Story
715 theses under this subject heading
Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve hikayeciliği
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Türk edebiyatında romanlarıyla ün kazanmış biri olsa bile hikâye türünde de çok sayıda eserler vermiş bir sanatçıdır. İlk eserlerini İkinci Meşrutiyet'in ilanının ardından veren sanatçı, seksen beş yıllık ömründe Türk edebiyatının çeşitli dönemlerine şahit olmuş ve güçlü kalemi ile her türlü toplumsal gelişmeyi eserlerinde yansıtmaya çalışmıştır. Hikayecilik dönemi, İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'in ilanına kadar süren yazarın aynı zamanda Fecr-i Ati topluluğuna mensup olduğu da bilinmektedir. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı gibi gelişmeler sebebiyle Yakup Kadri'nin hem düşünceleri hem de edebi zihniyeti, buna paralel olarak da hikayeleri yavaş yavaş değişime uğrar. Hikayeciliğinin ilk yıllarında daha bireysel temaları işleyen Karaosmanoğlu, bilahâre Mütareke ve Milli Mücadele Dönemlerinde savaşın toplum üzerindeki tahribatına dair daha yeni hikayeler kaleme alır. Karaosmanoğlu'nun hem kendisinde hem de Türk edebiyatındaki değişimlerin izinin en rahat sürülebildiği metinler olan hikayeleri, bugüne kadar romanlarının gölgesinde kalmış ve bütüncül bir bakış açısıyla üzerinde tez seviyesinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, Yakup Kadri'nin hikayeciliği dönem atmosferine bağlı olarak değerlendirilmiş ve hikayeleri toplu bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İkinci Meşrutiyet Dönemi, Fecr-i Ati, Hikaye, Türk tarihi, Milli Mücadele Dönemi.
Sabahattin Ali'nin "Beyaz Bir Gemi, Portakal, Katil Osman, Böbrek" adlı hikayelerinde kelime grupları
Bu çalışmada Sabahattin Ali'nin "Sırça Köşk" adlı eserindeki "Beyaz Bir Gemi, Portakal, Katil Osman, Böbrek" adlı hikâyelerde yer alan kelime grupları yapıları ve cümle içindeki görevleri bakımından tasnif edilerek incelenmiştir. Öncelikle hikâyelerin yazarının hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra dilbilimcilerin görüşlerinden de faydalanarak "kelime grubu"nun tanımı ve özellikleri verilerek örneklendirilmiştir. Söz konusu hikâyelerde geçen belirtili isim tamlaması, belirtisiz isim tamlaması, takısız isim tamlaması, aitlik, bağlama, birleşik fiil, birleşik isim, edat, isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil, kısaltma grupları, sayı, sıfat tamlaması, tekrar, unvan ve ünlem grupları tanımlanarak yapıları ve cümle içinde kullanıldıkları görevleri bakımından tasnif edilerek örneklendirilmiştir. Böylece Sabahattin Ali'nin "Beyaz Bir Gemi, Portakal, Katil Osman, Böbrek" adlı hikâyelerinde geçen kelime grupları tahlil edilerek Türkiye Türkçesi söz diziminin ayrıntılarıyla anlaşılmasına katkıda bulunulması amaçlanmıştır.
Ferit Edgü'nün kısa hikâyelerinde söz dizimi incelemesi
Bu çalışma, Ferit Edgü'nün öykülerinin dil ve üslubunu söz dizimi bakımından incelemeyi ve sonuç olarak yazarın dili hakkında değerlendirmelerde bulunmayı amaçlamaktadır. Edgü'nün "Leş toplu öyküler" eserinin incelenmesi Türkçenin sözdizimsel işleyişinin betimlemesine katkı sağlayacaktır. Çalışmanın kapsamını Edgü'nün 1953-2002 yılları arasında yazdığı öykülerini içeren "Leş toplu öyküler" kitabı oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda belge inceleme ve fişleme yöntemi ile kelime gruplarının sınıflandırılması ve adlandırılması, cümlede yüklem, özne, nesne, zarf tümleci, yer tamlayıcı ögeleri belirleyen kıstasların neler olduğu üzerinde durulmuştur. Cümleler, yüklemine, anlamına, unsurlarının sıralanışına göre gruplara ayrılıp Ögelerine ayrıldıktan sonra kelime grupları kendi içerisinde tasnif edilip cümle içerisindeki kullanışları dikkate alınarak incelemelerde bulunulmuştur. Giriş bölümünde tezin konusu, amacı ve önemine değinilmiş ve sonrasında Ferit Edgü'nün hayatı, sanat anlayışı ve eserleri ele alınmıştır. Kelime Grupları bölümünde söz konusu gruplar hakkında bilgi verilmiş, bu gruplar ele alınırken cümlede hangi görevle kullanıldıkları öykülerden örneklerle gösterilmiştir. Cümle bölümünde, cümlelerin sınıflandırılması konusunda bazı araştırmacıların görüşlerine yer verilip, cümleler türüne, yerine, yapılarına ve anlamlarına göre değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise Ferit Edgü'nün dili ve üslubu hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç olarak, Ferit Edgü'nün gelecekteki insanın kaygılarına yer verirken biçimsel ve dilsel olarak zengin bir anlatım tekniğinden yararlandığı görülmüştür. Yapıtlarında ses, biçim, anlatım, kurgu biçimsel ve dilsel kaygıların kendine has olması, olay ve durumları anlatırken gereksiz tek bir sözcük kullanmaması ve yapmacıklıktan uzak durması Edgü'nün dilinin öne çıkan biçimsel özelliklerindendir.
Sabahattin Ali öykülerinin çocuk edebiyatı ilkeleri ve Türkçe eğitimi açısından incelenmesi
Dilin güzel ve etkili kullanıldığı edebî metinlerden yararlanmak Türkçe eğitiminin hedeflerine ulaşması için büyük öneme sahiptir. Edebiyatımızın önemli yazarı olan Sabahattin Ali'nin öyküleri, bu hedeflere ulaşmayı kolaylaştıracak niteliktedir. Bu çalışmada Sabahattin Ali öyküleri, çocuk edebiyatı ilkeleri açısından incelenmiş ve bu öykülerin Türkçe eğitimine olası katkıları üzerinde durulmuştur. Yazarın yayımlanan beş kitabında (Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya, Sırça Köşk) yer alan altmış öykü içinden uzman görüşü alınan on yedi öykü, çalışmada çocuk edebiyatının yapı ölçütlerine (izlek, karakter ve kahraman, dil ve anlatım, ileti, çevre) göre değerlendirilmiştir. Bu on dört öykü, Türkçe ders kitabında yer alabilecek uzunluğa göre sadeleştirilmiş/düzenlenmiştir. Üç öyküde böyle bir işleme gerek duyulmamıştır. Bu öyküler, tematik bir yaklaşımla dört temel dil becerisi ve dilbilgisi kazanımlarını gerçekleştirebilecek etkinliklerle sunulmuştur. Çocuk edebiyatı ve Türkçe eğitimi açısından işlevsel olmayan kırk üç öykünün özetine çalışmanın sonunda yer verilmiştir. Nitel modeldeki bu araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Veriler nitel içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Öykülerin iletileri, soyut işlemler dönemindeki çocukların düzeyine yakın olduğu için 7. ve 8. sınıf öğrencilerine uygun görülmüştür. Etkinlikler ve hazırlık çalışmaları da bu sınıf seviyelerine göre hazırlanmıştır. Çalışmanın Türkçe eğitiminde materyal geliştirme çalışmalarına katkı sunması beklenmektedir. Anahtar Sözcükler: Çocuk edebiyatı, Türkçe eğitimi, Öykü, Sabahattin Ali
Orhan Kemal hikâyelerinin çocuk edebiyatı ilkeleri açısından incelenmesi
Toplumların geleceğe açılan kapısı durumundaki çocukların önem kazanması, edebi ürünlerin de içeriğini değiştirmiştir. Bu bağlamda çocukların sanat eserine ne şekilde dâhil edilmesi gerektiği sorusu ortaya çıkmıştır. Orhan Kemal, toplumcu gerçekçi edebi görüşe uygun eserler vermiştir. Bu araştırmanın amacı da Orhan Kemal'in Elli Kuruş Çikolata, Farecik-Uyku, İnci'nin Maceraları ve Aslan Tomson-Köpek Yavrusu kitaplarındaki hikâyelerinin çocuk edebiyatı ilkeleri açısından incelenmesidir. Yazar, kahramanlarını küçük çevrelerin küçük insanlarından seçmiştir. Her yaştan karakterler yaratan Orhan Kemal, bazen küçük bir çocuğu bir hikâyenin ana kahramanı yapabilmiştir. Bu çalışmada yazarın yukarıda sözü edilen hikâyelerindeki çocuk kahramanlarının yaşayışları ve bunların çocuk edebiyatına uygunluğu irdelenmiştir. Çocuk edebiyatının özellikleri, hikâyelerinin içeriklerine uygun bir sınıflandırma ile verilmiştir. Araştırma tamamlandığında Orhan Kemal'in çocuk edebiyatı alanına katkısı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Orhan Kemal'in Sanat Anlayışı, Çocuk, Çocuk Edebiyatı
Ayfer Tunç'un öykülerinde baba figürünün etkileri
Türk edebiyatında 1980 sonrasının önemli yazarlarından Ayfer Tunç; roman, öykü ve yaşantı türlerindeki eserleriyle ön plana çıkmaktadır. Çağdaş bir yazar olarak son yıllarda yayımladığı romanlarıyla dikkat çeken Tunç, edebiyat dünyasına öyküleriyle adım atmıştır. İlk öykü kitabı Saklı ile 1989 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü kazanması, bu türdeki başarısını göstermektedir. Öykülerinde yenilikçi bir üslup tercih eden yazar, kişilerini özenle seçmiş ve titizlikle işlemiştir. Bu anlamda bilinçli bir şekilde baba figürlerine temel çatışmayı tetikleyecek roller yüklemiştir. Çalışmada Ayfer Tunç'un öykülerinde, yer alan baba figürü incelenmiştir. Öykülerde baba figürünün psikolojik ve toplumsal açıdan sıkça yer aldığı tespit edilmiştir. Yazarın küçük yaşta babasını kaybetmesi, babasız büyümesi ve duyduğu özlem; iki otobiyografik öyküsünde kendi babasına genişçe yer vermesini sağlamıştır. Çalışmanın girişinde Tanzimat'tan günümüze dek uzanan Türk öykücülüğünün panoraması çizilmiştir. Böylelikle Türk öykücülüğünün geçirdiği değişimlere dikkat çekilmiştir. Birinci bölümünde yazarın hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında detaylı bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, yazarın beş öykü kitabında yer alan tüm öyküler özetlenmiştir. Yazarın tüm öykülerini topluca özetleyen bir çalışma bulunmadığından bu yola başvurulmuştur. Tüm öykülerinin özetlenmesiyle edebiyat bilimine katkı verildiği gibi kurgusunda baba figürünün bulunduğu öyküler ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde baba ve baba kimliğinin sözcük ve ıstılahı manaları açıklanmakta; babalığın toplumsal ve psikolojik temelleri sorgulanmaktadır. Aynı yerde baba kimliğinin dinî ve edebî metinlerde yer alış biçimine dikkat çekilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise Ayfer Tunç'un öykülerinde yer alan baba figürleri tasnif edilmiştir. Baba figürlerinin olay örgüsündeki otoritesi, psikolojik ve toplumsal yansımaları ve bunların öykülere etkileri ortaya çıkarılmaktadır.
Çocuk edebiyatı eserlerine psikanalitik bir yaklaşım (Roald Dahl'ın çocuk kitapları örneği)
Yirminci yüzyılda Sigmund Freud'un yarattığı etkiyle bir bilim haline gelen psikanaliz, sanat-edebiyat yapıtlarının eleştirisinde büyük yer tutmuştur. Freud, sanatçının yaratma eylemi ile nevroz arasında sıkı bir ilişki bulmuş ve bilinçaltının yaratmadaki rolünü belirlemeye çalışmıştır. Yaratıcılığı gündüz düşlerine benzeten Freud; kendini gerçekleştirme olanağı bulamayan eski bir isteğin, tatmin edilmemiş arzuların, itilerin hayal dünyasında tatmin yolları aradığını ileri sürmüştür. Bu bakımdan edebi yapıtlar, yaratıcılarının gündüz düşlerini yansıtan somut bir belge niteliği taşımaktadır. Çağdaş psikanalize yön veren isimler arasında yer alan Jacques Lacan, bilinçdışının bir dil gibi yapılandığını söyler. Lacan, Freud'un işaret ettiği (rüya, dil sürçmesi, espri, histerik ve saplantılı belirtiler gibi) bilinçdışı oluşumlarını, Ferdinand de Saussure'ün yarattığı modern dilbilim araçlarıyla, özellikle de gösterge kavramıyla yeniden okumuş; psikanalize yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Çalışma kapsamında Roald Dahl'ın çeviri çocuk edebiyatı eserleri, Freud ve Lacan'ın psikanalitik kuramı çerçevesinde yorumlanmış, çözümlenmiştir. Çalışmada Roald Dahl'ın bilinçaltının yaratmada rolü belirlenmiş, yapıtlardaki bilinçaltı- bilinçdışı unsurların işlerliği değerlendirilmiştir. Edebi yapıtın özünde bilinçdışı bir fantezinin olduğu düşünüldüğünde, bilinçdışı ögelerle bezenmiş iletilerin çocuk okura olan etkisi irdelenmiş; yapıtlardaki tüm dilbilimsel söylemler, semboller değerlendirilmiştir. Çalışma bulgularına göre, Dahl'ın çocukluk çağındaki travmatik anılarının edebi hayatına da etki ettiği görülmüştür. Dahl'ın yapıtlarının temel kurgusu içerisinde tekrarlanan imgeler, belirli temalar yapısal olarak merkezi bir 'anlam'a işaret etmektedir. Yazarın simgesel düzenin acımasızlığından, ürkütücülüğünden bir başka âleme (kurguya) kaçışı, bilinçaltının yaratmadaki rolünü ifade etmektedir.
Ahmet Şerif İzgören'in çocuk kitaplarının çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından incelenmesi
Bu araştırmada, Ahmet Şerif İzgören'in çocuklar için yazmış olduğu eserlerin çocuk edebiyatının temel ilkelerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın materyalini Ahmet Şerif İzgören'in 2020 yılından önce kaleme aldığı sekiz çocuk kitabı oluşturmaktadır. Eserler çocuğa görelik ilkesi ön planda tutularak dış yapı, iç yapı ve eğitim ilkeleri başlıklarına göre incelenmiştir. Ahmet Şerif İzgören'in eserleri incelendiğinde hem iç yapı hem de dış yapı bakımından genel olarak çocuklara uygun olduğu tespit edilmiştir. İzgören'in eserlerinde hem iç yapı hem de dış yapı açısından çocuklara uygun olmayan bazı unsurlar da saptanmıştır. İncelenen eserlerin tamamının eğitim ilkeleri açısından hedef kitleye uygun olduğu sonucuna ulaşılmış ve çocukların kişiliğine katkı sunacak olumlu özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir.
Oğuz Atay'ın roman ve öykülerinde eşya-insan ilişkisi
Modern Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından Oğuz Atay, eserlerinde genel olarak kentlerde yaşayan, yalnız, hayata tutunamayan, aydın kişileri anlatmıştır. Atay, roman ve öykülerinde insanın kendisiyle ve çevresiyle olan ilişkilerini işlerken eşya-insan ilişkisine de sık sık değinir. Bu metinlerde genel olarak olumlu anlam taşımayan eşyalar karakteri sıkıntıya sokar, bunaltır ve karakterin kendini gerçekleştirmesini engeller. Bundan dolayı karakterler eşyaya yabancılaşır ve onunla hesaplaşır. Üç ana bölümden oluşan tezin birinci bölümünde Oğuz Atay'ın hayatı, edebî kişiliği ve eserleri verilmiştir. İkinci bölümde eşya-insan-kurmaca metin bağlamında kuramsal çerçeve ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Atay'ın Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan, Eylembilim romanları ile Korkuyu Beklerken adlı öykü kitabında eşya-insan ilişkisi incelenmiştir. İnceleme sonucunda Atay'ın eserlerinde karakterlerin eşya ile ilişkisini farklı işlevlerde ve rollerde ortaya koyduğu tespit edilmiştir. Bu eserlerde eşya; kurgu belirleme, psikolojik, atmosfer/karakter oluşturma ve tarihsel/sosyokültürel işlevlerde kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oğuz Atay, roman, öykü, eşya, insan.
Sadık Yalsızuçanlar'ın monografisi
Monografi ünlü bir kimsenin, sanatçının veya yazarın yaşamını ve yapıtlarını bilimsel açıdan derinlemesine ele alan ve onu özgün bir şekilde anlatan edebi türdür. Bir konu hakkında görüş yazılabileceği gibi derinlemesine de yazılabilir. Ele alınacak konu bilimsel gerçekliğe dayanarak spesifik bir şekilde ele alınır. Bizim bu çalışmada ele aldığımız monografi Türk Edebiyatının son dönem yazarlarından olan Sadık Yalsızuçanlar'ın monografisidir. 1980'lerden itibaren eser veren Yalsızuçanlar, yüzden fazla eser üretmiştir. Sadık Yalsızuçanlar'ın monografisi isimli tez çalışması üç bölüm, sonuç, kaynakça ve eklerden oluşur. Birinci bölümde Sadık Yalsızuçanlar'ın hayatı (doğumu ve aile çevresi, eğitim hayatı, çalışma hayatı, askerlik dönemi ve mizacı), ikinci bölümde edebi kişiliği, romancılığı, öykücülüğü, masalcılığı ve bu alanların dışında kalan eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Tezin kapsamlı ve son bölümü olan üçüncü bölümün birinci başlığında Sadık Yalsızuçanlar'ın farklı zamanlarda hazırladığı romanlarından seçilen Yakaza, Cam ve Elmas, Hayyam, Vefa Apartmanı, Diyamandi isimli romanları; eserin künyesi, ana çizgileriyle vak'a, kişiler, mekân, zaman ve değerlendirme şeklinde klasik roman tahlil metoduna göre eser bazında çözümlenmiştir. Üçüncü bölümün ikinci başlığında ise Sadık Yalsızuçanlar'ın öykü kitaplarından seçilen Şehirleri Süsleyen Yolcu, Ayan Beyan, Garip, Halvet Der Encümen ve Ters Lale isimli eserlerinde bulunan hikâyelerin tanıtımı yapılmış ve öykünün başında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Sonuç bölümünde yapılan inceleme sonucunda elde edilen bulgular verilmiştir.
Kuramdan kurmacaya Türk edebiyatında kısa öykü
İngilizce "short story" teriminin Türkçe karşılığı olan kısa öykü kökü sözlü kültür ürünlerine kadar uzanmakla birlikte 19.yüzyılın ikinci yarısında Amerika'da Edgar Allan Poe'nun çalışmalarıyla edebi bir tür olarak ortaya çıkar. Poe'nun öne sürdüğü kısalık, etki birliği, yoğunluk, sıkıştırma ve şiirsellik ölçütlerine 20.yüzyılda Çehov'un öncülük yaptığı modern yazarlar aracılığıyla sıradan konu, edilgen birey, belirsizlik, olay örgüsü ve zamanda kırılma ile açık son gibi yeni ölçütler eklenir. Türk edebiyatında kısa öykü türünün gelişimi ise daha uzun bir sürece yayılır. Türk edebiyatında Tanzimat Dönemi'nde Ahmet Mithat Efendi ve Recaizade Mahmut Ekrem aracılığıyla ilk örnekleri verilen öykü türü Sami Paşazade Sezai'nin Küçük Şeyler (1891) başlıklı kitabıyla modern kısa öyküye kapı aralar. Ara Nesil Dönemi'nde Nabizade Nazım ve Mehmed Celal, Servet-i Fünun Dönemi'nde Halit Ziya ve Mehmed Rauf'la gelişmeye devam eden öykü türü II. Meşrutiyet Dönemi'nde Ömer Seyfettin'in örnekleriyle romandan koparak bağımsız bir edebi tür haline gelir. Atatürk Dönemi'nde Memduh Şevket'in kurmaca örnekleri ile Nahit Sırrı ve Kenan Halet'in kuramsal yazılarından sonra kısa öykü türü 1940'larda başta Varlık ve Seçilmiş Hikâyeler olmak üzere pek çok dergide karşımıza çıkmaya başlar. 1950 – 1960 döneminde Sait Faik ve 1950 kuşağı öykü yazarlarıyla kurmaca yönü; Yeditepe, Yenilik, Dost ve Pazar Postası gibi süreli yayınlar aracılığıyla kuramsal yönü gelişen kısa öykü, Türk öykücülük tarihinde önemli bir yer edinir. Çalışmamızda Türk edebiyatında 1890 – 1960 yılları arasında yayımlanan Sami Paşazade Sezai'nin "Hiç" ve "Kediler", Halit Ziya Uşaklıgil'in "Haber-i Meş'um" ve "Tramvayda Gelirken", Ömer Seyfettin'in "Apandisit" ve "Nişanlılar", Memduh Şevket'in "Mebus Olursa" ve "Gençlik", Sait Faik Abasıyanık'ın "Bacakları Olsaydı" ve "Öyle Bir Hikâye", Vüs'at O. Bener'in "İlki" başlıkları öyküleri modern kısa öykü ölçütleri ışığında incelenmiştir.
Dijital hikâye anlatımı ile kapsayıcı eğitim bağlamında beden eğitimi öğretmen eğitimi: Bir eylem araştırması çalışması
Bu eylem araştırmasında, dijital hikâye anlatımının (DHA) beden eğitimi öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitim bağlamında mesleki gelişimlerine katkısı incelenmiştir. Ayrıca, beden eğitimi öğretmen adaylarının oluşturdukları dijital hikâyelerin öğretmen eğitimcileri tarafından nasıl alımlandığını keşfedilmiştir. Bu amaçla araştırmaya 28 haftalık bir müdahale programına gönüllü 6 beden eğitimi öğretmen adayı ve onlarla çalışan 4 öğretmen eğitimcisi katılmıştır. Bu araştırmada nitel bir yaklaşım benimsenmiştir. Veriler, öğrenme topluluğundaki yarı yapılandırılmış odak grup görüşmelerinin ardından edinilen seslerin kayıtları alınarak, DH'lerin metinleri deşifre edilerek ve alandaki gözlem notları tutularak toplanmıştır. Veri setinin analizi için tematik analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları, DHA'nın dâhil edilmesiyle öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitimin bileşenlenlerini kendi deneyimleri üzerinden anlamalarının ve okullardaki uygulamalarını daha kapsayıcı hâle getirmenin değerini, görev sorumluluklarını fark etmelerinin mümkün olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitimi, mesleklerinin özü olan hareket ile kendilerinin bağımlı ve bağımsız yaşam kalitesi olarak ortaya koydukları alanlarda sunabilecekleri katkıları anlamlandırabildikleri görülmektedir. Ayrıca DHA'nın dâhil edilmesi, öğretmen adaylarının dinlenmesini sağlayarak üniversitede aldıkları eğitimin daha kapsayıcı olmasına katkıda bulunmaktadır. DHA ile kapsayıcı eğitim olarak özetlenebilecek bu uygulamanın hem öğretmen eğitimcilerinin kendi uygulamaları üzerine yansıma yapması hem de öğretmen adaylarının sesinin duyulması açısından eylem araştırmasının odağında olan "Kendi uygulamalarımızı nasıl değiştirebiliriz?" sorusuna özgün cevapları ortaya çıkardığı söylenebilir. Diğer yandan öğretmenlerin profesyonel sermayelerine vurgu yapan Hargreaves, A., & Fullan, M. (2012), derslerdeki başarı ve kanıtın öneminin yanında standart testlerde gösterilen beceri artışının ölçülmesi hiçbir zaman öğretmenin asıl büyüsü olan çocukların neşeyle sınıfa gelmesi, onların yaşamlarının geri kalanı için edinecekleri ilgi alanları ile buluşması ve zora düştüklerinde onları ayağı kaldırması hikmet ve görkeminin önüne geçmemesi gerektiğini ifade etmektedir(Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.10). Yazarlara göre asıl sorun olan kanıtların kullanılması değil ama sayısal veri, teknolojik araç, gereç ve dar bakışlı test odaklı hedef takıntısının getirdiği işlevsizliktir. Asıl işlevsel olan ise tüm öğrenciler için öğrenme ve başarıyı geliştirmek, onların refahlarını ve karakterlerini geliştirmek ve avantajlı olanlar ile dezavantajlı sosyal geçmişe sahip olanlar arasındaki farkı kapatmaktır (Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.13). Öğretmenin standart eğitimden ziyade öğrencilerin bireysel farklılıklarının farkında olarak dahil edilmesinde etkili olabilmesi için öğretmen eğitimi sırasında özellikle dezavantajlı öğrencilerin dahil edilmesiyle ilgili yenilikçi yaklaşımlar ile tanışmasının, kendi çözümlerini üretmesinin önemli olduğu söylenebilir. Aynı zamanda Hargreaves, A., & Fullan, M. (2012)' öğretmenleri ve öğretimi geliştirmek için öğretmenlerin içinde bulunduğu koşulları ve parçası oldukları topluluk ve kültürlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etmektedir (Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.45). Bu yüzden bu araştırma kapsamında güven ortamı oluşturarak deneyimlerin anlatılması ve anlatılan deneyimlerin daha geniş çevrelerle paylaşılmasına imkan tanıyan atölye temelli Dijital Hikaye Anlatımı aday öğretmenlerin ve öğretmenlerin içinde bulundukları kültürlerin iyileştirmesine katkıda bulunmak amacıyla yenilikçi, yaratıcı ve güçlendirici bir yaklaşım olarak kullanılması planlanmaktadır. Bu sayede aday öğretmenler dezavantajlı grupların yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi için yalnızca bireysel bilgi edinmekle kalmayacak aynı zamanda aktif yaşam yoluyla yaşam kalitesinin iyileştirilmesinde bir değişim elçisi olarak hikayelerini daha geniş çevrelerle paylaşıp kültürel dönüşüme öncülük edebileceklerdir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, öğretmenlerin ve aday öğretmenlerin bireylerin farklılarını göz önünde bulunduracak şekilde dijital hikâyeleriyle aktif kaliteli yaşamı nasıl anlamlandırdığını incelemektir.
Adnan Veli Kanık'ın Türk yazınındaki yeri
Adnan Veli Kanık, Türk edebiyatında ihmal edilen yazarlardan biridir. Hakkında yapılan çalışma sayısı yok denecek kadar az ve biyografi yazıları birbirinin tekrarı niteliğindedir. Eserlerini çoğunlukla 1950 - 1970 tarihleri arasında veren Adnan Veli'nin toplam yedi tane basılı kitabı bulunmaktadır. Mapusane Çeşmesi, Sosyete, Uçan Daireler, Kaynana, Seçim Konuşmaları isimli hikâye kitapları ve Orhan Veli İçin isimli biyografik eseri, yazar hayatta iken basılır. İstanbul Batakhaneleri isimli eseri ise Turgut Çeviker tarafından derlenerek 2018 yılında basılır. Tez kapsamında yaptığım çalışmalarda, Adnan Veli'nin gazete ve dergilerde kalan, gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen bine yakın hikâyesi, yüzlerce gazete fıkrası, onlarca köşe yazısı, Yandan Akıyor Yandan ve Aşkın Kamçıladığı İsyan isimli iki tane romanı olduğu tespit edilmiştir. İlk yazılarında Veli, Mehmet Yanık, Bir Hukukçu gibi takma adlar kullanan Adnan Veli Vatan, Akbaba, Tef, Yeni Tanin, Günaydın, Dolmuş, Taş-Karikatür, Papağan gibi yayınlarda yazılarını yayımlar. Adnan Veli Kanık'ın Türk Edebiyatındaki Yeri isimli bu tez çalışması giriş, iki ana bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Girişte, Adnan Veli hakkında yapılan çalışmalar ve Adnan Veli'nin hayatı ele alınmış, sanatı ve eserleri hakkında giriş mahiyetinde kısa bir açıklama yapılmıştır. Birinci bölümde Adnan Veli'nin gazeteci kimliği ve gazete yazıları ele alınmış, gazeteciliğinin edebiyatçı kimliğine katkısı incelenmiştir. İkinci bölümde, yazarın eserleri hakkında detaylı bilgilendirme yapılmış, kurmaca eserleri tematik ve yapısal olarak değerlendirilmiş ve edebi niteliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise Adnan Veli Kanık'ın Türk edebiyatında geri planda kalmasının nedenleri tartışılmış ve eserleri çeşitli alanlara katkısı açısından değerlendirilmiştir.
Kırk Vezir hikayesinin resimli nüshaları
Kırk Vezir Hikâyesinin Resimli Nüshaları isimli çalışmanın konusunu 16. yüzyılın sonlarında oldukça benzer üretilmiş iki resimli el yazması oluşturur. İçerisinde on iki tasvir yer alan nüshalardan ilki tarihsizdir ve İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde (İÜK. T. 7415) kayıtlıdır. 1586/1587 (H.995) tarihli diğer nüsha, İsveç'te Uppsala Üniversitesi Carolina Rediviva Kütüphanesi'nin Türkçe yazma eserleri (UUL. Vet. 38) bölümündedir. Kâtibi Muhammed bin Mustafa'dır ve içinde on yedi tasvir mevcuttur. Nasihatname türünde hazırlanan eserin tasvirlerinin üslup açısından Nakkaş Osman ve ekibi tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Osmanlı edebiyatında ilk örneklerine 15. yüzyılda rastlanan Kırk Vezir Hikâyesi, Arapça orijinali kayıp bir eserden Türkçeye çevrilmiştir. Eserin bazı nüshalarındaki mukaddimelerinde II. Murad (1421-1451) ve II. Mehmed'e (1451-1481) sunulduğu yazılıdır. Kırk Vezir Hikâyesi eğlenceli eğitici yönüyle Osmanlı sarayında beğenilerek okunmuştur. III. Murad (1574-1595) döneminde hazırlanan resimli nüshaların kimler için hazırlandığı bilinmemektedir. Yazma nüshaların üretildiği dönem, Nakkaş Osman'ın diğer çalışmaları ve bu dönemde öne çıkan kitap hamilerinden yola çıkarak; birbirine oldukça benzer hazırlanan resimli Kırk Vezir Hikayesi nüshaları üslup ve ikonografik açıdan irdelenmiştir. Yazmaların resim metin ilişkisi yönünden değerlendirmesi yapılmış, resim programındaki farklılıklarla eserin kim(lere) sunulduğu ve hamisinin kim olduğu sorunsalı tartışılmıştır.
Aytül Akal ve Susan Taghdı̇s 'in çocuk hı̇kâyelerı̇ üzerı̇ne karşılaştırmalı tematı̇k bı̇r ı̇nceleme
Aynı kültür ve medeniyet dairesinin iki büyük mensubu olan Türkler ile İranlılar uzun ve köklü tarihleri boyunca birçok açıdan etkileşim içinde olmuşlardır. Bu iki ülkenin bin yılı aşkın bir süredir komşu olmaları hasebiyle ortak medeniyet paydalarının diğer milletlere nazaran çok daha fazla olduğu açıkça ortadadır. Bugüne kadar tarihî, sosyolojik, siyasi ve askerî alanlarda ve nihayet ana konumuzu teşkil eden edebiyat alanında bu iki komşu ülke üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar hak ettikleri düzeye ulaşmamıştır. Mutlaka yapılması gereken ve bizim de tezimizin omurgasını oluşturan karşılaştırmalı edebiyat çalışmaları iki milletin birbirini daha yakından tanıması, ortak tarihlerine yönelmesi ve geleceklerinin inşasında nasıl tavır alacaklarının tayininde özellikle iki toplumun hangi ortak değer ve olgulara sahip olduklarının tespit edilebilmesinde hayati önem taşımaktadır. Edebiyatın toplumları etkileme, değiştirme ve yönlendirme işlevleri göz önüne alındığında yukarıda bahsedilen ihtiyacı giderme fonksiyonunun en çok ya da en etkili şekilde edebiyat aracılığıyla yapılabileceği kuşkusuzdur. Edebiyatın tartışmalı alanlarından biri olan çocuk edebiyatı da yukarıda bahsedilen kültürel karşılaştırılmaların yapılabilmesi açısından yeterli malzemeyi sunmaktadır. Bu itibarla tezimizin ana konusunu, TEDA programı kapsamında bazı eserleri Farsçaya çevrilen Türk yazarı Aytül Akal ile TOP programı kapsamında bazı eserleri Türkçeye çevrilen İranlı yazar Susan Taghdis'in hikâyelerinin incelenmesi oluşturmaktadır. Tezin amacı, iki yazarın hikâyelerini karşılaştırmak; yazarların eserlerinden hareketle çocuk edebiyatına yükledikleri işlevi tespit edip kıyaslamak; aynı zamanda Türkiye ve İran sahası çocuk edebiyatını bu iki örnek üzerinden tematik açıdan bir incelemeye/değerlendirmeye tabi tutmaktır. Ayrıca konunun daha iyi ortaya konması adına karşılaştırmalı edebiyat ve çocuk edebiyatı konularının genel bir çerçevesi çizilerek literatürleri hakkında bilgi verilecektir. Aynı dönemde yaşayan, Türk ve İran toplumlarının benzer kültürel ve sosyolojik değişimlerine şahit olan, ülkelerinin çocuk edebiyatı alanında önde gelen isimlerinden olan bu iki kadın yazarın hayatları, sanat anlayışları ve kendi ülkelerinin modern edebiyatındaki yerleri de tespit edilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler Çocuk Edebiyatı, Karşılaştırmalı Edebiyat, Türk Edebiyatı, İran Edebiyatı, Aytül Akal, Susan Taghdis, Tema.
Analysis of gothic elements in The Tell Tale Heart of Edgar Allan Poe and Young Goodman Brown of Nathaniel Hawthorne
Today, one of the most influential literary genres is the Gothic and it is influential in lots of areas from music and architecture to cinema and fashion. As a term, Gothic has a very broad meaning. It first emerged very early around 300 A.D. and it was a name given to a tribe, which then evolved to an architectural style that can be first seen in the 12th century. As a literary device it's first seen in the 18th century and its emergence is with Horace Walpole's The Castle of Otranto. The American pioneers of the Gothic literature are Edgar Allan Poe and Nathaniel Hawthorne, who are the two prominent characters that had given shape to the genre. In the present study, the focus of the topic is on "Gothic" as a term, and short stories of Edgar Allan Poe's The Tell Tale Heart, (1843) and Nathaniel Hawthorne's Young Goodman Brown (1835) will be analyzed within the context of Gothic literature and its conventions. It will be given general information about Gothic and also analyzed the development of this genre in introduction. It is shown when and how Gothic has been used in literature in this study. In the second section of this thesis, it will be analyzed the elements of the Gothic literature by dividing into three sections. Edgar Allan Poe and his work "The Tell-Tale Heart" will be examined in terms of the elements of Gothic literature in the third section. In the fourth section, It will be given information about Nathaniel Hawthorne and his work "Young Goodman Brown" will be discussed by taking gothic elements and also it will be examined by being used the information in the introduction and second section. In conclusion, It is given information about how Edgar Allan Poe and Nathaniel Hawthorne use the Gothic genre in their works and they are compared with each other in terms of using Gothic genre.
Samed Behrengi'nin hikayelerindeki eğitsel iletiler üzerine bir araştırma
Çocuklar için yazılmış eserler, çocuğun kişisel gelişimini tamamlaması, insani değerler edinmesi, içinde yaşadığı topluma uyumlu hale gelmesi, çevreye ve hayvanlara karşı duyarlı olması, ulusal ve evrensel anlamda ihtiyaç duyulan değerlere sahip olması açısından çok önemlidirler. Çocuk edebiyatı ürünleri üstlendikleri eğiticilik görevini okuyucusuna sunduğu eğitsel iletilerle gerçekleştirir. Bu iletiler çocuğun kişisel, toplumsal, evrensel, dinî, ulusal gelişimine katkı sunacağı gibi bazı durumlarda yazarın kendi ideolojik fikirlerini sunduğu araç olarak da kullanılabilir. Çocuk edebiyatı ürünleri, çocuk eğitiminde en önemli araçlardan biridir. Yazarlar, çocuk edebiyatı ürünleriyle çocuğa çeşitli iletiler sunmaktadır. Sunulan bu iletiler, kimi zaman eğitsel iletilerden oluşurken kimi zaman da eğitsel olmaktan çok uzaktır. Bu yönüyle çocuk edebiyatı ürünlerinin verdiği mesajlar, çocukların yetiştirilmesinde önemli bir etkendir. SamedBehrengi, çocuklar için yazdığı kitaplarla çocukların, içinde yaşadıkları toplumun bir parçası olarak, toplumun sorunlarına ve gerçeklerine yabancı kalmamalarını, duyarlı olmalarını amaçlamıştır. Bu araştırmada, SamedBehrengi'nin 17 hikâyesi özellikle eğitsel iletiler bakımından incelenmiş ve bu iletilerin çocuk eğitimi açısından katkıları vurgulanmıştır. Araştırmada çocuk edebiyatı ürünlerinde bulunması gereken özellikler ve iletilerin nasıl olması gerektiğine dair kriterler göz önünde bulundurulmuştur.SamedBehrengi hikâyelerindeki eğitsel iletilerin tespit edilmesi ve yazılı metinlerin analizi amaçlandığı için nitel araştırma desenlerinden doküman incelemesi modeli kullanılıp,tespit edilen eğitsel iletilerin de farklı temalar altında toplanması için içerik analizi tekniği kullanılmıştır.Araştırmada kullanılacak kategorilerin oluşturulması ve kodların belirlenmesi amacıyla, araştırmanın inceleme nesnelerini oluşturan hikâyeler okunup, iletiler saptanmış, bu iletiler belirli kategorilere ayrılmıştır. Kategorilere ayrılan iletiler uzman görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşlerine göre kategorilerde yer alacak iletiler yeniden düzenlenmiştir.Amaçlarına göre iletiler beş kategori altında kodlandıktan sonra sunuluş biçimlerine göre doğrudan ve dolaylı yoldan aktarım olmak üzere iki farklı kategori altında tekrar kodlandırılmıştır.SamedBehrengi'nin on yedi hikâyesinde 173 eğitsel ileti tespit edilmiştir. Amaçlarına göre bu iletilerin 140 tanesi kişisel gelişimi, 19 tanesi toplumsal gelişimi, 12 tanesi dinî gelişimi, 1 tanesi ulusal gelişimi, 1 tanesi de evrensel gelişimi destekleyen iletilerden oluşmaktadır. Bu iletilerin sunuluş biçimlerine göre ise 170 tanesi dolaylı yoldan aktarılan, 3 tanesi doğrudan aktarılan iletilerden oluştuğu tespit edilmiştir.
Mavisel Yener'in çocuklara yönelik hikayelerindeki eğitsel iletiler üzerine bir araştırma
Eğitimde kazandırılmak istenen değerler öğrenciye çeşitli yollarla verilebilir. Bu yollardan biri de yazınsal değeri olan edebî eserlerdir. Bu bağlamda hikâyeler, eğitsel ileti aktarılması konusunda önem taşıyan edebî türlerden biridir. Yazarların eserleri aracılığıyla aktardıkları iletilerin, eğitselliği ve sunuluş biçimleri yazınsal metin ölçütlerine uygun olmalıdır. Yazınsal nitelikteki kitaplardaki iletilerin sunuluş biçimine göre aktarılmasında, didaktik yönünün olmaması ve örtük olarak verilmesi önemlidir. Hikâyelerde aktarılan iletiler, çocukların kişisel özelliklerinin gelişimine katkı sağlarken, yaşadığı toplumun kültürel öğelerini öğrenmesine ve toplumsallaşma sürecine katılmasına yardımcı olur. Bu düşünceden hareketle araştırmada, Mavisel Yener'in çocuklara yönelik yazdığı hikâyelerde eğitsel iletileri tespit etmek ve bu eğitsel iletilerin sunuluş biçimlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Yazarın incelenen 72 hikâyesinde yer alan eğitsel iletiler nitel araştırma kapsamında doküman incelemesi yöntemiyle saptanmış ve yorumlanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi tekniklerinden kategorisel içerik analizi kullanılmıştır. Mavisel Yener'in incelenen hikâyeleri analiz edilmiş ve 56 farklı eğitsel ileti tespit edilmiştir. Bu iletiler bir araya getirilerek incelenmiş, benzerlik ve farklılıkları doğrultusunda tematik bir kodlama yapılmıştır. Bu tematik kodlama sonucu 4 kategori oluşturulmuştur. Daha sonra bu kategoriler altına yerleştirilen iletilerin sunuluş biçimlerine bakılarak doğrudan ve dolaylı yoldan aktarılanlar olmak üzere 2 farklı kategori belirlenmiş ve kodlama tekrar yapılmıştır. Mavisel Yener'in incelenen eserlerinde toplam 592 ileti tespit edilmiştir. Bu iletilerin, amaçlarına göre 478 tanesi kişisel gelişimi, 96 tanesi toplumsal gelişimi, 15 tanesi ulusal gelişimi, 3tanesi ise evrensel düşüncenin gelişimini destekler niteliktedir. Bu iletilerin sunuluş biçimlerine bakıldığında 537 tanesinin dolaylı yoldan, 55 tanesinin de doğrudan aktarıldığı görülmektedir. Mavisel Yener, çocuklara yönelik eserler veren önemli yazarlardan biridir. Yazar, çocuklarda okuma kültürü kendi deyimiyle okuma gereksinimi kazandırmayı amaçlamaktadır. Yazarın, eserlerinde bulunan iletilerinin eğitsel oluşu ve satır aralarına gizleyerek aktarması yazınsal ölçütlere uygun olarak yazdığını göstermektedir. Çalışma sonuçları gerek eğitimcilerin gerek de ebeveynlerin çocuklar için seçtikleri hikâyelerde, iletiler konusunda nelere dikkat etmeleri gerektiği noktasında rehberlik edecek ve ilkokul düzeyindeki çocukların Mavisel Yener'in hikâyelerinden ne derece faydalanacakları konusunda yardımcı olacaktır.
Hasan Ali Toptaş'ın hikâye ve romanlarında mekân algısı
1990 sonrasında eserler vermeye başlayan Hasan Ali Toptaş, günümüzde edebiyat çevrelerince kendisinden en çok söz ettiren yazarların başında gelmektedir. Dilinin akıcılığı, Türkçeyi son derece doğru kullanışı, üslubunun dikkat çekici olması onu başarılı kılan unsurlardan sadece birkaçıdır. Pek çok araştırmacı tarafından Hasan Ali Toptaş'ın eserleri hakkında çokça inceleme yapılmıştır. Sn. Semih Topsakal'ın "Hasan Ali Toptaş Romanlarında Postmodern Ögeler" başlıklı tezinde romanlar incelenirken kısaca mekâna da yer verilmiştir. Bunun dışında postmodern bir yazar olan Hasan Ali Toptaş'ın eserlerinin incelemesi müstakil olarak yapılmamıştır. Biz bu çalışmamızda Hasan Ali Toptaş'ın roman ve hikâyelerini mekân açısından incelemeye, yazarın mekâna bakış açısını ve mekân algısını tespit etmeye çalıştık. Çalışmamızda yazarın hikâye ve romanlarında yer alan tüm mekânları ayrı ayrı sınıflandırdıktan sonra detaylı olarak tahlil ettik. Çalışmamızın amacı, Toptaş'ın hikâye ve romanlarını mekânsal açıdan inceleyerek onun mekân algısıyla ilgili ortak bir payda yakalamak ve bir çıkarımda bulunmaktır.
مكانة القصة التعليمية في رفع كفاية المعلمفي تعليم اللغة العربية للناطقين بغيرها
The story is still considered by many researchers and linguists as one of the most important ways and means of teaching language as a second language, because it has an effective impact on the learner's linguistic, educational and educational aspects. In order to clarify the status of the story and its role in the process of teaching Arabic to non-Arabic speakers, the researcher prepared this message, taking advantage of what the researchers and students reached in previous stages to add wealth to activate the importance of the story and its educational role. The purpose of this thesis is to expose the importance of the role of the educational story in raising the performance efficiency of Arabic language teachers to other speakers, based on a theoretical perspective supported by evidence and the importance of the educational story in the teaching of foreign languages in general and teaching the Arabic language in particular comes through the way it adopts the teacher on the one hand and the mechanisms of implementation of this method of interesting style and content that attracts the learner and deepen the interaction with the lesson on the other hand. In order to shed light on the reality of teaching Arabic to non-Arabic speakers in universities and educational centers that teach Arabic to other speakers, the researcher conducted a questionnaire of fifty one teachers of Arabic for non-Arabic speakers in Turkish schools and universities to explain the status of the story and its main role in raising the adequacy of Arabic language teachers For non-native speakers, and reveal the impact of the story in raising the level of learners and the extent of their response to the method of the story of education to achieve the desired goal is to make use of the desired learning story in learning Arabic language speakers in other languages. The researcher also conducted a mini questionnaire and practical applications on the first level students at Istanbul Aydin University, to demonstrate the positive impact of the educational story in the minds of the learners in raising their level linguistically, verbally and educationally, whether the story is audible or read or implemented in the form of a representative scene, For the researcher that the status of the story continues to live up to a high level in the educational process in terms of teaching languages in general and teaching the Arabic language to speakers of other languages in particular.
Analysis of Edgar Allan Poe's horror stories from the perspective of literary semiotics
Semiotics which is defined in its simpliest form as the study of signs has developed rapidly since 1960's until the current time, and it has headed to a greater aim than the one it involves in its name. This aim which is far beyond the identification of mere signs or the functional classification of them is to explain the way the signs get systematized and to examine those systematized signs. One of the systematized signs is the piece of literature. A work of literature is a systematized sign which is consisted by the integration of linguistic signs. It is the literary semiotics that has undertaken the analysis of such a sign system. When we assume that we live in a world full of signs, it would not be faulty to assert that there are lots of systems formed by the same kind of signs, and lots of semiotic enterprises to analyze them. One of those enterprises is literary semiotics. In this study, three horror stories of Edgar Allan Poe have been analyzed by taking into consideration of the tenets of literary semiotics. The aim of the study is to present the ways of implementing semiotic analysis and to examine the semantic universes of the stories. In the conclusion of the study, the issues involving in what ways Poe created the sense of horror, and on which oppositions he structured his stories have been revealed. In the light of the findings, it has been identified that the directions of transitions in three stories are from life to death, good to evil, from existence to absence, and from bright to darkness. The study consists of four main chapters. In the first chapter, the aim, importance, problem and assumptions of the study have been identified. There is also a literature review part comprising the variable studies in Turkey and other countries in the field of semiotics. In the second chapter, a comprehensive explanation of semiotics has been made, and information on its history and development has been given. Then, it has been given place to the studies of Charles Sanders Peirce and Ferdinand de Saussure who are the two important names of current semiotics. Subsequently, there has been given information on Algirdas Julien Greimas who is accepted as the founding father of literary semitoics, and Paris School of Semiotics. Lastly in this chapter, the semiotic method of the study used for the analysis of Poe's stories, and sequence of its implementation have been defined. In the third chapter, three horror stories of Edgar Allan Poe, "The Tell-Tale Heart", "The Black Cat" and "The Cask of Amontillado" have been analyzed. Each story has been examined in three levels which are respectively discursive, narrative and deep-abstract levels. The reason for doing so is the tendency of semiotics to handle a text as complete as possible. The fourth chapter is the last one in the study. In this part, the gathered outcomes of the analysis performed in previous chapter have been presented, and it has been attempted to give answers to the basic and sub-problem questions. Keywords: Literary Semiotics, Greimas, The Tell-Tale Heart, The Black Cat, The Cask of Amontillado, Semiotic Analysis, Horror Story
Transmedya hikaye anlatıcılığı: Türkiye'de yayınlanan çocuk programları
Televizyonun icadıyla beraber gelişen teknolojik ilerlemeler izleyici odaklı bir yayın anlayışını beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda ortaya çıkan, gelişen kavramlar vardır ancak ele alınan çalışmada Transmedya ve Karşıt Medya (Cross medya) kavramları üzerinde durulacaktır. Bahsi geçen kavramlar yayıncılık örnekleri üzerinden derinlemesine irdelenecektir. Kavramların tartışılmasıyla devam eden çalışma Türkiye'deki yerli yapım çocuk programları ile sınırlandırılmıştır. Dijital çağın izleyicileri pasif konumdan aktif konuma geçmektedirler. Farklı platformlar arası akışarak çoklu ortamlarda üretken bir şekilde var olmaktadırlar. Dijital olanaklarla başlayan yeni yayıncılık anlayışı çoklu, çapraz medya ortamlarını kullanarak kendine özgü bir dünya oluşturmaktadır. İzleyiciden görsel, işitsel, dijital platformları kullanarak bu dünyanın içine girmesi beklenmektedir. Açılan hikaye ile bütünleşmek için hikayenin medyalarının yer aldığı platformlarda akışmak gerekmektedir. Bu çalışmanın konusu transmedya kavramı bağlamında Türkiye'de yayın yapan yerli yapım çocuk programlarını irdelemektir. Çalışmamın metodolojisi birbirinden farklı çocuk programlarındaki izleyicilerin aktifliği ve pasifliğini sorgulayarak, programların içerik analizlerini içermektedir. Bu çalışmanın sonucu, Türkiye'de yayın yapan yerli yapım çocuk programları hakkında durum analizi yaparak çocukların ne derece üretken olduklarını açığa çıkartmayı amaçlamaktadır.
Mitat Enç'in hikâyeleri üzerine bir inceleme
Bu tez çalışması, eğitimci yazar Mitat Enç'in hikâyelerini tahlil etmek ve yazarın Türk edebiyatındaki yerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Yazarın bütün hikâyelerinin yer aldığı ve ilk kez 1977 yılında yayımlanan Uzun Çarşının Uluları, Türk edebiyatında konusunu bir şehirden ve o şehrin insanlarından alan önemli eserlerden biridir. Çocukluk ve gençlik hatıralarından yola çıkarak hikâyelerini kurgulayan yazar, Gaziantep'in yaklaşık yetmiş yıllık tarihine de tanıklık eder. Çalışmanın ilk bölümünde yazarın hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın esas amacını oluşturan ikinci bölümde ise, yazarın bütün hikâyeleri yapı unsurları bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışma neticesinde elde edilen bulgular, sonuç bölümünde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mitat Enç, Uzun Çarşının Uluları, Gaziantep, Türk hikâyesi, hikâye tahlili.
Öyküleri ve öykücü yönüyle Ali Ayçil
Türk edebiyatının yeni nesil hikâyecileri arasında dikkat çeken isimlerden biri Ali Ayçil'dir. Günümüz Türk Edebiyatı'nda öykücülük alanındaki eserlerin azaldığı bir dönemde Ali Ayçil'in Sur Kenti Hikayeleri adlı eseri, çalışmanın temel konusu olarak ele alınmıştır. Ali Ayçil'in seçilmesinde Türk hikâyeciliğine yeni bir soluk getirdiği düşüncesi etkili olmuştur. Tez; Ayçil'in hayatını, edebiyat alanındaki çalışmalarını ve özel olarak Sur Kenti Hikayeleri adlı eserindeki hikâyelerin tahlilini içermektedir. Çalışmada, bahsi geçen eserde bulunan 21 hikâyenin materyal ve teknik unsurlar açısından incelenmesi ve yorumlanması hedeflenmiştir. Bu hikâyelerin incelenmesi sonucunda Ali Ayçil'in edebi anlayışına yönelik değerlendirmelerde bulunulmuştur.