Socio-cultural situation

71 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Bale üzerine mesleki kariyer planlamada ebeveynlerin toplumsal, ekonomik, kültürel sermayelerinin etkisi

Araştırma, erken yaşta yönlendirmeye dayalı olan bale sanat alanını konu edinmektedir. Bu bağlamda sanatsal meslek olarak balenin seçilmesinde ebeveynlerin fiziksel, ekonomik, kültürel ve sosyal sermayelerinin etkisini anlamayı amaçlamaktadır. Araştırma problemini anlama, yorumlama bakımından yapı–fail etkileşimi araştırmanın hareket noktasını oluşturmuştur. Ebeveynlerin etkisini anlayabilmek amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden tekli durum çalışması benimsenmiştir. Bu amaçla katılımcı grubu olarak Devlet Opera ve Balesi Müdürlükleri'nde çalışmış ve hâlen çalışmakta olanlar hedeflenmiş, kartopu tekniği ile 31 bale dansçısına ulaşılmıştır. Katılımcılarla yarı yapılandırılmış açık uçlu sorular üzerinden derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın temel soruları şöyle formülize edilmiştir: 1) Ebeveynlerin bireyleri meslek olarak baleye yönlendirme kararlarında alanın yapısal özelliklerinin etkisi nedir? 2) Ebeveynlerin kararlarına fiziksel, ekonomik, kültürel ve sosyal sermayelerinin etkisi nedir? Araştırma bulguları neticesinde demografik özellikler ve ekonomik düzeyin önemli bir rol oynadığı saptanmıştır. Bu bağlamda edinilen kültürel ve sosyal sermaye hacimlerinin de fonksiyonel olduğu görülmüştür. Ancak ebeveynlerin sermaye hacimlerinin etkileşim matriksinin sosyo–ekonomik düzeye göre farklılaştığı izlenmektedir. Yapı–fail ilişkiselliğinde "mesleğin çalışma koşulları" temasının ekonomik sıkıntı çeken alt gelir grupları için daha öncelikli kabul edildiği, orta–üst gelir gruplarında ise bireysel yetenek, balenin sanatsal aurası ve prestiji gibi temaların ağırlıklı olarak etkili olduğu bulgulanmıştır.

AileMeslek seçimiSosyokültürel durum+2
Burcu Gedikli
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Pomak Türkleri ve sosyo - kültürel uyum süreci

Her milletin halkı, hatta aydınları arasında çeşitli karakter ayrımlarının ve çeşitli tipolojilerin yapıldığı görülmektedir. Bilimsel olarak "Irk Peşin Hükmü" de denilen ve aslında insanların pratik amaçlarla yaptıkları fakat genelde yanlış hüküm veren birer karakter sıralamasından başka bir şey değildir. Gerek Osmanlı döneminde, gerekse Cumhuriyet sonrası göçler ve mübadeleler, Balkanlardan ve de özellikle Bulgaristan'dan ülkemize bu sıralama neticesinde yaşanmıştır. Balkanlarda yaşayan Türklerin kültürel olarak yaşadıkları sorunlar çoğunlukla ölümlerle sonuçlanmış, en hafif tabiri ile asimilasyona uğramışlardır. Ne etnik olarak kabul görmüşler ne de farklı olarak yaşamalarına izin verilmiştir. Bu süreçte yerlerinden ve yurtlarından olan göçmenler Türkiye'ye gönderilmiş, aileler parçalanmış ve herkes için yeni bir yaşam başlamıştır. İşte Balkanlar'da yaşayan Pomak Türkleri de bu süreçleri yaşamış soydaşlarımızdır. Gerek Yunanistan'da gerekse Bulgaristan'da benzer sorunlar yaşatılarak göçe zorlanmış ve hatta öldürülmüşlerdir. Yüzyıllarca yaşadıkları bölgelerden zorla gönderilmiş, kültürlerini ve inanışlarını yaşadıkları bölgelerde korumalarına izin verilmemiştir. Bulgarlar Pomak Türklerini, Müslüman Bulgarlar olarak nitelerken, Yunanlar da benzer şekilde Müslümanlaşmış Yunan olarak görmüşlerdir. Savunulan her iki tez de kendi milletlerindenmiş gibi görse de Müslüman olmaları, onların "öteki" olarak yorumlanmasına engel olmamıştır. Bu çalışmada, Balkanlar'da yaşayan Pomak Türklerinin etnik ve kültürel kökenlerini. ayrıca onlar hakkında ortaya atılan Bulgar ve Yunan tezlerini değerlendirerek yaşadıkları göç süreci incelenmiş ve sonuç olarak ülkemizde kurdukları bu yeni yaşantıda uyum sorunu yaşayıp yaşamadıkları Pomak Türkleriyle yüz yüze yapılan sözlü mülakat ve anketler aracılığıyla değerlendirilmiştir.

BalkanlarPomaklarSosyokültür+4
Derya Ergene
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa ilindeki suriyeli göçmenlerin gıda tüketim ve satın alma davranışlarının tüketici kültürleşmesi bazında incelenmesi

Bu yüksek lisans tezi, Şanlıurfa ilinde yaşayan geçici koruma statüsündeki Suriyeli göçmenlerin gıda tüketim davranışlarını, tüketici kültürleşmesi çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, göçmen bireylerin geleneksel beslenme alışkanlıklarından ne ölçüde uzaklaştıkları ve ev sahibi toplumun gıda kültürüne hangi düzeyde uyum sağladıkları analiz edilmiştir. Bu bağlamda, kültürleşme sürecinde tercih edilen stratejiler (entegrasyon, asimilasyon, ayrılma, marjinalleşme) ile bireylerin tüketim davranışları arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Çalışmanın temel materyalini, araştırmacı ve tez danışmanı tarafından geliştirilen, Türkçe ve Arapça dillerine uyarlanmış bir anket formu oluşturmuştur. Ölçüm aracı olarak bireylerin geleneksel ile modern beslenme alışkanlıkları arasındaki uyum düzeyini ölçmeyi amaçlayan AIDAM ölçeğinden yararlanılmıştır. Anket formunda, bireylerin sosyo-demografik özelliklerine ve beslenme kültürleşmesi düzeylerine ilişkin toplam 50 ifade yer almıştır. Çalışma kapsamında, Şanlıurfa'da geçici koruma altında bulunan yaklaşık 273 bin Suriyeli bireyi temsil edebilecek şekilde 412 kişiyle yüz yüze anket yapılmıştır. Veriler, SPSS yazılımı kullanılarak analiz edilmiş; bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü ANOVA ile gruplar arası farklar değerlendirilmiştir. Beslenme kültürleşmesi puanı, Türk tipi ve Suriye tipi beslenme uygulamalarına verilen yanıtlar doğrultusunda oluşturulan puanlama sistemiyle hesaplanmıştır. Araştırma bulgularına göre, katılımcıların büyük çoğunluğu geleneksel Suriye yemeklerine bağlılık göstermektedir. Ancak, özellikle genç, erkek, bekâr ve yüksek eğitim düzeyine sahip bireylerin Türkiye tipi beslenme alışkanlıklarına daha yüksek düzeyde uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Bu durum, kültürel esnekliğin ve çift yönlü kültürleşme stratejisinin bazı gruplarda daha belirgin olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca Türkiye'de geçirilen sürenin artmasıyla birlikte Türk mutfağına uyumun arttığı da gözlenmiştir. Beslenme kültürleşmesi bağlamında elde edilen bulgular, göçmenlerin gıda tüketim tercihlerinin yalnızca ekonomik ya da fizyolojik ihtiyaçlarla değil; kültürel kimliğin korunması, sosyal uyum çabası ve aidiyet duygusuyla da şekillendiğini göstermektedir..

Düzensiz göçGıda tüketimiSosyokültürel değişme+3
Mahmut Kılıç
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Evliya Çelebi Seyahatnâmesine göre Azerbaycan şehirlerinde sosyo-kültürel hayat

Evliya Çelebi'nin on ciltlik eseri olan Seyahatnâme, XVII. yüzyıl Osmanlı coğrafyasında ve komşu devletlerin coğrafyalarında gezdiği şehirlerin tarihî, mimarî, halkın etnik özellikleri, yerel halkın giyim-kuşamı, inancı, yiyecekleri ve dil gibi özelliklerini içermektedir. Osmanlı topraklarının birçok yerine seyahat etmiş ve bununla da kalmamış komşu ülkeleri de gezmiştir. 1646 ve 1655'te olmak üzere iki kez Azerbaycan coğrafyasına gitmiştir. 1646'daki seyahat Erzurum'dayken Defterzâde Mehmed Paşa tarafından Tebriz'e elçi olarak gönderilmesiyle gerçekleşirken, ikinci seferi ise Van Beylerbeyi Melek Ahmed Paşa tarafından 1655'te tekrar Tebriz'e gönderilmesiyle gerçekleşmiştir. Bu seferleri sonucunda birçok yeri dolaşma imkânı bulmuştur. Bu çalışmada Seyahatnâmede geçen Azerbaycan şehirlerinin sosyo-kültürel yapısı incelenecektir.

AzerbaycanEvliya ÇelebiSeyahatname+3
Esra Elçi
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Göreve yeni başlayan öğretmenlerinin yaşadığı sosyal kültürel ve mesleki sorunlar

Bu çalışma, göreve yeni başlayan sınıf öğretmenlerinin sosyal, kültürel ve mesleki hayatta karşılaştıkları sorunları ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada desen olarak iç içe geçmiş tek durum deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu Şanlıurfa ilinde görevli 30 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Çalışma grubunda yer alan 10 göreve yeni başlamış, adaylık süreci tamamlanmamış öğretmenin görev yaptığı sınıflarda gözlem yapılmıştır. Araştırmanın verileri, yarı yapılandırılmış görüşmelerle elde edilmiştir Göreve yeni öğretmenlerin yaşadıkları sorunlar; meslek öncesi eğitim, mesleğe başlama ve çevresel sorunlar olarak üç aşamada incelenmiştir. Bu çalışma, göreve yeni başlamış öğretmenlerin lisans öğrenimlerinde; sınıf öğretmenliği öğretim programında yer alan bazı derslerin, ilkokul 1-4. sınıfların eğitim öğretim programında yer almayışı sonucu ortaya çıkan sorunlar ile lisans programında mevzuat ve resmi yazışmalara yönelik ders içeriğinin olmayışından kaynaklı yaşanan sorunları ortaya çıkarmaktadır. Aday öğretmenlerin mesleğe başlama süreci ile ilgili; yönetici ve rehber öğretmenlerden gerekli rehberliği alınamadıkları, sınıf yönetiminde ve eğitim-öğretim sürecinde yetersiz kaldıkları, İstenmeyen davranışlarla baş edememe gibi sorunlar yaşadıkları görülmüştür. Aday öğretmenlerin çevre ile ilgili olarak, çevreye sosyal, kültürel uyum ve görev yapılan kurumun yapısı kaynaklı sorunlarla karşılaştıkları tespit edilmiştir. Bu sorunlar aday öğretmenlerin kendisinden, aldığı eğitimden, velilerden, çevreden ve kurum yapısından kaynaklanmaktadır.

Mesleki beklentiMesleki sorunlarSosyokültürel durum+6
Zübeyir Gökhan Doğan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Azizler köyü (Dikey boyutta bir yerel tarih araştırması)

Bu araştırmanın amacı Osmanlı Devleti döneminde Uşak kazasına bağlı Azizler Karyesinin sosyo-kültürel özelliklerini ortaya koymaktır. Daha önce hiçbir müstakil çalışmaya konu olmamış olan Azizler Karyesinin başta nüfus ve nüfus hareketliliği olmak üzere iktisadi yapısı, ziraî faaliyetleri, şahıs ve aile özellikleri gibi birçok farklı yönü dikey boyutta bir çalışma yapılarak gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştır. Dünya ölçeğinde giderek popüler olan mikro tarih çalışmaları bir yandan çalışılan konu üzerinde derinlemesine araştırmalar yapılmasını sağlarken diğer yandan da küçük parçalardan hareketle büyük resmin görülmesine katkı sağlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında çalışmamız bir Osmanlı köyünün mikro düzeyde incelenmesi olarak görülmekle birlikte Uşak kazası ve geniş perspektifte Osmanlı taşrası üzerine bir deneme girişimi olacaktır. Bu çalışmada Azizler Karyesinin XVI. ve XIX. yüzyıllar arasında değişen sosyo-ekonomik faaliyetlerini ve nüfus yapısını ortaya koymak için çeşitli arşiv kaynaklarından faydalanılmıştır. 438 numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri I-II (M. 1530), 2498 numaralı Avarız Defteri (M. 1676), 1643 numaralı Nüfus Defteri (M. 1831), 1648 numaralı Nüfus Defteri (M. 1841), 9440 numaralı Temettuat Defteri (M. 1844-1845) arşiv belgeleri çalışmamıza kaynaklık etmektedir. Bu belgelerin günümüz Türkçesine transkripsiyonu yapılarak Azizler Karyesinin nüfus ve sosyo-ekonomik özellikleri hakkında bilgiler ortaya çıkarılmıştır. Elde edinilen bilgiler sonucunda geleneksel bir Osmanlı Devleti köyünde yaşamış kişilerin yaş ortalamaları, doğum-ölüm kayıtları, tipolojileri ile ekonomik faaliyetlerini kapsayan gelir ve giderlere ait önemli bilgilere ulaşılmıştır.

Kent tarihiNüfusNüfus Defterleri+7
Safiye Dikmen
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyokültürel ve dinî boyutlarıyla Midyat Yezidileri

Mezopotamya bölgesinin kadim halklarından olan Yezidiler bazı noktalarda birçok dinden izler taşıyıp bazı noktalarda kendine has özellikleriyle göze çarpan dini bir gruptur. Yezidilik inancı ve bu inanca mensup Yezidiler hakkında geçmişe oranla son yıllarda daha fazla araştırma yapılmıştır. Ancak Midyat Yezidileri ve Müslümanlar arasındaki sosyokültürel ilişkilere dair bir araştırmanın yapılmamış olması bizi böyle bir çalışma yapmaya yönlendirmiştir. Yezidiler Midyat'ta birçok dinden insanla ilişki kurdukları gibi Müslümanlarla da sosyal ilişkiler kurmuşlardır. Bu ilişkilerin farklı dönemlerde nasıl bir boyut kazandığı merak edilmiştir. Bu çalışmada; bölgede yaşanan sıkıntıların, Yezidilerin yaptığı zorunlu göçlerin, iki gurubun da dini yapısının ilişkilere nasıl yansıdığının anlaşılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda öncelikle literatür taraması yapılıp Yezidilik ve Yezidi tarihine yer verilmiştir. Midyat Yezidileri ve Müslümanlarla ilişkileri konusunda literatür taramasına ek olarak görüşme, katılımlı gözlem yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışma 40 Yezidi ve 7 Müslüman ile yapılan görüşmeler sonucu elde edilen bilgiler esas alınarak hazırlanmıştır. Bu bilgiler ışığında Midyat'ta Yezidilerin uzun yıllar boyunca kendilerine has kültürel yapılarıyla dini inançlarını, bayramlarını, örf ve adetlerini yaşadıkları, burada yaşanan ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlardan bölgedeki diğer insanlar gibi etkilenmeleriyle birlikte azınlık durumda olmaları ve inançlarına yönelik ön yargılardan dolayı toplumsal açıdan daha fazla sıkıntı yaşadıkları görülmüştür. Bunlardan kaynaklı belli dönemlerde Yezidi ve Müslümanlar arasında büyük sorunlar yaşandığı gibi olumlu ilişkilerin kurulduğu, günümüzde geçmişte yaşanan problemlerin unutulup daha iyi ilişkiler kurulmaya çalışıldığı sonucuna varılmıştır.

Dinler tarihiGöçlerHalk inançları+6
Şeyma Deniz
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yazılı kaynaklara göre Hititler devrinde kadın ritüelleri

Çalışmanın konusu olan kadınlar, tarihin başlangıcından bu yana birçok sosyal statüye sahip olmuşlardır. Antik dünyada, geldikleri topluma bağlı olarak kadınlara farklı davranılmış ve çoğu toplumda dezavantajlı hukuki kurallar konmuştur. Kadının sosyal statüsü ne kadar yüksek olursa, sahip olduğu ayrıcalıklar o kadar fazla olmuştur. Eski Anadolu medeniyetlerinde kadının statüsünü anlamamıza yardımcı olan olgulardan birisi de onlarla ilgili olan ritüellerdir. Tezimiz, Anadolu'da kadının gerçekleştirdiği ritüeller, büyü, dini metinler, tıp, doğum, cenaze ve bayram törenlerindeki rolü ve önemini beş bölümde incelemektedir. Birinci bölümde Asur Ticaret Kolonileri devrinde kadının yeri ve önemi, ikinci bölümde Hititlerde ritüel ve büyü kavramlarında kadının işlevi, üçüncü bölümde Hititler Devrinde dini metinlerde kadının temsili, dördüncü bölümde Hititlerde tıp ve doğum ritüellerinde kadının katılımı, beşinci bölümde ise Hititlerde cenaze ve bayram törenlerinde kadının gerçekleştirdikleri ritüeller irdelenmektedir. Çalışmamızda ritüellerin yapılış amacı, nasıl uygulandığı ve bu uygulama esnasında kadınların pozisyon ve rolleri hakkında bilgiler verilecektir. Ritüellerin, kadınların sosyoekonomik ve kültürel hayatında ne derece önemli olduğu da tespit edilmeye çalışılacaktır. Zamanla ritüel kavramı hangi şekilleri almıştır. Hitit toplumunda ritüellerin önem derecesi nedir? Ritüeller ne şekilde kullanılmıştır. Ritüel nedir? Bu kavramlar ilk hangi tarihte ortaya çıkmıştır? Bunlara değinilecek ve bahsedilen dönemde hayatın nasıl vazgeçilmez bir parçası olduğu kavranmaya çalışılacaktır. Bulunduğu coğrafyanın yaşam tarzına uygun olarak nasıl ve neden kullanıldığı incelenecektir. Netice olarak kadının sosyal statüsü, dini ve kültürel hayattaki yeri ve önemi gibi daha birçok alanda bilgiler verilmeye çalışılacak olup, kadının hem günlük hayattaki hem de ritüeller esnasında büründükleri rollere göre yaşayış tarzları farklı bir bakış açısıyla sunulacaktır. Yapılan ritüeller günümüzde olmasa da bahsedeceğimiz zamanın ne kadar önemli bir parçası olduğu ortaya konulacaktır. Hamilelikten doğuma, kraliçeden büyücü kadına kadar Hitit siyasi, sosyal, ekonomik ve dinsel hayatında yer alan her statüdeki kadının yeri ve önemi açıklanmaya çalışılacaktır. Tüm bu bağlamlar temel alınarak ritüeller çerçevesinde ele alınacak ve detaylıca incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Eskiçağ, Anadolu, Hitit, Kadın, Ritüel

HititlerKadınlarRitüel+3
Mehmet Şahin
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-kültürel faktörlerin franchising işletmeleri üzerine etkisi: Ulusal franchising cafe işletmesi üzerine Trabzon'da bir uygulama

24 Ocak 1980 kararları ile Türkiye'de işletmeler franchising sistemi ile tanışmıştır. Global pazar ile artık Dünya üzerinde sınırlar kalmamıştır, İşletmeler farklı ülke ve bölgelere yayılabilmektedir. Farklı ülke ve bölgedeki insanların sosyo-kültürel farklılıkları olacaktır. Bu farklılıklar işletme ve tüketici arasında etkileşime neden olabilmektedir. Bu çalışma; franchising sisteminin özelliklerini, sistemin avantaj ve dezavantajlarını belirtmektedir. Bununla birlikte franchising işletmelerin işletme iç kültürü ve işletme dış kültürü üzerindeki etkisi, sosyo-kültürel etkileşimlerini araştırmak amaçlanmıştır. Franchising sisteminin kültürel değerler ile etkileşimi, 2014 yılında Trabzon ilindeki bir ulusal franchising cafe işletmesinde incelenmiştir. Trabzon'da bir ulusal franchising işletmesinin yerel kültür ile olan etkileşimini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu çalışmada örnek olay yöntemi kullanılmıştır. Birinci bölümde öncelikle franchising'in tanımı, özellikleri ve türlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde franchising işletmelerin pazarlara giriş stratejilerinin belirlenmesini etkileyen çevresel faktörlere değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise uygulama yapılan işletmenin anlatılması, analiz, bulgular, sonuç kısımları bulunmaktadır. Araştırmanın yapıldığı işletmede yerel kültüre ait izler bulunmamıştır. Ancak tüketicilerin isteği doğrultusunda franchisee franchisor'a tüketici tercihlerini sunup ek sözleşme talep edebilmektedir. Araştırmanın yapıldığı işletmede işletme iç kültürüne ve işletme dış kültürüne önem verilmektedir. Bu durum işletmenin piyasada kalıcılığını artırmaktadır. Anahtar Sözcükler: Franchising, Franchisor, Franchisee, Franchising işletmelerin çevresel faktörleri, Franchising-kültür.

FranchisingKafeKahvehaneler+5
Hanife Türker
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli Bayır-Bucak Türkmenlerinin Yayladağı'ndaki mekansal dağılışları ve sosyo-kültürel durumlarının analizi

Son yılların en güncel sorunlarından biri haline gelen göç, ülkemizde de 2011 yılında başlayan Suriye'deki iç karışıklıkların ardından bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. 2011 yılından bu yana ülkemize 4 milyona yakın Suriyeli gelmiş ve barınma merkezleri ile kentlerde yaşamaya başlamışlardır. Bu durum birçok sınır şehrinde konut, altyapı, istihdam ve sosyo-kültürel uyum problemlerine neden olmuştur. Çalışma konumuz olan Türkiye'nin en güney noktasının bulunduğu Hatay ilinin Yayladağı ilçesindeki Suriyeli Bayır-Bucak Türkmenlerinin mekânsal dağılışları ve sosyo-kültürel durumları SPSS 26 paket programında analiz edilmiştir. Araştırma sürecinde yapılan anketlerle elde edilen verilerin işlenmesi ve analizi önem arz etmektedir. Analiz esnasında frekans ile yüzde analizleri yapılmış ve değerlendirilirken t-testi ve tek yönlü varyans (ANOVA) çözümlemelerinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında mekânsal dağılım SSPS 26 paket programındaki analizle birlikte resmi makamlardan elde edilen nüfus verileri sentezlenerek mekânsal dağılımları ArcGIS 10.3 programı ile harita üzerinde işlenerek dağılış sebepleri yorumlanmıştır. Bu kapsamda kentte yaşamakta olan 200 Bayır-Bucak Türkmenine uygulanan anket formunun analiz sonuçlarının bulguları yorumlanmıştır. Bu bağlamda elde edilen bulgulara göre; Yayladağı'nda yaşayan Bayır-Bucak Türkmenlerinin önemli bir kısmı geldikleri ilk yıl içerisinde memleketlerine dönmeyi düşünmüş ancak savaşın sona ermemesinden dolayı burada yaşamaya devam etmişlerdir. Katılımcıların yarısı gelecekte Suriye'de yaşamak istediklerini belirtmiştir. Yayladağı'nda istihdamın yetersiz olmasından dolayı Bayır-Bucak Türkmenlerinin devamlılığı olan işler yerine gündelik işlerde çalıştıkları sonucu ortaya çıkmıştır. Bayır-Bucak Türkmenleri ile Yayladağı halkının dil kültürünün ortak olması mekânda sorun yaşamadıklarını ortaya koymuştur. Dil kültürünün ortak olmasıyla birlikte geldikleri mekâna göre yaşadıkları mekânın güvenli olması, Türkiye'de gelecek planı yaptıkları ve yaşamlarını devam ettirecekleri çıkarımı yapılmasına neden olmuştur. Bu mekânda yaşamayı düşünmeleri sosyo-kültürel uyumun zaman içerisinde sorunsuz sağlanacağı sonucunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Yayladağı, Bayır-Bucak Türkmenleri, Mekânsal Dağılış, Göç

Bayır-Bucak TürkmenleriGöçlerHatay-Yayladağı+6
Hasan Hüseyin Aksu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çizgi film müziklerinin yapısal olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi

Bu araştırma, `Çizgi film müziklerinin yapısal olarak incelenmesi ve bu doğrultuda elde edilecek verilerin `sosyo-kültürel' ve `psiko-sosyal' bakımdan çok yönlü olarak değerlendirilmesi' amacıyla hazırlanmıştır.Araştırmanın ilk aşamasında, literatür taraması yapılarak, çizgi film ve çizgi film müziği alanındaki mevcut kaynaklar incelenmiştir. Araştırma sınırlılıkları içerisinde bulunan 81 adet çizgi film anket yoluyla farklı yaş, cins ve sosyo-kültürel yaşam seviyelerindeki izleyicilerin beğenisine sunulmuş ve en çok beğeni alan ?50 adet? çizgi film, araştırma kapsamında incelenmek üzere belirlenmiştir.Araştırmanın ikinci aşamasında, örneklem grubunu oluşturan çizgi filmlerin objektif bir değerlendirmeye tabi tutulması amacıyla ?derecelendirilme ölçeğine? ihtiyaç duyulmuştur. Çizgi film müziklerinin ?30? farklı soru ile değerlendirildiği bu ölçek, alan uzmanlarının görüşleri doğrultusunda hazırlanmıştır.Araştırmanın bu bölümünde ayrıca, ?50 adet? çizgi film müziğinin ana tema melodileri notaya alınmış ve her çizgi film için; ana tema ezgisinin notası, tanıtıcı resmi ve genel özelliklerini içeren bir tanıtım kartı oluşturulmuştur.Araştırmanın son aşamasında, ?50 adet? çizgi film müziği alan uzmanları tarafından notaları, ses kayıtları ve video örnekleri incelenerek sırayla değerlendirme ölçeğine tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler istatistik programlar yardımı ile sayısal değerlere ve görsel grafiklere dönüştürülmüştür.Yapılan araştırmada: Çizgi film müziklerinin işitsel anlamda önemli bir yardımcı ifade formu olduğu, çizgi filme faklı anlamlar ve ifadeler katabildiği, hedef alınan yaş ve cinsiyet kitlesine göre yapısal farklılıklar gösterdiği, psikoloji yasalarının ve geçmişten gelen kültürel öğelerin bir devamı olarak bestelenmekte ya da seçilmekte olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: Çizgi Film Müziği, Müzik, Psiko-Sosyal Durum, Sosyo Kültürel Durum, Yapısal Analiz.

FilmFilm müziğiMüzik+6
Ünal İmik
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
20
Master'sOpen AccessTR

İngilizce yeterliliğinde sosyo - ekonomik ve kültürel faktörler: Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi örneği

Eğitim sistemindeki sorunlara pedagojik bakış açısının yanı sıra sosyolojik açıdan da değinmek oldukça önemlidir. Sosyoloji ve eğitim bilimlerinin karşılıklı ilişkisinin incelenmesinden çıkacak neticeler her iki bilime, daha da önemlisi topluma katkı sağlayacaktır. Buradan hareketle, bu araştırma yükseköğretim seviyesinde sosyo-ekonomik ve kültürel faktörlerin İngilizce yeterliliğine etkilerini belirlemek amacıyla nicel araştırma desenlerinden betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanarak sosyolojik bir çözümleme yapmayı ve eğitim ve toplumsal hareketlilik konularının anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın kavramsal çerçevesi sınıf ve statü kavramlarından eşitsizlik kavramına doğru çizilen bir çizginin üzerine tabakalaşma, hareketlilik, sermaye ve kültür kavramlarını yerleştirilerek oluşturulmuştur. Araştırmanın evrenini oluşturan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nden tesadüfi yöntemle seçilen 428 katılımcıya uygulanan anketlerin incelenmesi sonucunda hane gelirinin, evde bulunan kültürel araç gereçlerin, cinsiyetin eğitsel başarıyı etkilediği görülmüştür. Bu bulgulardan yola çıkarak sosyal ve ekonomik sermayesi olanların her zaman için yoksullardan daha uzun ve daha nitelikli okul eğitimi görecekleri ve dolayısıyla, okul eğitiminin sadece kurulu toplumsal farklılıkların yeni bir ölçüm aracı haline geleceği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer bir deyişle, toplumsal konum, okul eğitimi aracılığıyla başarı ve başarısızlık olarak tercüme edilir.

Dil eğitimiSosyal tabakalaşmaSosyoekonomik durum+7
Kadir Berk
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-kültürel etkenlerin tasarım ve tasarımcı üzerine etkileri

Yaşamımızın önemli bir parçası haline gelen tasarım, gün geçtikçe toplumda daha da önemli bir konuma ulaşmaktadır. Günümüzde yalnızca bireyin ifadesi ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda toplumların birer kültürel kimliği haline gelmiştir. Bu nedenle kültürü doğru algılayıp, izleyiciye doğru aktaramayan tasarımın başarılı olamayacağı aşikardır. Bu çalışmanın amacı; tasarımı ortaya çıkaran bireyin, tasarımı oluşturma aşamasındaki sosyo-kültürel etmenlerin etkilerini ortaya koymaktır. Bireyin doğumundan itibaren başlayan süreç; yaşamını idame ettirdiği toplumla, toplumun kültürel özellikleriyle harmanlanarak şekil almaktadır. Beşeri faktörlerin etkisi ile ortaya çıkan tasarım anlayışı, bireyden bireye farklılık gösterdiği gibi toplumlar arasındaki farklılıkları da göz önüne sermektedir.Bireyin ve toplumun tasarım anlayışındaki bu farklılık sosyo-kültürel etkenlerin bir yansımasıdır. Bu yüzden tasarımın dilini, ruhunu, derinliğini anlamak için bireyin ve toplumun sosyo-kültürel değerlerini göz önünde bulundurmanın son derece önemli olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tasarım, Sosyo-kültür, Bireysel Özellikler, Toplumsal Özellikler, Kültürel Kimlik

Grafik sanatlarGrafik tasarımıKültürel kimlik+6
Güler Söğütlü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The association between employees' perception of three socio-cultural dimensions, quality of work life and psychological well-being

Especially since 2000's, the impact of globalization has been observed increasingly throughout the world, and in all socio-economic areas of the countries; thus it creates important effects in people's individual life. Along with this global transformation, many companies in the world and in Turkey have started to operate more widely in different countries. As a result, the working life quality of employees and importance of their individual happiness have increased even more, because their employees have become more important for these companies in order to be successful and grow more effectively. Working happily in an organization, allows employees to be more committed to their company and also causes employees to do more useful things. In this study, the quality of work life of employees, psychological well-being perceptions and three basic socio-cultural dimensions were examined. For this study, data was obtained from employees in three different medium and large scale organizations which are operating in service and IT sectors. After missing and incorrect answers have been eliminated from a total of 185 distributed questionnaires, 160 items were used in the analyzes. And 36 different questions were asked to participants who have different age groups, positions and gender, about psychological well-being, quality of work life and socio-cultural differences. Data which was obtained from the questionnaires, were analyzed using descriptive, correlation and multiple regression analyses. First of all, it is important to note that the level of quality of life and the level of perception of "well-being" in the enterprises to which the employees are affiliated, are quite low. While it seems appropriate that the "power distance" among socio-cultural dimensions is high at a certain level, the dimensions of "uncertainty avoidance" and "masculinity- femininity" are perceived as lower, indicating that workers are ready for a certain struggle in their lives and defend gender equality. The results of the analyses indicate that there is a meaningful, strong and positive relationship between quality of work life and psychological well-being of employees. In addition, it has been found out that only uncertainty avoidance from investigated socio-cultural dimensions has a significant effect on the quality of work life and participants' psychological well-being. One of the other important results of the study is that it is understood that holding a managerial position does not affect the relationship between quality of work life and psychological well-being.

Information sectorPsychological well beingSocial well being+3
Eylül Nesime Özdemir
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyokültürel etkinlikler üzerine öğrenci görüşleri

Bu çalışma dokuzuncu sınıf öğrencilerinin sosyal etkinliklere bakış açılarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında yapılan bu çalışmada liselerde yapılan sosyal etkinliklerin öğrencilere etkisi araştırılmıştır. Bu saptama yapılırken bölgenin, yörenin, kurum imkanlarının, kurumun bulunduğu bölgenin sosyoekonomik düzeyleri dikkate alınmıştır. Öğrencilerin etkinliklere bakış açıları, etkinliklere katılma dereceleri, ailelerinin sosyoekonomik düzeyleri, bulundukları yerleşim yerinin demografik yapısı gibi kriterlerin dikkate alındığı bu çalışmada öğrencilerin sosyokültürel etkinlikleri ile akademik benliklerinin arasındaki korelasyon ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma grubu olarak seçilen okullarda yapılan çalışmalar anket yoluyla toplanmış, bu çalışmaların öğrenci ve örgüt üzerine etkileri incelenmiş, aradaki farkın anlamlılığı irdelenmiştir.

EtkinlikSosyokültürSosyokültürel durum+4
Bora Düzgören
Yeditepe University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kuruluşu ve ilk yıllarında Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası Cumhuriyetin ilk Basma Fabrikasıdır. Mustafa Kemal Atatürk tarafından açılışı gerçekleştirilen fabrika, ürettiği basmalarla ülkede tekstil alanında büyük bir açığı kapatacaktır. Bunun yanında fabrika ile Nazilli ilçesi ve çevresinde gözle görülür şekilde gelişim hareketleri fark edilecektir. Kente yeni bir kimlik kazandıran fabrika, başta kurulduğu mahalle, olmak üzere birçok yapıya ve kültürel etkinliklere ismini verecektir. Nazilli Cumhuriyet'in ilkleriyle Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası sayesinde tanışacak, bugünkü modern yapısına kavuşacaktır. Fabrikanın bünyesinde bulundurduğu sosyo-kültürel unsurlar, zamanla ilçede de etkisini gösterecek, halk daha önce adını dahi bilmediği birçok faaliyeti bizzat yaşayarak öğrenecektir. Nazilli bu sayede ülkedeki pek çok şehirden daha önce kalkınmış şehirler arasında yer alacaktır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Nazilli, Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası,Modernleşme, Sosyo-Kültürel Faaliyetler.

Aydın-NazilliDevletçilikEkonomi tarihi+4
Büşra Bigat
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
11
DoctorateOpen AccessTR

Azerbaycan dağ Yahudileri (Tarihi, dini ve sosyo-kültürel açıdan bir araştırma)

Bu çalışmada Azerbaycan Dağ Yahudileri üzerine yapılmış araştırmalar, tarihsel süreç içinde yapılan atıflar, yaptığımız röportajlar, arşiv belgelerindeki bilgiler akademik yöntemlere göre analiz edilmiştir. Dağ Yahudilerinin bu isimle ne kadar zamandır anıldıkları, önceki varlıkları ve yaşadıkları coğrafyadaki demografik, dini, sosyo-kültürel durumları incelenirken, bilim adamlarının farklı iddia ve gözlemlerine de yer verilmiştir. Bazı çalışmalarda, Dağ Yahudilerinin atalarından bir grubun, M.Ö. 722 yılında gerçekleşen Asur sürgünü sırasında Azerbaycan bölgelerine yerleştikleri iddia edilmektedir. Bazı araştırmacılar da Dağ Yahudilerinin M.S. VI. yüzyılda Sasaniler döneminde ortaya çıkan Mazdek ayaklanmaları sırasında Kafkasya'ya sığınan Yahudi gruplarının halefleri olduklarını varsaymışlardır. Çok az sayıda araştırmacıya göre de bunlar, Hazar devletinin ortadan kaldırılmasıyla Kafkasya'da yaşamlarını sürdüren Yahudilerin varisleridir. Bu görüşlerin dışında Dağ Yahudilerinin, X. yüzyıldan Çarlık Rusyasına kadar Azerbaycan'da kurulan devletlerin iskân politikaları sonucu yerleştirilen çeşitli Yahudi gruplarından oluştuğu iddiası da vardır. Çarlık Rusyasından Azerbaycan'ın bağımsızlık sonrası dönemine kadar Dağ Yahudilerinin tarihi, demografik, dini ve sosyo-kültürel durumları, saha araştırmaları, röportajlar ve elde edilen veriler tarafsız ve bilimsel yöntemlerle incelenmiştir. Tarihsel olarak Dağ Yahudilerinin dini inançları, Yahudiliğin Sefarad ve Mizrahi mezheplerinin gelenekleriyle yakından ilişkili olmasına rağmen, içinde yaşadıkları toplulukların çeşitli inanışları ve halk gelenekleriyle yakından bağlantılıdır. Dağ Yahudileri, Azerbaycan'ın bağımsızlığından sonra Yahudiliğin modern dini yorumlarına ve din anlayışına dönmeye çalışsalar da, toplumun orta ve yaşlı kesimleri geleneksel halk inanışlarından vazgeçmemiştir. Ancak sosyo-kültürel durum ve bunlarla ilgili bazı çalışmalar geleneksel iken, bağımsızlıktan sonra İsrail, Rusya ve ABD gibi ülkelerden gelen din kardeşlerinin organize çalışmaları ile modernist bir yaklaşım izlenerek ivme kazanmıştır. Çalışmanın sonunda ise konuyla ilgili fotoğraflar ek başlıklar altında verilmiş ve genel bir değerlendirme ile sonlandırılmıştır.

AzerbaycanDağ YahudileriDini yapı+4
Cabir Osmanlı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Master'sOpen AccessTR

12 numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H.1027-1028/M.1618-1619.s.303-397)

Osmanlı Devleti'nde Şer'i Mahkemelerde kadılar tarafından tutulan Şer'iyye Sicilleri şehir tarihçiliği açısından birinci elden kaynaklardır. Şer'iyye Sicilleri yazıldığı dönemin sosyo-kültürel yapısı, ekonomi, siyasi ve idari yapısını ihtiva eden belgelerdir. Ayntâb 12 numaralı Şer'iyye Sicilinin tamamı 397 sayfa olup, ilgili sicilin 303-397 sayfa aralığı çalışılmıştır. Sicilde evlilik, boşanma, nafaka, miras, alım-satım davalarının yanı sıra, merkezden gönderilen ferman, berat, tezkire, mektub ve hüccet gibi resmî belgeler de kaydedilmiştir. Bu belgeler vasıtasıyla XVII. Yüzyılın başlarında Ayntâb'ın sosyo-kültürel, toplumsal, ekonomik ve idari durumu değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Ayntâb, Gaziantep, Şer'iyye Sicili, hukuk, mahkeme, kadı

17. yüzyılEkonomik durumGaziantep+6
Sevil Özoğlu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nde renkler

Evliyâ Çelebi yaşamış en önemli seyyahlardan biridir. Evliyâ XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'ni baştan sona gezmiştir. Bu geziyi yaparken, o sırada Osmanlı Devleti'nde neler yaşanmakta olduğunu yazdığı bir seyir defteri tutmuştur. Seyahatleri elli yıl sürmüş ve ünlü Seyahatnâme'sine kaynaklık etmiştir. Çalışmasında, Evliyâ bu dönemin siyasi olaylarından çok sosyal ve kültürel gelişmelere odaklanmıştır. Osmanlı Devleti'nde yaşayan ve farklı tabakalara mensup tebaanın izini sürmüştür. Çeşitli milletler, topluluklar, iklimler ve yapılar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymuştur. Renkler çok katmanlı bir anlam yapısına sahiptir. Buna ek olarak renklerin referans alanı onların sıradan kullanımlarının ötesine geçmektedir. Bu durumsa insanların belli bir rengi tarih içinde nasıl kullandığına göre belirlenmektedir. Çoğunlukla insanlar renk sözcüklerini gördüklerini tasvir etmede kullanır. Ancak ne hissettiklerini ve nasıl olduklarını renklerle açıkladıkları da olmaktadır. Böylelikle, renklerin bir metinde kullanılması anlatımı zenginleştirebilmekte, okuyucuyu şaşırtabilmekte ve hikâyenin sonucunu değiştirebilmektedir. Bu tezde, renk sözcüklerinin kullanıldıkları bağlama göre olumlama veya hayırlama anlamına gelebildiği bulunmuştur. Bunun yanında renk sözcükleri duyguların, sosyal tabakaların, saldırganlığın ve çeşitli durumların göstergesi olabilmektedir.

Evliya ÇelebiKültürOsmanlı Devleti+4
Behiç Efe Tekin
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1923 - 1950 yılları arasında Gaziantep'in sosyal - kültürel ve ekonomik hayatı

Milli Mücadele'nin kazanılmasının ardından yurdun her yerinde olduğu gibi Gaziantep de savaşın yaralarını sarmaya ekonomik açıdan ilerlemeye çalışmıştır. Savaş sonrasında Gaziantep evleri, binaları yanmış ve yıkık vaziyette yollar ise kapalıydı. Tarım alanları ekilmediğinden şehirde yiyecek sıkıntısı da çekilmekteydi. İşyerleri de düşman askerlerinin kurşunlarına hedef olmuştu. Gaziantep'in bu durumdan kurtarılması ve eski gücüne ulaşması için çalışmalara başlandı. Bu amaçla şehir halkının, hükümetin yardımları ve kendi imkânları ile ekonomik alanda birçok girişimleri oldu. Tarım ürünleri ekilmeye, kapanan işyerleri yeniden faaliyete başladı. Gaziantep için önemli olan Antep fıstığı, bağcılık ve Hasankeyf tütünleri kaliteli üretilerek ihraç edildi. Pamuk üretimi hızlandırılarak dokumacılık alanında ilerleme kaydedildi, birçok dokumacı kooperatifin Bakanlar Kurulu tarafından açılmasına izin verildi. Yeni kurumlar ve kuruluşlar açılmaya başlandı. Okul çağı gelmiş, köy ve kentlerdeki çocuklar için yeni okullar yaptırılarak eğitimlerine devam etmeleri sağlandı. Dönemdeki birçok bulaşıcı hastalıklar yapılan dispanserler, poliklinikler ve hastane ile önlenmeye çalışıldı. Bu gün Gaziantep'in ekonomi yönden Türkiye'de önemli bir yere sahip olmasında 1923-1950 yılları arasında Gaziantep halkının çalışmaları ve mücadeleleri sonucunda olmuştur. Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Milli Mücadele sonrası, ekonomi, kurumlar ve kuruluşlar

EkonomiEkonomik durumEkonomik yapı+3
Zeynep Yıldız
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

1833 numaralı Çankırı Nüfus Defteri'nin transkripsiyon ve değerlendirmesi [H. 1252 (1836-1837)]

Bu çalışma 1833 numaralı Çankırı nüfus defterinin transkripsiyon ve değerlendirilmesi üzerinedir. Hicri 1252 tarihli defter 1831 yılında başlayan modern anlamdaki Osmanlı nüfus kayıtlarının ilk örneklerindendir. Nüfus defterlerinin Başbakanlık Osmanlı Arşivi tarafından dijital ortama aktarılıp araştırmacılara açılmasıyla birlikte nüfus defteri konulu yüksek lisans tezlerinde artış olmuştur. Bu defterler her ne kadar yerel nitelikli olsa da yerel tarih üzerinden ulusal ve evrensel tarihle buluşacak veriler sunmaktadır. Çankırı tarihi araştırmalarının henüz emekleme sürecinde olduğunu mevcut bibliyografya üzerinden rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu durumda defterin tez olarak hazırlanmış olması yerel tarih açısından kaynak niteliğinde bir eserin ortaya konulmasının ötesinde Çankırı sancağı merkez, kazalar ve köylerini kapsayan yaklaşık 140 defter üzerine yapılacak çalışmalara da referans olacaktır. Ayrıca bu defterin ortaya çıktığı Tanzimat-ı Hayriye olarak adlandırılan dönem modernleşme sürecinin geçmişten radikal kopuşları getirecek pratiklerinin ortaya çıkmaya başladığı bir zamandır. Nüfus sayımı bu pratiklerdendir. Erkek nüfus üzerine inşa edilen defter kadın nüfusu konusunda ancak tahmini bir rakam ileri sürebilmemize imkân vermektedir. Fakat asrın sonuna doğru yapılan sayımlarda kadınların dâhil edilmesiyle birlikte geçmişe dönük bazı sağlamalar yapılabilir. Şehircilik açısında mahalleler, yapılar, mesleki kategorilerle ekonomik durum, istihdam gibi analizler yapılabilir. Esası yapılması gereken geçmişteki bu verinin bugünkü Çankırı'ya yansıyan nedir sorusuyla başlamalıydı, fakat yüksek lisans tezinin sınırları çerçevesinde kalınmaya dikkat edilerek, önceden yapılmış olan çalışmaların yöntemi izlendi. Bu yöntem tablolar vasıtasıyla bir betimleme örneği olmakla birlikte veriler zaman zaman analitik yöntemle incelendi.

19. yüzyılEkonomik durumNüfus+4
Özlem Cengiz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türlerine göre incelemektir. Bu araştırmanın modeli, gelişimsel-kesitsel modelde nedensel-karşılaştırma araştırması olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Adana ili merkez ilçelerine (Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir) bağlı köylerde yaşayan köy çocukları, beş ilde (Adana, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Mersin) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı kurumda kalan çocuklar ile Adana ili etrafındaki tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları oluşmuştur. Dört merkez ilçeye bağlı 38 köy arasından seçkisiz örnekleme yöntemlerinden biri olan basit tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılarak 10 köy belirlenmiştir. Köylerdeki çocukların belirlenmesinde ise seçkili örnekleme yöntemlerinden olan amaçlı oransız tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış ve 70 (39 kız; 31 erkek) çocuk araştırmaya dâhil edilmiştir. Kurumda kalan çocukların belirlenmesinde de seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi kullanılmıştır. Beş ilden toplam 63 (28 kız; 35 erkek) çocuk örnekleme alınmıştır. Adana'da tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi ile belirlenmiş 12 farklı çadır alanında yaşayan toplam 71 (37 kız; 34 erkek) çocukla çalışma yapılmıştır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, yanlış kanı testleri ve bağlanma stilleri öykü tamamlama testi kullanılmıştır. Her çocuğa (1) yer değiştirme, (2) görüntü-gerçeklik, (3) beklenmedik durum ve (4) yanıltıcı resim olmak üzere dört farklı yanlış kanı testi uygulanmıştır. Çocukların anne babalarına olan bağlanma türlerini ortaya çıkarmak için doğum günü, 1) kazara dökülen meyve suyu, 2) yatak odasındaki canavar, 3) diz incinmesi, 4) ayrılma ve 5) tekrar bir araya gelme öykülerinden oluşan bağlanma öykü tamamlama testleri de uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans ve yüzdeler, aritmetik ortalamalar (demografik bilgiler), iki yönlü MANOVA ile İkili (Binary) Lojistik Regresyon teknikleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda yaş değişkenine göre, bu köy çocukları ile kurumda kalan çocukların kendisi ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarının yaşa göre gelişimsel bir ilerleme gösterdiği tespit edilmiştir. Gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarında hem kendisi hem de başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarında yaşa göre bir gelişim göstermediği, özellikle altı yaşta bir gerileme olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada anne ve baba bağlanma türleri ve yaşadıkları sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanı ile ilgili sonuçlar incelendiğinde, çocukların yaşadığı sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanları açısından anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu farklılığı ise köy çocukları lehine olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada çocukların yaşadığı farklı sosyoekonomik kültürel bağlamın anne ve baba bağlanmalarını yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar kültürel tarihsel etkinlik kuramının temel kavramlarına göre tartışılmıştır.

BağlanmaOkul öncesi çocuklarSosyoekonomik durum+5
Şule Erden
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koklear implant cerrahisinde reimplantasyon nedenleri

Amaç: Bu çalışma koklear implant cerrahisi sonrası reimplantasyon cerrahisi geçiren hastalarda bunun nedenlerini,hastaların sosyokültürel düzeyinin ve kullanılan cerrahi yöntemin reimplantasyon ile olan ilişkisini incelemek amacıyla yapıldı Gereç ve Yöntem:Bu çalışmaya Gaziantep Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalında koklear implant cerrahisi sonrası reimplantasyon ihtiyacı olan 62 hasta ile yine Gaziantep Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Kliniğinde koklear implant cerrahisi uygulanmış olup ama reimplantasyon ihtiyacı olmayan 62 hasta kontrol grubu olarak dahil edildi.Hasta verileri ve dosyaları retrospektif olarak incelendi.Uygulanmış cerrahis yöntemler gözden geçirildi..Hasta yakınlarına soru-cevap tarzında anket yöntemi ile sosyokültürel düzeyle ilişkili verilere ulaşıldı. Bulgular: Bu çalışmamızda Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda opere edilmiş 1487 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Kliniğimizde 66 hastaya(%4.43) reimplantasyon cerrahisi uygulandı.Kontrol grubu ve reimplantasyon cerrahisi yapılan tüm hastaların annelerinin eğitim durumu,babalarının eğitim durumu incelendi.Ayrıca tüm hastaların gelir düzeyi ve yaşam alanı değerlendirildi.Reimplantasyon cerrahisi yapılan hastaların 58 tanesi (%93.4) Oblik açı ile yerleştirme yöntemi dediğimiz cerrahi teknikle opere edilmişti. 4 tanesi (%6.6) düz açı ile yerleştirme yöntemi dediğimiz cerrahi teknik ile opere edilmişti. Aynı marka ve model cihazlar göz önüne alındığında 994 hastaya oblik açı ile yerleştirme yöntemi dediğimiz cerrahi teknik ile operasyon yapılmış ve 58 inde (%5.8) reimplantasyon ihtiyacı olmuş.188 hastaya ise düz açıyla yerleştirme yöntemi ile operasyon yapılmış ve 4 ünde (%2.1) de reimplantasyon ihtiyacı olmuş. teknik değişikliğinden önceki reimplantasyon oranımız %5.8 iken yeni teknik ile bu oran %2.1 olarak tespit edilmiş. Sonuç:Düz açıyla yerleştirme yöntemi dediğimiz teknik ile reimplantasyon oranının önemli ölçüde azaldığı görüldü.Sosyoekonomik düzey yükseldikçe daha az oranda reimplantasyon ihtiyacı olduğu anlaşıldı. Anahtar Kelimeler: Reimplantasyon cerrahisi,düz açı ile yerleştirme yöntemi,ebeveyn eğitim durumu,yaşam alanı,gelir düzeyi

Ana-baba eğitimiCerrahi-kulak-burun-boğazKoklea hastalıkları+6
Abdulkerim Başaran
Gaziantep University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan'ın Faryab bölgesindeki Türkmenlerin sosyo-kültürel yapısı

Tarih boyunca bir halkın ortaya koyduğu maddi ve manevi değerler bütünü olan kültür, sadece bir miras değil, aynı zamanda yaşayan bir bellektir. Millet olmanın temelinde dil, din ve ideal birliği yatar. Milletler geçmişten günümüze kadar edindikleri kültürel değerlerini koruyup muhafaza ederek gelecek nesillere aktarırlar. Böylece millet olma özelliklerini korurlar. Son 40 yıldır iç savaşlar ve çatışmalarla boğuşan Afganistan bölgesinde bulunan farklı etnik gruplarda önemli kültürel erozyonlar meydana gelir. Bütün bu değişikliklere 1979'da Rus işgali ile başlayan ve günümüze kadar devam eden sıkıntılar ve karışıklıklar sebep olur. Kültürel miraslar korunamamış veya yanlış bir yola sevk edilir. Bazı dini değerler kültürel olarak kabul edilirken kültürel değerler ise dinin yerini alır. 2001 yılından itibaren Afganitan'da Taliban rejiminin devrilmesiyle, hızla ilerleyen teknoloji ve medya, Afganistan toplumunu büyük ölçüde etkisi altına alır. İlk olarak Hint dizileri ve daha sonra Türk dizileri televizyonlarda yayınlanırken, Afganistan toplumunun geleneksel ve kültürel değerlerinin korunması zorlaşır ve önemli değişikliklere uğramaya başlar. Buna bir de bilinçsiz cep telefonu kullanımını eklersek nasıl bir kültürel erozyon yaşandığı görülür. Afganistan'da yaşayan Türkmenler, her ne kadar aynı sıkıntılara maruz kalıp çalkantılı bir süreçten geçse de yaşadığı bölgeleri büyük ölçüde terk etmemişler ve tarihten gelen gelenek – görenek ve adetlerini ağırlıklı olarak koruyabilmişlerdir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Afganistan'ın tarihi gelişiminin yanı sıra genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Afganistan'da yaşayan Türkmenlerin tarihleri, demoğrafik yapıları, coğrafi ve siyasi durumları gibi konular ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Faryab bölgesinde yaşayan Türkmen toplumunun sosyo-kültürel yapısı derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır.

Afganistan-FaryabHalk bilimiHalk inançları+5
Bory Nasır
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

Related subjects