Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Fırat Üniversitesi Hastanesinde perkütan böbrek biyopsisi yapılan hastaların retrospektif incelenmesi

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2017
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Bu çalışmada 2006-2016 yılları arasında yapılan böbrek biyopsilerinin klinik ve patolojik açıdan değerlendirilmesi, biyopsi sonuçları ve demografik veriler arasındaki ilişkilerin ortaya konması amaçlanmıştır. 2006-2016 yılları arasında kliniğimizde yapılan ve patoloji bölümümüz tarafından değerlendirilen biyopsiler retrospektif olarak incelemiştir. Her biyopsi ışık mikroskopisi ve immunfloresan boyama ile değerlendirilmişitr. Çalışmamıza yeterli verilerine ulaşılabilen toplam 200 adet biyopsi dahil edilmişitir. Olguların 103'ü (%51,5) erkek, 97'si (%48,5) kadındı. Tüm olguların 115'i (%57,5) kırk yaşından küçük, 72 tanesi (%36) kırk ile elli dokuz yaş arasında, 13 tanesi de (%6,5) altmış yaşından büyüktü. Ortalama biyopsi yaşı 38,8±14,1 idi. En sık biyopsi yapılma yaş aralığı 115 biyopsi ile 18-40 yaş arası olurken, sonrasında en çok biyopsi yapılan yaş 41-60 yaş arası ve en düşük sayı 61 yaş üstündekilerde 13 biyopsiydi. Biyopsi yapılan 200 hastanın %6,5'inde (n=13) biyopsi materyali yetersiz olarak değerlendirilmiştir. Biyopsilerdeki ortalama glomerül sayısı ise 14,5±8,8'dir. Hastanemizde en düşük biyopsi %5 ile ilk yıl (2006) yapılırken en yüksek biyopsi sayısı %16 ile 2010 yılında yapılmıştır. Kliniğimizde en sık biyopsi endikasyonunun nefrotik sendrom (% 57,5) olduğu görüldü. Nefrotik sendromu sırasıyla non-nefrotik proteinüri (%16), akut böbrek yetmezliği (%12,5), sistemik hastalığın böbrek tutulumu (%12,5), hematüri (%2,5), nefritik sendrom (%1,5) takip etmektedir. Çalışmamızda da en sık renal hastalık %63 ile primer glomerülonefritler saptandı. Primer glomerülonefritleri %27,5 ile sekonder glomerülonefritler takip etmekteydi. Primer glomerülonefritler içinde en sık fokal segmental glomerüloskleroz, sonrasında sırasıyla membranöz glomerülonefrit, membranoproliferatif glomerülonefrit, minimal değişiklik hastalığı, IgA nefropatisi saptanmıştır. Sekonder glomerülonefritlerde ise sırasıyla amiloidozis, lupus nefriti ve diyabetik nefropati saptandı. Biyopsi komplikasyonları ile üre, kreatinin, PT (INR) değerleri arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Komplikasyon görülenlerle görülmeyenler arasında yaş ve cinsiyet bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Fırat Üniversitesi Hastanesi Nefroloji Bilim Dalı'nda son 10 yıl içinde yapılan böbrek biyopsilerini retrospektif olarak incelediğimiz çalışmanın sonuçları, literatürde uzun süreli, çok merkezli ve geniş biyopsi serilerini içeren çalışmalar ile uyumludur. Elde ettiğimiz bulgular böbrek biyopsi endikasyonu konulan olguların demografik ve klinik özellikleri dikkate alınarak, ülkemiz şartlarında bu hastalar hakkında ileriye dönük fikir yürütmemize katkıda bulunacaktır. Perkütan böbrek biyopsisi renal parenkimal hastalıkların tanısında, takip ve tedavisinde önemini korumaktadır. Anahtar kelimeler: Böbrek biyopsisi, epidemiyoloji, glomerülonefrit.

Yazar

Erdoğan Özdemir

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Erdoğan Özdemir (Tıpta Uzmanlık Tezi). Fırat Üniversitesi Hastanesinde perkütan böbrek biyopsisi yapılan hastaların retrospektif incelenmesi, 2017, Fırat University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Fırat University tezlerinden daha fazlası