Social state

71 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Anayasa referandumları ve basın: 1961, 1982 Anayasaları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumlarının Türkiye basınındaki sunumunun karşılaştırmalı çözümlemesi (cumhuriyet, hürriyet, tercüman/bugün gazeteleri örnekleri)

Bu çalışmada, 1961 ve 1982 Anayasaları referandumları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumunun Türkiye basınındaki sunumları örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde karşılaştırmalı olarak çözümlenmiştir. Sözü edilen örnek gazetelerin referandumlara (1961, 1982 ve 2010) ilişkin tutumları irdelenirken referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanları göz önünde tutulmuştur. Bununla birlikte, referandumların sözü edilen örnek gazetelerdeki sunumlarının irdelenmesi, referanduma sunulmuş olan 1961 ve 1982 anayasaları ile 2010 anayasa değişiklik paketinin içerikleri çözümlenerek gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan referandumların tarihsel uğrakları, Türkiye'nin tarihsel süreçte geçirmiş olduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal alanlardaki dönüşümler bağlamında soruşturulmuştur. Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümün referandum dönemleri ve referanduma sunulmak üzere hazırlanmış anayasalar ile değişiklik paketi üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bu bağlamda, referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanının irdelenmesi, 1961 ve 1982 anayasalarının ve 2010 anayasa değişiklik paketinin içerik özelliklerinin değerlendirilmesi ve örnek olarak seçilmiş gazeteler özelinde Türkiye basınının referandumlara yönelik yaklaşımının ortaya konulması çalışmanın genel çerçevesini oluşturmuştur. Dolayısıyla, örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde Türkiye basınının sözü edilen referandumlara ilişkin tutumunun karşılaştırmalı olarak çözümlenmesi çalışmanın problemini oluşturmuştur. Çalışmada sorunsallaştırılan konunun çözümlenmesinde nicel ve nitel çözümleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu yüzden, çalışmanın çözümleme kısmı nicel ve nitel çözümleme olmak üzere iki kısımdan oluşturulmuştur. Çalışmanın nicel çözümleme kısmında, gazetelerin tüm sayfalarındaki referandumlara ilişkin haberlerin, fotoğrafların, köşe yazılarının, söyleşilerin ve yazı dizilerinin sayısal dağılımlarının belirlenmesinde kısmi olarak içerik çözümlemesi yöntemi uygulanmıştır. Nitel çözümleme kısmında ise, sözü edilen gazetelerde yayımlanmış referandumlara ilişkin manşet ve sürmanşet haberleri ile seçilmiş köşe yazılarının metinsel çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, tarihsel süreçte Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümlere göre farklılık gösteren referandum dönemlerindeki ekonomik, siyasal ve toplumsal koşullar ile sözü edilen gazetelerin referandumlara yönelik tutumları arasında organik bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir başka deyişle, gazetelerin içeriklerinin, ilk aşamada referandum dönemlerinde hâkim olan dönemsel koşullardan oldukça etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Referandumlar (1961, 1982 ve 2010), basın, sosyal refah devleti, neo-liberal politikalar, küresel kapitalizm.

Anayasa 1961Anayasa 1982Anayasa 2010+7
Lütfü Pınar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Refah devleti perspektifinden Türkiye'de sosyal bütçe uygulamalarının değerlendirilmesi

Devlet tarafından bazı uygulamalar ve sosyal hakların bireylere sunulmasıyla güvenli ve huzurlu bir ortamda minimum yaşam standardı sağlanmaktadır. Bireylerin sosyal ve ekonomik yönden ihtiyaçlarının karşılanmasının refah devleti anlayışı ile mümkün hale gelmesi bireylerin refah seviyelerinin artmasını sağlamaktadır. Refah devleti anlayışı ile toplumsal refahın maksimum noktaya çıkarılması hedeflenmektedir. Refah devleti ile refah düzeyinin artışının sağlanması için birtakım politikalar devlet müdahaleleri uygulanmaktadır. Sosyal bütçe kavramının çıkış noktası, toplumda var olan sorunlara kalıcı çözümler oluşturarak bireylerin yaşam standartlarını yükseltme amacı oluşturmaktadır. Toplumsal sorunların çözümüne odaklı olarak serbest piyasanın yetersiz kalması durumunda kamu hizmetlerinden yararlanılmaktadır. Sosyal bütçe yaklaşımları bireylerin yaşam standartlarını olumlu yönde arttırmaktadır. Her yaklaşım baz aldığı gruplara yönelik ihtiyaç analizleri yaparak temel ihtiyaçların karşılanmasında yardımcı olmaktadır. Bütçe yaklaşımları: cinsiyete duyarlı bütçeleme, katılımcı bütçeleme, çocuk dostu bütçeleme ve son olarak yeşil bütçeleme olarak incelenecektir. Anahtar Kavramlar: Sosyal devlet, Sosyal bütçe, Refah Devleti

BütçeBütçeleme sistemleriRefah devlet+4
Damla Işıtır
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları: Malatya Büyükşehir ve Elazığ Belediyesi örneği

Sanayi toplumuna geçilmesi ile birlikte köyden kente göç artmış ve bunun sonucunda kentlerde nüfus artışı meydana gelmiştir. Bununla birlikte kentlerde yaşayan insanların ihtiyaçları artmış ve merkezi yönetim bu beklentilere cevap veremez duruma gelmiştir. Artan bu ihtiyaçlar neticesinde devlet sosyal sorunlara müdahale etmek zorunda kalmıştır. Gelişen şartlarla birlikte yerelleşme olgusu önemli hale gelmiştir. Yerel yönetimler içinde bulunan belediyelere de bu anlamda görevler düşmektedir. Bu sebeple çalışmada belediyelere ağırlık verilmiş, belediyelerin tarihsel gelişimi üzerinde durularak Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Elazığ Belediyesi incelenmiş ve görüşülen kişilerden alınan cevaplar neticesinde alınan veriler tabloya dönüştürülmüştür.

Belediye hizmetleriBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+5
Nilgün Kahraman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çağımızın teorisyeni Jürgen Habermas'ın iletişim, siyaset ve modernlik anlayışı

İnsan tarihsel süreç içerisinde kendi varlığını ve sosyal birlikteliğini açıklamak adına, içinde yaşadığı sosyal dünya üzerine, süreç içerisinde elde ettiği deneyimlerden hareketle sosyal teoriler üretmiştir.Günümüz sosyal dünyasında insanın bu bilme etkinliği halen devam etmektedir. Sosyal bilim alanında insanın bu etkinliğine önemli katkılarda bulunan teorisyenlerden birisi de hiç kuşku yok ki Jürgen Habermas'tır.Habermas, son dönemde ortaya attığı İletişimsel Eylem Kuramı'yla, sosyal dünyanın merkezine insanın temel etkinliği olan dilden hareketle kavramsallaştırdığı rasyonel özneleri yerleştirir. Rasyonel özneler, onun iletişim, siyaset, modernlik kavramlarının da baş aktörleridir. Habermas, iletişim, siyaset, modernlik kavramlarıyla son derece tutarlı ve süreklilik arz eden teorik bir yapı oluşturmayı başarmıştır. Habermas'ın bu teorik yaklaşımının en önemli yönü ise, aktörleri ve onların rasyonel eylemlerini sosyal dünyanın üretiminde ve yeniden üretiminde temel güç olarak kavramsallaştırma eğilimidir. Habermas, bu teorik kurgusu ile aktörlere ve onların rasyonel eylemlerine yaptığı vurguyla, günümüz sosyal dünyasına ışık tutmayı başarmıştır.

EkonomiEşitlikKüreselleşme+2
Abdulkadir Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal yardımlaşma müessesesi: Durum analizi, sorunlar ve çözüm önerileri

Gelir dağılımında adaletin sağlanamadığı veya az olduğu ülkelerde yoksul olarak tanımlanan bir kesimin varlığı söz konusudur. Her ülkede yoksulluk gelir dağılımında adil olmayan bir sistemin etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Bu adil olma durumu geciktikçe, toplum da, zengin kesim ile fakir kesim arasında gelir farkı artmaktadır.Gelir dağılımında, mesleki durum, eğitim düzeyi, ticari yetenek ve diğer kendini ispat fırsatları da etkilidir. Bu nedenle toplumlarda sosyal devlet kavramı devreye girer. Bu şartlara sahip olmayanlara sosyal yardım sistemi çerçevesinde destekler sağlanır. Bu desteklerin toplumda yoksullarla zenginler arasındaki gelir farklarını azaltıcı bir etki oluşturması beklenir.Ancak sosyal yardım sistemleri dünyada çok etkin bir şekilde uygulanamamaktadır. Temel nedeni ise, mevcut yönetimlerin bu faaliyeti öncelikli görevler arasında saymamasından kaynaklanmaktadır. Ülkelerde, Maliye Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi bakanlıklar kurulup, bunlarla ilgili özel teşkilatlanmalar yapılmaktadır. Bu ve benzeri temel hizmet alanlarında iç ve dış politikalar üretilmektedir. Fakat gelir adaletini düzenleyici ve bu yönde politika geliştirici çalışmalar, bağımsız yapılmamaktadır. Her ülke de var olan sisteminin sistemin ikinci derece öneme sahip bir görevi olarak algılanan Sosyal Yardım uygulamaları vardır. Ancak gerçekte yeterince önemsenmeyen bir durumdadır.Her ülke bu işi bir zorunluluk hissetmeden, sadece manevi duygularla karışık bir politika ile yapmaktadır. Oysa yoksullukla mücadele öncelikli hedefler arasında olmalıdır. Yoksulluğu önleme politikaları tüm bakanlıkların ortak destek verdiği bir kalkınma projesi olmalıdır. Çünkü bir toplum da tüm bireylerin refah düzeyi yüksek olursa toplumunda refah düzeyi yüksek olur. Bu mücadelenin yapılmaması gelişmiş toplum olmayı engelleyecektir. Gelişmiş ekonomiler gelir düzeyi yüksek olanların ekonomilere sağladıkları katkılarla büyümektedirler. Katkı sağlama yeteneği olmayan yoksul kesimin ise payı yok denecek kadar az olmaktadır. Dolayısı ile buradan şu sonuç çıkarılabilir: ?Ülkeler zenginlerin gelirlerindeki artış ölçüsünde veya yoksullarla zenginler arasındaki gelir farkının büyüme oranı ölçüsünde kalkınırlar? .Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizliği en aza indirme girişimi olarak adlandırabileceğimiz, sosyal yardım sistemi sistemli bir şekilde yapılanmadığından, yetersiz ve dağınık bir şekilde faaliyette bulunmaktadır. Bu nedenle bu yapıda bazen kaynak israfı, bazen de kaynak yetersizliği görülmektedir.Sosyal Yardım Sistemindeki sorunun çözümü için bir model geliştirmeye çalışarak, bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Her ülkenin ortak sorunlarından biri olan; ?Büyümede Süreklilik? esasının gerçekleştirilmesi yoksullukla ilgilidir. Bu nedenle yoksulluğun önlenmesi için ?Gelir Farkının Azaltılmasında Süreklilik? esasının sağlanması gerekmektedir. Toplumların gelir düzeyine bağlı olarak kişi başı milli gelirden alınan paylar, bölgelere, sektörlere, meslek gruplarına göre ayrıldığında gelir adaleti sorgulanabilecektir. Bu temel sorunlar çerçevesinde yoksullukla mücadele politikalarının planlanması esasına göre bir model önerisi hazırlanmıştır.Önerilen model ile öncelikle mevcut sistemin aksaklıkları ele alınarak çözüm üretilmesi amaçlanmıştır. Buna göre mevcut sistemdeki, Kurumsal Sorunlar, Finansal Kaynak Sorunları, Dağınıklık Sorunu ve Kaynakların etkin kullanım sorunları ele alınmıştır. Tespit edilen aksaklıklar için çözüm önerileri de yine aynı şekilde Kurumsal Yapılanma, Finansal Yapılanma ve Temel Politikalar başlıkları ile sunulmuştur.Anahtar Kelime; Yoksulluk, Sosyal Yardım, Sosyal Risk, Sosyal Koruma, Sosyal Hizmet

Sosyal Riski Azaltma ProjesiSosyal devletSosyal hizmet kurumları+4
Şahin Çetinkaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları ve Bornova Belediyesi̇ örneği

Küreselleşmenin beraberinde getirdiği yerelleşme ile birlikte sosyal devlet kavramının zayıflaması beraberinde sosyal belediyecilik kavramını getirmiştir. Yerel düzeyde belediyeler; artık sadece yol, alt yapı, çevre temizliği, imar gibi hizmetler yapmamakta bunların yanında sosyal yardım ve sosyal hizmet faaliyetleri yaparak merkezi idarenin yükünü azaltmaktadır. Sosyal belediyecilik küreselleşmenin getirdiği sosyal sorunlar, hızlı kentleşme, bilgi çağının getirdiği problemler gibi birçok soruna çözüm arayışlarına yerelde katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de yerel yönetim birimleri, sosyal devlet ve sosyal politika kavramları, Türkiye'de ve dünyada sosyal belediyecilik faaliyetleri ve faaliyet raporları çerçevesinde Bornova Belediyesi'nin yaptığı sosyal belediyecilik faaliyetleri incelenecektir.

Belediye hizmetleriBelediyelerSosyal devlet+4
Ayşe Nur Balcılar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de engelli bireylerin toplumla uyumlaştırılması ve entegre edilmesinde kamu harcamalarının etkisi

Günümüzde değişen sosyal devlet anlayışıyla birlikte ülkelerin siyasi yapıları, kültürleri ve sosyo-ekonomik durumları her ne kadar farklı olmuş olsa da her ülke de sunulan hizmet ve uygulamalar adil ve eşitlik anlayışı ışığında toplumda yaşayan bütün bireylerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte olmalıdır. Bu sebeple engellilere yönelik hizmet ve uygulamalara bakış açısı da; onlara karşı ayrımcılık yapılmadan sosyal bütünleşmelerini ve toplumsal gelişmelerden pay almalarını mümkün kılan, sosyal hayata tam katılımlarını sağlayan eğitim, sağlık, istihdam, sosyal güvenlik gibi alanlarda fırsat eşitliğinden yararlanabilen bir grup olarak kabul edilmesine yönelik olmalıdır. Engellilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi bağımsız ve insan onuruna yakışır bir hayat sürmeleri için gerekli imkânların temin edilmesi devletin yadsınamaz bir görevidir. Bu çalışmanın esas amacı, engelli bireylerin topluma entegre olmasına ilişkin sağlanan hizmet ve düzenlemelerde kamusal harcamaların etkilerinin incelenmesidir. Bu doğrultuda, seçilmiş gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden Almanya, İngiltere, Şili ve Türkiye'deki engellilere yönelik kamu harcamaları, hizmet ve uygulamaların kapsamı incelenmiştir. Çalışma sırasında engelli hizmetlerine yönelik olan harcamalar ve eğitim, sağlık, istihdam, sosyal güvenlik ve sosyal hayata tam katılım ile ilgili düzenlemelerden bahsedilmiştir. Ayrıca engelli bireylerin topluma eşit katılımlarının sağlanmasına ilişkin yöntemlere sadece bir harcama kalemi olarak yaklaşılmaması gerektiği, engelli bireylerin eğitim seviyelerinin artırılması, yüksek nitelikli iş pozisyonlarına erişimlerinin sağlanması orta ve uzun vadede engelli bireylerin toplumun birer parçası olarak katma değer yaratabileceği vurgulanmıştır. Anahtar kelimeler: Engellilik, Engelli Birey, Kamu Harcamaları, Sosyal Dışlanma,

Engelli kişilerKamu harcamalarıSosyal devlet+4
Pınar Esmeray
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal belediyecilik hizmetleri ve finansmanı: Ege Belediyeler Birliği örneği

1930'lardan sonra devletin sosyal alandaki rolü büyümüştür. 1980'lerden itibaren birçok alanda görev üstlenen devlet, üzerine aldığı sorumlulukların bir kısmını özel sektör, sivil toplum ve yerel yönetimlere devretmek istemektedir. Bu ve kentleşmenin yarattığı sosyal sorunlar nedeniyle yerel yönetimler, sosyal hizmetlerle ilgili yeni görevler yüklenmek durumunda kalmıştır. Bu anlamda sosyal belediyecilik, sosyal devlet anlayışının yerel yönetim düzeyindeki bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Ülkemizdeki sosyal harcamaların GSYH'ya oranı, merkezi düzeyde yetersiz, belediyeler düzeyinde yok denecek kadar azdır. Sosyal adalet, sosyal sermaye ve sosyal dışlanma gibi alanlarda iyi bir noktada olmayan ülkemizde belediyelerin eşitlik, sosyal içerme, sosyal uyum ve refahın adil paylaştırılmasıyla ilgili olumlu etkileri çok sınırlıdır. Yoksulluk, gelirin adil dağılımı ve işsizliğin önlenmesinde belediyelerin yerel girişimleri ve sosyal sermayeyi harekete geçirmesi beklenebilir. Ancak bu açıdan da ülkemizdeki belediyelerin etkin olmadığı söylenebilir. Kısaca sosyal belediyecilikle bağlantılı bu alanların yeterince gelişmediği görülmektedir. Sosyal belediyeciliğin yöneldiği kesimler ise kadınlar, yaşlılar, çocuklar, yoksullar, engelliler, işsizler, göçmenler gibi dezavantajlı kesimlerdir. Bu kesimlere yeterli hizmetin sunulabilmesi için belediyelerin mali özerkliklerinin ve kaynaklarının arttırılması, daha etkin ve verimli hizmet görme usullerinin geliştirilmesi gerekmektedir. İncelenen belediyelerde tespit edilen sosyal faaliyetlerin dezavantajlı kesimlerin yoksulluk, dışlanma gibi sosyal risklerini azaltmaya yetecek düzeyde olmadığı görülmüştür. Sosyal harcamaların bütçe içindeki payı düşüktür. Ayrıca sosyal harcamaların bütçeleştirilme sürecinde de önemli aksaklıklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Belediye, Sosyal Bütçe, Belediye Gelirleri

Belediye birlikleriBelediye hizmetleriBelediyeler+4
Neslihan Koç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
10
Master'sOpen AccessTR

Sosyal devletin dönüşümü ve sosyal belediyecilik: Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi örneği

Medeniyetler döneminden günümüze sosyal politika araçları toplumsal refahın sağlanmasında önemli roller üstlenmiştir. 1929 yılında yaşanan kriz sonucu devletler Keynes'in müdahaleci anlayışını benimsemişlerdir. Devletlerin sosyal ve ekonomik hayata müdahalelerinin kaçınılmaz olduğu bu dönemde, toplumsal refahı artırıcı önemli gelişmeler yaşanmıştır. Devletler, sosyal ve ekonomik hayata müdahaleleri ile toplumsal sorunların çözülmesini sağlamışlardır. 1945-1975 yılları arasında en popüler dönemini yaşayan refah devletleri bu dönemde önemli refah politikaları üretmişlerdir. Bu refah politikalarını üreten merkezi yönetimler uygulama görevini yerel yönetimlere bırakmışlardır. Özellikle kamu harcamalarında görülen artış ve yerelleşme etkisi ile refah devleti anlayışı sosyal belediyecilik anlayışına doğru bir dönüşüm yaşamıştır. 1970'li yıllarda toplumcu belediyecilik olarak ortaya çıkan ve 1980'li yıllardan sonra etkisini artıran sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında belediyeler tarafından kadın, çocuk, genç, engelli, yaşlı ve yoksullara yönelik birçok uygulamalar gerçekleştirilmiştir. 2000'li yıllarda çıkarılan kanunlarla altyapısı sağlamlaştırılan sosyal belediyecilik anlayışı bu dönemde etkinliğini daha da artırmıştır. Ancak belediyelerin, uygulamaların sunumunda kaynak yetersizliği, diğer kurumlarla veya birimlerle koordinasyon eksikliği, denetim eksikliği gibi bir takım sorunlarla karşılaştıkları görülmektedir. Sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde belediyeler tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerin uygulamada genellikle sosyal yardımlar ve sosyal hizmetlerden oluştuğu görülmektedir. Yerel yönetimlerin sosyal yardımlar dışında danışmanlık, sosyalleştirme, yatırım, kılavuzluk etme gibi işlevleri de bulunmaktadır. Çalışmada 2012 tarihli ve 6360 sayılı kanun ile büyükşehir olan Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi'nin birimleri tarafından sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde gerçekleştirdiği faaliyetleri ele alınmıştır. Bu kapsamda Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi'nin birimleri tarafından yapılan çalışmaların kavramla örtüşüp örtüşmediği değerlendirilmektedir.

BelediyelerDönüşümKahramanmaraş+4
Salih Akkoyun
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal devlet bağlamında sosyal politika ve projelerin sosyolojik bir incelemesi

Sosyal refah devleti toplumsal yaşamın sağlıklı işleyişi amacıyla, sosyal adaletsizlikleri, eşitsizlikleri, yoksulluğu, işsizliği, her türlü ayrımcılığı vb önlemeye dönük kurumlar ve politikalar geliştiren ve bunun için de toplumsal ve ekonomik yaşama müdahale eden devlet biçimi olarak tanımlanabilir. Sosyal politikalar ise sosyal devletin uygulanma ve pratiğe dökülme araçlarıdır. Sosyal politikalar, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında geniş kabul ve uygulama alanı bulmuştur. Sosyal devlet ve politikalar günümüzde hemen hemen dünyanın bütün ülkelerinde değişik şekillerde de olsa uygulanmaktadır. Toplumun doğası ve işleyişine ilişkin çalışmalara dayanarak ortaya çıkan çeşitli sosyolojik kuramlar ve yaklaşımlar mevcuttur. Toplumu açıklamaya / anlamaya yönelik ortaya çıkan önemli üç temel yaklaşım (açıklayıcı (pozitivistik) yaklaşım, anlamacı (hermeneutik) yaklaşım ve eleştirel yaklaşım) vardır. Toplumsal sorunların çözümlenmesi noktasında ortaya konan toplumsal müdahale biçimleri gerek imkân gerekse de yöntem açısından incelenmelidir. Sosyal politika / proje uygulamaları sosyolojik açıdan mümkün olmakla birlikte, uygulanacak olan sosyal politika ve projelerin başarısı için sosyolojik ilke ve dinamiklerinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Türkiye'de özellikle son dönemlerde toplumsal sorunların çözümüne yönelik olarak çeşitli sosyal projeler geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Bunların başında da Avrupa Birliği projeleri ve Türkiye'de kurumsal ve teknik alt yapı açısından iyi organize olmuş olan ?Bölgesel Kalkınma Ajansları Projeleri? gelmektedir. Kalkınma ajanslarının sosyal proje uygulamalarına çeşitli açılardan bazı eleştirileriler yapılsa da, bu ajansların yaklaşım ve uygulamalarına genelde olumlu bakılmaktadır. Benzer şekilde, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) de bazı sorunlarıyla birlikte sosyal projeler arasında önemini korumaktadır.Anahtar Kelimeler: Sosyal Devlet, Sosyal Politika, Sosyal Proje, Sosyoloji

Sosyal devletSosyal politika
Behçet Batur
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Almanya pasif istihdam politikalarının karşılaştırılması

İşsizlikle mücadelede, aktif ve pasif istihdam politikaları olmak üzere iki temel politika uygulanmaktadır. Aktif istihdam politikalarının temel hedefi, işsizleri işe yerleştirmek iken, pasif istihdam politikalarının temel hedefi, işsizlik durumunun, işsizler üzerindeki ekonomik baskılarının kısa vadede (iş bulana kadar) azaltılması, dolayısıyla yoksulluk ve sosyal dışlanmanın önlenmesidir. Fakat pasif istihdam politikaları ile sağlanan desteklerin düzeyi ve uygulama biçimlerinin işsizliğin cazibesini artırmaması kritik bir öneme sahiptir. Bugün pasif istihdam politikaları sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak dünya ülkelerinde yaygın şekilde uygulanmaktadır. Türkiye'nin AB'ne tam üyelik hedefini sürdüren bir ülke olması, AB ve Türkiye arasındaki istihdam politikalarının uyumunu da gerekli kılmaktadır. Bu amaçla çalışmada, AB'nin önemli üyelerinden birisi olan Almanya ile Türkiye pasif istihdam politikaları ve bunların etkinliği karşılaştırılarak, Türkiye'nin bu alandaki güçlü ve zayıf yanları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada sadece ilgili ülke mevzuatları ortaya konulmamış gerek Almanya'da gerekse Türkiye'de bizzat sahaya inilerek uygulamadan etkilenen kişiler ile görüşmeler yapılmıştır. Özellikle Almanya ile ilgili daha kapsamlı bilgi edinmek adına, orada yaşayan Türkler ile önce bire bir görüşülmüş, daha sonra odak grup görüşmesi ile konunun daha ayrıntılı ele alınması imkânına kavuşulmuştur. Görüşmelerin son kısmı Türkiye'de yapılarak çalışmanın uygulama kısmı tamamlanmıştır. İki ülkeye ait mevzuatların incelemesi ve yapılan görüşmeler sayesinde, Türkiye'de uygulanan pasif istihdam politikalarının etkinliğinin daha kolay ve gerçekçi olarak analiz edilmesi imkânına kavuşulmuştur.

AlmanyaSosyal devletTürkiye+4
Derya Ayhan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal bütçe harcaması olarak yükseköğretim ve ekonomik kalkınma ilişkisi

80'li yıllardan günümüze kadar geçen sürede bilgi toplumu ve bilgi teknolojileri yapılarının gelişmesi, ekonomik kalkınmanın beşeri sermaye ve teknoloji ile birlikte anılmasına sebep olmuştur. Yükseköğretim sektörü, bilginin üretilmesi ve donanımlı bir işgücünün oluşturulmasına yaptığı katkı ile ekonomik kalkınma sürecinde belirleyici bir role sahiptir. Ekonomik kalkınma yoksunluğu, toplumlarda başta işsizlik ve yoksulluk olmak üzere pek çok sosyal dışlanmanın kaynağını oluşturur. Sosyal yapılarda ortaya çıkan risk ve ihtiyaçları takip eden, dinamik yapıya sahip sosyal devletlerin, ekonomik kalkınma problemine çözüm üretmek amacına yönelen sosyal bütçe uygulamaları, bilgi toplumu yapısının gerekliliklerini gözetmek durumundadır. Çalışmanın amacı, yükseköğretimin kamusallığı bağlamında sosyal bütçe öğesi olma niteliğini ve yükseköğretim sektörü Ar-Ge harcamalarına yönelen finansman kaynakları farklılıklarını dikkate alarak tespit etmektir. Bu bağlamda yükseköğretim Ar-Ge harcamalarının finansman kaynağı farklılıklarına göre toplam faktör verimliliğine olan etkisi ekonometrik tahmin yöntemleri ile tespit edilecektir. Ekonometrik analizde ise 2000-2017 yılları arası, toplam 27 ülke örneği veri setine sahip, panel veri analizi uygulanmıştır. Ekonometrik model, eşbütünleşme ve hata düzeltme modeli ile tahmin edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre yükseköğretim Ar-Ge harcamaları içerisinde kamusal kaynaklarının payının artması, toplam faktör verimliliğini etkilememektedir. Özel sektör ve yurtdışı fon kaynaklı yükseköğretim Ar-Ge harcamaları ise toplam faktör verimliliğine olumlu etki etmesine rağmen istatiksel anlamlılık tespit edilememiştir.

Araştırma-geliştirmeEkonomik kalkınmaOECD ülkeleri+4
Serdar Dumlupınar
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal devlet ilkesi kapsamında idarenin tehlikeli salgın hastalıklarla mücadelesi

Tehlikeli salgın hastalıklar ile mücadele, ülkemiz de dâhil olmak üzere pek çok devletin sağlıklı bir toplum inşa etmek ve kamu düzenini sağlamak amacıyla önem vermesi ve bu doğrultuda çözümler üretmesi gereken elzem bir konudur. Bu konunun önemi günümüzde yaşanan Covid-19 salgınıyla daha iyi anlaşılmıştır. Yirminci yüzyılda Batı demokrasilerinde ortaya çıkan "sosyal devlet" kavramı gereği devletlerden, sosyal barış ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla ekonomik ve sosyal hayata aktif olarak müdahale etmeleri beklenmiştir. Dolayısıyla devletlerin sosyal devlet anlayışının bir yansıması olarak bireylerin refah içinde yaşamalarını garanti etmesi ve sağlık hakkını koruyan tedbirler alması gerekmektedir. Tehlikeli salgın hastalıklarla mücadele söz konusu olduğunda, idare bu tedbirleri, genel sağlığın korunması amacıyla kolluk faaliyetleri aracılığıyla yürütmektedir. Bu bakımdan tezin amacı, Anayasa'da belirtilen sosyal devlet ilkesi kapsamında, genel sağlığın korunması konusunda en büyük risklerden biri olan ve Anayasa'da "tehlikeli salgın hastalıklar" şeklinde ifade edilen salgın hastalıklar ile mücadelede idarenin sorumluluğunu, görev ve yetkilerini tespit etmektir. Bu doğrultuda ilk olarak salgınlarla mücadelede, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde devletin pozitif yükümlülüğünün önemi ortaya konulmak istenmiştir. Bu amaçla sosyal devlet ile sağlık hakkı ilişkisi açıklanmış, sağlık hakkını gerçekleştirmede kamu sağlığını korumanın önemi ele alınarak salgın hastalıklar, idare hukuku disiplini yaklaşımıyla incelenmiştir. Bu doğrultuda konunun son dönemlerde disiplinler arası tartışılması dikkate alınmış ve farklı disiplinlere ilişkin kaynaklardan da yararlanılmıştır. Ayrıca salgın hastalıklarla mücadelede idarenin kolluk faaliyetleri ve bu faaliyetlerini yerine getirirken uyması gereken hukuka uygunluk sınırları en güncel mahkeme kararlarıyla açıklanarak idare hukuku çerçevesinde konu izah edilmeye çalışılmıştır.

EpdemiHastalıkKamu yönetimi+3
Burcu Akkafa
Ankara Hacı Bayram Veli University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde kent yoksulluğunun önlenmesinde sosyal belediyecilik ve yönetişim uygulamalarının etkisi: Elazığ Belediyesi örneği

Yoksulluk sorunu, sosyal bir varlık olan insanın tek başına giderebileceği bir sorun değildir. Bu nedenle bireylerin ihtiyaçlarına karşı çözüm üretecek kurum devlettir. Bireyler ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda devletin yetkili mercii olduğunu bildiği gibi devlette kişinin ihtiyaçlarını gidermek zorunda olduğunu bilir. Türkiye cumhuriyeti de sosyal bir hukuk devleti olarak küresel dünyanın kabul ettiği ekonomik ve sosyal hakları gerçekleştirmek zorundadır. Sosyal eşitlik ve sosyal güvenlik ilkeleri ile sosyal devlet olabilmenin gereklerini yerine getirmeye çalışan Türkiye, devlet olarak yapmak zorunda olduğu birçok görevi yerel yönetimlerden biri olan belediyelere devretmiştir. Bu araştırma ise kentsel yoksullukla mücadele konusunda sosyal belediyeciliğe yüklenen misyonun, yerel yönetişim modelini benimseyen bir yönetim anlayışıyla anlam kazanabilmesi hususuna dikkat çekmek için oluşturulmuştur. Bu bağlamda çalışma 3 ana bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. İlk bölümde çalışma hakkında ayrıntılı bilgi verilmiş olup ikinci bölümde yoksulluk, sosyal belediyecilik ve yönetişim kavramlarına yönelik bilgi verilmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise Elâzığ belediyesi sosyal belediyecilik ve yerel yönetişim uygulamaları bakımından değerlendirilmiş ve bir model önerisinde bulunulmuştur. Birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılarak oluşturulan çalışmada yoksulluk söyleminde ön plana çıkan sosyal belediyecilik uygulamalarının yerel yönetişim modelinde anlamlı olacağı sonucuna varılırken; çalışmanın örneklemini oluşturan Elâzığ belediyesinin sosyal belediyecilik ve yerel yönetişim uygulamaları yönüyle yetersiz bir yapıda olduğu tespit edilmiştir.

BelediyelerElazığ BelediyesiSosyal devlet+3
Büşra Yersiz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde sosyal devlet olgusu ve sosyal politikalar: 1923-1938

Bu tezde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde 1923-1938 yılları arasında sosyal devlet olgusunun nasıl algılandığı ve uygulanan sosyal politikaların çerçevesi tespit edilmeye çalışılmıştır.Tez çalışmasının birinci bölümünde, devlet ve sosyal devlet kavramlarının tanımları ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne kadar olan Türk Devletlerinde görülen sosyal devlet anlayışı ve uygulamalarından bahsedilmiştir. II. bölüm çiftçilere, III. bölüm işçilere ve IV. bölüm çocuklara yönelik olarak uygulanan sosyal politikaların incelendiği bölümlerdir. V. bölümde eğitim alanında, VI. bölümde sağlık alanında ve VII. bölümde demiryolu inşası alanında uygulanan sosyal politikalar incelenmiştir. Sosyal politika uygulamak için vergi toplayan ve bunu yeniden dağıtan devletin vergi toplama politikası VIII. bölümde anlatılmıştır. IX. bölüm ise; yangın, sel ve deprem gibi olağanüstü hallerde devlet tarafından takip edilen sosyal politikalara ayrılmıştır.Bu amaç ve kapsamda hazırlanan tez; Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi ve MTA Arşivinden, TBMM'deki zabıt ceridelerinden, dönemin dergi ve gazetelerinden, hükümet programlarından, dönemin yöneticilerinin söylemlerinden ve konuyla ilgili olarak yazılmış tetkik eserlerden faydalanılarak hazırlanmıştır.Bu çalışma ile varılan sonuca göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bu dönemdeki sosyal politika uygulamaları tüm halka yöneliktir çünkü halkın tamamı zor durumdadır. Bir öncelikten bahsetmek gerekirse, sonuncusu Kurtuluş Savaşı olmak üzere, uzun yıllardır kesintisiz olarak devam eden savaşlardan doğan ve halkın tümünü etkileyen mağduriyetin giderilmesine önem verilmiştir denilebilir. Türkiye'de sosyal devlet kavramının, Atatürk dönemiyle başladığını söylemek her ne kadar iddialı olsa da, 1923?1938 döneminin Türkiye'de birçok alanda olduğu gibi yöneten-yönetilen ilişkilerinde ve sosyal devlet anlayışının temellerin atılmasında da bir dönüm noktası olduğu kabul edilmelidir.

20. yüzyılSosyal devletSosyal hukuk devleti+2
Tuğba Belenli
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber (SAS)'in idare biçiminde vahyin rolü: (Abdülhay el-Kettânî'nin et-Terâtîbu'l-İdâriyye'si özelinde)

İslam tarihinde ilk yönetici Hz. Peygamber (sas)'dir. Hz. Peygamber (sas)'in Medine'ye hicreti ile birlikte muhacir ve ensarın idâri bir yapı kurma çabaları, uygulamalarla hayata geçmiştir. Hz. Peygamber (sas) de peygamberlik vasfının yanında bu idâri yapının lideri olarak, İslam yönetim biçimini şekillendirmiştir. Yeni bir toplumun kurucusu olan Hz. Peygamber (sas), manevi hayatta olduğu kadar sosyal hayatta da insanlara öncülük etmiştir. Allah Rasûlü (sas), İslam devlet idaresiyle birlikte siyasal ve sosyal hayatta vahyin ışığı doğrultusunda insanlara örnek olmuştur. Hz. Peygamber (sas)'in idâre şekli vahyin rehberliği ile belirlenmiştir. İslam'da hâkimiyet yalnızca Yüce Allah'a aittir. Kurulan devlet düzeninde ise Allah'ın ahkâmını tanzim ve tatbik etmek insanoğlunun elindedir. Bunu en iyi şekilde uygulayan ve örnekliğiyle yol gösteren Hz. Peygamber (sas)'dir. Hz. Peygamber (sas), İslam devletinin temellerini ilk olarak Mekke'den Medine'ye hicretinden önce akabe biatlarında atmaya başlamıştır. Medine'ye hicretinden sonra İslam devleti ve idare biçimi orada belirlenmiş ve şekillenmiştir. Bu durum Allah'ın bildirdikleri ve Rasûlullah'ın tatbiki ile olmuştur. Hz. Peygamber (sas)'in idâre biçiminde vahyin rolünü, Kur'ân'da bildirilen yönetim ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeye çalıştık. Ele aldığımız yönetim ilkelerinden adalet, itaat, şûra, biat ve ehliyet kavramlarını, Kettânî'nin et-Terâtîbu'l-İdariyye adlı eserinde, hangi konu başlıklarında ele aldığını ve bağlantı kurduğu ayetlerin tespitini yaptık. Hz. Peygamber (sas), Medine'de vefatına kadar geçen on yıllık süre zarfında İslam idaresi için gerekli olan ve insanlara doğru yolu gösterecek temel ilkeler, Kur'ân-ı Kerîm rehberliğinde şekillenmiş olduğunu gördük.

Abdülhay el-KettaniDevlet idaresiKur'an-ı Kerim+7
Fatmanur Gördeli
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasasına göre sosyal devlet ilkesi

Sanayi devrimi sonrası makineleşen ekonomik hayatın giderek insancıllıktan uzaklaşması nedeniyle klasik kişi hak ve özgürlüklerinin insan onuruna yaraşır bir hayat standardının sağlanmasında yetersiz kaldığı gerçeğinin anlaşılması ile ortaya çıkan "sosyal devlet " sosyal ve ekonomik haklar yoluyla toplumda sosyal adaleti ve güvenliği sağlamaya çalışan devlettir.19 uncu yüzyıldan sonra çağdaş demokratik tüm anayasal sistemlerde varlığı yadsınamaz bir gerçek olarak ortaya çıkan sosyal devlet kavramının Türk Anayasalarında ne derece ele alındığının irdelenmesi konusunda bir çalışmanın gerekliliği düşünülmüştür. Tez çalışmamız genelde Türk anayasa metinlerde sosyal devlet ilkesini de irdelemekle birlikte özel olarak 1982 Anayasası hükümleri açısından Türk Devlet yapısında sosyal devlet ilkesinin ne olduğu konusunda odaklanmıştır.1982 Anayasasında sosyal devlet ilkesi, 2. maddede "Cumhuriyetin Nitelikleri" arasında sayılmış, "sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler" başlıklı bölümde de sosyal devletin gerçekleştirilmesinde gerekli olan haklar sayılmıştır. Sosyal devlet uygulamasında mahiyet değiştiren "mülkiyet hakkı" da buna uygun olarak düzenlenmiştir. Anayasa mahkememizin de kararlarında "sosyal devlet" ilkesinin gelişmesine önemli katkılarda bulunduğu tespit edilmişir.Günümüz değişen ekonomik ve sosyal şartları göz önüne alındığında sosyal devlet ilkesinin gerçekleştirilmesinde klasik anlayışların yanı sıra çağdaş anlayış ve kurumların da özenli bir şekilde irdelenerek sosyal devletin gerçekleştirilmesinde kullanılmasının ilkenin etkin bir hale gelmesini sağlayacağı tespit edilmiştir. Bu bağlamda devletin kıt imkanlarla gerçekleştirmeye çalıştığı sosyal nitelikli faaliyetlerin devlet gözetim ve denetiminde özel sektörce ve daha geniş ekonomik imkanlarla gerçekleştirilmesi şeklindeki özelleştirme uygulamaları durumunda bireylerin daha kaliteli hizmet alacakları gerçeğine ulaşılmıştır.Vatandaşlarına insan onuruna yaraşır asgari bir yaşama düzeyi sağlamak hedefinde olan sosyal devlet anlayışı ile 1982 Anayasası da herkes için etkili bir sosyal güvenlik sistemine vurgu yapmış ve devleti etkili bir sosyal güvenlik sistemi kurmakla ödevli kılmıştır. Bu bağlamda son yıllarda ortaya konulan sosyal güvenlik reformu bu hedefte doğru bir anlayış ve planlama ile gerçekleştirilmiştir.Anahtar sözcükler1 ? Sosyal Devlet2 ? Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler3 ? 1982 Anayasası4 ? İnsan Onuru5- Sosyal Güvenlik Hakkı

Anayasa 1982AnayasaEkonomik haklar+3
Suat Uzun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal güvenlik kavramına üçüncü yol yaklaşımı çerçevesinde bir bakış

Küreselleşme ile birlikte sosyal politika ve sosyal güvenlik alanında olumsuz bir değişim başlamıştır. Bu aşağıya doğru değişimin temelinde ülkelerin küresel ekonomik rekabete zorlanmaları vardır. Çünkü 1980'lerden itibaren yeniden güçlenen liberal akım, sosyal devleti ekonomik gelişim önünde bir engel olarak görmektedir.Diğer taraftan Batı'da yaşanan suç oranlarının artması, sosyal dışlanma gibi toplumsal sorunlar ve çevresel sorunlar devletin bir sosyal yatırımcı olarak ekonomiye ve topluma müdahale etmesini gerektirmektedir. Bu durum sosyal devlet uygulamalarının yeniden önem kazanması anlamına gelmektedir. Bu sorunlar ve küresel rekabet etme gereği arasında sıkışmış olan Batı toplumları bir orta yol arayışı içindedirler. Üçüncü Yol Yaklaşımı bu arayışın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.Sosyal Demokrasiyi yeniden yapılandırma iddiası ile ortaya çıkan Üçüncü Yo yaklaşımı, orta yolun sağına daha yakın olması nedeniyle, sol değerlerin liberal değerlere yaklaştırılmasını amaçlayan bir girişim olduğu şeklinde sert eleştirilere maruz kalmıştır. Bütün bu eleştirilere rağmen Üçüncü Yol Yaklaşımı yoğun şekilde tartışılmaya devam edilmektedir ve bu tartışmalar sosyal politika alnındaki değişimlere yön vermektedir.

KüreselleşmeSosyal devletSosyal dışlanma+3
Tahsin Köse
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Görev zararı kavramı ve Türkiye'de 1980 sonrası görev zararı doğurucu faaliyetlerin incelenmesi ve analizi

255 ÖZET Sosyal bir devlet, bir takım iktisadi ve sosyal amaçlar çerçevesinde çeşitli faaliyetler yerine getirmektedir. Sosyal devlet; adalet, savunma vb. gibi devletin geleneksel görevlerini yerine getirmenin yanında, çeşitli uygulamalarla iktisadi ve sosyal hayata etki etmektedir. Sosyal devlet, devletin ekonomiye müdahalesini gerekli kılan bir devlet yapısıdır. Buna göre devlet, çeşitli faaliyet ve oluşumlarla ekonomiye aktif olarak müdahale etmekte ve iktisadi ve sosyal amaçlara ulaşmaya çalışmaktadır. Sosyal devletin ekonomiye müdahalesi çeşitli yollarla olabilmektedir. Bu yollardan biri de, iktisadi hayata kamu iktisadi teşebbüsleri yoluyla üretici sıfatıyla girerek, çeşitli etkiler meydana getirmesidir. Kamu iktisadi teşebbüsleri, devletin sahipliği ve/veya kontrolündeki kuruluşlar olup, iktisadi hayatta çeşitli fonksiyonları yerine getirmektedir. Devletin kamu iktisadi teşebbüsleri oluşturması, yalnız piyasada üretim yapmayı değil, bunun yanında toplumsal fayda yaratan faaliyetleri de yerine getirmeyi amaçlamaktadır. Devletin kamu iktisadi teşebbüsleri yoluyla toplumsal fayda yaratan faaliyetlerinden biri de, görev zararı faaliyetleridir. Görev zararı, siyasi otorite tarafından kamu iktisadi teşebbüslerinin ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatlarına müdahale edilmesi ve yine siyasi otorite tarafından kuruluşlara çeşitli teşvik ve destekleme görevlerinin verilmesi ile oluşan zararlardır. Görev zararı faaliyetleri, kamu iktisadi teşebbüslerinin ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatlarının, maliyet ya da piyasa fiyatının altında belirlenmesinden256 kaynaklanmaktadır. Bu anlamda, mal ve hizmetlerin nihai tüketicileri için destek niteliği taşımaktadır. Bu faaliyetler ile, çeşitli gelir seviyelerine sahip tüketiciler arasında sosyal dengenin oluşturulması sağlanabilir. Kamu iktisadi teşebbüslerinin ürettiği mal ve hizmetlerden yararlananlar yalnız nihai tüketiciler değildirler. Kamu iktisadi teşebbüslerinin ürettikleri mallan kendi üretimlerinde girdi olarak kullanan üreticiler için de, düşük fiyat belirlenmesi faaliyeti destek niteliği taşımaktadır. Kamu iktisadi teşebbüslerine verilen destekleme ve teşvik görevleri ise, ülke kalkınması için önemli faaliyetlerdir. Ekonomide önemli paya sahip sektörlerin desteklenmesini sağlayan görev zararı faaliyetleri dengeli kalkınma için gerekli olmaktadır. Tezin konusunu; görev zararlarının tanımlanması, etkileri ve sonuçları oluşturmaktadır. Türkiye bölümünde ise, görev zararı faaliyetlerinin ülke ekonomisi içindeki yeri ve etkileri incelenmektedir. Türkiye sosyal bir devlettir ve gelişmekte olan bir ülkedir. Bu nedenle Türkiye'de, kamu iktisadi teşebbüsleri yoluyla görev zararı faaliyetlerine bir iktisat politikası tercihi olarak şimdiye kadar sıkça başvurmuştur. Son yıllarda büyük oranlara ulaşan görev zararları, yanlış uygulamalardan dolayı karşılanamaz bir hale gelmiştir.

1980 sonrasıDevlet yardımıEkonomi politikaları+3
Eren Çaşkurlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Sendika kurma hakkı

1982 Anayasasının 2. maddesinde belirtilen sosyal devlet il¬kesi ile insan onuruna yaraşır bir yaşam konusunda güçsüzlerle yardıma gereksinimi olanların korunması amaçlanır. Sendika kurma hakkı, her ne kadar önceleri işletmeler karşısında güçsüz kalan işçiler için düşünülmüşse de, daha sonra büyük sendikalar karşısında güçsüz kalan küçük işletmeler için de şart olmuştur.Sendika kurma hakkına ilişkin Anayasanın 51. maddesinde belirtilen, anayasal devlet, sosyal devlet, sosyal hak, sendika, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel ahlâk, hak ve özgürlük, işçi, işveren, işkolu, Cumhuriyetin nitelikleri ve demokratik esasların bilinmesi ve açıklanması gerekmektedir.Bu çalışmada Sendika Kurma Hakkı tüm yönleriyle incelenmeye çalışılmıştır. Öncelikle sosyal devlet ve sosyal haklar açıklanmıştır. Daha sonra sendika ve dünyada sendikacılık üzerinde durulmuştur. Son olarak Türk Anayasaları çerçevesinde Sendika Kurma Hakkı ele alınmıştır.Sonuç olarak, sendika kurma hakkı; güçlünün karşısında güçsüzü korumaya çalışan sendikaların kurulabilmeleri için büyük önem taşımaktadır.

AnayasaSendikacılıkSendikalar+3
Ali İsmet Girgin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde refah devleti uygulamaları açısından İsveç Modeli'nin değerlendirilmesi

Günümüz anlayışı çerçevesinde refah devletinin özellikle sanayileşmiş ülkelerde ortaya çıkışı 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. Bununla birlikte, refah devletinin kurumsallaşması, ancak II. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleşebilmiştir. Aynı zamanda bu dönem Keynesyen politikaların ve devlet müdahalelerinin kurumsallaşmaya başladığı bir dönemdir. Bu dönemde, nitelik ve nicelik açısından artan sosyal refah hizmetleri, geniş kapsamlı sosyal güvenlik şemsiyesi, fakirliği önlemek, adil gelir dağılımı, sosyal denge ve uyumu sağlamak, kısacası insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyini sağlamak gibi amaçlar refah devletinin yükselmesinde önemli yer tutar.Ancak 1970'li yıllarla beraber refah devletinin genişleme eğiliminin beraberinde yüksek harcamaları ve bütçe açıklarını, finansman yönünden ise ağır vergi yükü ve borçlanmayı getirdiği bilinmektedir. Bu dönem, ortaya çıkan krizlerle birlikte stagflasyon ve yüksek işsizlik problemlerine çözüm olamayan Keynesyen yaklaşımın sorgulanmasına yol açmış ve devletin mali krizi olarak adlandırılmıştır. 1980'li yıllarla birlikte genel olarak, devletin işlevleri ve sınırlarının daraltılması eğiliminin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Bu çerçevede liberal iktisat politikaları tekrar önem kazanmaya başlamış ve bir dizi reform paketleri devreye sokulmuştur. Bu önlemlerle birlikte piyasa uyumlu refah modellerine doğru bir eğilimin ortaya çıktığı ve refah devletlerinin yavaş yavaş küçülmeye başladığı öne sürülmektedir. Bu durum, devletin başarısızlığı yanında piyasaların uluslararasılaşması, rekabetin artması ve küreselleşme süreciyle de ilişkilendirilmektedir.Bu süreçte, refah devleti yapılanması açısından kendine özgü uygulamaları ile literatüre ?İsveç Modeli? olarak geçen İsveç refah devletinde de tarihsel açıdan bakıldığında yaşanan gelişmeler biraz gecikmeli de olsa diğer refah devletlerinden çok farklı değildir. Bu çalışmanın temel ilgi alanını oluşturan İsveç modeli yanında diğer refah devletleri açısından da genel olarak, çalışma sonucunda küreselleşme ve liberalizmin yükselişi ile birlikte refah devleti uygulamalarında yapılan reformlar ve kısıtlamaların beklenen ölçüde bir sonuç doğurmadığı hususu ve son küresel kriz de dikkate alındığında, refah devletinin, geçmişteki etkinlik düzeyi ve fonksiyonlarına sahip olmasa bile, gelecekte de varlığını sürdüreceği kanaati oluşmuştur.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik modeller+5
Süleyman Erdal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal devlet araçlarından biri olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı

Sosyal devlet, gelir dağılımı adaletsizliğinin sebebi olarak kabul edilen merkezi yönetime karşı yapılan mücadelenin sonucu olarak ortaya çıkmış olup farklı gelir sınıfları arasındaki farkları minimum seviyeye indirmek gayretiyle toplumdaki egemen sınıfların da koruyucu bir tavra zorlanmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu durum, günümüzde sosyal devlet anlayışını bireylere devlet eliyle yapılan doğrudan yardımlarla somutlaştırmıştır. Sosyal devlet bilinci insan-devlet kavramıyla beraber sürekli bir değişim ve gelişime uğrayarak farklı ülkelerde farklı uygulamalar ile karşımıza çıkmaktadır. İnsan hakları, devletlerin dinamik gelişim süreçlerine paralel olarak ilerleyen ve insanların yalnızca insan olmakla elde ettikleri sosyal, siyasal ve toplumsal süreçleri içine alan haklardır. Ülkelerin yaşanan süreçler içerisinde eşzamanlı olarak gelişen insan hakları ve sosyal devlet kavramını devlet-idare biçiminin temeline oturtmaları zaman almıştır. Bu kavramın gelişmesi ise Avrupa devletlerinde ancak 19. yüzyılın sonunda olmuştur. Devlet politikası olarak bu adlandırma süreci zaman içerisinde Türkiye'yi de paralel olarak etkileyerek, 1961 Anayasası ile başlayıp temeli atılan sosyal devlet kavramı 1980'li yıllarla birlikte dönüşüm ve değişim sürecine girmiştir. Sosyal devlet ilkesinin ana taşıyıcı kolu olarak 14.06.1986'de uygulamaya alınan 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile hayata geçirilen Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV) eliyle sosyal devletin günümüz yansıması olan sosyal yardımlar yürütülmeye başlamıştır. Her geçen gün gelişen ve değişen şartlar çerçevesinde sosyal devlet bilinci yenilenerek vatandaşlara gereken desteğin sağlanması noktasında illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar koordinasyonunda destek sağlamaktadır. Yaşanan her olay karşısında kurumsal refleks geliştiren SYDV'ler merkezi yönetimin taşrada bireyler nezdinde asgari standartlarda yaşam sürmelerini sağlayarak her geçen gün yeni projelerle dinamik döngü içerisine girmiştir. Bu bağlamda teknoloji çeşitlendirmesi, nüfus artışı ve bireyci yaklaşımlar sosyal devlet ilkesini ve taşıyıcı kolon olan SYDV'lerin ilerlemesini sağlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de sosyal devletin gelişimi; geçmişten günümüze ele alınacaktır. Tezimizde tümden gelim yöntemi kullanılarak sosyal devlet kavramı, tarihsel gelişimi, ülkemizde sosyal devlet ve bunun yanında sosyal devletin günümüz örneği olan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının kuruluş şekli, hizmetleri, avantaj ve dezavantajları anlatılarak ilerleyen dönemde insanların ihtiyaçlarına ve taleplerine göre Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının evrileceği süreç değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Devlet, Ekonomik Sosyal Haklar, Sosyal Yardım, Yardımlaşma, Vakıf.

Ekonomik haklarSosyal Yardımlaşma ve Dayanışma VakfıSosyal devlet+2
Elif Yazıcıoğlu Kazanasmaz
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Family policies in different welfare state models: Spain and Sweden examples

The purpose of this study is to examine the family policies in welfare states and to emphasize how important the family policies implemented in those countries. Policies concerning the family, which is the main unit of the society, are directly related with the development level of that country. When we handle the family policies of today and the past, we see that women are still considered as the main providers of care in the house even if more effective policies are developed. Therefore, we can state that family policies cannot be handled comparatively without incorporating social equality dimension in all measurements aimed at family policies.For this aim, the family policies of two different welfare states, a Mediterranean country, Spain and a Nordic country, Sweden will be shortly analyzed as for their welfare state typologies and the family policies of these countries will be examined under the titles of child care, parental leave, child/family allowances and taxation. Finally, the family policies of these two countries will be briefly compared to each other.When compared with other European Union Spain?s welfare system does not provide a good example of the effects of social security and other policies on gender roles because, by comparison with other European countries, provision in areas such as maternity benefit, child and family policy is limited. Sweden, though it is currently undergoing welfare reforms, is still one of the most generous and comprehensive examples of a welfare system, which is supposed to help women, especially in policies which are meant to ease women?s re-entry to work and support them in the task of balancing family and paid work responsibilities.Keywords: Gender, family policy, welfare state, child-care, parental leave, taxation, women

Family policiesGender rolesParental leave+10
Feriha Duygu Samav
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal belediyecilik anlayışı: Nazilli Belediyesi örneği

Sosyal yardımlar tarih boyunca insanların hayırseverlik ve manevi duyguları doğrultusunda sağlanmıştır. Ancak, gönüllü hizmetlerin sunumunda insanların hümanist duygularıyla şekillenmiş yardımlar kurumsallaşma özelliğini sosyal politika kavramıyla kazanmıştır. Sosyal politikalar sosyal barışın sağlanması ve sosyal karışıklıkların ortadan kaldırılması yönünde düzenleyici önlemler almaktadır. Endüstri Devriminin meydana getirdiği sınıf ayrılıklarının ortaya çıkardığı sosyal karışıklıklar beraberinde bireylerin asgari yaşam şartlarını sağlayabilecekleri ve hastalık ve kaza gibi sosyal riskleri karşılayabilecek kurumların varlığı gereksinimi ortaya çıkarmıştır. Bu doğrultuda ülkelerin kendi taşıdığı sosyal ihtiyaç ve risklere karşı tedbirler alınmış ve bu tedbirler beraberinde sosyal devlet olgusunu geliştirmiştir. Günümüzde, sosyal yardım ve hizmetlerin sunumunda merkezi idarenin yanı sıra yerel yönetim birimi olan belediyelere de yasalar çerçevesinde esnek yetkiler verilmiştir. Bu çalışmada; 152.000 nüfuslu Nazilli belediyesi örnek olarak alınmış ve ilgili belediyenin sosyal belediyecilik çalışmaları incelenmiştir. Gerçekleştirilen Sosyal Belediyecilik çalışmalarının bütçe gelir ve giderleri içindeki payı değerlendirilmiştir. Son olarak yapılan anket çalışması neticesinde; ilgili Belediye çalışanlarının ve hizmetten faydalanan bireylerin sosyal belediyecilik hizmetlerinden beklentileri ve yapılan hizmetin etkinliği sayısal değerlerle tanımlanmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Sosyal Belediyecilik, Sosyal Devlet, Sosyal Yardım

Aydın-NazilliBelediye hizmetleriBelediyeler+3
Refika Yıldız Çakır
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects