
164
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Adana ili ve ilçelerindeki yatay betonarme hububat depo yapılarının mevcut durumu, geliştirme olanakları, planlanması ve lisanslı depoculuk
Bu çalışma, Adana ili ve ilçelerindeki çiftçilerimizin, kooperatiflerin, tüccarların ve TMO'nun sahip olduğu hububat depolarının mevcut durumları incelenerek, önceden yapılmış depoların eksikleri ve yeni yapılacak depolarda ürünlerin en sağlıklı şekilde korunarak depolanabilmesi için inşa edilecek depoların ona göre planlanmasını amaçlamıştır.Araştırma kapsamında farklı yapıda depolarda depolanan mısırların, aylara göre nem oranları ölçülmüştür.Araştırma alanı Adana ili ve ilçelerinde yer almaktadır.Bölgedeki depoların tamamına yakın bir kısmı geleneksel adi depo tipinde yapılmıştır.Araştırma Ceyhan, Kozan ve Karataştaki çiftçilerimizin ve tüccarların; ayrıca TMO'nun Adanadaki hububat depolarında gerçekleştirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre bu depolarda depolanan hububat ürünlerinin ölçülen nem oranları ile teknik kurallara uygun olarak yapılan depolarda depolanan hububat ürünlerinin nem oranlarında fazla bir değişim olmadığı halde, inşaat kurallarına uygun yapılmayan depolarda depolanan hububat ürünlerinde ürüne zarar verecek şekilde nem oranlarında yükselme olduğu belirlenmiştir.Sonuç olarak; depoların inşa edilmeden önce teknik olarak doğru planlanması ve inşaa edilmesi ile depoda hububata zarar verebilecek en önemli etken olan nem oranının, kontrol altında tutulabileceği belirlenmiştir.
Farklı anaç-aşı kombinasyonlarının su ve fosfor eksikliği koşullarında domates bitkisinin su kullanım randımanı ile verim ve meyve kalitesine etkileri
Bu çalışmada, farklı su ve fosfor uygulamalarının, dört farklı anaca aşılı domates bitkisinin bitki gelişimi ile meyve verim ve kalite özelliklerinin yanı sıra su kullanımı üzerine etkileri araştırılmıştır. Anaç olarak 4 farklı genotip (TLO1749, K, 194, BOLUDO), aşı kalemi olarak ise BOLUDO genotipinin kullanıldığı araştırma, 2014 yılında Adana ili Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Deneme Alanı'nda yer alan cam sera koşullarında yürütülmüştür. Denemede sulamalar kısıntılı sulama ve tam sulama, fosfor uygulamaları ise tam fosfor ve fosfor gübrelemesiz olarak uygulanmıştır. Araştırma üç faktörlü tesadüf parselleri deneme deseni ve üç yinelemeli olarak planlanmıştır. Denemede, bitki büyüme parametreleri (bitki yüksekliği, gövde kalınlığı, toplam biyomas taze ve kuru ağırlıkları), verim ve verim ögeleri ile meyve kalite parametreleri (meyvede kuru madde miktarı, meyve suyunda pH değeri ve SÇKM) ve bazı eko-fizyolojik parametreler (yaprak su potansiyeli ve stoma iletkenliği) incelenmiştir. Araştırmada su stresinin (kuraklık) tüm bitki gelişme ve verim parametrelerini olumsuz etkilediği gözlenmiştir. Meyve verimi sonuçlarına göre, anaçlar arasındaki ve sulama uygulamaları arasındaki farklar % 1 önem seviyesinde anlamlı bulunurken, fosfor uygulamaları arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. En yüksek verim TLO1749 anacından elde edilmiş ve bunu sırasıyla 194, Boludo ve K anaçları izlemiştir. Diğer anaçlara kıyasla 194 anacının su eksikliği koşullarında suyu daha etkin kullandığı belirlenmiştir. Fosfor eksikliği ortalama meyve ağırlığı, meyve yüksekliği, meyve çapı, meyve hacmi gibi meyve kalite özelliklerinde düşmeye neden olurken meyve verimini önemli derecede etkilememiştir. Su ve fosfor eksikliğinin (fosfor uygulaması x sulama interaksiyonu) çoklu stres olarak toplam meyve verimine etkisi de istatistiksel olarak önemli bulunmuştur.
Rio-red altıntop bahçesinde mevcut sulama programının değerlendirilmesi ve kısıntılı sulamanın su kullanımı, verim, verim öğeleri ve meyve niteliğine etkisi
Araştırma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliğinde bulunan Rio Red altıntop ağaçları kullanılarak 2011 ve 2012 yıllarında yürütülmüştür. Çalışmada, deneme bahçesindeki mevcut sulama proğramının değerlendirilmesi ile ağaçlara farklı düzeylerde uygulanan su kısıntısının, su kullanımı, ağaç ve meyve gelişimi, verim ile meyve kalite özellikleri (pomoloji) üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Denemede 3 farklı miktarda sulama suyu uygulanmıştır (1- I (I100) ; 2- ( I70); 3- (I50) Uygulanan ortalama sulama suyu miktarı, 332.48 mm (I100) ile 128.69 mm (I50) arasında değişmiştir. Gerçek bitki su tüketimleri ise su bütçesi yöntemine göre 935.6 mm (I100) ile 729.9 mm (I50) arasında gerçekleşmiştir. Denemenin birinci yılında, sulama konularına ilişkin verimler, ağaç başına, 306 (I70) ile 330 (I50) kg arasında değişmiştir. İkinci yıl ağaç başına ortalama verim değerlerinin sulama konularına göre, 59.6 kg (I100) ile 108.5 kg (I50) arasında değişmiştir. Toplam su kullanma randımanları, 2011 yılında, WUEET 5.55 kg/m3 ile 7.06 kg/m3 arasında, 2012 yılında ise ; 1.0 kg/m3 ile 2.29 kg/m3 arasında elde edilmiştir. Sulama suyu kullanma randımanları , 2011 yılında, WUEI 14.86 kg/m3 ile 28.82 kg/m3 arasında, 2012 yılında ise ; 3.62 kg/m3 ile 13.17 kg/m3 değeri arasında değişmiştir. Denemenin birinci yılında ortalama suda çözünen kuru madde miktarları, %10.22 (I100) ile %12.91 (I50) arasında; ikinci yılında ise %12.41 (I100) ile %13.47 (I50) arasında değişmiştir.
Farklı test zamanlarının ve akış debilerinin vertisol toprakların infiltrasyon karakteristiklerine etkisi
Bu araştırmada, farklı test zamanlarının ve akış debilerinin Vertisol toprakların infiltrasyon karakteristikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Çatlakların oluşmasına bağlı olarak, farklı zamanlarda ve farklı debiler kullanılarak yapılan infiltrayon testleri ile, infiltrasyon karakteristiklerinin değişimi incelenmiştir. Bu amaçla ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsimlerinde ve çatlakların kapatıldığı ve açık bırakıldığı koşullarda, farklı debiler kullanılarak infiltrasyon testleri yapılmıştır. Toprağın hidrolik özelliklerini yansıtan infiltrasyon katsayıları olan b ve n değerlerinin standart sapmaları, sırasıyla, 0.0671 ve 0.1169 olarak belirlenmiş olup, bunlar testlerin yapıldığı zamanlardan veya toprak nem içeriğindeki değişmelerden, a ve K değerindeki değişmeler kadar etkilenmemiştir. En düşük temel su alma hızı sonbaharda 2.81 cm sa-1 olarak belirlenirken, bu değer, yazın çatlakların alçı ile kapatılmadığı toprakta 7.3 cm sa-1 olarak belirlenmiştir. Harran Ovası vertisol topraklarının ortalama temel su alma hızlarının 4.5-5.0 cm sa-1 dolayında olduğu söylenebilir. Farklı zamanlarda yapılan testlerden elde edilen sonuçlara göre yapılacak sulama planlamaları, birbirinden önemli düzeyde farklı sonuçlar yaratmıştır. Birçok araştırmacının da değindiği gibi, vertisol topraklarda yapılan infiltrasyon testlerinden elde edilen sonuçların genelleştirilmesinin doğru olmadığı anlaşılmıştır. En uygun infiltrasyon test döneminin topraktaki kullanıma hazır nemin tüketildiği (RAW) nem düzeyinde, toprak neminin en azından solma noktasının (PWP) %20-40 üstünde olduğu dönem olmalıdır. Bu durumda, Harran ovası vertisol topraklarında, sulama planlamalarında kullanılmak üzere yapılacak infiltrasyon testleri için en uygun dönemin, ilkbahar olduğu söylenebilir.
Çoklu stres koşullarının kinoada (Chenopodium quinoa Willd.) su kullanım ve verim parametrelerine etkisi
Bu çalışmada, Orta Anadolu iklim şartlarında kinoa (Chenopodium quinoa Willd.) bitkisinde farklı kalite ve miktardaki sulama suyu koşullarının su kullanımı, verim, vejetatif gelişme ve fizyolojik parametreleri üzerine etkileri kontrollü arazi koşullarında araştırılmıştır. Denemede, dört farklı sulama suyu tuzluluk düzeyi, dört farklı sulama suyu miktarı ve çoklu stres koşullarında bitkilere kuraklık ve tuzluluk stresi beraber uygulanmıştır. Denemenin sonunda aynı sulama suyu miktarında artan tuz konsantrasyonlarında bitki su tüketiminin azaldığı gözlenmiştir. Uygulanan sulama suyu miktarı azaldıkça su kullanım etkinliğinde (WUE) artış meydana gelmiştir. Yapılan çalışmada kinoa bitkisine uygulanan kuraklık ve tuzluluk stresinin genel olarak verim parametreleri üzerine olumsuz etkileri olduğu saptanmıştır.
Çukurova koşullarında lizimetre yöntemiyle mısır bitki su tüketiminin ve bitki katsayılarının belirlenmesi
Bu araştırma, Çukurova koşullarında, 28.04.2012 ile 02.09.2012 tarihleri arasında, lizimetre yöntemi kullanılarak mısır bitki su tüketimini ve bitki katsayılarını belirlemek amacıyla Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü deneme arazisinde yürütülmüştür. Araştırmada Dekalb 6589 mısır çeşidi kullanılmıştır. A sınıfı buharlaşma kabı ile elde edilen yığışımlı buharlaşma değerleri kullanılarak sulama suyu miktarları hesaplanmış ve 7-8 gün aralıkla sulamalar yapılmıştır. Bitki katsayılarının eldesi için FAO yaklaşımları kullanılarak çim kıyas bitki su tüketimlerinin kestirimi yapılmıştır. Mısır bitkisinin yığışımlı gerçek su tüketim değerleri tartılı lizimetre yöntemine göre 618.2 mm ve su bütçesi yöntemine göre ise 488.8 mm olarak belirlenmiştir. FAO-56 Penman Monteith (FAO-56 PM) yöntemine göre mevsimlik kıyas bitki su tüketim değeri ise 609.8 mm olarak kestirilmiştir. FAO-56 PM kıyas bitki su tüketimi yöntemi dikkate alınarak belirlenen bitki katsayıları başlanğıç dönemi için 0.26, bitki gelişme dönemi için 1.49 ve dönem sonu için ise 0.23 olarak saptanmıştır. Mısır bitkisinin dane verimi yaklaşık 600 kg/da, 1000 dane ağırlığı 291.6 g, en yüksek yaprak alan indeksi (LAI) değeri 4.57, kuru madde miktarı 3154.86 g/m2 ve hasat indeksi (HI) değeri ise 0.19 olarak bulunmuştur.
Isı korumalı modern seralarda üretici koşullarında toplam ısı gereksinim katsayısının belirlenmesi
Isı gereksiniminin önemli bir parametresi olan ısı gereksinim katsayısı, birçok faktöre bağlı olarak değişim göstermektedir. Yapılan çalışmada çiftçi koşullarında kurulmuş modern PE plastik serada ısı gereksinim katsayısının dış iklim koşullarından rüzgâr hızına bağlı değişimi incelenmiş, elde edilen sonuçlar basit bir modelle teorik olarak hesaplanan sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Araştırma Adana iklim koşullarında kurulmuş 20.160 m2 büyüklüğündeki ısı perdeli modern PE plastik serada yürütülmüştür. Seraya gönderilen ısı enerjisi su gidiş ve dönüş sıcaklığından yararlanılarak hesaplanmış ve saat 24:00-500 arasındaki ortalama değerler hesaplamalarda esas alınmıştır. Elde edilen sonuçlardan gidilerek yapılan regresyon analizlerinden rüzgâr hızı ile ısı gereksinim katsayıları arasında artan doğrusal ilişki elde edilmiştir. Rüzgâr hızının ısı gereksinim katsayısına etkisi oldukça düşük bulunmuştur. Bunun nedeni seranın iyi yalıtılmış olması ve ısı perdelerinin kullanılmasındandır. Ölçümler sonucunda örtü malzemesinden transmisyonla olan ısı kayıpları teorik olarak yapılan hesaplamalarla uyum göstermiştir. Anahtar kelime: Sera, Isıtma, Isı Gereksinim Katsayısı, Isı Gereksinimi
Gran-Komor'daki iklim parametrelerinin trend analizi
This thesis identifies the correlations and the trends of change in precipitation, maximum temperature, average temperature and minimum temperature (monthly data) in Grand-Comoros during 1982-2013 from one station. The procedure utilizes the Spearman's rho correlation non-parametric test to detect statistically correlations, the Mann-Kendall non-parametric test to determine statistically significant (p<0.05) trends and Sen's slope estimator to detect the magnitude of the change to measure the correlation of climate parameters. The application of correlation detection model has yielded the identification of precipitation: 72 positive and 60 negative correlations, of maximum temperature: 100 positive and 32 negative correlations, of average temperature: 128 positive and 4 negative correlations and of minimum temperature: 124 positive and 8 negative correlations. The application of the trend detection technique to precipitation has not yielded any significant increasing and decreasing trends; to maximum temperature has offered significant increasing trends of the months with the average magnitude of 2.08, 1.99, 2.04 and 2.12 °C; to average temperature has showed significant increasing trends of the months with the average magnitude of 1.54 and 1.57 °C and to minimum temperature has yielded significant increasing trends of the months with the average magnitude of 2.99, 1.50, 2.97, 1.99 and 1.79 °C during a period of 32 years. The trend rate obtained shows 83.3% for increasing trends and 16.7% for decreasing trends.
Management of supplemental and deficit irrigation for wheat production under the Mediterranean climatic conditions
This study evaluated the effect of three different supplemental and conventional irrigation strategies on crop water stress index (CWSI), midday flag leaf water potential Ψl, leaf stomatal conductance gs, chlorophyll content (SPAD), economical parameters, yield, yield components and quality of wheat (Triticum aestivum L. Adana 99) using sprinkler line-source system during 2014 and 2015 seasons in the Mediterranean region. The irrigations strategies considered were: (1) conventional irrigation (CI); (2) supplemental irrigation (SI) during flowering (SIF); (3) SI during grain filling (SIG); and (4) SI both during flowering and grain filling (SIFG). The above strategies were tested under four irrigation levels 100% (I1), 75% (I2), 50% (I3), 25% (I4) levels and rain-fed (I5) was also included in the study. Full conventional treatment achieved the highest yield and yield components and the deficit irrigation 75% had the greatest WUE. A higher grain yield was obtained when the irrigation was applied at CWSI values less than 0.26. The highest chlorophyll reading of CI100 was 17.8% greater than the lowest value in RF. The higher grain yield was achieved when the seasonal gs reached to 207.4 mmol/m2s in CI and to 169.21 mmol/m2s in SI. High determination coefficient between Ψl with grain yield was obtained which could be useful in improving the irrigation water management of winter wheat in the field. In relation to full SI strategies, SIFG and SIF generated the maximum (668.53 $/ha) and minimum net income (424.22 $/ha), respectively. The findings showed positive response between the quality parameters such as protein ratio, wet gluten content and sedimentation volume, and water stress depend on the applied water quantity and which stage the stress occurred.
Arazi toplulaştırma projelerinde farklı modellerin karşılaştırılması: Aydın Yenipazar ovası örneği
Bu çalışmada, arazi toplulaştırma projelerinin en önemli aşamalarından biri olan parsellerin yeniden dağıtımı aşamasında kullanılan iki farklı yöntem irdelenmiştir. Bunlardan bir tanesi mülakat esaslı dağıtım modeli, diğeri ise son yıllarda adından oldukça fazla söz edilen ve birçok akademik çalışmaya konu olan bulanık mantık esaslı dağıtım yöntemidir. Projede hem çiftçilerin yapılan toplulaştırma çalışmasından memnun olup olmadıklarını belirlemek hem de bulanık mantık esaslı dağıtım yönteminde kullanılacak olan üyelik fonksiyonlarını tespit etmek amacıyla proje alanında çiftçi anketleri yapılmıştır. İki farklı yöntemle yapılan dağıtım çalışmalarından elde edilen sonuçlar özellikle toplulaştırma çalışmalarının başarısının belirlenmesinde kullanılan kriterler olan toplulaştırma oranı, işletme sayısı, işletme başına düşen parsel sayısı, ortalama parsel büyüklüğü ve parsellerin hisselilik durumu oranları açısından değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, mülakat esaslı dağıtım modelinde % 45,93 olarak bulunan toplulaştırma oranı bulanık mantık esaslı dağıtım sonucunda % 54,74'e çıkmış; işletme sayısı ise 769 adetten 619'a düşmüştür. Yine mülakat esaslı dağıtım sonucunda toplam parsel sayısı % 55 oranında azalırken, bu oran bulanık mantık modelinde % 17 oranında daha fazla düşmüştür. Bununla birlikte toplulaştırma sonrasında ortalama parsel büyüklükleri mülakat modelinde 8,87 da iken bulanık mantık modelinde ise 10,60 da olarak belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca, toplulaştırma yapılan alanda örnek damla sulama sistemi projeleri yapılmıştır. Damla sulama sistemi kurulan alanlarda birim alana düşen ortalama maliyet pamukta 604,73 TL/da, çilekte ise 3116,31 TL/da olarak hesaplanmıştır.
Hayvansal atık ve arıtma çamuru karışım külünün sulama yönünden önemli bazı toprak özellikleri üzerine etkisi
Günümüz toplumunun ulaştığı teknik gelişmenin en ağır bedeli kuşkusuz çevre problemleri ve kirlilik olmuştur. Bu amaçla son yıllarda atılan olumlu adımların artmasıyla beraber sorunların başka boyutları ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biride sanayi ve kentsel atık sularımızı arıtmaya yönelik tesislerin ürünü ağır metal içeriği ve toksisitesi yüksek bir malzeme olan 'atık çamuru' dur. Atık çamurunun minimum zararla bertarafı ciddi ve araştırılmakta olan bir konu olmakla beraber atık miktarı, türü ve içeriğine bağlı çeşitli çözüm önerileri mevcuttur. Bu çalışmada hayvansal üretim üzerine kurulu işletmelerin bütününde ana problem olan hayvansal gübre yönetimi problemini de dahil ederek her iki materyalin karıştırılmak suretiyle karışım külünü toprak içinde bertarafı araştırıldı. Ayrıca karışım külünün bazı toprak fiziksel özellikleri üzerinde olası etkisi ve ağır metal içeriğinin ilgili yönetmenlik sınırları aşmadan toprakta bertarafı değerlendirildi.
Aydın ili uygun örtüaltı işletme yerlerinin coğrafi bilgi sistemi destekli çok ölçütlü karar analizi ile belirlenmesi
Bu araştırmada, Aydın ilinde örtüaltı işletme yerleri için en uygun alanların ve örnek işletme yerlerinin uygunluk durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile Çok Ölçütlü Karar Analizi (ÇÖKA) yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) tekniği kullanılarak, beş ana ölçüt (topoğrafya, toprak, iklim, su ve ekonomi) ve iki ayrı yer seçimi kısıtı (arazi kullanım kabiliyet sınıfı ve yerüstü su kaynaklarına uzaklık) dikkate alınmıştır. Ölçütlerin belirlenmesinde AHP tekniği ile, nitel ve nicel yaklaşımları probleme dahil edip ve konusunda uzman bir çok karar vericinin katılımının sağlanmasıyla, daha etkin karar alınması sağlanmıştır. Araştırma alanındaki mevcut örtüaltı işletmelerden 160 adet örnek işletme seçilmiştir. Ölçütlere ilişkin "en uygun", "uygun", "orta uygun", "az uygun", "en az uygun", "uygun olmayan" ve "değerlendirme dışı" olmak üzere yedi farklı değerlendirme sınıfı dikkate alınmıştır. Yapılan sorgulamada, tüm ölçütlere ve kısıtlara göre araştırma alanının %2.4'ünün "en uygun", %33.4'ünün "uygun", %31.4'ünün "orta uygun" %0.7'sinin "az uygun" ve %29.6'sının "uygun olmayan" ve %2.5'inin "değerlendirme dışı" alanlar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, seçilen örnek işletmelerin %1.9'u "en uygun", %10.1'i "uygun", %0.6'sının "orta uygun" ve %87.3'ü ise "uygun olmayan" olarak saptanmıştır. Bu sonuçlara göre, araştırma alanındaki arazilerin genelinin örtüaltı işletme yeri için yerüstü su kaynaklarına uzaklık ve arazi kullanım kabiliyet sınıfı bakımından uygun olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, gerek araştırma alanı ve gerekse diğer alanlarda örtüaltı üretiminin yanısıra diğer tarımsal üretim alanları için uygun yer seçiminin daha kapsamlı olarak gerçekleştirilmesine yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Aydın ovası koşullarında infrared termometre tekniği ile pamukta bitki su stresi indeksi (CWSI) ve sulama zamanının belirlenmesi
Bu çalışma 2018 yılında, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği arazilerinde yürütülmüştür. Araştırma, Aydın koşullarında kütlü pamuk veriminin tahmininde bitki su stres indeksinin (CWSI) belirlenmesi amacıyla kurulmuştur. Çalışmada pamuk verimi ve CWSI hesaplanmasında 1,20 m kök bölgesinde tüketilen beş farklı sulama düzeyi (100, 75, 50, 25 ve 0 %) incelenmiştir. En yüksek verim ve toplam bitki su tüketimi tam sulama yapılan %100 konusundan elde edilmiştir. Bu konudan elde edilen kütlü verimi, bitki su tüketimi ve su kullanım randımanı sırasıyla, 598,5 kg/da, 801 mm, ve 0,747 kg/m3 bulunmuştur. Çalışmada beş sulama düzeyi için bitki taç sıcaklığı, hava sıcaklığı ve buhar basıncı açığı kullanılarak CWSI hesaplanmıştır. CWSI değerleri arttıkça; topraktaki nem açığı artmış fakat pamuk kütlü verimleri azalmıştır. Çalışma sonucunda, bitki su stresi indeksi değerlerinden sulama zamanının belirlenmesinde yararlanılabileceği saptanmıştır. En yüksek pamuk veriminin sağlandığı S1 tam sulama konusundan sulama öncesi ortalama CWSI= 0,22 değeri elde edilmiştir. Çalışmada ortalama CWSI değerleri ile pamuk kütlü verimi arasında ikinci dereceden önemli "Y = -2161,8 CWSI2 + 1007,5 CWSI +511,76" eşitliği bulunmuş ve bunun Aydın koşullarında pamuk verim tahmininde kullanılabileceği belirtilmiştir.
Mersin ili Adanalıoğlu bölgesindeki seralarının tarımsal ve yapısal yönden incelenmesi ve geliştirilmesi üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Mersin İli Adanalıoğlu bölgesindeki seraların tarımsal ve yapısal yönden mevcut durumu, yapısal ve teknik sorunlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma bölgesinde seracılık yapan işletmelerdeki tarımsal bilgiler ve seralarda kullanılan malzeme bilgileri sahada bire bir yapılan anket çalışmasıyla belirlenmiştir. Bölgede yapılan anket, ölçme gözlem ve fotoğraflama çalışmayla alandaki yetiştirilen ürünler, sera tipleri ve yapım teknikleri belirlenmiştir. Ankete katılan üreticilerin %95.2'si bölgenin iklim şartları ve ekonomik değeri nedeniyle biber yetiştiriciliği yapmaktadır. Seraların tamamının plastik örtülü seralardır. Sera malzemeleri çelik profil veya çelik borundan yapılmıştır. Seraların tamamının projesiz olduğu ve çevredeki imalat yapan ustalar tarafından kuruldukları tespit edilmiştir. Bölgedeki seralarda havalandırma, ısıtma ve sulama planlaması sorunlarının olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak bölgedeki seraların mevcut durumu ve gereklilikleri belirlenmiş üreticilerine tavsiyelerde bulunulmuştur.
Kısıntılı sulama tekniğinin ikinci ürün tatlı sorgumun biyokütle ve biyoetanol verimine etkilerinin araştırılması
Çalışma, 2017 yılında, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanında, tesadüf blokları deneme deseninde, 3 yinelemeli olarak yürütülmüştür. Araştırmada, bitki gelişim dönemleri boyunca uygulanan farklı sulama suyu düzeylerinin %100 sulama (I1), %75 sulama (I2), %50 sulama (I3) ve%25 sulama (I4) sorgum bitkisinin biyokütle ve teorik biyoetanol verimine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada, deneme konularına 479.6 mm ile 227.8 mm arasında sulama suyu uygulanmıştır. Çalışmada konulara göre elde edilen kuru madde verimi 6007.4 kg/da ile 3661.8 kg/da arasında değişmiş olup, tam sulanan konuda en yüksek kuru madde verimi elde edilmiştir. Çalışmada sorgum bitkisine ait bitki boyu 388.5 cm ile 283 cm arasında değişmiş olup, tam sulama konusunda en yüksek bitki boyu elde edilmiştir. Sulama suyu kullanım randımanları (IWUE) 16.07 kg/da mm ile 12.43 kg/da mm arasında saptanmıştır. Su kullanım randımanları (WUE) ise 10.2 kg/da mm ile 9.4 kg/da mm arasında gerçekleşmiştir. Deneme konularından elde edilen verim tepki etmeni (ky) değeri 1.17 olarak belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen biyokütle verimi, 8733 kg/da ile 13300 kg/da arasında, biyoetanol verimi ise 189 L/da ile 326 L/da arasında değişmiştir. Çalışmada farklı sulama koşulları altında brix (%) değerlerinde istatistiki olarak farklılık gözlenmemiş, en yüksek şeker verimi tam sulama (I1) konusunda elde edilmiş olup, I3 ve I4 konularında birbirine yakın değerler elde edilmiştir. Şeker verimleri 612 kg/da ve 354 kg/da arasında değişmiştir.
Çukurova koşullarında lizimetre, eddy kovaryans ve su bütçesi yöntemleri ile belirlenen buğday bitki su tüketimlerinin karşılaştırılması
Bu çalışma 2014-2015 yılları arasında buğday yetiştirme mevsiminde Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü deneme alanında yürütülmüştür. Araştırmada doğal yağış koşullarında yetiştirilen buğday bitkisinin su tüketimi Lizimetre, Eddy Kovaryans ve su bütçesi yöntemleri kullanılarak ölçülmüştür. Doğal yağış koşullarında yetişen buğdayın mevsimlik su tüketimleri lizimetre yöntemiyle 368 mm, Eddy Kovaryans yöntemiyle 312 mm ve su bütçesi yöntemiyle 335 mm olarak belirlenmiştir. Çalışmada dane verimi 451 kg/da, kuru madde miktarı 2229 kg/da ve hasat indeksi (HI) değeri 0.20 olarak hesaplanmıştır. Çalışmada kuru madde miktarları ile lizimetre ve Eddy Kovaryans yığışımlı su tüketimleri arasında R=0.99 olan doğrusal ilişkiler elde edilmiştir. Lizimetre ve Eddy Kovaryans yöntemlerine göre ölçülen bitki su tüketim değerleri arasında istatistiksel olarak %99 güvenle yakın korelasyon elde edilmiştir (R=0.99).
Tohumu kaplanmış pamukta damla sulama uygulamasının verim ve verim bileşenleri üzerine etkileri
Amaç: Bu çalışma, kısıtlı sulama ve farklı tohum kaplama uygulamalarının Carisma pamuk çeşidinde verim, ve verim kalite parametreleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla 2019 yılında, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği arazisinde yürütülmüştür. Materyal ve Yöntem: Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü ve iki faktörlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada 4 farklı sulama düzeyi (%100; %75; %50; %25) ve iki farklı tohum uygulaması (delinte-kaplamasız ve % 9.2 çinko kaplamalı) incelenmiştir. Damla sulama sistemiyle sulanan arazide parseller, A sınıfı buharlaşma kabından oluşan birikimli buharlaşmanın %100, %75, %50 ve %25'i şeklinde 8 gün aralığında uygulanmıştır. İlk sulama 1.20 m etkili kök bölgesindeki faydalı suyun yaklaşık % 40'ı tüketildiğinde yapılmıştır. Bulgular: Uygulanan sulamalar kütlü verimi ile bazı agronomik ve lif kalite parametrelerini önemli düzeyde etkilemiştir. Tohum kaplama uygulamalarına göre mevsimlik bitki su tüketimi 254,9-635,3 mm arasında değişmiştir. Ortalama kütlü verimi ise 390,0-587,2 kg/da arasında değişmiştir. En yüksek verim su kısıtı uygulanmayan D100 (%100) konusundan 587,2 kg/da olarak sağlanmıştır. Kütlü verimi açısından delinte uygulaması, çinko uygulamasından daha yüksek verim vermiştir. Ortalama WUE değerleri 0.89-1.55 kg/m3 arasında değişmiştir. Verim tepki etmeni (ky) sırasıyla 0,48 (çinko kaplama) ve 0.53 (delinte) olarak belirlenmiştir. Sonuç: Sonuç olarak, su kaynağının sınırlı olmadığı koşullarda delinte uygulamasında D100 (% 100) konusunun en iyi sulama konusu olduğu söylenebilir. Eğer bölgede su kaynağı kısıtlı ise bu koşulda da D75 konusunun (Delinte, % 75), verim, WUE ve lif kalitesi açısından uygun olacağı sonucuna varılabilir. Anahtar Kelimeler: Aydın, damla sulama, pamuk, tohum kaplama tekniği, verim azalma oranı
Soya fasulyesinde tohum kaplamanın verim ve kalite özellikleri ile su kullanımına etkileri
Amaç: Bu çalışma soya fasulyesi bitkisinde, tohum kaplama uygulaması yapılan ve yapılmayan konulara farklı sulama programı uygulanarak, verim, verim ve kalite özellikleri ile su-verim ilşkileri üzerine etkileri araştırılmıştır. Materyal ve Yöntem: Araştırma, 2018 yılında, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği arazisinde Altınay soya çeşidiyle iki faktörlü tesadüf blokları deneme desenine göre yürütülmüştür. Elde edilen veriler varyans analizine tabi tutulmuş ve sonuçlar LSD testi ile gruplandırılmıştır. Bulgular: Yapılan analizlerde, tohum kaplamanın verim, verim ve kalite özellikleri üzerine istatistiki etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Uygulanan sulamaların ise; bitki boyu, tane sayısı, bitkide kül, yağ, lif ve protein oranları üzerine etkili olmadığı, buna karşılık bitki gövde çapı, bakla sayısı, 1000 tane ağırlığı, tane verimi değerlerine ise etkisinin önemli düzeyde olduğu saptanmıştır. Su kullanım randımanı değerleri 0,238-0,312 kg/m3, sulama suyu kullanım randımanı 0,285-0,387 olarak elde edilmiştir. Bitki gövde çapı değerleri 0,73-1,0 cm, bitki boyu değerleri 85,7-108,7 cm, bitkide bakla sayısı değerleri 31,0-64,3 adet/bitki, bitkide tane sayısı değerleri 76,66-123,0 adet/bitki, 1000 tane ağırlığı değerleri 154,33-189,0 gr, tane verimi değerleri 117,83-273,93 kg/da, kül oranı değerleri %3,10-3,43, yağ oranı değerleri %14,36-15,46, lif oranı değerleri %4,83-5,90, protein oranı değerleri %19,63-21,93 olarak elde edilmiştir. Sonuç: Bölgemizde soya fasulyesi yetiştiriciliğinde sulama programı oluşturulması dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Kısıntılı sulama uygulanması durumunda ise verim ve verim bileşenlerinden, bitki gövde çapı, bakla sayısı, 1000 tane ağırlığı ve tane verimi üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı söylenebilir. Kısıntının zorunlu olduğu durumlarda ise aşırı kısıntıdan kaçınılmalıdır. Doğrudan tohum kaplamanın(pelet kaplamanın) ise verim, verim ve kalite özellikleri üzerine önemli etkisi olmamıştır. Bu nedenle, pelet kaplama sırasında farklı katkı maddelerinin ilave edilmesi veya farklı çeşitle benzer çalışmaların yapılmasında yarar olacağı kanısına varılabilir. Anahtar kelimeler: Soya Fasulyesi, Damla Sulama, Tohum Kaplama, Su-Verim İlişkisi.
Anamur Sulama Birliği'nde sulama performansının karşılaştırmalı değerlendirilmesi
Bu çalışma Anamur Ovasında bulunan Devlet Su İşleri'ne bağlı Anamur Sulama Birliği'nin 2012-2018 yılları arasındaki performansını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Birliğin performansı Altı yıllık veriler kullanılarak mali göstergeler, su dağıtım göstergeleri ve üretim göstergeleri ile değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sulama performansı, performans göstergeleri, Anamur Ovası, sulama birliği, değerlendirme
Çukurova koşullarında birinci ürün tatlı sorgum bitkisinin su tüketimi ve bitki katsayılarının belirlenmesi
Bu araştırma, Çukurova koşullarında, 06.04.2018 ile 29.08.2018 tarihleri arasında, lizimetre yöntemi kullanılarak tatlı sorgum bitki su tüketimini ve bitki katsayılarını belirlemek amacıyla Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü deneme arazisinde yürütülmüştür. Araştırmada Sorghum bicolor (L.) moench M81E çeşidi kullanılmıştır. A Sınıfı Buharlaşma Kabı ile elde edilen yığışımlı buharlaşma değerleri kullanılarak sulama suyu miktarları hesaplanmış ve 7-10 gün aralıkla sulamalar yapılmıştır. Bitki katsayılarının bulunması için FAO yaklaşımları kullanılarak çim kıyas bitki su tüketimlerinin kestirimi yapılmıştır. Tatlı sorgum bitkisinin yığışımlı gerçek su tüketim değerleri tartılı lizimetre yöntemine göre 613.25 mm olarak belirlenmiştir. FAO-56 Penman Monteith (FAO-56 PM) yöntemine göre mevsimlik kıyas bitki su tüketim değeri ise 718.14 mm olarak kestirilmiştir. FAO-56 PM kıyas bitki su tüketimi yöntemi dikkate alınarak belirlenen bitki katsayıları başlangıç dönemi için 0.27, bitki gelişme dönemi için 1.14 ve dönem sonu için ise 0.89 olarak saptanmıştır. Sorgum bitkisinin en yüksek yaprak alan indeksi (LAI) değeri 7.8 iken, kuru madde miktarı 5311.6 kg/da olarak bulunmuştur.
farklı sulama düzeyinde birinci ürün tatlı sorgum bitkisinin yaprak su potansiyeli değişimlerinin incelenmesi
Bu çalışma, 2018 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü deneme alanında yürütülmüştür. Araştırmada farklı sulama düzeylerinin birinci ürün tatlı sorgum bitkisinde yaprak su potansiyeli ve kimi bitki büyüme parametrelerine etkileri incelenmiştir. Araştırmada, bitki gelişim dönemleri boyunca 4 farklı sulama suyu düzeyleri %100 sulama (I1), %75 sulama (I2), %50 sulama (I3) ve %25 sulama (I4) ile susuz (I0) konuları oluşturulmuştur. Çalışma sonunda; deneme konularına sırasıyla 414.2 mm (I1), 323.5 mm (I2), 232.9 mm (I3) ve 142.2 mm (I4) sulama suları uygulanmıştır. Çalışmada konulara göre elde edilen kuru madde verimi 6020 kg da-1 ile 3380 kg da-1 arasında değişmiş olup, tam sulanan konuda en yüksek kuru madde verimi elde edilmiştir. Çalışmada sorgum bitkisine ait yaprak alan indeksi değerleri 8.41 ile 6.07 arasında değişmiş olup, tam sulama konusundan en yüksek yaprak alan indeksi değeri elde edilmiştir. Sorgum bitkisine ait bitki boyu 300 cm ile 204 cm arasında değişmiş olup, tam sulama konusunda en yüksek bitki boyu kaydedilmiştir. Sulama öncesi yaprak su potansiyeli değerleri sırası ile gelişme dönemi başı, ortası ve dönem sonu ölçümlerinin ortalamaları olarak I1 konusu için (-9 bar, -10.5 bar, -13 bar), I2 konusu için (-10 bar, -12.5 bar, 13.8bar ), I3 konusu için (-11bar, -13bar, -16bar), I4 konusu için (-12 bar, -17 bar, -21 bar) ve I0 konusu için (-14 bar, -19 bar, -24bar) olarak saptanmıştır
Çilekte farklı sulama düzeyleri ve absisik asit uygulamalarının verim ve morfo-fizyoloji üzerine etkileri
Bu tez çalışması, dört farklı sulama rejimi (IR125, IR100, IR75 ve IR50) ve Absisik Asit uygulamasının (ABA kullanımı ve kontrolü), Rubygem çilek çeşidinin bazı pomolojik özellikler (SÇKM, meyve et sertliği, meyve ağırlığı, pH, renk özellikleri), yaprak alanı, gövde sayısı, meyve sayısı, bitki başına verim, meyvede bitki besin elementi analizleri ve Eko-Fizyolojik özellikleri üzerine etkilerini araştırmak amacıyla İspanyol tipi yüksek tünel koşulları altında yürütülmüştür. ABA, 20 μmol L-1 olarak yapraktan Mart ayından Mayıs ayına kadar üç kez uygulanmıştır. Deneme başlangıcından sonuna kadar, IR125, IR100, IR75 ve IR50 uygulamalarına sırasıyla toplam 712, 575, 438 ve 301 mm sulama suyu uygulanmıştır. Artan sulama suyu miktarı ile çilek verimindeki artışa ek olarak, ortalama meyve ağırlığı da 16.9 g'dan (IR50) 27.6 g'a (IR125) önemli ölçüde artmıştır. ABA uygulamaları da %6 artarak meyve ağırlığını olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Beklendiği gibi, toplam Suda Çözünebilir Kuru Madde Miktarı (SÇKM) miktarı azalan sulama suyu ile önemli ölçüde artmıştır. ABA uygulamasının SÇKM üzerinde olumlu etki yaptığı belirlenmiş ve değer %7.8 ile %8.4 arasında değişmiştir. Sulama seviyeleri ve ABA uygulamasının meyve sertliği üzerindeki etkisi önemsiz olsa bile, artan sulama suyu ve ABA'nın meyvenin sertliği üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, meyve suyunun pH'sı sulama suyunun yükselmesiyle azalmış ve ABA'nın pH üzerinde önemli bir etkisi tespit edilmemiştir. Sonuç olarak, ABA uygulaması ile IR100 pomolojik faktörlerin en etkili tarımsal uygulama olduğu ifade edilebilir. Ancak, üreticiye sunulabilmesi için bu kararı ekonomik olarak değerlendirmek te önemlidir. Anahtar Kelimeler: Yaprak alanı, Verim, Eko-Fizyolojik ölçümler, Pomolojik analizler, Rubygem.
Türkiye ölçeğinde yağış ve akım kuraklık indeksi ile kuraklık analizi ve kurak olma olasılıklarının belirlenmesi
Bu çalışmada; Türkiye'de bulunan yağış gözlem istasyonundan elde edilen aylık toplam yağış verileri kullanılarak, Standart Yağış İndeksi yöntemi ile (1, 3, 6, 12, 24 ay) meteorolojik kuraklığı, Akım gözlem istasyonundan elde edilen aylık ortalama akım verileri kullanılarak akım kuraklık indeksi yöntemi (3, 6, 12 ay) ile hidrolojik kuraklığı belirlenmiştir. Ayrıca, elde edilen sonuçlara Markov zinciri yöntemi uygulanmış ve kurak olma olasılıkları hesaplanarak meteorolojik kuraklık haritaları oluşturulmuştur. Standart Yağış İndeksi sonuçlarına göre 48 adet yağış gözlem istasyonunda şiddetli kuraklık %3.8 - 48 arasında, çok şiddetli kuraklık %0-12.2 arasında olduğu ortaya çıkmıştır Çalışmada, meteorolojik kuraklığın 1 ay kaydırmada en fazla %42, 3 ay kaydırmada %51, 6 ay kaydırmada %51, 12 ay kaydırmada %53 ve 24 ay kaydırmada %63 olma olasılığı bulunmaktadır. Hidrolojik kuraklık sonuçlarına göre 3 aylık kurak olma olasılıkları %54.2 ile %60.3 arasında, 6 aylık kurak olma olasılıkları %57.3 ile %62.8, 12 aylık kurak olma olasılıklarını %35 ile %55 arasında belirlenmiştir. Meteorolojik kuraklıkta kaydırma dönemi arttıkça kuraklık olasılıklarının arttığı görülmüştür.
Kurak iklim koşullarında seraların iklimlendirilmesi: Şanlıurfa örneği
Sıcak dönemlerde seraların iklimlendirilmesi bitkilerin ihtiyaç duyduğu konfor ortamının sağlanması açısından önemlidir. Seralar oldukça pahalı bitkisel üretim yapıları olduklarından yatırımın karlılığı açısından en yüksek verimin elde edilmesi ana hedeftir. Seralarda kaliteli yüksek verimin elde edilmesi bitkilerin arzuladıkları optimum yetişme koşullarının sağlanması ile mümkündür. Seraların kurulduğu alanlarda günlük ortalama sıcaklığın 22oC'nin veya saatlik sıcaklık değerlerinin 27oC'nin üzerine yükselmesi durumunda seralarda serinletme önlemlerinin alınması gereklidir. Seraların sıcak dönemlerde serinletilmesinde en ucuz iklimlendirme önlemi havalandırmadır. Ancak sıcaklığın 27oC'nin üzerine yükselmesi durumunda havalandırma ve gölgelemenin birlikte yapılması serada üretimin devamı için yeterli olmamaktadır. Bu koşullarda seralarda evaporatif soğutmanın yapılması gerekli olmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'nin en yüksek Soğutma-Derece-Gün değerlerine sahip Şanlıurfa ilinin uzun yıllık saatlik iklim değerleri (sıcaklık, nem, rüzgar hızı ve güneş ışınımı) esas alınarak bu ilimizde yapılacak seracılıkta havalandırma, havalandırma + gölgeleme ve evaporatif soğutma ile ulaşılabilecek sıcaklık değerlerinin psikrometrik eşitliklerden yararlanılarak hesaplanması ve fizibiliteler için gerekli çalışma sürelerini belirlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar kelime: Sera, Havalandırma oranı, Hava değişim sayısı, Soğutma
Doğu Akdeniz koşullarında yerfıstığı verimini tahmin etmede cropgro V4.7.5. bitki büyüme modelinin performansının ve duyarlılığının belirlenmesi
Bu araştırma, Doğu Akdeniz koşullarında damla sulama sistemiyle sulanan yerfıstığında NC-7 çeşidinde farklı sulama programlarının verim ve su kullanımı üzerine etkilerini belirlemek ve yerfıstığı verimini tahmin etmede CROPGRO V4.7.5 modelinin performansının ve duyarlılığının belirlenmesi amacıyla 2014 ve 2015 yıllarında yürütülmüştür. Çalışmada ana konuları sulama aralıkları (SA), alt konuları ise sulama düzeyleri (I) oluşturmuştur. Sulama programında 3 farklı sulama aralığı, yığışımlı buharlaşma değerlerinden (SA1: ΣEo = 25 ± 2.5 mm; SA2: ΣEo = 50 ± 5 mm; SA3: ΣEo = 75 ± 5 mm olduğunda sulama) oluşurken, 4 farklı sulama düzeyi (I1= 0.50; I2=0.75; I3=1.00; I4=1.25) oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre; sulama aralığı ile sulama düzeyi interaksiyonu toplam yerfıstığı dane verimini istatistiksel olarak %1 hata seviyesinde önemli ölçüde etkilediği belirlenmiştir. Her iki deneme yılında da en yüksek verim SA2-125, en düşük verim ise SA3-50 konusundan alınmıştır. Sulama aralığı ve sulama düzeyi; yerfıstığında verimi, kuru madde miktarını, yaprak alanını, hasat indeksini, su kullanım randımanı (WUE) ve sulama suyu kullanım randımanı (IWUE) değerlerini önemli derecede etkilemiştir. Sonuçta; SA2-125 sulama programı yörede yüksek yerfıstığı ürünü almak için önerilebilir. CROPGRO-yerfıstığı modeli simulasyon sonuçlarında elde edilmiş yerfıstığı verimi ve bitki büyüme parametrelerinin tahmini değerlerinin ölçülen değerlere yakın olduğunu göstermiştir. Simüle edilen ve gözlemlenen yerfıstığı verim değerleri arasında determinasyon katsayısı (R2) değerleri sulama aralığına bağlı olarak 2014'de 0.52-0.88, 2015 yılında 0.50-0.96 arasında değişmiştir. Bu nedenle, CROPGRO-yerfıstığı modeli farklı sulama yönetimi koşulları altında yerfıstığının verimini doğru olarak tahmin etmek için kullanılabilir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde marul bitkisinde salisilik asit dozlarının kuraklığa dayanıklılığa etkisinin incelenmesi
Bu çalışma 2019 yılında Diyarbakır ili koşullarında marul bitkisinde salisilik asit dozlarının kuraklığa dayanıklılığının etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Denemenin ana konularını 3 (üç) farklı sulama suyu miktarı (A sınıfı buharlaşma kabından buharlaşan birikimli su miktarının %100'ü (I1), % 75'i (I2), % 50'si (I3)), denemenin alt konularını ise 4(dört) farklı salisilik asit (SA) dozu (0 mm (SA1), 0.25 mM (SA2), 0.5 mM (SA3) ve 0.75 mM (SA4)) oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan farklı miktarlardaki sulama suyu ve farklı dozlardaki SA'e bağlı olarak marul bitkisi verimleri 442.33 – 650.20 g bitki-1 arasında değişmiştir. En yüksek marul bitkisi verimi 650.20 g bitki-1 ile sulama suyunun A sınıfı buharlaşma kabından olan buharlaşmanın %100'ünün uygulandığı ve SA dozunun 0.50 mM olarak uygulandığı I1SA3 konusundan elde edilmiştir. En yüksek marul bitki boyu değeri 26.52 cm ile sulama suyunun A sınıfı buharlaşma kabından olan buharlaşma miktarının %100'ünün uygulandığı ve SA'in uygulanmadığı I1SA1 konusundan elde edilmiştir. En yüksek bitki eni değeri 14.06 cm ile sulama suyunun A sınıfı buharlaşma kabından olan buharlaşma miktarının %100'ünün uygulandığı ve SA'in 0.50 mM dozunda uygulandığı I1SA3 konusundan elde edilmiştir. Denemede en yüksek yaprak sayısı A sınıfı buharlaşma kabından olan buharlaşmanın %100'ünün verildiği I1 konusu ile SA'in 0.75 mM olarak uygulandığı I1SA4 interaksiyonundan elde edilmiştir. Sulama suyu miktarları ile SA dozlarındaki artış incelenen parametrelerin geneli üzerinde olumlu bir etki yapmıştır. Marul, fizyolojisi gereği kurak koşullara hızlı tepki gösterdiği için bu araştırmada da sulama suyu miktarının artışı ve kuraklığa karşı dayanım kazandıran SA uygulama dozundaki artışlar verim, verim öğeleri ve kaliteyi olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir
Infrared termomere tekniği kullanılarak sorgum'da bitki su stresi indeksinin belirlenmesi ve sulamaların programlanması
Bu çalışma 2018 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Araştırma ve Uygulama alanında, tesadüf blokları deneme deseninde, 3 yinelemeli olarak yürütülmüştür. Denemede farklı sulama düzeylerinin birinci ürün tatlı sorgum bitkisinde, bitki su stres indeksi (CWSI) ve bazı bitki büyüme parametrelerine etkileri araştırılmıştır. Araştırmada, bitki gelişim dönemleri boyunca 4 farklı sulama suyu düzeyleri %100 sulama (I1), %75 sulama (I2), %50 sulama (I3) ve %25 sulama (I4) ile susuz (I0) uygulamaları oluşturulmuştur. Çalışma sonunda; deneme uygulamalarına sırasıyla 414.2 mm (I1), 323.5 mm (I2), 232.9 mm (I3) ve 142.2 mm (I4) sulama suları uygulanmıştır. Çalışmada uygulamalara göre elde edilen kuru madde verimi 6020 kg/da ile 3380 kg/da arasında değişmiş olup, tam sulanan uygulamada en yüksek kuru madde verimi elde edilmiştir. Çalışmada sorgum bitkisine ait yaprak alan indeksi değerleri 8.41 ile 6.07 arasında değişmiş olup, tam sulama uygulamasında en yüksek yaprak alan indeksi değeri elde edilmiştir. Araştırma sonucunda deneme uygulamalarından elde edilen CWSI değerleri sırasıyla I1 uygulaması için 0.02, I2 uygulaması için 0.34, I3 uygulaması için 0.46, I4 uygulaması için 0.59 ve I0 uygulaması için 1 olarak saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda CWSI değerlerinin değişimleri incelendiğinde en yüksek bitki veriminin alındığı I1 uygulamasından elde edilen CWSI değerinin (CWSI=0.02) Çukurova koşullarında sorgum bitkisinin sulama programlamasında kullanılabileceği belirlenmiştir.
Mut Ovası Sulama Birliğinin sistem performansının değerlendirilmesi
Bu çalışma Mut Ovası'nda bulunan Devlet Su İşleri'ne bağlı Mut Sulama Birliği'nin 2012-2018 yılları arasındaki sistem performansını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Birliğin performansı 7 yıllık veriler kullanılarak; su etkinlik performansı, mali etkinlik performansı ve üretim etkinlik performansı ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları yıllık su temini oranının 0.95m3 olduğunu göstermiştir. Birim sulama alanına iletilen yıllık sulama suyu miktarı 259.67m3 ha-1 ve birim sulanan alana iletilen yıllık sulama suyu miktarı 40,009 m3ha-1 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonucu mali etkinlik performansından bakım masrafının tahsilata oranının %24.20 ve yatırımın geri kazanım oranının %34.71 olarak gerçekleştiğini ve gelirin bakım masraflarını karşılayacak düzeyde olduğunu göstermektedir. Birim alana düşen işletme-bakım-yönetim masrafları 3207.5 TL ha-1, su ücreti toplama oranı %69.5, kullanıcılara iletilen toplam sulama suyuna karşılık elde edilen ortalama gelir 1.829 TL/m3 olarak hesaplanmıştır. Üretim Etkinlik Performansından; birim sulama alanına karşılık elde edilen gelir 8760,74 TL ha-1, birim sulanan alana karşılık elde edilen gelir 3060,37 TL ha-1 ve şebekeye alınan birim sulama suyuna karşılık elde edilen gelir 4268.5 TL ha-1 olarak hesaplanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda Mut Sulama Birliği'nin başarılı bir işletmeye sahip olduğunu söyleyebiliriz.
Farklı sulama seviyeleri ve prolin uygulamasının çilek bitkisindeki verim ve morfo-fizyolojisi üzerine etkileri
Bu tez çalışması, dört farklı sulama seviyesi (IR125, IR100, IR75 ve IR50) ve Prolin uygulamasının (Prolin kullanımı ve kontrolü), Fortuna çilek çeşidinin bazı pomolojik özellikler (SÇKM, meyve et sertliği, meyve ağırlığı, pH, renk özellikleri), yaprak alanı, gövde sayısı, meyve sayısı, bitki başına verim ve Eko-Fizyolojik özellikleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla İspanyol tipi yüksek tünel koşulları altında yürütülmüştür. Prolin, 20 mM olarak yapraktan aralık ayından başlayarak ayda 1 kere olacak şekilde 5 kez uygulanmıştır. Deneme başlangıcından sonuna kadar, IR125, IR100, IR75 ve IR50 uygulamalarına sırasıyla toplam 712, 575, 438 ve 301 mm sulama suyu uygulanmıştır. Fortuna çilek çeşidinde artan sulama suyu miktarı ile bitki başına verimide artış olmuştur, en yüksek ortalama verim 1333.2 (g/bitki) ile IR125 uygulamalarından elde edilmiştir. Ortalama meyve ağırlığı da sulama seviyelerinde IR100 uygulamasında en yüksek 17.3 g ölçülürken en düşük IR50 uygulamasında 11.8 g ölçülmüştür. Prolin uygulamaları da %100 ve %125 uygulamalarında kontrole göre artış göstermemiş fakat %50 ve %75 uygulamalarında %12 artarak meyve ağırlığını kısıtlı kısıntılı su uygulamaları yönünden olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Bitki başına meyve sayısı kontrol grubunda en fazla IR 125 uygulamasında 75.1 adet/bitki, Prolin uygulamalarında en fazla PIR125 uygulamasında 95 adet/bitki elde edilmiştir. Ortalama meyve ağırlığı kısıtlı sulama seviyeleri olan %50 ve %75 sulama seviyelerinde Prolin uygulamaları ile artış olduğu görülmektedir. Meyve dış renginde uygulanan Prolinin olumsuz etkisi olmadığı tesbit edilmiştir. Prolin uygulamaları, çilek bitkisinde daha düşük meyve eti sertlik değerlerini oluşturmuştur. Suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) miktarı sulama seviyeleri içerisinde su stresi koşullarında artış göstermiştir. Sulama suyu seviyeleri ve Prolin uygulaması pH değeri üzerinde önemli bir fark oluşturmamıştır. Yaprak alanı ve gövde sayıları sulama suyu miktarının artmasıyla artış göstermiştir. Eko-fizyolojik ölçümlerde artan sulama suyu ile doğru orantılı eğilim olmuştur. Sonuç olarak Prolin uygulaması su stresi koşullarında olumlu etki göstermesinin yanı sıra farklı sulama suyu seviyelerinde de verimin artmasına neden olmuş ve kalite parametreleri değerlerinde olumsuz sonuçlar göstermemiştir.
Adana-Karataş çevresinde alçak sera ve tek kullanımlık damla sulama uygulanan tarım alanlarında toprakların mikroplastik kirliliğinin belirlenmesi
Bu çalışmada Adana/Karataş bölgesinde plastik alçak tünel sera kullanılarak örtü altı yetiştiriciliği ve damla sulama yöntemi olarak da tek kullanımlık damla sulama borusu kullanılan bazı tarımsal alanlarda, hasat sonrası, topraktaki mikroplastik (5 mm'den daha küçük plastikler) miktarı tespit edilmiştir. Bu amaçla Ataköy, Bahçe, Tuzla ve Karataş konumlarındaki 10 ayrı parselden paçal yöntemiyle üç tekerrür olacak şekilde ve yüzeyin 5 cm derinliğindeki kısmından olmak üzere birer kg'lık toprak alınmıştır. Alınan toprak içerisindeki tek kullanımlık damla sulama boruları ve tünel sera örtülerine ait olabilecek mikroplastikler incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda ortalama olarak 11.13 ± 2.31 adet/kg mikroplastik tespit edilmiştir. Bölgelere göre en yüksek mikroplastik miktarı 32.0 ± 14.36 adet/kg Bahçe-4 lokasyonunda, en düşük mikroplastik miktarı ise 0.3 ± 0.3 adet/kg ile Karataş-1 lokasyonunda tespit edilmiştir. Mikroplastiklerin ortalama uzunluğu 3.28 ± 0.08 mm'dir. Mikroplastiklerin tiplerine göre sera örtü plastiklerinden kaynaklanan mikroplastiklerin ortalama uzunluğu 3.29 ± 0.09 mm, tek kullanımlık damla sulama borularından kaynaklanan mikroplastiklerin uzunluk ortalaması ise 3.17 ± 0.22 mm olarak bulunmuştur. Tarlalardaki mikroplastik miktarının tek kullanımlık damla sulama borusu ve sera örtü plastiklerinin toplanma durumu ile ters orantılı olduğu tespit edilmiştir. Buna göre tarımsal üretimlerinde plastik kullanan çiftçilerden plastikleri kullanım sonrası toplayanların arazilerindeki mikroplastik miktarları toplanmayan topraklara göre görece daha düşük bulunmuştur. Sonuç olarak Adana Karataş bölgesinde plastikültür uygulaması yapılan tarımsal alanlarda kullanılan plastiklerden kaynaklı olarak önemli miktarda mikroplastik kirliliği oluştuğu tespit edilmiştir.
Doğu Akdeniz bölgesinde modern muz seralarının yapısal yönden incelenmesi
Bu çalışmada Doğu Akdeniz Bölgesindeki 3 ilde (Hatay, Adana ve Mersin) son on yıl içerisinde kurulan ve kapalı alanda muz üretimi yapan toplam 84 muz üretici sera işletmelerinde incelemelerde bulunulmuştur. Muz üreticileri ile yapılan anket çalışmasında tespit edilen bulgular doğrultusunda Muz Serası İşletme Sahiplerinin Özellikleri, Muz Serası İşletmelerinin Genel Özellikleri, Muz Seralarının Yapısal ve Teknik Özellikleri, Yetiştirilen Muz Bitkisinin Genel Özellikleri, modern muz seralarının özellikleri, muzdan önce yetiştirilen ürünle kıyaslama ve ekonomik yönleri birebir yapılan anketlerle araştırılmıştır. Bu çalışmada elde edilen anket sonuçları SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, muz sera işletmelerinin % 94 gibi büyük bir oranını aile işletmenleri oluştururken geriye kalan % 6'lık kısmı ise büyük işletmelerden meydana gelmekte olduğu ve işletmelerin yaşının % 85.7 oranında on yaşın altında olduğu anket sonuçları ile tespit edilmiştir. Muz seralarının kuruluş aşamaları incelendiğinde çoğu seranın kuruluşunda (%87.38) kredi veya kredi +öz kaynak kullanıldığı, geriye kalan (% 22.62) işletmelerin öz kaynak kullanılarak kurulduğu tespit edilmiştir.
Farklı sulama suyu düzeylerinde birinci ürün sorgum bitkisinin kimi fizyolojik ve morfolojik özelliklerinin değişimi
Bu deneme, Çukurova koşullarında, 2018 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Araştırma ve Uygulama alanında, tesadüf blokları deneme deseninde, 3 yinelemeli olarak yürütülmüştür. Çalışmada farklı sulama suyu düzeylerinde birinci ürün sorgum bitkisinin kimi fizyolojik ve morfolojik özelliklerinin değişimi araştırılmıştır. Araştırmada, bitki gelişim dönemleri boyunca 4 farklı sulama suyu düzeyleri %100 sulama (I1), %75 sulama (I2), %50 sulama (I3) ve %25 sulama (I4) ile susuz (I0) uygulamaları oluşturulmuştur. Çalışmada, deneme konularına sırasıyla 414 mm (I1), 324 mm (I2), 233 mm (I3) ve 142 mm (I4) sulama suları uygulanmıştır. Konulara göre elde edilen kuru madde verimi 6020 kg da-1 ile 3380 kg da-1 arasında değişmiş olup, tam sulanan konuda en yüksek kuru madde verimi elde edilmiştir. Yaprak alan indeksi değerleri 8.4 ile 6.1 arasında değişmiş olup, tam sulama konusundan en yüksek yaprak alan indeksi değeri elde edilmiştir. Sulama suyu kullanım randımanları (IWUE) 14.5 kg/da mm ile 29.5 kg/da mm arasında saptanmıştır. Su kullanım randımanları (WUE) ise 9.9 kg/da mm ile 11 kg/da mm arasında gerçekleşmiştir. Sorgum bitkisinde yapılan fizyolojik ölçümlerde en yüksek değerler I1 konusundan elde edilmiştir. Buna göre I1 konusundan ölçülen en yüksek net fotosentez değerinin yaklaşık 53 µmolm-2s-1, transpirasyon değerinin yaklaşık 6.2 mmolm-2s-1 ve stoma iletkenliği değerinin ise yaklaşık 738 mmolm-2s-1 dolaylarında olduğu saptanmıştır.
Bazı su kalitesi parametrelerinin mevsimsel değişimlerinin incelenmesi ve eğilim analizleri: Çatalan baraj gölü havzasında bir uygulama
Bu çalışmada bazı su kalitesi parametrelerinin mevsimsel değişimlerinin incelenmesi ve eğilim analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada, Adana ve Kayseri il sınırları içerisinde kalan, Seyhan Nehri'nin Çatalan Baraj Gölü Havzasında ve havzaya dökülen kollarında konumlanan 9 adet su kalitesi istasyonunda 8-27 yıl uzunluğunda değişim gösteren, 16 farklı su kalitesi parametresinin mevsimlik ve yıllık verileriyle çalışılmıştır. Gidişin varlığı ve başlangıç yılının belirlemesinde parametrik olmayan Mann-Kendall u(t) Testi kullanılmıştır. Mevsimsel farklılıkların saptanması amacıyla Kruskall-Wallis H Testi ve Mann-Whitney U Testleri uygulanmıştır. Genel anlamda 3 Nolu İstasyon dışında gidişler 2010 yılından sonra önem arz etmiştir. Mevsimlik ortalamalar esas alındığında, %5 önem düzeyinde en fazla farklılık görülen parametrenin sıcaklık olduğu belirlenmiştir. Özellikle gidiş tavrı gösteren su kalitesi parametrelerinin, en azından mevsimlik bazda gözlenmesi önerilmiştir.
Cropgro-ayçiçek modelinin farklı sulama rejimlerindeki performansının belirlenmesi ve Akdeniz koşullarında iklim değişikliğinin ayçiçek üretimine etkisinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, Akdeniz koşullarında damla sulama sistemiyle sulanan ayçiçeğinde Oleko çeşidinde farklı sulama programlarının verim ve su kullanımı üzerine etkilerini belirlemek ve ayçiçeği verimini tahmin etmede CROPGRO V4.7.5 modelinin performansının ve duyarlılığının belirlenmesi amacıyla 2010 ve 2011 yıllarında yürütülmüştür. Bu araştırma ayrıca Akdeniz bölgesinde iklim değişikliğinin ayçiçeği verimine olası etkilerinin tahmin edilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada ana konuları sulama aralıkları(CPE), alt konuları ise sulama düzeyleri (IL) oluşturmuştur. Sulama programında 3 farklı sulama aralığı, yığışımlı buharlaşma değerlerinden (CPE1: ΣEo = 25 ± 2.5 mm; CPE2: ΣEo = 50 ± 5 mm; CPE3: ΣEo = 75 ± 5 mm olduğunda sulama) oluşurken, 4 farklı sulama düzeyi (IL1= 0.50; IL2=0.75; IL3=1.00; IL4=1.25) oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre; sulama aralığı ile sulama düzeyi interaksiyonu ayçiçeği dane verimini istatistiksel olarak %1 hata seviyesinde önemli ölçüde etkilediği belirlenmiştir. Her iki deneme yılında da en yüksek verim CPE2-IL1.25, en düşük verim ise susuz konudan alınmıştır. Sulama aralığı ve sulama düzeyi; ayçiçeğinde verimi, yaprak alanını, hasat indeksini, su kullanım randımanı (WUE) ve sulama suyu kullanım randımanı (IWUE) önemli derecede etkilemiştir. Sonuçta; CPE2IL125 sulama programı yörede yüksek ayçiçeği ürünü almak için önerilebilir. Model çalışmasının ilk bölümünde DSSAT CROPGRO-Ayçiçeği modelinin kalibrasyon ve değerlendirmesi yapılmıştır. Ardından iklim projeksiyonu verileri bitki simulasyon modelinde girdi olarak kullanılarak olası iklim değişikliklerinin ayçiçeği verimi üzerine etkileri ortaya konulmuştur. Çalışmada RCP4.5 ve RCP8.5 iklim senaryoları ve HadGEM2-ES, MPI-ESM-MR, GFDL-ESM2M küresel iklim modelleri iklim projeksiyonları olarak kullanılmıştır. Gelecek dönem kısa dönem (KD) 2023-2040, orta dönem (OD) 2041-2070, uzun dönem (UD) 2071-2098 olmak üzere üç ayrı periyotta değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, Tarsus iklim koşullarında kısıtlı sulama altında ayçiçeği verimi, RCP4.5 senaryosunda KD ve OD dönemlerinde sırasıyla %6.8 ve %5.0 artarken, UD döneminde %8.1 azalacaktır. RCP8.5 senaryosunda ayçiçeği verimliliği KD'de %7.1, OD ve UD dönemlerinde sırasıyla %13.4 ve %28.9 azalacaktır. Benzer şekilde, tam sulama koşullarında, RCP4.5 senaryosunda ayçiçeği veriminin KD ve OD dönemlerinde sırasıyla %7.6 ve %8.2 oranında artması, UD döneminde ise %2.9'luk bir azalma beklenmektedir. RCP8.5 senaryosunda ayçiçeği veriminin KD'de %6.3 artması beklenirken, OD ve UD dönemlerinde sırasıyla %2.3 ve %22.2'lik bir azalma beklenmektedir. CROPGRO-Ayçiçeği modeli simulasyon sonuçlarında elde edilmiş ayçiçeği verimi ve bitki büyüme parametrelerinin kestirilen değerlerinin ölçülen değerlere yakın olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, CROPGRO- Ayçiçeği modeli farklı sulama yönetimi koşulları altında ayçiçeğinın verimini doğru olarak tahmin etmek için kullanılabilir.
Türkiye'de üç farklı iklim bölgesinde seraların iklimlendirilmesinde kullanılan bazı teknik parameterlerin belirlenmesi
Seralar elverişsiz iklim koşullarına sahip veya mevcut alan ve kaynak eksikliği olan yerlerde yıl boyunca tarımsal üretim için esnek bir çözüm sunarlar. Bitki gelişim gereksinimlerinin doğru bir şekilde anlaşılması, daha uygun maliyetli ve rekabetçi çıktılar için uyarlanabilir kontrol stratejilerinin oluşturulmasına yardımcı olabilir. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de TS 825 standartlarına göre farklı iklim bölgelerinde kurulacak yüksek teknolojili seralarda yapılacak iklimlendirme için gerekli parametrelerin belirlenmesidir. Çalışmada geliştirilen programlar yardımıyla psikrometrik eşitliklere dayanan hesaplamalar yapılmış ve seralarda yapılacak ısıtma, havalandırma ve soğutma için gerekli parametreler hesaplanmıştır. Soğuk dönemlerde seralarda sıcaklığın gece/gündüz minimum 16/20°C'de tutulmak istenmesi durumda I. bölge için gerekli ısı gücü 65 – 95 W m-2, II. bölge için 100 – 110 W m-2 ve III. bölge için 160 – 180 W m-2 olarak belirlenmiştir. Artan enerji fiyatları nedeniyle ısıtılan seralarda mutlaka ısı koruma önlemlerinin alınması gereklidir. Seralarda ısı perdelerinin iyi yalıtılması durumunda tasarruf edilen ısı, perde üreticisi firmaların belirlediği değerlere yaklaşırken, yalıtımı kötü olan perdelerde %9'a kadar düşmektedir. Bunun yanında ılıman iklim bölgelerinde sera sıcaklığının günlük toplam sıcaklığa göre denetlenmesi önemli miktarda ısı tasarrufu sağlamaktadır. Seralarda sıcak dönemlerde en ucuz iklimlendirme önlemi doğal havalandırmadır. İyi bir havalandırma için seranın çatısında taban alanın %24'ü kadar bir açıklık gereklidir. Ancak serada böcek tülleri kullanılması durumunda bu açıklık oranı yeterli olamamaktadır. Böcek tülünün kullanıldığı serada yeterli bir havalandırma için bu oran en az %40 olmalıdır. Bunun yanında seralarda havalandırma ile birlikte gölgelemenin yapılması sıcaklığın düzenlenmesinde daha etkili olmaktadır. Dış sıcaklığın 27°C'nin üzerine yükseldiği durumlarda seralarda evaporatif soğutmanın yapılması zorunlu hale gelmektedir. Ancak seralarda yapılan evaporatif soğutmanın etkinliği dış hava nemine ve kullanılan sisteme bağlı olarak değişmektedir. Yapılan çalışmada TS 825 standartlarına göre I. bölgede evaporatif soğutmanın yüksek nem nedeniyle bitkiler için gerekli olan konforlu ortamı sağlamak için yeterli olmadığı belirlenmiştir. II. bölgede bulunan Şanlıurfa'da düşük nem nedeniyle evaporatif soğutma daha etkili olabilmektedir. III. bölgede dış hava sıcaklığının aşırı yükselmemesi nedeniyle serada kısa aralıklarla yapılacak sisleme ile üretimin devamı sağlanabilmektedir. Anahtar kelime: Sera, Isıtma, Havalandırma, Soğutma
Adana iklim koşullarında seralarda farklı önlemlere bağlı olarak tasarruf edilebilir enerji miktarının belirlenmesi
Seralarda artan girdi fiyatları nedeniyle yetiştirilen bitkilerin gelişim etmenlerinin optimum düzeyde tutulması sırasında işletme ekonomisinin dikkate alınması zorunludur. Artan enerji fiyatları, üreticileri serada soğuk dönemlerde ısıtmadan vazgeçirmekte veya üretici çok az bir karla üretimine devam etmek zorunda kalmaktadır. Seralarda ısıtma giderlerinin azaltılması; ısı gereksiniminin azaltılması, ısı enerjisinin ucuz, verimli ve çevreci bir şekilde elde edilmesi, enerjinin iletimi esnasında ortaya çıkan kayıpların azaltılması ile mümkündür. Düzenli olarak ısıtılan yüksek teknolojiye sahip seralarda ısıtma giderleri işletme giderleri içerisinde bölgenin iklimine bağlı olarak ilk veya işçilikten sonra ikinci sırada yer almaktadır. Akdeniz bölgesinde düzenli olarak ısıtılan seralarda ısıtma giderleri %20 - 25 ile ikinci sırayı alırken, soğuk bölgelerde birinci sırada yer alır. Günümüzde ısıtmada kullanılan fosil yakıt fiyatlarının sürekli artması ve atmosfere verilen karbon emisyonu nedeniyle, sera işletmeleri varlıklarını sürdürebilmeleri için ısıtmada kullanılan enerji miktarının düşürülmesi yönünde sürekli bir arayış içerisindedirler. Bu çalışmada Adana iklim koşullarında seralarda farklı önlemlere bağlı olarak tasarruf edilebilir enerji miktarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu tez çalışmasının sonuçlarına göre, hangi yöntemlerin daha etkili olabileceği konusunda hem araştırmacılara hem de üreticilere öneriler sunulması planlanmaktadır.
Damla sulama projelerinde maliyet unsurlarının irdelenmesi
Bu çalışma; narenciye bahçeleri için hazırlanan ve uygulanan damla sulama sistemlerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. 2017, 2018 ve 2019 yıllarında toplam 276 proje verileri kullanılarak sistemin ilçelere, mahallelere ve köylere göre dağılımı, sistem parçaları ve bu parçalara dair performans çalışması yapılmıştır. 2017 yılında 84 adet, 2018 yılında 97 adet, 2019 yılında 95 adet olmak üzere toplam 276 proje incelenmiştir. Bu projelere bağlı olarak; 276 projeden 27 adet proje tam teşekküllü ( hafriyat işleri, işçiliği, motor ve filtre montajı vb.) olarak uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; alan büyüklük sonuçlarında 0-50 dekar arasında ortalama dekara maliyet 336,40$, 101-200 dekar için 294,00$, 301-500 dekar için 199,40$ olarak hesaplanmıştır. Bitki sıra mesafesine göre 2018 yılında uygulaması yapılan projelerde bitki sırası 6 m olan 10 projenin ortalama maliyeti $249,19 olarak hesaplanmıştır. Su kaynağı tipine göre projeler incelediğinde de su kaynağı kanalet olan 15 projenin ortalama maliyeti 262,92$ olarak hesaplanmıştır. Kullanılan pompaların güçlerine göre 17 hp pompa olan ortalama maliyeti $315,83, 31-45 Kw güçte ise 289,90$ olarak hesaplanmıştır. Vana istasyonundaki otomasyon durumuna göre ortalama maliyet; 2019 yılında uygulaması yapılan projelerde vana istasyonlarında otomasyon durumu; otomasyonlu olan 10 projenin ortalama maliyeti 238,69$, otomasyonsuz olan 5 proje 311,36$ olarak hesaplanmıştır. Yapılan bu araştırmalar sonucunda Adana çiftçilerinin bilinçli bir çiftçi grubu olduğu, yeniliklere açık( otomasyon, hidrolik vana kullanımı, otomatik filtre kullanımı), fiyat odaklı değil amaç odaklı üreticiler olduğu belirlenmiştir.
Toprak altı damla sulama yönteminin tatlı sorgum bitkisinin biyokütle ve biyoetanol verimlerine etkisi
Bu çalışma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Deneme alanında 2021 yılında yürütülmüştür. Tesadüf blokları deneme deseninde, 3 yinelemeli olarak yürütülen çalışmada, toprak altı damla sulama yönteminin sorgum verimine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada, sorgum bitkisi gelişim dönemi boyunca dört farklı bitki-pan katsayısı (Kcp:1.00, Kcp:0.75, Kcp:0.50, Kcp:0.25) değerleri kullanılarak, farklı sulama suyu düzeyleri oluşturulmuştur. Tatlı sorgum (Sorghum bicolor var. saccharatum (L.) Mohlenbr.) M81E çeşidi kullanılan çalışmada, deneme konularına 330 mm ile 590 mm arasında sulama suyu uygulanmıştır. Konulara göre kuru madde verimleri 1720 kg/da ile 5420 kg/da arasında değişmiş olup, en yüksek kuru madde verimi, tam sulanan konudan elde edilmiştir. Sulama suyu kullanım randımanı (IWUE) değerleri 9.19 kg/m3 ile 5.21 kg/m3, su kullanım randımanı (WUE) değerleri ise 5.8 kg/m3 ile 10.5 kg/m3 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Deneme konularından elde edilen biyokütle veriminin 4281 ile 9343 kg/da arasında, teorik biyoetanol veriminin ise 52.1 ile 207.3 L/da arasında değiştiği saptanmıştır. En yüksek özsu verimi 2463 L/da olarak I1 konusundan elde edilirken, en düşük özsu verimi 633 L/da olarak I4 konusundan elde edilmiştir. Farklı sulama düzeyleri altında brix (%) değerlerinde istatistiksel olarak önemli farklar elde edilmemiştir.
Antepfıstığı çöğürlerinde düşük basınçlı farklı sulama yöntemlerinin bitki gelişimine etkisinin araştırılması
Bu çalışmada, 2022 yılında Gaziantep ilinin Nizip ilçesine bağlı Günaltı mahallesinde Antepfıstığı çöğürlerinde (Buttum) düşük basınçlı farklı sulama yöntemlerinin bitki gelişimine etkileri araştırılmıştır. Araştırmada Damla sulama, Kapinet sulama ve Ahtapot sulama yöntemleri kullanılmıştır. Mayıs-Ekim ayları arasındaki altı aylık süre zarfında toplam 581.5 mm su verilmiştir. Çalışmada, bitki büyüme parametleri içerisinde standart analiz metoduna göre bitki boyu 31.91 cm, bitki taç gelişimi 21.47 cm, gövde çapı 8.54 mm ile damla sulama yönteminden en iyi sonuç alınmıştır.
Kahramanmaraş ilinde tarım ve kırsal kalkınmayı destekleme kurumu desteği ile kurulmuş modern etlik piliç kümeslerinin yapısal olarak incelenmesi
Bu çalışma Kahramanmaraş İlinde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından verilen destekler ile Pazarcık ve Türkoğlu ilçelerinde kurulmuş 3 adet etlik piliç kümesinde yürütülmüştür. Yapılan çalışmada üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve yüksek verim elde edilebilmesi için etlik piliç kümeslerinin, çevre koşullarına göre yapısal olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Yapısal olarak incelenecek etlik piliç kümeslerinde her bir kümese 3 adet, dış ortama ise 1 adet olmak üzere toplamda 11 adet veri kaydedici yerleştirilmiştir. Kümeslerde tüm üretim dönemlerinde sıcaklık ve oransal nem değerleri kaydedilmiştir. Kümeslerde farklı dönemlerde yapılan üretime bağlı olarak, kış, geçiş ve yaz dönemlerinde transmisyon ve havalandırma ile olan ısı kayıpları ile kış ve geçiş dönemlerinde ısıtma, tüm dönemlerde piliçlerden elde edilen duyulur ısı kazançları hesaplanmış ve kümes içi çevre koşulları yönünden ısı denge eşitliğinde incelenmiştir. Hesaplanan tüm değerler literatürlerde verilen değerlerle uygunluğu araştırılmıştır. Kümeslerde yapılan hesaplamalarda üretim periyodunun 1. gününde birim alana 30-50 civciv, 42. gününde 14-17 piliç gelecek şekilde yerleşim sıklığı belirlenmiştir. Yapılan ölçümler sonucunda civcivlerin bölmelerde kaldığı 1. haftada sıcaklık değerleri 28,3 oC ile 35,5 oC arasında, oransal nem değerleri ise % 38,8 ile %63,9 olarak belirlenmiştir. Üretim dönemlerinin son haftalarında kümes içi sıcaklık değerlerinin optimum değerlere kadar düşürülemediği belirlenmiştir. Kümeslerde tüm dönemlerde ısı fazlalığı meydana gelmiştir. Kış şartlarında çatı ve tavandan trasmisyonla olan ısı kayıplarının, toplam ısının kümes-1'de %41,1, kümes-2 alt katta %26,3 ve kümes-2 üst katta %38,9 olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, kümeslerin yapısal olarak bölgenin iklim şartlarına göre tekrardan planlanmasına, ısıtma ve soğutma sistemlerinin daha kontrollü bir şekilde kullanılmasına, maliyetlerden kaçınmadan piliçlerin optimum isteklerine göre hareket edilmesine ve maliyet verim analizlerinin yapılması uygun görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kümes, Etlik Piliç, Yapı Elemanları, Çevre Koşulları, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu
Hayvansal atıkların taban suyuna etkileri ve etki haritalarının oluşturulması: Adana-Ceyhan ilçesi örneği
Hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklardan atıklar ve hayvansal gübre, yüzey ve yer altı su kaynakları ile doğal çevre için önemli kirlilik tehditlerindendir. Hayvansal atıklar, doğru bir şekilde yönetilmezse çeşitli çevresel sorunlara neden olabilir. Hayvan gübresi, tarım alanlarında kullanılan önemli bir gübre kaynağıdır. Ancak, aşırı kullanımı ve yönetimindeki hatalar, yeraltı suyu kirliliği riskini artırabilir. Taban suyu, suların takibinde önemli bir parametredir. Tarım ve hayvancılık uygulamalarının taban suyu üzerindeki etkilerini anlamak, sürdürülebilir su yönetimi için kritik bir adımdır. Bu noktada, sürdürülebilir tarım ve hayvancılık uygulamalarının geliştirilmesi ve hayvansal atıkların etkin bir şekilde işlenmesi büyük bir önem taşımaktadır. Bu çalışma, hayvansal atıklar, hayvan gübresi, taban suyu ve çevre ilişkileri arasındaki karmaşık bağlantılara odaklanarak hayvancılık ve tarım sektöründeki çevresel etkileri taban suyu kalitesi ekseninde incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, seçilen çalışma alanında deneme deseni oluşturularak taban suyu gözlem kuyuları açılmış ve bu kuyulardan taban suyu numuneleri alınarak spektrofotometre ile su analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde en yüksek ve en düşük konsantrasyonlar, sıra ile nitrat için 108.47 mg L-1 ve 3.34 mg L-1; nitrit için 1.989 mg L-1 ve 0.005 mg L-1; fosfor için 2.13 mg L-1 ve 0.02 mg L-1; EC için 2.31 mS cm-1 ve 0.36 mS cm-1; pH için ise 8.67 ve 7.01 olarak ölçülmüştür. Elde edilen sonuçların alan üzerindeki dağılımlarının takibi için ise dağılım haritaları oluşturulmuştur. Hayvancılık faaliyetlerinin hem toplu hem de yayılı olarak yapılması nedeniyle seçilen çalışma alanında sürdürülen hayvancılık faaliyetlerinin mevcut durumunu tespit edebilmek amacıyla anket ve gözlem çalışmaları da sürdürülmüştür. Görüşülen işletmelerin %70'inde gübre deposu bulunmadığı ve gübreleri yığın halinde çevrede biriktirdikleri belirlenmiştir.
Topraksız domates yetiştiriciliğinin yapıldığı ileri teknoloji seralarında teorik ve uygulamalı su tüketiminin karşılaştırılması
Bu çalışma, Adana iklim koşullarında ileri teknolojili sistemler ile donatılmış bir domates serasında yürütülmüştür. Seranın her bir tüneli 9,60 m genişliğinde, 5,00 m oluk altı yüksekliğinde olup, yan duvarları 8 mm aralıklı çift kat polikarbon (PC), çatısı ise 180 µm kalınlığında tek kat polietilen (PE) plastik ile örtülmüştür. Serada enerji korunumu ve gölgeleme amacıyla termal perdeler kullanılmıştır. Sıcak dönemlerde serada sıcaklık havalandırma ile düzenlenirken, Nisan-Haziran döneminde gölgeleme ile seraya ulaşan güneş ışınımı kısmen engellenmiş ve bazı günlerde sisleme ile hava sıcaklığı düzenlenmeye çalışılmıştır. Serada sulama damla sulama ile gerçekleştirilmiştir. Her bir bitkiye 2 L/h kapasiteye sahip kılca borular (Spagetti) ile gübreli su verilmiştir. Sulama güneş ışınımı şiddetine göre yönetilmiştir. İklim bilgisayarı tarafından ölçülen küresel rasdayasyona bağlı olarak her 80 J/cm2'de bir bitki başına 100-120 ml sulama suyu verilmiştir. Yapılan sulamanın kontrolü amacıyla sera içinde dört ayrı yerde kurulan kontrol ünitelerinden toplanan drenaj suyu hergün ölçülerek yapılan sulamanın yeterli olup olmadığına karar verilmiştir. Denemede Ocak ayında dış sıcaklık değerleri -3 oC ile 22 oC arasında değişirken, serada sıcaklıklar gece saatlerinde 15 oC'de tutulmuştur. Gündüz saatlerinde ise dış sıcaklığa bağlı olarak 27 oC'ye kadar yükselmiştir. Mayıs ayında dış sıcaklık 32 oC -3 oC arasında değişirken dış sıcaklık değerlerinin yükselmesine bağlı olarak serada sıcaklık değerleri Mayıs ayının başlarında 32,8 oC Mayıs ayının sonlarına doğru 34-35 oC'ye yükselmiştir. Çalışmada hesaplanan sulama sayısı Ocak ayının ilk yarısı için 6 adet gün-1 olarak hesaplanırken, Ocak ayının ikinci yarısı için bu değer 7 adet gün-1 olarak hesaplanmıştır. Mayıs ayının ilk yarısında küresel ışınıma bağlı olarak hesaplanan sulama sayısı 19 adet gün-1 olurken ikinci yarı için sulama sayısı 22 adet gün-1 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, araştırmada yapılan hesaplamalarda üretim periyodu boyunca her bir bitkiye her sulamada 100 ml su verileceği kabul edildiğinde üretim periyodu boyunca uygulanan günlük su tüketiminin, hesaplanan günlük su tüketiminden daha yüksek olduğu saptanmıştır.
Yumurtalık Ovası yer altı suyu kirlilik kaynaklarının belirlenmesi ve haritalanması
Bu çalışmada, Adana ili sınırları içerisindeki Yumurtalık Ovası çalışma alanı olarak seçilmiştir. Çalışma alanında 21 adet yer altı suyu (YAS) kuyusu, 2 adet gölet, 2 adet dere ve 1 adet Akdeniz'den olmak üzere 26 adet noktadan 2020 su yılı boyunca her ay su örneği alınmıştır. Çalışma kapsamında alınan su örneklerinde pH, klor, fosfat, nitrit, nitrat, elektriksel iletkenlik (EC), sıcaklık ve toplam çözünmüş katı madde (TDS) analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarının ve YAS derinlik ölçümlerinin sonbahar, kış, ilkbahar ve yaz mevsimlerindeki değişimleri Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında ters uzaklık (IDW-Inverse Distance Weighted) yöntemi kullanılarak haritalanmış ve incelenen özelliklerin yersel değişimleri incelenmiştir. Yer altı suyu sıcaklığı değerleri 17-30 0C, pH değerleri 7.22-8.27, EC değerleri 0.933-2.433 dS m-1, TDS değerleri 586-2656 mg l-1, nitrit değerleri 0-0.317 mg l-1, nitrat değerleri 2-48 mg l-1, fosfat değerleri 0-2.15 mg l-1 ve klor değerleri 49-346 mg l-1 aralığında değişmiştir. Elde edilen bulgular; US-EPA, WHO, TS 266 ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği (SKKY) sınıflama ölçütlerine göre değerlendirilmiş; içme ve sulama suyu açısından kulanım potansiyeli ve kalitesi değerlendirilmiştir. Nitrat değerleri açısından, SKKY'ne göre 'IV. Sınıf' su (ihtiyatla kullanılmalı), US EPA'ya göre 'orta kalite su' sınıfına girmiştir. Klor değerleri açısından ise, US EPA'ya göre 'Yüksek klor oranına sahip riskli su' sınıfına girmektedir. TDS ve EC açısından ise, 21 no'lu kuyu 'şüpheli' bulunmuştur. Ayrıca, laboratuvar analiz sonuçları ABD tuzluluk sınıflaması ve Wilcox sınıflaması ile de değerlendirilmiştir. ABD tuzluluk sınıflamasına göre, sonbaharda 17 no'lu kuyu C2-S1 ile C3-S1, kış mevsiminde 19 no'lu kuyu C4-S1; ilkbahar mevsiminde 1 no'lu, 13 no'lu ve 15 no'lu kuyular C3-S2 sınıfında yer alırken diğer tüm kuyular tüm yıl boyunca C3-S1 sınıfında (iyi kullanılabilir) yer almıştır. Wilcox sınıflamasına göre sonbahar mevsiminde 18 no'lu kuyu 'çok iyi', kış mevsiminde 21 no'lu kuyu 'şüpheli kullanılamaz', ilkbahar mevsiminde 13 no'lu kuyu 'şüpheli kullanılabilir' ve 21 no'lu kuyu 'şüpheli kullanılamaz' sınıfında yer almıştır. Diğer tüm kuyular, her mevsimde 'iyi kullanılabilir' sınıfında yer almıştır.
Etlik piliç kümeslerinde iklimlendirme parametrelerinin belirlenmesi için bir uzman sistemin geliştirilmesi
Etlik piliç üretiminde iklim koşulları ve kümes yapıları dikkate alınarak yapılan hesaplamalar büyük önem taşımaktadır. Ancak, bölgesel ve iklimsel ön kabullerle yapılan hesaplamalar sınırlı sonuçlar vermektedir. Modern teknolojiyle etlik piliç kümesleri, dış etkilerden izole yapılar haline gelmiş ve kapasiteleri artmıştır. Üretim yapılacak ilin uzun yıllık ortalama saatlik iklim verilerini kullanarak yapılan hesaplamalar, daha hassas sonuçlar vermekte ve verimliliği artırmaktadır. Bu çalışmada, saatlik iklim verilerine dayanarak, kümeslerde bir yılda üretimin devam ettiği tüm saatler için ısı gücü gereksinimlerini hesaplayabilen, farklı tarihler, çeşitli yakıt türleri, fanlar, yalıtım malzemeleri ve kapasite değişikliklerine dayalı kombinasyonları simüle ederek kurulum öncesi uygun malzeme ve iklimlendirme alternatifleri sunabilen, üretim ve enerji maliyetleri ile ilgili yılın her saati için detaylı analizler sağlayabilen, bilimsel araştırmalar için veri sağlayabilen, işletme kurulumu öncesi ve sonrasında en uygun koşulları belirleyebilen, etlik piliç üreticilerine, kümes proje hazırlayıcılarına, akademisyen ve araştırmacılara rehberlik edebilecek Etlik Piliç Kümeslerinin İklimlendirilmesi (EPİK) adında bir yazılım geliştirilmiştir. Yazılımla elde edilen bulgulara göre Adana ili için Ocak ayında üretime başlayan bir kümeste yıl boyunca sadece 1., 2. ve 6.üretim periyotlarında ısıtma ihtiyacı belirlenmiştir. Bu üç dönemde transmisyon, havalandırma ve soğutma gibi nedenlerden dolayı toplam ısı yükü kayıpları ∑▒〖Q_L=713.034 kWh〖 a〗^(-1) 〗 olurken, etlik piliçler tarafından ortama verilen toplam duyulur ısı yükü ∑▒〖Q_h=710.068 kWh〖 a〗^(-1) 〗 , 2.üretim periyodunda transmisyonla yapıdan kazanılan ısı yükü ∑▒〖Q_(T+)=74 kWh〖 a〗^(-1) 〗ve gerekli ısıl denge için etlik piliçler tarafından karşılanamayan ısı ihtiyacının mekanik ısıtma tarafından karşılanması toplamda ∑▒Q_mı 2.966 (kWh〖 a〗^(-1) ) olmuştur. Bu bağlamda, yazılımın simüle ettiği ve farklı üretim başlangıç tarihlerine göre yılın en soğuk saatine yönelik yapılan hesaplamalarda, üretimin farklı tarihlerde başlamasının, yıl boyunca ortaya çıkan enerji ihtiyaçlarını etkilediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Etlik Piliç, Kümes, İklim Parametreleri, Saatlik İklim Verileri, EPİK Yazılımı.
Mardin yöresinde Tarım ve Orman Bakanlığınca desteklenen damla sulama sistemlerinde performans değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Mardin yöresinde Tarım ve Orman Bakanlığınca Desteklenen Damla Sulama Sistemlerinde, 5 işletmeye ait damla sulama sistemlerinin performans değerlendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca, Tarım ve Orman bakanlığınca desteklenen 25 işletmede damla sulama sistemlerinin sorunları ile ilgili anket çalışması yapılmıştır. Çalışmada ortalama damlatıcı debi değerlerinin 1.12 L/h ile 1.89 L/h arasında, yapımcı değişim katsayısı (CV) değerlerinin, 0.02-0.17 arasında, damlatıcı debi türdeşliği (EU) değerlerinin %77 ile %96 arasında, Christiansen eş dağılım katsayısı (CU) değerlerinin 99.25 ile 99.89 arasında, su dağılım türdeşliği (DU) değerlerinin %80.20 ile %97.97 arasında, istatistiksel eş dağılım değerlerinin (Us) %82.87 ile %98.08 arasında, sistem su uygulama randımanı (Ea) değerinin %80.20 ile %96.31 arasında, damlatıcı akış hızı değişimi (qv) değerlerinin %6.45 ile %33.33 arasında değiştiği saptanmıştır. Çalışmada elde edilen anket sonuçlarına göre damla sulama sistemlerinde karşılasan sorunların yaklaşık %20'sini kemirgen zararı ve %24'ünü ise tıkanma sorunun oluşturduğu belirlenmiştir. Ayrıca, sistemde oluşan damlatıcı tıkanıklılıklarının yaklaşık %76'sının sebebinin gübre ve ilaç kullanımda yanlış tekniklerin uygulanmasının olduğu belirlenmiştir.
Kuraklığın tarımsal faaliyetler üzerindeki etkilerinin araştırılması: Seyhan Havzasında bir etkilenebilirlik çalışması
Çevresel sorunların etkisiyle meydana gelen iklim değişikliği insan yaşamını birçok yönüyle etkisi altına almaktadır. Bu durumdan en çok etkilenen sektörlerden biri tarım sektörüdür. Bu tez çalışması kapsamında, Türkiye'nin akarsu havzalarından biri olan Seyhan Havzası'nda meteorolojik kuraklığın tarım sektörü üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bir tarımsal etkilenebilirlik çalışması yürütülmüştür. Araştırmada yer alan alt bileşenler, Seyhan Havzası'ndaki çiftçilerle yapılan anket çalışmalarının sonuçlarıyla, meteoroloji istasyonlarının ve HadGEM2-ES/RegCM4.3 iklim projeksiyon modelinin yağış ve sıcaklık verileri kullanılarak oluşturulmuştur. Meteorolojik kuraklığın belirlenmesinde standart yağış indeksi (SYİ) yöntemiyle 30 yıl süreli 6 aylık dönemdeki kurak aylar elde edilmiştir. Bu veriler kullanılarak etkilenebilirliğin oluşumunda etkin olan alt bileşenlerin belirlenebilmesi ve alt havzaların karşılaştırılabilmesi için Temel Bileşenler Analiz (TBA) Yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, kurak ayların sayısı, ortalama üzerindeki sıcak ayların sayısı ve bitki örtüsü yoğunluğunu ifade eden ortalama Normalize Edilmiş Fark Bitki Örtüsü İndeksi (NDVI) değerleri en etkin alt bileşenler olarak bulunmuştur. TBA yöntemiyle belirlenen indeks değerleri dikkate alındığında ise, Aşağı Seyhan Ovası alt havzasının meteorolojik kuraklığa daha çok maruz kalması ve tarımsal faaliyetlerden ötürü bitki örtüsünün geniş olması, kuraklığa karşı hassasiyetini arttırmış; bu da etkilenebilirlik seviyesinin yükselmesine neden olmuştur. Bununla birlikte, bilhassa Seyhan Barajı - Zamantı Göksu Birleşim Yeri (SZGBY) ve Zamantı Irmağı alt havzaları içerisinde farklı hassasiyet ve adaptasyon kabiliyetine sahip bölgelerin yer alması nedeniyle, tarımsal etkilenebilirliğin dağılımı heterojenlik göstermiştir. Gelecek döneme ait maruziyetin TBA sonuçlarına göre ise, neredeyse tüm bölgelerin maruziyet seviyelerinin artacağı tahmin edilmiştir. Bunun temel nedeninin tüm alt havzalar için HadGEM2-ES/RegCM4.3 bölgesel iklim modelinin, sıcaklık değerlerini yüksek, yağış değerlerini ise düşük tahmin etmesi olduğu söylenebilir. Elde edilen bulguların meteorolojik kuraklık ve etkileri üzerine bölgesel çapta yapılacak çalışmalar için rehber niteliği taşıdığı söylenebilir. Ayrıca HadGEM2-ES/RegCM4.3 bölgesel iklim model çıktıları kullanılarak elde edilen meteorolojik kuraklık tahmin sonuçlarının, sorumlu birimlerin Seyhan Havzası için hazırlayacağı acil eylem planlarına katkıda bulunması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Meteorolojik Kuraklık, Etkilenebilirlik, Temel Bileşenler Analizi, Tarımsal Faaliyetler
Yeraltı suyu ve kirlilik tehditleri; Adana ili örneği
Hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklanan atıkların çevre üzerindeki olumsuz etkileri, doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi açısından önemli bir sorun teşkil etmektedir. Yanlış bir şekilde yönetilen hayvancılık atıkları, özellikle yer altı ve yüzey sularında ciddi bir kirlilik tehlikesi oluşturmaktadır. Hayvan gübresi, tarımda değerli bir besin kaynağı olarak kullanılmasına rağmen, aşırı ve düzensiz kullanımı su kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu durum, yer altı suyu kalitesinin izlenmesi ve bu kaynakların korunmasının önemini artırmaktadır. Bu araştırma, Adana ilinde seçilen yer altı kuyusu sularını kalite parametreleri açısından değerlendirmeyi, büyükbaş hayvancılık işletmelerinin mevcut durumunu belirlemeyi ve olası kirlilik tehditlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, belirlenen hayvancılık işletmelerine anketler uygulanmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Ayrıca, ilde yayılı olarak bulunan ve su numunesi alınması konusunda izin alınan yer altı suyu kuyularından su numuneleri alınmış ve bu örnekler çeşitli kimyasal analizlerden geçirilerek su kalitesi değerlendirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde en yüksek ve en düşük konsantrasyonlar, sıra ile nitrat için 55.422 mg L-1 ve 0.697 mg L-1; nitrit için 0.036 mg L-1 ve 0.0001 mg L-1; fosfor için 0.030 mg L-1 ve 0.0003 mg L-1; EC için 1.02 mS cm-1 ve 0.33 mS cm-1; pH için ise 7.95 ve 7.20 olarak ölçülmüş olup, genel olarak ortalamalar standartlar ile uyumlu bulunmuştur. Bu doğrultuda yer altı suyu kirlilik tehditlerini değerlendirmek, hayvansal atıkların çevre kirliliği üzerindeki etkilerini araştırmak ve sürdürülebilir atık yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine ve doğal kaynakların korunmasına yönelik önerilerde bulunmak hedeflenmiştir.
Akdeniz koşullarında CROPGRO-kinoa modelinin performansının farklı sulama düzeylerinde belirlenmesi ve olası iklim değişikliğinin etkisinin değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında DSSAT-CROPGRO Kinoa V.8.2 bitki simülasyon modeli ile 2014 ve 2015 yıllarında Tarsus koşullarında kinoa bitkisinde yürütülen arazi denemesine ait verilerden yararlanılarak farklı sulama düzeylerinde, kinoa bitkisinin kimi bitki gelişim dönemlerine (çiçeklenme ve olgunluk) ulaşma zamanı, verim ve verim bileşenleri tahmin edebilme potansiyeli ile mevcut ve gelecekte öngörülen iklim senaryolarında olası iklim değişiminin etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Duyarlılık analizi ile mevcut ve geleceğe ait meteorolojik parametreler (sıcaklık, yağış ve CO2) olası aralıkta değiştirilerek, bu farklılıkların kinoa dane verimi ve bitki gelişim dönemi üzerine etkileri varyasyon katsayısı (% CV) hesaplanarak incelenmiştir. Araştırmada, çizgi kaynaklı yağmurlama sistemi ile farklı sulama düzeyleri oluşturulmuştur. Laterale en yakın konu tam sulama konusunu (I100) oluştururken, en uzak konu ise (I0) susuz konuyu oluşturmuştur. Her iki konu arasında ise kısıntılı sulama I75, I50 ve I25 sulama düzeyleri yer almıştır. Sulamalar kinoa bitkisinin erken vegetatif, geç vegetatif, çiçeklenme ve dane dolum periyotlarında laterale en yakın I100 konusunda 60 cm toprak derinliğindeki eksik nemin tarla kapasitesine tamamlanması şeklinde yapılmıştır. Farklı sulama düzeylerinin kinoa verim ve verim bileşenlerinde etkisi istatistiksel olarak %1 hata seviyesinde önemli bulunmuştur. Maksimum kinoa verimleri 2014 ve 2015 yılında I100 (4700-4230 kg/ha) konusunda belirlenirken, minimum verim susuz konuda (I0) (2500 ve 1930 kg/ha) elde edilmiştir. Çalışmanın model bölümünde öncelikle CROPGRO-kinoa modelinin kalibrasyonu 2014 yılı verileri ile, validasyonu ise 2015 yılı verileri kullanılarak yapılmıştır. Ardından, olası iklim değişikliklerinin kinoa verimi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla RCP4.5 ve RCP8.5 iklim senaryoları ile HadGEM2-ES, MPI-ESM-MR, GFDL-ESM2M küresel iklim modellerinden yararlanılmıştır. Gelecek dönem yakın periyot (YP) 2016-2045, orta periyot (OP) 2046-2075, uzak periyot (UP) 2076-2098 olarak gruplandırılmıştır. CROPGRO-kinoa modeli ile bitki gelişme dönemlerine varış zamanı (çiçeklenmeye ve olgunluğa ulaşma zamanı), toprak su içeriğinin ve LAI'nin mevsim içerisinde değişimi simülasyonla iyi performans sergilemiştir. Ayrıca, kinoa verimi, maksimum LAI tahmininde ölçülen ve tahmini değerler arasındaki fark kabul edilebilir sınırlarda olduğundan CROPGRO-kinoa V4.8.2. modeli Doğu Akdeniz koşullarında kinoa bitki gelişimini, verimini ve olası iklim değişikliği etkisini tahmin etmede kullanılabilir. Çalışmada tam sulama koşulunda (I100) RCP4.5 senaryosuna göre kinoa veriminin yakın ve orta dönemlerinde sırasıyla %3.9 ve %8.6 oranında artması, uzun dönemde ise %-4.6'lık bir azalma beklenmektedir. RCP8.5 senaryosunda ise kinoa veriminin yakın periyotta %3.1 artması beklenirken, orta ve uzun periyotlarda sırasıyla %-7.0 ve %-13.7'lik bir azalma beklenmektedir. Kısıntılı sulama (I50) koşulunda RCP4.5 senaryosuna göre kinoa verimi yakın ve orta periyotta dönemlerinde sırasıyla %2.6 ve %6.0 artarken, uzun dönem periyodunda %-7.5 azalacaktır. Kısıntılı sulama RCP8.5 senaryosunda ise kinoa verimi yakın periyotta %1.7 artış, orta ve uzun periyot dönemlerinde ise sırasıyla %-8.0, %-20.0 azalacaktır. Susuz (I0) koşulda, RCP4.5 senaryosuna göre kinoa verimi yakın ve orta periyot dönemlerinde sırasıyla %0.8 ve %4.3 artarken, uzun periyot döneminde %-9.1 azalacaktır. RCP8.5 senaryosunda kinoa verimi yakın periyotta %1.0 artış, orta ve uzun periyot dönemlerinde ise sırasıyla %-9.6 ve %-27.8 azalacaktır. Anahtar kelimeler: Kinoa, Sulama Programı, CROPGRO modeli, duyarlılık analizi, iklim senaryoları
Akdeniz iklim koşullarında yetiştirilen mandarin bahçesinde mevcut sulama programının verim ve kaliteye etkisi
Bu çalışma Adana İli Karataş İlçe sınırlarında yeralan Nova ve Satsuma mandarin çeşitlerinden oluşan bir narenciye bahçesinde, 2023 yılında yürütülmüştür. Denemede narenciye bahçesine uygulan mevcut sulama programının, yetiştirilen mandarin çeşitlerinin verim ve kalitesine olan etkisinin araştrılması amaçlanmıştır. Araştırmada narenciye bahçesi damla sulama sistemi ile sulanmıştır. Sulamalarda kullanılan damla sulama sisteminde, damlatıcı debileri Nova mandarininde 3 L h-1 ve Satsuma mandarininde 2.5 L h-1, damlatıcı aralıkları ise 0.90 m olarak ölçülmüştür. Denemede ağaç gövdesinin her iki yanında birbirine paralel damla sulama lateralleri kullanılmıştır. Sulama sezonu boyunca Nova ve Satsuma mandarin çeşitlerine sırasıyla 325.14 mm ve 253.32 mm sulama suyu uygulanmıştır. Çalışmada Nova ve Satsuma mandarin çeşitlerinden sırasıyla 75.75 kg/ağaç ve 250 kg/ağaç verim elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Nova mandarin çeşidinin ortalama meyve ağırlığı 154.87 g, Satsuma mandarin çeşidinin ortalama meyve ağırlığı ise 106.86 g olarak saptanmıştır. Buna göre Nova mandarin çeşidinin ortalama meyve ağırlığının, Satsuma mandarin çeşidine göre yaklaşık 48 g daha fazla olduğu belirlenmiştir. Nova ve Satsuma narenciye çeşidi pomolojik özellik ölçeği kabuk kalınlığı alt boyutu değerlerinin anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla gerçekleştirilen bağımsız grup t testi sonucunda, Nova çeşidinin kabuk kalınlığı ortalaması 2.88 mm ile Satsuma çeşidinin kabuk kalınlığı ortalaması 3.08 mm arasındaki fark %5 önem düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Çalışmada pomolojik özellik ölçeğinin alt boyutu olan dilim sayısının Nova ve Satsuma narenciye çeşidi değişkenlerine göre gösterdiği farklılıkların anlamlı olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız grup t testi analizi yapılmıştır. Dilim sayısı ortalaması Nova çeşidinde yaklaşık 10 adet, Satsuma çeşidinde ise 11 adet olarak elde edilmiş ve Satsumanın lehine olan bu fark %5 önem düzeyinde istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Nova ve Satsuma çeşitlerinde elde edilen suda çözünen kuru madde miktarı (SÇKM) değerleri arasındaki fark bağımsız grup t testi sonucuna göre %5 önem düzeyinde anlamlı bulunmuştur. SÇKM ortalaması Nova çeşidinde 12.25 ve Satsuma çeşidinde ise 11.42 olarak saptanmıştır.
Estimation of actual evapotranspiration using remote sensing techniques and energy balance models in the lower Seyhan plain of the Eastern Mediterranean Region of Türkiye
This study provides a comprehensive analysis of estimating actual evapotranspiration (ETa) using surface energy balance (SEB) models in the Lower Seyhan Plain (LSP) in Türkiye, encompassing both non-stressed areas (Akarsu Irrigation District, i.e., AID) and stressed areas near saline lagoons of the LSP. It evaluates the applicability of SEB models (METRIC, SEBAL, EEFlux-METRIC, and GeeSEBAL) and the Kc NDVI method for computing ETa over a large irrigation scheme in four consecutive water years (2020, 2021, 2022, and 2023). Landsat data, data sets obtained from field campaigns, in-situ climatic observations from local meteorological stations within the study area, and global meteorological data were utilized to estimate ETa by SEB models and the Kc NDVI method. In this study, the results of the crop classification in the AID and the ground truth data acquired from the stressed areas were used to estimate ETa using SEB models, to evaluate the accuracy of EEFlux-METRIC and GeeSEBAL, and to investigate the relationship between NDVI and LAI for selected crops. The R-METRIC model and LandMOD ET Mapper toolbox in MATLAB facilitated robust ETa estimation. Furthermore, spatio-temporal variations for different crop types were shown on a large scale. SEB models were validated against the ETo FAO model and ETc method, focusing on metrics such as R², RMSE, MAE, and agreement index (d) to assess model performance. The findings demonstrate strong agreement between ETa estimates from SEB models and ETo-FAO, ETc methods, with the METRIC model showing slightly better performance than the SEBAL algorithm. The Kc NDVI method demonstrated a stronger correlation with the ETc method during the mid-growth stages of crops, with a Pearson correlation coefficient (r) ranging from 0.67 to 0.99 and RMSE values between 1.30 mm day⁻¹ and 0.21 mm day⁻¹, compared to the initial and harvesting stages in the AID throughout the water years 2020-2023. The proposed equations (ETa-METRIC-ETo, ETa-EEFlux-ETo, ETa SEBAL-ETo, Kc NDVI, LAI-NDVI) have the potential to apply and generalize to different crop types in semi-arid regions worldwide. Keywords: Evapotranspiration, Remote sensing (RS), Surface energy balance models, Artificial neural network (ANN), Lower Seyhan Plain (LSP)