Stress management

134 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında psikolojik sağlamlık, stresle başa çıkma tarzları, iş ve yaşam tatmini arasındaki ilişkinin incelenmesi

Giriş ve Amaç: Sağlık hizmeti sunumuyla birey ve toplum sağlığına katkı sağlayan sağlık çalışanları hem sağlık kurumlarının hem de bir ülkenin önemli beşerî kaynaklarıdır. Bu nedenle iş tatmini ve yaşam tatminine etki eden unsurların belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmada, sağlık çalışanlarında psikolojik sağlamlık, stresle başa çıkma tarzları, iş tatmini ve yaşam tatmini değişkenleri arasındaki nedensellik ilişkilerinin belirlenmesi ve ilgili değişkenlerde sosyo-demografik özelliklere göre farklılık olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma evreni, Edirne il merkezindeki üniversite, devlet ve özel hastanelerde görevli sağlık çalışanlarından oluşmaktadır ve toplamda 2872 kişiyi kapsamaktadır. Kurum personel sayıları ve meslek dağılımları baz alınarak tabakalı örnekleme yöntemi uygulanmıştır. Araştırma verileri, anket form aracılığıyla toplanmıştır. Anket form, sosyo-demografik özelliklere yönelik sorular ile Psikolojik sağlamlık, Stresle başa çıkma tarzları, İş tatmini ve Yaşam tatmini ölçeklerinden oluşmaktadır. Stresle başa çıkma tarzları; kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım, sosyal desteğe başvurma, boyun eğici yaklaşım ve çaresiz yaklaşım olmak üzere 5 alt boyuttan oluşmaktadır. Diğer ölçekler ise tek boyutludur. Anket uygulaması, Haziran 2022'de başlamış, Aralık 2022'de ise son bulmuştur. Bulgular: Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre, 41-50 yaş aralığındaki katılımcıların psikolojik sağlamlık, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım, iş tatmini ve yaşam tatmini düzeyi 26-30 yaş aralığındaki katılımcılardan daha yüksektir (p<0,05). Erkeklerin psikolojik sağlamlık düzeyi, kadınların ise sosyal desteğe başvurma ve yaşam tatmin düzeyi daha yüksektir (p<0,05). Hekimlerin kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve iş tatmin düzeyi, hemşire ve diğerlerinden daha düşükken, boyun eğici ve çaresiz yaklaşım düzeyleri daha yüksektir (p<0,05). Sektörde toplam çalışma süresi 31-40 yıl arası olanlar en yüksek psikolojik sağlamlık, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve iş tatmin düzeyine sahip olanlardır. Üniversite hastanesi çalışanlarının, psikolojik sağlamlık ve kendine güvenli yaklaşım düzeyleri, devlet ve özel hastane çalışanlarından; iyimser yaklaşım, iş tatmini ve yaşam tatmini düzeyleri ise devlet hastanesi çalışanlarından daha düşüktür (p<0,05). Diğer birimlerde çalışanların iş tatmin düzeyi, acil, yoğun bakım, servis ve poliklinikte çalışanlardan daha düşüktür (p<0,05). Yaşam tatminine, psikolojik sağlamlık, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım pozitif yönde (p<0,05); boyun eğici yaklaşım ve çaresiz yaklaşım ise negatif yönde (p<0,05) etki etmektedir. İş tatminine, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım, sosyal desteğe başvurma pozitif yönde (p<0,05), boyun eğici yaklaşım ise negatif yönde (p<0,05) etki etmektedir. İyimser yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım psikolojik sağlamlık ile yaşam tatmini ilişkisinde kısmi aracılık sağlamaktadır (p<0,05). Kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım ise psikolojik sağlamlıkla iş tatmini ilişkisinde tam aracılık sağlamaktadır (p<0,05). Sonuç: Sağlık çalışanlarında yüksek psikolojik sağlamlık düzeyi ve problem odaklı başa çıkma tarzları kullanımı, iş tatmini ve yaşam tatminine pozitif yönde etki eden unsurlardır. Psikolojik sağlamlık ve stresle etkili başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Hastane yönetimiPsikolojik sağlıkRisk yönetimi+3
Bilge Büyükşirin Günay
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortak sağlık güvenlik biriminde çalışan iş güvenliği uzmanlarının çalışma hayatında yaşadığı stres ve etkileri üzerine bir araştırma

Bu tez çalışmasında Ortak Sağlık Güvenlik Biriminde (OSGB) çalışan iş güvenliği uzmanlarının çalışma hayatında yaşadığı stres ile stresin sebep ve sonuçları arasındaki ilişki incelenmiştir. Stresin çalışan sağlığı üzerinde fiziksel ve psikolojik etkilerini saptamaya çalışarak stresi en aza indirmek için alınabilecek önlemler konusunda atılması gereken adımları belirlemeye yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma için iş güvenliği uzmanlarına yönelik dört bölümden oluşan bir anket hazırlanmıştır. Anketin birinci bölümü iş güvenliği uzmanlarının sosyodemografik özelliklerini, ikinci bölümü çalışma hayatında karşılaştıkları zorlukları, üçüncü bölümü psikolojik yönden olumsuz hissetikleri durumları, dördüncü ve son bölümü ise yaşadıkları sağlık problemlerini belirlemeye yöneliktir. Anket sonuçları SPSS programı ile analiz edilerek, değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın OSGB'de ve diğer sektörlerde çalışan iş güvenliği uzmanlarının stres yönetimi için oldukça yararlı olduğu sonucuna varılmıştır.

Mesleki stresRol stresiStres+7
Serap Girgin
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Lösemi hastalarının ruhsal sorunları ve stresle başa çıkma tarzları

Bu araştırma lösemi hastalarında görülen ruhsal sorunları ve stresle başa çıkma tarzlarını belirlemek amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu çalışma Eylül 2020-Nisan 2021 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmanın evrenini Gaziantep il merkezinde bulunan SANKO Üniversitesi Hastanesi Hematoloji Servisi'nde yatarak tedavi gören lösemi hastaları oluşturdu. Çalışma, araştırmaya katılmayı kabul eden 120 hasta ile tamamlandı. Veriler "Kişisel Bilgi Formu'', '' Kısa Semptom Envanteri (KSE)''ve '' Stresle Başa Çıkma Ölçeği (SBÇÖ)'' aracılığıyla yüz yüze toplandı. Çalışmada hastaların %61,7'si erkek, yaş ortalaması 50,4±17,8 yıl, % 45'i 56 yaş ve üstündedir. Hastaların % 30,8'ine Akut Miyeloid Lösemi(AML) tanısı konduğu, % 35'inin 2. Evrede olduğu ve % 35'inin tanı sürelerinin 6-12 ay aralığında olduğu saptandı. SBÇÖ toplam puanının ortanca, minimum, maksimum değeri 40,5 (20-67), kendine güven yaklaşımı 10 (1-21), iyimser yaklaşım 7 (1-15), çaresiz yaklaşım 10 (0-24) ve boyun eğici yaklaşım puanının ortanca, minimum, maksimum değeri 8 (2-17)'dir. KSE toplam puanının ortanca, minimum, maksimum değeri 76 (15-167); anksiyete 14 (0-44); depresyon 20,5 (3-43), olumsuz benlik 13 (0-42), somatizasyon 17 (3-27) ve hostilite puanının ortanca, minimum, maksimum değeri 8,5 (0-27)'dir. Rahatsızlık Ciddiyet İndeksi(RCİ), Belirti Toplam İndeksi(BTİ) ve Semptom Rahatsızlık İndeksi(STİ) alt boyut puanlarının ortanca, minimum, maksimum değerleri sırasıyla 1,43 (0,28-3,15), 37 (7-53), 2,08 (1,18-3,39)'dir. SBÇÖ toplam ölçek puanı ile Depresyon (r=0,210) alt ölçek boyutu ile pozitif yönlü zayıf; Somatizasyon (r=-0,255), Hostilite (r=-0,181) ve BTİ (r=-0,180) ölçek puanları ile ters yönlü zayıf bir ilişki olduğu belirlendi (p<0,05). KSE toplam ölçek puanı ile BTİ (r=0,879) ölçek puanı ile pozitif yönlü kuvvetli, STİ (r=0,671) ölçek puanı ile ise pozitif yönlü orta düzey bir ilişki olduğu belirlendi (p<0,05). Lösemi hastalarında ortaya çıkan ruhsal sorunlar ve başetme gücünde azalma, bir çok sorunla yüz yüze kalmalarına neden olabilmektedir. Bu noktada, tedavi süreçleri boyunca uzman psikiyatri hemşiresi tarafından psikososyal gereksinimlerinin değerlendirilmesi, tanı süresi uzamış ve metastaz varlığı olan hastaların fiziksel, psikolojik ve günlük yaşamı destekleyici bakım gereksinimlerinin planlanması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Lösemi; Ruhsal Sorunlar; Stresle Başa Çıkma; Psikiyatri Hemşireliği

HemşirelikLösemiNeoplazmlar+5
Betül Çoban
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlk ve ortaokul yöneticilerinin stres kaynaklarının ve stres yönetimi stillerinin incelenmesi

Bu çalışma, eğitim öğretim süreci içerisinde bulunan ilk ve ortaokul yöneticilerinin iş ortamlarındaki stres kaynaklarından hangi düzeyde etkilendiklerini, stres belirtilerinin düzeyinin ne olduğunu ve çalışma performanslarını ne derecede etkilediğini, stresle başa çıkma yöntemlerini hangi düzeyde kullandıklarını ortaya çıkartarak stres yönetiminde yapılabilecekler hakkında genel bilgiler vermek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmış, mevcut literatür taraması yapılarak konu hakkında genel bir çerçeve çizilmiştir. Nicel bir araştırma olan bu çalışmada veriler, ölçek uygulaması ile toplanmıştır. Araştırmada verileri toplamak için; Pehlivan (1995)?in geliştirdiği ?Eğitim Yönetiminde Stres Kaynakları ve Stres Yönetimi Ölçeği ? kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini, 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü?ne bağlı bulunan ilk ve orta öğretim okullarında görev yapmakta olan okul yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul İli Beyoğlu İlçesi?ne bağlı bulunan ilk ve orta dereceli okullarda görev yapmakta olan bütün yöneticiler (42 okul müdürü,15 müdür başyardımcısı ve 80 müdür yardımcısı olmak üzere toplam 137 yönetici) oluşturmaktadır. Bütün okul yöneticilerine internet üzerinden ya da yüz yüze görüşülerek ulaşılmış, gönüllülük esasına dayanarak 103 okul yöneticisine ölçek uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistikî teknikler kullanılmıştır. Sorulara verilen yanıtların frekans, yüzde, ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Verilerin çözümlenmesi IBM SPSS 20.0 paket programından yararlanılarak yapılmıştır. Çözümleme sonucunda elde edilen bulgular, araştırmanın amacına uygun olarak tablolara dönüştürülerek yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre ücretin yetersizliği, çalışmaların karşılığını alamama, yetkilerin yetersiz olması, çalışma ortamının gürültülü olması ve çalışma saatlerinin uzunluğu okul yöneticilerinin stres kaynağı olarak belirlenmiş, en sık karşılaşılan stres belirtilerinin ise uykusuzluk, gerginlik ve yorgunluk olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre yöneticilerde stresin performansa etkisinin yüksek derecede olmadığı tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin en çok kullandığı stresle başa çıkma yönteminin olay ve durumun üstüne gitmek olduğu, diğer yöntemleri kullanma oranlarının çok düşük olduğu sonuçlarına varılmıştır. Anahtar kelimeler: Stres, Örgütsel Stres, Stresör, Yönetici, Kişilik

Okul yöneticileriOkul yönetimiOrtaokullar+4
Elif Hatiboğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal stres kaynakları ve stresle başa çıkma: Beylikdüzü Belediyesi'nde bir uygulama

Stres, insanların aile yaşamına, sosyal ve çalışma yaşamına, en önemlisi de sağlığına olumsuz yönde etki etmektedir. İş yaşamında gelişen ve değişen şartların yanı sıra rekabet koşulları da insanların çalışma yaşamlarında zorluklar yaşamasına ve bunun bir sonucu olarak da stresle karşı karşıya kalmalarına sebep olmaktadır. Çalışanların iş ortamında maruz kaldığı stres durumu kişinin hem fiziksel ve psikolojik problemler yaşamasına sebep olmakta hem de kalıcı ve sürekli hastalıklara yakalamasına sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca maruz kalınan stres sonrasında oluşan tepkiler kimi zaman bireyin ve kurumun amaçlarına aykırı olmakta ve hatta bireyin aile ve sosyal yaşamını da zorlaştırabilmektedir. Bu durum da stresi sosyal bir sorun haline getirmektedir. Son yıllarda başta örgüt yöneticileri olmak üzere, çalışanlar ve örgütlerin işletme dışından destek aldıkları uzmanlar, çalışma yaşamındaki stresi düşük seviyelerde tutmak ve oluşan stresle başa çıkma maksadıyla çalışmalar ve planlar geliştirmektedir. Stres, iş yaşamında çalışanların verimliliklerine olumsuz yönde etki ederek hem çalışanın hem de örgütün veriminde azalmalara sebep olabilmektedir. Bu çalışmada, stres kavramının ortaya konulması, stresin kişiler için önemi, aşamaları ve benzer kavramlarla ilişkileri, ileri sürülen kuramlar, kaynakları, belirtileri, sonuçları ve stresle başa çıkmanın önemi ve yöntemlerinin belirlenmesi konularının anlatılması amaçlanmaktadır. Tüm bunlara ek olarak Beylikdüzü Belediyesi çalışanlarına yapılan anket çalışmasıyla stresin, çalışanlar üzerindeki etkisi ölçümlenmeye çalışılmıştır.

BelediyelerKamu kuruluşlarıStres+5
Bilal Altun
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların iş tatmini ile stres düzeyi arasındaki ilişki ve buna yönelik bir uygulama

Bu araştırmanın ana konusu işletmelerde faaliyet gösteren bireylerin iş tatmini ve stres seviyelerinin ölçülmesidir. Çünkü bu iki olgunun yönetimi işletmelerin performansını artırıp, bireylerin ruh sağlığını koruyacaktır. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, literatür taramasından elde edilen bilgileri içermektedir. Bu bölümün ilk kısımında iş tatmininin önemi ve tanımı, iş tatminini hakkında geliştirilen kuramlar ve iş tatminini artırmanın yöntemleri hakkındaki bilgiler bulunmaktadır. Teorik kısımın ikinci bölümünde ise stres kavramının önemi, tanımı, kaynakları, belirtileri, sonuçları, stres yönetimi konuları hakkında literatür taraması yöntemi ile elde edilen bilgiler yer almaktadır. Bu araştırmanın ikinci bölümü ise, uygulama ile ilgi bilgileri kapsamaktadır. Araştırma bölümünde Ferroli Isıtma ve Klima Sistemleri San. Tic. ve Servis A.Ş. işletmesi personeline uygunalanan anketin verileri, IBM SPSS Statistics programına aktarılıp ve analiz edildikten sonra, hipotezlerimizin doğruluğu sınanmıştır. Bu tezin hazırlanmasında Microsoft Office Word, Microsoft Office Excel, IBM SPSS Statistics ve Adobe Illustrator ve Photoshop programlarından faydalanmıştır.

StresStres yönetimiÇalışanlar+2
Hatef Faghanı Nobarı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sporda stresle başa çıkma stratejileri açısından amatör lig Futbol ve Voleybol sporcularının karşılaştırılması

Bu araştırmada, Sporda Stresle Başa Çıkma Stratejileri Envanteri kullanılarak amatör lig futbol ve voleybol takımı sporcularının stresle başa çıkma tarzlarındaki farklılıkların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni Uşak ilinde bulunan sporcu bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, random yöntemi ile seçilmiş olan, 17-45 yaş arası 73 kadın ve 59 erkek toplam 132 sporcu bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanmış kişisel bilgi formuna ek olarak, Gaudreau ve Blondin (2002) tarafından Kanada'da geliştirilen ölçek, sporcuların yarışma sırasında kullandıkları başa çıkma stratejilerini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiştir. Toplam 10 alt ölçekten oluşmaktadır ve alt ölçeklerin bir tanesi 3 maddelik, 9 tanesi de 4'er maddeliktir. Alt ölçekleri; düşünce kontrolü, hayal etme, gevşeme, çaba sarf etme, zihinsel analiz, destek arama, hoşa gitmeyen duyguların ifade edilmesi, zihinsel karmaşa, çekilme ve sosyal geri çekilme olarak adlandırılmıştır. Araştırmanın sonucunda sporcular arasında branş, cinsiyet ve yaş değişkenleri bakımından anlamlı farklılıklar bulunmuş olup, spor yaşı değişkeni bakımından anlamlı bir fark görülmemiştir. Anahtar kelimeler: Spor, stres, stresle başa çıkma.

Başa çıkmaFutbolcularSpor+5
Ersoy Başakcıoğlu
Uşak University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Otizmli çocuğa sahip ailelere uygulanan aile eğitim programının ailelerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeylerine etkisinin incelenmesi

Yapılan araştırmada, otizmli çocukların ebeveynlerine uygulanan ebeveyn eğitim programının ebeveynlerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Bartın ili merkez ilçesindeki okullara devam eden, 5-17 yaş arasında otizmli çocuğa sahip ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırma, deney ve kontrol gruplarında aile eğitim programı öncesi ve sonrasında ölçmeyi gerektiren ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak tasarlanmıştır. Ailelerle odak grup görüşmeleri gerçekleştirilerek ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan ebeveyn eğitim programına 15 ebeveyn katılmış, program haftada bir gün olacak şekilde planlanmış ve toplam 9 hafta sürdürülmüştür. Kontrol grubunda yer alan ailelere herhangi bir eğitim uygulanmamıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan ebeveynlerin stresle baş etme düzeyleri, "Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri", yaşam kalitesi düzeyleri "Otizmde Yaşam Kalitesi Anketi" ve sosyal destek düzeyleri "Yenilenmiş Anne-Baba Sosyal Destek Ölçeğinden" elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların ölçeklerden aldıkları ön test-son test puanları arasındaki farkın tespit edilebilmesi için grup içi analizlerde Wilcoxon, gruplar arası analizlerde Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçların anlamlılık düzeyleri 0,05 olarak ele alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, uygulanan ebeveyn eğitim programının stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkili olduğu belirlenmiştir.

AileAile eğitimiOtistik bozukluklar+7
Ayşenur Nazik Fayız
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sporcularda tükenmişlik: Bir model testi

Bu araştırma, voleybolcularda sporcu tükenmişliği, spora özgü kaygı, sporda başa çıkma, spora olan bağlılık ve sporda zihinsel dayanıklılık değişkenlerinden hareketle, boylamsal araştırma deseni ile bu değişkenlerdeki değişim ve etkileşim çerçevesinde bir model oluşturulması amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya spor deneyimi en az 3 yıl olan 156 kadın, 147 erkek olmak üzere toplam 303 voleybolcu gönüllü olarak katılmıştır. Veriler, boylamsal araştırma deseni kapsamında sporculardan sezon başı, sezon ortası ve sezon sonu olmak üzere 3 farklı dönemde araştırmacı eşliğinde toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Sporcu Tükenmişlik Ölçeği, Sporcu Bağlılık Ölçeği, Sporda Stresle Başa Çıkma Envanteri, Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri ve Sporda Yarışma Kaygısı Testi kullanılmış ve ölçek paketinin yanıtlanması ortalama 15 dakika sürmüştür. Araştırma kapsamında ele alınan değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi yapılmıştır. Sporcuların spora özgü kaygı, zihinsel dayanıklılık, spora olan bağlılık ve başa çıkma düzeylerinin tükenmişlik düzeylerini belirleyip belirlemediğini incelemek amacı ile Çoklu Adımsal Regresyon Analizi yapılmıştır. Çalışmaya katılan sporcuların sporcu tükenmişliği, yarışma kaygısı, sporcu bağlılığı, sporda stresle başa çıkma ve sporda zihinsel dayanıklılık düzeylerinde cinsiyet, deneyim ve ölçümler arası farkı test etmek için ise Tekrarlı Ölçümlerde Varyans Analizi kullanılmıştır. Bunun yanında, spora özgü tükenmişlik, sporcu bağlılığı, zihinsel dayanıklılık, sporda stresle başa çıkma ve yarışma kaygısı kavramları arasındaki ilişkiyi modellemek amacıyla Aracı (Mediator) Değişken Analizi kullanılmıştır. Araştırmada hata payı .05 olarak alınmıştır. Analiz sonucu elde edilen bulgular, sezon ortası ve sezon sonu ölçümlerinde sporda stresle başa çıkma dışında (p>0,05) tüm değişkenlerin sporcu tükenmişliği ile ilişkili olduğunu göstermiştir (p<0,01). Sporcu tükenmişliğinin belirlenmesinde ise sezon başında bağlılık, zihinsel dayanıklılık ve stresle başa çıkma etkili olurken (p<0,01); sezon ortası ve sezon sonunda yalnızca bağlılık ve zihinsel dayanıklılığın belirleyici etkiye sahip olduğu görülmüştür (p<0,01). Aracılık analizinde ise, aracı değişkenler göz ardı edildiğinde, üç ölçümde de (sezon başı, ortası ve sonu) yarışma kaygısının tükenmişlik üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,01). Sezon boyunca yarışma kaygısının tükenmişliğe etkisinde zihinsel dayanıklılık ve bağlılığın (p<0,01) negatif yönde kısmi aracılık etkisi olduğu; başa çıkma becerisinin ise aracılık etkisi olmadığı (p>0,05) görülmüştür. Elde edilen bulgular sporcularda tükenmişlik, yarışma kaygısı, spora bağlılık ve sporda stresle başa çıkmanın sezon boyunca değişim gösterdiğini (p<0,01); buna ek olarak tükenmişliğin deneyime göre de farklılaştığını (p<0,05) göstermiştir.

AnksiyeteBağlılıkSpor+6
Selen Kelecek
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerde örgütsel bağlılığın ve stres yönetiminin çalışan verimliliğine etkisi: İstanbul ilinde bir sağlık kuruluşunda uygulama

"İşletmelerde Örgütsel Bağlılığın ve Stres Yönetiminin Çalışan Verimliliğine Etkisi: İstanbul İlinde Bir Sağlık Kuruluşunda Uygulama" adını taşıyan bu doktora tez çalışması; Giriş, beş bölüm ve Sonuç ve Öneriler kısmından oluşmaktadır. Giriş'te, çalışma konusu ve ilgili literatür hakkında genel bilgiler verilerek çalışma konusuna giriş yapılmıştır. Birinci Bölüm'de, "İşletmelerde Stres Yönetimi" başlığı altında, stres ve stres yönetimi konusu ayrıntılı olarak işlenmiştir. İkinci Bölüm'de, "Örgütsel Bağlılık" başlığı altında yine örgütsel bağlılık konusu ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Üçüncü Bölüm'de, "Çalışan Verimliliği" başlığı altında çalışan verimliliği konusu önceki iki bölümde de olduğu gibi ulusal ve uluslararası literatüre dayalı olarak işlenmiştir. Dördüncü Bölüm'de, "Yöntem" başlığı altında araştırmanın amacı, önemi, sınırlıkları, hipotezleri, araştırma modeli, metodolojisi ve evren ve örneklem hakkında bilgi verilmiştir. Beşinci Bölüm'de, "Araştırma ve Bulgular" başlığı altında anketler sonucunda elde edilen bulguların istatiksel analizleri yapılarak yorumlanmıştır. Çalışmanın "Sonuç ve Öneriler" başlığını taşıyan son kısmında ise; araştırmanın sonuçları tartışılmış, son olarak da elde edilen bilimsel veriler doğrultusuna konuyla ilgi olarak bundan sonra yapılacak akademik çalışmalar ve sağlık sektörü çalışanlarının performans ve verimliliklerinin artırılabilmesi için öneriler sunulmuştur. Bu doktora tez çalışmasında iki bağımsız değişkenin (stres yönetimi ve örgütsel bağlılık) bağımlı değişken (çalışan verimliliği) üzerindeki etkisi yapısal eşitlik modeli ile araştırılmıştır. Alan araştırması, çalışmanın bilimsel düzeyi de dikkate alınarak %95 güven düzeyi ve %5 duyarlılıkla belirlenmiş ve 413 çalışana uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin önce güvenirlik ve geçerlilik analizi uygulanarak elde edilen verilerin bilimsel açıdan kullanılabilir olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra verilerin açıklayıcı istatistikleri ve frekans dağılımları verilmiştir. Veri analizinde önemli bir raporlama aşaması da araştırma değişkenlerinde katılımcıların bireysel özellikleri (demografik değişkenler) bakımından farklılık olup olmadığının araştırıldığı temel analizlerdir. Analizin üçüncü adımı olarak, araştırma değişkenleri (stres yönetimi, örgütsel bağlılık ve çalışan verimliliği), demografik değişkenler bakımından incelenerek sonuçlar yorumlanmıştır. Dördüncü ve son aşamada çalışmanın problemi olan, örgütsel bağlılık ve stres yönetiminin çalışan verimliliğine etkisi yapısal eşitlik modeli ile analiz edilerek alınan bulgular yorumlanmıştır. Araştırmanın asıl problemini ifade eden stresle başa çıkma ve örgütsel bağlılığın çalışan verimliliği üzerindeki etkisi hipotezi yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Ortaya çıkan bulgulara göre hem stresle başa çıkmanın hem de örgütsel bağlılığın çalışan verimliliği üzerindeki etkisi anlamlı bulunmuştur. Ancak iki bağımsız değişkenin etkileri değerlendirildiğinde stres yönetiminin etkisinin belirgin olarak daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir.

Sağlık kuruluşlarıSağlık personeliStres+6
Deniz Sönmez
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin okupasyonel dengesi ile stres, stres karşısındaki tepkileri ve başa çıkma tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışmamız üniversite öğrencilerinin okupasyonel dengesi ile stres, stres tepkileri, stres kaynakları ve stresle başa çıkma tutumları arasındaki ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmaya 170 üniversite öğrencisi dahil edildi. Öğrenciler sosyodemografik bilgi formu, Okupasyonel Denge Anketi, Algılanan Stres Ölçeği, Güncellenmiş Öğrenci Yaşamı Stres Envanteri (GÖYSE) ve Başa Çıkma Tutumları Değerlendirme Ölçeği(COPE-R) ile değerlendirildi. Okupasyonel denge ile algılanan stres arasında negatif yönlü bir ilişki bulundu (r=-0,55, p=0,001). Öğrencilerin okupasyonel dengesi ile GÖYSE toplam ve alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde; okupasyonel denge ile GÖYSE toplam puan, hayal kırıklıkları, baskılar, değişiklikler, çatışmalar, davranışsal tepki, fizyolojik tepki, duygusal tepki, değerlendirici tepki alt grupları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Okupasyonel denge ile kendine yükleme alt grubu arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı (r=-0,11, p=0,123). COPE toplam puanı ve kendine yardım, yaklaşım ve uyum sağlama alt boyutları ile okupasyonel denge arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). COPE ölçeğinin sakınma-kaçma ve kendine ceza alt grupları ile okupasyonel denge arasında ise negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Çalışmamız sonucunda stres seviyesinin, stres kaynaklarının ve stres tepkilerinin azalmasının okupasyonel dengenin sağlanmasını desteklediği tespit edilmiştir. Aynı zamanda üniversite öğrencilerinin kendine yardım, yaklaşım ve uyum sağlama gibi doğru başa çıkma tutumlarını kullandığı zaman okupasyonel dengelerinde artma tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerine okupasyonel dengenin sağlanmasında stres ve doğru başa çıkmaya yönelik müdahale programlarının uygulanmasının da öğrencilerin yaşamında faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Başa çıkmaGünlük yaşam aktiviteleriStres+3
Fatıma Zehra Doğan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik eşliğinde uygulanan progresif kas gevşeme egzersizlerinin yoğun bakımda çalışan hemşirelerin stres, yorgunluk ve baş etme biçimleri üzerine etkisi

Özgündöndü, B., Müzik Eşliğinde Uygulanan Progresif Kas Gevşeme Egzersizlerinin Yoğun Bakımda Çalışan Hemşirelerin Stres, Yorgunluk ve Baş Etme Biçimleri Üzerine Etkisi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü İç Hastalıkları Hemşireliği Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Bu randomize kontrollü araştırmanın amacı, müzik eşliğinde uygulanan progresif kas gevşeme egzersizleri (PGE)'nin yoğun bakım ünitesi (YBÜ)'de çalışan hemşirelerin stres, yorgunluk ve baş etme biçimleri üzerine etkisini incelemektir. Araştırma, Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye, Anestezi ve Koroner YBÜ'de görev yapan 56 hemşireyle, 1 Temmuz 2018-15 Ocak 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Dahil edilme kriterlerini karşılayan hemşireler tez danışmanı tarafından kura yöntemiyle 1:1 oranıyla müdahale ve kontrol gruplarına atanmıştır. Müdahale grubundaki hemşirelere (n=28) haftada bir defa, 20 dk. süreyle toplam sekiz hafta boyunca müzik eşliğinde PGE yaptırılmış, kontrol grubundaki hemşirelere (n=28) ise araştırmanın başında bir defaya mahsus stres ve etkilerine yönelik yüz-yüze eğitim verilmiştir. Araştırmanın başlangıcında, 4., 8., ve 12. haftalarında hem müdahale hem de kontrol grubundaki hemşirelere Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), Yorgunluk Şiddeti Ölçeği (YŞÖ) ve Baş Etme Stilleri Ölçeği (BESÖ) yüz-yüze uygulanmıştır. Araştırmanın 8. ve 12. haftalarında müdahale grubundaki hemşirelerin stres skorlarının kontrol grubuna oranla anlamlı düzeyde azaldığı belirlenmiştir (p<0,05). Benzer şekilde müdahale grubundaki hemşirelerin yorgunluk skorları araştırmanın 8. ve 12. haftalarında kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0,05). Müdahale grubundaki hemşirelerin mizah, davranışsal olarak ilgiyi kesme, zihinsel olarak ilgiyi kesme, olumlu yeniden yorumlama ve duygusal sosyal destek kullanma BESÖ alt boyutlarında kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde gelişme olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Araştırma sonuçlarından hareketle, müzik eşliğinde uygulanan PGE'nin, YBÜ'de çalışan hemşirelerin stres ve yorgunluklarını azaltmada ve stresle baş etme biçimlerini geliştirmede etkili olduğu ve bu nedenle kullanımının yaygınlaştırılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Baş etme, müzik terapi, progresif kas gevşeme egzersizi, stres,yoğun bakım hemşireliği.

EgzersizHemşirelerHemşirelik+7
Buğse Özgündöndü
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kanser tanılı ve sağlıklı ergen çocuğu olan annelere uygulanan psikoeğitimin ebeveyn rolüne ilişkin kendilik algısı, stresle başa çıkma ve ruhsal belirtiler üzerine etkisi

Bu çalışma, en az bir sağlıklı adölesan çocuğu daha bulunan kanser hastası çocukların annelerine yönelik psikoeğitim programının etkinliğini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, iki aşamada nitel ve nicel yöntemler kullanılarak yürütülmüştür. Ankara'da bulunan iki üniversite hastanesinin pediatrik hematoloji-onkoloji kliniklerinde tedavi görmekte olan hastaların sağlıklı ergen kardeşleri ile anneleri örneklemi oluşturmuştur. İlk aşamada, 18 sağlıklı ergen kardeş ile derinlemesine görüşmeler yapılmış, kanser sürecine ilişkin deneyimleri belirlenmiştir. Bu görüşmelerden çıkan temalar ve literatür bilgisi ışığında annelere yönelik psikoeğitsel bir müdahale programı geliştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşaması, bu müdahale programının uygulandığı, ön test-son test izleme desenli ve kontrol gruplu müdahale çalışmasıdır. Müdahale programı deney ve kontrol gruplarında 15'er anne ile tamamlanmıştır. Programın etkinliği Ebeveyn Rolüne İlişkin Kendilik Algısı Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) ile değerlendirilmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistiksel hesaplamalarda ortalama, standart sapma, sıklık ve yüzdelik, müdahale verilerinin analizinde ise Friedman ve Wilcoxon testleri kullanılmıştır. Nitel verilerde içerik ve kavram analizi kullanılmıştır. Araştırma sonunda; sağlıklı ergen kardeşlerin deneyimlerinin kardeşin hastalığı ile ilk karşılaşma, hayatlarında meydana gelen değişimler, baş etme ve uyum çabaları, beklentiler şeklinde adlandırılan dört kategori altında birleştiği görülmüştür. Müdahale sonrası annelerin KSE'nin tüm alt boyut puanlarında ve toplam ölçek puanlarında azalma olduğu, izlem ölçümlerinde annelerin puanlarının müdahale öncesi puanlarından düşük olduğu görülmüştür ancak, istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır. Müdahale grubunda yer alan annelerin somatizasyon, hostilite alt ölçek puanlarında ve toplam ölçek puanlarında ön test-son test ölçümlerinde meydana gelen azalma istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<.05). Bu sonuçlar doğrultusunda; sağlık profesyonelleriyle iş birliği yapılarak ülkemizde çocukluk çağı kanser hastalarının sağlıklı kardeşlerini ve ebeveynlerini psikososyal risklerden koruyucu ve onları ruhsal anlamda güçlendirici bireysel ve/veya grup müdahalelerin planlanması ve yürütülmesi önerilmektedir.

AnnelerBelirti ve semptomlarEbeveynlik rolleri+7
Melike Ayça Ay
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikodrama grup terapisinin eş bağımlıların psikopatolojileri, stresle başa çıkma biçimleri, benlik saygıları, algılanan sosyal destek ve eş bağımlılığa etkisi.

Bu araştırmanın amacı Psikodrama Grup Terapisinin Eş Bağımlıların (bağımlı yakınlarının) psikopatolojileri, stresle başa çıkma biçimleri, benlik saygıları, algıladıkları sosyal destek ve eş bağımlılığa etkisini incelemektir. Araştırma kapsamında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ABD Bağımlılık polikliniğinde tedavisi devam eden 30 bağımlı yakını ile çalışılmıştır. 15 katılımcı deney grubuna, 15 katılımcı kontrol grubuna random olarak atanmış, deney grubunda bulunan katılımcılara 12 oturum boyunca Psikodrama Grup Terapisi uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Tüm katılımcılara 3 ay arayla Eş Bağımlılık Ölçeği (CODA), Psikolojik Belirti Tarama Ölçeği (SCL 90), Stresle Başa Çıkma Ölçeği (COPE) ve Algılanan Çok Boyutlu Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca Psikodrama Grup Terapisi'nin etkinliğini değerlendirmek üzere deney grubuna nitel analiz yöntemleri kullanılarak veri toplanmıştır. Elde edilen verilere SPSS 22 programında Wilcoxon İşaretli Sıralar ve Mann Whitney U İşaretli Sıralar testleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Psikodrama Grup Terapisi alan deney grubunun Eş Bağımlılık toplam puanlarında ve Eş Bağımlılık Ölçeği'nin Kendini Gizleme, Kendini İhmal ve Düşük Benlik Saygısı alt boyutlarında, SCL 90 Ölçeği'nin toplam puan ve tüm alt boyutlarında, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin toplam puan, Arkadaş Sosyal Destek ve Aile Sosyal Destek alt boyutlarında, kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde fark bulunmuştur. Stresle Başa Çıkma Biçimleri bakımından deney ve kontrol grubu arasında herhangi bir fark bulunmamıştır. Psikodrama Grup Terapis'inin etkinliğine dair yapılan nitel analiz sonucunda 9 temaya ulaşılmıştır. Sonuç olarak, Psikodrama Grup Terapisi'nin Eş bağımlıların, psikopatoloji semptomlarını azalttığı; benlik saygılarını yükselttiği ve algıladıkları sosyal desteği arttırdığı saptanmıştır.

Algılanan sosyal destekBağımlılıkBenlik saygısı+5
Mehmet Kılıç
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanserinde kemoterapi alan hastalarda bilgilendirmenin stres düzeyine etkisi

GİRİŞ VE AMAÇ: Meme kanseri dünyada kadınlar arasında en sık görülen malign tümör olup, kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık %30.0' unu oluşturmaktadır. Ülkemizde ise tüm kanserlerin %24.1' ini, meme kanserinin oluşturduğu bildirilmektedir. Teşhis sonrası 5 yıllık sağ kalım oranının %75 olması itibariyle en iyi yaşam süresine sahip kanser türlerinden biri olması, beraberinde hastaların bu süreçteki yaşam kalitesini ve emosyonel stres gibi psikososyal faktörleri göreceli olarak daha ön plana çıkarmaktadır. Bu faktörlerin, kişinin aile ve sosyal yaşamını önemli ölçüde değiştirebilmesi nedeniyle meme koruyucu cerrahi gibi tedavi modaliteleri gündeme gelmiştir. Literatürde, meme kanseri tanısı konulan hastalarda beden imajında, kendilik kavramında, emosyonel, davranışsal durumunda, aile dinamiğinde, hasta ve ailesinin rollerinde değişimlerin olabileceği vurgulanmakta ve kemoterapi gibi sıklıkla uygulanan zorlu tedavi süreçlerinde hastaların psikolojik desteğe ve içinde bulundukları durumla ilgili olarak bilgilendirilmeye daha çok ihtiyaç duydukları belirtilmektedir. Bu verilerden yola çıkarak bu çalışmada, tıbbi onkoloji kliniğine başvuran ve meme kanseri tanısıyla kemoterapi alan hastalarda bilgilendirmenin stres düzeyine etkisi incelenmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışma, 2012 yılında 4 aylık sürede İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Kliniği' ne başvuran ve meme kanseri nedeniyle kemoterapi alan hastalarda, bilgilendirmenin stres düzeyine etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı ve yarı-deneysel olarak planlanmıştır. Verilerin toplanmasında, Tanıtıcı Bilgi Formu, Stresle Baş Etme Tarzları Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanmış eğitim kitapçığı kullanılmıştır. Düzenlenen anket formundaki soruların ilk 5 tanesi hastayı tanıtıcı nitelikte olup yaş, medeni durum, eğitim durumu, çalışma durumu ve sosyal güvence gibi kişisel bilgilerini içermektedir. Son 6 soru ise tanı ve tedavi süreci ile ilgili bilgileri içermektedir. Tanıtıcı bilgi formu toplamda 11 sorudan oluşmaktadır. V BULGULAR: Hastaların 155 tanesi deney ve 155 tanesi kontrol grubu olmak üzere çalışmaya toplam 310 hasta dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların %78.7' si (n=244) evli olup, %21.3 ' si (n=66) bekardır. Hastaların %70.0' ının (n=217) bildiği bir tanısı olduğu, %30.0' ının (n=93) ise tanısıyla ilgili bilgisi olmadığı görülmüştür. Hastaların %65.8' ine (n=204) tanısıyla ilgili önbilgilendirme yapıldığı, %34.2' sine (n=106) ise önbilgilendirme yapılmadığı saptanmıştır. Bilgilendirilenlerin %74.8' inin (n=232) hekim, %25.2' sinin (n=78) hemşire tarafından bilgilendirildiği tespit edilmiştir. Hastaların %1.0' ının (n=3) opere edildiği, %99.0' ının (n=307) ise opere edilmediği görülmüştür. Eğitim alan ve almayan bireyler arasında sosyal destek arama puanları medyan değerleri arasında anlamlı bir fark bulunmazken (p=0.299), gruplar arasında kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım, kendine güvensiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım puanları medyan değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur (sırasıyla p=0.02, p=0.001, p=0.000, p=0.035 ). Eğitim alan bireylerin kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım puanları medyan değerleri eğitim almayan bireylerden daha yüksek bulunurken kendine güvensiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım puanları medyan değerleri ise daha düşük bulunmuştur. Kemoterapi sürecinde bilgilendirilen hastaların kendine daha çok güvendiği ve daha iyimser bir yaklaşıma sahip olduğu görüldü. SONUÇ: Meme kanserli bireylerin tedavi yaklaşımında biyo-psiko-sosyal modelin benimsenmesi ve hastanın bütüncül ele alınması oldukça önem arz etmektedir. Çalışmamızda, kemoterapi sürecinde yapılan bilgilendirmenin hastaların kendine olan güvenlerini artırdığı ve daha iyimser bir yaklaşım geliştirmelerine yardımcı olduğu tespit edildi. Çalışma sonuçlarıyla zorlu tedavi sürecinde hastaların ihtiyaç duyduğu bu desteğin özellikle hemşireler olmak üzere tüm sağlık ekibi tarafından sunulmasının önemi ortaya koyulmuştur.

Antineoplastik ajanlarHasta eğitimiHemşireler+4
Emine Ergün Şeren
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İnfertilite tedavisi alan kadınlarda algılanan sosyal destek ile stres ve stresle başa çıkma durumları arasındaki ilişki

Bu araştırma, infertilite tedavisi alan kadınlarda algılanan sosyal destek ile stres ve stresle başa çıkma durumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmış olup, kesitsel tasarımdadır. Araştırma evrenini, Elazığ ili Fırat Üniversitesi Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi'nde 1 Şubat-1 Haziran 2022 tarihleri arasında başvuran ve bu merkezde tedavisi devam eden kadınlar oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi evreni bilinmeyen örneklem hesabı formülü ile belirlenen 384 infertil kadın oluşturdu. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından "Kadına Yönelik Veri Toplama Formu", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği", "Algılanan Stres Ölçeği'' ve "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" kullanılarak toplandı. Veriler, SPSS 22 paket programı kullanılarak değerlendirildi. Tanımlayıcı istatistikler için frekans, yüzde değerleri, ortalama, standart sapma, kullanıldı. Veriler, iki grup arasındaki karşılaştırmalar için Bağımsız örneklemler için t-testi (Independent sample t-test) ve ikiden fazla homojen grubun ortalamalarını karşılaştırmak için tek yönlü ANOVA testi (One-way ANOVA) kullanılarak analiz edildi. ANOVA testi sonuçlarına göre ortalamalar arasında anlamlı fark bulunan değişkenlerdeki anlamlılığın hangi gruptan kaynaklandığını bulmak için Scheffe post hoc testi kullanıldı. Anlamlılık düzeyi, p<0.05 olarak alındı. İnfetilite tedavisi alan kadınların algıladıkları stres arttıkça algıladıkları toplam sosyal destek, aile, arkadaş ve özel insan desteğinin azaldığı saptandı. İnfertilite tedavisi alan kadınların yetersiz özyeterlik algıları arttıkça algıladıkları toplam sosyal destek, aile ve arkadaş desteğinin azaldığı saptandı. Katılımcıların stres/rahatsızlık algıları arttıkça algıladıkları toplam sosyal destek, aile, arkadaş ve özel insan desteğinin azaldığı saptandı. Katılımcıların iyimser yaklaşım başa çıkma tarzını kullandıkça, algıladıkları toplam sosyal destek ve özel insan desteğinin arttığı saptandı. Katılımcıların kendine güvenli yaklaşım ve çaresiz başa çıkma tarzlarını kullandıkça, algıladıkları toplam sosyal destek, aile, arkadaş ve özel insan desteğinin arttığı saptandı. Katılımcıların boyun eğici yaklaşım başa çıkma tarzını kullandıkça, algıladıkları aile desteğinin azaldığı saptandı. Katılımcıların sosyal desteğe başvurma yaklaşımı başa çıkma tarzını kullandıkça, algıladıkları toplam sosyal destek, aile, arkadaş ve özel insan desteğinin arttığı saptandı. Katılımcıların iyimser yaklaşım başa çıkma tarzını kullandıkça, algıladıkları toplam stres ve stres/rahatsızlık algılarının azaldığı saptandı. Katılımcıların kendine güvenli yaklaşım ve sosyal desteğe başvurma yaklaşımlarını kullandıkça, algıladıkları toplam stres, yetersiz özyeterlik algısı ve stres/rahatsızlık algılarının azaldığı saptandı. Katılımcıların çaresiz yaklaşımı başa çıkma tarzını kullandıkça algıladıkları toplam stres, yetersiz özyeterlik algısı ve stres/rahatsızlık algılarının da arttığı saptandı. Çiftlere infertilitenin tanı ve tedavi sürecinde, ihtiyaçlarına yönelik kanıt temelli ebelik bakımı sunulması önemlidir. İnfertilite tedavisi alan kadınlara danışmanlık verilerek, danışmanlık programı içerisinde kadınların stresle başa çıkma stratejilerini arttıracak konulara yer verilmelidir.

Başa çıkmaEbelikKadınlar+5
Edanur Çınkır
Mersin University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilinçli farkındalık temelli stres azaltma programının psikotik hastaların ailelerinin ruhsal durum ve bakım yüküne etkisi

Bu araştırma psikotik hastalığı olan bireylere bakım veren ailelere uygulanan Bilinçli Farkındalık Temelli Stres Azaltma Programı'nın ruhsal sağlık parametrelerine ve bakım yüküne etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma tek merkezli, prospektif (ön test-son test-1.ay ve 3. ay takip), iki kollu (1:1), randomize kontrollü deneysel tasarımdadır. Araştırmanın örneklemini iki toplum ruh sağlığı merkezine kayıtlı psikotik hastalığı olan bireye bakım veren 50 aile bireyi (çalışma grubu=25, kontrol grubu=25) oluşturmuştur. Araştırmanın deneysel kaydı prospektif olarak ClinicalTrils.gov adresinden yapılmış olup NCT05245305 numarası alınmıştır. Çalışma grubuna Bilinçli Farkındalık Temelli Stres Azaltma Programı uygulanmıştır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Öz Şefkat Ölçeği - Kısa Formu, Zarit Bakıcı Yük Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde değerleri, ortalama, standart sapma, Pearson-χ2 testi, Bağımsız örneklemler için t-testi, Repeated Measures ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Uygulama sonrası çalışma grubunda yer alan ailelerin durumluk-sürekli kaygı, umutsuzluk ve bakım yükü düzeylerinin kontrol grubuna göre son-test, 1. ve 3. ay takip testlerinde anlamlı olarak azaldığı; öz şefkat düzeylerinin ise anlamlı olarak arttığı saptanmıştır (p<0.05). Uygulama sonucunda bakım veren ailelerin durumluk-sürekli kaygı, umutsuzluk, bakım yükü düzeylerinin düşmesi, öz şefkat düzeylerinin artması müdahalenin etkili olduğunu göstermiştir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda psikotik hastalığı olan bireylere bakım veren aileleri desteklemek ve güçlendirmek amacıyla Bilinçli Farkındalık Temelli Stres Azaltma Programı'nın belirli aralıklarla uygulanması önerilmektedir.

AileBakım verenlerBakım verme yükü+7
Münevver Boğahan
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kanserli hastalarda özgecilik ile stresle başa çıkma arasındaki ilişki

Bu araştırma kanser hastalarında özgecilik ve stresle başa çıkma arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı türde yapılan araştırma, Konya ilinde Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Kliniğinde 10 Şubat 2023- 15 Mart 2023 tarihleri arasında, 188 kanser hastası ile yürütüldü. Araştırmanın verileri Hasta Bilgi Formu, Özgecilik Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Ölçeği kullanılarak toplandı. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistikler için sayı, yüzde, min-maks değerleri, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirliğini test etmek amacıyla güvenilirlik analizi yapıldı. Normal dağılıma sahip verilerde niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki bağımsız grup arasındaki fark için Bağımsız T Testi, ikiden fazla bağımsız grup karşılaştırılmasında ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulandı. Numerik değişkenler arasındaki ilişkiyi test etmek için Pearson Korelasyon analizi kullanıldı. Özgecilik Ölçeği toplam puan ortalaması 144,48±27,14 Gönüllü Faaliyetlere Katılım alt boyut puan ortalaması 24,56±6,25, Maddi Yardım alt boyut puan ortalaması 22,11±4,99, Travmatik Durumlarda Yardım alt boyut puan ortalaması 24,61±4,59, Yaşlı/hastalara Yardım alt boyut puan ortalaması 15,77±3,37, Fiziksel Güce Dayalı Yardım alt boyut puan ortalaması 19,07±4,29, Eğitim Sürecinde Yardım alt boyut puan ortalaması 18,85±3,91, Yakınlık Duygusundan Kaynaklanan Yardım alt boyut puan ortalaması 19,48±4,20 olarak belirlendi. Stresle Başa Çıkma Ölçeği toplam puan ortalaması 82,98±18,14 Kaçınma Odaklı Başa Çıkma alt boyut puan ortalaması 28,73±7,05, Problem Odaklı Başa Çıkma alt boyut puan ortalaması 30,40±7,39 ve Sosyal Destek Odaklı Başa Çıkma alt boyut puan ortalaması 23,84±5,60 olarak bulundu. Özgecilik Ölçeği ile Stresle Başa Çıkma Ölçeği toplam ve alt boyut puan ortalamaları araında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptandı (r:0,375; p<0,01). Hastaların yaşı ile Eğitim Sürecinde Yardım alt boyut puanları ve toplam aldığı kür sayısı ile Kaçınma Odaklı Başa Çıkma alt boyut puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğu saptandı (r:-0,164; p<0,05). Hastaların kronik hastalık durumlarına göre Özgecilik Ölçeği toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görüldü (p<0,05). Hastaların psikolojik destek alma durumlarına göre Travmatik Durumlarda Yardım alt boyutu ve Yaşlı/hastalara Yardım alt boyutu puanları ve hastaların aldıkları tedavilerine göre Eğitim Sürecinde Yardım alt boyutu puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlendi (p<0,05). Çalışmada hastaların özgecilik ve stresle başetme düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu, özgecilik düzeyi arttıkça stresle başetme düzeylerininde arttığı sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda özgeciliğin kanser hastalarında stresle başetme yöntemi olarak kullanılabileciği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kanser, Özgecilik, Stres, Stresle başa çıkma.

Kanser hastalarıNeoplazmlarStres+3
Rumeysa Güner
Necmettin Erbakan University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Migren ve depresyon hastalıklarına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin bakım verme yükleri depresyon düzeyleri ve stresle başa çıkma tarzlarının belirlenmesi

Bu çalışma tanımlayıcı tipte bir araştırma olup migren ve depresyon hastalıklarına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin bakım verme yükleri, depresyon düzeyleri ve stresle başa çıkma tarzlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Ankara ilinde bulunan GATA Acil Servis Polikliniği ve GATA Psikiyatri Polikliniğinde Eylül 2014- Nisan 2015 tarihleri arasında yapılmıştır. Acil Servis Polikliniğine migren tedavisi için başvuran 60 bireyin ve Psikiyatri Polikliniğine depresyon tedavisi için başvuran 50 bireyin bakım vericileri araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında; Tanımlayıcı Veri Formu, Zarit bakım verme yükü ölçeği (ZBYÖ), Beck depresyon ölçeği (BDÖ), stresle başa çıkma tarzları ölçeği (SBTÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin SPSS 15 paket programında sayı, yüzde, frekans, ortalama, standart sapma, Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testi kullanılarak analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Araştırmada bakım verici bireylerin ZBYÖ, BDÖ ve SBTÖ alt boyutu olan kendine güvenli yaklaşım (KGY) puan ortalamalarının depresyon hastalığına sahip olan bireylerde anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Çalışmada depresyon hastalığına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin bakım verme yükleri ile depresyon düzeylerinin daha yüksek bulunması ve migren ile depresyon hastalıklarına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin stresle benzer baş etme tarzları kullanmaları nedeni ile hemşirelerin bu bireylerin bakım vericilerine zorlandıkları alanlarda danışmanlık yapmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bakım verici, bakım yükü, depresyon, migren, stres.

Baş ağrısıDepresyonHasta bakımı+5
Merve Tuğrul
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa İli özel eğitim merkezlerinde görev yapan uzmanların iş stresi ve iş doyumlarının incelenmesi

Bu çalışma, özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde engellilere hizmet veren uzman profesyonellerin iş stres ve doyum düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma Bursa ilinde on özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde yapılmış, analizler çalışmaya gönüllü olarak katılan 150 uzman profesyonel üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmada, "İş Stresi" ve "Minnesota İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Bursa ilinde 150 katılımcının % 63'ü Öğretmen, % 9'u Çocuk Gelişim Eğitmeni, % 13'ü Fizyoterapist, % 8'i Psikolog, % 7'si Sosyal Hizmet Uzmanı'dır. Stres ölçeği ile iş doyumu ölçeğinin ilişkilerin tümünün anlamlı ve negatif yönde oldukları görülmüştür. İş doyumu ölçeğinin alt boyutlarının ise, kendi aralarında pozitif ve oldukça yüksek düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür.

BursaSosyal hizmetlerStres+5
Ayşe Bayındır Koçak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışan asistan hekimler arasında algılanan stres ve ilişkili faktörler: Kesitsel çalışma

Giriş ve Amaç: Uzmanlık eğitimi döneminde asistan hekimlerin maruz kaldıkları ağır iş yükü, kötü çalışma koşulları, sosyal ve ekonomik problemler gibi stres faktörleri hekimleri olumsuz etkilemektedir. Yüksek stres düzeyleri bir yandan hekimlerin hayatını diğer yandan sağlık hizmetlerinin uygulanmasını ve kalitesini kötü etkiler. Bu çalışma ile Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki asistan hekimlerin algılanan stres düzeyinin ve buna etki eden faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma strese neden olabilecek değiştirilebilir faktörler için yapılacak iyileştirme çalışmaları açısından bir ön çalışma olarak değerlendirilebilir. Gereç ve Yöntem: Kesitsel, tanımlayıcı tipte olan çalışmamız Ekim-Aralık 2022 tarihleri arasında, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışan 332 asistan hekimle tamamlanmıştır. Belirtilen tarihler arasında aktif olarak çalışmakta olan ve çalışmaya katılmayı onayladığını bildiren asistan hekimler çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara, katılımcıların tanıtıcı özelliklerini içeren ve literatür taranarak hazırlanan sosyodemografik veri formu ve Algılanan Stres Ölçeği yüz yüze yöntemle uygulanmıştır. Veriler SPSS istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 28,65±2,57 (24-41 yaş arası) ve % 53,9 'u (s=179) kadın, %63,3'ü (s=210) bekardı. Katılımcıların Algılanan Stres Ölçeği puan ortalaması 27,54±7,62 olarak tespit edildi. Ölçek iki kategoriye ayrılacak şekilde 28 puan kesme noktası olarak alındığında, ölçek skoru ≥28 olan ve stresli olduğu kabul edilen toplam katılımcı oranının % 52,1 olduğu görüldü. Katılımcıların sosyodemografik, ruhsal ve iş hayatına dair bazı özellikleri ve düşüncelerinin algılanan stres düzeyiyle ilişkili olduğu tespit edildi. Sonuç: Asistan hekimlerin yarısı kadarının algılanan stres düzeyi yüksek seviyedeydi. Özellikle yüksek stres düzeyi saptanan grupların çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve bu gruplara psikolojik destek sağlanarak stres yönetimi programlarının yürütülmesi, toplum sağlığını da etkileyebilmesi açısından önemlidir.

AlgıDoktorlarStres+2
Uğur Akmeşe
Aydın Adnan Menderes University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde cep telefonu problemli kullanımı ile bilinçli farkındalık ve stresle başa çıkma stillerinin belirlenmesi

Hızlı gelişen teknolojinin ürünü olan cep telefonlarının bilinçsiz ve aşırı kullanımı gelişimsel dönemler arasında önemli bir yere sahip olan ergenlik dönemindeki bireyleri olumsuz olarak etkilemektedir. Olumsuz etkilerin belirlenmesi, önlenmesi için farkındalık ve stresle başa çıkma stilleri önemli yer edinmektedir. Araştırmada ergenlerin cep telefonu problemli kullanımı ile bilinçli farkındalık ve stresle başa çıkma stillerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla araştırma kesitsel tipte tanımlayıcı bir araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Hatay ili Antakya ilçesine bağlı liselerde 2017-2018 öğrenim döneminde öğrenim görmekte olan 28.144 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemini ise tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen 6 lisede öğrenim gören 789 öğrenci oluşturmuştur. Verileri toplamada sosyodemografik veri formu, cep telefonu problemli kullanım ölçeği (PU), bilinçli farkındalık ölçeği ergen formu (BFÖ-E), ergenler için başa çıkma ölçeği (EBÇÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirmesinde sayı, yüzdelik, Anova, Student t, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ergenlerin PU toplam puanı 29.34±13.86, BFÖ-E toplam puanı 60.04±15.17, EBÇÖ aktif başa çıkma toplam puanı 6.32±2.52, kaçınan başa çıkma toplam puanı 4.87±2.23, olumsuz başa çıkma toplam puanı 2.60±1.87 olarak belirlenmiştir. Ergenlerin %85,4'ünün cep telefonu sahibi olduğu, %63,7'sinin ilk cep telefonunu 11-14 yaşlar arasında edindiği belirlenmiştir. Kız ergenlerin PU toplam ve EBÇÖ aktif başa çıkma puan ortalamaları erkeklere göre daha yüksektir. BFÖ-E ile PU toplam, sonuçlar, sosyal iletişim, bağımlılık, kaçınan başa çıkma ve olumsuz başa çıkma arasında negatif yönde, sonuçlar ve PU toplam puanları ile olumsuz başa çıkma alt ölçeği arasında negatif yönde zayıf anlamlı, sonuçlar, sosyal ilişkiler, bağımlılık ve PU toplam puanları ile kaçınan başa çıkma alt ölçeği arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Ergen sağlığını korumak, geliştirmek ve problemleri belirleyerek gerekli önlemleri almak için bilinçli farkındalık ile başa çıkma tarzları konusunda eğitimler verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ergenler, Cep Telefonu Problemli Kullanımı, Bilinçli Farkındalık, Stres, Başa Çıkma.

Başa çıkmaBilinçli farkındalıkCep telefonu+3
Arzu Çalışkan
Hatay Mustafa Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik özellikleri ile stres yönetimi arasındaki ilişkinin incelenmesi: Sağlık sektöründe bir araştırma

Bu araştırmanın amacı sağlık sektöründe çalışan bireylerin Beş Faktör Kişilik Modeli boyutları (dışadönüklük, yumuşakbaşlılık, özdenetimlilik, nörotiklik, deneyime açıklık) ile iş stresi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma evrenini Malatya'daki bir eğitim-araştırma hastanesinde görev yapan personel oluşturmuş; kolay ulaşılabilir örnekleme yoluyla ulaşılan 342 katılımcı (171 kadın, 171 erkek) araştırma kapsamına dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak 10 maddelik Kısa Form Beş Faktör Kişilik Ölçeği ile 20 maddelik A-İş Stresi Ölçeği-20 kullanılmıştır. Hipotezler Bağımsız Örneklem t-Testi, Tek Yönlü ANOVA, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis-H testi ve Pearson korelasyon analizleri aracılığıyla sınanmıştır. Verilerin analizi sonucunda iş stresi ile çalışma ortamının risk durumu arasında anlamlı bir farkın olduğu, kişilik özellikleri ile de meslek grupları arasında anlamlı bir farkın olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizi sonucunda dışadönüklük, yumuşakbaşlılık, özdenetimlilik ve deneyime açıklık ile iş stresi arasında negatif; nörotiklik ile pozitif ilişki olduğu görülmüştür.

Beş faktör kişilik modeliStres yönetimiİş stresi
İlker Ayten
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
20
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Görme engellilerde ruhsal belirtilerin, yaşam doyumunun ve stresle baş etme tarzlarının araştırılması

Amaç: Çalışmanın birincil amacı görme kaybı ile psikiyatrik belirti ilişkisinin aydınlatılması, ikincil amacı ise görme engelli bireylerde yaşam doyumu düzeyleri ile stresle baş etme tarzlarının araştırılmasıdır.Gereç ve Yöntem: Araştırmaya, Haziran 2009-Eylül 2009 tarihleri arasında, adreslerine ulaşılabilen toplam 110 görme özürlü kişi alınmıştır. Veri toplama aracı olarak; sosyodemografik veri formu, Kısa Semptom Envanteri; Yaşam Doyum Ölçeği; Stresle Baş Etme Tarzları Anketi kullanılmıştır. Katılımcılardan araştırmacı gözetiminde bir anketör yardımı ile yüzlerine okuma yöntemi ile toplamda 130 anket sorunun yanıtlanması istenmiştir. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 12 paket programı ile yapılmıştır.Bulgular: Katılımcıların sadece %17'si kronik fiziksel bir rahatsızlıktan ve %5'i kronik ruhsal rahatsızlıktan söz etmiştir. Katılımcıların psikiyatrik belirti dağılımlarına bakıldığında; KSE alt ölçekleri arasında özellikle kişiler arası duyarlılık, hostilite ve paranoid belirti puanlarının kısmen daha yüksek olduğu görülmüştür. Yaşam doyumlarına bakıldığında genel olarak yaşam doyum oranlarının orta ve yüksek düzeylerde seyrettiği görülmüştür. Yaşam doyum oranları sosyodemografik verilerden eğitim düzeyi ve bir işi olma durumu ile istatistik olarak anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuştur. Stresle baş etme tarzlarına bakıldığında ise görme engellilerin %50'sinin kendine güvenli yaklaşım tarzını kullandıkları görülmektedir. Katılımcıların stresle baş etme tarzları ile psikiyatrik belirti grupları arasındaki ilişki değerlendirildiğinde, stresle baş etme tarzları ile sadece hostilite grubu arasında anlamlı ilişki görülmüştür.Sonuç: Fiziksel ve ruhsal sağlık açısından görme engellilerin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bu konuda çelişkili sonuç bildiren birçok çalışma olmakla birlikte, bulgularımız özellikle ruhsal sağlık açısından engellilerle diğer insanların benzer olduğunu bildiren çalışmalarla örtüşmektedir. Bulgularımız görme duyusundan mahrum kalmanın bireyi daha şüpheci, hostil ve duyarlı kılıyor olabileceğini düşündürmektedir. Beklenenin aksine yaşam doyum düzeylerinin genel anlamda iyi düzeyde olması literatürle uyumludur. SBTÖ verileri görme engellilerin genel anlamda stresle baş etmede olumlu tarzları kullandıklarını ve streslerini yönetebildiklerini göstermektedir. Kronik ruhsal rahatsızlığı olmayanlarda stresle baş etme tarzı olarak kendine güvenli yaklaşım kullanımının daha fazla görülmesi literatürle örtüşmekte, görme engellilerin direnme gücü ve allostatik uyumu açısından bize önemli bir veri sunmaktadır. Hostilite puanları dışında görme engellilerin stresle baş etme tarzları ile psikiyatrik belirtileri arasında ilişki olmadığını ve birbirlerini etkilemediğini düşündürmektedir. Hostilite puanları yüksek grubun stresle baş etme tarzı olarak sosyal desteğe başvurma tarzını daha çok kullandıkları görülmüştür. YDÖ düzeyleri ile SBTÖ arasındaki ilişkiye bakmak için katılımcı sayımız yeterli olmamıştır.Anahtar Kelimeler: Görme engelli, hedonik uyum, yaşam doyumu, YDÖ, stresle baş etme tarzı, SBTÖ, kısa semptom envanteri, KSE

Belirti ve semptomlarEngelli kişilerGörme+7
Kenan Temiz
İnönü University
2010
20

Related subjects