Çukurova University
Discipline

Geological Engineering

Çukurova University

676

Archived Theses

11

DOIs Assigned

2%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Elazığ - Bingöl karayolu çevresindeki toprak ve sedimanların ağır metal kirliliği

Bu çalışmada Elazığ ile Bingöl arasındaki karayolu civarından alınan sediman ve toprak örneklerinin ağır metallerinin litojenik, antropojenik olup olmadığı, elementlerin çevre kayaçlarla ilişkileri oldukları belirlenmiştir. İnceleme kapsamında optik mikroskop, X-Isınları difraksiyonu (XRD) tüm kayaç fraksiyonu, electron mikroskop incelemeler (SEM) , jeokimyasal analiz (ICP-MS) çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmada aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. İnceleme alanında birimler yaşlıdan gence doğru; Üst Jura-Alt Kretase yaşlı Guleman Ofiyolitleri, Senoniyen Elazığ Magmatitleri, Maastrihtiyen-Alt Eosen yaşlı Hazar Grubu, Orta Eosen yaşlı Maden Karmaşığı Pliyo-Kuvaterner Palu Formasyonu, Kuvaterner alüvyonlar yer almaktadır. Örneklerdeki ana mineraller killer (simektit, klorit ve illit), feldispat, kuvars, kalsit ve dolomittir. Al, Mg, Fe, Ti, V, Ga, Sc arasında pozitif korelasyon, Mg - Ca - Sc pozitif korelasyonu Fe - V- Ga pozitif korelasyonu, Ti - V - Sc pozitif korelasyonu, V - Ga - Sc pozitif korelasyonu, Ga - Sc pozitif korelasyonu, Na ile Mg, Ca, Sc arasında negatif korelasyon, Mg ile P - La negatif korelasyonu, Ca ile La negatif korelasyonu, Ti ile Th-La-Ba negatif korelasyonu Mg ve Ca pozitif korelasyonu bazik kaynağı, Ca Sr-Ba pozitif korelasyonu karbonat kaynağını göstermektedir. Bu alınan örneklerin La/Sc, Th/Sc, La/ Co oranları çevre kayaçlara uyum sağlamaktadır. Ortalama değerler esas alındığında elementlerin bulunma sırası Mn> Pb > Cr> Ni > Zn >Cu >Co>As>Fe> Mo' dir. Cu, Th, Ba varyasyon katsayısı 55 den düşük, V, Ti, Sc 45 den düşük, P, Al, Co, Mn, Fe, 35 den düşüktür. Mo, Ni, Zn, Cd 70 den düşüktür. As, Cr, Pb, 70 den büyüktür. EF katsayıları da buna paraleldir. EF değerlerine göre ağır metallerden Cu ve Co bakımından genellikle kirlilik olmamıştır. Mo, Ni, Zn, Cd bakımından düşük kirlilik söz konusudur. Pb, Cr belirgin oranda kirlilik sunmaktadır. Ni, Cu, Mn, Fe, Zn, Mo, Cd basıklık ve çarpıklığın düşük olması bunların normale daha yakın dağıldığını göstermektedir. Kirlilik olmamış ya da az oranda olmuştur. Pb ve Cr bakımından bu katsayıların yüksek olması bunlarda önemli kirlilik değerini yansıtır. Co, Cu, Mn litojenik kökenlidir. Hafif düzeyde trafikten kaynaklı Pb zenginleşmesi olası iken Pb zenginleşmesi Zn ve Cd gibi Elazığ Magmatitleri'ne bağlı Pb-Zn zenginleşmelerinden kaynaklanmıştır. As gübrede kullanılmakta olup, tarım kökenli olabilir.

Muhammed Cihad Başaçık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Danişment diyaspor yatağının (Milas-Muğla) oluşum koşullarının sıvı kapanım çalışmaları ile belirlenmesi

Danişment Diyaspor yatağının (Milas-Muğla) oluşum koşullarının sıvı kapanım çalışmaları ile belirlenmesi konulu çalışamanın amacı bölgede oluşan boksit yataklarının mineralojik ve jeokimyasal özelliklerinden yola çıkarak kökenini yorumlamaktır. Bu kapsamda; boksit oluşum koşullarının bölgesel litoloji ile ilişkilendirilmesi ve yeni yatakların oluşturulan model ışığında aranmasıdır. Milas–Kozağaç-Çamlıktepe mevkii'nden bir adet yan kayaç olmak üzere 7 adet boksit örneği alınmış ve ana-iz element içeriğini belirlemek üzere XRF-ICP-MS (X-Ray Fluoresans ve Inductively Coupled Plasma- Mass Spectrometre) analizi, mineralojik öezellikleri belirlemek üzere dört örnekte Raman Spektrografi analizi ve diyaspor örneklerinde birincil ve ikincil kapanımlarla toplam 223 adet sıvı kapanımı analizi ile Pb izotop analizleri yapılabilmiştir. Sıvı kapanım bulguları, boksit oluşum sıcaklık aralığının 191-350 °C olduğunu göstermektedir. Raman Spektrografi bulguları, diyasporların varlığını göstermektedir. Ana ve iz element içerikleri; karstik lateritik ve demirli lateritik boksit oluşumunu işaret etmektedir. Kurşun izotop bileşim oranları ve diğer bulgular, boksit oluşumlarında etkili olan çözeltilerin, farklı derinliklerde dolaşması nedeni ile kimyasal içeriklerinin değişim gösterdiğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, çalışma alanındaki boksit oluşumlarının, Triyas kuvarslı meta- kireçtaşları ve Jura platform tip kireçtaşları ile ilişkili olduğu ve tektonizmaya bağlı, farklı bileşimli su sirkülasyonlarının kimyasal ayrışma koşullarını hızlandırdığını, bölgesel iklim koşullarına bağlı olarak boksit oluşumlarının gerçekleştiği düşünülmektedir.

Azar Akhundlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ çevresindeki kuvaterner yaşlı volkanik kayaçların petrolojik özellikleri

Elazığ yakın çevresindeki Kuvaterner yaşlı volkanik kayaçların mineral kimyası analizleri ile beraber tüm kayaç ve izotop (Sr-Nd) analiz verilerinin önceki çalışmalarla birlikte değerlendirilmesini amaçlayan bu çalışmada, volkanitlerin litolojik özellikleriyle beraber petrografik ve jeokimyasal özellikleri incelenmiştir. Doğu Anadolu Volkanik Provensi içerisinde tanımlanan Elazığ volkanitleri, incelenen lokasyonlarda lav akmaları ve piroklastik kayaçlardan meydana gelmiştir. Lav akıntıları büyük kalınlıklar oluşturmazken, genellikle bazaltik cüruf konileri oluşturan piroklastik kayaçlar görece olarak çok daha kalındır. Lavlarda yapılan petrografik çalışmalar, bu kayaçların çok az alterasyonlu ve genelde porfirik, veziküler ve akıntı dokusu gösteren olivin bazaltlardan oluştuğu belirlenmiştir. Bu kayaçların ana mineral bileşimi plajiyoklas, olivin, piroksen daha az olarak ta amfibol mineralinden oluşmuştur. Minerallerin kimyasal analiz verilerinin değerlendirilmesi ile tüm lokasyonlardaki plajiyoklas mineralleri genellikle labrador ve andezinle beraber anortitle sanidin arasında değişim göstermektedir. Piroksen mineralleri diyopsit ve klinoenstatit bileşimli iken, olivin minerallerindeki element dağılımları homojen magmayla beraber magma karışımını da işaret etmektedir. Yapılan tüm kayaç analiz sonuçlarının, isimlendirme diyagramlarında değerlendirilmesine göre volkanitlerin silise doymamış alkali özellikte ve yüksek K'lu alkalen seriye ait potasik trakibazalt, hawaiit ve bazanit bileşiminde olduğu belirlenmiştir. Ana ve iz elementlerin SiO2 ile değişimlerini gösteren Harker diyagramlarında element içerikleri bakımından değerlendirilen tüm örneklerin birbirleriyle genel olarak uyumlu olduğu görülmektedir. Benzer dağılım kondrit ve ilksel mantoya göre normalize edilmiş çoklu element değişim diyagramlarında da görülmektedir. Volkanitlerin düşük 87Sr/86Sr(i) ve yüksek 143Nd/144Nd(i) içerikleri tüketilmiş manto kaynak bölgesini işaret etmektedir. Mineralojik ve jeokimyasal veriler, tüm volkanitlerin çarpışma sonrası gelişmiş levha içi bazalt özelliğinde ve düşük kısmi ergime derecesine sahip astenosferik kaynaklı bir magmadan türeyen, fraksiyonel kristalleşmenin yanında kısmen üst kabuk kirlenmesinden de etkilendiğini göstermektedir.

Safiye Aydemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çaybağı (KD Elazığ) civarındaki Yüksekova karmaşığına ait mafik volkanik kayaçların konfokal raman spektroskopisi ile incelenmesi

Çaybağı (KD Elazığ) mezra bölgesi kuzey kesimlerinde yaklaşık 100 km2 lik geniş bir alanda yüzeyleme veren Yüksekova Karmaşığı birimine ait mafik volkanik kayaçlar bu çalışmayla petrografik ve mineralojik açıdan ele alınmıştır. Başlıca incelenen lokasyonlar; Fahribey mezrası, Fahribeyköy, Osmanağaköy, Topağaç, Soğanlı, Selim, Yukarıkazanlar, AskerTepe Dağları dolaylarıdır. İrdelenen ve arazide baskın litoloji bazaltik yastık lav, lav akmaları, lav breşleri ile bunlara eşlik eden volkanik kırıntılı malzemelerdir. Mafik volkanik kayaçlar, karşılaştırılan alanlarda petrografik açıdan yaklaşık olarak homojenlik gösterirken, kısmen dokusal ve alterasyon türleri bakımından çeşitlilik gösterirler. Plajiyoklas + piroksen ± olivin baskın kayalarda, porfirik, veziküler, amigdaloidal, hiyalomikrolitik, mikrolitik/hiyalomikrolitik porfirik dokular gözlenebilmektedir. Belli bir lokasyona özellikte bir bileşim yada dokusal özellik gözlenmezken, alterasyon özellikleri türüne göre bazı lokasyonlarda baskın gözükebilmektedir. Başlıca opaklaşma, silisleşme, spilitleşme, killeşme, kloritleşme, karbonatlaşma ve serpantinleşme türünde alterasyonlardır. Bu çalışmayla aynı zamanda ikincil süreçlerin kısmen ortaya çıkarıldığı ve hidrotermal süreçlerin detayda ortaya çıkarılması gerektiği saptanmıştır. Bu çalışmada mafik volkanik kayalar genel olarak; spilitik bazalt, amigdaloidal bazalt, piroksen bazalt olarak tanımlanmışlardır. Çalışma lokasyonlarını temsilen Ural (2012) örnekleri üzerinde ilk kez gerçekleştirilen Konfokal Raman Spektrometresi çalışmalarında temsili ve analizlere en uygun örnekler esas alınmıştır. Bu kayaç örneklerinde bulunan piroksen, plajiyoklas ve bazı opak mineraller üzerinde gerçekleştirilen Konfokal Raman Spektroskopisi analizleri neticesinde birincil olarak 'ojit, diyopsit, albit, labradorit, manyetit'; ikincil olarak ise 'epidot, hematit' mineralleri saptanmıştır.

BazaltEkstrüzyon kaynaklarıElazığ-Çaybağı+1
Mutlu Ercan Çelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksekova Karmaşığı(Elazığ) bazik volkanik kayaçlarının Konfokal Raman spektroskopisi ile incelenmesi

Bitlis-Zagros sütur zonu hattının batı uzantısındaki Güneydoğu Anadolu Orojenik Kuşağı boyunca yer alan çalışma alanı Elazığ (Doğu Türkiye) ili çevresinde başlıca: Baskil (Kuşsarayı, Topaluşağı), Keban (Cebberuşağı), Sivrice (Kinederiç-Bekçitepe), Sürek (Sivrice), Konakalmaz, Kesikköprü civarındaki lokasyonlarda gerçekleştirilmiştir. Bu alanda volkanosedimanter yay gerisi havzalarda gelişmiş olan Yüksekova volkanik mafik ürünlerden bazaltik yastık lavlar ve kısmen doleritik subvolkanitler petrografik ve Konfokal Raman spektroskopisi ile irdelenmiştir. Genel olarak farklı karakteristikler sergilemekle birlikte yer yer zeolit, klorit, epidot ikincil minerallerin eşlik ettiği plajiyoklas+piroksen ±olivin ana mineralojisine sahip Elazığ çevresi yastık lavları bazaltik bileşime sahip oldukları tespit edilmiştir. Subofitik, intergranüler, poikilitik, mikroporfirik, hiyalomikrolitik porfirik, amigdaloidal ve glomeroporfirik dokulu bazaltlar mevcuttur. Kayaçlarda kuvars, kalsit damar ve silis dolguları, epidotlaşma (piroksenlerden itibaren), kloritleşme (piroksenlerden itibaren), silisleşme, opaklaşma (yer yer piroksenlerde ve yaygın hamurda), karbonatlaşma, az oranda serisitleşme (plajiyoklaslarda), killeşme gibi alterasyon çeşitliliği söz konusudur. Elazığ çevresi yastık lavları üzerinde piroksen ve kısmen plajiyoklas ve opak mineraller üzerinde Konfokal Raman analizleri gerçekleştirilmiştir. Konfokal Raman çalışmaları Elazığ çevresi mafik volkanik kayaçlardan özellikle yastık lavlar ve kısmen subvolkaniklerdeki piroksenler, kısmen de plajiyoklas ve opak mineraller üzerinde magma karakterizasyonunun yorumlanması amacıyla gerçekleştirildi. Başlıca inceleme konusu olan klinopiroksenlerin baskın olduğu saptanan kayaçlarda Konfokal Raman analizleriyle elde edilen mineral türleri başlıca ojit ve nispeten daha az diyopsit olup bölgede yastık lavların bazaltik bileşimli ve bu kayaçların hemen hemen homojen bir bileşimsel aralık sergilediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Elazığ (D Türkiye), Yüksekova Kompleksi, yastık lavlar, bazalt, Konfokal Raman Spektroskopisi

BazaltElazığ-SivriceRaman spektroskopisi+2
Cedide Kaymak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gökgöl çevresinde yüzlek veren turneziyen (karbonifer) yaşlı denizel birimlerin stratigrafik ve sedimantolojik özellikleri (Yılanlı formasyonu, KB Türkiye)

Bu çalışmada Zonguldak Bölgesi'nde (Kuzeybatı Türkiye-Batı Pontitler) yer alan Turneziyen'e (Karbonifer) ait sığ denizel birimler incelenmiştir. İstifin fosil içeren seviyeleri bentik foraminifer biyozonları ile mercan fosillerine (Campophyllum, Pseudochaetetes gibi) (DFZ7 ve MFZ2 biyozonları: Poty vd., 2006) göre Turneziyen (Karbonifer) olarak kabul edilmektedir (Denayer, 2016). İncelenen birimler, Yılanlı Formasyonu'nun üst bölümünü oluşturan, kireçtaşı, dolomitik kireçtaşı ve ince tabakalı siyah şeylleri kapsar. Çalışmanın amacı, söz konusu birimlerin stratigrafik ve sedimantolojik özelliklerini inceleyerek fasiyes analizi yapmak ve çökelme ortamları hakkında yorumlamalarda bulunmaktır. Bunun yanısıra, çalışma alanındaki ortamsal özelliklerin Devoniyen/Karbonifer geçişi ile Tournasiyen dönemlerinde küresel ölçekte gerçekleşen iklimsel olaylarla ilişkili olup olmadığı karşılaştırılmış ve buna yönelik bir değerlendirme de yapılmıştır. Çalışma sırasında 143 metre kalınlığında ayrıntılı Ölçülü Stratigrafik Kesit alınmış ve kesit boyunca sistematik olarak 111 adet örnek alınmıştır. Arazi çalışmalarında bitüm kokulu (metan gazı) laminalı kireçtaşı, açık ve koyu gri renkli kireçtaşları, çörtlü kireçtaşları ve tabakaların arasında gelişen ince tabakalı bitüm kokulu siyah şeyllerle birlikte killi kumlu ara seviyeler belirlenmiş ve makro ölçekte gözlenen sedimanter fasiyesler olarak 5 adet fasiyes tanımlanmıştır. Petrografik incelemelerde ise istifte tanetaşı, istiftaşı ve vaketaşı olmak üzere 3 tane mikrofasiyes ve 7 tane alt-mikrofasiyes tanımlanmıştır. Tanımlanan mikrofasiyeslerde bol miktarda mercan, brakiyopod, pellet, foraminifer, ostrakod, bivalvia, gastropod, alg, intraklastlar ve stramatolitik yapılar gözlenmiştir. Mikrofasiyes analiz sonuçları, istifin sığ deniz ortamlarda (gelgit kuşakları ve kısıtlı lagün ortamları gibi) çkeldiğini göstermektedir. Çalışma alanında gözlenen makro ve mikro fauna toplulukları arasında en dikkat çekici olan grup, iki farklı dönemde iki farklı topluluk olarak gözlenen ve zengin cins ve tür içeriğine sahip rugosa ve tabulata mercanlardır (Denayer, 2016). Fransa, Almanya, Çin ve Kuzey Amerika'da yapılan çalışmalarda, fosil topluluklarının toplu yok olmalarına neden olan faktörlerin Devoniyen - Karbonifer geçişinde ve Turneziyen sırasında küresel ölçekte gerçekleşmiş büyük iklimsel krizler (örneğin, Devoniyen sonundaki Hangenberg olayı ve Turneziyen'deki Alum şeyl olayı gibi) olduğu düşünülmektedir (Kaiser vd., 2015; V.Zhuravlev, 1998). Bununla birlikte, bölgede şimdiye kadar denizel faunanın ve özellikle mercan fosillerinin toplu yok olmasına neden olan iklim değişikliklerine ilişkin hiçbir bulgu bulunmamaktadır (Denayer, 2014/2016). Fasiyes analizleri sonucunda, istifte siyah çörtlü kırıntılı kireçtaşları ile ilk kez tespit edilen siyah şeyl tabakalarının Tournasiyen'deki Alum Şeyl Olayına ait göstergeler olabileceği yorumu yapılmıştır. Siyah şeyllerin varlığı deniz tabanındaki anoksik ortamlarda depolan organik maddece zengin ortam koşullarını temsil etmektedir. Siyah çörtlerin boşluklara dolması ve mercan gövdelerinin silisle dolması ise volkanik kökenli suların kırıntılı tortullarla birlikte ortama girmesini göstermektedir. Bu faktörler karbonat çökelimini sona erdirmiş ve iklimsel olaylarla ilişkili olarak karbon çevriminde düzensizliğe (pertürbasyon) neden olmuştur. Sonuçta, incelediğimiz istifteki anoksik ortam koşulları ile fosillerin toplu yokolmalarına dair bulgularımızın, Tournasiyen döneminde gerçekleşen ve Alum Şeyl Olayı adı verilen iklimsel kriz olaylarıyla karşılaştırılabileceği sonucuna varılmıştır.

Abdıfatah Farah Ahmed
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Anadolu fay zonu Palu segmentinde dislokasyon metamorfizma

Bu çalışma, Elazığ-Palu ilçesi, Gökdere sıkışmalı büklümü ile Hazar Gölü gevşeten büklümü arasında K60oD doğrultusunda 77 km boyunca uzanan DAF zonu Palu segmenti kayaçlarında yer alan dislokasyon metamorfizmanın etkilerinin mineralojik ve jeokimyasal incelemesini kapsar. Bu çalışma kapsamında incelenen alandaki en yaşlı birim, Geç Kretase (Senoniyen) yaşlı çoğunlukla volkanik kayaçlar ve bunları kesen granitik kayaçlardan oluşan Elazığ Magmatitleri'dir. Diğer birimler ise, Alt Eosen yaşlı kumtaşı-şeyl-marn ardalanmasından oluşan Hazar Grubu, Orta Eosen yaşlı çamurtaşı bantlı volkanik Maden Karmaşığı, Orta Eosen-Oligosen yaşlı tabanda çakıltaşı, üst seviyelerde resifal kireçtaşları ile temsil edilen Kırkgeçit Formasyonu, konglomera ve kumtaşlarından oluşan Kuvaterner yaşlı, Palu Formasyonudur. İnceleme alanının en genç birimi, serbest çakıl ve kum litolojisinin hâkim olduğu eski akarsu çökelleri olan alüvyonlardır. Fay zonlarında dislokasyon metamorfizma ve fay kayalarının belirlenmesi sebebiyle farklı analiz yöntemleri tercih edilmiştir. Fay zonu içerisindeki tüm kayaçlarda mineralojik incelemeler, X-ışınları difraksiyonu (XRD) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) gibi kimyasal analiz incelemeleri yapılmıştır. Farklı analiz yöntemleri ile tektonizma, kil minerallerinin morfolojisi ve metamorfizma ilişkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Mineralojik ve kimyasal analizler, hidrotermal alterasyonu ve fay zonu deformasyonunu göstermektedir.

DislokasyonDoğu Anadolu fay zonuElektron mikroskobu+2
Tuğçe Karaca
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu karbonat kökenli mermer ve boyutlu taş atıklarının endüstriyel olarak değerlendirilmesi

Günümüzde maden işletmelerinde (açık/kapalı işletme maden sahalarında), özellikle de karbonat kökenli açık maden ocaklarındaki üretim atığı miktarları çok büyük boyutlara ulaşmış olup, bu atıkların artışı da günden güne büyüyerek devam etmektedir. Bu atıkların depolandığı pasa döküm sahaları çok büyük alanları kaplamaktadır. Bu alanlar, gün geçtikçe daha da büyümektedir. Kaldı ki bu alanlar çoğunlukla, orman sahası olup yasa ve yönetmelikler kapsamında bir an önce tekrar orman dokusunun kazandırılması gerekmektedir. Bu çalışma ile Batı Anadolu karbonat kökenli mermer ve boyutlu taş atıklarının endüstriyel olarak değerlendirilmesi, orman sahalarının yeniden ağaçlandırılarak doğaya kazandırılması amaçlanmaktadır. Böylece ülke ekonomisine maddi olarak kaynak sağlanırken, söz konusu atık sahaları, yasa ve yönetmelikler çerçevesinde üretim yapan işletmeler tarafından rehabilite edilerek ağaçlandırılmış olarak doğaya kazandırılacaktır. Bu nedenle araştırma; günümüz koşullarında ülke ve bölge ekonomisine katkıda bulunması ve ekonomik olarak katma değer oluşturması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma ile mevcut durumun oluşturduğu çevresel problemleri azaltmak ve ekonomiye ciddi oranda katkı sağlamak amacıyla, oluşmuş ve oluşacak atıkların endüstriyel olarak birçok alanda değerlendirilebilir olduğu gösterilmektedir. Ayrıca bu değerlendirilmenin alternatifleri üzerinde de durulmaktadır. Böylece bundan sonra, bu konuda yapılacak çalışmalar için de bir veri tabanı oluşturulmaktadır. Bu çalışmada; Batı Anadolu'da yer alan Aydın, Burdur, Denizli, İzmir ve Muğla illerindeki altı farklı işletmenin ruhsat sahasında, gerçek zamanlı kinematik drone kullanılarak elde edilen veriler ile maden atıklarının kübaj hesapları hassas şekilde yapılmış ve maden atık sahalarındaki pasaların doğru planlama yapılarak endüstride nasıl yer alabileceği ve ekonomik olarak kazanç sağlayacağı ortaya konmuştur. Burada çok büyük boyutlarda endüstriye kazandırılamayan maden ve boyutlu taş atıkları olduğu, bu atıkların çok büyük alanları kapsadığı gösterilmiştir. Mevcut maden sahalarından yerinde numuneler alınarak laboratuvarda fiziksel, kimyasal ve mineralojik-petrografik deneyler standartlarına göre yapılmış ve bu numulelerin özelliklerine göre kullanılabileceği sektörler belirlenmeye çalışılmıştır.

Nurettin Yüksel
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adatepe (Devrek/Zonguldak) mevkii sülfürlü cevher oluşumları

Bu çalışma, Zonguldak ili Devrek ilçesi Adatepe köyü ve civarını kapsayan yaklaşık 80 km2' lik bir alanda yüzeyleyen kayaçlardan numuneler alınıp, jeokimyasal analiz ve cevher mikroskobu'ndan yararlanılarak numunelerin mineralojik-petrografik analizleri gerçekleştirilerek maden arama çalışması amaçlanmıştır. Çalışma alanında Perkambriyen'den günümüze kadar oluşan magmatik, metamorfik ve sedimanter birimler yüzeylenmektedir. İnceleme alanın temelini ayrılmamış amfibolit, gnays, migmatit, metagranit, metavolkanik, şist ve mermerlerden oluşan, Perkambriyen yaşlı Yedigöller Formasyonu oluşturmaktadır. Orta Ordovisiyen-Alt Devoniyen yaşlı başlıca şeyl, kumtaşı ve kireçtaşlarından oluşan Ereğli Formasyonu Perkambriyen yaşlı Yedigöller Formasyonun üzerine açısal uyumsuzlukla gelmektedir. Volkanik aglomera, tüf, andezit, bazalt ve volkanojenik kumtaşı ile temsil edilen Üst Kretase yaşlı Kazpınar Formasyonu Yedigöller Formasyonunu, çakıl, kum, silt ve kil ile temsil edilen Kuvaterner yaşlı Alüvyon birimini ve Yamaç Molozu'nu açısal uyumsuzlukla kesmektedir. Yarı pelajik kireçtaşı, şeyl, kumtaşı ve konglomareden oluşan Üst Kampaniyen-Alt Eosen yaşlı Akveren Formasyonu Yedigöller Formasyonu ve Ereğli Formasyonu kesmektedir. Akveren Formasyonun üzerine ise sarı, beyaz renkli, kiltaşı ardalanmalı aglomera, siltaşı, ince orta tabakalı kumtaşı tüf ve marn ara seviyeleri ile temsil edilen Alt-Orta Eosen yaşlı Çaycuma Formasyonu gelmektedir. Mineralojik (Cevher) mikroskobik incelemelerinde baskın olarak cevher minerali olan pirit ile kıyaslanırsa daha az oranlarda kalkopirit, manyetit ve rutil mineralleri yer almaktadır. Numunelerde yer yer braunit de görülebilmektedir. Araziden derlenen kayaç numunelerden ana oksit analizleri (Na2O, MgO, Al2O3, SiO2, P2O5, Cl, SO3, K2O, CaO, TiO2, V2O5, Cr2O3, Fe2O3 ve LOI), ateş zayiatı (kızdırma kaybı) ile iz element (Co, Ni, Cu, Zn, Ga, Ge, As, Se, Br, Rb, Sr, Nb, Zr, Mo, Cd, İn, Sn, Sb, Cs, Ba, Hf, Hg, Ta, Pb, Bi, Th ve U) ve nadir toprak element analizleri (İ, Te, La, Ce, Th, W, Y, Ti) gerçekleştirilmiştir. Yedigöller Formasyonu ile Ereğli Formasyonu ve Kazpınar Formasyonundan toplam 7 adet numune derlenerek parlatma blok kestleri ve ana oksit, iz element ve jeokimyasal analizleri geçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Adatepe köyü, Devrek, Zonguldak, jeokimyasal, pirit, kalkopirit, rutil, braunit

Shah Murad Turkmen
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yolcular metamorfiti (Bitlis-Hizan) ve aplit dayklarının petrojenezi

Çalışma alanında Bitlis masifinin Yastıktaş gözlü ganysı, Karakuş amfiboliti ve Doğruyol gnaysıyla temsil edilir. Yastıktaş gözlü ganysı gözlü gnaysla, Karakuş amfiboliti amfibolitlerle ve Doğruyol gnaysı ise kuvarso-feldispatik gnays kayaçlarından oluşmaktadır.¬¬ Bitlis ili Hizan ilçesinin güneyi ve Van Gölü güneydoğusunda aplit damar/silleri ile kesilen Yolcular Grubu kayaçları mikrogranit, granodiyorit ve tonalit bileşimlidir. Lökogranitik bu kayaçlar amfibolit ve granitik gnayslarla uyumlu ve çoğunlukla uyumsuz kütleler halinde konulanmışlardır. Yolcular metamorfitine ait kayaçlarının stratigrafisi incelendiğinde amfibolit, mikagnays/şist ile bu birimleri kesen granitik kökenli gözlü gnays, kuvarso-feldispatik gnays, biyotit metagranit, melapegmatit gibi kayaçlardan oluştuğu görülür. Asitik magmatik aktiviteyi işaret eden damar kayaçları, Üst Triyas'ta riftleşmeyle Arabistan levhasının Anadolu levhasından ayrılması sonucu oluşmuşlardır. Magmatik aktivitenin başladığı bu süreçte, Pan-Afrikan yaşlı magmatizma ile ortognayslar, daha sonra Triyas'ta lökokratik paragnayslar oluşmuştur. Metamorfik Masif'teki ikinci ana magmatik aktive aplitlerin oluşmasına sebep olmuştur. Bitlis Metamorfiti Yolcular grubu yer yer aplit daykları ile kesilmiş, magmatik faaliyetlere ve tektonik hareketlere bağlı olarak gelişen ayrışma birime ait kayaçlarda retrograd kataklastik metamorfizma izlerinin oluşmasına sebep olmuştur. Bitlis metamorfitine ait aplit örneklerinin mineral bileşimleri Alkali feldispat, plajiyoklaz, kuvars, biyotit ve hornblend'dir. Petrografik ve jeokimyasal analiz sonuçları aplitlerin ikinci aktif magmatizma etkisiyle granitten magmatik diferansiyasyonla geliştiğini işaret etmektedir. Toleyitik ve Kalkalkalen bileşime sahip granitik magma fraksiyonel kristallenmeye uğramış ve aplitler sil şeklinde yerleşmiştir. Alümino-kafemik özellikteki örneklerin kökeni olasılıkla hibrid bir magma olup magmanın oluşumunda sialik köken katkısı fazladır.

Mustafa Güler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çelikhan (Adıyaman) ilçesinin G-GB'sının hidrojeolojik incelemesi

Bu çalışmanın amacı, aktif tektonizmanın etkisinde ve yüksek debili kaynaklar bakımından zengin olan Çelikhan Ovası içerisinde, Adıyaman ilinin içme suyu temininde kullanılan Mir, Zerban, Havşari, Çokpınar ve Balıksırtı kaynaklarını hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal olarak değerlendirmektir. Hidrojeoloji çalışmaları ile kaynakların oluşum mekanizmaları açıklanmış, uzun süreli debi ölçümleri değerlendirilerek kaynakların gerçek rejimdeki boşalım miktarları hesaplanmıştır. Yapılan hidrojeokimyasal çalışmalar ile suların kimyasal bileşimlerinin litoloji ile ilişkisi açıklanarak içme ve tarımsal sulamaya uygunlukları incelenmiştir. Suların pH, sıcaklık (T) ve elektriksel iletkenlik (EC) ölçümleri arazide yerinde yapılmıştır. Suların majör anyon ve katyon analizleri yaptırılmıştır. Çelikhan ovası ve yakın çevresinde yüzeyleyen birimler Paleozoyik-Kuvaterner yaş aralığında olup, yaşlıdan gence doğru Malatya Metamorfitleri, Koçali Karmaşığı, Maden Karmaşığı ve Pliyo-Kuvaterner yaşlı alüvyonlardır. Çalışma sahasında geniş bir alanda yüzeyleyen Devoniyen-Jura yaşlı Malatya Metamorfitleri'ne ait rekristalize kireçtaşları kaynakların akifer birimidir. İnceleme alanındaki kaynakların oluşumunda bölgede hakim doğrultu atımlı fay sistemleri etkili olmuştur. Kaynakların akiferini oluşturan Malatya Metamorfitleri'nin tabanındaki şistler geçirimsiz temeli oluşturmaktadır. Akifer biriminin beslenme alanının genişliği ve birimde oluşan karstlaşmaya bağlı olarak kaynak debileri yüksektir. İncelenen suların pH değerleri 7,56- 8,9 arasında, sıcaklık (T) değerleri 9,7-11,9 ⁰C arasında ve EC değerleri ise 119,80- 278,30 μS/cm arasında değişmektedir. Kaynaklar genel olarak bazik karakterlidir. TS, 266 ve WHO içme suyu standartlarına göre içme amaçlı kullanıma uygundur. Analiz sonuçlarına göre hazırlanan Piper diyagramlarında, incelenen kaynaklardan Mir, Zerban ve Havşari kaynakları Ca-Mg- HCO₃, Çokpınar ve Balıksırtı kaynakları ise Ca-HCO₃ su tipindedir. Sular tarımsal sulamaya uygundur. Zerban Kaynağı'nın 04.01.2018- 18.12.2018 tarihleri arasında, gerçek rejimde, boşalım kotu üzerindeki depolama gücü V=2,5*10⁶ m³, Havşari Kaynağı'nın 14.01.2010- 16.12.2010 tarihleri arasında, gerçek rejimde boşalım kotu üzerindeki depolama gücü V=3,9*10⁶ m³ ve Balıksırtı Kaynağı'nın 14.01.2010- 10.01.2011 tarihleri arasında, gerçek rejimde boşalım kotu üzerindeki depolama gücü V=2,5*10⁶ m³ hesaplanmıştır. Adıyaman'a içme suyu sağlayan bu kaynakların kurak dönemde nüfusa (310.644) yetecek toplam gün sayısı 132 gün olarak belirlenmiştir. Zerban ve Havşari kaynaklarının akifer beslenim alanı geniş olduğundan debi değerleri yüksek, Balıksırtı Kaynağı'nın beslenme alanı dar ve çevresinde çok sayıda kuyu açıldığından debi değerleri diğer kaynaklara göre düşüktür. Kurak dönemlerde kaynaklardan daha iyi verim alabilmek için beslenim alanlarının korunması, ovada açılacak kuyuların kontrollü şekilde ruhsatlandırılması ve bu kuyulardan fazla su çekimi yapılmaması gerekmektedir. Analizleri yapılan suların NH₄⁺, NO₃⁻ve NO₂⁻ içerikleri incelendiğinde Türk Standartları Enstitüsü (TS, 266) tarafından belirtilen standart değerlerinin altında olduğu görülmüş, bununla beraber K-3, K-5 ve K-9 numaralı sularda diğer sulara oranla daha yüksek konsantrasyonlarda tespit edilen NO3-'ın akifer beslenme bölgesinde yapılan hayvan otlatma, tarım arazilerinde kullanılan kimyasal gübreler, arazi yüzeyinde açıkta depolanan hayvansal atıklar ve fosseptiklerle ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Adıyaman-ÇelikhanDebi katsayısıHidrojeokimya+2
Mehtap Gözlü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zonguldak Mithatpaşa-II karayolu tüneli güzergahindaki formasyonlarin gaz içeriği ve alınması gereken önlemler

Zonguldak Belediye sınırları içerisinde yer alan imar alanını Kilimli Belediyesi yol güzergahına bağlayacak olan Mithatpaşa-II Tüneli Zonguldak şehir merkezinden Kilimli İlçesine doğru çift tüp olarak tasarlanmıştır.

Cengiz Savaş
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Alacakaya krom yatağı çevresindeki suların ağır metal kirliliği potansiyelinin incelenmesi

Bu çalışmada, Elazığ İli Alacakaya ilçesi krom yatakları çevresindeki yüzey ve yeraltı sularındaki ağır metal kirliliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda bölgede gözlenen dereler, galeriler ve kaynak sularından temmuz ayında (2021) su örnekleri toplanmıştır. Bu örneklerde çok sayıda katyon ve anyon analizleri yaptırılmıştır. Alınan su örneklerinin anyon analizleri Elazığ İl Özel İdaresi Analiz laboratuvarında iyon analizöründe, katyon analizleri ise Acme (Kanada) Analiz Laboratuvarı'nda ICP-MS'de yapılmıştır. Bu analiz sonuçlarına göre yöredeki suların sınıflaması yapılmış ve buna göre bölgedeki suların Mg+2, Ca+2 ve HCO3- 'ca zengin sular olarak sınıflandırılmıştır. Bu çalışmada, bölgedeki suların ağır metal seviyeleri kirlilik kriterleri açısından değerlendirilmiştir. Bölgedeki sularda ortalama 24.9 ppb Al, 0.6 ppb As, 13 ppb B, 40.7 Br, 15.6 ppm Cl, 0.04 ppb Co, 8.6 ppb Cr, 12 ppb Fe, 28.08 ppm Mg, 3.71 ppm Na, 0.81 ppb Ni, 4832 ppb Si, 0.03 ppb Pb, 21.9 ppb Sr, 0.03 ppb U ve 1.85 ppb V içerdiği saptanmıştır. Bu sulardaki ağır metal seviyeleri, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)'nün içme suyu standartlarının altında değerler bulunmuştur. Yöredeki yüzey ve yeraltı suları, bölgedeki yoğun madencilik çalışmalarına rağmen herhangi bir ağır metal kirliliği saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Elazığ, Alacakaya, ağır metal kirliliği, yüzey ve yeraltı suları

Ağır metal kirliliğiElazığ-AlacakayaSu kirliliği+3
Hüseyin Cihan Yücel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kozluk kaynağı'nın (Malatya) hidrojeolojik incelemesi

Kozluk Kaynağı'nın (Malatya) hidrojeolojik incelenmesini konu alan bu çalışmanın amacı, kaynak oluşumlarının açıklanması, düzenli debi ölçümleri ile gerçek rejim dönemlerinin belirlenmesi, kimyasal analizler ve izotop analizler ile suların kimyasal bileşimlerinin litoloji ile ilişkisinin açıklanması, suların kökenlerinin belirlenmesidir. Ayrıca bu çalışma kapsamında suların kimyasal bileşimleri çeşitli standartlarla karşılaştırılmış ve içme suyu amaçlı kullanımları değerlendirilmiştir. Yağışlı ve kurak dönemi temsil etmek için Mayıs (2020) ve Eylül (2019) aylarında yeraltı sularından numuneler alınmıştır. Her iki dönemde de yeraltı sularının kimyasal ve izotop analizleri yapılmıştır. Yeraltı sularından numuneler alınırken pH, sıcaklık (T) ve elektriksel iletkenliği (EC) arazide yerinde ölçülmüştür. Kaynak debileri dikdörtgen savaklar yardımıyla, çeşmelerin debileri ise belirli hacim yöntemiyle ölçülmüştür. Çalışma sahasında, Devoniyen-Jura yaşlı Malatya Metamorfitleri'ne ait rekristalize kireçtaşları ve şistler geniş alanlarda yüzeylemektedir. Kaynakların akifer birimleri Malatya Metamorfitleri'ne ait rekristalize kireçtaşları olup, şistler geçirimsiz temel birimleri oluşturmaktadır. İncelenen suların pH değerleri 7,30-8,04 arasında, elektriksel iletkenlik değerleri ise 233,60-535,00 µS/cm arasında değişmektedir. Schoeller diyagramı incelendiğinde yeraltı sularındaki baskın katyonun Ca+2 ve baskın anyonun HCO3- olduğu belirlenmiştir. Sular δ18O ve δ2H içeriklerine göre meteorik kökenlidir. Trityum içeriklerine göre suların bir kısmı derin dolaşımlı, bir kısmı ise sığ dolaşımlıdır. Kozluk Kaynağı ve diğer kaynakların gerçek rejimde boşalım kotu üzerindeki su depolama gücünün toplam (VT) 172x103 m3 olduğu, boşalım katsayılarının 0,0058 ile 0,057 gün-1 aralığında değiştiği hesaplanmıştır. Kaynakta debinin düşük olduğu dönemlerde laminer akım baskınken, debinin yüksek olduğu dönemlerde ise türbülan akımın baskın olduğu belirlenmiştir. Suların majör anyon, katyon, metal analizleri, NO2-, NO3-, NH4+, PO4-3 içerikleri TSE, 266 ve WHO içme suyu standartları ile karşılaştırıldığında genel olarak suların içmeye uygun olduğu belirlenmiştir. Bazı sularda içme suyu standartlarına yakın veya üzerinde tespit edilen NH4+, NO3- ve e-koli içerikleri tarımda özellikle yaz aylarından kullanılan suni ve doğal gübrelerin doğrudan açıkta depolanması ve fosseptiklerden kaynaklanmaktadır. Yüzeysel karstlaşmanın da yoğun olarak geliştiği rekristalize kireçtaşı akiferlerinde yeraltı suyu kalitesini koruyabilmek için bu litolojik birimler üzerinde tarımsal faaliyetlerde daha az kimyasal ve hayvansal gübre kullanılmalı, hayvansal gübreler geçirimsiz seviyeler (geçirimsiz beton yüzeyler ya da geçirimsiz kalın muşambalar üzerinde) oluşturularak depolanmalıdır.

Debi katsayısıKoruma alanlarıMaillet formülü+1
Safa Çelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu müessesesi-630 kati galerilerindeki gaz içeriği ve olası degaj zonlarının belirlenmesi

Kömürleşme sürecinde gaz fazındaki hidrokarbonların bir kısmı, zamana bağlı olarak ortamdan uzaklaşırken, bir kısmı da kömür damarı bünyesinde depolanmaktadır. Kömür damarı bünyesindeki çatlak, eklem takımı ve makro-mikro gözeneklerde depolanan gaz miktarı, mevcut basınç ile kömürleşme derecesine bağlı olarak ihmal edilemeyecek oranda fazla olmaktadır. Yeraltı kömür işletmelerinde kazı sırasında, damar bünyesinde bulunan gazlar, oluşan basınç farkından dolayı çalışma ortamına doğru yönelmektedir. Çalışma ortamındaki havalandırma koşulları ile kömür damarından desorbe olan gaz, iş güvenliği açısında önemli riskler oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü(TTK) Kozlu Müessesesi yeraltı hazırlık lağımlarındaki kömür damarlarının (-630m katı) sahip olduğu gaz içeriği analizi ile olası degaj zonlarını belirlenmesi amaçlanmaktadır. Günümüzde TTK işlemelerinde üretimin derin kotlarda olması ve kömür kazısında üretimde mekanizasyonun artması ile kömür üretim panolarında oluşan basınç farkından dolayı çalışma ortamına yönelen metan gazının desorbsiyonu artmaktadır.bu durumda iş risklerini ve önlemlerini de artırmaktadır. Kurum bünyesindeki ilgili kanun, yönetmelik ve tüzükler çerçevesinde, üretim panolarındaki gaz içeriğinin belirlenmesi için 25m boyunda ilerleme sondajları,sürekli olarak her ilerleme aşamasında yapılmaktadır. Çalışmada üretime hazırlanacak olan galerilerde, damar gaz içeriklerinin belirlenmesi için amacına uygun numune alım sondajları yapılarak numuneler alınmış ve ilgili analizleri yapılmıştır. Numune almada sondaj tijleri içindeki boşluktan vakum(çekme) yapabilecek ejektöre sahip bir sondaj ekipmanı eklenmiştir. Bu ekipmanın en büyük işlevi, istenilen derinlikten numune alınabilmesi ve kaybolan gaz zamanını oldukça az düşük seviyeye indirgenmesidir. Numuneler ilgili standartlara göre analize hazırlanmış ve deneyleri yapılmıştır. Deney sonuçları, hazırlık kotu kömür damarlarında ani gaz püskürmesi(değaj) risk olasılığının bulunduğunu göstermektedir. Kömür damarlarında ilerleme/numune alımı için yaplan sondaj sırasında ani gaz püskürmeleri, tij sıkışmaları, numune alım aşamasında tij boşluklarından gelen metanın yüksek seviyelerde bulunması ve gaz içerikleri belirlenmesi ile de ön etüt aşamasında yardımcı degaj riski olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışma gaz içeren kömür damarlarına ve ortamlarına sahip yeraltı maden işletme sektöründe, iş sağlığı ve güvenlik standartlarının artırılmasına yardımcı olacaktır.

AnalizDesorpsiyonKömür+1
Enver Çalış
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zonguldak ili Alaplı ilçesi Alaplı belediyesi imar planına esasjeolojik ve jeoteknik özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Zonguldak ili, Alaplı ilçesi merkezini kapsayan toplam 410 hektarlık alanın jeolojik ve jeoteknik etüdünün yapılarak yerleşime uygunluk durumunun araştırılmasıdır. İnceleme alanında en düşük kot 2m iken, en yüksek kot 140m'dir. Çalışma alanı 4 farklı % eğim sınıfına ayrılmıştır. En fazla eğime sahip kesimler (>%40) vadi kenarlarına ait yamaçlarda bulunur. Alaplı Çayı ve kenarları % 0-10, vadi üstü alanlar ise % 10-20 ve % 20-30 arasında eğime sahip düzlük-dalgalı düzlük şeklindedir. İnceleme alanı bölgesel olarak Akveren Formasyonu (KTa) ve Alüvyon (Qal) içerisinde kalmaktadır. Akveren Formasyonu (KTa); hâkim renkleri sarı, beyaz, grimsi yeşil, yer yer kırmızıdır. İnce-orta-kalın katmanlıdır. Seyrek olarak masif görünümlüdür. Kumtaşı, kırıntılı kireçtaşı ile başlayan birim, üste doğru killi kireçtaşı-marn çoğunlukla olmak üzere kiltaşı-silttaşı ardalanmalı olarak devam eder. Birimin yaşı Üst Kampaniyen - Alt Eosen'dir. İnceleme alanında Akveren Formasyonunda yapılan arazi ve sondaj çalışmaları sonucunda kalınlığı 1,00 – 3,00 m. arasında değişen kalınlıkta nebati toprak, devamında ise marn - kireçtaşı birimi bulunduğu belirlenmiştir. İnceleme alanındaki çalışmalar arazi, laboratuvar ve büro çalışmaları olmak üzere üç aşamada gerçekleştirilmiştir. İnceleme alanında yüzeyleyen jeolojik birimlerin jeolojik ve jeoteknik özelliklerini belirleyebilmek amacıyla 33 lokasyonda 10m ile 20m arası derinliğe sahip toplamda 415m sondaj kuyusu açılmıştır. Sondaj lokasyonları jeolojik harita üzerine işlenerek bu noktalardan ilgili örnekler alınmıştır. Sondaj kuyusundan alınan örneklerden ilgili standartlara uygun olarak jeoteknik deneyler yapılmıştır. Kaya ortamlarda karot numuneler alınmıştır. Zemin özelliğindeki ortamlarda kumlu çakıllı zemin olmasından dolayı Shelby tüpü ile örselenmemiş UD numunesi alınamamış, yapılan SPT deneylerinden elde edilen örnekler (0.00-15.00m arasında 18 adet) alınmıştır. Zemin ortamlarda her 1,5 m'de bir Standart Penetrasyon Deneyi (SPT) yapılmıştır. Sondaj esnasında masif kayada en az 5m derinliğe, toprak zeminde 20 metreye kadar ilerleme yapılmıştır. Araziden alınan örnekler üzerinde zemin deneyleri yapılarak zeminlerin sınıflandırılması yapılmıştır. Laboratuvarda; Su Oranı (Wn), Atterberg Limitleri, Doğal Birim Hacim Ağırlık, Zeminde Direk Kesme, Elek Analizi deneyleri ve kayada Serbest Basınç, Nokta Yükleme deneyleri yapılmıştır. Büro çalışmalarında inceleme alanının 1/1.000 ölçekli eğim, jeoloji, lokasyon ve yerleşime uygunluk haritaları hazırlanmıştır. Sondajlara ait kuyu logları hazırlanmıştır. Laboratuvar deney sonuçları değerlendirilerek inceleme alanında yer alan zeminlerin taşıma gücü, oluşacak oturma-farklı oturma miktarı ile zeminin çökme, şişme, sıvılaşma potansiyeli irdelenmiştir. İnceleme alanı zemin indeks ve fiziksel özelliklerinin; sondajlardan elde edilen SPT numuneleri üzerinde yapılan laboratuvar deney sonuçlarına göre SP grubu (kötü derecelenmiş kum, çakıllı kum, ince malzeme çok az veya yok) ve SM grubu (killi kum, kum – kil karışımı) iri taneli zemin bulunmaktadır. Akveren Formasyonunda gerçekleşen sondaj çalışmalarında alınan karot numuneleri üzerinde Kaya Mekaniği Laboratuvarında Doğal Birim Hacim Ağırlık, Tek Eksenli Basınç Dayanımı deneyi ve Nokta Yükleme deneyi yapılmıştır. Jeofizik çalışmalar kapsamında, sismik hız, Zemin baskın periyodu, etkin yer ivme katsayısı, spektrum karakteristik periyodları, zemin büyütmesi ve zemin sınıfı gibi parametreleri belirlemek amacıyla, 20 profil Masw ve 5 noktada DES etütleri gerçekleştirilmiştir. İnceleme alanının deprem bölgeleri haritasındaki yeri, en yakın Kuzey Anadolu Fay Zonu'na göre konumu, bölgenin Sismotektonik özellikleri, bölgedeki tarihsel ve aletsel depremler büyüklükleri ile etkin yer ivmesi belirlenmiş ve bölgenin deprem tehlike ve riski irdelenmiştir. İklim ve çevre koşullarına bağlı olarak yeraltı suyu seviyesindeki değişimler, neden olabileceği sorunlar ve yapı temeline etkisi araştırılmıştır. İnceleme alanının afet durumu (heyelan, kaya düşmesi, su baskını, feyezan vb.) ve doğal afetlere duyarlılığı incelenmiştir. Çalışma kapsamında inceleme alanının mühendislik jeolojisi özellikleri, eğim durumu, yeraltı suyu durumu, şev duraylılığı (stabilitesi), deprem durumu, olası doğal tehlike ve riskler dikkate alınarak, gerekli zemin parametrelerini ortaya koyarak yerleşime uygunluk durumunun belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır. İnceleme alanının yerleşime uygunluk değerlendirmesi; alanı Akveren Formasyonun marn-kireçtaşı litolojisinden oluşan birimleri ile alüvyon oluşturmaktadır. Akveren Formasyonunda topoğrafik eğim % 0-40 arasında değişmekte, yeraltı suyu bulunmamakta ancak yer yer sızıntı suları görülmektedir. Akveren Formasyonu kaya birimleri "çok düşük kaya" kalitesi göstermektedir. Kesme dalgası hızı değerleri (Vs30) 616 - 1054m/sn hıza ulaşmaktadır. Alüvyonlar; alüvyon birikintileri genellikle akarsu rejiminde, zayıf-orta boylanmış, bloklardan oluşmaktadır. Ağırlıklı olarak % 0-10 arasında eğimli düzlük alanları oluşturur. Alüvyonlarda yapılan SPT değerleri genellikle 10 - RF değerleri elde edilmiştir. SPT-N30 değerlerine göre rölatif sıkılık değerleri sıkı-orta sıkı ve çok sıkı özelliktedir. Laboratuvar analiz sonuçlarına göre SP (Kötü derecelenmiş kum, çakıllı kum, ince malzeme çok az ya da hiç yok) ve SM (Siltli Kum, Kum-Silt karışımı)'den oluşmaktadır. Kesme dalgası hızı değerleri (Vs30) 210 m/sn ile 263m/sn aralığında değerler almaktadır. İnceleme alanında Akveren Formasyonun oluşturduğu alanlar; "Önlem Alınabilecek Nitelikte Stabilite Sorunlu Alanlar" Önlemli Alan-2.1, Alüvyon kısımlar ise Önlem Alınabilecek Nitelikte Şişme Oturma Sorunlu Alanlar Önlemli Alan-5.1 olarak değerlendirilmiştir.

Taşıma gücüYerleşimZonguldak-Alaplı
Aysun İlik
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sıkışma ve çekme gerilmelerinin kaya malzemesinin elastisite modülü ve poisson oranına etkisi

Elastisite modülü (E) ve Poisson oranı (V) jeoteknik tasarımlarda sıklıkla kullanılan kaya malzemesinin en önemli iki elastik parametresidir. Bu parametre değerlerinin güvenilir olması ancak standartlara uygun şekilde belirlenmesi ile mümkündür. Güvenilir olmayan değerler ve yanlış kullanımlar hem tasarımın maliyetini hem de güvenirliliğini etkilemektedir. En yaygın hatalı kullanımlardan birisi çekme elastisite modülü (Et) ve Poisson oranı (Vt) yerine daha kolay belirlenebildiği için sıkışma elastisite modülü (Ec) ve Poisson oranı (Vc)'nın kullanılmasıdır. Ancak, yapılan çalışmalar bu parametreler arasında önemli farkların olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, orta ve düşük dayanımlı kaya malzemesinin Ec ve Vc parametreleri ile Et ve Vt parametreleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu amaçla, 4 farklı litolojiye sahip kaya malzemesinden karot örnekler derlenmiş ve bu örneklerde tek eksenli sıkışma ve doğrudan çekme deneyleri yapılmıştır. Bu deneyler sırasında örneklerin boyunda ve eninde meydana gelen deformasyonlar ölçülmüş ve elde edilen değerler kullanılarak örneklerin Ec, Vc, Et ve Vt değerleri belirlenmiştir. Son aşamada ise deneysel çalışmalardan elde edilen değerler istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve bu parametreler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla basit ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. İstatistiksel değerlendirmelere göre kaya malzemesinin Ec değerinin, Et değerinden %36, Vc değerinin ise Vt değerinden %27 daha büyük olduğu belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizlerine göre; kaya malzemesinin Ec, Vc ve tek eksenli sıkışma dayanımının bağımsız değişken olarak kullanıldığı çoklu regresyon analizi en yüksek korelasyon katsayısına (R) sahiptir. Bu çalışma sonucunda kaya malzemesinin Et ve Vt değerlerinin tahmin edilebileceği ampirik eşitlikler önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Elastisite modülü, Poisson oranı, Sıkışma gerilmesi, Çekme gerilmesi, Kaya malzemesi

Elastisite modülüKayalarPoisson dağılımı+1
Alperen Canpolat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çubuk Ovası'nın (Ankara) hidrojeoloji ve hidrojeokimya incelemesi

Bu tez çalışması ile Çubuk Havzası'nın mevcut ve ileriye yönelik yeraltı su potansiyeli, kalitesi ve niteliği hakkında ayrıntılı hidrojeoloji, hidrojeokimyasal çalışmalar ile havzanın yeraltı su kaynaklarına ait yönetim planlarının oluşturulması ve yeraltı su rezervi ile kalitesinin sürdürülebilirliğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında belirli periyotlarla yapılan debi ve yeraltı suyu seviye ölçümleri ile yeraltı sularının mevcut ve ileriye yönelik kullanım durumu, gerçek rejimdeki işletme rezervi, depolama hacmi ve boşalım katsayıları ile iklim değişikliklerinin su kaynakları üzerindeki etkisi ortaya çıkarılmıştır. Aynı zamanda hidrojeokimyasal ve izotop çalışmaları ile de yeraltı sularının kimyasal bileşimi, fiziksel özelliği, litoloji ile ilişkisi, kökeni, beslenim alanı ve yüksekliği belirlenmiştir. Çalışma alanının jeolojisi genel olarak Permo-Triyas yaşlı birimler, Orta Eosen yaşlı volkanik birimler, Miyosen yaşlı sedimanter ve volkanik birimler ile Pliyosen ve Kuvaterner yaşlı birimlerden oluşmaktadır. Belirli hacim yöntemiyle kaynaklarda yapılan 2019 yılı debi ölçümlerinde Pliyosen yaşlı birimlerden beslenen kaynakların (K-1, K-3, K-4, K-5, K-6, K-24 ve K-25) debi değerleri 0.008 ile 2.22 l/sn arasında değişmekte olup bu kaynakların gerçek rejimde işletme rezerv hacmi, diğer litolojik birimlerden beslenen su kaynaklarına göre daha fazla olduğu belirlenmiştir. Maillet yöntemiyle incelenen kaynakların boşalım katsayıları hesaplanmış ve yeraltı sularının Pliyosen yaşlı birimlerde laminer, Permo-Triyas ile Miyosen yaşlı birimlerde türbülans bir akışla hareket ettiği belirlenmiştir. Bu kaynaklar ileriye dönük ihtiyaç halinde kaptajlarının yenilenmesi ve paket arıtma sistemleri ile içme suyu temininde kullanılabilecek niteliktedir. Yeraltı sularının metal element içeriklerinde Al, As, Pb, Mn ve Ni konsantrasyonları bazı su örneklerinde yüksek değerler vermiştir. Kurak dönemde (Ekim-2019) tüm su örneklerinde Pb konsantrasyonu TS 266 (2005) ve WHO (2017) standartlarının üstünde değerler verirken, yağışlı dönemde (Mayıs-2020) standartların altında kalmıştır. Pb konsantrasyonundaki düşüm, yağışlı dönem örneklemesinin Covid-19 pandemi sürecinde olması ve süreç ile birlikte gelen kısıtlamalara bağlı olarak antropojenik faaliyetlerin, tarım alanlarındaki gübreleme çalışmalarının ve Ankara-Esenboğa Havalimanındaki uçak/araç egzoz gazlarındaki salınımın azalması ile ilişkilendirilmiştir. Yeraltı sularının izotop analizlerine göre incelenen sular meteorik kökenli olup 1963-2016 yılı Ankara yağışlarındaki δ18O içerikleri ile incelenen su kaynaklarının debi-yağış grafiklerine göre yeraltı suları sırasıyla Şubat, Ocak, Aralık ve Mart ayındaki yağışlardan beslenmektedir. δ18O ve δ2H izotop verilerine göre yeraltı sularının beslenme alanı yükseklikleri; 1078 ile 1591 m arasında olup sadece K-17 no'lu kuyu suyu drenaj alanının dışında Yiğitkıran Tepesinden beslendiği belirlenmiştir. Ç-18 nolu kuyu suyunun, düşük döteryum fazlası değeri (-8.16 ve -8.9 ‰) günümüz iklim koşullarından daha soğuk iklim koşulları altındaki yağışlardan beslendiğini ifade etmekte olup 3H değerinin <1TU olması kuyu suyunun fosil su (paleo water) olabileceğini desteklemektedir.

FosillerMaillet formülüYer altı suları+1
Seda Uçar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tunceli volkanitlerinde Ulukale (Çemişgezek) porfirik dom ile Çağlarca (Hozat) radyal daykların petrolojik incelenmesi

Bu tez çalışması kapsamında, Geç Miyosen yaşlı Tunceli Volkanitleri içerisinde bulunan ve Çemişgezek-Ulukale köyünde yüzeyleyen 300 m yükseklik ve yaklaşık 1500 m çevre genişliğine sahip dom ile Hozat-Çağlarca köyü yakınında bulunan ve merkezden radyal şekilde yayılan yedi farklı uzunluktaki daykların mineralojik–petrografik ve jeokimyasal özellikleri incelenmiş ve çevresinde bulunan volkanitlerle karşılaştırılmıştır. Morfolojik ve oluşum farklılığına rağmen, benzer petrografik özellikler gösteren her iki kayaç grubu, porfirik dokulu ve andezitik bileşimlidir. Dayklarda farklı olarak piroksen mineralinin bulunması ve daykları oluşturan bazı mineral içeriklerinin dom minerallerine göre daha bazik bileşimli olması aradaki farklılığı oluşturmaktadır. Jeokimyasal incelemeler sonucunda, trakiandezit bileşiminde olduğu belirlenen her iki grup kayacın, kalkalkalen-şoşonitik ve peralümin özellikli ve ayrıca tüm element değişimlerinin veya davranışlarının birbiriyle benzer olduğu tesbit edilmiştir. Nd-Sr izotop verileri her iki kayaç grubunun zenginleşmiş kaynak bölgesinde ve manto - litosferik kaynak özelliği göstermektedir. Tüm jeokimyasal veriler bu volkanitlerin, düşük dereceli kısmi ergimeye uğramış spinel – peridotitik özellikli kaynak magmaya sahip olduğunu ancak asimilasyon-fraksiyonal kristalleşmeyle beraber, magma karışımı, kontaminasyon şeklinde kıtasal kabuğun etkisi ve yitime bağlı olarak gelişmiş sediman ergiyiklerinin etkisinin magma farklılaşmasının oluşumunda etkisinin önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca tüm bu veriler, bu volkanitlerin, ana magmatizma ürünü olan Tunceli Volkanitleriyle aynı petrolojik özelliklere sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Tunceli Volkanitleri, Çemişgezek-Ulukale, Hozat-Çağlarca, dom, dayk, Nd-Sr izotop, petroloji

PetrolojiTunceli-HozatVolkanitler
Muhammed Yasir Yurt
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The hydrogeochemical investigation of groundwaters in Erbil basin (North of Iraq)

This study aims to investigate the chemical and trace element hydrogeochemistry of groundwaters in the Erbil Basin. The analyses of groundwaters were carried out in the rainy and dry seasons. Samples were collected for isotopic analyzes during the dry season. The pH, temperature, and EC measurements of the groundwaters were made in the field. The temperature, pH, and EC of the groundwaters in the rainy season were between 21.9 ºC and 27.2 ºC; 7.8 and 9.1, 60 μS/cm and 3310 μS/cm, respectively. In the dry season, ranged from 20 °C to 25 °C; 7.4 to 7.8, and, from 380 μS/cm to 5178 μS/cm, respectively. The chemical analysis results were evaluated with the help of Piper, Scholler, and Gibbs diagrams. The dominant cations in the groundwaters were Mg2+, and Ca2+, whereas the dominant anions were HCO3- and Cl-. Related to the Gibbs diagrams groundwater-rock interaction is the major source of chemical compositions of groundwaters. The δ18O and δ2H contents of groundwaters were ranged from -4.65‰ to -7.02‰, and from -25.98‰ to -42.68‰, respectively. The 3H contents of the groundwaters were analysed between 0.27TU and 2.77 TU. According to the results of isotope analysis, the investigated groundwaters are of meteoric origin. The concentrations of Mg2+, HCO3-, NO3-, B, and Pb are high and exceed the permissible limits of WHO and Iraqi drinking water standards. The reasons are urbanization, septics, sewage, waste disposal leaking, fertilizers, and pesticides. For sustainability of groundwater quality, it should be avoided to use excessive fertilizers in agriculture, implementations such as septic tanks and domestic waste must be discharged into an appropriate sewage system.

AlluviumsHydrogeochemistryHydrogeology+2
Salman Kareem Hamad Bndyan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The hydrogeological investigation of karst springs located at the northeast of Erbil (northern part of Iraq)

The aim of this study is to investigate the hydrogeology of the Haudian, Mergasur-1, Kani Shakir, Khardin karstic springs. The study area lying throughout the mountainous region of northern Iraq, is located in Diana – Mergasur Sub-Basin. The age of geological formations ranges from Lower Cretaceous to Pliocene. The discharge rates of the karstic springs were measured periodically (twice a month during one year) using the specific volume method and other suitable flow values such as a current meter, rectangular/v-notch. Groundwater levels were monthly measured during one year for two wells (Haudian-2 and Shivazyarat) in the study area using an electrical sounder, which started in January 2021. The fractured-karstic limestones of Bekhme and Govanda formations are the aquifers for karstic springs. The investigated wells in the present study recharge from Bekhme and Shiranish Formation. According to the Jacob method calculation, no meaningful difference is determined in the average hydraulic conductivity (1.03*10-6 m/s) of marly limestone belong to Shiranish Formation and average hydraulic conductivity (1.15*10-6 m/s) of both marly limestones (belong to Shiranish Formation) and dolomitic limestones (belong to Bekhme Formation) in the study area. Maillet formula is used to calculate the recession coefficient and water storage capacity above the discharge level of karstic springs in their real regimes. The storage capacity (V0) of Haudian Spring above the discharge level in the real regime between 12.04.2021 and 16.10.2021 is calculated 461218 m3. According to the Iraqi Standard data, the average amount of drinking and domestic usage per person is 392 L/day. Around 1500 local residents utilize Haudian spring for drinking and domestic purposes. If just this spring alone is used for drinking and domestic purposes by a population of 1500, the period of this spring, in the real regime, was calculated as 785 days. The recession coefficients (α) for Haudian Spring were calculated as α1= 0,01 day -1 and α2= 0,0025 day -1. The real regime period of the Kani Shakir spring was between 12.04.2021 and 16.10.2021, and the water storage capacity of the spring (V0) was calculated as 13133 m3, two flow regimes are determined for Kani Shakir springs in the real regime. The first recession coefficient = 0,01 day-1, whereas the second recession coefficient = 0,005 day-1. The real regime period of the Khardin spring is between 29.03.2021 and 16.10.2021, and the water storage capacity of the spring (V0) is 44280 m3. The real regime period of the Mergasur-1 spring was between 12.04.2021 and 16.10.2021. The water storage capacity of the spring (V0) in the real regime was calculated as 50594 m3. The calculated recession coefficient for Khardin and Mergasur-1 springs in the real regimes was 0.012 day-1. In order to get better efficiency from the karstic springs in dry periods, it is necessary to protect the recharge areas, to license the wells to be drilled in the study area in a controlled manner and not to draw too much water from these wells.

HydrogeologyIraq-ErbilKarstic aquifer+1
Zana Husseın Omar Omar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şişman Köyü (Malatya) çevresi Elazığ magmatitlerinin petrografik ve jeokimyasal özellikleri

Bu çalışma ile Malatya ili doğusunda, Kale ilçesinin batısında, Elazığ-Malatya karayolu kuzeyinde yer alan bölgede yüzeyleyen Üst Kretase yaşlı Elazığ Magmatitleri' ne ait magmatik kayaçların jeokimyasal özellikleri incelenmiştir. İnceleme alanında, Elazığ Magmatitleri dışında Üst Kretase yaşlı İspendere Ofiyolitleri ve Orta Eosen yaşlı Maden Karmaşığı ile Orta Eosen ve daha genç yaşlı sedimanter kayaçlar yüzeylemektedir. Çalışma alanındaki magmatik kayaçlar, Elazığ Magmatitleri'ne ait olan volkanik ve derinlik kayaçlarından oluşmaktadır. Volkanik kayaçlar bazalt, andezit, dasit ve riyolit, plütonik kayaçlar ise, gabrodan tonalit ve granite kadar değişen bileşimlere sahiptirler. Arazi verileri, derinlik kayaçlarının yüzey kayaçlarını kestiğini göstermektedir. Elazığ çevresinde geniş yayılımlar sunan Elazığ Magmatitleri' nin derinlik kayaçlarının volkanik kayaçları kestiğini ve hatta derinlik kayaçlarının ise, birbirlerini kestikleri görülmektedir. Jeokimyasal veriler, bazalt ve gabro- tonalit gibi kayaçların düşük K' lu toleyit, granit-granodiyorit gibi kayaçların kalkalkalin ve monzonitik kayaçların ise şoşonitik bileşimli olduğunu göstermektedir. Ayrıca, jeokimyasal veriler, plütonik kayaçların I tipi granitoid olduğunu da vermektedir. İnceleme alanındaki Elazığ Magmatitleri Elazığ civarında yaygın olan Üst Kretase yaşlı Elazığ Magmatitleri' nin bir parçası olup, Üst Kretase de kuzeye doğru gelişen bir yitim zonu üzerinde oluşmuş ada yayı ürünleridir.

Ebru Okta
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Budaklı-Bölükyazı (Hizan-Bitlis) arasındaki metamorfitlerin petrolojisi ve jeokimyasal özellikleri

Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Bitlis iline bağlı Hizan ilçesi Budaklı ve Bölükyazı köyleri arasındaki metamorfik kayaçların petrografisi, petrolojisi ve jeokronolojisini kapsamaktadır. Bitlis masifi içerisindeki inceleme alanı, Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağı'nda yer alır. Bu masif, Üst Kretase'den itibaren Avrasya ile Arap-Afrika levhalarının birbiriyle çarpışması sonucu gelişmiş, Güneydoğu Anadolu'daki en büyük masiftir. Petrografik ve jeokimyasal analizler sonucunda gözlü gnays, amfibolit, mikaşist, biyotitli metagranit, kuvarso-feldispatik gnays ve melapegmatitten ibaret Yastıktaş birimi, kuvarsofeldispatik gnays ve amfibolitten ibaret Karakuş birimi, mermer, kuvarsit, kuvarsşist, mikaşist ve fillitten oluşan Bitlis grubu, fliş özelliğindeki Gökçimen, klorit-kloritoyid şist, kuvarsit, fillit, mermer ve metaseyl ardalanmasından oluşan Kuyutu formasyonu, tortul ve volkanik arakatkılı Çadırdağ birimleri gibi litolojik birimleri kapsar. Bu kayaç gruplarını açılı uyumsuzlukla yamaç molozu (Qym) ve alüvyonlar (Qal) örter. Metamorfik birime ait kayaçların jeokimyasal özellikleri bu kayaçların kalkalkalen magma ürünü olduklarını göstermektedir. Mineral örneklerinin hafif Nadir Toprak Elementlerinin, ağır Nadir Toprak Elementlere oranla yüksektir. Nadir Toprak Elementlerindeki bu değişim, hidrotermal etkiyi işaret eder. Tüm kayaç örneklerine ait diyagramlarda negatif Eu anomalisinin varlığı ise, kıta kabuğundan kirlenme, feldispatın ortamdan uzaklaştırılması, sedimanter dehidratasyon yoluyla mağmaya sediman karışımı gibi nedenlerden kaynaklanabilir. İncelemeler, Bitlis metamorfitlerinin gnays ve amfibolit bilesimli kayaçlarının bazik kökenli ve kıtasal kabuktan kirlenmiş kalkalkalen bir özellikte olduklarını ve Geç Kretase'de muhtemelen Kampaniyen'deki; mikaşistlerin granatlarından alınan Sm-Nd izotop yaşı 80.508±0.11 Ma ve 79.293±0.10 Ma vermektedir. Bu jeokronolojik değer, Arap kıtasal bloğu kuzeye daldıktan sonra gelişen pik metamorfizmanın yaşı olarak yorumlanmıştır. Amfibolit fasiyesinden yeşilşist fasiyesine kadar değişim gösteren mineral parajenezindeki düşük sıcaklık metamorfizmasına masifin yükselme süreci etki etmiştir. Farklı basınç-sıcaklık şartlarında bitlis metamorfitlerinin çok az bir kısmı kırıntılı, büyük bir kısmı ise mafik magmatik kayaçların metamorfizmaya uğramasıyla oluşmuş bazik magmatik kayaçların tektonik faaliyetler etkisiyle dinamotermal metamorfizmaya uğramaları sonucunda oluştuklarını göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Bitlis metamorfiti, Sm-Nd jeokronolojisi, Dinamotermal metamorfizma

Jeoloji
Cihat Can Susam
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yoncalı barajı (Malatya) isale tüneli güzergahındaki kaya kütlelerinin kazılabilme özellikleri

Günümüzde artan şehirleşme ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ulaşım, enerji, su gibi ihtiyaçlara paralel olarak yeraltı yapılarının önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu tür projelerde, proje maliyetini etkileyen en önemli faktörlerden birisi kazı yapılacak birimin kazılabilme özelliğidir. Günümüzde farklı araştırmacılar tarafından önerilen ampirik sınıflamalar kullanılarak kaya kütlelerinin kazılabilme sınıfları ve böylece kazıda kullanılacak yöntemler belirlenmektedir. Bu çalışmada, Malatya ili Arguvan ilçesinde yapımı devam eden Yoncalı Barajı isale tüneli güzergahındaki bazalt, dasit, aglomera, tüf, şeyl, marn ve kireçtaşlarının kazılabilme sınıflarını belirlemek amacıyla arazi ve laboratuvar çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar 17 farklı ampirik kazılabilme sınıflaması kullanılarak değerlendirilmiş ve her bir kaya kütlesinin genel kazılabilme sınıfları ortaya konmuştur. Yapılan sınıflamalara göre; tünel güzergâhındaki bazalt, dasit, aglomera, şeyl, marn ve kireçtaşlarının Orta Zor-Zor-Çok Zor kazılabilme sınıfında oldukları ve bu kaya kütlelerinde kazının patlatma ile yapılması gerekmektedir. Tüflerin kazılabilme sınıfının ise Zor-Çok Zor kazılabilir olduğu, ancak, tüflerde kazı sırasında patlatma yapılmasına gerek olmadığı belirlenmiştir.

Oğuz Erdem
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Altıoluk (Alacakaya-Elazığ) çevresinin jeolojisi ve rosso-levanto mermerlerin oluşumu

Güneydoğu Anadolu Sürüklenim Kuşağı üzerinde, Jura'dan Orta Eosen'e kadar değişen yaş aralığındaki magmatik, sedimanter ve volkano-sedimanter birimler tektonik kuvvetlerden etkilenmiş, deformasyon ve tektonizma izleri çalışma alanında yaygın olarak gözlemlenmiştir. Guleman Ofiyoliti bölgedeki en yaşlı birim olup, bu birimin üzerine genellikle açılı uyumsuzlukla, Lice Formasyonu ve Maden karmaşığı gelmektedir. Elazığ Alacakaya ilçesindeki yaygın ultramafik kayaçlarda, özellikle tektonik hatlar boyunca tektonizmanın etkisiyle gelişmiş lisfenit oluşumları görülür. Lisvenitler, serpantinleşmiş ultramafitler içerisinde, serpantin mineralleri (lizardit, krizotil), talk, diyopsit ve kromit mineralleriyle içiçedir. Bu mineral topluluğu, akışkan varlığında magmatik kökeni ve mineraller arası yüksek reaksiyon hızını gösterir. Lisvenitlerle gerek tektonik hatlar boyunca, gerek daha uzak mesafelerde yerleşmiş olan farklı doku ve renkler sunan mermer oluşumları mevcuttur. Çalışma alanının farklı stratigrafik seviyelerinde açılmış mermer ocaklarından alınan mermer örneklerinin mineralojik ve kimyasal özellikleri belirlenmiş ve bu özelliklerin değişimi ve sebebi irdelenmiştir. Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Altıoluk (Alacakaya-Elazığ) çevresinin jeolojisi ve Rosso-Levanto mermerlerin oluşumu ele almaktadır. Yapılan jeolojik, petrografik, kimyasal incelemeler bu mermerlerin, büyük fay yüzeyleri arasında taşınan inceleme alanındaki kayaçların uygun ortamlarda birikmesi sonucu oluşmuş, bazik ve ultramafik kayaç kırıntı ve parçalararı içeren kalsit/mikrit çimentolu tektonik breş özelliğinde kayaç kütleleri olduklarını gösterir. Mermerin rengi, içindeki kayaç bileşenlerine ve fay kırıkları boyunca taşınan hidrotermal çözeltilere bağlı olarak değişiklik gösterir. Hidrotermal çözeltilerin varlığı gerek mermer bloğu içerisinde gerekse kırık zonları boyunca belirlenmiş pirit, malahit, azurit, nabit bakır cevher oluşumlarından belirlenebilmiştir.

Yahya Kördemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ doğusunda pliyosen-kuvaterner yaşlı palu formasyonu'nun kil mineralojisi ve jeokimyasal özellikleri

Bu tez kapsamında Elazığ İli'nin yaklaşık 50 km güneydoğusundaki Hazar Gölü'nün kuzey kesimlerinde Pliyo-Kuvaterner yaşlı Palu Formasyonu çalışılmıştır. Palu Formasyonu kötü boylanmalı çamur matriskli, normal ve ters dereceli konglomera ve kumtaşlarıyla temsil olmaktadır. Bu kayaçların tüm kayaç, kil mineralojisi ve jeokimyasal özellikleri çalışılmıştır. İnceleme alanında birimler yaşlıdan gence doğru; Üst Jura-Alt Kretase yaşlı Guleman Ofiyoliti, Senoniyen yaşlı Elazığ Magmatitleri, Maastrihtiyen-Alt Eosen yaşlı Hazar Grubu, Orta Eosen yaşlı Maden Karmaşığı, Orta-Üst Oligosen yaşlı Kırkgeçit Formasyonu, Üst Miyosen-Alt Pliyosen yaşlı Çaybağı Formasyonu ve Pliyo-Kuvaterner yaşlı Palu Formasyonu ile Kuvaterner yaşlı alüvyonlardır. İnceleme kapsamında X-Işınları difraksiyonu (XRD) tüm kayaç ve kil fraksiyonu incelemeleri, jeokimyasal analiz (ICP-AES ve ICP-MS) çalışmaları yapılmıştır. Hacımekke ve Hacısam Dere kesitinden Palu Formasyonu'na ait örnekler alınmıştır. Hacımekke ve Hacısam Dere kesitinde major oksit elementler, iz elementler ve nadir toprak elementleri (NTE) benzerlik sunmaktadır. Kondrit normalize diyagramlarda Hacımekke örnekleri ve Hacısamdere örnekleri çok yakındır. Zenginleşme katsayısı 10-100 arasında değişmektedir. PAAS değerlerine benzememektedir. Birimlerin element oranları benzerdir. Cr/Th, Th/Sc, La/Sc, Co/Th, Th/Co, Eu/Eu*, Th/Co oranlarına göre her üç kayaç grubunun ofiyolit ve granitlerden çok andezitlere benzediği görülmüştür. Log (SiO2/Al2O3)'e karşı log (Fe2O3/K2O) oranına göre örneklerin çoğunlukla Fe'ce zengin şeyl alanına düştüğü görülebilmektedir. Eu/Eu* karşı Th/Sc, La/Sc karşı Th/Co karşılaştırma diyagramları, La-Th-Sc üçgen diyagramında örnekler bazikle asidik kayaç bileşimi arasındadır ve PAAS alanına düşmemektedir. Bunun nedeni PAAS örneklerinin kökeni kıtasal olup daha asidik karakter göstermesidir. La-Sc-Th, Th-Sc-Zr/10 diyagramlarına göre örnekler okyanusal ada yayı alanına düşmektedir. Anahtar Kelimeler: Elazığ, Palu Formasyonu, X-Işınları difraksiyonu (XRD), jeokimyasal analiz

Osman Karataş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kırkgeçit formasyonunda (Elazığ batısı) gözlenen yumuşak çökel deformasyon yapılarının özellikleri ve oluşumu

Elazığ Havzası Tersiyer'de Neotetis'in güney kolunun kapanması sırasında gelişmiş havzalardan biridir. KD-GB yönünde uzanan Havza Doğu Toroslar'da yer almaktadır. Doğu'da Palu ilçesi, kuzeyde Peri çayı ve Keban Baraj Gölü, batı ve güneybatıda Fırat nehri ve güney ve güney doğusunda Karga Dağı ve Mastar Dağı tarafından sınırlanmaktadır. Havzada, Permo Triyas'dan Pliyo-Kuvaterner'e kadar değişik yaşta metamorfik, magmatik ve sedimanter kayaçlar yüzeylemektedir. İnceleme alanındaki birimler yaşlıdan gence doğru Permo-Triyas yaşlı Keban Metamorfitleri, Senoniyen yaşlı Elazığ Magmatitleri, Maastrihtiyen yaşlı Harami Formasyonu, Erken Paleosen yaşlı Kuşçular Formasyonu, Geç Paleosen-Erken Eosen yaşlı Seske Formasyonu, Orta Eosen-Oligosen yaşlı Kırkgeçit Formasyonu, Erken Miyosen yaşlı Alibonca Formasyonu, Pliyo-Kuvaterner yaşlı Palu Formasyonu ve günümüz alüvyonlarıdır. Bu çalışmanın konusunu oluşturan yumuşak çökel deformasyon yapıları Baskil (Elazığ) batısında Kırkgeçit Formasyonu içerisinde: olmak üzere iki bölgede gözlenmiştir. 1.Hacıtemur köyü çevresi, 2.Saluşağı köyü çevresi Kırkgeçit Formasyonu, Hacıtemur köyü çevresinde kalkarenit-karbonat, çamurtaşı(marn) ardalanmasından oluşan düşük eğimli yamaç ve resif çökellerinden oluşmaktadır. Çalışma alanında yaygın olarak gözlenen kayma-oturma yapıları kalkarenit-karbonat çamurtaşı fasiyeslerinden oluşan düşük eğimli yamaç çökellerinde tanımlanmıştır. 5 km kadar devamlılık gösteren kayma-oturma yapılarının hareket yönü güney-güneydoğu olarak belirlenmiştir. Kırkgeçit Formasyonu çalışma alanının güneyinde (Saluşağı köyü çevresi) kanal çökellerinden oluşan konglomera, kumtaşı ve marn fasiyeslerinden kurulu yamaç çökellerinden oluşur. Bu çökeller kuzeydeki fasiyeslere göre daha derin bir ortamda çökelmiştir. Söz konusu fasiyeslerde çeşitli yumuşak çökel deformasyon yapıları gözlenmiştir. Bunlar kayma-oturma yapıları, kaotik çökeller, yük kalıpları, alev yapıları, su kaçma yapıları (tabakalar arası su kaçma yapıları) konvolüt laminasyon, klastik dayklar ve sinsedimanter faylardır. Tanımlanan yumuşak çökel deformasyon yapılarının mekanizması sıvılaşma, su kaçma olayı, gevrek davranış ve yoğunluk farkı ile ilişkilidir. Deformasyonu başlatan etkenler ise hızlı sedimantasyon, yamaç eğimi, tektonik ve sismik aktiviteler olarak düşünülmektedir.

Jeoloji
Fırat Altun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ballıca ve Safran (Elazığ) civarındaki Kırkgeçit formasyonu'nun kil mineralojisi ve jeokimyasal özellikleri

Bu tez kapsamında Elazığ İli‟nin yaklaşık 18 km güneybatısında Ballıca Köyü ve Elazığ İli'nin yakın batısında Safran Mahallesi çevresinde Orta Eosen yaşlı Kırkgeçit Formasyonuna ait örneklerin tüm kayaç, kil mineralojisi ve jeokimyasal özellikleri çalışılmıştır. Ballıca ve Safran kesitinden alınan örneklerde X-Işınları difraksiyonu (XRD) tüm kayaç ve kil fraksiyonu incelemeleri, elektron mikroskop çalışmaları, jeokimyasal analiz (ICP-AES ve ICP-MS) çalışmaları yapılmıştır. Örneklerde kil+kalsit+kuvars+feldispat+dolomit minerallerine rastlanmıştır. Safran kesitinde feldispat daha yüksek miktarda olup ayrıca piroksen ve amfibol mevcuttur. Kil mineralleri klorit, illit ve smektit olup klorit ve smektit detritik, smektit otijenik kökenlidir. Kondrit normalize diyagramlarda Ballıca, Safran örnekleri bileşimleri çok yakındır. Kondrite göre zenginleşme katsayısı 10-100 arasında değişmektedir. Örnekler Post Arkeen Avusturalya şeylleri (PAAS) değerlerine benzememektedir. Örneklerde ortalama CIA ve CIW değerlerine göre inceleme alanındaki sedimanlar orta dereceli bir alterasyon geçirmiş, olgunlaşmamış sedimanlardır. Log (SiO2/Al2O3)'e karşı log (Fe2O3/K2O) oranına göre örnekler çoğunlukla Fe'ce zengin şeyl alanına düşmektedir. Eu/Eu* - Th/Sc, Ballıca kesiti ve Safran kesiti örneklerine göre Kırkgeçit sedimanlarını besleyen kaynak kayaçların bazik karakterli, Th/Co - La/Sc diyagramında bazik kayaçlarlarla silisik kayaçlar arasında, ancak silisik kayaçlara daha yakın olduğu görülmüştür. La-Th-Sc üçgen diyagramı da örneklerin PAAS ve granitten farklı ve andezit ve bazalt aralığında olduğunu göstermiştir. La-Sc-Th, Th-Sc-Zr/10 diyagramlarına göre örnekler okyanusal ada yayı alanına düşmektedir

Mühendislik jeolojisi
Gizem Çetintaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Sequence stratigraphy of the upper cretaceous Tanjero formation, Eastern Darbandikhan, Northern Iraq

With this sequence stratigraphy aimed study, spectacularly exhumed Campanian- Maastrichtian deep marine turbidities of Tanjero Formation near eastern part of Darbandikhan, to the northeastern part of Iraq was examined. A 1333 m thick sedimentary measured section was logged in detail for this study located near Iranian border at Sirwan valley nearby Sarshata village, to the east of the Darbandikhan town. The log starts from lower contact of the formation underling Campanian- Maastrichtian Shiranish Formation and finishes at the upper contact overlying Paleocene-Middle Eocene Kolosh Formation. From the shale intervals of the log 25 samples were collected and analyised containing deep marine microfossils. Abathomphalus, Gansserina, Globotruncana, Globotruncanita, Heterohelix, Hedbergella, Pseudotextularia, Pseudoguembelina, Racemiguembelina, Rugoglobigerin genera and 17 species of planctonic foraminifera along the logs were found. Late Maastrichtian Abathomphalus mayaroensis zone and bathyal environment have been identified by assemblage of the planktonic foraminifera, and Krithe sp. Ostracode genus has been identified in the uppermost level of the log which has been used for identifying infraneritic bathyal environment for the study area. Palaeoflow data measured from flute marks and clast imbrications and analyised on a rose diagram show that the flow direction was toward the SW. This means the source area of the formation was located to the NE. Sequence stratigraphy in term of parasequence and parasequence sets has been studied depending on the grain sizes and bed thickness changings along the measured log indicate that the formation includes third-order depositional systems. In the study area stratigraphic succession of the formation is separated into two (lower and upper sequences) depositional successions. Around 15% thickness of the Tanjero Formation is deposited in the lower sequence which contains Highstand Systems Tract (HST) resulted in progradational to aggraditional parasequence. Approximately 85% thickness of the formation belongs to the upper sequence; the upper sequence is bounded by (sequence boundary 1) SB1 in the lower part and (sequence boundary 2) SB2 in the upper part. The upper sequence comprises Lowstand Systems Tract (LST), Transgressive Systems Tract (TST) and Highstand Systems Tract (HST) resulted in progradational paracequence, Retrogradational parasequence and progradational to aggraditional parasequence respectively. These parasequence data indicate that the sea level during the late Maastrichtian starts with high level (HTS), after that falls (LTS), then arises again with a transgression (TST), then keeps its level (HST) for a while for the study area. Keywords: Sequence Stratigraphy, Late Cretaceous, Tanjero Formation, Darbandikhan, northeastern Iraq.

Aland Mahfoth Ahmed
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Lithofacies distribution and depositional environment of Tanjero formation (upper cretaceous) east of Darbandikhan, north eastern part of Iraq

This thesis is aimed to examine the depositional environment of perfectly cropped out Campanian- Maastrichtian deep marine turbidities of Tanjero Formation near eastern part of Darbandikhan, to the northeastern part of Iraq. For this aim total 1333 m thick sedimentary measured section was logged in detail located near Iranian border at Sirwan valley nearby Sarshata village, to the East of the Darbandikhan town. The log starts from lower contact of the formation underling Campanian- Maastrichtian Shiranish Formation and finishes at the upper contact overlying Paleocene-middle Eocene Kolosh Formation. From lithofacies analysis of the Tanjero Formation in Sirwan Valley section, nine lithofacies (LF) and eight sub lithofacies (SLF) have been distinguished: LF-1: Conglomerate; SLF-1a: Pebbly to sandy matrix supported conglomerate; SLF-1b: Sandy matrix supported conglomerate; SLF-1c: Muddy matrix supported conglomerate; LF-2: Structureless sandstone beds; SLF-2a: Fine-coarse structureless sandstone; SLF-2b: Very coarse-pebbly structureless sandstone; SLF-2c: Amalgamated structureless sandstone; LF-3: Deformed sandstone beds; LF-4: Normal graded sandstone beds; SLF-4a: Pebbly to fine normal graded sandstone beds; SLF-4b: Coarse-medium to fine normal graded sandstone beds; LF-5: Reverse (inversely) graded sandstone beds-coarse to pebbly grained; LF-6: Laminated sandstone beds; LF-7: Siltstone beds; LF-8: Mudstone beds; LF-9: Chaotic-distorted lithofacies. All facies are grouped into five facies associations based on standard models of deep-marine environment: FA-1: Slope; FA-2: Inner fan; FA-3: Middle fan; FA-4: Outer Fan; FA-5: Debrite deposits. Palaeoflow data measured from flute marks and clast imbrications and analyised on a rose diagram show that the flow direction was toward the SW. This means the source area of the formation was located to the NE. In this study from the interpretation of these facies and facies associations, it is concluded that the turbidites of Tanjero Formation in Sirwan Valley deposited in a slope fan with NE-SW axis. Keywords: Tanjero Formation, turbidite sandstones, facies analysis, deep marine slope fan, Sirwan valley, northeastern Iraq.

Bawar Ahmed
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ il merkezi ve yakın çevresindeki mineralli suların hidrojeokimyasal incelenmesi

Elazığ il merkezi ve yakın çevresindeki mineralli suların hidrojeokimyasal özelliklerinin belirlenmesini konu alan bu çalışmanın amacı, çalışma sahasındaki suların kökenlerini belirlemek, suların kimyasal bileşimlerinin litolojiyle ilişkilerini açıklamak, oluşum mekanizmalarını ortaya çıkarmak ve bu suların kimyasal bileşimlerini çeşitli standartlarla karşılaştırıp mineralli su (içme amaçlı) olarak kullanılabilirliklerini ortaya çıkarmaktır. Elazığ il merkezi ve yakın çevresinde yaşlıdan gence doğru Permo – Triyas yaşlı Keban Metamorfitleri, Senoniyen yaşlı Elazığ Mağmatitleri, Üst Maastrihtiyen yaşlı Harami Formasyonu, Orta Eosen–Üst Oligosen yaşlı Kırkgeçit Formasyonu, Miyosen-Kuvaterner yaşlı çökeller ve volkanik birimler ve Pleyistosen yaşlı alüvyonlar yüzeyleme vermektedir. Mineralli sular önceden yapılmış oldukça sınırlı sayıdaki çalışmada sadece majör anyon, katyon, bazı metal konsantrasyonları ile radyoaktivite analizleri yapılarak sağlığa etkileri anlamında değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, diğer çalışmalardan farklı olarak yeni mineralli su kaynakları da değerlendirilerek mineralli sulardan yağışlı (Nisan 2018) ve kurak (Ağustos 2018) dönemlerde olmak üzere iki kez su örnekleri alınarak kimyasal ve metal iz element analizleri yapılmıştır. Ayrıca suların kökenini, yaşını belirlemek için kurak dönemde alınan su örneklerinde izotop analizleri yapılmıştır. Çalışmanın amaçları doğrultusunda mineralli sulardan yağışlı ve kurak dönemlerde olmak üzere iki kez su örnekleri alınarak kimyasal ve izotop analizleri yapılmıştır. Örnekler alınırken suların pH, sıcaklık (T) ve elektriksel iletkenlik (EC) ölçümleri arazide yerinde yapılmıştır. Anyon ve katyon analizi için su örnekleri 500 ml'lik polietilen şişelere herhangi bir koruma uygulanmaksızın alınmıştır. Metal ve iz element analizleri için su örnekleri 100 ml'lik polietilen, sızdırmaz kapaklı şişelere; örnekleme sonrası oluşabilecek reaksiyonların engellenmesi açısından derişik yüksek saflıktaki Nitrik asit (HNO3) ilave edilerek alınmıştır. Suların izotop analizleri için (2H (döteryum), 3H (trityum), 18O) örneklemeler yapılırken 1,5 lt'lik plastik şişeler kullanılmıştır ve şişeler, içerisinde hava kalmayacak şekilde doldurulmuş ve güneş ışığına maruz kalması engellenmiştir. Suların majör anyon ve katyon analizleri, metal ve iz element analizleri ile izotop analizleri ilgili laboratuvarlarda uygun yöntemlerle yaptırılmıştır. Analiz sonuçları çeşitli grafikler yardımıyla değerlendirilmiş, içmeye uygunlukları standartlarla karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Çalışma alanı içerisinde Nisan (2018) ayında incelenen suların sıcaklıkları 13,4 ºC ile 20,9 ºC arasında, pH'ları 5,63 ile 7,73, elektriksel iletkenlikleri 205,6 μS/cm ile 7960 μS/cm arasında değişmektedir. Ağustos (2018) ayında ise suların sıcaklıkları 14.7 ºC ile 24.4 ºC arasında pH'ları 5,66 ile 7,4, elektriksel iletkenlikleri 209,8 μS/cm ile 8340 μS/cm arasında değişmektedir. Nisan (2018) ayında yapılan analiz sonuçlarına göre incelenen suların sertlikleri 13.75 ile 468.05 arasında; Ağustos (2018) ayında yapılan analiz sonuçlarına göre ise incelenen suların sertlikleri 13.35 ile 481.25 arasındadır. İncelenen sulardan M14 numaralı su örneğinin en yumuşak, M10 numaralı su örneğinin ise en sert su olduğu belirlenmiştir. İncelenen suların kimyasal analiz sonuçları Piper ve Scholler diyagramları yardımıyla değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler neticesinde sularda bulunan baskın katyonun Ca+2, baskın anyonun ise HCO3- olduğu; incelenen suların Piper diyagramında genel olarak CaCO3 ve MgCO3 lü sular bölgesinde gruplandığı görülmüştür. Schoeller diyagramlarında ise iyonları birleştiren doğrular genellikle birbirlerine paralel ya da paralele yakındır. Bu durum suların benzer litolojideki akiferlerden beslendiğini göstermektedir. Kurak dönemde (Ağustos, 2018) yapılan izotop analiz sonuçlarına göre incelenen sular, Akdeniz ve Dalbahçe (Erzurum) meteorik su doğruları üzerinde ve yakınında yer aldığından, meteorik kökenlidirler.

Fatma Aydınoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tunceli (merkez) karbonatlı kaynak çökellerinde (Tufa/Traverten) sedimantolojik ve jeokimyasal incelemeler

Bu çalışma kapsamında, Tunceli il merkezi ve yakın çevresinde konumlanan karasal karbonatların (kaynak çökelleri) sedimantolojik, petrografik ve jeokimyasal bulgulardan elde edilen verilerin ilişkilendirilmesi ile; çalışılan karbonatların oluşum mekanizmalarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu karbonatlar Dinar ve Munzur vadi kenarları boyunca oluşmuştur. Dolayısıyla çalışma alanı iki bölgeye (Dinar ve Munzur) ayrılmıştır. Bu tez çalışması ile, Dinar karasal karbonatlarında üç depolanma ortamı belirlenmiştir. (i) havuz ortamında; dalgalı laminalı stromatolit, kalkerli laminer kabuk, (ii) baraj (engel) ortamında; fitobağlamtaşı, domal onkoidal stromatolit, (iii) yüksek eğimli yamaç ortamında; domal onkoidal stromatolit, domal onkoidal olmayan stromatolit litofasiyesleri gözlenmiştir. Munzur karasal karbonatlarında üç depolanma ortamı belirlenmiştir. (i) şelale (waterfall) ortamı, (ii) yamaç ortamında; kristalin kabuk, çimentotaşı, fenestral gözenekli tanetaşı ile sarılımlı taneler içeren tanetaşı, (iii) yamaç önü ortamında ise fito tanetaşı ve istiftaşı litofasiyesleri ayırtlanmıştır. Dinar ve Munzur karbonatlarının element analizi sonuçları birbirlerinden farklı değerler sergilemiştir. Munzur karbonatlarında ağır metal konsantrasyonu Dinar karbonatlarına göre çok yüksek değerler göstermiştir. Dinar ve Munzur karbonatlarının benzer sonuçlar gösterdiği analiz sonuçlarına göre; δ18O ve δ13C duraylı izotop ve toplam organik karbon analizi neticesinde bu çökellerin inorganik kökenli karbonatlar olduğu belirlenmiştir. 87Sr/86Sr izotop analiz sonuçlarına göre bu kayaçları oluşturan akışkanın rezervuar kayası Kretase yaşlıdır. 18O(SMOW) (+19 ila +21) değerleri bu kayaçları oluşturan akışkanın rezervuar kayasının sedimanter kökenli kayaçlar olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelime: Tunceli, akarsu sistemi, fasiyes, karasal karbonat, jeokimya

Fasiyes özelliklerJeokimyaJeoloji+3
Gamze Karvar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kepezdağı Volkanitleri'nin tüm kayaç iz element ve Sr-Nd izotop jeokimyası (akçadağ-malatya)

Doğu Anadolu Volkanik Provensi (DAVP) 'nin en batısında yüzeyleme sunan Orta-Üst Miyosen yaşlı Kepezdağı volkanitlerinin ana, iz element ve Nd-Sr izotop verileri incelenmiştir. Volkanitler tabandan itibaren tüf, lapillitaşı, aglomera ve breş bileşiminde piroklastikler ve bunları takip eden bazalt, andezit, dasit ve riyolit bileşimindeki kayaçlarla temsil edilmektedir. Kayaçlar genel olarak mikrolitik porfirik doku, glomeroporfirik doku ve pilotaksitik doku göstermektedir. Tüm kayaç ana element içeriği olarak, % 47,56 ile % 71,92 arasında değişen SiO2 içeriklerine, % 0.55 ile % 3.68 arasında değişen K2O ve % 3.25 ile % 4.85 arasında değişen Na2O içeriklerine sahiptir. 0.17-0.96 arasında değişen K2O/Na2O oranları volkanitlerin genel olarak sodik karakter de olduklarını işaret etmektedir. MgO içerikleri % 0.29 ile % 8.49 arasında geniş bir aralıkla temsil edilir ve buna bağlı olarak Mg numaraları (Mg #) 20-64 arasında değişmektedir. Volkanitler, jeokimyasal olarak kalk-alkalen karakterde olup, orta-yüksek K içeriğine sahiptir. Hafif nadir toprak elementler (HNTE) ve ağır nadir toprak elementler (ANTE) bakımından farklı miktarlarda zenginleşme göstermektedir ve ilksel manto normalize diyagramlarında, normal okyanus ortası sırtı bazaltlarına (NOOSB) göre Cs'dan Ti'a kadar olan tüm elementlerce zenginleşmiş, Ti'dan Lu'a kadar olan elementler bakımından fakirleşmiştir. (87Sr/86Sr) i ve (143Nd/144Nd )i değerleri sırasıyla 0,703347-0,708552 ile 0,512338-0,512875 arasında değişmektedir. Volkanitleri oluşturan ana magmanın zenginleşmiş litosferik manto kaynağından türediği ve volkanitlerin gelişiminde esas olarak fraksiyonel kristalleşme, daha az oranda da kabuksal kirlenmenin rol oynadığı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kepezdağı Volkanitleri, DAVP, Magmatizma, Sr-Nd izotopları, HFSE, ANTE, Türkiye

Radyoizotoplar
İsmail Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yukarımaden köyü (Artvin) çevresinde bulunan terk edilmiş madenlerin asit maden drenajı jeokimyası ve çevresel etkileri

Artvin, Doğu Karadeniz boyunca doğu-batı doğrultulu olarak uzanan metalojenik kuşağın önemli noktalarından biridir. Yukarımaden köyü (Artvin) çevresinde bulunan Eosen yaşlı dasitik sokulumda hidrotermal Cu-Pb-Zn cevherleşmeleri bulunmaktadır. Bu cevherleşmeler, yüzyıllar boyunca işletilmiş, son yıllarda terk edilmiştir. Madencilik faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan pasa yığınları, düşük tane boyları ve yüksek gözeneklilikleri nedeniyle, oksijen ve yüzey suları gibi ajanlara daha fazla maruz kalmaktadır. Çalışma alanında bulunan Sakart, Bilizor ve Maden derelerinden alınan su ve dere kumu numunelerinde yapılan analizlerde, Sakart derede yüksek metal içeriği saptanmıştır. Ayrıca yapılan Sakart derede düşük pH ve yüksek elektriksel iletkenlik değerlerine rastlanmıştır.

Yusuf Kargınoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Eskiköy (Doğanşehir-Malatya) civarındaki Pb-Zn içeren barit cevherleşmelerinin özellikleri

Bu tez kapsamında Doğanşehir-Eskiköy (Malatya) civarında gözlenen Pb-Zn içeren barit cevherleşmeleri çalışılmıştır. Çalışma alanında cevherleşmeler metamorfik ve volkanik kayaçların dokanaklarında silisli, baritli, karbonatlı yığışımlar içerisine yerleşmiştir. Ayrıca dokanaklara uzanan tabaka düzlemleri, fay ve kırık zonlarına yerleşmiş olarak da bulunmaktadır. Cevher mineralleri olarak barit, galen, sfalerit, serüzit-anglezit, fahlers ve altın, gang mineralleri olarak ikincil kalsit ve kuvars bileşime katılmaktadır. Jeokimyasal incelemeler sonucunda, inceleme alanındaki baritlere ait örnekler kondrite göre normalize edildiğinde Ağır Nadir Yer Elementleri (ANYE) bakımından zenginleştiği, Hafif Nadir Yer Elementleri (HNYE) bakımından tüketildiği görülmektedir. Baritlerde yapılan sıvı kapanım sonuçlarına göre; baritin oluşumu sırasında çözeltilerin tuzluluklarının ve sıcaklıklarının kısmen düşük olduğu (ortalama 2.6 NaCl equiv.% ve ortalama 122°C), bununla birlikte sülfürlü minerallerin oluşumu sırasındaki çözeltilerin tuzluluklarının ve sıcaklıklarının arttığı görülmektedir (ortalama 7% NaCl equiv.%, ortalama 206°C). Pb izotop jeokimyasına göre; baritlerdeki 206Pb/204Pb oranı 17.04-19.20, 207Pb/204Pb oranı 14.33-17.00 ve 208Pb/204Pb oranı 34.19-41.66 arasında değiştiğini göstermiştir. Baritlerin 34S izotop oranları ‰+17.5 ve ‰ +30.7 arasında değişmektedir. Tüm bu bulgulara dayanarak; oluşan bu cevherleşmenin kökeni için epitermal evrelerde oluşmuş hidrotermal cevherleşmeler olduğu belirlenmiştir.

Hatice Kara
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı seviyede arsenik içeren yurtbaşı şifalı sularını içen ratlarda biyokimyasal ve hematolojik parametrelerdeki değişimlerinin incelenmesi

Arsenik, doğal olarak oluşabilen bir element olup, toprak ve suda hem organik hem de inorganik formlarda bulunabilir. Bu çalışma, Yurtbaşı (Elazığ)'nda bulunan ve insanlar tarafından çeşitli hastalıklara şifa dağıttığı gerekçesiyle içilen suyun, kısa dönemde canlılar üzerine etkilerini incelemek için planlanmıştır. Bu çalışmada iki ayrı derin kuyuda 1.000 ppb ve 15.000 ppb arsenik konsantrasyonları saptanmıştır. 6-8 haftalık olan ratlar 7'şer adetten üç gruba ayrılmıştır. Birinci grup normal içme suyu, ikinci grup 1.000 ppb arsenikli su, üçüncü grup ise 15.000 ppb arsenikli su ile 6 hafta boyunca beslenmiştir. 6. haftanın sonunda hayvan stresinden kaçınmak için anestezi olmadan servikal dekapitasyonla hayvanlar öldürülmüştür. İkinci ve üçüncü grup ratlarda ürik asit düzeylerinin, birinci grup ratlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmış olduğu görüldü (p=0,04).İkinci ve üçüncü grup ratların plazma glukoz düzeylerinde anlamlı bir azalış gözlendi (p=0,005). İkinci ve üçüncü grup ratlarda, MCHC (p<0,001) ve EO (%,#) değerlerinin de (p=0,034, p=0,038 sırası ile ) arttığı görüldü. Arseniğin hedef organı olan karaciğer değerlerinde ciddi bir değişiklik görülmemiş olup bu da arsenik toksititesinin daha uzun bir süre sonra kronikleşebileceğini veya arseniğin dokulardan çabuk eliminasyona uğrayıp atıldığını göstermektedir. İkinci ve üçüncü grup ratlarda, MCHC ve eozinofil sayısındaki artış, demir eksikliği anemisine ve As toksititesine, bu da kan hücrelerinin erken kaybına işaret edebilir. Yine, yüksek dozlarda As alan ratlarda hiperürisemi görülmesi, protein katobolizmasına ait enzimlerde bir inhibisyon oluştuğunu göstermektedir. Dolayısıyla, yüksek düzeylerde As' li suların uzun süre tüketilmesi ya da bunların diğer canlılarda temel içme suyu olarak kullanılması sonucu, hipertansiyon, metabolik sendrom, koroner kalp hastalığı, oksidatif stres gibi patolojik bozukluklara yol açmaktadır. Bu tür içme suyu kullananlara arseniğin toksik düzeylerinden korunmak için, antioksidan moleküllerin daha fazla tüketilmesi önerilmektedir.

Ümmügülsüm Mutlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğanbağı (Sivrice, Elazığ) sıcak ve mineralli su kaynağı'nın hidrojeoloji incelemesi

Doğanbağı sıcak ve mineralli su kaynaklarının hidrojeoloji incelemesi konulu bu çalışmanın amacı, inceleme alanı içerisindeki sıcak ve mineralli suların kökenlerini belirlemek, suların kimyasal bileşiminin litolojiyle ilişkisini açıklamak ve oluşum mekanizmasını ortaya çıkararak bir oluşum modeli oluşturmaktır. Çalışma kapsamında, inceleme alanındaki sıcak ve mineralli sular ve soğuk sulardan yağışlı (Nisan, 2019) ve kurak (Eylül, 2019) dönemlerde olmak üzere iki kez su örnekleri alınarak ayrıntılı kimyasal analizleri ile izotop analizleri yapılmıştır. İncelenen suların sıcaklıkları yağışlı dönemde 15.3 ºC ile 29.5 ºC arasında, kurak dönemde ise 12.6 ºC ile 29.2 ºC arasındadır. Sularda bulunan baskın katyon Ca+2, baskın anyon ise HCO3-'dır. Yağışlı ve kurak dönemde yapılan izotop analiz sonuçlarına göre incelenen sular, Akdeniz meteorik su doğruları üzerinde ve yakınında yer aldığından, meteorik kökenlidirler. Doğanbağı jeotermal alanı için, silis jeotermometreleri ile tahmin edilen hazne kayaç sıcaklıkları 28,30oC ile 117,58oC arasında olup, bu tahmini sıcaklıklar göz önünde bulundurulduğunda Doğanbağı sıcak ve mineralli (DSM) sularının konut, sera ısıtmacılığı ve soğutularak da kaplıca amaçlı kullanımlar için uygun olduğu belirlenmiştir. Doğanbağı jeotermal sisteminin örtü kayaçları Pütürge Metamorfitleri'ne ait şist ve fillitler iken hazne kayası ise aynı birime ait rekristalize kireçtaşlarıdır. Doğanbağı jeotermal sistemi yarı kapalı özelliktedir. DSM su kaynakları, meteorik suların bölgedeki fayların kontrolünde derinlere süzülerek ısınması ve yine sözü edilen fayların kontrolünde yüzeylemesi şeklinde oluşmuştur. İncelenen sıcak ve mineralli suların ısınmasındaki temel etken jeotermik gradyandır.

Yelda Yalçın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Anadolu fay zonu'nun Doğanyol (Malatya) ile Çelikhan (Adıyaman) arasındaki gerilme durumunun incelenmesi

Arabistan Levhası ile Anadolu Bloğu arasındaki yakınsamaya bağlı olarak kıta içinde gelişmiş olan Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ), Doğu Akdeniz'in tektonik evriminde önemli bir etkiye sahiptir. Bu çalışmada, DAFZ'nun Doğanyol (Malatya) ile Çelikhan (Adıyaman) arasında yer alan bölümü incelenmiştir. Arazi çalışmaları ve uzaktan algılama yöntemleri yardımıyla çalışma alanındaki faylar haritalanmıştır. Arazi çalışmaları süresince fayın geometrisi ve sergilediği morfotektonik yapılar incelenerek, paleostres analizi için deformasyon zonu boyunca fay düzlemlerinden kayma verileri ölçülmüştür. Sayısal analiz programı ile değerlendirilen kinematik verilerin, rotasyonel optimizasyon yöntemi ile gerilme yönleri hesaplanarak deformasyon türü belirlenmiştir. Arazi gözlemleri ve paleostres analizi sonuçları birlikte yorumlandığında; çalışma alanında üç farklı deformasyon fazının varlığından söz edilebilir. İlk deformasyon fazı; Geç Eosen-Geç Oligosen zaman aralığındaki KB-GD doğrultulu sıkışmalı gerilmeye karşılık gelmektedir. İkinci deformasyon fazı, Orta Miyosen- Erken Pliyosen zaman aralığında gerçekleşen kıta-kıta çarpışmasına dayalı; yaklaşık K-G doğrultulu sıkışmayı göstermektedir. Son deformasyon fazı ise, Geç Pliyosen'den günümüze devam eden yakınsama sonucu stres değişimine bağlı olarak; KD-GB doğrultulu sıkışma altında gelişmiş sol yanal doğrultu atım rejimini yansıtmaktadır. Uzamış sırtlar, akarsu ötelenmeleri, çizgisel vadiler gibi aktif tektoniği işaret eden morfolojik veriler de son rejim olarak belirtilen KD-GB doğrultulu sıkışma gerilmesine bağlı gelişmiş doğrultu atımla karakterize edilen tektonizmanın, çalışma alanındaki en genç faz olduğunu desteklemektedir. Uzaktan algılama çalışmaları ile gerçekleştirilen çizgisellik analizi sonucu elde edilen gül diyagramındaki K65°D doğrultusunda yoğunlaşmış çizgisellikler sol yanal DAFZ'nu yansıtmaktadır. Arabistan Levhası ve Anadolu Bloğu arasındaki yakınsama sonucu; çalışma alanı Geç Eosen'den günümüze üç farklı deformasyon evresi geçirmiş olup; DAFZ'na ait segmentler bu deformasyon evrelerinin son fazında (Geç Pliyosen'den günümüze) gelişmiştir.

Elif Akgün
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Karakoçan fay zonu'nun yapısal ve morfotektonik özellikleri

Bu çalışmada, Türkiye'nin en önemli tektonik yapılarından Kuzey ve Doğu Anadolu Fay Sistemlerinin doğuda kesiştiği Karlıova Üçlü Eklemi civarında gelişen neotektonik yapılardan biri konu edilmiştir. Tunceli Fay Sisteminin alt zonlarından biri olan Karakoçan Fay Zonu, kuzeybatıda Malatya Ovacık Fay Zonu ile güneydoğuda Doğu Anadolu Fay Sistemi arasında BKB-DGD doğrultulu uzanır. Çalışmada fay zonunun yapısal ve morfotektonik yapısının belirlenmesinde Landsat uydularına ait görüntüler ile sayısal yükseklik modeli verileri (SYM) ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılmıştır. Bu verilerden fay zonunun, yaklaşık 110 km uzunluğunda ve 5-15 km genişliğinde yapısal bir unsur olduğu gözlenmiştir. Uydu görüntüleri ve SYM üzerinde fay zonu, güneydoğuda Altınoluk köyünün 3 km kadar doğusundan başlayıp kuzeybatıda Tunceli iline kadar izlenmektedir. Fay zonu boyunca çok sayıda morfotektonik unsur tespit edilmiştir. Haritalama çalışmalarında fay zonunun, uzunlukları 0.5 km ile 32 km arasında değişen, birbirine koşut-yarı koşut uzanımlı, yer yer sık aralıklı (100 m) çok sayıda fay ile temsil edildiği gözlenmiştir. Uydu destekli saha çalışmaları, fay zonunun 70 m ile 8.5 km arasında değişen kümülatif ötelenme değerlerine sahip olduğunu göstermiştir. Çalışma alanında fay zonu boyunca farklı lokasyonlarda kinematik analiz için toplanan veri setlerinden bölgede Geç Paleosen'den günümüze kadar beş farklı gerilme sisteminin egemen olduğu belirlenmiştir. Buna göre en yaşlı gerilme sistemi, Geç Paleosen- Erken Eosen aralığında yaklaşık KD-GB doğrultulu genişleme rejimidir. KB-GD doğrultulu sıkışma rejimi ile karakterize edilen ikinci aşama, Oligosen-Erken Miyosen aralığında başlayıp Geç Miyosen'de sonlanmıştır. Üçüncü aşama, Geç Oligosen-Orta Miyosen aralığında KB-GD doğrultulu genişleme rejimidir. Orta Geç Miyosen-Pliyosen de etkili olan dördüncü aşama, yaklaşık K-G yönlü sıkışma gerilmesidir. Beşinci aşama ise Pliyosen-Günümüz arasında, KD-GB doğrultulu sıkışmalı gerilme rejimidir. Morfometrik analizler, bölge morfolojisinin şekillenmesinde tektonik aktivitenin etkin rol oynadığını göstermiştir. Fay zonu boyunca devam eden deprem etkinliğinin fayın sismik yönden aktivitesinin devam ettiğini ve gelecekte orta büyüklükte deprem üretme potansiyelinin olduğunu göstermektedir.

Ercan Zengin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı katkı maddelerinin zeminlerin mühendislik özellikleri üzerindeki etkisi

Stabilizasyon, puzolanik katkı malzemeleri kullanılarak killerin kıvam, dayanım ve sıkışma gibi geoteknik özelliklerinin iyileştirilmesidir. Bu çalışmada farklı tür ve oranda kullanılan katkı malzemelerinin etkisiyle yüksek plastisiteli kilin kıvamında, dokusunda ve dayanımında meydana gelen değişimler incelenmiştir. Bu amaçla yapılan laboratuvar çalışmalarında, katkı malzemesi olarak sönmüş kireç, silis dumanı, uçucu kül, asidik ve bazik karakterli tüf kullanılmıştır. Yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, özellikle yapay ve doğal katkı malzemelerinin birlikte kullanıldığı örneklerde likit limit (LL) ve plastiside indisi (PI) değerlerinin önemli ölçüde azaldığı belirlenmiştir. Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) çalışmaları ile elde edilen görüntüler, PI değerlerinde en fazla azalmanın meydana geldiği örneklerde puzolanik reaksiyon sonucunda önemli ölçüde topaklanmanın oluştuğunu göstermektedir. Yapılan çalışmalardan ortaya çıkan sonuçlar, kür uygulamasının dayanımı ve dayanım parametrelerini artırdığı, stabilizasyon sonrasında katkılı örneklerde Plastisite İndisi (PI)'deki azalmanın %60'tan fazla olması durumunda kohezyon (c) ve içsel sürtünme açısının (Φ) ve dolayısıyla serbest basınç dayanımının (qu) önemli oranda arttığı; qu değerlerinin artması için hem c hem de Φ değerlerinde artış olması gerektiği belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, sadece sönmüş kireç veya uçucu kül ya da bunlarla birlikte asidik tüf ve bazik tüf katkılarının kullanılması durumunda en iyi sonuçların elde edilebileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Stabilizasyon, puzolan, tüf, dayanım parametreleri, topaklanma

Yasemin Aslan Topçuoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

GD Anadolu orojenik kuşağı ofiyolitlerinin manto peridotitleri bileşimleri ve petrolojisi: Ana element, iz element jeokimyası, mineral kimyası ve Fe, Mg ve Os izotopları

Kızıldağ, Koçali ve Guleman Ofiyolitleri Güneydoğu Anadolu Orojenik Kuşağı'nın en önemli ofiyolitik masifleridir. Bu kuşaktaki ofiyolitik kayaçların incelenmesi Neo-Tetis'in güney kolunun Mesozoyik'teki tektonik evrimini açıklamada anahtar öneme sahiptir. Bu çalışma, üst mantoda gerçekleşen kısmi ergime, ergiyik-kayaç, metazomatizma olayları ve ofiyolitlerin tektonik ortamının belirlenmesi açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle yapılan petrografik çalışmalardan sonra, toplam kayaç ana oksit, iz ve Lantan Grubu Element, Platin Grubu Element, Re-Os izotop jeokimyası analizleri; toplam kayaç ve minerallerde Fe ve Mg izotop analizleri yapılmıştır. Ofiyolitlerin manto peridotitleri Al2O3, CaO ve TiO2 içerikleri bakımından ilksel mantoya göre tüketilmiş, yüksek spinel Cr# değerleri ile temsil edilirler. Jeokimyasal veriler, ofiyotitlerin manto peridotitlerinin oldukça tüketilmiş olduğunu ve yitim zonunun yay önü kısmında oluştuğunu göstermektedir. Büyük İyon Çaplı Elementler, Yüksek Çekim Alanlı Elementlerin ve Platin Grubu Elementlerin bazılarında görülen zenginleşmeler, dalan kabuktan türeyen akışkanların manto kamasını metazomatizmaya uğratmasından kaynaklanmaktadır. Guleman manto peridotitlerinde bazı örneklerin 187Os/188Os değerinin ilksel manto değerinin üzerinde olması, dalan levhadaki sedimanlardan türeyen radyojenik Os ilavesi ile açıklanmaktadır. Yüksek Fe izotopu değerleri, dalan kabuktan ayrılan akışkanların manto kamasının oksijen fugasitesini yükseltmesinin bir sonucudur. İncelenen ofiyolitler Üst Kretase'de Neo-Tetis'in güney kolu içerisinde meydana gelen kuzeye doğru dalımla yitim zonu üzerinde oluşmuş ve Kretase sonunda güneye doğru Arap levhası üzerine bindirmiştir. Anahtar Kelimeler: Kızıldağ-Koçali-Guleman Ophiolites, Mantle Peridotites, Partial Melting, Geochemistry, Os Isotope, Fe-Mg Isotope

Mustafa Eren Rizeli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Erzurum, Artvin ve Rize bölgesindeki (doğu pontidler-Türkiye) asit plütonik kayaçlarin petrolojisi

Pontid Orojenik Kuşağı, Bulgaristan'dan başlayıp, Türkiye-Istranca Bölgesi'nden Küçük Kafkasya'ya kadar uzanan Doğu-Batı uzanımlı dağ kuşağını temsil etmektedir. İnceleme alanı Pontidler'in doğu kesiminde Erzurum, Artvin ve Rize illerini içerisine alan geniş bir alanı kapsamaktadır. Çalışma konusunu oluşturan Eosen-Alt Kretase yaşlı asidik bileşimli plütonik kayaçların tüm kayaç analizleri, zirkonlar üzerinde U-Pb yaşları ve Lu-Hf izotop analizleri yapılarak bölgenin Mesozoyik-Senozoyik sürecindeki jeodinamik evrimi ortaya konulmuştur. Böylelikle bu plütonların zirkon U-Pb yaşları elde edilmiş, plütonlar içerisinde farklı fazların olduğu tespit edilmiş ve Lu-Hf izotopları ile bölgenin jeodinamik evriminin daha detaylı olarak anlaşılması sağlanmıştır. Erzurum, Artvin ve Rize bölgesindeki asidik bileşimli plütonik kayaçlar genel olarak granit, granodiyorit ve kuvars monzonitlerle, Olur (Erzurum) bölgesindeki kayaçlar metagranitlerle, volkanikler ise dasit ve riyolitlerle temsil edilmektedir. İncelenen kayaçlar, bileşimsel olarak toleyitikten şoşonitiğe değişen karakterde, genel olarak I-tipi metalümino-peralümino özelliklerdedir. Plütonların 206Pb/238U yaşları LA-ICP-MS zirkon U-Pb yöntemine göre 39-134 My. olarak tespit edilmiştir. ƐHf (t)içerikleri 1.4-14 aralığında değişen pozitif değerlere sahiptir. Tüm veriler ışığında, bölgenin Mesozoyik-Senozoyik jeolojisi ve sonrası jeodinamik model için önemli katkılar sağlanmış, söz konusu döneme ait veri eksikliği giderilmiş, tartışılan tektono-magmatik problemler, güncel teknolojik veriler ile çözümlenerek bölgenin Mesozoyik-Senozoyik evrimi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Doğu Pontidler, Asit plütonik kayaçlar, Zirkon U-Pb yaş tayini, Lu-Hf izotopları

Abdullah Sar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Aydınlar (Habipuşağı-Elazığ) bindirme fayı güneydoğu bölümünün jeolojisi ve kinematiği

Çalışılan bölgede Üst Kretase'den Kuvaterner döneme kadar çeşitli birimler yüzeyleme vermektedir. Çalışmamızda bu birimlerin birbirleriyle olan ilişkileri, bölgede etkin olan tektonizma, bu tektonizmaya bağlı gelişmiş yapılar ve tektonizmayı oluşturan kuvvetler incelenerek, bölgenin jeolojik-tektonik evrimi açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışma alanında paleotektonik ve neotektonik dönemin izlerine yoğun olarak rastlanılmaktadır. Çalışılan bölgede tabaka ve fay düzlemlerinden alınan verilerle tektonik yapıların yaşları, bu yapıları oluşturan kuvvet yönleri belirlenmiştir. Buna göre iki deformasyon fazı tespit edilmiştir. İlk dönem KKB-GGD doğrultulu sıkışma dönemidir. bu dönem Geç Miyosen ile Erken Pliyosen döneminde hüküm sürmüştür. İkinci deformasyon evresi KKD-GGB doğrultulu bir sıkışma altında σ2 ile σ3'ün düşey eksende zaman zaman yer değiştirdiği, bölgesel doğrultu atımlı tektonizmayı işaret eden bir deformasyonla temsil edilir. İkinci deformasyon evresi Geç Pliyosen'de başlamış olup, günümüze kadar etkisini sürdürmektedir. Üst Kretase-Paleosen yaşlı birimlerden alınan tabaka duruşlarından, bölgenin yaklaşık K-G doğrultulu bir sıkışmanın etkisi altında kaldığı görülmektedir. Bu sıkışmaya bağlı olarak Baskil antiklinali başta olmak üzere bölgedeki D-B doğrultulu eksene sahip kıvrımlı yapılar ile Aydınlar bindirme fayı gelişmiştir. Anahtar Kelimeler: Baskil Havzası, Aydınlar bindirme fayı, Baskil antiklinali, Elazığ.

Arzu Ufak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa-Köprübaşı-Rağıllar Köyü uranyum cevherleşmelerinin jeokimyasal özellikleri

Bu tez çalışmasında, Manisa'nın Köprübaşı ilçesine bağlı Rağıllar Köyündeki uranyum cevherleşmelerinin dağılımı ve etki eden faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanı civarında, Köprübaşı- Kasar ve Selendi uranyum cevherleşmeleri ile ilgili önceki yıllarda yapılmış olan çalışmalar daha çok genel jeoloji üzerine yoğunlaşmış olup, Rağıllar bölgesi U cevherleşmeleri ve jeolojisini kapsamamaktadır. Köprübaşı- Rağıllar bölgesinde, Paleozoyik yaşlı Menderes Masifi, yüksek uranyum içeren Orta Miyosen yaşlı Köprübaşı Formasyonu, Orta Miyosen yaşlı Okcular Fomasyonu ve Geç Miyosen yaşlı Adala Formasyonuna ait birimler gözlenmektedir. Bu çalışma kapsamında Rağıllar köyü civarında Gamma Spektrometre ile ölçümler sonucu en yüksek uranyum değerleri veren (1179-9078 cps) örnek noktalarından on altı adet tüm kayaç örneği alınmış, mineralojik ve kimyasal özelliklerin belirlenmesi için SEM-EDS, XRF, ICP-MS ve Leco yöntemleriyle analiz edilmiştir. Mineralojik özellikler, uranyum zenginleşmelerinin, kalsit matriksli kireçtaşı, kiltası ve marn örnekleri içerisinde ve kalsit dolgulu kırık ve çatlak sistemleri içerisinde flourapatitçe zengin kayaçlarla ilişkili olduğunu göstermektedir. Jeokimyasal veriler, organik karbon, U dağılım grafikleri ve U ile P2O5 arasındaki kuvvetli pozitif korelasyonun varlığını göstermektedir. Aynı zamanda bu veriler, uranyumun fosfor bileşikleri halinde birincil minerallerden (Menderes Masifine ait gnayslardan) çözünerek, kırık, çatlak ve geçirimli kumtaşı birimleri içinden taşınarak, karbonatlı ve killi seviyeler boyunca, negatif Eu anomalilerinin işaret ettiği gibi oksidasyon kuşaklarında çökeldiğini işaret etmektedir. Bu tez çalışmasıyla, Rağıllar bölgesindeki uranyum zenginleşmelerinin (% 0.042) minimum uranyum işletme tenörü ( %0.035) üzerinde olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Rağıllar, uranyum cevherleşmesi, Manisa, Türkiye.

Ezgi Gürgenç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Maçka (Trabzon) tüneli destek sistemlerinin görgül ve sayısal analizi

Bu çalışmada Maçka Tüneli güzergâhındaki kayaçların mühendislik özellikleri ve kazı sırasında kullanılacak optimum destek sistemlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Görgül yöntemler kullanılarak belirlenen destek sistemlerinin güvenirliliği ise sayısal analizler ile değerlendirilmiştir. Tünel güzergâhındaki birimler yaşlıdan gence doğru, Erken Turoniyen yaşlı Çatak Formasyonu, Turoniyen-Santoniyen yaşlı Maçka Formasyonu, Turoniyen-Santoniyen yaşlı Esiroğlu Formasyonu, Erken Kampaniyen yaşlı Kaçkar Riyodasiti'dir. Toplam uzunluğu 5492 m olan tünel kazısının tek tüpünde yapılacak kazının 236 m'si Esiroğlu Formasyonu'nda, 1410 m si Kaçkar Riyodasiti'nde, 1125 m'si ise Çatak Formasyonu'nda yapılacaktır. Tüm çalışmalar; arazi, laboratuvar ve büro çalışmaları olmak üzere üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Arazi çalışmalarında, tünel güzergâhının detaylı jeolojik haritası yapılmış, süreksizliklerin mühendislik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla hat etütleri gerçekleştirilmiş, jeoteknik amaçlı sondajlara ait karotlar incelenerek Kaya Kalite Göstergesi (RQD), toplam karot verimi (TKV) ve bozunma derecesi (W) belirlenmiş ve laboratuvar çalışmalarında kullanılmak üzere karot örnekler derlenmiştir. Laboratuvar çalışmaları ile kaya malzemesinin fiziksel, mekanik ve elastik özelliklerini belirlemek için jeomekanik deneyler yapılmıştır. Büro çalışmalarında arazi ve laboratuvar çalışmalarından elde edilen veriler kullanılarak, tünel güzergâhındaki kaya kütleleri görgül Kaya Kütle Sınıflaması (RMR89), Kaya Kütle İndeksi (RMi), Kaya Kütle Kalitesi (Q), Jeolojik Dayanım İndeksi (GSI) ve Yeni Avusturya Tünel Açma Metodu (NATM) sınıflama sistemleri kullanılarak sınıflandırılmıştır. RMR, Q ve RMi sınıflama sistemlerinin önerdiği destek sistemlerinin uygulanabilirlikleri, kazıdan sonra tünel etrafında oluşan plastik zonun kalınlığı ve yer değiştirme miktarlarına etkileri Sonlu Elemanlar Yöntemi (FEM) kullanılarak sayısal olarak analiz edilmiştir. Sayısal analizlere ait sonuçlar dikkate alınarak tünel güzergâhındaki kaya kütleleri için optimum destek sistemleri belirlenmiştir. Sayısal analiz sonuçlarına göre; tavan bölgesinde genel olarak RMR89 sınıflama sisteminin önerdiği püskürtme beton kalınlıkları ve Q sınıflama sisteminin önerdiği kaya bulonu aralıkları bu çalışmada önerilen destek sistemiyle benzerlik göstermektedir. Duvarda ise Q sınıflama sisteminin önerdiği kaya bulonu aralıkları, RMi sınıflama sisteminin önerdiği kaya bulonu uzunlukları ve RMR89 sınıflama sisteminin önerdiği püskürtme beton kalınlıkları bu çalışmada önerilen destek sistemleri ile benzerdir. Bu çalışmada önerilen optimum destek sistemleri RMR89, Q ve RMi sınıflama sistemlerinin önerdiği destek sistemleri karşılaştırıldığında, bu çalışmada önerilen destek sistemlerinin en fazla RMi sınıflama sisteminin önerdiği destek sistemleri ile uyumlu olduğu belirlenmiştir.

Mustafa Kanık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Pütürge metamorfitleri içerisindeki zonlu granatların incelenmesi

Biyotit, klorit, disten, stavrolit gibi, granat minerali de pelitik bileşimli kayaçların bölgesel metamorfizma derecesinin belirlenmesinde kullanılan bir mineraldir. Bu çalışmada 600-800 °C metamorfizma derecesindeki Fe-Mn-Mg ve Ca-Mg-Fe sistemi içerisindeki metapelitik granatların prograd ve retrograd metamorfizma içindeki değişimleri, metamorfitlerin yerleşimleri sırasında gelişen olayların granat minerali üzerinden jeokimyasal, jeokronolojik ve mineralojik değişimleri incelenmiştir. Granat stavrolit mikaşist, biyotitşist ve amfibolşistlerde yaygın olarak gözlenen granatların TIMS verilerinden çekirdeği grossüler veya pirop olan granat türlerinin, genelde almandin (XFe) olduğu belirlenmiştir. Granatlarda kimyasal zonlanma ve Sm-Nd izotop verisinden belirlenen büyüme zonlanması olarak iki zonlanma belirlenmiştir. Metapelitlerdeki K'ca zengin disten-stavrolit-granat-muskovit-biyotit şistlerdeki granat mineralleri Sm-Nd izotop verileriyle elde edilen prograd büyüme zonlanması, kayaçların orta basınç ve kısmen yüksek sıcaklık koşullarında metmorfizmaya uğradıklarını ve granatın büyümesinin masifin yükselmesi esnasındaki tektonometamorfik işlevlere bağlıdır. Granatlarda zonlanma ve zonlanma jeokronolojisi yüksek dereceli pelitik kayaçlardaki granatlarda görülürken, yüksek basınç ve yüksek sıcaklıklarda zonlanma görülmeyebilir. Sıcaklığın belirlenmesi amacıyla Granat-biyotit jeotermometresini kullanılmıştır. Granat-biyotit jeotermometresi, metamorfitlerin sıcaklığının 650-700ºC civarında olduğunu işaret etmektedir. Benzer şekilde Dağılım katsayısı-Kd < 1 olması, bu kayaçların barroviyen zonu pelitik kayaçlarının stavrolit zonunda metamorfizmayı belirtmektedir. Mineral parajenezleri, granat jeokimyası, jeokronoloji masifin amfibolit fasiyesinin disten-almandin-muskovit ve stavrolit-almandin alt fasiyeslerinde ilerleyen, granat mineralinin klorit ve biyotit minerallerine dönüşümleri ve disten mineralinin muskovit mineralinine dönüşümü gibi özelliklerden yeşilşist fasiyesinde gerileyen türden iki metamorfizma geçirmiş olduğunu, gerileyen metamorfizmaya metamorfitlerin yükselme süreci etkin olmuştur.

Hilal Kaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tepeköy-Alıncık (Elazığ güneyi) civarındaki volkanosedimanter kayaçların kil mineralojisi ve jeokimyası

Bu tez çalışmasıyla Elazığ İl'i güneyinde Tadım, Dedeyolu, Badempınarı, Kavallı, Alıncık, Yemişlik Köyleri'nin bulunduğu alanda yayılım gösteren Üst Kretase yaşlı Elazığ Magmatitleri ve Orta Eosen yaşlı Maden Grubu'na ait volkano-sedimanların kil mineralojisi, jeokimyası incelenerek her iki birimin benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuştur. İnceleme kapsamında X-Isınları difraksiyonu (XRD) tüm kayaç ve kil fraksiyonu incelemeleri ve jeokimyasal analizler (ICP-AES ve ICP-MS) yapılmıştır. İnceleme alanında yüzeyleyen birimler yaşlıdan gence doğru Permo-Triyas yaşlı Keban Metamorfitleri, Üst Kretase yaşlı Elazığ Magmatitleri, Maestrihtiyen yaşlı Harami Formasyonu, Orta Eosen yaşlı Maden Grubu, Orta Eosen- Oligosen yaşlı Kırkgeçit Formasyonu, Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı Karabakır Formasyonu, Kuvarterner yaşlı alüvyonlardır. Yemişlik kesitinde Elazığ Magmatitleri'ne ait yoğun altere olmuş gri renkli tüfit seviyeleri, Kavallı kesitinde Elazığ Magmatitleri'ne ait bazatik lavlarla ardalanmalı kahve renkli altere örnekler, Alıncık kesitinde Maden Grubu'na ait yastık lavlarla ardalanmalı kırmızı renkli çamurtaşları örneklemeyi oluşturmaktadır. Yemişlik kesitinde sırasıyla kil, kalsit, kuvars ve feldispat mineralleri, Kavallı kesitinde ise feldispat, kil, kuvars mevcuttur. Alıncık örneklerinde bolluk sırasına göre kil, kuvars, feldispat bulunmaktadır. Ayrıca her üç kesitte sırasıyla korit, illit minerallerine rastlanılmıştır. Genel olarak tüm birimlerin nadir toprak elementlerinin (NTE)' lerin condrite oranı ile elde edilen dağılımlarda, hafif nadir toprak elementlerden (HNTE) ağır nadir toprak elementlerine (ANTE) doğru azalan bir yönelim görülmektedir. Avrupa Şeylleri (ES), Post Archean Avrupa Şeylleri (PAAS) ve Kuzey Amerika Şeylleri (NASC) bileşimlerine göre HNTE'ler düşüktür. La/Sc, Sc/Th, Co/Th oranlarına göre her üç kayaç grubunun felsik ve üst kıtasal kabuktan çok mafik bileşimli kayaçlara uyduğu söylenebilir. Kavallı örnekleri subalkali bazalt, 1 örnek andezit, Yemişlik subalkali bazalt, andezit, riyodasit ve dasit, Alıncık örnekleri andezit bileşimindedir. Kavallı örnekleri Fe şeyl, Yemişlik ve Alıncık örnekleri şeyl bileşimindedir. Kavallı örnekleri mafik, Yemişlik ve Alıncık örnekleri ortaç bileşimde olup bu iki kesit bileşimleri oldukça yakındır. Elazığ ve Maden volkanik kayaçları adayayı toleyitlerine düşmektedir. Yemişlik kesiti örnekleri Elazığ Magmatitleri, Alıncık örnekleri Maden Karmaşığı örnekleri olmasına rağmen önemli oranda benzer olmaları bu iki birimin ayrılmasının zor olduğunu göstermektedir. Bu çalışma sonucunda Elazığ ve Maden Grubu örneklerinin, aynı magma kaynağını karakterize edecek bir davranış sergilediği görülmüş olmakla birlikte daha önce yapılmış kayaç örneklerinde önerilen Maden Karmaşığı- Elazığ Magmatitleri'nin aynı kökenden geldiğine dair tezin buradaki yoğun altere olmuş olan sedimanter kayaçlarla da ortaya çıkarılabileceğinin kanıtlanabileceği görülmüştür.

Zülfü Bakır
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hatunköy-Plajköy (Elazığ'ın Güneydoğusu)civarındaki denizel sedimanter ve volkano sedimanter kayaçların kil mineralojisi ve jeokimyasal özellikleri

Bu tez kapsamında Elazığ İli'nin yaklaşık 30 km güneydoğusundaki Hazar Gölü'nün doğu kesimlerinde Maastrihtiyen-Alt Eosen Hazar Grubu'na ait yeşil renkli çamurtaşları ile, Orta Eosen yaşlı Maden Karmaşığı'na ait volkanoklastitlerle ardalanmalı kırmızı renkli çamurtaşlarından alınan örneklerin tüm kayaç, kil mineralojisi ve jeokimyasal özellikleri çalışılmıştır. İnceleme alanında birimler yaşlıdan gence doğru; Üst Jura-Alt Kretase yaşlı Guleman Ofiyoliti, Maastrihtiyen-Alt Eosen yaşlı Hazar Grubu, Orta Eosen yaşlı Maden Karmaşığı ve Pliyo-Kuvaterner, Kuvaterner yaşlı alüvyonlardır. İnceleme kapsamında optik mikroskop, X-Isınları difraksiyonu (XRD) tüm kayaç ve ve kil fraksiyonu incelemeleri, jeokimyasal analiz (ICP-AES ve ICP-MS) çalışmaları yapılmıştır. Hatunköy'de iyi bir yüzeyleme sunması dolayısıyla bu kesitten Hazar Grubu, Maden Karmaşığı'na ait örnekler alınmıştır. Hatunköy kesitinde yeşilimsi-gri renkli şeyllerden alınan örneklerde optik mikroskop çalışmalarında killi matriks içerisinde kırık ve çatlakları dolduran bant şeklinde ikincil kalsit oluşumlarına rastlanmıştır. Maden Karmaşığı'nın volkanik birimi andezit ve bazaltik özellikte olan kayaçlar ve volkanosedimanlardan oluşmaktadır. Andezitler plajiyoklaz, amfibol, piroksen, kalsit, epidot ve klorit mineralleri içerirler. Maden Karmaşığı'na ait spilitik bazalt örneği plajiyoklaz, olivin, piroksen, kalsit, epidot ve klorit mineralleri içerirler. Andezitik ve bazaltik kayaçlar serizitleşme, killeşme ve karbonatlaşma içerir.. Tüm kayaç mineralleri her iki formasyonda benzer oranlardadır. Sırasıyla feldispat, kil, kalsit ve kuvas mineralleri mevcuttur. Kil ve feldispat Maden Karmaşığı örnekleri'nde, kalsit ve kuvars Hazar Grubu örneklerinde daha yüksek oranda olmakla birlikte değerlerde birbirlerine yakın oranlar bulunmuştur. Her iki formasyonda korit ağırlıkta ve illit minerallerine rastlanılmıştır. Her iki formasyonda ve karşılaştırılan Hazar Grubu örnekleri içeren Şebken kesitinde major oksit elementler, iz elementler, nadir toprak elementleri (NTE) benzerlik sunmaktadır. Yalnızca Cr elementi Hatunköy kesitinde Maden Karmaşığı ve Şebken kesitine göre yüksek olup, buda Cr elementinin alttaki ofiyolitlerden Hazar Grubu'na gelmiş olmalıdır. Kondrit normalize diyagramlarda Hatunköy kesiti Maden Grubu örnekleri ve Şebken Hazar Grubu örnekleri çok yakındır. Zenginleşme katsayısı 10-100 arasında değişmektedir. Kuzey Amerika Şeyllerine (NASC) oranlandığında bu kayaçların hafif nadir toprak elementleri (HNTE) her üç kayaç grubu örneklerinde NASC'a göre düşüktür. Birimlerin La/Y, La/Sc, Th/Sc, Sc/Cr, Ti/Zr, Cr/Th, Zr/Hf,Cr/Ni, Th/Co, Th/Cr, U/Th, Ni/Co , V/Cr, Cu/Zn oranları benzerdir. La/Sc, Sc/Th, Co/Th oranlarına göre her üç kayaç grubunun ofiyolit ve granitlerden çok andezitlere benzediği görülmüştür. Log (SiO2/Al2O3) e karşı log (Fe2O3/K2O) oranına göre örneklerin çoğunluklA Fe'ce zengin şeyl alanına düştüğü görülebilmektedir. Zr/Sc-Th/Sc,Y/Ni-Cr/V diyagramında örnekler PAAS alanına düşmemektedir. Bunun nedeni PAAS örneklerinin kökeni kıtasal olup daha asidik karakter göstermesidir. Fe/Ti-Al/(Al+Fe+Mn) diyagramına göre örneklerde hidrotermal bir gelişim söz konusu değildir. Y-TiO2 diyagramında tüm örnekler toleyitik alana düşmektedir. Zr/Ti-SiO2 diyagramına göre Maden ve Hazar Grubu subalkalen bazalt, andezit alanına düşmekte, 1 örnek riyodasit alanına düşmektedir.

Burhan Daş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Maden karmaşığı (Elazığ) içerisindeki barit oluşumlarının mineralojik ve jeokimyasal özellikleri

İnceleme alanındaki barit cevherleşmeleri Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağı üzerinde ve Orta Eosen yaşlı Maden Karmaşığı içerisinde yer almaktadırlar. Bölgede, Paleozoyik yaşlı Pütürge Metamorfitleri, Jura-Alt Kretase yaşlı Guleman Ofiyolitleri ve Eosen yaşlı Maden Karmaşığı yüzeylemektedir. Yöredeki manganez yatakları, Elazığ çevresinde Koçkale ve Hasanekevleri (Hazar) bölgelerinde, Maden Karmaşığı'na ait kırmızı renkli çamurtaşları bazik volkanikler içerisinde, genellikle damarlar şeklinde, kalınlıkları birkaç cm ile 2 m. arasında değişen kalınlıklarda gözlenmektedir. Cevher, genellikle beyaz renkli ve oldukça masif yapılıdır. Cevherleşmeler başlıca barit, kuvars kalsit ve piritten oluşmaktadır. Cevherleşmelerin ana oksit bileşenleri BaO, Si02, Fe2O3, Al2O3 ve CaO şeklinde sıralanmaktadır ve ortalama BaO % 54.38 iken, Si02 ise % 15.10'dur. Cevherleşmelerde BaO, hem diğer ana oksitlerle, hem de iz elementlerle genellikle negatif korelasyonlar göstermektedir. Baritlerin iz element içeriği oldukça düşüktür ve MORB'a göre sadece Sr açısından zenginleşmiştir. Yöredeki barit cevherleşmelerin NTE içerikleri 4.2-12.7 ppm arasında değişmekte olup, bu örnekleri kondritlere göre normalleştirildiğinde, hafif nadir toprak elementler (HNTE) bakımından zenginleştiği görülmektedir. Yöredeki örnekler, kuvvetli negatif Ce anomalisi ve negatif Eu anomalisi göstermektedir. Örneklerdeki düşük NTE içerikleri, bunların hidrotermal kökenli olabileceğini desteklerken, negatif Ce anomalisi cevherlerin düşük bir redoks potansiyeli altında, iyi oksijenlenmemiş ve durgun bir su içerisinde oluşabileceğini, negatif Eu anomalisi ise cevherin içinde çökeldiği sıvıların sıcaklığının da yüksek olmadığını göstermektedir.

Nurdan Çınar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Dadağı (Gülşehir-Nevşehir) çevresinde uranyum için jeokimyasal arama çalışmaları

Bu çalışma kapsamında, Nevşehir ili, Gülşehir İlçesi, Dadağı-Ayhan köyleri civarındaki uranyum cevherleşmelerinin jeokimyasal özelliklerini belirlemek amacıyla, kayaç ve dere sedimenti çalışmaları yapılmıştır. Çalışma her ne kadar kimyasal analiz sonuçlarının yorumlanmasına dayansa da radyometrik ölçümler ve kimyasal veriler birlikte değerlendirilerek uranyumun kaynağı için yorumlamalara gidilmiştir. Silisifiye kireçtaşları ile silttaşları içerisindeki uranyum konsantrasyonları karşılaştırıldığında, silttaşları içerisindeki uranyum konsantrasyonlarının daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Silttaşları içerisinde aynı zamanda, iz element (U, Th, Ba, Cs, Ga, Hf, Nb, Rb, V, Zr, W, Y, Mo, Cu, Zn, Ni, As, Sb, Bi, Ag, Au, Hg ve Tl) dağılımları, silisifiye kireçtaşları içerisinde olduğundan daha yüksek değerler sunmaktadır. Bunlara ilaveten, U ile V, W, Zr ve Y arasındaki pozitif ilişki, uranyumun, inceleme alanınının güneyinde yer alan granitoyidler ile aynı kaynaktan olduğunu göstermektedir. U ve Ba, Cu, Zn, As, Sb, Bi, Ag, Au arasında ise aynı kökenli hidrotermal akışkanlar nedeniyle yüksek pozitif korelasyon katsayı değeri hesaplanmıştır. Ağır NTE'lerin (Eu-Lu) konsantrasyonları her iki çalışılmış litolojik birim (silttaşları ve silisifiye kireçtaşları) içerisinde yüksektir (>1). Mineralojik çalışmalar, fay zonları ile ilişkili alkalen ortamlardaki silisifiye kireçtaşları içerisindeki kırıkları dolduran kalsit içerisinde uranyum karbonat minerallerinin zenginleşmiş olduğunu göstermektedir. Çalışılmış kayaçlardaki denge durumunun belirlenmesi amacıyla kullanılmış olan D- faktör değerleri ortama uranyum katkısını/eklentisini karakterize eden dengesizlik halini yansıtmaktadır. zira; D- faktör değerleri, kimyasal olarak analiz edilmiş uranyumun, radyometrik olarak ölçülmüş uranyumdan daha büyük olduğunu göstermektedir. Uranyum cevherleşmelerinin kökeni esas olarak, uranyumun daha sonradan diğer formlar içerisinde yeniden depolanmalarını sağlayan okside olmuş/yükseltgenmis akışkanların hareketi sonucunda birincil minerallerin altere olmasıyla ilişkilidir. Meteorik kökenli hidrotermal suların sirkülasyonu ve yeraltı sularıyla karışmaları uranyumun çökelim mekanizması üzerinde, önemli rol oynamış olmalıdır. Göl sedimentleri içerisinde kırık/fay zonları ile kilce zengin seviyeler, uranyum kaynaklarının araştırılmasında yararlı olabilir. Kayaç jeokimyası bulguları, litolojik ve mineralojik veriler ile değerlendirildiğinde, ortamdaki karbonat kaynağı, Kubaca (a) üyesi içerinde bulunan silisifiye kireçtaşları, Fe'in kaynağı, Kubaca (b) üyesinde yeralan, silttaşı ara seviyeleri içerisindeki saçınımlı piritler; fosforun kaynağı, granitoyidlerin ayrışması sonucu taşınan apatitler, ortamın pH ve Eh koşullarına bağlı olarak, uranyumun farklı formlarda zenginleşmesine olanak sağlamaktadır. Dere sedimentlerinin kuvvetli ve zayıf asitlerle çözdürülmesi sonucu elde edilen urayum konsantrasyonları, çökelme havzalarında, uranyum zenginleşmelerinin fosfat, vanadat, karbonat ve arsenat mineralleri şeklinde mekanik olarak taşınmanın, hidromorfik taşınmadan daha etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Jeokimya, Nevşehir, Dadağı, Uranyum

Ömer Nedim Alçiçek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00