Special education teachers
92 theses under this subject heading
Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin mesleki öz yeterlik algılarının davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin mesleki özyeterlik algılarının davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri açısından değerlendirilmesidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Davranış Müdahale Teknikleri Kontrol Listesi", Dellaloğlu (2019) tarafından geliştirilen "Sık Kullanılan Davranış Müdahale Teknikleri (SIK-DMT) Bilgi Testi ve Çolak, Yorulmaz ve Altınkurt (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen Özyeterlik İnancı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma Edirne'de resmi okullarda 2022-2023 eğitim öğretim yılı özel eğitim alanında çalışan toplam 104 öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmada veri analizinde dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik analizler tercih edilmiştir. Araştırmada veri analizinde Pearson korelasyon katsayısı, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin sık kullanılan davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri ile akademik ve mesleki öz yeterlik algıları arasında herhangi bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin mesleki kıdem yılı ve yaş ile akademik ve mesleki öz yeterlik arasında düşük düzeyde bir ilişki olduğu ancak sık kullanılan davranış müdahale tekniklerine ilişkin bilgileri arasından herhangi bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Bunula birlikte özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin çoğunluğunun davranış müdahale tekniklerini kullandıklarını belirtmelerine rağmen etkili olmadığını söyledikleri tespit edilmiştir. Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin çalıştığı eğitim kurumun türüne ve cinsiyetine göre mesleki öz yeterlik, akademik öz yeterlik ve özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde herhangi bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Ancak öğretmenlerin mezuniyet alanının mesleki öz yeterlik ve özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde herhangi bir farklılık göstermediği ancak akademik öz yeterlik algılarında farklılığa neden olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin eğitim kademesi mesleki öz yeterlik ve akademik öz yeterlik algılarında herhangi bir farklılık göstermediği ancak özel eğitimde sık kullanılan davranış müdahale tekniklerinde farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.
Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğu deneyimlerinin incelenmesi
Bu araştırmada OSB tanısı olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğuna dair deneyimlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştrma nitel araştırma modellerinden olgubilim deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu üniversitelerin özel eğitim öğretmenliği lisans programlarından mezun olan ve en az bir yıldır OSB tanısı olan bireyler ve aileleri ile çalışma deneyimi olan on özel eğitim öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmanın verileri katılımcılarla yapılan 20-50 dakikalık yarı- yapılandırılmış görüşmeler aracılığı ile toplanmıştır. Görüşme verilerinin analizi içerik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla her bir katılımcı için görüşme soruları ve alanyazın dikkate alınarak veri setinde yansıtıcı olduğu düşünülen açıklamara bir kod verilmiştir. Bu bağlamda 33 kod elde edilmiştir. Ardından ortak anlam ifade eden kodlardan kategorilere, kategorilerin karşılık geldiği kavramsal temsillerden ise temalara ulaşılmıştır. İçerik analizi sonucunda şefkat yorgunluğuna ilişkin risk faktörleri, şefkat yorgunluğu belirtileri ve şefkat yorgunluğu ile baş etme stratejileri olmak üzere üç tema belirlenmiştir. Araştırma bulguları görüşmelere katılan öğretmenlerin şefkat yorgunluğu belirtileri olarak değerlendirilebilecek deneyimlerden söz ettiklerini ve şefkat yorgunluğu belirtileri ile baş etme stratejileri geliştirdiklerini ortaya koymuştur. Ayrıca özel eğitim öğretmenlerinin ifadelerinde alanyazında şefkat yorgunluğu açısından riskli kabul edilen bazı faktörlerin de yer aldığını ve bu faktörlerin bazılarının OSB'ye özgü olduğunu göstermiştir. Bu araştırmanın, OSB tanısı olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğu deneyimlerine bir ışık tutarak, erken tespit ve müdahaleyle bu duruma ilişkin farkındalığı artırmayı ve öğretmenlerin çalışma koşullarını iyileştirmeyi amaçlayarak alanyazına ve uygulamaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın bulguları alayzın bağlamında tartışılarak ileri araştırma ve uygulama ortamlarına yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Özel eğitim okulu öğretmenlerinin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ve mesleki sosyal destek düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışma özel eğitim okullarında çalışan öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık düzeylerine ve mesleki sosyal destek düzeylerine etki eden değişkenlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2012–2013 eğitim-öğretim yılında İstanbul Avrupa yakasında resmi özel eğitim okullarında görev yapmakta olan 202 öğretmen oluşturmaktadır. Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan verilere göre İstanbul Avrupa yakasında 36 adet özel eğitim okulu bulunmaktadır. Araştırma ile ilgili veriler, birinci bölümünde "Kişisel Bilgi Formu" ikinci bölümde "Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve üçüncü bölümde "Öğretmen Mesleki Sosyal Destek Ölçeği" ile toplanmıştır.Araştırma verileri SPSS for Windows 15.0 istatistik paket programıyla analiz edilmiştir. Değişkenlerden normal dağılım gösteren ikili grupların (cinsiyet, medeni durum gibi) karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi, normal dağılım gösteren ikiden fazla grup (kıdem gibi) karşılaştırılmalarında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Özel Eğitim Okulu Öğretmenlerinin Psikolojik dayanıklılık düzeyleri tüm ölçek puanları incelendiğinde; Cinsiyet,Medeni Durum,Mezuniyet Alanı ve Yaşlarına göre ortalamalar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Özel Eğitim Okulu Öğretmenlerinin Mesleki Sosyal Destek düzeyleri tüm ölçek puanları incelendiğinde; Çalıştığı Kurum Türüne göre ortalamalar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, mesleki sosyal destek, özel eğitim öğretmeni, özel eğitim okulu.
Zihin engelli çocuklarla çalışan ücretli zihin engelliler sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sorunlar(İstanbul/Avcılar İlçesi)
Bu araştırmada, zihin engelli çocuklarla çalışan ücretli zihin engelliler sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sorunları belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırma öğretmenlerin gönüllü olarak katılımıyla, nitel araştırma tekniklerinden biri olan yarı- yapılandırılmış görüşmeler kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya İstanbul ilinin Avcılar ilçesinde görev yapan 16 ücretli zihin engeliler sınıf öğretmeni katılmıştır. Veriler temel düzey ve içerik analiziyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ücretli olarak çalışan öğretmenlerin her hangi bir üniversitenin, her hangi bir bölümünden ön lisans veya lisan mezunu oldukları, zihin engelli çocukların eğitimine ilişkin seminer veya hizmet içi eğitim almış olma şartının aranmadığı görülmüştür. Öğretmenler zihin engelli çocukların orta veya ağır düzeyde olmalarına göre farklı özelliklere sahip olduklarını sınıflarında zihin engelli çocuklarla birlikte zihin engeli bulunan otistik ve down sendromlu çocukların da bulunduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca, öğretmenlerin zihin engelli öğrencilere yönelik sınıf düzenlemelerini ve kullandıkları öğretim yöntemlerini öğrencinin ihtiyacına uygun biçimde yaptıkları fakat akademik beceri, soyut kavramları öğretme ve uygun olmayan davranışları düzeltmede zorlandıkları görülmüştür. Öğretmenler sınıfların yerlerinin uygun biçimde seçilmediğini, eğitim araç-gereç ve materyallerinin teminin de sıkıntılarının olduğunu belirtmişlerdir. Ailelerin çocukların eğitim sürecine katılımının yetersiz olduğu belirlenmiştir
Özel ve resmi özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin iş doyum düzeylerinin karşılaştırılması
Yapılan çalışmada özel ve resmi özel eğitim kurumlarda çalışan öğretmenlerin iş doyum düzeyleri karşılaştırılmış ve çözüm önerileri getirilmiştir. Çalışma 2013 -2014 eğitim öğretim yılında İstanbul Bakırköy'de faaliyet gösteren 10 özel ve 6 resmi özel eğitim kurumunda çalışan 126 öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin 65 özel, 61 ise resmi özel eğitim kurumlarında çalışmaktadır. Araştırma nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanılarak karma yöntemle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin iş doyum düzeyi Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde ise resmi kurumda çalışan bir kadın ve bir erkek iki öğretmen, özel kurumda çalışan bir kadın ve bir erkek olmak üzere dört öğretmenle görüşme yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda özel ve resmi özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin iş doyum düzeylerinin cinsiyet değişkeni, yaş değişkeni, medeni durum değişkeni, eğitim düzeyi değişkeni, branş değişkeni, çalışılan kurum tipi değişkeni, meslekteki hizmet süreleri değişkeni ve hizmet içi eğitimlere katılım gibi değişkenlere göre değerlendirildiğinde farklılık göstermediği; ancak özel kurum çalışanı öğretmenlerin işleri karşılığı aldıkları ücrete dair memnuniyet düzeylerinin resmi kurum çalışanlarına göre yüksek olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Özel eğitim kurumları, Özel eğitim öğretmenleri,İş doyumu
Özel eğitimde çalışan öğretmenlerin otomatik düşüncelerinin tükenmişlik düzeyi ve iş doyumu ile ilişkisi
Bilişsel Davranışçı Terapiler'de olumsuz otomatik düşüncelerin kişilerin yaşam kalitesini düşürdüğü ve hatta ruhsal bozukluklara yol açtığı bilinmektedir. İş doyumu, tükenmişlik düzeyi ile olumsuz otomatik düşünceler arasında ilişkiselliğin incelendiği bu araştırma özel eğitim öğretmenleri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, İstanbul ili sınırları içerisinde özel eğitim okullarında görev alan 164'ü kadın, 123'ü erkek olmak üzere toplam 287 öğretmen ile yapılmıştır. Örneklem rastgele örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Çalışma betimsel ve niceliksel araştırmadır. Çalışmada katılımcıların tükenmişlik düzeyi için Maslach Tükenmişlik Ölçeği, iş doyum düzeyi için Minnesota İş Doyum Ölçeği ve otomatik düşünceleri için Otomatik Düşünceler Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel yöntemler (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) ve parametrik testlerden T-Test, ANOVA ve korelasyon kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tükenmişlik düzeyi ile cinsiyet, medeni durum, mezuniyet durumu ve ekonomik düzey değişkenleri; iş doyum düzeyi ile cinsiyet, yaş, mezuniyet durumu ve ekonomik düzey değişkenleri; otomatik düşünceler ile cinsiyet, yaş, hizmet süresi, mezuniyet durumu ve ekonomik düzey değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık elde edilmiştir. Aynı zamanda otomatik düşünceler ile tükenmişlik düzeyi ve iş doyum düzeyi arasında anlamlı bir ilişki görülmüş olup otomatik düşüncelerin öğretmenlerde tükenmişlik düzeylerini ve iş doyum düzeylerini etkilemekte olduğu bulgulanmıştır. Gelecekteki araştırmalarda bu değişkenlerin diğer meslek gruplarında da test edilmesi sonuçların tekrarlanabilmesi için düşünülebilir.
Özel eğitim merkezlerinde çalışan çeşitli meslek gruplarının bilişsel esneklik ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, özel eğitim merkezlerinde görev yapan özel eğitim öğretmenlerinin, fizyoterapistlerin ve psikologların gösterdikleri bilişsel esneklik ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Bu araştırmanın örneklem grubunu 2017-2018 İstanbul İli Avrupa yakasında bulunan MEB' e bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışan özel eğitim öğretmenleri, fizyoterapistler ve psikologlar olmak üzere 116 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, Demografik Bilgi Formu, Bilişsel Esneklik Ölçeği ve Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde normal dağılmayan veriler için Kruskal Wallis H, Mann Whitney U ve Spearman Sıralama Korelasyon Katsayısı, normal dağılım gösteren veriler için T testi ve One Way Anova analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; katılımcılardan özel eğitim öğretmenleri ve psikologların bilişsel esneklik düzeylerinin fizyoterapistlerden anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcılardan özel eğitim öğretmenleri ve psikologların psikolojik dayanıklılık düzeylerinin fizyoterapistlerden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Son olarak bilişsel esneklik ölçeği puanları ile psikolojik dayanıklılık ölçeği puanları arasında pozitif yönde ve zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
İlkokul normal sınıf öğretmenleri ile özel alt sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ve tükenmişlik düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada ilkokullarda çalışan normal ilkokul sınıf öğretmenleri ve özel alt sınıf öğretmenlerinin iş doyumu, yaşam doyumu ve tükenmişlik düzeyleri karşılaştırılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul Kağıthane ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı ilköğretim okullarında çalışan 59 ilkokul özel eğitim öğretmeni ve 103 ilkokul normal sınıf öğretmeni değerlendirilmeye alınmıştır. Değerlendirmede yaşam doyumu, Minnesota iş doyumu ve Maslach tükenmişlik ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi sonucunda bazı demografik değişkenlerin iş doyumu, yaşam doyumu ve tükenmişlik düzeyinden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Özel alt sınıf öğretmenlerinin yaşam doyumu yükseldikçe iş doyumlarının da yükseldiği, yaşam doyumları yükseldikçe duygusal tükenmelerinin azaldığı, iş doyumları yüksek olan özel alt sınıf öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyinde duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt boyutunda azalma olduğu bulgulanmıştır. Normal ilkokul sınıf öğretmenlerinin yaşam doyumları yükseldikçe duygusal tükenme boyutunda düşüş olduğu, kişisel başarı boyutunda yükselme olduğu, iş doyumları yüksek olan öğretmenlerin tükenme alt boyutunda kişisel başarının yükseldiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Fakat normal ilkokul sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ve yaşam doyumu arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: özel alt sınıf, sınıf öğretmeni, iş doyumu, tükenmişlik, yaşam doyumu
Özel eğitim okullarında ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan yönetici ve öğretmenlerin paylaşılan liderlik algısı ile örgütsel bağlılık düzeyleri
Bu çalışmanın amacı, Özel Eğitim Okullarında ve Rehabilitasyon Merkezlerinde Çalışan Yönetici ve Öğretmenlerin Paylaşılan Liderlik Algıları ile Örgütsel Bağlılık Düzeylerini ortaya çıkarmaktır. Aydın ili genelinde resmi kayıt altında olan özel eğitim okullarında ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan 600 yönetici ve öğretmen evreni oluşturmaktadır. Belirlenen 600 yönetici ve öğretmene araştırmacı tarafından ulaşılmış, ölçeğin amacı ve nasıl doldurulacağı konusunda kısaca gerekli bilgi verildikten sonra ölçek uygulanmıştır. Bu gruptan 446 yönetici ve öğretmen ölçeği cevaplamıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Allen ve Meyer tarafından (1990) tarafından geliştirilen 'Örgütsel Bağlılık Ölçeği' ve Wood (2005) tarafından geliştirilen, Bostancı (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan ''Paylaşılan Liderlik Algısı Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, yönetici olarak çalışanların paylaşılan liderlik algılarının daha yüksek, öğretmen çalışanların toplam örgütsel bağlılıklarının daha yüksek, 20-25 yaş arasında yer alan öğretmen ve yönetici çalışanların paylaşılan liderlik algılarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışan yönetici ve öğretmenlerin paylaşılan liderlik algıları ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığı değerlendirildiğinde, orta düzeyde negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür.(r:-0,535,p<0.001) Paylaşılan liderlik algısı düzeyi arttıkça, örgütsel bağlılık düzeyi azalmaktadır. Örgütsel bağlılık düzeylerinde demografik özelliklerine göre istatistiksel olarak fark olmadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Özel eğitim, Paylaşılan liderlik, Örgütsel bağlılık.
Özel yetenekli öğrencilerle çalışan ve çalışmayan öğretmenlerin farklılaştırılmış öğretime ve etkili öğretmen özelliklerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Özel yetenekli öğrencilerin yeteneklerinin fark edilmesi ve zenginleştirilmesi, bireysel ve toplumsal düzeyde oldukça önemlidir. Çağdaş eğitim süreçlerinde ve özel yeteneklilerin eğitiminde farklılaştırılmış öğretimin kullanılması ve etkili öğretmen özelliklerinin işe koşulması bu konuda başarı sağlanması olasılığını artırmaktadır. Bu çalışmanın amacı özel yetenekli öğrencilerle çalışan ve çalışmayan öğretmenleri, farklılaştırılmış öğretime ve etkili öğretmen özelliklerine ilişkin görüşleri açısından araştırmaktır. Araştırmaya Türkiye genelinde 167 öğretmen katılım göstermiştir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Farklılaştırılmış Öğretime İlişkin Öğretmen Görüşleri Ölçeği ve Etkili Öğretmen Envanteri kullanılmıştır. Genel tarama modeli temel alınarak toplanan nicel veriler, non-parametrik analizler kullanılarak çözümlenmiştir Ulaşılan sonuçlara göre özel yetenekli öğrencilerle çalışan ve çalışmayan öğretmenlerin farklılaştırılmış öğretime ve etkili öğretmen özelliklerine dair görüşleri benzerdir. Öğretmenlerin belirli becerileri ve gelişim alanları alt boyutlarında ise istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitimcilerin engellilere yönelik tutumlarının incelenmesi
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitimcilerin engelli bireylere yönelik tutumlarının incelenmesi ve eğitimcilerin engellilere yönelik olumsuz düşünceleri ölçüt olarak ele alındığında eğitimcinin "cinsiyet, yaş, maddi durum, bölümü, iş tecrübesi, ailede engelli olup olmama durumu'' Bu kavramların önemi dikkate alınarak araştırmanın amacı belirlenmiştir.Araştırmanın evrenini İstanbul ilindeki Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitimciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul ilinin Beylikdüzü ilçesindeki Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde çalışıp araştırmaya katılmayı kabul eden gönüllü 55, kadın ve 149, erkek olmak üzere toplam 204, eğitimci oluşturmuştur. Araştırmada, kişisel bilgi formu ve Yetersizlikten Etkilenmiş Kişilere Yönelik Tutum Ölçeği (YEKYTÖ)kullanılmıştır. Anketler elektronik ortama aktarılarak katılımcıların soruları cevaplaması sağlanmıştır. Bu ölçekte 20 madde bulunmaktadır. Altılı likert tipi olan bu ölçekte 2, 5, 6, 11 ve 12 numaralı maddeler ters puanlanmaktadır. Kişisel bilgi formu ve e-öğrenmeye yönelik tutum ölçeğinden elde edilen veriler IBM SPSS 25,0 paket programına girilmiş ve analizler bu program aracılığı ile yapılmıştır. Veriler normal dağılım göstermemektedir. İstatistikî işlem olarak araştırma amacı doğrultusunda oluşturulan hipotezleri test etmek için Mann Whitney U ve Kruskal Wallis-H analizlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların cinsiyet, mezun olunan bölüm ve hizmet alanı değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Yaş, gelir düzeyi, eğitim durumu, mesleki tecrübe ve ailede engelli birey olup olmama durumu değişkenlerine göre ise istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.
Görme engelli okullarında görev yapan fen bilimleri öğretmenlerinin ve okul yöneticilerinin görme yetersizliği olanöğrencilerin fen eğitimine yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bireylerin içinde yaşadığı toplumda kendilerine bir yer bulmaları, ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri ve anlayışları kazanmaları ve kişiliklerinin oluşturulmasında fen bilimleri öğretmenlerinin önemli bir rolü bulunmaktadır. Fen eğitimi de öğrencilere doğal dünyayı anlama, bilimsel düşünme becerilerini geliştirme ve teknoloji ilerlemelerine uyum sağlama fırsatı sunar. Ancak görme yetersizliğine sahip öğrencilerin fen eğitimi sürecinde karşılaştıkları güçlükler, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin dikkatini çeken önemli bir konudur. Bu bağlamda görme engelliler ortaokullarında görevli fen bilimleri öğretmenleri ile okul yöneticilerinin, görme yetersizliğine sahip öğrencilerin fen eğitimine yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla görme engelliler ortaokullarında görevli toplam 14 fen bilimleri öğretmeni ile 10 okul yöneticisine ulaşılarak fen eğitim sürecinde görme yetersizliğine sahip öğrencilerin karşılaştığı problemler ve çözüm önerilerine yönelik yaptıkları görüşler değerlendirilmiştir. Araştırma durum çalışmasına göre desenlenmiştir. Bu bağlamda veriler yarı yapılandırılmış görüşme toplanarak, içerik analizi ile analiz yapılmıştır. Sonuç olarak, görme yetersizliğine sahip öğrencilerin soyut ve görsel konularda güçlük yaşadığı, ders süresinin yeterli olmadığı ve öğretim materyallerinin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Ayrıca merkezi sınavlarda okuyucudan kaynaklanan betimleme sorunu yaşadıkları, okul dışı eğitimlerle öğrencilerin sosyalleştiği, görme engelliler ortaokuluna yeni atanan öğretmenlerin eğitiminin yetersiz olduğu ve laboratuvarda deney malzemelerinin öğrencilerin yetersizlik durumuna uygun olmadığı sonuçları elde edilmiştir. Bu nedenle fen bilimleri ders içeriğinin sadeleştirilmesi, sınavlarda görevlendirilen okuyuculara eğitim verilmesi, birçok duyuya yönelik öğretim materyallerinin geliştirilmesi ve öğrencilerin yetersizlik düzeyi dikkate alınarak öğretim ortamının oluşturulması gerektiği önerilmiştir.
Özel eğitim III. kademe din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim programının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programını incelemektir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir, Şanlıurfa ve Konya illerinde bulunan ve MEB'e bağlı okullarda görev yapan 112özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, araştırmanın sorularına cevap arayışını yansıtmak amacıyla, anket ve görüşme formlarının yorumlanması esas alınarak sunulmuştur. Yapılan araştırmada tarama modellerinden karma model kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Duzcu (2015) taraflarından geliştirilen 'Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe Dersi Öğretim Programı Değerlendirilmesi Öğretmen Anketi Ölçeği'' kullanılmıştır. Faktörler; "Genel Amaçlar", "Özel Amaçlar", "Programın İçeriği", "Öğrenme Öğretme Süreci" ve "Ölçme Değerlendirme" olarak isimlendirilmiştir. Ölçek 5'li likert tipinde '' Hiç katılmıyorum, katılmıyorum, kısmen katılıyorum, katılıyorum ve tamamen katılıyorum'' formatında hazırlanmıştır. Araştırmamızın Kaiser-Meyer-Olkin ve Bartlett testi yapılarak KMO değeri 0,89 ve Cronbach Alpha değeri α =0,98 olduğu tespit edilmiştir. Bartlett sonucu ise χ2= 7788,863 olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel veriler IBM SPSS Statics 26 paket programından yararlanılarak ve frekans (f) ve yüzde (%) değerleri hesaplanarak analiz edilmiştir. Ayrıca ölçekten elde edilen verilerin yaş, cinsiyet, mezun olunan bölüm, görev süresi, görev yaptığı okul türüne göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda cinsiyete göre özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında anlamlı derecede farklılıklar oluşmamıştır. Fakat erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre programı daha uygun bulmuşlardır. Öğretmenlerinin yaşlarına göre özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında tüm yaş grubu öğretmenlerinin programın uygun olduğuna kanaat getirdikleri ancak 22-30 yaş grubunda olan ve mesleklerine yeni başlayan öğretmenler diğer yaş gruplarına göre programın uygunluğunu daha çok benimsedikleri saptanmıştır.Öğretmenlerin mezun oldukları bölüme göre özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında genel olarak özel eğitim, sınıf öğretmenliği ve eğitim bilimleri mezunu öğretmenlerin tamamı programın genel, özel, içerik. Öğrenme öğretme süreci ve ölçme değerlendirme bölümlerini uygun bulmuşlardır. Aralarında anlamlı farklılıklar oluşmamıştır. Öğretmenlerin görev sürelerine özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında ise 1-5 yıl görev yapan öğretmenler 6-10 ile 31 yıl üzeri görev yapan öğretmenlere kıyasla programın yeterli olduğunu düşündükleri saptanmıştır. Öğretmenlerin görevli olduğu kademeye göre programa bakıldığında ise Rehabilitasyonda görev yapan öğretmenlerin programı daha yeterli buldukları saptanmıştır. Diğer kademeler de genellikle programı uygun bulmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Özel eğitim, Öğretim programı, DKAB, Program değerlendirme
Özel eğitim öğretmenlerinin program okuryazarlığı, öz yeterlik inançları ve öğretim programına bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı özel eğitim öğretmenlerinin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve öğretim programına bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bunaekolarakçalışmada, öğretmenlerin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve öğretim programına bağlılık düzeylerinin çeşitli demografik değişkenlere (cinsiyet, eğitim durumu, görev yapılan okul türü, bulundukları coğrafi bölge, mezuniyet alanı ve ailede/yakın çevrede engelli bireylerin olması durumları) göre nasıl değiştiği de analiz edilmiştir. Çalışmaya2022-2023eğitim öğretimyılındaTürkiye'nin yedi farklı bölgesinde bulunan MEB'e bağlı okul ve kurumlarda çalışan 437 özel eğitim öğretmenikatılmıştır. Araştırmadakullanılanverilerintoplanması amacıyla; Demografik Bilgi Formu, Öğretmen Öz Yeterlik İnancı Ölçeği, Öğretmenlerin Program Okuryazarlık Ölçeği ve Öğretim Programına Bağlılık Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler,bağımsız örneklem t-testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal Wallis testi, çoklu regresyon analizleriuygulanmıştır. Yapılananalizlersonucunda; özel eğitim öğretmenlerinin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeylerinin iyi düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Program okuryazarlık ve öz yeterlik inanç düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı, programa bağlılık düzeyinin ise cinsiyete göre kadınların lehine farklılaştığı saptanmıştır. Program okuryazarlık ve programa bağlılık düzeyinin eğitim durumuna göre farklılaşmadığı, öz yeterlik inanç düzeyinin ise lisansüstü mezunların lehine farklılaştığı belirlenmiştir. Program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin ailesinde veya yakın çevresinde engelli birey bulunması durumuna göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı belirlenmiştir. Program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin okul türüne, mezuniyet alanına ve coğrafi bölgelere göre anlamlı farklılaşmanın olduğu saptanmıştır. Program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin birbiriyle yüksek düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Son olarak öğretmen öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin program okuryazarlığın yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın bulguları özel eğitim öğretmenlerin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve program bağlılık düzeylerinin birbiriyle olan ilişkisinin dikkate alınmasının önemini göstermektedir.
Bursa İli özel eğitim merkezlerinde görev yapan uzmanların iş stresi ve iş doyumlarının incelenmesi
Bu çalışma, özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde engellilere hizmet veren uzman profesyonellerin iş stres ve doyum düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma Bursa ilinde on özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde yapılmış, analizler çalışmaya gönüllü olarak katılan 150 uzman profesyonel üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmada, "İş Stresi" ve "Minnesota İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Bursa ilinde 150 katılımcının % 63'ü Öğretmen, % 9'u Çocuk Gelişim Eğitmeni, % 13'ü Fizyoterapist, % 8'i Psikolog, % 7'si Sosyal Hizmet Uzmanı'dır. Stres ölçeği ile iş doyumu ölçeğinin ilişkilerin tümünün anlamlı ve negatif yönde oldukları görülmüştür. İş doyumu ölçeğinin alt boyutlarının ise, kendi aralarında pozitif ve oldukça yüksek düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür.
Lise düzeyindeki özel eğitim okullarında çalışan öğretmenlerin mahremiyet eğitimine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Araştırmada lise kademesindeki özel eğitim okullarında görev yapan özel eğitim öğretmenlerinin, branş öğretmenlerinin ve rehber öğretmenlerin öğrencilerinin mahremiyet eğitimleri ile ilgili görüşlerini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda araştırma, olgubilim (fenomenolojik) deseni kullanılarak yürütülmüştür. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılında lise kademesindeki özel eğitim okullarında görev yapan öğretmenler ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcı grubunu amaçlı örnekleme yoluyla seçilen 19 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın verileri "Görüşme Formu" kullanılarak yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla yüz yüze toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan içerik analizi sonucunda altı tema ve 18 alt tema ortaya çıkmıştır. Verilerin güvenirliğinin sağlanması amacıyla birbirinden bağımsız iki araştırmacı tarafından veriler kodlamış ve yapılan kodlamalar sonrasında karşılaştırılmıştır. Buna göre kodlayıcılar arasındaki güvenirlik %93,2 olarak bulunmuştur. Araştırmanın bulguları incelendiğinde; özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimli öğrencilere mahremiyet eğitimi vermesi, rehber öğretmenlerin süreçte öğretmenlere ve ailelere yol gösterici olması, branş öğretmenlerinin mahremiyet eğitimi eksikliğinden kaynaklı olarak ortaya çıkan problem davranışlara anlık olarak uygun müdahalelerde bulunması şeklinde öğretmenlerin görev ve sorumluluklarının ifade edildiği görülmektedir. Ayrıca öğretmenlerin özel gereksinimli öğrencilerinde mahremiyet eğitimi eksikliğinden kaynaklı olarak ortaya çıkan problem durumlar karşısında kullanılması gereken davranış değiştirme yöntemlerinde yetersiz bilgi düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında lise kademesindeki özel eğitim okullarında çalışan tüm öğretmenlerin öğrencilerine yönelik mahremiyet eğitimini işlevsel olarak kullanmaları için teorik ve pratik eğitim almalarının gerekliliği ortaya koyulmuştur.
Zihin engelliler iş okullarındaki öğretmenlerin mesleğe hazırlık etkinlikleri ve öğrencilerin mesleki yeterliklerine ilişkin görüşleri
Bu araştırma ile zihin engellilere yönelik iş okulları atölyelerinde görevli eğitici personelin, mesleğe hazırlık becerilerine yönelik etkinliklerine yer verme durumlarının ve atölye öğretmenlerinin, son sınıf öğrencilerinin mesleğe hazırlık becerilerindeki yeterlik düzeyleri ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Marmara Bölgesi'ndeki beş iş okulunun atölyelerinde görevli 15'i atölye öğretmeni olmak üzere 25 eğitici personel ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma betimsel bir çalışmadır. Eğitici personelin %51,14'ü zihin engelli öğrencilerin öğretim programlarında mesleğe hazırlık becerilerine yönelik etkinliklere sık sık; %40,57'si bazen yer vermekte; %8,29'u ise hiç yer vermemektedir. Mesleğe hazırlık becerilerinde atölye öğretmenlerinin %37,7'si öğrencileri yeterli; %42,17'si kısmen yeterli ve %20,13'ü ise yetersiz olarak görmektedir.
Eskişehir ilinde otistik çocuklarla çalışan özel eğitim öğretmenlerinin yaşadıkları sorunlar ve sorunların çözümüne ilişkin görüşleri
Bu arastırmanın amacı, Eskisehir ilinde bulunan otistik çocuklarla çalısan özel egitim ögretmenlerinin; (a) otistik çocukların özellikleri, (b) otistik çocuklarla çalısırken yasadıkları sorunlar ve (c) yasadıkları sorunların çözümüne yönelik yaptıkları çalısmalarla ilgili görüs ve önerilerini almaktır. Niteliksel olarak desenlenmis bu arastırmada, Eskisehir'de farklı kurumlarda çalısan ve gönüllü olarak arastırmaya katılan 16 ögretmenle yarı-yapılandırılmıs görüsmeler gerçeklestirilmistir. Yapılan görüsmeler için önceden görüsme formu hazırlanmıstır. Ögretmenlerin tümü ile ayrı ayrı uygun oldukları gün, saat ve yerde görüsmeler gerçeklestirilmis ve görüsmeler ses kayıt cihazı ile kaydedilmistir. Daha sonra dökümleri yapılan görüsmeler, betimsel olarak analiz edilerek bulgular sayısallastırılmıs ve niceliksel olarak sunulmustur. Arastırmanın sonucunda elde edilen bulgularda, ögretmenlerin hiçbirinin otistik çocukların egitimine yönelik ders almadıgını ve bir kısmının otistik çocukların egitimine yönelik seminer ya da hizmet içi egitimlere katıldıklarını belirttikleri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, ögretmenlerin otistik çocukların en belirgin davranıssal özelliklerine iliskin çesitli görüsleri oldugu belirlenmistir. Ögretmenler otistik çocuklara yönelik sınıf ortamında yaptıkları düzenlemelere, otistik çocuklarla sınıfta gerçeklestirdikleri etkinlikler sırasında kullandıkları ögretim yöntemlerine, yöntemlerin etkililigine ve ögretimini yaptıkları becerilerin ve kavramların günlük yasamda islevsel olarak kullanımına yönelik yaptıkları çalısmalara iliskin birbirinden farklı görüsler belirtmislerdir. Bunlara ek olarak, ögretmenlerin büyük çogunlugu yeni kaynaklarda yer alan yöntemler hakkında bilgi edinmek istediklerini ve ayrıca, destek hizmetlere gereksinimleri oldugunu da belirtmislerdir. Arastırma kapsamında elde edilen bulgular, ögretmenlerin otistik çocuklarla çalısmalarına iliskin çesitli önerilerin gelistirilmesini saglamıstır. Öneriler arasında en fazla göze çarpanı, ögretmen yetistiren programlarda otistik çocuklara uygulanılabilecek yöntemlere iliskin derslere yer verilmesidir. Ayrıca, otistik çocukların ailelerine yardımcı olabilecek destek hizmet verilmesi ve bu hizmetlerin degerlendirilmesi de öneriler arasında yer almaktadır.
Rehber ögretmenlerin özel eğitimde psikolojik danışma ve rehberliğe ilişkin öz yeterlik algıları
Bu arastırma ile rehber ögretmenlerin özel egitimde psikolojik danısma ve rehberlige iliskinöz yeterlik algıları ele alınmıstır. Arastırmada ilk olarak arastırmacı tarafından ?RehberÖgretmen Özel Egitim Öz Yeterlik Ölçegi (RÖ-ÖEÖYÖ)? gelistirilmis ve gelistirilen ölçegingeçerlik ve güvenirligi sınanmıstır. Daha sonra rehber ögretmenlere iliskin bazı degiskenlere(cinsiyet, yas, mesleki deneyim, özel egitim deneyimi ve uzman destegi) göre rehberögretmenlerin öz yeterlik algıları arastırılmıstır. Arastırmanın katılımcılarını Denizli,Diyarbakır ve Eskisehir illerinde görev yapan 158'i kadın 119'u erkek toplam 277 rehberögretmen olusturmustur. Katılımcıların cinsiyet, yas ve deneyimlerine iliskin bilgilerarastırmacı tarafından hazırlanan kisisel bilgi formu ile toplanmıstır.Gelistirilen ölçegin geçerligi kapsam ve yapı geçerligi analizleri ile güvenirligi ise test-tekrartestve iç tutarlılık (cronbach alfa) analizleri sınanmıstır. Güvenirlik ve geçerligine iliskinyapılan analizler RÖ-ÖEÖYÖ'nün rehber ögretmenlerin özel egitimde psikolojik danısma verehberlige iliskin öz yeterlik algılarını belirlemede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir birölçek oldugunu desteklemektedir. Bulgular; rehber ögretmenlerin özel egitimde psikolojikdanısma ve rehberlige iliskin öz yeterlik algıları ile cinsiyet ve yas degiskenleri arasındaanlamlı bir iliski vermemistir. Bununla birlikte, rehber ögretmenlerin mesleki deneyimsüreleri, mezun oldukları lisans programı, özel egitim deneyimleri ve aldıkları uzman destegiile öz yeterlik algılama düzeyleri arasında anlamlı iliski bulunmustur.Anahtar Kelimeler: Özel egitim, Öz yeterlik, Rehber ögretmen (Okul psikolojik dan
Zihin engelliler öğretmenlerinin öz yeterlik algıları ve stres düzeyleri arasındaki ilişki
Bu arastırmada, zihin engelliler öğretmenlerinin öz yeterlik algıları ile stres düzeyleri vebunlar arasındaki iliski incelenmistir. Arastırmada ayrıca zihin engelliler öğretmenlerininöz yeterlik algılarını ve stres düzeylerini devlet veya özel özel eğitim kurumunda çalısma,kıdem yılları ve günlük çalısma süreleri gibi değiskenlerin etkileyip etkilemediğiarastırılmak istenmistir.?liskisel tarama modeli ile desenlenen bu arastırmanın katılımcılarını, Eskisehir ilinde tümdevlet okulları ve özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapmakta olanzihin engelliler öğretmeni statüsünde çalısanlar olusturmustur. Çalısma kapsamında yasları24 ile 57 arasında değisen; 101'i bayan 25'i erkek olmak üzere toplam 126 katılımcıdanveri toplanmıstır. Ancak yapılan incelemelerde bos bırakılan ya da yanlıs doldurulanlarçalısma kapsamından çıkarılmıstır. Analizler 70'i bayan, 21'i erkek olmak üzere toplam 91katılımcı ile gerçeklestirilmistir. Arastırmada zihin engelliler öğretmenlerinin öz yeterlikalgısı düzeyleri Diken (2004) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ?Öğretmen YeterlikÖlçeğinin öz yeterlik alt ölçeği ile stres düzeyleri ise Day (1992) tarafından Türkçe'yeuyarlanan ?Stres Audit Ölçeği? ile elde edilmistir. Zihin engelliler öğretmenlerinin kıdemyılları, günlük çalısma süreleri ve çalıstıkları kurum ile ilgili bilgiler ise arastırmacıtarafından hazırlanan ?Kisisel Bilgi Formu? ile elde edilmistir.Arastırmada veri toplama araçları ile elde edilen bilgilerin çözümlenmesi ?SPSS 16.0 forWindows? paket programı ile bilgisayar ortamında gerçeklestirilmistir. Verilerin analizisırasında betimleyici istatistiklerin yanı sıra, Pearson Momentler Çarpımı KorelasyonKatsayısı (r) ve t-test kullanılmıstır. Analizlerde öncelikle varyansların homojen olup olmadığı Levene Testi ile belirlenmistir. ?statistiksel çözümlemeler için anlamlılık düzeyi.05 olarak alınmıstır.Arastırmada elde edilen bulgular katılımcıların büyük çoğunluğunun hem öz yeterlik algısıdüzeylerinin hem de stres düzeylerinin yüksek ayrıca zihin engelliler öğretmenlerinin özyeterlik algıları ile stres düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif yönde bir iliski olduğubelirlenmistir. Zihin engelliler öğretmenlerinin özel ya da devlet okullarında çalısmalarınagöra öz yeterlik algılarında farklılığa yol açtığı belirlenmistir. Arastırmada zihin engellileröğretmenlerinin öz yeterlik algıları ve stres düzeyleri ile kıdem yılları ve günlük çalısmasüreleri arasında istatistiksel yönden anlamlı bir iliski olmadığı ayrıca devlet okulları veyaözel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalısmanın zihin engelliler öğretmenlerininstres düzeyinde anlamlı bir farklılığa yol açmadığı belirlenmistir.
Sınıfında özel gereksinimli öğrencisi olan okul öncesi öğretmenlerinin doğal öğretim sürecine ilişkin bakış açılarının incelenmesi
Özel gereksinimli öğrencilerin gereksinimleri doğrultusunda düzenlemelerin yapıldığı ve akranlarıyla bir arada olabilecekleri ortamlarda eğitim almaları en doğal haklarıdır. Kaynaştırma uygulamaları sırasında tüm çocukların gereksinimlerini karşılayabilecek öğretim programlarının kullanılması önerilenler arasındadır. Önerilen yaklaşımlardan biri Doğal Öğretim Süreci (DÖS)'dir. DÖS, özel gereksinimli veya risk grubunda yer alan küçük çocukların beceriler kazanmasına ve kazanılan becerileri pekiştirmesine olanaklar sunan, öğretimin çocuğun günlük doğal yaşantısı içinde (okul ortamı için rutin, etkinlik ve geçişler, ev ortamı ve diğer doğal ortamlar) sunulduğu öğretimsel bir süreçtir. Bu araştırmada, sınıfında özel gereksinimli öğrencisi olan okul öncesi öğretmenlerinin DÖS'e ilişkin bakış açılarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma verileri nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında Eskişehir il merkezinde bulunan üç anasınıfı ve üç anaokulunda görev yapmakta olan 15 okul öncesi öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler tümevarım yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, okul öncesi öğretmenlerinin DÖS'ün temel özellikleri arasında yer alan çocuğun liderliğini ve ilgisini izlemeye yönelik bir bakış açısına sahip olduklarını göstermektedir. Yapılan görüşmeler sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin özel gereksinimli öğrencilerine yönelik öğretimsel amaç belirlemede ve Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı hazırlamakta güçlükler yaşadıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Diğer yandan, okul öncesi öğretmenlerinin aileler ve uzmanlarla işbirliği yapma konusunda yetersizliklerinin olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular okul öncesi öğretmenlerinin DÖS'de kullanılan strateji ve teknikleri, çevresel düzenlemeleri, ipuçlarını kısmen kullandıkları; ancak, kullanılan strateji ve tekniklerin sistematik bir şekilde kullanılmadığını ve öğretmenlerin bu konular hakkında eğitim gereksinimlerinin olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğal Öğretim Süreci, Özel Gereksinimli Öğrenci, Okul Öncesi Eğitim, Kaynaştırma Eğitimi
Kaynaştırma ortamında eğitim alan ı̇şitme engelli öğrencilere destek özel eğitim hizmeti sunan eğitimciye yönelik mentörlük sürecinin ı̇ncelenmesi
Öğretmenlikte mesleki gelişim; öğretmenlerin bilgi, beceri, değer ve tutumlarının gelişimini destekleyen, etkili öğrenme ve öğretme ortamlarının gelişimini sağlayan bir süreçtir. Öğretmenlerin meslek yaşamı boyunca hızlı ve sürekli gelişen akademik ve teknolojik yeniliklere uyum sağlayabilmeleri için planlı ve sistematik olarak yürütülen mesleki gelişim çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Son yıllarda, bu ihtiyaçlar sonucu sürekli mesleki gelişim kavramının ortaya çıktığı ve bu doğrultuda farklı düzenlemelerin bulunduğu bilinmektedir. Bu düzenlemelerden biri öğretmenlere yönelik mentörlük hizmetidir. Bu doğrultuda, ülkemizde özel eğitim öğretmenlerinin kuramsal bilgilerini ve öğretmenlik uygulamalarını geliştirmeye yönelik sunulan mentörlük hizmetinin, eğitim uygulamalarının niteliğini arttıracağı düşünülmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de kaynaştırma uygulamaları hızla yaygınlaşmaktadır. Bu araştırma sonuçlarının, destek özel eğitim hizmetlerinde çalışacak öğretmenlere sunulan mentörlük hizmeti uygulamalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, kaynaştırma ortamında eğitim alan işitme engelli öğrencilere destek özel eğitim hizmeti sunan eğitimcinin mesleki gelişimine yönelik mentörlük sürecinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, destek özel eğitim hizmeti sunan eğitimciye yönelik mentörlük sürecinin nasıl gerçekleştirildiğine, mentörlük sürecinin paydaşlara katkılarına ve sürece yönelik katılımcıların görüşlerine odaklanılmıştır. Araştırma, mentörlük sürecinin sistematik, yansıtıcı ve döngüsel bir bakış açısıyla incelenmesi amacıyla eylem araştırması şeklinde desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları mentör olarak araştırmacı, destek eğitim odası öğretmeni, genel eğitim okulunda ilkokul dördüncü sınıfa giden işitme engelli iki öğrenci, tez danışmanı, işitme engellilerin eğitimi alanında uzman üç öğretim üyesinden oluşan geçerlik komitesi üyeleri ve genel eğitim sınıf öğretmenidir. Araştırma verileri; öğretmenin destek özel eğitim hizmetlerine yönelik uygulamaları, mentör ve öğretmenin görüşme kayıtları, geçerlik komitesi toplantıları kayıtları kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca veri toplama sürecinde; ders planları, araştırmacı günlüğü, arşiv belgeleri ve toplantı tutanaklarından yararlanılmıştır. Veriler, araştırma sürecinde ve sonrasında araştırmacı ve geçerlik komitesi üyeleri tarafından sistematik ve eleştirel bir şekilde analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; sürecin hazırlık, pilot uygulama, eşgüdümlü çalışma ve gelişim aşamalarından oluştuğu ortaya çıkmıştır. Hazırlık aşamasında, işitme engelliler öğretmeninin kaynaştırma ortamında çalışması bağlamında yeterlikleri alanyazından yola çıkılarak gözden geçirilmiştir. Hazırlık aşamasının ardından gerçekleşen pilot uygulama aşamasında, hem mentör hem de destek hizmet sunacak öğretmen ile sorunlar ve gereksinimler belirlenmiştir. Sonraki aşamada, mentör ile öğretmenin uygulamaları eş zamanlı gerçekleşmiştir. Bu son aşamada, mentörün planlamaya bakış açısını zenginleştirme, odaklanacağı geri bildirimleri seçme, stratejilere yönelik geri bildirim verme açısından gelişim gösterdiği ortaya çıkmıştır. Destek hizmet sunan öğretmenin ise destek özel eğitim hizmetini planlama, uygulama ve değerlendirme alanlarında gelişim gösterdiği görülmüştür. Araştırma bulgularından yola çıkılarak kaynaştırma ortamlarında görev yapacak öğretmenlerin mesleki gelişim süreçlerinin, bireysel gereksinimlere odaklı bir şekilde desteklenmesi gerektiği önerilebilir. Ayrıca mesleki gelişim yaklaşımı olarak mentörlük yeterliklerinin belirlenerek uygulamaların yaygınlaşmasına yönelik düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Mesleki gelişim, mentörlük, destek eğitim odası öğretmeni, işitme engelli öğrenci, kaynaştırma, eylem araştırması.
Öğretmenlerin özel eğitim sınıflarında yardımcı teknoloji kullanımına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Ankara ve Eskişehir illerindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul ve ortaokullardaki özel eğitim sınıflarında, özel eğitim iş ve uygulama merkezlerinde ve özel eğitim mesleki eğitim merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin sınıflarında kullandıkları yardımcı teknolojilere ilişkin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma, 414 özel eğitim öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Yardımcı Teknoloji Kullanım Anketi kullanılmıştır. Veriler istatistiksel olarak analiz edilmiş, frekans ve yüzdelik dağılımları hesaplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, amaçlar doğrultusunda non-parametrik testlerden Ki-Kare testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre çalışmaya katılan öğretmenlerin, yardımcı teknoloji kullanımının ankette yer alan bazı alt konularına ilişkin görüşleri cinsiyet, eğitim durumu, eğitim ortamı, lisans eğitimi sırasında yardımcı teknoloji eğitimi alma, internet ve bilgisayar teknolojileri ile ilgili olma, yardımcı teknolojiyle ilgili eğitime katılma, yardımcı teknolojilerden faydalanma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu yardımcı teknolojileri kullanmada kendilerini yeterli hissetmediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerin en çok kullandıkları ve kullanışlı buldukları cihazlar, akıllı telefon, tablet, akıllı tahta ve dizüstü bilgisayar olarak belirlenmiştir.
Özel eğitim öğretmen adaylarının ve öğretmenlerinin öz-yeterlik algıları ile kaygı ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada, özel eğitim öğretmen adaylarının ve özel eğitim öğretmenlerinin yeterlik algıları ile kaygı ve tükenmişlik düzeyleri çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir. Katılımcıları, 212 erkek, 416 kadın özel eğitim öğretmen adayı ve özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, "Kişisel Bilgi Formu", araştırmacı tarafından geliştirilen "Özel Eğitim Öğretmenliği Yeterlik Anketi", Spielberger ve arkadaşları (1970) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlaması Öner ve Compte (1983) tarafından yapılan "Sürekli Kaygı Ölçeği" ve Yellice-Yüksel, Kaner ve Şekercioğlu (2008) tarafından geliştirilen "Öğretmen Mesleki Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma modeli betimsel-bağıntısal olan bu araştırmada veriler SPSS 23 paket programı ile analiz edilmiştir. Betimsel analizlerin yanında, t testi, Anova ve Correlasyon analizleri de yapılmıştır. Araştırmanın bulgularında, yeterlik algısı puan ortalamalarına bakıldığında eğitim durumu, lisans programı ve okul türü değişkenlerinden elde edilen farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Kaygı puanları incelendiğinde cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, lisans programı, meslekte geçen yıl ve okul türü değişkenlerinden elde edilen puan ortalama farklarının anlamlı olduğu görülmektedir. Tükenmişlik puan ortalamalarına bakıldığında, cinsiyet değişkeni puan ortalamasının anlamlı olduğu görülmektedir. Yeterlik, kaygı ve tükenmişlik puan ortalamaları ilişkisel olarak incelendiğinde, yeterlik ile kaygı ve tükenmişliğin negatif yönlü bir ilişkisinin olduğu görülmektedir. Yeterlik arttıkça kaygı ve tükenmişlik azalmaktadır. Anahtar Sözcükler: Özel eğitim, Yeterlik, Kaygı, Tükenmişlik, Özel eğitim öğretmenliği