Vergi politikası
58 theses under this subject heading
Azerbaycan vergi sisteminin ekonomik analizi
Vergi, ülke içi dengeli gelir dağılımını sağlamak amacıyla transfer ödemeler yapıp alt ve üstyapı çalışmaları yürüterek, en önemli gelir kaynağı olup ve bu gelirlerle sağlık, eğitim, hukuk ve güvenlik hizmetleri gibi alanlarda devletlerin birçok ihtiyacına katkıda bulunur. Toplumsal gelişimin her aşamasında, devletin kendi vergi politikası formları ve işlevleri vardır. Devlet, vergi sistemini hem ekonomik hem de sosyal yaşam alanı üzerinde olumlu bir etki oluşturarak toplumun tüm üyelerine fayda sağlayacak biçimde düzenlemelidir. Aynı zamanda, vergiler bütçe gelirlerinde önemli bir rol oynamakla birlikte uyarıcı, düzenleyici bir işlevi de yerine yetirmektedir. Vergi oranlarındaki değişiklikler, yeni vergilendirme biçimlerinin getirilmesi yoluyla devletin ekonomik faaliyetini güçlendirebilir veya zayıflatabilir. Bu bağlamda vergiler, modern zamanlarda milli gelirin yeniden dağıtılması için en önemli araç olma özelliğine sahip bireysel ve sosyal çıkarlar arasında optimal bir denge oluşturmaya yardımcı olan bir sistemdir. Araştırmanın evreni Azerbaycan vergi sistemidir. Azerbaycan'da vergi sistemi dört gelişim sürecini kapsamaktadır ki, bunlara, XIX yüzyılın sonu XX yüzyılın başlarındaki vergiler, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti zamanındaki vergiler, Sovyet hakimiyeti dönemindeki vergiler ve Azerbaycan bağımsızlık dönemi sonrası vergilerdir. 1991 yılında Sovyetler birliğinin dağılması ve Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmesi Azerbaycan tarihi için önemli bir adım olsa da sosyalist ekonomiden kapitalist ekonomiye geçişin ilk yılları ülke ekonomisi için zorluklu ve ağrılı süreci arkasıysa getirmiştir. Diğer taraftan ise Ermenistan'la siyasi istikrarın bozulması ve ülke topraklarının %20 işgal olunması, ekonomik durumu daha da kötüleştirerek, sosyal-ekonomik ve demografik yapının bozulmasına neden olmuştur. Ülkede 1991-1992 döneminde, çağdaş vergi sisteminin oluşturulması aynı anda esaslı iktisadi değişiklikler ve piyasa ekonomisine geçiş süreci başlamıştır. Azerbaycan vergi sistemi ile bağlı daha önce birtakım araştırmalar yapılsa da, vergi sistemin ekonomik analizi, onun ekonomik büyüme, milli gelir, istihdam üzerindeki payı araştırılmamıştır. Bu araştırma, gelecekte vergi sisteminin gelişmesi ve ekonomideki payının yükseltilmesi için önemli kaynak olma özelliği taşımaktadır. Araştırmanın temel amacı, Azerbaycan vergi sistemini inceleyerek yıllar içinde değişen vergi oranlarının hangi minval de hareket ettiğini belirlemek, onun ekonomik büyümeye ve milli gelirlere etkisini tespit ederek şu anki durumunu ortaya koymaktır. Çalışmada temel olarak nitel yöntem kullanılsa da, tezin bazı bölümlerinde istatistik ve sayısal veriler de kullanıldığından zaman zaman nicel yönteme de başvurulacaktır. Araştırmada yaygın kullanılan veri/doküman analizinde Azerbaycan vergi sistemi incelenecek ve istatistik veriler toplanarak karşılaştırmalı analizler yapılacak ve bu değişmenin ekonomik büyümeyi ne kadar etkilediği ortaya konulacaktır. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Ekonomisi, Azerbaycan Vergi Sistemi, Vergi Oranları, Ekonomik Büyüme
Vergi yüküne karşı vergi mükelleflerinin tutumu: Kütahya örneği
Vergi olgusu eski çağlardan beri toplumların en gerekli yükümlülükleri arasında yer almıştır. Vergi, ülkemiz için değerlendirilecek olursa, gün geçtikçe önemi artan ve içselleştirilen bir görev hâline gelmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, vergi mükellefi kişinin bu görevi yerine getirmesi yasalar yoluyla kolaylaştırılmalıdır. Buradan yola çıkılarak vergi politikalarının gözden geçirilmesi ve refah seviyesini artıracak şekilde uygulanabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, vergi mükelleflerinin vergi politikalarına karşı tutumu incelenmiştir. Vergi mükellefi kişinin vergiye karşı olumlu ya da olumsuz davranışının altında yatan sebepler araştırılmıştır. Bu sebeple ilk iki bölümde vergi mükelleflerinin vergiye karşı nasıl bir tutum sergilediklerine dair sistemli bir araştırma yapılmıştır. Daha sonra Kütahya ili için anket çalışması yapılarak elde edilen veriler analize tabi tutulmuştur. Analiz sonuçları yorumlanarak üçüncü bölüm oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Vergi, Mükellef, Vergi Politikaları, Hükümet, Refah Seviyesi, Vergi Yükü, Vergiye Gönüllü Uyum.
Tax discrimination in EU Law and the OECD model tax convention
The use of taxes by states as a tool to protect their nationals and domestic products constitutes a problem, tax discrimination, to be avoided in the international arena. Tax discrimination creates a heavy tax burden on foreign goods, services and persons as an obstacle to international trade. Increased mobility as a result of globalization caused high pressure about the elimination of barriers to trade and the fight against discrimination. With this pressure, the principle of non-discrimination is introduced by international organizations, economic integrations and treaties. The last two constitute the main levels of non-discrimination rules. For the treaties level, model tax treaties such as the OECD and the UN Models are important. For the second level, regulations of economic integrations such as EU or NAFTA are instances. To reach a more comprehensive, effective and fair rule globally, these different levels should be compared. For this study, EU law and the OECD Model are chosen due to their wide practices and spheres of influence. With evaluating their existing interactions and differences, the possible interactions have been discussed and many suggestions have been made such as the utilization of the CJEU's case law in the OECD Model, adding concepts such as indirect or reverse discrimination to the OECD Model, transferring practices like eliminating the objective justifications to EU law. Besides, Turkish tax and tax treaty systems have been compared with EU law and the OECD Model. Because the principle of non-discrimination is significant for Turkey due to being an EU candidate and applying the OECD Model in tax treaties. Moreover, some suggestions have been made for a better practice in Turkey such as involving the protection of stateless persons or the last paragraph of Article 24, reflecting the case law of the CJEU.
Gelişmekte olan ülkelerde uygulanan vergi politikalarının yatırım kararlarına etkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde maliye politikası amaçlarına ulaşma yolunda bir ara amaç olan toplam yatırım artışının, vergi politikasından nasıl etkilendiğini açıklamaktır. Bu nedenle öncelikle vergi politikasına, vergi politikasının etkilerine, yatırım kavramına ve yatırım kavramı ile vergi politikası ilişkisine yönelik teorik bir değerlendirme yapılmıştır. Ardından vergi politikası yoluyla bir ülkede yatırım artışını sağlayan, seçilmiş ülke örneklerine ve bu ülkelere ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur. Son olarak; gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye'de 2000 yılı sonrası yatırımları artırmaya yönelik uygulanan vergi politikalarına, bu politikalar neticesinde ülkede gerçekleşen Ar-Ge yatırımları ile sosyoekonomik verilere yer verilmiştir. Diğer ülkelerle karşılaştırmalı olarak bir değerlendirme yapıldığında; yüksek katma değerli üretim alanlarını geliştirecek olan Ar-Ge yatırımlarının öneminin Türkiye'de yeterince anlaşılamaması ve vergi politikası başarısını önemli ölçüde artıracak olan mali kuralların vergi sisteminde yer almaması, uygulanan yatırımları artırmaya yönelik vergi politikalarının kendinden bekleneni tam anlamıyla veremediğini göstermektedir. Bu sebeple vergi sistemi Ar-Ge yatırımlarını artıracak şekilde revize edilmeli ve bu işlem vergi politikası başarısını artırmanın yanında, kamu maliyesini de disipline edecek anayasal mali kurallara bağlı olarak gerçekleşmelidir.
Vergi cennetlerinin uluslararası vergi rekabetine etkileri
Dünyada küreselleşmenin artması ile birlikte sermaye serbestliği başlamış, bu durumdan yararlanmak isteyen ülkeler, uluslararası yabancı sermayeyi, kendi ülkelerine çekmek için vergi kanunlarında düzenlemeler yaparak başta kurumlar vergisi olmak üzere birçok alanda vergi indirimleri yapmışlardır. Ülkeler arasında yaşanan vergi rekabetinin olumsuz sonucu olarak hiç vergi alınmayan veya az vergi alınan vergi cennetleri ve off-shore finans merkezleri ortaya çıkmıştır. Vergi cennetleri, hiç vergi alınmayan veya az vergi alınan bölgeler olduğu için vergi kaçakçılığı veya vergiden kaçınmanın merkezleri haline gelmişlerdir. Birçok şirket, az vergi vermek için merkezlerini bu bölgelere taşımaktadır. Bunun sonucunda ülkelerin vergi gelirlerinde azalma meydana geldiği için bütçelerinde bozulmalar oluşmaktadır. Dünyadaki vergi cennetlerinin uluslararası vergi rekabetine etkilerinin araştırıldığı bu çalışmada; vergi cennetlerinin ortaya çıkışı, nedenleri ile mücadele yöntemleri incelenmiştir. Türkiye'nin vergi cenneti ülkeler ile rassal olarak seçilen OECD üyesi ülkeler arasında karşılaştırma yapılarak Türkiye'nin vergi cennetleri olgusunda hangi konumda olduğu araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma metotlarından literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Birçok kaynaktan yapılan araştırmalar ile vergi cennetlerinin varlığının olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için uluslararası kuruluşlar öncülüğünde önlemler alındığı ve çalışmalar yapıldığı, bu önlemlere riayet etmeyen ülkelere karşı yaptırım uygulanmaktadır. Türkiye'nin de bu yaptırımlara maruz kalmamak ve vergi cenneti ülke konumuna düşmemek için mevzuatında bir takım düzenlemeler yaptığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de 1980 sonrası kalkınma planlarında yer alan vergi politikalarına ilişkin hedeflerin gerçekleşmeleri
Kalkınma kavramı gelişme, ilerleme ve modernleşme gibi anlamlara gelmekte olup özellikle 1940'lardan sonra iktisadi bir içerik kazanmıştır. İktisadi anlamda kalkınma kavramı, iktisadi büyüme gibi nicel bir ölçüme dayalı değişime ek olarak ülkedeki sosyal, kültürel, siyasal ve demografik değişimleri de dikkate alan bir gelişmişlik düzeyini ifade etmektedir. İktisadi kalkınma kavramı zaman içerisinde daha da önem kazanarak iktisadi planlama kavramı ile birlikte kullanılmaya başlamıştır. İktisadi planlama, kalkınma için belirlenen amaçların belirlenen göstergeler ile karşılaştırılması ve etkinlik değerlendirmesinin yapılabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde iktisadi kalkınmanın sağlanması bakımından iktisadi planlamaya duyulan ihtiyaç, iktisadi planların etkinlik değerlendirmesinin yapılabilmesi açısından önem taşıması nedeniyle artmıştır. Türkiye'de planlamaya dayalı iktisadi kalkınmanın ilk örneğini 1934 yılında uygulamaya konulan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı oluşturmaktadır. İlerleyen yıllarda devam eden planlama girişimleri sonunda 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulmasıyla birlikte Beş Yıllık Kalkınma Planları uygulamaya konulmuştur. Beş Yıllık Kalkınma Planlarında iktisadi büyüme, sektörel büyüme, istihdam, yaşam koşulları, adalet vb. birçok konulara yer verilmektedir. Ülkelerin ileriki dönemde izleyecekleri politikalar için yol haritası niteliği taşıması bakımından önemi büyüktür. Türkiye'de uygulanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarında vergi politikalarına da geniş ölçüde yer verilmekte olup genel olarak belirlenen hedefler; vergi hasılatının artırılması, vergi adaletinin sağlanması ve verginin tabana yayılması gibi başlıklarda toplanmaktadır. Bu tez çalışmasında ise 1980-2018 yılları arasında uygulanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarında yer alan vergi politikaları hedefleri ve bu hedeflerin gerçekleşme durumları değerlendirilmiştir. İlk olarak her plan kapsamında plan dönemine ilişkin hedefler ayrı ayrı değerlendirilmiş ve son olarak öne çıkan vergi politikası hedefleri çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla genel durum ortaya konmuştur.
İbn-i Haldun ve Arthur Laffer'de vergi politikası ekonomik gelişme ilişkisi
İbn-i Haldun, ekonomiden siyasete, ahlaktan kültüre, epistomolojiden coğrafyaya, felsefeden hukuka ve diğer birçok bilim dalıyla ilgili dikkate değer görüşlerin sahibidir. Düşünür, oldukça erken sayılabilecek bir dönemde ekonomi biliminin birçok ilkesini keşfeden birisidir. Özellikle onun vergi oranları ile kamu gelirleri arasında kurduğu paralellik günümüzde iktisatçı ve maliyecilere ilham vermektedir. Gerçekten, İbn-i Haldun'un ekonomi biliminin gelişmesine katkısı çok önemlidir. Düşünür, ekonomi ile ilgili değer kavramı, iş bölümü, fiyat sistemi, arz ve talep yasası, üretim ve tüketim, para ve sermaye oluşumu, nüfus artışı, kamu finansmanı gibi konular üzerinde çeşitli düşünceler geliştirmiştir. Ekonomik gelişme olgusuyla toplumların göçebe topluluktan devlete evrilme süreçleri arasında paralellikler bulmuştur. İbn-i Haldun'u özel kılan şey onun sadece tarihi olayları hikaye etmesi değil, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik parametreler arasındaki ilişkileri determinist ve bilimsel bir tarzda ele alışıdır. Bu açıdan o, Max Weber'e, A.Smith'e, Marx'a, Durkheim'e, Ricardo'ya vb. çok sayıda bilim adamına öncülük etmiştir.
Türkiye'de dolaysız vergilerle gelir dağılımı arasındaki ilişki: Gelir vergisi örneği
Devletlerin gelir dağılımında adaleti sağlaması aşamasında hangi politikaları kullanacakları ve vergi mimarisinde oluşturulacak yapının bu verilecek olan karardaki önemi oldukça yüksektir. Gelişmekte olan ülkelerin mevcut sosyal yapıları içerisinde adaletten uzak gelir yapıları en önemli sorunlarından bir tanesidir. Bu adaletsiz yapıyı düzeltmek, mevcut durumdaki çarpıklıkları en aza indirmek ve sosyal adaleti sağlamak devletlerin vatandaşlarına sunacakları en önemli kamu hizmetlerinden başında gelmektedir. Vatandaşlar adil bir şekilde yaşamlarına devam ettiklerini düşünmeleri sosyal patlama riskini azaltacak ve verginin tabana yayılarak direnç görmeden tahsil edilmesini sağlayacaktır. Çalışmanın ilk bölümünde vergilemeyle ilgili temel kavramlara yönelik açıklamalara yer verilmiştir. Gelir dağılımının ölçüm yöntemleri ve çeşitleri üzerinde durulacaktır. Çalışmanın konusu gereği vergilendirme türleri içerisinde gelir vergisi özelinde gelir vergisinin yapısının ve düzenlemelerinin ayrıntılı çeşitlerinden söz edilmiştir ve gelir dağılımını etkileyen faktörler ile bağlantıları açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde amacına uygun şekilde Türkiye özelinde 2000 ve 2017 dönemleri arasında toplam vergi gelirleri içerisinde dolaysız vergilerin ve gelir vergisinin önemini gösteren ekonomik göstergeler irdelenerek yıllar kendi içerisinde kıyaslanmıştır. Ardından seçilmiş ülke örnekleri kapsamında ülkelerin gelir vergisi tahsilat yöntemleri ve politikaları birbirleri ile kıyaslanarak ne gibi etkilere sebep olduğu ortaya çıkarılmıştır. Son olarak 2000 ve 2017 yılları analizleri ve seçilmiş ülke örneklerinin kıyaslanmasından hareketle gelir dağılımında adaletin sağlanması noktasında dolaysız vergilerden gelir vergisinin nasıl şekillendirilmesi gerektiği ve vergi mimarisi içerisinde yerinin nasıl oluşturulması gerektiği hususlarına yer verilmiştir.
Paternalistik devlet anlayışının vergi politikasına yansıması:Günah vergilerinin mali ve sosyal açıdan değerlendirilmesi
Bu çalışma paternalizm anlayışıyla bütünleşen günah vergilerinin, kavramsal çerçevesini, gerekçelerini, kapsamını, uygulanış biçimlerini, bu vergileri savunanların ve savunmayanların görüşlerini, bu vergilerin mali ve sosyal etkilerinin ülkeler açısından incelenmesini içermektedir. Bu çalışmayla günah vergilerinin mali tarafının mı yoksa sosyal tarafının mı ağırlıkta olduğu ilgili literatür taramasıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Amerika, Türkiye ve Avrupa Birliği üyesi altı ülke; Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, Lüksemburg için özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi, bu vergilerin alt başlığı olan alkol, sigara ve obezite vergileri incelenmiştir. Vergi gelirleri verileriyle mali açıdan, alkol ve sigara tüketimi, obezite oranı verileriyle ise sosyal açıdan değerlendirme yapılmıştır. 1985-2020 yılları baz alınan bu çalışma ÖTV-KDV vergi gelirleri verilerini ve tüketim düzeylerini kapsamaktadır. Günah vegileri, bireysel ve toplumsal açıdan devletin vatandaşlarının iyiliğini düşünerek müdahale etmesini ifade eden paternalizm anlayışıyla sosyal amacı ön plana çıkarılarak uygulama alanı bulmuştur. Ancak günah vergilerin mali anesteziyle kolayca alınmasıyla sağladığı yüksek vergi gelirleri sosyal işlevi gölgelemiştir. Tüketimi azaltmayı ve dışsal zararları önlemeyi amaçlayan bu vergiler, fiyat talep esnekliğinin düşük olması sebebiyle tüketimi önemli ölçüde etkilememesi sosyal amacın gerçekleşmemesine neden olmuştur. Ayrıca görece düşük gelirli kesimi etkileyen regresif vergi yapısı ve kayıt dışı ekonominin varlığıyla vergi adaletsizliğine neden olması bu vergilerin bir diğer dezavantajıdır. Tüm avantaj ve dezavantajlarına rağmen uygulanan bu vergilerin ülkelerin gelişmişlik seviyesine göre hangi amaca öncelik verdiği değişmektedir. ABD, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg gibi gelişmiş ülkeler dolaysız vergilerin ağırlıkta olduğu vergi yapısıyla sosyal amaca öncelik verirken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler dolaylı vergilerin ağırlıkta olduğu vergi yapısıyla mali amaca öncelik vermiştir. Bu vergilerin gerçek anlamda sosyal amaca hizmet edebilmesi için tüketimi önemli ölçüde azaltması ve buna bağlı olarak tüketimin neden olduğu dışsal zararında azalması gerekir.
Türkiye'de katma değer vergisi uygulamasının vergi adaleti açısından değerlendirilmesi
Devletler kanunların kendilerine yüklemiş olduğu görevlerin finansmanında ağırlıklı olarak vergileri kullanmaktadır. Türk vergi sistemi ağırlıklı olarak tüketim ve gelir vergilerinden oluşur. Katma Değer Vergisi ülkemizde uygulanan en modern tüketim vergisidir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 02.11.1984 tarihli Resmi Gazete?de yayımlanmış ve 01.01.1985 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Avrupa Birliği üyesi ülkeler tarafından ortak muamele vergisi olarak kabul edilen Katma Değer Vergisi?nin yürürlüğe girmesinden bu zamana kadar 28 sene geçmiştir. Söz konusu vergiye yönelik olarak birtakım yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler temel olarak KDV oranlarında, vergi adaletini sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Türkiye?de vergi gelirlerinin dağılımın da dolaylı vergilerin dolaysız vergilere oranla vergi gelirleri içindeki payının gittikçe arttığı görülmektedir. Türk vergi sisteminde mevcut dolaylı vergiler çok fazla başlık altında iken bunlar Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi olmak üzere iki başlık altında toplanmıştır. Dolaylı vergi gelirlerinde meydana gelen artışlar ekonominin fren mekanizmaları olmalarına rağmen ekonomik göstergelerle (GSMH, GSYİH, v.b) paralellik arz etmeleri onların bu yönlerini gizlemekte ve ekonomiye katkı yarattıkları izlenimi oluşmaktadır. Dolaylı vergiler ortadan kalkar ya da dolaylı vergi oranları azaltılacak olur ise tüketimin artması sonucu artan gelir üzerinden alınacak dolaysız vergi gelirleri artabilecektir. Ülkedeki vergi adaletsizliklerini ortadan kaldırabilmek için dolaysız vergilere ağırlık verilmesi gerekmektedir. Dolaylı vergilerde ve oranlarında yapılması gerekli değişiklikler sonucu vergi gelirlerinde meydana gelecek azalış, dolaysız vergilere başvurulması yolu ile telafi edilebilir. Çalışmada vergi adaletinin kuramsal çerçevesi incelendikten sonra, Katma Değer Vergisi?nin teorik içeriği, tarihçesi, hesaplanması, vergi sistemi içindeki yeri, etkileri ve diğer satış vergileriyle karşılaştırılması üzerinde durulacaktır. Türkiye?de KDV uygulaması ve özellikleri ortaya konulduktan sonra Avrupa Birliği ülkelerinde var olan KDV sistemi açıklanmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Adalet, Vergi Adaleti, Katma Değer, Katma Değer Vergisi, (Katma Değer Vergisi Uygulaması)
Türkiye'de vergi mükelleflerinin vergiye gönüllü uyumunu belirleyen faktörler
Vergi, günümüz çağdaş devletlerinin en önemli gelir kaynağıdır. Devletler bu gelir kaynağına etkin bir biçimde ulaşabilmek için ülkenin ekonomik ve sosyal koşullarına en uygun olan vergi politikasını uygulamak zorundadır.Vergilerin vatandaşlar üzerinde oluşturduğu etkiler ise onların vergi karşısındaki tutum ve davranışlarının şekillenmesini sağlar. Vatandaşların harcanabilir gelirinde azalmaya yol açan vergiler karşısındaki davranış biçimleri farklılık gösterir. Uygulanan vergi politikasından olumsuz etkilenen ve haksızlık olduğunu düşünen vatandaşlar vergiye uyum göstermeyerek vergi kayıp ve kaçaklarına yol açacaklardır.Etkin bir vergi sisteminde vergiye gönüllü uyum olması esastır. Ancak gerek uygulanan yanlış politikalar, gerekse vatandaşların bilinçsizlikleri vergiye gönüllü uyumu engellemektedir. Vergi uyumsuzluğu sorununun ortaya çıktığı böyle durumlarda ise ceza sistemi devreye girmektedir.Vergiye gönüllü uyumun olması beklenirken vergi uyumsuzluklarının yaşandığı durumlarda bunun nedenlerinin araştırılması gerekmektedir. Vergiye gönüllü uyumu etkileyen faktörler iyi analiz edilirse bu durumun önüne geçecek önlem planları uygulanabilir.Çalışmanın amacı vergiye gönüllü uyumu etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve Türkiye'deki durumun açıklanmasıdır. Bu bağlamda birinci bölümde vergi kavramı ve vergileme tarihçesi ele alınmıştır. İkinci bölümde vergiye gönüllü uyumu etkileyen faktörler açıklanmış ve son bölümde konu Türkiye üzerinden ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Vergileme Sınırı, Gönüllü Vergi Uyumu, Vergi Uyumsuzluğu, Vergi Afları, Vergi Oranları.
Küreselleşmenin 1990 sonrası vergi politikalarının dönüşümüne etkisi: Türkiye örneği
Küreselleşme süreciyle birlikte dünya ekonomisinde büyük bir değişim yaşanmakta ve bu süreçle beraber ulusal ekonomiler dünya piyasaları ile bütünleşmektedir. Finansal serbestleşme çerçevesinde uluslararası sermaye hareketleri ve dünyadaki sermaye birikimine yönelik dinamikler, vergi rekabetinin artmasına neden olmaktadır. Artan vergi rekabeti ile birlikte ülkeler, vergi yapılarında önemli düzenlemelere gitmektedirler. Vergileme alanındaki düzenlemeler çerçevesinde Türkiye'ye baktığımızda, uluslararası vergi rekabetine uygun olarak vergi sisteminin yeniden yapılandığı görülmektedir. Türkiye ile OECD ülkeleri arasındaki veriler ele alındığında vergi politikasında benzerlikler ve farklılıklar görülmektedir. Çalışmada bu farklılıklar teorik çerçevesi ile ele alınmaktadır.
Türkiye'de global vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerin OECD ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak analizi
Türkiye'de global vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerin belirlenmesi bu çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Diğer taraftan vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörler değerlendirilirken OECD ülkelerinden örneklerle uluslararası karşılaştırma yapma imkanı sunulması amaçlanmaktadır. Bu amaçla birinci bölümde vergi yüküne ilişkin temel tanımlardan sonra OECD ülkelerinde vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerden bahsedilmiş, ikinci bölümde ise birinci bölüme paralel şekilde Türkiye'de vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörler incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye-OECD vergi yükü değerlendirmesi yapıldıktan sonra Türkiye'deki temel sorunlar ile vergi yükünün artırılmasına ilişkin önerilere yer verilmiştir. Sonuç olarak tüm bu değerlendirmeler ışığında Türkiye'de vergi yükü düşük olup, artırılması gerekmekle birlikte temel sorun doğru politika bileşenleri ile birlikte algının yönetilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dolaylı vergiler yönünden AB mevzuatına uyumun sağlanmasının Türk vergilendirme politikası üzerine etkileri
Bu çalışmada Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde yaptığı hazırlıkların vergi uyumlaştırması yönü ele alınmıştır.Küreselleşen dünyada Avrupa Birliği ile birlikte yoluna devam etmek isteyen Türkiye'nin toplam 35 başlıktan oluşan tam üyelik müzakereleri tamamlama yükümlülüğü bulunmaktadır.35 Fasıl arasında 16. Fasıl olan Vergilendirme başlığı çalışmaları daha çok dolaylı vergiler sınıfında olan Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi alanında yoğunlaşmaktadır.Bu bağlamda, çalışmamızın kapsamı KDV ve ÖTV esas alınarak sınırlandırılmıştır.Avrupa Birliği tarafından hedeflenen ve kuruluşunun temel dayanağı olan ?Ortak Pazar?ın oluşturulması, ancak malların, sermayenin, işgücünün serbest dolaşımı ile sağlanabileceğinden, bu dolaşımın önünde bulunan engellerin mümkün olduğu ölçüde kaldırılması, Avrupa Birliğinin İşleyişine Dair Antlaşma ile hukuki bir temele dayanmaktadır.Bu temelden hareketle, söz konusu serbestliğin sağlanmasında ülkeler arasındaki farklı vergi sistemlerinin birbirine uygun hale getirilmesi gerektiği savunulmuştur.Avrupa Birliğine tam üye olmaya aday olan ülkemizin de vergi politikasını buna uygun bir şekilde oluşturması gerekmektedir.Ancak, vergi uyumlaştırması önemli maliyetleri de bünyesinde barındırır. Öncelikle ulus devletlerin vergi uyumlaştırmasını kabul etmeleri vergi politikasını kullanma yeteneği o ölçüde azaltır.Diğer taraftan, Türk Dolaylı Vergiler Mevzuatının, Avrupa Topluluğunun KDV'ye ilişkin hukuki düzenlemelerine ve uygulamalarına tamamen uyumlaştırılması beklenemez.Çünkü ülkelerin hukuki, ekonomik, kültürel, sosyal yapıları birbirinden farklılık gösterir ve ülkelerin mevzuatları hazırlanırken ve geliştirilirken bu farklılıklar dikkate alınmalıdır.
Ulus devlet ve vergiler: Karşılaştırmalı tarihsel bir analiz
Ulus devlet kurulum süreçlerinde vergilerin oynadığı rolü inceleyen bu çalışmada, İngiltere, Fransa ve Almanya'yı kapsar şekilde Batı Avrupa ve Osmanlı/Türkiye ulus devlet kurulumlarındaki farklılıklar açıklanmaya çalışılmıştır. Karşılaştırmalı tarihsel sosyolojik bir yöntemden hareket etmekle birlikte çalışmada ulus devlet kurulumu ?sınıf temelli? mali sosyolojik bir bakışla incelenmiştir. Brenner'in siyasal birikim kavramından hareketle çalışmada ulus devlet kurulumundaki farklılıklar coğrafi, etnik ve kültürel nedenlerden ziyade ülkelerin sahip oldukları farklı sınıf yapılarının bir sonucu olarak ele alınmıştır.
Davranışsal iktisat çerçevesinde ekonomi politikası oluşturma (Vergi uygulamaları)
Bireylerin, iktisadi karar ve tercihlerini nasıl aldıkları, bu kararların ardındaki nedenlerin anlaşılması kamu politikalarının başarısı için de son derece önemli hale gelmiştir. Klasik iktisadi yaklaşım bu kararların her zaman rasyonel olduğunu varsayar ve teorilerini bu bağlamda oluşturur. Davranışsal iktisat ise, bireylerin irrasyonel kararlar ve tutumlarının ardındaki nedenleri psikolojik ve sosyolojik olgularla bağdaştırır. Vergi ödemek iktisadi bir karardır. Mükelleflerin vergi ödeme konusunda verdikleri karar ve gösterdikleri tutum vergi uyumu olarak adlandırılır ve sosyo-ekonomik bir süreçtir. Bu çalışmada mükelleflerin vergi uyumları davranışsal iktisat perspektifinden incelenmektedir. Çukurova Bölgesi'nde bulunan Çukurova Üniversitesi ve Çağ Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin vergi algıları ve vergi bilinçleri ölçülerek, demografik değişkenler baz alınarak, geleceğin vergi mükelleflerinin vergi uyumlarının ölçümlenmesi hedeflenmiştir. Öğrencilere, literatürde yer alan çalışmalardan esinlenilerek hazırlanan bir anket uygulanmış ve öğrencilerin vergi anlayışlarının olumlu ancak, ülkemizdeki vergi uygulamaları, vergi kanunları, vergi adaleti ve kamuya güven duygularının olumsuz olduğu sonucu elde edilmiştir. Vergi bilincinin artması için vergi eğitiminin gerekliliği tespit edilmiştir.
Türkiye'de uygulanan vergi politikalarının ekonomi güvenliği açısından değerlendirilmesi
Kamu gelirleri içinde en büyük paya sahip kaynak vergilerdir. Verginin kamu hizmetinin finansmanında kullanılması mali amacını yerine getirmektedir. Hedeflenen ekonomik gelişmişlik düzeyine ulaşmak için müdahalede bulunan ve egemenlik gücünü elinde bulunduran devlettir. Bu müdahale ancak etkin ve verimli vergi politikaları ile gerçekleşebilmektedir. Her alanda ki güvenlik de olduğu gibi ekonomi güvenliği alanında da ülkelerin gerekli önlemleri alması dünyadaki ticari yeniliklerle birlikte daha da önemli hale gelmiştir. Bu bağlamda ekonomi güvenliğini sağlamakta vergi politikaları etkin bir araçtır ve kullanılmaktadır. Bu çalışmada Dünya'da ve Türkiye'de ekonomi güvenliğini etkileyen unsurlar incelenmiştir. Ayrıca, Türk Vergi Sistemi'nde uygulanmakta olan vergi politikalarının önemi de incelenmektedir. Türkiye'de daha güvenli bir ekonomik yapı için uygulanabilecek vergi politikaları hakkında önerilerinde bulunulmaktadır.
Türkiye'de 2000 sonrası ekonomik kriz dönemlerinde uygulanan vergi politikalarının reel sektör üzerindeki etkileri: KOBİ'ler özelinde bir değerlendirme
Ekonomik krizler, hem dünya çapında hem de Türkiye'de sıklıkla görülen ülke ekonomileri ve işletmeler adına önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunun üstesinden gelmek adına vergi politikaları önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. KOBİ'ler işletmeler içerisinde büyük bir paya sahiptir. Ekonominin bel kemiği konumunda olan KOBİ'ler, yaşanan ekonomik krizlerden olumsuz bir şekilde etkilenebilmektedir. Bu çalışmadaki amacımız 2000 yılı ve sonrasında Türkiye'de görülen ekonomik krizlerde uygulanan vergi politikalarını incelemek ve uygulanan bu politikaların KOBİ'ler üzerinde ne kadar etkili olduğunu istihdam, üretim, tüketim, yatırım, ihracat, ithalat ve vergi yükü gibi alanlarda değerlendirmektir. Çalışmada ilk olarak konu teorik bir biçimde ele alınmış ekonomik kriz tanımlamaları, türleri ve yaşanan önemli krizler konu edinmiştir. Ardından iktisadi ekollerin ekonomik krizler hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. Daha sonra kriz dönemlerinde uygulanabilecek vergi politikaları incelenmiştir. Birinci bölümün sonunda kavramsal açıdan KOBİ'ler ele alınmış, tanımlamaları ve özelliklerine yer verilmiştir. İkinci bölümde Türkiye'de KOBİ'lerin mevcut durumları çok yönlü olarak ele alınmıştır. Türkiye'de 2000 yılı sonrasındaki ekonomik krizler ve uygulanan vergi politikaları incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise uygulanan bu politikalar KOBİ'ler açısından değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmamızdan elde ettiğimiz bulgulara göre 2000 sonrasındaki ekonomik kriz dönemlerinde krizi önlemek adına birçok vergi politikası uygulanmış bu politikalar KOBİ'ler üzerinde etkili olmuştur.
Vergi düzenlemelerinin işletmelerin kurumlaşmasında etkilerinin analizi ve değerlendirimesi
258 ÖZET Bir ekonominin içinde bulunduğu rekabet ortamı; rekabet gücü kazanmak, teknolojik yenilikleri takip etmek, bir şirketin kalıcı olmasını sağlamak, kamuoyuna güven vermek, etkinliğini artırmak, mali sorumluluğu sınırlandırmak, mali kaynaklara ve ölçek ekonomisine ulaşmak isteyen işletmelerin kurumlaşmalarını gerektirmektedir. Kurumlaşma açısından bazı toplumsal ve ekonomik faktörlerin yanısıra; ortaklar arasındaki ilişkiler ve ortakların sorumlulukları, halka açılma olanakları, ortak sayısı ve en az sermaye tutarları gibi kanuni sınırlamalar ile işletmelerin yönetimi ve denetimi konulan etkili olabilmektedir. Ayrıca girişimciler için önemli bir yüklenim olan vergilerle ilgili düzenlemeler kurumlaşma açısından bir araç olarak kullanılmaktadır. Vergi politikası; ekonomik faaliyetlerin belirli hukuki şekiller içinde yapılması, işletmelerin otofinansmanı, bazı sektörlerin veya belirli büyüklükteki işletmelerin tercih edilmesi ve söz konusu işletmelere vergi yükü bakımından ayrıcalıklar tanınması yönünden etkili olmaktadır. Vergi düzenlemelerinin işletmelerin kurumlaşmasında etkilerini belirleyebilmek amacıyla; işletmelerin kuruluşundan faaliyetlerini sona erdirmelerine kadar her aşamada karşılaşabilecekleri vergi düzenlemeleri incelenmiştir. Kuruluş giderleri sermaye ortaklıklarında daha yüksek iken; vergi borcu sorumluluğu açısından sermaye ortaklıkları daha avantajlıdır. Ayrıca kredi olanakları tek şahıs işletmeleri ve şahıs ortaklıklarında sınırlı iken, özellikle halka açık anonim ortaklıklara bu açıdan tanınan vergi avantajlarının etkili olduğu görülmektedir. Sermaye ortaklıklarının niteliklerinin bir gereği olarak kazancın tespitinde indirilmesi kabul edilen giderlerin kapsamı genişletilmiştir. Gider259 kabul edilmeyen ödemeler incelendiğinde ise, bunların, grup ortaklıklarının oluşumuna ve holdingleşmeye yol açabileceği görülmektedir. Katlanılan vergi yükü açısından, işletme türleri arasında önemli bir farklılık bulunmamaktadır. Ancak, sermaye ortaklıklarının karlarını dağıtmamaları durumunda tevkifat yapılmadığından avantajlı oldukları, bu yolla kurumlaşmanın teşvik edildiği belirtilebilir. Kurumlaşmanın teşviki ve işletmelerin belirli hukuki statülere yönlendirilebilmesi amacıyla sistemde yer verilen vergi ayrıcalıkları; belirli işletme türlerinde yoğunlaşmalara, işletmelerin kayıt dışına çıkmasına, tüzel kişilik statüsüne geçmelerine ve çifte vergilendirme gibi sorunlara neden olabilmektedir. Söz konusu sorunların engellenmesi, vergi düzenlemelerinin sık sık değiştirilmemesini, entegrasyon yoluyla vergi yükü farklıklarının giderilmesini, enflasyona karşı kurum sermayesinin korunmasını ve otofinansmana olanak tanınmasını gerektirmektedir. Holdingleşmeden kaynaklanan vergi sorunlarının aşılabilmesi bakımından ise, grup ortaklıklarında sorumlulukların belirlenmesi, bağlı kuruluşların tescil ve ilanı ve konsolide finansal tabloların düzenlenmesi yoluna gidilebilir. Sonuç olarak, işletmelerin çeşitli hukuki statülerde kurumlaşmaları açısından, diğer etkenler bir yana bırakılarak, sadece vergi düzenlemeleri dikkate alındığında, sermaye ortaklıklarının ve özelinde anonim ortaklıkların tercih edilmesi gerektiği belirtilebilir.
Türkiye'deki vergi indirimlerinin etkinliği: Beyaz eşya sektörü örneği
Vergi teşvikleri gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin, ekonomik refahını arttırmak amaçlı tercih ettikleri en önemli maliye politikası araçlarından biridir. Türkiye'de belirli dönemlerde, belirli sektörlere teşvik politikaları uygulanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de uygulanmakta olan vergi teşvik politikalarından, Beyaz Eşya Sektörüne uygulanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) teşvikinin beyaz eşya satış rakamlarına olan etkisi incelenmiştir. 2008 ve 2019 yılları arası beyaz eşya sektöründeki ürünlerin satış rakamları ile bu yıllar arasında ÖTV teşviki uygulanan ayların, satış oranlarında büyüme ve daralma yönünde etkisi incelenmiştir. Elde edilen sonuca göre, teşvikin uygulandığı aylar beyaz eşya sektöründe genel olarak büyüme meydana getirdiği, teşvik dönemi olup da büyüme olmayan aylarda ise sektördeki daralmayı küçülttüğü ortaya çıkmıştır. Teşvikin uygulandığı ve en çok canlanma sağlanan yıl 2017 yılı olmuştur. 2017 yılındaki fazla büyümeden kaynaklı, 2018 yılı teşvik uygulanan aylar, diğer uygulanan aylara göre daha başarısız olan yıl olmuştur.
Vergi indirimleri politikalarının küreselleşme ve piyasa ekonomisi bağlamında değerlendirilmesi: Türk vergi sistemi örneği
Arz yönlü iktisat savunucuları vergi indirimlerinin üretimi ve vergi gelirlerini artıracağını söylemektedirler. Vergi indirimleri politikasını talep yanlı iktisatın karşılaştığı sorunlara çözüm olarak öneren Amerikalı iktisatçı Laffer, vergi gelirleri ile vergi oranları arasındaki ilişkiyi açıklayan bir grafik çizmiştir. Laffer Eğrisi olarak adlandırılan bu grafik arz yönlü iktisatın en önemli kavramı olmuştur. Bu çalışma ile vergi indirim politikaları ve bu politikaların ülke ekonomileri üzerindeki etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla öncelikle dünyadaki seçilmiş bazı ülkelerin uyguladıkları vergi indirimleri incelenmiş, ardından Türkiye'de uygulanan vergi indirim politikalarına değinilmiştir. Sonuç olarak görülmüştür ki, vergi indirimleri üretimi ve vergi gelirlerini artırmakta, dolayısıyla ekonomik büyümeyi ve istihdam artışını beraberinde getirmektedir.Anahtar Kelimeler: Vergi, İndirim, Arz Yönlü İktisat, Laffer Eğrisi.
Yeni ekonominin maliye politikalarına yansımaları
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin sonucunda, ekonominin işleyiş şekli değişim göstermeye başlamıştır. Bu gelişmeler neticesinde, eskisinden farklı yeni bir ekonomiye geçildiği üzerinde görüş birliği oluşmuş ve bu dönem `yeni ekonomi' olarak adlandırılmıştır.Yeni ekonomi, eskisine kıyasla bir takım farklılıkları beraberinde getirmiş, çok sayıda mikro ve makro ekonomik sonucun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeni ekonominin maliye politikaları üzerinde yarattığı etkiler, araştırmacıların ve politika yapıcıların yoğun ilgisini çekmiştir. Bu bağlamda, maliye politikalarının yeni ekonomide uygulanabilir olup olmadığı tartışmaları ortaya çıkmıştır. Buradan hareketle hazırlanan bu çalışmanın amacını, yeni ekonominin maliye politikaları üzerinde herhangi bir etki yaratıp yaratmadığını tespit etmek, şayet yaratıyorsa yeni ekonomide maliye politikalarının nasıl uygulanması gerektiğini ortaya koymak oluşturmaktadır. Bu amaçla çalışmada öncelikle, yeni ekonomi kavramına değinilmiş, ardından geleneksel maliye politikaları ve bu politikaları etkileyen faktörler ele alınmıştır. Daha sonra ise, yeni ekonominin maliye politikaları üzerindeki etkileri ve yeni ekonomide uygulanması gereken maliye politikaları üzerinde durulmuştur.Çalışmanın sonucunda, yeni ekonomide maliye politikası araçlarından özellikle vergi politikası uygulamasının güçleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca, bireylerin yeni ekonomide bilgiye çok daha hızlı ulaşabilmesinin politika etkinsizliğine sebep olabileceği, bu nedenle yeni ekonomide daha çok kurala dayalı politikaların takip edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Nihayetinde, maliye politikasının önemli bir engelini oluşturan gecikmeleri engelleyebilmek içinse, bağımsız bir maliye politikası kurulunun oluşturulması gerektiği önerisinde bulunulmuştur.
Sosyolojik yaklaşımla vergi yükü üzerindeki kültürel ve politik etmenler: Tarihselliği bağlamında Türkiye analizi
Uluslararası karşılaştırmalarda gelir dağılımında adaleti gösteren Gini katsayısı ve Lorenz Eğrisi kadar kalkınmanın aşamalarında bir diğer önemli gösterge, vergi yükü kavramıdır. Zira kalkınmanın aşamalarında toplumsal kesimler üzerindeki vergi yükünün ne kadarının hangi kesimler üzerinde kaldığı önemlidir. Ancak günümüzde objektif yaklaşımlar kadar özellikle de vergi yükü söz konusu olduğunda sübjektif yaklaşımlar da önem kazanmıştır. Sübjektif yaklaşımlar göz ardı edilerek yapılacak uluslar arası karşılaştırmalar sağlıklı sonuçlar ortaya koymayacaktır. Bu bağlamda ulus devletlerin sahip olduğu vergiye bakış açıları ve vergi kültürü mali sosyolojinin ilgi alanındadır. Anahtar Kelimeler: Vergi yükü, vergi kültürü, politik kültür, aşar vergisi, varlık vergisi, toprak mahsulleri vergisi, düz oranlı vergiler
Küresel vergi rekabeti ve Türkiye'ye yansımaları
Küresel vergi rekabeti, sermaye başta olmak üzere üretim faktörlerinin küreselleşme süreciyle ülkeler arasında hareketliliğinin artması sonucu ortaya çıkmış bir olgudur. Ülke çıkarları açısından değerlendirildiğinde küresel vergi rekabetinin yararlı ve zararlı olarak nitelenebilecek iki farklı özelliğe sahip olduğu görülür. Zira ülkeler kendi ekonomik çıkarlarına göre küresel vergi rekabetine bir anlam yüklemektedirler. Bu bağlamda gelişmekte olan ülkeler kendi vergi kapasitelerini genişletecek ve kıt olan sermaye gereksinimlerini arttıracak şekilde vergi politikalarını ayarlama yoluna gidebilmektedirler. Gelişmiş ülkeler ise buna karşın hem vergi kapasitelerinin daralmasını önlemek hem de ülke dışına ekonomik kaynaklarının akmasını engellemek amacıyla küresel vergi rekabetine karşı çıkmaktadırlar. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki bu çıkar zıtlığını yönetmeye çalışan ulus üstü bazı kurumlar vardır. OECD başta olmak üzere küresel vergi politikalarını gelişmiş ülkeler lehine yönetmeye çalışan kurumlar küresel vergi rekabetini önleme yönünde bir yönetim anlayışı sergilemektedirler. Bu düşüncelerle tez çalışmamız küresel vergi rekabetinin algılanışı, yönetilme çabaları ve bunun OECD ülkelerinde ve Türkiye uygulamasındaki yansımaları üzerinde odaklanmıştır.