmasına yönelik söylemlerde bulunmuşlardır. X. dönemde Hatay'ı DP'li Milletvekilleri temsil ettiğinden, daha çok bölgesel konulara odaklanmışlardır. XI. dönemde Hatay'ı muhalefet partisi olan CHP'li Milletvekilleri temsil etmiştir. Söz konusu dönemde Hatay Milletvekilleri, bir sınır şehri olan Hatay'ın gümrük sorunları başta olmak üzere genel sorunlarını mecliste dile getirmişlerdir.

Cumhuriyet Halk PartisiDemokratik PartiMilletvekili+6
Orhan Çirik
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de İslamcı düşüncenin tarih algısı ve Tanzimat Dönemi eleştirisi

Tanzimat Reformu Dönemi, Osmanlı-Türk modernizmi açısından en önemli dönüm noktalarından biridir. 3 Kasım 1839'da Mustafa Reşit Paşa'nın Gülhane Parkı'nda okuduğu fermanla başlayan dönem, Osmanlı'daki sosyal hayatı derinden etkilemiştir. Bu değişim sürecinin Osmanlı geleneksel yaşam anlayışında gedikler açmaya başlaması, Genç Osmanlıların tepkisine yol açmıştır. Batılılaşmayı köklerden kopuş olarak değerlendiren bu aydınlar, geleneksel değerlerin korunması gerektiğini vurgulamışlardır. Temelleri bu dönemde atılan İslamcılığın daha belirgin hale gelmesi II. Meşrutiyet Basını ile olmuştur. Batıcı düşünceler karşısında geleneksel yapıyı koruyarak ilerlenmesi gerektiğini savunan İslamcı aydınlar; sosyal, kültürel ve siyasal alanlara yönelik önerilerini de dile getirmişlerdir. Cumhuriyet'in ilanından sonra yaşanılan derin değişim ve dönüşüm, İslamcı aydınların daha büyük reaksiyonuna yol açsa da tek parti döneminde baskılanmışlardır. Çok partili siyasal rejime geçildikten sonra özellikle Necip Fazıl'ın Büyük Doğu Dergisi, İslamcıların zihniyet dünyasının biçimlenmesinde ve tarih algılarının oluşmasında etkili olmuştur. 1980'li yıllarda askeri rejimin oluşturduğu baskı atmosferinde de yayınlanmış olan İslamcı dergiler aynı selefleri gibi, Cumhuriyet dönemi reformları ile olan mücadelelerini Tanzimat sürecinden itibaren başlattıkları Batılılaşma karşıtlığı üzerinden yapmışlardır. 1980'li yıllardan sonra İslamcı yayın organları çerçevesinde görüşlerini ortaya koyan Türkiye İslamcılığının tarih algısı da, aslında bir kimlik inşasının yanında, güncel problemlerin çözülmesi ve özellikle Osmanlı'daki batılılaşma serüveninden günümüze deneyimlenmiş olan yargı ve bilgiler üzerinden şekillenmiştir. Yapmış olduğumuz bu çalışma ile cumhuriyet dönemi İslamcı hareketin batılılaşma sorununa yaklaşımını irdeleyeceğiz.

BatıcılıkSiyasi tarihTanzimat Dönemi+4
Uğur Sav
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İttihat ve Terakki deneyiminden Halk Fırkası'na: Siyasal örgütlenmenin taşrada uygulanması (1913-1946): Siirt örneği

Bu çalışmanın ilk bölümünde 18. yüzyılın sonlarında meydana gelen Fransız İhtilali, ihtilale bağlı olarak ortaya çıkan milliyetçilik akımı ile ulus devlet düşüncesinin meydana getirdiği değişimler açıklanmaya çalışılmıştır. Fransız ihtilalinin çok uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğundaki etkileri merkezden taşraya Siirt sancağı özelinde bir dizin oluşturularak anlatılmıştır. Devam eden bölümlerde I. Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti'nde yaşanan kargaşa ortamı, Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında Siirt halkının milli mücadeleye destekleri, yönetime bakış açıları, Siirt sancağında meydana gelen siyasal oluşumlar ile yöre halkının bu gelişmelere ve değişimlere olan tepkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Siirt özelinde siyasal zemini özetleyecek olursak Tanzimat Fermanı ile başlayan değişimlerin sonucunda ortaya çıkan seçme ve seçilme olgusunun devam ederek yeni Türk devletinin kuruluşu, ilk çok partili siyasi hayata geçiş denemeleri, tek partili siyasal düzenin oluşumu ile tek partili sistemin meşruiyet zemini üzerinde durulmuştur. Özellikle de değişimlerin etkisiyle oluşan siyasal zemin, yapılan seçimler, seçimlerde aday olan aday adayları, seçim faaliyetleri gibi konularda ciddi bir literatür çalışmalarıyla beraber arşiv taramaları sonucunda objektif veriler elde edilmeye çalışılmış, elde edilen bu bilgiler objektif bir biçimde ve bilimsel etik kuralları içerisinde sunulmaya çalışılmıştır.

Halk FırkasıOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+7
Hikmetullah Sevinç
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adalet Partisi- CHP ilişkileri (1961-1962)

Cumhuriyet'in ilanıyla Türkiye, demokrasi açısından yeni bir döneme girmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra değişen koşullar ile beraber çok partili hayata geçilmiş ve 1950 yılından itibaren 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı başlamıştır. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesi ile DP'nin iktidarı sona ermiştir. 7 Temmuz 1960'da durdurulmuş olan siyasi faaliyetler, 6 Ocak 1961'de Kurucu Meclisin açılmasıyla 13 Ocak 1961 tarihinde yeniden başlamıştır. 11 Şubat 1961'de Adalet Partisi başta olmak üzere birçok yeni siyasi parti kurulmuştur. Adalet Partisi, ilk teşkilatını 27 Şubat 1961'de İzmir'de kurmuş ve parti ülke çapında teşkilatlanmak üzere yurt gezileri düzenlemiştir. Bu dönemde CHP de aynı şekilde yurt içi gezileri düzenlemiş ve 24 Ağustos'ta CHP 15'inci kurultayını yapmıştır. Nitekim 15 Ekim'de genel seçimler yapılmış ve bu seçimlerden sonra yeni bir düzene geçilmiştir. Siyasi partiler arasındaki görüşmelerden sonra CHP-AP arasında Cumhuriyet tarihinin ilk koalisyon hükümeti kurulmuştur. Bu dönemde DP'li milletvekillerinin af meselesi, AP'nin en önemli gündemi olmuştur. Nitekim af meselesi, mecliste huzursuzluklara yol açmış ve koalisyon yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ortaklar arasında ilk görüş ayrılığı memur ve mebus maaşları konusu olmuştur. Tedbirler Kanunu ve 147 öğretim üyesinin üniversitelere dönmeleri koalisyon hükümetinin en önemli kazanımları olarak görülürken, 22 Şubat darbe girişimini yapanların affedilmesi koalisyonun sonunu getirmiş böylece AP-CHP iş birliği 1 Haziran 1962 itibariyle sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: 27 Mayıs Darbe Girişimi, Adalet Partisi, CHP, Seçimler, Koalisyon

Adalet PartisiCumhuriyet DönemiCumhuriyet Halk Partisi+5
Adem Oliger
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Devletleri Teşkilatı'nın sosyal inşacı teori çerçevesinde analizi

Bu tez çalışmasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin 1991'de dağılmasının ardından bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan ile Türkiye arasında Türk kimliği etrafında geliştirilen ilişkiler ele alınmıştır. İsmail Gaspıralı'nın "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" ülküsü ile fikirsel altyapısını oluşturduğu ve 2009 Nahçıvan Anlaşmasıyla kurumsallaşma sürecini tamamlayan Türk Devletleri Teşkilatı bu ilişkilerin doruk noktasıdır. Bu çalışmada Türk Birliği idealinin ve bu yönde harcanan çabaların ilerleyen süreçlerde de bölgesel ve küresel ölçekte uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde önemli bir rol oynayacağı değerlendirilmektedir. Uluslararası ilişkilerin anarşik yapısından yola çıkarak, uluslararası sistemi sadece maddi yapılar üzerinden ele alan Neo-Realist kuramın aksine sosyal inşacı kuram, uluslararası ilişkilerde sosyal ve fikirsel yapıların en az maddi yapılar kadar etkili olduğunu savunmaktadır. Sosyal inşacı yaklaşıma göre sistemdeki aktörlerce paylaşılan fikir, inanç ve değerler sistemi yapısal bir özellik gösterir ve sosyal-siyasal eylemler üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Paylaşılan ortak kimlik, kültür, inanç ve değerler sayesinde bir araya gelen Türk Cumhuriyetlerinin, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde zirveler süreciyle başlayan ve yeni kurumlarla desteklenen entegrasyon süreçleri olumlu bir yapıya evrilmektedir. Bilim, kültür, eğitim, ekonomi, diplomatik, siyasî, hukukî alanlarındaki ilişkiler ve iş birlikleri sosyal inşacı teorinin sadece maddi yapılar değil, fikirlerden ve ülkülerden doğan yapılar da uluslararası alanda egemen devletleri belli oluşumların içerisinde oynadıkları rol itibariyle ulusal çıkarlarını yeniden belirlemeye yönlendirebileceği iddiasını doğrulamaktadır. Bu tezin temel savı uluslararası ilişkilerde sosyal inşacı bakış açısından yola çıkarak, Türk Devletleri Teşkilatı'na üye olan Türk Devletleri'nin Teşkilat bünyesinde mevcut olan ve süreç içerisinde oluşturulacak iş birliği yapıları çerçevesinde uluslararası alanda ulusal çıkarlarını ortaklaşa belirleyebilecekleri bir aşamaya gelmelerinin mümkün olacağı yönündedir.

Gaspıralı İsmailMilli kimlikSiyasi tarih+7
Gizem Coşkun
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yakın dönem siyasi tarihinin karikatür üzerinden analizi: Karagöz 1922-1939

Basın ve iktidar (egemen güç) arasındaki ilişki karşılıklı bir ilişkidir ve birbirini besleyen bir niteliğe sahiptir. İktidar kendi hegemonik gücünü basın yoluyla pekiştirirken basın da varlığını muhafaza etmek için iktidarın gücünden beslenmektedir. Başka bir ifadeyle basın iktidarın söylemini dile getiren ve yeniden inşa eden bir işleve sahiptir. Bir basın aracı olan gazeteler ve gazetelerdeki karikatürler de bu amaca hizmet etmektedir. Muhalif basının varlığı söz konusu olsa da bu durum, genel itibarıyla kaçınılmazdır. II. Meşrutiyet'in ilanının akabinde yayın hayatına başlayan uzun soluklu siyasi, mizahi bir halk gazetesi olan Karagöz, bir basın aracı olarak bünyesinde barındırdığı ve arşivlerde tamamıyla muhafaza edilmiş tüm yazılı ve görsel verisiyle yakın dönem Türkiye siyasi tarihi için kayda değer bir tanıklığa sahiptir. Bu çalışma, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1922-1939 yılları arasında yaşamış olduğu siyasi gelişmeleri, değişim ve dönüşümü Karagöz gazetesi karikatürleri, karikatürlerin söylemi üzerinden konjonktürel olarak güç/iktidar ilişkisi çerçevesinde (egemen ya da muhalif) çarpıcı örneklerle sunmayı ve o dönemin panoramasını bugünün okuyucusunun gözleri önüne sermeyi amaçlamaktadır. Karagöz'ün gelişim serüvenini anlayabilmek adına mizahın ve karikatürün kuramsal çerçevesi ve tarihsel gelişiminin serüveni anlatılmakta, akabinde gazetenin Türk mizah ve karikatürü içindeki yeri değerlendirilmektedir. Süreli yayınlar ve yayınlandıkları dönemle ilişkisini değerlendirmek ve ilgili literatüre katkı sağlamak üzere gazetenin teknik özellikleri, baskı sayısı, okuyucu profili, ebatları, neşredildiği günler, abonelik şartları, yazarçizer kadrosu, karikatürlerde işlenen konu başlıkları gibi teknik detaylara değinilmektedir. Sonuç olarak Türkiye siyasi tarihinin 1922-1939 yıllarının iç ve dış meselelerine ait konular ve o konular üzerine yaşanan tartışmalar genel hatlarıyla okuyucuya sunulmaktadır. Bu bilgiler ışığında Karagöz karikatürleri ve alt yazıları, söylem ve göstergebilimsel yöntemle analiz edilmektedir.

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiKaragöz gazetesi+7
Ayşe Bedir
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Hungarian-Turkish relations: An approach in political history

The main purpose of this thesis is to point out the basics of historical, cultural, and political relationship between Turkey and Hungary. In this context, the historical and political events were discussed from the founding of the republic until to the present day. In which period relations between Turkish- Hungarian people is worse and has improved explained in detail with the reasons. To illuminate and clarify today's relationship between Hungary and Turkey, pre-republic era and Ottoman Empire period were also reviewed. In the first section, first clashes between Ottomans and Hungarians were discussed and agreements and political disagreements between them were also studied. The period of Suleiman the first was important. Suleiman the first (The Magnificent 1520-1566) captured Belgrade the key of Hungary and many other important Hungarian castles. The conquest of Buda and in the ongoing occupation of the Transylvania Hungarian Empire collapsed. In the second part, the situation of Hungarians which were occupied and attacked by Habsburgs and Ottomans was examined. Hungarians were heavily exposed to these attacks in 16th and 17th century. Sigismund the Transylvanian governor (1586-1597) tried to get rid of the dominance of Ottoman. Hungary firstly divided into two and was ruled by two kingdoms, John Zapoly (1526-1540) and Ferdinand Habsburg (1527-1540), who clashed with each other long period. In 1541 the country was divided into three by the Turkish conquest of Buda. At the same time, another state that tries to establish control over Hungary was Austria. In the third part, twentieth century Turkey-Hungary relations are discussed. In the early 20th century, Turanism movement was born in Hungary. The TurkishHungarian friendship has strengthened during World War I as the Ottoman Empire took place next to Germany and the Austro-Hungarian Empire. Hungary, lost its land with the Treaty of Trianon, turned direction to eastward. In the fourth part, to be member of EU which process is followed by Turkey and Hungary is stated. In the fifth part, today the meaning and goal of Turanism is discussed. It is stated that how it has changed from the past until today. It is concluded that Hungary has many important roles for Turkey. Hungary is the most Turkish friendly country among Europeans. Studies should be done to increase the number of Hungarian students in Universities of Turkey. Identifying and unearthing historical monuments of Turks in Hungary plays an unignorable role in terms of strengthening the cultural links between two countries. Keywords: Relations, Turkey, Hungary, Ottoman.

Cultural relationsHungaryOttoman State+4
Asya Altan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kâmil Paşa'nın "Târîh-i Siyâsî-i Devlet-i Aliyye-i Osmâniye" adlı eseri: İnceleme, metin, sözlük (Yavuz Sultan Selim Dönemi'ne kadar)

Kıbrıslı Kâmil Paşa Osmanlı Devleti'nin gerileme döneminde uzun yıllar devlet hizmetinde bulunmuş önemli bir devlet adamıdır. Görev süresince en düşük memuriyet makamından sadaret makamına kadar bir çok yerde çeşitli vazifelerde görev almıştır. Paşa zamanın zor denebilecek şartları içerisinde kendini yetiştirmiş, dört eser kaleme almıştır. Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İnceleme bölümünde Mehmet Kâmil Paşa'nın şahsi, siyasi hayatı ile birlikte memuriyet hayatındaki önemli olaylar kaleme alınmıştır. Bu bölümde Paşa'nın hayatına dair genel bir inceleme yapılmıştır. Metin bölümünde ise Kâmil Paşa'nın ilk sadaretten ayrıldığı ve ikinci sadaret vazifesine gelinceye kadar geçen dört yıllık süre zarfında yazmaya başladığı ''Tarih-i Siyasi-i Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye'' adlı eserinin Yavuz Sultan Selim dönemine kadar olan kısmını Osmanlı Türkçesi'nden Yeni Türk Alfabesi'ne çevrildi. Tarihe ilgili olan Kâmil Paşa ilgili eseri kaleme alırken Hammer, Hacı Halife, Naima, Solakzâde, Sadettin tarihleri gibi birçok yerli ve yabancı yazardan istifade etmiştir. Paşa böylesi kapsamlı bir eseri yazarken arşiv metinlerinden, vesikalardan yararlanmış ve ilmi araştırmalara cevap verecek tarzda kaleme almıştır. Sözlük kısmında ise metin içerisinde geçen fakat günümüz Türkçesinde pek kullanılmayan kelimelerin anlamları verildi. Kelimelere mana verirken metin içerisinde kelimenin geçtiği örnek cümle de gösterildi. Anahtar kelimeler: Kıbrıslı Kâmil Paşa, siyasi tarih, Osmanlı Devleti

Kıbrıslı Kamil PaşaOsmanlı DevletiSiyasi tarih+1
Sefa Akbaş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1950-1960 dönemi demokratikleşme süreci

Eski Yunan'da ortaya çıkan demokrasi kavramı, Amerikan ve Fransız devrimlerinden sonra toplumların gündemini teşkil eden en önemli konulardan biri olmuştur. Dönem koşullarına ve ülkelere göre değişiklik gösteren demokratikleşme süreci, Türk demokrasi tarihinde oldukça zorlu bir süreçten geçmiştir. Kurtuluş Savaşı döneminde saltanatın kaldırılmasıyla birlikte cumhuriyetin ilan edilmesi ve 1945 yılına kadar hedefine ulaşmamış olsa da çok partili hayata geçiş denemeleri Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasi isteğini açıkça ortaya koymuştur. 14 Mayıs 1950 seçimleri ise Türk demokrasi tarihinin önemli bir dönüm noktası olmuş ve 1946 yılında kurulan Demokrat Parti, 27 yıl aralıksız iktidarda olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin yerini almayı başarmıştır. Kurulduğu günden itibaren dikkatleri üzerine çeken Demokrat Parti, 1950-1960 yılları arasında arka arkaya üç seçim kazanarak 10 yıl iktidarda kalmıştır. Türkiye'nin siyasi tarihi açısından büyük önem taşıyan bu yıllarda Demokrat Parti'nin muhalefet ve basın ile olan ilişkileri sıklıkla tartışılmıştır. Özellikle iktidarlığının son döneminde bu ilişkilerde yaşanan gerginlik 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine zemin hazırlamış ve Demokrat Parti'nin iktidarlığını darbe sonucu kaybetmesi Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde olumsuz etkiler bırakmıştır. Bu bağlamda, 1950-1960 döneminde gerçekleştirilen siyasi ve hukuki faaliyetler başta olmak üzere demokrasinin gelişimi ve sürekliliği adına önem arz eden iktidar-muhalefet ilişkileri ve basına yönelik uygulamalar çalışmada ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Çok Partili Hayata Geçiş, İktidar, Muhalefet, Basın, 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi

27 Mayıs 1960 ihtilaliBasınDemokrasi+7
Yağmur Aydın
İstanbul Arel University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahmed Cevdet Paşa'nın hayatı ve siyasî faaliyetleri (1823-1895)

Bu tez, tarihçi, hukukçu ve âlim kimliğiyle tanınan Ahmed Cevdet Paşa'nın mülkî görevleri ve siyasî kariyerine odaklanan bir biyografi çalışmasıdır. Aynı zamanda, Paşa'nın kendi hayatı, siyasî çevresi ve olaylar hakkında yazdıklarının çoğunlukla eleştirilmeden doğru kabul edilmesine karşı çıkma çabasıdır. Paşa'nın merkez ve taşra bürokrasisinde yaptıkları, kendi yazdıkları ile arşiv belgelerini, süreli yayınları, hatıratları ve literatürü mukayese eden eleştirel bir yöntemle ortaya konulmuş ve yaklaşık yarım asırlık devlet memuriyetinin Paşa'yı nasıl şekillendirdiği sorusuna da cevap aranmıştır. Genellikle muhafazakar-reformist bir Sünnî Müslüman kimliğiyle öne çıkarılan Paşa'nın, devletin çıkarları için mekân ve zaman bağlamlarında seküler araçları kullanabildiği, kavramları amaçlarına yönelik olarak çarpıtabildiği, değişen kişisel ilişkilerine göre olayları teleolojik şekilde kurgulayabildiği ve otobiyografisinde kendisini soyutlamaya çalıştığı meselelerin tam da ortasında bulunabildiği somut örneklerle tespit edilmiştir. Bu bağlamda tartışılmaz bir otorite olarak görülen Paşa'nın özellikle Tezâkir ve Ma'rûzât'ta anlattıklarının kaynak değerinin sorgulanması ve ihtiyatla kullanılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Ahmed Cevdet PaşaBiyografiOsmanlı Devleti+4
Kübra Fettahoğlu
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The legitimacy of political power in the new Ottoman thought: The case of Hürriyet Newspaper

Ottoman political thought has been studied through philosophy, history, fiqh, kalam, Sufism, and adab literature. However, Ottoman political thought can be investigated beyond these genres. Contrary to existing literature, this thesis examines Ottoman political thought through articles in the New Ottomans' Hürriyet newspaper that were published in the post-Tanzimat period, a period of changes, transformations, and renewal for the Ottoman Empire. The literature on the New Ottomans is mainly dominated by biographical, linguistic, literary, and historical studies. However, in this thesis, I endeavor to unearth the political dimensions of their thought by focusing on the legitimacy of political power. Legitimacy, as one of the key concepts of political theory, explains the raison d'être of politics. Therefore, focusing on legitimacy would be useful both to grasp the New Ottomans' political ideas and to trace the development of Ottoman political thought in the post-Tanzimat era. Because legitimation of power includes normative and factual aspects, legitimacy cannot be understood from a one-dimensional perspective. For this reason, in examining the legitimacy of power in their thought, I adopt a multidimensional approach that considers the perspectives of political science, political philosophy, and political theory. Thus I try to explore how the New Ottomans reinterpreted modern political thought according to Islamic and Ottoman traditions. Also, I think, studying the New Ottomans, who formed the first modern Ottoman Muslim intellectual movement that responded to the challenges of the West, makes this investigation more valuable. Moreover, digging out the undiscovered political ideas in newspaper articles would widen the scope of the studies on Ottoman political thought.

NewspapersHürriyet newspaperLegitimacy+4
Furkan Acerbaş
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çok partili döneme geçişte demokratikleşme çabaları

II. Dünya Savaşı'nın Türkiye Cumhuriyeti ve dünya tarihinde yarattığı etkileri bakımından ayrı bir yeri vardır. Çünkü bu savaş, demokrasi cephesinin zaferi ile sonuçlanmıştır. Faşist-totaliter tek parti yönetimine dayalı ülkelerin yenilmeleri demokrasiyi yükselten değer haline getirmiştir. Demokratik sistemlerin yükselişe geçtiği bir dönemde Türkiye de buna kayıtsız kalmamıştır. Türkiye'de 1923-1946 yıllarında tek siyasi parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi yer almıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün ardından parti içerisinde önemli değişiklikler yapılmış ve İsmet İnönü'nün Milli Şef olmasıyla da tek parti ideolojisi etkin bir hal almıştır. Bu dönemde yapılan bazı antidemokratik kanun ve uygulamalar, toplum üzerinde sosyo-ekonomik açıdan büyük sarsıntılara ve iktidara karşı toplumsal bir muhalefete sebep olmuştur. Savaşın ardından ülke içinde ve dışında meydana gelen gelişmeler çok partili demokratik rejime geçişi zorunlu kılmıştır. Bu şartlar altında kurulan Demokrat Parti, belli bir süre iktidarın hoşgörüsüyle karşılanmıştır. Ancak muhalefetin hızlı örgütlenmesi ve 1946 seçimlerindeki başarısı iktidarın tutumunu sertleştirmiştir. Çok partili hayata geçildikten sonra özellikle muhalefet, antidemokratik kanunlar açısından iktidarı eleştirmiş ve köklü değişiklikler yapılmasını istemiştir. İktidar partisi ise, halkın desteğini yeniden kazanabilmek adına bu uygulamaları değiştirme ve kaldırma yoluna gitmiştir. Bu çalışma, Türk siyasal hayatında özellikle savaş sonrası başlatılan demokratikleşme hareketlerinin nedenlerini, sonuçlarını ve toplum üzerindeki tesirlerini incelemek üzere hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Çok Partili Hayat, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Milli Şef.

Cumhuriyet Halk PartisiDemokrasiDemokrat Parti+4
Sedat Yıldırım
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrat Parti Dönemi'nde İstanbul'da sosyo-kültürel değişim

Türkiye'de 1950 seçimleri sonrası Demokrat Parti'nin iktidarda olduğu yeni bir dönem yaşanmıştır. 1950-1960 yılları arasında Demokrat Parti yönetiminde İstanbul, sosyo-kültürel açıdan önemli değişimlere uğramıştır. Siyasi açıdan Amerika ve Batılı ülkelerle yakınlaşma politikasının yaşanması sosyal ve kültürel yönden gelişmelerin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Özellikle İstanbul'da bu değişimin oldukça belirgin bir şekilde hayata geçirildiğini görüyoruz. 6-7 Eylül 1955 olayları sonrasında İstanbul sosyo-kültürel anlamda büyük değişimlere uğradı. Gayrimüslim vatandaşlarımızın başka ülkelere gitmesi neticesinde belirgin bir boşluk oluştu. Hükümet, konu ile ilgili önlemler almaya çalışarak, zararların karşılanması için çalışmalar başlattı. Yine de bu vatandaşlarımız özellikle de Rumların bir bölümü olaylardan önemli ölçüde etkilendi. Ellili yıllarda İstanbul moda, sanat ve alışveriş merkezi olarak ön planda yer almaya devam etmiştir. Dünya modasının yakından takip edildiği bu dönemde kadın dergileri belirleyici rol oynadı. Bu dönemde yeme içme kültüründe de bazı değişimler görüldü. Müzik, sinema ve tiyatro gibi alanlarda da İstanbul ellili yıllarda değişimin rahatlıkla gözlenebildiği bir şehir olarak karşımıza çıkmaktadır. Ellili yıllarda sanat dâhil pek çok alanda Batı'nın sanat anlayışından etkilenmiş olmakla birlikte geleneksel değerlerinde muhafaza edilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Ellili yıllarda İstanbul'un nüfusunun artması birçok sorunu da beraberinde getirdi. Aynı zamanda şehrin modernleşmesi ve dikkat çekici tarihi eserlerin ön plana çıkarılması için imar faaliyetlerinde bulunuldu Bu dönemde sosyal ve kültürel açıdan Amerika'nın ve Batı kültürünün etkisi değişimde belirleyici rol oynamış olsa da Türk kültürüne ait değerlerin de muhafaza edilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Adnan Menderes ve Demokrat Parti iktidarı bazı eksiklikler yaşanmış olsa da modernleşmeyi ve gelişimi büyük ölçüde desteklemiştir. Bu çalışma Demokrat Parti döneminde İstanbul'da sosyo-kültürel açıdan yaşanan değişimleri etkileyen faktörleri, gelişmeleri ve sonuçlarını incelemek üzere hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler :Adnan Menderes, İstanbul, Demokrat Parti Dönemi, 1950-1960.

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiDemokrat Parti+6
Özlem Doğancık
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1932-1942 yılları arasında Irak'taki siyasî gelişmeler

Eğitim süresinin gelişmesi 1932-1942 arasında meydana gelen siyasî gelişmeye, dış ve iç siyasî sorunlarının çözümü için verilen büyük bir çaba ve bu yıllarda kral Faysal'ın üstüne gidip, Araplar ve Irak tarafından seçilmiş bir komutanmış gibi Irak topraklarında yükselmesine bağlıdır. En önemlisi de kral Gazi hükmü dönemi Irak istiklâli ve Reşit Ali el-Geylani döneminde Irak siyasetinin gelişmesidir. Krallık hükümdarlığı süresince Irakta çıkan olayları özetliyoruz, bilinen o ki ; krallık döneminde Irakta çıkan büyük olaylara rağmen,özellikle kral Faysal döneminde altın çağ gibi olan gelişmenin önüne geçememiştir. Bu nedenle komşu ülkelerle olan ilişkiyi ve gelişmeyi, istiklal için değişmeleri ve Petrolün durması gibi önemli bilgileri ele alıyoruz. Bütün bu olaylar, kraliyet dönemini diğer nakledilen olaylardan ayırt ediyor. Böylece altın çağda meydana gelmiş siyasi,ekomonik,toplum, önemli değişim ileride çıkan neticeler ve krallık döneminden sonra vuku bulmuş darbeleri ele almaya çalışacağız.

IrakKral FaysalKrallar Dönemi+2
Abdulmanaf Abdullah Noaman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1950-1960 yılları arasında Van'da siyasi yaşam

"1950-1960 Yıları Arasında Van'da Siyasi YaĢam" baĢlıklı çalıĢmada 1950-1960 yıları arası yaĢanan siyasi geliĢmeler, yapılan seçimler ve bunların Türkiye ve Van'daki yansımaları ile birlikte söz konusu dönemde seçilen milletvekillerinin faaliyetleri üzerinde durulmuĢtur. 1946'da Türkiye'de çok partili hayata geçiĢ sürecinin ardından DP'nin siyasi bir figür olarak kurulmasıyla birlikte tüm Türkiye'de olduğu gibi Van'da da siyasi yaĢam canlanmaya baĢlamıĢtır. Ancak DP, Van'da 1946 seçimlerinden bir gün önce kurulduğu için seçimlere katılamamıĢtır. Sonrasında DP, ülkenin genelinde olduğu gibi Van'da da geniĢleme alanı bulmuĢtur. Ancak 1950 Seçimlerinde 27 yıllık iktidarına son verdiği CHP'nin oy oranını Van'da geçememiĢ ve seçime katılan 3 milletvekilliğinden sadece 1'ni kazanabilmiĢtir. Ülkede yaĢanan geliĢmeler doğrultusunda 1954 Seçimlerinden daha da güçlenerek çıkan DP, Van'da 4 milletvekilliğinin tamamını alarak kentte siyasi olarak güç kazanmıĢtır. Daha sonraki süreçte ülke genelinde meydana gelen siyasi geliĢmeler ve ülke genelinde DP'nin oy oranlarında yaĢanan dalgalanmalar, doğal olarak 1957 Seçimlerinde Doğu Anadolu'nun büyük kentlerinden biri olan Van'daki seçimlere de yansımıĢtır. Zira 1957 Seçimlerinde Vanlı seçmenler DP'ye o güne kadar verdikleri siyasi desteği kesmiĢ ve söz konusu seçimlerde 5 milletvekilliğinin tamamını CHP'ye kaptırmıĢtır. Anahtar Kelimeler : Van, 1950 Seçimleri, 1954 Seçimleri, 1957 Seçimleri, CHP, DP. Sayfa Adedi : 1 Tez DanıĢmanı : GüneĢ ġAHĠN

Siyasi hayatSiyasi partilerSiyasi tarih+2
Süreyya Polat
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'taki siyasi faaliyetler (1954-1958)

Bu araştırma temel olarak Irak'ta 1954-1958 yılları arasında gerçekleşen rejim değişikliğine ve siyasî faaliyetlere odaklanacaktır. Bu dönemde gerçekleşen siyasî, toplumsal ve ekonomik gelişmelere zemin hazırlayan ulusal ve uluslararası 1954 öncesi koşullara odaklanılmıştır. Bunun yanında Irak'ın 1954 yılındaki seçim denemesinin ülke içinde ne tür siyasal gelişmelere sebebiyet verdiği de ele alınmıştır. Buna göre rejim değişikliğinin meşruluğunu gösteren seçimler hem siyasal hem de toplumsal yeni örgütlenmelerin önünü açmıştır. Bu bağlamda hem Arap Birliği Projesi hem de ulusal birlik meseleleri gibi tartışmalar bu gelişmeler ışığında ele alınmıştır. Gelişen Yurtseverler Birliği ve gibi yeni oluşan siyasal-toplumsal hareketlerin krallık rejimi için ne tür sonuçlara sebebiyet verdiğine değinilmiştir. Son olarak bu tür hareketlenmelerin protesto gösterileri, bunun akabinde darbe ve 1958 yılında krallık rejimin yıkılmasına yönelik etkileri ele alınmıştır.

IrakSiyasi faaliyetlerSiyasi tarih
Berıvan Mohamad
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects