Bitlis Eren University
Discipline

Chemistry

Bitlis Eren University

2,615

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Ağır metal iyonlarının doğal kil mineralleri (Diyarbakır/ Kulp) üzerindeki adsorpsiyonunun izoterm, kinetik ve termodinamik analizi

Sulu çözeltiden, Cu(II) ve Ni(II) iyonlarını uzaklaştırmak için doğal kil ile çalışıldı. Adsorpsiyona etki eden faktörlerden sıcaklık, temas süresi, konsantrasyon, pH, gibi parametreler incelendi. Deneysel veriler Temkin, Dubinin-Radushkevich, Freundlich ve Langmuir izotermlerine uyarlandı. Deneysel verilerin daha fazla Langmuir izoterm modeline uymakta olduğu gözlendi. 298K, 308K ve 318K için sırasıyla 1.79, 0.49, 2,65 mgCu/g doğal kil; 0.72, 0.99, 1.35 mg Ni/g doğal kil olarak adsorpsiyon kapasiteleri tespit edilmiştir. Kinetik deneysel veriler ise Lagergren, Ho-McKay, Weber-Morris ve Elovich kinetik modellere uyarlandı. Bu verilerin ise, Ho-McKay ikinci derece hız denklemine uygun olduğu gözlemlendi. Termodinamik veriler hesaplandı. Bu veriler; Cu(II) için ΔHo=55,35 k j/mol, ΔSo=0,245 k j/mol ve ΔG298=- 17,66 kj/mol, ΔG308= -20,11 kj/mol, ΔG318= -22,56kj/mol, Ni(II) için, ΔHo=83,43 k j/mol, ΔSo=0,32 k j/mol ve ΔG298= -12,23kj/mol, ΔG308= -15,44 kj/mol, ΔG318=-18,65 kj/mol olarak bulunmuştur.

Emine Buldağ
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu'da yetişen Gundelia taksonlarının biyolojik aktivitelerinin ve kimyasal içeriklerinin belirlenmesi

Gundelia cinsine ait türler, Orta Doğu toplumlarının geleneksel halk tıbbında yaygın olarak kullanılan önemli ana şifalı bitkiler arasındadır. Mevcut doktora tezindeki araştırmanın vurgusu, dünya çapındaki 22 Gundelia taksonlarının tamamının biyoaktif fitokimyasalları ve biyofarmasötik etkinliği üzerinedir. Bununla birlikte, yirmi iki Gundelia türünün kök, gövde-yaprak ve çiçek kısımlarının etanol ekstraktları hazırlanmış ve bunların biyoaktif fitokimyasalları, kapsamlı ve valide edilmiş bir LC-MS/MS (sıvı kromatografi tandem kütle spektrometrisi) yöntemiyle kantitatif olarak belirlenmiştir. LC-MS/MS çalışmasının sonuçları dikkate alındığında, kafeik asit (0,020–4,082 mg/g ekstrakt), klorojenik asit (0,042–93,52 mg/g ekstrakt), kamferol-3-O-glukozit (0,019–42,737 mg/g ekstrakt), kinik asit (3,860–63,761 mg/g ekstrakt), kersetin-3-O- glukozit (0,021–24,241 mg/g ekstrakt), apigenin-7-O- glukozit (0,006–15,859 mg/g ekstrakt), letolin-7-O- glukozit (cynaroside) (0,013–34,017 mg/g ekstrakt) ve 1,5-dikaffeoilkinik asit (0,014–4,827 mg/g ekstrakt) miktarlarının kayda değer olduğu görülmektedir. Ayrıca çalışılan ekstraktların biyoaktiviteleri, toplam fenolik-flavonoid içerikleri ve ABTS (katyon radikal süpürme aktivitesi), DPPH (serbest radikal süpürme aktivitesi) ve CUPRAC (kuprik antioksidan kapasiteyi azaltan) yöntemlerine göre antioksidan aktiviteleri belirlendi. Birkaç istisna dışında, tüm antioksidan test deneyleri, incelenen Gundelia türlerinin kök etanol özlerinin, çiçek ve gövde-yaprak özü muadillerinden daha güçlü antioksidan aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir. ABTS testinin sonuçlarına dayanarak, G. armata, G. armeniaca, G. dersim, G. purpurascens, G. microcephala, G. aragatsi, G. tehranica, ve G. tournefortii'nin (IC50 < 10 μg/mL) kök-etanol ekstraktlarının antioksidan kapasitelerinin en az BHT'ninkiler kadar yüksek olduğu belirlendi. (Bütillenmiş hidroksitoluen) (IC50: 11,35 ± 0,22 μg/mL) ve α-tokoferol (IC50: 9,23 ± 0,12 μg/mL), referans bileşikler olarak kullanıldı. Sonuç olarak bu çalışma, dünyadaki tüm Gundelia taksonlarının farklı kısımlarının fitokimyasal içeriklerinin ve antioksidan aktivitelerinin birlikte belirlendiği ilk bilimsel çalışmadır. Ayrıca bu çalışmada G. tenuisecta, G. cappadocica, G. aragatsi, G. microcephala ve G. tehranica türlerinin fitokimyasal içerikleri ve biyoaktiviteleri ilk kez çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gundelia türleri, biyoaktif fitokimyasallar, antioksidan, LC-MS/MS, gıda

Abbas Tarhan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı tıbbi aromatik bitki türlerinin şeker hastalığına karşı (antidiyabetik) ve cilt yenileme (antiaging) özelliklerinin belirlenmesi; türlerin fitokozmetik ve fitofarmasötik potansiyellerinin ortaya konulması

Halk arasında anti-aging (cilt yenileme) özelliğinden dolayı kullanılan kiraz sapı, kına, badem, ayva çekirdeği, kayısı çekirdeği, menegiç (bıttım), yenidünya, salatalık kabuğu ve anti-aging etki potansiyeli olduğu düşünülen; Astragalus, Spartium, Trifolium, Centaurea, Onopordum, Carduus, Gundelia, Scolymus, Achillea, Echinops, Tragopogon, Pulicaria, Carlina, Alcea, Malva, Verbascum, Veronica, Kickxia, Stachys, Melissa, Sideritis, Ballota, Teucrium, Mentha, Salvia, Calystegia, Hypericum, Sedum, Cardaria, Capsella, Anchusa, Beta, Silene, Euphorbia ve Reseda cinslerine ait bazı türlerin etanol ekstreleri hazırlanarak elastaz ve kolajenaz enzim inhibisyon aktiviteleri ölçülmüştür. Ayrıca bu türlerin GC-MS cihazı ile triterpen olan α-amirin, monoronik, oleanonik, oleanolik, betulinik, ursolik ve ursonik asit içerikleri tayin edilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında halk arasında antidiyabetik etkisi olan bu türlerin hazırlanan ekstrelerinin ayrıca α-glukozidaz ve α-amilaz enzim inhibisyon aktiviteleri tespit edilmiştir. Antiaging açısından, halk arasında kullanılan materyallerin genel olarak hem elastaz hemde kolajenaz enzim inhibisyon aktivitelerinin yüksek olduğu, özellikle kına örneğinin elastaz (% inhibisyon: 90,72±1,60) ve kolajenaz (% inhibisyon: 98,80±1,26) enzim inhibisyon aktivitesinin oldukça yüksek olduğu bulunmuştur. Antidiyabetik açısında ise halk arasında kullanılan türlerin özellikle, 200 μg/mL konsantrasyonda α-glukozidaz inhibisyon aktivitesinde badem dışındaki tüm örneklerin aktif olduğu ve bıttım çekirdeği, kiraz sapı, ayva çekirdeği, tarçın, sarımsak, kına ve meyan kökünün çok yüksek inhibisyon aktivitesi sergiledikleri bulunmuştur. GC-MS sonuçlarına göre ise Salvia marashica, ve Carlina corymbosa türlerinin ursolik asit (sırasıyla, 83.108±12,47 ve 112.220±16,83 µg analit/g ekstre) ve oleanolik asit (sırasıyla, 105.885±27,53 ve 161.833±42,07 µg analit/g ekstre) bakımından en zengin örnekler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Melissa officinalis subsp. officinalis, Astragalus schizopterus ve Mentha longifolia subsp. noeana türlerininde bu bileşenlerince zengin olduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda antiaging ve antidiyabetik açıdan fitokozmetik ve fitofarmasötik olarak çok değerli türlerin olduğu ve özellikle çok yüksek inhibisyon aktivitesi sergileyen türlerin daha ileriki çalışmalara konu olması ile ülke ekonomisine kazandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Mehmet Çavuşoğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Trimetil borat üretimi

TR MET L BORAT ÜRET M(Yüksek Lisans Tezi)Rüya ARSLANGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜOcak 2007ÖZETBu çalışmada, borik asidin metanol ile verdiği esterleşme tepkimesi, suyu tutankalsiyum klorür varlığında yürütülmüştür. Trimetil borat ile metanol, azeotropolarak, Vigreux damıtma kolonunun üstünden alınmıştır. Azeotropu ayırmakamacıyla kalsiyum klorür ve çinko klorür tuzları kullanılmıştır. Azeotrop ikisıvı faza ayrılmıştır, bunlardan biri saflığı yüksek trimetil borat fazıdır. Bu fazsaflaştırmak amacıyla tekrar damıtılmıştır. Trimetil borat miktarı titrimetrikyöntemle tayin edilmiştir. Ayrıca trimetil boratın derişimini belirlemekamacıyla UV spektrofotometresi kullanılmış ve trimetil boratın 274 nm dalgaboyunda maksimum absorpsiyon piki verdiği görülmüştür; bundanyararlanarak bir kalibrasyon eğrisi oluşturulmuştur. Borik asit ile metil alkolünesterleşme reaksiyonu için denge sabiti 55 ºC'de 1,94×10-3 ve 50 ºC'de 2,5×10-4bulunmuştur. Ayrıca bu tepkimenin borik aside göre 1,16. dereceden olduğuhesaplanmıştır.Bilim Kodu : 201.1.041Anahtar Kelimeler : Trimetil Borat, Azeotrop, Denge Sabiti, DamıtmaSayfa Adedi : 81Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Baki ERDOĞAN

Rüya Arslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Taç eteri esaslı potasyum iyonuna duyarlı yeni bir membran elektrot hazırlanması ve uygulaması

ivTAÇ ETER ESASLI POTASYUM YONUNA DUYARLI YEN B RMEMBRAN ELEKTROT HAZIRLANMASI VE UYGULAMASI(Yüksek Lisans Tezi)Erdal PEÇENEKGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜŞubat 2007ÖZETBu çalışmada taç eteri esaslı K+ iyon seçici yeni bir membran elektrotgeliştirildi. Membran, aktif materyal olarak benzo-15-taç-5 eteri, dolgu maddesiolarak poli vinil klorür(PVC), yumuşatıcı veya plastikleştirici olarak da 2-nitrofenil fenil eter(ONPPE) içermektedir. Uygun potansiyel değişimi, analitikkullanımlar için 1x10-4-1x10-2 M K+ konsantrasyon aralığındadır. Çözeltidekipotasyum iyonu konsantrasyonunun 10 kat değişimi ile doğrusal bölgenin eğimi49,1 ± 2,4 mV olarak bulundu. 1x10-3 M potasyum iyonu varlığında Li+, Na+,NH4+, Mg2+, Ca2+, Sr2+, Ba2+, Mn2+, Co2+, Ni2+, Cu2+, Zn2+, Cr3+, Fe3+, ve F-, Br-,I-, NO2-, SO42-, CO32-, S2- iyonlarının girişimleri gözlenmedi. Ölçümler sabitiyonik şiddette(0,1 M NaNO3 ortamı) ve oda sıcaklığında (22oC) yapıldı.Elektrotun ömrü günde iki kez kullanıldığında 3 ay civarında olup cevap vermesüresi 30 saniyedir. Bu elektrot, standart ekleme yöntemi uygulanarak portakalsuyu, vitamin tablet ve sofra tuzu numunelerinde K+ miktarının tayinedilmesinde kullanıldı. Numunelerdeki potasyum iyonu miktarı, portakalsuyunda 1.9 ± 0.1 mgK+/mL, vitamin tabletlerinde 0.53 ± 0.008 % (m/m) vesofra tuzunda 0.48 ± 0.1 % (m/m) olarak bulundu.Bilim Kodu : 201.1.004Anahtar kelimeler : yon seçici elektrot, potasyum iyonu, taç eterSayfa Adedi : 88Tez Yöneticisi : Yrd.Doç. Dr. Olcay ŞEND L

Erdal Peçenek
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Poli (metil metakrilat-2-hidoksietil metakrilat) mikroboncuklarına kovalent bağlanma ile glukoz izomerazın immobilizasyonu

ivPOL (MET L METAKR LAT-2-H DROKS ET L METAKR LAT)M KROBONCUKLARINA KOVALENT BAĞLANMA LE GLUKOZZOMERAZIN MMOB L ZASYONU(Yüksek Lisans Tezi)Ersoy ŞAH NGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜOcak 2007ÖZETBu çalışmada, serbest glukoz izomeraz enzimi (G ), siyanürik klorür(CC) ve epiklorhidrin (ECH) ile aktifleştirilmiş poli(metil metakrilat-2-hidroksietil metakrilat), P(MMA-HEMA), mikroboncuklarına kovalentbağlanma ile immobilize edilmiştir. Serbest G için optimum pH: 7,5siyanürik klorürle aktifleştirilen immobilize glukoz izomeraz (CC- G ), veepiklohidrin ile aktifleştirilen immobilize glukoz izomeraz (ECH- G ), içinoptimum pH: 8,0 bulunmuştur. Optimum sıcaklık sırasıyla serbest Giçin 60 oC, CC- G ve ECH- G için 65 oC olarak bulunmuştur. Serbest G ,CC- G ve ECH- G için Km değerleri sırasıyla 6,50x10-5 mol/L, 1,26x10-4mol/L, 2,55x10-4 mol/L, Vmak değerleri sırasıyla 2,42x10-5 mol/L.dak.,4,18x10-5 mol/L.dak., 3,46x10-5 mol/L.dak., olarak bulunmuştur. 56 günsonunda 4 oC de depolamada, serbest G , CC- G ve ECH- G başlangıçaktifliklerinin sırasıyla %48,3 ünü, %57,1 ini ve %59,4 ünü koruduğugözlenmiştir. Kolonda 110 dak sürekli kullanımda, CC- G ve ECH- Gbaşlangıç aktifliklerinin sırasıyla %73,6 sını ve %78,8 ini korumuştur.vSerbest G nın 70 ° ve 80 ° de inaktivasyon sabitleri (ki) sırasıylaC C8,0x10-3 dak-1 ve 1,0x10-2 dak-1, bu sıcaklıklarda CC- G için sırasıyla5,5x10-3 dak-1 ve 8,0x10-3 dak-1 ECH- G için sırasıyla 6,0x10-3 dak-1 ve7,0x10-3 dak-1 bulunmuştur.Bilim Kodu : 201.1.117Anahtar Kelimeler : poli(metil metakrilat-2-hidroksietil metakrilat),kovalent bağlanma, immobilizasyon, glukozizomerazSayfa Adedi : 95Tez Yöneticisi : Prof.Dr.Serpil AKSOY

Ersoy Şahin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Metal ve metal alaşımlarına elektrokimyasal yöntemle bor ve bor bileşiklerinin biriktirilmesi

METAL VE METAL ALAŞIMLARINA ELEKTROKİMYASAL YÖNTEMLEBOR VE BOR BİLEŞİKLERİNİN BİRİKTİRİLMESİ(Doktora Tezi)Hüseyin ÇELİKKANGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜOcak 2007ÖZETMetal ve metal alaşımları, korozyon direncini artırma, katalitik özellikkazandırma ve mekanik özellikleri iyileştirme gibi çeşitli amaçlarla borve bor bileşikleriyle kaplanır. Bu işleme borlama adı verilir. Kimyasal vefiziksel yöntemlere göre daha az uygulanan elektrokimyasal borlamaişlemi diğer iki metoda göre kaplama bileşiminin ve kristal yapısınınkontrolü yanında basit enstrümantasyon gibi bazı avantajlara sahiptir.Elektrokimyasal borlama işlemleri 900-1200 oC gibi sıcaklıklarda eriyikhaldeki bor tuzlarında gerçekleştirilir. Yüksek sıcaklık metal veyaalaşımın yapısını bozma riskinin yanında sınai açıdan maliyeti artışıproblemlerini de getirmektedir.Tez çalışmasında, Pt elektrot kullanılarak dönüşümlü voltametri,kronoamperometri, kronokulometri, ultramikro disk ve döner diskelektrodu yöntemleriyle dimetilformamid çözücü ortamında BBr3bileşiğinin elektrokimyasal yoldan indirgenme mekanizmasıaydınlatılmıştır. Sonrasında aynı çözelti ortamından Pt, Ti6Al4V alaşımıve St37 alaşımsız yumuşak karbon çeliğine oda sıcaklığındaelektrokimyasal yoldan indirgeme yoluyla bor biriktirilmiştir. Birikmeşekli SEM fotoğraflarıyla araştırılmıştır. Sonrasında Ti6Al4V ve St37üzerine yapılan bor biriktirmeleri çeşitli sıcaklıklarda argon gazıatmosferinde ısıl işleme tabi tutulmuştur. Isıl işlem sonucunda yüzeydemeydana gelen bor bileşiklerinin türü, kristal yapısı ve morfolojisi XRDçekimleri ve SEM fotoğrafları alınarak aydınlatılmıştır.Sonuç olarak, oda sıcaklığında bor biriktirilen malzeme yüzeylerindeliteratürdekinin çok daha altındaki 500 ve 700 oC gibi sıcaklıklarda metalborürlerin meydana geldiği belirlenmiştir. Sıcaklığın, biriktirme yapılanmalzemeye doğru gerçekleşen difüzyonu kontrol ettiği görülmüştür.Ti6Al4V alaşımı için yapılan çalışmalarda ısıl işlem sıcaklığı ile titanyumborürlerinin oluşumu arasındaki ilişki doğrusaldır. St 37 alaşımsızyumuşak karbon çeliği için yapılan çalışmalarda ise demir borürlerinoluşumuna dair bu doğrusal değişim söz konusu değildir. Bu durumtitanyumun, demire göre bora daha yüksek afinite göstermesi sonucunabağlanmıştır.

Hüseyin Çelikkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessEN

The nutrient profiling of cow and goat milk kefir and their cytotoxicity evaluation of crude proteins evolved with biogenic silver nanoparticles

Fermented beverages and foods are essential components of the human diet, providing crucial nutrients and contributing to disease prevention. Lactic acid bacteria and yeasts play critical roles in fermentation, with specific strains, termed probiotics, offering distinct health benefits. This study focuses on the production of kefir from goat and cow milk, offering a comprehensive analysis of their nutritional profiles. Our objective is to provide valuable insights into the unique characteristics of goat milk kefir (GK) and cow milk kefir (CK) by examining their pH values, titratable acidity, total free amino acid content, and total dry matter over an eight-day period. Additionally, this research focused on protein profiling using SDS-PAGE electrophoresis to elucidate the detailed water-soluble protein extracts (WSPE) composition of cow and goat milk kefir. Beyond these analytical endeavours, our emphasis on protein profiling lays the groundwork for exploring the cytotoxicity of proteins treated with biogenic silver nanoparticles (B-AgNPs). During the eight days of storage at 8 °C, the pH values and titratable acidity of both cow and goat milk kefir decreased. There was no significant difference between cow and goat milk kefir in terms of these parameters. However, the amino acid content increased, ranging from 1.35 to 2.45 for cow milk kefir and from 2.15 to 3.98 for goat milk kefir. The titratable acidity decreased from 0.92 to 0.74 and 0.95 to 0.81 for cow milk kefir and goat milk kefir, respectively. In terms of protein content, the Bradford method revealed a total protein range of 1.35 to 2.45 for cow milk kefir and 0.70 to 1.30 for goat milk kefir. When analysing protein profiles using SDS-PAGE, no significant difference was observed between cow and goat milk kefir, despite the initial variation indicated by the Bradford method. When assessing the antimicrobial activity of proteins treated with B-AgNPs, only Gram-positive bacteria showed an effect, whereas Gram-negative bacteria did not exhibit any response. CK-WSPE and GK-WSPE showed no toxic effects on normal foreskin fibroblast (BJ, CRL-2522) cells, with proliferative concentrations determined as 62.5 and 500 µg/mL, respectively. Remarkably, while B-AgNPs exhibited high toxicity individually, this toxicity was mitigated when combined with CK-WSPE and GK-WSPE in the 1:2 mixtures. Only CK-WSPE demonstrated proliferation at a concentration of 15.625 µg/mL after being mixed with B-AgNPs, which is lower than the concentration required when CK-WSPE is applied independently to treat the cells.

Biological activityKefir
Rınas Vali
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Pirinç kabuğundan elde edilen aktif karbon ile farmasötik mikrokirletici olan siprofloksasin giderimi

Teknolojinin gelişmesi ve nüfus artışı ile beraber kimyasalların kullanımının artmasıyla yüzey ve yeraltı sularının kirliliği, dünya çapında giderek daha ciddi bir sorun haline gelmektedir. Su kirliliğine neden olan kirleticiler; endüstriyel atıklar, tarımsal faaliyetler, evsel atıklar, petrol ürünleri ilaç atıkları gibi kaynaklardan gelen kimyasallar neden olmaktadır. Siprofloksasin gibi farmasötik mikrokirleticiler tüketildikten sonra vücuttan atılır ve atık su sistemlerine gitmektedir. Aktif karbon, su kirliliğini gidermede etkili bir malzemedir. Özellikle atık su arıtma tesislerinde kullanılarak, ilaçların ve diğer kimyasalların su sistemlerine karışmasını azaltabilir. Tez çalışmamızda sulu çözeltiden siproflaksasin uzaklaştırılması için pirinç kabuğundan aktif karbon (PAC) hazırlanmış olup batch adsorpsiyon yöntemiyle incelenmiştir. Optimum adsorpsiyon koşullarını bulmak için pH, adsorbent dozu, temas süresi, konsantrasyon etkisi araştırılmıştır. Langmuir, Freundlich, Dubinin-Radushkevich (D-R) ve Temkin izotermleri uyglanmıştır. Deneysel koşullarda en uygun adsorpsiyon izoterm modeli Freundlich modeli olduğu tespit edilmiştir. Freundlich izoterminin deneysel verilere çok iyi uyması, siprofloksasinin PAC yüzeyi üzerinde çok tabakalı kapsanmasının yanı sıra aktif karbon yüzeyinde aktif bölgelerin heterojen dağılımını olduğunu göstermektedir. Entalpi (ΔH°), Gibbs'in serbest enerjisi (ΔG°) ve entropi (ΔS°) gibi termodinamik parametreler hesaplanmıştır. ΔG° değerlerinin negatif çıkması aktif karbon üzerindeki siproflaksasin adsorpsiyonun kendiliğinden gerçekleştiği göstermektedir. ΔH° değerlerinin pozitif olması prosesin endotermik olduğunu göstermektedir. ΔS'nin pozitif değeri, adsorbanlar üzerinde siprofloksasin maddesinin adsorpsiyonu sırasında katı-sıvı ara yüzeyinde artan rastgeleliği göstermektedir. Siprofloksasinin PAC ile adsorpsiyonunda; adsorbanın çok tabakalı ve heterojen olduğu, prosesinin endotermik, fiziksel ve kendiliğinden gerçekleştiğini göstermiştir.

Esra Demirdağ
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Aminofosfin temelli dinükleer Ru(II) komplekslerin sentezi ve transfer hidrojenasyon reaksiyonlarındaki katalitik etkinliğinin incelenmesi

Son yıllarda, aminofosfinler, fosfinler, fosfitler ve fosfinitler gibi fosfor ihtiva eden ligandlar ve bu ligandlara ait geçiş metal kompleksleri yoğun bir biçimde incelenmektedir. Bu yapılar, basit P-N, P-C ve P-O bağ oluşumu yoluyla farklı yapılarda değişikliklere izin veren ligandlar olarak öne çıkmaktadır. Fosfin klorür ve aminlerin reaksiyonu, RNHPR2 veya RN(PR2)2 şeklindeki ligandları genellikle büyük bir verimle üretilmektedir. Aminofosfin sentezi için reaksiyon koşulları, klorofosfin ve organik girdilerin yapısına endekslidir. Elektronik sebeplerden kaynaklı Ph2PCl, kloroalkilfosfinlere kıyasla nükleofile karşı daha reaktiftir. Bu çalışmada, N,N'-(difenilfosfino)etilendiamin ligandı, ticari olarak satın alınan etilendiaminin Ph2PCl ile inert atmosferdeki reaksiyonundan sentezlenmiştir. Bu yeni aminofosfin ligandın Ru (II) metali kompleksleri, sırasıyla [Ru(η6-p-simen)Cl2]2 ve [Ru(η6-benzen)Cl2]2 bileşikleri ile reaksiyonlarıyla kompleksleri sentezlenmiştir. Sentezlenen yeni Ru(II) komplekslerinin yapıları, NMR, IR, kütle spektroskopisi yöntemleri ve element analizi ile aydınlatılmıştır. Yeni Ru(II) komplekslerinin katalitik özellikleri ketonların transfer hidrojenasyon reaksiyonlarında test edilmiştir ve kantitatif dönüşüm elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, aminofosfin ligandları içeren Ru (II) komplekslerinin ketonların transfer hidrojenasyonunda oldukça etkin katalizörler olduğunu ortaya koymaktadır.

Aminofosfinler
Zuhal Tanrıverdi Gergin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Antosiyaninlerin saç boyası olarak etkinliğinin araştırılması

İnsanlık tarihi boyunca, birçok insan saçlarının görünümünü değiştirmek istemiştir. Çünkü bu, sosyal statüyü farklılaştırmanın bir yoluydu. Saç boyası, Ramses II'nin kına kullanarak saç rengini değiştirdiği Eski Mısır zamanlarından beri kullanılmaktadır. Günümüzde saç boyaları önemli bir gelişme aşamasındadır. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yeni sentetik boyaların keşfi ve uygulanmasında büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Fakat son zamanlarda oksidatif saç boyalarının istenmeyen yan etkileri ile ilgili daha fazla endişe duyulmaktadır. Bu nedenle, bu etkileri en aza indiren doğal renklendiricilerin kullanılması arzu edilmektedir. Doğal renklendiriciler bunu başarma potansiyeline sahip olabilirler. Antosiyaninler, doğal renklendiriciler olarak rapor edilen bir flavonoid sınıfıdır. Doğal boyalar olarak antosiyanidinler ve antosiyaninlerin kullanılmasının yanı sıra, bu renkli pigmentlerin toksikolojik etkilerinin bulunmadığı birçok çalışmada belirtilmiştir. Meyve ve sebzelerdeki kırmızı, mor ve mavi renkler antosiyaninlerden kaynaklanmaktadır. Antosiyanin pigmentlerinin renk ve kararlılıkları; pH, sıcaklık, ışık ve yapılarından etkilenir. Antosiyaninler asidik durumda kırmızı görünür, ancak pH arttığında maviye döner. Antosiyaninler ayrıca yüksek serbest radikal söndürücü antioksidan etkiye, UV korumasına, melanin üretiminin inhibisyonuna ve dermal penetrasyon özelliklere sahiptir. Bu çalışmada, siyah üzüm, böğürtlen, yaban mersini, kara mürver, hibiscus ve siyah fasulyeden elde edilen ekstraktların toplam monomerik antosiyanin içerikleri incelendiğinde en yüksek değer hibiscus (8.81±0.44 µg/L siyanidin-3-glukozit) en düşük değer yaban mersini (3.35±0.59 µg/L siyanidin-3-glukozit) olarak elde edildi. Total fenolik içeriği en yüksek kara mürverde (534.84±9.31 µg GAE/g) ve en düşük hibiskusta (45.8±4.78 µg GAE/g) bulundu. Total flavonoid içeriği en yüksek ve en düşük olacak şekilde sırasıyla siyah üzüm (8.3±0.75 mg QUE/g) ve yaban mersini (44.16±1.58 mg QUE/g) bulundu. Bitkilerin antioksidan kapasitelerini belirlemek için 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikali söndürme aktivitelerine bakıldı. Aynı konsantrasyonda en yüksek inhibisyonu siyah fasulye (%91) gösterirken kara mürver en düşük inhibisyonu (%56) gösterdi. Saç boyası formülasyonlarında biyoaktif doğal renklendiriciler olarak, ekstrakte edilen antosiyaninlerin saçları etkili bir şekilde renklendirdiği bulundu. Piyasada bulunan saç boyalarına çevre dostu bir alternatif olarak antosiyaninlerin saç boyama özelliklerini değerlendirmek ve üretilen rengin farklı koşullarda haslığını ölçmek amacı ile deneysel çalışmalar yapılarak rengin üç yıkama boyunca neredeyse korunduğu belirlendi. Bu doğal saç boyası formülasyonlarının, sentetik kimyasallar içeren boyalara alternatif bir çözüm sunma potansiyeli büyük önem taşımaktadır.

Esra Cansız
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

ICP - OES ile menengiç ve ürünlerinde metal ve yarı metallerin tayini

Bu çalışmada, menengiç meyvesinde (pistacia terebinthus) vekullanılabilen ürünlerindeki metallerin ve yarı metallerin tayini ICP-OES ile yapılmıştır. Bu amaçla önce, menengiçin içerdiği metaller ve yarımetaller nitel olarak analiz edilmiştir. Menengiç için mikrodalga fırında çözünürleştirme için optimizasyon yapılmıştır. Nitel analizde elementlerin emisyon dalga boyları referans alınmıştır. Menengiçin içerdiği metallerin ve yarı metallerin nicel analizi, menengiç meyvesinde, menengiç kahvesinde, menengiç sabununda ve bıttım sabununda yapılmıştır. Ayrıca menengiç kahvesinin içilmesidurumunda süzüntüye geçen miktarlar tayin edilmiştir. Yöntemin doğruluğu Standart Çay (GBW 07605) numunesine uygulanarak kontrol edilmiştir.Anahtar Kelimeler : Menengiç, ICP-OES, eser elementler.

Fatma Çağran
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kitosan üzerine tarak tipi aşılanmış poli(N,N-dimetilakrilamit) ve poli(akrilamit) hidrojellerinin hazırlanması ve DNA adsorpsiyonunda kullanımı

Bu çalısmada, çapraz baglı kitosan agyapısı üzerine tarak tipi asılanmıs Poli(N,N- dimetil akrilamit) ve poli(akrilamit) hidrojelleri hazırlanmıstır. Karboksilik asit uç gruplu polimerler, merkaptoasetik asit zincir transfer ajanı yardımıyla radikal polimerizasyonu ile sentezlenmistir. PDMA ve PAAm ve asılanmıs hidrojellerin yapısı Attenuated Total Reflectance Fourier transform infrared spektroskopisi (ATR-FT-IR) ile dogrulanmıs ve yüzey morfolojileri Taramalı Elekton Mikroskopisi (SEM) kullanılarak belirlenmistir. Ayrıca asılanmıs hidrojellerin yüzey enerji bilesenleri; degme açısı ölçümleri kullanılarak hesaplanmıstır. Asılanmıs hidrojellerin yüzey enerjilerinin, çapraz baglı kitosandan daha yüksek oldugu belirlenmistir. Hazırlanan hidrojellerin sıcaklık ve pH degisimine baglı sisme davranısları incelenerek; jellerin düsük sıcaklık ve pH'larda yüksek sisme oranlarına sahip oldugu gözlenmistir. Tarak tipi asılanmıs hidrojeller DNA adsorpsiyonu için destek materyali olarak kullanılmıstır. Hidrojellerin 4 ºC ve 37 ºC' deki DNA adsorpsiyon kapasiteleri, asılama miktarınına, zamana ve DNA derisimine baglı olarak incelenmistir. DMA ve AAm asılama miktarı fazla olan v hidrojellerin DNA adsorpsiyon kapasitesinin daha yüksek oldugu belirlenmistir. Çalısılan bütün sartlarda en yüksek DNA adsorpsiyon kapasitesi 37 ºC' de elde edilmistir. Hazırlanan tarak tipi hidrojellerin biyomedikal uygulamalar için tekrar kullanılabilirliginin belirlenmesi amacıyla adsorplanan DNA'nın salımı incelenmistir. Anahtar Kelimeler :DNA adsorpsiyon, kitosan, Tarak tipi asılama, Poli(N,N-dimetilakril amit), poli(akrilamit)

Burcu Başer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Poliinden/kalsiyum karbonat kompozitlerinin sentezi, karakterizasyonu ve elektroreolojik özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, katyonik polimerleşme yöntemi ile poliinden (PIn) ve poliinden/kalsiyum karbonat (PIn/CaCO3) kompozitlerinin sentezi, karakterizasyonu ve bunlardan silikon yağı içerisinde hazırlanan süspansiyonların ER özelliklerinin incelenmesi gerçekleştirildi. Deneylerde dopant tuzu olarak FeCl3 kullanıldı ve tuz: monomer oranı 2:1 olarak alındı. Önce poliinden sentezlendi ve %70 (m/m) verimle elde edildi. Daha sonra değişik oranlarda PIn içeren PIn/CaCO3 kompozitleri sentezlendi. Sentezlenen homopolimer ve kompozitler FTIR spektroskopisi, indüktif eşleşmiş plazma - optik emisyon spektrometresi (ICP-OES), termogravimetrik analiz (TGA), diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) analizleri, taramalı elektron mikroskobu (SEM), dinamik ışık saçılımı (DLS) yöntemleri ve magnetik süseptibilite ölçümleri ile karakterize edildi, dielektrik özellikleri incelendi. PIn ve PIn/CaCO3 kompozitlerinin yalıtkan silikon yağı içerisinde çeşitli derişimlerde (c = %10?25 m/m) süspansiyonları hazırlandı ve çökelme kararlılıkları tespit edildi. Süspansiyonların ER aktiviteleri üzerine tanecik derişimi, tanecik büyüklüğü, kayma hızı, elektrik alan kuvveti, frekans ve sıcaklığın etkileri araştırıldı. Anahtar kelimeler : Poliinden, polinden/kasiyumkarbonat, iletken kompozitler, elektroreolojik akışkanlar

Şeyma Sarıkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır atık sularında bazı toksik elementlerin (As, Pb, Hg, Cd) incelenmesi

Bu çalışma, Diyarbakır ilindeki Dicle Nehri'nde Arsenik (As), Kurşun (Pb), Cıva (Hg) ve Kadmiyum (Cd) gibi toksik elementlerin konsantrasyonlarını belirlemek ve bu elementlerin çevresel ve insan sağlığı üzerindeki potansiyel etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bu elementlerin bölgedeki su kirliliği üzerindeki etkilerini ve yayılma yollarını anlamaya yönelik öneriler geliştirmektedir. Araştırma, Dicle Nehri'nin belirli bölgelerinden alınan su ve çamur numunelerinde Arsenik, Kurşun, Cıva ve Kadmiyum gibi elementlerin konsantrasyonlarının analiz edilmesine dayanmaktadır. Numune analizleri katı yakıt ve sıvı yakıt birimlerinde gerçekleştirilmiş ve Inductively Coupled Plasma (ICP) cihazı ile yapılmıştır. Elde edilen veriler sınır değerlerle karşılaştırılarak değerlendirilmiş ve istatistiksel analizler uygulanmıştır. Atık su girişinde As konsantrasyonu sınır değerlerin üzerinde bulunmuş olup, diğer metaller sınır değerlerin altında tespit edilmiştir. Arıtma sonrasında tüm metallerin konsantrasyonları sınır değerlerin oldukça altında kalmıştır. Atık çamurda As birikimi gözlenmiş ve çevresel riskler oluşturabileceği belirlenmiştir. Nehirdeki metal konsantrasyonları genel olarak sınır değerlerin altında kalmıştır. Bu çalışma, Dicle Nehri'ndeki atık su kirliliğinin önemli bir sorun olduğunu ve özellikle Arsenik birikiminin dikkatle izlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Arıtma tesislerinin metal giderimi konusunda etkili olduğu görülmüşse de, çamur bertarafı ve nehir kirliliği izlemeleri uzun vadede sürdürülebilir çözümler için hayati öneme sahiptir.

Atalay Cihan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Polinden/poli(oksimetilen) iletken karışımların hazırlanması ve özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, kimyasal polimerleşme yöntemiyle susuz ortamda indenin iletken homopolimeri sentezlendi ve Poliinden/Poli(oksimetilen) (PIn/POM) karışımları hazırlandı. Homopolimer ve karışımların fiziksel, kimyasal, ısısal ve spektral özellikleri incelendi. Deneylerde yükseltgen olarak FeCl3 kullanıldı ve yükseltgen/monomer oranı 4:1 olarak alındı. PIn ve PIn/POM karışımlarının iletkenlikleri dört nokta tekniği ile ölçüldü. Poliindenin oda sıcaklığında iletkenliği 1,16x10?5 Scm-1 değerinde bulundu. En yüksek iletkenlik değerine 9,8x10-6 Scm-1 ile %90 PIn (m/m) içeren karışımın sahip olduğu belirlendi. Karışımlardaki POM miktarı arttıkça iletkenliğin azaldığı gözlendi. Gouy terazisi ile yapılan manyetik suseptibilite ölçümlerinden PIn ve PIn/POM karışımlarının iletkenlik mekanizmalarının polaronlar üzerinden yürüdüğü tespit edildi. İndüktif Eşleşmiş Plazma-Optik Emisyon Spektrometresi (ICP-OES) ile PIn yapısındaki Fe miktarı (mg/g) tayin edildi. PIn ile PIn/POM karışımlarının yapısal özelliklerini incelemek için Infrared Spektroskopisi (FTIR) ile spektrumları alındı. v Termal analiz (TGA-DSC) sonuçlarından polimer ve karışımların ısısal özellikleri araştırıldı ve yeterli ısısal kararlılığa sahip oldukları bulundu. Taramalı elektron mikroskobu (SEM) çalışmaları ile PIn ve POM homopolimerleri ile PIn/POM karışımlarının yüzey yapıları aydınlatıldı. Anahtar Kelimeler : Poliinden, poli(oksimetilen), karışım, iletken polimer

Tenzile Zilhan Yurdagül
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Endüstriyel işlenmiş çörekotunun (nigella sativa) posasından hazırlanan aktif karbonun çeşitli metal ferrit nanokompozitlerinin (M(Mn,Co,Cu)Fe2O4@AK) sentezlenmesi,karakterizasyonu ve onların sudan bazı kirlilikleri uzaklaştırmada adsorptif performanslarının incelenmesi

Aktif karbon, yüksek yüzey alanı, gözenekli yapısı ve özel yüzey reaktivitesi nedeniyle hava ve su kirliliği kontrolünde adsorplayıcılar, kimya ve petrokimya endüstrilerinde katalizörler, gıda ve ilaç endüstrilerinde arıtıcılar gibi çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Ayrıca, aktif karbon organik ve inorganik kirleticileri sudan hızla adsorplayabilir. Ancak aktif karbonun yüksek maliyetli olması nedeniyle son zamanlarda özellikle bitkisel kökenli evsel ve endüstriyel atıklardan daha ucuz maliyetli aktif karbon üretme çalışmaları hız kazanmıştır. Fakat aktif karbonu ayırmanın geleneksel yöntemi olan filtrasyon, filtrelerin tıkanmasına veya karbon kaybına neden olabilir. Ayrıca aktif karbon su arıtımında kullanıldıktan sonra proses çamuru ile birlikte atılır ve ikincil kirliliğe neden olur. Son yıllarda, aktif karbonun bu dezavantajlarının üstesinden gelmek için, manyetik aktif karbonun üretilmesine ve ardından manyetik parçacıkların ayrılması için hızlı ve etkili bir teknik olarak kabul edilen manyetik ayırma teknolojisinin uygulanmasına büyük ilgi gösterilmektedir. Bu tez çalışmasında, endüstriyel işlenmiş çörekotu posasından ilk kez K2CO3 aktivasyonu ile hazırlanan aktif karbon ve onun değişik manyetik metal ferritnanokompozitleri (M(Mn, Co, Cu)Fe2O4@AK) sentezlendi. Sentezlenen adsorplayıcılar, proximate, aproximate, azot gazı adsorpsiyon-desorpsiyon, SEM-EDX, XRD, VSM, Raman, FTIR, Boehm titrasyonu, pHpzc, verim gibi fizikokimyasal analizlerle karakterize edildi. Ayrıca, bunların çevre çalışmalarında kullanılabilirliğini test etmek üzere endüstriyel atık sularda sıkça rastlanan MM boyarmaddesi, Pb(II) ağır metali, OTS antibiyotiği gibi bazı kirleticileri uzaklaştırmada adsorplama performansları incelendi ve kinetik ile izoterm modellemeleri yapıldı. Bundan başka, kirletici kimyasalları geri kazanmak ve/veya atık adsorplayıcıyı yeniden kullanılabilme verimini belirlemek için desorpsiyon çalışmaları yapıldı.

Yekbun Avşar Teymur
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı 4-(sübstitüe fenilazo)-3,5-diasetamido-1H-pirazol türevlerinin sentezi ve özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, çeşitli anilin türevlerinin diazonyum tuzları hazırlandı ve malononitril ile kenetlenerek 2-(sübstitüe fenilazo)malononitriller sentezlendi. Oluşan bileşiklerin hidrazin monohidrat kullanılarak halka kapanması yapıldı ve 4-(sübstitüe fenilazo)-3,5-diamino-1H-pirazoller elde edildi. Daha sonra bu pirazoller asetik asit ile asetillenerek, potansiyel boyarmadde olan asetil türevleri elde edildi. Bileşiklerin yapıları FT-IR, 1H-NMR, MS spektrumları yardımıyla kanıtlandı. Ayrıca, absorpsiyon spektrumları üzerine çözücü, derişim ve asit-bazın etkisi UV-görünür bölge spektroskopisi yardımıyla incelendi.

Azo boyar maddeler
Selin Kınalı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of the herbicide thifensulfuron-methyl by differantial pulse polarography

A novel differential pulse polarographic (DPP) method was developed for the determination of trace amounts of thifensulfuron-methyl in pesticide formulation, soil and orange juice. This polarographic procedure was based on an highly sensitive peak formed due to the reduction of thifensulfuron-methyl on dropping mercury electrode. The pH range studied were pH 1.0-10.0 in Britton-Robinson buffer. The polarographic reduction exhibits only a single peak in the pH ranges pH ? 3.0, pH ? 6.0 and pH = 10.0 located at potential values of -1010 mV, -1350 mV and -1610 mV (versus SCE), respectively. The single peak appeared at pH 3.0 (-1010 mV) corresponding was well resolved and suitable to be investigated for analytical use. This peak showed quantitative increments with the additions of standard thifensulfuron-methyl solution under the optimal conditions. The cathodic peak current was linearity proportional to the thifensulfuron-methyl concentration in the range of 2x10-7- 5x10-5 M. The limit of detection (LOD) and limit of quantification (LOQ) were obtained as 1.05 x 10-7 M and 3.50 x 10-7 M respectively. The proposed method was applied to pesticide formulation (Harmony® Extra) and average percentage recovery was found as 97.82 %. This recovery was in agreement with that obtained by spectrophotometric method (102.6 %) used for comparison. The method was applied to determination of thifensulfuron-methyl vii in spiked soil and orange juice. The results showed good repeatability and accuracy with a relative standard deviation of 4.55 % and 1.40%, and relative errors of +2.80 % and +1.90 %, respectively.

Ebru Zeynep Erik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Poli(akrilamit)-sodyumaljinat, poli(akrilamit-N-izopropilakrilamit)-sodyum aljinat, poli(akrilamit-N-izopropilakrilamit) hidrojellerine lakkaz immobilizasyonu

Bu çalısmada, lakkaz enzimi (L), poliakrilamit-sodyum aljinat ,P(AAm)- NaAlj, poliakrilamit-N-izopropilakrilamit-sodyum aljinat, P(AAm-NPA)- NaAlj ve poliakrilamit-N-izopropilakrilamit, P(AAm-NPA), hidrojellerine hapsetme yöntemi ile immobilize edildi. Serbest lakkaz için optimum pH, 5,0, P(AAm)-NaAlj, P(AAm-NPA)-NaAlj ve P(AAm-NPA) hidrojellerine immobilize edilen lakkaz için sırasıyla 6,0, 5,5 ve 5,5 bulundu. Serbest7 lakkaz, P(AAm)-NaAlj, P(AAm-NPA)-NaAlj ve P(AAm-NPA) hidrojellerine immobilize edilen lakkaz için optimum sıcaklık 40 oC bulundu. Serbest L 4 oC da 56 gün depolandıgında, baslangıç aktifliginin % 42 sini korurken, P(AAm)-NaAlj, P(AAm-NPA)- NaAlj ve P(AAm-NPA) hidrojellerine immobilize edilen lakkazın sırasıyla % 79, % 86 ve % 91' ini korudugu gözlendi. P(AAm)-NaAlj, P(AAm-NPA)-NaAlj ve P(AAm-NPA) hidrojellerine immobilize edilen enzimler 10 kez tekrar kullanıldıklarında baslangıç aktifliklerinin sırasıyla % 71,% 84 ve % 77' sini korudugu gözlendi. v Serbest lakkaz, P(AAm)-NaAlj, P(AAm-NPA)-NaAlj, P(AAm-NPA) hidrojellerine immobilize edilen lakkaz için Km degerleri sırasıyla 6,7x10- 3 mM, 6,2x10-2 mM, 1,9x10-2 mM ve 1,0x10-1 mM ve Vmak degerleri 1,8x10-3 mM.dak-1, 1,7x10-2 mM.dak-1, 6,3x10-3 mM.dak-1 ve 2,9x10-2 mM.dak-1 olarak bulundu.

Özgür Yamak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Metan sülfonilhidrazon türevleri ile Ni(II) ve Co(II) komplekslerinin sentezi, yapılarının aydınlatılması ve antibakteriyel aktivitelerinin incelenmesi

Bu çalısmada metansülfonik asit hidrazit ile bundan türetilen 5-metilsalisilaldehitmetansülfonilhidrazon (5msalmsh) ve 5-metil-2-hidroksi asetofenonmetansülfonilhidrazon (5mafmsh) bilesikleri sentezlendi. Yeni sülfonil hidrazonların yapısı element analizi, FTIR, 13C-NMR ve 1H-NMR kullanılarak belirlendi ve ayrıca 5msalmsh ın yapısı X-ısınları kırınım yöntemiyle desteklendi. Sülfonilhidrazonların Ni(II) ve Co(II) kompleksleri sentezlenerek yapıları; element analizi, FTIR, 13C-NMR, 1H-NMR, LC/MS spektroskopik yöntemleri, iletkenlik, manyetik duyarlık ölçümleri ve termal yöntemlerle incelendi. Sentezlenen bilesiklerin, gram pozitif: Staphylococcus aureus, Bacillus subtilis, Bacillus megaterium ve gram negatif: Salmonella enteritidis, Escherichia coli bakterilerine karsı aktiviteleri minimum inhibitör konsantrasyon (MK) metodu kullanılarak incelenmistir.

Pınar Güvenç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Poliindol/poli(vinil asetat) kompozitlerin elektroreolojik özelliklerinin araştırılması

Bu çalısmada, Poliindol (PIN) ve farklı bilesimlere sahip poliindol/poli(vinilasetat) (PIN/PVAc) kompozitlerin elektroreolojik (ER) özellikleri incelendi. Bu polimerlerin iletkenlik degerleri ölçüldü ve dielektriklik özellikleri belirlendi. Dinamik ısık saçılımı (DLS) yöntemi ile kompozitlerin tanecik büyüklükleri tespit edildi. PIN ve PIN/PVAc kompozitlerinin yalıtkan silikon yagı içerisinde çesitli derisimlerde (c = %5?25 m/m) süspansiyonları hazırlandı, çökelme kararlılıkları tespit edildi. Süspansiyonların ER aktiviteleri üzerine tanecik derisimi, tanecik boyutu, kompozit bilesimi, kayma hızı, elektrik alan kuvveti, frekans ve sıcaklıgın etkileri arastırıldı. Bu süspansiyonların dc. elektrik alan kuvveti altında akıs süreleri tespit edildi. Ayrıca kompozit malzemelerin olusturdugu süspansiyonlara sürünme testleri uygulandı ve tersinir viskoelastik deformasyon gösterdigi tespit edildi.

Kübra Öz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Mikrodalga destekli ve de klasik olarak ferrosen temelli imidazollerin sentezi, karakterizasyonu ve DNA kesim çalışmaları

Bu çalışmada, biyolojik aktiviteleri öncelik alınarak Anorganik Kimya, Biyokimya ve Farmasötik Kimya alanında önemli bir kullanım alanı olan ferrosen benzimidazollerin sentezi yapılmıştır. Mikrodalga ışını ve klasik olarak ferrosen karboksi aldehit ile sırasıyla o-fenilendiamin, 4-Klor-o-fenilendiamin ve 4-Brom-o-fenilendiamin kullanılarak ferrosen benzimidazoller sentezlenmiştir. Günümüzde daha yaygın olarak kullanılan sentez yöntemlerinden biri olan mikrodalga ile sentez gerek yeşil kimya gerekse klasik yöntemlere oranlara daha kısa sürede ve yüksek verimde sentez yapabilme imkânı sağladığı için tercih edilmiştir ve de böyle olduğu gözlemlenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları FT-IR, 1H-NMR ve erime noktası ile aydınlatılmıştır. Sentezlenen bileşiklerin (L1, L2, L3), DNA kesim çalışmaları için farklı konsantrasyonları hazırlandı ve jel görüntüleme sisteminde incelendi.

Dilan Tuba Kızıl
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Resveratrol ve quercetin'in pestisit kaynaklı DNA ve protein oksidasyonu üzerine etkisinin incelenmesi

Pestisitler, insan yaşamı üzerinde ağız, deri ve solunum yoluyla olumsuz etkilere neden olmaktadır. Sentetik pestisitler ilk olarak 1940 yılında piyasaya sürülmüştür ve gıda üretiminin artmasında katkıda bulunmuştur. Ancak, bu pestisitlerin çevreve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dair endişeler 1960 yılında ortaya çıkmaya başlanmıştır. O yıllardan itibaren pestisitlerin zararları ve yararları hakkındaki tartışmalar günümüze kadar devam etmekte ve çok sayıda bilim insanı tarafından araştırmalar yapılmaktadır. Pestisitler DNA çift sarmal yapısındaki oluklara, hidrofobik etkileşim, spesifik hidrojen bağları veya van der Waals etkileşimleri gibi çeşitli kovalent olmayan etkileşimler ile bağlanarak DNA'ya hasar verebilirler. Bu çalışmada ticari olarak satışı olan bazı pestisitlerin DNA ve protein oksidasyonu ve üzerine etkileri in vitro olarak araştırılmıştır. Ayrıca pestisitlerin, mikrobesin ve fungusit olarak yaygın kullanım alanı olan bakır sülfat ile kombine etkisi de araştırılmıştır. Quercetin ve resveratrol gibi güçlü antioksidan maddelerin pestisit kaynaklı oksidasyonu önleme kapasiteleri incelenmiştir. Sonuç olarak resveratrol ve quercetin'in pestisit kaynaklı DNA ve protein oksidasyonunu kısmen önlediği tespit edilmiştir.

Gökhan Teymur
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of bioactivities of Thesium aureum Jaub.&Spach species and elucidation of its phytochemical contenet by LC-MS/MS

Human beings have been using natural herbal materials for various purposes, such as treating various diseases, since time immemorial. Medicinal plants are a vital source of modern and traditional drugs, pharmaceutical intermediates, nutrients, nutritional supplements and herbal medicines. Plants produce many different molecules that act on targeted constituents in the complicated cellular pathways by interacting separately or synergistically. Conducting scientific research on plants in terms of biological activity and identifying plant compounds is among the the most active research fields world wide, out of belief in the importance of plants in discovering new and safer treatments. Since it was important to investigate the phytoconstituents potentially accountable for the biological impacts, we have benefited from the liquid chromatography tandem mass spectrometry apparatus for examining the ethanolic extract's chemical composition of the Thesium aureum species (mainly phenolic acids and flavonoids). The component with the greatest concentration in the ethanolic extract of the pieces of Thesium aureum has been identified as quinic acid (199 mg analyte/kg extract). Also we determined the presence of naringenin (3 mg analyte/kg extract), luteolin (9 mg analyte/kg extract), apigenin (3 mg analyte/kg extract), chrysin (5 mg analyte/kg extract), acacetin (37 mg analyte/kg extract), isoquercitrin (9 mg analyte/kg extract), and hesperidin (49 mg analyte/kg extract). We also studied the efficacy of the Thesium aureum species' ethanolic extract by conducting bioactivity tests related to the inhibition of the butyrylcholinesterase (BChE), tyrosinase, and acetylcholinesterase (AChE). Also we assessed the antihyperglycemic effectiveness of the Thesium aureum species' ethanolic extract by evaluate the potential inhibitory impact on enzymes that break down carbohydrates, including α-glucosidase and also α-amylase. The biological activity was also assessed by using different tests for antioxidants capacity, such as the activity for scavenging free radicals utilizing the ABTS and also DPPH assays, metal chelation test, iron and copper reduction potency methods (FRAP and CUPRAC), as well as the total antioxidant capacity (phosphomolybdenum). We have conducted several methods to test antioxidant effectiveness because one test was not enough. The analytical techniques were carried out using the spectrophotometric concept.

Helın Sulıman
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Poli(vinil alkol)-kalsiyum aljinat, poli(n-izopropilakrilamit)-kalsiyum aljinat kürelerine ß-galaktosidaz immobilizasyonu

Bu çalışmada, ß-galaktosidaz enzimi (EC.3.2.1.23), poli(vinil alkol)- kalsiyum aljinat (CaAlj-PVA), poli(N-izopropilakrilamit)-kalsiyum aljinat (CaAlj-P(NIPA)) kürelerine hapsetme yöntemi ve karbodimit (CDI), Nhidroksisüksinimit (NHS), karbodimit ve N-hidroksisüksinimit (CDI-NHS) ile aktifleştirilerek kovalent bağlanma yöntemiyle immobilize edildi. Serbest enzim için Michaelis-Menten sabiti (Km) ve maksimum reaksiyon hızı (Vmak) değerleri sırası ile 0,343mM, 0,0259mM.dak-1 olarak bulundu. Kovalent bağlanma ve hapsetme yöntemleriyle immobilize edilen enzimler için ise Km değerleri 0,746 mM - 4,97mM arasında değişirken Vmak değerleri 0,0049mM.dak-1 - 0,7997 mM.dak-1 aralığında bulundu. Serbest enzim, kovalent bağlanma ve hapsetme yöntemleriyle immobilize edilen enzimler için optimum pH değerleri sırasıyla 5,0; 4,5; 5,0 olarak bulundu. Serbest enzim, kovalent bağlanma ve hapsetme yöntemleriyle immobilize edilen enzimler için optimum sıcaklık değerleri sırasıyla 30 ºC, 35 ºC, 35 ºC olarak bulundu. 45 ºC'de inaktivasyon sabitleri (ki) serbest enzim için 0,0289 dak-1 iken hapsetme yöntemiyle immobilize edilen enzimler için 0,0005dak-1- 0,0135dak-1 aralığında; kovalent bağlanma yöntemiyle immobilize edilen enzimler için 0,0100dak-1-0,0216dak-1 aralığında bulundu. Serbest enzim 30 gün v sonunda aktifliğinin % 10' unu korurken hapsetme yöntemiyle immobilize edilen enzimler 70 gün sonunda aktifliğinin yaklaşık %45'ini; kovalent bağlanma yöntemiyle immobilize edilen enzimler ise aktifliğinin yaklaşık %49'unu koruduğu görüldü. Hapsetme yöntemiyle immobilize edilen enzimlerin tekrar kullanım sayıları 5 ve 10 arasında değişirken kovalent bağlanma yöntemiyle immobilize edilen enzimlerin ise tekrar kullanım sayıları 56- 60 arasında olduğu ve enzim aktifliklerini %20 - %62,5 aralığında koruduğu bulundu. Enzimin tekrar kullanım sayısı, depolama ve termal kararlılığı immobilizasyon işlemi ile arttırıldı.

Banu Lütfiye Öcal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Diferensiyel puls polarografisi ile kromun türlendirilmesi

Bu çalışmada Diferansiyel Puls Polarografisi ile kromun türlendirilmesinde bir metot geliştirme amaçlandı. Bunun için Cr(III) ve Cr(VI)'nın çeşitli asidik ve bazik ortamlarda polarogramları alındı. Buna göre Cr(III) tayini için en uygun elektrolit ortamın pH=2,5 0,1 M HNO3 + KNO3 olduğu ve bu ortamda -0.8 V civarında tek bir pike sahip olduğu tespit edildi. Cr(VI)'nın tüm asidik ortamlarda -0,3 V ve -0,8 V civarında iki, pH=12,5 0,1 M NaOH+NaAc ortamında -1,0 V civarında tek, pH=9,0-12,5 0,1 M K2CO3 ortamında ?0,4 ile - 0,2 V ve ?0,8 ile -1,0 V arasında değişen iki indirgenme pikine sahip olduğu gözlendi. Cr (VI) tayini için en uygun ortamın NaOH ve K2CO3 ortamları olduğuna karar verildi. Cr(III) ve Cr(VI)'nın bir arada bulunduğu örneklerde asidik ortamda -0,8 V'da elde edilen pikin Cr(III) ve Cr(VI)'nın indirgenmesinden gelen Cr(III)'e ait toplam bir pik olduğu tespit edildi. Bu ortamlarda girişim yapabilecek çeşitli katyonların etkileri araştırıldı. Zn2+, Cu2+, Ni2+, Se4+, Cd2+, Pb2+,Ti4+ iyonlarının varlığında Cr(III) ve Cr(VI)'nın bir arada bulunduğu örneklerde türlendirme için bir metot geliştirildi. Buna göre numunelerde önce pH=12,5 NaOH veya pH=9,0-12,5 K2CO3 ortamında Cr(VI)'nın derişimi belirlenmesi sonra pH=2,5 HNO3 + KNO3 ortamında -0,8 V'da Cr(III) ve Cr(VI)'ya ait toplam pikten Cr(III)'ün derişiminin hesaplanması önerildi. Geliştirilen metot sentetik numunelere, Gerede çayı, Ankara musluk suyu ve Van gölüne dökülen Engil ve Erçiş çayı örneklerine v uygulandı. Sentetik numunelerde Cr(III) %10 hatayla, Cr(VI), NaOH ortamında %8, K2CO3 ortamında -0,4 V'da %4 hata ile bulundu. Ankara musluk suyu, Engil ve Erçiş çayı örneklerinde Cr(III) ve Cr(VI) tespit edilemezken, Gerede çayının sadece %90 güven seviyesinde 50. metrede 1,5 ± 0,7 M, 300. metrede 1,0 ± 0,4 M, 2000 metrede 0,6 ± 0,01 M Cr(III) tayin edildi. Anahtar Kelimeler : Krom, türlendirme, diferansiyel puls polarografisi

Diferensiyel vurulu polarografiKrom
Nabeel Mohammed
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ili lice ilçesinde yetişen dut ağacı (morus alba L., morus rubra L. ve morus nigra L.) meyvelerinin kimyasal özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Diyarbakır ili Lice ilçesinde yetişen beyaz dut (Morus alba L.), kırmızı dut (Morus ruba L.) ve siyah dut (Morus nigra L.) meyvelerinin bazı kimyasal özellikleri incelenmiştir. İki çeşit beyaz dut, bir çeşit kırmızı ve bir çeşit siyah dut numuneleri toplanarak, bunların bir kısmı yaş olarak -24oC derecede derin dondurucuda muhafaza edilmiş, bir kısmı da güneşte kurutularak elde edilmiştir. Yaş ve kuru dutlardan toplam fenolik madde (TFM) LC-MS/MS kullanılarak analizler yapılmıştır. Numunelerde kateşin, protokateşinik asit, rutin, kuersetin, akasetin, krisin, kuersetin, luteolin, naringenin, hesperidin, izokuersetin, vanilin; organik asitler isesitrik asit, malik asit, salisilik asit, kinik asit ve kolorjenik asitgibi fenolik bileşiklerin tayini yapılmıştır. Dört çeşit yaş ve dört çeşit kuru dut numunelerindeki TFM tayininde bulunan fenolik bileşenler % 96 etanol ile ekstrakte edilmiştir. Kullanılan dutlar siyah dut (SD), kırmızı dut (KD), beyaz tatlı dut (BTD) ve beyaz uzun dutlardır (BUD). Bu dutların hem yaş hem kuru hallerinde bulunan fenolik bileşik miktarları incelendiğinde, bazı dutların tamamında tüm fenolik bileşikler ve organik asitler bulunmuş, bazı dutların yaş hallerinde bulunup kuru hallerinde bulunmamış ve bazı dutların kuru hallerinde bulunmuş yaş hallerinde bulunmamıştır. Protokateşik asit, kinik asit, klorojenik asit, rutin, izokuersitrin, hesperidin, luteolin, naringenin, kuersetin, kemferol ve akasetin bileşikleri tüm dut örneklerinde görülmüştür. LC-MS/MS ile yapılan analizlerde dut örnekleride en fazla fenolik bileşik miktarı beyaz tatlı dutlarda görülmüştür. Dutlar kurutulduğunda TFM miktarının artığı tespit edilmiştir. Ayrıca ICP-MS cihazıyla dört çeşit kuru dut üzerinde yapılan ağır metal tayininda Na, Mg, Al, K, Ca, V, Cr, Mn, Fe, Co, Ni, Cu, As, Ag, Cd ve Pb elementlerine rastlanmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında tüm dut çeşitlerinde potasyum miktarı en fazla olduğu görülmektedir. Gümüş elementinin sadece siyah dut ve tatlı beyaz dutta bulunmuştur. Mg, Al, Co, Ni, K,Ca, V,Cr, Mn ve Fe elementlerinin en fazla uzun beyaz dutta dulunduğu görülmüştür, Mangan elementinin tüm dut örneklerinde en düşük değerlere sahip olduğu belirlenmiştir.

Onur Yıldırım
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyum yüzeyler için antikorozif boya ve kaplama şekillerinin geliştirilmesi ve kaplama altı korozyon davranışlarının elektrokimyasal yoldan incelenmesi

Bu çalışmada alüminyum yüzeyine yapılan boya ve kaplamaların Al korozyonuna karşı gösterdiği etkinliği kısa sürede elektrokimyasal yönden algılayabilecek bir deneysel çalışma geliştirilmiştir. Boyanan, polipirol ile primer kaplama yapılan ve kromatlanan numunelerin korozyon davranışı, korozyon hücresinde elektrokimyasal gürültü, elektrokimyasal polarizasyon testleri ile araştırılmıştır. Epoksi boyanın içine çeşitli oranlarda pirol ilave edidiğinde pirol konsantrasyonunun artması boyanın korozyon direncini artırmıştır. Polipirolle kaplanıp su bazlı boya ile boyanan numunelerde ise kromatlanan numunelere göre daha iyi bir koruma sağlanmıştır. Ayrıca boya altı primer Ppy kaplamanın boyamadan önce açık havada uzun süre bekletilmesi halinde kaplamanın korozyona karşı koruyucu özelliğinin azaldığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Polipirol, korozyon, alüminyum

AlüminyumKorozyonPolipirol
Mehmet Gümüş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kozmetikte kullanılabilme potansiyeli olan bazı bitkilerin antioksidan özellikleri

Kozmetik, cilt, vücut ve saç bakımında kullanılan ürün ve uygulamaların genel adıdır. Günümüzde kozmetik sektörü büyük bir pazar payına ulaşmış ve bitkisel kaynaklara olan ilgi artmıştır. Bitki ekstraktları, doğal bileşenleri sayesinde kozmetik formülasyonları zenginleştirerek cilt bakımı ve güzellik avantajları sunmaktadır. Son yıllarda doğal antioksidan kaynağı bitkiler üzerine yapılan araştırmalar artmıştır. Antioksidanlar, serbest radikalleri etkisizleştirerek oksidatif stresi önleyip ve hücresel hasarı engellemektedir. Bu çalışmada, Citrullus lanatus (karpuz çekirdeği) ve Quercus infectoria (mazı meşesi) ekstraktlarının antioksidan aktiviteleri değerlendirilmiştir. Çalışmada, toplam flavonoid bileşen miktarları, DPPH radikal söndürme aktivitesi, indirgeme gücü, metal şelatlama aktivitesi ve LC-MS/MS yöntemi ile fenolik madde analizi değerlendirildi. Bulgulara göre, Mazı meşesi ekstraktları, karpuz çekirdeği ekstraktlarına kıyasla çok daha yüksek flavonoid bileşen konsantrasyonlarına sahiptir. Mazı meşesinin DPPH radikalini nötralize etme kapasitesinin oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. Karpuz çekirdeği belirgin bir antioksidan aktivite göstermesine rağmen, mazı meşesinin daha güçlü bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Karpuz çekirdeğinin metal şelatlama aktivitesinin mazı meşesinden daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ancak indirgeme gücü açısından mazı meşesi Soxhlet ekstraktı en yüksek kapasiteye sahipken, karpuz çekirdeği daha düşük seviyelerde ölçülmüştür. LC-MS/MS analizi sonucunda, mazı meşesi ekstraktlarında gallik asit, tanik asit, ellagik asit ve quinic asit gibi fenolik bileşikler tespit edildi. Karpuz çekirdeği ekstraktlarında ise luteolin ve apigenin gibi flavonoid bileşikler belirlenmiştir. Bu veriler, karpuz çekirdeği ve mazı meşesi ekstraktlarının fenolik ve flavonoid bileşen içerikleri ile güçlü antioksidan potansiyellerini ortaya koymaktadır.

Bahar Sancar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Resveratrol ve taurinin oksidatif saç hasarına etkisi

Saç, günlük yaşamda maruz kaldığı çevresel faktörlerin yanı sıra, özellikle ağartma, boya ve perma gibi kimyasal işlemler nedeniyle oksidatif stresin etkilerine açık hale gelir. Bu durum, saç telinde yer alan keratin proteinleri, disülfit bağları ve lipit bileşenlerin yapısal bütünlüğünü bozarak saç sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu tez çalışmasında, insan saçında ağartma işlemi kaynaklı oksidatif hasarın biyokimyasal ve morfolojik olarak değerlendirilmesi ve bu hasara karşı koruyucu/onarıcı etkiye sahip bir saç bakım toniğinin geliştirilmesi amaçlandı. Çalışmanın ilk aşamasında, resveratrol ve taurinin antioksidan özellikleri DPPH (1,1-Difenil-2-pikrilhidrazil) serbest radikal söndürme yöntemiyle analiz edildi. Resveratrol %95±0.6, taurin %38±2.0, BHA (bütillenmiş hidroksi anisol) %97±0.7 ve BHT (bütillenmiş hidroksi tolüen) %96±0.6 inhibisyon gösterdi. IC₅₀ değerleri sırasıyla BHT için 10.3±0.6 µg/mL, BHA için 6.1±0.4 µg/mL, resveratrol için 23.5±1.2 µg/mL ve taurin için >1000 µg/mL olarak hesaplandı. İnsan saçından keratin proteini izole edilerek 0.265 mg/mL total protein miktarı tayin edildi. Resveratrol ve taurinin saç keratiniyle bağlanma kapasitesi santrifüj çökelti yöntemiyle test edildi, resveratrol ve taurinin keratinle bağlanarak belirgin bir pelet oluşturduğu belirlendi. Ağartma solüsyonuna maruz bırakılan keratin proteinleri SDS-PAGE ile analiz edildiğinde, yalnızca ağartma solüsyonuna maruz kalan grupta keratin bandının tamamen kaybolduğu, resveratrol ve taurin ile muamele edilen gruplarda ise keratin bandının bütünlüğünün korunduğu gözlemlendi. Sistein tayininde hasarlı saç grubundaki %100'lük sistein salınımı, resveratrol ve taurin içeren saç bakım toniği uygulaması ile yaklaşık %39.4 oranında azaldığı belirlendi. Lipit ekstraksiyonu ile izole edilen lipitlerde malondialdehit (MDA) seviyeleri spektrofotometrik olarak tayin edildi. Hasarsız saçlarda MDA düzeyi 1.54±0.48 µM/mg olarak belirlenirken, ağartma sonrası bu değer %1619.1 artışla 26.51 µM/mg'ye ulaştığı gözlemlendi. Toniğin ağartma öncesi uygulanmasıyla MDA düzeyi %89.93 azalarak 2.67 µM/mg'ye, ağartma sonrası uygulanmasıyla ise %97.28 azalarak 0.72 µM/mg'ye düştüğü belirlendi. Taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntülemelerinde; işlem görmemiş saçta düzenli kütikül dizilimi, ağartılmış saçta ciddi kütikül hasarı, toniğin ağartma sonrası uygulandığı grupta hasarlı bölgelerde iyileşme ve düzenlenmiş yapı gözlemlendi. Elde edilen bulgular, geliştirilen resveratrol ve taurin bazlı saç bakım toniğinin hem koruyucu hem de onarıcı etkilere sahip olma potansiyelini ortaya koydu. Tonik uygulama sırası açısından da anlamlı farklar belirlenmiş, ağartma öncesi ve sonrası uygulamaların her ikisinin de etkili olduğu, ancak hasar sonrası uygulamanın daha yüksek oranda onarım sağladığı belirlendi. Bu çalışmanın, saç kozmetiğinde bilimsel temelli ürün geliştirme sürecine katkı sağlayabileceği öngörülmekte; biyokimyasal analizlerin kozmetik Ar-Ge süreçlerine entegre edilerek daha etkin formülasyonların geliştirilebileceği düşünülmektedir.

Belinda Önen
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Biyojenik fe3o4 manyetik nanopartiküllerin hazırlanması, karakterizasyonu ve kristal viyole boyar maddesini uzaklaştırma karakteristiklerinin incelenmesi

Kristal viyole (KV) katyonik bir boya olup, koyu yeşil, parlak kristalli bir yapıya sahiptir. Baskılamada kullanılan KV kağıt ve elyafların boyanmasında (ipek, yün, deri ceketler, jüt ve pamuk), matbaa mürekkebi, veteriner ilaçları ve gübre üretiminde kullanılmaktadır. Katyonik yapısı nedeniyle hücre üzerindeki negatif yüklü reseptörlere bağlanarak hücre ölümüne yol açan, aynı zamanda mutajenik özelliğe sahip kanserojen bir boyarmaddedir. Az miktarda tüketilmesi (1 mg/L'den daha az) solunum rahatsızlığı, nefes darlığı, hırıltı gibi rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bu tez çalışmasında KV adsorpsiyonuna yönelik düşük maliyetli ve adsorplama kapasitesi yüksek biyojenik yeni bir adsorban geliştirmek amacıyla zeytin atıklarından toplanan zeytin çekirdeklerinden yararlanarak manyetik Fe3O4 nanopartiküller (Z-MNP) hazırlandı. Hazırlanan Z-MNP'nin karakterizasyonları Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR), Örnek Titreşimli Manyetometre (VSM), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Geçirimli Elektron Mikroskobu (TEM) ve X-Ray Diffraction (XRD) ve Enerji Dağılım X-Işını Spektrometresi (EDX) ile gerçekleştirildi. Daha sonra Z-MNP manyetik nanopartiküller, sulu çözeltiden KV'nin uzaklaştırılması için adsorban olarak kullanıldı. Adsorpsiyon çalışmalarında temas süresi, başlangıç pH, pHpzc, başlangıç derişimi gibi parametreler çalışılmıştır. Temas süresi 90 dk, pH: 6,0, pHpzc: 5.978, başlangıç boya derişimi ise 25 °C'de 10 mg/L olarak bulundu. KV'nin Z-MNP desorpsiyonu çalışmalarında etil alkolün 2, 4 ve 24 saatler için diğer desorbentlere göre daha iyi desorpsiyon ajanı olduğu bulundu. Kinetik çalışmalarda yalancı ikinci derece (Ho- Mckey) kinetik modelin uygun olduğu belirlendi. Kristal viyolenin Z-MNP üzerine adsorpsiyonuna ilişkin Ea değeri 6.09 kJ/mol (25.50 kcal/mol) olarak hesaplandı. Aktivasyon entalpisi (ΔH#) ve aktivasyon entropisi (ΔS#) değerleri sırasıyla 0.23 kJ/mol ve -176,84 J/molK olarak hesaplandı. Aktivasyon serbest enerjisi (ΔG#) 298, 308 ve 318 K'de sırasıyla 52.72, 54.49 ve 56.26 kj/mol olarak hesaplandı.

Bedriye Altay
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

SARS-CoV-2' 3 CLpro, RdRp, PLpro ve spike proteinlerine karşı sanal tarama yaklaşımlarıyla ilaç adaylarının belirlenmesi: moleküler yerleştirme ve moleküler dinamik çalışmaları

COVID-19 pandemisinin ardından küresel insan hareketliliği normalleşmiş olsa da, hastalık yeni varyantların ortaya çıkması nedeniyle hâlâ önemli bir tehdit oluşturmaktadır ve bu durum, hastalığı ilaç geliştirme açısından önemli bir hedef haline getirmeye devam etmektedir. Hastalığın anlaşılması, etkili tedavi seçeneklerinin geliştirilmesi ve nihayetinde ortadan kaldırılması amacıyla önemli çabalar sarf edilmiştir. Koronavirüslerin, bilinen tüm RNA virüsleri arasında en büyük genom boyutuna sahip olduğu gösterilmiştir; genomları, protein bir kılıf içerisinde yer alan tek sarmallı bir RNA ipliğinden oluşmaktadır. Bu çalışmada, yeni potansiyel inhibitörlerin belirlenmesi amacıyla dört viral protein hedef olarak seçilmiştir. Ana proteaz (3CLpro), SARS-CoV-2'nin en kritik hedeflerinden biridir çünkü viral poliproteinlerin, viral replikasyon için gerekli olan yapısal olmayan proteinlere (NSP'ler) ayrıştırılması için gereklidir; bu nedenle, virüsün yaşam döngüsü açısından hayati bir öneme sahiptir. PLpro ise SARS-CoV-2'nin replikasyonu için gerekli olan başka bir enzimatik proteindir ve enfeksiyon sırasında virüsün konakçının doğal bağışıklık savunmasından kaçmasına yardımcı olması açısından önemli bir rol oynar. SARS-CoV-2 virüsünün yüzeyinde bulunan Spike (S) proteini, virüsün konak hücrelere bağlanmasını ve sonrasında hücre içerisine girişini sağlayan büyük ve karmaşık bir yapıdır. Bu hayati işlevi nedeniyle, yeni inhibitörlerin tasarlanmasında hedef protein olarak seçilmiştir. RNA'ya bağımlı RNA polimeraz (RdRp) enzimi ise viral replikasyon döngüsünde merkezi bir rol oynamaktadır. RdRp, viral genomun sentezinden sorumlu olduğundan, virüsün hayatta kalması ve çoğalması açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu özellikler, RdRp'nin SARS-CoV- 2 tedavisindeki vazgeçilmez rolünü açıkça ortaya koymaktadır. Yukarıda belirtilen viral proteinleri hedef alan yeni inhibitör adaylarının belirlenmesinde sanal tarama, moleküler yerleştirme ve moleküler dinamik (MD) simülasyonları gibi çeşitli hesaplamalı yaklaşımlar bir arada kullanılmıştır. Özellikle 3CLpro (PDB: 6LU7) ve RdRp (PDB: 6NUR) enzimlerine yönelik olarak, ZINC15 veritabanından sırasıyla 756.958 ve 193.314 bileşik yapı-temelli sanal tarama ile taranmış; ardından moleküler yerleştirme, 100 nanosaniyelik MD simülasyonları ve bağlanma serbest enerjisi hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Buna ek olarak, PLpro (PDB: 7LOS) ve Spike proteini (PDB: 6M0J) için de sanal tarama çalışmaları ile yeni potansiyel inhibitör adayları belirlenmiştir. PLpro için 2 milyondan fazla ve Spike proteini için 717.652 bileşik, ZINC15 veri tabanından yapı-temelli sanal tarama ile taranmış ve ardından moleküler yerleştirme analizleri eş-kristalize ligand referans alınarak yapılmıştır.

Alev Arslantürk Bingül
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sodyum bentonit ile bazı iletken polimerlerin kompozitlerinin sentezi ve özelliklerinin iyileştirilmesi

Bu çalısmada kimyasal yöntem ile Polipirol / Na-Bentonit iletken kompoziti hazırlanmaya çalısılmıstır. Bu amaçla kloroformlu ve kloroformsuz olmak üzere iki ortam kullanılmıstır. Sodyum bentonit deiyonize su veya saf etil alkolde bekletilerek sisirilmistir. Daha sonra FeCl3 tuzu dopant olarak kullanılmak suretiyle polimerlesme saglanmıstır. Kompozitler hazırlanırken kütlece farklı oranlarda Polipirol / Na-Bentonit yapısı olusturulmaya çalısılmıstır. Deiyonize su veya saf etil alkolde sisirilerek 45 oC' de hazırlanan kompozitlerde kütlece oranlar 2:1, 1:1, 2:3 ve 1:2 olarak seçilmistir. Ayrıca kloroform kullanılmadan çözücü olarak yalnızca deiyonize suyun kullanıldıgı örneklerden 1:1 oranında hazırlanan kompozit için 30 oC, 45 oC, 60 oC ve 75 oC sıcaklıklar seçilmistir. Kloroform kullanılmadan çözücü olarak yalnızca saf etil alkolün kullanıldıgı örneklerden 1:2 oranında hazırlanan kompozitler için 30 oC, 45 oC, 60 oC ve 75 oC sıcaklıkları seçilmistir. Kloroformlu ortamda çözücü olarak deiyonize suyun kullanıldıgı örneklerden 1:2 oranında ve çözücü olarak saf etil alkolün kullanıldıgı örneklerden 1:2 oranında hazırlanan kompozitler için 30 oC, 45 oC ve 60 oC sıcaklıklarda kompozitler hazırlanmıstır. Kompozitler FTIR (Fourier Transform Infrared), SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu), TGA (Termogravimetrik Analiz), XRD (X-Isını Difraksiyonu) ile karakterize edilmis ve adsorpsiyon özellikleri incelenmistir. letkenlik ölçümleri dört nokta teknigi ile yapılmıstır. FTIR ve XRD sonuçları kompozit olustugunu kanıtlamaktadır. XRD sonuçlarına göre sodyum bentonitin tabakaları arasındaki uzaklıgın artması polipirolün tabakalar arasına girdigini göstermektedir. SEM sonuçlarından ise polipirolün sodyum bentonit yapısına farklı oranlarda girerek sodyum bentonitin morfolojisini degistirdigi gözlendi. Adsorpsiyon sonuçları sodyum bentonitin polipirolü adsorplayarak yüzey alanının ve gözenek hacminin küçüldügünü ıspatlamaktadır. Yapılan iletkenlik ölçümleri sonucunda sodyum bentonitin yapısına giren polipirol miktarı arttıkça iletkenligin arttıgı gözlenmistir. Anahtar Kelimeler : letken polimerler, sodyum bentonit, polipirol,

KilKompozitlerPolipirol+1
Ercan Demirtaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Nanopartikül yardımıyla pestisit örneklerinde düşük tayin limitlerine yönelik uygulamalar

Günümüzde nüfusun artmasıyla, sebze ve meyvelere talep artmıştır. Verimi artırmak için çeşitli kimyasallar ve zararlı haşereler için olduğundan fazla pestisitler kullanılmaktadır. Pestisit kullanımı ürünü hastalık, zararlı ve yabancı otların zararlarından koruyabilmek ve kaliteli ürün üretebilmek için kullanılan önemli bir tarımsal mücadele yöntemidir. Dünyada artan nüfusla birlikte artan gıda ihtiyacının karşılanabilmesi için pestisitlerin kullanılması zorunlu olmaya başlamıştır. Ancak artan pestisit kullanımıyla ürün artışı sağlanabilirken çevre ve insan sağlığı açısından önemli sorunlara neden olmaktadır. Bu yüzden pestisit kullanımı sonucu ürünlerde oluşabilecek maksimum kalıntı limitlerinin takibi önemlidir. Aynı zamanda kullanılan pestisitler sadece yiyeceklerde değil, ekim zamanında yağmur suları, sulama suları ile nehir, göl ve denizlere ulaşmaktadır. Bu çalışmada sebzelerde oldukça fazla kullanılan, Zoxamide içeren pestisitler üzerine çalışmalar yapıldı. Eser seviyedeki, Zoxamide'in Gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (GC-MS) ile tayini için dağıtıcı katı faz ekstraksiyonuna (dkfe) dayalı hassas ve doğru bir analitik yöntem geliştirildi. Bu çalışmada, Zoxamide içeren örneklerin analiz için optimum şartlar incelendi, Gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (GC-MS) ile belirlenmesi için ekstraksiyon (dkfe) için Amidosülfonik asit kaplı Fe3O4 manyetik nanopartiküller adsorban olarak kullanılmıştır. Optimum şartları belirlemek için nanopartikül türü ve miktarı, pH tamponu seçimi ve hacmi, karıştırma türü ve karıştırma süresi gibi parametreleri test edilmiştir. Zoxamide standartı ile 0,05-2,0 mg/L aralığında kalibrasyon grafiği oluşturulmuş, Su numunesi üzerinde yapılan çalışmalarda zoxamide konsantrasyonu spike yapılarak 0,2 mg/L değerine getirilerek ardışık GC-MS ölçümleri alınan numunenin tespit sınırı ve ölçüm limiti (LOD-LOQ) değerleri sırasıyla 0,0362/0,121 mg/L olarak bulunmuştur. Aynı şekilde hazırlanan su numunesi nanopartikül ve pH tamponu eklenerek dkfe işlemi ile elde edilen numune çözeltilerine ardışık GC-MS cihazı ölçümleri yapılarak sırasıyla 0,0077-0,0257 mg/L LOD-LOQ değerlerine ulaşılmıştır. LOQ değerlerine bakıldığında yaklaşık 5 kat bir önderiştirme olmuştur. Gerçek numune olarak seçilen şebeke sularında Zoxamide rastlanmadı. Bu yüzden deneylerde spike işlemi yapıldı. Bunun için, tespiti yapılan tüm optimum şartlar uygulandığında nanopartikülün örnekte bulunan zoxamide moleküllerini tamamen adsorbe ettiği tespit edilmiştir. Böylelikle, Çalışma hem önderiştirme, hemde pestisitlerin giderilmesi için yeni bir yöntemdir.

Murat Eryılmaz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre örneklerindeki tellür elementinin nanopartikül yardımıyla düşük limitlerde tayin limitlerinin araştırılması

Elementel kirleticiler eser miktarda da olsa doğada hem çevre hem de canlılar üzerinde olumsuz etkileri vardır. Günümüz teknolojisinde bu kirleticilerin eser miktarda tayinleri, her ne kadar analiz cihazlarla yapılabilse de örnek ortamındaki matriks düşük tayin limitlerinde analizini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, analitin matriks ortamından alınıp, zenginleştirilerek daha düşük tayin limitlerinde ölçüm yapılması ihtiyacı doğmuştur. Bu çalışmada, doğada nadir bulunan Tellür (Te) elementi'nin daha düşük limitlere inilmesi amaçlanmıştır. Bunun için, yeni bir yöntem olarak, bakır nanopartikül ile matriks ortamından adsorblanarak, Atomik Abdorbsiyon Spektrometresi (FAAS) ile tayini gerçekleştirilmiştir. Analitin ışınla temas süresini uzatarak daha düşük tayin limitlerine ulaşılması amacıyla ayrıca FAAS cihazına yarıklı kuvars tüp ( YKT ) yerleştirilerek hem normal hemde YKT kullanılarak tayin limitleri karşılaştırılmıştır. Analize hazırlık aşamasında Te elementinin ön deriştirme ile matriks ortamından ayrıştırılıp zenginleştirilmesi için uygun ekstraksiyon yöntemi olarak Katı Faz Mikro Ekstraksiyon (KFME) yöntemi kullanılmıştır. Katı Faz Mikroekstraksiyonunun (KFME) temel prensibi; sıvı bir numunedeki analitin seçicilik özelliğini kullanarak bir adsorban yardımıyla matriks ortamdan alınıp daha sonra uygun bir çözücü ile geri kazanılmasına dayanır. Bu ekstraksiyon yönteminde analitin maksimum düzeyde geri kazanılması, matriks ortamının etkisinin minimuma indirilmesi ve bu sayede düşük tayin limitlerinin belirlenmesi için uygun çalışma şartları (optimum koşullar) belirlenmiştir. Optimum koşullar; pH tampon miktarı, uygun pH, çalkalama şekli, çalkalama süresi, sıcaklık ve nanopartikül miktarı parametreleri ile belirlenerek YKT' li ve YKT' siz analiz için belirlenen optimum koşullarda, gözlenebilme sınırı ( LOD ) ve tayin sınırı ( LOQ ) belirlenmiştir. Bu aşamada Normal FAAS ile yapılan analizlere göre Cu nanapartikülle tutturulmuş Te elementinin YKT ile analizinde 175,81 kat bir iyileştirme olduğu tespit edildi. Bu çalışmada görüldü ki Cu nanaopartiküller Te elementini bünyesine alarak bir önderiştirme sağlanmıştır. Bu çalışma bir çevre çalışmasıda kabul edilebilinir. Hem çözeltide Te arınıyor, hemde tellür Bakır çiçek nanopartikülde toplanarak saf olarak elde edilebilmektedir. Bunun üzerine Diyarbakır Organize sanayi bölgesinde alınan örnekler analiz edildi. Bu örneklerde Tellür elementine rastlanmamıştır.

Mehmet Çetinkaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı 2-[5-metil-4-(sübstitüe fenilazo)-2H-pirazol-3-ilazo-1,3-indandion ların sentezi ve görünür bölge absorpsiyon spektrumlarının incelenmesi

o-,m-,p-sübstitüe anilinler ile diazonyum tuzu hazırlanmıs, hazırlanan diazonyum tuzu 3-aminokrotonitril ile kenetlenerek 3-Amino-2-(sübstitüe fenilazo)but-2-ennitril elde edilmistir. Ürün hidrazin monohidratla etkilestirilerek halka kapanması saglanmıs ve 4-(sübstitüe fenilazo)-5-metil-2Hpirazol- 3-ilamin elde edilmistir. Bilesik yeniden diazolanmıs ve 1,3-indandionla kenetlenerek 2-[5-Metil-4-(sübstitüe fenilazo)-2H-pirazol-3-ilazo]-1,3-indandion elde edilmistir. Elde edilen bilesiklerin yapıları H-NMR spektrumu, Kütle Sprektrumu (MS) ve FT-IR ile tayin edilmistir. Ayrıca bilesiklerin UV-GB spektrumları üzerine derisim, çözücü, asit ve bazik ortamın etkisi incelenmistir.

Aynur Yaşar Özdağ
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Psephellus aucherianus (DC.) boiss. türünün fitokimyasal içeriğinin ve biyolojik aktivitesinin incelenmesi

Bitkiler, yapılarında pek çok yararlı bileşen bulundurmaları nedeniyle geleneksel ve modern tıpta birçok hastalığın tedavisinde, hastalığın önlenmesinde ve sağlığın korunmasında ilaç olarak kullanılır. Türkiye, bitki çeşitliliği itibariyle dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Türkiye florası, çok çeşitli tür zenginliğine sahip olmasının yanı sıra, çok sayıda endemik türü de içermektedir. Bu çalışmada, ülkemiz florasında endemik bir bitki türü olan Psephellus.aucherianus (DC.).Boiss. bitkisinin farmasötik potansiyelinin ortaya çıkarılması, doğal antioksidan kaynağı olarak kullanılabilirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma konusu bitki türünün etanol ile ekstreleri hazırlanarak LC-MS/MS metoduyla kalitatif ve kantitatif olarak fitokimyasal komposizyonu belirlenmiştir. 53 farklı sekonder metabolitten; 32 farklı bileşen tespit edilmiştir. Çalışılan bitki türü zengin biyoaktif fitokimyasal içeriğiyle göze çarpmaktadır. LC-MS/MS sonuçlarına göre; rutin. (92.12 mg analit/g ekstre) ve hesperidin (103.52 mg analit/g ekstre) flavonoidleri majör. bileşikler olarak tespit edilmiştir. Ayrıca.izokersetin (8.95 mg analit/g ekstre), kozmosiin (6.86 mg analit/g ekstre), nikotiflorin (6.18 mg analit/g ekstre), apigenin (2.37 mg analit/g ekstre), sinarozit (1.76 mg analit/g ekstre), kersitrin (1.29 mg analit/g ekstre) ve astragalin (1.29 mg analit/g ekstre) flavonoidleri kaydadeğer miktarda tespit edilmişlerdir. Buna ek olarak, kinik (44.00 mg analit/g ekstre), klorojenik (15.42 mg analit/g ekstre) ve vanilik asitler (2.70 mg analit/g ekstre) yüksek miktarda bulunmuşlardır. Çalışılan türün toplam fenolik içeriği 55.52 ± 0.59 (mg GAE/g ekstre) ile toplam.flavonoid içeriği 4.88 ± 0.21 (mg RE/g ekstre) olarak belirlenmiştir. Serbest radikal süpürme (DPPH ve ABTS), indirgeme gücü (CUPRAC ve FRAP), fosfomolibdat ve metal şelatlama testlerini içeren farklı test sistemleri ile antioksidan özellikler belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda; DPPH testi sonucu 39.55 ± 0.17 (mg TE/g), ABTS testi sonucu 63.0 ± 0.45 (mg TE/g), CUPRAC testi sonucu 171.17 ± 1.96 (mg TE/g), FRAP testi sonucu .106.44 ± 2.07 (mg TE/g), fosfomolibdat testi sonucu 2.30 ± 0.01 (mmol TE/g) ve metal şelatlama testi sonucu .17.94 ± 0.13 (mg EDTAE/g) olarak bulunmuştur. Bitki ekstreleri enzim inhibisyon etkileri açısından asetilkolinesteraz, bütirilkolinesteraz, tirozinaz, amilaz ve glukozidaza karşı araştırılmıştır. AChE inhibisyon 2.89 ± 0.05 (mg GALAE/g), BChE inhibisyon 2.42 ± 0.22 (mg GALAE/g), amilaz inhibisyon 0.38 ± 0.02 (mmol ACAE/g), tirozinaz inhibisyon 73.36 ± 2.49 (mg KAE/g) olarak tespit edilmiştir. Bitki özütleri glukozidaz enzimi üzerine herhangi bir etki göstermemiştir. Yapılan analizler sonucunda Psephellus.aucherianus (DC.) Boiss.'in sekonder metabolitler açısından zengin içeriğe sahip olduğu, yüksek antioksidan kapasite değerlerine bakıldığında doğal antioksidan kaynağı olarak kullanılabilir olduğu açığa çıkarılmıştır. Özellikle tirozinaz inhibisyonu ile ilgili olarak önemli biyolojik aktiviteler sergilediği ortaya konulmuştur.

Nihal Çelik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Benzensülfonikasit hidrazit ile bazı simetrik benzensülfonamit türevlerinin sentezi ve antimikrobiyal özelliklerinin incelenmesi

Benzensülfonikasit hidrazit (bsh), N,N'- etilenbis(benzensülfonamit) (bsen) , N,N'- trimetilenbis (benzensülfonamit) (bspr) , N,N'? tetrametilenbis (benzensülfonamit) (bsbut) bileşikleri ve [Cu(bspr)(phen)2] kompleksi sentezlenmiş ve yapıları spektrofotometrik yöntemlerle aydınlatılmıştır. Bileşiklerin ATCC 6633 Bacillus cereus, ATCC 25953 Staphylococus aureus, ATCC 29212 Pseudomonas aeruginosa, ATCC 40376 Salmonella entertidis, ATCC 11230 Escherichia coli bakterilerine karşı antibakteriyel özellikleri incelenmiştir. En yüksek aktiviteye bsh bileşiği sahiptir. Bileşikler hem Gram negatif hem de Gram pozitif bakterilere karşı iyi aktivite göstermiştir. Bileşiklerin MİK değerleri 200 ve 400 ?g/mL arasındadır. Bu çalışmada ayrıca yapı-aktivite ilişkisi incelenmiştir. Bileşiklerde zincir uzunluğu arttıkça antibakteriyel etkinin azaldığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Sülfonamitler, sülfonilhidrazit,1,10-fenantrolin, .antimikrobiyal aktivite, SAR

Antimikrobiyal aktivite
Kübra Numanoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Akridindion türü organik boyarmadde lazerlerinin sentezi ve bunların uygulanabilirliğinin araştırılması

Bu çalışmada, spektroskopik cihazlarda ışın kaynağı olarak kullanılan lazer boyaların bir sınıfı olarak bilinen akridindion bileşikleri sentezlenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında; p-metoksibenzaldehit ve sikloheksan-1,3-dion, 5,5- dimetilsikloheksan-1,3-dion bileşikleri kullanılarak aldol kondensasyonu ve Michael katılmasını takip eden reaksiyonlar sonucu tetraketon bileşikleri sentezlendi. Elde edilen tetraketon bileşiklerinin, sübstitüe anilin bileşikleri ile olan reaksiyonundan yeni bir halka oluşumu ile sonuçlanan akridindion bileşikleri elde edildi. Sentezlenen bileşiklerin yapıları FTIR, 1H-NMR, 13CAPT NMR, kütle spektroskopisi, elementel analiz ve X-ışınları kırınım spektroskopisi teknikleri kullanılarak aydınlatıldı. Ayrıca sentezlenen akridindion bileşiklerinin UV-VIS, floresans ölçümleri ve lazer performansları ölçüldü. Bu bileşiklerin yüksek floresans ve lazer şiddet gösterdikleri gözlendi. Bazı bileşiklerin lazer emisyon bantlarının, çok şiddetli ve geniş ayarlanma aralığına sahip olduğu tespit edildi.

Floresan
Muharrem Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Benzensülfonikasit hidrazit'in konformasyon analizi, titreşim ve kimyasal kayma değerlerinin DFT metodu ile hesaplanması

DFT B3LYP/6-311G(d,p) ve MP2/6-311G(d,p) metotları kullanılarak benzensülfonikasit hidrazit molekülünün gaz fazında konformasyonel analizi yapıldı ve toplam altı enantiomer çifti elde edildi. Bu molekül için sulu çözeltide DFT B3LYP/6-311G(d,p) ve MP2/6-311G(d,p) düzeyinde, C-PCM (Conductor like- Polarizable Continuum Model) metodu kullanılarak yapılan hesaplamalardan üç enantiomer çifti elde edildi. C-PCM sonuçları gaz fazında kararlı olan bazı konformerlerin sulu ortamda kararsız hale geldiği ve konformerlerin enerji sıralamasının değiştiğini gösterdi. Konformerler arası geçiş hallerinden (TS) bazıları gaz fazında DFT B3LYP/6-311G(d,p) ve sulu ortamda B3LYP/6-311G(d,p)/C-PCM metotları ile incelendi. Bileşiğin kimyasal kayma değerleri gaz fazında GIAO B3LYP/6-311++G(2d,2p) ve sulu ortamda GIAO B3LYP/6-311++G(2d,2p)/C-PCM, 6-311G++ (2df,2pd)/C-PCM metotları kullanılarak hesaplandı ve deneysel sonuçlarla karşılaştırıldı. IR titreşim frekansları ve şiddetleri de gaz fazında DFT B3LYP/6-311G(d,p) metodu ve sulu ortamda B3LYP/6-311++G(2d,2p)/C-PCM ve B3LYP/6- 311G++G(2df,2pd)/C-PCM metotları kullanılarak hesaplandı ve deneysel sonuçlarla karşılaştırıldı.

Murat Özdemir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Demir, bakır, krom, nikel ve stronsiyumun sulu çözeltilerde aktif karbonla kompleksleştiriciler varlığında zenginleştirilmesi, giderilmesi ve ICP-OES ile tayini

Bu çalısmada, aktif karbon destegi üzerinde sulu çözeltiden N,N'- etilenbis(etansülfonamit) (Esen), benzensülfonikasit, 1-metilhidrazit (Bsmh), benzensülfonamit, N-(3-amino-2-hidroksipropil) (Bsdiap) ligandları kullanılarak, Fe, Cu, Cr, Sr ve Ni iyonları zenginlestirilmis ve giderilmistir. Bu amaçla bu metallerle ligandlar arasındaki kompleksler incelenmis ve kompleks yapan metal ligand çiftleri zenginlestirme ve giderme çalısmalarında kullanılmıstır. Analiz elementlerinin aktif karbon kolonunda tutulmasına etki eden faktörlerin optimizasyonu yapılmıstır. Tutulan metaller 0,5 M HCl ile 10 kat zenginlestirilerek geri alınmıs ve ICP-OES yöntemi ile tayin edilmistir. Ayrıca Fe, Cu, Cr, Sr ve Ni iyonlarını içeren su numunelerinin kolondan geçirilmesine Ca, Mg ve K iyonlarının girisimleri incelenmistir. v Ankara çayından alınan su numunesinde ve çesme suyunda demir, bakır, krom, stronsiyum ve nikel iyonlarının zenginlestirilmesi ve giderilmesi islemi yapılmıstır. Bu elementlerin ICP-OES ile tayini için Standart Referans Su (Nist 1643e) kullanılarak dogruluk analizi yapılmıstır.

Neslihan Aslantaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Poliindol/polietilen iletken kompozitlerinin sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalısmada, kimyasal polimerlesme yöntemi ile poliindol (PIN) ve poliindol/polietilen (PIN/PE) kompozitleri sentezlendi ve yapıları çesitli yöntem ve tekniklerle karakterize edildi. Deneylerde yükseltgen tuz olarak FeCl3 kullanıldı ve tuz/monomer mol oranı 3/1 olarak alındı. Önce, PIN sentezlendi ve %90 (m/m) verimle elde edildi. Daha sonra, degisik oranlarda PIN içeren PIN/PE kompozitleri sentezlendi. Sentezlenen poliindol diyot yapımında kullanıldı ve elektriksel özellikleri belirlendi. Sentezlenen PIN ve PIN/PE kompozitlerinin iletkenlikleri farklı sıcaklıklarda dört nokta teknigi ile ölçüldü. PIN ve PIN/PE kompozitlerinde sıcaklık arttıkça iletkenligin arttıgı gözlendi. Poliindolün oda sıcaklıgında iletkenligi 1,25x10?3 Scm?1 degerinde bulundu. Kompozitler arasında en yüksek iletkenligi 6,16x10?6 Scm?1 degeri ile %89 PIN (m/m) içeren PIN/PE gösterdi. Kompozitlerdeki PE miktarı arttıkça iletkenligin azaldıgı gözlendi. Gouy terazisi ile yapılan magnetik suseptibilite ölçümlerinden poliindolün ve kompozitlerin polaron yapıda oldukları bulundu. FTIR ve UVGörünür bölge çalısmaları ile PIN ve PIN/PE kompozitlerinin olusumu desteklendi. FTIR ölçümlerinden Poliindolün 2,3 mekanizması ile polimerlestigi önerildi. Termogravimetrik analiz (TGA) ve diferansiyel taramalı kalorimetri (DSC) çalısmaları ile PIN/PE kompozitlerinin ısısal özellikleri arastırıldı ve yeterli ısısal kararlılıga sahip oldukları bulundu. Taramalı elektron mikroskobu v (SEM) çalısmaları ile PIN, PE ve PIN/PE kompozitlerinin yüzey yapıları aydınlatıldı. Anahtar Kelimeler : Poliindol, Polietilen, letken kompozit, Kimyasal polimerlesme

Nihan Yavaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Poli(akril amid) ve bazı aldehitlerden Schiff bazı hazırlanması

Bu çalısmada; üç adet yeni polimerik- Schiff bazı, poly(acryl amit) ve 5-kloro-2- hidroksibenzaldehit, 5-bromo-2- hidroksibenzaldehit, 5-metil-2- hidroksibenzaldehit'lerin kondenzasyonundan hazırlandı. Modifiye edilen poly(acryl amit)'in metal iyonlarına olan seçiciligini arastırmak için yeni bir yaklasım önerilirken, Cu(II) ile Ni(II) koordinasyon polimerleri sentezlenerek uygun yapılar önerildi. Sentezlenen poli Schiff bazları 1H-NMR, UV ve IR spectral çalısmalar ile karakterize edildi. Yapıda bulunan Schiff bazı ve akrilamit gruplarının oranı 1H-NMR spektrumundaki ?CH=N- piki ve ?NH2 pikleri ile karsılastırılarak tahmin edildi. Poli-Schiff bazları ve onların Cu(II) ile Ni(II) komplekslerinin, element analizi ile agırlıkça ortalama moleküler kütle (Mw) bulunarak ana birim yapı önerildi. Buhar basıncı ozmometresi ile sayıca ortalama moleküler kütle (Mn) bulundu. Böylece heterojenlik indeksi yaklasık 1,8 olarak belirlendi. Dört nokta teknigi ile iletkenlik ölçümü sonucunda, halojen içeren Schiff bazlarının iletkenliginin 25 ? 50 oC arasında iletkenlik gösterirken, metil grubu içeren Schiff bazının 45 oC'den sonra iletken olmadıgı görüldü. Cu-Aldehit ve Ni-Aldehit kompleksleri arasında PAA'in seçiciligi incelendi. Cu(II) iyonlarının koordinasyon polimerini olusturma eyiliminin Ni(II) iyonlarındakinden daha yatkın olabilecegine ICP-MS ölçüm sonuçlarına göre karar verildi. Anahtar Kelimeler :Poli-Schiff bazı, poli kondenzasyon, seçicilik, polimerik komplekslerler, poli(akril amit), iletkenlik.

PoliakrilamidPolimer komplekslerSeçicilik+1
Serkan Özcan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Mikrodalga ve klasik koşullarda (R)-(-)-(S)-(+)- mandelik asit ile imidazol türevlerinin sentezinin araştırılması ve moleküler tanıma özelliklerinin incelenmesi

Benzimidazol türevleri, geniş farmakolojik yöntemleri ve biyolojik aktivite çeşitlikleri nedeniyle Anorganik Kimya, Farmasötik Kimya ve Biyokimya alanlarında önemli araştırma konularından biri olarak öne çıkmaktadır. Aynı zamanda sentez yöntemi olarak mikrodalga destekli benzimidazollerin sentezi yayınlarda öne çıkmaktadır. Sentez yöntemleri olarak, hem mikrodalga destekli hem de klasik yöntem araştırıldı. Bu çalışmada hedef olarak (R)-(-)- Mandelic acid, 98% , (S)-(+)-Mandelic acid, 98% ile sırasıyla o-fenilendiamin, 4-Klor-o-fenilendiamin ve 4-Brom-o-fenilendiamin reaktanları kullanılarak benzimidazoller sentezlenmesi amaçlandı. (R)-(-)-Mandelic acid, (S)-(+)-Mandelic acid ve o-fenilendiamin türevleri kullanılarak farklı benzimidazol bileşikleri hem mikrodalga destekli yöntem hem de klasik yöntem ile yapıldı. Klasik koşullarda yürütülen sentezde, 70 oC de 24 saatte (%93) verimle elde edilirken, mikrodalga yöntemiyle 20 dk 700watt 80 0C (%95) nispeten daha yüksek bir verimle elde edildi. Her iki yöntem ile elde edilen verimler ve reaksiyon süreleri karşılaştırıldı ve her iki yöntem ile elde edilen verimlerin oldukça iyi olduğu görüldü. Mikrodalga yöntemi ile gerçekleştirilen reaksiyonlar, klasik yönteme göre daha kısa sürede tamamlandı ve daha yüksek ürün verimi ile yöntemin etkinliğini gösterdi. Ayrıca sentezlenen kiral benzimidazol türevinin (R)-(1H-benzo[d]imidazol-2il)-1-fenilmetanol'ün (R)-(-)-a-metilbenzilamin ile yapılan UV-Vis spektroskopik titrasyon çalışmaları incelendi. UV-vis analizleri, kompleks oluşumu sırasında karakteristik absorbans değişimlerinin meydana geldiğini ve etkileşimin 1:1 stokiyometriye sahip olduğunu gösterdi. Buna karşın (R)-2-(4-bromo-benzo[d]imidazol-2-il)-2-fenil metanol ile (R)-(-)-a-metilbenzilamin arasında yapılan UV-Vis spektroskopik ölçümlerden elde edilen veriler doğrultusunda, iki molekül arasında anlamlı bir bağlanma veya kompleks oluşumunun gerçekleşmediği görüldü. Sentezlenen bileşiklerin yapısı, 1HN-MR, 13C-NMR ve FT-IR gibi yöntemler ile aydınlatıldı. Bu araştırma, benzimidazol türevlerinin alternatif sentez yöntemlerini değerlendirmenin yanı sıra, kiral yapılarının biyolojik etkileşimleri üzerindeki etkilerini anlamaya yönelik katkılar sunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Mandelik asit, İmidazol, Benzimidazol, Mikrodalga, UV-Vis

Pınar Akçiçek
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli koşullarda iletken polipirol kaplanan çeliklerin korozyon özelliklerinin elektrokimyasal polarizasyon ve iletkenlik ölçümleri ile belirlenmesi

Bu çalışmada, çelik elektrot yüzeyinde farklı özellikte polipirol kaplamalar oluşturulmuştur. Oluşturulan bu kaplamaların korozyon özellikleri 0,2M NaCl ortamında tahribatlı ve tahribatsız farklı elektrokimyasal polarizasyon teknikleri ile test edilmiş sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Bu uygulamalar sonucunda pirol konsantrasyonunun kaplama kalitesine ve korozyon özelliklerini çok değiştirdiği belirlenmiştir. 12cm2 yüzey alanına sahip çelik levhalar üzerine kaplanan polipirol'ün korozyon özellikleri 4 nokta iletkenlik cihazı ile iletkenlikleri takip edilerek belirlenmiş ve kaplanmamış çelik numunesi ile karşılaştırılmıştır. Her iki ölçüm sonucunda da polipirol kaplamaların kaplanmamış numunelere göre çeliğin korozyon dirençlerini önemli ölçüde arttırdığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İletken Polimer, Polipirol, Korozyon, Çelik

KorozyonPolipirol
Seyfi Ali Taş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Yakalanan ekstazi tabletlerinin nitel, nicel ve kaynak belirlemesinde kullanılan analiz yöntemlerinin geliştirilmesi

Tüm dünyada uyarıcı etkili yasadışı sentetik tabletlerin üretimi her geçen gün hızla artmaktadır. Bununla birlikte sentetik tabletlere konulan maddelerin çeşitliliği ve miktarları da değişmekle birlikte aktif maddelerin sentez yolları da çok çeşitlilik göstermektedir. Bunun sonucu olarak tabletlerin üretimden kullanıma kadar olan kaynaklarını belirlemek kaçınılmaz olmuştur. Tez kapsamında tabletlerde en çok kullanılan aktif maddelerin üretim mekanizmaları ara ve yan ürünleri ile birlikte sunulmuştur. Bu ara ürünler, yan ürünler ve aktif maddeler yasadışı tabletlerin kaynağının belirlenmesinde önemli rol oynar. Sentetik tabletlerin aktif maddelerinin tabletleme aşaması, üretim yolu, eklenen katkı maddeleri, dolgu maddeleri, oluşan ara ve yan ürünler ile içeriğinde bulundurdukları metalik safsızlıklar tabletlerin kaynağını belirlemede tez çalışmasında kullanılan unsurlardır. Bahsedilen unsurları belirlemek için dolgu maddelerini belirlemede, özütleme işlemi ve doğrudan FT-IR spektrumları alınarak değerlendirme yapılmıştır. Bunun yanında üretim aşamasında oluşan ara ürün, yan ürün ve son ürünleri belirlemek için tez kapsamında geliştirilen GC-MS yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca tabletlerin içerdikleri aktif ve katkı maddelerinin nicel analizlerinin yapılması amacı ile GC'den faydalanılmıştır. Tabletlerin içerdikleri metalik safsızlıkların belirlenmesi için nitrik asit ile mikro dalgada çözülerek hazırlanan tablet çözeltilerinin analizleri ICP-OES cihazı ile gerçekleştirilmiştir. Bu analiz sonuçlarında bazı tabletlerde bor metalinin görülmesi, üretiminde soğuk yöntem olarak adlandırılan ve NaBH4'ün indirgen olarak kullanıldığını göstermiştir. Ayrıca sentez aşamasında katalizör olarak yaygın biçimde kullanılan Pt'den kaynaklanan Pt kalıntılarını belirlemek için ise örneklerin XRF analizleri yapılmıştır. Pt içeren tabletlerde B bulunmayışı farklı sentez yolunun kullanıldığını desteklemektedir. Belirlenen fiziksel ve kimyasal analiz sonuçların, yakalanan tabletlerin trafik ağının belirlenmesinde kullanılabileceğini göstermiştir. Anahtar Kelimeler : Ekstazi, MDMA, Uyuşturucu madde, Amfetamin.

Taner Bora
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı nanopartikül kullanılarak çevre örneklerinde tellür analizinde yeni bir yöntem geliştirilmesi

Bu çalışmada, eser miktardaki tellür (Te) iyonlarının tayini amacıyla iki farklı manyetik nanoparçacık temelli yeni bir katı faz mikroekstraksiyon (SPME) yaklaşımı geliştirilmiş ve optimize edilmiştir. Adsorban olarak oleik asit ile modifiye edilmiş manyetik demir oksit nanoparçacıklar (OAMNP) ile MnFe₂(SiO₄)₂ esaslı nanoparçacıklar kullanılmıştır. Her iki sistem, yarıklı kuvars tüp destekli alevli atomik absorpsiyon spektrometresi (SQT-FAAS) cihazı ile birlikte değerlendirilmiştir. Metotta; pH, tampon hacmi, nanoparçacık miktarı, çalkalama biçimi ve süresi, sıcaklık, temas süresi ile eluent hacmi gibi parametreler tek tek incelenmiş ve deneysel olarak optimize edilmiştir. OAMNP adsorbanı kullanıldığında en uygun koşullar; pH 8.0, 1.0 mL tampon, 50 mg nanoparçacık, 120 saniyelik manuel çalkalama ve 60 saniyelik temas süresi olarak belirlenmiştir. Bu koşullar altında belirlenme sınırı (LOD) 0.02 µg/L, ölçüm sınırı (LOQ) ise 0.07 µg/L olarak elde edilmiştir. SQT sistemi, klasik FAAS yöntemine kıyasla yaklaşık 9.1 kat daha yüksek duyarlılık sağlamıştır. MnFe₂(SiO₄)₂ nanoparçacıklarıyla yapılan deneylerde optimum koşullar; pH 5.0, 0.5 mL tampon, 75 mg adsorban, 105 saniye vortex çalkalama ve 60 saniye temas süresi olarak saptanmıştır. Bu durumda LOD ve LOQ değerleri sırasıyla 7.733 µg/L ve 24.776 µg/L olarak bulunmuştur. Yöntemin seçiciliği, farklı iyonların varlığında yapılan girişim testleriyle değerlendirilmiş; geri kazanım oranlarının %92–105 aralığında olduğu belirlenmiştir. Yöntemin doğruluğunu test etmek amacıyla ticari soğuk çay örnekleri analiz edilmiş, doğal örneklerde tellür seviyesi tespit sınırının altında kalmıştır. Zenginleştirilen örneklerde ise %92–108 oranında geri kazanım elde edilmiştir. Sonuç olarak geliştirilen SPME–SQT–FAAS yöntemi, hem OAMNP hem de MnFe₂(SiO₄)₂ nanoparçacıklarıyla birlikte kullanıldığında, karmaşık örnek matrislerinde düşük derişimlerdeki tellürün belirlenmesinde seçici, hassas ve uygulanabilir bir analitik alternatif sunmaktadır.

Atomik absorpsiyonKatı faz mikroekstraksiyonMetal nanopartiküller+1
Fatma Ötünç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Organik patlayıcı maddelerin analizine ilişkin LC-MS/MS tekniği ile metot geliştirilmesi ve validasyonu

Patlayıcı maddelerin incelenmesi, adli bilim laboratuvarlarının temel araştırma alanlarından biri olup, olayların aydınlatılmasına yönelik önemli bilgiler sağlamaktadır. DNA profilleme veya narkotik maddelerin analizine kıyasla vaka sayısı daha az görünse de, patlayıcı içeren olayların toplumsal etkileri ve hukuki sonuçları oldukça kapsamlıdır. Özellikle terör saldırıları ve kasıtlı sabotaj vakalarında kullanılan patlayıcıların doğru şekilde tespit edilmesi; hem delil güvenliğinin korunması hem de olayın arka planına ilişkin stratejik istihbaratın elde edilmesi açısından kritik bir rol üstlenmektedir. Adli soruşturma süreçlerinde değerlendirilen kanıtlar; patlama sonrası yüzeylerde bırakılan kalıntıları, ele geçirilen patlayıcı düzeneklerini ve bunların üretiminde kullanılan ana bileşenlerle yardımcı maddeleri kapsamaktadır. Bu nedenle, patlayıcı analizleri disiplinler arası bilgi gerektiren, yüksek duyarlılık ve doğruluk talep eden bir uzmanlık alanı olarak öne çıkmaktadır.Patlama sonrası ateşli silahla işlenen bir olayda kullanılan patlayıcı madde tipinin belirlenmesi ve daha önceki olaylarla karşılaştırılması ve patlayıcı artıklarından alınan örneklerin faillerinin tespiti için çevresel (su, toprak vb.) veya şüpheli/mağdur ve hedef alınan örnekler hassas, hızlı ve ucuz analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmelidir. Bu çalışmada, günümüzde terör olaylarında kapsül ve barutlarda kullanılan RDX, HMX, PETN, TETRYL, TNT, 2.4-DNT, ETN ve PA patlayıcıların çok düşük seviyelerde tespiti için yüksek hassasiyet ve seçiciliğe sahip LC-MS-MS cihazı kullanılmıştır. Bu çalışmada, tek aşamalı ekstraksiyonla toplam 30 dakikalık ekstraksiyon prosedürünün ardından örnekler ESI iyon kaynağı kullanılarak pozitif ve negatif iyonizasyon modlarında analiz edilmiştir. Ekstraksiyon çözücüsü olarak MEOH kullanılmıştır. Gradient amonyum asetat:metanol mobil sistem ve C18 kolonu kullanılarak MS/MS parametreleri ve kromatografik yöntem optimize edilmiştir. Topraktan hedef patlayıcıların çıkarılması için farklı çözücüler test edilmiş ve en yüksek % geri kazanıma sahip MEOH çözücüsünün uygun olduğu bulunmuştur. Topraktan patlayıcı maddelerin analizi için kullandığımız yöntemin doğrulama parametreleri incelenmiş ve son olarak yöntem gerçek patlama alanından alınan toprak örnekleri üzerinde test edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada LC-MS/MS cihazıyla topraktaki TNT, HMX, RDX, PETN, TETRİL, 2,4-DNT, ETN ve PA için hızlı, kolay, seçici, düşük gözlem ve belirleme limiti, yüksek tekrarlanabilirlik ve geri kazanım belirleme yöntemi geliştirilmiştir.

El yapımı patlayıcılar
Özcan Gündoğan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hidrazon temelli rutenyum komplekslerin sentezi ve katalitik aktivitelerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasının ilk aşamasında, açilhidrazit bileşiklerinin (1a,b) 2-tiyofenaldehit (2) ile asidik ortamdaki reaksiyonu sonucunda karbohidrazon türevleri (3a,b) iyi verimle sentezlendi. Sentezlenen ligantlar [RuCl2(p-simen)]2 ile tepkimesi sonucu kompleks yapılar elde edildi. Sentezlenen moleküllerin yapıları FT-IR, 1H-NMR,13C APT-NMR ve ESI–MS gibi spektroskopik teknikler kullanılarak aydınlatıldı. Bu çalışmanın ikinci aşamasında Sentezlenen Rutenyum Komplekslerinin, sulu ortamda 2-Nitroanilin (2NA) ve 4-Nitroanilin (4NA) substratlarının NaBH4 varlığındaki katalitik hidrojenasyon tepkimesindeki etkinliği incelenmiştir. Her iki kompleksin de 2-Nitroanilin ve 4-Nitroanilin'in NaBH4 varlığındaki hidrojenasyon tepkimesinde etkin katalizör olduğu görülmüştür.

Hüsne Kahraman
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00