Tıbbi hatalar
58 theses under this subject heading
Hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyleri ile tıbbi hata yapmaya eğilimleri arasındaki ilişki
Başlık: Hemşirelerin Zihinsel Yorgunluk Düzeyleri ile Tıbbi Hata Yapmaya Eğilimleri Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi. Amaç: Bu araştırma hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyini ve zihinsel yorgunluk düzeyini etkileyen faktörleri belirlemek, zihinsel yorgunluk düzeyi ile tıbbi hata yapmaya eğilim arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel desendedir. Araştırma 01.01.2023-15.03.2023 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde çalışan hemşirelerle yapıldı. Araştırmaya katılmaya istekli olan, acil servis ve kliniklerde çalışan hemşireler dahil edildi. Verilerin toplanmasında Birey Tanılama Formu, Zihinsel Yorgunluk Ölçeği ve Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği kullanıldı. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak hemşire/dinlenme odalarında toplandı. Bulgular: Hemşirelerin Zihinsel Yorgunluk Ölçeği puan ortalaması 16,47±7,94 olarak belirlendi. Araştırmaya dahil edilen hemşirenin %72,7'si zihinsel yorgundu. Hemşirelerin zihinsel yorgunluğunu etkileyen faktörlerin eğitim durumu, gelir durumu, bulunduğu birim ve birimdeki çalışma süresi, mesai dışı uğraş varlığı ve tanılanmış hastalık varlığı olduğu belirlendi. Hemşirelerin Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği toplam puan ortalaması 225,07±19,53 olup bu puana göre hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük olduğu saptandı. Hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyi ile tıbbi hata yapmaya eğilim düzeyleri arasında ilişki olmamasına karşın ilaç ve transfüzyon uygulamalarında hata yapmama eğiliminin zihinsel yorgunluk düzeyini artırdığı belirlendi. Sonuç: Hemşirelerin çoğunluğu zihinsel yorgundu ve hemşirelerin zihinsel yorgunluğunu eğitim düzeyi, gelir düzeyi, çalıştığı birim, birimde çalışma süresi, herhangi uğraşın olması ve tanılanmış hastalık varlığının etkilediği bulundu. Zihinsel yorgunluğun tıbbi hata yapmaya eğilimi etkilemediği saptandı.
T.C. Yargıtay Başkanlığı'nda 2016-2022 yılları arasında karara bağlanan tıbbi uygulama hatası (Tıbbi malpraktis) davalarının irdelenmesi
Amaç: Hatalı tıbbi uygulama iddiaları, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de önemli bir artış göstermektedir. Sağlık çalışanları, cezai yaptırımlarla birlikte yüksek tazminat ödemleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Çalışmamızda bu tür davalarda nihai karar merci olan Yargıtay'ın kararlarının incelenmesi, kusur olarak değerlendirilen durumların ortaya konması, hekimlerin ve hastaların zarar görmemesi adına mesleki riskli durumlar hakkında bilgi sağlanması, tanı, tedavi ve takip konularında rehberlik yapılması, sağlık çalışanlarının maruz kaldığı iddiaların anlaşılması ve uygulamalardaki sorunların giderilmesine katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda; T.C. Yargıtay Başkanlığı'nın resmi karar arama sitesi ve Sinerji içtihat programı üzerinden arama yapılarak, karar yılı 2016 ile 2022 yılları arasında tıbbi uygulama hatası iddiası olan 532 Yargıtay temyiz kararı incelenmiştir. Bulgular: Hatalı tıbbi uygulama iddiası nedeniyle şikayet edilen hekim ve diğer sağlık meslek mensuplarının %91,8'inin hekim olduğu, hekimler arasında cerrahi branşlarda en sık kadın hastalıkları ve doğum, dahili branşlarda ise pediatri branşının yer aldığı, şikayetlerin en çok tedavide ihmal, eksiklik veya gecikme nedeniyle olduğu saptandı. Olguların %56,8'inde morbidite, %32,9'unda ise mortalite meydana geldiği, %43,6'sının acil koşullarda hastanelere başvurduğu, uygulanan tıbbi işlemin en çok cerrahi girişim olduğu görüldü. İlk derece mahkemeler tarafından ceza davalarının %69,1'inde, hukuk (tazminat) davalarının ise %76,2'sinde, hekim ve diğer sağlık meslek mensupları lehine karar verildiği, hukuk mahkemesi kararlarının ise %92,2'sinin Yargıtay tarafından bozulduğu ve bozma nedeni olarak çoğunlukla bilirkişi raporunun eksik veya yetersiz olduğu tespit edildi. Sonuç: Tıbbi uygulama hatalarıyla ilgili iddiaların içinde, aydınlatılmış onam ile ilgili sorunları en aza indirmek için hekimlerin mesleki bilgi ve tecrübelerini artırmaları ve hastalarla etkili iletişim kurmalıdır. Otopsiler dava süreçlerinin sonlanmasına olumlu etki sağlamaktadır. Bilirkişi raporlarındaki yetersizliklere bağlı olarak yapılan bozma nedenleri, mahkemelerin taraf şikayetleri üzerine bilirkişilere daha net ve anlaşılır sorular sormasıyla aşılabilir. Anahtar Kelimeler: Yargıtay Kararları, tıbbi uygulama hataları
Hemşireler arası işbirliğinin hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimine etkisi
Bu araştırma hemşireler arası işbirliğinin, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte yapılan bu araştırmanın evreni, Ankara'daki bir üniversite hastanesinde çalışan tüm hemşirelerden oluşmaktadır (n=550). Bu hastanedeki aktif çalışan ve araştırmayı kabul eden hemşireler örneklemi oluşturmaktadır (n=270). Araştırmanın etik izini, Ocak 2018 de Bozok Üniversitesi Rektörlüğü Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından verilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları; kişisel bilgileri içeren 'Kişisel Veri Formu', Çelik Durmuş ve Yıldırım (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış 'Hemşire-Hemşire İşbirliği Ölçeği', Özata ve Altunkan (2010) tarafından geliştirilen 'Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği' olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. En sık kullanılan istatiksel testler, Kolmogorov- Smirnov, Shapiro- Wilk, parametrik, non parametriktir. Hemşireler arası işbirliği puan ortalamasının 2.98±0.55 ile ortalamanın üzerinde ve iyi denilebilecek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin tıbbi hataya eğilim ölçeğinden aldıkları toplam puan ortalamaları 4.69±0.34 olup, tıbbi hataya eğilimlerinin düşük olduğu saptanmıştır. Araştırmada, hemşireler arası işbirliği düzeyinin arttıkça, ilaç ve transfüzyon uygulamalarında, hastane enfeksiyonlarında, hasta izlemi ve malzeme güvenliğinde, düşmelerde, iletişimde ve genel tıbbi hata eğilimlerinde azalma olduğu bulunmuştur (p˂0.05). Araştırmada, hemşireler arası işbirliğinin, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimleri üzerinde %15.7 anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonucuna göre, hasta bakım sürecinde hemşireler arası işbirliğinin yüksek olması ile olası hataların azaltılabileceği sonucuna varılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Hemşirelikte İşbirliği, Hemşirelikte Tıbbi Hata, İşbirliği, Tıbbi Hata
Cerrahi kliniklerde çalışan hekim ve hemşire işbirliğinin hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimi üzerine etkisi
Bu araştırma, cerrahi kliniklerde çalışan hekim ve hemşire işbirliğinin, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimi üzerine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırma, Eylül- Mart 2020-2021 tarihleri arasında Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Merkezinde çalışan 130 cerrahi hemşiresi ve 40 cerrah ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Bilgi Formu, Jefferson Hekim ve Hemşire Mesleki İşbirliği Skalası ve Malpraktise Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel testlerin anlamlılık düzeyi için p <0.05 değeri kabul edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız iki örnek t testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi, Duncan testi, Kruskal Wallis testi, Pearson regresyon analizi korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Çalışmada hekim ve hemşirelerin Jefferson Hekim ve Hemşire Mesleki İşbirliği Skalası puan ortalamaları incelendiğinde; hemşirelerin puan ortalaması 52.20 ± 5.80 hekimlerin puan ortalaması ise 50.70 ± 4.60 bulunmuştur (p= 0.112). Çalışmamızdaki sonuçlar, hemşirelerde tıbbi hata eğilimlerinin yüksek olduğu alanın Malpraktise Eğilim Ölçeği alt boyutu "düşmeler" (23.80 ± 2.00) bulunmuştur. Hemşirelerin alışma yılı ile Malpraktise Eğilim Ölçeği alt boyutu "hastane enfeksiyonu" puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü zayıf düzeyde bir ilişki olduğu (p=0.015) saptanmıştır. Hemşirelerin Hemşire Mesleki İşbirliği Skalası puanı arttıkça Malpraktise Eğilim Ölçeği'den aldıkları puan da artmaktadır. Çalışmamızda elde edilen bu sonuç hekim hemşire ilişkisinin pozitif yönde olması hemşirelerde tıbbi hata eğiliminin azalmasına yönelik etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle cerrahi birimlerde hekimler ve hemşireler arasında sağlıklı, etkin bir işbirliği sisteminin varlığı tıbbi hatayı önlemede önem taşımaktadır.
Ebelerin malpraktis hakkında bilgi, düşünce, gözlem ve deneyimlerinin değerlendirilmesi
Tıbbi Malpraktis sağlık mesleği mensubunun tıbbi uygulamalar sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya gerekli uygulamayı yapmaması olarak tanımlanmaktadır. Sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde önemli görevler üstlenen mesleklerden biri olan "ebelik" tarihin çok eski dönemlerinden beri uygulanan bir meslektir. Ebelerin görevlerini yerine getirirken yaşadıkları herhangi bir başarısızlık veya ihmal malpraktis iddialarına neden olabilmektedir. Bu araştırma, ebelerin malpraktis ile ilgili bilgi, düşünce, gözlem ve deneyimlerinin belirlenip değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Adana il merkezinde bulunan üç ayrı yataklı tedavi kurumunun doğum ve doğum sonu servislerinde "Ebe" unvanı ile çalışanlar oluşturmuştur. Ebelerden çalışmaya katılımları ile ilgili onamları alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama formu ile toplanıp SPSS 17.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ebelerin yarısından çoğunun (% 53,3) malpraktis kavramından haberdar olmadıkları görülmüştür. Malpraktisin ortaya çıkmasında genel hata kaynağı olarak en çok meslekte acemilik-yetersizlik (% 90,7), dikkatsizlik (%86,7) ve özen/itina eksikliği (%40,0) gördükleri belirlenmiştir. Ebelerin %24,0'ünün bir meslektaşının hatasını gözlemlediği, %5,4'ünün ise kendilerinin tıbbi hata yaptıkları saptanmıştır. Araştırmanın sonunda ebelikte görülen tıbbi hataların azaltılması ve ebelerin malpraktisten korunmaları için öncelikle mesleki eğitime ve mezuniyet sonrası hizmet içi eğitimlere önem verilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca kanıta dayalı uygulamaların araştırılması ve rutin ebelik girişimlerine dahil edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın, ebelerin malpraktis iddiasına neden olan tıbbi hatalara ilişkin gözlem ve deneyim sıklıklarını ortaya koyması açısından benzer çalışmalara katkıda bulunabileceği ve konuya ilişkin diğer çalışmalar için yol gösterici bir kaynak olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebelik, Tıbbi Malpraktis, Ebelikte Malpraktis.
kadın hastalıkları ve doğum servislerinde yaşanan tıbbi hataların Sağlık Hukuku yönünden değerlendirilmesi
Bu çalışma, kadın hastalıkları ve doğum kliniklerindeki tıbbi müdahalelerintüm aşamalarında yapılan tıbbi uygulama hatalarının (malpraktis) incelenmesini içerir. Çalışmanın amacı kadın hastalıkları ve doğum alanında çalışan sağlık personelinin standardize tıbbi uygulamayı yapmaması durumunda oluşabilecek zararlara karşı bilgilenmelerini sağlamaktır. Mesleki bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanan durumlara farkındalık sağlayarak çözümler bulmalarına yardımcı olmak ve hastaya tedavi verilmemesi ile oluşan zararlarda hukuki zorunluluklar açısından uyarmak, tıbbi hatalarda sağlık personelinden kaynaklanan hataları incelemektir. Ayrıca, çalışmada son iki yılda kadın hastalıkları ve doğum alanındaki Yargıtay Kararları da verilmiştir. Böylece bu alandaki dava konuları hakkında bilgi sahibi olunması sağlanmıştır. Birinci bölümde hasta ve hekimin hak ve yükümlülükleri ile tıbbi müdahale ve tıbbi uygulama hatasının tanımına yer verilmiştir. Ayrıca, tıbbi müdahale farklı yönlerden değerlendirilmiş, tıbbi uygulama hataları hukuksal açıdan incelenmiştir. İkinci bölümde kadın hastalıkları ve doğum kliniklerinde yaşanan tıbbi hatalar ile bu konuya ilişkin Yargıtay ve Danıştay Kararları değerlendirilmiştir.
Hasta bakım uygulamalarında malpraktis eğilimi: Adana örneği
Hasta bakımı yapan sağlık çalışanlarının malpraktise eğilimini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılan araştırmanın örneklemini Adana'da faaliyet gösteren üç eğitim-uygulama ve araştırma hastanesinde fiilen hasta bakımında görev alan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 560 sağlık çalışanı ( hemşire, acil tıp teknisyeni, ebe, sağlık memuru) oluşturmuştur. Çalışmanın etik kurul onayı, kurum ve katılımcı izinleri alınmıştır. Çalışmada Özata ve Altunkan (2010) tarafından geçerlilik ve güvenirliği saptanmış olan Malpraktis'e Eğilim Ölçeği (MEÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler 01.09.2015- 01.02.2016 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sayısal ölçümlerse ortalama ve standart sapma olarak özetlenmiştir. MEÖ alt boyut puanlarını etkileyen parametreleri belirlemede bağımsız gruplarda t testi veya tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Ölçeğin Cronbach alpha iç tutarlılık katsayısı 0,84, ilaç ve transfüzyon uygulamaları alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 87,22±4,23, hastane enfeksiyonları alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 57,69±3,43, hasta izlemi ve malzeme güvenliği toplam puan ortalama değeri 42,71±3,24, düşmeler alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 23,99±1,78, iletişim alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 24,36±1,38 ve toplam ölçeğin ortalama değeri 235,97±14,06 olarak bulunmuştur. MEÖ alt boyut puanlarını sağlık çalışanlarının en çok etkileyen özelliklerinin belirleyen Lineer regresyon değerinin R2=0,074 - R2 =0,022 aralığında değiştiğini ve katılımcıların tıbbi hata yapmaya eğilimlerinin düşük olduğu saptanmıştır. Meslekteki çalışma süresi 1-10 yıl olan sağlık çalışanlarının "Hastane enfeksiyonları, Hasta izlemi ve malzeme güvenliği ve Düşmeler" alt boyut puanları daha düşük bulunmuştur. 40 ve üzeri yaş katılımcıların tüm alt boyut puanı diğer yaş gruplarındaki sağlık personeline göre daha yüksek, hata yapma eğilimleri daha düşük bulunmuştur. Bu sonuç sağlık çalışanlarının yaşı ile birlikte çalışma yılı arttıkça yani meslekte deneyim kazanıldıkça, mesleki bilgi ve becerileri artacağı için daha az tıbbi hata yapıldığı düşündürmektedir.
Pediatrik göziçi lens implantasyonu cerrahisinde lens gücü hesaplama formüllerinin değerlendirilmesi
AMAÇ: Pediatrik hasta grubunda göz içi lens (GİL) gücü hesaplama formüllerinin (SRK II, SRK/T, Holladay 1, Hoffer Q ve Barrett II Universal) doğruluklarını karşılaştırmak. METOD: Bu prospektif çalışmada, kliniğimize başvuran ve katarakt cerrahisi planlanan 3-15 yaş arası 70 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların aksiyel uzunluk (AU), keratometri (K), ön kamara derinliği, horizontal kornea çapı, santral kornea kalınlığı ölçümleri optik biyometri cihazı (AlScan-Nidek) ile yapıldı. Konulması planlanan GİL gücü daha önceki çalışmalarda yetişkin gözlerde güvenilir olduğu gösterilen Barrett II formülü kullanılarak hesaplandı. Komplikasyon gelişen hastalar çalışma dışında bırakıldı. Bilateral kataraktların tek gözü çalışmaya dahil edildi. Hastaların postoperatif refraksiyonları (sferik ekivalan) cerrahi sonrası 1. ayda ölçüldü. Hastalar analiz için AU ve ortalama K değerlerine göre gruplara ayrıldı. Çalışmada formüllerin ortalama mutlaktahmini hata (MTH) değerleri analiz edildi. BULGULAR: Tüm hasta grubunda en düşük ortalama MTH Barrett II formülünde (0.64±0.73D), en yüksek Haigis formülündeydi (1.06±0.84D) (p<0.01). MTH değerleri, AU ≤22mm olan hastalarda en düşük Holladay 1 (0.79±0.71D) en yüksek Haigis (1.44±0.92 D), AU>22mm olan hastalarda en düşük Barrett II (0.47±0.54D) en yüksek Haigis (0.84±0.72D), ortalama K≤43.5D grubunda en düşük Barrett II (0.40±0.60D) en yüksek SRK II (0.95±0.76D), ort.K>43.5D grubunda en düşük Holladay 1 (0.67±0.64D) ve SRK/T (0.67±0.63D) en yüksek Haigis (1.17±0.93D) olarak sonuçlandı (p<0.01). Tüm hasta grubunda formüllere göre ±0.50D aralığında tahmini hata oranına sahip hasta yüzdesi; Barrett II %61, Hoffer Q %52.9, Holladay 1 %52.9, SRK/T %47.1, SRK II %32.9, Haigis %30 olarak sıralandı. SONUÇ: Normal AU ve K değerleri olan hastalarda Barrett II, kısa AU ve/veya yüksek K değerleri olan hastalarda Holliday 1 formülünün daha doğru sonuçlar verdiği görüldü. Haigis formülü, tüm alt gruplarda diğer formüllerden istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek tahmini hataya sahipti. Anahtar Kelimeler: Göz içi lens gücü hesaplama, Pediatrik Katarakt, Tahmini hata
Hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Amaç: Bu çalışma, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini bir devlet hastanesi' nde görev yapan 217 hemşire oluşturdu. Araştırma verileri "Hemşire Tanıtım Formu" ve "Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği (HTHEÖ)" kullanılarak, yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin istatistiksel analizinde One Way Anova, t testi, Kruskal Wallis varyans analizi, ki-kare ve Pearson korelasyon testleri kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin %18,9 (n=41)' unun tıbbi hata yaptığı, bu hatalardan %18 (n=39)' inin ilaç uygulama ve %4,6 (n=10)' sının "yanlış kayıt" (%4,6) olduğu belirlendi. Tıbbi hata kayıt bildirim oranı %4,9 olarak bulundu. Kadın hemşirelere göre erkek hemşirelerin daha fazla tıbbi hata yaptığı, eğitim durumlarına göre üniversite mezunlarının daha az tıbbi hata yaptıkları belirlendi. HTHEÖ toplam puanı 223,6±12,8 olup, tıbbi hata yapanlara göre yapmayanların HTHEÖ toplam puanlarının daha yüksek olduğu bulundu. Yaş, medeni durum, eğitim durumu, çalışılan servis ve çalışma şekillerine göre HTHEÖ puanları arasında anlamlı fark bulunmazken, kadın hemşirelere göre erkek hemşirelerin HTHEÖ puanları daha düşük bulundu. Ölçeğin "Hastane Enfeksiyonları" alt boyut puan ortalamalarının acil servisinde çalışan hemşirelerde daha düşük, "İlaç ve Transfüzyon Uygulamaları" alt boyut puan ortalamalarının ameliyathanede çalışan hemşirelerde daha yüksek olduğu belirlendi. Sonuç: Araştırma sonuçları, hemşirelerde tıbbi hata yapma oranının yüksek ancak tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük olduğunu, hatalarını bildirme konusunda isteksiz davrandıklarını gösterdi. Bulgular doğrultusunda, hemşirelere tıbbi hatalar ve hataların bildirimleri konusunda eğitim verilmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemşire, tıbbi hatalar, etkileyen faktörler.
İzmir'de görev yapan çocuk hemşirelerinin tükenmişlik düzeyleri ile tıbbi hata yapma eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: İzmir'de görev yapan çocuk hemşirelerinin tükenmişlik düzeyleri ile tıbbi hata yapma eğilimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, kesitsel ve korelasyonel nitelikte olup örneklem sayısı 227'dir. Aralık 2018 – Nisan 2019 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi'nde ve T.C. Sağlık Bakanlığı İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Buca Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde görev yapan çocuk hemşireleriyle yürütülmüştür. Veriler: 'Birey Tanıtım Formu', 'Hemşirelikte Tıbbi Hata Eğilim Ölçeği' (HTHEÖ) ve 'Tükenmişlik Ölçeği' (TÖ) ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde; tanımlayıcı analizler, "Tek Yönlü Varyans analizi", ''Kruskal Wallis Varyans analizi'', ''Mann-Whithney U testi'', korelasyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan çocuk hemşirelerinin; çalışırken %51. 5' inin tıbbi hata yapmadığı, %80. 2' sinin tıbbi hata yapıldığına şahit olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin HTHEÖ puan ortalaması 4.59±0.32, TÖ puan ortalaması 3.68±1.08 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin, yaş grupları, eğitim durumları, mesleki ve çocuk hemşireliği deneyim yılı, çalışırken tıbbi hata yapma, çalışırken tıbbi hata yaptığında veya tıbbi hata yapıldığına şahit olduklarında gerekli bildirimde bulunma ile HTHEÖ puan ortalamaları arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,05). Hemşirelerin TÖ ile HTHEÖ puan ortalamaları arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur (r=0.137, p=0.039*). Sonuçlar: İzmir'de çalışan çocuk hemşirelerinin tükenmişlik düzeyleri arttıkça tıbbi hata yapma eğilimlerinin arttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Hemşireliği; Hemşirelikte Tıbbi Hata Yapma Eğilimi; Tükenmişlik
Koronavirüs hastalarına bakım veren hemşirelerin tükenmişlik düzeyleri ve tıbbi hata eğilimlerinin belirlenmesi
Araştırma, koronavirüs hastalarına bakım veren hemşirelerin tükenmişlik düzeylerinin ve tıbbi hata eğilimlerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Nisan 2021- Şubat 2022 tarihleri arasında Ankara ilinde bir üniversite hastanesinde pandemi kliniklerinde çalışan 235 hemşire oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, "Kişisel Bilgi Formu", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve ''Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği'' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, paremetrik karşılaştırma testleri ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucundan elde edilen bulgular, Maslach Tükenmişlik Ölçeği toplam puanı 36.06±12.81 ve Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği toplam puanı 227.86±15.74 olup, hemşirelerin tükenmişlik ve tıbbi hata eğilim düzeyleri düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca hemşirelerin Maslach Tükenmişlik Ölçeği puanları ve Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği toplam puanları arasında zayıf düzeyde, negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05:r=-0.303). Bu sonuçları doğrultusunda pandemi sürecinde hemşirelerin tükenmişlik düzeyini ve tıbbi hata eğilimlerini etkileyen risk faktörlerinin tespiti ve bu faktörlere yönelik bireysel, kurumsal ve yönetimsel politikaların geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Koronavirüs, Salgın, Tıbbi hata, Tükenmişlik.
Dijital hastane sistemlerinin hemşirelerin zihinsel iş yükü ve tıbbi hataya eğilimlerine etkisi
Bu çalışmanın gayesi, dijital hastane sistemlerinin uygulandığı ve uygulanmadığı çeşitli birimlerde görev yapan hemşirelerin zihinsel iş yükü ve tıbbi hataya eğilimlerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmada veriler, Mart-Nisan 2019 tarihleri arasında Adıyaman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kahta Devlet Hastanesi, Besni Devlet Hastanesi ve Gölbaşı Devlet Hastanesinde görev yapan İç Hastalıkları birimlerinde çalışan hemşirelerden elde edildi. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, NASA-TLX Ölçeği ve Hemşirelerde Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği kullanıldı. Ölçekler için ortalama puanlar elde edilmiş olup, söz konusu puanların katılımcıların dijital hastane sistemleri kullanımına göre karşılaştırılmasında bağımsız örneklemler için t testi ve varyans analizi uygulandı. Araştırmada anket uygulaması ile elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edildi. Tıbbi hataya eğilim ölçeğinin alt boyutları ve genel skoru dijital hastane sistemlerinin kullanımına göre istatistiksel olarak farklılık göstermektedir (p<0.05). Buna göre dijital hastane sistemlerini kullanan grubun ortalama skorları tüm alt boyutlarda ve ölçeğin genelinde bu sistemi kullanmayanlara göre yüksek bulundu. Zihinsel iş yükü dijital hastane sistemlerinin kullanımına göre istatistiksel olarak farklılık göstermektedir (p<0.05). Buna göre dijital hastane sistemlerini kullanan grubun zihinsel iş yükü ortalaması bu sistemi kullanmayanlara göre düşük bulundu. Buna ek olarak fiziksel iş yükü, zamansal iş yükü, efor, performans ve rahatsızlık seviyesi dijital hastane sistemlerinin kullanımına göre istatistiksel olarak farklılık göstermemektedir (p>0.05). Yapılan araştırma sonucunda dijital hastane sistemlerinin kullanımı, hemşireleri hem zihinsel iş yükü açısından rahatlatmakta hem de hemşirelerin tıbbi hataya eğilimlerinin azalmasına sebep olmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Dijital hastane, zihinsel iş yükü, tıbbi hata, hemşirelik, hastane
Hastane uygulamalarına katılan hemşirelik öğrencilerinin tıbbi hataya eğilimi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu araştırma; hastane uygulamalarına katılan hemşirelik öğrencilerinin tıbbi hataya eğilimi ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla, Nisan 2019'da, klinik uygulamalar için hastanede bulunmuş olan Gaziantep Üniversitesi hemşirelik bölümü ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf hemşirelik öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. "Öğrenci Bilgi ve Soru Formu" ve "Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği (HTHEÖ)[1]" kullanılarak veri toplanmış, 654 anket değerlendirilmiştir. Öğrencilerin %71.7'sinin kadın, %53.8'inin hemşirelik bölümünü isteyerek seçmediği, yaş ortalamasının 21.58±2.26 ve hemşirelik bölümünü sevme düzeyi ortalamasının 5 üzerinden 2.94±1.04 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin %19.6'sı tıbbi hata yapmış, %32.6'sı tıbbi hataya şahit olmuştur. HTHEÖ genel puan ortalaması 4.14±0.58; alt boyutlarda ise "İlaç ve Transfüzyon Uygulamaları" için 4.28±0.57, "Hastane Enfeksiyonları" için 4.15±0.65, "Hasta İzlemi ve Malzeme Güvenliği" için 3.97±0.76, "Düşmeler" için 4.09±0.78 ve "İletişim" için 4.02±0.92'dir. Yaş ve hemşirelik bölümünü sevme düzeyi ile ölçek geneli ve bazı alt boyut puan ortalamaları arasında pozitif yönlü bir korelasyon; sınıf, cinsiyet, yeni bir şeyler yaparken korkma özelliği, stres durumu, dağınıklık-düzenlilik özelliği, başkasına zarar vermenin etkisi durumu, bilgi-beceri olarak kendini değerlendirme durumu, uygulamalarda kendini yeterli ve hazır hissetme durumu, hemşirelik bölümünü isteyerek seçme durumu, hemşirelik mesleğinden memnuniyet düzeyi, tıbbi hatalar konusunda eğitim alma durumu, kendisi/yakınının daha önce hastane yatışı durumu, tıbbi hatayı bildirme isteği, tıbbi hataları normal/olağan görme durumu ve tıbbi hata ile ilgili bazı görüş, düşünce ve tutumlar ile ölçek geneli ve bazı alt boyut puan ortalamaları arasında ve bazı diğer özellikler ile bir-iki alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak; öğrencilerin tıbbi hataya eğiliminin düşük olduğu, bazı özellikler/faktörlerin tıbbi hataya eğilimi etkilediği bulunmuştur. Hemşirelik öğrencileri için tıbbi hata konusundaki eğitim ve farkındalık çabaları tıbbi hataları azaltmada faydalı olabilir.
Elektronik Tıbbi Kayıt Kabul Modeli Seviye-7 dijital hastanelerde teknoloji kabul düzeyinin tıbbi hata algısına etkisinin belirlenmesi
Sağlık hizmetleri, emek yoğun hizmetler olmakla birlikte teknolojinin de yoğun olarak kullanıldığı hizmetlerdir. Özellikle Endüstri 4.0'ın yarattığı devrim ile bilişim teknolojileri ile endüstri bütünleşmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bütünleşme tüm endüstri alanlarında olduğu gibi sağlık hizmetleri alanında da olmuştur. Dijital hastanelerde kullanılan donanım ve yazılımlarla hastalara ayrılan sürenin artması, maliyetlerde azalma, hastanın tedavisindeki zaman ve mekân kısıdının ortadan kalkması, tedavi süreçlerinin bir bütün olarak değerlendirilebilmesi, sağlık kayıtlarının güvenirliğinin artması, idari ve tıbbi hataların azaltılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma ile Elektronik Tıbbi Kayıt Kabul Modeli (EMRAM) Seviye 7 dijital hastanelerde görev yapan hemşirelerin, bu hastanelerin taşıması gereken teknolojileri kabul düzeyinin tıbbi hata algılarına etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Hemşirelerin tıbbi hata algısının belirlenebilmesi için öncelikle tıbbi hata algı ölçeği geliştirilmiştir. Çalışmaya katılım sağlayan hemşirelerin teknoloji kabul düzeyinin belirlenmesinde ise Venkatesh ve Davis (2000) tarafından kullanılan ölçek temel alınmıştır. Araştırmaya katılımda gönüllülük esas alınmış olup araştırma kapsamında 463 hemşireden toplanan veriler kullanılmıştır. Hemşirelerin teknoloji kabul düzeyi ile tıbbi hata algısı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizi, teknoloji kabul düzeyinin tıbbi hata algısını etkileme oranının belirlenmesi amacıyla ise regresyon analizi yapılmıştır. Ayrıca değişkenlerin birbirleri ile doğrusal olmayan çoklu ilişkilerinin belirlenmesinde doğrusal olmayan kanonik korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda EMRAM Seviye 7 dijital hastanelerde görev yapan hemşirelerin bu hastanelerde kullanılan teknolojileri kabul düzeyi ile tıbbi hata algıları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca hemşirelerin bu teknolojileri kabul düzeyinin tıbbi hata algısını %47'lik bir oranla etkilediği tespit edilmiştir. Doğrusal olmayan kanonik korelasyon analizi sonucunda ise hemşirelerin algılarının hastanelere göre farklı olduğu belirlenmiştir.
Tıbbi hata sorumluluğu ve sorumluluk sigortası: Hekimlerin farkındalık düzeyini ve sigortanın etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma
Sağlık hizmeti sunumunda başrolde yer alan hekimlerin hastaların tedavi süreçlerinde hatalı tıbbi uygulamaları gündeme gelebilmektedir. Söz konusu uygulamalar nedeniyle zarar gören hastaların açtıkları davalar neticesinde tazminat ödemek zorunda kalabilen hekimler, oluşabilecek riskin olumsuz sonuçlarını paylaşmak amacıyla mesleki sorumluluk sigortası yaptırmaktadır. Hekimlerin yaptırılan sigorta konusundaki farkındalıkları ve sigortanın sağlık hizmeti üzerindeki etkisi önem taşımaktadır. Buradan hareketle bu çalışma ile Ankara ilinde çeşitli sağlık kurumlarında görev yapan cerrahi ve dahili branş ile acil servis hekimlerinin, mesleki yükümlülükleri ile sorumlulukları, tıbbi hata, defansif davranış ve mesleki sorumluluk sigortası hakkındaki görüş ve önerileri incelenmiştir. Bu araştırmada, niteliksel araştırma yöntemlerinden görüşmeye dayalı tümevarım analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma evreninden amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik yöntemi kullanılarak, cerrahi branşlardan 15, dahili branşlardan 13 ve acil servislerden iki olmak üzere toplamda 30 hekim belirlenerek çalışma grubu oluşturulmuştur. 18'i erkek, 12'si kadın, yaş ortalaması 42 olan katılımcı hekimlerin mesleki deneyim süreleri 3 yıl ile 33 yıl arasında değişmektedir. Veri toplamak amacıyla alan yazın incelemesi, uzman kişilerin görüşleri ve pilot uygulama sonucunda oluşturulan 11 soru içeren görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde tümevarımsal içerik analizinden yararlanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde gerek cerrahi branş hekimlerinin gerek dahili branş ve acil servis hekimlerinin zaman zaman defansif davranma eğilimi gösterdikleri görülmüştür. Diğer taraftan hekimlerin defansif davranış göstermeleri meslek açısından kimi olumsuz sonuçlara da yol açmaktadır. Cerrahi ve dahili branş hekimleri mesleki sorumluluk sigortasının hem kendilerine hem de sağlık kurumlarına yönelik olumlu etkilerinin yanında olumsuz etkilerinden de bahsetmişlerdir. Olumlu etkilerin çoğunlukla hasta transferlerinin, sevklerin azalması, hekimlerde güvenlik duygusunun güçlenmesi etrafında şekillenirken, olumsuz etkilerin de hekimlere yönelik teminatların yeterli düzeyde olmaması, dahası hastalar ya da yakınları tarafından avukatların yönlendirmesiyle mesleki sorumluluk sigortasının suiistimal edilebileceğine odaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, elde edilen sonuçlar neticesinde birtakım öneriler sunulmuştur.
Bir eğitim hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin hasta ve çalışan güvenliği konusundaki görüşlerinin belirlenmesi
Hasta ve çalışan güvenliği; Sağlık hizmeti sunumunda hasta ve çalışanların zarar görmesine yol açabilecek her türlü işlem ve süreçler ile ilgili alınacak tedbir ve iyileştirme uygulamalarına yönelik faaliyettir. Bu çalışma hasta ve çalışan güvenliği konusunda doktor ve hemşirelerin görüşlerinin belirlenerek bu konulardaki varsa eksik kısımların ortaya çıkarılması, hasta ve çalışan güvenliği konularında eksikliği saptanan hususlar için gerekli eğitim, koruyucu ekipman, fiziki mekan ihtiyaçlarının belirlenmesi, sağlık çalışanlarında hasta ve çalışan güvenliği konularında farkındalığın artırılması için yapılmıştır. 2011 yılında yapılan bu araştırma Ankara'da bir eğitim hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin hasta ve çalışan güvenliği konusunda görüşlerinin belirlenmesi amacı ile yapılan tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır.Araştırma GATA'da poliklinik ve kliniklerde yapılmıştır Gülhane Askeri Tıp Akademisi Eğitim Hastanesi'nde hasta bakılmayan birimlerde çalışan hemşire ve doktor sayısı 171, araştırma döneminde sürekli izinli (doğum izni, yurt dışı izin, aylıklı ve aylıksız izin, geçici görev v.s.) olan ve bu nedenle görevde bulunmayan doktor ve hemşire sayısı 360 kişi olup, araştırmanın evrenini görevde bulunan ve hasta bakım hizmeti veren toplam 919 doktor ve hemşire oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında toplam 752 kişiye ulaşılmıştır. Anket yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Ankete katılım oranı %80,2'dir. Veriler bilgisayara SPSS 15.0 istatistik paket programı aracılığı ile yüklenmiş ve tanımlayıcı istatistikler Ki-kare ve Fisher'in Kesin Testi, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri p?0.05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmaya katılanların %74,9'u ?Nöbet değişimi sırasında hasta bakımıyla ilgili önemli bilgiler çoğu zaman kaybedilmez'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'', Katılımcıların %79,5'i ?Hastanede kan transfüzyon hataları olamaz'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'', Çalışmaya katılanların %80,5'i ?Bu hastanede nöbet değişimleri hastalar açısından problemli değildir'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'' şeklinde yanıtlar vermişlerdir. Araştırmaya katılanların eğitim düzeylerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Ön lisans grubunda diğer gruplara göre tüm önermelere ait ortalama puanlar istatistiksel olarak anlamlı düşüktür. Araştırmaya katılanların görevlerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Yönetici grupta çalışan gruba göre tüm önermelere ait ortalama puanlar istatistiksel olarak anlamlı yüksektir. Araştırmaya katılanların mesleklerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Fark yoğun bakım ve klinik hemşirelerinin önermelere verdikleri puanların ortalaması diğer gruplardan istatistiksel olarak anlamlı düşük bulunmasından kaynaklanmaktadır.?Hasta ve Çalışan Güvenliği'' konusunda araştırmaya katılmış olan doktor ve hemşirelerin bu konudaki düşüncelerine ulaşmak önem taşımaktadır. Hasta güvenliği konusunda az çalışma olması ve de çalışan güvenliği ile ilgili olarak çok kısıtlı sayıda çalışmaya ulaşılması bu konuyu destekler niteliktedir. Bu konu ile ilgili yapılacak çalışmalarda alınacak önlemler açısından yol gösterici olacaktır. Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 1998'den beri yürürlükte olduğu ancak sağlık çalışanlarının hakları ile ilgili bir yönetmeliğin bulunmadığı gerçeğinden yola çıkarak bu konuda yasal düzenleme yapılması gerekmektedir.Anahtar Sözcükler: Hasta, Çalışan, Hasta Güvenliği, Çalışan Güvenliği, Tıbbi Hata
Kadın doğum kliniklerinde çalışan hemşire ve ebelerin hatalı tıbbi uygulama yapma durumları ve hatalı tıbbi uygulama nedenlerinin önemine ilişkin görüşleri
ÖZETSağlık alanında her geçen gün büyüyen bir problem olarak karşımıza çıkan HTU'lar, hasta bakımında önemli görevler üstlenen hemşire ve ebeler açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu nedenle araştırmamız kadın doğum kliniklerinde çalışan hemşire ve ebelerin karşılaştıkları HTU'ların belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, Ankara il sınırları içinde yer alan toplam dokuz hastanenin kadın doğum kliniklerinde çalışan 365 hemşire ve ebe ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. SPSS 15.0 paket programında; tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde), Ki-kare testleri ve çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirilmiştir.Çalışmamızda hemşire ve ebelerin %14.2'sinin HTU yaptığı, %65.4'ünün HTU sonrası bildirimde bulunduğu ve HTU sonrası hiçbir hastanın zarar görmediği belirlenmiştir. Hemşire ve ebelerin en sık yaptıkları HTU'lar; ilaç uygulama hatası (%54.5), iletişim hatası (%18.3) ve izlem hatası (%16.8) olarak belirlenmiştir. Hemşire ve ebelerin %47.4'ü HTU'ların kişisel nedenlerden ve %32.2'si kurumsal nedenlerden kaynaklandığını düşünmektedir. Hemşire ve ebeler HTU'lara neden olabilecek faktörlerin HTU'ya etkisine ilişkin görüşlerini; dikkatsizlik (%98.6), ihmal (%98.6), sağlık çalışanı sayısının yetersizliği (%96.5) ve aşırı iş yükü (%96.5) olarak önemli/çok önemli şeklinde ifade etmişlerdir. Hemşire ve ebelerin yaş, meslekte çalışma yılı, bakım verdikleri hasta sayısı ile HTU yapma durumları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Bu sonuçlar doğrultusunda mesleki deneyimi az olan hemşire ve ebelerin HTU konusunda hizmetiçi eğitimlerle desteklenmesi ve hemşire/ebe sayısının arttırılması önerilmiştir.Anahtar kelimeler: Hatalı tıbbi uygulama, hemşire, ebe.
Halk eğitim merkezine devam eden bireylerin hasta güvenliğine ilişkin görüşleri ve tıbbi hatalarla ilgili deneyimleri
Bu çalışma, halk eğitim merkezine devam eden bireylerin hasta güvenliğine ilişkin görüşlerini ve tıbbi hatalarla ilgili deneyimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara Mamak Halk Eğitim Merkezi ve Ankara Başkent Halk eğitim Merkezine devam eden bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemine 567 birey alınmıştır. Verilerin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde dağılımları ve ki-kare testi kullanılmıştır. Bireylerin %45.1'i daha önce hasta güvenliği kavramını duymuştur. Araştırmaya katılanların %94.7'si tıbbi hataların sağlık için risk oluşturması nedeniyle hasta güvenliğinin önemli olduğunu; tıbbi hatalara en fazla hasta ve sağlık personelleri arasında iletişim eksikliğinin (%69.3) neden olduğunu belirtmişlerdir. Bireylerin %83.1'i tıbbi hataların önlenebileceğini; %59.1'i hastaların kendilerini tıbbi hatalardan koruyabileceğini ifade etmiştir. Halk eğitim merkezindeki bireylerin %33.2'si, yakınlarının ise %33.7'si herhangi bir tıbbi hataya maruz kalmıştır. Bu hatalar, bireylerin %55.8'inde, yakınlarının %65.4'ünde ek veya uzun süreli tedavi uygulanmasına yol açmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda bireylerin hasta güvenliği, tıbbi hatalar ve tıbbi hatalardan korunma yöntemleri ile ilgili bilgilendirilmeleri, tıbbi hatalar ve korunma yöntemlerinin belirlenmesinde bireylerin deneyimlerinden yararlanılması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği, tıbbi hata, deneyim, görüş, hemşire.
Yüksek Sağlık Şurasında 2000-2009 yılları arasında değerlendirilen anestezi ile ilişkili uygulama hataları
Araştırmamızda, 2000 - 2009 yılları arasında hekim hatası iddiasıyla Yüksek Sağlık Şurası'nda görüşülen olgulardan doğrudan anestezi uygulamasına bağlı hasar ve/veya ölümle sonuçlanmış olanları retrospektif olarak inceleyerek, anestezi uygulama hatalarının profilini ortaya çıkarmak ve hekim hatası iddialarında ülkemizdeki yasal prosedürü tanıtmak amaçlanmıştır.Hatalı tıbbi uygulama nedeniyle, ceza mahkemeleri tarafından 2000 - 2009 tarihleri arasında bilirkişilik için YSŞ'ye gönderilen ve YSŞ'de incelenerek karara bağlanan 1818 dosyadan, sorumluluğun doğrudan anestezi uygulaması ile ilişkili olabileceği ifade edilen 112 (% 6,1) dosya tespit edilmiş ve bu dosyalar önceden belirlenen başlıklar çerçevesinde incelenmiştir.Yargılama sonuçları bilinmemekle birlikte YSŞ'de karara bağlanan dosyaların yaklaşık yarısında anestezi uygulaması hatalı olarak değerlendirilmiştir. Olguların 83'ünde, anesteziye bağlı uygulama hatalarından cerrah sorumlu tutulmuş ve YSŞ tarafından % 49,3 oranında kusurlu bulunmuştur. Anestezi uzmanının sorumluluğunda anestezi uygulanan 68 olgunun % 52,9'unda anestezi uzmanının uygulaması kusurlu olarak değerlendirilmiştir. Anestezi teknisyeni hiçbir dosyada yalnız başına hatalı anestezi uygulamasından sorumlu tutulmamış, fakat anestezi teknisyeni ile ilişkili olguların % 40'ında anestezi uygulamasının hatalı olduğu görülmüştür. Anestezi uzmanı veya teknisyeni olmadan anestezik ilaçların hatalı kullanımına bağlı YSŞ'ye gönderilen dosya sayısı toplam 12'dir ve bu dosyaların hepsinde anestezi uygulaması hatalı bulunmuştur.Anestezi ile ilişkili en sık hata nedeninin; takipte yetersizlik, dikkat ve özen eksikliği (% 36,6) olduğu tespit edilmiştir. İkinci sırada havayolu güvenliği ile ilgili problemler (% 25,9), üçüncü sırada (% 20,9) preoperatif tetkik ve muayene eksikliği gelmektedir.Anestezinin hatalı uygulanma iddiası ile en sık dava açılma nedenleri ölüm (% 83,9) ve hipoksik beyin hasarıdır (% 6,3). Ölümle sonuçlanan anestezi uygulamalarında ölümün; 24 (% 25,5) olguda anestezi sonrası ilk 24 saat içinde, 23 (% 24,5) olguda ise anestezi uygulaması sırasında ortaya çıktığı belirlenmiştir.Sonuç olarak; anestezi ile ilişkili istenmeyen sonuçların sıklıkla anestezi uzmanı olmayan yerlerde, diğer klinik branşlardan hekimlerin veya onların sorumluluğunda teknisyenlerin anestezi uygulaması sırasında ortaya çıktığı görülmektedir. Bunun sonucu olarak, hatalı anestezi uygulamalarında anestezi uzmanları ile cerrahların kusur oranlarının benzer olduğu görülmüştür. Ülkemizde bu konudaki mevcut yasal durum düzenlenerek anestezi uzmanı olmadan anestezi uygulanması önlenmeli ve böylelikle anestezinin hastalar için daha güvenli hale gelmesi sağlanmalıdır.Anahtar kelimeler: Anestezi, tıbbi uygulama hatası, Yüksek Sağlık Şurası
Hasta güvenliği ve tıbbi hatalar konusunda sağlık personelinin görüşlerini belirlemeye yönelik bir alan araştırması
Sağlık hizmetlerinin karmaşık bir yapıda olması, sağlık ihtiyaçlarının değişmesi ve gelişmesi, günümüz toplumlarında sağlık hizmeti sunumunun en önemli göstergelerden biri haline getirmiştir. Sağlık hizmetleri sunumunda kalitenin sağlanmasında en önemli unsurlardan biri olan hasta güvenliği ve buna bağlı olarak gelişen tıbbi hatalar tüm ülkelerin sağlık ve sosyal gündemlerinde önemli bir yer işgal etmektedir. Sağlık personeli üzerinde, hasta güvenliği ve tıbbi hatalar ile ilgili sağlanacak farkındalık ile sağlık hizmeti veren kurumların başarısında ve bireylere zarar verebilecek hataların önlenmesinde önemli değişiklikler olacağı öngörülmektedir. Bu araştırmanın amacı; sağlık hizmetlerinde uygulanan kalite yönetim sistemlerinden biri olan hasta güvenliği ve buna bağlı gelişen tıbbi hatalar ile ilgili sağlık personelinin görüşlerini belirlemektir. Araştırma, Malatya İlinde bulunan bir üniversite hastanesinde çalışan sağlık personeli üzerinde yapılmıştır. Araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada sağlık personelinin yarısının hasta güvenliği ve tıbbi hatalar ile ilgili eğitim aldığı, hekimlerin daha yüksek oranda cerrahi hataya tanık olduğu, çalışma süresi 11 yıl ve üzerinde olanların tıbbi hatalara daha fazla tanık olduğu, dâhili tıp bilimlerinde çalışanların daha fazla hataya tanık olduğu, tıbbi hataların nedenlerine önem derecesine göre bakıldığında hemşirelerin daha yüksek oranda önemli olduğunu düşündüğü, yüksek lisans ve doktora mezunu olanların daha düşük katılım gösterdiği, hasta güvenliği konusunda eğitim alanların daha önemli bulduğu yönünde görüş belirtmişlerdir. Sağlık personeli, personel sayısının yetersiz olduğu, yaptıkları hatalardan dolayı suçlanma korkularının olduğu, personel yetersizliğine rağmen hasta güvenliğinin öncelikli olarak değerlendirildiği, yönetimin hasta güvenliği ile ilgili faaliyetleriyle ilgili olarak kararsız olduğu,genellikle işinden memnun olduğu, hata ortaya çıktığında genellikle bireye odaklanıldığı yönünde görüş belirtmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Hata, Hasta Güvenliği, Tıbbi Hatalar, Sağlık Hizmetleri, Sağlık Personeli
Sigorta hukuku bakımından hekimin hukuki sorumluluğu
Sağlık hizmetlerinin ifa edilmesinde ortaya çıkabilen tıbbi uygulama hataları ve bunların neticesinde açılan tazminat davalarında son yıllarda görülen artış, hekimlere mesleki koruma sağlanmasının ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Öte yandan, sorumluluk kavramının hukuki boyutlarıyla çok yönlü gelişmesine paralel olarak sorumluluk sigortası da aynı oranda gelişme göstermiş ve birçok sektörde tatbik edilmeye başlanmıştır. Özellikle son yıllarda, hekim, noter, mimar, avukat, mali müşavir gibi meslek grupları mesleki sorumluluk sigortaları ile kendilerini teminat altına alma ihtiyacı hissetmiştir. Hekimlerin aşırı bir sorumluluk baskısı altında olmaları, mesleklerini yerine getirirken kendilerini güvensiz hissetmelerine, zor ve riskli uygulamalardan kaçınmalarına sebep olabilmektedir. Bu durum ise, kamu sağlığına olumsuz etkiler yapma ve ciddi mağduriyetlere yol açma potansiyeli taşımaktadır. Bu noktada, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, gerek serbest çalışan gerekse kamu veya özel kurumlara bağlı olarak çalışan hekimlerin hukuki sorumluluk nedeniyle karşı karşıya kalabilecekleri mali yükten kurtulmaları, zarar gören hastaların ise kendilerine zarar veren hekime karşı tazminat istemlerini karşılayacak bir mali kuruluşa müracaat etmelerini sağlaması bakımından önemli bir işlev görmektedir.
Sağlık hakkı kapsamında hekimin cezai sorumluluğu
Tıp bilimi, sürekli gelişen ve değişen bir bilim alanıdır. Bu yüzden, bu bilim dalı ile ilişki içinde bulunan, sağlık hukuku da, bu değişime paralel olarak dinamik bir süreç yaşamaktadır. Bununla birlikte sağlık hizmetlerinin sunucusu olan hekimlerin de, bu sürece, ayak uydurması gerekmektedir. Çalışmamızda, sağlık hizmetlerinden faydalanan insanların, karşılıksız olarak hekimlere olan güvenini, hekimlerin birçok hak ve sorumluluklarının olduğunu ve bunların hukuk alemine yansımalarını ortaya koymaya çalıştık. İnsan hakları boyutuyla, hasta ve hekimlerin haklarının, yargı kararlarınca nasıl algılandığı ve bunların sonuçlarını tartışmaya çalıştık. Çalışmamızda, hekimin ceza hukuku açısından işleyebileceği suçlar incelendi. Hekimlerin cezai sorumlulukları kapsamında, uyguladıkları tıbbi müdahalenin hukuka uygun olması için gereken hukuka uygunluk nedenleri ortaya koyulmuştur. Ülkemizde sağlık hizmetlerinin daha kaliteli hale gelmesi için; hekimin hak ve sorumluluklarının içinde bulunduğu hukuki bir mevzuat ortaya konulması gerekmektedir ve bununla birlikte sağlık hizmetlerinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, uzmanlaşmış yargı organlarının görev alması gerektiği tespitleri yapılmıştır.
Hatalı tıbbi uygulamalar ve tazminat sorumluluğu
Bireyler yaşadıkları süre içerisinde mutlaka yaşamlarının bir döneminde sağlık kuruluşuna başvurma ihtiyacı duymaktadırlar. Sağlık durumunda meydana gelen anormallikler için hekime başvururlar. Hekim bireyde meydana gelen sağlık durumundaki bozuklukları tedavi edebilmek için gerekli olan tıbbi uygulamaları yapmakla yükümlüdür. Hekimle birlikte diğer sağlık çalışanları da hasta olan bireye tıbbi uygulamalarda bulunmaktadır. Hastanın sağlık kuruluşuna başvurmasıyla başlayan ve hekimin hastasının ön muayenesini yapması, tetkik ve tanısal işlemlerin uygulanması ve sonrasında tedavi planının oluşturulması aşamaları tıbbi müdahalenin karmaşık süreci içine girmektedir. Hekim hastasına tıbbi müdahalede bulunurken, bireyin kişilik haklarına saygı göstermek zorundadır. Birey izin vermediği sürece hiçbir müdahalede bulunma yetkisi bulunmamaktır. En basit tıbbi müdahaleden başlayarak en ağır cerrahi girişimlerin uygulandığı tıbbi müdahalelerde, hastanın tıbbi müdahale için yazılı onamı olmadan yapılan tıbbi müdahaleler hukuka aykırı kabul edilmektedir. Hastaya uygulanan hatalı tıbbi müdahaleler nedeniyle, bireyde meydana gelen hatalı tıbbi müdahaleye bağlı zararlardan, tıbbi müdahaleyi uygulayıcı kişi sorumlu tutulmaktadır. Hatta meydana gelen zarardan hasta bireyin yakınlarının da zarar görmesi durumunda da tazmin sorumluluğu ortaya çıkmaktadır. Hatalı tıbbi uygulamanın meydana gelmesinin sebebinin belirlenmesi, zararı verenlerin ya da zarara sebep olan fiziki koşulların belirlenmesi, tazmin sorumluluğunun belirlenmesinde önem taşımaktadır. Yapılan bu çalışmanın amacı hatalı tıbbi uygulamaların bireyin yaşam standartlarında meydana gelen zarara dikkat çekmektir. Hatalı tıbbi uygulamalar nedeniyle birçok birey yaşam koşullarında değişiklik yoluna gitmektedir. Sosyal hayatları ve aile yaşantıları etkilenen bireyler bulunmaktadır. Sağlık çalışanları ve sağlık kuruluşları hatalı tıbbi uygulamaları minimum düzeye indirebilmek için gerekli olan tüm önlemleri almalı ve en üst düzeyde özen ve dikkati göstermelidirler.
Sağlık personellerinin sorumlulukları ve tıbbi hataların kurumsal itibar üzerindeki etkileri
Tıbbi hatalar; sadece çalışanı ve mağduru etkilememektedir. Hatanın yapıldığı kurum da başta güven olmak üzere birçok sosyal kayba uğramaktadır. Bu kayıplardan biri de kurum itibarıdır. Kurum itibarı kolay tesis edilen bir olgu olmayıp, uzun ve meşakkatli bir çabadan sonra elde edilebilmektedir. Elde edilen bu itibar, süreklileşen hatalar nedeniyle zamanla kaybolabilmekte, bazen de kurumların kapanmasına bile neden olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı; kurumsal itibarın sağlık hizmetlerindeki önemini irdelemektir. Sağlık çalışanları tıbbi girişimler sırasında bazı hatalar yapabilmektedirler. Bu hatalar genellikle dikkatsizlik, acemilik ya da önemsememeden kaynaklanabilmektedir. İş yükünün ağırlığı, stres ve uzun çalışma süreleri, tıbbi hataların meydana gelmesindeki en büyük etkenlerdir. Tıbbı hatalar nedeniyle hem personel hem de kurum zarar görebilmektedir. Bu nedenle sağlık profesyonellerinin tıbbi hataları kurum itibarı açısından önemli bir konudur. Çalışma literatür taraması sonucu elde edilen bilgilerin derlenmesinden oluşmaktadır. Çalışmada; tıbbi hataların daha çok çalışanların yaptığı hatalardan kaynaklandığı öne sürülse de çalışma koşullarının ve kurum tarafından sağlanan ve sağlık personelleri tarafından kullanılan araç, gereç, tıbbi malzeme vb. malzemelerden de kaynaklanabildiği ve öncelikle çalışma koşullarının düzeltilmesi gerekliliğinin ön plana çıkarılması sonucuna ulaşılmıştır.