Yetki

61 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

E-Devlet uygulamaları kapsamında Vedop Projesi, Eğirdir Vergi Dairesinde E-Vdo uygulamasının incelenmesi

Sanayi devriminden sonra ortaya çıkan, ekonomik ve sosyal yapıyı değiştiren dönüşüm sürecinin merkezinde gelişmiş enformasyon ve iletişim teknolojilerinin olduğu görülmektedir. Günümüzde yaşanan politik, ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmeler, küreselleşme süreci ile birlikte piyasalarda rekabetin şiddetlenmesi, kamu ve özel sektörün kurumsal açıdan yeniden yapılandırılmasını kaçınılmaz hale getirmiştir.Bilişim teknolojileri adı verilen telekomünikasyon, bilgisayar ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler bilginin, emek ve sermaye gibi yeni bir üretim faktörü olmasına neden olmuştur. Bu radikal değişimler ve bilginin önlenemez yükselişi zamanla devletlerin yönetim şeklini de değiştirmeye başlamıştır.İnternet kullanımının hızla yaygınlaşması ve kamu yönetiminin yeniden yapılanması, beraberinde devlet ve internet kavramlarının bir arada kullanılmasına yol açmıştır. Böylece yeni bir sürece girilmiş ve E-Devlet kavramı kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Bu gelişmelerle birlikte Dünya'da olduğu gibi Türkiye'de de E-Devlet projeleri hayata geçirilmeye başlanmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde elektronik devlet kavramsal bir çerçeve olarak bütün yönleriyle ele alınmış, E-Devlet modeli ve E-Devletin etkinliğini belirleyen faktörlere değinilmiştir.İkinci bölümde Türkiye'deki E-Devlet uygulamalarından birisi olan Vedop Projesinin kapsamı, altyapısı, E-Kuruma yönelik bileşenleri, gelişimi, E-Devlete entegrasyon süreci, yararları ve projeye yöneltilen eleştiriler üzerinde durulmuştur.Çalışmanın son bölümünde ise Vedop Projesi çerçevesinde E-Vdo (Elektronik Vergi Dairesi Otomasyonu) uygulaması örnek bir vergi dairesi seçilerek (Eğirdir Vergi Dairesi ) konuya yönelik incelenmiştir.

Bilgi güvenliğiBilgi teknolojisiBilgi toplumu+7
Nurhan Akdemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Örtüşen yönetim alanı problemi ve yerel yönetimler örneği: Eskişehir incelemesi

Gelişen ve değişen kamu yönetimi anlayışı içinde yerel yönetimlerin bu günkü konumu itibari ile yönetim alanında gerek merkezi yönetim gerekse de birbirleri ile yaşadıkları görev ve yetki çatışması ve örtüşmesi sorunları göz ardı edilemeyecek derecede ortadadır.Bu bağlamda yerel yönetimlerin görev ve yetkilerinin net olarak belirlenmesi, yaşanan görev ve yetki çatışması ve örtüşmesi nedenleri ile bu çatışma ve örtüşmelere çözüm bulunması adına öncelikle görev tanımlarına yer verilmiş; yerel yönetimlerin ağırlığının en çok hissedildiği yerler olan kentlerde, yönetimde söz sahibi kurumların belirlenmesi, örtüşme ve çatışmanın nedenleri ile çözüm yollarının bulunması amaçlanmıştır. Örnek il incelemesi olarak ele alınan Eskişehir İlinde görev yapan yerel yönetimler, özellikle büyükşehir belediyesi ile merkez ilçe belediyeleri arasında yaşanan sorunlar incelenmiş, bu sorunların sebepleri bulunmaya çalışılmıştır. Ayrıca, Türkiye'den örnek vakalara yer verilerek, konunun çözümü için yapılabilecek değişiklikler önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Yönetim Alanı, Görev ve Yetki Çatışması, Görev ve Yetki Çakışması.

BelediyelerEskişehirGörev+6
Ayşe Doğantuna
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz yönetimi açısından Doğu Akdeniz deniz yetki alanları uyuşmazlığı

Bu tez çalışmasında, Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Uyuşmazlığı kriz yönetimi bağlamında analiz edilecektir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) 2001 yılından itibaren Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları ile ilgili çalışmalar yapmaktadır. Kıbrıs Adası etrafında Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmiş; Mısır, Lübnan ve İsrail ile MEB Sınırlandırma Antlaşmaları imzalamıştır. İlan ettiği MEB?de Hidrokarbon Arama Ruhsat Sahaları ilan etmiş ve bunları ihaleye açmıştır. İhalelerin ilk sonucu olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Noble Enerji Şirketi 13. sahada ruhsat sahibi olmuş ve sondaj faaliyetlerine başlamıştır. Türkiye, GKRY?nin fiili durum yaratmasını kıyı devlet olarak hak ve menfaatlerine zarar verdiğini ve Kıbrıs Sorununun çözüm sürecini de olumsuz etkileyeceği için kabul etmemektedir. Türkiye için karar alıcıların algılarına bağlı olarak bir kriz hali alan bu süreçte kriz yönetim stratejileri olarak önce zorlayıcı diplomasi stratejisi kullanılmıştır. Daha sonra değişen uluslararası konjonktür ile beraber misilleme ve zamana yayma stratejisi uygulamasına geçilmiştir. Bu çalışma kriz yönetimi bağlamında Türkiye?nin önce zorlayıcı diplomasi uygulayıp sonra stratejisini daha yumuşa bir söyleme dayanan zamana yayma ve misillemeye kaymasındaki süreci ve nedenlerini açıklamaya çalışmaktadır. Bu bağlamda birinci bölümde kavramsal ve kuramsal kısıma yer verilecektir. Burada uluslararası ilişkiler teorisi olarak Neoklasik Realist çerçeve verilecek ve kriz ve karar almaya ilişkin bilgiler aktarılacaktır. Üçüncü bölümde Türk Dış Politikasında karar alıcıların neler olduğu ve Anayasa?da ya da kurucu yasalarda belirlenen dış politikaya ilişkin görev ve yetkilerine değinilerek Türk dış politikasında karar alma mekanizması hakkında bilgi verilecektir. Son bölümde ise Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Uyuşmazlığı?nın arka planı anlatılarak kriz yönetimi bağlamında analizi yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Kriz, Kriz Yönetimi, Uyuşmazlık Çözümü, Dış Politika Krizi, Deniz Yetki Alanları

Akdeniz bölgesiDoğu Akdeniz bölgesiGüney Kıbrıs Rum Yönetimi+6
Tuğçe Kafdağlı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki yerel yönetimlerde reform sürecinin il özel idarelerinin varlık ve yetki devri bağlamında değerlendirilmesi

Kamu yönetiminin, toplumun birçok alanda iç içe girmiş olan, birbirleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili, zaman zaman da çelişkili sorunlarını çözmek bakımından idari bir organizasyon olarak önemi büyüktür. Toplumların nüfus ve gelişmişlik bakımından büyümesiyle, devletlerin çözmek zorunda oldukları sorunlar da artmakta, bu durum da devletin vermek zorunda olduğu hizmetlerin artmasına neden olmaktadır. 6360 Sayılı Kanun ile il özel idarelerinin 30 büyükşehirde varlığına son verilmiştir. İl özel idarelerinin görev, yetkileri ve sorumlulukları büyükşehir belediyeleri ve merkezi yönetim arasında ilgisine göre dağıtılmıştır. Yetki ve görev paylaşımı yapılırken il genelinde hangi kuruma hangi yetkilerin bırakılacağı konusunda sorunlar ortaya çıkmıştır. Merkezi idare ile yerel yönetim birimleri yetki ve görev paylaşımının getirdiği aksaklıklar nedeniyle il özel idarelerinin varlığı üzerinde birçok tartışma konusu karşımıza çıkmaktadır. Yeni kanun ile birlikte il özel idarelerinin taşınır malları, taşınmaz malları, hakları, alacakları ve borçlarının ne olacağı konusunda yeni yasal düzenlemeler yapılarak varlık ve yetkilerin devri yapılmıştır. Çalışmada Türkiye'de yerel yönetimlerde reform sürecinin, il özel idareleri üzerine etkisi ve kaldırılan il özel idarelerinin varlık ve yetkilerinin devri bağlamında incelenmesine yer verilecektir. Bu bağlamda ilk bölümde, kamu yönetimi ve il özel idare ile ilgili kavramsal açıklamalara yer verilecek ve geçmişten günümüze il özel idarelerinin gelişimi incelenecektir. İkinci bölümde ise, il özel idarelerinin reform ihtiyacı ve süreci 6360 Sayılı Kanun kapsamında reforma yöneltilen eleştiriler çerçevesinde incelenmeye çalışılacaktır. Üçüncü bölümde ise, il özel idarelerinin reform sürecinde, varlık ve yetki devri bağlamında, karşılaştığı sorunlar ve sorunlara yönelik getirilen çözüm önerileri üzerine bir değerlendirme yapılacaktır. Bu çalışmada reform sürecinde büyükşehirlerde varlığı son bulan il özel idarelerinin, varlık ve yetkilerinin devri sırasında yaşanan aksaklıklar, bu aksaklıklara yöneltilen eleştiriler ve son olarak da bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin ortaya konulması hedeflenmektedir.

ReformTürkiyeVarlık+4
Mehmet Şerif Kurt
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ticaret Sicili Müdürünü'nün inceleme görevi ve yetkisi"

Sürekli ve hızlı bir değişiklik içerisinde bulunan ticaret hayatının belirli bir düzen içerisine oturtulması, açık, şeffaf ve düzenli bir sistem içerisinde kaydedilerek kontrol edilmesi ile mümkün hale gelir. İşte bu noktada ticaret sicilinin önemi ortaya çıkmakta; ticaret ile iştigal eden kişilerin ticaret hayatını takip edebilmesi ile bu faaliyet alanında bulunan kişiler ile ilişki kuracak kişilerin sağlıklı ve güvenli bir şekilde hareket etmesi açısından sicilin önemi büyüktür. Dolayısıyla bu sistemde kayıt altına alınacak hususların hukuka ve gerçeğe uygun olması gerekmekte olup, aksi halde sicil kayıtlarından kaynaklı zararların ortaya çıkması kuvvetle muhtemel olacaktır. Bu anlamda hukuka aykırı ve zararın meydana gelmesine sebep olacak bu kayıtların önüne geçilebilmesi amacıyla, kanun koyucu tarafından ticaret sicili müdürüne, ticaret siciline kaydedilmek istenen hususları inceleme görev ve yetkisi tanınmıştır. Bu sayede hukuka, gerçeğe, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve üçüncü kişileri yanıltabilecek hususların sicile tescil edilmesinin önüne geçilecek ve meydana çıkması muhtemel zararlar önlenmiş olacaktır. Bu anlamda konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi açısından çalışmamızın ilk bölümünde, genel olarak ticaret sicilini, tarihi gelişimini, sicilin özelliklerini ve benzer bazı sicillerle karşılaştırarak ortak ve farklı yönlerini ortaya koyduk. Tez konumuzun asıl kısmını da ihtiva eden ikinci bölümde ise, genel olarak ticaret sicili teşkilatını, ticaret sicili müdürünün konumunu, görev ile yetkilerini, yükümlülüklerini ve bunlara bağlanan hukukî sonuçları ayrıntılı bir şekilde irdeleyerek ortaya koymaya gayret gösterdik. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise, genel olarak ticaret sicili müdürünün sicilin tutulmasından kaynaklanan zararlardan sorumluluğu ile birlikte zararlardan doğrudan sorumlu tutulan Devlet ve ilgili odanın sorumluluğu konuları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ticaret Sicili, Sicil Müdürü, İnceleme Yetkisi, Tescil, Sorumluluk.

MüdürlerSorumlulukTescil+7
Abdulkadir Darı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessAR

The discretion punishments and the judge's authority to estimate them in Islamic jurisprudence

This research investigated about to explain the discretion punishments and the authority of the judge in their estimation in Islamic jurisprudence, and this research divided into four sections. First section: investigate the meaning of Discretion (Ta'zir), its legitimacy, its purposes, types, and reasons for its drop. Second section: ınvestıgate the judge's authority to estimate its penalties, the criteria for assessing the sentence, and the meaning of the judge's authority. Third section: talks about the controls for assessing the discretionary punishment, considering the perpetrator, the victim and the felony, the officer of the motive for committing the crime, controlling the crime frame and the position of Islamic jurisprudence in the punishment frame, and the relation between the Sharia ruling and modern frames. The fourth section, investigated about restricting the discretion punishment, considering the provisions of the Sharia and its general purposes, restricting the judge to arbitrate by Qur'an, Sunnah and consensus, and restricting it to the purposes of general Sharia. Keywords: punishments, Discretion ,The authority of judge, Discretion controls, the fall.

Dler Hama Kaka Bra
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının yargısal aşamada çözümünde görev ve yetki

İnceleme konumuz ?Vergi Uyuşmazlıklarının Yargısal Aşamada Çözümünde Görev ve Yetki?dir. Görev kuralları, bir davaya konu itibarıyla hangi yargı merciinin bakacağını belirleyen usul kurallarıdır. Yetki ise, yargı merciinin konu itibarıyla bakmakla görevli olduğu davanın hangi coğrafi alanla sınırlı olduğunu düzenleyen usul kuralıdır. Kamu düzenine ilişkin olan görev ve yetki kuralları yargılama hukukumuzda özel öneme sahiptir. Dolayısıyla, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde, idare mahkemelerine göre, özel görevli mahkemelerden oluşan vergi yargısında; her geçen yıl artan iş yükü ve mahkeme sayısı da dikkate alındığında, yargılama usulü hukukunun ?görev ve yetkiye? ilişkin kurallarının daha detaylı incelenmesi gerekmektedir.

GörevUyuşmazlıkVergi hukuku+6
Ayşegül Bora Örnek
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Hz. Peygamber'in teşrî yetkisinin sınırını tespitte takrîrî sünnetin rolü

Rasûlullâh (s.a.s.)'ın teşrî yetkisi, vahyin nüzulünden itibaren kabul edilen ilâhî bir görevdir. Ayet ve hadisleri merkeze alarak yaptığımız araştırmalarda Kur'an-ı Kerim ve hadislerde bu yetkinin varlığı vurgulanmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in teşrî yetkisi ve bu yetkinin vahiyle münasebeti vardır. Bu sebeple sünnetin bağlayıcılık sınırı ve bunun tespitindeki usûl kriterleri gibi gibi konulara yer verilmiştir. Rasûlullâh (s.a.s.)'ın bütün söz, fiil ve takrirlerinin teşrî değeri ile ilgili ihtilaflar vardır. Hadis kaynakları tarandığında O (s.a.s.)'na ait söz ve fiillerin teşrî değerine müstakil olarak yer verildiği görülmektedir. Ancak takririnin ise sünnet içindeki yeri ve değeri, O'nun söz ve fiillerinin ayrıntılarına girildiği zaman tespit edilebilmektedir. Bu sebeple takrîrî sünnetin hüküm koymadaki etkisi ve Hz. Peygamber (s.a.s.)'in teşrî yetkisinin sınırını tespitteki rolü müstakil olarak ele alınmıştır. Rasûlullâh (s.a.s.)'ın kavlî ve fiilî sünneti gibi takrîrî sünnetinin de hüccet değeri bulunmaktadır. Bu sonuca götüren en somut delil sahâbenin takrirlerle ihticacta bulunma çabalarıdır. Hemen her konuda takrîrî sünnete dair rivâyetlerin hadis külliyatında özellikle es-Sünen adlı eserlerde yer aldığını söyleyebiliriz. Tespitimize göre takrîrî sünnetler en az itikâdî, en çok da ibadetlerle ilgili meselelerde varid olmuştur. Araştırmada hadis usulü prensipleri dikkate alınarak detaylı sıhhat analizi yapılmış olup bazı teâruz halindeki takriri ve kavlî sünnet rivâyetine yer verilmiştir. İbadetlerle ilgili takrîrî sünnetler fazla olduğu için namazla ilgili ihtilaf halinde bulunan takriri ve kavlî sünnet rivâyeti hakkında araştırma yapılmış ve gerektiğinde takrîrî sünnetin teşrî sınırları belirleme konusunda kavlî sünnetten daha çok tercihe şâyân olduğu görülmüştür.

AyetlerHadisHikmet-i Teşri+7
Emine Erdoğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza muhakemesinde mahkemelerin madde ve yer yönünden yetkisine ilişkin kuralların değerlendirilmesi

Ceza muhakemesinin temel amacı şüpheli veya sanığın haklarını gözetmek suretiyle maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçeğin araştırılması ve adaletin yeniden tesisinde, mahkemelerin rolü çok büyük önem taşımaktadır. Ancak mahkemelerde yapılan yargılamalar vasıtasıyla maddi gerçekliğe ulaşılmaya çalışılırken, sanık için en teminatlı kararın hangi mahkeme tarafından verilebileceği anlayışıyla görev kuralları kabul edilmişken, usul ekonomisine uygun olarak yargılamaların daha kolay, daha hızlı ve daha ucuz yapılması amacıyla da yer yönünden yetki kuralları ve bağlantı kuralları kabul edilmiştir. "Ceza Muhakemesinde Mahkemelerin Madde ve Yer Yönünden Yetkisine İlişkin Kuralların Değerlendirilmesi" başlıklı bu çalışmada, mahkemelerin madde ve yer yönünden yetkisini ilgilendiren kurallar, bu kuralların istisnaları incelenirken mevzuatımızda yer alan muhtelif hükümler çerçevesinde bir değerlendirme yapılmış, söz konusu kurallara ilişkin ceza muhakemesi hukuku sistemimizde, gerek mevzuattan gerekse uygulamadan kaynaklanan mevcut olan sorunlar dile getirilmiş ve bunlara yönelik doktrinel ve içtihadi yaklaşımlarla çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır Anahtar Kelimeler: Bağlantı, Mahkeme, Madde Bakımından Yetki, Yer Yönünden Yetki, Ceza Muhakemesi.

Ceza muhakemesi hukukuCeza yargılamasıDelil tespiti+7
İlhan Polat
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bakanlar kurulunun görev ve yetkileri ile çalışma usulü

Parlamenter rejim, 1876 Anayasasında yapılan 1909 değişikliğinden sonra Anayasa Hukukumuza girmiş olup, bu tarihten sonra yürütme organı, sürekli olarak yasama organından bazı yetkiler alınarak güçlendirilmiştir.1982 Anayasası, yürütme ?yetkisi? ve ?görevinin? Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirileceğini belirtmektedir.1982 Anayasası ile yürütme içinde yer alan Bakanlar Kurulu ve özellikle Başbakan ile Cumhurbaşkanının konumu, bunlara önemli yetkiler verilerek güçlendirilmiştir.Bakanlar Kurulunun Anayasa ve kanunlarla verilen pek çok önemli görev ve yetkileri bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu bu görev ve yetkilerini, düzenleyici ve birel işlemleri yoluyla kullanır.Parlamenter sistemlerde hükümetlerin sahip oldukları görev ve yetkilerinin niteliği kadar, bu görevlerin yerine getiriliş biçimi ve yetkilerin kullanılış tarzı da büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde Bakanlar Kurulunun çalışma usulü, her hükümet döneminde farklı şekillerde uygulanmıştır.

Bakanlar KuruluBaşbakanGörev+2
Ayşegül Doğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Toplu iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu 7 Kasım 2012 tarihinde, 28460 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Çalışma yaşamı için önem arz eden toplu iş sözleşmelerinin geçerliliği Kanun'da yer alan şartlara bağlanmıştır. Toplu iş sözleşmesi yapabilme ehliyetine haiz olmak, toplu iş sözleşmesi akdedebilme yetkisine sahip olmak ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca verilecek yetki belgesine haiz olmak bu kapsamda Kanun'da belirtilen şartlardandır. Tez, 6356 sayılı STİSK kapsamında, toplu iş sözleşmesi kavramı ve toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi konusu ile sınırlılık göstermektedir. Çalışmada amaç, toplu iş sözleşmesi süreci ile özellikle toplu iş sözleşmesi yapma yetkisine yönelik uygulamada var olan aksaklıkların belirlenerek, öneriler sunmaktır. Tez, üç kısımdan oluşmaktadır. İlk bölümde, toplu iş sözleşmesi sürecine ilişkin genel bilgilendirmelere yer verilmiştir. Bu bölümde konunun rahatlıkla anlaşılması için toplu iş sözleşmesi kavramı tanımlanmıştır. Toplu iş sözleşmesinin hukuki niteliğine ve içeriğine ilişkin mevzuat kaynaklarından yararlanarak açıklamalar yapılmıştır. Toplu iş sözleşmesinin türlerinden bahsedilerek, toplu iş sözleşmesinde yetki konusuna zemin oluşturulmuştur. İkinci bölümde, toplu iş sözleşmesi yapılması için ehliyet ve yetkinin şartları ifade edilmiştir. Toplu iş sözleşmesi ehliyeti ve toplu iş sözleşmesi yetkisi arasındaki ilişkiye yer verilmiştir. Yetki belgesinin alınmasına kadar olan süreç Yargıtay kararlarıyla açıklanarak konu bu doğrultuda irdelenmiştir. Son bölümde ise, yetki itirazının işleyişine ve işleyişte ortaya çıkan sorunlara değinilmiştir. Olumlu ve olumsuz yetki tespitine itiraz konuları açıklanmıştır. Sonuç bölümünde sorunların çözümlerine yönelik öneriler sunularak literatüre katkıda bulunmak çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır.

Kanunlar 6356 sayılıSendikalarSözleşmeler+4
Merve Alıç
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 35/a kapsamında avukatın uzlaşma sağlama yetkisi

Çalışmanın konusunu Avukatlık Kanunu m.35/A kapsamında düzenlenme alanı bulan "Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi" oluşturmaktadır. Uzlaşma, tarafların etkili iletişimi ve gösterilen ortak çaba sayesinde ortak bir sonuç elde etmeyi hedefleyen bir tür alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak tanımlanabilir. Genel anlamdaki uzlaşmanın gerek başvuru aşamasında gerekse de süreç boyunca herhangi bir sınırlama olmadan, müzakere anlayışıyla gerçekleştirilmesi mümkündür. Ancak Avukatlık Kanunu m.35/A kapsamındaki uzlaşma sağlama, yalnızca avukatlara tanınmış bir yetkidir. Bu yetkinin avukatlarca kullanılabilmesi için ise kanunda öngörülen birtakım şartların birlikte varlığı aranır. Bu doğrultuda çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümün ilk kısmında genel olarak devlet yargısı ve alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ile türleri detaylı olarak incelenmiştir. İkinci kısmında ise genel anlamda uzlaşma ve sulha dair açıklamalara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünün ilk kısmında avukatın uzlaşma sağlama yetkisine ilişkin yasal düzenlemeler, ikinci kısmında uzlaşma sağamaya ilişkin olarak kanun ile öngörülen şartlar, üçüncü kısmında ise uzlaşma sağlama yetkisinin kullanılması ve bunun avukatın yükümlülükleri ile yargılama faaliyetine etkisi ele alınmıştır. Üçüncü bölümün ilk kısmında uzlaşma sağlama faaliyetinin sona ermesi ve buna bağlı olarak uzlaşma tutanağının hukuki mahiyeti, ikinci kısmında ise uzlaşma tutanağının geçersizliğine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

AvukatlarAvukatlıkKanunlar 1050 sayılı+5
Latife Başak Harp
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi

Tez çalışmasında, milletlerarası yetki kavramı, milletlerarası yetki sistemleri, Türk mahkemelerinin yabancılık unsuru taşıyan hukukî uyuşmazlıklarda yetkisini oluşturan esaslar ve yetki sözleşmeleri ile mahkemelerin milletlerarası yetkili kılınmasına ilişkin düzenlemeleri incelemek ve bu konularla ilgili bilgi vermek amaçlanmıştır.Çalışmada öncelikle, milletlerarası yetki kavramı incelenmiştir. Daha sonra Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini belirleyen esaslar hakkında ayrıntılı açıklamaya yer verilmiştir. Milletlerarası yetki ve Türk mahkemelerinin milletlerarası yetki sistemi, ilgili kanunlar, milletlerarası sözleşmeler ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda incelenmiştir.Yabancı unsurlu hukuki uyuşmazlıkların hangi ülke mahkemesinde görüleceğini bildiren milletlerarası yetkinin belirlenmesinde çeşitli sistemler esas alınmaktadır. Türk hukukunda, 27.11.2007 tarihinde kabul edilen 5718 sayılı MÖHUK' da ? Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder ? hükmü yer almaktadır. Ayrıca, iç hukukun yetki kurallarının yanında tamamlayıcı nitelikte kuralların konulması esası benimsenmiştir.Yetki sözleşmesi ile mahkemelerin belirli şartlarda yetkili kılınması mümkündür. Türk hukukunda, 5718 sayılı MÖHUK' un 47. maddesi ile yetki sözleşmesi ve sınırları düzenlenmiştir. İş sözleşmeleri ve iş ilişkisi davalarında, tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemelerin yetkisinin, tarafların yapacakları sözleşmeler ile bertaraf edilemeyeceği kabul edilmiştir.Anahtar Sözcükler1- Yetki2- Milletlerarası Yetki3- Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi4- Türk Mahkemelerinin Yetkisi5-Yetki Sözleşmesi

Yetki
Sıdıka Ayşegül Demir İskenderoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Müdafilik ve müdafi ile savunulma hakkı

Ceza muhakemesinde adil bir yargılanmanın yapılabilmesi ve sağlıklı bir hüküm kurulabilmesi için suç isnadı ile karşılaşmış şüpheli veya sanığa savunma hakkının tanınması gerekir. Şüpheli veya sanık, kamusal gücü elinde bulunduran iddia ve yargılama makamları karşısında zayıf konumda olduğundan, müdafi tarafından savunulmaya ihtiyaç duymaktadır. Ceza muhakemesinde savunma makamını işgal eden müdafi, soruşturma aşamasında şüphelinin, kovuşturma aşamasında ise sanığın haklarını koruyan, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yardımcı olan, silahların eşitliği ilkesinin gerçekleşmesini sağlayan, uluslararası sözleşme ve yerel hukuk tarafından kendine özgü hak ve yetkiler ile donatılmış bir süjedir.Bu çalışmanın birinci bölümünde; savunma hakkının önemine, savunma hakkının niteliği ve kapsamına, savunma makamı ve süjeliğine, müdafi ile savunulmanın neden gerekli olduğuna dair konulara değinilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde; müdafilik kurumunun tarihsel gelişimi, müdafiin ceza muhakemesindeki hukuki niteliği ve müdafi olabilme koşulları incelenmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümünde; müdafiin yetkilerinden olan dosya inceleme ve dosyadan örnek alma, hazır bulunma, şüpheli veya sanıkla görüşme ve yazışma, soru sorma, işlemlerin kendisine bildirilmesini isteme, kanun yollarına başvurma ve vazgeçme yetkileri ile müdafiin yükümlülüklerinden olan savunma görevini dürüstlükle ve özenle yapma, sır saklama ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yardım etme yükümlülükleri irdelenmiştir.Çalışmanın dördüncü bölümünde ise müdafiin uygulamada karşılaştığı sorunlara ve sorunların giderilmesi için çözüm önerilerine değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Savunma, Savunma hakkı, Müdafi, Müdafiin yetki ve yükümlülükleri

Ceza muhakemesi hukukuKamu hukukuMüdafaa+4
Tansu Sert
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplu iş sözleşmelerinde ehliyet ve yetki

Türkiye'de endüstri ilişkileri sistemi işçi sendikaları, işveren sendikaları ve sendikaya üye olmayan işverenler tarafından yönlendirilmektedir. Sendikalar Türkiye çapında, işkolu esasına göre, bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere işçi ve işverenler tarafından kurulurlar. Sendikalar amaçlarına ulaşabilmek için toplu pazarlık siste minden yararlanarak bir " toplu iş sözleşmesi yapmaya çalışırlar. Toplu pazarlıkta taraflar anlaşamazlarsa grev, lokavt gibi yasal mücadele araçlarına başvururlar. 2822 sayılı Kanuna göre, toplu iş sözleşmeleri işyeri, işyerleri ve işletme düzeyinde yapılabilmektedir. Ancak, işçi ve işverenlerin oluşturduğu sendikalar ya da sendika üyesi olmayan işverenler her zaman toplu pazarlık masasına oturamazlar. İşçi ve işveren sendikalarının veya sendika üyesi olmayan işverenlerin toplu iş sözleşmesi yapabilmesi ehliyetli ve yetkili olmalarına bağlıdır. Ehliyet sendikalara tanınmış hukuki bir niteliktir. Yetki ise, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip sendikalarda toplu iş sözleşmesi yapabilmek için kanunun aradığı niteliklere sahip olmaktır. Bu niteliklere sahip olmak için toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen sendikanın kurulu bulunduğu işkolundaki işçilerin en az yüzde onunu, toplu iş sözleşmesi yapılacak işyerinde ya da işletmede ise çalışan işçilerin yarısından fazlasını kendisine üye yapması gerekir. Her ne kadar sendikalar kanunların aradığıIV niteliklere uyarak toplu iş sözleşmesi yapmaya gayret gösterseler de hukuki olarak bir çok problem ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada toplu iş sözleşmesi, hukukunun temel kavramları ve ehliy et- yetki konularında ortaya çıkan problemlerin çözümü araştırılmıştır.

SendikalarToplu iş sözleşmeleriYetki
A. İlhan Oral
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam Kamu Hukukunda devlet birey ilişkisi (Şâfiî mezhebi örneği)

Bireylerin tesis etmekle yükümlü oldukları devlet, bireylerin din ve dünya işlerini düzene koyma amacına matuftur. Bireylerin eylemlerinin sonucu olan devlet aynı zamanda bireylerin maslahatı için tesis edilmektedir. Devlet idaresi ise bireylerin din ve dünya işlerinin düzenini sağlarken bireylerin veli, vekili ve Şârî tarafından kendisine verilen yetki ile tasarruf etmektedir. Devlet tasarruflarında hukuka/şeriata bağlı kalmalıdır. Aksi halde tasarruflarının meşruiyeti sorgulanır hale geleceğinden bireyin devlete itaati de söz konusu olmaz. bundan anlaşılan bireyin devlete itaatinin sınırlı ve şartlı olduğudur. Diğer taraftan bireylerin onayı devlet idaresinin meşruiyetinde de etkilidir. Devletin bireyin yaşamında etkisi ve kararlarının birey açısından anlamı tasarrufun konusuna göre değişmektedir. Öncelikle devletin buyruğu hükmün mahiyetine tesir etmemekte çoğu zaman hükme harici bir destek özelliği taşımaktadır. Durum böyle olunca bireyin eylem ve uygulamalarının geçerliği devletten bağımsız olarak gerçekleşmektedir. Bu, devletin birey üzerinde etkili olmadığı anlamına gelmemektedir. Devlet başkanının veli olma yetkisine bağlı bireyin tasarrufları devlet başkanının velayetinden kaynaklı olarak devletin iznine bağlıdır. Diğer yandan kamu maslahatına muhtevi mubah hükme dair buyrukları bireyi bağlamaktadır. Dolayısıyla ne tamamen birbirine bağlı ne de tamamen birbirinden kopuk devlet ve birey şeklinde ayrı iki taraftan bahsedemeyiz. Şâfiî'lerin Siyaset düşüncelerini belirleyen iki husus bulunmaktadır: İlki Hz. Peygamber'in devlet başkanı olarak yaptığı iddia edilen tasarruflarını risalet çerçevesinde ele almaktadırlar. ikincisi devlet yönetimine dair Hz. Ömer'in iddia edilen uygulamalarını kendi usul ve belirledikleri sistem içerisinde yorumlamaktadırlar. Bu iki husus onların devlet yönetimi anlayışlarını diğer mezheplerden ayrıştırmakta, devletin yetkilerini daraltarak bireye nispeten daha geniş hareket alanı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler Devlet, Birey, Hak, Yetki, Şâfiî Mezhebi

BireyDevletDevlet-halk ilişkileri+7
Yusuf Eşit
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası hukukta eğemenlik ve milli yetki sorunu

EgemenlikKamu hukukuMilli yetki+2
Mehmet Dalar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
10
Master'sOpen AccessTR

Askeri Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları ışığında askeri mahkemelerin görev ve yetki sorunları

Bu çalışmada, askeri mahkemelerin görev ve yetki sorunları Yüksek Mahkeme kararlan ışığında anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışma, dört bölüm altında ele alınmıştır. Birinci bölümde, askeri ceza hukukunun tarihçesi, mukayeseli hukuktaki durum, askeri mahkemeler konusunda getirilen eleştiriler, askeri yargının lüzumu ve ülkemizdeki askeri yargılama makamları izah olunmuştur. İkinci bölümde, Yargılama Hukukunda Görev ve Yetki Kavramları üzerinde durulduktan sonra asıl olarak askeri yargıda görev ve yetki kavranılan açıklanmış, asker kişi olduğu halde, istisnai olarak askeri yargıya tabi olmayan şahıslar konusuna yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, sivil şahısların askeri yargıya tabi olma şartlan, adli yargıya tabi sivil kişiler ile askeri yargıya tabi asker kişilerin müştereken suç işlemeleri halinde görevli mahkemelerin tespiti sorunu ve askeri ve adli mahkemelere tabi iki suç işlenmesi halinde yargılama önceliği üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise, askeri mahkemeler ile adliye mahkemeleri arasında uygulamada özellik arz eden diğer görev sorunları, savaş halinde askeri mahkemelerin görevleri, askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi halinde görev sorunu ve asker kişinin askeri yargının ve adli yargının görev alanına giren birden fazla suçu işlemesi halinde görev sorunu ele alınmıştır.

Askeri ceza hukukuAskeri mahkemelerAskeri yargı+3
Derya Yaman
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim kurumları müdürlerinin yetki kullanımı

Bu araştırma ile ilköğretim kurumları müdürlerinin, ?kullandıkları yetki türlerine ve düzeylerine?, ?yetki kullanmada karşılaştığı engellere?, ?yetki kullanmaktan kaçınma nedenlerine?, ve ?yetkiyi aşan durumlarda gösterdikleri davranışlara? ilişkin, ilköğretim kurumu (ilkokul ve ortaokul) müdürlerinin ve öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma tarama modelindedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak ?İlköğretim Okulu Müdürlerinin Kullandıkları Yetki Türünü ve Düzeyini Belirleme Anketi? adlı beş dereceli Likert tipi ölçek kullanılmıştır. Araştırma evrenini, 2012-2013 eğitim öğretim yılında Antalya İli Merkez Muratpaşa İlçesi?nde MEB?e bağlı 54 resmi ilköğretim kurumunda görev yapan 54 okul müdürü ve 2468 öğretmen, araştırma örneklemini, evrendeki 51 okul müdürü ve rastgele belirlenen yirmi okulda görev yapan 354 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem kapsamındaki müdür ve öğretmenlerin görüşleri ölçek yoluyla alınmıştır. Verilerin çözümlenmesinde bulguların ortaya konmasında, Aritmetik ortalama, Standart Sapma, t-testi, Tek Yönlü Varyans Çözümlemesi, Tukey Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir: Müdürler ve öğretmenler ilköğretim kurumları müdürlerinin rasyonel, geleneksel ve karizmatik yetkilerini Çok düzeyde kullandıkları görüşündedir. Müdürler, ilköğretim kurumları müdürlerinin en çok karizmatik yetkilerini, sonra rasyonel yetilerini en az ise geleneksel yetkilerini kullandıkları görüşündedir. Öğretmenler, ilköğretim kurumları müdürlerinin en çok rasyonel yetkilerini, sonra geleneksel yetilerini en az ise karizmatik yetkilerini kullandıkları görüşündedir. İlköğretim kurumları müdürlerinin karizmatik yetkilerini kullanmalarına ilişkin müdür ve öğretmen görüşleri anlamlı farklılık göstermektedir. Müdürler öğretmenlere oranla ilköğretim kurumları müdürlerinin karizmatik yetkilerini daha çok kullandıkları görüşündedir. Öğretmenlerin ilköğretim kurumları müdürlerinin rasyonel, geleneksel ve karizmatik yetkilerini kullanmalarına ilişkin görüşleri, onların cinsiyetlerine, yaşlarına, kurumlarına ve kıdemlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin ilköğretim kurumları müdürlerinin rasyonel, geleneksel ve karizmatik yetkilerini kullanmalarına ilişkin görüşleri onların mezun olduğu okul türüne göre anlamlı farklılık göstermektedir. Lisans tamamlama mezunu öğretmenlerin görüşlerinin ortalaması; rasyonel yetki kullanımı boyutunda 2 veya 3 yıllık okul ve yüksek lisans mezunlarından, geleneksel yetki boyutunda 2 veya 3 yıllık okul, lisans ve yüksek lisans mezunlarından, karizmatik yetki kullanımı boyutunda 2 veya 3 yıllık okul mezunlarından daha düşüktür. Müdürlerin, ilköğretim kurumu müdürlerinin yetki kullanmada karşılaştığı engeller boyutuna ilişkin görüşlerinin ortalaması Orta düzeydedir. Müdürlerin yetki kullanmaktan kaçınma nedenleri boyutuna ilişkin görüşlerinin ortalaması Az düzeydedir. Müdürlerin yetkiyi aşan durumlara karşı gösterilen davranışlar boyutuna ilişkin görüşlerinin ortalaması Orta düzeydedir.

Eğitim yönetimiMüdürlerOkul yöneticileri+5
Murat Altun
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki bağımsız idari otoriteler ve uygulaması

Bağımsız İdari Otoriteler genel olarak, özerk kurul, üst kurul, düzenleyici kurul, regülasyon kurumları olarak bilinir ve ülkemizde 1980'den sonra ekonomide yeniden yapılanma sürecinde ortaya çıkmıştır. Bağımsız İdari Otoriteler, toplumsal yaşam için özel bir önem ve duyarlılık taşıyan, temel hak ve özgürlükler ile ekonomik ve sosyal sektörlerde veya alanlarda düzenleme, denetim ve yönlendirme faaliyetinde bulunan, aldığı kararlar üzerinde hiçbir makam ve merciin etkisinin olmadığı idari ve mali özerkliğe sahip, özerk kamu tüzel kişilikleridir.Çalışmada, Bağımsız İdari Otoritelerin özellikleri, görevleri, ortaya çıkış sebepleri, tarihsel gelişimi, dünya'daki örnekleri ve bu kurumların ülkemizdeki örnekleri incelenmiştir. Bağımsız idari otoritelerinin özerkliği ve işleyişindeki olumlu ve olumsuz yönleri çalışmada irdelenmiştir.Bağımsız İdari Otoriteler, özellikle ekonomik alanlarda ortaya çıkan sorunların çözülmesine olumlu katkı sağlamaktadır. Bağımsız idari otoritelerinin serbest piyasa ekonomisini düzenleme ve denetleme özelliğine sahip olması ekonominin olumlu yönde gelişmesini sağlamıştır.

Bağımsız idari otoritelerDenetimGörev alanı+5
Emre Baş
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri hekiminin görev, yetki ve sorumlulukları

2012 senesinde ülkemizde İş Sağlığı ve Güvenliğiyle alakalı geniş çerçeveli düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Önceden farklı kanunlarla düzenleme altına alınan hükümler 6331 sayılı "İş Sağlığı ve Güvenliği" mevzuatı ile bir çatı altına alınmıştır. Milletlerarası düzenlemelerin yanında Anayasa'daki hükümlere göre iş sağlığıyla güvenliğinin kayıt altına alındığı sabittir. Zira Anayasa'nın 17 ile 49. maddelerinde "kişinin dokunulmazlığı" ile "çalışma hakkı" başlıklarında düzenlemelere yer verilmiştir. Bunun yanı sıra "6331 Sayılı İş Güvenliği ve Kanunu" mevzuatına göre çalışmalarda bulunanların yanında işverenlerce alınması gereken önlemlerle yükümlülükler detaylandırılmıştır. Yasanın yanında tanımlamayla koşullarla ilgili de "İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliğine" yer verilmiştir. Çalışmamızın konusu iş sağlığıyla güvenliği bakımından işverence alınması gerekli sağlık tedbirleri adına çok önemli bir pozisyona sahip olan işyeri hekiminin görevleri, yetkileri ve sorumluluklarıdır. Bu hususta çalışmamızda konuya ilişkin doktrin ve Yargıtay kararlarına yer verilmiştir.

GörevlerHekimlerKanunlar 6331 sayılı+6
Muhammed Yusuf Melih Dost
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Başkanlık sisteminde başkanın statüsü ve yetkileri

Sert kuvvetler ayrılığı ile kontrol ve denge mekanizmaları üzerinde temellenen başkanlık sisteminde, sistemin niteliklerini belirleyen unsurlardan en önemlisi başkanın statüsü ve yetkileridir. Başkanlık sisteminde başkan ve başkanın sahip olduğu yetkiler, sistemin ilk ortaya çıktığı Amerika Birleşik Devletleri ile söz konusu sistemi ABD'den örnekle kendilerine adapte etmeye çalışan Latin Amerika ülkeleri arasında farklılık göstermektedir. Bu farklılığın temel sebebi, kuvvetler ayrılığı ile kontrol ve denge mekanizmasının sağlam temeller üzerine oturtmuş olan ABD başkanlık sisteminde, sistemsel tıkanıklıklar yalnızca ufak krizlerle atlatılabildiği halde, bu mekanizmaların iyi işletilememesi dolayısıyla meydana gelebilecek tıkanıklıkların rejim krizlerine dönüşmemesi için Latin Amerika ülkelerinde uygulanan, Kongre karşısında güçlü başkan yaratma arzusudur. Latin Amerika ülkelerinde sistemsel tıkanıklıkların önüne geçmek üzere başkanlara verilen önem ve başkanlara anayasalarca tanınan yetkiler, yalnızca sistemi saflıktan çıkarmakla kalmamakta aynı zamanda sorunun çözümü konusunda da bir fayda sağlamayıp demokratik krizlere sebebiyet vermektedir. Başkanlık sisteminin yarattığı yasama - yürütme organları arasında yaşanabilecek herhangi bir çatışmanın rejim krizine dönüşmemesinin yolu başkanın güçlendirilip üstün yetkilerle donatılması ile değil, ancak söz konusu ülkelerde uzlaşma kültürünün geliştirilmesiyle sağlanabilecektir.

Amerika Birleşik DevletleriBaşkanlık sistemiDevlet idaresi+7
Müge Özkan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Toplu iş sözleşmelerinde sendikaların yetki şartları ve yetki tespiti

Sendika, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için kurulan bir kuruluştur. Sendikaların bu amaçlarını gerçekleştirmek için kullandıkları temel araç ise, toplu iş sözleşmeleridir. Bu nedenle, çalışma hayatında toplu iş sözleşmeleri büyük öneme sahiptirler.Toplu iş sözleşmelerinin çalışma hayatındaki önemi nedeniyle kanun koyucu, sendikaların toplu iş sözleşmeleri yapabilmeleri için 2822 sayılı Toplu iş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile ayrıntılı düzenlemeler getirmiştir. Aynı şekilde, bu konuyu ilgilendiren bazı önemli düzenlemeler, 2821 sayılı Sendikalar Kanununda yer almıştır. Gelişen ve değişen çalışma hayatı koşulları nedeniyle kanun koyucu, bu konularda yeni düzenlemeler yapılmasını gerekli görmüştür ve şu an her iki kanunda değişiklik öngören yasa tasarısı taslağı gündemdedir.Toplu iş sözleşmelerinin yapılabilmesi için kanunda getirilen şartlar, toplu iş sözleşmesi yetkisi adı altında birleşmektedir. Öncelikle kanun gereği ehliyete sahip olması gereken toplu iş sözleşmesi tarafı, bu şartı sağladıktan sonra yetki koşullarına sahip olmalıdır. Yetki koşulları ise, sendikaların işçi tarafı için öngörülmüştür. İşveren tarafı için ehliyetin bulunması yeterlidir.Çalışmamız, beş ana bölümden oluşmaktadır. Öncelikle konunun anlaşılması açısından toplu iş sözleşmesi ile ilgili temel kavramlar üzerinde durulmuş, daha sonra toplu iş sözleşmesi yetkisi açısından ön koşul olan ehliyet ele alınmış ve yetki ile karşılaştırılması yapılmıştır. Diğer bölümlerde ise, yetki koşulları, yetki tespiti, yetki tespiti üzerine yapılacak itiraz ve yetkinin kesinleşmesi konuları ele alınmıştır.Çalışmamızın amacı, toplu iş sözleşmesi yapma yetkisinin özelliklerini, gelişimini ve çalışma hayatındaki önemini, bu konudaki kanun, değişiklik yasa tasarı taslakları ve daha önce yapılan çalışmalardan yararlanarak anlatmaktır.ANAHTAR KELİMELER: Toplu iş sözleşmesi, Sendika, Ehliyet, Yetki.

EhliyetSendikalarToplu iş sözleşmeleri+1
Hatice Sever
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye`de vergi yönetimine yardımcı bir meslek olarak mali müşavirlerin yetki ve sorumlulukları

Tax administration and taxpayer are known as the parties of tax in our tax subject. But the number of the tax parties has increased to three since the law of accountantship has become effective in 1989. So third party of tax consists of members of accountantship profession. This law has brought the institute of liable accountantship to our country. Therefore, in this dissertation the profession of accountantship was selected as the matter and especially the subject based on this new law and its application were investigated. In the later chapters, the effectsof this profession on the financial, economic activities were examined and, juridical and administrative sides of the profession were evalusted. In the last chapter, problems and responsibilities of the accountantship progfession ther are publicly functioning were determined by scrutinizing the authority and responsibilities of the members of the profession. In spite of a eleven year past of this law which was passed as the frave law, that the number of the subject arrives to 1.500 pages and that there exist many interventions to the law demonstrate the juridical, economical and administrative importance of the law. n

Mali müşavirlikMesleki sorumlulukMuhasebe+4
Tayyip Yavuz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00

Related subjects