
29
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Geleneksel Türk nakışlarından Türk işinin bilgisayarlı nakış makinelerinde uygulanmasının değerlendirilmesi
İstanbul'da üniversiteler ve özel kurslarda sürdürülen tezhip sanatı eğitiminin değerlendirilmesi
Bu araştırmada; İstanbul'da tezhip sanatı eğitiminin nerelerde (üniversite venakışhaneler) verildiği tespit edilerek, tezhip sanatı eğitiminin etkinliği eğitim veüretim boyutu açılarından tespit edilmeye çalışılmıştır. Eğitim programınınetkinliğinin değerlendirilmesinde üniversite ve nakışhane öğrencilerinin görüşleri,üretim boyutunun değerlendirilmesinde ise üniversite ve nakışhane öğreticilerinin(öğretmen) görüşleri alınmıştır. Bu bağlamda söz konusu kurumlarda verilen eğitiminkarşılaştırması yapılmış, her bir eğitim sisteminin güçlü ve zayıf yönleri tespitedilerek, bu sayede tezhip sanatı eğitiminin nasıl yapılması gerektiği konusunda bilgiedinilmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan bazılarının özeti aşağıdaverilmiştir. Nakışhane eğitim programı, öğrencileri motive etme bakımındanüniversitelere oranla daha etkindir.Nakışhanelerde öğrenciler bilgi ve tecrübelerini birbirleri ile üniversitelereoranla daha çok paylaşma imkanına sahiptirler.Nakışhane öğrencileri tarafından görülen en önemli eksiklik, eğitimi verimlikılmak için uygun araç-gereçlerin ve konularla ilgili gerekli materyallerin en azdüzeyde verilmesidir.Eğitim sürecinde öğrencilerin başarı durumları üniversite öğrencilerinetamamıyla açıklanırken, nakışhane öğrencilerine oldukça düzeyinde açıklanmaktadır.Üniversite öğrencilerinin nakışhane öğrencilerine oranla amaçlarına ulaşmadaaldıkları tezhip sanatı eğitiminden daha çok memnun oldukları görülmektedir.Üniversite öğrencilerinin eğitim sürecinde ve ürün boyutunda kendilerine birüslup edinebildikleri, buna karşılık nakışhane öğrencilerinin klasik tezhip sanatıöğretilerinin dışına çıkamadıkları görülmektedir.Üniversitelerde öğrenci-öğretmen ilişkisi hakimken, nakışhanelerde gelenekselusta-çırak ilişkisi devam ettirilmektedir.Tezhip sanatı eğitimi sonrasında iş bulma bakımından nakışhane ve üniversiteöğrencileri özel sektörde eşit koşullara sahipken üniversite mezunlarının diplomalarısayesinde kamu sektöründe daha kolay iş bulabildikleri söylenebilmektedir. Ancakher iki sektörde de iş bulma durumlarının kısmen düzeyinde kalması, tezhip sanatıalanında iş imkanlarının sınırlı olduğunu göstermektedir.Tezhip eserleri (ürün kalitesi) öğretmenler tarafından yeterli bulunmuş ancakmotifler ve teknik kurallar hakkında üniversite öğrencilerinin büyük ölçüde terimselbilgisi varken, nakışhane öğrencilerinin kısmen bilgi sahibi olduğu belirtilmiştir.Bu bulgular değerlendirildiğinde İstanbul'da üniversite ve nakışhanelerdesürdürülen tezhip sanatı eğitiminin etkin olduğu fakat birbirleriylekarşılaştırıldıklarında bazı farklılıklarının ve eksikliklerinin olduğu görülmüş budoğrultuda önerilerde bulunulmuştur.
Kız meslek liseleri deri aksesuarları dersinde kullanılan motif ve sembollerin öyküsel temelleri ve eğitim bilimsel değeri
ÖZET Bu araştırmada Kız Meslek Liseleri Deri Aksesuarları Dersi'nde kullanılan motif ve sembollerin öyküsel temelleri ve eğitimbilimsel değerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma, tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır. Literatür taraması sonucunda araştırmayı oluşturacak verileri elde etmek amacıyla Ankara İli merkezindeki Kız Meslek Liseleri Deri Aksesuarları Dersi Öğretmenleri'ne uygulanmak üzere anket hazırlanmıştır ve öğretmenlere uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma evreni Ankara İli'ndeki Kız Meslek Liseleri Deri Aksesuarları Dersi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Etimesgut, Sincan, A. Yahşi, Kalaba, Polatlı, 100. Yıl, Yenimahalle, Yunus Emre, Zübeyde Hanım, Üreğil, Etlik, Cebeci, Yıldırım Beyazıt, Nevzat Ayaz, Atatürk Anadolu Kız Meslek Liseleri ve Ankara Kız Teknik Olgunlaşma Enstitüsü oluşturmaktadır. Toplam onaltı okul, elli öğretmene anket uygulanmıştır. Anketlerin analizinde, anket uygulanan öğretmenlerin verdiği yanıtlar doğrultusunda bilgilerin yüzde frekansları alınmış ve bulgular tablolarda verilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler değerlendirildiğinde, Kız Meslek Liseleri Deri Aksesuarları Dersi'nin programında eklenmesi veya çıkartılması gereken derslerin olduğu görülmektedir. Deri Aksesuarları Dersi için atölyelerin sayıca az ve nitelik açısından yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Deri Aksesuarları Dersi'nde geometrik, bitki, hayvan ve insan motiflerinin kullanıldığı görülmektedir. Deri Aksesuarları Dersi Öğretmenleri'nin %88'i, derste geçen motiflerin öyküsel temellerine yer verilmesinin kültürümüzü anlama ve aktarma ve tarihsel bilgi ve tarihsel bilincimizi geliştirmesi açısından yararlı olduğunu ifade etmiştir. Deri Aksesuarları Dersi Öğretmenleri'nin ders araç ve gereci olarak en çok projektör aleti ve kitap-dergi kullandıkları, fakat motiflerin öyküsel temellerini anlatırken bilgisayar, kitle iletişim araçlarını da kullanabilecekleri görülmektedir. Araştırma sonuçları, motif ve sembollerin öyküsel temelleri doğrultusunda bakıldığında ders programına eklenmesi ve çıkartılması gereken derslerin olduğu atölyelerin nitelik ve nicelik açısından yetersiz kaldığı saptanmıştır.
Mesleki ve teknik orta ögretim kurumlarının tekstil eğitimi bölümlerine olan talebi etkileyen etkenler (Ankara ili örneği)
ÖZET Bu araştırmada, Ankara ilinde bulunan mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının tekstil eğitimi, dokuma-örgü bölümü öğrencilerinin bölümlerini seçmelerinde etkili olan faktörleri saptamak amaçlanmıştır. Pahalı bir eğitim türü olan mesleki-teknik eğitimi isteyen öğrencilerin, hangi etkiler altmda kalarak seçim yaptıkları araştırılmıştır. Talebi etkileyen ekonomik, sosyal ve bireysel etkenler belirlenmeye çalışılmıştır. Anket formları Ankara ilinde bulunan üç merkez ilçedeki iki endüstri meslek ve bir meslek lisesinde tekstil eğitimi (Dokuma-Örgü) bölümlerinde 2002-2003 öğretim yılında öğrenim gören 52 dokuzuncu sınıf, 60 onuncu sınıf ve 33 onbirinci sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen anket kullanılmıştır. Araştırmada veriler SPSS 11.0 paket programı kullanılarak frekans ve yüzde dağılımları, öğrencilerin kişisel ve sosyo-ekonomik özelliklerine göre mesleki ve teknik liseleri ve meslek dallarını seçme nedenleri çapraz tablo şeklinde sunulmuştur. Araştırmaya alınan öğrenci grubunun yandan fazlası erkek öğrencilerdir. Öğrencilerin çoğunluğu ilköğretim okullarından iyi ve orta derece ile mezun olmuşlar-dır. Öğrencilerin büyük bir kısmının sosyo-ekonomik seviyesi düşük aile grupların-dan geldikleri, ebeveynlerinin büyük bir kısmının ilkokul mezunu oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca annelerin çoğunluğu çalışmazken, babalar da işçi veya esnaf olarak çalışmaktadırlar. Öğrenciler genellikle kısa yoldan meslek sahibi olma isteğiyle veya üniversite sınavım kazanamama ihtimaline karşı mesleki ve teknik liseleri seçmişlerdir.Bir çok öğrencinin bu okullara yönelmesinde aile ve çevre rol oynamaktadır. Herhangi bir yönlendirme sonucu bu okulları tercih eden öğrenci sayısı çok azdır. Bu da ilköğretimde yönlendirme hizmetlerinin yetersizliğini göstermektedir. Dokuma-Örgü bölümlerinde geniş iş sahasının bulunması öğrencileri bu bölümlere yöneltmiştir. Öğrenciler gelecekte meslek dalları ile ilgili iş bulabileceklerini ve orta gelire sahip olacaklarım düşünmektedirler. Tekrar bir okul seçme şansı verilse büyük bir kısmı askeri lise veya meslek lisesi seçeceklerini belirtmişlerdir. Alınan bu görüşler; öğrencilerin, sosyo-ekonomik etkenlerle kısa yoldan meslek sahibi olma isteği içinde oldukları sonucunu göstermektedir.
Gazi Üniversitesi Meslek Eğitim Fakültesi el sanatları eğitimi bölümü öğrencilerinin ürün oluşturma açısından niteliklerinin yeterliği ve ürün oluşumunu etkileyen faktörler
ÖZET Bu araştırmada, Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi El Sanatları Eğitimi Bölümü öğrencilerinin ürün oluşturma açısından niteliklerinin yeterliği ve ürün oluşumunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2002-2003 eğitim ve öğretim yılı güz döneminde Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi El Sanatları Eğitimi Bölümü'nde eğitim gören öğrenciler oluşturmuştur. Araştırma örneklemine ise, El Sanatları Eğitimi Bölümü Nakış Eğitimi Anabilim Dalı 4. sınıf öğrencileri alınmıştır. Çalışma, tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır. Araştırmaya veri toplamak amacıyla iki farklı Likert tipi ölçek hazırlanmıştır. Ayrıca, araştırmacı 14 haftalık eğitim süresince "El Nakışları Teknolojisi ve Atölyesi II" dersine katılarak öğrencileri gözlemlemiş ve bu gözlemlerden elde ettiği bulgulardan faydalanılmıştır. Eğitim-öğretim dönemi sonunda araştırma kapsamına alman 37 öğrencinin oluşturdukları ürün aracılığı ile kendi niteliklerinin yeterliğini kendilerinin değerlendirmesi istenmiştir. Aynı ürün değerlendirme ölçeği ile öğrencilerin ürün oluşturma açısından niteliklerinin yeterliği araştırmacı tarafından da değerlendirilmiştir. Ürün oluşumunu etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik olarak hazırlanan ölçek ise sadece öğrencilere uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde kişisel bilgiler için frekans ve yüzde dağılımları alınmıştır. Ürün değerlendirme ölçeği ile elde edilen veriler araştırma kapsamına dahil olan bazı değişkenlere göre incelenmiştir. Öğrencilerin ürün oluşturma açısından kendi niteliklerinin yeterliğini değerlendirmeleri ile araştırmacının onları değerlendirmesi arasında anlamlı bir fark gösterip göstermediğini belirlemek için "t testi" yapılmıştır. Öğrencilerin ürün oluşumunuetkileyen faktörlerin analizinde ise her bir faktörün maddelerinin aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrenciler ile araştırmacının değerlendirmeleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu anlaşılmıştır. Bu verilere dayalı olarak öğrencilerin kendi niteliklerinin yeterliklerini yeterince tanımadıkları ortaya çıkmıştır. Genel olarak öğrenciler ile araştırmacının değerlendirmelerine göre, ürün oluşturma açısından öğrenci niteliklerinin yeterliği, teknik açıdan "orta düzeyde yeterli", tasarım açısından "oldukça yeterli" olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler yaratıcılık açısmdan niteliklerinin yeterliğini "oldukça yeterli" düzeyde görürken, araştırmacıya göre "orta düzeyde yeterli" olduğu şeklinde değerlendirilmiştir. Öğrencilerin ürün oluşumunu etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik sonuçlar incelendiğinde, öğrencilerin teknikleri hatırlamakta güçlük çekmedikleri ve alanla ilgili bilgi ve becerilere yeterince sahip olduklarına inandıkları anlaşılmıştır. Bu duruma karşılık alanla ilgili yayınları yeterince takip etmedikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin tasarlamış oldukları ürüne uygun malzemeye ulaşmada güçlük çekmedikleri anlaşılmıştır. Ancak, atölye ortamındaki bazı ders araçlarının eksikliğini yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin yeni fikirlere karşı almış oldukları olumlu eleştirilerle kendilerini geliştirdiklerine inandıkları ve yanıldıklarında hoşgörü ile karşılandıkları belirlenmiştir. Ancak, tasarım aşamasında olumlu karşılanan öğrenci fikirlerinin ürüne dönüştürülmesinde daha çok çaba sarf etmeleri gerektiğine inandıkları belirlenmiştir.
Tekstil, Dokuma ve Örgü Eğitimi Öğretmenlik Programında yer alan Trikotaj Teknikleri I ve Trikotaj Teknikleri II derslerinin içeriğine ilişkin görüşler
Bu araştırmada, belirlenen hedef grupların Tekstil, Dokuma ve Örgü Eğitimi Öğretmenlik Programında yer alan Trikotaj Teknikleri I ve Trikotaj Teknikleri II derslerinin içeriğinde yer alması gereken konulara ilişkin görüşleri saptanmaya çalışılmıştır. Araştırma 2003-Şubat / 2004-Kasım tarihleri arasında Gazi üniversitesi ve Bor Halil Zöhre Ataman Meslek Yüksekokulunda trikotaj teknikleri konusunda eğitim veren akademisyenler, Ankara ve İstanbul'da görev yapan trikotaj öğretmenleri, Ankara'da tekstil, örme sektöründe çalışan uzman kişiler olmak üzere toplam 48 kişinin görüşü alınarak gerçekleştirilmiştir. Tekstil, Dokuma ve Örgü Eğitimi Anabilim Dalı Öğretmenlik Programında yer alan Trikotaj Teknikleri I ve Trikotaj Teknikleri II derslerinin içeriğini belirlemek üzere araştırmacı tarafindan likert ölçek tipi bir anket hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırma bulguları aşağıda özetlenmiştir. Trikotaj Teknikleri konusunda eğitim veren akademisyenlere, Trikotaj Teknikleri I ve Trikotaj Teknikleri II derslerinin içeriğine ilişkin görüşleri sorulmuştur. Ankette yer alan 60 önerinin tümüne ilgili akademisyenlerin katıldığı gözlenmiştir. Trikotaj Teknikleri I ve Trikotaj Teknikleri II derslerinin içeriğine ilişkin görüşleri alman trikotaj öğretmenlerinin de anketteki önerilere tamamen katıldığı gözlenmiştir. Tekstil, örme sektöründe çalışan uzman kişilerin, Trikotaj Teknikleri I ve Trikotaj Teknikleri II derslerinin içeriğine ilişkin önerilere tamamen katıldıkları belirlenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda elde edilen verilere uygun olarak Trikotaj Teknikleri I ve Trikotaj Teknikleri II dersleri için önerilen konular ve konu analizleri yapılmıştır.
El sanatları eğitiminde müzeler ile tarihi mekanların yeri-önemi ve kullanımına ilişkin öğrenci-öğretim elamanı ğörüşleri
ÖZET Bu araştırmada, el sanatları mesleki eğitimi alanında eğitim veren öğretim elemanları ile, yine aynı alanda öğrenim gören lisans öğrencilerinin el sanatları eğitiminde müze ve tarihi mekanların yeri, önemi ve kullanırmna ilişkin görüşleri saptanmaya çalışılmıştır. Araştırma 2003-2004 öğretim yılında; Gazi Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi El Sanattan Eğitim Ana Bilim Dalı'nda görev yapan 30 öğretim elemanının 17'si ve öğrenim gören 220 IV. sınıf öğrencilerinden 111 'inin olmak üzere toplam 128 kişinin görüşü alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, el sanatları eğitiminde müze ve tarihi mekanların yeri, önemi ve kullanım düzeyine ilişkin öğretim elemanları ile öğrencilerin görüşlerinin alındığı iki adet paralel anket araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Anket, kişisel bilgiler, müze ve tarihi mekanların el sanatları eğitimindeki yeri ve önemi, müze ve tarihi mekanlara ziyaret etkinliklerinin planlanması ve uygulanması, müze ve tarihi mekanların el sanatları eğitiminde verimli kullanılıp kullanılmadığına ilişkin görüşleri içeren 4 bölüm halinde düzenlenmiştir. Araştırma bulguları aşağıda özetlenmiştir. 1- 1. Alt problem olan, müze ve tarihi mekanların el sanatları eğitimindeki yeri ve önemine ilişkin; a) Öğrenciler, müze ve tarihi mekanların mesleki eğitimleri sürecinde çok önemli bir yere sahip olduğunu söyleyerek, mümkün olduğu düzeyde yararlamlması- faydalanılması gereken kaynak ve ortamlar olarak görmekle birlikte, buralardan yararlanılamamasma ilişkin hiç bir mazeretin olmayacağım öğretim elemanlarının düşündükleri gözlemlenmektedir. Ancak, kendilerini müze ve tarihi mekanlar konusunda yeterince bilgili-donanımlı görmediklerini belirterek, bunu branş11 öğretmenlerinin kendilerini yeterince bilgilendirmediği, yararlanma konusunda teşvik etmediği ve gezi-gözlem tekniklerini verdikleri mesleki eğitimde kullanmadıkları yönünde görüş belirterek vurguladıkları söylenebilir. b) Öğretim Elemanları, öğrenciler gibi müze ve tarihi mekanların verdikleri el sanatları eğitimi açısından son derece önemli bulduklarmı belirttikleri ve bu tür yerlerin mutlak yararlanılması gerekli yerler, ortamlar olarak düşündükleri gözlenmektedir. Ayrıca öğretim materyalleri eksikliğini önemli ölçüde gidereceği görüşünü paylaşmaktadırlar. Bunun yam sıra müze ve tarihi mekanların öğrencinin mesleki eğitimine son derece önemli katkılar sağlayacağım düşünmektedirler. Ancak bunun yanında öğrencilerinin müze ve tarihi mekanlar ve mesleki eğitimlerine katkısı konusunda yeterince bilgi sahibi olmadıklarım belirtmektedirler. Öğrencileri yeterince bu konuda bilgilendirmediklerini, verdikleri eğitimde gezi gözlem ve yöntemlerini yeterince kullanmadıklan görüşünü paylaşmakla birlikte bu olumsuzlukların nedeni olarak ne zamansızlığı, ne önemli ölçüde ekonomik yetersizlikleri, ne de teorik derslerdeki yoğunluğun etkisi olduğunu düşünmediklerini belirtmektedirler. 2. II. Alt problem olan müze ve tarihi mekanlara ziyaret etkinliklerinin planlanması ve uygulanmasına ilişkin; a) Öğrenciler, müze ve tarihi mekanlara planlı-programlı gezi-ziyaret etldnliklerinin düzenlenmesinin aldıkları el sanatları mesleki eğitimini anlamlı kalacağım düşünmelerine karşın, gerek fakültelerinin, gerekse öğretim elemanlarının ziyarete ilişkin ne planlama aşamasında, ne programlama aşamasında, ne de uygulamada son derece yetersiz ve etkisiz olduklarım düşünmektedirler. Ancak öğrenciler farklı bölüm veya sınıflarda eğitim veren farklı elemanlarının bireysel gayretleriyle düzenlediği gezi etkinliklerinin çok sınırlı düzeyde olduğu, amaç ve kriterlerde bir belirsizlik bulunduğu, bu sınırlı etkinliklerin fakülte eğitim politikalarıyla ilintili olmadığı görüşünü dile getirmektedirler. b) Öğretim elemanları, öğrenciler gibi mesleki eğitim amaçlı, planlı müze ve tarihi mekan gezi-ziyaretlerinin verdikleri eğitimi anlamlı kılacağım düşünmekleHI birlikte öğrencilerden farklı olarak, fakültelerin sayısal olarak yeterli olmasada gezi programlan düzenlediği, bu ziyaretlerin planlı programlı olduğu görüşündeler. Fakültenin bu tür gezi etkinlikleri düzenleme konusunda öğretim elemanlarım desteklediğini belirtmelerine karşın yeterince düzenlemediklerini düşünmektedirler. Ancak azda olsa düzenledikleri gezi etkinliklerinin amaç, uygulama ve sonuç itibari ile planlı-programlı olduğunu, plan, program ve gezi etkinlik detaylarının öğrencilere duyurulduğu görüşünü paylaşmaktadırlar. Ve gezilerde genelde gerekli gözlem materyalleri kullandırılıp sistemli notlar tutturulduğu sonra bu verilerin raporlaştırıldığı görüşündeler. 3- III. Alt problem olan, müze ve tarihi mekanların el sanatları eğitiminde verimli kullanılıp kullanılmadığına ilişkin; a) Öğrenciler, gezi amaçlarının kendilerine duyurulmasının, gözlem konularının saptanmasının, gözlemlerle ilgili sistemli not tutturulmasımn, gezi sonrası bir değerlendirme yapılarak elde edilen sonuçların raporlaştmlmasının yapılan geziyi amaçlanan hedefler doğrultusunda verimli kılacağını düşünmek ve birlikte bu etkinliklerin alman eğitimin pekişmesine, fakülte başarılarını olumlu yönde etkilemesine ve grup dinamizmine bağlı olarak işbirliği, sorumluluk duygusunu geliştirmeye katkı sağladığı görüşündeler. Ancak ziyaret öncesi genel olarak bilgilendirilmediklerini, branş eğitimcilerinin gözlem konularım saptamadığım, ziyaret sırasında yapılması gerekenlere ilişkin bilgilendirilmediklerini, kendilerine yeterince rehberlik edilmediği ve uygun gözlem materyalleri kullandırılmadığı görüşünü de paylaşmaktadırlar. b) Öğretim Elemanları, öğrenciler gibi, müze ve tarihi mekan gezi amaçlarının öğrencilere bildirilmesinin gezi verimliliğini artıracağını düşünmelerine karşın öğrencilerden farklı olarak, gezi-gözlem konularının saptanarak öğrencilerin bilgilendirildiğini, gezi öncesi, gezi ile ilgili gerekli ön bilgilerin verildiğini, ziyaret esnasında öğrencilere ne yapmaları gerektiğine ilişkin bilgiler verildiğini düşünmektedirler. Çünkü başarılı ve verimli geçecek bir gezi etkinliğinin öğrencinin öğrendiklerim pekiştirmesinde, genel başarılarını artırmakta, takım çalışması sebebiyleIV sorumluluk ve işbirliği duygularının gelişmesinde çok önemli etkisi olduğu görüşündeler. Ayrıca, çoğunlukla bu gezilerde öğrencilere rehberlik ettikleri, genelde sistemli not tutturdukları, gerekli gezi-gözlem materyalleri kullandırdıkları, gezi sonrası bir değerlendirme yaparak sonuçları raporlaştırdıkları görüşünü paylaşmaktadırlar.
Geleneksel kültürümüzde çiçek motiflerinin kullanım alanlarından örnekler ve dekoratif sanatlar eğitimindeki kullanımı
Çiçek doğanın insanoğluna sunduğu en güzel armağandır. Göçebe olarakyaşayan topluluklar, ilk açan kır çiçeklerini dağlarda, ovalarda, yaylalardagörmüşler. Kır çiçeklerin renkleri, güzel şekilleri, güzel kokuları dikkatlerini çekmişve çiçeğe karşı ayrı bir ilginin uyanmasına yol açmıştır.Çiçek sevgisi göçebe yaşamdan günümüze kadar değişik şekillerle yaşayarakgelmiştir. Önceleri insanlar çiçeği doğadan koparttıkları gibi kullanmışlardır.toplumumuzda zamanla İslamın benimsenmesi ile birlikte heykel ve canlılarıresmetmek yasaklanmasından dolayı çiçek, meyva, ağaç, yaprak gibi bitkiler, motifolarak kulanılmaya başlanmıştır.Bitki motiflerini kullanımıyla ayrı bir sanat dalı doğmuş, özellikle çiçeklerleyapılan motifler çeşitli alanlarda, giyim, mezar taşları, çini, baş süslemesi, dokuma,işleme, ahşap, kitap sanatı, top, tüfek v.s. de kullanılmış ve böylelikle çiçek dilioluşmuştur. İnsanlar sözle anlatamadıklarını çiçeklerle, çiçek motifleriyle anlatmayabaşlamıştır.Bu araştırma; Kültürümüzdeki çiçek motiflerinin bazı kullanım alanlarını,hangi çiçeklerin kullanıldığını, ne anlama geldiğini ve üniversitemizin DekoratifSanatlar eğitiminde çiçek motiflerinin hangi derslerde, hangi ürünlerde, ne sıklıktayer aldığını belirtmek amacı ile planlanmıştır.Araştırma yazılı kaynaklardan, müzelerden ve üniversiteden yararlanarakelde edilen veriler uygun başlıklar altında sunulmuştur.Elde edilen örneklerin her birinin fotoğrafları çekilerek bu ürünler bilgiformlarında analiz edildikten sonra çizimleri yapılmış, tablolar halinda geliştirilerekdeğerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırmada müzelerimizde bulunan eserlerde çiçek motiflerinin kullanımyerleri, kullanılan çiçek çeşitleri bakımından incelenerek, geleneksel değerlerinkorunması ve gelecek kuşaklara tanıtılması, günümüz ihtiyaçları doğrultusunda farklıtekniklerle bütünleştirilerek kullanılabilir nitelikte kaliteli ve sanatsal ürünler eldeetme olanaklarının sağlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Trikotaj endüstrisinde çalışan ortaöğretim mezunlarının mesleki yeterliliklerinin belirlenmesi ve yeterliliklere dayalı bir program modeli
Bu araştırma, meslek liseleri düzeyindeki okullarda trikotaj alanı için eğitim programı modeli hazırlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini, Ankara ve İstanbul il merkezlerinde bulunan ve sanayi odalarına bağlı küçük, orta ve büyük ölçekli otuziki triko işletmesi oluşturmaktadır. Örneklem seçilmeden tüm işletmeler araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırma trikotaj sanayinde çalışan uzman kişilerin görüşlerine dayalı olarak hazırlanmıştır. Trikotaj eğitimi program modelinin oluşturulmasında, trikotaj alam için görev gruplarım belirlemek amacıyla uzman kişilere iş analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda "kalıpçı, makineci, overlokçu, remayözcü, stilist ve bilgisiyarcı"dan oluşan altı görev grubu belirlenmiştir. Belirlenen bu görev gruplarının yeterlilik durumlarının önem derecelerinin tespiti ve iş tanımlan için işletmelerdeki konu ile ilgili uzman kişilere "Kalıpçı, Makineci, Overlokçu, Remayözcü, Stilist ve Bilgisayarcı" görev gruplarını içeren anket uygulanmıştır. Toplanan veriler, SPSS paket programından yararlanılarak bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Frekans, yüzde ve aritmetik ortalamaları hesaplanarak tablolaştırılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgu ve yorumlara göre, altı görev grubuyla ilgili mesleki yeterliliklerin büyük çoğunluğunun çok gerekli ve gerekli olduğu ortaya çıkmıştır. Çıkan bu sonuçlar doğrultusunda trikotaj alam için eğitim programının genel yapısı oluşturulmuştur. Program tasarlanırken her bir görev dalı için uzmanlık eğitimi esas alınmış, bununla birlikte farklı bir görev yan dal olarak seçilmiştir. Ayrıca trikotaj eğitimi programı, ilköğretim mezun olanlarına meslek edindirmek amacıyla bir sertifika programı olarak önerilmektedir. Hazırlanan program modelinin uygulanması sonucunda trikotaj eğitimi alanından mezun öğrencilerin istihdam edilmelerinin daha kolay olmasıyla birlikte iş yaşamlarında daha başarılı ve verimli olacakları düşünülmektedir.
Kız meslek liseleri el sanatları bölümünde uygulanan modüler öğretim yaklaşımı ile geleneksel öğretim yaklaşımının karşılaştırılması
ÖZET Bu araştırmada Kız Meslek Liselerinin El Sanatları Bölümündeki Öğretmemerinin programda uyguladıkları derslerin modüler öğretim yaklaşımı ile geleneksel öğretim yaklaşımı hakkındaki görüşlerini karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda elde edilen bulgulardan bazılarının özeti aşağıda verilmiştir. Kız Meslek Liselerinde derse giren öğretmenlerin çoğunluğunu Dekoratif Ürünler ve Çiçek anabilim dalından mezun olan öğretmenler oluşturmaktadır, bu sırayı Nakış anabilim dalı ve dokuma anabilim dalı izlemektedir. Program öğretmenlerinin makine işlemeleri ve deri derslerine girmektedirler. Öğretmenlerin çoğunluğunun 11-15 yıl aralığında görev yaptıkları sonuçlardan anlaşılmaktadır. Öğretmenlerin modüler öğretim yaklaşımı ve geleneksel öğretim yaklaşımı hakkındaki görüşleri alındığında şu sonuçlar ortaya çıkmıştır: Her iki programın da amaçlarının niteliklerini karşılaştırdıklarında modüler öğretim yaklaşımmdaki niteliklerin az yeterli, geleneksel öğretim yaklaşımındaki niteliklerin ise yeterli olduğu görüşünü ifade etmişlerdir. Öğretmenler içerik boyutunda nitelikleri karşılaştırdıklarında modüler öğretim yaklaşmımdaki niteliklerin az yeterli, geleneksel öğretim yaklaşımındaki niteliklerin ise yeterli olduğu belirtmişlerdir. Öğretimin uygulanmasını, karşılaştırdiklannda modüler öğretim yaklaşmımdaki niteliklerin az yeterli, geleneksel öğretim yaklaşmımdaki niteliklerin ise yeterli olduğu ortaya çıkmıştır.Öğretmenler bilgiye dönük değerlendirme boyutunda nitelikleri karşılaşürdıklarmda modüler öğretim yaklaşrrmndaki niteliklerin az yeterli, geleneksel öğretim yaklaşmnndaki niteliklerin ise yeterli olduğu, beceriye dönük değerlendirme boyutunda nitelikleri karşılaştırdıklarında her iki programda da yeterliliğin az olduğunu ifade etmişlerdir. Öretmenler her iki programda da eğitimde sorunlarla karşılaştıklarmı belirtmişlerdir. Bu bulgularla modüler öğretim yaklaşımı ve geleneksel öğretim yaklaşımı karşılaştırdığında, modüler öğretim yaklaşımında problemler olduğunu görülüyor bu nedenle geleneksel öğretim yaklaşımım öğretmenler daha başarılı buluyor.
Sinop-Ayancık Göynek yakaları üzerindeki el işlemelerinin turistik eşyaya uygulanmasına ilişkin hazırlanan öğretim programının etkililiğinin saptanması
ÖZET Bu araştırmada Sinop- Ayancık Göynek Yakalan Üzerine Uygulanan El İşlemelerinin Turistik Eşyaya Uygulanmasına İlişkin Öğretim Programı hazırlanarak etkililiği saptanmıştır. Araştırma üç aşamalı gerçekleşmiştir. Birinci aşamada araştırmacı tarafindan Sinop-Ayancık Göynek Yakalan hakkında alan araştırması yapılmıştır. Sinop ili Ayancık ilçesi ve köylerinde kaynak kişilerle yapılan görüşme sonucunda; kullanılan araç-gereç, renk, desen ve işleme teknikleri saptanarak analizleri yapılmış, Göynek yakalarının fotoğraflan çekilerek katalog oluşturulmuştur. ikinci aşamada öğretim programının hedef ve hedef davranışlar belirlendikten sonra yıllık plan ve ünite planlan hazırlanarak öğretim programı oluşturulmuştur. Bilgi yapraklan ve İşlem yapraklan doğrultusunda ölçme araçları geliştirilmiştir. Bilgi Testi geçerliği için uzman kanısı alınmış, daha sonra 15 kursiyere yapılan test - tekrar test uygulaması ile güvenirlik çalışması yapılmıştır. Süreç Değerlendirme Ölçeği ve Ürün Değerlendirme Ölçeği araştırmacı tarafindan geliştirilerek uzman kanısına başvurulmuştur. Araştırmanın üçüncü aşamasında hazırlanan öğretim programının uygulanmasına geçilmiştir. Bilgi Testi ve Akademik Benlik Kavramı ölçeği kurs başında ön test, kurs sonunda son test olarak uygulanmıştır. Süreç Değerlendirme Ölçeği ve Ürün Değerlendirme Ölçeği kurs boyunca araştırmacı ve iki öğretmen tarafindan gözlem yapılarak değerlendirilmiştir. Süreç Değerlendirme Ölçeği ve Ürün Değerlendirme Ölçeğinden elde edilen verilerin aritmetik ortalaması alınmıştır. Araştırma (evrenini ve örneklemini) programa kayıt yaptıran 10 kursiyer oluşturmuştur. Araştırma programa kayıt yaptıran 10 kursiyer üzerinde gerçekleştirilmiştir.u Araştırma sonucunda elde edilen verilerin çözümlenmesi amacıyla bilgi testi ön test - son test puanlan ile akademik benlik kavramı ölçeği ön test - son test puanlan arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı t testi uygulanarak belirlenmiştir. Kursiyerlerin bilgi testi son test puanlan, akademik benlik kavramı ölçeği son test puanlan, süreç değerlendirme ölçeği puanlan ile ürün değerlendirme ölçeği puanlan arasındaki ilişkiye aşamalı regresyon (stepwise) analizi kullanılarak bakılmıştır. Kursiyerlerin psikomotor davranış puanlarında programdaki amaçlar ölçüt alındığında yüzde 90 ve üstü puanlar tam öğrenme düzeyi, yüzde 70 ve üstü puanlar yeterli öğrenme düzeyi, yüzde 45 ve üstü puanlar da geçerli öğrenme düzeyi olarak kabul edilmiştir. Kursiyerlerin kurs sonunda elde ettikleri becerilerin yaşamda kullanılmasına ilişkin görüşleri, tek tek görüşme yapılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; Sinop ili Ayancık ilçesi ve köylerinde yapılan alan araştırması sonucunda, Ayancık Göynek Yakalarının Oya Yaka, Yüzlü Yaka ve Sökme Yaka olmak üzere üç farklı şekilde, el dokuması Ayancık Keteni üzerine koton iplik kullanılarak ve kasnak kullanılmadan işlendiği saptanmıştır. Kullanılan renkler; siyah (Gara) ve bordo (Gurmuzu) temel renkler olup, san, kırmızı, turuncu (Akün şansı), mavi (Gök), yeşil, pembe (Şeftali çiçeği), mor (Susam göğü) ve beyazdır (Ak). Ayancık Göynek Yakalarında uygulanan işleme teknikleri Kanava, Verev hesap iğnesi, Dırnak, Harem suyu, Ajur (Sökme), Gaytan, Sülüğen ve İğne oyasıdır. Göyneklerin işlemesinde olduğu gibi dikişi de elde yapılmıştır. Temizliğinde ise kül suyu kullanılmıştır.Ill Kursiyerlerin bilgi testi ön test puanlan ile bilgi testi son test puanlan arasında bilgi testi son test puanlan lebine anlamlı bir fark vardır. Kursiyerlerin akademik benlik kavramı ölçeği ön test puanlan ile akademik benlik kavramı ölçeği son test puanlan arasında anlamlı bir fark yoktur. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan ürün puanlarım bağımsız değişkenlerden bilişsel alana ilişkin puanlar anlamlı olarak yordamış, diğer değişkenler akademik benlik kavramı ölçeği ve süreç değerlendirme ölçeğinden elde edilen puanlar anlamlı çıkmamıştır. Psikomotor davranış puanlarına göre; kursiyerlerin % 70'i tam öğrenme düzeyine, % 30'u yeterli öğrenme düzeyine ulaşmışlardır. Kurs sonunda elde ettikleri becerilerin yaşamda kullanılmasına ilişkin en sık tekrar edilen görüş ekonomik katkı sağladığı görüşüdür.
Sakarya ili bitkisel örücülük ürünleri üzerine bir araştırma
ÖZET Araştırma; Sakarya İli bitkisel örücülüğünün günümüzdeki durumunu, bitkisel örücülüğün tarihçesini, kullanılan hammaddeleri, kullanım özelliklerini elde edilmelerini kullanılan araç gereçleri, hammaddelerin hazırlanmasını, oluşturulan ürünleri ve üretim tekniklerini tespit etmek amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Ayrıca, bitkisel örücülükte kullanılan tekniklerde araştırma kapsamındadır. Araştırmanın materyalini; bitkisel örücülük ile ilgili literatür taranmasından elde edilen bilgiler, Adapazarı İl Merkezinde bitkisel örücülük ile uğraşan bireyler ve bu bireylerce üretilen ürünler oluşturulmuştur. Araştırmanın sonuçları şöyle özetlenebilir; Sakarya İli'nde bitkisel örücülükte söğüt ve fındık ağacının genç, düzgün, yaş ve ham dalları kullanılmaktadır. Bitkisel örücülük hammaddelerinin hazırlanmasında ve üretim tekniklerinde; kargaburnu, çekiç, biz, kerpeten, bıçak, makas, testere, törpü ve balta kullanılmaktadır. Fındık genelde ürünlerin iskeletlerinde nadiren de örgüde, söğüt ise örgüde kullanılmaktadır. Sakarya İli'nde ana gereç olarak kullanılan söğüt çubuklarının, ortalama uzunluğu 25.30 cm, ortalama inceliği dip bölümünde 46.13 mm, orta bölümünde 31.07 mm'dir. Eğme etkisine karşı ise söğüt çubuğu yüksek dayanım vermiş ve % 5'lik NaOH çözeltisi ile işlem gören söğüt dayanımında düşme görülmüştür. Sakarya İli'nde üretilen bitkisel örücülük ürün çeşitleri olarak; ekmek sepeti, meyve sepeti, patates-soğan sepeti, servis sepeti, bebek yatağı, çocuk çantası, bebek koltuğu, sehpa, abajur, gazetelik, şişelik, dekoratif sepetler, ayakkabılık, telefonluk, sandık, saksılık, çerçeve, şapka, çamaşır sepeti, hayvan sepeti, nişan sepeti, piknik sepeti, kuş kafesi, tabure, bisiklet sepeti ve koltuk tespit edilmiştir. Yörede; ürünlerin örülmesinde yuvarlak veya oval başlama ve bir alt bir üst tekniğinde tabanla başlanmakta, bazen de kontrplak taban olarak seçilmiştir. Gövde de en çok tekleme tekniği, kenar temizliklerinde ise en çok üçlü düz örgü kullanılmaktadır.Bireyler ördükleri ürünlerde sipariş olursa vernik veya boya kullanmakta, istek olmadığı taktirde doğal bırakılmaktadır. Ürünler sipariş üzerine çalışılmakta ve bireyler elde ettikleri geliri aile ekonomisine ek katkı olarak kullanmaktadırlar. Bitkisel örücülük ürünleri taşınma ve kolay temizlenme özelliğinden dolayı dayanıklı, kullanışlı ve geniş kullanım alanına sahiptir. Hammaddelerin, boş iş gücünün değerlendirilebilmesi ve ekonomiye katkısı olan bitkisel örücülük, her yaşta, her cinste ve öğrenim düzeyindeki bireylerin yapabileceği, zevkli uğraş haline getirilebileceği ve sempati duyularak kullanılan el sanatı olma özelliğine de sahiptir. Günümüz kullanım alanlarına uygun tasarlanmış olan ürünler Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi El Sanatları Eğitimi Bölümü Bitkisel Örücülük Atölyesinde oluşturulmuştur. Bu ürünler tasarım aşamasından yapım aşamasına kadar öğrencilerin ve araştırmacının bitkisel örücülük konusunda aldıkları eğitim sonucunda ortaya çıkartılmıştır. Çeşitli bitkisel örücülük teknikleri, değişik malzemeler kullanılarak oluşturulmuştur. Ayrıca; araştırmacı yaptığı literatür taraması, görüşme tekniği ve bilgi formları doğrultusunda ürün tasarlamış, değişik malzeme ve teknikler ile ürünleri oluşturmuştur.
Bursa yöresinde ve müzesinde bulunabilen tığ örgüsü para, saat ve tütün keseleri üzerine bir araştırma ve yeni tasarımlar
Teknolojinin gelişmesiyle hızla artan şehirleşme, sanayileşme olgusu sosyal ve kültürel değişmeleri beraberinde getirerek, geleneksel Türk kültür ünde önemli değişikliklere yol açmıştır. Bu sebeple de ulusal kültür değerlerimiz, zengin tarihi geçmişimiz ve el sanatlarımız da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. El örgüsü keselerimizin teknolojiye yenik düşüp yerini cüzdan ve çantalara bıraktığı, kese konusunda çok az sayıda araştırmaya rastlandığı ve yeteri derecede kaynak oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu araştırma, Bursa yöresinde ve müzesinde bulunabilen tığ örgüsü para, saat ve tütün keselerinin özelliklerinin ortaya konulması ve elde edilen sonuçlardan çeşitli şekillerde yararlanılması, tekrar kullanımı ve önemi, amaçları doğrultusunda planlanmış ve yürütülmüştür. Altı bölümden oluşturulan araştırmanın birinci bölümünde, konunun tanımı, seçiminin önemi, araştırmanın amacı, sınırlılığı ile materyal ve yöntem hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, konu ile ilgili literatür özeti tarih sırasına göre özetlenerek sunulmuştur. Üçüncü bölümde, literatürden elde edilen bilgiler doğrultusunda, araştırmanın yapıldığı bölgenin tarihçesi, coğrafi durumu, ekonomik, sosyal yapısı ve kültürel etkinlikleri ile örgü ve kese hakkında genel bilgilere yer verilmiş, örgünün tanımı ve önemi, sınıflandırılması ile keseler, kesenin tanımı ve tarihçesi, kesenin çeşitleri, keselerde kullanılan renkler, konular ve kompozisyonlar genel olarak verilmiştir. Dördüncü bölümde, bulgular ve yorum adı altında, araştırma yöresinde tespit edilen tığ örgüsü kese bölümleri, formlar, boyutlar, kullanılan araç- gereçler, teknikler, renkler, bezeme konuları ve kompozisyonlar ile ilgili bilgiler verilerek, tablolar oluşturulmuş ve elde edilen veriler değerlendirilmiştir.Beşinci bölümde, Bursa yöresinde ve müzesinde yapılan araştırmada tespit edilen tığ örgüsü keseler, tek tek ele alınmış örneklerin form, boyut, kullanılan araç-gereç, teknik, renk, konu ve kompozisyon özelliklerini içeren gözlem formlarına, fotoğraflarına ve 1/1 çizimlerine yer verilmiştir. Altıncı bölümde ise, konu ile ilgili genel sonuçlar açıklanmış, elde edilen sonuçlar doğrultusunda gerekli öneriler sunulmuştur. Araştırma sırasında faydalanılan kaynaklar ise, kaynakça adı altında verilmiştir. Ekler kısmında, yörede uygulanan görüşme formu ve kese için hazırlanan gözlem fişi örneği sunulmuştur. Ayrıca, araştırmanın uygulamalı bölümünde, yöreden elde edilen keselerden esinlenerek günümüz modasına uygun yeni tasarımlar, uygulamalar, kalıpları ve çizimleri yer almaktadır.
Ankara İş ve İşçi Bulma Kurumu Mesleki Rehabilitasyon Merkezinde iğne oyası ile uğraşan özürlüler üzerine bir araştırma
El sanatlarından biri olan örücülük sanatı, kadınlarımız tarafından yapılan bir sanat koludur. Bu sanatın en güzel örneklerinden birisini oyalar meydana getirmektedir. Oya çeşitlerinden olan iğne oyalan; üst üste ilmeklerin düğümlenmesi sonucu iki veya üç boyutlu olarak çalışılan örgü sanatıdır. Anadolu'nun hemen her yöresinde iğne oyası yapan kadın ve genç kızlarımızın sayısı oldukça fazladır. Bir çok yöremizde genç kızlarımıza beceri kazandırmanın temeli olarak örücülük teknikleri öğretilmektedir. Bunlar arasında duygu ve düşüncelerini iğne oyalan ile ifade eden eğitim alan özürlü genç kızlarımızda bulunmaktadır. Doğuştan ya da sonradan olma nedenlerle oluşan organ yokluğu veya bozukluğuna uğrayıp normal yaşama gereklerine uymayan bireylere özürlü denir. Özürlü bireylerin durumlarındaki olağan dışı ayrılıklar nedeni ile özel eğitim hizmetlerine ve rehabilitasyon gibi destek servislerine ihtiyaçları vardır. Bu eğitim özür çeşitlerine göre farklılıklar göstermektedir. Zihinsel ve işitme engelli bireyler için özel eğitim uygulaması gerekirken ortopedik özürlü bireyler normal eğitim kurumlarından yararlanabil mektedir. Ülkemizde aktif yaş grubu içinde yer alan genç özürlüleri üretici kılmak, topluma uyumunu kolaylaştırmak, kendilerine nitelik kazandırmak ve tedavilerini sağlamak amacıyla ortopedik özürlülere yönelik ilk ve örnek eğitim kurumu olan İş ve İşçi Bulma Kurumu Mesleki Rehabilitasyon Merkezi 1991'de Ankara'da faaliyete geçmiştir. Merkezde trikotaj, konfeksiyon, gümüş işleme, seramik, dekoratif ev eşyaları-çiçek ve iğne oyalan atelyelerinde özürlülere mesleki eğitim verilmeye başlanmıştır. Araştırma, özürlü bireyler tarafından yaplan iğne oyalarının araç, gereç, teknik, kompozisyon özelliklerini ve kullanım yerlerini belirlemek; özürlülerin el sanatlarına olan ilgileri, bedensel gelişimlerine ve ekonomik durumlarına olan katkılan yönünden incelenerek bilimsel bir döküm hazırlamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür.İğne oyası eğitimi alan birey sayısı az olduğu için ayrıca bir örneklem grup seçilmemiş, bu eğitimi alan bireylerin tamamı olan 40 özürlü bireye anket uygulanıp elde edilen bilgilerin istatistiksel işlemleri yapılmış ve yorumlarıyla birlikte tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre bireylerin çoğunlukla; genç ve bekar ilköğretim mezunu doğuştan ortopedik özürlü oldukları, kişisel ihtiyaçlarına yönelik zorlanmadan yaptıkları iğne oyası modellerinin yapılmış ürünlerden, kitaplardan çıkardıkları, renk sınırlamasının olmadığı, perakende satışlardan elde edilen gelirden memnun oldukları ve böylece meslek öğrenmek için geldikleri merkezde amaçlarını gerçekleştirdikleri tesbit edilmiştir. Bireylerin yapmış olduğu 30 adet iğne oyalı ürünün fotoğrafı çekilerek ürünlere ait bilgiler hazırlanan bilgi formlarına işlenmiştir. Bu verilere göre ürünlerin çeşitlerine, ebatlarına, renklerine, konu ve kompozisyonlara ait bilgiler döküm tablosu halinde verilerek yorumlanmıştır. Mesleki Rehabilitasyon Merkezinde özürlüler tarafından yapılan iğne oyalı ürünlerde araç olarak iğne, gereç olarak sentetik iplik kullanılmaktadır. Kullanılan teknikler ise, kök, zürafa, fiskil, kirpik, boru ve bıyıktır. İğne oyalarında yoğun olarak, geometrik bezemeler kullanılmakta, bunu sıra ile bitkisel, nesneli, sembolik ve figürlü bezemeler izlemektedir. Oyalarda beyaz, krem, yeşilin tonları, yavru ağzı, pembe tonları, mor, bordo, kırmızı tonları, siyah, turuncu, san, kahve tonları ve mavi renkler kullanılmıştır. Birinci sırada yeşilin tonları yer almaktadır. Oyalardaki kompozisyon özelliği incelendiğinde ise sırasıyla, ana-ara motifin atlamalı ve bağlantılı, ana motifin bağlantılı ve atlamalı sıralanmasıyla oluşturulan kompozisyonlar kullanılmıştır. İğne oyalan sırasıyla yazma, fular, sehpa örtüsü, saç bağı, mevlit örtüsü, yastık kılıfı ve mendil gibi çeşitli kullanım amaçlı ürünler üzerine uygulanmıştır.Sonuç olarak, yapılan incelemeler ve elde edilen bulgulara göre hem elsanatlarına katkıda bulunmak hem de özürlü bireylerin eğitim, rehabilitasyon, beceri kazandırma ve iş edindirilmeleri için bu amaçlara yönelik tek okul olarak hizmet veren İ.İ.B.K. Mesleki Rehabilitasyon Merkezi'nin sayısının arttırılması gerektiğini söylemek mümkündür.
Konya ili Seydişehir ilçesinde yapılmakta olan boncuk oyaları üzerine bir araştırma
El Sanatları tabiat şartlarına bağlı olarak insanların ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkmış, değişen zevk ve isteklere göre de gelişmiş ve en zengin, en güzel örneklerin meydana gelmesini sağlamıştır. El sanatları bir toplumun devamlılığını sağlayan kültürel ürünlerdir. Bu ürünler ülkenin en canlı somut örneklerini oluştururken geçmişten geleceğe köprü olmuş geçmişin gizemli ve merak konusu olan yaşam tarzını öğrenmemizde önemli belge niteliği taşımışlardır. El sanatlarımızın ince ve zarif örneklerinden olan oyalar Türk danteli olarak adlandırılmakta, böylesi zenginliğe başka bir yerde rastlanmamaktadır. Oyalarımız süsleme ve süslenme ihtiyacıyla doğmuş, halk arasında bilenen mesaj niteliğindeki özellikleriyle de sözsüz iletişim aracı olmuşlarıdır. Oya, iğne, tığ, mekik, firkete gibi basit araçlarla, farklı cinslerde ipliklerle ve gereçlerle uygulanan farklı tekniklerle yapılmakta ve kendi arasında araca ve gerece göre sınıflandırılmaktadır. Anadolu, oya yönünden çok zengin bir kaynağı oluşturmaktadır. Hangi bölgeye, nereye gitsek, karşımıza her türden oya örnekleri çıkmaktadır. Araştırma ve belgeleme özelliği taşıyan bu çalışmayla, Konya ili Seydişehir ilçesinde yapılmakta olan boncuk oyaları konu olarak belirlenmiştir. Çalışma altı bölümden oluşarak ekler bölümünde yer alan tasarım çalışmaları ve uygulamalarla tamamlanmıştır. Araştırmanın I. Bölümünde, el sanatları oya hakkında kısa bilginin verildiği giriş kısmı yer almaktadır. Bu bölümde ayrıca, araştırma konusuyla ilgili; konunun tanımı, konu seçiminin önemi, araştırmanın amacı, araştırmanın sınırlılığı, materyal ve yöntem hakkında bilgiler verilmiştir. II. bölümde yapılan araştırma konusu ve yöre ile ilgili elde edilen literatür bilgilerinin kısa kısa özetleri yer almaktadır. Literatürden elde edilen bilgilerin yer aldığı III. bölümde Konya ili ve Seydişehir ilçesi hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca araştırma konusu oyalar294 hakkında genel bilgi, tanımı, tarihçesi, Türk kültüründeki yeri ve önemi, boncuk oyası ve sınıflandırılması, kullanılan araç ve gereçler, gibi başlıklar altındaki literatür bilgilen de bu bölümde yer almaktadır. IV. Bölüm bulgular ve yorum kısmından oluşmaktadır. Bu bölümde bire bir görüşmeyle yöreden elde edilen bilgiler verilmektedir. Seydişehir kültüründe el sanatları ve oyanın yeri, araştırma konusu boncuk oyalarında kullanılan araç ve gereçler, uygulanan teknikler, kullanılan renkler, motifler, kompozisyon özellikleri, boyutları gibi özellikler bu bölümde verilmiş ve tablolaştırılarak, değerlendirilmeleri yapılmıştır.. Yörede yapılan araştırmayla tespit edilen oya örnekleri sistematik bir düzende yerleştirilerek, tespit edilen örnek bilgilerinin ve çizimlerinin yer aldığı gözlem fişleri V. Bölümde yer almıştır. VI. Bölümde araştırmada varılan sonuç ve yargı ve öneri yer alırken, kaynakça kısmında yer alan yazılı ve sözlü kaynaklar alfabetik bir düzende verilmiştir. Araştırmayla ilgili, yörede verilerin toplanmasında kullanılan gözlem fişi örneği, görüşme formu örneği, yapılan yeni tasarımlar ve uygulanan üç ürüne ait, ürün tanıtım kartları da ekler kısmında yer almaktadır.
Kız meslek lisesi el sanatları bölümü son sınıf öğrencilerinin okul-sanayi işbirliği kapsamında işletmelerde beceri eğitiminde karşılaştıkları sorunlar, nedenleri ve çözüm önerileri
Bu araştırmanın amacı, Kız Meslek Lisesi El Sanatları bölümü son sınıf öğrencilerinin okul-sanayi işbirliği kapsamında işletmelerde beceri eğitiminde karşılaştıkları sorunları, nedenlerini ve çözüm önerilerini belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır. 1. Araştırma kapsamına giren Kız Meslek Lisesi El Sanatları Bölümü koordinatör öğretmenleri ve son sınıf öğrencilerine ilişkin kişisel nitelikler nelerdir? 2. Kız Meslek Lisesi El Sanatları bölümü öğrencilerinin işletmelerde beceri eğitiminde karşılaştıkları sorunlara ilişkin El Sanatları bölümü koordinatör öğretmenleri ve son sınıf öğrencilerinin görüşleri nelerdir? 3. El Sanatları bölümü koordinatör öğretmenleri ve son sınıf öğrencilerinin görüşlerine göre öğrencilerin işletmelerde beceri eğitiminde karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir fark var mıdır? 4. Kız Meslek Lisesi El Sanatları bölümü öğrencilerinin işletmeler de beceri eğitiminde karşılaştıkları sorunların nedenlerine ilişkin El Sanatları bölümü koordinatör öğretmenleri ve son sınıf öğrencilerinin görüşleri nelerdir? 5. Kız Meslek Lisesi El Sanatları bölümü öğrencilerinin işletmelerde beceri eğitiminde karşılaştıkları sorunların çözüm yollarına ilişkin El Sanatları bölümü koordinatör öğretmenleri ve son sınıf öğrencilerinin görüşleri nelerdir? Araştırmanın çalışma evrenini Ankara il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Kız Meslek Liselerinde görevli El Sanatları koordinatör öğretmenleri ve 1997-1998 öğretim yılında bu okullarda öğrenim görmekte olan El Sanatları bölümü son sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı, Kız Teknik öğretim Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre; Ankara il merkezinde bulunan KML. El Sanatları Bölümünden90 işletmeye öğrenci gönderen 6 okul olduğu anlaşılmıştır. Bu eğitim kurumlarında görevli El Sanatları bölümü koordinatör öğretmenlerinin sayısının yaklaşık 50 olduğu, işletmede beceri eğitimine katılan öğrenci sayısının tamamının ise 87 olduğu saptanmıştır. Bu durumda okul, koordinatör öğretmen ve öğrencilerin tümü araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anket formları (form I koordinatör öğretmenlere) (Form II beceri eğitimine katılan öğrencilere) araştırmacı tarafından uygulanarak denenmiş ve daha sonra üzerinde güvenirlik çalışması kapsamında öğrencilerin işletmede karşılaştıkları sorunlara ilişkin, dereceleme ölçeği halinde hazırlanan 39 soru üzerinde analiz yapılmış ve anketin tümü için Cronbh Alpha katsayısı.8559 olarak bulunmuştur. Anket formları 50 El Sanatları bölümü koordinatör öğretmenleri ve El Sanatları bölümü son sınıf öğrencilerinden beceri eğitimine katılan 87 öğrenciye uygulanmıştır. Verilerin analizi bilgisayar ortamında SPSS paket programı ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarının yorumlanmasında; aritmetik ortalama, standart sapma, frekans dağılımları, yüzde oranlan ve Mestinden yararlanılmıştır, /-testi anlamlılık düzeyi.05 olarak benimsenmiştir. Araştırmada aşağıdaki bulgular elde edilmiştir; Araştırma kapsamına giren koordinatör öğretmenlerin yansından çoğu 8-1 1 yıl ve 16 ve daha fazla yıl öğretmenlik görevini sürdürdükleri görülmektedir. Bu öğretmenlerin 2/3 'e yakın çoğunluğunun ise 4 yıllık fakülte mezunu olduklan anlaşılmaktadır. Koordinatör öğretmenlerin %50'sinin Dekoratif Eşyalar ve Çiçek Öğretmenliği bölümünden mezun olduklan ve bu öğretmenlerin %74'ünün geçmiş yıllarda koordinatör öğretmenlik görevini yaptıkları, %26'sının ise halen bu görevi yürüttüğü belirlenmiştir. Koordinatör öğretmenlerin yarıdan fazlasının bu görevleri ile ilgili olarak her hangi bir hizmet içi eğitim kursu almadıkları ve sırasıyla; işyerindeki eğitimin planlanması, okul, işyeri ve öğrenci arasındaki koordinasyonun sağlanması, işyerinin belirlenmesinde dikkate alınacak ölçütlerin açıklanması, öğrencilerin değerlendirmesi konusunda hizmet içi eğitime ihtiyaç duyduklan anlaşılmıştır.91 Öğrencilerin yarrya yakın bir kısmının trikotaj atölyesinde, %31'inin ise deri atölyesinde beceri eğitimi yaptıkları belirlenmiştir. İşletmeyi seçme konusunda, koordinatör öğretmenlerin yönlendirmesi sonucunda daha Az sorunla karşılaştıklar, okul yönetiminin yönlendirdiği durumlarda Orta derecede sorunla karşılaşıldığı anlaşılmıştır. İletişim konusunda, işyeri yöneticisine ve usta öğreticiye sorunlarım götürülmede ve dolayısıyla gerekli yardımı alınmada Orta derecede sorunla karşılaşıldığı belirlenmiştir. Alanla ilgili becerilerin işyerinde pekiştirilmesi, eksik bilgilerin tamamlanması konusunda Orta derecede sorunla karşılaşıldığı anlaşılmıştır. İşyerinin bulunduğu çevrede öğrencilerin rahatlıkla hareket edebilmeleri ile ilgili Orta derecede sorun olduğu ve giysi konusunda da Orta derecede sorun yaşandığı belirlenmiştir. İşyerlerinde temizlik ve bakıma yeterince önem verilmesi konusunda Orta derecesinde, havalandırma, aydınlatma ve ısıtma konularında da Orta derecede sorun yaşandığı belirlenmiştir. İş kazalarına ve işyeri çalışanlarının sağlığı ile ilgili olarak Orta derecede sorun olduğu saptanmıştır. İşyeri ortamından memnun olma ve bu işyerinde çalışmayı düşünme konusunda da Orta derecede sorun olduğu belirlenmiştir. Beceri eğitiminde karşılaşılan sorunların nedenleri olarak koordinatör öğretmenler, her bir program alanına hitap eden işyerinin olmaması (48), alanda yetersiz öğrencilerin işletmeye gönderilmesi (31), işyeri sahiplerinin makinelere zarar verileceği kaygısıyla makineleri kullandırmak istememeleri beceri eğitiminin amacına ulaşmasında soruna neden olmaktadır (48). Okuldaki araç-gereçlerle işyerindekiler arasında fark olması (37), işyerinin çalışma saatleri kurallarına uymaması (33), ödenen ücretlerin yetersiz olması (37), şeklinde sıralanırken, öğrenciler ise; sorunların nedenlerine ilişkin öğrenci görüşleri ise; işyeri yöneticilerinin üretimin aksayacağı kaygısı taşıması (32), alanla ilgili makine, araç ve gereçlerin bozulabileceği düşüncesi (42), işyerinin uzak olması (33), ücretlerin yetersiz olması veya bazen hiç ödenmemesi ya da eksik ödenmemesi(47) olarak sıralamışlardır. Çözüm yollarına ilişkin koordinatör öğretmenler; öğrencilerin işletmelerde alan dışı işlerde çalıştınlmamalannın sağlanmasını (32), işyerlerindeki makine, araç ve92 gerecin kullanılmasına izin verilmesini (37) ve ücretlerin artırılmasını (43) önerirken, öğrenciler ise; beceri eğitimi ile ilgili olarak gereken bilgilerin önceden verilmesi (37), işyerinde yapılacak uygulamalar tanıtılması, bu konuda gerekli rehberliğin yapılması (33), makine araç ve gereçlerin kullanımına izin verilmesi (32), Cumartesi ve Pazar günleri çalışma olmaması (36) ve ücretlerin iyileştirilmesini (41) önerilmişlerdir. Araştırmanın sonucunda, elde edilen bulgular doğrultusunda; işletmenin seçiminde koordinatör öğretmen ve öğrencinin ortak karar vermesi, koordinatör öğretmenlere izleyebilecekleri kadar öğrencinin verilmesi, öğrencilere yeterli düzeyde rehberlik edilmesi, usta öğreticilerin eğitimden geçirilmesi, modern işyerlerinin beceri eğitimi için tercih edilmesi, öğrencilere ödenen ücretin artırılması gibi öneriler geliştirilmiştir.
Konya ili antikacılarında bulunan hesap işi ürünleri ve özellikleri
Bu araştırmanın amacı, Konya İli antikacılarında bulunan Hesap işi işlemelerinin; boyutları, kullanılan gereçleri, teknikleri, renkleri, konulan ve kompozisyon özelliklerini saptamak ve bunların düzenli bir şekilde belgelendirilmesi, ayrıca desenlerinin çizilmesi ile desen katalogu oluşturulmasıdır. Araştırmanın örneklemi; Konya'da faaliyet gösteren antika alım ve satımı yapan, büyük üç antikacıdan oluşmuştur. Araştırmacı tarafından geliştirilen gözlem formuna göre Hesap İşlerinin özellikleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre; Konya İli antikacılarında bulunan Hesap İşlerinin Türk İşleme Sanatı' na ait renk, teknik, araç-gereç, desen, kompozisyon özellikleri belirlenmiştir. İncelenen Hesap İşi işleme örneklerinin çoğunluğunun dikdörtgen şeklinde olduğu, bunlara peşkir denildiği, çok az sayıda kare şeklinde olanlarına da çevre denildiği saptanmıştır. Zeminde kullanılan kumaş cinsleri; ipekli ve pamuklu dokumalar olarak tespit edilmiştir. İşlemede kullanılan iplik cinsleri; ipek ipliği, pamuk ipliği yanısıra gümüş ve altın sim sırma, altın ve gümüş yassı tel gibi madensel menşeili iplikler olduğu, işlemede kullanılan tekniklerin ise; düz hesap iğnesi, verev hesap iğnesi, antika, ciğerdeldi, gözeme, Bartın tel kırma puanları, Düz pesent, verev sarma, kanava puanları, balık sırtı, verev pesent, şekilli susma, hasır iğne, düz sarma, civan kaşı, kesme-çekme ajur oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca bu örneklerin kenar temizleme teknikleri; rişliyö, zürafa, takma saçak, çekme saçak, kumaş ipliklerinin çekilmesi, bükme saçak, elde ve makinada baskı dikişi, tığ oyası yaparak ve dikerek, antika, püskül ve hazır harç dikerek gibi çeşitleri olduğu saptanmıştır.Kullanılan bütün bu tekniklerin, aslına uygun, doğru teknik özellikleri ile uygulandığı tespit edilmiştir. İncelenen örneklerde kullanılan renkler; ana (kırmızı, sarı, mavi) ve ara (turuncu, yeşil, mor) renkler, nötr (siyah, gri) renkler ve kahverengi olarak ele alınmıştır. Bu renkler çeşitli açık ve koyu tonları ile kullanılmış ve işlemeler oluşturulmuştur. örneklerde tespit edilen konular şunlardır; Bitkisel, Figürlü, Nesneli, Geometrik bezemelerdir. İncelenen Hesap işlerinde; düzgün tekrarlama, atlamalı tekrarlama, bağlantılı tekrarlama, simetrik gibi çeşitli tekrarlama kompozisyon kuralları tespit edilmiştir,
Bursa'ya özgü el dokusu havlu, peşkir ve peştemaller
Where sizes of towels, napkins and waist - clothes are studied, it is observed that towels are grouped into two sizes as bath and hand towels while napkins and waist- clothes are of one size. Size of bath towels is 9D x 15D cm, hand towels 50 x 135 cm, napkins 5D x 135 cm, and waist-clothes 100 x 150 cm. Average weft density of Bursa Handwoven towels is 20 per cm, and warp density 22 per cm. Other weft and warp densities are respectively 20 and 21 per cm. In the case of waist - clothes and 19 cm. each in the case of napkins. Of the towels that have been studied, the newest ones are 30 to U0 years old and the oldest 90 to 100 years old. The newest napkin was woven kQ or 50 years ago, the oldest 110 or 120 years ago. Most of the waist - clothes are recent products while one is 90 or 100 years old and two, called "futa", date back to 120 or 140 years earlier. The weaving techniques used are fustian and loop in the case of handwoven towels, bezayağı in napkins, and fustian and jacquard in waist - clothes. Thirteen of the fourteen towels and twenty-two of the twent-nine napkins that were studied are hand - embroidered while there is no embroidery on the waist - clothes. In the embroidered towels the technique most frequently used is winding whereas in the napkins it is perforation. The towels and waist - clothes are trimmed with a fringe while napkins are without fringe. In fringe trimmed towels and waist - clothes, fringes are mostly twinsted - knotted - tied. A kind of hemming stitch is used in the case of napkins trimmed without fringe. All of the waist - clothes and kb % of the napkins286 contain compozitions formed by colour - fabric effect. 92 % the towels and 50 % of the napkins have striped composition in the weft direction. Compositions on the touiel embroidery have an uninter rupted sequence while those on the napkins have an inter rupted sequence. In both composition types there are arrange ments in the form of wide and narrow borders. Those towels which have compositions in trimmings, are mostly characterized by compositions formed by the repetition of one or more patterns. In the case of towel fabrics, patterns are generally geometrical and waist - clothes generally naturalistic. The towel and waist consists of floral design. clothe embroidery mostly The fabric of the towels, napkins and waist - clothes is made of cotton yarn and their embroidery is of silk thread. The jacquard hand loom operated by a firm, which was examined in the city of Bursa and on which handwoven towels, napkins and waist - clothes can be woven, is representative of the handwoven products of Bursa. On this loom, installed for economic and touristic purposes, products similar to those studied are woven.285 Where sizes of towels, napkins and waist - clothes are studied, it is observed that towels are grouped into two sizes as bath and hand towels while napkins and waist- clothes are of one size. Size of bath towels is 9D x 15D cm, hand towels 50 x 135 cm, napkins 5D x 135 cm, and waist-clothes 100 x 150 cm. Average weft density of Bursa Handwoven towels is 20 per cm, and warp density 22 per cm. Other weft and warp densities are respectively 20 and 21 per cm. In the case of waist - clothes and 19 cm. each in the case of napkins. Of the towels that have been studied, the newest ones are 30 to U0 years old and the oldest 90 to 100 years old. The newest napkin was woven kQ or 50 years ago, the oldest 110 or 120 years ago. Most of the waist - clothes are recent products while one is 90 or 100 years old and two, called "futa", date back to 120 or 140 years earlier. The weaving techniques used are fustian and loop in the case of handwoven towels, bezayağı in napkins, and fustian and jacquard in waist - clothes. Thirteen of the fourteen towels and twenty-two of the twent-nine napkins that were studied are hand - embroidered while there is no embroidery on the waist - clothes. In the embroidered towels the technique most frequently used is winding whereas in the napkins it is perforation. The towels and waist - clothes are trimmed with a fringe while napkins are without fringe. In fringe trimmed towels and waist - clothes, fringes are mostly twinsted - knotted - tied. A kind of hemming stitch is used in the case of napkins trimmed without fringe. All of the waist - clothes and kb % of the napkins
Ankara ili piyasalarında bulunan dekoratif deri ev ve giyim aksesuarları üzerine bir araştırma
Araştırmanın amacı Ankara il merkezinde pazarlanan dekoratif deri ürünlerini çeşit, teknik, sanat, kullanım yeri ve kalite açısından incelemek; belirlenen bu özelliklerin tüketici tercihlerinde sosyo-kültürel ve ekonomik açıdan etkili olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu bulguları özel ve kamu kuruluşları, dernekler tüketici ve üreticilerin bilgisine sunmak, ayrıca Fakültemizde yer alan deri dersi programlarının gelişmesine katkıda bulunması düşünülmektedir. Ankara il merkezinde yapılan araştırma dekoratif deri ev ve giyim aksesuarı üzerine çalışan 20 satış yeri ile sınırlandırılmıştır. Bu satış yerlerinden tespit edilen 43 adet ev aksesuarı, 42 adet giyim aksesuarı olmak üzere toplam 85 ürün incelenmiştir. Ayrıca satış yeri sahiplerine uygulanan anketle piyasada bulunan deri ürün çeşitleri tüketici kesimin ürünlerde aradığı özellikler ürünlerin satışını etkileyen faktörler vb konularda bilgiler edinilmiştir. Deri ürünlerin ayrı ayrı fotoğrafları çekilmiş, çeşit, teknik, renk, motif, kompozisyon, kullanım yeri ve kalitesi açısından incelenmiştir. Dekoratif deri ev ve giyim aksesuarları fonksiyonelliğinin yanısıra dekorasyonda ve giyime yönelik yeni kullanım alanları bulunması ve bunun yanısıra turistik özelliğe sahip olmasıyla birlikte pazar durumunu olumlu yönde etkilemektedir.Dekoratif deri ev aksesuarları olarak çerçeve, pano, kalemlik gibi ürünler, giyim aksesuarı olarak da başta çanta ve kemer olmak üzere sigaralık, para cüzdanı gibi ürünler tüketiciler tarafından tercih edilen ve piyasada en çok bulunan ürün çeşididir. ?t Bu ürünlerde en çok kullanılan malzeme kösele sırım ve deridir. Deri ürünlerin yüzey süslemelerinde toplam 11 adet teknik kullanılmaktadır. Bunlar aplike, kabartma, oyma, gömme, keserek işleme, linol işleme, ıslatarak şekil verme, işleme, dikiş, baskı ve boyama teknikleridir. Ürünlerde en çok kullanılan renk kahverengi tonlarıdır. Bununla birlikte köselenin doğal rengi, yeşil, siyah, beyaz da yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu ürünlerin renklendirilmesinde ise en çok anilin boya tercih edilmektedir. Dekoratif deri ürünlerinde yoğun olarak geometrik motifler kullanılmaktadır. Bununla birlikte kullanım yerlerine göre değişen bitkisel, hayvansal, soyut, mask vb şekillerden oluşturulan kompozisyonlar da mevcuttur.
El örgüsü çorapların teknik desen renk ve kullanım özellikleri
İnsanlar genellikle asil işlerinden arta kalan zamanlarında çevrede buldukları hammaddeden yararlanarak zamanlarını değerlendirmiş ve ihtiyaçlarım gidermiş aynı zamanda ek gelir sağlamışlardır. Duygu ve düşüncelerim de yansıtmak amacıyla yapmış olduktan yoğun emek, yaratıcılık gücü isteyen, basit araç ve gereçlerle yapılabilen uğraşı olarakta çorap örücülüğünü yapmışlardır. Araştırma, geleneksel örgülerin özelliğini yansıtan el örgüsü çoraplardan günümüze kadar ulaşabilen ve günümüzde yapılan örneklerini tespit etmek, belgelemek, araç, gereç, teknik, desen, motif kompozisyon açısından özelliklerini belirlemek, bilimsel bir doküman hazırlamak, giderek kaybolan el örgüsü çoraplara yeniden işlerlik kazandıracak kullanım alanları kazandırmak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma yöresi olarak; Konya ili Merkez, Akşehir, Beyşehir, Ilgın, Hüyük, Meram, Yunak, Derbent, Sille ilçeleri ve bunlara bağlı bazı köyler ile Konya Etnografya Müzesi, Koyunoğlu Müzesi ve özel koüeksiyon alınmıştır. Yörelerden çeşitli sayılarda (Çizelge 1) toplam 200 adet geleneksel özellikte ürün üzerinde çalışılmıştır. Bu ürünlere ait bilgiler fotoğrafları ile bilgi formları halinde sunulmuştur. Ayrıca geliştirilen iki çeşit anket yörelerde el örgüsü çorap ören ve el örgüsü çorap kullanan, bireylere uygulanmıştır. Araştırma yörelerinde el örgüsü çorap yapımında kullanılan araç ve gereçlerde tespit edilmiştir. Yörelerde uygulanan anketlerin istatistiksel işlemleri yapılmış, çizelgeler haline getirilmiş ve yorumlan yapılmıştır. El örgüsü çorapların ayn ayn fotograflan çekilmiş; bütün yüzey olmak üzere her çorabın aynı boyuüannda desen özelliklerine göre çizimleri yapılmıştır. Aynca el örgüsü çoraplara kullanım alanı dışında işlerlik kazandırmak için günümüz ihtiyaçlan doğrultusunda yeni kullanım alanlannda, çeşitli örgü teknikleriyle çorap motiflerinin uyariamasıyla yeni ürünler tasarlanmış ve uygulanmıştır. Konya yöresindeki el örgüsü çoraplarda araç olarak beş şiş gereç olarak; yörede hazırlanmış olan yün ve sentetik iplik kullanılmaktadır. Örgü tekniği olarak renkli desenli örgü yoğun kullanılmıştır. Çorap örücülüğüne başlamada burundan başlama ve konç'tan başlama olmak üzere iki teknik uygulanmaktadır.El örgüsü çoraplar motif çeşitliliği ve renk açısından çok zengin bir yapıya sahip bulunmaktadır. İnceleme yapılan yörelerde çok farklı özellikte motiflere rastlanmakta, motifler arasında benzerliklerin oldukça az olduğu görülmektedir. El örgüsü çoraplarda geometrik, sembolik, bitkisel, figürlü ve nesneli olmak üzere beş çeşit bezemeye yer verilmiştir. Bu bezemeler arasında birinci derecede geometrik bezemeler kullanılmaktadır. Üçgen ve baklava en fazla kullanılan geometrik bezemeler arasındadır. Bir çorap üzerinde en az bir en fazla beş bezeme çeşidi uyumlu şekilde bulunmaktadır. Sembolik bezemeler çok çeşitlilik göstermektedir. İncelenen çoraplardaki sembolik bezemeler ile diğer yörelerdeki çorap ve dokumalardaki bezemelerde aynı motifler, farklı isim, yöre, ürün ve tekniklerde kullanılmaktadır. Bir çok bitkisel, figürlü vb. bezemeler incelendiğinde sembolik (soyut) isim aldıkları görülmektedir. Bu nedenle de sembolik bezeme olarak ta kullanılabilir. El örgüsü çoraplarda kullanılan motiflerle dokumalarda kullanılan motifler benzerlik göstermektedir. Çoraplarda kompozisyon olarak en çok boyuna kompozisyon kullanılmıştır. Çorap ören bireyler çoğunlukla yapılmış çorap örneklerine bakarak motif, desen ve ajurları yapmakta ve böylece geleneksel yapıyı kuşaktan, kuşağa aktarmaktadır. Yörelerde el örgüsü çorapları bireylerin çoğunluğu iklim şartlarından korunmak, hastalıktan korunmak ve geleneksel amaç için kullanmakta, özellikle yaşlı kadın ve erkekler tarafından giyilmektedir. Konya yöresindeki el örgüsü çoraplarda geleneksel motif, desen, teknik ve aracın değişmediği, gereç ve renklerinde değişmelerin olduğu tesbit edilmiştir. Kültürümüzün önemli bir parçası olan çorap örücülüğünün yöresel kullanım alanlarının dışında alanlarda değerlendirilmesi çorap örücülüğünün devamı, gelişmesi ve tanıtımı açısından yararlı olacaktır. Ayrıca çorap örücülüğünde kullanılan motif, renk, teknik vb. unsurlardan yararlanarak, güncel konularda yapılan özgün tasarımlar, günümüz el sanatlarına yeni bir boyut kazandıracaktır.
Ankara il merkezinde yaşayan kadınlarda bulunan geleneksel gümüş takılar üzerinde bir araştırma
Anadolu'da süsleme sanatları ve el sanatlarının geleneksel kültür içinde önemli bir yeri vardır. İnsanların vücûtlarını ve elbiselerini süslemeleri çok eski devirlere kadar gitmektedir. Çeşitleri çok fazla olan süslemeler arasında takılar da yer almaktadır. Takı, takmak kelimesinden gelmektedir. Mücevher veya ziynet eşyası diye de adlandırdığımız takı, süsleme, form ve malzeme üçgeninin oluşturduğu düzenin yanısıra gerekli teknik ve ustalığı gerektiren fonksiyonel kullanım eşyası dır. Takıların ilk kez ne zaman ve ne amaçla kullanıldığı konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte, geçmişinin insanlık tarihi kadar eski olduğu, doğa ve inanç ilişkileri sonucu ortaya çıktığı söylenmektedir. Anadolu'da eski usta ve sanatkarlar, maden ve taşlan bir arada veya ayrı ayrı kullanarak sanat değeri yüksek olan sayısız eser üretmişlerdir. Türkiye'de batılılaşmayla birlikte Anadolu geleneksel takıları yok olmaya başlamış, ticari amaçlı, kopyacılıktan ileri gitmeyen, sanatsal ve kültürel değeri olmayan takıların üretimi başlamıştır. Türkiye'nin son yıllarda turizme verdiği önem de gözönünde tutulacak olursa, geleneksel gümüş kadın takılarının çeşit, malzeme, bezeme ve teknik özelliklerinin ortaya konulması gerekir, işte bu araştırma bu amaçla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma yöresi olarak Ankara il merkezi seçilmiştir. Araştırma materyalini, Ankara il merkezinde yaşayan ve geleneksel gümüş takısı bulunan kadınlardan anket yoluyla, toplanan bilgiler ve anket uygulanan kırk bireyde varlığı tesbit edilen yüz altmış adet geleneksel gümüş takı ile Ankara Etnografya müzesinde araştırmanın planlanıp yürütüldüğü süre içerisinde vitrinlerde teşhir edilmekte olan yirmi adet geleneksel gümüş151 kadın takısının tümü: oluşturmuştur. Geleneksel gümüş takıya sahip bireyler genel olarak öğrenim görmüş, çoğunluğu da yüksek öğrenimlidir. Yüksek öğrenimli bireyler kültürel değerlere daha çok önem vermektedir. - Geleneksel gümüş kadın takılarının hepsi saf gümüşten olmayıp, bazıları değersiz madenler üzerine gümüş kaplama olarak üretilmiştir. Geleneksel gümüş kadın takılarında telkari, granül, kazıma, kabartma, savatlama, kalıpla kabartma gibi maden süsleme teknikleri kullanılarak çeşitli şekil ve motifler oluşturulmuştur. Süslemelerde, en fazla bitkisel motifler ile geometriye dayalı şekil ve çizgilerden oluşan ve sembol anlam taşıyan motifler kullanılmıştır. Geleneksel gümüş kadın takılarında yoğun olarak yer alan, penez ve sarkaçlar ile el ve göz motifleri nazara karşı kullanılmakta, ayrıca el motifleri, bereketi ve sadakati simgelemekte, mercan boncuklar, akik taşlar ise uğur sayılmaktadır. Baş süslemelerinde kullanılan geleneksel gümüş kadın takılarından tepelikler, sahipleri tarafından kullanılmamakta, alınlık ile hamaylıların bazıları kolye, yanak dövenlerin bazıları ise göğüs süsü olarak kullanılmak tadır. Geleneksel gümüş kadın takılarında taş kullanımı yoğunluktadır. Kullanılan taşlardan en fazla hakiki kristallerine benzetilmiş cam boncuklar ve değersiz taşlar ile mercan ve akik taşlar bulunmaktadır. Geleneksel gümüş takıların çoğunluğunun, sahipleri tarafından süslenmek için, günlük giysilerle ve özel günlerde kullanılması düşünülmektedir. Bu takıları araştırma kapsamına alınan bireylerin ailelerinde, kız çocuklarına devretmek isteyenler fazladır.152 Geleneksel gümüş takılar, şekil, motif ve kullanım amaçlarına göre bazı mesajlar vermektedir. Araştırmaya alınan bireyler, kendilerinde var olan takıların çoğunluğunu başkalarından satın almışlardır. Bu nedenle takıların verdikleri mesajlar takı sahipleri tarafından bilinmemektedir. Kadınlar, geleneksel gümüş takılar arasından günümüzde de, en fazla kullanılan kolye, bilezik, küpe ve kemer gibi takılara sahip olmak istemektedirler.
Orta öğretim kurumlarında grafik eğitimi ve kültür aktarma aracı olarak önemi
Kültür bir toplumun kuşaklararası devamını sağlayan duyuş, düşünüş ve tavır biçimidir. Kültürün dejenerasyona uğramadan bir sonraki nesile aktarılması değişik iletişim araçlarıyla mümkündür. Bu iletişim biçimleri sesle, görüntüyle, hareketlerle, izah edilme ye çalışılır. Grafik sanatlarda kitle haberleşmesinde göze hitap eden etki li bir kültür aktarma aracıdır. 'Özellikle yeni yetişen nesil, olduğu gibi bu sanatın etkilenmesi altındadır. Çocuğun eline aldığı kitap, sokaktaki afiş, evde bulunan tele vizyon, grafik sanatının yoğun olarak kullanıldığı alanlardır. Çocuğun kişiliği, ileride toplum içerisinde alacağı sorumluluklar ve görevler bulunduğu çevrede etkilendiği davranışlarla gerçekleşecektir. Günümüzde uluslararası ilişkiler çok yakınlaştığı için kültür alış verişi de yoğunlaşmıştır. Uydu yayınlarıyla gelişmiş ülkelerin günlük yaşama biçimlerini evimizde izleyebilmekteyiz. Bu yayınların izleyenler tarafınan iyi tahlil edilebilmesi, yararlı ve zararlı yanlarını ayırt edebil meleri köklü bir bilgiye sahip olabilmeleriyle mümkündür. Kültür alışverişlerinde grafik sanatlar önemli bir mevki işgal etmektedir. Kitle iletişim aracı olan grafik sanatının tüm yönleriyle topluma tanıtılması ve verdiği mesajların daha iyi anlaşılabilmesi için her şey den önce öğretim kurumlarında bu konu her yönüyle ele alınmalıdır. Burada en önemli görevler de orta öğretim kurumlarına düşmektedir.73 Çünkü, yeni yetişen genç nesil kişiliğini orta öğretim çağında bulmaya başlar. Alacağı kültürel ve sanatsal eğitim bu kişiliği geliştirir. Gelişmiş ülkelerdeki teknolojik yenilikleri alırken ülkelerin farklı kültürel değerlerini de almaktayız. Kuşkusuz bunların iyi olanlarım almak gerekmektedir, onları olduğu gibi alıpta kendi toplumumuzun bünyesine uydur maya çalışmak mutlaka sakınca doğuracaktır. Toplumun değer yargılarına ters düşmeyen bir estetiğe ulaşmak ve bu çalışmaların toplumun gelişmesini sağlayacak ders konularına ağırlık veren konularla zenginleştirilmelidir. Gelişmiş ülkelerden almış olduğumuz teknik ve ekonomik değerleri kendi kültürel değerlerimizle nasıl birleştireceğimiz grafik sanatların üniteleri arasında yer almalıdır. Reklamcılık başlıbaşına bir kültür aktarma olayıdır. Bu meslek dalı içerisinde de grafik sanatlar önemli yer tutmaktadır. Reklam araçlarından olan grafik sanat ürünleri (afiş, illüstrasyon, kitap kapağı, çizgi filmler, çizgi romanlar, dergiler, gazeteler) nüfusu çok genç olan ülkemizde büyük bir kesimi oluşturan çocukların sosyalleşme sinde etkili bir eğitim aracıdır. Bu nedenle Ankara ili sınırları içerisinde 50 resim öğretmeni üzerin de konuyla ilgili 22 adet soru sorulmuş, alınan cevaplarla yorumlarına gidilmiş ve resim dersi müfredatlarında kültür konusuna hiç değinilmediği ortaya çıkmıştır. Grafik sanatların genç neslin üzerinde yaratmış olduğu olumlu ve olumsuz etkiler başlıbaşına bir araştırma konusudur.
Iğdır ili kilim dokumalarının özellikleri ve dokuyucu görüşleri
Bu araşrma ile Iğ r ilinde dokunan kilimlerin teknik, renk, motif, kompozisyontı dıözellikleri, kullanı alanları yöre ekonomisine katkım , sıincelenmişve yörede kilimdokumacığ yapan bireylerin görüş alı şr.lıı leri nmıtıAraşrma Iğ r yöresinde dokunan kilimler ve dokuyucuları görüştı dı n lerinikapsamaktadı Yörede kilim dokumacığıyapan 50 birey ile karş klıgörüşır. lı lı ülmüşveşhazırlanan anket uygulanmı r. Anketten elde edilen sonuçlar uygun başklar altıtı lı ndaerlendirilmişkarş tı ve yorum yapı şr. Ayrı yörede bulunan 24 adet kilimı rmadeğ , laş lmıtı caörneğ ayrı lıi ntı olarak incelenmişhazırlanan bilgi formları bu kilim örneklerinin renk,ndamotif, teknik, kompozisyon ve boyut özellikleri hakkı bilgi verilmişnda tir.Gelenekselkültürümüzü en güzel şekilde temsil eden el dokuma kilimler günümüz şartları yeniknameye baş şr. Bu araşrma ile Iğ r ilinde bulunan kilim örnekleri belgelenmiş budüş lamıtı tı dı verlanmı r.Yörede kilim dokumacığş ıalanda eksikliğ hissedilen bilimsel bir doküman hazıi tı lıgittikçe önemini yitirmektedir. Bu sanatla uğ an bireylerin çoğraş unluğ orta yaşveuüstündedir. Genç nesil ise bu sanata ilgi duymamaktadı Eğ durumlarır. itim incelendiğinde,çoğunluğ okuma yazma bilmemektedir. Bu sanat dalı yörede icra eden bireyler bu sanatıu nını ımeslek haline getirmeden kendi ihtiyaçları karşlamak, çeyiz ve geleneğ devam ettirmekiı ıtarı ve hayvancıktıamacıtaşmaktadı Yöredeki bireylerin temel geçim kaynağrlar. m lı r.Koyunlarından elde ettikleri yün ipliklerle dokuma yapan bireyler yer tezgâhlarınıkullanmaktadı Yörede incelenen kilim örneklerinin enleri genellikle 150 cm. boylarırlar. ise4-5 m. dir. Ayrı kilim örneklerinde çoğca unlukla koyu renkler (bordo, gri, siyah,kahverengi) kullanı şr. Geometrik bezemelerin hâkim olduğ kilim örneklerinde,lmıtı ukenarda bir ya da iki bordürün olduğ göbekli kilimler dikkat çekmektedir. Bireylerudokuduklarıkilimleri yaygı örtüsü, mafraş süs amaçlı, yük ve kullanmaktadırlar
Atölye ve meslek dersi öğretmenleri ile genel bilgi dersi öğretmenlerinin dağılımındaki dengesizlik nedenlerinin karşılaştırılması
Atölye ve Meslek Dersleri Öğretmenleri le Genel Bilgi DersiÖğretmenlerinin Dağılımındaki Dengesizlik Nedenlerinin KarşılaştırılmasıSERBES, FadimeYüksek Lisans, Elsanatları Anabilim DalıTez Danışmanı, Yrd. Doç. Gönül YILMAZKURTEylül-2006Bu araştırmada Atölye Ve Meslek Dersi Öğretmenleri le Genel Bilgi DersiÖğretmenlerinin Dağılımındaki Dengesizlik Nedenlerinin Karşılaştırılmasıamaçlanmıştır.Araştırma tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır.Buamaçla Türkiye'deki mesleki eğitim fakülteleri, eğitim fakülteleri, genel liseler,meslek liseleri, meslek liselerinde görev yapan öğretmen sayıları, öğrenci sayıları,genel liselerde görev yapan öğretmen sayıları, öğrenci sayıları, okullardaki öğretmenihtiyacı, mezunların iş durumları, mesleki eğitimin sorunları, belirlenmiş veöğretmen dağılımındaki dengesizlik nedenlerinin karşılaştırılması yapılmıştır.Araştırmanın evrenini M.E.B, Türkiye'deki mesleki eğitim fakülteleri, eğitimfakülteleri, meslek liseleri ve genel liseler oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminiMilli Eğitim Bakanlığı'na bağlı genel liseler, meslek liseleri ve eğitim fakülteleri ilemesleki eğitim fakülteleri oluşturmaktadır.Araştırma kapsamında elde edilenbulguların özeti aşağıda verilmiştir.1-Cumhuriyetin ilk yıllarında öğretmenliğimeslek haline getirmek için önemli yasal çalışmalar yapılmıştır.2-1982 yılındaöğretmen yetiştiren kurumlar M.E.B. `den üniversitelere devredilmiştir.3-Liselerde okutulan dersler temel olarak 3'e ayrılır:-Ortak Genel Kültür Dersleri-Alan / Kültür Dersleri-Alan / Bölüm Seçmeli Dersleri4-Ülkemizde Genel Ortaöğretimde 1 338 768 öğrenci, 71 344 öğretmenbulunmaktadır. 5-Türkiye'de mesleki ve teknik ortaöğretim için öğretmen yetiştirme1930'lu yıllarda sistematik biçimde ele alınmış ve bu amaçla okullar kurulmuştur.6-Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler eğitimfakültelerinde yetiştirilmektedir. Bunlar:-Teknik eğitim fakülteleri-Mesleki eğitimfakülteleri-Ticaret ve turizm eğitimi fakültesidir.7-Mesleki ve teknik lisede 1 252584 öğrenci , 72 373 öğretmen bulunmaktadır.8- stihdam analizinin yapılmayışı bunabağlı olarak mesleki ve teknik eğitimde program esnekliğinin sağlanmayışı , piyasaihtiyaçları ile uygulanan programlar arasında farklılıklar oluşturmaktadır. 9-Meslekive teknik eğitime giriş esnasında yeterli düzeyde rehberlik ve yönlendirmeyapılamamaktadır.
İstanbul ili nakış endüstrisinde çalışan elemanların özelliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Gelişen teknolojiye bağlı olarak nakış sektöründe de yeniliklerin olması kaçınılmazdır. Nakışınbilgisayar destekli makinelerle yapılması ile bu alanda yetişmiş eğitimli, kaliteli ve gelişmelere ayakuydurabilecek eleman ihtiyacı da ortaya çıkmıştır. İşte bu gereksinimlerin belirlenmesi ve nakış sektörününtanınması amacıyla, bu araştırmada İstanbul ili nakış sanayisinde çalışan elemanların eğitim durumları ileişverenlerin çalışan elemanlarda aradıkları niteliklerin belirlenmesi ve eğitim- istihdam ilişkisine dayalı görüşleriincelenmiştir.Bu araştırmanın çalışma evrenini İstanbul ili nakış endüstrisi oluşturmaktadır. Araştırmanınörneklemini ise İstanbul il merkezinde nakış endüstrisinde faaliyet gösteren ve 15'den fazla işçi çalıştıran 23firma yöneticisi ile 328 çalışan eleman oluşturmaktadır. Bu firmalar rasgele seçilmiştir.Araştırmada Uyanık(1997) tarafından geliştirilen anket formları(Firma Bilgi formu, Yönetici AnketFormu, Çalışan Anket Formu) nakış endüstrisine uyarlanarak kullanılmıştır. Uyarlama çalışmasında önce 5 firmayöneticisi ve çalışanları üzerinde ön uygulama yapılmış, ön uygulamadan sonra gerekli düzeltmeler yapılarakaraştırmada kullanılacak anket formları elde edilmiştir. Oluşturulan anketler 23 firma yöneticisi ve 328 çalışanelemana araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmadan elde edilen verilerin çözümlenmesinde, nakış sektöründe çalışanların eğitim durumları veişverenlerin çalışan elemanlarda aradıkları niteliklerin belirlenmesi amacı ile verilerin frekans ve yüzdedağılımları alınmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında yöneticilerin %30,43'ünün 6 yıldan fazla iş deneyiminesahip olduğu ve nakış sektöründe yönetici olabilmek için deneyimin önemli bir faktör olduğu ortaya çıkmıştır.Araştırma sırasında yöneticilerle yapılan görüşmelerde, yöneticilerin genellikle hem firma sahibi hem de yöneticiolduğu gözlenmiştir.Yöneticilerin %43,47'sinin lise/meslek lisesi ve ortaokul mezunu olduğu belirlenmiştir. Üniversitemezunu yöneticilerin az sayıda olmasının, nakış sektörünün yeni olmasından ve bu sektöre yönelik yetişmişelemanın olmamasından kaynaklandığı söylenebilir.Yöneticilerin büro personeli, teknisyen, ustabaşı ve vasıflı isçi kadrolarına personel yerleştirirken%39,13'ünün eğitim, deneyim ve referans özelliklerini dikkate aldıkları görülmüştür. Bu özelliklerin, verimliliğinarttırılmasında etkili olduğu düşünülmektedir. Yöneticiler vasıfsız işçi kadrolarında, diğer kadrolara oranla yaşcinsiyet, referans ve davranış özelliklerinin; eğitim ve deneyimden daha öncelikli olduğunu belirtmişlerdir.Nakış sektöründe işletmelerin %78,26'sının küçük ölçekli, %21,74'ünün de orta ölçekli olduğubelirlenmiştir.İşletmelerin boş kadrolarını doldurmak için eleman alımlarında %26,08'inin gazete ilanıyla, daha sonrasırası ile tanıdık aracılığıyla ve kişisel başvuruların değerlendirilmesi yoluna gittikleri görülmüştür.İşletmeler boş kadrolarını doldururken %78,26'sının hem işletme içinden hem de işletme dışındanpersonel sağladıklarını belirtmişlerdir. İşletme içi atamalarda 26,08'inin mesleki tecrübeye önem verdikleribelirlenmiştir.İşletmelerin %56,53'ünün personel alımında herhangi bir sınav uygulamadığı, sınav yapanların%40'ının ise kişilik özellikleri ve genel kültür seviyesini ölçtükleri belirlenmiştir.Nakış sektöründe çalışanların %64,24'ünün ilkokul mezunu oldukları ortaya çıkmıştır. Bu durum,sektörde eğitim-istihdam ilişkisinin olmadığı sonucunu ortaya çıkarabilir. Pek çok meslekte olduğu gibi nakışendüstrisinde çalışanlarda da yasal olarak mesleki eğitimin zorunlu olmaması ve ucuz eleman çalıştırma busonucu sebep olmuştur.Ayrıca nakış sektöründe çalışanların %83,54'ünün yabancı dil %70,73'ünün de bilgisayar bilgisinesahip olmadığı ortaya çıkmıştır.
Gazi Üniversitesi, Meslek Eğitim Fakültesi bünyesindeki Ülker Muncuk müzesindeki geleneksel işlemeli ürünlerin değerlendirilmesi ve eğitime katkısının belirlenmesi üzerine biraraştırma
Eserlerin ya da ürünlerin dillerinde saklanan kültüre bekçilik yaptıkları gibigelecek kuşaklara bu eserlerin tanıtılmasında, geçmiş ile gelecek arasında köprügörevi görmede ve belki de eserlerin ait oldukları dönemleri dile getirmede elçilikgörevi yaptıkları aşikardır. Bu kültür birikiminin okullarda, sınıflarda kullanılmasıbireylerde yaratıcı düşünmeyi geliştirdiği gibi kültür mozaiğine yeni mozaiklerineklenmesini sağlayacaktır.`'Gazi Üniversitesi, Meslek Eğitim Fakültesi Bünyesindeki Ülker MuncukMüzesinde Yer Alan Geleneksel İşlemeli Ürünlerin Değerlendirilmesi ve EğitimeKatkısının Belirlenmesi Üzerine Bir Araştırma'' konusunun amacı ;öğrencilerinmüze ile ilgili görüşlerinin ve eğitime katkısının belirlenmesidir.Bu araştırma tarama modelindedir. Araştırma evrenini Gazi Üniversitesi,Mesleki Eğitim Fakültesi bünyesinde yer alan 50 adet ürün ve 2004-2005 eğitimöğretim yılında fakülte bünyesinde bölüm öğrencilerinin 3. ve 4. sınıflarından olan400 bireyden oluşturmaktadır.Verilerin çözümlenmesinde y=fx100/n formülü kullanılmıştır.Araştırmanın bilgi formu bulgularına bakıldığında 50 ürünün çoğunluğununTürk işinden oluştuğu bunu dival işi, hesap işi, suzeni , tel kırma ile sarma, çiniğnesi, kordon tutturma takip etmektedir. Ürünlerde en çok örtü ve 20.y.y.'dayapıldığı , ilk hallerini korudukları ve işlemede bez dokuma ve pamuklu iplikkullanıldığı görülmektedir. Kullanılan kenar temizlemede elde baskı dikişi,kullanılan renklerde krem, altın sim-sırma koyu zeytin yeşili kullanıldığıanlaşılmaktadır. Bezeme konularında yaprak, dal, daire, kurdele, erkek figürü,3Arapça yazılar, kompozisyon özelliklerinde bağlantılı tekrarlamalı kullanıldığıgörülmektedir.Araştırma kapsamına giren 400 öğrencinin 22-23 yaş arası olduğu, en çoknakış bölümü 3. sınıf öğrencilerinin yararlandığı, çoğunluğunun müzeden haberdaroldukları, kaynak açısından müzeyi yetersiz buldukları, müzede işitsel görselcihazların olmadığı, kurslar düzenlenmediği, çalışma ortamının uygun olduğu,seçilen ürüne kolaylıkla ulaştıkları, ürünlerin etiket bilgilerinin yeterli olduğu,ürünlerin yeni tasarımda kullanılması gerektiğini ve seçtikleri ürünlerde değişiklikyaptıkları anlaşılmaktadır.
AB ülkelerinde mesleki eğitim sistemlerine ilişkin yaklaşımlar ve Türkiye için uyum analizi
Eğitim, tüm toplumların ekonomik, teknik, sosyal, kültürel ve politikgelişmelerini doğrudan doğruya etkilediği için, toplumların önde gelen sorunlarındanbiri olmaktadır. Her toplumun, eğitimini kendi ihtiyaçlarına göre düzenlemesigerekir. Bu düzenlemeler, ihtiyaçlar değiştikçe zamana göre yeni biçimler almakzorundadır.Buna rağmen, esaslı bir eğitim kolayca değişmeyen temel felsefe ve ilkeleredayanmalıdır. Genel eğitim, ?Eğitimin Evrensel Amaçlarıyla Türk Millû EğitimininGenel Amaçlarına? uygun bir felsefeye dayandığı halde; meslekû eğitim, bunlarınyanı sıra sosyal, ekonomik ve teknolojik nedenlerle felsefeye uygun olmalıdır.Türkiye'nin ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için orta kademenitelikli elemandan profesyonel uzmanlara kadar her düzeyde işgücüne ihtiyaçvardır. Bu ihtiyaçları karşılayabilecek işgücünün eğitimi, sosyal, sayısal ve okur-yazarlık becerileri yanında çözümsel düşünme, problem çözebilme ve ekipçalışmasında rol alma yeteneklerini de kapsamalıdır. Söz konusu ihtiyaçlarısağlayacak güçlü bir eğitim sistemi bulunmamaktadır.Meslekû ve teknik eğitim, oldukça farklı meslekû alanlarda ve kompleksyapıdadır. Mevcut mesleklerin sürdürülmesiyle birlikte; işgücü nitelikleri,mesleklerin yapısı ve işyerlerinin organizasyonunda olası değişiklikleröngörülmektedir. Ekonomik ve teknolojik değişiklikler bazı mesleklerin yokolmasına, bazılarında değişiklikler yapılmasına ya da yeni mesleklerin ortayaçıkmasına neden olmaktadır. Bu durum, önümüzdeki yıllarda daha fazla yetişkininyeniden eğitimini gündeme getirmektedir. Çünkü süreklilik halini alan değişiklikler,birçok işgücünün meslekû yeterliklerini modası geçmiş hale dönüştürmektedir.Gelişmiş toplumların yapılandırılmalarında meslek edinme önemli birnoktadadır.Devlet başta olmak üzere bir çok kuruluşun ancak, mesleki faaliyettebulunan insan gücü yaşayabildiği gerçeğini bilmektedirler.Bu toplumlarda meslekdalları doğru oranda dağıtılmıştır. Bunun için de her kuruluşta yeterli iş gücübulunmaktadır.Avrupa Birliğinde eğitim ve özellikle mesleki ve teknik eğitim büyük önemtaşımaktadır.Avrupa Birliği genç nüfusa yönelik oluşturduğu programlarla hayataatılmaya hazırlık evresinden iş hayatına kadar olan süreçte yapması gerekençalışmaları finanse ederek, onların üretime katkıda bulunmalarını sağlamaktadır.
Nakış eğitimi veren kız meslek liselerinde kazandırılan davranışlarla iş hayatındaki uygulamaların tutarlılık derecesi
Bu araştırmada ?Nakış Eğitimi? veren Kız Meslek Liseleri'nde kazandırılandavranışlarla, iş hayatındaki uygulamaların tutarlılık derecesi saptanmıştır.Bu çalışmada önce Kız Meslek Lisesi Nakıs eğitimi öğretim programıincelenerek programdaki hedefleri gerçekleştirecek hedef davranışlar oluşturulmuşdaha sonra hedef davranışlara uygun anket hazırlanarak uzman görüsünesunulmuştur.Araştırmada kullanılan likert tipi ölçek 2 bölümünden oluşmaktadır.Birincibölümde öğrencilerin belirlenen davranışlar açısından yeterlilikleri,ikinci bölümdeöğrencilerin belirlenen davranışlar açısından yeterlilikleri,ikinci bölümde de budavranışların meslek açısından gereklilikleri ölçülmektedir. El nakışı ve makinenakışları için ayrı ayrı oluşturulan ölçek her iki alanda rastlantısal olarak belirlenen25'er işletmeye uygulanmıştır.Araştırma verileri araştırmacı tarafından istatistiksel yöntemler, aritmetikortalama ( X ), standart sapma ve ?t testi? ile çözümlenmiş, elde edilen bulgularyorumlanmıştır.Araştırma sonucuna göre hedef davranışları göstermede öğrencilerin büyükbir çoğunluğu kısmen yeterli bulunmuş, davranışların gerekliliği açısından yapılandeğerlendirmede de uzun zaman alan tekniklerin gerekli görülmediği belirlenmiştir.İşletmelerin beklentileri sonuçlarda belirtilmiş ve öneriler sunulmuştur. Enönemli sonuç, işletmelerin öğrencilerin teknikleri uygularken daha pratik olması veişi benimsemelerini, teknoloji hakkında bilgi sahibi olmalarını istemeleri olarakbulunmuştur.İşletmelerle okullar arasında iletişimin iyi sağlanması ve mezunların işeyerleştirilmeleri gerekmektedir. Programların yeniden gözden geçirilip sanayiyeuygun olarak düzenlenmesi gereklidir.
Trabzon ili kız meslek liselerinde görev yapan mesleki eğitim fakülteleri nakış eğitimi anabilim dalı mezunu öğretmenlerin, nakış öğretmenlerinin yeterliklerini önem derecelerine göre değerlendirmesi değerlendirmesi
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında görev yapan nakışöğretmenleri; üniversitelerin mesleki eğitim fakültelerinde yetişmektedirler.Buöğretmenlerin endüstrinin beklediği nitelikli ara kademe elamanlarınıyetiştirerek çalışma hayatına ve yüksek öğrenime hazırlamada yüklendiği çokönemli görevler bulunmaktadır.Öğretmenlerin bu beklentileri yerinegetirebilmeleri için mesleki yeterliklerinin belirlenmesi gerekmektedir.Bu araştırmanın genel amacı;Trabzon İli Kız Meslek Liselerinde GörevYapan Mesleki Eğitim Fakülteleri Nakış Eğitimi Ana Bilim Dalı MezunuÖğretmenlerin,Nakış Öğretmenlerinin Yeterliklerini Önem Derecelerine GöreDeğerlendirmesi' dir.Bu amaç doğrultusunda araştırma; dört ana bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde;problem,amaç,önem,sayıtlılar,sınırlılıklar ve kullanılanterimlerin tanımları açıklanmıştır.Araştırmanın ikinci bölümünde ise literatürden elde edilen bilgilere yerverilmiş ve bu bölüm içerisinde;mesleki ve teknik eğitim,mesleki eğitimfakültelerinin tarihi gelişimi,mesleki yeterlik,öğretmenlik mesleğinin tanımı venitelikleri,öğretmenlik mesleğinin tarihi gelişimi, öğretmenlik mesleğininseçiminde rol oynayan etmenler,öğretmenlik mesleğinde rol ve statü,toplumun öğretmene bakışı ve öğretmenden beklentileri ve öğretmenyeterlikleri gibi konular ile bu konuda yapılmış araştırmalara yer verilmiştir.Araştırmanın üçüncü bölümü araştırma yöntemini kapsamakta olup,bubölümde araştırmanın modeli,evren ve örneklem,veri toplama tekniği,veri toplama aracının hazırlanması,veri toplama aracının uygulanması ve veriçözümleme yöntemleri açıklanmıştır.Trabzon İli Kız Meslek Liselerinde Görev Yapan Mesleki EğitimFakülteleri Nakış Eğitimi Ana Bilim Dalı Mezunu Öğretmenlerin,NakışÖğretmenlerinin Yeterliklerini Önem Derecelerine Göre Değerlendirmesi'amacıyla yapılan bu araştırma tarama(survey) modelindedir.Araştırma evrenini; 2004-2005 eğitim öğretim yılında, Trabzon İlindebulunan Kız Meslek Liselerinde görev yapan nakış öğretmenleri oluşturmaktadır.Trabzon ili Kız Meslek Liselerindeki nakış öğretmeni sayısı 20'dir.Ancakveri toplama araçlarından 3 adedi araştırmacıya ulaşamamıştır. Bu nedenleTablo 1.1'de görüldüğü gibi araştırmanın evrenini, Trabzon ilinde bulunan 7Kız Meslek Lisesinde görev yapan 17 nakış öğretmeni oluşturmak tadır.Kız Meslek Liselerinin nakış bölümünde görev yapan nakışöğretmenlerinin mesleki yeterliliklerini belirlemek amacı ile yapılanaraştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan anketlerhazırlanmıştır.Mesleki yeterliklerin önem derecesine ilişkin nakışöğretmenlerinin görüşlerini belirlemek için geliştirilen anketler hakkındauzman görüşleri alınarak anketlerin geçerliliği ve güvenirliliğine bakılmıştır.Hazırlanan anketler kaynak gruplara uygulanarak veriler toplanmıştır.Araştırmanın amaçları doğrultusunda kaynak gruplardan elde edilenverilerin çözümlenmesinde ise anketin birinci bölümünde yer alan kişiselbilgilere ilişkin sorular sınıflama ölçeği tipinde olduğundan öğretmengörüşlerinden elde edilen verilerin yüzdeleri ve frekansları hesaplanaraktablolar ve grafikler yapılarak gösterilmiştir.Anketin ikinci bölümündeöğretmenlerin mesleki yeterliklerin önem derecelerine ilişkin görüşlerine aitverilerin çözümlenmesinde ise bilgisayardan yararlanılmış olup,SPSS 10.0versiyonu (The Sta tistical Packet For Social Scienses) paket programıkullanılarak gerekli istatistiksel çözümlemeler yapılmıştır.Araştırmanın dördüncü bölümünde;bulgular ve yorumlar açıklanmışolup,bu bölümde kaynak gruplardan elde edilen verilerinyüzdeleri,frekansları,aritmetik ortalamaları hesaplanarak tablolaştırılmış veyorumlanmıştır.Beşinci ve son bölümde ise araştırma sonucunda elde edilen verileredayanılarak ulaşılan sonuçlar açıklanmış ve önerilere yer verilmiştir.Araştırmanın bulgularına göre;araştırma kapsamına alınan toplam 17öğretmenin çoğunluğu Trabzon Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü VePratik Kız Sanat Okulu'nda ve öğretmen olarak çalışmaktadırlar.Öğretmenlerin mezun oldukları eğitim kaynaklarına göre dağılımlarıincelendiğinde ise ağırlıklı olarak Gazi Üniversitesi Mesleki EğitimFakültesi'nden mezun oldukları ve 6-10 yıl arasında msleki kıdeme sahipoldukları anlaşılmaktadır.Eğitme-öğretme yeterlikleri ile ilgili ana yeterliklerin önem derecelerinebakıldığında;öğretmenlerin öğrenciyi tanımaya ve öğretimi planlamaya,başarıyı ölçme değerlendirmeye, rehberlik yapmaya, özel eğitime gereksinimduyan (öegd) öğrencilere hizmet etmeye, ders dışı etkinliklerdebulunmaya,kendini geliştirmeye ve okulu geliştirmeye, ilişkin eğitme-öğretmeyeterliklerini ağırlıklı olarak çok önemli,materyal geliştirmeye ilişkin eğitme-öğretme yeterliklerini ise ağırlıklı olarak oldukça önemli şeklinde ifade ettiklerigörülmektedir.Genel kültür bilgi ve becerileri yeterlikleri ile ilgili ana yeterliklerin önemderecelerine bakıldığında; öğretmenlerin genel kültür bilgi ve becerileriyeterliklerine ilişkin yeterliklerin tamamını çok önemli şeklinde ifade ettiklerigörülmektedir.Özel alan bilgi ve becerileri yeterlikleri ile ilgili ana yeterliklerin önemderecelerine bakıldığında ise;öğretmenlerin özel alan bilgi ve becerileri ileilgili ortak yeterliklerine ,(Ürün tasarımı, Hesap işi, Bartın işi,Türk işi,Antep işi,dival (Maraş) işi ve kenar temizleme ve ütü yapmaya)ilişkin yeterliklerintamamını çok önemli şeklinde ifade ettikleri görülmektedir.