Terror avents
77 theses under this subject heading
Terör saldırılarının finansal piyasalara etkisi: Borsa İstanbul 100 endeksi üzerine bir uygulama
Yatırımcıların finansal piyasalarda rasyonel hareket ettikleri görüşüne dayanan ve Eugene Fama tarafından ortaya atılan Etkin Piyasalar Hipotezine göre, piyasa da oluşan bilgiler anında fiyatlara yansımaktadır. Bilgilerin fiyatlara anında yansıması yatırımcıların bu piyasalardan beklenenin üzerinde bir getiri elde etme imkânları ortadan kaldırmaktadır. Bundan dolayı da teknik ve temel analiz yoluyla fiyatların önceden tahmin edilme olanağının bulunmadığı iddia edilmektedir. Fakat bahsedilen bu durum her zaman mümkün olmamaktadır. Yatırımcıların her zaman rasyonel davranmadıklarını ve bazen benzer durumlara benzer tepkiler verdikleri yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Davranışsal Finansında temellerini oluşturan bu olgu, yatırımcılar sosyolojik, psikolojik ve çevresel birçok etkenden etkilenme eğilimi gösterebilmektedir. Özellikle son yıllarda artış gösteren ve toplumların sosyolojik, psikolojik, yönetimsel yapılarını zedelemekten çıkıp ekonomik olarak da zarar vermeye başlayan terör olaylarının varlığı çalışmamızın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Ülkemiz açısından da önemli sorunları beraberinde getiren terör olaylarının varlığı ve etkileri uzun yıllardır tartışılan bir konudur. Bu perspektifte, çalışmanın amacı 20.09.2011-17.02.2017 tarihleri arasında Türkiye'de meydana gelen 94 terör saldırısının Borsa İstanbul 100 Endeksi üzerindeki olası etkisinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda, Olay Çalışması (Event Study) metodolojisi uygulanırken piyasanın vermiş olduğu tepkiyi daha net gözlemleyebilmek amacıyla terör saldırılarının etkisi tatil günlerinde ya da hafta içi günlerde gerçekleşmesi şeklinde iki alt kategoride irdelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda; terör olayları neticesinde genel anlamında piyasada net olarak negatif ya da pozitif bir trendin varlığından söz etmek kullanılan veri seti ve yöntem bağlamında mümkün olmadığı görülmüştür. Diğer taraftan, istatistiksel olarak anlamlı sonuçların varlığı, ele alınan konu çerçevesinde BİST 100 Endeksinin yarı güçlü formda etkin olmadığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Terör Saldırıları, BİST 100 Endeksi, Etkin Piyasalar Hipotezi, Davranışsal Finans, Event Study.
Terör olaylarının sermaye piyasasına etkisi
Çalışmada, terörizmin sermaye piyasalarına etkisi incelenmiştir. Uygulamada 2014-2016 yılları kapsamında panel veri analizi yapılmıştır. Bağımlı değişken, küresel terörizm veritabanında yer alan ülkelerden borsasına ulaşılabilen 89 ülkenin hisse senedi endeks değerleridir. Bağımsız değişken ise, Vision of Humanity tarafından yayınlanan ülkelerin küresel terörizm endeks değerleridir. Kontrol değişkenlerimiz ise hisse senedi getirileri üzerinde etkili olan makroekonomik faktörlerden seçilen gayrisafi millî hâsıla, tüketici fiyatlar endeksi ve cari işlemler dengesidir. Mevcut literatürde Küresel Terörizm Veritabanı'nda günlük yayınlanan terör olaylarıyla incelemeler gerçekleştirilmiş ancak ülkelerin Küresel Terörizm Endeks değerleriyle yapılan çalışmalara rastlanılmamıştır. Sonuçlara göre hisse senedi getirileri ile küresel terörizm endeks değerleri arasında pozitif ancak istatistiksel olarak anlamsız bir ilişki bulunmuştur. Kontrol değişkenlerden gayrisafi millî hâsıla ve cari işlemler dengesi ile hisse senedi endeks değerleri arasında pozitif ve anlamsız bir ilişki elde edilirken, tüketici fiyatları endeksi ile hisse senedi endeksi arasında ise pozitif ve anlamlı bir ilişkiye ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre yaşanan terör olayları ile sermaye piyasaları arasında bir ilişki yoktur.
PKK-KONRA GEL terör örgütü ile mücadelede sorun çözücü olarak sivil toplum
Terör ve terörizm uzun yıllardan bu yana Türkiye'nin temel sorunu olmaya devam etmekte ve uzun yıllar daha bu yerini koruyacak gibi gözükmektedir. Geçen yıllar, sorunun çözümünde sosyal ve psikolojik temelleri ortaya çıkarmıştır. Dolayısı ile çözüm için, bilim insanlarına ve sıradan vatandaşlara da en az hükümetler kadar sorumluluk düşmektedir. Ama bu sorumluluk ne şekilde yerine getirilmelidir?Bir yanda, terör ve terörizm sorunu, Türkiye'yi uzun yıllardan bu yana epeyce meşgul eden, maddi ? manevi ağır maliyetler ödeten ve özellikle son yıllarda milli güvenliğin bir numaralı tehdit maddesi olarak karşımıza durmaktadır. Var olan Kürt sorununun devamı olarak ortaya çıkan şiddet sorunu artık kendi başına değerlendirilebilecek bir noktadadır. Her ne kadar iç içe geçmiş de olsalar, bu iki sorun karşısında ayrı ayrı çözüm paradigmaları geliştirilmesi zorunluluk arzetmektedir. Diğer yanda, Türkiye'de her geçen gün daha da gelişen ve inisiyatif alarak büyüyen bir sivil toplum bulunmaktadır. On yıllardır, Türkiye'de sivil toplumun kendi geleneğini oluşturduğunu söylemek bile iddialı olmayacaktır. Oluşturduğu geleneğini de arkasına alarak, geleneksel güç merkezlerini değişime zorlamaktadır. Gelişen sivil toplumun beraberinde getirdiği değişim, devletin aşmakta zorlandığı sorunların çözümü için ihtiyaç duyulan aklı geliştirebilecek midir?Bu çalışma, gelişen sivil toplum aklının, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı, Kürt ve şiddet sorunları başta olmak üzere, sorunların çözümünde nasıl bir rol oynayabileceğinin araştırılmasıdır. PKK var olan Kürt protestosunun bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve radikalleşerek terörize olmuştur. Kendisinde var olan ideolojik birikimi ve Kürt halkının taleplerini birleştirmiştir. Taleplerini gerçekleştirebilmesi içinse terörü bir araç olarak benimsemiştir. Devletin ukdesinde bulunan, meşru şiddet kullanma ve legal alanı belirleme, ayrıcalıklarını başarılı bir şekilde kullanamaması örgütün kitle kazanmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, gelinen noktada Kürt sorunu ve şiddet sorunun kesişim kümesinde hayli büyük bir kitle bulunmaktadır. Bu kaygan kitle, ya Kürt sorununun çözülmesiyle marjinal şiddet hareketi olarak zayıflayacak yahut da Kürt sorununun çözümsüzlüğüyle şiddet sorunu çığırından çıkacaktır.Çalışmada sorunun tespiti ve sivil toplumun sorun çözücü rolü, bölgede yapılan derinlemesine mülakatlarla ve teorik tartışmalarla ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum, PKK- KONRA- GEL, Talepler, Legal Alan.
Üniversite öğrencilerinde terör korkusu ve güvenlik algısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Terörizm insanlarda korku atmosferi yaratmak için planlanan şiddet veya şiddet tehdidi olarak belirtilmiştir. Terör eylemlerinin amacı hasar, yaralanma ve can kaybı gibi kısa dönemde kendini gösteren etkilerinden ziyade toplumda yaşayan bireyler üzerinde oluşan uzun dönemli psikolojik etkilerdir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin terör korkusuna ilişkin algıladığı boyutları belirlemek ve bu boyutların algılanma düzeylerini ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada üniversite öğrencilerinde terör korkusu ve güvenlik algısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Gaziantep'te eğitim gören 328 üniversite öğrencisine anket uygulanmıştır. Araştırma kapsamında üniversite öğrencilerinin terör eylemlerine ilişkin ''güvenlik algısı' ve '' terör korkusu'' olmak üzere iki farklı algıya sahip oldukları görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin terör korkusu ve güvenlik algılarının kısmen yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlara göre tüm boyutlarda cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ortalamalara bakıldığında erkeklerin güvenlik algısı düzeyinin kadınlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Kadınların da terör korkusu düzeyinin erkeklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Lisansüstü öğrencilerinin, lisans öğrencilerine göre terör korkusunu daha yüksek düzeyde algıladıkları görülmüştür. Ayrıca orta düzey geliri olan katılımcıların diğer katılımcılara göre daha düşük düzeyde terör korkusu algıladıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra anne ve babayla yaşayan katılımcıların, eş ve çocuklarla yaşayan katılımcılara göre daha yüksek düzeyde güvenlik algısına sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Daha önce bir terör eylemine şahit olmuş kişilerin böyle bir duruma şahit olmamış kişilere göre daha yüksek düzeyde terör korkusu ve daha düşük düzeyde güvenlik algısı yaşadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca herhangi bir yakını terör eylemlerinde akrabası veya yakını mağdur olmuş kişilerin terör korkusunu nispeten daha yüksek düzeyde, güvenlik algısını da nispeten daha düşük düzeyde algıladıkları görülmüştür. Sonuç olarak terör olgusunun üniversite öğrencilerinin olumsuz bir şekilde etkileyerek tedirginlik oluşturduğu görülmüştür. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kolluk kuvvetlerinin koruyucu ve önleyici operasyonları sayesinde bu öğrencilerin kendilerini güvende hissettikleri de anlaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle üniversite öğrencilerinin terör ve güvenlik algıları incelendiği bu çalışmada öğrencilerin terör korkusu orta düzeyde ve yüksek eğilimli olduğu görülmüştür. Ancak terörle mücadele kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin aldığı önlemler ve güvenlik tedbirlerinin de öğrencilerin güvenlik algısını bir o kadar artırdığı sonucu elde edilmiştir.
Emperyalizm ve terörizm ilişkileri; Orta Amerika ve Güney Amerika örneği
Emperyalizm, bir ulusun diğeri tarafından ekonomik ve bazen askeri kontrolünün meşruiyetini destekleyen ideolojik bir terim iken, sömürgecilik, emperyalizm ideolojisinden gelen ve esas olarak bir grup insanın yeni bir ülkeye yerleşmesiyle ilgili bir uygulama biçimidir. Bugün sömürgecilik sona ermiş gibi görünse de, Amerika gibi Batılı uluslar, diğer ulusların kalıcı ekonomik sömürüsü yoluyla zenginliklerini ve güçlerini artıran emperyal eylemlere katıldıkça, emperyalizm hala devam etmektedir. Terör, şiddet içeren ve bu özelliğiyle siyasetin en korkunç yöntemidir. Terör, planlama, uygulama ve sonuçları itibariyle insanlık tarihinde acılara, afetlere ve gözyaşına neden olmuştur. Tüm bu olumsuz sonuçlara rağmen terör günümüzde emperyalist devletler tarafından bir siyaset biçimi olarak aktif olarak kullanılmaktadır. Bölgesel ve küresel hegemonya kurmak isteyen emperyalist güçler, terörizmi açık ya da örtülü olarak kullanmakta ve desteklemektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı; Orta Amerika ve Güney Amerika ülkelerinin günümüzde yaşamış oldukları iç çatışmalar ve terör faaliyetlerinin, bölgedeki egemen güçler tarafından nasıl kullanıldığını ülke örnekleri üzerinden incelemektir. Çalışmada Peru, Şili, Meksika, Kolombiya ve Venezuela ülkelerinde faaliyette bulunan terör örgütleri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, emperyal güçlerin politikaları sonucunda, hedef ülkelerde istikrarsızlaşmaların olduğu görülmüştür.
1980-2021 döneminde jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarının incelenmesi: Gaziantep ili örneği
Bu çalışmanın amacı Gaziantep ili Jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarını incelemek ve bu özgün çalışma sonucunda elde edilen sonuçları alan yazına kazandırmaktır. Araştırmanın Gaziantep örneğinde yapılmasının sebebi: bu ilin terör eylemlerinin sıklıkla yaşandığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alması ve Türkiye'nin güvenlik stratejisi açısından önemli bir konumda bulunmasıdır. Araştırma Türkiye'de şiddetli terör eylemlerinin yaşandığı 1980-2021 yılları arası dönemi kapsamaktadır. Bu kapsamda Gaziantep Valiliği'nden ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığından alınan izinler doğrultusunda temin edilen ikincil veriler doküman analizi ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda Gaziantep ili Jandarma bölgesinde 1980-2021 yılları arasında toplam 492 adet terör eylemi olduğu, bu eylemlerin 21 farklı eylem şeklinde tezahür ettiği ve eylemlerin 9 farklı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu örgütler arasında eylem sürekliliği bakımından PKK/KCK terör örgütü; eylem yoğunluğu bakımından ise PKK/KCK terör örgütünün yanı sıra FETÖ/PDY ve DEAŞ terör örgütleri ön plana çıkmaktadır. Yapılan araştırma neticesinde Gaziantep ilinde ilk terör olayının 1980 yılında başladığı ve yaşanan terör eylemlerinin 1990 yılı sonrasında dramatik bir şekilde artış gösterdiği saptanmıştır. Terör eylemlerinin en çok yaşandığı ilçe İslâhiye ilçesi olarak belirlenmiştir. Oğuzeli ilçesi ise 2014 yılından sonra bazı terör örgütlerinin hedefi haline geldiği görülmektedir. Gaziantep ilinde yaşanan terör eylemleri kolluk kuvvetleri tarafından başarılı bir şekilde opere edildiğinden 914 şüpheli etkisiz hale getirilmiştir. Bu terör eylemleri sonucunda 41 vatandaşımız mağdur edildiği ve 8 adet kritik tesisin ise zarar gördüğü tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Terör, Gaziantep, Güneydoğu Anadolu, Güvenlik, Jandarma.
PKK terör örgütünün 2010 sonrası dönemdeki ideolojik ve taktiksel dönüşümü
Son on yılda Suriye'de artan siyasi istikrarsızlık ve iç karışıklığın yarattığı otorite boşluğunu terör örgütleri doldurmaya başlamış ve bu durum Türkiye'nin de güney sınır güvenliği için tehdit haline gelmiştir. Yıllardır mücadele verdiği Kürdistan İşçi Partisi (Partiya Karkarén Kurdistané/PKK) terör örgütünün Suriye uzantısı olan Demokratik Birlik Partisi (Partiya Yekitiya Demokrat/PYD) terör örgütüne karşı sınır ötesi operasyonlar gerçekleştiren Türkiye, sınır güvenliğini sağlamak ve bölgeden zorunlu göç etmek durumunda kalan insanlara da ev sahipliği yapmak zorunda kalmıştır. Son dönemde PYD Suriye'nin kuzeyinde kısmen sağladığı kontrolle ve DEAŞ terör örgütüne karşı başka devletlerin gerek mühimmat gerekse finansal desteğini alarak ön plana çıkmıştır. Bu kapsamda çalışmamızda Suriye iç savaşıyla birlikte başlayan süreç, PKK geleceği için bir dönüm noktası olarak ele alınacaktır. Bu çerçevede 2010 sonrası dönemle birlikte PKK'nın Suriye'deki etki ve yetkisini PYD'ye bırakmaya başladığı ve PKK'nın geleneksel yönetici kadroları ile PYD'nin yönetim kadroları arasında ayrılık süreçlerinin hızlanma olasılığının artıp artmadığı iddiası araştırılacaktır. Söz konusu iddia dahilinde ise çalışmamızda PKK terör örgütünün kuruluşundan günümüze kadar yaşadığı ideolojik ve taktiksel dönüşüm analiz edilecek, PKK'nın uluslararası konjonktürle birlikte Suriye'de artan gücü, bu gücün bir sonucu olarak da PYD'nin gelişim süreci irdelenecektir. Sonuç olarak ise PKK ve PYD arasındaki ilişkinin geleceğine dair bir perspektif sunulmaya çalışılacaktır.
Yeni Dünya düzeni bağlamında terör, vekâlet savaşları ve Türkiye
Değişen koşullar neticesinde vekâlet savaşları kavramı yeni yüzyılın yeni savaş stratejisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde terör örgütleri başta olmak üzere farklı devlet ve devlet dışı aktörlerle yürütülen Vekâlet Savaşları özellikle Ortadoğu coğrafyasında sıkça yaşanmaktadır. Yeni Dünya Düzeni bağlamında ve değişen koşullar çerçevesinde Vekâlet Savaşlarının bugün olduğu gibi gelecekte de en çok tercih edilen savaş stratejisi olacağı tahmin edilmektedir.Bu tez çalışması sonuç hariç üç bölüm olarak ele alınmıştır. İlk bölümde ABD ve Batılı müttefikleri tarafından oluşturulmaya çalışılan Yeni Dünya Düzeni ve bu düzenin bir yansıması olarak günümüzde tüm dünyayı saran Terör ve Terörizm kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde günümüzde devlet ve devlet dışı aktörlerin yeni savaş stratejisi haline gelen Vekâlet Savaşlarının ne olduğu, neden ortaya çıktığı, nasıl yürütüldüğü ve aktörlerinin kimler olduğu başlıklar halinde örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü ve sonuç bölümünde Türkiye'nin zorlaşan konumuyla beraber vekâlet savaş stratejisini hayata geçirmesinin gerekliliği anlatılmıştır. Ayrıca Türkiye'nin Suriye iç savaşında doktrine etmeye çalıştığı vekâlet savaş stratejisi, bu stratejide yapılan hatalar ve çıkarılması gereken dersler ele alınmıştır.
Terör-ekonomi ilişkisi: Türkiye örneği
Terör, son yıllarda iktisat literatüründe sıklıkla çalışılan ve dünya ekonomilerini de önemli derecede etkileyen küresel bir kavram haline gelmiştir. Terörün etkileri sosyal, kültürel ve siyasal alanlarda oldukça büyüktür. Terörizm, başlı başına siyasal bir konudur. Fakat özellikle savunma harcamaları ve bölgesel kalkınma özelinde düşünüldüğünde ekonomiye de önemli maliyetler yüklediği görülmektedir. Bu kapsamda, çalışmada terör ve ekonomi arasındaki ilişki, 1980-2016 dönemlerini kapsayan yıllık veriler ile ekonometrik yöntemler kullanılarak test edilmiştir. Analizlerde terör değişkeni olarak "Global Terrorism Database" den, Türkiye'de gerçekleşen terör olayları alınırken ekonomi değişkeni olarak literatürle uyumlu bir şekilde doğrudan yabancı yatırımlar, dış ticaret hacmi, milli gelir, işsizlik ve turizm alınmıştır. Analizlerden önce ADF-PP birim kök testleri ile birlikte yapısal kırılmaya izin veren Zivot-Andrews birim kök testleri kullanılarak serilerin durağanlığı test edilmiştir. Eşbütünleşme testi olarak Engle-Granger eşbütünleşme testi ile yapısal kırılmaya izin veren Gregory-Hansen eşbütünleşme testi kullanılmıştır. Her iki test sonucunda da değişkenler arasında, uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi vardır, sonucuna ulaşılmıştır. Nedensellik testlerinden ise Toda-Yamamoto Granger nedensellik testi ile birlikte Hacker ve Hatemi-J ve Hatemi-J Asimetrik nedensellik testleri gerçekleştirilmiştir. Nedensellik testleri sonucunda ise genel olarak dış ticaret ile terör arasında ve milli gelir ile terör arasında tek yönlü nedensellik ilişkileri görülmüştür.
Terörün dönemsellik bağlamında trendleri: PKK örneği
Tarihsel süreçte güvenlik terimine farklı anlamlar yüklenildiğini görmekteyiz. Günümüzde ise küreselleşmenin de etkisiyle kavramın yeni çeşitleriyle karşılaşmaktayız. Bu kavramın değişmesinin yanında terör unsurlarının da değiştiğini yeni yöntemler geliştirerek taktik değişikliğine gittikleri ortadadır. Tabi bu taktik değişikliğine karşı, devletlerin buna nasıl karşılık verdiği, klasik yöntemlerle mi yoksa Türkiye'nin de yaptığı gibi yeni yöntemlerle mi mücadele verdiği önemlidir. Çalışmada PKK'nın Türkiye'nin güvenliğinin bozulmasında bir paravan olarak nasıl kullanıldığını araştırarak; Türkiye'de ki hangi gelişmelerin PKK'nın kullanılmasına sebep olduğu araştırılmıştır. İç güvenlikle birlikte ülke güvenliğine de olumsuz sonuçları sebep olan PKK'yı, PKK'yla mücadelede değişen, yerlileşen ve millileşen silah envanteriyle birlikte konsept; sorunun arkasındaki asıl amacın devletin güvenliğinin ve bekasının hedef alındığı araştırılmıştır. PKK'nın, Türkiye'nin ulusal ve bölgesel alanda daha etkin ve bağımsız kararlar alan bir devlet olmasının engellenmesinde kullanıldığı ortaya konulmuş olup, konu dünya konjonktürüyle birlikte incelenmiştir. Anahtar kelimeler: PKK/KCK, Proje Örgüt PKK, PYD/YPG, PKK'ya Verilen Dış Destek
Terör, PKK ve dış destek
Özellikle 2.dünya savaşından sonra dünya dengelerindeki değişim ve uluslar arası ilişkilerde farklılaşmalar sıcak savaşların yerini soğuk savaşlara bırakmasına neden oldu. Soğuk savaşın gereği olarak ortaya çıkan psikolojik savaş ve bu savaşın vazgeçilmez unsuru, düşük yoğunluktaki çatışmalar, Amerika' ya yapılan saldırı ile ?Küresel Terör? şeklini aldı. Bu gün Terörizm tüm devletler, etnik yapılar ve toplumun tamamını tehtid eden çok önemli bir sorundur. Türkiye' de Terörün sebebi içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanmaktadır ve dışarıdan desteklenmektedir. Bu çalışma Kürdistan işçi partisi (PKK) Terör örgütünün düşüncelerini, örgütsel yapısını ve siyasal şiddet stratejisini inceleyecektir. Kürt milliyetçiliğinin üzerine oturduğu, sosyal, ekonomik ve siyasi faktörler bağlamında son dönemde bu fikir sahipleri PKK Terör örgütünün ve uluslar arası güçlerle ilişkilerini de göz önüne alarak Tarihsel süreci anlatılmaktadır.
Terör ve turizm ilişkisi: Türkiye üzerine yansımalar
Son yüzyılda şiddeti artan terör olayları insanlığın en önemli ortak sorunlarından biri haline gelmiştir. Uluslararası boyutta günden güne artan ve 9/11 saldırıları ile dünyayı sarsan terör olayları Türkiye için de son 30 yılın önemli sorunlarından biridir. Birçok sektörü olumsuz etkileyen terörün en çok etkilediği sektörlerin başında turizm gelmektedir. Literatür taraması yöntemiyle yapılan bu çalışmanın amacı, küresel anlamda ve Türkiye özelinde terörün turizm üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmaktır. Bu araştırmada öncelikle terör olgusunun temel özellikleri ve turizmin genel yapısı irdelenmiştir. Ayrıca terörün, turizme, küresel anlamda ve Türkiye üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Türkiye, 1980?li yıllarda Asala ve sonrasında PKK örgütlerinin eylemleriyle terörünün soğuk yüzüyle karşı karşıya gelmiştir. Yaşanan terör olayları, can kayıplarının dışında birçok sektörde olduğu gibi iç ve dış turizmi de olumsuz etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Terör olayları yüzünden turizm gelirlerinde dönemsel azalmalar görülmüştür. Terörün olumsuz etkilerini azaltmak için uluslararası ve ulusal düzeyde tanıtım kampanyalarının etkin şekilde aralıksız sürdürülmesi gerekmektedir. Türkiye?deki turizm sektörünün bölgesel olarak gelişmişlik dağılımının dengelenmesi için de devletin turizm teşvik politikalarını etkin bir şekilde uygulaması gerekmektedir. Sonuç olarak küresel anlamda terör olaylarının turizm üzerinde kısa süreli olumsuz etkilerinin görüldüğü ancak uzun vadede bu etkinin kaybolduğu saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Terör, Turizm, Türkiye
Türkiye'de ekstremist gruplardan Hizbullah
Günümüzde bazı devletlerin ekonomik veya politik çıkarları gereği, bir kısım devletlerin ise, uluslararası alanda kendi milli politikaları ile çatışan diğer devletlere karşı dolaylı yıpratma ve dayatma yöntemi olarak terörizmi bir maşa olarak kullanmaları sonucu terörizmin boyutları genişlemiş ve uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Bu durum sadece yakın ve orta doğuda değil, dünya yüzeyinin genelini kapsamaktadır. Bugün Afganistan'da, Pakistan'da kimler oyun oynuyorsa, Arabistan'da, Yemen'de, Kuveyt'te, Ürdün'de bunlar oyun oynamaktadırlar. Enerji kaynakları bakımından zengin olan yakın ve orta doğuda, istedikleri şekilde enerjiden pay alabilmek için bir yarış içinde olan ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve Rusya gibi ülkeler ile enerjiden çok kendi güvenliği ve topraklarını genişletme hevesinde olan İsrail, bazı paydalarda birleşmektedirler. Bu ülkeler; bölge ülkelerinin çıkaracakları sesleri kısmak için zamanında terör örgütleri kurdurup, bu terör örgütleri ile istedikleri bölgede kargaşa çıkararak, bölge ülkelerine barış ve demokrasi adına müdahale etmekte ve bu şekilde buraların ekonomik kaynaklarını da sömürmektedirler. Bütün Dünya sol görüşlü terör örgütlerinin Rusya menşeli, radikal dinci terör örgütlerinin ise İran menşeli olduğunu benimsemiştir. Elbette ki Rusya ve İran'ın terör örgütleri ile ilişkileri göz ardı edilemez, lakin dünya yüzeyinde terör örgütlerinin kurulup yönetilmesi maalesef batılı ülkeler eli ile olmaktadır. Özellikle ABD, İngiltere ve İsrail dünya üzerinde terör örgütlerinin kurulup, geliştirilmesinden ve ardından yönetilmesine kadar birçok alanda beraber hareket etmektedirler. Bölge ülkesi olarak Türkiye'nin sesini çıkarmaması, bölgede olan diğer ülkelere örnek teşkil etmemesi, bölge ülkelerini bir araya getirerek kendilerine karşı durmaması için, Türkiye'de de birçok terör örgütleri kurdurmuşlardır. Hizbullah terör örgütü işte bu örgütlerden sadece bir tanesidir. Tezimizde Hizbullah terör örgütü lideri olan Hüseyin Velioğlu'nun kimler tarafından devşirildiğini, kendisine kimlerin nasıl örgüt kurdurduğunu, bu örgütün nasıl korunup kollandığını, gerektiğinde silah ve militan bakımından nasıl desteklendiğini, Türkiye'de kaos çıkarmak ve başka terör örgütlerinin önünü açmak için kimler tarafından kullanıldığını, liderinin zamansız ölümü üzerine dernek ve vakıflar aracılığı ile legal alana taşınmaya çalışılan örgüt tabanının, son olarak nasıl siyasi bir partiye dönüştürüldüğünü ve bunun ardındaki batılı ülkelerin ileriye yönelik planları ele alınmıştır.
Türkiye'deki terör olaylarının (1996-2018) turizm talebi üzerindeki olumsuz etkileri
Bu araştırmada Türkiye için önemli sorunlardan biri olan terörün, ülke turizmini ne derece etkilediğini araştırmak ve Türkiye'ye gelecek turist sayısına yönelik tahminlerde bulunmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 1996 ile 2018 yılları arasında ülke içerisinde meydana gelmiş terör olayları ile aynı yıllar içerisinde ülkeye gelen yabancı turislerin aylık sayıları ve konaklama işletmelerinin yatak sayılarına ulaşılmıştır. Terör olayları verileri Küresel Terörizm Veritabanı'ndan, turist sayıları verileri Türkiye İstatistik Kurumu'ndan ve yatak sayıları verileri ise Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nden elde edilmiştir. Elde edilen veriler Eviews 10 paket programı analiz edilmiş, geleceğe yönelik tahminlerde bulunmak için zaman serisi analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda, 1996 yılından günümüze kadar (2016 yılı hariç) turist sayılarının artış eğilimi olduğunu göstermektedir. Ayrıca bazı terör olaylarının olduğu dönemde ülkeye gelen turist sayısının terör olayının olmadığı dönemdekinden daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu bulgu ışığında, terör olaylarının turist sayılarını etkilemediği söylenebilir. Ayrıca terör örgütlerinin eylemlerini gerçekleştirmek için turizmin en yoğun olduğu yaz aylarını hedef aldıkları da görülmektedir. Bir terör olayının turist sayılarını ilk 4 ay içerisinde etkilemeye başladığını ve 7 ayda da etkisini tamamen kaybettiğini göstermektedir. Terör olayları nedeniyle ülkeye gelen yabancı turist sayılarında görülen değişiklik ile yatak sayıları arasındaki nedensellik ilişkisi 1996-2018 yılları dikkate alınarak incelenmiştir. Bu değişkenler arasındaki nedenselliği test etmek için Granger Nedensellik testi kullanılmıştır. Bu analiz sonucuna göre değişkenler arasından çift yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Araştırmada mevsimsellikten arındırılmış turist sayılarına istinaden yapılmış geleceğe yönelik tahminler ise terör olayının olmadığı durumlarda 2023 yılında aylık ortalama turist sayısının 4,5 milyon civarında olacağı yönündedir.
Islamophobia & the western media: A comparative critical discourse analysis of Anglo-American news media's approach to terror attacks targeting Muslims and non-muslims and the applied double standards
The main purpose of the present study is to analyze the discourse employed by the agenda-setting Anglo-American newspapers, having a wide outreach and the potential to influence public opinion and action, to cover the six devastating terrorist attacks carried out against both Muslims and non-Muslims within the last decade. In accordance with this purpose, the publicly available online archives of Anglo-American news media outlets are searched through to gather the required data to conduct this study, in consequence of which twenty-four news reports in total are selected through purposive sampling. By drawing on Teun van Dijk's qualitative and interdisciplinary Critical Discourse Analysis (CDA) method, which has been initially developed to examine the discursive features of news reports and their implications, and by building on the Orientalist and post-colonial scholarship headed by Edward Said, the selected news reports are both comparatively and critically analyzed in terms of the micro and macrostructures such as the headlines, leads, visuals, sentence structures, and rhetoric embedded in their narratives. As a result of the detailed comparative and critical discourse analyses, it is determined that Anglo-American news media outlets play a pivotal role in the fabrication and amplification of Islamophobia, which has escalated specifically in the aftermath of the 9/11 terrorist attacks and currently manifests itself in a great variety of platforms ranging from Hollywood movies to mass media, by way of both the sweeping generalizations they make about the religion of Islam and Muslims, and double standards they systematically apply on the basis of the religious affiliation of both victims and perpetrators of the terrorist incidents. So much so that, while they associate terrorism with Islam and thus incriminating both the religion of Islam and all the Muslims around the globe for the actions of a handful of terrorists, they adopt a protectionist and humanizing stance towards the non-Muslim perpetrators whose religious affiliation they do not even mention once. Key Words: Islamophobia, Critical Discourse Analysis, Anglo-American News Media, Terrorist Attack, Double Standards, Orientalism
Social and economic impact of terrorism in Nigeria: Boko Haram as a case study
This study investigated Boko Haram terrorist group's socio-economic implication in Nigeria by synthesizing evidence available in the literature. This study showed that terrorist activities have significant negative impacts on the socioeconomic activities of the country. Although the terrorist attacks are majorly domiciled in the Northeastern part of the country and spreading to the North central and neighboring countries, the effects and impacts are felt across the country due to internal migration of people and livestock down to the south, thereby increasing migrant and host communities' frictions and conflicts. Some of the critical negative socioeconomic impacts of terrorism in Nigeria identified includes displacement of people from their natural settlement, thereby turning them into refugees and IDPs in another community in their own country of birth, disruption of economic activities, loss of means of livelihood, business and properties and turning people to paupers, breakdown in-laws and orders. Thus, this thereby increases crime rates and social vices, loss of local educational system; healthcare system; social; political and economic structures, loss of direct foreign and local investments, loss of government revenues, and increase of incurrence of huge budgetary allocation for counter-terrorism operations as well as the strain on natural resources. Findings from this study showed that Boko Haram terrorist activities have negatively impacted the socioeconomic aspect of the country, thereby placing a significant burden on the national economy and peaceful coexistence of its people; it is therefore vital for the government to intensify further efforts on improving the effectiveness of the counter-terrorism measures that are in place. Keywords: Boko Haram, Terrorism in Nigeria, Socioeconomic Impacts, Educational Sector, Political Structure
Terör ve ekonomik kriz olgularının yumuşak güç unsuru olarak turizme etkileri: 11 Eylül saldırıları ve 2008 krizi üzerinden bir inceleme
Turizm, esnek, heterojen ve hizmet yoğun özelliklere sahip hassas bir endüstridir ve dünyadaki her olaydan olumlu veya olumsuz etkilenmektedir. Buna istinaden, bu duruma verilebilecek en önemli örnekler arasında, 11 Eylül 2001 Saldırıları ve 2008 Küresel Ekonomik Krizi yer almaktadır. Çalışmanın amacı, kırılgan bir endüstri olan turizmle, ekonomik krizler ve terör saldırıları arasındaki ilişkinin 11 Eylül 2001 terör saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi örnekleri üzerinden incelenmesidir. Çalışmada, hassas bir niteliğe sahip olan turizmin hem terör saldırılarından hem de ekonomik krizlerden etkilendiği savunulmakta olup etki düzeyleri ve şekilleri saptanmaktadır. Çalışmanın amacına ulaşmak için, uluslararası ölçekte en önemli olaylar olarak bilinen 11 Eylül 2001 saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi'nin turizme olan etkileri ve yansımaları üzerine odaklanılmıştır. Bu bağlamda, elde edilen veriler irdelenerek, terör saldırılarının ve ekonomik krizlerin turizm ile ilişki düzeyi ve etki derecesi ortaya konmuştur. Nitel araştırma modeli kullanılan bu çalışmada içerik analizi yöntemlerinden sıklık analizi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini, 11 Eylül 2001 terör saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi konularına hakim ve cevap verebilirliği olan akademisyenler ile bu olgular hakkında görüş ve bilgiye sahip, turizm işletmelerinde şuan yönetici konumunda bulunanlar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklem büyüklüğü, maksimum çeşitlilik örnekleme stratejisi kullanılarak ve 30 katılımcı ile görüşülerek oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Terör, 11 Eylül 2001 Saldırıları, 2008 Küresel Ekonomik Krizi, Turizm.
Dini terör çerçevesinde El-Kaide'nin yeri ve uluslararası eylemlerinin değerlendirilmesi
El-Kaide, eylemleri ve yapılanma stratejisiyle terörizm tarihinde yeni bir çağ başlatmıştır. El-Kaide'nin etkilerinin ilerleyen zamanlarda da insanoğlunun sorunlarından biri olarak devam edeceği değerlendirilmektedir. Devletler, bu etkiyi azaltmak için terörizmle mücadele etmenin temel taşları olan Uluslararası Hukuk kurallarını ve Uluslararası Yargı organlarını oluşturmalıdır.Çalışmamızda; Terörizm her hangi bir dinden kaynaklanır mı? El-Kaide militanları dini görevlerini mi yapmaktadır? Vehhabilik mezhebi terörün kaynağımıdır? El-Kaide eylemleri sonucu ne hedeflemektedir? Sorularına cevap aranmıştır.Din terör bağıntısının net olarak ortaya konması için tarihte din adına terör uyguladığını iddia eden örgütler incelenmiştir.El-Kaide'nin; Vehhabilik mezhebi üzerinden İslam dini ile olan bağlantısını ortaya koymak amacıyla ideologlarının iddiaları Ayet ve Hadislerle karşılaştırılmıştır.Sonuçta; Tarihte, pek çok grubun, tek Tanrılı ve çok Tanrılı dinler adına terörizm stratejisini uyguladığı tespit edilmiştir. Ancak bütüncül bakıldığında ve bu dinlerin takipçilerinden çok azının terör faaliyetlerinde bulunduğu değerlendirildiğinde hiçbir dinin terörizme kaynaklık ettiğinin iddia edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.İslam dini ve Vehhabilik mezhebi ile El-Kaide bağlantısı incelendiğinde; Örgütün pek çok iddiasının Ayet ve Hadislerle çelişmesi ayrıca milyarlara ulaşan inanan arasında terörist faaliyetlerde bulunanların sayısının çok düşük olması nedeniyle aralarında doğrudan bir bağın olmadığı anlaşılmıştır.Son olarak örgütün; eylemleriyle maddi zarar peşinde olmadığı, amacının batı toplumu ile Müslüman dünyayı karşı karşıya getirmek olduğu sonucuna varılmıştır.
Türkiye'de terörizmin ekonomik kalkınmaya etkisi
Hedefe ulaşmada her yolu meşru sayan terörizm insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Dolayısıyla terörün amaç ve stratejisi zamanla teknolojik gelişim ve sosyo-ekonomik yapıya paralel olarak gelişmiş, tahrip ettiği toplumların dini-ırki-ekonomik ve sosyal yapısını ideolojisi doğrultusunda araç olarak kullanmış ve bu suretle kendisine finans kaynağı yaratmıştır. Terörizmin bu kadar önemli olduğu günlerde terörizm ile ilgili çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir.Bu çalışmada, Türkiye'de il bazında terörizmin ekonomiye etkisi ele alınıp incelenmiştir. Çalışmada 1990-2007 yılları arasında dinamik panel veri metodu kullanılarak 67 il için terörizmin ekonomiye etkisi incelenmiştir.
Soğuk Savaş Döneminin Avrupa'daki terör faaliyetlerine etkisi: Almanya, İtalya, Yunanistan
Terörizmin konusunda uluslararası alanda genel kabul görmüş bir tanımın olmamasının pratikteki anlamı, terörizmin, bir güç mücadelesi olarak kabul edilen uluslararası ilişkilerde, uluslararası alanda kıt olan kaynaklar üzerinde söz sahibi olarak ihtiyaçların karşılanması, rakip olarak görülen aktörlerin siyasi, askeri, toplumsal ve ekonomik güçlerinin zayıflatılarak, uluslararası alanda öne çıkmalarının engellenmesi, oluşacak boşluktan faydalanarak, dış politika hedeflerinin gerçekleşmesinde mesafe almak ve uluslararası toplumda öne çıkmak, statükoyu korumak, terör eylemleri üzerinden silah satarak ekonominin işletilmesini sağlamak, yeni silah ve teknolojilerin denenmesi ve terörle mücadele adına, Afganistan ve Irak gibi, belli bir bölgeye yerleşilmesi gibi amaçlar çerçevesinde bir dış politika aracı olarak kullanıldığına işaret etmektedir.Bu bağlamda iki kutuplu dünya sisteminde ve sonrasında Avrupa uluslararası güvenliği tehdit eden Marksist-Leninist terör örgütlerinin, Doğu bloğunun yanı sıra Batı bloğu tarafından da kullanıldığı yönünde ciddi ihtimaller bulunmaktadır. Soğuk Savaş döneminde ABD ve SSCB, özellikle Avrupa'daki çıkarlarını koruyabilmek, sürdürebilmek ve geliştirebilmek için, bu tarzdaki örgütlerden fayda sağlamaya çalışmışlardır. Böylece Avrupa ülkeleri, günümüze kadar etki eden bir terör macerası içinde olmuştur. Bu durum tabiatiyle Avrupa Birliği'nin terörle mücadele boyutuna da yansımıştır.
Devlet güvenliğini tehdit eden terör olaylarının televizyon haberlerindeki sunumu
Devlet, insanların yeryüzünde hayat mücadelesinin bir parçası olan toplu halde yaşamanın ortaya koyduğu bir büyük organizasyonun adıdır. Devlet, toplum hayatındaki karmaşayı düzenleyen, bu düzeni kanun ve kurallarla güvence altına alan bir sistemler bütünü olarak ortaya çıkmaktadır. Devlet, kendi yapılanmasına ve onu meydana getiren güç unsurlarına kasteden düşman unsurlarla ülke ve millet varlığı adına mücadele etmek durumundadır. Bu mücadele, devlet güvenliği ve kamu düzeni kavramlarını ortaya çıkarmaktadır. Bu kavramlar devlete ve devletin var oluş sebebi olan vatandaşlarına yönelik tehdidin şekline göre farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar içerisinde bir tehdit çeşidi olan terörizm geniş yer tutmaktadır.Terör; devlete, devletin ortaya koyduğu kamu düzenine ve onun vatandaşlarına yönelik eylemler meydana getiren, toplumda korku, dehşet ortamı yaratarak hedeflediği amacı gerçekleştirmeye çalışan bir yapılanmadır. Bu yapı, söz konusu bu tez çalışmasında terörün propaganda aracı olarak ulusal televizyon kanallarındaki yeri temel alınarak ortaya konulmuştur. Araştırmada ulusal televizyon kanallarının terör haberlerinin sunumunda yapılan haber söylemlerinin analizi gerçekleştirmek suretiyle terörün propaganda alanı belirlenmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Devlet Güvenliği, Terörizm, Televizyon Haberleri, Propaganda
Terör gazilerinde, psikolojik dayanıklılıkla travma sonrası büyüme arasındaki ilişkide, problem odaklı başa çıkma ve algılanan sosyal desteğin aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, terör gazilerinde terör gazilerinde psikolojik dayanıklılık ve travma sonrası büyüme arasındaki ilişkide problem odaklı başa çıkma ve algılanan sosyal desteğin etkisinin incelenmesidir. Çalışma kapsamında verileri 185 terör gazisine "Kişisel Bilgi Formu", "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği", "Stresle Başa Çıkma Yolları Ölçeği-Problem Odaklı Başa Çıkma alt boyutu", "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" ve "Travma Sonrası Büyüme Ölçeği" uygulanmıştır. Bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel desende yürütülmüştür. Tezde, ilgili değişkenlerin travma sonrası büyümeye olan etkilerinin gösterildiği yapısal eşitlik modeli geliştirilmiş ve test edilmiştir. Tezde, aracılık etkilerinin analizinde Ki-kare farklılık testlerine dayanan iç-içe geçmiş modeller stratejisi kullanılmıştır. Ayrıca aracı etkilerin anlamlılığının değerlendirilmesi için Bootstrapping tekniğinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, psikolojik dayanıklılık, problem odaklı başa çıkma üzerinde pozitif yönde anlamlı bir açıklayıcı olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, psikolojik dayanıklılık, algılanan sosyal destek üzerinde pozitif yönde anlamlı bir açıklayıcı olduğu tespit edilmiştir. Psikolojik dayanıklılık, travma sonrası büyüme arasında pozitif yönde anlamlı bir açıklayıcı olduğu gözlemlenmiştir. Algılanan sosyal destek, problem odaklı başa çıkma üzerinde pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Problem odaklı başa çıkma, travma sonrası büyüme arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Algılanan sosyal destek, travma sonrası büyüme arasındaki ilişkide pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. İlişkisel bulguların elde edilmesiyle, araştırmadaki modelin uyum indekslerine bakılmıştır. Yapısal Psikolojik dayanıklılıkla travma sonrası büyüme arasındaki ilişkide, algılanan sosyal desteğin kısmi aracılık etkisi saptanmıştır. Psikolojik dayanıklılıkla travma sonrası büyüme arasındaki ilişkide problem odaklı yaklaşımın aracılık ilişkisi saptanmamıştır. Travma sonrası büyümenin en önemli belirleyicilerinden birinin psikolojik dayanıklılık kişilik özelliği olduğu bulunmuştur. Buna göre, travmatik deneyimi olan bireylerde psikolojik dayanıklılık düzeyi artıkça travma sonrası büyüme düzeyinin de artacağı ifade edilebilir. Bulgular, alanyazın bağlamında tartışılmış, araştırma sonuçlarına dayalı ve gelecekte yapılacak çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de terör ve terör örgütlerinin sürekliliğine sebep olan faktörler: PKK örneği
Türkiye uzun bir süre çeşitli terör örgütlerinin hedefindeki bir ülke olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Türkiye'ye yönelik en önemli terör saldırılarının başında PKK terör örgütü gelmektedir. PKK terörü gerek ekonomik olsun gerek insani olsun birçok yönden ciddi zararlara neden olmuş ve Türkiye'nin en büyük sorunlarından birini teşkil etmiştir. Türkiye, PKK terörüyle mücadelede önemli başarı sağlamıştır. Ancak bütün çabalarına ve gayretlerine rağmen etnik-ayrılıkçı terörü tamamıyla ortadan kaldırması mümkün olmamıştır. Bunun nedeni terör örgütlerini yaşatan ve hayatta tutan dış destek, önemli finans kaynaklarına sahip olmak, üye katılımlarının devamlılığı gibi birçok önemli faktörlerin PKK terör örgütü tarafından geniş kapsamlı bir şekilde kullanılması olmuştur. PKK, faaliyetlerini yürütmek ve sürekli hale getirmek için çeşitli kaynaklara yönelmek zorundadır. Çünkü terör faaliyetleri süreklilik gerektiren faaliyettir. Bu çerçevede PKK, devamlılığına etki edecek faktörlerden aynı anda hepsinden yararlanmaktadır. Bu bağlamda da Türkiye'nin PKK terörünü tamamıyla yok etmesi için PKK'nın bütün kaynaklarını kurutması gerekir. Ancak bu sayede terörün devamlılığının önüne geçebilir. Aksi takdirde teröre karşı tam anlamıyla başarı sağlamak hayal olacaktır. Bu çalışmada Türkiye'ye yönelik en büyük terör tehdidini oluşturan ve Türkiye'nin gündemini uzun süre meşgul eden bölücü terör örgütü PKK'nın kuruluşundan günümüze kadar sürekliliğini sağlayan etmenlerin neler olduğu incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Terör, Terörizm, Terör Örgütleri, PKK, Terörün Sürekliliği.
Türk dış politikasında terör boyutuyla güneydoğu sorunu
162 ÖZET Bu çalışmada: Terör/terörizm kavramları uluslararası ilişkiler disiplini açısından ele alınmış, kavramlarla ilgili detaylı tanımlamalar yapılarak, uluslararası kuruluşların terör/terörizme yaklaşım tarzları ile bu konuda almış oldukları kararlar belirtilmiştir. Ayrıca, uluslararası terörizm kapsamında terör/terörizm - dış politika ilişkisi irdelenmiş, devletlerin terörü kendi amaçlarını gerçekleştirmede dış politikalarında bir araç olarak kullandıklarından hareketle, Türkiye'yi bölgesinde ekonomik, sosyal, siyasal ve güvenlik açısından olumsuz etkileyen güneydoğu sorununa; tarihsel boyutuyla birlikte özellikle bölücü terör örgütü PKK ve radikal dini bir örgüt olan Hizbullah terör örgütü kapsamında yaklaşılmış, bu örgütlerin yapısı, işleyişi ve dış destekleri ele alınarak, terörün Türkiye'nin önüne koyduğu engeller ve Türk Dış Politikasına yansımaları ortaya konulmuştur.