7,907
Archived Theses
33
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
E-ticarette karşılaşılan haksız rekabet halleri ve aldatıcı reklamlar
Gelişen teknolojik gelişmeler hayatımıza pek çok yenilik getirmiştir. Ticaret hayatını en çok etkilenen ve değişime uğrayan alanlardan birisidir. İnternetin dünyanın bir ucundan diğer ucuna erişimi kolaylaştırması ticari hayata da etki etmiştir. E-ticaret olarak adlandırılan bu alan, dünyanın her yerine ulaşabilme imkânı sağlamış ayrıca müşteri portföyünün genişlemesine katkı sağlamıştır. Uluslararası bir boyut kazanan ticaretle birlikte rekabet daha önemli bir yer tutmaktadır. Rekabet edecek işletmelerin artmasıyla birlikte işletmeler, hayatta kalabilmek için çeşitli stratejiler geliştirmek durumunda kalmışlardır. Rekabette öne geçmek için hukuka uygun yöntemler kullanıldığı gibi hukuka aykırı yöntemlerle de karşılaşabilmekteyiz. Haksız rekabet de hukuka aykırı kullanılan yöntem ve davranışları açıklayan ve önleyen hukuk dalıdır. Ekonomik hayatta karşılaşılan dürüstlük kuralına ve genel ahlaka aykırı davranışları engellemek, katılımcıların menfaatlerini korumak ve rekabet ortamını düzene koymayı amaçlamaktadır. Haksız rekabet hallerinden biri olan aldatıcı reklamlar, tüketicinin yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerle aldatılmasına sebep olan reklamlardır. Karşılaşılan hukuka aykırı durumlar kanunlarla düzenlenmiştir. Anahtar Sözcükler: E-ticaret, rekabet, aldatıcı reklam, haksız rekabet
Pazarlama yetenekleri ve girişimci pazarlamanın ihracat performansına etkisi: Türkiye doğaltaş sektörü (mermer) üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Türkiye'deki mermer sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin ihracat pazarlama yetenekleri ile girişimci pazarlama yönlerinin, ihracat performansı üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel soruları, mermer sektöründeki işletmelerin girişimci pazarlama ve ihracat pazarlama yeteneklerinin ihracat performansına etkisi olup olmadığı ve bu yeteneklerin işletmelerin tanımlayıcı özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğidir. Araştırmanın evrenini, 2024 yılında İzmir'de düzenlenen 29. Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı'na katılan mermer ihracatçısı işletmeler oluşturmaktadır. Fuar katılımcıları arasından kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 223 işletme ile nicel yöntem kullanılarak anket uygulanmıştır. Araştırmada, girişimci pazarlama yeteneği büyüme odaklılık, fırsat odaklılık, müşteri odaklılık, ağlar üzerinden değer yaratma, informal pazar bilgisi ve pazara yakınlık boyutları; ihracat pazarlama yeteneği ise fiyatlandırma, ürün geliştirme, dağıtım ve iletişim boyutlarıyla ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlar, işletmelerin hem girişimci pazarlama hem de ihracat pazarlama yeteneklerinin ihracat performansı üzerinde olumlu ve anlamlı etkileri olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, girişimci pazarlama boyutlarından büyüme odaklılık, fırsat odaklılık ve müşteri odaklılık boyutlarının ihracat performansı üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Buna karşılık, ağlar üzerinden değer yaratma, informal pazar bilgisi ve pazara yakınlık boyutları ihracat performansını pozitif yönde ve anlamlı şekilde etkilemiştir. İhracat pazarlama yeteneği boyutlarından ürün geliştirme ve dağıtım yetenekleri ihracat performansına olumlu katkı sağlarken, fiyatlandırma ve iletişim yeteneklerinin etkisi anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca, işletmelerin tanımlayıcı özelliklerine göre girişimci pazarlama, ihracat pazarlama yetenekleri ve ihracat performansı arasında kısmi anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bu bulgular, mermer sektöründeki firmaların ihracat başarısını artırmak için özellikle ağlar üzerinden değer yaratma, pazara yakınlık ve ürün geliştirme gibi alanlara odaklanmalarının önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, çalışmanın sonuçları literatürdeki girişimci ve ihracat pazarlama yeteneklerinin firmaların uluslararası başarısındaki kritik rolünü desteklemekte olup, mermer sektörüne özgü stratejik öneriler sunmaktadır. Araştırma, Türkiye'nin önemli bir ihracat sektöründe faaliyet gösteren firmalara yönelik pazarlama stratejilerinin geliştirilmesine ışık tutmaktadır.
Lojistik sektöründe veri madenciliği uygulamalarının müşteri ilişkileri yönetimi alanındaki rolü ve karşılaştırılmalı analizi
Bu çalışma, lojistik sektöründe veri madenciliği uygulamalarının müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde dijital dönüşüm, müşteri verilerinin stratejik kullanımını zorunlu kılmakta ve geleneksel CRM yaklaşımlarının veri odaklı yöntemlerle güçlendirilmesi ihtiyacı doğmaktadır. Lojistik sektöründe bu entegrasyonun etkinliği ve operasyonel süreçlere katkısı yeterince araştırılmamış bir problem alanıdır. Araştırma, Antalya ilinde faaliyet gösteren beş farklı lojistik firmasında çalışan toplam 150 beyaz yaka personele uygulanan anket ile gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmış, analizler SPSS 22 yazılımı ile gerçekleştirilmiştir.
Hümanist yönetimin kavramsallaştırması: Alanyazın taraması ve nitel bir araştırma
İnsan onurunu merkeze alıp, insanı bir araç olarak görmek yerine, onu amaç olarak konumlandıran Hümanist Yönetim, son yıllarda giderek dikkat çeken bir yönetim paradigmasıdır. Bu çalışmada, hümanist yönetim yaklaşımının alanyazında nasıl kavramsallaştırıldığı, hangi tematik konular aracılığı ile geliştirildiği ve işletme ve yönetim - organizasyon alanı içerisindeki konumunun nasıl yapılandığı sorularına cevaplar aranmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, hümanist yönetim yaklaşımını Humanistic Management Journal'da yayımlanmış akademik yayınlar üzerinden sistematik bir şekilde inceleyerek teori ve uygulamadaki eğilimleri ortaya koymak ve Türkçe alanyazındaki boşluğu doldurmaktır. Ayrıca bu çalışmanın hümanist yönetim ile ilgili gelecekte yapılması muhtemel akademik çalışma ve araştırmalar için bir yön tayin edici işlev görmesi de hedeflenmektedir. Bu araştırmada hümanist yönetim alanyazının hem kuramsal hem de uygulamalı boyutlarının derinlemesine incelenmesi hedeflendiği için nitel araştırma yaklaşımı tercih edilmiş ve sistematik doküman incelemesine dayalı alanyazın taraması ve betimsel içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın birincil veri kaynağını amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen Humanistic Management Journal'dan elde edilen ve 2016-2025 yılları arasında yayımlanan 190 makale oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından MS Excel dosyasında bir veri seti oluşturulmuş; herhangi bir yazılım kullanmadan tek tek el ile yapılan kodlama süreci 800 saatin üzerinde sürmüştür. Yapılan analizler sonucunda çalışmaların büyük oranda kuramsal/kavramsal olduğu, uygulamadan çok teorik yönünün ağır bastığı ve alanyazının halen gelişmekte olduğu görülmüştür. Hümanist yönetim yaklaşımı genel olarak yeni bir ekonomi anlayışı temelinde insan onuru, etik, sistem yaklaşımı, sürdürülebilirlik, herkesin iyiliği, liderlik ve kurumsal sosyal sorumluluk kavramı etrafında şekillenmektedir. Ayrıca yönetim ve organizasyon alanında ise etik, sürdürülebilirlik, sorumluluk ve insan merkezli yönetim odaklı kavramlar yaklaşımın omurgasını oluşturmaktadır.
Sağlık çalışanlarının sağlık turizmi farkındalığı üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı, Ankara ilinde faaliyet gösteren kamu ve özel hastanelerde görev yapan sağlık çalışanlarının sağlık turizmine yönelik farkındalık düzeylerini belirlemek ve bu farkındalık düzeylerinin çeşitli demografik ve mesleki değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Küresel düzeyde önemi giderek artan sağlık turizmi sektörü, ülkeler için yalnızca ekonomik bir getiri kaynağı olmakla kalmayıp aynı zamanda stratejik bir hizmet alanı hâline gelmiştir. Bu bağlamda sağlık çalışanlarının bilgi düzeyleri ve tutumları, sunulan hizmetin niteliğini doğrudan etkilemektedir. Araştırma nicel yöntemle yürütülmüş, veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Birinci bölümde katılımcıların demografik ve mesleki bilgileri; ikinci bölümde ise Dağlı (2021) tarafından geliştirilen 22 maddelik Sağlık Turizmi Farkındalık Ölçeği (STFÖ) yer almıştır. Veriler SPSS yazılımı ile analiz edilmiş, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testi gibi parametrik olmayan istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre sağlık çalışanlarının sağlık turizmine ilişkin farkındalık düzeyleri genel olarak orta seviyededir. Farkındalık düzeyleri yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek grubu, mesleki deneyim süresi, görev yapılan birim ve sağlık turizmi eğitimi alma gibi değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermektedir. Özellikle poliklinik ve idari birimlerde görev yapan, lisansüstü eğitime sahip, örgün ya da yaygın sağlık turizmi eğitimi almış ve sağlık turizmi birimlerinde çalışan personelin farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda sağlık kurumlarında sağlık turizmi ile ilgili eğitim programlarının yaygınlaştırılması, hizmet içi eğitimlerin artırılması ve sağlık turizmi politikalarının sağlık çalışanlarına yönelik farkındalık stratejileriyle desteklenmesi önerilmektedir.
Uzaktan ve hibrit çalışma modellerinde çalışan mutluluğu ve üretkenliği
Küreselleşme, dijitalleşme ve pandemi sonrası yeniden şekillenen çalışma ilişkileri, geleneksel iş modellerinin geçerliliğini tartışmaya açmış, esnek çalışma biçimlerinin özellikle uzaktan ve hibrit modeller ekseninde yaygınlık kazanmasına neden olmuştur. Bu dönüşüm yalnızca işin yapıldığı mekânları değil, aynı zamanda çalışanların mutluluk düzeyleri, üretkenlik algıları ve iş yaşam dengesine dair deneyimlerini de yeniden tanımlanabilir bir bağlama oturtmuştur. Ancak üretkenlik ve mutluluk gibi kavramların uzaktan ve hibrit çalışma modellerinde nasıl biçimlendiği, hangi örgütsel, fiziki ve psikososyal koşullarda desteklendiği veya zayıfladığı konusunda tartışmalar sürmektedir. Bu doğrultuda hazırlanan araştırmada, söz konusu çalışma modellerin çalışan mutluluğu ve üretkenliği üzerindeki etkileri çok boyutlu bir kavramsal çerçevede ele alınmış; ilk bölümde esnek, uzaktan ve hibrit modellerin tarihsel ve kuramsal temelleri kapsamlı biçimde değerlendirilmiş; ikinci bölümde ise çalışan mutluluğu ve üretkenliği teorik yaklaşımlar, etkileyen faktörler ve iş-yaşam dengesi perspektifiyle incelenmiştir. Çalışmada farklı iş modellerinde, çalışan deneyimlerinin anlamlı biçimde değerlendirilmesi hedeflenmiş, bu doğrultuda nitel yöntem kullanılmış ve veriler 31 açık uçlu soru ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye'nin 15 farklı ilinden, hibrit ya da tamamen uzaktan çalışma modelini benimsemiş kurumsal işletmelerde görev yapan 70 beyaz yakalı çalışan oluşturmuştur. Temel bulgular, hem uzaktan hem de hibrit modellerin genel olarak çalışanların mutluluk düzeyleri ve üretkenlik algıları üzerinde olumlu etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Özellikle esnek çalışma saatleri ve mekânsal özgürlük gibi faktörlerin, iş-yaşam dengesini iyileştirdiği, trafik stresini azalttığı ve genel mutluluğu artırdığı belirlenmiştir. Buna karşılık, iş ve özel yaşam arasındaki sınırların belirsizleşmesi, sosyal izolasyon ve sürekli erişilebilirlik baskısı gibi olumsuzluklar, bu modellerin dezavantajları olarak vurgulanmıştır. Bulgularda ayrıca, hibrit çalışmada yönetici tutumu, sosyal destek ve iletişim kalitesinin kritik belirleyiciler olduğu tespit edilmiştir
Mermer sektörü işletmelerinde safha maliyet yönteminin uygulanması
Bu tezin amacı işletmelerde safha maliyet sistemini uygulamada örnek oluşturmak ve özellikle mermer üretimi yapan işletmelerde safha maliyet sistemlerini kullanarak maliyetlerin nasıl hesaplanacağı hakkında bilgi vermek istenmiştir. Birçok imalat sanayinde üretim süreci parçadan bütüne doğru üretim yapılırken bu sektörde süreç bütünden parçaya doğru işlemektedir. Bu da maliyetlerin hesaplanmasını zorlaştırmaktadır. Firelerin çok olması da diğer sektörlerden ayıran özelliğidir. Bunun nedeni ise hammadden kaynaklıdır. Mermer sektöründe maliyet hesaplamalarının zor olmasının en önemli nedenlerinden birisi ise ürünün üretimine m³ olarak başlanır ve üretimden çıktığında m² olarak satılır Özellikle safha maliyet sistemini kullanırken hangi evrede ürüne ne kadar maliyet yüklenildiğini göstermek ve buna göre maliyetleri en aza indirmek açısından işletmelere strateji geliştirmeye yöneltecektir. Ayrıca müşteri isteklerine göre değişen üretim yapısı ile her safha sonunda ürün satışı yapılabileceğinden her safhanın maliyetinin bilinmesi gerekmektedir. Bu çalışmada safha maliyet sisteminin hesaplanmasında excel programından faydalanılarak bu program aracılığı ile safha maliyetlerinin nasıl hesaplandığı da anlatılmıştır. Bu sistem mermer işletmelerine maliyet hesaplamada öncülük edecektir.
Tüketici davranışlarında renklerin rolü: Bir uygulama
Hayatın her alanında bulunan, çok büyük bir rol oynayan ve her zaman uyarıcı etkisi olan renklerin hissettirdiği kavramlar ve ilettiği bazı mesajlar vardır. Renkler algılamayı kolaylaştıran, duyguları harekete geçiren, davranışları etkileyen, önemli bir görsel iletişim unsurudur. Bunun farkında olan işletmeler, akılda kalmak, dikkat çekmek, merak uyandırmak, farklı olmak ve belirli bir algı yaratmak için ürünlerinde, ambalajlarında, markalarında ve birçok görsel unsurda renklerin ikna edici gücünden faydalanmaktadır. Ambalajda tüketicinin dikkatini çeken ilk unsur renktir. Renklerin anlamlarının iyi bilinmesi ve kültürel farklılıklara yönelik doğru seçilerek kullanılması, çok büyük avantajlar sağlayacaktır. Renkler tüketicileri satın almaya iten, çeşitli dürtüler uyandıran, algıyı artıran, karar almayı kolaylaştıran pek çok özelliğe sahiptir. Bu çalışmada renklerin algılanışları, tüketici davranışlarına etkisi, pazarlamada kullanımı gibi konular ele alınmış ve ürün ambalajında kullanılan renklerin tüketiciler üzerindeki etkisi araştırılmaya çalışılmıştır. Araştırmaya yönelik üniversite öğrencilerine anket uygulanarak, öğrencilerin demografik özelliklerine, çeşitli kavramların ve ürün ambalajlarının kişilere hatırlattığı renklere, ambalaj tasarımında kullanılan renklerin etkilerine dair veriler elde edilmiştir. Bu verilerden yararlanarak yapılan çeşitli analizler sonucunda, tüketicilerin ürün ambalajında kullanılan renklerden etkilendikleri, bu renklerin ürünlerin akılda kalmasında etkili olduğu ve ambalajın renginden markanın diğer markalardan ayırt edilebildiği söylenebilmektedir. Bu doğrultuda bu çalışma, ürün ambalaj tasarımlarında kullanılacak renklere yönelik işletmelere ve ambalaj tasarımcılarına önemli fikirler sunmaktadır.
Vardiyalı çalışma sisteminin çalışanların işten ayrılma niyetine etkisinde iş yaşam dengesinin aracılık rolü
Havacılık sektöründe vardiyalı çalışma düzeninin çalışanların işten ayrılma niyetine etkisini ve bu nedensellik ilişkisinde iş yaşam dengesinin -veya dengesizliğinin- aracılık rolünü tespit etmek için gerçekleştirilmiştir.
Presenteeismin tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkisini irdelemeye yönelik bir alan araştırması
Hasta iken işyerinde bulunma olarak adlandırılan presenteeism, sağlık ve üretkenlik açısından birtakım sorunlar yaratarak, çalışanların genel sağlığını etkileyebilmekte ve kurumları önemli maliyet kayıpları ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bireylerin günlük ve mesleki hayatlarının bir parçası haline gelen ve pek çok faktörden etkilenen presenteeism ve bunun beraberinde getirdiği tükenmişlik, bireylerin kişisel, sosyal ve örgütsel yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu araştırma, devlet liselerinde görev yapan öğretmenlerde presenteeism olgusunun tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkisini irdelemek amacıyla yapılmıştır. Antalya merkez(indeki) ilçelerdeki birkaç lokasyonda bulunan devlete bağlı Anadolu Liseleri ve Mesleki Teknik ve Anadolu Liselerinde çeşitli eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenleri kapsamaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 700 anket verisi analizlere dâhil edilmiş olup %53,9'unu kadın öğretmenler %46,1'ini erkek öğretmenler oluşturmaktadır Presenteeismin öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkisini tespit etmek amacıyla çok değişkenli ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, presenteeismin tükenmişlik üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Teknoloji transfer faaliyetlerinin Türkiye muhasebe standartları ve vergi mevzuatı açısından incelenmesi ve muhasebeleştirilmesi
Çağımızda, küreselleşme, teknoloji ve internetin gelişmesiyle birlikte bilgi yaygınlaşmış ve bilgiye ulaşmak kolay hale gelmiştir. Dolayısıyla, gelişen ekonomik ve teknolojik ortamda toplumların ve işletmelerin rekabet avantajları sağlamalarında yardımcı olan en temel unsur bilgi üretimi olacaktır. Bu bilgi üretimi bağlamında, patent, faydalı model, marka, tasarım vb. teknoloji transfer faaliyetleri, ülkelerin en önemli rekabet gücü olma konumundaki belirgin rolünü günümüzde olduğu gibi gelecekte de sürdürmeye devam edecektir. Ayrıca patent, faydalı model, marka, tasarım, entegre topoğrafyası ve telif hakları gibi teknoloji transfer faaliyetlerinin üretilmesi, ticarileştirilmesi ve yaygın olarak kullanım alanı ve ekonomik getirisi artmaktadır. Ekonominin küreselleşmesi, uluslararası rekabetin artması, küresel ortamda teknoloji ve teknolojik faaliyetlerin giderek artmasından dolayı, özellikle gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hedefleri açısından en önemli etkenlerden biri olduğu anlaşılmaktadır. Günümüzde, gelişmekte olan ülkelerin teknolojilerini üretebilir hale gelmeleri için, ülke içindeki teknoloji transfer faaliyetlerini iyi kullanmaları gerektirmektedir. Ayrıca gelişmekte olan ülkeler, uluslararası teknoloji transferini ve teknoloji transfer faaliyetlerini etkin bir şekilde kullanabilmelerine bağlıdır. Bu çalışmada, teknoloji ve teknoloji ile ilgili kavramlar, teknoloji transferi hem ülkemiz hem dünyadaki tarihsel gelişimi, teknoloji transfer faaliyetleri, teknoloji transfer süreci, teknoloji transfer yöntemleri incelenmiştir. Kurgusal örnek olay geliştirilmiştir. Öncelikle teknoloji transfer faaliyetlerinin nasıl yapıldığı ve teknoloji transfer faaliyet uygulamaları esas alınarak ülkemizin önde gelen Teknokent A.Ş ve Teknoloji Transfer Ofisleri (TTO) ile birebir görüşülerek sürecin adımları ile ilgili uygulama hakkında bilgi elde edilmiştir. Ülkemiz vergi mevzuatı ve Türkiye muhasebe ve finansal raporlama standartları açısından teknoloji transfer faaliyetleri incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Söz konusu mevzuat ve standartlardan yararlanarak TTO ve Teknokent A.Ş ile yapılan görüşmeler neticesinde teknoloji transfer faaliyetleri, örnek uygulama üzerinden muhasebeleştirilmesi yapılmıştır.
Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretim maliyetlerinin hesaplanması
Dünyada elektrik tüketimi her yıl artış göstermektedir, bu artışta teknolojik gelişmeler ve sanayileşme önemli etkenlerdendir. Elektrik talebinin karşılanabilmesi için alternatif enerji kaynaklarının önemi her geçen gün daha da şiddetli hissedilmektedir. Fosil kaynakların tükenme ihtimali ve çevreye vermiş olduğu zararlar, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını hızlandırmış, yenilenebilir enerji kaynaklarının yatırım maliyetleri yanında, elektrik üretim maliyet ve hesaplamalarının yapılması giderek önem kazanmış ve bu maliyetlerin düşürülmesi hususunda çalışmalar yapılmıştır. Fosil kaynakların 2050'li yıllarda tükenme ihtimalinin olması, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelişi hızlandırmıştır. Gelişen teknoloji ile birlikte elektrik üretim maliyetlerinde de düşüş yaşanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve yaygınlaşması, enerji arz güvenliğini sağladığı gibi, ülke ekonomisine katkıda bulunurken aynı zamanda çevreci çözüm önerileri getirmektedir. Dünyada son otuz yılda oluşan kritik çevre kirliliği düşünüldüğünde temiz enerjinin ne denli önemli olduğu anlaşılacaktır. Hava kirliliği, çevre kirliliğinin en büyük sorunları arasındadır. Karbon salınımının %98'lik kısmı fosil yakıt kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Fosil yakıt kullanımının azaltılması karbon- dioksit ve diğer zehirli gazların oranını azaltacaktır. Karbon ve zararlı gazların oranının düşürülmesi ancak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasıyla mümkün olacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi gerçekleştiren santrallerin benzer maliyet kalemleri ile birlikte sadece kendine özgü maliyet kalemleri de bulunmaktadır. Çoğrafi konumun ve doğa koşullarının yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi maliyetlerinin düşmesinde etkisi oldukça yüksektir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretim yapacak tesislerin fizibilite ve AR-GE çalışmalarına gereken önemi vermesi elektrik üretim maliyetinin düşmesinde fazlasıyla etkisi olacaktır. Elektrik üretim maliyetlerinin yüksek olmasında amortisman ve finansman giderlerinin etkisi yüksektir. HES ve RES'in elektrik üretim maliyetleri birbirine yakın değerler içerirken, GES'in üretim maliyeti daha yüksek konumdadır. GES üretiminde yaşanan teknolojik gelişmeler ile birlikte elektrik üretim miktarlarında artış beklenirken, üretim maliyetlerinde de düşüş yaşanacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının yakın zamanda daha çok kullanılması, hem fosil kaynakların yerini alacak hem de temiz ve doğa dostu tükenmeyen bir enerji olarak gereken önem ve değerini yakalayacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminin yaygınlaşması için verilen teşvik (USD-Cent) ve alım garantisi iyi hesaplanmalıdır. Gereğinden fazla verilen teşvikler devlet ekonomisine zarar verirken, yetersiz verilen teşvikler ve alım garantisinin olmaması yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişimini yavaşlatmaktadır. Elektrik üretimi dışında, elektrik satış işlemlerinde yenilenebilir enerjiye verilen teşvik ödemeleri satış işlemini gerçekleştirecek firmalar tarafından karşılanmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretim tahminlerinin sağlıklı yapılmaması ve dolar kurundaki artış serbest elektrik satış imkânını engellemektedir. Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir Enerji, Elektrik Üretim Maliyeti, Hidroelektrik Santrali (HES), Rüzgâr Enerjisi Santrali (RES), Güneş Enerjisi Santrali (GES), Elektrik Hizmet Maliyeti
Bursiyer seçim süreci için bir karar destek sistemi
Karar verme uzun ve karmaşık bir süreçtir. Bu süreçte mevcut alternatiflerin belirli kriterlere göre değerlendirilmesi ve en iyi olan alternatifin seçimi amaçlanır. Bu çalışmada, bir karar verme problemi olarak burs verilecek öğrencilerin belirlenmesi sorunu ele alınmıştır. Güncel uygulamada öğrencilerin maddi durumlarının değerlendirilmesi ve bursun en doğru öğrenciye ulaştırılması süreci hassasiyetle ele alınmakta ancak değerlendirme süreci komisyon üyelerinin tecrübe ve deneyimleri ile sınırlı kalmaktadır. Bu durum öznel değerlendirmelere ve yanlış seçimlere neden olabilir. Bu çalışmada, nesnel bir yaklaşımla burs verme sürecini değerlendirerek bursiyer seçiminde Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden Promethee ve Gri İlişkisel Analiz Yöntemi kullanılmıştır. Seçim sürecinde önemli olduğu görülen 8 farklı kriter Entropi Yöntemi ile ağırlıklandırılmıştır. Araştırma sonucunda Promethee ve Gri İlişkisel Analiz Yöntemlerinin bursiyer seçim problemine uygunluğu tespit edilmiştir. Elde edilen öğrenci sıralaması komisyon üyelerine yol gösterirken, karar vericilerin bireysel kontrol sağlayabilmesine de yardımcı olabilmektedir.
Kurumsal sürdürülebilirliğin firmaların finansal performansına etkisi: BİST kurumsal sürdürülebilirlik endeksindeki firmalar üzerinde bir araştırma
Kurumsal sürdürülebilirlik kavramı, Dünya Çevre ve Gelişme Komisyonu (WCED) tarafından 1987 yılında yayımlanan Brundtland Raporu'yla birlikte tüm dünyada son derece önemli bir kavram haline gelmiştir. Brundtland Raporu, sürdürülebilir kalkınmayı "gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama becerisini tehlikeye atmadan günümüz kuşağının ihtiyaçlarının karşılanması" şeklinde tanımlamıştır. Geçmiş yıllarda işletmeler sadece mal ve hizmet üretip satarken, günümüz dünyasında işletmelerin sorumlulukları gitgide artmaktadır. İşletmeler artık sadece birer ekonomik varlık değil, sosyal ve ekonomik dönüşümün önderleri olarak sayılmaktadır. Bu bağlamda işletmeler de kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarına her geçen gün daha fazla önem vermektedir. Bu çalışmanın amacı, işletmelerin kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarının finansal performanslarına herhangi bir etkisinin olup olmadığının ortaya konulmasıdır. Çalışmada 2013-2016 yıllarında BİST Kurumsal Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan banka dışı 35 işletmenin 16 çeyrek döneme ait kamuya açık finansal bilgileri panel veri analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Modelde kullanılacak tahmincinin seçimine yönelik yapılan testler sonucunda model tahmincisi olarak Driscoll- Kraay dirençli tahmincisi belirlenmiştir. Yapılan analiz sonucunda, kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarının işletmelerin finansal performansına istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Marka deneyiminin marka değeri üzerine etkisi: Türk Hava Yolları ile kıtalar arası uçuş yapan yolculara yönelik bir araştırma
Bugün dünyanın farklı yerlerinde yer alan uçuş noktaları ile yolcularına geniş bir dünyanın kapılarını açan Türk Hava Yolları, dünyada en fazla ülkeye sefer düzenleyen hava yolu şirketi olarak ilk sıralarda yer almaktadır. İlham veren marka olma hedefini gerçekleştiren Türk Hava Yolları, yolcu potansiyeli ile 10 yıla aşkın süredir yükselen bir performans sergilemektedir. Bu doğrultuda, Türk Hava Yollarının başarısı marka başarısıyla özdeşleşmiştir. Bu anlamda, tüketici temelli marka değeri ve marka deneyimi temel alınarak uygulamanın ölçümü yapılmış ve marka deneyimi boyutları ile marka değeri arasındaki ilişki tespit edilmiştir. Uygulama kapsamında, Türk Hava Yolları ile Amerika Birleşik Devletlerine en az bir kez yolculuk eden katılımcılar örneklem olarak tespit edilmiştir. Anket internet aracılığı ile bilgi edinme yöntemi kullanılarak sosyal medya aracılığıyla tesadüfi şekilde uygulanarak veriler toplanmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen veriler, normal dağılıma uygun olup tanımlayıcı istatistikler, normal dağılım bilgileri, demografik bulgular, birinci ve ikinci düzey doğrulayıcı faktör analizleri, yol analizi ve tutum farklılıklarının T-testi ve ANOVA testi analizleri araştırma kapsamında yer almıştır.
Otantik liderlik ve işyeri mutluluğu: Otel işletmelerinde bir araştırma
Günümüzde liderlerinin davranışlarının ahlaki boyutu üzerinde özellikle durulmaktadır. Çünkü iş dünyasında yaşanan sorunların, liderlerin değerlerine uygun davranmamasından kaynaklandığı ortaya çıkmıştır. Bu durum liderlerin davranışlarının ahlaki boyutunun sorgulanmaya başlanmasına sebep olmuştur. Sorgulama süreci, iş dünyasının ahlaki yönü güçlü ve içten davranış gösterebilen liderlere olan ihtiyacı olduğunu göstermiştir. Hizmet sağlanması sürecinin en önemli katma değerini gerçekleştiren işgörenlerin, işyerindeki duygusal durumlarının önemi de her geçen gün artmaktadır. İş dünyasının bu durumu göz önüne alınarak, tez çalışmasında otantik liderlik ve işyeri mutluluğu kavramlarının ilişkisi araştırılmıştır. Tez çalışmasının amacı; otantik liderlik algısının işyeri mutluluğuna olan etkisinin ortaya çıkarılmasıdır. Tez çalışması üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde; liderlik kavramının kuramsal çerçevesi ele alınmaktadır. Öncelikle liderlik kavramının yapısı, tarihsel gelişimi ve kuramları incelenirken daha sonra otantik liderlik düşüncesinin kuramsal yapısı ve gelişim süreci ele alınmaktadır. İkinci bölümde; işyeri mutluluğu kavramı incelenmektedir. Mutluluğun; kavramsal yapısı, diğer bilimsel disiplinlerle olan ilişkisi üzerinde durularak, işyeri mutluğunun meydana getiren bileşenler ele alınmaktadır. Tez çalışmasının son bölümü olan üçüncü bölümde; otantik liderlik ve işyeri mutluluğu arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması amacıyla Ankara ilinde yer alan beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan personel ile gerçekleştirilen alan araştırmasına ilişkin bulgular yer almaktadır. Gerçekleştirilen alan araştırmasının sonuçlarına göre; çalışanların otantik liderlik ve alt boyutları ile işyeri mutluluğunu arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Otantik liderliğin ve alt boyutlarının işyeri mutluluğunu olumlu yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca katılımcıların otantik liderlik algısı demografik değişkenler açısından incelenmiş, otantik liderlik algısının cinsiyet, medeni durum, yaş ve turizm sektöründe çalışma süresine göre farklılaşmadığı görülmüştür.
Bağımsız denetimde zorunlu rotasyonun denetçi bağımsızlığı ve denetim kalitesine etkisi: Bağımsız denetçilerin algısına yönelik bir araştırma
Bağımsız denetimde zorunlu rotasyon uygulamasının denetçi bağımsızlığı ve denetim kalitesine etkisi ile ilgili çeşitli iddiaların varlığı, rotasyon uygulamasını tartışmalı hale getirmiştir. Literatürde rotasyonun denetçi bağımsızlığını ve denetim kalitesini arttırdığı görüşüne karşın rotasyonun denetim kalitesine etkisinin olmadığı, etkinin dolaylı olduğu hatta denetim kalitesini azalttığı iddiaları önemli bir şekilde yer almaktadır. Bu bilgiler doğrultusunda bu çalışmanın temel amacı: Bağımsız denetimde zorunlu rotasyon uygulamasının denetçi bağımsızlığı ve denetim kalitesine etkisine yönelik bağımsız denetçilerin algılarını araştırmak alt amacı ise rotasyon ile denetim kalitesi arasında bağımsızlığın aracılık etkisini belirlemektir. Bu kapsamda, Kamu Gözetim Kurumu tarafından yetkilendirilen bağımsız denetim firmalarındaki bağımsız denetçilere anket formu uygulanarak, elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir.
İş tatmini algısı ve prososyal davranış eğilimleri ilişkisinde örgütsel muhalefet davranışının aracılık rolü: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi örneği
Bu çalışmada, iş tatmini, prososyal davranış ve örgütsel muhalefet arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Çalışmanın amacı, iş tatmini algısının prososyal davranış ve örgütsel muhalefet üzerindeki etkisini aynı zamanda bu ilişki de örgütsel muhalefetin aracılık rolünü tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda literatür taraması yapılarak değişkenler arasındaki ilişkiyi gösteren model geliştirilmiştir. Modeli test etmek amacıyla, Burdur İli Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde görev yapmakta olan 246 akademisyenden anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25. ve PROCESS istatistik programında analiz edilerek hipotezler sınanmıştır. Araştırma sonucuna göre: iş tatmini algısı, akademisyenlerin prososyal davranışlarını ve örgütsel muhalefetin dikey muhalefet boyutunu olumlu etkilemekte; örgütsel muhalefette ise dikey muhalefet ve yatay muhalefet boyutu prososyal davranışları olumlu etkilemektedir. Ayrıca iş tatmini algısının akademisyenlerin prososyal davranışları üzerindeki etkisinde örgütsel muhalefetin kısmi aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre örgütsel muhalefet ortam iklimi sağlandığı takdirde iş tatminin prososyal davranış üzerinde olumlu etki sağlayacağı tahmin edilmektedir.
Özel markalı süt ürünlerinde tetra pak ürün ambalajının tüketici tutumlarına etkisi: Burdur ili örneği
Son yıllarda, markalar tüketici tercihlerinde daha fazla belirleyici olmuştur. Tüketicilerin istek ve beklentilerine cevap verebilmek ve pazarda güçlü bir yer edinmek isteyen perakendeciler özel markalar ile ürünlerini satışa sunmaya başlamışlardır. Özel marka, perakendecilerin kendi ürettiği ya da üretim için aracı firma kullanılarak piyasaya sunulan ve aracının kendi ismini ya da perakendecinin kendi markasının ismini vererek piyasaya sunduğu markalardır. Özel marka kavramının giderek arttığı günümüz koşullarında tüketicilerin tercih sebeplerini yönlendiren bazı unsurlar bulunmaktadır. Tüketici tercihlerini yönlendiren unsurlardan biri olan ambalaj, tüketici tercih ve tutumlarında etkin rol oynamaktadır. Bu nedenle hem tüketici hem de perakendeciler açısından özel markalar önemli hale gelmiştir. Özel markalı ürünlerde ürün ambalajının tüketici tutumlarına etkisini ortaya koymak araştırmanın temel amacıdır. Araştırmanın ilk bölümünde marka kavramı, marka türleri, tüketici tutumları, özel marka kavramı tanımı ve kapsamı, özel markalı ürünlerde ambalajlama incelenmektedir. İkinci bölümde araştırmanın türü, problemi, önemi, amacı, yöntemi, araştırma evreni, araştırmanın sınırlılıkları ve sayıltıları, örneklemi, araştırma hipotezleri, veri toplama yöntemi ve anket formunun hazırlanmasına dair bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise anket yöntemi ile elde edilen verilerin istatistiksel yöntemler aracılığı ile analizleri yer almaktadır. Bu araştırmada özel markalı süt ambalajlarının tüketici tutumlarına etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Burdur ilindeki tüketiciler oluşturmaktadır. Ambalaj bileşenleri ile tutumlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonucu olarak; özel marka ambalajları ile tutumlar arasında ilişki bulunmuştur. Daha sonra özel marka süt ambalajı özellikleri ile algı ilişkisi incelenmiştir. Özel markalı sütler, ambalaj bileşeni özelliklerine göre farklı algılanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Özel Marka, Süt Ambalajı, Tüketici Tutumları, Gıda Ambalajı, Ambalaj Bileşeni
Şikayet yönetimi ve hizmet iyileştirme stratejileri: Yiyecek içecek işletmeleri örneği
Hizmet işletmelerinde karşımıza çıkan müşteri şikayetleri günümüzde giderek önem kazanan konular olarak karşımıza çıkmaktadır. Müşteri şikayetleri karşısında işletmelerin yapmış oldukları davranışlar müşterilerin işletmeye tekrar gelme olasılıklarını arttırmakta ya da azaltmaktadır. Bu yüzden müşteri şikayetleri konusunda işletmelerin daha dikkatli ve özenli davranarak müşterileri ellerinde tutma olasılıklarını arttırmaktadırlar. Müşterilerin şikayetlerini işletmeye bildirmelerini sağlamak işletmelerin birincil görevleri arasında yer almaktadır. İşletmeler müşteri şikayetleri konusunda hizmet telafi stratejilerini kullanarak mevcut müşteri potansiyelini elinde tutarken hem de yeni müşteri elde etme imkanına ulaşmaktadır. Hizmet iyileştirme stratejilerini kullanarak geri dönüşüm sağlayan işletmeler müşterilerden bilgi alarak kendilerini düzeltme imkanı bulmaktadırlar. Bu durumda işletmeler hem karlılığını arttırmakta hem de daha memnun müşteri potansiyeline sahip olmaktadırlar. Tez çalışmasının amacı; hizmet işletmelerinin önemli bir parçası sayılan yiyecek içecek işletmelerinde görülen şikayet türlerinin belirlenmesi ve kategorilenmesidir. Tez çalışması üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde; müşteri, hizmet ve işgören kavramları tanımlanarak arasındaki ilişki yer almaktadır. Bölüm içerisinde şikayet ve şikayet yönetimi kavramları açıklanarak, müşteri şikayetleri davranışlarını açıklayan temel modeller üzerinde durulmuştur. Hizmetin özellikleri ve hizmet işletmelerinde kullanılan pazarlama karması elemanları yer almaktadır. Daha sonra ise yiyecek-içecek işletmelerinde karşılaşılan hizmet hatalarından ve bu hatalar karşısında sunulan hizmet iyileştirme stratejilerinden bahsedilmektedir. İkinci bölümde; araştırma uygulama alanından bahsedilmiştir. Tez çalışmasının son bölümü olan üçüncü bölümünde; müşteri şikayetleri ve hizmet iyileştirme stratejileri arasındaki düzeyinin belirlenmesi amacıyla Burdur ilinde yer alan yiyecek içecek işletmelerindeki hataların müşteri ve işgören bakış açısına göre gerçekleştirilen alan araştırmasına hakkında bulgular yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Şikayet Yönetimi, Hizmet Hataları, Hizmet İyileştirme Stratejileri
Sağlık hizmetleri sunumunda kurumsal karne ve iş mükemmeliyeti ölçeklerinin sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi
Sağlık bakım hizmetlerinde sağlık örgütlerinin performanslarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi ekonomik ve sosyal açılardan önemli bir konu halini almıştır. Sağlık hizmetlerinde geçerli ve güvenilir performans ölçümlerin ve değerlendirmelerin yapılabilmesi, sağlık hizmetleri sunumunda kalite göstergelerinin standardize edilebilmesine bağlıdır. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, uzun araştırmalar ve deneyimler neticesinde sağlık bakım hizmeti sunan örgütlerde, sağlık bakım hizmetlerinin uluslararası kalite standartlarına uyum sağlayabilmesi amacıyla, Sağlıkta Kalite Standartları'nı (SKS) geliştirmiştir. SKS'nin nihai hedefi Türkiye genelinde, uluslararası kalite standartları ve göstergeleri uygulayarak, sağlık örgütlerinin kalite seviyelerini iyileştirmektir. Anekdot niteliğindeki kanıtlar ve sayısız referanslar, sağlık örgütlerinde kalite standartlarının iyileştirilmesi gereğini savunmaktadır. Bu araştırma, bir kamu hastanesi kalite standartlarının, sağlık hizmetlerinden faydalanan hasta, hasta yakınları ve sağlık hizmeti sunan personelin sosyo-demografik göstergelerinin üzerinden değerlendirilmesini amaç edinmektedir. Araştırmada Kanji'nin İş Mükemmeliyet Modeli ve Kanji'nin Kurumsal Karne Modeli kullanılmıştır. Her iki modele ait iki adet ölçüm aracından faydalanılmıştır. Sağlık hizmeti sunanların kalite performansına dair algılarını ölçmek için İş Mükemmeliyet Ölçüm aracından yararlanılmıştır. Kurumsal Karne Ölçeği ise hasta ve hasta yakınlarının algılarının ölçülmesinde kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerde 10'lu Likert tipi ölçeklendirmeye yer verilmiştir. İş Mükemmeliyeti Ölçeğinde, mesleki statülerine göre hastanenin kalite standartlarına dair sağlık hizmeti sunanların tutum ortalamaları anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Kurumsal Karne Ölçeğinin cinsiyet değişkenine dair hasta ve hasta yakınlarının tutum ortalamalarında anlamlı bir ilişkiden söz edilememektedir. Bununla birlikte gelir düzeyleri, eğitim düzeyleri ve yaş değişkenlerine dair katılımcıların tutum ortalamalarında anlamlı bir ilişki söz konusudur. Bu araştırma, uluslararası standartlar gözetilerek sağlık hizmetlerinin kalitesini iyileştirmeye yönelik potansiyel bir çözüm olarak hazırlanan Sağlıkta Kalite Standartları'nın güvenilirliği yönünde, ampirik kanıtlar sunmaktadır.
Sosyal zekânın öğrenen örgüt yapısına etkisi: Sendika işyeri temsilcileri üzerine bir araştırma
Sendikal faaliyetlerde insan ilişkilerinin önemi; üye kazanmak ve üyelerinin menfaatlerini korumak anlamında özellikle işçi temsilcileri bakımından büyüktür. O halde işçi temsilcilerinin üye kazanmak ve üye menfaatlerini etkin şekilde korumak için insan ilişkilerini arttırıcı özellikleri taşıması gerekmektedir. Çalışmamız, insan ilişkilerinde başarılı bir süreci mümkün kılan sosyal zekâya ve sosyal zekânın hammaddesi olan bilgiye yani örgütsel açıdan öğrenen örgüt yapısına odaklanmaktadır. Sosyal zekâ kavramı, insanı anlama ve insan ilişkilerinde profesyonelce davranma şeklinde tanımlanmaktadır. Öğrenen örgüt kavramı ise örgüt üyelerinin yeni bilgiyi üretmeleri, bu bilgiyi paylaşmaları, bu bilgiyi örgütün ortak bilgisi haline getirmeyi ve bu şekilde sorunların üstesinden gelmeyi ifade eden bir kavramdır. Çalışmamız sosyal zekânın var olan düzeyi ile örgütün öğrenme sürecine ilişkin etkiyi ortaya koymak üzerine şekillenmiştir. Bu bakımdan 108 sendika iş yeri temsilcisine ulaşılarak 3 boyutlu sosyal zekâ ölçeği ve 12 boyutlu öğrenen örgüt ölçeği uygulanmıştır. Araştırma yöntemi olarak Kısmi En Küçük Kareler (KEKK) yaklaşımı ile Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) benimsenmiştir. Benimsenen araştırma yöntemi ile yapılan yol analizi sonucunda; sosyal zekâ ölçeğinin sadece sosyal bilgi süreci boyutu; yol modelinde öğrenen örgütün hatalara hoşgörü, katılım, bağlılık, güven, karşılıklı destek ve iyimserlik boyutlarına etki ettiği görülmektedir.
Çevre türünün liderlik tarzı aracılığı ile örgüt DNA'sına göre örgüt tipleri üzerine etkisi: Tekstil sektöründe bir araştırma
Çevrenin belirsiz, karmaşık, basit veya kestirilebilir bir yapıda olması liderlerin davranışlarını ve aynı zamanda organizasyonların yapısını ve faaliyetlerini etkileyecektir. Değişim hızının düşük olduğu bir çevrede rutin işlerle ilgilenen ve günlük işlerin yürütülmesinden sorumlu liderlik tarzı görülebilirken, daha riskli ve değişim hızının yüksek olduğu bir çevrede riski yönetebilen bir liderlik tarzı başarılı olacaktır. Yönetim ve organizasyon alanında güncel bir kavram Örgüt DNA'sı, örgütlerin kökeninde olup, örgütün derinliklerine yerleşen ve örgütün hertürlü başarısında etkili olan kimliğidir. Bu bağlamda, organizasyonların devamlılığı için etkin liderlik tarzı ile yönetilmesi şarttır. Bu çalışmanın amacı, çevre türünün liderlik tarzı aracılığı ile örgüt DNA'sına göre örgüt tipleri üzerine etkisini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, anket tekniği kullanılarak, Denizli ili, Bursa ili, İstanbul/Küçükçekmece ilçesi ve Tekirdağ/Çorlu ilçesinde faaliyet gösteren sanayi ve ticaret odasına kayıtlı 104 tekstil firmasından veriler toplanmış ve elde edilen veriler SPSS 22.0 ve Smart PLS programları vasıtasıyla analiz edilmiştir. Demografik değişkenler SPSS 22.0 programına girilerek yüzde ve frekans analizleri yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, çevre türünün liderlik tarzı aracılığı ile örgüt DNA'sına göre örgüt tipleri üzerinde bir etkisinin olup olmadığını ortaya koymak amacıyla veriler SmartPLS (Kısmi En Küçük Kareler) yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, genel olarak çevre türünün liderlik tarzı aracılığı ile örgüt DNA'sına göre örgüt tipleri üzerinde etkili olduğu ve bu etkinin doğrudan ve aracılık yoluyla gerçekleştiği ayrıca çevre türünün bazı liderlik tarzlarını etkilediği söylenebilir. Böylelikle araştırmanın amacının gerçekleştiği sonucuna ulaşılabilir. Anahtar Kelimeler: Çevre, liderlik Tarzı, Örgüt DNA'sı
Siyasal parti ve liderler açısından dağıtım ve tutundurma çabalarının seçmenlerin oy verme davranışı üzerine etkisi: Burdur ilinde bir uygulama
Önceleri yalnızca üretilen mal ve hizmetlerle ilgilenen pazarlama bilimi zamanla kâr amacı gütmeyen organizasyonları, fikirleri ve kişileri de ilgili taraflarla bir araya getirme misyonunu üstlenmiştir. Temelde bir fikrin ve ideolojinin seçmenlere benimsetilmesini sağlamayı amaçlayan siyasal pazarlama, günümüz dünyasında benzer ve farklı ideolojik çatılar altında birden fazla siyasi yapı ve liderlerin olması sebebi ile önem kazanmıştır. Araştırmanın konusu; dağıtım ve tutundurma çabalarının seçmenlerin siyasal parti ve siyasi lidere karşı duydukları güven üzerine etkisini araştırmaktır. Araştırmanın amacı ise siyasal partilerin ve liderlerin yer aldığı siyasal tutundurma ve dağıtım çabalarının kendilerine dönük duyulan güven düzeyleri üzerinde anlamlı bir ilişkinin var olup olmadığının ortaya konulmasıdır. Burdur ilinde gerçekleştirilen araştırmanın katılımcıları farklı meslek gruplarından, farklı demografik ve sosyoekonomik özelliklere sahip bireylerdir. Çalışmada anket yönteminden faydalanılmıştır. Anket formu Burdur ilinin belli bölgelerinde katılımcılara sunulmuş ve verilerin toplanması sağlanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin incelenmesinde SPSS (bilgisayar) programından yararlanılmıştır. Söz konusu program aracılığı ile korelasyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilerek çalışmanın bulguları ortaya konmuştur: Siyasal parti ve liderleri kitle iletişim araçlarını önemsemelilerdir. Bu çalışmanın bulgularına göre kitle iletişim araçları aracılığı ile oluşturulan siyasi gündem bireyler tarafından takip edilmektedir. Kitle iletişim araçları arasında en büyük etkiyi televizyon oluşturmaktadır. Bireylerle direk iletişim sağlayan cep telefonu mesajları, elektronik posta gibi araçlar da seçmenlerin kararları üzerinde etkilidir. Geniş alanlarda binlerce insanın bir araya gelmesini sağlayan mitingler de seçmen tercihleri üzerinde etkili olmaktadır. Özellikle seçim zamanlarında daha çok ortaya çıkan, gelenekselleşmiş kampanya araçlarından biri olan siyasi şarkı ve türkülerin ise seçmen davranışları üzerinde bir etkisi bulunmamıştır. Sonuç olarak seçimlerde başarı elde etmek isteyen siyasi parti ve liderler seçmenlerde güven oluşturmak zorundadırlar. Seçmenlerin gözünde güven kazanmak isteyen siyasi parti ve liderler siyasal tutundurma ve dağıtım çalışmalarını özenle sürdürmelidir. Anahtar Kelimeler: Siyasal Pazarlama, Seçmen Davranışları, Seçmen Davranışlarını Etkileyen Faktörler
Üniversitelerde iç kontrol sisteminin uygulanabilirlik düzeyine yönelik bir çalışma: Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi örneği
Teknolojik ve iktisadi gelişmeler, zaman içerisinde kuruluşları çok sayıda faaliyetin çok sayıda kişi ve karmaşık süreçlerle yürütüldüğü bir yapıya büründürmüştür. Bu durum kamu yönetimini, değişen çevre koşullarına uyum sağlamak ve değişimi yönetmek için yeni yönetsel araçlar geliştirmeye itmektedir. Yani günümüz çağdaş devlet anlayışı, kamu kaynaklarının daha iyi yönetimini ön plana çıkararak kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılmasını esas alır. Bu temeli esas alan kamu yönetiminde yeniden yapılanma çalışmaları son dönemde hız kazanmıştır. Özel sektör uygulamalarının kamuya uyarlanması olarak da tanımlanan Yeni Kamu Yönetimi yaklaşımının yaygınlaşması ile iç kontrol sistemi uygulamaları daha da önem kazanmıştır. Bu yaklaşım ile birlikte iç kontrol sistemi, yöneticilerin yönetim işlevini gerçekleştirmesinde önemli bir araç haline gelmiştir. Anahtar Kelimeler: İç Kontrol, İç Kontrol Bileşenleri, İç Kontrol Modelleri, Yeni Kamu Yönetimi Yaklaşımı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Ülkemizde 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile uluslararası standartlara uygun bir iç kontrol sistemi çerçevesi oluşturulmuş, Hazine ve Maliye Bakanlığı bu sistemin kamu kurumlarında oluşturulması ve yerleştirilmesi hususunda yetkili kılınmıştır. Bu tez çalışmasında, kurumlarda oluşturulan iç kontrol sisteminin uygulanma düzeyinin, yönetici özellikleri ile ilişkili olduğu düşüncesinden hareket edilmiştir. Bu nedenle araştırma, kuruluşundan günümüze hızla gelişen ve gerek akademik ve idari yapısı gerekse eğitim-öğretim hizmeti sunan birimlerinin çeşitliliği ile oldukça büyük ve karmaşık bir yapıya bürünen Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi birimlerinin yöneticilerini kapsamaktadır. Araştırmada kullanılan ölçme aracı, bu alanda yapılan diğer çalışmalarda kullanılan ölçeklerin incelenmesiyle elde edilmiştir. Bu ölçme aracı, evreni oluşturan yöneticilere doğrudan uygulanmış ve bulgular analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, kurumda oluşturulan iç kontrol sistemi boyutlarının birbirleri ile ilişkili olduğu, iç kontrol sisteminin uygulanma düzeyinin genel olarak iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca iç kontrol sistemi boyutlarının uygulanma düzeylerinin Üniversitenin birimleri arasında ve bu birimlerin yönetici özelliklerine göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
İç kontrol ve kurumsallaşma arasındaki ilişkide örgüt kültürünün aracılık etkisi: Otel işletmelerinde bir araştırma
Otel işletmeleri birçok hizmet unsurunu bir arada bulunduran çok yönlü işletmelerdir. Otel işletmelerinin hizmet işletmesi statüsünde olması, akademik çalışmalarda oldukça büyük bir yer edinmesine sebep olmuştur. Yapılan bu tez çalışması kapsamında, otel işletmelerinde iç kontrol sisteminin örgüt kültürü ve kurumsallaşma durumlarına olan etkisinde örgüt kültürünün aracılık rolü belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ana kütlesini Antalya ilinde yer alan beş yıldızlı otellerin yönetim pozisyonunda çalışanlar oluşturmaktadır. Çalışmanın otel işletmeleri üzerine uygulanmasının sebebi, sektörünün emek yoğun bir yapıya sahip olmasıdır. Anket çalışmasını gerçekleştirmek için 32 adet beş yıldızlı otel ile görüşülmüş ve 28 beş yıldızlı otelden olumlu dönüş alınmıştır. Anket çalışması departmanlar farkı gözetmeksizin birim şeflerine, birim yöneticilerine ve üst düzey yöneticilere uygulanmış ve toplamda 398 adet geri dönüş gerçekleşmiştir. Toplanan bu veriler iç kontrolün, örgüt kültürü ve kurumsallaşma üzerine etkisinde örgüt kültürünün aracılık rolünün tespit edilebilmesi için analize alınmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkeni çok boyutlu olduğu için çalışmada Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında öncelikle çalışmada yer alan iç kontrol, örgüt kültürü ve kurumsallaşma ölçekleri faktörlerine ilişkin DFA (Doğrulayıcı Faktör Analizi) uygulanarak boyutlar arası ilişkiler ölçülmüştür. Daha sonra yapısal model kurularak araştırmanın problem sorusu kapsamında analiz gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda anket çalışmasında yer verilen demografik sorulara ilişkin tanımlayıcı analizler gerçekleştirilmiş ve demografik değişkenlerle iç kontrol, örgüt kültürü ve kurumsallaşma boyutları arasındaki ilişki test edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda iç kontrol sisteminin örgüt kültürü ve kurumsallaşmayı etkilediği ve bu ilişkide örgüt kültürünün tam aracı rol oynadığı görülmüştür. Çalışma modelinin, alan yazında konu ile ilgili gerçekleştirilen çalışmalar arasındaki boşluğu doldurması ve alana katkı sağlaması beklenmektedir.
Opsiyonlarda yönsüz piyasa ve volatilite beklentisine yönelik stratejilerin kullanımı: BİST'te ampirik bir uygulama
Opsiyonlar, alıcısına belirli bir dayanak varlığı belirli bir tarihte veya tarihe kadar belirli bir kullanım fiyatından alma veya satma hakkı tanıyan sözleşmelerdir. Piyasa katılımcılarının risk yönetimi ve spekülasyon gibi farklı beklentilerini karşılayan opsiyon stratejileri; kullanım fiyatı, vade veya tür bakımından farklılık gösterebilen bir veya daha fazla opsiyon sözleşmesinin eş zamanlı olarak alım satımı ile oluşturulmaktadır. Bu çalışmanın amacı, opsiyon sözleşmeleri ile oluşturulan yönsüz stratejilerden elde edilen kar veya zarar bakımından, mali kuruluşlar sektörlerinde yer alan ve yer almayan firmalar grubu arasında anlamlı bir fark olup olmadığını araştırmaktır. Bu kapsamda, VİOP'ta işlem gören sözleşmeler, Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda yer alan sektör ayrımı baz alınarak iki gruba ayrılmıştır. Ardından bağımsız iki grubun karşılaştırılmasında kullanılan non-parametrik testlerden olan Mann Whitney U Testi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, yüksek volatilite beklentisine yönelik stratejiler açısından (short butterfly stratejisi hariç) iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, düşük volatilite beklentisine yönelik stratejiler açısından da, (long butterfly stratejisi hariç) iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, yönsüz piyasa ve yüksek volatilite beklentisine yönelik stratejilerin genel olarak zarar ile sonuçlandığı ve mali kuruluşlar sektörlerinde yer alan firmalar grubunda bu zarar tutarının daha düşük olduğu saptanmıştır. Buna karşın, yönsüz piyasa ve düşük volatilite beklentisine yönelik stratejilerden ise genellikle kar elde edildiği ve elde edilen kar tutarının mali kuruluşlar sektörlerinde yer almayan firmalar grubunda daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
İş yaşamında yalnızlık algısının kariyer gelişimi üzerindeki etkisi: İstanbul'daki mağaza çalışanları üzerinde bir alan araştırması
Günümüz koşullarında insanlar kariyer gelişimlerini planlayarak elde ettikleri bilgi, beceri ve tecrübelerinin yardımıyla iş yaşamlarında gelmeyi amaçladıkları noktaya ulaşmaya çalışmaktadır. Bu süreç içerisinde çalışanların kişisel değerleri, tutumları ve iş yaşamındaki yalnızlık algıları kariyer gelişimlerini etkilemektedir. Burada bireylerin kişisel değerlerinin oluşumunda içinde bulunduğu iş çevresinin etkili oluğunu söyleyebiliriz. İş yaşamı, sosyal bir varlık olan insanın diğer insanlarla bir araya gelerek belirli bir amaç doğrultusunda performanslarını sergiledikleri ortamlardır. Bu doğrultuda, örgüter kendi amaçlarının gerçekleştirilmesi yolunda, çalışanının bireysel gereksinimlerinden etkilenmektedir. Günümüzde en başta gelen bu tür gereksinimler hiç şüphesiz çalışanın hem psikolojik ihtiyacı hem de diğer insanlarla olan sosyal ilişkiler ihtiyacıdır. Çalıştığı örgütte bu ihtiyaçlarını karşılayamayan bireyler kendilerini iş yaşamlarında yalnız hissedebilmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı mağaza çalışanlarının iş yaşamındaki yalnızlık algılarının kariyer gelişimine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, bu araştırmanın örneklemini İstanbul'da bulunan Hiltown AVM'nin 344 mağaza çalışanı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Ankette, birinci bölümde iş hayatında yalnızlık ölçeği, ikinci bölümde kariyer geliştirme ölçeği ve üçüncü bölümde demografik veriler yer almaktadır. Elde edilen veriler SPSS İstatistik Paket Programı kullanılarak analiz edildi. Verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama ve standart sapma, faktör ve güvenilirlik analizi, korelasyon ve çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılmış ve toplanan veriler araştırmanın amacına uygun olarak yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda iş yaşamında yalnızlık algısının duygusal yoksunluk boyutu ile kariyer gelişimi arasında bir etkiye sahip olmadığı, ancak sosyal arkadaşlık boyutu arasında anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Bu bulgu, sosyal arkadaşlık boyutuna sahip mağaza çalışanlarının kariyer gelişimine önem verdiğini gösterirken, duygusal yoksunluk boyutuna sahip mağaza çalışanlarının kariyer gelişimine önem vermediğini göstermektedir.
Kamu çalışanlarının yaşam kalitesini belirlemede yoga ve pilatesin etkisi:Isparta örneği
Bu çalışmanın amacı Yoga ve Pilates yapan kamu çalışanlarının, yaşam kalitesine etkisini araştırmaktır. Çalışmanın önemi ise meditasyon içerikli rekreatif etkinliklerin yaşam kalitesine etkisini ortaya koymasıdır. Yaşam kalitesi, bireyin içinde var olduğu somut yaşam şartları ile bu şartlara ilişkin öznel algıdır. Çalışmanın örneklemi Isparta ilinde yaşayan, yoga ve pilatese yönelen bireylerden oluşmaktadır. Katılımcıların nerdeyse tamamı kadındır, yine önemli bir kısmı evli olan katılımcıların eğitim düzeyi üniversite ve lisans üstü seviyededir. Çalışmada yoga ve pilates yapmanın aralarında pozitif korelasyona sahip olduğu, yoga ve pilates yapmanın yaş, cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyine göre farklılık göstermediği yapılan fark testine göre ulaşılan sonuçlardır. Araştırmanın temel sorusu yoga ve pilates yapmanın yaşam kalitesine etkisi, yapılan regresyon analizi ile ölçülmüştür. Analiz sonucunda yoga ve pilates yapmanın kamu çalışanlarında pozitif yönde etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bulunan sonuçlar literatürdeki benzer çalışmalarla uygunluk göstermektedir.
Konut kredisi kullanımında tüketicilerin banka tercihini etkileyen faktörler: Burdur ili örneği
Geçmişten günümüze insanların en temel ihtiyaçlarından biri barınma ihtiyacıdır. Günümüz modern dünyasında insanlar barınma ihtiyaçlarını konut satın alarak veya konut inşa ederek karşılamaktadırlar. Konut talebine bakıldığı zaman barınma ihtiyacının yanında insanlar yatırım yapmak amacı ile de konut talebinde bulunmaktadırlar. Bu çalışmada insanların konut satın almak için bankalardan kredi kullanırken hangi bankayı neden tercih ettiğinin cevabı araştırılmıştır. Anket vasıtası ile tüketicilere ulaşılarak elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Bankalardan kredi kullanan ya da kullanmayı düşünen tüketicilerin anket sorularına verdikleri cevaplar değerlendirilerek tüketicilerin konut kredisi kullanımında banka tercihlerini etkileyen unsurların analizi sonucunda bir takım çıkarımlarda bulunulmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde bankaların varlık nedenleri ve temel işlemleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde kredi kavramı ve konut kredisi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde tüketici davranışları ve tüketici davranışlarını etkileyen faktörler yer almaktadır. Dördüncü ve son bölümde ise Burdur ilinde yapılan anket çalışması ile tüketicilerin bankalardan konut kredisi kullanırken banka tercihlerini etkileyen faktörlerin istatistiki analizi yapılmıştır. Bu istatistiki çalışma neticesinde elde edilen sonuçlar ışığında bankaların kredi politikalarını yönlendirebilecek tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kredi, Konut Kredisi, Banka Tercihi, Tüketici Davranışları.
Isparta ilinde bulunan serbest muhasebeci mali müşavirlerin finansal okuryazarlık düzeylerinin ölçülmesi üzerine bir araştırma
Günümüzde teknolojik ilerleme ve ekonomik gelişmeler finansal sisteme entegre olan kullanıcı sayısını artırsa da hala birçok bireyin temel düzeyde finans bilgisinden yoksun oldukları görülmektedir. Bu durum bireylerin finans sisteminden uzaklaşmalarına veya finansal sistem içerisinde kötü bir sicil edinmelerine dolayısıyla finans piyasasının etkinliğinin kısıtlanmasına neden olmaktadır.Tarama modelli bir araştırma olan bu çalışma finans sistemi içerisinde önemli bir konumda bulunan serbest muhasebeci mali müşavirlerin finansal okuryazarlık düzeylerini Isparta ili örneğinde ölçmeyi amaçlamaktadır. Nicel analiz yöntemleri uygulanan araştırma Mart/2019-Mayıs/2019 döneminde uygulanmış, araştırmaya Isparta ilinde faaliyet gösteren 119 serbest muhasebeci mali müşavir dahil edilmiştir. Çalışmakta dört bölümden oluşmakta olup birinci bölümde finansal eğitim, ikinci bölümde finansal okuryazarlık, üçüncü bölümde finansal okuryazarlığın geliştirilmesi ve dördüncü bölümde uygulama kısmı olacak şekilde tamamlanmıştır.Serbest muhasebeci mali müşavirlerin finansal okuryazarlık anketinin hem likert bölümünden hem de bilgi bölümünden yüksek puanlar aldığını göstermektedir. Bu bağlamda, araştırma kapsamındaki serbest muhasebeci ve mali müşavirlerin finansal okuryazarlık düzeylerinin yüksek olduğunu söylemek mümkündür.
Örgüt kültürünün ve işletme demografisinin KOSGEB desteklerine etkisi: Burdur ili araştırması
Örgüt kültürü bir örgütün bireyleri arasındaki inançları, beklentileri, aynı zamanda bu bireylerin davranışlarını düzenleyen ilkeler bütünüdür. Örgüt kültürü bireylerin, kitlelerin ve toplumların ihtiyaçlarını karşılamak için kurulan örgütlerin temel yapı taşı, sahip olduğu değerler, kabul ve kurallardır. Çevreleri ile sürekli bir alışveriş içinde olan örgütlerin, dinamizmini kaybetmemesi ve çevreyle entegrasyonunu sağlamak için birçok kamu kurum ve kuruluşu tarafından destekler sağlanmaktadır. Bu kurumların başında da Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) gelmektedir. Bu çalışma ile örgütlerin örgüt kültürünün ve demografik yapılarının, KOSGEB desteklerinden yararlanmaları arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Burdur İlinde faaliyet gösteren ve KOSGEB Proje Tabanlı Desteği alan KOBİ'lerdir. Veri toplama yöntemi olarak anket tekniği seçilmiş olup, veriler ekonometrik bir model olan lojistik regresyon modeli ile yorumlanmıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan KOBİ'lerin örgüt kültürü ve demografik yapılarının, KOSGEB Proje Tabanlı Desteklerden yararlanmalarında kısmen ilişkili olduğu tespit edilmiştir.
Performans ölçümünde entropi temelli çok kriterli karar verme yöntemleri ile bir uygulama
Ekonomik, çevresel ve yasal zorunluluklar sonucunda tütün ve tütün ürünleri piyasasında şirketlerin kârlılıklarını korumaları performanslarıyla doğrudan ilişkili hale gelmiştir. Tütün ekim alanlarının azalmasıyla beraber girdi fiyatları artan üreticiler, talep daralması yaşamamak ve kârlılıklarını korumak için tedarik zinciri boyunca özellikle dağıtıcı ve satıcı performanslarını yakından takip etmek istemektedirler. Bu noktada performans ölçümünün sağlıklı olarak nasıl yapılacağı bir zorluk olarak ortaya çıkmaktadır ve gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Türkiye'de sigara tüketimi yaygın olarak devam etmekle birlikte sigara içimine ilişkin konulan yasaklara rağmen sigara satışının gelecekte de önemli bir yere sahip olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada bir sigara distribütörünün 2006-2016 yılları arasında Batı Akdeniz Bölgesindeki sigara satışlarına ilişkin performansını değerlendirmek için ilçe sayısı, bayi sayısı, ürün çeşidi, satış geliri, satış miktarı, personel sayısı, araç sayısı ve net kar kriterleri belirlenmiştir. Uygulamaya konu olan distribütörün performansı değerlendirilirken oldukça yaygın olarak kullanılan Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri' nden Entropi yöntemiyle kriter ağırlıkları hesaplanıp, MULTIMOORA,COPRAS ve WASPAS yöntemleriyle analizler yapıldı. Entropi yöntemiyle yapılan kriter ağırlıklandırılmasıyla en etkili kriterler sırasıyla satış miktarı ve net kâr olarak belirlenmiş olup, her üç yöntemin (MULTIMOORA,COPRAS ve WASPAS) sonucuna göre de distribütörün her yıl performansını arttırdığı ve en yüksek performansını 2016 yılında gösterdiği sonucu elde edilmiştir.
Çalışan itibarı ve çalışan itibarı etkileyen faktörler: Akademisyenler üzerine nitel bir araştırma
İtibar kavramı, saygı görme, değer bulma, güvenilir olma, gibi anlamlar ifade eden Arapça kökenli bir kavramdır. Genel anlamda itibar bireyin çevresi ve toplum tarafından nasıl algılandığıdır. Örgüt içindeki itibar kavramı çalışanın kendi elinde şekillenen yani bireyin kişisel özelliklerinden ve alanındaki uzmanlığından doğan itibar algısı kurum içindeki diğer çalışanların gözünde nasıl göründüğüdür. Bu çalışma, akademik örgütlerde çalışan öğretim elemanlarının kişisel itibar algısı ve akademik itibar kavramının belirleyicilerini ortaya çıkarmak amacındadır. Akademisyenlerin genel anlamda itibar kavramından ne anladıkları ve akademik itibar konusuna ilişkin düşüncülerini tespit etmek, itibarlarını etkileyen faktörleri belirlemek, akademisyenlerin birbirileri arasında itibar zedeleyici konuların ne olduğunu ortaya koymak ve olumlu-olumsuz sonuçları tespit etmek çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Akademik örgütlerde itibar ve akademik itibar belirleyicilerini ortaya koymasına yönelik bu çalışma Nitel araştırma desenlerinden biri olan fenomenoloji deseni ile oluşturulmuştur. Araştırmaya katkı sunan katılımcı akademisyenler amaçlı örnekleme yönteminden ölçüt örnekleme yöntemi ve kartopu yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırma konusu ve amacına ilişkin araştırmacı tarafından daha önce tasarlanan görüşme formu ile araştırmanın verileri Süleyman Demirel Üniversitesinde çalışan 20 öğretim üyesi ile derinlemesine görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Görüşmelere ait ses kayıtları çözümlendikten sonra elde edilen veriler yorumlayıcı fenomenoloji yöntemi ile araştırmanın temel soruları esas alınarak kodlama yapılmıştır. Kodlamalar sonucunda ortaya çıkan veriler Nvivo 12 Plus nitel veri analiz programı ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonunda katılımcı akademisyenlerin edindikleri tecrübelerden yararlanılarak akademik itibar algısının ve itibar belirleyicilerinin neler olduğu, akademik örgütlerde itibar kazanma ve zedeleme stratejilerinin tespiti ve bu stratejiler sonucunda ortaya çıkan olumlu-olumsuz sonuçları ve akademik itibar yönetimi önerileri hakkında detaylı bulgular elde edilmiştir. Akademik itibar, kişinin kişilik özellikleri ve akademik yetkinliğinden oluşan kişisel belirleyiciler bununla birlikte kurumsal ve toplumsal belirleyiciler ile desteklendiği tespit edilmiştir. Bu çalışmada akademik itibar sonuçlarına ilişkin kişi açısından, meslektaşlar açısından, bir takım olumlu, kişi açısından, meslektaşlar açısından, yöneticinin akademisyene yönelik tutumu açısından, akademisyenin yöneticiye yönelik tutumu açısından ise bir takım olumsuz sonuçların ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda çıkarılan en genel öneri, akademisyenlerin alanlarına hâkim olup, kendilerini geliştirmeleri, örgüt içinde çalışanlara ve öğrencilere karşı saygı ve sevgi içinde olmaları ve topluma fayda sağlayacak işler yapmaları beklenmektedir.
Pozitif liderlik modeli
Çalışmanın amacı hizmet sektörü (turizm) bağlamında pozitif liderlik modelini ortaya koymak ve pozitif liderliğin çalışanın işyerinde duygusal iyi oluşu, duygusal emeği ve rol ötesi davranışı üzerine etkilerini araştırmaktır. Bu sebeple, araştırmada keşfedici sıralı karma yöntem deseni benimsenmiş ve birbirini takip eden üç araştırma gerçekleştirilmiştir. İlk araştırmada, konaklama sektörü çalışanlarının duygusal iyi oluşuna olumlu etki eden pozitif liderlik davranışlarının belirlenmesi amacıyla 50 personel ile yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma soncusunda elde edilen mutlu eden ve mutsuz yönetici davranışları kategoriler altında toplanmıştır. Daha sonra konaklama işletmeleri çalışanlarından oluşan 326 katılımcıya pilot çalışma yapılarak altı boyut 32 ifadeden oluşan pozitif liderlik ölçek yapısı oluşturulmuştur. Son araştırma, pozitif liderliğin işyerinde duygusal iyi oluş, rol ötesi davranış ve duygusal emek üzerine etkilerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Antalya'da faaliyet gösteren beş yıldızlı konaklama işletmeleri çalışanlarına uygulanan araştırmanın analizleri 390 katılımcının verileri ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, pozitif liderlik ile işyerinde duygusal iyi oluş ve rol ötesi davranış arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Pozitif liderliğin, çalışanın duygusal emeğine doğrudan anlamlı bir etkisi bulunamamış ancak işyerinde iyi oluşun duygusal emeğe pozitif yönde anlamlı etkisi tespit edilmiştir. Bu bağlamda pozitif liderliğin duygusal emeğe etkisi duygusal iyi oluşun sağlanması sayesinde gerçekleşmektedir. Ayrıca duygusal iyi oluşu açıklayan pozitif liderlik modeline göre yönetsel yetkinlik, personel güçlendirme ve adalet duygusal iyi oluşu doğrudan olumlu yönde pekiştiren liderlik davranışlarıyken; bireysel ilgi, adalet ve personel güçlendirme ile artan yöneticinin insani davranışları çalışanların rol ötesi davranış sergilemesini sağlamaktadır.
Marka kişiliğinin algılanan kalite, tüketici tatmini ve marka bağlılığı üzerindeki etkisi: Burdur ilinde süt ve süt ürünleri üzerine bir araştırma
Modern pazarlama anlayışının hâkim olduğu günümüz pazar koşullarında teknolojik ilerlemeler, tüketicilerin bilinçlenmesi, her geçen gün pazara giren işletme sayısının fazlalaşmasına bağlı olarak rekabetin artması ve ürün farklılığının giderek azalması pazarlama faaliyetlerini güçleştirmektedir. Dolayısıyla işletmelerin tüketicilerin dikkatlerini çekebilecek, onlara potansiyel değerlerini yansıtabilecek, memnuniyetlerini sağlayabilecek ve neticede tüketicileri kendilerine bağlayabilecek unsurlara yönelmeleri gerekmektedir. Bu noktada pazarlama için temel öneme sahip olan marka ve markayla ilişkili kavramlar adına atılacak adımlar kritik değere sahiptir. Çünkü marka ve markayla ilişkili kavramlar adına atılacak başarılı adımlar, işletmelere zorlu piyasa koşullarında rekabet avantajı kazandırarak, tercih edilme hususunda kolaylıklar sunmaktadır. Kazanılan rekabet avantajının sürdürülebilir kılınması ise tüketici merkezli pazarlama faaliyetlerine önem vermekten geçmektedir. Bu çalışmada; marka kişiliğinin algılanan kalite, tüketici tatmini ve marka bağlılığı üzerindeki etkisi incelenmeye çalışılmış ve örnek marka olarak süt ve süt ürünleri üretip pazarlayan Bur-Süt markası tercih edilmiştir. Çalışmada kolayda örnekleme yöntemi ile Burdur ili merkezinde ikamet eden 500 katılımcıya anket uygulanmıştır. Çalışmada; frekans analizi, güvenilirlik analizi, betimleyici analiz, faktör analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Verilerin güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucunda marka kişiliğinin algılanan kalite, tüketici tatmini ve marka bağlılığı üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Algılanan kalite marka kişiliğinin sert, coşku, samimiyet, yeterlik ve çok yönlülük boyutlarıyla; tüketici tatmini marka kişiliğinin coşku, samimiyet, yeterlik, çok yönlülük boyutlarıyla; marka bağlılığı ise marka kişiliğinin sert, coşku, samimiyet, yeterlik ve çok yönlülük boyutlarıyla açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Marka Kişiliği, Algılanan Kalite, Tüketici Tatmini, Marka Bağlılığı
Finansal okuryazarlık ve finansal dijitalleşme ilişkisi: Bankacılık ve Finans Bölümü öğrencileri üzerine bir araştırma
Okuryazarlık kavramı tarihsel süreç içerisinde, öncelikle biçimsel olarak bir dili okuyabilme ve yazabilme yeteneğine sahip olmak olarak tanımlanmış olup günümüzde ise farklı bir boyut kazanmıştır. Günümüzde hemen hemen her türlü değişkene ilişkin okuryazarlık tanımlamaları yapılmış olup, teknoloji okuryazarlığı, medya okuryazarlığı ve finansal okuryazarlık bunlara örnek olarak gösterilebilir. Finansal okuryazarlık, bireylerin finansal karar verme süreçlerinde finansal bilgiye ulaştığı, yorumladığı ve elde ettiği sonuçları davranışa dönüştürdüğü bir süreci ifade etmektedir. Günümüzde finansal araç sayısının artması ve niteliklerinin karmaşık hale gelmesi, piyasalara sürekli olarak bilgi akışının gerçeklemesi gibi nedenlerden dolayı, sınırlı seviyede bilgi ile rasyonel yatırım kararı vermek mümkün olmayacaktır. Bu nedenle finansal okuryazarlık günümüz dünyasında daha teknik bilgilere sahip olmayı zorunlu kılmaktadır. Bilgiye ulaşma noktasında ise dijital kanalların kullanımı, bu verilere ulaşım sürecini kısaltmakta ve daha hızlı kararlar alınmasını sağlamaktadır. Literatüre bakıldığında finansal okuryazarlığın; finansal bilgi, finansal tutum, finansal davranış gibi bileşenlerden oluştuğu görülmektedir. Ayrıca tekonoloji alanında yaşanan gelişmelerin ve dijitalleşmenin önemi dikkate alındığında finansal okuryazarlık ve dijitalleşme ilişkisi ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada finansal okuryazarlık ile finansal dijitalleşme kavramları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Bankacılık ve Finans Bölümü öğrencilerine uygulanan anket çalışmasından elde edilen veriler, yapısal eşitlik modeli oluşturularak analiz edilmiş ve kurulan hipotezler sınanmıştır. Analiz sonuçlarına göre finansal okuryazarlığın bileşenleri ile dijital tutum ve dijital kullanım arasında genel olarak anlamlı ve pozitif yönlü ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Franchising sistemlerinde Yönetim Bilgi Sistemi uygulamaları: Yiyecek ağırlıklı hizmet sektöründe bir uygulama
Günümüzde yiyecek ağırlıklı hizmet veren işletmelerdeki teknolojik gelişmeler ve müşteri beklentilerinde oluşan artış ile işletmelerin bu yöndeki ihtiyaçlarını karşılamak adına bir yazılım geliştirilmesi gerekliliği doğmuştur. Bu sebeple araştırma kapsamında franchise veren ve franchise alan arasında oluşan yazılımla ilgili sıkıntılar, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile derinlemesine mülakat ve gözlem notları kullanılarak araştırılmıştır. Ayrıca franchise alan firma sahiplerinin malzeme özellikleri, yazılımla ve denetleme sürecindeki problemlere yönelik görüşleri değerlendirilmiştir. Görüşmeler sonucunda franchising sistem için problemlerin çözümüne yönelik yazılım geliştirme gerekliliği doğmuştur. Bundan dolayı stok kontrol, ana bayi iletişimi, memnuniyet, program hızı vb. konularda yazılım ihtiyacının karşılanması amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında, araştırmanın şartlarını sağlayan, Antalya ilinde franchise alan işletmeler ile telefon ya da mail yoluyla görüşme yapma talebinde bulunulmuştur. Görüşmeyi kabul eden 10 işletme ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. Araştırma verilerinin toplanması derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada araştırmacı tarafından açık uçlu ve yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan bir görüşme formu hazırlanmıştır. Araştırmaya dahil edilen katılımcıların faaliyet yılları 2-7 yıl arası, giriş bedeli 40.000-120.00 TL arası, çalışan sayısı 11-20 personel arası, şube sayıları 74-195 arası, royalty bedeli %1-%3 arası, sözleşme süresi 5-10 yıl arası değişmektedir. Araştırmaya katılan işletmler restoran cafe ve restoran olarak faaliyet göstermektedir. Katılımcılar genellikle stok kontrolünde zorluk çektiğini ve malzeme kalitesinin belirli standartlar çerçevesinde olduğundan iyi bir seviyede olduğunu ancak fiyatların piyasa şartlarına göre yüksek olduğunu ifade etmişlerdir. Katılımcıların bazıları programlar için başlangıçta belirli bir miktar ücret ödediklerini, bazıları ise program ücretlerinin franchise bedelinin içerisinde yer aldığını ifade etmişlerdir. Program temelli sorunlar açısından bakıldığında katılımcılar genellikle problem yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca kullanılan programların stok kontrolü açısından yeterli seçenek sunamadığını ifade etmişlerdir. Katılımcılar genellikle denetleme sonuçları ile alakalı genel merkezle iletişim kopukluğu yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Bu noktada yiyecek ağırlıklı hizmet sektörü için yönetim bilgi sistemi kullanımı ile mevcut sistem problemlerinin çözümüne bir seçenek sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Franchising Sistem, Yönetim Bilgi Sistemi, Yiyecek Ağırlıklı Hizmet Sektörü
Döviz kuru getiri ve volatilitesinde uzun hafızanın test edilmesi: 2008 küresel finans krizi üzerine bir araştırma
Finansal piyasalarda işlem yapan yatırımcılar ve piyasa oyuncuları için bilgi, finansal varlık değeri üzerinde önemli bir etkiye sahip olmaktadır. Piyasaya giren bilgi sayesinde yatırımcılar pozisyon almakta karar vericiler de gelen bilgi doğrultusunda bazı adımlar atmaktadırlar. Gelişen teknoloji ile birlikte bilgi, herkes tarafından ulaşılabilir bir durum haline gelmektedir. Etkin Piyasa Hipotezi bilgi kavramını, finansal varlıkların fiyat hareketleri ve finansal piyasaların etkinliği açısından en ön noktaya yerleştirmektedir. Piyasaya ulaşan bilgi ve haberler finansal varlık fiyatı içerisine hızlı ve etkin bir şekilde girebiliyorsa o piyasanın etkin olduğu ifade edilmektedir. Finansal varlığın geçmiş piyasa fiyatına bakarak, gelecekte alabileceği fiyat tahmin edilebilirse, yani uzun hafıza durumu söz konusu ise piyasada etkinliğin olmadığı belirtilmektedir. Bu piyasalarda yatırımcılar ortalama piyasa getirisi üzerinde bir kazanç elde edebilme imkânına sahiptirler. Ülkeler arası yapılan tüm işlemler döviz üzerinden gerçekleştiği için döviz piyasaları her an göz önünde tutulan piyasa olmaya başlamıştır. Döviz piyasalarında meydana gelebilecek volatilite dolaylı yollardan da olsa o ülke ile ekonomik faaliyet yürüten tüm ülkeleri etkileyebilme kapasitesine sahip olmaktadır. Döviz piyasasında ortaya çıkabilecek aşırı volatilite finansal piyasaların tümüne sirayet edebilmekte ve onları olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Volatilitesi yüksek olan bir ülke piyasasına da çoğu yatırımcı kolay yatırım yapmak istemeyecektir. Bu çalışma Türkiye döviz piyasasında işlem gören Amerikan Doları/Türk Lirası, Euro/Türk Lirası ve Pound/Türk Lirası döviz kurlarının 02.01.2002 ile 31.12.2019 tarihleri arasındaki günlük kapanış fiyatlarını kullanarak getiri ve volatilite serilerinde uzun hafızanın varlığını test etmek amacıyla yapılmaktadır. 2008 Küresel Finans Krizi'ni dikkate alarak veri seti 3 farklı döneme bölünmüştür. Getiride uzun hafızanın varlığını test etmek için ARFIMA, volatilitede uzun hafızanın varlığını test etmek için asimetrik model olan FIAPARCH ve ikili uzun hafızanın varlığını test etmek için de ARFIMA-FIAPARCH modelleri kullanılmıştır. Yapılan analizlerde, getiride sadece Euro getiri serisi için kriz öncesi dönemde uzun hafızanın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bütün döviz kurlarında tüm veri seti için volatilitede uzun hafızanın olduğu tespit edilmiştir. Amerikan Doları getiri serisi için kriz dönemi ve kriz sonrası dönemde, Euro getiri serisi için de kriz öncesi dönemde getiri ve volatilitede ikili uzun hafızanın var olduğu belirlenmiştir. FIAPARCH modelinde asimetri parametresi olan γ, tüm veri seti için anlamlı ve negatif değerde bulunmuştur. Bu, pozitif bilgi şoklarının negatif bilgi şoklarına göre volatilite üzerinde daha baskın olduğu yani daha fazla oynaklığa neden olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca Riske Maruz Değer Analizi sonucunda, tüm döviz kurları için ARFIMA-FIAPARCH modeli en uygun VaR modeli olarak bulunmuştur.
Pozitif psikolojik sermayenin iş performansına etkisi: Av sanayii çalışanları üzerine bir araştırma
Günümüz yönetim anlayışında örgütlerin sahip olduğu sermaye içerisinde insanın yeri her geçen gün artmaktadır. Çünkü insan sermayesi çok zor elde edilebilen, kolay kaybedilen bir sermaye türüdür. Sanayi çağının ilk zamanlarında çalışanlara bakış açısı değişmiş, rekabet avantajı elde etmede kritik bir kaynak haline gelmiştir. İş hayatındaki bu değişimler psikolojide yaşanan değişimle de benzerlik göstermektedir. İnsanların yaşamış olduğu psikolojik sorunların tedavisine odaklanma anlayışı, önleyici tedbirlerin alınmasına doğru kaymıştır. Pozitif psikoloji olarak tanımlanan bakış açısı örgütlerde pozitif örgütsel davranış olarak ortaya çıkmaktadır. Pozitif psikolojik sermaye ise örgüt üyelerinin olumsuz davranışlarına odaklanmak yerine, olumlu ve geliştirilebilir davranışlara odaklanmayı ifade etmektedir. Pozitif psikolojik sermayenin olumlu etkileriyle çalışanların iş performanslarının artması beklenmektedir. Pozitif psikolojik sermayenin iş performansına olumlu etkisini sorgulamak amacıyla gerçekleştirilen bu çalışma, Konya'nın Beyşehir İlçesine bağlı Huğlu Mahallesinde av sanayisi fabrikalarında çalışan 313 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada çalışanların psikolojik sermayelerine ölçmek amacıyla Luthans vd. (2007) tarafından geliştirilen ve Çetin ve Basım (2012) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış ölçek kullanılmıştır. Çalışanların iş performansını ölçmek amacıyla Goodman ve Syvantek (1999) ile Jawahar ve Carr (2007) tarafından geliştirilen, Bağcı (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış ölçek kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre pozitif psikolojik sermaye, iş performansını pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilemektedir. Pozitif psikolojik sermayenin alt boyutlarından umut, psikolojik dayanıklılık, öz yeterlilik ve iyimserliğin iş performansı alt boyutlarından görevsel performansı pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Umut, öz yeterlilik ve iyimserliğin, iş performansı alt boyutlarından bağlamsal performansı pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilediği, psikolojik dayanıklılığın ise bağlamsal performansı anlamlı bir şekilde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.
Entegre raporlama kılavuz ilkelerine bağlılık seviyesinin değerlendirilmesi: Finansal hizmet sektöründe bir araştırma
İşletmeler, faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan bilgileri raporlar aracılığıyla bilgi kullanıcılarına sunmaktadır. Bu bilgiler finansal ve finansal olmayan niteliğe sahiptir ve finansal raporlar, çevresel raporlar ve sürdürülebilirlik raporları vasıtasıyla bilgi kullanıcılarına iletilmektedir. Bu raporların her biri ayrı ayrı hazırlanmaktadır ve farklı kesimlere hitap etmektedir. Ancak 2008 yılından itibaren küreselleşme olgusu ve finansal krizler gibi etkenler nedeniyle işletmelerin iş yapma ve raporlama alışkanlıkları değişmeye başlamıştır. Paydaşlar işletmelere uzun vadede değer yaratma hakkında daha fazla bilgi ve daha fazla şeffaf olma konusunda çağrıda bulunmuşlardır. Bu çağrılara cevap olarak birçok kurum ve kuruluş çalışmalar yapmaya başlamıştır ve bu çalışmalar sonucunda kurumsal raporlamanın son halkası olan entegre raporlama ortaya çıkmıştır. Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi tarafından kapsamlı bir şekilde geliştirilen ve tanıtılan entegre raporlama finansal bilgi ve finansal olmayan bilgiyi ilişkili bir şekilde sunmaktadır. Bu çalışmanın amacı kurumsal raporlamada yeni bir yaklaşım olan entegre raporlama girişimini benimsemiş, finansal hizmet sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin entegre raporlama kılavuz ilkelerine bağlılık seviyesini analiz etmektir. Bu kapsamda entegre raporlama veri tabanında finansal hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yayınladıkları entegre raporlar, entegre raporun kılavuz ilkelerine göre değerlendirilerek içerik analizi yapılmış ve entegre rapor uyum skorları oluşturulmuştur. Bu sayede kılavuz ilkelere bağlılık düzeyi, hangi ilkelerin ne sıklıkla kullanıldığı, finansal hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin entegre raporlamadaki genel eğilimleri belirlenmiş, oluşan entegre uyum skorlarının kârlılık oranlarıyla ilişkisi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Entegre Raporlama, Değer Yaratma, Kılavuz İlkeler
Rüzgâr enerji potansiyelinin istatistiksel yöntemler ve genetik algoritmayla hesaplanması
İnsanlık tarihi boyunca nüfusun artması ve mevcut enerji kaynaklarının zamanla yetersiz kalması, insanoğlunu farklı enerji kaynakları arayışı içine sokmuştur. Günümüzde fosil enerji kaynaklarının hızla tükenmesi ve artan çevresel kaygılar yenilenebilir enerji türlerine olan ilgiyi artırmıştır. Yenilenebilir enerji türleri içinde rüzgâr enerjisine olan ilgi son yıllarda oldukça artmıştır. Bir bölgeye rüzgâr enerjisi alanında yatırım yapmak için öncelikle bölgedeki rüzgâr hızının uzun süreli ölçümlerle takip edilip bölgenin rüzgâr enerjisi potansiyelinin belirlenmesi gerekmektedir. Rüzgâr enerjisi potansiyelinin belirlenmesinde en önemli değişken rüzgâr hızıdır ve rüzgâr hızının etkin bir şekilde modellenmesi hem yapılacak yatırımın kârlılığının değerlendirilmesi hem de uygun türbin modellerinin seçimi için oldukça önemlidir. Rüzgâr hızının modellenmesinde farklı dağılımlar kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında rüzgâr hızı modellemesinde yaygın olarak kullanılan istatistiksel dağılımlardan Weibull, gamma, normal ve log-normal dağılım ile bu dağılımların iki tepeli karma formları üç farklı bölgede ölçülen rüzgâr hızı gözlemleri kullanılarak karşılaştırılmıştır. Model parametreleri en çok olabilirlik yöntemi ile tahmin edilmiş, tahmin edicilerin optimizasyonunda Newton-Raphson (NR), Broyden-FletcherGoldfarb-Shanno, Nelder-Mead ve Benzetimli Tavlama (BT) metotları kullanılmıştır. Karşılaştırmalar sonunda iki tepeli karma Weibull (WW) dağılımın başarılı dağılımlardan biri olduğu belirlenmiştir. Sonraki kısımda WW dağılımının en çok olabilirlik tahmin edicilerinin elde edilmesi için Beklenti Maksimizasyonu (BM) algoritmasına ve bootstrap tekniğine dayalı bir arama uzayına sahip genetik algoritma (GA) yöntemi önerilmiş, önerilen yöntem NR, BM ve BT metotlarıyla karşılaştırılmıştır. Kolmogorov-Smirnov test istatistiği, kök ortalama hata kare, belirlilik katsayısı ve deficiency kriterlerine göre önerilen GA metodu diğer metotlardan daha etkin tahminler sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Genetik Algoritma, Sonlu Karma Dağılımlar, Weibull dağılımı, Beklenti Maksimizasyonu Algoritması, rüzgâr hızı modellemesi
Kripto paraların vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesinin incelenmesi: Bir araştırma
Ekonomik sistem içerisinde paranın, değişim aracı olması, değer ölçüsü olması, yatırım, tasarruf ve ekonomi politakası aracı olması gibi yerine getirmiş olduğu işlevleri nedeniyle para ticari ve teknolojik gelişmeler ışığında şekillenmektedir. Günümüzde dijitalleşmenin bir sonucu olarak her alanda kullanılmaya başlanan kripto paralar, ticari işlemlerde uluslararası bankalar ve tanınmış şirketler tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Kripto para işlemlerinde para veya değer transferi yapılırken aracı ortadan kalkmakta, kripto paraların güvenlikleri kriptolojik yöntemlerle sağlanmaktadır. Türkiye'de kripto paraların satışı, kullanımı ve madenciliği yasak olmamakla birlikte henüz kripto paraların para, emtia veya menkul kıymet olarak kabul edilebilecek şekilde yasal bir tanımı yapılmamıştır. Bu sebeple kripto paraların, vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi ile ilgili olarak Avrupa Birliği de dahil olmak üzere tam bir çerçeve yönetmelik ve kanun oluşturulmamıştır. Çalışmanın amacı kripto paraların genel yapısını incelemek, çeşitli kripto paraların özelliklerine değinmek ve kripto paraların herhangi bir yasal zemininin oluşmaması nedeni ile vergilendirme, muhasebeleştirme ve denetim işlemlerini değerlendirmektir. Bu doğrultuda Batı Akdeniz Bölgesinde faaliyette bulunan muhasebe meslek mensuplarına yönelik ankete dayalı bir araştırma yapılmıştır. Araştırma sonucunda; İl (Antalya), cinsiyet (erkek), yaş (genç yaşlar), deneyim (az deneyime) ve kripto para kullanımının (evet kullandım) farkındalık alt boyutunun önemli yordayıcıları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kripto para kullanımı değişkeninin olumsuz bakış alt boyutunun önemli yordayıcısı olduğu görülmektedir. Cinsiyet (Erkek) ve deneyim (Çok çalışan) değişkenlerinin vergi uygulamaları alt boyutunun önemli yordayıcısı olduğu görülmektedir. Kripto para kullanma deneyiminin olumlu bakış ve muhasebe entegrasyonu alt boyutlarının önemli yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Deneyim ve kripto para kullanma deneyiminin muhasebe durum alt boyutunun önemli yordayıcıları olduğu görülmektedir.
TCDD tarafından işletilen lojistik köylerin performanslarının çok kriterli karar verme ve veri zarflama analizi yöntemleri ile değerlendirilmesi
Tedarik zinciri ve lojistik süreçlerin etkin yönetimi günümüzde son derece yüksek rekabetin yaşandığı küresel ekonomi ortamında başarı için kilit unsur olarak görülmektedir. Giderek daha fazla artan bu rekabet ortamından kaynaklanan sorunlar lojistik faaliyetlerden oluşacak maliyetlerin düşürülmesi problemini de beraberinde getirmektedir. Bu kapsamda dünyada son yıllarda sayıları giderek artan lojistik köyler etkin lojistik çözümler sunan alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Lojistik köyler, farklı ulaşım modlarından gelen malların aktarma işlemlerinin yapıldığı, düzenlendiği ve nakliyeye hazırlandığı, lojistikle alakalı tüm faaliyetlerin bir bölgede toplandığı alanlar olarak kullanıcılara oldukça önemli faydalar sağlamaktadır. Türkiye'de lojistik köyler 2006 yılından sonra kamu gücü kullanılarak TCDD tarafından inşa edilmeye başlanmışlardır. Bu kapsamda ülkenin çeşitli bölgelerinde tamamlanmış dokuz adet ve bunların dışında proje çalışmaları devam etmekte olan 12 adet lojistik köy bulunmaktadır. Fakat kamu kaynakları kullanılarak faaliyete alınan bu alanların etkin olup olmadığı önemli bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışmada faaliyette bulunan sekiz adet lojistik köyün etkinliklerinin Çok Kriterli Karar Verme ve Veri Zarflama Analizi yöntemleriyle tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Entropi temelli EDAS, MAUT ve MOOSRA yöntemleriyle lojistik köylerin performans sıralaması yapılmış, her üç yönteme göre de İstanbul (Halkalı) lojistik köyü ilk sırada yer almıştır. Ardından çıktı yönelimli CCR ve BCC modelleriyle lojistik köylerin etkinlik ölçümü yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre İstanbul (Halkalı) ve Uşak lojistik köyü etkin olarak belirlenmiş ve bu doğrultuda değerlendirmeler yapılmıştır.
Muhasebe hilelerinin ortaya çıkarılmasında Benford Yasası'nın kullanılmasına yönelik bir uygulama
Günümüzde işletmelerin karşı karşıya kaldıkları riskler arasında işletme çalışanları ya da diğer kişiler tarafından yapılan hileler yer almaktadır. Bu kişiler tarafından yapılan hileler işletmelerde büyük miktar da maddi ve manevi zarara yol açmalarından dolayı işletmelerin değerini, geleceğini ve kârlılığını olumsuz yönde etkilemekle birlikte zaman zaman da işletmeleri iflasa sürüklemektedir. Art niyetli kişiler tarafından yapılan hileli işlemler, işletmelerdeki hile önleme prosedürleri ya da iç kontrol eksikliklerinin yetersizliği sebebiyle ortaya çıkartılamamaktadır. İşletmelerde meydana gelen bu hileleri ortaya çıkartmak için birçok denetim yöntemi kullanılmaktadır. Kullanılan bu denetim yönteminden birisi de Benford Yasası'dır. Benford Yasası, sayıların belirli basamaklarında meydana gelen rakamların frekanslarının eşit olmadıklarını göstermektedir. Benford Yasası denetimin planlama aşamasında denetçiye yol gösteren, emek ve zaman tasarrufu sağlayan, elektronik bilginin veri tabanında kasıtlı olarak saklanan hileli işlem ve kalemlerin ortaya çıkarılmasına yardımcı olan bir denetim tekniğidir. Ayrıca çeşitli muhasebe kalemleri üzerinde herhangi bir düzeltmenin, yanıltıcı bilginin ve yapay olarak oluşturulan sayıların olup olmadığını tespit etmek için de kullanılmaktadır. Bu çalışma, mermer sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin alış faturalarının kayıtlarında hata veya hilenin olup olmadığının tespit edilmesini içermektedir. Ayrıca veri kümesi içerisinde olabilecek hata ve hileleri ortaya çıkarmak, öngörülen hile düzeyini tespit etmek için işletmenin verilerine sayısal analiz testlerinden birinci, ikinci, ilk iki basamak ve mükerrer tutarlar testleri uygulanmıştır. Yapılan sayısal analiz testlerinin sonucunda gözlemlenen oranlarla Benford Yasası'nın oranları arasındaki farkları karşılaştırmak için de ki-kare uygunluk testi yapılmıştır. Yapılan sayısal analiz ve ki-kare uygunluk testleri sonucunda işletmenin verilerinde hata veya hile olmadığı, sapmaya neden olan tutarların işletmenin doğal yapısından kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.
The effect of individual cultural values on innovative business behavior: A study on managers
In this study, it is aimed to determine whether the individual cultural values of the managers working in Antalya province have an effect on innovative business behavior and the extent of this effect. For this purpose, the concepts of culture, individual cultural values, innovation, innovative business behavior were investigated. The concept of culture, which has been the subject of many studies in the past and today, has been discussed within the framework of Hofstede's cultural dimensions. The research universe consists of managers working in Antalya city center.A simple sampling method was used to determine the number of samples, and the sample size is 180 managers. The research also used the innovative business behavior scale consisting of 9 expressions adapted to Turkish by Töre (2017) and the individual cultural values scale consisting of 26 expressions adapted to Turkish by Saylik (2019) as a data collection tool. Reliability and validity analysis, factor analysis, correlation and regression analysis were performed with the data obtained. As a result of the analysis, the perceptions of the participant group consisting of managers regarding power distance and masculinity size are below moderate, while collectivism, long moltenness and uncertainty avoidance are high. It has been found that the power distance from the dimensions of culture affects all dimensions of innovative business behavior, while the dimension of collectivism affects only the dimension of idea generation. In addition, it has been found that the dimensions of masculinity, long meltdown and uncertainty avoidance do not affect any dimension of innovative business behavior.
İslami finans sisteminde sukuk: Türkiye'de sukuk fiyatlarının yapay sinir ağı modeli ile tahmini
Temelinde ticaret, adalet ve hakkaniyet olan İslami finans, son on yılda tüm dünyada hızlı bir gelişim göstermektedir. İslami finans sistemi içinde İslami sermaye piyasalarının en yaygın ürünü olarak nitelendirilen sukuk, en hızlı büyüyen varlık sınıfı olarak dikkat çekmektedir. 2001 yılındaki ihraçlardan sonra hızlı bir büyüme sağlayan sukuk, ilk yıllarda başta Malezya olmak üzere Asya ülkelerinde ihraç edilirken, 2010'lu yıllarda tüm dünyada yaygınlaşmaya başlamıştır. Türkiye, ilk kurumsal sukuk ihracını 2010 yılında, ilk hazine sukuk ihracını ise 2012 yılında gerçekleştirerek, yaptığı düzenlemelerle ve sağladığı teşviklerle küresel sukuk piyasalarında söz sahibi olmaya aday olmuştur. Bu tez çalışmasının amacı, dünya ve Türkiye finans piyasaları için yeni sayılabilecek sukuk konusunu tüm yönleriyle ele alarak literatüre katkı sağlamak ve Türkiye'de sukuk fiyatlarını yapay sinir ağı (YSA) modeli ile tahmin etmektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle, İslami finans sistemi ve sukuk konusu, kavramsal çerçevede incelenmiş, sukuk ihraç süreci, fiyatlama mekanizması ve türleri açıklanmış; dünyada ve Türkiye'de sukuk piyasalarının durumu ortaya konulmuştur. Türkiye'de sukuk fiyatlarını tahmin etmek amacıyla, çok katmanlı geri beslemeli YSA yapısı kullanılmış ve sonuç olarak binde 2,8 payıyla ve %99,82 başarı oranıyla sukuk kapanış fiyatları doğru tahmin edilmiştir. Sukuk fiyatlarının öngörülebilirliği, sukuk piyasalarının taşıdığı riski ve belirsizliği minimize etmek ve yatırımcılara kârı maksimize etmek veya zararı minimize etmek gibi önemli avantajlar sunmaktadır. Araştırmanın sonucu, YSA modelinin sukuk fiyatlarını tahmin etmede etkin bir model olduğunu kanıtlaması ve DXY, VIX, GPR, S&P MENA sukuk endeksleri ve Eurobond tahvil fiyatlarının sukuk fiyatlarını tahmin etmede belirleyici olduğunu ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Çalışmanın, Türkiye'de sukuk fiyatlarını çok katmanlı geri beslemeli YSA modeli ile tahmin eden ilk çalışma olması açısından literatüre katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: İslami Finans, Sukuk, Hazine Sukuk Fiyat Tahmini, Yapay Sinir Ağı Modeli.
Türk Telekom'un özelleştirme öncesi ve sonrası örgüt kültürü farklılaşması üzerine bir araştırma
Kültür, insan davranışlarını, yaşam tarzını konu alan eylemlerdir. Kültür, doğuştan var olmayan sonradan öğrenilerek kazanılan bir etkileşim ve birikim sentezidir. Toplumsal kültür de doğuştan kazanılmayan, yaşadığımız çevre ile şekil alan tutumların, normların yansıyan görüntüsüdür. Örgüt kültürü ise insanların belli bir amaç ve değerler ışığında ortaya koydukları birlikteliği ifade eder. Bu çalışmada 2005 yılında özelleştirilen Türk Telekom firmasının özelleştirme neticesinde örgüt kültürü modeli değişimi var olup olmadığı, oldu ise örgüt kültürünün ne yönde ve nasıl değiştiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada Edgar Schein 'in "kültürel katmanlar" olarak adlandırdığı kurum kültürü sınıflandırması açılımları olan "Oluşumlar, Değerler ve Varsayımlar" ile Quinnve Cameron örgüt kültürü modeli kullanılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji yöntemi kullanılarak Türk Telekom özelleştirme öncesi ve sonrası çalışanlarından oluşan 13 kişi ile mülakat şeklinde yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Özelleştirme sonrasında Quinn ve Cameron modelinde rekabetçilik ve çeşitlilik arz eden, pazar modeli örgüt kültürü benimsendiği belirtilmiştir. Çalışma sonucunda kültürel katmanlar kapsamında örgüt farklılaşmasına dair bulgular elde edilmiş ve Türk Telekom'da oluşumlar olmak üzere; fiziksel, davranışsal ve sözel şeklinde sınıflandırılmış ve bu oluşumlar kapsamında değişim özelleştirme sonrasında ölçebilir parametreler ile denetim altına alındığı bildirilmiştir. Temel değerler kapsamında hoşgörü ve müşteri memnuniyeti yani misafirperverliği daha sade fakat özenli hale getirildiği savunulmuştur. Temel varsayımlar kapsamında ise insan doğası gereği tembel olabileceği öngörüsü performans karneleri ile dinamik tutulmuştur. Varsayımların diğer bir yönü müşterilerin ihtiyaçlarının şekillenmesi sonrası müşteri değişiminin önlenmesi ile ilgili tutundurma akıllı cihaz satışları ve taahhüt yöntemleri ile uygulandığı aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Toplumsal Kültür, Örgüt Kültürü, Nitel Araştırma, Fenomenoloji, Özelleştirme, Türk Telekom.
Aile ve akademisyen desteği ile iş bulma kaygısı ilişkisinde psikolojik sermayenin aracı rolü: Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programı öğrencileri üzerine bir araştırma
Kişilerin dünyaya geldikleri andan itibaren içinde bulundukları aile, zorlu süreçlerde bireylerin yanlarında olarak onlara gerekli bakımı ve desteği sunmaktadır. Akademisyen desteği de bilhassa üniversite çağındaki gençlerin hayatında etkili olan destek kaynaklarındandır. Öğrenciler, akademisyenlerinin desteğiyle kariyerlerine yön vererek kaygılarını azaltabilmektedirler. Bireylerin olumlu gelişim durumu olan psikolojik sermaye kavramı da öğrencilerin aile ve akademisyen desteğini arttıran bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde üniversite çağındaki gençlerin iş bulmaya dair kaygılarının yoğunlukta olduğu düşünüldüğünde hem aile desteği hem akademisyen desteği hem de psikolojik sermaye, öğrencilere yardımcı olabilecek konumdadır. Üniversite öğrencilerinin, iş bulma kaygılarını azaltmak uğruna yapılacaklar, bu noktada aile ve akademisyen desteğinin önemi, psikolojik sermayenin bu ilişkideki yeri ve önemi çalışmada üzerinde durulan hususlardandır. Araştırmanın uygulama alanı, Burdur ilinde sivil hava ulaştırma işletmeciliği programında öğrenim görmekte olan 238 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada aile desteğini ölçmek amacıyla Şeker ve Kaya tarafından 2018 yılında geliştirilmiş olan aile desteği ölçeği ve akademisyen desteğini ölçmek için de Gök ve Aydın tarafından 2017 yılında geliştirilmiş olan yükseköğretim öğrenci mentörlük ölçeği kullanılmıştır. İş bulma kaygısını ölçmek amacıyla Demir ve Kartal tarafından 2016 yılında geliştirilmiş olan ölçek kullanılmıştır. Öğrencilerin psikolojik sermayelerini ölçmek amacıyla Çetin ve Basım tarafından, 2012 yılında Türkçe' ye uyarlanmış olan psikolojik sermaye ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, aile desteği ile iş bulma kaygısı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, akademisyen desteği ile iş bulma kaygısı arasında ise anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca psikolojik sermaye ile iş bulma kaygısı arasında da anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada son olarak aile ve akademisyen desteği ile iş bulma kaygısı arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin bir aracı rolünün olup olmadığına bakılmıştır. Aile desteği ile iş bulma kaygısı ilişkisinde psikolojik sermayenin aracılık rolüne gerekli şartlar sağlanmadığı için bakılamamıştır. Akademisyen desteği ile iş bulma kaygısı arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin aracılık rolüne bakıldığında ise aracılık rolünün anlamlı çıkmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sermaye, İş Bulma Kaygısı, Aile Desteği, Akademisyen Desteği, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği
Bağımsız denetimin şirket üzerindeki etkileri: KAYİK olmayan şirketler
Bu araştırmanın amacı KAYİK (Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluşlar) olmayan şirketlerde zorunlu hale getirilen bağımsız denetimin, şirket üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Bu etkileri tespit etmek amacıyla nicel ve nitel yöntem kullanılmıştır. Nicel yöntem olarak panel veri analizi, nitel yöntem olarak ise yarı yapılandırılmış görüşme tekniği tercih edilmiştir. Denetimin finansal tablolar üzerindeki etkilerini belirleyebilmek için 2017 yılında İSO (İstanbul Sanayi Odası) 500'de listelenen şirketlerin 2008 yılından itibaren 2017 yılına kadar olan verileri analiz edilmiştir. 730 şirket gözlem yılı, panel veri analizi yöntemi; finansal olmayan diğer etkileri belirleyebilmek için ise, 20 şirketin mali işler yöneticileri ile görüşme yapılmıştır. Panel veri analizi ile zorunlu denetimin, finansal performans göstergelerinden, aktif karlılık oranı (ROA), özkaynak karlılığı (ROE) ve satış karlılık oranı (ROS) üzerindeki etkisi incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, sadece uluslararası denetim ağındaki firmalar tarafından yaptırılan denetimin ROE'yi istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. 4 büyük denetim firması tarafından yaptırılan denetimin şirketin finansal performans göstergelerine aynı yönde bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Görüşme sonucunda öne çıkan bulgular ise, fon sağlama imkanlarını kolaylaştırma, iş süreçleri ve iç kontrol düzeyinde yönetime faydalı tavsiyeleri verme ve iç kontrolü geliştirme, hata veya suistimal nedeniyle maddi hata olasılığını azaltma ve kurumsallaşma sürecine olumlu etkileme olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca, şirketlerin finansal tablolarının muhasebe standartlarına göre hazırlanmasını ve dipnotlarının oluşturulmasını denetim hizmetinin bir parçası olarak görmeleri de diğer önemli bir bulgu olarak analizde ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Denetim, KAYİK Olmayan Şirketler, Finansal Performans, Denetimin Değeri