İstanbul Aydın University
Discipline

Business Management

İstanbul Aydın University

1,459

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda çalışan öğretmenlerin sınıf yönetim beceri düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaokullarda çalışan öğretmenlerinin sınıf yönetim beceri düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla bu araştırmanın verileri; 2015–2016 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Eyüp ve Gaziosmanpaşa İlçelerinde bulunan ortaokullarda çalışan öğretmenlerden basit tesadüfi örneklem yoluyla her okuldan 1-10 arası öğretmen belirlenerek toplam 300 öğretmene uygulanan Kişisel Bilgi Formu ve Sınıf Yönetim Beceri Ölçeği (Çulha, 2014) uygulanarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS 20.0 paket programında tamamlayıcı istatistik, Varyans Analizi (Anova) ve t testi teknikleriyle analiz edilmiş anlamlılık p<,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Yapılan istatistik analizler sonucunda; öğretmenlerin toplam ölçek ile gelişme ve genel etkinlikler alt boyutunda yüksek düzeyde sınıf yönetim becerisine, giriş, sonuç alt boyutlarında ise ortalama üstü sınıf yönetimi becerisine sahip oldukları, cinsiyet değişkenine göre grupların toplam ölçek ile giriş, gelişme ve sonuç etkinlikleri alt boyutlarında anlamlı farklılık ve kıdem değişkenine göre grupların giriş ve sonuç etkinliklerinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Diğer parametreler ve değişkenler arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sınıf Yönetimi, Yönetim Becerileri,

Ortaokul öğretmenleriOrtaokullarSınıf yönetimi+2
Selahittin Özdemir
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Photography's role on a fashion brand's marketing on an online platform

In this era of marketing, a substantial amount of it has migrated to online platforms. Customers these days don't have the luxury of time and actually going to a physical store to shop, so a lot of them have become dependent and addicted to online shopping. When people shop online, they mostly come across pictures of products displayed to them on the websites and they mostly have to depend on their "sense of sight" to make a consumer preference about a particular product. This research is concentrated upon a clothing line's online shopping, and two variables have been selected to analyze the results; pictures of the clothes and model in the pictures of clothes. The aim of the study will determine whether these variables affect buying behaviors of customers or not. To measure these variables, some demographic variances were considered like gender, age, income and profession. The purpose of this study has been investigates through an articulated questionnaire. The sample size was 266 respondents and the collected data was analyzed over SPSS program.

Electronic marketingElectronic commercePhotography+7
Mashal Hasan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm pazarlamasında çevrimiçi sitelerindeki müşteri yorumları ve puanlama sisteminin otel satış fiyat tercihlerine etkisi

Son yıllarda, internetin gelişmesi ile birlikte turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmeler bu gelişmeyi değerlendirerek internet üzerinde hizmet veren çevrimiçi rezervasyon siteleri kurmuşlardır. Bu sayede yerel konaklama işletmeleri, uluslararası otel zincirleri ile rekabet etme fırsatı elde etmiştir. Ama konaklama işletmelerinin bu rekabet ortamında turizm müşterilerine ulaşmaları için, rakiplerinden bir adım önde olmaları zorunlu hale gelmiştir. Bu sebeple, çevrimiçi rezervasyon sitelerinde, konaklama işletmeleri ürünlerini pazarlamalarında satış fiyatının uygun olması yanı sıra, sitedeki puanlama sistemi ve önceden aynı konaklama işletmesinde konaklamış müşterilerin çevrimiçi sitelerde, otel hakkındaki yorum paylaşımları, yani müşteri yorumları da diğer turizm müşterilerinin kararlarını etkilemekte büyük etken oluşturmuştur. Tez araştırmamız kapsamında ise literatür aşaması iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde turizm kavramı, turizmin gelişimi, turizm pazarlaması kavramı araştırılmıştır. İkinci bölümde internet kavramı ve gelişimi, internet pazarlaması, e-ticaret ve e-turizm kavramları, gelişimleri incelenmiş ve bunun sonucunda turizm pazarlamasında çevrimiçi rezervasyon sitelerinin gelişimi, konaklama işletmeleri için avantajları açıklanmıştır. Tez araştırmasının analiz kısmında yapılan anket çalışması sonucunda, çevrimiçi rezervasyon sitelerindeki müşteri yorumları ve puanlama sisteminin otel satış fiyat tercihlerine nasıl bir etkisi olduğu analizi yapılarak, sonuç kısmında yorumlanmıştır.

Elektronik pazarlamaFiyatMüşteriler+7
Onur Tunçalp
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of conventional and Islamic banking in the context of crisis and its perspectives in morocco

The financial crisis of 2007-2008, which we faced, represented one of the worst crises that the world has known since 1929. Triggered in 2008 by what we all know as the subprime crisis, the latter has spread to the whole world thanks to a domino effect reinforced by the globalization of finance and the opening up of financial markets. Nevertheless, despite the relentless efforts of states to cope with this crisis and save the world from a collapse, the situation has not been saved to date, which has put the spotlight on one of the most the effectiveness of the capitalist system. Indeed, this situation that we experienced has highlighted the failure of the financial system and its foundations, forcing many researchers to ask questions about what could make the situation and save an economy from collapse. As a solution to this crisis, several analysts have seen in Islamic finance a solution to this crisis, by its different principles that do not advocate the current practices of modern finance namely speculation and the application of interest. Thanks to this, its growth is estimated to be twice as fast as that of conventional finance. To this end, and in order to understand to what extent Islamic finance can be a solution to this crisis, we will first try to present the fundamentals of Islamic finance and then try to see if this system can be an alternative solution to the current system and a solution to crisis. Finally we conclude this research with an empirical study including Moroccans who contracted a loan of not, to analyze measure the perception of Moroccans related to this system concerning the offer of alternative products in Morocco.

Economical crisis 2008Interest-free bankingMorocco+4
Yasser Errabtı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan'ın yabancı yatırım potansiyelinin sektörel açıdan incelenmesi

1991 senesinde bağımsızlığını kazanan Azerbaycan ekonomisi günümüzde çok kısa bir zamanda hızla gelişmiştir. Bağımsızlığının ilk yıllarında çok büyük ekonomik krizler yaşayan ve dünyanın yoksul ülkeleri sırasında yer alan Azerbaycan yürüttüğü ekonomik reformlar sayesinde 25 bir süreçde pazar ekonomisine geçişi sağlamış, Karabağ savaşında göçmen durumuna düşen bir milyondan fazla insanın sosyal problemlerini çözmüş, milli gelirini artırmış, ülkedeki altyapı sistemlerinin çoğunu inşa etmiş ve yenilemiş, döviz rezervlerini artırmış ve dünyanın en hızlı gelişen ekonomileri listesine girmeyi başarmıştır. Tüm bu gelişmelerin başında Azerbaycan ekonomisinin gelişimini sağlayan en büyük faktör sahip olduğu zengin petrol ve doğalgaz yatakları, bu yatakların işletilerek dünya piyasasına çıkışının temini için yabancı yatırımın bu sektöre büyük oranda sermaye koyuluşunu öngören ekonomik reformlar olmuştur. Petrol ve doğal gaz sektörüne yapılan yabancı yatırımlar sayesinde kısa zamanda devlet gelirleri artmış ve bu sektörden elde edilen gelirler sayesinde ülkenin başlıca ekonomik sorunları giderilmiştir. 2010-2014 yılları arasında daha da büyük bir hızla büyüyen Azerbaycan ekonomisinin temel göstergesi petrol ve doğal gaz ihracat ve gelirlerinin artması olmuştur. Artan petrol ve doğal gaz gelirleri sayesinde Azerbaycan halkının artan gelirleri ekonominin diğer dallarının da gelişimini sağlamıştır. 2014 yılından başlayarak dünya piyasasında petrol fiyatlarının düşmesiyle Azerbaycan ekonomisi daralmaya başlamış, banka sektöründeki krizler ülke ekonomisin genelini etkilemiş, milli gelirde azalmalar, devalüasyonlar bu krizi daha da tetiklemiştir. Tüm bunlar Azerbaycan ekonomisinin daha çok petrol ve doğal gaz sektöründen gıdalanarak yararlanarak büyüdüğünü ve büyümenin başındaysa bu sektöre yapılan büyük oranda yabancı yatırımların olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Diğer sektörlere yapılan yabancı yatırımların yeteri kadar olmaması, bu sektörlerin ülke ekonomisine katkısının az olmasına ve gelişmemesine sebep olmuştur. 2014 yılından başlayarak petrol gelirlerinin düşmesi dikkati ekonomin diğer sektörlerine yöneltse de bu sektörler yukarıda belirtildiği gibi yeterli seviyede gelişmemesi beklentileri karşılayamamıştır. Bu sektörlerin gelişerek ülke ekonomisine büyük oranda katkı sağlamsı için yapılacak yabancı yatırımların katkısı tezde daha sıkça belirtilmiştir. Yapılan araştırmada Azerbaycan ekonomisin tarihi ve bu günü incelenerek ekonominin bütün sektörlerine yapılan yabancı yatırımlar detaylı bir şekilde ele alınmış, sektördeki ithal ihraç rakamları ve bu sektöre şimdiye kadar yapılan yabancı yatırımlar, bu yatırımların kazanç ve kayıpları ve gelecek perspektifleri ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Tezdeki araştırmada ithalat rakamları incelendiği zaman çoğu ürünlerin diğer ülkelerden ithal edildiği ve bu ürünlerin pazar payının büyük olduğu görülmektedir. İthal edilen ürünlerin başında gelen gıda ve tarım ürünlerinin birçoğunun Azerbaycan 'da üretiminin mümkün olduğu ve bu üretim için her türlü doğal şartların mevcut olduğu araştırılmış, yabancı yatırım açısından avantaj ve dezavantajları hakkında detaylı bilgi verilmiştir. İthal olunan sanayi ürünlerinin de birçoğu için Azerbaycan 'da hammadde varlığı, bu ürünlere Azerbaycan 'da büyük xviii talep olduğu ve bu ürünlerin üretiminin yabancı yatırımcılar açısından perspektifleri öne çıkarılmıştır. Bu çalışmada ithalat rakamlarının yanında Azerbaycan ürünlerinin ihracat verileri de incelenmiş ve ihracatın birçok sektörde bir önceki yıla oranla daha da arttığı görülmüştür. Yabancı yatırım yapılan her hangi bir sektörde ülkenin iç pazarının yanında yabancı pazarlara ihracat imkanları ayrıca incelenmiş ve ihracat için en uygun sektörlere yabancı yatırım yapılmasının mantıklı olduğu fikri vurgulanmıştır. Tezde Azerbaycan ekonomisinin bu günü, halkın gelirleri, ülkeye gelen yabancı vatandaşların sayısı incelenerek gerekli sektörlerin talebi karşılayıp karşılayamadığı, yabancı yatırım açısından uygun olup olmadığı da araştırılmıştır. Son olarak 2017 yılında Azerbaycan ekonomisindeki her bir sektöre yapılan tüm büyük yatırımların listesi yer almıştır. Yer alan bu sektörler ve yatırımların büyük bir kısmı yabancı yatırımlar için uygun görülen sektörlerdir.

AzerbaycanEkonomik etkiSektörel analiz+1
Altun Yasınlı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Country risk assessment by applying multi-criteria decision-making methods: A case study ranking countries in the Middle East & North Africa

The Middle East and North Africa (MENA) region has been attracting many foreign investors for decades, but the current geopolitical situation has not shown a welcoming face towards them. Consequences of war, terror, riots and political changes in the region have forced many international companies to reconsider their future plans in the region or withdraw their investments from the region. On the other hand, there are also companies that have faith in the emerging market of the MENA with fewer competitors in the region. It should be hereby emphasized that narrowing down the best possible investment decision or decisions on future cooperation need accurate research on the current situation as well as an analysis and forecast of the upcoming situation in terms of various factors within the country concerned and also the region. The Multi-Criteria Decision Making (MCDM) analysis can help investors to choose the best alternative from a set of relevant criteria. In this research, three well-known MCDM methods, TOPSIS, ELECTRE, and PROMETHEE, were used to rank twenty-three countries based on twenty key indicators. The data required for this study was collected from the accessible databanks comprising the numbers published by the governments within the years 2000-2015. The outcome of these findings provides a set of country rankings for an interested group of decision makers, policy makers, stakeholders, researchers and other involved parties who are interested in the Middle East and North Africa region which is constantly on the move in the so-called Arab Spring or post-Arab Spring environment.

ELECTRE methodNorth Africa countryMiddle eastern countries+6
Ahmad Mohammadı Dehcheshmeh
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of warehouse relocation on the supply chain department

The increase of imports and exports started in 2005 with a small decrease in 2009 and 2015. Since 2017, Turkey's foreign trade has risen again. Changes in the foreign trade environment have led to significant attention being focused on the logistics activities of global companies. Turkey's transportation and logistics sector is one of the fastest growing since 2002, with an average of 20% annual growth. Global operating companies have seen positive impacts over the last few years from foreign trade growth. In order to meet these positive impacts of growing trade, is it important that companies criticise and analyse all logistics activities and their warehouses. Businesses have also been investing in order to increase their warehousing quality. Since the supply chain is often called the beating heart of a company, this study attempts to find all effects of a warehouse relocation. The aim of this study is to analyse and gain specific information about warehouse management, relocation decisions, relocation processes, and all the related impacts on a company. In order to cover all these aims, the following research question was formulated: What are the impacts of relocating a warehouse for the supply chain department? This research question is answered with the help of a literature review and qualitative research. In depth interviews with the method of phenomenology were used to understand experiences of a focus group, with samples that contributed recently to a warehouse relocation. Based on research results, it can be concluded that relocation affects not only the supply chain department but the whole company. There are positive and negative impacts of relocating a warehouse. The positive impacts of relocation are fulfilling company expectations, redesigning the warehouse, an increase in employee confidence, improved policies and procedures, and financial benefits. The negative effects of relocation are the shutdown, time costs, communication, and financial impacts. This study also concludes that cohesion between warehouse and supply chain is needed to maximize the relocation process and that communication before and after relocation is not the same, as more meetings are necessary beforehand. Further, it can be concluded that common reasons for moving include growth and an increase in capacity or the end of a contract, and that a relocation process should proceed in phases. Finally, the most important disadvantage of relocation is extra effort and workforce, and the most important benefit is that relocation could lead to the realization of all expectations of the warehouse from a company. Based on this study, the following recommendations are given: (1) prepare a detailed plan that covers each step in the whole process; (2) do research for risk scenarios, in order to understand what could go wrong during the moving process; (3) motivate all employees who are going to realize the relocation, because their support makes the relocation process smoother; and (4) realize all the desired changes with the relocation, which could range from system changes to storage criteria. Keywords: Warehouse, supply chain, relocation impact, relocation process, logistics.

Warehouse management systemWarehouse managementStorage areas+4
Nagahan Salcıoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan ve Türkiye muhasebe sistemleri hesap planları karşılaştırılması

Muhasebenin temel görevi işletme içi ve işletme dışı kişi ve kuruluşlara bilgi üretmektir. Üretilen bilgileri doğru analiz ederek kullanan işletmeler başarılı olmaktadır. Günümüzde, artan teknolojik imkanlar ve ülkeler arasındaki sınırların ortadan kalkmasıyla işletmeler teknoloji, küreselleşme, artan rekabet şartları gibi konularda sürekli değişmektedir. Söz konusu durum farkı ülke ve kuruluşların muhasebe bilgilerini herkes tarafından anlaşılan bir "dil"de, yani benzer standartta hazırlanmak zorunda bırakmıştır. Artık, bir çok ülke Uluslararası Muhasebe Standartları bazında kendi standartlarını hazırlamıştır. Bu çalışmada Azerbaycan ve Türkiye hesap planları incelenerek benzer ve farklı yönleri karşılaştırılacaktır.

AzerbaycanHesap planlarıKarşılaştırmalı analiz+5
Khasay Mansurov
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz sürecindeki işletme çalışanlarının işten ayrılma sürecini ve iş doyumunu belirleyen faktörler üzerine bir araştırma

Çalışmada öncelikle kriz kavramı, türleri, kaynakları, oluşum safhaları ve yönetimi hakkında bilgiler verilmiş; daha sonra yöneticilerin tutum ve davranışlarının çalışanlar üzerinde ki işten ayrılma, iş doyumu, içsel ve dışsal doyumu etkisi üzerine incelemeler gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmayı yapabilmek için Minnesota doyum ölçeği, perakende ve toptancı sektöründe yer alan 47 firmanın 142 çalışanına uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, bu işletmelerde krizden etkilenme düzeyine bağlı olarak; oluşan krizlerde verilen tepkilerin ve yöneticilerin davranışlarının, çalışanlar üzerinde büyük bir etkisi olduğuna, şirket politikası olarak belirlenen kriz savunma planlarının güvenilirliğine ve kriz sonrası işten ayrılma, iş doyumu ve içsel- dışsal doyum arasında olan bağın uygulanacak kararlarda önemli bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

Ekonomik krizKrizPersonel doyumu+4
Bilal Ferhat Beşgül
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of financial performance of participation and conventional banks using multicriteria methods: Case study in Turkey

The participation Bank is the one dealing with Islamic banking system, while the conventional bank deals with the interest in its loan which falls under the rule of usury that is a sin in Islam. Nowadays Islamic banking system is considered as the alternative to the conventional banking system, that's why, it's important to compare the financial performances of conventional and participation banks. This study aims to compare the performance of participation banks represented by 3 Islamic banks with the performance of conventional banks represented by 6 conventional banks in Turkey through ranking each bank alone using multi criteria data analysis using MAUT and TOPSIS methods, which depend on some financial ratios were collected from the annual financial reports, for the period of 5 years during 2011 to 2015; To rank the years from best year to worst year of each bank according to their performance; first the most common five financial ratios are calculated for each banks during 5 years, then applying the MAUT and TOPSIS methods to those indicators. In other words, regarding each bank's five ratios, years were ranked from best to worst using TOPSIS and MAUT methods taking account of equally weighted. In this research, the calculation of each method has been done with two approaches; the first approach is by calculating with each bank alone, while the second approach is by calculating with all banks together. The result of using MAUT method equally distributed weights with considering each bank alone approach shows that the best performance for Islamic banks is 2011, while the years of best performance for conventional banks are 2011 and 2012. According to the results of using MAUT method with considering all banks together approach shows that the best year for Islamic banks is 2013, while the best years for Conventional banks are 2011 and 2012. On the other hand, the result of using TOPSIS method equally distributed weights with considering each bank alone approach shows that the best performance for Islamic banks is 2011, while the years of best performance for conventional banks are 2011 and 2014. According to the results of using TOPSIS method with considering all banks together approach shows that the best year for Islamic banks is 2011, while the best years for Conventional banks are 2011 and 2012. In the MAUT and TOPSIS methods with two approaches, the result of best year of Islamic bank is 2011 but only in MAUT method with all banks together approach, the best year is 2013. However, the Conventional banks have the same best years which are 2011 and 2012 but only in TOPSIS method with each bank alone approach, instead of 2012 the best year is 2014. The final findings of this research use MAUT and TOPSIS methods with each bank approach and all banks together approach. The result showed the best performance of all selected Turkish banks occurred in 2011 for Islamic banks, 2011 and 2012 for Conventional banks, and it is not highly affected by the method is used; it might have different findings using a higher number of banks, a different period, or applying other methods. For future work, it can be considered more number of banks, different country, a wide period of time, or using another method. Keywords: Participation banks, Conventional banks, Financial Ratios, Turkish banks, Multi criteria decision, MAUT method, TOPSIS method.

BanksFinancial performanceParticipation banking+7
Tareq Imad Abdulsattar Al-numan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Project management: Investigation on causes of delay in construction projects in Benghazi Municipility-Libya

Benghazi Municipality has a problem in finishing the construction projects in due time which has a negative impact on the success of these projects such as, exceeding the time limit, increasing the cost estimates. These negative effects reflect themselves on the different spheres of life and the whole society in general. It is important to investigate this phenomenon in the period between 2013-2017 through studying the causes behind it. This research aimed to investigate the main causes of delay in the completion of construction projects in Benghazi Municipality in Libya, and to identify the average of time overrun. It also analyzed and ranked the most important causes of delay according to their FI, SI and the importance index II from the point of view of contractors and consultants. The method used for the analysis was mixed method research design (quantitative & qualitative) as a research approach for this research, while the interview tool and case study were selected to collect qualitative data and a questionnaire tool has been designed to collect the quantitative data. The field survey of a questionnaire contained 69 possible causes for the delay categorized into four major groups. The questionnaire was distributed to the sample of the study that included 54 participants, which is at the same time the population. The population included 36 contractors and 18 consultants which represents two main parties in construction projects, and the interview tool was selected to study one case with a project exposed to time and cost overrun. The research showed delay in many construction projects conducted for BM during the period between 2013-2017, where there was a delay in 54 projects out of 104, and this represent 51.9% of the projects. Moreover, the study indicated that the average of time overrun is between (10% and 30%) of the original time of the projects. The study also showed that 41.7% of the respondents believe that the main reason of the delay is the contractor. However, the results concluded that the following are the top five delay causes arranged according to the II: • The delay in paying the financial dues to contractors by the client. • Award project to lowest bid price (the contractor who has the lowest bid). • The delay in due payments to the suppliers by contractor. • Difficulties in financing the project by the contractor. • Dispute with neighbors. Keywords: Frequency Index (FI), Severity Index (SI), Importance Index (II), Benghazi Municipality (BM), causes of delay, construction projects, Libya

MunicipalitiesDelayLibya+3
Zuhır Fathı Jummah Busneına
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Contribution to the economic growth of foreign investment in construction sector: The case of Turkey

By the globalization of the economic activities, the capital movements have increased worldwide. The share that developing countries get from foreign capital flows has been gradually increasing. Now that foreign direct investments (FDI) have a positive effect especially on development, developing countries are in great competition to attract FDI. Foreign direct investments which composing important part of transnational investments has reached to peak of the history. Turkey is getting a vital proportion from world foreign direct investment pastry and also foreign direct investment which comes to Turkey, is essential to finance current deficit and contribute to investment for promoting economic growth. Relationship between economic growth and foreign direct investments has been analyzed according to host country and also foreign capital provide investments which promote economic growth and economic development through raising savings and investments for these countries. Furthermore, foreign direct investments provide technological transfers and accelerate human capital accumulation. The main purpose of this study is to analyze the effect of FDI in construction sector on economic growth of Turkish economy. It was observed that GNP increases, inflation fell and employment increased during the years when the construction sector gained speed in Turkey. Generally, the Turkish construction sector and FDI were reviewed in this thesis, effects of FDI in the construction sector to Turkey's economy is indicated by the statistical analysis. Key words: Foreign direct investment, economic growth, construction sector, Turkish Economy

Sabına Aghayeva
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaret yapan firmalarda kur riskinin yönetilmesi

Dış ticaret operasyonları üzerine odaklanmış olan işletmeler açısından ise üzerinde düşünülmesi gereken birçok farklı, kritik unsur söz konusu olmaktadır. Gerek ithalat gerekse de ihracat operasyonlarında yer almış olsun, şirketlerin ortak ve en ciddi sorunlarının başında, kur riskinin yönetilmesi sorunu gelmektedir. Dış ticaret firmaları, sahip oldukları ticari potansiyeli yönetebilmek adına yabancı ülke para birimlerinin dolaşım sürecinde yaşadığı sorunları ve bunların kar-zarar dengesine olan etkilerini gözetmek durumundadırlar. Küçük ölçekli bir finansal değişim, bilhassa da kur değerlerindeki değişimler, şirketlerin ticari operasyonlarını büyük sorunlara sürükleyebilmektedir. Bu tezde, dış ticaret firmalarının döviz kuru riski karşısındaki uygulamaları incelenmekte ve değerlendirilmektedir. Bu inceleme ve değerlendirme açısından da dış ticaret firmalarının kur riskinden korunmalarına dair faaliyetleri bir örnek uygulama ile ortaya konmaktadır. Tezin birinci bölümünde döviz kurları ve kur riski analizi kavramlarına yer verilmektedir. İkinci bölümde kur riskinden korunma yöntemlerine dair çabaların ne şekilde oluştuğuna dair değerlendirmeler bulunmaktadır. Üçüncü bölümde, spesifik olarak dış ticarette kur riski kavramı üzerine odaklanılmaktadır. Çalışmanın son bölümünde, dış ticaret firmalarının kur riski ile karşı karşıya kalma durumunda türev araçların kullanımı ile kur riskinin nasıl yönetileceği konusu, DESA Deri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi verileri ile incelenmiştir.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıDöviz kuru riski+4
Nagihan Erbil
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of capital and labor on productivity on Turkish textile companies

The Turkish textile and clothing industry has contributed to the economic growth of Turkey for years now which has brought a considerable amount of output in business areas and world trade markets. The Turkish Textile companies played an important role in exportation, job availability and technological development. Due to the constant remark in the progressive industrial performance of the Turkish textiles and apparel industries which have improved daily life of people in the society. Hence the present study aims to analyze the effect of the relationship of labor and capital on the productivity for 8 different Turkish textile firms which covers a duration of 9 years from 2009 to 2017. Again, the 8 textile companies were chosen from Turkish Istanbul Chambers of Commerce 500 Largest companies, thus, gross added value was considered as the output are capital and labor ( number of employees ) as inputs. Capital and labor are the independent variables and gross value addition the dependent variable. The main objective of study applied correlation analysis to ascertain the strength of the relationship between the dependent and independent variables that is the relation between capital, labor and productivity. The regression analysis model analyzed the effect of change of capital and labor on the productivity for the Turkish textile and apparel industries. The findings from the analysis concluded that there is a relationship between capital and labor on productivity and capital and labor have an effect on the productivity for the Turkish textile industries from the peroid of 2009 to 2017 for the study. Keywords: Productivity, Textile industries in Turkey, Ready to wear, Output, Input.

Ready made wear industryReady wear sectorCapital+6
Max Dula Jaff
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşletme yönetiminde etkin zaman kullanımı ve zaman planlamanın önemi

Günümüzde karmaşıklaşan ve değişen çalışma şartları ile yaşam tarzlarına bağlı olarak yöneticiler zamanı etkin kullanmaya ihtiyaç duymaktadır. Her ne kadar zamanı etkin kullanmak herkes için önemli olsa da özellikle belediyeler gibi belirli bir bölgedeki birçok iş ve işletmeden sorumlu olan yöneticiler için ayrı öneme sahiptir. Çünkü belediye yöneticilerinin tüm bu işleri yaparken zaman baskısı altına düşmeleri ve zaman tuzaklarına kapılmaları sadece bir işletmenin değil belediyelerin sorumluluk alanı altında olan herkesin olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Bu çalışma, yöneticilerin iş yerlerinde zaman kullanım biçimlerini, zaman kullanımına ilişkin karşılaştıkları güçlükleri ve zaman tuzaklarını ortaya koymak; elde edilen sonuçlardan hareketle yöneticilere zamanlarını etkin kullanmalarına ilişkin önerilerde bulunmak amacıyla yapılmıştır. Belediye yöneticilerinin zaman kullanımıyla ilgili daha önceden yapılan herhangibi bir çalışmaya rastlanmadığından çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamına İstanbul'da bulunan belediye yöneticileri alınmıştır. Çalışma sonucunda yöneticilerin zaman planlaması yapmalarına rağmen bazı işlere yetişmekte güçlük çektikleri, bazı işlerin fazlasıyla zamanlarını aldığı, çeşitli konularda zaman tuzaklarına düştükleri ortaya çıkmıştır. Çalışma sonucunda yöneticilere zamanı etkin kullanmaları ve zaman tuzaklarına düşmemeleri için çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Yönetici, Zaman Kullanımı, Zaman Planlama

EtkinlikYönetimZaman planlama+2
Eray Kömürcüoğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Algılanan örgütsel kronizmin çalışan sessizliği üzerindeki etkisinde kişiliğin düzenleyici rolü

Örgütlerin değişen çevre şartlarına uyarak rekabet üstünlüğü sağlamaları günümüzde daha da önem kazanmıştır. Bu şartlarda çalışanların örgütle ilgili duygu, düşünce ve yaratıcı fikirlerini paylaşmaları vazgeçilemez bir kaynak olarak görülmektedir. Çalışanların sessiz kalmasına neden olacak her türlü etkinin araştırılarak ortadan kaldırılmaya çalışılması örgütler açısından bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu bağlamda geliştirilen çalışmada, çalışanların algıladıkları örgütsel kronizmin çalışan sessizliği üzerindeki etkisi ve kişiliğin bu ilişkideki düzenleyici rolü incelenmiştir. Kamu sektörü ve özel sektörde çalışan 700 kişi ile gerçekleştirilen anket çalışması sonucunda elde edilen veriler kurulan hipotezler doğrultusunda test edilmiştir. Modelde yer alan değişkenler arasındaki doğrudan etkilerin test edilebilmesi için doğrusal regresyon, düzenleyici etkilerin test edilebilmesi için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, algılanan örgütsel kronizmin alt boyutlarının çalışan sessizliği alt boyutları üzerinde pozitif ve negatif yönlü etkilerinin olduğu tespit edilmiştir. A ve B tipi kişilik özelliklerinin algılanan örgütsel kronizmin çalışan sessizliği davranışı üzerindeki etkisinde kısmen düzenleyici bir rol üstlendiği görülmüştür. Özel sektör çalışanlarının algıladıkları örgütsel kronizm ve çalışan sessizliği düzeylerinin kamu sektörü çalışanlarından daha yüksek çıkması ise araştırmanın bir diğer sonucu olmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Kronizm, Çalışan Sessizliği, Kişilik, Kamu Sektörü, Özel Sektör

Algılanan örgütsel destekKişilik özellikleriKronizm+4
Alper Gürer
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Oryantasyon eğitiminin örgütsel bağlılık aracılığıyla işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi

Bu çalışma, oryantasyon eğitiminin örgütsel bağlılık aracılığıyla işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Günümüzde çoğu işletme nitelikli personellerini ellerinde tutmakta zorlanmaktadır. İşe yeni alınan personelin işyerlerinde geçirdikleri ilk zamanları mesleki açıdan oldukça zorlayıcı olmaktadır. Bu nedenle şirketler oryantasyon eğitimine önem vermek zorundadırlar. Bu araştırma, oryantasyon eğitimi alan personelin örgütsel bağlılığı artırdığını ve işten ayrılma niyetini ise negatif yönde etkilediğini göstermekte olup, oryantasyon eğitimi almayan personele göre ise daha hızlı bir süreç gerçekleştirdiğini göstermektedir. Bu araştırmanın teorik bölümünde oryantasyon eğitiminin tanımı, planlanması ve önemi, işletme ve çalışan için önemi, örgütsel bağlılığın tanımı, işletmeler açısından etkileri, işten ayrılma niyetinin oluşumları ve etkileri ile oryantasyon eğitiminin, örgütsel bağlılık aracılığıyla işten ayrılma niyetine olan etkisi üzerinde durulmuştur. Uygulama bölümünde ise bir konaklama işletmesinde uygulanan oryantasyon eğitiminin örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi, eğitim almış personele uygulanan anketle belirlenmiştir. Anketin ilk kısmında personelin demografik özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci kısmında oryantasyon eğitiminin yarattığı durumlar üzerinde durulmuştur. Üçüncü kısmında işletmede yaşanan örgütsel bağlılık konuları tanımlanmaktadır. Son olarak dördüncü kısımda ise işletmede yaşanan işten ayrılma niyeti konularını tanımlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Oryantasyon eğitimi, Örgütsel Bağlılık, İşten Ayrılma Niyeti

BağlılıkEğitimOryantasyon+3
Tanem Gülerer
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ekip kaynak yönetimi ve SHELL model anlayışının havayolu işletmelerinde uçuş emniyeti ve zamanında kalkış performansına etkileri

Ülkemizde ve dünyada havacılık sektörünün gelişimini ve büyümesini hep birlikte takip etmekteyiz. Bu gelişme ile birlikte sektör içerisinde ki sorunlarda aynı oranda büyümektedir. Artan yolcu ve havaaracı karşısında havalimanları hizmet sunmakta oldukça zorlanmaktadır. Bunun en büyük göstergesi maalesef dünyada yaşanan havacılık kaza ve kırımları ile birlikte havayolu işletmelerinde yaşanan rötarlardır. Dünyada artan yakıt ve enerji maliyetleri, rekabet koşulları gecikmeler konusundaki sorunu katlamaktadır. Yapılan bu çalışmada bu iki temel soruna çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Uçuş emniyeti ve verimliliği konusunda dünyada kabul görmüş SHELL Model ve CRM kavramlarını çalışmamızın omurgası yaparak bu iki kavrama dikkat çekilmek istendi. Bununla beraber CRM anlayışının kapsamı ve etki alanı ile de ilişkili Aeromony kavramı havacılık sektörü için önerildi. Diğer önemli problem olan havayolu işletmelerinde yaşanan gecikmeler konusunda ise özel bir havayolu şirketinin uçuş verileri değerlendirildi. Yaşanan gecikmelerin bir bölümünün uçuş operasyonu hazırlık sürecinde yaşanan aksaklıklar olduğunu düşünerek, bu problemin giderilmesi, en azından gecikme sürelerinin düşürülmesi adına "Koordine Birimi" önerisi getirildi. Özet olarak, uçuş emniyeti kavramının havacılık endüstrisi çalışanları için bir düşünce iklimi olması halinde olası kaza ve kırımların önüne geçilebileceği düşünülmektedir. Ayrıca rötar süresi konusunda yapılacak iyileştirmelerin havayolu işletmeleri ile birlikte ülke ekonomisine de katkı yapılacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Havacılık, Rötar, SHELL Model, CRM, Aeronomy, Koordine Birimi, Düşünce iklimi

Ekip kaynak yönetimiEmniyetHava yolu işletmeleri+7
Ersin Yanaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk lojistik sektöründe Freight forwarder firmalarının denizyolu taşımacılığında işlevi ve uygulama örneği

Lojistik anlayışı malzemenin istenen zaman da, istenen yere, uygun fiyatlar ile en güvenli şekilde teslim edilmesinden geçmektedir. Tam da bu nokta da işletmeler, rekabet avantajı sağlayabilmek, ana faaliyet alanına odaklanmak ve maliyetlerini düşürmek gibi nedenlerden dolayı taşımacılık işlemlerini planlayıp organize edecek, malzemelerin güvenli bir şekilde taşınmasını sağlayacak profesyonel lojistik hizmet sağlayıcılarına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu firmalar günümüzde Freight Forwarder (Taşıma İşleri Komisyoncusu) firmaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Freight Forwarder firmaları kendi bünyelerine dahil öz malı bulunmamakla beraber gemi, tır ,depo,sigorta, konteyner vb. gibi ekipmanları veya hizmetleri dışarıdan outsourcing ederek müşteriler,nakliyeciler, gümrük müşavirlikleri,tedarikçiler,üreticiler ve acentalar arasında bilgi paylaşımı yaparlar. Bütün bu işlemler için üzerine kendi kâr'ını ekleyerek müşterilerine hizmet sunan kurumlardır. Eklenilen kârdan dolayı navlun komisyoncusu da denilmektedir. Arada köprü görevi görmekle beraber her birhalka arasındaki iletişimi sağlarlar. Her alanda uzmanlaşmış firmalar ile iş birliği içerisindedir. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm de Türkiye'deki lojistik sektörü, önemi, lojistik hizmetlerinin güçlü ve zayıf yönleri ele alınmaktadır. İkinci bölümde Türkiye'deki denizyolu taşımacılığı, avantaj ve dezavantajları, temel birleşenleri, taşıma üniteleri ile konteyner ve türleri.Üçüncü bölümde denizyolu taşımacılığında freight forwarder firmalarının yeri. Dördüncü bölümde ise denizyolu taşımalarında freight forwarder firmalarının işlevi üzerine uygulama örnekleri başlıkları ele alınmıştır

Deniz yoluDeniz yolu taşımacılığıLojistik+5
Çağla Kenar
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İş geliştirme süreçlerinde sistematik yenilik yaklaşımının kullanılması

Artan küreselleşme ve çevre şartlarına bağlı olarak giderek artan rekabet ortamında işletmelerin devamlı değişen müşteri talep ve beklentilerini karşılayabilmek için, sürekli olarak yenilik çalışması yapmaları gerekmektedir. Müşteri beklentilerinin dışında işletmenin iş süreçlerini de yenilemesi, işletme sürecinde ki maliyet ve zararları olabildiğince azaltması, kâr ve faydaları olabildiğince arttırması gerekmektedir. Bu çalışma işletmelerin devamlılığını ve kârlılığını sağlamak için pazarlama, üretim, finans, insan kaynakları vb. konularda daha başarılı bir iş süreci oluşturulması için yapılmıştır. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır, ilk bölümde genel olarak çalışmanın amacı hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise yenilikçilik ve türleri sistematik yenilikçilik yaklaşımı incelenmiş, genel hatları ile tanımlanmıştır. Üçüncü bölümde ise iş süreci haritalandırması, ideallik, zıtlık, faydalı fonksiyon ve yaratıcı iş prensipleri çalışmaları yapılmıştır. Son bölümde ise çalışma sonucunda elde edilen bulgular listelenmiş ve bir örnek çalışma ile uygulamanın faydaları gösterilmiştir. Ayrıca bu çalışma işletmelerin mevcut ve potansiyel kaynaklarının kullanımı ile daha verimli bir işletme süreci elde edebilmeleri için, yenilikçilik yaklaşımında yer alan temel prensiplere odaklanmış, gelişmeye yönelik kullanılmış, gözlem ve ölçmeye dayalı uygulamalı bir çalışmadır. Sistematik yenilikçilik alanı çok geniş bir literatüre sahiptir ve bu alanda çok sayıda çalışma mevcuttur. Bu çalışma sistematik yenilikçilik yaklaşımının iş geliştirme sürecinde uygulanmasının ne gibi olumlu ve olumsuz sonuçlar doğuracağını göstermiş, iş süreçlerinin iyileşmesinden kaynaklanan kazanımları ortaya koymuştur.

SistematikSistematik değişimSistematik yaklaşım+4
Dogan Aslan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ulusal afet ve acil durum yönetimi için yeni bir yönetim yaklaşımı modeli önerisi

Afet ve acil durum yönetimi özellikle son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde önemi gittikçe daha dramatik tecrübelerle öğrenilen, disiplinler arası bir akademik çalışma alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelerde son yirmi yıldır, ülkemizde ise son on yıldır yönetim anlayışı olarak sivil savunma mantığından Bütünleşik afet ve acil durum yönetim sistemine evirilmiş bir konu olarak çalışılmaktadır. Buradaki temel husus, yaşanılan olayların şiddetleri ve sıklıkları olmakla birlikte; farklı çevresel, bölgesel ve küresel gelişmeler de bu değişimleri zorunlu kılmaktadır. Ülkemizde de özellikle 2009 yılında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın kurulması ile yeni bir yönetim yapılanmasına geçilmiştir. Organizasyon yapısındaki bu değişim, idari yapılanma ile ilgili önemli bir mihenk taşı olarak görülmektedir. Bu tez konusunun seçilmesinin amacı; ülkemizde yürütülmekte olan afet ve acil durum Yönetimi çalışmalarının yönetimi noktasında, dünyada ve ülkemizde son yıllardaki hızlı değişim nedeniyle oluşan farklı yaklaşımların, hâlihazırdaki yönetim sistemine entegre edilmesiyle ilgili olarak katkı sağlamaktır.Aynı zamanda, yeni hayata geçirilen Başkanlık Sistemi yönetim modeli ile daha uyumlu çalışacak bir yönetim modeli önerisi de çalışmaya dâhil edilecektir. Öncelikli olarak; konuyla ilgili dünyada gelişmiş ülkeler, Avrupa birliği ülkeleri, komşu ülkeler ve bölge ülkelerdeki yönetim sistemleri incelenerek, ülkemiz şartlarına uyarlayarak yerelleştirebileceğimiz konuların tespiti ve güncel gelişmeler ışığında yönetim modelini nasıl geliştirebileceğimize dair önerilerde bulunulacaktır. Son yıllarda konumuzun içerisinde yer alan fakat farklı kamu kurumları tarafından koordine edilen iş sağlığı ve güvenliği, atık yönetimi, gibi konularla birlikte Avrupa müktesebatı gereği yürürlükte bulunan büyük endüstriyel kazaların önlenmesine dair yönetmelik (SEVESO) gibi regülasyonların da afet ve acil durum yönetimi çatısı altında toplanmasının kaynakların etkili ve verimli kullanılması açısından önem arz ettiği vurgulanacaktır. Henüz mevzuatımızda yer almayan, fakat yakın gelecekte SEVESO gibi yürürlüğe koymak durumunda olacağımız tahmin edilen Yüksek Güvenilirlikli Organizasyonlar (High Reliability Organizations-HRO) konusuna da değinilecektir. Ayrıca tüm bu konuların ışığında, çalışmanın ana amacına yönelik olarak yeni bir "Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Enstitüsü" nün ne şekilde teşkil edilebileceği ele alınacaktır. Bu bağlamda, sadece idari konularla sınırlı kalınmayacak olup, aynı zamanda afet ve acil durum çalışanlarının ve gönüllerinin yetkinliklerinin geliştirilmesi, yetkinliklerinin güncel tutulması ve bunların belirli bir standarda oturularak, bunun belgelendirilmesi gibi teknik konular üzerinde de durulacaktır.

Acil durum yönetimiAcil durumlarAfet yönetimi+4
Fatih Yaman
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sivil havacılık sektöründe istihdam edilen uçuş ekibinin çalışma koşullarına ve haklarına yönelik bir araştırma

Havacılık sektörü yüksek rekabet ortamının mevcut olduğu bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır. Sektörde başarıyı yakalamak için entelektüel sermaye olarak da nitelendirebileceğimiz insan faktörüne önem verilmesi gerekmektedir. İnsan faktörü, yani işletmeler için işgörenler, havacılık sektöründe uçuş operasyonu sürecinin her basamağında etkin rol oynamaktadır. Bu çalışmada, havacılık sektörüne emek veren kabin / kokpit personelinin çalışma koşulları, bağlı bulundukları sendikalar ve sözleşmelerden bahsedilmiş olup, sivil havacılık sektöründe istihdam edilen bu kişilerin haklarına yönelik bir araştırma yapılmıştır. Çalışmada derinlemesine mülakat tekniği uygulanmış olup, havacılık sektöründe aktif olarak görev alan 20 kişi ile görüşme yapılmıştır. Elde edilen bu veriler betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi kullanılarak yorumlanmıştır "İşgören" olarak nitelendirilen havacılık personelinin bağlı olduğu sözleşmeler, sendikalar ve işgörenlerin yan haklarına dair bilgiler ortaya konmuştur. Ayrıca sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan çalışanların hakları ile ilgili bir karşılaştırma yapılmıştır. Bu çalışma, havacılık sektöründe görev yapan 20 işgörenin verdiği yanıtlarla sınırlıdır.

Havacılık sektörüKabin hizmetleriKabin personeli+6
Burcu Yetişyiğit
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Destinasyon pazarlaması ve İstanbul'un turizm sektöründeki rekabet gücünün incelenmesi

Uluslararası turizm varışlarında dünya sıralamasında önemli bir konumda yer alan Türkiye'nin, turizm gelirlerinde bu yeri koruyamadığı görülmektedir. Benzer şekilde turizm rekabetine ilişkin endeks sonuçlarına göre, rekabet sıralamasında Türkiye'nin oldukça geride kaldığı da dikkat çeken bir diğer unsurdur. En önemli ihracat kalemleri arasında yer alan turizm sektörünün gelişimini sürdürülebilir kılmak büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, çalışmada Türkiye'nin en önemli turizm destinasyonlarından olan İstanbul kentinin rekabet gücünün analizini yapmak ve elde edilecek sonuçlarla destinasyon rekabet modellerine katkı yapılması amaçlanmaktadır. Söz konusu amaç doğrultusunda, konuya ilişkin detaylı literatür taramasının ardından, gerçekleştirilen alan araştırması için anket ve mülakat teknikleri ile veriler toplanmıştır. Anket sonuçlarına göre İstanbul'un uluslararası turizm alanında en güçlü rakibinin Paris kenti olduğunu doğrulamakta, bununla birlikte kentin rekabet üstünlüğü açısından güçlü yönünün Temel Kaynak ve Çekicilikler olduğu; buna karşın Destinasyon Yönetimi, Tanıtım/Pazarlama, Eğitim, Güvenlik, Etik/Ahlak değerleri gibi alanların ise rekabet gücünü zayıflatan unsurlar olduğu görülmektedir.

DestinasyonRekabetRekabet gücü+5
Halil İbrahim Şan
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Using nonviolent communication as a communication alternative method in organizations

Organizations adopt different communication methods, and each one can find it practical, depending on many variables that can be related with some criteria, like culture, sector of the organization, or its age, as it is also a decisive factor that can make the organization stick with its communication method or being sustainable and change it according to new methods that come. Nonviolent communication is one of the methods as it is old but not used much in the organization. It is a new concept that Dr. Marshall Rosenberg developed in a way that can be beneficial for the person in his relationship with himself and others. Moreover, nonviolent communication can be a method that the organization can adopt for its strategy to be a new communication method. This research presents the benefit of nonviolent communication on organizations, how it affects them, and why it can the nonviolent be the best option for organizations to take as a communication method. The study is significant because it gives all the aspects of nonviolent communication that can add to the organization in terms of its performance and the well-being of its workers, each for the managers and the employees. In this research a, qualitative data was conducted, with in-depth interviews with 26 trainers, who work with the NVC or train the NVC to people as well as organizations, as the data of answers that have been collected and analyzed in the software Maxqda 2018, the results come with a bunch of codes from the data that have been conducted in 3 levels which are: personal, interpersonal, challenges and performance of the organization, in addition, that helps the study to show the measures of the NVC's benefits on organization as a communication method that can be trained to co-workers as it shows that the NVC is an essential method that can get peace at the workplace and increase the effectiveness of the organization. Key Words: Nonviolent communication, organization, performance, method, effectiveness, connection, relationship.

Corporata communicationCommunicationNonviolent communication
Zineb Hajaoui
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sivil toplum kuruluşunda iç denetim süreçlerinin incelenmesi: İlim Yayma Cemiyeti örneği

Kişisel menfaate dayanmayan, gönüllülük esasına bağlı faaliyet gösteren, toplum yararına kurulmuş olan, resmi kurum ve kuruluşların dışında kalan ve yasal topluluklar şeklinde tanımlanabilen sivil toplum kuruluşu (STK) oda, sendika, dernek ve vakıf vb. isimler altında sanat, kültür, eğitim ve sağlık gibi çeşitli alanlarda hizmet vermektedir. Yirminci yüzyılın sonlarına doğru ülkemizdeki STK sayısı gittikçe artmış, böylelikle hem topluma hizmette artış sağlanmış hem de devletin yeterli olmadığı alanlarda gönüllülük esasına dayalı faaliyetlerle devletin yükü hafifletilerek sorunların giderilmesi sağlanmıştır. Eğitim ve kültür alanında uluslararası standartlarda hizmet verme vizyonu ve ülkenin kalkınmasına, milli ve manevi değerlerini benimseyerek vatanına bağlı toplum oluşturacak eğitim ve kültürel faaliyetler yapma misyonuyla hareket eden İlim Yayma Cemiyeti (İYC), Türkiye'de eğitim alanında topluma hizmet sunan en eski ve en köklü sivil toplum kuruluşlarından biridir. Bu tez çalışmasında ülkemizde faaliyet gösteren ve önemli bir STK olan İYC'niniç denetim süreci incelenmiştir. İncelemeye temel olan sorunsal, Cemiyet'in iç denetim süreçlerinin ve mekanizmasının bilimsel bir incelemeye tabi tutulmamasıdır. Bu amaçla hazırlanan çalışmada iç denetim yöntemlerinden olan COSO örnek alınmıştır. COSO'ya göre İYC iç denetimini incelemek üzere Cemiyet'in denetim müdürü ile bir mülakat yapılmıştır. Ayrıca Kamu İç Denetim Standartları ile ilgili bilgi verilmiş olup bu standartlar İYC Denetim Yönetmeliği ile karşılaştırılmıştır. İYC Denetim Kurulu üyeleriyle birlikte bir SWOT analizi hazırlanmış ve İYC Denetim Yönetmeliği incelenerek elde edilen bilgi ve bulgulara tezin inceleme kısmında yer verilmiştir.

Ramazan Işık
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültür endüstrisi ve sanat ilişkisi içerisinde esin, taklit, alıntı, çalıntı

Sanatta taklit ve sahtecilik meselesi tarih boyunca birçok yaklaşımla ele alınarak günümüze kadar gelmiş, sanatın giderek estetik bir ilişki – iletişim biçimine dönüşmesi, yeni üretim tekniklerinin sanat alanına girişi ve sanatsal biçimler arasındaki etkileşimin kuramsal temellere tam olarak oturtulamamasıyla birlikte başlangıçtaki anlam ve içeriği değişmiştir. Bu süreç, kültür endüstrisinin etkisiyle birlikte sanat eserinin bir tüketim ürünü gibi alınıp satılabilmesine olanak sağlamıştır. Sanatın eserinin bir tüketim ürününe dönüşmesi zamanla yerini tüketim ürünü olarak üretilen sanat eserlerine bırakmıştır. Bu durum, kendi içinde özgünlük barındıran eserlerden farklı olarak sadece ticari amaçla üretilmiş birbirinin kötü kopyası eserlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada kopyalanamayan değerli bir sanat eseri için gereken nitelik olan özgünlük/orijinallik kavramı, temelde tescilli ve anlatımsal özgünlük olarak ikiye ayrılarak irdelenmiştir. "Kültür Endüstrisi" kavramından hareketle sanat eserinin metaya dönüşmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan eserlerin benzerliği ele alınmıştır. Hangi eserlerin kopya, hangi eserlerin anlatımsal özgünlük ile oluşmuş sanatsal bir esinlenme olarak kabul edilebileceği tartışılmıştır. Sanatın bugün geldiği noktada özgünlük kavramının varlığını sürdürüp sürdüremediği eleştirel bir yaklaşımla sorgulanmıştır. Bir eser hangi amaçla üretilirse üretilsin özgün olabilir. Dolayısıyla kültür endüstrisi ve sanat ilişkisi bağlamında oluşan yığınlaşmayı sadece ticari amaçla veya popüler kültür amacıyla üretilmiş eserlerin değil, yeni ve özgün olarak ortaya sürülen fakat içinde sanatçıya ait bir üslup barındırmayan kopya eserlerin oluşturduğunun altını çizmek gerekir. Bu nedenle bu çalışma, sanatçının süreçteki yer alma düzeyinin, özgünlük kavramı ile sıkıca bağlı olduğunu ve özgünlük arayışlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini bir öneri olarak sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Özgünlük, anlatımsal özgünlük, alıntı, kopya, kültür endüstrisi

AlıntıEsinlenmeKültür+6
Can Çelik
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Japon yalın üretim modelinin kamusal alana uygulanabilirliğinin incelenmesi: Nüfus ve Vatandaşlık İşlemleri örneği

İsrafın önüne geçilmesi ve kaynakların verimliliğini hedefleyen "Yalın Üretim" tekniği gerek işletmelerde gerekse kamusal alanda kullanılan bir yöntemdir. Özellikle günümüzde kaynakların doğru kullanımı büyük önem arz etmekte olup, gelecekte öneminin daha da artacağı beklenmektedir. İster işletmeler olsun isterse devletler olsun ancak kaynakları etkin, verimli ve etkili kullandıkları ölçüde, varlıklarının devamını sağlayabileceklerdir. Yalın Üretim tekniğinden istifade ederek kamusal alandaki insan gücü israfının önlenebileceği, tasarruf sağlanan iş gücünün de, ihtiyaç duyulan/yeterince karşılanamayan eğitim, adalet, sağlık vb. farklı kamusal alanlara kaydırılabileceği değerlendirilmektedir. Değerlendirmenin uygulanabilirliği açısından Nüfus ve Vatandaşlık İşlemlerinde yürütülen hizmetlerin "Yalın Üretim" tekniğiyle sadeleştirilmesi ve iş gücü tasarrufunun sağlanabileceği tezi ortaya konmaya çalışılacaktır.

Bilal Örnek
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto para birimlerine dayalı finansal yatırım analizleri ve piyasa riski ölçümü

Bu çalışmada yatırımcıların kripto para birimlerine dayalı finansal yatırımlarının etkinliğini arttırmak ve kripto para birimlerinin piyasa riskini daha doğru bir şekilde ölçmelerine yardımcı olabilmek amacıyla 20 adet kripto para birimine dayalı analizlere yer verilmiştir. Analizlerde güncel modeller olan GAS, EGAS ve AEGAS modelleri, Student't dağılım varsayımı altında tahmin edilmiştir. Çalışma günlük verilerden oluşmakta ve 01.02.2018 – 01.06.2023 dönemini kapsamaktadır. Çalışmada ilgili kripto para birimlerinin piyasa risk düzeyleri ölçülürken güncel bir yaklaşım olan BASEL IV düzenlemeleri kapsamında %97,5 güven düzeyinde ES yöntemi tercih edilmiştir. Çalışma bulguları inceleme kapsamındaki 20 adet model içerisinde en öne çıkan modelin EGAS modelinin olduğuna işaret etmektedir. Bu kapsamda ilgili kripto para birimlerinin risk düzeyleri ölçüldüğünde hem kısa hem uzun pozisyonlar için en düşük piyasa riskine BTC ve ETH'nin sahip olduğu, en yüksek piyasa riskine ise FIL'in sahip olduğu gözlemlenmektedir. Çalışma bulgularının kripto para piyasalara yatırım yapmak isteyen bireysel ve kurumsal yatırımcılara yatırım stratejileri hem de risk yönetimi açısından önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Açık anahtarlı kripto sistemlerGizli anahtarlı kripto sistemler
Muhammed Ensar Lavaşkan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sermayenin subjektif kariyer başarısına etkisi; Sağlık sektöründe bir araştırma

Bu çalışma, sosyal sermayenin subjektif kariyer başarısı üzerindeki etkilerini, sektöründe çalışan bireylerin deneyimleri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Sosyal sermaye, bireylerin sosyal ağları, güven ve karşılıklı dayanışma gibi unsurları kapsayan ve kariyer başarısını etkileyen önemli bir kavramdır. Çalışma, sağlık sektöründe çalışan bireylerin sosyal sermaye unsurlarının, subjektif kariyer başarıları üzerindeki etkilerini anlamak için nicel bir yaklaşımla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan anket aracılığıyla veri toplanmış ve elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma bulguları, sosyal sermayenin bireylerin subjektif kariyer başarısı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Sağlık çalışanları, iş ortamında kurdukları sosyal bağların ve aldıkları desteğin, iş tatminlerini ve kendilerini başarılı hissetmelerini desteklediğini belirtmiştir. Sosyal sermayenin, çalışanlar arasındaki işbirliği ve dayanışmayı teşvik ettiği, iş ortamında daha pozitif bir atmosferin oluşmasına ve çalışanların daha verimli çalışmasına katkı sağladığı gözlemlenmiştir.

Mehmet Kasım Şahin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-ekonomik faktörlerin madde bağımlıları üzerindeki etkileri: Madde bağımlılarına yönelik çalışma

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de kullanım sıklığı giderek artan madde bağımlılığı özellikle gençler arasında büyük bir sorun teşkil etmektedir. Madde bağımlılığın birlikte getirdiği problemleri tek bir boyutta ele alamayacak kadar çok boyutlu bir sorundur. Türkiye'de yetişkin bireyler için AMATEM (alkol madde tedavi merkezi) madde bağımlılarına hizmet vermektedir. Tedavide ayaktan veya yatarak tedavi planlanır ve yapılan tedavi süreci birey odaklı olmaktadır. Bu araştırmanın amacı sosyo-ekonomik faktörlerin madde bağımlıları üzerinde ki etkilerini detaylı görebilmek. Çalışmada madde bağımlısı olmanın sebepleri araştırılıp detaylı olarak sosyo-ekonomik faktörler üzerinde durulmuştur. Araştırmanın temel veri kaynağı madde bağımlıları oluşturmaktadır. Bağımlılığın en önemli sebeplerinden biri olan sosyo-ekonomik faktör maddeye başlama konusunda ne kadar etken olduğu araştırılmıştır. Bu amaçla AMATEM biriminde yatan ve ayaktan tedavi gören bağımlılara anket uygulanarak istatiksel veriler elde edilmiştir. Sosyo-ekonomik faktörlerin madde bağımlıları üzerindeki etkileri çalışma 3 ayrı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bağımlılığın kavramsal çerçevesi oluşturulurken ikinci bölümdeyse, sosyo-ekonomik faktörler ile alakalı bilgiler verilmiştir. Üçün son kısımda ise literatür taramasıyla birlikte anket verilerin sonuçları görülmektedir.

Dilara Tekin Tulmaç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlılığın çalışan performansı üzerindeki etkileri: Havalimanı çalışanları üzerine bir araştırma

Örgütsel bağlılığın çalışanlar üzerindeki etkileri uzun zamandan beri akademik olarak araştırılmaktadır. Ulaşılan sonuçlar bakımından ise işgörenlerin, çalıştıkları kuruma olan aidiyet hissinin, çalışan performansını artırdığı yönündedir. Firmalar ve şirketler bu duruma kayıtsız kalmamakta, örgütsel bağlılığı artırıcı çalışmalar yapmaktadır. Ek ödenekler, sosyal haklar, yüksek ücret, prim, promosyon gibi çalışanı motive eden, maddi olarak güçlendiren ek ödenekler ayırmaktadır. Sadece maddi yönden bu olaya yaklaşmak elbette ki yanlış sonuçlara ulaşmamıza neden olacaktır. Maddi olarak güçlendirdiği çalışanlara, duygusal olarak yaklaşmak istemekte onları bu kurumun bir parçası gibi hissettirmeye çalışmaktadırlar. Kendini çalıştığı kuruma ait hisseden bir çalışan, kurumun başarısını gözetecek, bunun için ekstradan çaba sarf edecektir. Çalıştığı kurumun menfaatlerini, kendi menfaatleri gibi görecektir. Bunun sonucunda ise şirkete olan faydası, örgüte bağlılığı düşük olan bir çalışana göre çok daha fazla olacaktır. Çalışmamızın ana konusu olan örgütsel bağlılık kavramı 1950'li senelerden itibaren literatürde yer bulmaya başlamıştır. Kısaca örgüte duyulan aidiyet hissi olarak tanımlanan örgütsel bağlılık kavramı araştırmacılar tarafından farklı şekillerde incelenmiş, farklı modellemeler ile açıklanmaya çalışılmıştır. Allen ve Meyer tarafından geliştirilmiş olan ve üç alt boyuta sahip olan örgütsel bağlılık modeli esas alınarak oluşturulan çalışmamız kapsamında güdülen temel amaç havalimanı çalışanlarının örgütsel bağlılığının çalışan performansı üzerindeki etkilerini ölçümlemek bu doğrultuda çalışanların performansına etki eden hususları incelemektir. Bu doğrultuda Van Ferit Melen Havalimanında çalışmakta olan 120 gönüllü çalışan üzerinde anket yöntemi kullanılarak bir araştırma gerçekleştirilmiştir.

Nurullah Akman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Denizcilik şirketlerine dayalı finansal analizler: Hisse senetleri Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin incelenmesi

Bu çalışmada 25.01.2018-22.03.2024 dönemi için günlük veriler kullanılarak denizcilik sektöründe faaliyet gösteren ve hisse senetleri borsada işlem gören TLMAN ve GSDDE şirketlerine dayalı finansal analizlere yer verilmiştir. Bu analizler daha sonra bankacılık sektörü ile kıyaslanmıştır. Bu tür analizlerde öncelikle korelasyon analizine yer verilmiş ve bu amaçla AR (1)-CCC-GARCH, AR (1)-DCC-GARCH, AR(p)-c.DCC-GARCH, AR(p)-A-c.DCC-GARCH modellerinden yararlanılmıştır. Ardından tarihi simülasyon yöntemi kullanılarak hesaplanan piyasa risk düzeyleri üzerinden her iki sektörü temsil eden portföylerin değişim katsayıları belirlenmiştir. Çalışma bulguları ve ilgili denizcilik firmalarını içeren portföylerin bireysel ve kurumsal yatırımcılara bankacılık sektörüne nazaran daha iyi çeşitlendirilmiş portföyler sunabildiğini göstermektedir. Bulgular ayrıca denizcilik sektörünü temsilen kurulan ilgili firmalardan oluşan portföylerin ilgili bankaları içeren portföylere göre daha iyi riske göre düzeltilmiş getiri oranları sunduğu sonucuna işaret etmektedir. Mevcut bulguların denizcilik sektöründe faaliyet gösteren firmaların sermaye piyasalarından daha fazla ve daha etkin bir şekilde fon bulabilmeleri ve böylece Türkiye Ekonomisine olan katkılarının arttırılabilmesi açısından oldukça önemlidir.

Ahmet Hulusi Yıldırım
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya pazarlamasının marka değeri üzerindeki etkisinde algılanan kalitenin aracılık rolünün araştırılması

Medya yaşantımızın hemen hemen her anında, teknolojinin de hızla büyüyüp gelişmesiyle, insanoğlunun hayatına etki eden ve yaşantısına yön veren etkin bir güç olarak kabul edilmektedir. Hızla ilerleyen bu teknoloji çağında, toplumun her alanına istediği zaman ulaşabilen sosyal medya, insanların hayatında önemli bir yer edinmiştir. Bu çalışmanın temel amacı da sosyal medya pazarlamasının marka değeri üzerindeki etkisinde algılanan kalitelinin aracılık rolünün olup olmadığını araştırmaktır. Bununla birlikte sosyal medya pazarlamasının algılanan kalite ve marka değeri üzerindeki doğrudan etkisi ve algılanan kalitenin marka değeri üzerindeki doğrudan etkisini de araştırmaktır. Çalışmanın evrenini Türkiye‟de yaşayan ve LC Waikiki giyim markasının pazarlama faaliyetlerine sosyal medyada maruz kalmış kişiler oluĢturmaktadır. Örneklem LC Waikiki giyim markasının faaliyetlerine sosyal medyada en az 1 kez maruz kalmış katılımcılardan oluşmaktadır. 239 kişiden veri toplanmıştır. Çalışmada uygulanan anketler, çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırma modeli yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiştir. Çalışmanın bağımsız değişkenleri sosyal medya pazarlaması ve algılanan kalite iken bağımlı değişkeni marka değeridir. Ulaşılan veriler neticesinde sosyal medya pazarlamasının marka değeri üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Bununla birlikte sosyal medya pazarlamasının algılanan kalite üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca algılanan kalitenin marka değeri üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Sosyal medya pazarlamasının marka değeri üzerindeki etkisinde algılanan kalitenin aracılık rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Aydan Demir Akman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hisse senedi piyasalarına dayalı finansal yatırım analizleri

Türk sermaye piyasalarına dönük yatırım analizlerinin beklenen başarıyı gösterebilmesi için analizlerde dikkate alınacak endeks ve performans ölçütü göstergesinin seçimi önemlidir. Bu kapsamda bu çalışmada BİST 30 endeksinde işlem gören şirketlerin hisse senetleri için riske göre düzeltilmiş getiri oranları hesaplanarak rasyonel yatırımcılar için daha uygun yatırım seçenekleri sunulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla değişim katsayısından yararlanılmış ve risk göstergesi olarak düzeltilmiş riske maruz değer yönteminden yararlanılmıştır. Çalışma bulguları en uygun yatırım fırsatını belirgin bir farkla SAHOL hisse senedinin sunduğu ardından sırasıyla SASA, HEKTS, GUBRF, SISE ve ALARK hisse senetlerinin geldiğini göstermektedir. En kötü performansı ise belirgin bir farkla AKBNK'nin sergilediği anlaşılmaktadır. Belirtilen bu çalışma bulguların Türkiye gibi gelişen piyasa ekonomilerinin hisse senedi piyasalarına yatırım yapan rasyonel yatırımcıların daha etkin ve tutarlı yatırım kararları verebilmeleri açısından önemli olduğu ifade edilebilir. Özellikle son yıllarda küçük yatırımcının borsaya olan ilgisi dikkate alındığında bu tür yatırımcıların yatırım kararlarında pratik hayatta olduğu gibi sadece hisse senetlerinin sunduğu getiri oranlarına değil riske göre düzeltilmiş getiri oranlarına odaklanmalarının gerekliliğini vurgulaması açısında da ayrıca önemli olduğu düşünülmektedir.

Malik İnci
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil pazarlamanın elektrikli araç satın alma niyeti üzerindeki etkisinde yeşil ürün tutumu, yeşil algılanan yenilikçilik ve yeşil algılanan değerin aracı rolü

Bu çalışmanın amacı, yeşil pazarlamanın elektrikli araç satın alma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Aynı zamanda bu çalışmada yeşil ürün tutumu, yeşil algılanan yenilikçilik ve yeşil algılanan değerin bu etkide aracılık rolünün olup olmadığı incelenmektedir. Hedef kitleden kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak veri toplanmıştır. Sosyal medya kanalları aracılığıyla ulaşılan kişilerle çevrimiçi bir anket paylaşılmıştır. 261 kişiden veri elde edilmiştir. Bu veriler SPSS, AMOS ve JAMOVI programları kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, yeşil pazarlamanın yeşil ürün tutumu, yeşil algılanan yenilik, yeşil algılanan değer ve elektrikli araç satın alma niyeti üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisi vardır. Yeşil ürün tutumu, yeşil algılanan yenilik ve yeşil algılanan değerin ise elektrikli araç satın alma niyeti üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisi vardır. Ayrıca, yeşil ürün tutumu, yeşil algılanan yenilik ve yeşil algılanan değerin yeşil pazarlamanın elektrikli araç satın alma niyeti üzerindeki etkisinde aracılık rolü vardır. Çalışma bulgularının bir tartışması sağlanmıştır. Çalışma sonunda önerilerde bulunulmuştur.

Sezer Özışık
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Politik ekonomi ve siyasetin etkileşimi, Türk siyasal hayatında 2002 sonrası seçmenlerin bakış açısını etkileyen iki temel perspektif: İdeoloji ve ekonomi

Politik ekonomi, yirminci yüzyılın son çeyreğinde piyasa davranışına odaklanarak ekonomik ve siyasi sistemlerin etkileşimini analiz etmektedir. Türkiye'de 2002 sonrası dönemde ideoloji ve ekonomi bakış açısı adeta birlikte hareket etmiştir. Son dönemde Türkiye'de muhafazakâr İslam değerleri ile neoliberal ekonomik politikaları birleştirilerek seçmenlerin görüşleri üzerinde derin bir etki yaratmıştır. Özellikle kırsal ve muhafazakâr bölgelerde, dini inançların siyasetteki rolü artarken, ekonomideki piyasa odaklı reformlar hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Bu durum, seçmenlerin ideolojik ve ekonomik faktörleri göz önünde bulundurarak karar vermelerini zorlaştıran karmaşık bir siyasi manzara yaratmıştır. 2002 sonrası Türk seçmenleri, parti veya ideolojiden ziyade lider odaklı bir yaklaşım benimsemeye başlamıştır ve muhafazakâr ideoloji ile neoliberal ekonomi politikasını güçlendirmiştir. Ancak Türkiye, yoğun göç ve ekonomik zorluklar ile karşı karşıya kalırken, seçmenler ekonomik baskıları hissederek seçim kararlarını vermekte daha dikkatli hale gelmişlerdir. Bu bağlamda, tez çalışması yaklaşık çeyrek asırlık bir siyasi geçmişi bulunan siyasi erkin bu denli iktidarda kalma başarısının altında yatan temel etmenlerin neler olduğu; ideoloji ve ekonomi bağlamında Türk siyasi hayatındaki rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma siyasi istikrar ve ekonomi istikrar, bir siyasi erkin süresinin uzunluğunu nasıl etkiler gibi ikircikli sorunun yanında, bu iki faktörün hangisi daha belirleyici bir role sahiptir ya da ikisinin birleşimi mi daha sürdürülebilir bir iktidar sağlar gibi sorulara yanıtlar aramaktadır. Araştırma, politik ekonomi kavramı, seçmen davranışları ve 2002 sonrası Türkiye'deki dönüşümler olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. İdeoloji-ekonomi etkileşiminin tarihsel bağlamı, toplumsal etkileri ve güncel gelişmeler ışığında ele alınmaktadır.

Mehdi Akın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin sanal prova odası uygulamalarına yönelik tutum ve niyetlerinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin sanal prova odası uygulamalarına yönelik fonksiyonel motivasyon, hedonik motivasyon, algılanan mekânsal gerçeklik ve tutumun kullanma niyeti ve ağızdan ağıza iletişim niyeti üzerindeki etkilerini incelemektir. Ayrıca bu çalışma, fonksiyonel motivasyon, hedonik motivasyon ve algılanan mekânsal gerçekliğin tutum üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, veri toplama sürecinde kartopu örnekleme yöntemi tercih edilmiş ve sosyal medya platformları aracılığıyla hedef kitleye ulaşılmıştır. Çevrim içi anket kullanılarak sanal prova odası uygulamalarına ilişkin bir videonun izletildiği toplam 286 katılımcıdan veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS ve Jamovi adlı istatistiksel paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, fonksiyonel motivasyon, hedonik motivasyon, algılanan mekânsal gerçeklik ve tutumun hem kullanma niyeti hem de ağızdan ağıza iletişim niyeti üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Ayrıca fonksiyonel motivasyon, hedonik motivasyon ve algılanan mekânsal gerçekliğin tutum üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Araştırma, ilgili literatüre ve uygulayıcılara yol gösterecek önerilerle tamamlanmıştır.

Tülay Çakmak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya nüfuzlusuna güvenin satın alma niyetine etkisinde ağızdan ağıza iletişimin düzenleyici rolünün araştırılması

İnternetin yaygın kullanımı ve her geçen gün sosyal ağların popülaritesinin artması ile birlikte internet ünlüleri olan sosyal medya nüfuzlularının etki alanı da genişlemektedir. Sosyal medya nüfuzluları alışverişten sanata, giyimden teknolojiye her türlü alanda fikir ve düşüncelerini sosyal ağlar üzerinden ifade etmekte ve takipçilerinin davranışlarını şekillendirmektedir. Bu çalışmada, sosyal medya nüfuzlusuna güvenin satın alma niyetine etkisinde ağızdan ağıza iletişimin düzenleyici rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaçla oluşturulan anketlerin doldurulması için WhatsApp kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Kartopu örnekleme yöntemiyle hedef kitleye ulaşılmıştır. Çalışmanın evrenini Türkiye'de yaşayan ve YouTube'da Türk Telekom markasıyla ilgili nüfuz pazarlamasına maruz kalmış kişiler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi 363 kişiden oluşmaktadır. Çalışmanın amacına ulaşması için farklı çalışmalardan elde edilen uygun ölçeklerden faydalanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sosyal medya nüfuzlusuna duyulan güvenin satın alma niyetine etkisinde anlamlı bir etkisi olmadığı anlaşılmıştır. Ağızdan ağıza iletişiminde satın alma niyetinde anlamlı etkisinin olduğu da tespit edilmiştir. Sosyal medya nüfuzlusuna duyulan güvenin satın alma niyetine etkisinde düzenleyici bir rolünün olduğu da saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya Nüfuzlusu, Güven, Ağızdan Ağıza İletişim, Satın alma Davranışı.

Emrah Takva
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Z kuşağının çalışma değerlerinin belirlenmesine yönelik bir alan araştırması: Van örneği

İşletmeler, faaliyetlerini sürdürebilmek için her zaman nitelikli iş gücüne ihtiyaç duymaktadır. Günümüz iş dünyasında, işletmeler farklı kuşaklardan çalışanları bünyelerinde barındırmaktadır. Geçmişte Y kuşağının iş gücüne katılımıyla başlayan değişimler, günümüzde Z kuşağının istihdam edilmeye başlanmasıyla devam etmektedir. Her kuşak, kendine özgü özellikler ve değerlerle iş hayatına giriş yapmıştır; Z kuşağı da iş dünyasında farklılıklarıyla kendine yer edinmiştir. İşletmeler, gelecekte Z kuşağı çalışanlarıyla daha da şekillenecek ve bu kuşağa olan ihtiyaç giderek artacaktır. Bu nedenle, Z kuşağının iş hayatındaki rolü ve değerleri daha iyi anlaşılmalı ve analiz edilmelidir. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı, Z kuşağı çalışanlarının iş değerlerinin belirlenmesidir. Araştırma kapsamında, Van ilinde 542 Z kuşağı çalışanına anket uygulanarak, söz konusu kuşağın iş değerleri ve çalışma alışkanlıkları hakkında veriler toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS programı kullanarak analiz edilmiştir, Z kuşağı çalışanların çalışma tecrübesi dışsal çalışma değerlerinde önemli farklılık olduğunu, Z kuşağı çalışan yaş gruplarının harici çalışma değerlerine daha fazla önem verdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, anket sonuçlarına göre Z kuşağı çalışanlarının, gelişime açık, motivasyona önem veren, çalışma ortamında gücü elinde toplamak isteyen, yüksek statü algısı bulunan, yüksek kariyer hedefleri olan, çalışma ortamında boş vakitlerini sanal ortamlarda ve kariyer gelişimlerine yönelik faaliyetler ile geçiren, iş yaşam dengesi kurma arzusunda olan kişiler olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma, işletmelerin gelecekteki iş gücü planlamalarında önemli bir yol haritası sunmayı amaçlamaktadır.

Veysel Güneri
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin internet bağımlılık düzeyi: Bir devlet okulu örneği

Günümüzde internetin gerekliliği konusu tartıĢmasız kabul görmüĢ bir gerçektir. Kamusal iĢler, alıĢveriĢ, sosyal iletiĢim ve son olarak pandemiyle birlikte eğitim için kullandığımız internetin faydaları olduğu kadar zararları da bulunmaktadır. Ġnterneti doğru kullanmayı bilmeyen ya da bunu göz ardı eden kiĢilerde bağımlılık yaptığı ve bu bağımlılığa bağlı çeĢitli fiziksel, ruhsal ve sosyal sorunlara yol açtığı yapılan bazı araĢtırmalar sonucu ortaya çıkarılmıĢtır. Günümüzde öğrencilerin çoğu iletiĢimlerinde ve boĢ zaman geçirme aktivitelerinde de interneti kullanmaktalardır. Bu durumun internette normalden daha fazla zaman geçirmeye baĢlayan öğrencilerde bir bağımlılığa yol açıp açmadığını görmek amacıyla bu çalıĢma yapılmıĢtır. Bu amaç bağlamında milli eğitime bağlı bir ortaokul öğrencilerinde internet bağımlılığı düzeyi araĢtırılmıĢtır. ÇalıĢmada nicel araĢtırma yöntemlerinden faydalanılmıĢ ve bağımlılık düzeyi ölçüm araçlarından biri olan anket tekniği kullanılmıĢtır. Milli eğitime bağlı bir ortaokulda uygulanan bu anket sonucunda öğrencilerin internet bağımlılık düzeyi genel olarak değerlendirildiğinde, bağımlılığın orta düzeyde olduğu söylenebilmektedir. Bu bağımlılık düzeyinin artmasını engellemek ve daha aĢağıya inmesini sağlamak amacıyla politika yapıcılar, okul yönetimleri ve ebeveynlerin kontrol ve sorumluluk açısından bazı önlemler almaları gerektiği düĢünülmektedir.

Hicret Birik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Turistik destinasyonlarda yer alan işletmelerin bütçe ve mali performans hedeflerinin gerçekleştirilmesinde turizm rehberlik faaliyetlerinin etkileri

Dünyada Küresel ekonomiyi belirleyen etkenlerden biri hiç şüphesiz turizm kaynaklarından gelen bütçelerdir ve son dönemlerde küresel dünyada ekonomik buhranlar yaşanmaktadır. Bu olumsuzluklardan turizm ve turizme bağlı kuruluşlar da etkilenmektedir. Turizmin bu olumsuzluklardan hangi düzeyde etkilendiğini incelemek amacıyla ülkemizde turistik destinasyonların mali ve bütçe performansını hedeflerine ulaştırma noktasında gereken turist rehberliği etkisi araştırılmıştır. Ülkemizde özellikle turizm alanında önemli bir rol oynayan İstanbul'da son yıllarda turizm hareketliği hızla artmaktadır. İstanbul'da yer alan bazı turizm destinasyonlarına gelen turistlere rehberlik yapan turizm rehberlerin bu destinasyonlarda yer alan işletmelerin mali ve bütçe hedeflerin gerçekleştirilmesinde sağladığı katkılar araştırılmıştır. Daha sonra elde edilen istatistik bilgiler destinasyonlarda yer alan işletmelerin mali ve bütçe yönünden gelişmesine sağladığı katkılar incelenmiştir. Elde edilen bilgiler ışığında destinasyonlarda yer alan işletmelerin mali hedeflerine ne kadar yaklaştığı analiz edilerek turizm rehberlerinin destinasyonlarda yer alan işletmelerin sağladığı mali ve bütçe katkılarının gelecekte yapılacak turizm gelirleri ve turizm rehberinin bu gelirlere yaptığı çalışmalara ışık tutulması hedeflenmiştir.

Denk bütçeEkoturizmEsnek bütçeler+4
Sinan Süleyman Kutlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde kayırmacılık, sinizm ve psikolojik sözleşme ihlali algısı üzerine bir araştırma

Yapılan literatür taraması sonucunda örgütlerde çalışanlar arasında hâkim olan kayırmacılığın örgüt çalışanlarında psikolojik sözleşme ihlaline ve bunun sonucunda örgütlerde sinizm davranışına sebep olacağı öngörülerek bir çalışma yapılması planlanmaktadır. Bu doğrultuda özel ve kamu sektörü çalışanlarından anket aracılığı ile veri toplanarak, ilgili analizler uygulanarak sonuçlara ulaşılacak ve sonuçlar teorik altyapı ışığında değerlendirilecektir. Elde edilen sonuçların gerek alan yazınına gerekse uygulama hayatına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

KayırmaPsikolojik sözleşme ihlali algısıSinizm+1
Zeynep Sezenöz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Marka başarısında marka deneyimi ve müşteri güveninin etkileri

Marka deneyimi, müşterilerin marka ile etkileşimleri sırasında yaşadıkları hisler, algılar ve deneyimlerdir. Olumlu bir marka deneyimi, müşterilerin memnuniyetini artırır, marka sadakati oluşturur ve olumlu ağızdan ağıza iletişimi teşvik eder. Müşterilerin beklentilerini karşılamak, hizmet kalitesini yükseltmek, kişiselleştirilmiş deneyimler sunmak ve sürekli gelişimi sağlamak marka deneyimini iyileştirmenin önemli yollarıdır. Müşteri güveni, müşterilerin bir markaya olan güven ve inancını ifade eder. Güven, markanın dürüstlüğüne, güvenilirliğine ve iş yapma şekline dayanır. Müşteri güveni, müşterilerin markayla ilişki kurmaya istekli olmasını sağlar, tekrarlı satın alma davranışlarını teşvik eder ve olumlu marka imajının oluşmasını destekler. Markanın şeffaf iletişim kurması, sorumluluk alması, müşteri verilerinin güvenliğini sağlaması ve güven oluşturan iş uygulamaları benimsemesi müşteri güvenini artırmanın önemli yollarıdır. Sonuç olarak, marka deneyimi ve müşteri güveni marka başarısını etkileyen kritik faktörlerdir. Olumlu bir marka deneyimi müşteri memnuniyetini artırır, sadakati teşvik eder ve marka imajını güçlendirir. Müşteri güveni ise müşterilerin markaya olan güvenini sağlar, tekrarlı satın alma davranışlarını tetikler ve olumlu ağızdan ağıza iletişimi teşvik eder. Bu nedenle, markaların müşteri deneyimini iyileştirmek, güven oluşturmak ve sürdürmek için stratejiler geliştirmesi marka başarısı açısından önemlidir.

BaşarıMarkaMarka deneyimi+4
Belgin Ertem
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Ürdün'de çevrimiçi eczanelerin kabulünü etkileyen faktörler

Teknolojinin hızlı ilerlemesi ve İnternet'in yaygın kullanımı, çevrimiçi eczanelerin de dahil olduğu sağlık hizmetlerinin çeşitli yönlerini devrimleştirmiştir. Bu tez, Ürdün gibi gelişmekte olan ülkelerde çevrimiçi eczanelerin kullanıcı kabulünü, bir teorik çerçeve olarak Teknoloji Kabul Modeli'ni (TAM) kullanarak araştırmaktadır. Küresel çapta çevrimiçi eczane yaygınlaşması, Ürdün gibi mevcut olmayan bölgelerde kabul ve kullanım niyetinin incelenmesi ihtiyacını doğurmuştur. Ana yapıların yanı sıra güven ve algılanan riski de içeren TAM'ı genişleterek, bu yeni kavramın kullanıcı kabulünü etkileyen faktörleri incelemek için kapsamlı bir perspektif sunmaktadır. Bu çalışma, Ürdün'deki çevrimiçi eczane potansiyel kullanıcılarından veri toplamak için standart bir anketin dağıtılmasıyla nicel bir yaklaşım kullanmaktadır. Veriler, Spss yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. VIII Bu çalışmanın bulguları, Ürdün'de çevrimiçi eczanelerin kullanıcı kabulünü etkileyen faktörlere (algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı, güven) odaklanarak mevcut literatüre ışık tutmaktadır. Bu faktörlerin, müşterinin çevrimiçi eczanelere karşı tutumunu önemli ölçüde etkilediği ve bunun da davranış niyeti ve çevrimiçi eczane kullanımı üzerinde önemli bir etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın sonuçları, politika yapıcılar ve sağlık uzmanları da dahil olmak üzere çeşitli paydaşlara etki etmektedir. Çevrimiçi eczane başlangıçları, kullanıcı davranışını etkileyen faktörleri anlayarak, bu yeni hizmetin verimli ve etkili kullanımını optimize eden yenilikçi pazarlama ve tedarik zinciri stratejileri geliştirebilirler. Bu çalışma, bu alanda gelecekte yapılacak araştırmalar için bir temel oluştururken, Ürdün'de çevrimiçi eczanelerin etkili ve güvenli kullanımını teşvik eden ve sağlık hizmetlerinin dinamik yapısında başarıyla yol almayı sağlayan stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır

PharmaciesAccessibilityPrice+7
Joud Jaber Romıeh
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

The relationship between corporate sustainability and organizational citizenship: The moderating effect of work-life balance and personal traits

Sustainability is an indispensable need for the continuation of the next generations. In addition, sustainability practices have now become a principle on an organizational basis (Wang & Lin, 2007), therefore, ensuring corporate sustainability is a strategic goal. With the awareness of corporate sustainability, institutions aim to maintain and develop economic growth, corporate reputation and relations with all their stakeholders. Corporate sustainability; businesses that take their social, environmental and economic dimensions as a whole and adopt this approach as a management strategy have the chance to keep their competitive power in their hands. On the other hand, when the literature is reviewed, it is seen that the number of studies examining the relationship between corporate sustainability practices and organizational behavior outputs is relatively few. In this context, the aim of the thesis study is to examine the relationship between corporate sustainability practices and organizational citizenship behavior and the moderator effect of work-life balance and personality traits on this relationship. Four scales were used in the study, and the population of the research is academic and administrative staff working in higher education institutions operating in Turkey. According to the results of the research, it has been determined that there is a relationship between corporate sustainability and organizational citizenship behavior. In addition, it was found that work-life balance had a regulatory role in this relationship, while personality traits did not have a moderator role.

PersonalityPersonality traitsCorporate sustainability+4
Esra Akça
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Oyunlaştırma yöntemi ile tedarikçi iş birliğinin güçlendirilmesi & sektör farkındalığının artırılması: tıbbi cihaz sektöründe bir araştırma

Tıbbi cihaz sektöründe, tedarik zincirinde yer alan tedarikçinin görevi, sadece ürün teslim etmekten ziyade, temin edilen ürünün kalitesi ve medikal uyumluluğuna da dikkat etmektir. Tıbbi cihaz sektöründeki firmaların çalışmaları, hasta sağlığına etki ettiği için tedarik zincirlerine de ayrıca önem vermelidirler. Tedarik zincirinin en iyi şekilde yönetilebilmesi için, tedarikçi yönetimi, kilit alanlardan biridir. Tedarikçi yönetiminin sağlanabilmesi için bazı uygulamalarla birlikte, tedarikçi ve müşteri ilişkilerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu araştırmada, tedarikçinin müşterisinin beklentilerini anlamasını kolaylaştıracak, birbirlerinin beklentileri hakkında farkındalıklarını artıracak şekilde oyunlaştırma metodu kullanılmıştır. Bu oyunlaştırma metodu ile yapılan oyunda, müşteri hem tıbbi cihaz sektörü hakkında sorular yöneltmiş hem de kendi faaliyetleri için tedarikçisinden beklentilerini aktarmıştır. İnteraktif şekilde yapılan bu görüşme neticesinde hem müşteri-tedarikçi yakınlaşması gözlenmiş hem de tedarikçinin farkındalığının arttığı görülmüştür. Oyunun sonunda tedarikçiler, tedarikçi – müşteri ilişkisinden ziyade, kendilerinin müşterilerinin bir iş ortağı olduklarını, sektör itibariyle sağladıkları hizmet ve ürünlerin, hasta sağlığına etkilerini öğrendikleri için kilit bir pozisyonda olduklarını anlamışlardır.

Medikal sektörOyunlaştırmaTedarikçi ilişkiler+4
Ezgi Gülnaz Selçuk
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İçsel pazarlamanın içsel markalaşmaya etkisi: Hizmet sektöründe bir uygulama

Son yıllarda hizmet sektöründe hızlı gelişmeler yaşanmaktadır. Bu sektör içinde hizmet konusuna verilen önem her geçen gün artmaktadır. İşletmeler sürekli değişen ve gelişen çevre şartlarına uyum sağlamak adına farklı hizmetlerden yararlanma ihtiyacı hissetmektedir. İçsel pazarlama kavramı ise, hizmet sektörünün gelişmesiyle paralel olarak hizmet pazarlamasının gelişmesine ve kaliteli çalışanların elde tutulmasına bağlı olarak değişmektedir. İçsel markalaşma ise, işletmelerin çalışanlarının ve iş süreçlerinin işletme kimliği, marka kimliği ve işletme değerleriyle uyumlu ve planlı bir şekilde işleme sürecini ifade etmektedir. Bu çalışmada, içsel markalaşmayı tercih eden işletmelerin, içsel pazarlamaya etkilerinin olup olmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, içsel pazarlamanın içsel markalaşmaya etkisi incelenmiştir. Her iki konunda incelendiği nadir çalışmalardan birisidir. Bu amaçla Kütahya ilinde hizmet sektöründe çalışan 204 kişiye yüz yüze anket uygulanarak veriler elde edilmiştir. Faktör analizi ile boyutların elde edilmesi ile birlikte, boyutların birbirleri ile ilişkilerine yönelik korelasyon analizi yapılmıştır. Son olarak içsel pazarlama alt boyutlarının içsel markalaşma alt boyutları üzerinde etkisini incelemek amacıyla regresyon analizi ile araştırmanın bulgularına, yorumlarına ve araştırmayla ilgili sonuç ve önerilere yer verilmiş olup, içsel pazarlamanın içsel markalaşmaya olumlu bir etkisinin olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: İçsel Pazarlama, İçsel Markalaşma, Hizmet Sektörü

Hizmet sektörüMarkalaşmaPazarlama+3
İsmail Ertuğrul
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Consumer planned and impulsive buying behavior a comparison between grocery and clothing sectors

The purpose of the study is to make a comparison between the effects of planned andimpulsive buying behavior for the grocery and clothing sectors. The basic concepts, insights,and background information are discussed in the first four chapters, which consist of thetheoretical framework of the study; research objectives, the significance and design of thestudy are explained in the fifth and the sixth chapters.This study aims at analyzing the differences between planned and impulsive buyingbehaviors. Related to this objective, two significant sectors are considered in order tounderstand the effects between these two types of buying behaviors. After designing thescale, a structured questionnaire was prepared, and was applied to individual consumers inthe grocery or clothing shopping.185 usable questionnaire were collected and the data was analyzed by the SPSS forWindows Version 10.00 statistical package. Regression, Correlation, T-Test, ANOVA andFactor Analysis were utilized for analysis.Research results show that, significant differences are presented in planned versusimpulsive behavior. When observing shopping behavior in the grocery and clothing sectors,variables affecting planned versus impulsive behavior change with the sector in whichpurchase behavior occurs. Examples reflecting differences will be presented in the analysisand conclusion of the study.In conclusion it is clear that, with a better understanding of how consumers act intheir buying behaviors, the quality of marketing activities of grocery and textile companieswill be improved. Continual research of observing the effects of people's planned andimpulsive buying behavior will improve satisfying consumers' needs and wants.

ShoppingShopping behaviorClothing sector+6
Ela Ünlüer
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessEN

Impacts of Customs Union membership over European Union originated capital inflows to Turkey

ABSTRACT There had been various discussions over both the advantages and disadvantages of becoming a member of the Customs Union for Turkey. While these discussions mostly focus on the changes in the volume of foreign capital inflows, omitting conjectural changes, possible consequences of such integration had not been thoroughly analyzed and expressed. This study attempts to shed light on this issue by investigating Turkey's capital inflows before and after the Customs Union Agreement. Meanwhile, this paper takes also explicitly into considerations concurrent changes in the macroeconomic environment that could have affected Turkey's capital inflows as well as other countries'. Capital inflows plays a crucial role in economic development of nations, ranked at any level, (either the developed, or the developing or the under-developed) through transfers of technology, improvements of efficiency and increases in foreign trade volume. Nowadays in the world, where globalization is a very important determinant, FDI is especially important for emerging economies like Turkey. Turkey has a number of strengths that separate it from its neighboring countries such as a strategically advantageous location, a large and growing domestic market, and a strong potential for economic growth. However, chronic high inflation, unstable politic and social environment and a weak-banking system have inhibited Turkey's ability to attract substantial levels of investment. Considering the recent trend of economic and political instability, Turkey could not offer demanded adequate market conditions to foreign investors and the exaggerated optimistic expectations of related government agencies over the so-called "boom" of foreign capital inflows did not realize. Finally, even though Turkey has integrated with the most powerful economic union (partly in its Customs Union Organization) in the world starting from 1996, our statistical datas and findings indicate that Customs Union Agreement did not have remarkable impacts on Turkey's capital inflows from the EU countries and the forecast foreign investment amount did not occur. Key Words: Customs Union Foreign Capital Capital Inflow European Union Turkey VI

European UnionEconomic policiesCustoms Union+4
Erhan Abdullah Kanat
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

The nature of the relationship between top management support, effective project management and success level of ERP projects: The case of pharmaceutical sector in Turkey

The implementation of enterprise resource planning (ERP) has been gaining much importance especially in developed countries since 1990's. The main purpose of this study is to examine the nature of the relationship between top management support, effective project management and the success level of ERP implementations in Turkish branches of multinational pharmaceutical companies. The study, which was designed for examining the main organizational factors of ERP projects, was a pioneer one in Turkey. Since the pharmaceutical sector was one of the economic sectors where ERP projects having been implemented more frequently, the research data were gathered from 9 Turkish branches of pharmaceutical MNC's which have already implemented at least one of the four major ERP software namely SAP, PeopleSoft, Baan and Oracle. The total number of the members of 9 organizations was 45 individuals who were involved in the implementation of ERP projects, were all included in the sample. In terms of the measurement of the success level of ERP projects, the variables of allocation of well-skilled employees and supporting ERP implementation to come over implementation barriers were the most powerful variables according to the results of the statistical analyses performed in this study. The direct participation of top management in implementation activities and top management support for project management in conflict resolution made the strongest contribution on effective project management. Furthermore, two main attributes of effective project management, establishment of effective communication and project champion which were able to explain almost two third of the variance in success level of ERP projects, deserved the attention in relation to the application of modern managerial mindset. The study indicated that ERP projects carried out in Turkish branches of multinational pharmaceutical companies could be more effective if the senior managers of organizations would provide a sustainable support during the implementation process, and project managers were involved as project champions. VUl

SuccessEfficiencyEnterprise resource planning+6
Orhan Göçer
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00