Vergi uyuşmazlıkları
61 theses under this subject heading
Türk vergi yargısının Eskişehir ili örneğinde etkinliğinin araştırılması ve değerlendirilmesi
Devlet, kamusal mal ve hizmetleri finanse etmek amacıyla ihtiyaç duyduğu geliri, büyük oranda vergilerle karşılamaktadır. Vergilendirme işlemini yapan idareye karşı bireylerin korunması hukuk devletinin bir gereğidir. Bu nedenle vergilendirmeler yasal mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmek zorundadır. Ancak yükümlülerin ve idarenin hukuk kurallarına göre birbiriyle örtüşmeyen görüşleri nedeniyle vergisel uyuşmazlık ortaya çıkabilmektedir. Uyuşmazlıklar, idari aşamada barışçıl yollarla çözüme kavuşturulabileceği gibi doğrudan yargı aşamasında da çözüme kavuşturulabilmektedir. Bireylerin yargıdan beklentisi, uyuşmazlığın süratle, hakkaniyete uygun olarak, adil yargılama içerisinde çözüme kavuşturulmasıdır. Bunun için de etkin bir yargılama düzenine ihtiyaç vardır. Etkin bir yargılama, davaları sürüncemede bırakmayan, tarafların adalet duygularını zedelemeyen, zamansal ve parasal açıdan tarafları zarara uğratmayan süratle ve hakkaniyete uygun olarak uyuşmazlığı ortadan kaldıran bir yargılamadır. Bu çalışmada Türk vergi yargısının etkinliği Eskişehir ili örneğinde araştırılmaktadır. Birinci bölümde vergi yargısının konusu, kapsamı ve işlevleri teorik düzlemde ortaya konulmuştur. İkinci bölümde yargıda stratejik yönetim ve planlama konusuna değinildikten sonra vergi yargılamasında etkinliğin belirlenmesinde temel ölçüt olan adil yargılama ve bunun unsurları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Eskişehir Vergi Mahkemesi ve Türkiye geneli vergi mahkemelerinde dava konuları, davalarda artış ve azalışların nedenleri, iş yükü durumları sayısal veriler ile ele alınmıştır. Ayrıca mahkemelerin karar türleri, davaların karara bağlanma süreleri ve mahkemelerde dosya temizlenme durumu analiz edilerek vergi yargısının etkinliği; yargılamanın hakkaniyete uygunluğu, makul sürede yargılama ve yargı hizmetlerinin işleyişi olarak belirlenen etkinlik ölçütleri çerçevesinde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adil yargılama, makul süre, yargıda etkinlik, yargılamada hakkaniyet.
Dış ticaret ve gümrük anlaşmazlıkları: Cezalar ve çözüm yollarının yapısal eşitlik modeli ile analizi
Ülke ekonomilerinin gelişmesinde zaman içerisinde daha büyük bir role sahip olan dış ticaretin, kurumsallaşması ve sağlıklı bir şekilde işleyişi önem arz etmektedir. Bu nedenle giderek artan ve çeşitlenen hacim ile birlikte daha karmaşık bir hâle gelen dış ticaret sürecinin birtakım kurallar ve standartlar çerçevesinde işlemesi gerekmektedir. Bu çerçevede geçmişten günümüze uluslararası düzeyde birtakım anlaşmalar düzenlenmiş, kuruluş ve organizasyonlar oluşturulmuştur. Ancak tüm düzenlemelere ve çabalara rağmen bu alanda taraflar arasında sıklıkla anlaşmazlıklar gündeme gelmektedir. Anlaşmazlıklar, ulusal ve uluslararası düzeyde çözüm mekanizmaları ile çözümlenmektedir. Bu çalışmada dış ticaret ve gümrük anlaşmazlıklarına ilişkin teorik bilgilerin yanı sıra söz Türkiye'de gümrük idaresi ile doğrudan muhatap olan gümrük müşavirleri ve dış ticaret sorumlularının gümrük işlem ve uygulamaları sürecinde karşı karşıya kaldıkları anlaşmazlıkların kaynağını ve bunların çözümüne ilişkin algı ölçümünü konu alan anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Yapısal Eşitlik Modeli ile dış ticaret sorumluları ve gümrük müşavirlerinin "gümrük sorunlarına", "gümrük cezalarına", "uyuşmazlık çözüm yollarına" bakışlarına ilişkin algılarını tespit etmek amacıyla üç ölçek geliştirilmiştir. Anket 925 katılımcıya uygulanmış ve elde edilen veriler analiz edilmiştir. Analiz sonuçları genel olarak ölçekler bazında değerlendirildiğinde, gümrük müşavirlerinin dış ticaret sorumlularına göre algı düzeyinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Gümrük müşavirlerine ilişkin alt ölçekler bazında yapılan değerlendirmelerde; idarenin gerek gümrük işlem ve uygulamaları gerekse idari çözüm yolları süreçlerindeki performansının iyi olduğu, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü hususunda mevcut idari yolların tatmin edici olduğu, mevcut cezaların yeterince caydırıcı ve makul bir düzeyde olduğu gibi sonuçlar öne çıkmaktadır. Buna karşılık mevzuatın karışıklığı, idareler arası uygulama farklılıkları ile idarenin teknik sistemlerinde birtakım iyileştirmelerin gerekli olduğu düşünülmektedir.
Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin değerlendirilmesi ve öneriler
Türk vergi hukukunda uyuşmazlıkların çözümü için farklı yöntemlerin belirlendiği görülmektedir. İdari aşama ve yargı aşaması olarak sınıflandırılan bu yöntemlerin içerisinde uzlaşma müessesesinin önemli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Bununla birlikte devlet tarafından kamu giderlerini karşılamak üzere alınan verginin, toplumsal yaşamı sağlamadaki önemli bir rolü olduğu da yadsınamaz. Bu nedenle, vergi mükellefi ile vergi idaresi arasında vergi miktarı ve cezası üzerinde bir anlaşmaya varılması, kamu yararı gözetilerek genel hukuk kuralları çerçevesinde titizlikle uygulanması gerekmektedir.Bu çalışmada; vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin Türkiye'deki yapısı incelenmiş, uygulamadaki durumu değerlendirilmiş ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde vergi uyuşmazlıkları ve uzlaşma müessesesi üzerinde durulmuş, tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşmanın uygulanmasına yönelik literatüre uygun olarak bir alt yapı oluşturulmuştur. Daha sonra Türkiye'deki uzlaşma sistemi, istatistiki veriler, genel hukuk kuralları, vergi denetimleri yönünden ve diğer ülkelerdeki uygulamalar yönünden değerlendirilerek öneriler sunulmuş ve yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Vergi, Uyuşmazlık, Uzlaşma, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma, Tarhiyat Sonrası Uzlaşma
Türk vergi yargısı sisteminde 1982 yılı reformu ve uygulamasının değerlendirilmesi
Türk vergi yargısı sisteminde 1982 yılı reformu ve uygulamasının değerlendirilmesi çalışmasında, vergi uyuşmazlıklarının çözümü yolunda 1982 yılı öncesi uygulanan vergi yargısı sistemi ile bu tarihte yapılan değişiklikle uygulanmaya başlayan yeni sistem tezin konusunu oluşturmaktadır. Konu Türk Vergi Yargısı sisteminde yeniden yapılanmaya ilişkin 2575. 2576, 2577 sayılı Kanunların yürürlüğünden öncesi ve sonrası dönemler ile yabancı ülkelerde uygulanan vergi yargı sistemleri ve bu sisteme düşünülebilecek alternatif modeller şekliyle irdelenmiştir. Bu çalışma ile ulaşılmak istenen amaç vergi uyuşmazlıklarının çözümünde ülkemizde mevcut uygulanan vergi yargısı sisteminin artık ihtiyaca cevap vermediğini aleni şekilde ortaya koymaktır. 20 Ocak 1982 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren üç Yasa ile vergi yargısı alanında gerek kuruluş ve işleyiş, gerekse yargılama usulü ile ilgili önemli düzenlemelerden önce uygulanan sistem ve eleştirileri ile vergi yargısının bugünkü kuruluşunu, işleyişini, mensuplarının hak ve görevlerini, vergi yargısında uygulanan usulü ve reform niteliğinde sayılan bu düzenlemelerin artık ihtiyaca cevap verip vermediği konusu tezin araştırma konuşu olmuş, ikinci ve üçüncü bölümde yeni sistemin uygulanmasına geniş yer verilerek ortaya çıkan sorunların değerlendirilmesi yapılmış, yabancı ülkelerde uygulanan vergi yargı sistemleri hakkında kısa bilgi verilerek yeni alternatif modeller geliştirilmiş. Tezde araştırma yöntemi olarak, belge tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sırasında ihtiyaç duyulan verilerin büyük bir çoğunluğu literatür taraması sonucunda, bir kısmı ise yetkili ve ilgili kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Tez çalışması ile elde edilen en önemli sonuç; belirtilen üç yasanın yürürlüğe girmesiyle yapılan düzenlemeler günümüzde ihtiyaca cevap verememektedir. Yeni sistemin uygulanmasında ortaya çıkan sorunlar iyi teşhis edilmeli idarenin, üniversitenin ve vergi yargısının müşterek çalışmasıyla sistemde ortaya çıkan tıkanıkların giderilmesi yoluna gidilmelidir.
Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde alternatif yöntemlerin değerlemesi: Örnek olay çalışması
Vergi, devletin kamusal hizmetlerini idame ettirmek amacıyla egemenlik gücünü kullanarak, ekonomik birimlerden cebren ve karşılıksız olarak aldığı ekonomik değerlerdir. Bu bağlamda vergi alacaklısı olarak devlet, hizmetten yararlananlara daha fazla kamu hizmeti sunabilmek için, Anayasa ve kanunların öngördüğü ölçüde, toplayacağı vergi miktarını maksimize etmeye çalışmak isterken; vergi borçlusu olarak vergi mükellefleri, sorumluları ve ceza muhatapları ise, daha az vergi vererek, harcanabilir gelirlerini maksimize etmek isteyeceklerdir. Taraflar arasında çatışan bu iki çıkar, kimi zaman vergi uyuşmazlıklarına sebep olabilmektedir. Vergi borçluları da bu uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak amacıyla çeşitli çözüm yollarına başvurmaktadır. Ancak ortaya çıkan uyuşmazlık karşısında kullanılacak çözüm yollarından kendileri açısından en avantajlısının, çeşitli faktörlerin etkisiyle, seçilememesi, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde birtakım sakıncaları doğurmaktadır. Kullanılan yanlış bir yol, vergi borçluları açısından çeşitli ekonomik zararlara yol açmaktadır. Bu çalışma, öncelikle vergi uyuşmazlığının ne olduğu, ne şekilde doğduğu ve uyuşmazlığın doğumuna neden olan etkenlerin çeşitlerinin neler olduğu hususunda geniş bir literatür çalışması ile başlamıştır. Daha sonra uyuşmazlıkların ortadan kaldırılması için hangi yolların kullanıldığından bahsedilerek, bunlar arasındaki farklılıklar ve benzerliklerin neler olduğu hususuna değinilmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise vergi idaresi ile vergi mahkemelerinden rasgele seçilen örneklerle mükelleflerin hangi yolu kullanmalarının kendileri açısından en avantajlı olacağı karşılaştırmalı olarak tespit edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Vergi Uyuşmazlıkları, Çözüm yolları.
Vergi uyuşmazlıklarına yol açan hallerin tespiti ve muhasebeleştirilmesi
Vergi uyuşmazlıkları, verginin tarafları arasında vergisel yükümlülükler bağlamında ortaya çıkan anlaşmazlıklardır. Vergi incelemeleri sırasında yapılan tespitler ve beyanda yapılan hatalar, vergi uyuşmazlıklarının ortaya çıkmasındaki temel nedenler olup, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde tarafların başvurdukları idari ve yargısal çözüm yolları şeklinde iki başlık altında toplanan alternatif çözüm yolları bulunmaktadır. Pişmanlık ve ıslah, uzlaşma, cezalarda indirim ve vergi hatalarında düzeltme, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde idari aşamada başvurulan yöntemler olup, vergi mahkemelerinde dava açma ise yargısal çözüm yollarının temelini oluşturmaktadır. Çoğunlukla vergi incelemesi ile ortaya çıkarılan ve idari veya yargısal yollarla çözümlenen vergi uyuşmazlıklarına yol açan muhtemel nedenlerin hangilerinin yaygın olduğunun tespiti, kamu gelirleri içerisinde en önemli gelir türlerinden olan vergilerin etkin bir şekilde toplanmasında son derece önemlidir. Ancak vergi uyuşmazlıklarına yol açan halleri uygulamalı olarak inceleyen çalışmaların oldukça sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Literatürdeki boşluğun giderilmesine katkı sağlamayı amaçlayan bu çalışmada, vergi uyuşmazlıklarına yol açan haller ve bunların uyuşmazlığın çözümlenme sürecinde nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiği, vergi inceleme raporları üzerinden yapılan bir araştırma ile tespit edilmiştir. Araştırmada, vergi uyuşmazlıklarına yol açması muhtemel nedenlerin en çok "defter ve belgelerin noksan, usulsüz veya karışık olması" ile "fatura ve benzeri evrakların eksik düzenlenmesi veya düzenlenmemesi" olduğu, bu ve benzeri nedenlerle tespit edilen matrah ve vergi farklarının beyan edilen tutarlara, kesilmesi öngörülen vergi cezalarının ise tespit edilen vergi farklarının yaklaşık üç katına ulaştığı belirlenmiştir. Ayrıca, vergi cezalarının vergi mevzuatında kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilmesinin, vergi muhasebesi ile genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre yapılan muhasebe kayıtlarında farklılıklara yol açtığı ve vergi muhasebesine göre işletmelerin bu cezaları ortaklardan alacaklar hesabında muhasebeleştirmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyuşmazlıkları, Vergi İncelemesi, Muhasebeleştirme
Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının yargı aşamasında çözümlenmesi
Devletin kamusal gelir kaynakları denildiğinde akla ilk gelen gelir kaynağı vergilerdir. Vergiler belli bir süreç takip edilerek ve vergi kanunlarına uyularak hazineye gelir olarak girmektedir. Vergi kanunlarının uygulanmasından veya yorumlanmasından kaynaklanan bazı durumlarda idare ile mükellef arasında uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Vergi uyuşmazlığı; vergi alacaklısı (kamu idaresi) ile vergi borçlusu (kişi veya kurumlar) arasında vergisel işlemler nedeniyle yaşanan sorunları ifade etmektedir. Bunun yanında vergi mevzuatının karmaşık ve çok olması, ekonomik koşullara uyum sağlamak amacıyla vergi kanunlarının sık sık değişmesi ve gerek idare gerekse mükellefin bu değişimlere uyum sağlayamamasından kaynaklı hatalar yapması da bazı vergi uyuşmazlıklarına neden olmaktadır. Mükellef ile idare arasında çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iki yol mevcuttur. Bu yollardan ilki idari çözüm yolları, diğeri ise yargısal çözüm yollarıdır. Mükellefler uyuşmazlığın çözümünde diledikleri yolu kullanabilirler. Yargı yoluna başvurabilmek için idari çözüm yollarının tüketilmesi zorunluluğu yoktur. Çalışmanın konusu, vergi uyuşmazlıklarının yargı aşamasında çözümlenmesi olmakla birlikte, uyuşmazlıkların çözümünde kullanılan diğer bir yol olan idari aşamada çözüm yollarına da kısaca değinilmiştir. Ayrıca uyuşmazlıklarda kullanılabilecek alternatif yollar, bazı yabancı ülkelerin vergi yargı sistemleri ve uyuşmazlıkların yargıda çözümlenmesine dair verilerin yorumlanması ve bunun sonucunda bazı çözüm önerileri sunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Vergi, Vergi Uyuşmazlığı, Vergi Uyuşmazlıklarının Yargıda Çözümü
Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde pişmanlık ve ıslah müessesesi ve etkileri
Türk Vergi Hukuku içinde yer alan müesseselerden biri olan pişmanlık ve ıslah; vergide ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, bazı koşulların sağlanması halinde, idari aşamada çözüm üretebilecek müesseselerden biridir. Olumlu sonuçlarıyla, sorunsuz bir şekilde uygulanarak hem idarenin, hem de yükümlünün işlerini kolaylaştırmayı amaçlar. Hali hazırda, fazla olan yargının yükünü azaltıcı etkisi vardır. Vergi Usul Kanununun 371. maddesinde yazılı olan şartları yerine getiren yükümlülerin cezadan kurtulmasını ve vergi idaresinin alacağını bir an önce tahsil edip hazineye intikalini sağlar. Bu özelliğiyle pişmanlık ve ıslah müessesesi, vergi idaresi ve yükümlüler açısından önemli bir düzenlemedir. Bu çalışmayla amaçlanan, vergi uygulamaları içinde pişmanlık ve ıslah müessesesinin yerini değerlendirip, Türk vergi yargısına etkilerini ortaya koymaktır.
Yargı kararları ışığında ithalatın vergilendirilmesine ilişkin uyuşmazlıklar ve değerlendirilmesi
Dış ticaretten alınan vergiler, ülkelerarası mal ve hizmetin yer değiştirmesi nedeniyle, ticarete konu olan mal ve hizmetin miktarı veya kıymeti üzerinden alınan ekonomik, sosyal ve mali işlevlerinin yanında önemli bir dış ticaret ve ekonomi politikası aracıdır. Dış ticaret işlemlerini, ağırlıklı olarak ithalat ve ihracat işlemleri oluşturmakla birlikte, ülkemizde ihracatın teşvik edildiği ve daha ziyade ithalat işlemlerinden vergi alındığı göz önüne alındığında; dış ticaret işlemleri üzerinden alınan vergilerle ağırlıklı olarak ithalat işlemleri üzerinden alınan vergiler ifade edilmek istenmektedir. Bu nedenle, tezin konusunu da ithalat işlemlerinden alınan vergiler ve benzeri mali yükümlülükler oluşturmaktadır. Türkiye'de ithalat işlemleri üzerinden başta gümrük vergisi olmak üzere çeşitli isimler altında vergi ve eş etkili mali yükümlülükler alınmaktadır. Vergilendirilme sürecine ilişkin temel düzenleme Vergi Usul Kanunu iken, gümrük vergileri bu kanunun kapsamı dışında tutularak Gümrük Kanunu ile düzenlenmiştir. İthalat işlemlerinden alınan özel tüketim vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi gibi vergiler kendi kanunlarında düzenlenmekle beraber, Vergi Usul Kanunu sistematiğine tabidir. İthalat işlemlerinin vergilendirilmesi sürecinde, ithalat işlemlerinin uluslararası hukuk kuralları ile ilişkisinin bulunması, ticari ilişkilerin dinamik yapıya sahip olması, gümrük işlemlerinin teknik bilgiyi gerektirmesi, mevzuatın karmaşık ve dağınık olması gibi sebeplerle çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Uyuşmazlıklara ilişkin çözüm yollarının hepsinin yasalarda düzenlenmiş olması mümkün olmadığından, yargı yoluyla çözümüne ilişkin kararların incelenmesi ve değerlendirilmesi, uygulayıcılara yol göstermesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Tez konumuz, üç bölüm altında incelenecektir. Birinci bölümde, genel olarak dış ticaret ve vergilendirilmesi, seçilmiş ülkeler çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, ithalattan alınan vergi ve eş etkili mali yükümlülüklerin temel vergilendirme aşamalarına yasal mevzuat kapsamında yer verilmiştir. Tezin son bölümünde, gümrük vergisine ilişkin uyuşmazlıkların çözüm süreci, diğer vergilerde oluşan süreçten farklı olduğundan öncelikle zorunlu idari itiraz yolu ve yargı yoluna ana hatlarıyla yer verilmiş, ithalattan alınan vergilere ilişkin uyuşmazlıklara ait yargı kararlarından örnekler verilmek suretiyle uygulama hakkında değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İthalat, Gümrük Vergisi, Vergi Yargısı, Gümrük Uyuşmazlıkları.
Vergi Hukuku bağlamında Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu
İnsanların insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmesi için elzem olan insan hakları, devletlerin ve hükümetlerin kendilerini meşru kabul ettirmelerindeki en önemli kıstastır. Devlet ve vatandaş ilişkisinde zayıf konumda olan vatandaşların temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla yüksek mahkeme statüsüne sahip Anayasa Mahkemesi kurulmuştur. Mahkeme, vatandaşlar tarafından kamu gücünün temel hak ve özgürlük ihlallerine karşı yapılan bireysel başvuruları karara bağlamaktadır. Çok sayıda devlet, temel hak ve özgürlüklerin kamu gücü işlemlerine karşı korunması amacıyla, bireylere Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı tanımıştır. Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu, 2010 yılında yapılan halk oylaması sonucunda kabul edilmiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunla yürürlüğe giren uygulama insan haklarının iç hukukta etkin olarak korunmasını sağlamaktadır. Her ne kadar bu yolun kabul edilmesindeki esas sebep Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nde Türkiye aleyhine başvuruların artması olsa da bireyler bu sayede ihlal edilen hak ve özgürlükleri için yeni bir yol bulmuşlardır. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu uygulamasının vergi hukuku bağlamında değerlendirilmesini ele aldığımız bu çalışmada amaçlanan; temel hakların etkili biçimde korunmasına yönelik olarak, vergilendirme alanında Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvurunun işleyişini, koşullarını ve uygulamadaki karşılığını göstermektir. Bu amaçla tez çalışması, 3 ana bölüm halinde planlanmıştır. Birinci bölümde anayasal gelişmeler ile Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş aşamaları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru Yolu'nun şartları ve diğer bilgiler yer almış, üçüncü bölümde ise, vergi hukuku alanında bireysel başvuruda verilen kararların değerlendirilmesi yapılacaktır. Anahtar Sözcükler: Bireysel Başvuru, Anayasa Yargısı, Anayasa Mahkemesi, Vergi Uyuşmazlıkları, Vergi Cezaları, Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması
Vergi uyuşmazlıklarının yargı aşamasında çözümlenmesi ve vergi davalarının değerlendirilmesi
Vergi, devletin kamu harcaması yapabilmesi bakımından gerekli olan en önemli finansman kaynağıdır. Bu nedenle verginin adil ve doğru bir şekilde toplanması oldukça önemlidir. Fakat verginin tarafları olan vergi dairesi ve mükellefler arasında hatalar ya da anlaşmazlıklardan dolayı ihtilaf dediğimiz 'vergi uyuşmazlıkları' ortaya çıkar. Bu uyuşmazlıkların verginin kanuniliği ilkesi gereği kanuna dayalı, adalet ilkesi gereği adaletli, doğruluk ilkesi gereği doğru bir şekilde ele alınması için çözüm yolları açılmıştır. Vergi uyuşmazlıklarının idari aşama ve yargı aşaması olmak üzere iki çözüm yolu vardır. Taraflar uyuşmazlığın çözümü için vergi mahkemelerinin iş yükünün arttırılmaması sebebi ile düzenlenen ve barışçıl çözüm yolları olarak adlandırılan idari aşamaya başvurabildiği gibi, yargı aşamasına da başvurabilir. Bu çalışmanın esas amacı vergi uygulamalarından doğan vergi ihtilaflarını ortaya koymak, idari ve yargı olmak üzere çözüm yollarını belirterek mükelleflerin karşılaştığı sorunlar karşısında hangi sorunda nasıl bir yol izleyeceğini belirleyebilmektir. Buna istinaden ilk bölümde; vergi uyuşmazlıkları ve buna neden olan durumlar incelenmiş, ikinci bölümde çözüm yolları verilmiş ve son bölümde de yargı aşaması ele alınarak mükellef ve idare açısından durumuna yer verilmiştir. Bu amaca yönelik olarak Türkiye'de son 20 yıl örneklerine ait Danıştay kararları incelenmiştir. Yıllar itibariyle görülen konuyla ilgili davalar araştırılarak kıyaslama yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, araştırmayı kapsayan 1998-2018 yılları arasında Türkiye'deki vergi mahkemelerinde açılan ve Danıştay'a intikal eden davalar incelenmiş, mükellef lehine ya da aleyhine verilen kararların karşılaştırılması yapılmıştır.
Dünyada ve Türkiye'de petrol ürünlerinin dış ticareti, Türkiye'de gümrük işlem süreci ve vergilendirilmesi üzerine bir araştırma
Bu tezin amacı: petrol ve türevlerinin, dünyada ve Türkiye'de enerji sektöründeki yeri, gelecek tahminleri ve dış ticaretini değerlendirmektir. Bunun yanında, petrol ve petrol ürünlerinin gümrük işlem süreci, vergilendirilmesi üzerine bilgi vermek ve ithalinde ortaya çıkan vergi ihtilaflarının incelenmesi ile ihtilafların minimize edilebilmesine yönelik öneriler sunmaktır. Ayrıca, Petrol ürünleri kaçakçılığı ve bununla mücadeleye ilişkin mevzuat ve alınan önlemleri değerlendirmektir. Günümüzde birincil enerji tüketiminde en büyük paya sahip olan petrol, gelecekte de bu alanda liderliğini korumaya devam edecektir. Petrole olan talep en çok taşımacılık ve petrokimya sektörlerinde yaşanacaktır. Dünyada en az 52 yıllık talebi karşılayacak ispatlanmış petrol rezervi mevcuttur. 2017 yılında dünyada 2.184 milyon tonluk ham petrol, 1.135 milyon tonluk petrol ürünü ticareti gerçekleşmiştir. Birincil enerji tüketimi yıllara göre artış gösteren Türkiye'de, 2017 yılında birincil enerji tüketimi içinde petrolün payı %32'dir. 2016 yılında Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılık oranı %74; petroldeki dışa bağımlılık oranı ise %90'dır. Türkiye'de 2018 yılında 21 milyon ton ham petrol ithalatı. 2017 yılında da 16,9 milyon ton petrol ürünü ithalatı ve 10,1 milyon ton petrol ürünü ihracatı gerçekleşmiştir. Petrol ürünleri gümrük iş ve işlemlerinde idare ile yükümlüler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların ağırlıklı bölümü eşyanın tarife pozisyonunun belirlenmesinden kaynaklanmaktadır. Gümrük İdaresi, Gelir İdaresi Başkalığı ve EPDK'nın koordinasyonu ve uyumu ile özellikle ihtilafların çözümünde sade, açık ve anlaşılır kararların üretilmesi ve yapılan düzenlemelerin aynı nitelikleri taşıması ihtilafların azaltılmasına önemli katkı sağlayacaktır.
Türk vergi yargısında istinaf kanun yolu
Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının yargı yolu ile çözüme kavuşturulması konusunda idari yargı düzeninde yer alan vergi mahkemeleri yetkilidir. Vergi uyuşmazlıklarının çözümlendirildiği ilk derece mahkemesi olan vergi mahkemesi kararlarının davanın taraflarından biri tarafından denetlenmesi ihtiyacı kanun yolları ile giderilmektedir. Vergi mahkemesi kararlarına karşı başvurulan kanun yolları, Bölge İdare Mahkemesi'nde itiraz kanun yolu ve Danıştay'da temyiz kanun yoluydu. Ancak Danıştay'ın iş yükünün yıllar geçtikçe artması ve içtihat mahkemesi olma görevini tam olarak yapamaması sebepleri ile idari yargı sisteminde yapılan köklü değişiklik neticesinde istinaf kanun yolu yargı sistemimize dâhil olmuştur. 6545 sayılı Kanun ile 2014 yılında idari yargı düzenimize istinaf kanun yolunun girmesiyle itiraz kanun yolu yürürlükten kaldırılmış ve temyiz kanun yolunda da yeni sistemin gerektirdiği değişiklikler yapılmıştır. Yapılan düzenlemeler neticesinde vergi yargısında iki dereceli denetim mekanizması oluşturulmuştur. Vergi yargısında iki dereceli denetim mekanizması oluşturulurken kanun yollarına başvuru için parasal sınırlar getirilmiştir. Bununla vergi uyuşmazlıklarının çözümünün büyük ölçüde istinaf mahkemelerinde gerçekleştirilerek, Danıştay'a temyiz incelemesine giden dosya sayısının azaltılması amaçlanmıştır. Böylece Danıştay'ın iş yükünün hafifletilmesi ve içtihat mahkemesi olarak çalışma amacının tam olarak gerçekleştirilmesi sağlanacaktır. Vergi yargısında denetim sistemini tamamen değiştirmesi sebebiyle 6545 sayılı Kanun ile yürürlüğe giren istinaf sisteminin incelenmesi son derece önemlidir. Bu sebeple yapılan çalışmada, istinaf sisteminin ayrıntılı olarak açıklanması amaçlanmış ve vergi yargılamasında istinaf kanun yolu ile getirilen yeni sistemin etkileri mahkeme kararları ile de örneklendirilerek ele alınmış, istinaf kanun yolunun olumlu ve olumsuz yanları üzerinde durulmuştur.
Vergi yargısında istinafın yargılama sürecine etkileri üzerine inceleme
Bu çalışmada, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile idari yargıya getirilen istinaf müessesinin vergi yargısı üzerindeki etkileri incelenmiştir. İstinaf müessesinin vergi yargısına intikalinden önce, taraflar ilk derece mahkemelerinin vermiş oldukları kararları bir üst mahkemede itiraz kanun yolunu kullanarak karara itiraz edebiliyorlardı. İtiraz önüne gelen mahkeme, ilk derece mahkemesinin kararını hukuki açıdan denetleyip dar bir vakıa incelemesi ile nihai kararı veriyordu. Taraflar bu karardan da memnun kalmazlarsa kararı temyiz edebiliyorlardı. Temyizde yapılan hukuki denetleme ise kesin karar niteliği taşıyordu. Bu uygulama Danıştay'ın iş yükünü ağırlaştırmakta ve dolayısıyla da yargılama sürecini uzatmaktaydı. 28 Haziran 2014 tarihinde Resmi Gazete de yayımlanan ve 20 Temmuz 2016 yılında uygulamaya başlanan 6545 sayılı Kanunun getirdiği istinaf sisteminin, idari yargımızın işleyişini hızlandıracağı ve Danıştay'ın iş yükünü azaltacağı öngörülmektedir. İstinaf sistemi ile ilk derece mahkemelerinde verilen kararlar, elde edilen tüm bulgularla yeniden incelenecek ve hukuki açıdan denetimi yapılacaktır. Türk yargı sistemine getirilen bu yeni işleyişin amacı, ilk derece mahkemelerinde oluşabilecek hukuki aksaklık ve yanlışlıkları istinaf aşamasında çözerek hatanın çabuk telafi edilmesini sağlamak ve Danıştay'a intikal eden vakıaların sayısını azaltmaktır. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyuşmazlığı, İdari Yargı, Vergi Yargısı, İstinaf, Bölge İdare Mahkemesi.
Türk Vergi Hukuku'nda uzlaşmanın kanunilik ilkesine göre incelenmesi
Vergi, kamu harcamalarının karşılığı olarak devletin vatandaşlarından topladığı maddi değerlerdir. Vergilemenin nasıl ve ne oranda yapılacağı devletlerin ortaya çıkışından, modern hukuk devletine geçişe kadar her dönemde tartışma konusu olmuştur. Vergilemenin kanuniliği ilkesi, vergilerin; anayasaya ve kanunlara dayanması gerektiğini ifade eder. Bu ilke modern hukuk devletleri tarafından benimsenmiştir. Türk Vergi Hukuku'nda da vergilemenin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Vergilemede uyuşmazlıklar, yargı yolu ile giderildiği gibi idari çözümlerle de giderilebilir. Uzlaşma, idari çözüm yollarından birisidir. Uyuşmazlıkların çözümünde idari çözüm yollarından birisi olan uzlaşma, sıklıkla başvurulan idari bir çözüm yoludur. Bu çalışmamızda, bazı Batılı ülke uzlaşma uygulamalarından da bahsedilmiştir. Ayrıca Türk Vergi Sistemi'nde yer alan uzlaşmanın tarihi gelişimi, amacı, kapsamı, uygulaması ve yasal dayanakları araştırılmıştır. Türk Vergi Hukuku'nda yer alan uzlaşmanın, yeniden ele alınarak vergilemenin kanuniliği ilkesine aykırı olan uygulamalarına son verilmelidir. Anahtar kelimeler: Vergi, Vergi Uyuşmazlığı, Vergilemenin Kanuniliği İlkesi, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma, Tarhiyat Sonrası Uzlaşma.
Mükellef hakları ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı, AİHS'nde sayılmış ve Anayasada da teminat altına alınmış temel hak ve özgürlüklerin, kamunun eylem, işlem ya da ihmali sebebiyle ihlal edildiğini iddia eden mükelleflerin başvurabilecekleri 6216 sayılı Kanunla kabul edilen ve 23/09/2012 tarihinden itibaren uygulanan bir hak arama yoludur. Bu yolun kullanılabilmesi için mükelleflerin, yargı yolu gibi idari ve hukuki hak arama yollarını tüketmiş ve bu mercilerden alınan kararların hak ihlali iddialarını karşılamaması gerekmektedir. Bu nedenle AYM'ne bireysel başvuru yolu istisnai ve ikincil bir yoldur. Bu çalışmanın amacı, vergi konulu başvuruların haklar, müdahale iddiaları, sonuç ve giderim yolları yönünden incelenerek ortaya çıkması muhtemel ihtilafların AYM'ne intikal ettirilmeden idari ve yargısal çözüm yollarında giderilebilmesine ışık tutmaktır. Bu doğrultuda çalışmada birinci bölümünde temel hak ve özgürlükler açısından mükellef hakları incelenmiştir. İkinci bölümde vergi uyuşmazlıklarının nedenleri ve vergi uyuşmazlıklarının çözümünde mükellef haklarının korunması yolları irdelenmiştir. Üçüncü bölümde mükellef hak ve özgürlüklerinin bireysel başvuru yoluyla korunmasına ilişkin kararların değerlendirilmesi yapılmıştır. 2012 - 2019 yılları arasında yapılan vergi konulu 122 bireysel başvuru, durum çalışması yöntemine uygun olarak doküman incelemesi ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümde 122 karardan içtihat oluşturmuş ya da oluşturabilecek olanlar nitel olarak ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Ayrıca tüm kararlar frekans analizleri ile nicel olarak analiz edilmiştir. AYM'ne bireysel başvuru her ne kadar AİHM'ne giden başvuru sayısının azalmasını sağlamışsa da, vergi konulu uyuşmazlıkların çözümünde; vergi mevzuatının sadeleştirilmesi, vergi düzenlemelerinin esaslı noktalarının kanuna dayandırılması, mevzuat hükümleri arasındaki çelişkilerin giderilmesi, vergi idaresinin mükellef haklarını gözetmesi, yargı organlarının iş yükünün hafifletilmesi gibi yapılacak düzenlemeler sürecin etkinleşmesini sağlayacaktır.
Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde alternatif çözüm yolları: Türkiye açısından bir değerlendirme
Devletin egemenlik gücünün göstergesi olarak gerçek ve tüzel kişilerden ödeme güçleriyle orantılı olarak aldığı vergi, kamu harcamalarının temel finansman aracıdır. Vergi bir maliyet unsuru olduğundan mükellefler mümkün olduğunca az vergi ödemek isterken devlet ise vergi hasılatını mümkün oldukça arttırmak istemektedir. Vergi uyuşmazlıkları bu davranış farklılıklarından, mükelleflerin vergi kanunlarına yeterince nüfuz edememelerinden, vergi görevlerini eksik veya yanlış yerine getirmelerinden kaynaklanmaktadır. Vergisel uyuşmazlıkların çözümünde temelde iki yoldan yararlanılmaktadır. Bu yollardan ilki idari (barışçıl) çözüm yolları iken diğer yol ise yargısal çözüm yollarıdır. Son dönemde ise geleneksel çözüm yollarının yanı sıra alternatif çözüm yollarına da başvurulduğu gözlemlenmektedir. Vergisel uyuşmazlıkların çözümünde alternatif çözüm yolları uyuşmazlığın tarafları olan mükellef ile vergi idaresini tarafsız ve bağımsız üçüncü bir kişi/kurum eşliğinde bir araya getirerek uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümüne imkân vermektedir. Alternatif çözüm yolları özel hukukta yaygın bir şekilde uygulama alanı bulmakta ancak vergi hukukunda bu alanı bulamamaktadır. Ancak vergi uyuşmazlıklarının çözümünde sağladığı avantajlar dikkate alındığında alternatif çözüm yollarının kullanımının artması hem mükellefin hem de idarenin lehine olacaktır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle vergi uyuşmazlıklarının çözümünde geleneksel çözüm yolları değerlendirilmesi ve uygulamadaki aksaklıkların tespit edilmesi amaçlanmıştır. İkinci bölümde ise alternatif çözüm yolları tanımlanmış ve örnek ülke uygulamalarından hareketle Türkiye'deki uygulama değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı Türkiye'de vergi uyuşmazlıkların çözümünde alternatif çözüm yollarının uygulanabilirliğini değerlendirmektir. Yapılan değerlendirmede, Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının çözümünde alternatif çözüm yollarının sınırlı bir şekilde kullanıldığı ve bunun nedeninin Türkiye'de alternatif çözüm yollarının kullanımına ilişkin kapsamlı bir mevzuatın bulunmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi uyuşmazlıkları, Alternatif Çözüm Yolları, Türkiye'de Alternatif Çözüm Yollarının Uygulanabilirliği
Türkiye'de vergi yargılaması sisteminin değerlendirilmesi
Vergi yargısı, vergi kanunlarının uygulanmasında idare ile yükümlü ya da sorumlu arasında meydana gelen ve idari aşamada çözümlenmeyen sorunların, taraflarca uyuşmazlık haline getirilerek yargı organlarına intikal ettirilmeleri halinde bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından kesin olarak çözümlenmesidir. Yargısal çözüm yolu, vergi sorunlarının çözüm yollarının bir tamamlayıcısı olarak sorunların uyuşmazlık haline dönüştürülerek yargı organı önünde bir dava konusu yapılması suretiyle kesin sonuca bağlanmasını içeren bir yoldur. Türkiye'de vergi yargısının idari yargının içerisinde incelenmesinin en önemli nedeni geleneksel nedendir. Osmanlının Tanzimat döneminde yerleşmeye başlayan idari yargı, Fransa modelinden esinlenerek günümüze kadar gelmiştir. Vergi yargısı bugünkü şeklini 1982 yılında çıkarılan 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunu, 2575 sayılı Danıştay Kanunu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunundan almıştır. Vergi yargısına ilişkin sorunlar sadece örgütlenme ile sınırlı olmayıp işleyiş ve mevzuattan kaynaklanan sorunlar da yer almaktadır. Türk vergi mevzuatının karmaşık olduğu konusunda genel bir mutabakat bulunmaktadır. Vergi mevzuatının karmaşıklığı mükellefler, vergi idaresi ve vergi yargısı arasındaki görüş ve uygulama farklılıklarını artırmaktadır. Vergi yargısını vergi sisteminden soyutlamak mümkün olmadığından vergi sistemini etkileyen bazı sorunlar doğrudan vergi yargısını da etkilemektedir.
Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümlenmesi ve uzlaşma
Kamu hizmetlerini yürütmek için devletin finansman kaynağına ihtiyacı vardır. Vergiler devletin finansman ihtiyacını gidermek için başvurduğu kaynakların en önemlisidir. Kamu hizmetlerinin gittikçe genişlemesi, devletin gelir ihtiyacını arttırmıştır. Artan gelir ihtiyacı devletin vergilere daha fazla başvurmasına neden olmuştur. Fakat karşılıksız borç sayılan vergiler mükellefler tarafından kolaylıkla ve istenerek ödenmemektedir. Mükellefler vergilerden mümkün olduğu kadar kaçma yanında kanunların tanıdığı imkanlardan yararlanmak istemektedirler ve bu yüzden idare ile aralarında anlaşmazlık çıkmaktadır. Sık sık değişen vergi kanunları da vergisel anlaşmazlıkların diğer bir kaynağını oluşturmaktadır. Vergi idaresi, kanunların tanıdığı olanak nispetinde azami derecede vergi almak istemesi vergisel uyuşmazlıkları artırmaktadır. Vergi uyuşmazlıkları genellikle, vergiyi doğuran olay, mükellefiyet, tarh, tebliğ, tahakkuk, ceza kesme ve tahsil işlemlerinden ya da bunlara ilişkin uygulamalardan doğmaktadır. Bu uyuşmazlıklarda iki taraf vardır. Biri vergi alacaklısı durumunda olan vergi idaresi, diğeri de vergi borçlusu durumunda olan mükellef ya da vergi sorumlusu veya iştirakçi, teşvikçi, yardımcı vs. gibi ceza muhatabıdır. "Vergi Uyuşmazlıklarının İdari Aşamada Çözümlenmesi ve Uzlaşma" konulu tez çalışmasının birinci bölümünde, uyuşmazlık kavramı, vergi uyuşmazlığı ve vergilendirme işlemleri ile ilgili uyuşmazlığa neden olan etkenler incelenmektedir. İkinci bölümde vergi uyuşmazlıklarının yargıya intikal etmeksizin, idari aşamada çözümlenmesine olanak sağlayan müesseseler olan ; pişmanlık ve ıslah, ceza indirimi ve vergi hatalarının düzeltilmesi uygulamalarına ait konular ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde, Türk vergi hukukunda vergi uyuşmazlığının idari çözüm yollarından birisi olan uzlaşma müessesesinin işleyişi, etkinliği ve hukuki yapısı incelenerek uygulamada ortaya çıkan sorunlar ve bunlara ilişkin çözüm önerileri açıklanmaya çalışılacaktır.
Gümrük vergisi uyuşmazlıklarının idari ve yargısal aşamada çözüm yolları
Gümrük vergisi, gümrüğe tabi olan ticari eşyanın yer değiştirmesi nedeniyle, bu eşyanın miktarı veya değeri üzerinden alınan, ekonomik, sosyal ve mali fonksiyonlarının yanında önemli bir dış ticaret ve ekonomi politikası aracı olan bir vergi türüdür. Aynı zamanda harcamalar üzerinden alınan dolaylı bir vergi türü olan gümrük vergisi, gelir ve kurumlar vergisi gibi belirli aralıklarla alınan bir vergi türü olmadığından, dış ticarete konu olan eşyanın gümrüğe geldiği anda bir defaya mahsus olmak üzere alınmaktadır. Gümrük vergileri, Vergi Usul Kanunu (VUK)'nun ikinci maddesine göre bu kanun kapsamı dışında tutulmuştur. Bu nedenle, gümrük vergilerinin usul ve uygulama esasları 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu kanun ile, dış ticarete konu olan eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine girişinden başlayıp, eşyaya uygulanacak işlemlerin sırasına göre bir sistematik oluşturulmuştur. Diğer tüm vergilerde olduğu gibi gümrük vergisinde de zorunlu aşamalar olan tarh, tahakkuk ve tahsil aşamaları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı ayrı bir kuruluş niteliği olan Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından, Gümrük Kanunu hükümlerine uygun olarak yürütülmektedir. Gümrük vergisinden doğan uyuşmazlıkların çözüm süreci, diğer vergilerde oluşan süreçten farklı bir yapıya sahiptir. Gümrük vergisi uyuşmazlıkları öncelikle idari aşamada çözümlenmek zorundadır. Ancak idari aşamada çözümlenemeyen uyuşmazlıklarda yargı yoluna başvurulabilmektedir. Gümrük vergisinden doğan uyuşmazlıkların yargı aşamasına taşınması halinde, meydana gelen uyuşmazlıkların çözümü için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) hükümleri uygulanmaktadır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak gümrük vergileri ele alınacaktır. Gümrük vergilerinin sistematiği detaylı bir şekilde incelendikten sonra çeşitli ülke uygulamalarına yer verilecektir. İkinci bölümde, gümrük kabahat ve cezaları incelenip gümrük vergisi uyuşmazlıklarının idari aşamadaki çözüm yolları açıklanacaktır. Çalışmanın son bölümünde ise gümrük vergisi uyuşmazlıklarının yargısal aşamada çözüm yolları incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Gümrük, Gümrük Vergisi, Vergi Yargısı, Gümrük Uyuşmazlıkları.
Gümrük vergileri uyuşmazlıkları ve çözüm yolları
Gümrük vergileri, uluslararası ticarete konu olan eşyalar üzerinden alınan ve günümüzde mali fonksiyonlarının yanı sıra özellikle sosyo-ekonomik ve politik fonksiyonlarıyla öne çıkan önemli bir dış ticaret politikası aracıdır. Vergi Usul Kanunu'nun 2 nci maddesinde "Gümrük ve Tekel İdareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu kanuna tabi değildir" hükmüne yer verilmiş ve böylece gümrük vergileri Vergi Usul Kanunu kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu çerçevede gümrük vergilerinin usul ve esasları 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda düzenlenmiştir. Dolayısıyla gümrük vergilerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemleri de Maliye Bakanlığı'ndan ayrı bir kuruluş olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından, gümrük mevzuatı hükümlerine uygun olarak yürütülmektedir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde gümrük idarelerinin ve gümrük idareleriyle muhatap olan kişilerin 4458 sayılı Gümrük Kanunu'na ve bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan tüzük, kararname ve yönetmelik hükümlerine hakim olmaları beklenir. Nitekim gümrük idaresince yapılan işlemlerin yükümlülerce yerinde ve hukuka uygun bulunmaması halinde gümrük idaresinin söz konusu bu işlemlerine karşı idari çözüm yollarına başvurulabilecektir. Dolayısıyla ortaya çözüme kavuşturulması gereken bir gümrük uyuşmazlık konusu çıkacaktır. Gümrük idaresi ile yükümlüler arasında oluşabilecek uyuşmazlıklar genellikle gümrük işlemlerine bağlı idari kararlardan, gümrük vergilerinden ve/veya cezalarından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada ise, gümrük vergilerine ilişkin uyuşmazlık konuları ve çözüm yolları ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. Bu kapsamda çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde gümrük vergilerinin tanımı, özellikleri, kapsamı ve türleri; ikinci bölümde gümrük vergilerinin sistematik açıklaması ve vergileme süreci; çalışmanın ana kısmını oluşturan üçüncü bölümde ise ilgili Danıştay kararları ışığında gümrük vergisi uyuşmazlıkları ve çözüm yolları incelenecek olup son bölümde fiili uygulamalardan seçilen örnek olaylarla konu desteklenecektir. Anahtar kelimeler: Gümrük vergileri, fonlar, gümrük yükümlülüğü, vergi uyuşmazlığı, uzlaşma, vergi yargısı.
Vergi uyuşmazlıklarının idari ve yargı aşamalarında çözümünün karşılaştırılması ve 2010 yılı sonrası İzmir İli örneği
Vergi, devletin bireylerden kamu ihtiyaçlarını karşılamak için topladığı en önemli gelir kaynağıdır. Devlet, otoriter gücünü kullanarak topladığı vergiler, tek taraflı işlem olması sebebi ile mükellef ile işlemi gerçekleştiren vergi dairesi arasında çeşitli uyuşmazlıklar çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Vergi idaresi ile mükellefler arasında gerçekleşen uyuşmazlıkların çözümünde mükellefin izleyeceği iki yol vardır. Bunların ilki olarak "Barışçıl yol" olarak da adlandırılan idari çözüm yoludur. Bu yolla mükellefler, uyuşmazlığı yargı yoluna taşımadan, idare ile kendi arasında çözmektedir. Bir diğer yol ise mükellefin uyuşmazlığı yargı yoluna taşımasıdır. Bu yolda mükellef idare ile bir çözüme varamaması durumunda söz konusu uyuşmazlığı yargı yoluna taşımasıdır. İdari çözüm yolu olarak mükelleflere sunulan seçenekler uzlaşma, cezalarda indirim, vergi hatalarının düzeltilmesi, üst makama başvuru, pişmanlık ve ıslah müesseseleridir. Mükellef bu yollardan herhangi birini seçerek vergi uyuşmazlığını gidermek için idare ile anlaşmaya varabilmektedir. Mükellefin uyuşmazlığı idari yollarda çözüme kavuşturamaması durumunda yargı yolunu tercih edebilir. Anayasanın 125. maddesince; "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." ifadesi mükellefin, idarenin tek taraflı gerçekleştirdiği idari işlem olan vergiyi, yargı yoluna taşıyabilme imkanı sağlamıştır. Çalışmanın ilk bölümünde, vergi uyuşmazlıklarının idari çözüm yollarına anlatılmaktadır. İkinci bölümünde ise vergi yargısı ele alınacaktır. Son bölümde ise, İzmir ili örneği ile iki çözüm yolu karşılaştırılacaktır. Anahtar Kelimeler: Vergi uyuşmazlıkları, İdari Çözüm Yolları, Yargı yolu, İzmir ili Örneği.
Muhasebe meslek etiği ve meslek mensuplarının mükellefin vergi uyumu üzerindeki etkileri (Manisa ili örneği)
Meslek etiği, bir mesleğin icrası esnasında toplum yararı gözetilerek uyulması gereken davranış kuralları olarak tanımlanabilir. Meslek etiğinin temelinde insanlarla ilişki yatar. Ayni meslekten bireylerin birbirleri ile ilişkilerinde belli bir davranış kuralarına uymaları meslek etiğinin gereğidir. Günümüzde her meslekte, mesleğin gereklerinin yerine getirilebilmesi için meslek mensuplarının bir takım kişisel, mesleki ve ahlaki niteliklere sahip olması gerekmektedir. Meslek mensuplarının bu niteliklere sahip olmaları, hem meslek mensubunun, hem de mesleğin gelişmesine büyük katkılar sağlayacaktır. Bir hizmet mesleği olan muhasebecilikte etik oldukça önemlidir. Çünkü muhasebenin ve muhasebecinin kamuya karşı bir sorumluluğu vardır ve bu mesleki bir sorumluluktur. Muhasebe meslek etiği, müşterilere, halka ve diğer uygulamacılara yüksek standartlara bağlanmış ahlaki davranışlarla hizmet edilmesi demektir.Vergi kanunlarının karmaşıklığı ve uygulamanın belirsizliği mükelleflerin profesyonel yardım almalarına yol açar. Bu yardım hizmetini muhasebe meslek mensupları vermektedir. Mükellef ile vergi idaresi arasında bir köprü vazifesi gören muhasebeci ve mali müşavirlerin vergi kaybının önlenmesinde rolleri büyüktür. Muhasebe meslek mensuplarının mükellefin gönüllü vergi uyumuna etkisi konusunda iki görüş vardır. Birincisi hata oranını azaltarak gönüllü uyumu arttırdığı yönündedir. Diğeri ise denetimin ahlaki ve fiziksel maliyetini düşürmesi nedeniyle doğru beyanda bulunmama eğilimini artırması yönündedir.Çalışmamızda muhasebe meslek etiği üzerinde durularak, meslek mensuplarının, mükelleflerin vergi uyumuna olan olumlu veya olumsuz etkisi, Manisa İlinde yapılan anket çalışmasıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu etki, anket çalışmasıyla elde edilen bulguların analiz sonuçları ışığında değerlendirilmektedir
Türk vergi yargısında uyuşmazlıkların yargısal çözümünde kanun yolları
Bu tez çalışmasında, Türk vergi yargı sistemindeki kanun yolları ayrıntılıbir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. İlk bölümde, açıklamalara hukuk ve vergikavramlarının tanımından başlanarak vergi yargısı kavramı ve vergi yargısınınTürkiye'deki gelişimine ilişkin tarihsel bilgiler verilmiştir. Bölümün devamındavergi yargısında görevli mahkemeler açıklanmıştır. İkinci bölümde vergiuyuşmazlıklarının sebeplerinden bahsedilmiş ve idari aşamada çözümlenmesineilişkin yollar belirtilmiştir. Bölümün devamında vergi davasının açılması ve budavaya ilişkin unsurlar ile yargılama usulü ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Üçüncübölüm, öncelikle genel hukukta kanun yollarının sonrasında ise Türk vergiyargısı sisteminde olağan ve olağanüstü kanun yollarının açıklandığı bölümdür.Bu bölümde 2577 sayılı Kanundaki sıra takip edilerek itiraz, temyiz ve karardüzeltme kanun yolları, gerek mevzuattaki ve gerekse uygulamadaki yönleri ileaçıklanmıştır. İlerleyen bölümde olağanüstü kanun yolları olan yargılamanınyenilenmesi ve kanun yararına bozma açıklanmıştır. Tez çalışmasında konularındaha iyi anlaşılmasını sağlamak amacı ile güncel Danıştay kararlarına yerverilmiştir. Son olarak da idari ve yargısal yolla çözüm arasındaki bağlantılarişlenmiş ve yargı organlarının iş yükü üzerinde istatistiki bilgiler verilerek sorunlar ve çözüm önerilerinden bahsedilmiştir.