Socio-cultural structure

76 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Profesyonel bir takımın şehrin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısına etkisinin araştırılması (Tavşanlı örneği)

Ülkemizde oldukça yaygın olarak oynanan futbol, sporun en çok rağbet gören bir dalı olarak pek çok bilimsel ve akademik araştırmaya konu olmuştur. Bunun yanında kitlelerin futbola verdikleri önem futbolu bir spor dalı olarak değil, aynı zamanda bir işletme aracı olarak ta gören pek çok araştırmanın yapılmasına da olanak vermiştir. Bu çalışmalara ilave olarak sporun toplum üzerindeki etkileri ve birey üzerindeki etkileri ile ilgili de pek çok araştırma yapılmaktadır. Öte yandan sporun bir şehrin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısı üzerindeki etkileri ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle bu araştırmada profesyonel bir spor takımına, futbol takımına sahip olmanın şehrin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısına olan katkısının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada örnek seçilen Kütahya T.K.İ. Linyit Spor Kulübü'nün faaliyet gösterdiği ilçe olan Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde bulunan yerel halk ile spor müsabakalarının getirileri hakkında bir anket uygulaması yapılarak, yerel halkın spor müsabakalarının getirisi hakkındaki görüşleri alınmış ve toplanan veriler SPSS 15.0 for Windows paket programında analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre halk şehrin sahip olduğu futbol takımını benimsemekte, takımın maçlarında dışarıdan gelen taraftarların şehrin sosyo-kültürel yapısına olumlu katkılar sağladığını, müsabakalar için gelen taraftarın şehrin sosyo-ekonomik yapısına katkıda bulunduğunu ve halkın çoğunluğunun müsabakalar için gelen taraftardan memnun olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Profesyonel futbol, Sosyo-ekonomik yapı, Sosyokültürel yapı, Spor kulübü, Spor.

FutbolFutbolcularKütahya-Tavşanlı+6
Alpaslan Ekiz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki müzik eğitimi alan kadınların meslek tercihlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin ve sosyokültürel yapının etkisi

Toplumsal cinsiyet kavramı, müziğin sosyal analiziyle ilgili yapılan çalışmalarda sosyokültürel yapı içerisinde değerlendirilmesi gereken konulardan biridir. Sosyokültürel yapı kavramı, kültürel ve sosyal kurumların birlikteliğinden meydana gelen bir kavram olarak tanımlanabilir. Bu çalışmanın amacı mesleki müzik eğitimi alan kadınların meslek tercihlerindeki sebepler ve bu sebeplere bağlı olarak tercihleri ve toplumsal cinsiyet rolleri ve sosyokültürel yapı arasında bir bağın olup olmadığıdır. Araştırma kesitsel tanımlayıcı desende tasarlanmış olup, katılımcıların tespitinde olasılıklı (temsili) örneklem seçim tekniklerinden, basit (tesadüfi) örneklem seçim tekniği kullanılmıştır. Çalışmada hem nicel hem de nitel verilere ihtiyaç duyulduğundan dolayı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların meslek tercihlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisini belirleyebilmek için katılımcılara Google Forms uygulaması üzerinden Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri uygulanmış, ayrıca sosyokültürel yapının meslek tercihlerindeki etkisini belirleyebilmek için araştırmacı tarafından geliştirilen ve on sorudan oluşan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcıların toplumsal cinsiyet rolleri ölçeğinden aldıkları puanlar çerçevesinde cinsiyet rolleri belirlendikten sonra meslek tercihlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisini incelemek için Chi Square testi uygulanmıştır. Veriler Microsoft Excel 2016 ve SPSS v26'da analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmaya katılanların büyük bir çoğunluğunun (%42) androjen özellik taşıyor olması ve bu durumun meslek tercihlerine yansıması araştırmanın en dikkat çekici bulgusudur. Bunun yanı sıra sosyokültürel yapının da kadınların meslek tercihlerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Cinsiyet rolleriKadınlarMeslek seçimi+5
Zeynep Setenay Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1833 numaralı Çankırı Nüfus Defteri'nin transkripsiyon ve değerlendirmesi [H. 1252 (1836-1837)]

Bu çalışma 1833 numaralı Çankırı nüfus defterinin transkripsiyon ve değerlendirilmesi üzerinedir. Hicri 1252 tarihli defter 1831 yılında başlayan modern anlamdaki Osmanlı nüfus kayıtlarının ilk örneklerindendir. Nüfus defterlerinin Başbakanlık Osmanlı Arşivi tarafından dijital ortama aktarılıp araştırmacılara açılmasıyla birlikte nüfus defteri konulu yüksek lisans tezlerinde artış olmuştur. Bu defterler her ne kadar yerel nitelikli olsa da yerel tarih üzerinden ulusal ve evrensel tarihle buluşacak veriler sunmaktadır. Çankırı tarihi araştırmalarının henüz emekleme sürecinde olduğunu mevcut bibliyografya üzerinden rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu durumda defterin tez olarak hazırlanmış olması yerel tarih açısından kaynak niteliğinde bir eserin ortaya konulmasının ötesinde Çankırı sancağı merkez, kazalar ve köylerini kapsayan yaklaşık 140 defter üzerine yapılacak çalışmalara da referans olacaktır. Ayrıca bu defterin ortaya çıktığı Tanzimat-ı Hayriye olarak adlandırılan dönem modernleşme sürecinin geçmişten radikal kopuşları getirecek pratiklerinin ortaya çıkmaya başladığı bir zamandır. Nüfus sayımı bu pratiklerdendir. Erkek nüfus üzerine inşa edilen defter kadın nüfusu konusunda ancak tahmini bir rakam ileri sürebilmemize imkân vermektedir. Fakat asrın sonuna doğru yapılan sayımlarda kadınların dâhil edilmesiyle birlikte geçmişe dönük bazı sağlamalar yapılabilir. Şehircilik açısında mahalleler, yapılar, mesleki kategorilerle ekonomik durum, istihdam gibi analizler yapılabilir. Esası yapılması gereken geçmişteki bu verinin bugünkü Çankırı'ya yansıyan nedir sorusuyla başlamalıydı, fakat yüksek lisans tezinin sınırları çerçevesinde kalınmaya dikkat edilerek, önceden yapılmış olan çalışmaların yöntemi izlendi. Bu yöntem tablolar vasıtasıyla bir betimleme örneği olmakla birlikte veriler zaman zaman analitik yöntemle incelendi.

19. yüzyılEkonomik durumNüfus+4
Özlem Cengiz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük İskender ve Hellenizm politikasının kültürel etkileri / etkileşimleri

Büyük İskender MÖ 356'da Pella'da dünyaya gelmiştir. Çocukluğu ve gençliği boyunca Yunan kültürü etkisiyle yetişmiştir. Babası II. Philippos, polisler şeklinde teşkilatlanmış Yunan şehir devletlerini bir araya getirmiştir. İskender de babasının başlattığı üniter yönetim anlayışını bilinen dünyanın genelinde bir imparatorluk kurarak hayata geçirmek istemiş ve bu isteğinde de muvaffak olmuştur. İskender, babasının bir suikast sonucu hayatını kaybetmesi üzerine henüz 20 yaşındayken tahta geçmiştir. İlk icraatı Büyük Pers İmparatorluğu üzerine ilerlemek ve Yunan devletleri ile süregelen husumetten kaynaklı "öç seferi" kapsamında üç büyük savaş vermiş ve hepsinden muzaffer ayrılmıştır. Tahtta kaldığı kısa süre boyunca bilinen dünyanın neredeyse tamamını tek bir yönetim altında toplamayı başarmıştır. İlhak ettiği bölgelere Yunan kültürünü taşımıştır. Kısa ömrüne birçok başarı sığdıran İskender genç yaşta hayatını kaybetmiştir (MÖ 323). Batı kültürünü temsil eden Yunan kültürü ile Doğu kültürünün sentezlenmesiyle ortaya çıkmış olan Hellenistik Kültür, üstün sirayet gücüyle birbirine uzak coğrafyalarda müşterek bir Sosyo-kültürel yapının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tarihsel süreçte de farklı kültürlerde Hellenistik kültür ögelerine rastlamak mümkündür.

Büyük İskenderEski ÇağEski Çağ tarihi+5
Derya Bayrak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilk on beş yılında Yozgat

Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra ülke genelinde meydana gelen değişimin Yozgat iline yansımaları incelenmiştir. Çalışmamız 1923-1938 yılları arasını kapsamakta ve dört bölümden ibarettir. Bu bölümler; siyasi-idari, ekonomik, nüfus ve eğitim-sosyal kültürel alanlardan oluşmaktadır. Çalışmamızda arşiv belgeleri, yerel basın ve araştırma kaynaklarından yararlanılmıştır. Kaynaklar doğrultusunda cumhuriyetin ilk yıllarında Yozgat'ın idari yapısı, tarım ve sanayisi, yaşanan iskân faaliyetleriyle birlikte değişen nüfus yapısı ve eğitim alanındaki yenilikler ele alınmıştır. Yozgat, cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkarak önemli adımların atıldığı illerden biri olmuştur.

Cumhuriyet DönemiSosyokültürel yapıSosyokültürel yaşam+2
Muhammed Yasin Doğan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

37 numaralı Tapu Tahrir Defterinin 789-888 sayfaları arasının transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Tapu tahrirleri Osmanlı Devleti'nin sosyo-kültürel yapısını, ekonomisini, siyasi ve idari yapılanmasını ve tahririn yapıldığı bölgenin kültürel yapısı ile bölgenin ekonomik faaliyetleri ve nüfusu hakkında önemli bilgiler verir. Tahrirler, Osmanlı Devleti tarihini araştırmak için ana kaynak olduğu gibi içerdiği bilgiler nedeni ile şehir tarihi hakkında da önemli bir kaynaktır. Çalışmamız Türk tarihi ve kültürü bakımından önemli bir yere sahip olan Tapu Tahrirlerinden 1485 yılında oluşturulan ve Karahisar-i Şarki ve Koylu Hisâr kazalarını kapsayan 37 numaralı Tapu Tahrir Defterinin 789-888 sayfaları arasından oluşmaktadır. Çalışmamızı oluşturan kısımda Karahisar-i Şarki ve Koylu Hisâr kazaları ile kazalar kırsalında devletin alması gereken vergiler ve bu vergilerin nelerden oluştuğu kayıtlıdır. Bu kayıtlar doğrultusunda Karahisar-i Şarki ve Koylu Hisâr'ın sosyo-kültürel, ekonomik ve idari durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Karahisar-i Şarki ve Koylu Hisar kazaları Osmanlı toprak sistemine göre taksimi, nüfusu ve gelir kaynakları bakımından incelenmiştir. Bölgenin 1485 yılında sosyo-kültürel ve ekonomik kaynakları değerlendirilmiştir. Her iki kazanın da Osmanlı toprak rejimi gereği tımara verildiği görülürken bölgede geliri 20.000 akçeden fazla olan ze'amet toprakların varlığına rastlanmıştır. Tımar toprakları incelendiğinde gelirlerinin oldukça düşük olduğu saptanırken hassa topraklarının varlığı da görülmüştür. Bölgede vakıf arazilerinin yanısıra özel mülkiyet sahiplerinin de mevcut olduğu görülmüştür. Söz konusu kazalarda bir çok yerleşim biriminin terk edilmesine rağmen üretim faaliyetlerinin dışardan gelen çiftçiler aracılığı ile yapıldığı görülürken yerleşimin olduğu köylerin ise çoğunun birkaç haneden ibaret olduğu saptanmıştır. Dönemin sanayi işletmesi olarak bölgede değirmenlerin varlığı görülür iken hububat üretiminin her köy ve mezra'ada yapıldığı tespit edilmiştir. Meyve ve sebze üretimi çiftçinin ailesine yetecek kadar üretildiğinden çoğu kez genel başlık altında TT 37'ye kaydedilerek türleri nadiren yazılmıştır. Tarımın beraberinde hayvancılık yapıldığı tespit edilirken küçükbaş hayvancılığı ve arıcılık bölge halkının geçim kaynakları arasında tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Tahrir Defteri, Karahisar-i Şarki, Koylu Hisâr

DefterlerOsmanlı DönemiOsmanlı tarihi+2
Mehmet Evran
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

35 Numaralı Ayntab Şeriye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (H. 1094-1095/M. 1682-1683) (S. 1-145) (S.1-145)

Mahkeme kayıtları olan Şer'iye Sicilleri ait olduğu dönemin siyasi ve sosyal yapısını, kültürünü ve ekonomik yapısını yansıtmaktadır. Osmanlı tarihi çalışmalarında ve şehir ve kırsal tarihçiliğinin gelişmesinde önemli katkılar yapmaktadır. Çalışmamız Türk tarihi ve kültürü bakımından önemli bir yere sahip olan Şer'iyye Sicillerinden H. 1094-1095/M. 1682-1683 tarihlerini kapsayan Gaziantep'te kaydedilen Şer'i mahkeme kayıtlarını içermektedir. 35 Numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili Defteri toplamda 288 sayfa olup, defterin 1-145 sayfa aralıkları çalışılmıştır. Sicilde alacak verecek davaları, hırsızlık, vasi tayini, evlilik, miras, nafaka, boşanma, gibi belgeler karışık halde toplam 566 adet belge bulunmaktadır. Bunların yanı sıra merkezden gönderilen Berat, ferman gibi önemli konuları ihtiva eden belgeler ile hüccet, temessük ve tezkire kayıtları bulunmaktadır. Bu belgeler defter doğrultusunda dönemin Ayntap'ın sosyal, kültürel, ekonomik ve idari durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Transkripsiyonu yapılan belgelere tek tek özet yazılarak okuyucuya kolaylık sağlanmıştır. Anahtar kelimeler: Şer'iyye Sicili, Gaziantep, Osmanlı Devleti, Hukuk, Kadı

17. yüzyılEkonomik yapıGaziantep+7
Perihan Aksoy
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir 21 Numaralı Şer'iyye Sicili transkripsiyonu ve değerlendirmesi (R. 1323-1324 / M. 1908-1909)

Şer'iyye Sicilleri, Osmanlı Devleti'nin merkez ve taşrada uyguladığı sosyal, siyasi ve içtimaî politikaları görmek ve bölgelerdeki insan ilişkilerine tanık olmak için en uygun kaynaklardandır. Bu nedenle siciller tarih, hukuk ve daha birçok alana ana kaynak olma özelliğini göstermektedir. Bu çalışma da Rumi 2 Şubat 1323 – 21 Mart 1325 (Miladi 15 Şubat 1908 - 3 Nisan 1909 / Hicri 12 Muharrem 1326 – 12 Rebiülevvel 1327 tarihleri arasını kapsayan 21 Numaralı Kırşehir Şer'iyye Sicilleri incelenmiştir. 21 Numaralı Kırşehir Şer'iyye Sicili, 120 sahife ve 172 adet belgeden oluşmaktadır. Şer'iyye sicillerinde iş akdinden boşanmaya, cinayetten zimmet davasına hukuki, idari ve sosyo-kültürel birçok konu yer almaktadır.

20. yüzyılKent tarihiKırşehir+6
Mehmet Tosun
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

H. 1301 (M. 1884) in light of the yearbook dated hejaz province during the reign of Abdulhamid II (History and geography, social-cultural, economic, administrative-military structure)

With the declaration of the Tanzimat Edict, the Ottoman State made radical changes in the administrative field. One of these changes is the Provincial Ordinance issued in 1867. With this regulation, it was passed from state to province, administrative units were rebuilt and in provinces; The year, which includes the history and geography of the provinces and shows the social-cultural, economic and administrative-military structure, annuals are being kept. In the light of the information obtained from the Hejaz Province Yearbook in H. 1301 (M.1884), in our study on the subject of the Hejaz Province under the administration of the Ottoman State. It was aimed to reveal the history and geography, social-cultural, economic and administrative-military structure of the Hejaz Province during the reign of Abdulhamid II. The first yearbook of Hejaz Province, H. 1301 (M. 1884) date, was transcribed and copyright works were also used in our thesis. According to our study, Hejaz Province consists of the Makkah, which also includes the Kaaba, and the sanjaks of Medina and Jeddah and the townships connected to these sancaks. While the history and geography of Hejaz, almost identical with the Kaaba, are handled in the light of salname, in our study II. During the reign of Abdulhamid, the social and cultural structure of Hejaz, its economic status, the sanjaks and administrative bodies that constituted the Hejaz Province and the military presence of the Ottoman State in the region were revealed.

Abdülhamid IIGeographyEconomic structure+7
Veysel Demirci
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Afganistan'ın Faryab bölgesindeki Türkmenlerin sosyo-kültürel yapısı

Tarih boyunca bir halkın ortaya koyduğu maddi ve manevi değerler bütünü olan kültür, sadece bir miras değil, aynı zamanda yaşayan bir bellektir. Millet olmanın temelinde dil, din ve ideal birliği yatar. Milletler geçmişten günümüze kadar edindikleri kültürel değerlerini koruyup muhafaza ederek gelecek nesillere aktarırlar. Böylece millet olma özelliklerini korurlar. Son 40 yıldır iç savaşlar ve çatışmalarla boğuşan Afganistan bölgesinde bulunan farklı etnik gruplarda önemli kültürel erozyonlar meydana gelir. Bütün bu değişikliklere 1979'da Rus işgali ile başlayan ve günümüze kadar devam eden sıkıntılar ve karışıklıklar sebep olur. Kültürel miraslar korunamamış veya yanlış bir yola sevk edilir. Bazı dini değerler kültürel olarak kabul edilirken kültürel değerler ise dinin yerini alır. 2001 yılından itibaren Afganitan'da Taliban rejiminin devrilmesiyle, hızla ilerleyen teknoloji ve medya, Afganistan toplumunu büyük ölçüde etkisi altına alır. İlk olarak Hint dizileri ve daha sonra Türk dizileri televizyonlarda yayınlanırken, Afganistan toplumunun geleneksel ve kültürel değerlerinin korunması zorlaşır ve önemli değişikliklere uğramaya başlar. Buna bir de bilinçsiz cep telefonu kullanımını eklersek nasıl bir kültürel erozyon yaşandığı görülür. Afganistan'da yaşayan Türkmenler, her ne kadar aynı sıkıntılara maruz kalıp çalkantılı bir süreçten geçse de yaşadığı bölgeleri büyük ölçüde terk etmemişler ve tarihten gelen gelenek – görenek ve adetlerini ağırlıklı olarak koruyabilmişlerdir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Afganistan'ın tarihi gelişiminin yanı sıra genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Afganistan'da yaşayan Türkmenlerin tarihleri, demoğrafik yapıları, coğrafi ve siyasi durumları gibi konular ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Faryab bölgesinde yaşayan Türkmen toplumunun sosyo-kültürel yapısı derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır.

Afganistan-FaryabHalk bilimiHalk inançları+5
Bory Nasır
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

90 numaralı Edirne Şer'iyye Sicilindeki tereke kayıtlarına göre dönem değerlendirmesi (1713-1714)

Her birey içinde bulunduğu konum sebebiyle bir toplumda yaşamaya ihtiyaç duymaktadır. İnsan yaşayışlarını ele alan tarih bilimi, dolayısıyla toplum hayatını da incelemektedir. Toplum hayatını kaynaklara inerek değerlendirmek mümkündür. Bu hususta kaynakları bilirkişiye bırakmak doğru bir politika olacaktır. Osmanlı Devletinin adli teşkilatının temellerini kadılıklar oluşturur ve bulundukları yerin hâkimi konumundadırlar. Kadıların tuttukları bu belgelere Kadı Sicilleri başka bir adlandırmayla Şer'iyye Sicilleri denmektedir. Şer'iyye Sicilleri de kendi içerisinde bazı alt gruplara ayrılmaktadır. Genel başlıklarıyla bunlar, hüccet, ferman, narh, ihtisab ve tereke kayıtlarıdır. Çalışmamızın odak noktasını, Şer'iyye Sicilleri içerisinde bulunan Tereke Kayıtları oluşturmaktadır. Tereke, genel anlamıyla ölen kişilerin geride bıraktığı malların tamamına verilen isimdir. Dolayısıyla bir bölgenin, dönemin yahut dönemindeki ünlü kişilerin ekonomik, sosyal, tarihi, dini içeriklerini öğrenmemiz açısından bize yararlı veriler sunmaktadır. Ölen kişilerin çocuk sayılarını, eş durumlarını, meslek gruplarını öğrenmek de yine bir toplumun devlet dışında insanların hayatlarını nasıl devam ettirdiğini görmemize olanak sağlamaktadır. Yapmış olduğumuz çalışma arşiv kayıtlarında 90 numaralı Edirne Şer'iyye Sicili olarak yer alan defter olup, tarihleri H. 1124-1125 ve M. 1713-1714 yılları arasını kapsamaktadır. İşte bu araştırmanın problemini tereke kayıtları ve onların sosyal bir tarih kaynağı olarak meydana getirilmesi ve bir örnek bazında değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Sosyo-ekonomik değerlendirmelerin yapıldığı, ana kaynağımız olan tereke kayıtları ışığında ortaya çıkan bu değerlendirmelerin sonucunda servet analizlerine de dayanarak, 18. Yüzyılda Edirne halkına dair genel bir hükme varılacaktır.

EdirneKadıOsmanlı Dönemi+4
Yasemin Aktaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kapitalist öncesi ve sonrası dönemde sosyal yapı-ekonomik yapı ilişkisi

Geçmişten günümüze toplumların yaşayışlarını belirleyen temel kurumlar ekonomi, siyaset, hukuk, din gibi kurumlar olmuştur. Marx gibi bazı düşünürler bunlardan sadece birini (ekonomi) temel belirleyici olarak ele alıp indirgemeci bir yaklaşımı tercih ederken, Weber gibi bazıları hepsinin etkili olduğunu benimsemişlerdir. Bu çalışmada biz de kapitalizm-öncesi, kapitalizm ve kapitalizm-sonrası dönemlerde toplumlarda sosyo-kültürel yapı ile politik ve ekonomik yapının ilişkilerini ele alacağız. Çalışmamızda daha fazla İbn Haldun, Karl Marx, Emile Durkheim, Max Weber, Jürgen Habermas ve Anthony Giddens gibi bilim insanlarının din, toplum, siyaset ve ekonomi arasında keşfettikleri ilişkilerini vermeye çalışacağız. Çalışmada genel anlamda Eski Yunan'dan Avrupa feodalizmine ve Osmanlı Timar rejimine kadar temel üretim tiplerinde söz konusu ilişkiyi belirlemeye gayret edecek ve daha sonra kapitalizm ve kapitalizm-sonrası dönemde bu ilişkilerin niteliğini analiz edeceğiz.

Ekonomik yapıKapitalizmSiyasi yapı+3
Yaşar Alkan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kocaeli-Kartepe-Uzuntarla mahallesi monografisi

Uzuntarla Köyü, 1864 yılında Ruslar tarafından Çerkezya'dan sürgün edilip Osmanlı İmparatorluğu tarafından Balkanlara yerleştirilen, ancak 93 harbi adı verilen Osmanlı-Rus savaşından (1877-1878) sonra tekrar sürgün edilen Çerkezler tarafından kurulmuştur. İlk olarak 1879 tarihinde Hacemko Murat ve ailesi Uzuntarla isimli alana yerleştirilmiş, Balkanlar'dan gelen diğer Çerkez ailelerin de bu aileye katılması ile 17 hane olarak Uzuntarla köyü kurulmuştur. Kocaeli-Kartepe-Uzuntarla Mahallesi Monografisi adını taşıyan bu araştırma belgesel tarama, görüşme ve gözlem teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Bu araştırma ile Çerkezlerin yerleşiminden önce, yörenin coğrafi konumu, köyün ilk kuruluş aşaması, sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı, zaman içerisindeki değişimi, teknolojik gelişmeler ile yaşam biçimlerindeki dönüşümler ve etkileyen faktörler detaylı olarak incelenmiştir. Bunun yanı sıra, köyde Osmanlı devleti döneminde başlayan eğitim konusuna değinilmiş, birinci dünya savaşı döneminde çeşitli cephelerde savaşarak şehit düşen ve gazi olanlar tespit edilmiştir. Köyün maddi-manevi halk kültürü ürünleri, kendi bütünlüğü içinde derlenerek, bilimsel bir yöntemle amaçlar doğrultusunda değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çerkezya, çerkez, Ançok-Hacemko hable, khabze, monografi.

Dil bilgisiDil bilimDil özellikleri+5
Mesude Çetinbaş
Düzce University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmaniye'nin sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı (1923-1950)

1914 yılında Adana (Ceyhan, Karaisalı, Yumurtalık), Kozan (Haçin, Feke, Kars), Cebelibereket (Dörtyol, Islahiye, Bahçe, Hassa) ve Mersin (Tarsus) sancaklarından meydana gelmiştir. 1921 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu ile sancakların vilayete dönüştürülmesi üzerine Mersin, Kozan ve Cebelibereket sancakları da vilayet olmuştur. 1923'de Cumhuriyetin ilanı ile Sancakların vilayete dönüştürülmesi nedeniyle "Cebelibereket Vilayeti" adını alarak yeni idari düzenleme ile vilayete dönüştürülen yönetim alanının merkezi yine Osmaniye olmuştur. 20 Mayıs 1933 tarih ve 2197 sayılı "Bazı Vilayetlerin İlgası ve Bazılarının Birleştirilmesi Hakkındaki Kanun" ile Adana'nın sınırları tekrar değişmiştir. Bu kanunla Cebelibereket vilayetinin ilga edilmesi üzerine vilayetin merkez kazası olan Osmaniye ile Bahçe, Ceyhan ve Dörtyol kazaları Adana'ya bağlanmıştır. 1996 yılında tekrar İl statüsüne kavuşan Osmaniye'nin yönetim alanı içerisinde, merkez ilçe dışında Kadirli, Düziçi, Bahçe ilçeleri ile yeni ilçelerden Sumbas, Toprakkale ve Hasanbeyli ilçeleri yer almaktadır.Tarihi süreç içerisinde idari yapılanma olarak durağan olamayan bir alana dâhil olmasının yanında Osmaniye Avrupa-Asya-Afrika kavşağında kurulmuş önemli bir merkez durumundaydı. Bundan dolayı tarihte büyük önem taşıyan İstanbul -Bağdat demiryolu, Irak- Suriye karayolu ile demiryolu bağlantısına sahip merkez durumuna gelmiştir. Coğrafi avantajlarının yanında bereketli topraklara sahip bu coğrafya uzun yıllar Cebelibereket (bereket dağı) olarak adlandırılmıştır.Kendine has kültürel yapıya, gelenek ve göreneklere sahip olan Osmaniye; Çukurova'nın karakteristik yapısının içinde nadide bir yere sahiptir. Cumhuriyetin ilk yıllarında milli kültür ve değerlerin inkişaf ettirilmeye çalışıldığı bir zamanda kendi bünyesinde barındırdığı Karatepe höyüğü, Osmaniye ağıtları, yaylacılık geleneği ile önemli bir katkı sağlayan bu coğrafya nihayetinde bereketli toprakları nedeniyle cumhuriyet tarihinin ilk köy enstitülerinden biri olan " Düziçi Köy Enstitüsü" ne de ev sahipliği yapmıştır. Anahtar Kelimeler: Adana, Cebel-i Bereket, Düziçi Köy Enstitüsü, Osmaniye, Karatepe Höyüğü

Cumhuriyet tarihiEkonomik yapıKent tarihi+4
Elif Hasköy
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kilis`te yaşayan gayrimüslimler (1850-1925)

Bu çalışmanın amacı, 1850-1925 tarihleri arasında Kilis'te yaşayan gayrimüslimlerin sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarını ortaya koymaktır. Ayrıca gayrimüslimlerin kendi aralarında ve Müslüman halk ile olan ilişkileri, farklı yönleri ve birbirlerine bakış açılan incelenmeye çalışılmıştır. İncelediğimiz bu dönemde, gayrimüslimlerin toplumsal yaşamlarında önemli bir gelişme olduğu gözlenmiştir. Özellikle Tanzimat ve Islahat Fermanı'ndan itibaren, eğitim düzeylerini yükseltmeleri, ekonomik yönden refah içinde olan gayrimüslimlerin sosyal yaşamlarını da etkilemiş ve onlarda toplumsal bilinci uyandırmıştır. Toplumsal bilinçte Ermeniler, diğer gayrimüslimlere göre daha ileri bir düzeye ulaşmışlardır. Bunu somut olarak 1. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele döneminde daha net olarak görebilmekteyiz. Araştırdığımız bu dönem ve öncesinde, gayrimüslimlerin Müslüman nüfusa oranlarının daha az olduğu görülmüştür. Yine araştırmalarımızda gayrimüslimlerin ve özellikle Ermeniler'in sosyal, kültürel ve ekonomik bütün haklara sahip oldukları ve bunu hiçbir kısıtlama olmadan kullandıkları tespit edilmiştir. Türkiye genelinde olduğu gibi, Kilis'te de Ermeniler kadar, Rumlar ve Yahudiler de Müslümanlar ile iyi ilişkiler içinde olmuşlar; Kilis ekonomisinde söz sahibi olacak kadar önemli mevkilere gelmişlerdir. Mevcut iddiaların aksine, "Ermeni Sorunu" hiçbir zaman yaşanmamış; Türkler geçmişten günümüze hakimiyetleri akındaki gayrimüslimlere baskı ve zulüm yapmamışlardır.

ErmenilerGayrimüslimlerKilis+4
Kadriye Günver
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni kurulan üniversitelerin şehir halkı tarafından algılanması (Kastamonu ili örneği)

Günümüz dünyasında çok yönlü bir kavram olarak gelişme fiziki, ekonomik ve sosyo-kültürel değişimleri içinde barındıran bir süreci ifade etmektedir. Bu noktada eğitim gelişen bir toplumun tüm unsurları üzerinde rol oynayan faktörlerden biri olarak görülebilir. Eğitim basamaklarının en üst noktasında yer alan üniversiteler ise hem eğitim sisteminin bir parçası olarak hem de bilgi toplumunda bilgiyi üreten merkezler olarak tüzel kişiliği, idari/akademik personeli ve öğrencileri ile bulundukları şehirlerin gelişim sürecine gerek fiziki ve ekonomik gerekse sosyo-kültürel boyutta katkıda bulunmaktadır. Literatürde üniversitelerin şehirlere katkılarını inceleyen araştırmaların genellikle üniversitelerin ekonomik etkileri üzerinde durduğu görülmektedir. Oysa üniversitelerin kurulmasıyla birlikte bulundukları bölgede hız kazanan ekonomik gelişme kadar üniversitelerin bulundukları bölgenin sosyo-kültürel yapısı üzerindeki etkileri de dikkat çekicidir. Diğer yandan ekonomik yapı ve sosyo-kültürel yapı etkileşim içinde bulunmaları nedeniyle birbirinden ayrı düşünülmemelidir.Araştırmanın amacı Kastamonu Üniversitesi'nin bulunduğu şehrin sosyo-kültürel yapısına yönelik katkılarının şehir halkı tarafından nasıl algılandığından hareket edilerek "2013-2014 eğitim-öğretim yılı içerisinde" tespit edilmesi ve halkın beklentileri doğrultusunda üniversitede yeni çalışmaların yapılmasına katkı sağlamaktır. 2006 yılı Türkiye için üniversitelerin ülke geneline yaygınlaştırılması açısından önemli bir dönüm noktasıdır. 01.03.2006 tarih ve 5467 Sayılı Yasa ile birlikte Kastamonu Üniversitesi'nin de içinde yer aldığı 15 yeni üniversite kurulmuştur. Bu araştırma kapsamında yeni kurulan bir üniversitenin şehir üzerindeki etkileri ölçülmeye ve hem şehrin hem de üniversitenin gelişim süreci açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın özgün değeri, şehrin üniversiteyi algılayışından yola çıkarak Kastamonu Üniversitesi ile Kastamonu İli arasındaki organik ilişkiyi ortaya koyma çabası içinde olmasıdır. Anahtar Sözcükler: Kastamonu Üniversitesi, Şehirde Üniversite Algısı.

AlgıKastamonuSosyokültürel etki+2
Okan Keskin
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızların sosyal, kültürel ve dinî hayatında hadis ve sünnetin yeri

Bu çalışma Kırgızların İslamlaşma sürecinden başlayarak, tarihi serüven içinde İslâm'ın değer ve ilkelerinin Kırgızların hayatında nasıl anlam bulduğu ve algılandığını işlemektedir. Birinci bölümde Kırgızlar hakkında genel bilgi vermeyi yani, Kırgızların tarihi, İslâm dininin Kırgız topraklarına gelmesi ve yaşanmasıyla ilgili kısa bilgiler verdik. Bunun yanı sıra Kırgızların ekonomik, coğrafik vd. yapısı hakkında genel çerçeve sunmayı da hedefledik. İkinci ve asıl bölümde ise Kırgızların aile kurumundan, dinî bayramları, kıyafetleri ve dünya görüşüne kadar uzanan kültüründe hadis ve sünnetin hangi konuma sahip olduğunu araştırmaya çalıştık. Aynı şekilde Kırgızların dinî zihniyetini dönüştürmede İslâm'ın özellikle hadis ve sünnetin nasıl etkili olduğunu ortaya çıkarmaya çalıştık. Anahtar kelimeler: Kırgız, İslâm, Kur'an, hadis, sünnet, din, gelenek, örf.

DinDin sosyolojisiDini hayat+7
Tynchtykbek Manas Uulu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel ürünlerin sosyo-kültürel yapıya etkisi bağlamında kiraz yetiştiriciliği: Yeşilyurt örneği

Üretim faaliyetleri, üretimin yapısı ve üretim şekline bağlı olarak bulunduğu sosyal yapıyı çeşitli açılardan etkilemektedir. Bölgesel ürünler üretildiği bölgenin farklı alanlarına tesir ederek toplum yapısını şekillendirmektedir. Malatya ilinin Yeşilyurt ilçesinde kiraz yetiştiriciliği büyük bir öneme sahip olup sosyal yapının öğeleri arasında yer alarak yöreyi temsil eden simge halini almıştır. "Bölgesel Ürünlerin Sosyo-Kültürel Yapıya Etkisi Bağlamında Kiraz Yetiştiriciliği: Yeşilyurt Örneği"adlı çalışmada öncelikle üretim sürecinin toplumsal yapı boyutlarıyla kültüre etkileri ele alınmaktadır. Kiraz üretiminin toplumu değiştirme ve dönüştürme sürecinde etkilerinin yanı sıra manevi olarak büyük bir değere sahip olması irdelenmiştir. Çalışmanın temel amacı bölgesel ürünlerin sosyo-kültürel yapıya etkisinin sosyolojik açıdan ele alınması ve bu bağlamda Yeşilyurt'ta kiraz yetiştiricilerinin sosyo-kültürel açıdan değerlendirilmesidir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Konunun amacına ve yapısına uygun veri elde etmek amacıyla derinlemesine mülakat tekniği seçilmiş olup, evreni temsil eden örneklem grubundaki görüşmecilerle derinlemesine mülakat yapılmıştır. Bu kapsamda 20 kadın ve 20 erkek bireyden oluşan toplamda 40 görüşmeci ile yüz yüze görüşmeler yapılmış, görüşmelerin ses kayıtları sonraki bir süreçte yazıya dökülerek, betimsel analiz yöntemiyle veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular; kiraz yetiştiriciliğinin yörede ekonomik, sosyal siyasi, kültürel, iş ve çalışma şekli gibi gündelik hayattaki pratiklere etkisinin yanı sıra sosyo-kültürel yapıya tezahürlerinin olduğu görülmüştür. Bulgulardan hareketle, Yeşilyurt yöresinde kiraz meyvesinin farklı anlamlar içerdiği, kirazın meyve dışındaki kullanım alanlarının yaygın olduğu, kirazın yöreye olumlu ve olumsuz açıdan katkılarının yanı sıra yöreye sosyal açıdan dinamizm kattığı sonucuna varılabilir. Temelde sosyal yapı içerisinde kiraz yetiştiricilerinin kirazı işleme ve kirazdan ürün elde etme süreçlerinin yanı sıra birçok kültürel ve sosyal tezahürlerinde kiraza rastlanmıştır. Bireylerin kiraz yetiştirme sürecinde kimlik oluşumunda, sosyo-kültürel yaşamlarında özellikle de yeme-içme kılık-kıyafet, süs ve takı eşyaları, çeyiz eşyaları ve el işlemelerinde, sosyal ilişki biçimlerinde dayanışma birlik ve. beraberlik özellikle de yöreye farklı alanlarda katkıları açısından önem taşımaktadır. Kiraz meyvesinin yöredeki bireyler için farklı anlamlar taşıdığı ve sosyal hayatta yer edinen bir öğe durumunda olduğu bulgular arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Bölgesel Ürün, Kiraz Yetiştiriciliği, Üretim, Tüketim, Kiraz Üreticiliği, Sosyal yapı, Kültür.

Bölgesel faktörlerBölgesel özellikGıda ürünleri+7
Esra Aktürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Seyahatnamelerde Şam

Kadim şehirlerden olan Şam, İslam öncesi ve sonrasındaki dönemde güvenilir şehir özelliğini koruyan bir merkez olmuştur. Şehir Hz. Ömer döneminde İslam topraklarına katılmıştır. Muaviye döneminde önemli bir konum kazanan şehir Emevilerin başkenti olmuştur. Şam, her dönem "yeryüzünün cenneti" olarak isimlendirilen bir şehir olmuştur. Bu vasfa sahip olan Şam'ı merak eden seyyahlar şehri gezmiş ve sosyal-kültürel yapısını seyahatnamelerinde anlatmışlardır. Özellikle Anadolu ve Avrupa'dan gelerek buranın özelliklerini aktaran yazarların verdikleri bilgiler ilgi çekmektedir. Bu nedenle Şam'ı seyyahların gözüyle tanımak önem arz etmektedir. Biz bu çalışmamızda Emevi devletinin başkenti ve İslam dünyasının önemli tarih, ilim, kültür ve ticaret merkezlerinden olan Şam şehrini anlatmaya çalışacağız. Amacımız seyyahların gözüyle Şam'ın tarihi, kültürü, insanları ve coğrafyası hakkında bilgi sahibi olmaktır. İki bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünde İslam öncesi ve sonrasındaki tarihi yapısı ve günümüze kadarki süreçte Şam'ın geçirmiş olduğu değişimler üzerine duracağız. İkinci bölümde ise tezimizinde asıl konusu olan Seyahatnamelerde Şam'ı anlatmaya çalışacağız.

EmevilerKent tarihiSeyahatname+3
Betül Yıldız
Fırat University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yol işçileri: Kamuda çalışan yol işçilerinin sosyokültürel profili

Bu çalışma Türkiye'deki yol işçilerinin örgütlenme ve mücadele geçmişi ile bugünkü koşulları esas alınarak hazırlanmıştır. Buna ek olarak yol işçilerinin sosyokültürel profilini daha net ortaya koymak amacıyla, kamuda çalışanlar arasında bir araştırma yapılarak desteklenmiştir.Tez dört ana başlıktan oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kavramsal çerçevesi çizilmiş ve daha sonra sanayi devriminin etkisiyle beraber ortaya çıkan kapitalist süreç ve bu sürecin devamında kendini sendikalar aracılığı ile ifade etmeye çalışan işçi sınıfı; İngiltere, Almanya, ABD ve Fransa örnekleri ile ele alınmıştır. Birinci bölümün son kısmında ise Türkiye'de işçi sınıfının ortaya çıkışı ve gelişimi Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet dönemi olarak iki ana başlıkta incelenmiştir.İkinci bölümde; bir olgu olarak yol ve yol işçiliği analiz edilerek, Türkiye'deki yol işçilerinin gelişimi, örgütlenmesi ve mücadele süreci anlatılmıştır. Yine bu bölümde sanayileşme hamleleri ve yatırımların artmasının doğal sonucu olarak işçilerin sayısındaki ve yasal düzenlemelerinde desteğiyle ortaya çıkan sendikaların sayısındaki artış incelenmiştir.2010 yılı esas alınarak, Türkiye'deki yol işçilerinin hem kişisel hem de örgütsel davranışları ile profilleri ortaya çıkarılmıştır. Kamuda çalışan yol işçileri içerisinde (646 işçi ile) anket çalışması yapılmış, bu şekilde topluluğun sosyokültürel yapısı belirlenmiştir. Bu anket çalışmasının detaylı sonuçları üçüncü bölümde anlatılmıştır.Çalışmanın dördüncü bölümünde ise, yol işçilerinin cinsiyeti, kuşak farklılığı, doğum yerinin kentsel ölçeği, eğitim durumu, çalıştığı kurum ve internet kullanıcılığı gibi belli başlı özellikleri esas alınarak, karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve kendi aralarındaki benzerlikler ile farklılıklar ortaya konulmuştur.Çağımızda yaşanan hızlı değişim sürecini daha iyi anlamaya çalışmak ve sahip olduğumuz veriler ışığında bu değişime pozitif bir katkı koymak toplumsal bir sorumluluktur. Bu çalışma ile genelde Türkiye tarihine özelde ise işçi sınıfı tarihine çalışmanın boyutları içerisinde katkı koymak hedeflenmiştir. 2010 yılına kadar Türkiye'de yol işçiliği hakkında hiçbir araştırma bulunmamaktadır. Bu yönüyle bu çalışma, türünün ilk ve şimdilik son örneğidir.Anahtar Sözcükler1. Yol İşçileri2. İşçi Sınıfı3. İşçi Sendikası4. Sosyokültürel Profil5. Türkiye Yol, Yapı ve İnşaat İşçileri Sendikası

Kamu personeliSendikalarSosyokültür+5
Hüseli İnönü Baydar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yezidilerde dinî inanç, ibadet ve sosyo-kültürel hayat (Batman ili Beşiri ilçesi örneği)

Yezidiliğin kökeni ve geçirmiş olduğu tarihi süreç hakkında çok farklı görüşler bulunmaktadır. Yezidiler mutlak, ezeli ve ebedi kabul edilen ve Huda olarak isimlendirilen bir Tanrı inancına sahipler. Melek Tavus Yezidilik inancında oldukça önemli bir yere sahiptir. Şeyh Adiy bu inancın önderi ve rehberi olarak kabul edilir. Kitab-ı Cilve ve Mushaf-ı Reş bu inancın kutsal kitaplarıdır. Yezidilikte günlük ibadetlerin yapıldığı mabetler yoktur. İbadetler de bireysel yapılır. Namaz (dua), oruç, hac, zekât, kurban Yezidilerin başlıca ibadetlerindendir. Yezidilerin inancında önemli bir yeri olan kast sisteminde halk, müritler ve din adamları diye iki temel sınıfa ayrılır. Müritler tek sınıftan oluşurken din adamları kendi içlerinde farklı sınıflara ayrılırlar. Sınıflar arası geçiş ve evlenme yasağı Yezidi kast sisteminin en belirgin özelliğidir. Günümüzde Yezidiler başta Irak, İran, Suriye, Türkiye, Ermenistan, Gürcistan, Rusya ve Almanya olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde yaşamaktadırlar. Ülkemizde ise Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Mardin ve Şırnak illerinde meskûndurlar. Anahtar Kelimeler: Yezidilik, Melek Tavus, Şeyh Adiy bin Müsafir, Batman, Beşiri

Batman-BeşiriDini davranışlarDini iman+7
Süleyman Sarıtoy
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Afyonkarahisar ili Çay ilçesi ve çevresi halkbilimi ürünlerinin sosyokültürel açıdan değerlendirilmesi

?Afyonkarahisar İli Çay İlçesi ve Çevresi Halkbilimi Ürünlerinin Sosyokültürel Açıdandan Değerlendirilmesi? adını taşıyan bu yüksek lisans tezinde; Afyonkarahisar'ın Çay ilçesi ve çevresinin halkbilimini oluşturan halk sanatları, halk mimarisi, halk oyunları, halk müziği, halk edebiyatı, doğum, sünnet, evlenme, ölüm gibi hayatın dönüm noktalarıyla ilgili gelenek ve görenekleri, halk hekimliği, halk ekonomisi, halk tiyatrosu, halk oyunu, bayramlar ve törenler, halk inançları, halk mutfağı gibi ürünleri derleme ve tarama sonucunda elde edilen metin ve bilgilerle bunların günümüze gelirken yaşadığı evreler ve sosyokültürel bakımdan bugünkü durumu değerlendirilmektedir.Kültürlerin güçlendirilmesi amacıyla birçok ülke ve toplum, halk kültürü ürünlerini derleyerek ulusal kültüre ve dolayısıyla uygarlığa kazandırma çabasına girmiş ve bu çalışmalarında başarılı da olmuştur.Afyonkarahisar'ın Çay ilçesi ve çevresinden derleme/ tarama yöntemiyle elde edilen verilerin sosyal ve kültürel bir inceleme yapılarak ülkenin somut olmayan kültürel mirasına kazandırılması amaçlanmaktadır.İlçe bulunduğu coğrafi konum sebebiyle Anadolu insanının kültürel dokusu, yaşayış biçimi, giyim- kuşamı, davranışları gibi hususlar Çay ve çevresinde yaşayan insanlarda görülmektedir. Bu bakımdan Çay ve çevresinin halk kültürü dolayısıyla halkbilimi ürünleri önem kazanmaktadır. Ayrıca bu yöre henüz şehirleşme sürecini tamamlayamadığından otantik bir yapıya sahiptir. Hâlâ insanların yaşama biçiminde, giyim- kuşamında, ekonomisinde, sosyal ve kültürel geleneklerinde, edebiyatında belirgin bir değişme gözlenememektedir. Böylesine otantik bir yargıya sahip bir yörenin halkbilimi bakımından bilimsel anlamda değerlendirilmemiş olması da bu çalışmaya farklı bir önem kazandırmaktadır.Çay ilçesiHalk BilimiHalk EdebiyatıSosyokültürelDönüşüm

Afyonkarahisar-ÇayHalk bilimiSosyokültür+3
Cemile Kocapınar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Ninnilerde kadın anlatıcının sesi

?Ninnilerde Kadın Anlatıcının Sesi? adlı bu tez çalışmasında Türk halk ninnileri, erkek egemen toplumda kadının kendi yaşamını ifade edişi yönüyle ele alınmaktadır. Kadının toplumsal düzene , aile yaşamına, geleneklere ve inançlara bakış açısının ninnilerde bulduğu karşılık değerlendirilmektedir.Bu çalışmanın amacı ağıt, mani, türkü gibi diğer anonim Türk halk şiiri ürünleri arasında ninnilerin kadın cinsiyetine ait söylemleri içeren bir tür olduğunu ortaya koymaktır. Bu bağlamda, Türk sosyo-kültürel yapısı içinde kadının ve annelerin değişen algısı paralelinde Türk halk ninnilerin farklılaşan nitelikleri belirlenmeye çalışılmıştır.

Anlatıcılar tipolojisiKadınlarNinni+1
Songül Çek Cansız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Balkanlar'da Sırp-Boşnak ilişkileri (1945?1995)

Güneydoğu Avrupa'da yer alan Balkanlar Avrupa'nın en yoksul ve sorunlu bölgelerinden biridir. Balkan Yarımadası, güneyde Akdeniz, batıda Adriyatik ve Yunan Denizleri, doğuda Karadeniz ve Adalar denizi, kuzeyde ise Tuna ve Drava nehirleri ile sınırlıdır. Balkan Devletleri, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Sırbistan, Karadağ ve Bosna-Hersek'tir. Türkiye, Balkanlar'da bir miktar toprağı olduğundan, Romanya, Hırvatistan, Slovenya, Macaristan ve Moldova ise tarihî bağlarından ötürü bazen Balkan ülkesi sayılırlar. Balkanlar'da başlıca beş etnik grup vardır. Bunlar; Arnavutlar, Yunanlılar, Bulgarlar, Güney Slavları (Boşnaklar, Makedonlar, Sırplar, Hırvatlar, Slovenler, Karadağlılar) ve Türklerdir.18.Yy.'ın sonlarında Avrupa'da ortaya çıkan milliyetçilik akımının 19.Yy.'da Balkanlar'a sıçramasıyla Balkanlar'da Osmanlı Devleti'ne karşı isyan hareketleri başlamıştır. İsyanlarla birlikte Balkanlar'da yaşayan Müslümanlara Yunanlılar, Bulgarlar, Ruslar ve Sırplar tarafından işkence ve katliamlar yapılmaya başlanmıştır. 20.Yüzyılın sonlarında da yine Sırplar, Yugoslavya'nın dağılmasıyla Bosna-Hersek'te, Srebrenica'da ve Kosova'da etnik temizlik hareketine girişmişler ve tarihin kaydettiği en kanlı katliamları yapmışlardır. Sırpların Bosna'da ve Kosova'da uyguladıkları bu zulüm 1389 Kosova Savaşı'ndaki yenilgi ile bağlantılı olup 500 yıl içlerinde saklı kini Kosova Savaşının 500. Yıl dönümünde kusarak eski Sırbistan hayaliyle Kosova ve Bosna-Hersek'i geri almak faaliyetlerinin son safhaları olarak değerlendirilebilir.Srebrenica ise BM tarafından 1993'te güvenli bölge olarak ilan edildikten iki yıl sonra, 1995 yılının yaz ayında II. Dünya Savası'ndan sonra meydana gelen en büyük toplu katliamın kurbanı olmuştur. 6 Temmuz 1995'te Srebrenica, Sırplar tarafından kuşatılmış, kent beş gün boyunca bombalanmıştır. 11 Temmuz'da BM yalnızca iki F16'ya kent üzerinde uçuş yaptırmış, bir-iki tane Sırp tankı vurulmuştur. Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna'daki BM Barış Gücü komutanı, Fransız General Janvier'den aldıkları emirle yakındaki Potoçari kampına çekilerek kenti boşaltmışlardır.11 Temmuz 1995'te, Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar kente girmişler, beş günde 8.000 Müslüman'ı kurşuna dizerek, yakarak ve diri diri gömerek katletmiştir. Bu katliamın Karadziç ve Mladiç'ten sonra başlıca sorumlusu Sırp Kumandan General Obrenovic'dir. Obrenovic ve adamları Srebrenica katliamı haberinin yayılmasını engellemek için cesetleri toplu mezarlara gömmüşler, ancak toplu mezarlar savaş sonrası birer birer ortaya çıkmıştır. 1992?1995 arasında Uluslararası Kızılhaç Örgütü verilerine göre Bosna-Hersek'te 312.000 kişi hayatını kaybetmiş, 2 milyon Müslüman evlerinden sürülmüştür. Bu kayıpların 200.000 kadarı Boşnak olup Bosnalılar dünyanın gözü önünde sistematik bir soykırıma tabi tutulmuştur. Bosna'da 800 cami ortadan kaldırılmıştır. 35.000 çocuk ölmüş, 80.000 kadın ve kız çocuğuna tecavüz edilmiştir.1995'de Amerika baskısı ve NATO bombardımanının ardından savaş sona ermiştir. ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Dayton kasabasında karara bağlanan ve 14 Aralık 1995'te Paris'te Tudjman, İzzetbegoviç ve Miloseviç arasında imzalanan Dayton Barış Anlaşmasına göre Bosna, Müslüman-Hırvat Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti' nden oluşmuştur. Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç `in ifadesiyle ?Adil olmasa da olabileceğin en iyisi? olan bu anlaşma da türünün tek örneğidir. Ülkede konuşlanan barış gücü, 1997'den itibaren İstikrar Gücü haline gelmiş ve halen bölgede 31 bin kişilik uluslararası askeri ve polis gücü bulunmaktadır.Sırpların unutulmayacak bu vahşeti tarih önünde kara bir leke olarak kalacaktır. Türk milleti tarih boyunca pek çok vahşet yaşamıştır. Bunun için bizler milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirmeli ve mücadelemizi devam ettirmeliyiz. Nazi zulmünü hala gündemde tutanlardan, bu insanlık dramının suçlularını, savaş suçlusu olarak yargılamalarını beklemek saflık olur. Çünkü Türk ve Müslüman unsurların karşısında bir haçlı zihniyeti olduğu müddetçe bu gibi olayları görmek daima mukadder olacaktır.Anahtar Kelimeler: Balkanlar, Bosna-Hersek, Boşnaklar, Dayton, İsyan, Sırplar, Soykırım, Srebrenica, Toplu mezar.

BalkanlarBosna SavaşıBosna-Hersek+12
İsmail Ülker
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects