
256
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Vinca soneri Koyuncu üzerinde farmakognozik araştırmalar
Apocynaceae familyasına ait Vinca soneri Koyuncu sp. nova, ülkemizde Doğu Anadolu'da yetişen çok yıllık, koyu yeşil yapraklı, soluk mavi çiçekli endemik bir bitkidir. Vinca türleri halk arasında kan şekeri düşürücü, tansiyon düşürücü, gaz söktürücü, kusturucu, hemostatik olarak kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, üzerinde sınırlı fitokimyasal çalışma bulunan V. soneri'nin ham metanol ekstresinin butanol alt ekstresinden çeşitli kromatografik yöntemlerle sekonder metabolitler izole edilmiş, elde edilen bileşiklerin yapıları tayin edilerek α-glukozidaz enzim inhibitör etkileri araştırılmıştır. Fitokimyasal çalışmalar sonucunda kemferol 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β-galaktopiranozit (VS-1, VS-2A), kemferol 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β-glukopiranozit (VS-2B), kersetin 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β- galaktopiranozit (VS-3), kersetin-3-O- [α-ramnopiranozil(1→6)-β-galaktopiranozil] - 7-O-α-ramnopiranozit (VS-4) ve kersetin-3-O- [α-ramnopiranozil(1→6)-β-galaktopiranozil] - 7-O-β-glukopiranozit (VS-5) olmak üzere 5 flavonoit, 2-hidroksi-3-O-β-glukopiranozil-benzoik asit (VS-6) ve klorojenik asit (VS-7) olmak üzere 2 fenolik asit, loganin (VS-8) ve loganik asit (VS-9) olmak üzere 2 iridoit elde edilmiştir. Bileşiklerin yapı tayinleri 1D (1H ve 13C) ve 2D (DQF-COSY, HSQC ve HMBC)-NMR teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen tüm bileşiklerin α-glukozidaz enzim inhibisyonları incelendiğinde, kersetin 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β- galaktopiranozit (VS-1)'in 169.87±4.37 µg/mL IC50 değeri ile pozitif kontrol olarak kullanılan akarbozla benzer düzeyde inhibisyon yaptığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Vinca soneri, flavonoit, fenolik asit, iridoit, α-glukozidaz Destekleyen Kuruluş: H.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi (Proje No: THD- 2022-20224)
Bazı Lamiaceae familyası bitkilerinin osteoartrite karşı etkilerinin matriks metalloproteinaz-3 (MMP-3) inhibitör etki tayini ile tespiti
Lamiaceae (Ballıbabagiller) familyası, dünyanın birçok bölgesinde yaygın olarak bulunan geniş bir familyadır. Taşıdıkları uçucu yağlar ve çeşitli fenolik bileşikler sayesinde ilaç ve kozmetik endüstrisinde, gıda ve baharatçılıkta, özellikle de parfümeride önemli bir yere sahiptirler. Osteoartrit, hayat kalitesini düşüren, yaygın bir eklem rahatsızlığıdır. Osteoartrit oluşumu ile birlikte matriks metalloproteinaz-3 (MMP-3) enziminin seviyesi artmaktadır. Tedavide sıklıkla MMP-3 enzim inhibitörleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada Lamiaceae familyasına ait Ajuga chamaepitys (L.) Schreber, Lamium purpureum L., Phlomis pungens Willd., Salvia cryptantha Montbret & Aucher Ex Bentham, Scutellaria orientalis L., Sideritis montana L., Stachys annua (L.) L., Teucrium chamaedrys L. ve Thymus longicaulis C. Presl. bitkileri ile okaliptüs, kekik, Niaouli, limon, servi, akgünlük, zencefil, mercanköşk, ardıç ve Romen papatyası uçucu yağlarının MMP-3 enzimini hangi oranda inhibe ettiği ilk kez tayin edilmiştir. Sonuçlar osteoartritte yaygın olarak kullanılan Abelmoschus esculentus L. (bamya) tohumu ve glukozamin içeren ürünlerle (Osteobi-flex® ve Glukorax®) karşılaştırılmıştır. Bamya tohumu ve glukozamin içeren ürünlerin MMP-3 inhibitör etkileri bu çalışma ile ilk kez tespit edilmiştir. Tüm sonuçlar, test edilen materyallerin glukozamin içeren ürünler (Osteobi-flex® ve Glukorax®) kadar güçlü MMP-3 enzim inhibitör etkiye sahip olduklarını göstermiştir. Sonuç olarak; çalışmaya konu olan Lamiaceae familyası bitkilerinden elde edilen ekstrelerin ve test edilen uçucu yağların osteoartritte önemli bir potansiyele sahip oldukları bulunmuştur.
Stevia rebaudiana Bertoni yaprakları üzerinde kalite kontrol çalışmaları ve biyolojik aktivite araştırmaları
Stevia rebaudiana Bertoni Yaprakları Üzerinde Kalite Kontrol Çalışmaları ve Biyolojik Aktivite Araştırmaları Bu tez çalışmasında, Güney Amerika kökenli, özellikle Paraguay ve Brezilya'ya özgü bir bitki olan Stevia rebaudiana Bertoni üzerinde farmakognozik araştırmalar yapılmıştır. Farklı ülkelerden temin edilmiş olan tohumlardan, Turgutlu, Manisa'da yetiştirilen bitkilerin yapraklarından hazırlanan droglar üzerinde kalite kontrol, miktar tayini çalışmaları ve biyolojik aktivite araştırmaları yapılmıştır. Avrupa Farmakopesi'nde yer alan yöntemler esas alınarak kalite kontrol ve miktar tayini çalışmaları yürütülmüştür. Kurutmada kayıp, total kül, hidroklorik asitte çözünmeyen kül, sülfat külü tayini, X-ray floresans spektroskopisi ile elementel içerik tayini ve yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC) ile steviozit miktarı tayin edilmiştir. Ayrıca toplam fenolik madde ve toplam flavonoit miktarı da tespit edilmiştir. Antimikrobiyal aktivite ve antioksidan aktivite sırasıyla mikrodilüsyon yöntemi ile ve DPPH radikali yakalama yöntemi ile belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler; Stevia rebaudiana, steviozit, antioksidan, antimikrobiyal, HPLC, X-ray floresans spektroskopi
Hiperlipidemi tedavisinde kullanılan bazı fitoterapötiklerin antioksidan ve pro-oksidan özelliklerinin değerlendirilmesi
Hiperlipidemi kardiyovasküler hastalıklar için ciddi bir risk faktörü olduğundan farmakolojik tedavi esastır ancak bazı bireylerde gelişen statin kaynaklı yan etkilerden dolayı hem hastalar hem de bilimsel çevreler tarafından doğal ürün arayışı oluşmuştur. Bu doğal ürünlerin antioksidan etkileri kadar pro-oksidan etkilerinin de varlığı literatürde yer almaktadır. Anti-hiperlipidemik etkili doğal ürünlerin antioksidan ve pro-oksidan özelliklerinin eş zamanlı değerlendirildiği çalışmaların sayısı literatürde kısıtlıdır. Bu kapsamda çalışmamızda alıç çiçek ve yaprağı, hibiskus çiçeği, yeşil çay ve mersin yaprağının metanol ekstrelerinin ve bergamot albedo metanol ekstresi, bergamot meyve suyunun antioksidan ve pro-oksidan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmamızda ticari örnekler üzerinde çalışıldı; toplanan örnek olarak sadece mersin yaprağı çalışmaya dahil edildi. Total fenolik madde içerikleri Folin-Ciocalteu, total flavonoit miktarları alüminyum klorür metotlarına göre tayin edildi. Antioksidan kapasite üç değişik yöntem ile belirlendi; demir (III) indirgeme kapasitesi yöntemi, serbest radikal süpürme kapasitesi 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) yöntemi ve troloks eşdeğeri antioksidan kapasitesi (TEAK) tayini yöntemi. Hidroksil radikali süpürücü aktivite yöntemine göre pro-oksidan kapasite belirlendi. İncelenen bitkisel drog örneklerinde en yüksek total fenolik madde miktarı doğadan toplanan mersin yaprağında tespit edildi (146,22±4,62 mg GAE/g ekstre, p<0,05). En düşük total fenolik madde içeriği ise aktardan temin edilen hibiskus çiçeğinde belirlendi (42,30±1,05 mg GAE/g ekstre, p<0,05). Bitkisel drog ekstrelerinde en yüksek total flavonoit madde miktarı eczaneden temin edilen yeşil çayda tespit edildi (48,76±0,69 mg kersetin/g ekstre, p<0,05). En düşük total flavonoit madde içeriği ise aktardan elde edilen hibiskus çiçeğinde belirlendi (17,09±0,62 mg kersetin/g ekstre, p<0,05). Bergamot örnekleri içinde en yüksek total fenolik ve flavonoit madde içeriği süzülmüş meyve suyunda saptandı (197,35±6,29 mg GAE/100 ml bergamot suyu; 94,14±1,39 mg Kersetin/ 100 ml bergamot suyu; p<0,05, sırasıyla). Tüm bitkisel drog örneklerinde en yüksek demir (III) indirgeme ve TEAK değerleri yeşil çayda tespit edildi (2,29±0,12 mM Troloks /mg ekstre; p<0,05; 2,32±0,07 mmol Troloks/mg ekstre, p<0,05 sırasıyla). DPPH yöntemiyle en düşük IC50 değeri eczaneden temin edilen mersin yaprağında saptandı (6,95±0,08 µg/ml; p<0,01). En yüksek demir (III) indirgeme ve TEAK değerleri ve DPPH yöntemiyle en düşük IC50 değeri bergamot süzülmüş meyve suyunda bulundu (2,94±0,031 mM Troloks /10µL meyve suyu; 5,14±0,084 mmol Troloks; 10,561±0,17 µl, sırasıyla). Bitkisel drog ve bergamot örneklerinde eczaneden temin edilen yeşil çay ve 1mg/ml'lik konsantrasyondaki süzülmüş liyofilize bergamot meyve suyu en düşük hidroksil radikali süpürücü aktivitesine sahipti (0,171±0,013 µM MDA eşdeğeri, p<0,05; 0,144±0,015 µM MDA eşdeğeri, p<0,05 sırasıyla). 0,073±0,006 µM MDA eşdeğeri ile en düşük pro-oksidan değer süzülmüş bergamot meyve suyunda saptanmış olsa da katı bergamot örnekleri ile karşılaştırma yapılmadı. Yüksek miktarda total fenolik ve flavonoit, yüksek antioksidan kapasitesi ve düşük pro-oksidan seviyelerinin saptanması ile süzülmüş bergamot meyve suyu çalışmamızda ön plana çıkmaktadır. Yüksek flavonoit içeriği, yüksek antioksidan kapasitesine ek olarak düşük pro-oksidan özelliği ile de yeşil çay incelenen bitkisel droglar içerisinde daha üstün durumdadır. İncelenen örnekler arasından özellikle bergamot ve yeşil çayın ileri araştırmalar ile bu alandaki değerlerinin daha da netleştirilmesi gerekliliğini çalışmamız sonuçları ortaya koymaktadır.
Chıa (salvıa hıspanıca l.) tohumunun aktivite yönünden değerlendirilmesi
Chia (Salvia hispanica L.) Tohumunun Aktivite Yönünden Değerlendirilmesi Bu tez çalışmasında, Salvia hispanica L. bitkisinin antioksidan aktivitesi ve metabolik sendromda kullanımı literatür taraması yapılarak incelenmiştir. Literatürdeki pek çok çalışma, bu tohumun; vitaminler, mineraller ve doğal antioksidanlar gibi önemli besin bileşenlerine ek olarak doğal bir omega-3 yağ asitleri (α-linolenik asit), çözünen ve çözünmeyen lif ve protein kaynağı olduğunu göstermiştir. Chia, "fonksiyonel gıda" olarak kabul edilebilir. Çünkü insan beslenmesine katkıda bulunmanın dışında, tokluk indeksini artırmaya yardımcı olur, ayrıca kalp-damar hastalıkları inflamasyonu ve sinir sistemi bozuklukları ile diyabeti önlemede olan etkisi de yapılan araştırmalar sonucu saptanmıştır. Söz edilen bu özellikleri, Chia'nın metabolik sendromdaki rolünü açıkça ortaya koymaktadır. Bu sebeple, çalışmamız Salvia hispanica bitkisinin aktivite yönünden literatür araştırmalarını kapsamakta olup, metabolik sendromda tedaviye yardımcı olarak kullanılabileceği hakkında yol gösterici nitelik taşımaktadır. Anahtar Kelimeler; Chia (Salvia hispanica, metabolik sendrom, antioksidan aktivite, antihipertansif aktivite, antidiyabetik aktivite
Muğla ili çevresinde yetişen narcissus tazetta L. subsp. tazetta L. bitkisi üzerinde farmakognozik çalışmalar
Amaryllidaceae alkaloitleri biyoaktivitesi yönünden kapsamlı olarak araştırılan ve çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanım potansiyeli olan sekonder metabolit grubudur. Amaryllidaceae familyasına ait olan Narcissus cinsi, doğal ilaç kaynağı olarak değerlendirilip, pek çok tür ve alt türü alkaloit profili açısından araştırılmaktadır. Bu tez çalışmasında ülkemizde Muğla ve çevresinde doğal olarak yetişen Narcissus tazetta subsp. tazetta L. alt türü üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle çiçekli dönemde toplanmış toprak üstü kısımları ve soğanları üzerinde fitokimyasal çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Drog örnekleri üzerinde, Avrupa Farmakopesi'ne göre kurutmada kayıp, bütün kül, sülfat külü, hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktarı deneylerini içeren kalite kontrol çalışmaları yapılmıştır. Bu deneylerin sonuçları % değerler olarak verilmiştir. Ayrıca drog örnekleri üzerinde, total alkaloit miktar tayini titrimetrik bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. Amaryllidaceae familyasının biyolojik aktivite açısından önemli olan alkaloitleri galantamin ve likorin, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinden hazırlanan toprak üstü ve soğan örneklerinde yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak kalitatif ve kantitatif olarak araştırılmıştır. Ek olarak, yine bu iki farklı drog örneğinin alkaloit profilini belirlemek amacıyla kapiler gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi (GC-MS) yöntemi kullanılmıştır. Bunun sonucunda, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinin 23 adet alkaloit içerdiği saptanmıştır. İzolasyon ve yapı aydınlatma çalışmalarında, oda sıcaklığında kurutulmuş ve toz edilmiş total bitki materyalinden hazırlanan total alkaloit ekstresinin kolon kromatografisiyle fraksiyonlandırılması sonucu elde edilen fraksiyonlar, preparatif sütun kromatografisi, preparatif ince tabaka kromatografisi ve kristallendirme gibi farklı yöntemler kullanılarak saflaştırılmıştır. Elde edilen bileşiklerin yapıları modern spektroskopik yöntemlerle (1D, 2D NMR, MS) aydınlatılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinden, Amaryllidaceae alkaloitlerinin likorin alt grubundan (-)-likorin, (-)-psödolikorin, (-)-9-O-metilpsödolikorin, (+)-11-hidroksigalantin, (-)-narsissidin; homolikorin alt grubundan (+)-9-O-demetil-2-α-hidroksihomolikorin; montanin alt grubundan (-)-pankratinin-C ve galantamin alt grubundan (-)-galantamin adlı bileşikler izole edilmiştir. İzole edilen bileşiklerden daha önce in vitro Ellman metodu ile biyoaktivite çalışması yapılmamış olanlarda bu yöntemle mikroplaka deneyi uygulanarak asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri araştırılmıştır. Aktif olan tüm bileşiklerin IC50 değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca izole edilen bileşikler için moleküler doking çalışması yapılarak kolinesteraz enzimlerinin aktif yöreleri içerisindeki bağlanma yönelimleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Narcissus tazetta subsp. tazetta; antikolinesteraz aktivite; izolasyon ve yapı aydınlatma çalışmaları, kalite kontrol çalışmaları
Momordica charantia L.(Kudret narı) bitkisi ile tip 2 diyabet ilişkisi
Diyabet, bulaşıcı olmayan ancak dünyada prevalansının hızla artış gösterdiği dört hastalıktan biri ve önemli bir halk sağlığı sorunudur. Komplikasyonları vücudun tüm bölümlerini etkileyebilir ve tedavisi hem bireyin hem de ülkenin ekonomisini etkilemektedir. Bu sebeple halk içerisinde diyabeti tedavi etmek amacıyla bitkisel tıptan yararlanılmaktadır. Diyabetin tedavisinde ise dünyada yaygın olarak kullanılan bitkilerden biri Momordica charantia 'dır. M. charantia birçok etkili bileşiği bünyesinde taşımaktadır. Karantin, polipeptid-p, visin hipoglisemik etkisinden sorumlu olan majör bileşiklerindendir. Yapılan literatür taramasında incelenen birçok çalışmada hayvanlar üzerinde M. charantia bitkisinin çeşitli ekstreleri, meyvesinin suyu ve çekirdeklerinin denendiği görülmüştür. Çalışmalarda bitkinin antidiyabetik, antioksidan, antiülser ve benzeri birçok etkinliği incelenmiştir. Birçok çalışmada kan şekerini anlamlı olarak düşürdüğü ve kan kolesterol değerlerini iyileştirdiği gözlemlenmiştir. Ancak insanlar üzerinde yapılan çalışmaların genelleme yapabilmek adına arttırılması gerekmektedir. Sonuç olarak M. charantia hipoglisemik etkiye sahiptir ve oral hipoglisemik ajan kullanan bireyler tarafından dikkatli kullanılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Diyabet, M. charantia, Kan şekeri
Diyabette kullanılan fitoterapötikler
ÖZET DİYABETTE KULLANILAN FİTOTERAPÖTİKLER Diabetes mellitus; pankreas insülin sekresyonunun mutlak veya rölatif yetersizliği veya insülin etkisizliği ya da insülin molekülündeki yapısal bozukluklar sonucu gelişen, hiperglisemi ve glukagon yüksekliği ile karakterize; karbonhidrat, protein ve lipid metabolizmalarının bozukluğu ile seyreden, akut metabolik ve kronik dejeneratif komplikasyonlara neden olan bir sendromdur. 2013 yılı itibari ile International Diabetes Federation (IDF) verilerine göre dünya üzerinde 382 milyon diyabetli yaşamakta ve 2035 yılında bu sayının 592 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Doğal kaynakların diyabet tedavisinde kullanılması ve bu kaynaklardan hareketle yeni ilaç moleküllerinin geliştirilmesi çalışmaları 20. yüzyılın ilk çeyreğinde başlamıştır. Günümüzde 400'den fazla bitki ve 120'den fazla doğal kaynaklı ürünün yanı sıra birçok vitamin ve mineral diyabet hastaları tarafından tedaviye destek amacıyla kullanılmaktadır. Bu derlemede; dünya üzerinde diyabet yönetiminde kullanılan bitki türleri tablo halinde listelenmiş ve son yıllarda popülerliği artmış, üzerinde yapılmış güncel klinik çalışmaların mevcut olduğu on adet bitki türünü seçilmiştir: Panax ginseng, Momordica charantia, Trigonella foenum-graecum, Cinnamomum cassia, Cinnamomum zeylanicum, Gymnema sylvestre, Allium sativum, Allium cepa, Vaccinium myrtillus, Zingiber officinale. Bu bitkilere ait monograflar oluşturularak familyası, kullanılan isimleri, kullanılan kısımları, kayıtlı olduğu farmakope ve monograflar, coğrafi yayılışı, botanik özellikleri, Kimyasal Bileşenleri, tıbbi kullanımı, yan etkileri, kontraendikasyonları, ilaç etkileşimleri, veriliş yolları ve dozajı, farmakolojik özellikleri ve fitofarmakonları ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Panax ginseng; Momordica charantia; Trigonella foenum graecum; Cinnamomum cassia; Cinnamomum zeylanicum; Gymnema sylvestre; Allium sativum; Allium cepa; Vaccnium myrtillus; Zingiber officinale; Diabetes Mellitus; tip 2 diyabet; antihiperglisemik; insülin direnci; antidiyabetik.
Bazı ferula uçucu yağlarının kimyasal bileşimi, biyolojik aktivite, ın vıtro sitotoksisite ve genotoksisite yönünden incelenmesi
Günümüzde doğal kaynaklı ürünlere ilginin artmasıyla bilimsel alanda bu yöndeki çalışmalar da hız kazanmıştır. Uçucu yağlar, eski çağlardan günümüze kadar kullanılagelen aromatik sıvılardır. Koku, tat maddesi olarak kullanımlarının dışında farklı biyolojik aktiviteleri nedeniyle sağlık alanında da kullanımları bulunmaktadır. Ferula L. cinsi Apiaceae familyasının en önemli cinslerinden biridir. Türkiye'de 17, Asya'da 177, dünyada ise 180-185 türü bulunmaktadır. Bu çalışmada Ferula hermonis Boiss., F. brevipedicellata Peşmen ex M. Sağıroğlu & H. Duman ve F. rigidula DC. uçucu yağlarının analizleri eş zamanlı olarak GK ve GK/KS ile gerçekleştirilmiştir. F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının ana bileşikleri α-pinen (%68.9 ve %73.0, sırasıyla), β-pinen (%5.3 ve %4.0, sırasıyla) ve naftalen (%4.3 ve %8.5, sırasıyla); F. hermonis uçucu yağının ana bileşikleri ise α-pinen (%64.1), naftalen (%8.3) ve trans-verbenol (%4.8) olarak belirlenmiştir. Uçucu yağların mikrodilüsyon yöntemi ile antimikrobiyal aktiviteleri belirlenmiş, mikroorganizmalara göre değişen orta ya da zayıf derecede aktivite tespit edilmiştir. DPPH● radikali ile yapılan serbest radikal süpürücü etki tayini sonucunda uçucu yağların 0.5 mg/mL ve daha düşük konsantrasyonlarda antioksidan aktivite göstermediği saptanmıştır. Uçucu yağların sağlıklı bir hücre hattı olan NIH3T3'e (ATCC® CRL-1658™, fare embriyonik fibroblast hücreleri) karşı sitotoksisiteleri belirlenmiştir. Aktivite deneyleri ve sitotoksisite testi sonucunda umut vadedebileceği düşünülen F. rigidula uçucu yağına uygulanan Ames MPFTM 98/100 testi sonucunda, uçucu yağın test edilen dozlarda mutajenik olmadığı belirlenmiştir. Bu çalışma F. hermonis, F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının antioksidan aktivite ve sitotoksisite; F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının kimyasal bileşimlerinin belirlenmesi ve antimikrobiyal aktivite; F. rigidula uçucu yağının genotoksisite değerlendirilmesi açısından ilk olma özelliği taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Ferula sp., uçucu yağ, antimikrobiyal, antioksidan, NIH3T3, Ames MPFTM 98/100
Sinüzit patojenlerinin uçucu yağ ve bileşenlerle inhibisyonu
Sinüzit antibiyotik tedavisi gerektiren en yaygın üst solunum yolu hastalıklarından biri olup genellikle bakteriyel enfeksiyon sonucu gelişmektedir. Son yıllarda antibiyotik dirençli enfeksiyonlardaki artış nedeniyle yeni ilaçların araştırılmasına yönelik çalışmalar önem kazanmıştır. Asırlardır antimikrobiyal etkilerinden dolayı özellikle gıda, kozmetik ve ilaç olarak kullanılan uçucu yağlar günümüzde yeni ilaç geliştirilmesinde önem taşır. Türkiye'de halk arasında sinüzit tedavisinde kullanılan Lamiaceae familyasına ait uçucu yağ bitkilerinden Lavandula stoechas L. (karabaş otu), Mentha spicata L. (bahçe nanesi, antep nanesi, kıvırcık nane) ve T. sipyleus subsp. sipyleus Boiss. var. sipyleus L. (kekik otu, keklik otu, limon kokulu kekik, nemamulotu, sater) bu tez kapsamında değerlendirilmiştir. Hidrodistilasyon yöntemi ile elde edilen uçucu yağların fitokimyası gaz kromatografisi-alev iyonizasyon detektörü (GK-AİD) ve gaz kromatografisi/kütle spektrometresi (GK/KS) yöntemleriyle belirlenmiştir. Uçucu yağların ve temel bileşenlerinin antimikrobiyal aktiviteleri sık rastlanan sinüzit patojenlerinden Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae, Moraxella catarrhalis, Streptococcus pyogenes, Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosa standart suşlarına karşı in vitro agar difüzyon, mikrodilüsyon ve buhar difüzyon antimikrobiyal yöntemleriyle çalışılmıştır. Lavandula stoechas, M. spicata, ve T. sipyleus uçucu yağlarının temel bileşenleri sırası ile kâfur (% 46.7), karvon (% 60.6) ve timol (% 66.2) olarak GK-AİD ve GK/KS teknikleri ile tespit edilmiştir. Yapılan denemelerin sonucunda agar difüzyon yönteminde 10 mg/mL uçucu yağ ve temel bileşen konsantrasyonunda 1.8 cm'ye kadar artan inhibisyon zon çapları elde edilmiştir. Mikrodilüsyon yönteminde çalışılan suşlara karşı test maddelerinin 0.16 ile 1.25 mg/mL arasında değişen konsantrasyonlarda etkili olduğu görülmüştür. Uçucu yağların ve temel bileşenlerin buhar fazlarının antimikrobiyal etkinlik denemelerinde ise Thymus türünün ve timol bileşeninin diğer uçucu yağlara ve bileşenlere oranla dikkate değer şekilde inhibisyon zonu oluşturduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak halk arasında sinüzit tedavisi için kullanılan ve doğal ortamlarından temin edilen L. stoechas, M. spicata, ve T. sipyleus türlerinin sinüzit patojenlerine karşı antimikrobiyal etkili oldukları gösterilmiştir.
Eskişehir aktarlarında satılan Tilia flos örneklerinin farmakognozik incelenmesi ve uçucu yağlarının bileşimi
Eskişehir Ormanlarında Tilia argentea, Tilia rubra ve Gökçekaya'da Tilia platyphyllos yetiştiği saptanmıştır. Tilia cordata'nın braktesinin alt ve üst epiderma hücre duvarlarının dalgalı iken T. rubra'nın düz duvarlı, T. argentea'da alt epidermanın dalgalı olduğu görülmüştür. T. rubra ve T. cordata braktesinde tek hücreli örtü tüyü, T. argentea'da bol miktarda çok kollu (8-9) yıldız örtü tüyü vardır. Diğer anatomik yapılar ise üç türde aynı olarak gözlenmiştir. Çiçekte farklı görülen ovaryumdaki yıldız örtü tüyleri T. cordata, T. rubra'da 4-6 kollu iken, T. argentea'da 8-9 kolludur ve daha sık bulunmaktadır. Bursa T.argentea örneğinde yabancı madde miktarı %2'nin altında olup, Farmakopeye uygundur. Diğerleri ise uygun değildir. Kurutmada kayıp, toplam kül ve asitte erimeyen kül tayini analiz sonuçları farmakopeye uygun bulunmuştur. Örneklerin çiçek oranı % 53-70, su distilasyonu ile elde edilen uçucu yağların verimi T. cordata'da %0,02, T.argentea örneklerinde %0,02 ve T.rubra örneklerin de %0,01-0,03 ve Düzce T.cordata (tıbbi tür) örneğinin uçucu yağında, trikosan %28, heneikosan %19, nonakosan %13, hekzadekanoik asit % 8, pentakosan % 6 ve hekzahidrofarnesil aseton % 6 ana bileşikler olarak bulunmuştur. Eskişehir, Manisa, Balıkesir, Amasya T.rubra örneklerinin uçucu yağlarında ki ana bileşikler, trikosan (%22, 29, 42, 25), hekzadekanoik asit (%22, 17, 7, 26), kaur-16-en (%11, 6, 3, 0), hekzahidrofarnesil aseton (% 8, 7, 8, 6), heneikosan (%7, 9, 2, 14), pentakosan (%7, 7, 11, 6) olarak saptanmıştır. Bursa, Kütahya T.argentea uçucu yağlarında hekzadekanoik asit (%31, 40), trikosan (% 21, 12), hekzahidrofarnesil aseton (%14, 7), pentakosan (%7, 4), kumin aldehit (%0, 7), linoleik asit (%5, 4) ana bileşikler olarak bulunmuştur.
Ağız patojenlerine etkili olabilecek bazı uçucu yağların kimyasal bileşimlerinin ve antimikrobiyal aktivitelerinin değerlendirilmesi
Ağız ve dişler mikroorganizma kaynaklı pek çok hastalığın görüldüğü yapıdır. Bu hastalıkların tedavisi genellikle antibiyotik kullanımı ile yapılmaktadır. Artan antibiyotik dirençli mikroorganizmalar nedeniyle yeni doğal kaynaklı etken madde keşfi önem kazanmıştır. Uzun yıllardan beri uçucu yağların antimikrobiyal özellikleri olduğu bilinmekte ve tedavi amaçlı kullanımları önemli bir yer tutmaktadır. Bu tez kapsamında ağız ve diş hastalıklarına karşı kullanılan farmakope kalitesindeki Salvia officinalis L., Pimpinella anisum L., Eucalyptus globulus L., Matricaria recutita L., Achillea millefolium L. uçucu yağlarının kimyasal bileşimleri GK/AİD ve GK/KS yöntemleri ile belirlenmiştir. Ağız patolojisinde önemli rol oynayan bakterilerden Streptococcus mutans, Streptococcus sanguinis, Staphylococcus aureus, Corynebacterium striatum, Candida albicans ve Candida krusei suşlarına karşı uçucu yağların antimikrobiyal aktiviteleri mikrodilüsyon yöntemi ile değerlendirilmiştir. Ayrıca aktivite gösteren uçucu yağlar antibiyotikler ile kombine edilmiş ve checkerboard yöntemi ile sinerjik etkileri test edilmiştir. Sonuç olarak test edilen uçucu yağların ağız patojenlerine karşı 20 ile 0.625 mg/mL arasında minimum inhibisyon konsantrasyon değerleri ile orta kuvvette antimikrobiyal etkili oldukları görülmüş ve antibiyotiklerle kombinasyonlarında M. recutita uçucu yağının tetrasiklin ile kombinasyonunda S. aureus'a karşı sinerjik etki gösterdiği bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Ağız boşluğu hastalıkları, Uçucu yağlar, Antimikrobiyal aktivite, Sinerjik etki
Eskişehir ilindeki bazı crocus L. türleri üzerinde anatomik, morfolojik ve kimyasal araştırmalar
Bu çalışmada, Eskişehir il sınırları dahilinde yayılış gösteren 2'si endemik olan 3 Crocus L. türünün; (C. ancyrensis Herbert (Maw), C. antalyensis Mathew ve C. chyrsanthus (Herbert)) anatomik, morfolojik ve kimyasal özellikleri incelenmiştir. Morfolojik çalışmalarda; 3 Crocus türünün; korm, tunika tipi, yaprak kını sayısı, brakte, brakteol yapıları, tepal ölçüleri, perigon tüpü ve stilus gibi karakterleri incelenerek morfolojik çizimleri yapılmıştır. Anatomik çalışmalarda; kök, gövde ve yapraklardan alınan enine kesitler incelenmiş ve çizimleri yapılmıştır. Kimyasal çalışmalarda ise; yumru, stilus ve tepallerden mikrodistilasyon yoluyla uçucu bileşikler elde edilmiş ve Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) ile uçucu bileşiklerin kimyasal analizi gerçekleştirilmiştir.
Eskişehir'de yetiştirilmiş Origanum vulgare subsp. hirtum uçucu yağ değerlendirmesi
İstanbul kekiği, Origanum vulgare subsp. hirtum (Link) Ietswaart Marmara bölgesinde doğal olarak yetişen bir aromatik bitkidir ve yaygın olarak kullanılan kekiktir. Bu çalışmanın amacı Eskişehir koşullarında yetiştirilen İstanbul kekiğinin drog, uçucu yağ verimi ve uçucu yağ içerikleri, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesidir. Bu amaçla Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen timol ve karvakrol içerikleri farklı olduğu düşünülen iki çeşit adayı ile 2015 üretim yılında tesadüf blokları deneme desenine göre 8 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Avrupa Farmakopesinde tanımlandığı şekliyle hasat, kurutma ve uçucu yağ eldesi gerçekleştirilmiş, ardından Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) kullanılarak uçucu bileşiklerin kimyasal analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada timol (T) ve karvakrol (K) oranlarının farklı olduğu düşünülen iki çeşit adayının tüm ölçüm ve analizleri ayrı ayrı yapılmıştır. T ve C yeşil herba verimleri sırasıyla 1265 kg/da ve 906 kg/da olarak, kuru herba verimleri ise sırasıyla 466 kg/da ve 315 kg/da olarak bulunmuştur. T çeşit adayının bitki boyu ortalama 72.1 cm iken C çeşit adayının 61.3 cm ölçülmüştür. Uçucu yağ oranları T çeşit adayında ortalama % 5.19 iken C çeşit adayında % 6.9 bulunmuştur. Yapılan uçucu yağ analizlerinin sonucunda, C çeşit adayında karvakrol miktarı % 78.2-81.8, timol miktarı % 0.1-0.4; T çeşit adayında ise ortalama karvakrol miktarı % 69.3-83.1, timol miktarı eser miktarla % 9.7 arasında bulunmuştur.
Antimikrobiyal maddelerin etkinliğini arttıran uçucu yağ ve bileşenlerinin belirlenmesi
Bu tez projesi kapsamında antibiyotiklere dirençli Gram (+) Staphylococcus aureus; Gram (-) Escherichia coli ve antifungal ilaçlara duyarlı Candida albicans klinik ve standart suşları olmak üzere altı farklı hedef patojen seçilmiştir. Antimikrobiyal etkinlik testlerinde Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü (CLSI) in vitro mikrodilüsyon yöntemi uyarlanarak kullanılmıştır. Doğal antimikrobiyal madde olarak, öncelikle Avrupa Farmakope kalitesinde Matricaria recutita L., Lavandula latifolia Medik., Pinus mugo Turra, Citrus reticulata Blanco. uçucu yağları (Aetheroleum) seçilmiştir. Etkinliği arttırmak amacıyla uçucu yağlar sırasıyla kolon kromatografisiyle n-hekzan, dietil eter, diklorometan ve metanolle fraksiyonlanmıştır. Antimikrobiyal deneylerde ayrıca uçucu yağların ana bileşenlerinden R-(+)-limonen, (+)-linalol, 1,8-sineol, (±)-kafur, β-karyofillen, α- pinen, (-)-β-pinen, γ-terpinen, farnasen, bisabolol ve (+)-δ-3-karen kullanılmıştır. Test materyallerinin ampisilin, sefuroksim, tetrasiklin, flukonazol ve nistatin standart antimikrobiyal maddeleriyle farklı kombinasyonlarının etkileşimleri dama tahtası yöntemiyle sinerjik etkinlikleri açısından incelenmiştir. Tüm test numunelerinin dirençli mikroorganizmalara karşı etkinlikleri minimum inhibisyon konstrastrasyonu (MİK) olarak belirlenmiştir. Kombinasyon sonuçları, fraksiyonel inhibisyon konsantrasyonu (FİK) değerleri şeklinde sinerjik, aditif, bağımsız etki veya antagonist etkili olarak sınıflandırılmıştır. Aktif fraksiyon-antimikrobiyal madde kombinasyonu seçici toksisitesi karşılaştırmalı olarak değerlendirmek üzere in vitro WS1-XTT sitotoksisite (insan cilt fibroblast hücre dizileri) ve biyolüminesans yöntemiyle Aliivibrio fischeri NRRL B 11177 suşuna karşı çalışılmıştır. Sonuç olarak, tasarlanan doğal madde kombinasyonların sinerjik/aditif etkinlikleri ilk defa bu çalışma kapsamında gösterilmiştir. Etkinlikler değerlendirildiğinde, toplam 54 sinerjik, 75 aditif ve 108 adet bağımsız etkili antimikrobiyal kombinasyon aktivite sonucu elde edilmiştir. Genel olarak oluşturulan uçucu yağ kombinasyonları, in vitro antimikrobiyal aktivite açısından daha etkin ve daha az toksik olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Antibiyotik dirençli bakteri, Candida albicans, Uçucu yağlar, Kombinasyon çalışmaları, Dama tahtası yöntemi, Sinerjik etki.
Tanacetum haussknechtii (Bornm.) Grierson uçucu yağının kimyasal, enantiomerik ve biyolojik aktivite açısından araştırılması
Türkiye'nin endemik bitkisi olan Tanacetum haussknechtii (Bornm.) Grierson üzerinde kimyasal kompozisyon ve biyolojik aktivite araştırması gerçekleştirildi. Bitkinin sap-yaprak, çiçek ve kök kısımlarından hidrodistilasyon yöntemi ile uçucu yağları elde edilerek kompozisyonları Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi ve Gaz Kromatografisi-Alev İyonlaşma Dedektörü teknikleri ile araştırıldı. Ana bileşikler olarak sap-yaprak ve çiçek uçucu yağlarında borneol (%17.2, %20.5) ve a-pinen (%14.5, %12.3), kök uçucu yağında ise geranil izovalerat (%41.6) bulundu. Yağlardaki a-pinen, b-pinen, sabinen, terpinen-4-ol, borneol, limonen, transpinokarveol enantiomer bileşiklerin enantiomer oranları şiral kolonda tespit edildi. Bitkinin topraküstü kısmından Folch metodu ile sabit yağ asitleri elde edilerek kompozisyonları gaz kromatografi yöntemiyle araştırıldı. Palmitik (%25.5), linoleik (%17.6) ve linolenik (%25.4) asit ana bileşikler olarak saptandı. Bitkinin farklı kısımlarından metanol, etilasetat ve su kullanılarak maserasyon yöntemiyle elde edilen ekstrelerde toplam fenolik ve toplam flavonoit bileşiklerin miktarları spektrofotometrik olarak tayin edildi. Uçucu yağ ve ekstrelerin in vitro deneylerde serbest radikal süpürme ve lipit peroksidasyonunu inhibe etme etkileri araştırılarak antioksidan aktiviteleri değerlendirildi. İnce Tabaka Kromatografisi-Otografi ve Ellman metotlarıyla uçucu yağ ve ekstrelerin asetilkolinesteraz enzimi üzerine etkileri araştırıldı. Metanollü ekstreler ve çiçek kısmından elde edilen etilasetatlı ekstrenin BHT ve gallik Asit'e göre orta derecede antioksidan etkiye sahip olduğu tespit edildi, ancak uçucu yağlar uygulanan deney sistemlerinde antioksidan etkili görülmedi. AChE enzim deneylerinde ise ekstreler zayıf etkili görülürken, çiçek uçucu yağı galantamin ile kıyaslandığında orta derecede etkili olduğu saptandı. Anahtar kelime: Tanacetum haussknechtii, uçucu yağ, enantiomer, ekstre, aktivite, GC/MS.
Achillea sivasica Çelik & Akpulat uçucu yağının kimyasal, enantiyomerik ve biyolojik aktivite açıcından araştırılması
Çalışmanın kapsamında endemik Achillea sivasica Çelik & Akpulat bitkisinin uçucu yağ ve ekstreleri üzerinde fitokimyasal ve biyolojik aktivite araştırmaları gerçekleştirildi. Bitkinin çiçek, yaprak ve kök kısımlarından uçucu bileşenleri elde edilerek Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi ve Gaz Kromatografisi-Alev İyonlaşma Dedektörü teknikleri ile kimyasal kompozisyonları aydınlatıldı. Bitki kısımlarından elde edilen uçucu yağlarda toprak üstü kısım, çiçek ve yaprakta sırasıyla -pinen (%11.5, %9.3, %6.7), -pinen (%7.0, %3.0, %6.9) , 1,8 sineol (%18.0, %22.1, %6.7) ve kafur (%7.6, %4.1, %9.0), -bisabolol (%7.5,% 4.3, %6.6), germakren D (%4.8, %3.5, %2.0) ve -ödesmol (%3.1, %3.9, %3.6) ana bileşikler olarak tespit edildi. Çiçek ve yaprak sabit yağ asitlerin arasında linoleik (%26.9, %16.9), linolenik (%13.2, %56.2), oleik (%20.9, %3.9) ve palmitik asit (%22.2, %17.3) ana bileşik olarak saptandı. Enantiomer bileşiklerin enantiomerik oranları ana bileşikler dikkate alınarak şiral kolonda araştırıldı. Bitkiden farklı polaritedeki çözücüler ile elde edilen ekstrelerde toplam fenol ve toplam flavanoid bileşenlerin miktarları değerlendirildi. Uçucu yağ ve ekstrelerin antioksidan ve antitirozinaz etkileri in vitro deneylerde araştırıldı. Metanol ve etil asetat ile elde edilen yaprak ekstrelerin lipit peroksidasyonu inhibe etme özelliği (AOA%: MeOH 53.9, EtAc 55.8), bakır indirgeme kapasitesi (TE mM: MeOH 0.94, EtAc 0.46) ve antitirozinaz (KAE mg/g: MeOH 5.5, EtAc 6.2) etkilerinin en yüksek olduğu tespit edildi. Bu çalışma Achillea sivasica bitkisi üzerinde yapılan ilk fitokimyasal ve biyolojik aktivite araştırmasıdır. Anahtar Kelimeler: Achillea sivasica, uçucu yağ, enantiyomer, ekstre, aktivite, GC/MS.
Lavandula latıfolıa medik. uçucu yağının anjiyogenez ve bazı matriks metalloproteinaz (MMP) enzimleri üzerine etkileri
Avrupa Farmakopesinde bulunan lavanta uçucu yağları (Lavandula angustifolia Mill. - İngiliz Lavantası; L. latifolia Medik.- Sivri Lavanta) aromatik ve biyolojik aktivite özelliklerinden dolayı geniş bir alanda kullanılır. Bu yağların karminatif, sedatif, haricen böcek kovucu vb. özelliklerinden dolayı bitkisel preparatlarda ve kokusundan dolayı da parfüm ve kozmetiklerde kullanılımları mevcuttur. Matriks metalloproteinaz (MMP) grubu enzimlerin çoğu fizyolojik süreçte önemli bir rol oynadığı bilinmektedir; ayrıca enflamasyon, yara iyi edici ve kanser hücre invazyonları gibi patolojik süreçlerde dokuların yeniden yapılandırılmasında görev alırlar. Diğer taraftan anjiyogenezin tümör büyümesinde anahtar rol oynadığı bilinmektedir; malin ve malin olmayan birçok hastalığın tedavisinde anjiyogenezi inhibe eden doğal ve sentetik ilaçların klinik kullanımları ile ilgili araştırmalar yapılmaktadır. Bu proje kapsamında çalışma materyali olarak gaz kromatografisi ve gaz kromatografisi/kütle spektrometrisiyle bileşiminin Avrupa Farmakopesi kalitesinde olduğu doğrulanan L. latifolia uçucu yağı (Spica aetheroleum) kullanılmıştır. Bu uçucu yağ ile in vitro olarak MMP-2 ve 9 enzimleri üzerine spektrofotometrik yöntemle; tavuk embriyosu kullanarak da in vivo olarak anjiyogenez ve antienflamatuvar etkisi karşılaştırmalı olarak ilk defa değerlendirilmiştir. Sonuç olarak 0,4 mg/mL konsantrasyonda MMP enzim inhibisyon etkisi olmadığı ve antianjiyogenik etkisinin ise skorlama sistemine göre zayıf olduğu bulunmuştur.
Centaurea babylonica L. bitkisi üzerinde farmakognozik araştırmalar
Bu çalışma, Centaurea (Asteraceae) cinsine ait C. babylonica türü üzerinde fitokimyasal çalışmaların yapılması, toplam fenol miktar tayini ve antioksidan aktivite çalışmalarının yapılması, uçucu yağ bileşenlerinin belirlenmesi ve antikanser etkisinin araştırılması üzerine yürütüldü. C. babylonica bitkisi 2015 yılının Temmuz ayında Mersin ilinin Çamlıyayla ilçesinden toplandı. Bitkinin toprak üstü kısımları toz edildikten sonra uçucu yağ analizi ve çözücü ekstraksiyonu yapıldı. Elde edilen uçucu yağın analizi, elde edilen farklı polaritelerdeki ekstrelerin antioksidan aktiviteleri, fitokimyasal ön denemeleri ve kimyasal kompozisyon analizleri yapılarak incelendi. C. babylonica bitkisinin toprak üstü kısımlarından Avrupa Farmakopesi'ne (2010) uygun olarak hazırlanmış Clevenger apareyi ile yapılan hidrodistilasyon sonucu uçucu yağ elde edilerek GK/KS ile kimyasal bileşimi incelendi. Uçucu yağ ana bileşenleri sırasıyla, metil oleat (%30,1), metil hekzadekanoat (%10,5) ve trikosan (%6) olarak belirlendi. Bitkinin toprak üstü kısımlarından sırasıyla hekzan, etil asetat ve metanol ekstreleri hazırlanarak ekstrelerin toplam fenolik madde miktarları Folin-Ciocaltaeu yöntemi ile belirlendi. Aynı ekstreler üzerinde antioksidan aktivite deneyleri 1,1-difenil-2-2 pikrilhidrazil (DPPH) radikal süpürücü etki tayini ve 2,2'-azino-bis-3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit (ABTS) yöntemleriyle değerlendirildi. Türün toprak üstü kısımlarından elde edilen ekstrelerin in vitro sitotoksik etkileri C6 (Glioma), A549 (insan akciğer adenokarsinoma) ve MCF-7 (insan meme kanseri) hücre hatları kullanılarak MTT testi ile belirlendi. Ekstrelerin DNA sentez inhibisyonuna bakılarak selektivite için sağlıklı hücre hattı üzerindeki etkileri araştırıldı. Metanol ile hazırlanan ekstre orta düzeyde antioksidan aktivite gösterirken, etil asetat ve hekzan ekstrelerinin antioksidan özellik göstermediği tespit edildi. Sitotoksik etki yine metanol ekstresinde yüksek görüldü.
Piyasadan temin edilen lavanta örneklerinin uçucu yağ bileşimi
Bitkilerden elde edilen uçucu yağlar birçok amaç için kullanılmaktadır. Son yıllarda bu alana olan ilgi ve talebin artması, üreticileri daha ucuz maliyetle daha fazla üretim arayışlarına itmektedir. Türkiye'de geleneksel olarak uçucu yağ üretmek amacıyla lavanta kültürü en fazla Isparta ilinde yapılmaktadır. Bu çalışmada Eskişehir'de bulunan bazı aktarlardan temin edilen lavanta örneklerinde yabancı madde miktar tayini, kül miktar tayini, Clevenger apareyi ile uçucu yağ miktar tayini ve elde edilen uçucu yağların Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/ Kütle Spektrometrisi (GK/KS) analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar Avrupa Farmakopesi Lavanta monografı ile karşılaştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Uçucu yağ, Lavanta, Avrupa Farmakopesi, Clevenger apareyi, Gaz Kromatografisi, Kütle Spektrometrisi
Bazı gentiana türlerinin farmakognozi yönünden incelenmesi
Gentiana türleri halk arasında sindirimi kolaylaştırıcı, antidiyabetik, antiinflamatuvar, hepatoprotektif ve antihipertansif gibi pek çok tıbbi amaçla kullanılmaktadır. Gentiana asclepiadea L., G. brachyphylla Vill., G. cruciata L., G. gelida Bieb., G. olivieri Griseb., G. pyrenaica L., G. septemfida Pallas., G. verna L. subsp. pontica (Soltok.) Hayek, G. verna L. subsp. balcanica Pritchard ve ülkemiz için endemik olan G. boissieri Schott et Kotschy ex Boiss. türlerinden elde edilen ekstre ve fraksiyonların LC/MS-IT-TOF ile analizlerinde; sekoiridoitler; gentiopikrozit, sverozit, svertiamarin, loganin, svertianolin, norsvertianolin, 3'-asetil sverozit, flavon glikozitleri; östomoruzzit viteksin ve orientin bellidin, bellidifolin ve ksanton-C glikozitleri; mangiferin ve oleanolik asit tespit edilmiştir. Biyolojik aktivite sonuçlarına göre; G. boissieri, G. brachyphylla, G. cruciata metanol ekstreleri belirgin DNA hasarı koruyucu; G. cruciata, G. asclepiadea ve G. boissieri metanol ekstreleri yüksek metal şelatlayıcı; G. verna subsp. pontica metanol fraksiyonu yüksek ABTS•+ radikal katyon renksizleştirici; G. brachyphylla etil asetat ve metanol fraksiyonları yüksek DPPH• serbest radikal süpürücü antioksidan aktivite; G. pyrenaica, G. brachyphylla ve G. verna subsp. pontica metanol ekstreleri ile G. pyrenaica, G. brachyphylla metanol fraksiyonları çok yüksek MAO-A ve MAO-B inhibitör; G. olivieri metanol ekstresi çok yüksek BChE inhibitör ve orta düzeyde COX-2 inhibitör etki göstermiştir. Ayrıca Gentiana ekstrelerinin genotoksik etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Tez kapsamında, G. boissieri, G. brachyphylla, G. gelida, G. pyrenaica, G. verna subsp. balcanica ve G. verna subsp. pontica türlerinin antioksidan, antiinflamatuvar, antikolinesteraz etkileri; G. asclepiadea, G. cruciata, G. boissieri, G. brachyphylla, G. gelida., G. olivieri ve G. septemfida türlerinin MAO-A, MAO-B inhibitör etkileri ve G. asclepiadea hariç diğer türlerin genotoksik etkileri ilk kez çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gentiana sp., LC/MS-IT-TOF, antioksidan, MAO, BChE inhibitör.
Fagopyrum esculentum moench'in değişik kısımlarının uçucu bileşikleri, sabit yağ ve biyolojik aktivite açısından değerlendirilmesi
Fagopyrum esculentum Moench bitkisinin Eskişehir-Kütahya geçit iklimi koşullarında yetiştirilen Güneş ve Sumçanka çeşitlerinin yaprak, çiçek, sap, tohum ve kavuz kısımlarının uçucu bileşenleri ve sabit yağ üzerinde kimyasal kompozisyon araştırması gerçekleştirildi. Her iki çeşidin yaprak ve çiçek uçucu yağ ve metanollü ekstreleri biyolojik aktivite değerlendirilmesine tabi tutuldu. Proje kapsamında bitkilerin farklı kısımlarından hidrodistilasyon yöntemi ile uçucu yağları elde edilerek kompozisyonları GC/FID ve GC-MS teknikleri ile araştırıldı. Tüm uçucu yağların ortak özelliği, hekzadekanoik asidin (%32.7-83.6) yağların profilinde dominant olmasıdır. Dodekanoik ve tetradekanoik asitler de yüksek miktarda tespit edildi. Seskiterpen bileşiklerden hekzahidrofarnesil aseton tüm yağlarda saptanırken, trans-kalamenen (%8.3) sadece Güneş çeşidinin yaprağında tespit edildi. Yetiştirme sürecinde arazi şartlarında HS-SPME tekniği uygulanarak canlı bitkinin ürettiği uçucu bileşenleri incelenmiş olup, metil palmitat her iki çeşitte yüksek miktarda bulundu. Bitkinin topraküstü kısmından Folch metodu ile sabit yağ asitleri elde edilerek kompozisyonları gaz kromatografi yöntemiyle araştırıldı. Palmitik (%25.5), linoleik (%17.6) ve linolenik (%25.4) asit ana bileşikler olarak saptandı. Her iki çeşidin çiçek ve yapraklarından metanol kullanılarak maserasyon yöntemiyle elde edilen ekstrelerde toplam fenolik ve toplam flavonoit bileşiklerin miktarları spektrofotometrik olarak tayin edildi. Uçucu yağ ve ekstrelerin in vitro deneylerde serbest radikal süpürme ve demir indirgenme etkileri araştırılarak antioksidan aktiviteleri değerlendirildi. İnce Tabaka Kromatografisi- Otografi ve Ellman metotlarıyla uçucu yağ ve ekstrelerin asetilkolinesteraz enzimi üzerine etkileri araştırıldı. Uçucu yağların serbest radikal süpürme etkisi zayıf olarak (%Inh 9.5-19.9) tespit edilirken, metanollü ekstrelerin yüksek aktivite (IC50 0.019-0.173 mg/mL) gösterdiği saptandı. Yaprak uçucu yağların en etkin (% Inh. 63.9-65.8) şekilde AChE enzimini inhibe ettiği tespit edildi. Anahtar kelimeler: Fagopyrum esculentum, Uçucu yağ, Yağ asitleri, Aktivite, GC-MS.
Beta vulgaris L. (kırmızı pancar) ve turşularında PH değişimleri, antioksidan ve sitotoksik aktiviteleri ile fenolik bileşenlerinin incelenmesi
Bu çalışmada, Chenopodiaceae familyasına ait su ve etanol ile hazılarlanan Beta vulgaris L. (kırmızı pancar) ekstreleri ile farklı NaCl ve asetik asit oranları ile hazırlanan turşu örneklerinin spektrofotometrik olarak toplam fenolik madde ve betalain miktarları, kromatografik olarak fenolik asit ve betalain tayinleri yapılmış, ayrıca 5 farklı yöntemle antioksidan kapasite ve MTT yöntemi ile CaCo-2 kolon kanseri hücrelerinde antiproliferatif etkileri incelenmiştir. % 0.05 Asetik asitli su ile hazırlanan P1 ekstresinin (255,62 mg GAE/g ekstre), diğer ekstre P2 ve turşu örneklerinden daha fazla toplam fenolik madde (TMF) içerdiği tespit edilmiştir. %5 tuz, %20 AA içeren (T9) turşu suyunun betalain miktarlarının diğer turşu örneklerine göre daha yüksek olduğu görülmüştür (1.114 ± 0.08 mg/g ekstre). Kromatografik analizlerde ise ekstreler ve turşularda gallik, p-hidroksi benzoik, klorojenik, sirinjik, p-kumarik ferulik ve kafeik asitlere rastlanmıştır. Yüksek TFM taşıyan P1 ekstresinin DPPH serbest radikal süpürücü aktivite tayininde % inhibisyon değeri ( % 70.72) sentetik antioksidan BHT ve diğer örneklerden daha yüksek bulunurken, turşu örneklerinde belirgin bir aktivite gözlenmemiştir. β-karoten-linoleik asit sisteminde T9 turşu suyu % 52,51, T6 (% 3 tuz, % 20 asetik asit) turşu örneği ise % 43.52 oranında inhibisyon göstermiştir. Redükleyici güç ölçümü ile tespit edilen EC50 değerleri P1 için 0.46 mg/ml bulunurken, turşularda 8.47-29.41 arasında değişmektedir. Kırmızı pancar ve turşu suyu ekstrelerinin TEAK sonucunda bulunan toplam antioksidan aktivite değerleri %26.85-99.57 arasında belirlenmiştir. CaCo-2 kolon kanseri hücrelerinde MTT yöntemi ile ölçülen antiproliferatif etkileri incelendiğinde antioksidan aktivite yönünden zengin P1 ekstresinin diğer ekstre ve turşu sularından daha aktif olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Beta vulgaris L., turşu, probiyotik, antioksidan etki, sitotoksisite.
Matrin ve oksimatrinin mikrobiyal transformasyonu ve metabolitlerinin kolinesteraz inhibisyonu
Mikrobiyal transformasyon; farklı mikroorganizma ya da bu mikroorganizmaların enzimlerinin kullanılmasıyla belirli substratların yeni metabolitlere dönüştürülmesi için kullanılan biyoteknolojik yöntemlerdendir. Bu yöntem sağladığı avantajlardan dolayı kimya, gıda ve ilaç endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Yeni doğal maddelerin keşfi ve üretimi amacıyla farmakognozi biliminde de ilgi çekmektedir. Halk arasında acı meyan/acı piyan olarak bilinen, Fabaceae familyası üyelerinden Sophora türlerinde sekonder metabolit olarak bulunan matrin ve oksimatrin, kinolizidin alkaloitleri grubundadırlar. Matrin ve oksimatrinin; kardiyak iskemi, viral hastalıklar, hepatit B, kanser gibi hastalık ve semptomlar üzerinde çalışmaları mevcuttur. Bu çalışmada, matrin ve oksimatrin 30 farklı bakteri, maya ve fungus kullanılarak mikrobiyal biyotransformasyonu incelenmiştir. Matrin substratından Mucor ramannianus ve Enterococcus faecalis ile biyotransformasyonu sonucu yeni 2 metabolit oluşmuştur. Oksimatrin substratı ile 5 farklı mikroorganizma ile biyotransformasyonu sonucu matrin metabolit olarak elde edilmiştir. Önce ince tabaka kromatografisi (İTK) ile tespit edilen saflaştırılmış metabolitlerin yapısı sıvı kromatografisi/kütle spektroskopisi (SK/KS) ile kısmen aydınlatılmıştır. Metabolit ve substratların in vitro antibakteriyel, antikandidal, antienflamatuvar, anti-helikobakter, antitüberküloz özellikleri ve asetilkolinesteraz/butirilkolinesteraz inhibisyonu karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Test konsantrasyonlarında in vitro aktivite deneyleri sonucunda numunlerin kayda değer bir inhibisyona yol açmadığı ve etkinlikte olmadığı gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Matrin, oksimatrin, mikrobiyal transformasyon, antimikrobiyal etki, kolinesteraz aktivite
Salvia sclarea L. bitkisinin uçucu yağ bileşimi ve antimikrobiyal etkisi üzerine araştırmalar
SALVIA SCLAREA L. BİTKİSİNİN UÇUCU YAĞ BİLEŞİMİ VE ANTİMİKROBİYAL ETKİSİ ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR 7.ÖZET Salvia türleri, çoğu aromatik bitkilerden olan Lamiaceae familyasının en büyük cinslerinden biridir. Bu cins üyeleri arasında Salvia sclarea L. Avrupa orijinli olan ve Afrika'dan Atlantik okyanusuna kadar genişçe bir yayılış gösteren bir türdür. S. sclarea uçucu yağı, koku özelliği ile gıda, içki, parfümeri ve kozmetik endüstrilerinde yaygın olarak kullanılan, ticari önemi olan bir uçucu yağdır. Araştırmamızın konusunu oluşturan ve Malatya çevresinden toplanan S. sclarea bitkisinin uçucu yağı üzerinde günümüze kadar çalışma yapılmamıştır. Bitkiden su distilasyonuyla (Clevenger cihazında 3 saat süre ile) %0.66 verimle uçucu yağı elde edilmiştir. Bu uçucu yağın kırılma indeksi (20°C) 1.4760, yoğunluğu (20°C) ise 0.9053 'tür. Uçucu yağ açık san renkte ve sıcak, tatlı, floral kokuya sahiptir. Uçucu yağın kimyasal bileşimi GC ve GC-MS yöntemleriyle saptanmıştır. GC analizi HP-5 fused silica kolonunda (30 m x 0.320 mm, 0.25 um), GC-MS analizi ise TC-5 fused silica kolonunda (30 m x 0.320 mm, 0.25 um) gerçekleştirilmiştir. Uçucu yağda 25 bileşik saptanmış ve uçucu yağın ana bileşenleri linalol (%32.47), geraniol (%1 1.40), a-terpineol (%9.12), geranil asetat(%6.03), P-karyo filen (%4.35), linalil asetat (%4.27), trans-P-osimen (%4.17), neril asetat (%3.61), mirsen (%2.38) ve nerol (%2.34) olarak bulunmuştur. Uçucu yağın antimikrobiyal etkisi Staphylococcus aureus, Enterococcus faecalis, Pseudomonas aeruginosa, Escherichia coli, Candida albicans ve Candida tropicalis üzerinde disk difüzyon ve mikrodilüsyon yöntemleriyle test edilmiştir. Uçucu yağ incelenen bakterilerden Staphylococcus aureus ve Enterococcus faecalis'' e karşı etkili olmakla beraber en güçlü etkiyi Escherichia coli, Candida albicans ve Candida tropicalis' te göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Lamiaceae, Salvia sclarea L., Uçucu yağ, Kimyasal bileşim, Antimikrobiyal aktivite. 71
Ferulago blancheana bitkisindeki sekonder metabolitlerin izolasyonu, antioksidan ve antikolinesteraz aktivitelerinin incelenmesi
Ferulago türleri, aromatik (kokulu) çiçekli bitkiler familyalarından biri olan Apiaceae (=Umbelliferae) familyasına ait bitkilerdir. Ferulago ve yakın türleri ''Çakşır'', ''Çağşır'' otu olarak bilinmektedir; halk arasında sinir sistemini yatıştırıcı, gaz söktürücü, kurt düşürücü ve ayrıca kökleri afrodizyak olarak kullanılmaktadır. Üzerinde çalışılan Ferulago blancheana Post, endemik bir tür olup Kahramanmaraş Başkonuş'ta yetişmektedir (C6 Karesi). Ferulago blancheana bilim dünyasına 1888 yılında Boissier'in "Flora Orientalis Supplementum" adlı eserinde tanıtılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de bugüne kadar Ferulago türlerinin daha çok uçucu yağları ve bazı aktiviteleri üzerine çalışılmıştır. Ferulago türlerinin izolasyon ve diğer metabolitleri üzerine yapılan çalışmalar oldukça az olmakla beraber Ferulago blancheana sekonder metabolitlerinin izolasyonu, antioksidan ve antikolinesteraz aktiviteleri bakımından ilk defa tarafımızdan çalışılmaktadır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında Ferulago blancheana bitkisinden sekiz adet bileşik izole edilmiştir. İlk aşamada Ferulago blancheana bitkisinin diklorometan ve etil asetat/metanol ekstreleri hazırlandı. Bu ekstrelerin toplam fenolik miktarları pirokatekole ve toplam flavonoit miktarları kersetine eşdeğer olarak tayin edildikten sonra antioksidan aktiviteleri lipid peroksidasyonu inhibisyonu ve DPPH serbest radikal giderim yöntemleri ile saptanmıştır. Ferulago blancheana bitkisinin diklorometan ve etil asetat/metanol ekstrelerinin ve bu ekstrelerden elde edilen saf bileşiklerin antikolinesteraz aktiviteleri in vitro Ellman metodu ile AChE ve BChE enzimlerine karşı belirlendi. Ekstrelerin başlıca sekonder metabolitleri kumarinler ve steroit yapıdaki bileşikler izole edilip saflaştırıldı; bu bileşiklerin yapıları çeşitli spektroskopik (NMR, UV) yöntemlerle belirlendi. Anahtar Kelimeler: Ferulago blancheana; furanokumarin; antioksidan aktivite; antikolinesteraz aktivite; heraclenol; imperatorin Bu çalışma Bezmialem Vakıf Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje No: 9.2014/17
Salvia marashica bitkisinin biyoaktif bileşiklerinin belirlenmesi
Salvia türleri terpenik bileşikler açısından zengin olan Lamiacae familyasına aittirler. Dünyada 900'ü aşkın, Türkiye'de ise 100'ü aşkın Salvia türü doğal olarak yetişmektedir. Bu 100 türün 53'ü endemiktir. Salvia türlerinin kimyasal yapısı yurt içi ve yurt dışında birçok araştırmacı tarafından incelenmektedir. Salvia türleri terpenoitler ve steroitlerin yanı sıra, flavonoitler ve diğer fenolik bileşikler gibi sekonder metabolitlerce de zengindirler. Özellikle taşıdıkları di- ve triterpenlerden dolayı antienflamatuar, antiviral, hepatotoksik, sitotoksik-antitümör aktiviteleri olduğu gösterilmiştir. Bunun yanında taşıdıkları flavonların antioksidan ve antimikrobiyal etkilerinin olduğu da bilinmektedir. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Salvia marashica İlçim, Celep & Doğan, bitkisinin toprak üstü kısımlarının diklrometan ile aseton ve metanol ekstreleri hazırlandı. Bu ekstrelerin toplam fenolik miktarları pirokatekole ve toplam flavonoit miktarları kersetine eşdeğer olarak tayin edildi ve antioksidan aktiviteleri lipid peroksidasyonu inhibisyonu (β-karoten renk açılımı) ve DPPH serbest radikal giderim aktivitesi, ABTS katyon radikali giderimi ve CUPRAC yöntemleriyle incelenmiştir. Antikolinesteraz aktivitesi ise spektrofotometrik bir yöntemi olan Ellman metodu kullanılarak asetilkolinesteraz (AChE) ve bütirilkolinesteraz (BuChE) enzimlerine karşı invitro olarak belirlendi. Her iki Salvia marashica ekstresinin başlıca sekonder rmetabolitlerini oluşturan di- ve triterpenoitler, flavonoitler ve steroit yapıdaki bileşikler izole edilerek saflaştırıldı, saf bileşiklerin yapıları çeşitli spektroskopik (başlıca NMR, MS ve UV) yöntemlerle tayin edildi. Sonuçta Salvia marashica bitkisinin diklorometan+aseton ve metanol ekstrelerinden farklı 10 madde elde edildi. Bu bileşiklerden triterpen yapısında olanların lupeol, lupeol-3-asetat, lup-12,20(29)-dien, lup-20(29)-en, oleanolik asit, ursolik asit ve α-amyril-tetracosanoate, steroid yapıda olanın ise β-sitosterol olduğu belirlendi. Diterpen olarak ise iki abietane diterpen, 3β-hidroksiabieta-8,11,13-trien ve 3β-hidroksi,18-asetoksimetilen-abieta-8,11,13-trien doğadan ilk kez elde edilmiştir.
Vitex agnus-castus L. bitkisinde bulunan agnusit bileşiğinin plazmada sıvı kromatografik analizi ve biyoyararlanımının incelenmesi
Bu çalışmada Vitex agnus-castus L. bitkisinde bulunan ve başta östrojenik etki olmak üzere çeşitli farmakolojik etkileri olduğuna dair bilimsel çalışmalar bulunan agnusit adlı bileşiğin farmasötik preparatlarda ve insan plazmasında miktar tayininin yapılabilmesini sağlayan yeni bir yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) metodu geliştirilmiştir. Bu amaçla plazma numunelerinden sıvı-sıvı ekstraksiyon tekniği ile ekstre edilen madde; C18 (150 mm × 4,6 mm × 5 μm) kolon ve metanol:su (% 0,1 formik asit) (35:65, h/h) karışımından oluşan bir mobil fazla izokratik akışta ve 0,6 mL/dk akış hızıyla ayrılmıştır. Analit UV dedeksiyonla 258 nm'de tespit edilmiştir ve alıkonma zamanı 9,7 ± 0,01 dakikadır. Geliştirilen yöntem seçicilik, doğrusallık, doğruluk, tekrarlanabilirlik, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ), sağlamlık ve dayanıklılık açısından ICH kriterlerine göre valide edilmiştir. Yöntemin doğrusallık sınırları 5-125 µg/mL, kalibrasyon sonucu elde edilen doğru denkleminin korelasyon katsayısı 0,9915'tir. Yöntemin gün içi ve günler arası kesinliğini gösteren % RSD değerlerinden en yükseği 6,35'tir. Geliştirilen yöntemin klinik uygulanabilirliğini test etmek amacıyla, sağlıklı gönüllüye hayıt ekstresi içeren Castonex® kapsül oral yolla tek doz verilmiş, ardından yöntem bileşiğin farmakokinetik parametrelerinin (Cmaks, tmaks, t1/2 ve AUC0-t, AUC0-∞) hesaplanmasında kullanılmıştır. Plazmada agnusit analizinin yanısıra, bileşiğin preparattaki miktarı sulu standart çözeltilere ait doğru denklemi ile hesaplanmış ve sonuçlar kıyas yöntemi ile elde edilenlerle % 95 olasılık düzeyinde kıyaslanmıştır.
Sağlıklı beslenmede bitkisel ürünlerin kullanımı hakkında bilgi ve tercihin araştırılması: Fatih örneği
Bireyler sağlıklarını korumak için beslenmelerinde bitkisel ürünlerden yararlanmaktadırlar. Bitkilerin işlem görmüş ya da işlenmemiş kısımlarının ekstre veya uçucu yağlarından oluşan bitkisel ürünlere olan talep günden güne artmaktadır. Bu talebe dayalı olarak kişilerin bitkisel ürünler hakkındaki bilgilerinin, tercih ve kullanım düzeylerinin, bitkisel ürünleri satın alırken dikkat ettikleri özelliklerin neler olduğunun, sağlıklı beslenmede kullanacakları bitkisel ürünleri nasıl seçtiklerinin, bitkisel ürün kullanımını hangi amaç/amaçlar ile tercih ettiklerinin, kullanım tercihlerinde doktor, eczacı, diyetisyen veya diğer unsurların etkisi olup olmadığının belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada Fatih ilçesinde ikamet eden 18 yaş üstü bireylerin sağlıklı beslenmede bitkisel ürünlerin kullanımı hakkındaki bilgi seviyeleri, bilinçlilik düzeyleri ve tercih sebepleri 27 soruluk bir anket uygulanarak saptanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmaya 292 katılımcı katılmıştır. Bitkisel ürün kapsamını algılamada üniversite mezunu bireylerin daha bilinçli olduğu saptanmıştır. Bitkisel ürünlerin tedariği noktasında %88,4 ile aktarlar ilk sırada yer almaktadır. İlkokul mezunlarının üniversite mezunlarına göre son kullanma tarihi konusunda daha duyarlı olduğu saptanmıştır. %43,8 ile katılımcıların büyük kısmı bitkisel ürünlerin tedavide yeri olduğunu düşünmektedir. Katılımcıların %64,7'si bitkisel ürünleri doktora sorarak seçtiklerini iletirken; 18-30 yaş arası bireylerin ise, %26,5 ile diyetisyene sorarak tercih ettikleri saptanmıştır. Katılımcıların %79'u bitkisel ürünleri kullanmadan önce araştırdığını belirtirken; ilkokul mezunlarının daha fazla araştırma meyilli olduğu bulunmuştur. Katılımcıların %69,2'si bitkisel ürünlerin ilaçlarla/gıdalarla etkileşimi olabileceğini söylerken; ilkokul, ortaokul ve lise mezunlarının üniversite mezunlarına göre bu ifadeye daha fazla katıldıkları bulunmuştur. Elde edilen veriler ile halkımızın sağlıklı beslenme tercihleri arasında bitkisel ürünlerin yeri ortaya konulmaktadır. Böylece uzmanların halk sağlığını planlama ve halkımızı sağlıklı beslenmeye yönlendirmelerinde kullanabilecekleri verilerin oluşturulmasına katkı sağlanmıştır.
Kuşburnu olarak satılan bitkiler üzerinde fitoterapötik çalışmalar
Kuşburnu Anadolu'da bronşit, şeker hastalığı, soğuk algınlığı ve hemoroit tedavisinde halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Çalışmada, aktarlarda satılan kuşburnu örneklerinde makroskobik, mikroskobik analizler, bütün kül, kurutmada kayıp, yabancı madde analizleri yapılmıştır. Örneklerin askorbik asit içerikleri Ultra Performance Liquid Chromatography-Time of Flightmass Spectrometer (UPLC-TOF-MS) tekniği kullanılarak tespit edilmiştir. Ayrıca örneklerin antioksidan aktiviteleri (DPPH, ABTS) ile total fenol miktarları arasındaki ilişkiler belirlenmiştir. Örneklerin antioksidan aktivitelerinin oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak Avrupa Farmakopesi monograflarına göre bu örneklerde kalite kontrol analizleri yapılmıştır ve aktarlarda satılan kuşburnu örneklerinin farmakope kriterlerini karşılamadığı tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Kuşburnu, Avrupa Farmakopesi, Kalite kontrol
Bafra (samsun) halk ilaçları
BAFRA (SAMSUN) HALK İLAÇLARI Bu çalışmada, daha önce araştırılmamış olduğu tespit edilen Bafra?nın (Samsun) halk ilaçları, tez konusu olarak seçilmiştir. Bunun için ilçeye 2010-2011 yılları arasında 18 bilimsel gezi düzenlenerek sahada ilgili kişilerle mülakatlar yapılmıştır. Elde edilen bitkisel kaynaklı halk ilacı verileri incelendiğinde, 33 familyaya ait 53 cins ve 62 taksonun halk arasında çeşitli rahatsızlıklara karşı kullanıldığı tespit edilmiştir. İlçede en çok Rosaceae, Lamiaceae ve Asteraceae familyalarına ait bitkiler bu amaçla kullanılmaktadır. Ayrıca, 16 adet hayvansal kaynaklı, yanı sıra hayvansal ve bitkisel kaynaklı olmayan 9 adet materyal yine Bafra?da halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Çalışmalarımız esnasında, Tanacetum corymbosum (L.) Schultz subsp. cinereum (Gris.) Hayek ve Lavatera punctata All. bitkilerinin daha önce Türkiye?de halk ilacı olarak kullanımına dair bir kayıt olmadığı görülmüştür. Ayrıca ülkemizde halk ilacı olarak kullanıldığı bilinen 13 bitkinin, bu çalışma ile yeni kullanımları tespit edilerek kayıt altına alınmıştır. Bafra?da en çok halk ilacı kullanımı olan rahatsızlıkların sırasıyla romatizmal ve ortopedik rahatsızlıklar, cilt hastalıkları, solunum yolu rahatsızlıkları ve gastrointestinal sistem rahatsızlıkları olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan, halk ilaçlarının hızla yok olduğu sonucu, araştırmalarımız esnasında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla ülkemizde halk ilaçlarının tespit edilmesine yönelik çalışmaların hızlandırılmasına ihtiyaç vardır. Aksi takdirde, her şeye rağmen günümüze intikal edebilmiş olan halk ilacı bilgilerinin de hızla yok olması kaçınılmaz olacaktır. Anahtar kelimeler: Halk İlacı, Bafra, Etnobotanik, Samsun, Tıbbi Bitkiler.
Toroslar'da yetişen 7 endemik sideritis türünün fenolik maddeleri
Sideritis türleri Türkiye'de geniş bir yayılış göstermekte ve 55 takson (%78 endemizm oranı) ile temsil edilmektedir. Endemik türlerin çoğu Anadolu'da çay ve halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Yapılarında bulunan fenolik maddeler, uçucu yağlar ve diterpenlerin etkiden sorumlu oldukları belirtilmektedir. Türkiye'deki Sideritis türlerinin bihassa uçucu yağları ve diterpenleri ile ilgili çok sayıda çalışma yapılmıştır. Fenolik yapıdaki maddeleri üzerindeki çalışmalar ise kısıtlıdır. Çalışmamızın amacı Toros Dağları'nda yetişen çay ve halk ilacı olarak kullanılan endemik 7 Sideritis türünün (S. argyrea, S. erythrantha subsp. cedretorum, S. congesta, S. condensata subsp. arguta, S. libanotica subsp. linearis, S. libanotica. subsp. violascens ve S. hololeuca) su ve metanol ekstrelerinde bulunan fenolik maddelerin LC/DAD/ESI-MSn yöntemi kullanılarak incelenmesidir. Çalışma sonucunda 5 grup fenolik madde bulunmuştur: hidroksisinnamik asit türevleri, feniletanoit glikozitleri, flavonoit-7-O-glikozitleri, flavonoit asetilglikozitler ve flavonoit aglikonları . Türlerin su ve metanol ekstreleri 18 ila 27 arasında madde taşımaktadır. Çalışmamızda farklı yapıda toplam 43 fenolik madde tespit edilmiştir. Türlerde en çok flavonoit asetilglikozit yapıdaki maddeler bulunmaktadır ; bunu feniletanoit glikozit yapısındaki maddeler takip etmektedir. Çalışmamız S. argyrea, S. erythrantha subsp. cedretorum, S. libanotica subsp. violascens ve S. hololeuca?nın fenolik maddeleri üzerindeki ilk çalışmadır. Diğer taraftan S. congesta, S. condensata subsp. arguta, S. libanotica subsp. linearis`in fenolik maddeleri üzerindeki ayrıntılı ilk çalışmadır.
Althaea officinalis L. bitkisinin fitoterapi yönünden değerlendirilmesi
Althaea officinalis L. Bitkisinin Fitoterapi Yönünden Değerlendirilmesi Althaea officinalis L. (Malvaceae) ülkemizde doğal olarak yetişen, 2 m?ye kadar boylanabilen, pembemsi-beyaz çiçekli çok yıllık bir bitkidir. Avrupa Farmakopesi?nde bitkinin kökü ?Althaeae radix? ve yaprağı ?Althaeae folium? drog olarak kayıtlıdır. Bitkinin kök ve yaprakları yüksek oranda müsilaj taşımaktadır. Fitoterapide bitkinin kökü ve yaprağı, müsilajından dolayı kuru öksürükte antitussif ve demulsan olarak, üst solunum yollarının ve gastrointestinal sistemin mukozal enflamasyonuna bağlı irritasyonu iyileştirmede ve emoliyan olarak kullanılmaktadır. Adana ve Ankara?daki aktarlardan satın alınan numunelerin Avrupa Farmakopesi 7.3 monografında belirtilen özellikleri taşıyıp taşımadığı değerlendirilmiştir. Örneklerin analizinde standart numune olarak doğadan toplanan A. officinalis örnekleri kullanılmıştır. Numuneler morfolojik ve mikroskobik analiz, İTK, yabancı madde, kurutmada kayıp, bütün kül ve asitte çözünmeyen kül miktar tayini ile şişme indisi değeri yönünden incelenmiştir. İncelenen aktar numunelerinin A. officinalis olmadığı, Alcea cinsine ait olduğu belirlenmiştir. Bundan dolayı A. officinalis kök ve yaprak droğu için Farmakope?de istenen analizler aktar örneklerinde yapılmamıştır. Elde ettiğimiz bulgulara göre, doğadan toplanan A. officinalis örneğinin yaprak ve kökünün, şişme indisi haricinde tüm analizlerde Farmakope?ye uygun değerlerde olduğu görülmüştür. Doğadan toplanan örnek Farmakope'de belirtilen değerden daha düşük müsilaj taşıdığı için, Avrupa Farmakopesi 7.3 monografına uygun bulunmamıştır. Sonuç olarak, aktarda hatmi adı altında satılan örneklerin bilimsel drog tanımına uymadığı ve halk sağlığı açısından tehdit oluşturduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Malvaceae, Althaea, Althaea officinalis, müsilaj, Avrupa
Bazı Fumariaa L. Türlerinin karaciğer koruyucu etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, halk arasında kan temizleyici ve antiallerjik olarak kullanılan Fumaria vaillantii Lois. (Papaveraceae) bitkisinden biyolojik aktivite ile yönlendirilen fraksiyonlama (BAYF) tekniği kullanılarak elde edilen fraksiyonların ve alkaloit ekstrelerinin, karaciğer koruyucu etkileri sıçanlarda CCl4-nedenli karaciğer harabiyeti modelinde değerlendirilmiştir. Karaciğer koruyucu etkinin değerlendirilmesinde biyolojik ve histopatolojik parametreler incelenmiştir. Yapılan aktivite çalışmalarında etkili maddelerin, alkaloit ekstresinde yoğun olduğu tespit edilmiştir. Alkaloit ekstresinde yapılan izolasyon çalışmaları sonucunda protopin alkaloidi izole edilmiştir. Literatür çalışmaları, protopinin karaciğer koruyucu etkisi ile ilgili bazı raporlar olduğunu göstermiştir. Bu yüzden, bu çalışmada protopinin hepatoprotektif aktivitesi test edilmemiştir. Birçok literatür bulunması sebebiyle bu madde ile ilgili deneysel çalışmalar yapılmamıştır. F. vaillantii?nin hepatoprotektif aktivitesinden sadece protopin sorumlu değildir. Bu nedenle aktif fraksiyondaki bileşiklerin kütle spektrumları UPLC-TOF-MS tekniği ile analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda aktivitenin, protopin yanı sıra kriptopin ve iki adet protoberberin yapısındaki alkalodin sinerjistik etkisinden kaynaklanabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca aktif fraksiyonlar, 100 mg aktif F. vaillantii ekstresi 5.66- 6.67 mg protopin içerecek şekilde HPLC ile standardize edilmiştir. Anahtar kelimeler: Fumaria vaillantii Lois., Karaciğer koruyucu aktivite, protopiN, standart ekstre, kriptopin
Nane'nin fitoterapi açısından değerlendirilmesi
Çalışmanın amacı, piyasada nane olarak satılan toz yaprak numunelerinin, M.piperita'ya ait olup olmadığını araştırma olarak belirlenmiştir. Mukayesede kullanılan örnekler, Konya Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Kültür alanından toplanan 2 Mentha türü (M.piperita ve M.spicata) ile pazar ve Kahramanmaraş'tan alınan M.rotundifolia örneğidir. Piyasa numuneleri ise 2013 yılında Ankara aktarlarından temin edilmiştir. Araştırma materyallerinin yaprakları mukayese materyalleriyle karşılaştırılmıştır. Morfolojik ve anatomik analizler, kül miktarı, su miktarı, uçucu yağ miktarı, yabancı madde miktarı hesaplanmış ve mukayese materyalleri ile kıyaslanmıştır. Ekstre ve uçucu yağlar da ince tabaka kromatografisi ile mukayese edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, nane olarak satılan yaprak numunelerinin çoğunun ofisinal olmayan M.rotundifolia'ya ait olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Mentha piperita, Mentol, Uçucu yağ. 213
Glycyrrhiza glabra L. (meyan) bitkisinin farmakope analizi ve fitoterapideki kullanılışı
Fabaceae familyasına ait olan Glycyrrhiza cinsinin Dünya üzerinde yayılmış 12 türü bulunmaktadır. Bu türlerden, Anavatanı Rusya ve Çin olan Glycyrrhiza glabra L. bitkisi ülkemizde de tamamen doğal olarak yetişmektedir. Bu çalışmada Glycyrrhiza glabra köklerinin botanik özellikleri, kimyasal yapısı, biyolojik aktivitesi ve kullanılışı ile ilgili bilimsel çalışmalar literatürden derlenmiştir. Buna ek olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 7 ildeki aktarlardan temin edilen örneklerin Avrupa Farmakopesi (6.0)'nde bulunan mikroskobik, makroskobik özellikleri, kurutmada kayıp, bütün kül miktarı, hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktarı, ince tabaka kromatografisi ve yüksek basınçlı sıvı kromatografisi tetkikleri ile farmakope' ye uygun olup olmadığı araştırılmıştır. Deneysel çalışmamız sonucunda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bazı aktarlardan elde edilen bütün örneklerin Glycyrrhiza glabra bitkisinin köklerine ait olduğu makroskobik ve mikroskobik olarak tespit edilmiştir. Morfolojik olarak incelediğimiz örneklerin hepsinin kabuk kısmının soyulmadığı görülmüştür. Bunu yanı sıra köklerde bol miktarda toprak ve toprak kalıntısı bulunduğu da belirlenmiştir. Kurutmada kayıp bakımından G8 (Mardin) numunesinin Avrupa Farmakopesi'ne uygun olmadığı belirlenmiştir. Bütün kül miktar tayini ve hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktar tayinlerinde hiçbir numunenin Avrupa Farmakopesi'ne uygun olmadığı belirlenmiştir. Yüksek basınçlı sıvı kromatografisi ile yapılan miktar tayininde ise glisirizik asit miktarının bir örnek hariç diğerlerinde % 4 ten az olduğu için Avrupa Farmakopesi'ne uygun olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Meyan, Glycyrrhiza glabra, Farmakope Analizi
Anethum Graveolens L. bitkisinin fitoterapi yönünden incelenmesi
Geleneksel olarak karminatif ve midevi amaçlarla kullanılan Anethum graveolens L. (Apiaceae) bitkisinin ülkemizde ve dünyada çeşitli preparatları bulunmaktadır. Tez çalışmamızda, bu amaçla kullanılan kombine preparatlarda yaygın bir şekilde bulunan A. graveolens'in, ülkemizde organik ve konvansiyonel tarım ile yetiştirilmiş örneklerinin uçucu ve sabit yağları GC-MS tekniği ile aydınlatılmıştır. Her iki bitki örneğinin topraküstü kısımlarının uçucu yağlarında ? -fellandren majör olarak saptanmasına rağmen, hem ? -fellandren, hem de diğer bileşikler açısından büyük bir farklılık gözlenmiştir. Her iki örneğin meyvalarının sabit yağlarında da oleik asit başlıca yağ asiti olarak teşhis edilmesine karşın, yine oranlarda büyük bir farklılık bulunmuştur.Elde ettiğimiz sonuçlar, bitkisel ilaç hazırlanmasında kullanılan bitkilerin fitokimyasal içeriklerinin eşdeğer olması ve standardize edilebilmesi açısından, kültür ve üretim tekniklerinin çok önemli olduğunun altını çizmektedir.
Nigella sativa L. bitkisi üzerine fitoterapötik çalışmalar
N. sativa L. geçmişi çok eski medeniyetlere dayanan, günümüzde ise genellikle Akdeniz ülkelerinde kullanımı yaygın, Ranunculaceae familyasına ait tek yıllık otsu bir bitkidir. Son yıllarda üzerindeki çalışmaların hızla arttığı çörek otuna dair batıda henüz bir farmakope kaydı bulunmamaktadır. Tohumda steroitler, terpenler, fenolik bileşikler, alkoller, esterler, nötral lipitler, yağ asitleri, proteinler, vitaminler ve mineraller bulunmaktadır. Fenolik bileşiklerden TQ oranı yüksek olup biyolojik etkilerden sorumlu olduğu düşünülmekle birlikte yapılan çalışmalar çörek otunun bir bütün halinde daha etkili olduğunu, kendi içinde adeta bir sinerji oluşturduğunu ortaya koymaktadır. N. sativa üzerine in-vivo ve in-vitro ortamlarda birçok biyolojik aktivite çalışması yapılmış, bunların sonucunda deneysel verilerle desteklenen anti-enflamatuvar, analjezik, antioksidan, antikanser, antitümör, immunprotektif, hepatoprotektif, antisestodal, antimikrobiyal ve diğer birçok aktivite tesbit edilmiştir. Ayrıca yapılan çalışmalarda çörek otunun toksisitesinin düşüklüğü ve yan etkilerinin azlığı da bitkiye olan ilgiyi artıran diğer bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.Çalışmamızın deneysel kısmında farklı yerlerden temin edilen çörek otu tohum numuneleri üzerinde makroskobik ve mikroskobik incelemeler, yabancı madde, su ve kül miktar tayinleri, sabit yağ elde edilmesi ve mineral madde analizi yapılmıştır. Bu çalışmaların sonuçları literatürlerle uyum içinde bulunmuştur.Sonuç olarak bitkiye gereken değerin verilerek ilaç formunda kullanıma sunulabilmesi için gerekli şartların sağlanması ve bilinçli tüketimin önünün açılması gerektiğini söylemek mümkündür.
Gama linolenik asit kaynağı bitkiler üzerine araştırmalar
?-Linolenik asit (GLA, 18:3n-6) linolenik asit'in (LA, 18:2n-6) araşidonik asit'e (AA, 20:4n-6) dönüşümünde oluşan ilk ara üründür. GLA atopik ekzema, diabetik nöropati, romatoit artrit, kanser, viral enfeksiyonlar, osteoporoz ve alkolizm gibi geniş çeşitlilikte patolojinin tedavisinde terapötik öneme sahiptir. Boraginaceae familyası GLA'nın en iyi bilinen kaynağıdır. Boraginaceae familyasının farklı türlerinin tohum yağlarının yağ asiti bileşimi üzerine pekçok çalışma bildirilmiştir. GLA, LA ve ? -linolenik asit (ALA, 18:3n-3), stearidonik asit (SDA, 18:4n-3) ve eruzik asit (22:1n-9) miktarı Boraginaceae familyası için kemotaksonomik açıdan önemlidir.Bu çalışmada, Türkiye'de farklı lokalitelerden toplanmış dört Anchusa L. (Boraginaceae) türünün [Anchusa azurea Miller var. azurea, Anchusa leptophylla Roemer & Schultes subsp. leptophylla, Anchusa arvensis (L.) Bieb. subsp. orientalis (L.) Nordh ve Anchusa undulata L. subsp. hybrida (Ten.) Coutinho] tohum yağlarının yağ asiti bileşimi incelenmiştir. Yağ asitleri alev iyonizasyon detektörün kullanıldığı kapiller gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (GC-MS) ile belirlenmiştir. Tohum yağlarının miktarı A. azurea var. azurea'da % 11.20 ile A. leptophylla subsp. leptophylla'da % 22.85 arasında değişmiştir. Çalışılan Anchusa taksonlarının yağ asiti kompozisyonu benzer bulunmuştur. Başlıca yağ asiti metil esterleri oleik (% 29.0-42.7), linoleik (% 12.5-32.0), ?-linolenik (% 0.3-10.8), eruzik (% 3.4-17.9) ve palmitik (% 4.4-16.3) asit olarak belirlenmiştir. GLA miktarı A. leptophylla subsp. leptophylla'da % 3.3 ile A. arvensis subsp. orientalis'te % 6.7 arasında değişmiştir. Sonuç olarak, çalışılan Anchusa türlerinin düşük GLA ve yüksek eruzik asit ihtiva etmelerinden dolayı, bu türler yeni GLA kaynakları olarak değerlendirilmemiştir.
Tanacetum argenteum (LAM .) wılld. subsp. argenteum bitkisinin partenolit yönünden değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Kayseri-Binboğa dağlarından toplanan şimdiyekadar partenolit içeriği yönünden araştırılmamış ve Türkiye için endemik olan Tanacetum argenteum subsp. argenteum bitkisinin yaprak, çiçek ve gövde kısımlarının partenolit içeriği HPLC/LC-MS yöntemi ile tayin edilmiştir.Bitkinin gövde (%0,129) ve çiçeklerindeki (%1,585) partenolitmiktarı literatürlerde121-124 Tanacetum parthenium için belirtilen değerler(%0,1-1,68) arasındadır. Yapraklarda bulunan partenolit miktarı (%2.261) ise çok daha yüksek olup Avrupa Farmakopesin'de126 ve ESCOP'da127 T. parthenium bitkisinin topraküstü kısımları için istenmiş olan miktarın (%0,2) daçok üzerindedir.
Trifolium longidentatum Nabelek bitkisinin izoflavonoitleri yönünden değerlendirilmesi
Trifolium türleri çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Bu türler arasında Trifolium pratense izoflavonoitlerin önemli doğal bir kaynağıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermiştir ki T. pratense (kırmızı yonca) ekstreleri dört major östrojenik izoflavon genistein, daidzein ve bu bileşiklerin metil eter türevleri olan biokanin A ve formononetin'i yüksek miktarlarda içermektedir. Bundan dolayı, T. pratense ekstreleri selektif östrojen reseptör modülatörleri olarak alternatif hormon replasman tedavisinde ve menapoz şikayetlerinin giderilmesi için T. pratense preparatlarında etkin şekilde kullanılırlar.Trifolium cinsi, Türkiye florasında 130 takson ile temsil edilmekte olup, Trifolium longidentatum'un izoflavonoitleri üzerinde bugüne kadar herhangi bir analitik çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, T. longidentatum'un topraküstü kısımlarından hazırlanan metanollü ekstrelerde, daidzein, genistein, formononetin ve biokanin A adlı dört izoflavonun HPLC ile miktar tayinleri yapılmıştır. Kromatografik ayırım metanol, asetat tamponu (pH=4.75) ve asetonitril'in mobil faz olarak gradient elüsyonla uygulandığı, Agilent Eclipse XDB-18 (15 cm x 4.6 mm i.d.) ters faz kolon üzerinde gerçekleştirilmiştir. T. longidentatum ekstreleri içindeki daidzein, genistein, formononetin ve biokanin A miktarları sırasıyla % 0.0095, % 0.0056, % 0.0021 ve % 0.0073 olarak bulunmuştur.
Ankara ili Etimesgut bölgesinde hastalarin tibbi bitkisel ürünlere bakiş açisinin değerlendirilmesi
ANKARA İLİ ETİMESGUT BÖLGESİNDE HASTALARIN TIBBİ BİTKİSEL ÜRÜNLERE BAKIŞ AÇILARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Sarınca, YasinYüksek Lisans Tezi, Fitoterapi ProgramıTez Danışmanı: İlkay Erdoğan OrhanANKARA / Haziran-2012Tez çalışmamızda Ankara ili, Etimesgut ilçesindeki eczanelere 2011 yılı boyunca uğrayan %56'sı erkek ve %44'ü kadın 250 hastanın yüzyüze anket yöntemi ile tıbbi bitkisel ürünlere bakış açıları saptanmıştır. Bulgular; cinsiyet, yaş, eğitim durumu, meslek, aylık gelir ve ikamet olmak üzere bağımsız değişkenler (demografik faktörler) ile katılımcı cevaplarının karşılaştırmalı olarak istatistikî analizi ile yorumlanmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlara göre, katılımcıların bitkisel ilaç kullanımında doktor tavsiyesine güvendikleri görülmüştür. Ancak katılımcıların çok azı (%8.8) eczacıları bitkisel ilaca yönlendirmede yeterli bulmuştur. Ayrıca aktar dükkânlarını da eczanelerle eşit oranda bu preparatları satın almak için tercih etmişlerdir. Ki-kare testi analizleri ile bitkisel ilaç kullanımına yönlendirenler ile eğitim, ikamet ve aylık gelir faktörleri arasında bir ilişki tespit edilmiştir. Benzer ilişki medyatik kişilerin bitkisel ilaçları tedavide kullanmak amacıyla tavsiye etmeleri ile eğitim faktörü arasında da mevcuttur.Bu tez, bir eczacılık fakültesi tarafından halkın bitkisel ilaçlara eğilimini ölçmek amacıyla yapılan ilk bilimsel istatistikî anket çalışmasıdır. Eczacıların, bitkisel ilaç danışmanlığında daha aktif rol oynamaları gerekliliği, anket sonuçları ile bir kez daha vurgulanmıştır.Anahtar kelimeler: Bitkisel ilaç, tıbbi bitkisel ürün, anket, istatistikî analiz, bağımsız değişken
Çamlıdere (Ankara) halk ilaçları
Bu çalışmada Ankara'nın Çamlıdere ilçesinde hâlen kullanılan halk ilaçları tespit edilmiştir. Bunun için Çamlıdere'ye bağlı olan toplam 42 yerleşim birimine bilimsel geziler düzenlenmiştir. Geziler esnasında halk ilacı konusunda bilgi sahibi olan kişilere ulaşılarak mülakatlar yapılmıştır. İlçede halk ilaçlarının çoğunluğunu oluşturan bitkiler sistematik olarak incelendiğinde 29 familyanın mensubu olan 61 cinse ait 65 türden (73 takson) tedavide yararlanıldığı belirlenmiştir. Bunun yanında 19 adet hayvansal kaynaklı materyalin de halk ilacı olarak kullanıldığı görülmüştür. Ayrıca bitkisel veya hayvansal kaynaklı olmayan 8 farklı materyalin de ilçede halk ilacı olarak kullanıldığı belirlenmiştir. Çamlıdere'de en çok Asteraceae familyasına ait bitkilerden halk ilacı olarak yararlanıldığı, bunu Lamiaceae ve Rosaceae familyalarının takip ettiği belirlenmiştir.ilçede halk ilacı kullanılmasına neden olan rahatsızlıkların başında solunum yolu hastalıkları gelmekle birlikte bunu dermatolojik problemler, gastrointestinal sistem hastalıkları ve romatizmal rahatsızlıklar takip etmektedir. Diğer taraftan nadir de olsa bitkilerin yakacak, gıda gibi etnobotanik kullanımlarına da rastlanılmıştır.Daha önce yapılan halk ilacı çalışmaları ile bizim bulgularımız kıyaslandığında, Anthemis armeniaca Freyn & Sint., Astragalus microcephalus Willd., Crocus ancyrensis (Herbert) Maw, Glaucium grandiflorum Boiss. & Huet var. torquatum Cullen, Medicago lupulina L., Thuja orientalis L., Trifolium fragiferum L. var. fragiferum, Tripleurospermum callosum (Boiss. & Heldr.) E. Hossain bitkilerinin ülkemizde halk ilacı olarak kullanımına ilk kez bu çalışmada rastlanıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bu çalışma ile 41 halk ilacının da daha önce tespit edilen kullanımlarının dışında yeni kullanımları belirlenmiştir.
Türkiye Eucalyptus'ları
Çalışmanın amacı, piyasada Eucalyptus globulus olarak satılan Eucalyptus yapraklarının, E. globulus'a ait olup olmadığını araştırma olarak belirlenmiştir.Mukayesede kullanılan, 3 Eucalyptus türüne ait (E. camaldulensis, E. globulus ve E. grandis) yapraklar, Tarsus Karabucak okaliptüs ormanından toplanmıştır. Piyasa numuneleri ise 2008 yılında Ankara, Konya ve Mersin aktarlarından temin edilmiştir.Numuneler, mukayese materyali olarak kullanılan yapraklarla morfolojik ve anatomik olarak kıyaslanmıştır. Yaprak ekstreleri ve uçucu yağlar da İTK ile mukayese materyalleri ile karşılaştırılmıştır.Numunelerin tamamının E. globulus'a ait olmadığı, buna mukabil E. camaldulensis yaprakları olduğu yukarıda belirtilen analizler sonucu anlaşılmıştır.Sonuç olarak; piyasada E. globulus yani ofisinal tür olarak satılan yaprakların, ofisinal olmayan E. camaldulensis'e ait olduğu tespit edilmiştir.
Obezite tedavisinde kullanılan fitoterapötikler
Obezite tüm dünyada giderek yaygınlaşan bir halk sağlığı sorunudur. Tedavide kullanılan çeşitli kimyasal ilaçlar bulunmasına rağmen, toplumda bitkisel ürünlere yönelim giderek artmaktadır. Ancak, bu amaçla kullanılan bitkisel ilaçlar veya zayıflama çaylarının etkinlikleri ve standartlara uyumları konusunda soru işaretleri bulunmaktadır.Obezite tedavisinde kullanılan fitoterapötiklerden etkili bulunanların başında, Camellia sinensis, Paullinia cupana, Ilex paraguariensis, Hoodia gordonii, Amorphophallus konjac, Capsicum annuum, Garcinia cambogia, Ephedra sinica ve Pausinystalia yohimbe gelir. Fitoterapötiklerin yapısındaki etkili maddeler kafein, efedrin, antrakinonlar, polifenoller (flavonoitler, kateşinler), kapsaisin, hidroksisitrat, sinefrin ve poliholozitlerdir. Çalışmamızda, bu ürünler hakkında ayrıntılı bilgiler verdikten sonra, aralarından 4 farklı form çayı ve 1 adet bitkisel kapsül seçilip çeşitli standartlar kullanılarak kalite kontrol çalışmaları yapılmıştır. Bu amaçla, Avrupa Farmakope'sinde verilen analizlerin yanı sıra farklı solvan sistemleri kullanılarak İTK analizleri de yapılmıştır.Form çayları üzerinde yaptığımız çalışmalarda, sinameki taşıyan ilk üç numunenin mikroskobik analizlerinde F. Sennae'nin karekteristik elemanları bulunmuş, İTK ile de sennozitler teşhis edilmiştir. Bileşiminde ravent bulunduğu bildirilen 4 nolu numunede Rh. Rhei'nin karekteristik elemanları görülmemiş, fakat İTK'da antrakinon olabilecek lekeler belirlenmiştir. Sinameki yaprağı ekstresi ihtiva ettiği bildirilen 5 nolu numunede antrakinon olabilecek bazı lekeler görünmesine rağmen araştırmadığımız kimyasallara ait floresan veren oldukça büyük lekeler tespit edilmiştir.Yabancı madde tayini testinde bir numunede yabancı madde bulunmazken, diğerlerinde % 0.5 ila 4.5 arasında yabancı madde bulunmuştur. Avrupa Farmakopesinde bitki çaylarında kurutmada kayıp ve kül miktarı tayinleri ile ilgili değerler bulunamadığı için bu konuda bir yorum yapılamamıştır.
Şeker hastalığına karşı halk ilacı olarak kullanılan juniperus türleri üzerinde farmakognozik araştırmalar
Juniperus (ardıç) türleri, ülkemizde halk tababetinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Etnobotanik çalışmalarda, Anadolu'nun farklı yörelerinde; Juniperus communis var. saxatilis, oxycedrus subsp. oxycedrus, foetidissima ve sabina'nın (toz edilmiş meyve, meyve ve yaprak dekoksiyonlarının) kan şekerini düşürücü olarak kullanıldığı kayıtlıdır.Bu çalışmada ülkemizde halk ilâcı olarak diyabet tedavisinde kullanıldığı bildirilen bu 4 Juniperus taksonunun meyve ve yapraklarının antidiyabetik etki açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Hazırlanan meyve ve yaprak etanol ekstreleri (0.5 ve 1 g/kg) diyabetik sıçanlara uygulandığında, en yüksek etki, J. oxycedrus subsp. oxycedrus (Joso) meyve ve yaprak ekstrelerinde bulunmuştur. Bu iki ekstrenin normoglisemik ve glukoz hiperglisemik sıçanlarda da kan glukoz seviyesini düşürdüğü görülmüştür. Subakut uygulamada ekstrelerin uygulandığı grupların kan glukoz seviyelerinde, karaciğer ve böbrek malondialdehit seviyelerinde düşüş görülmüştür.Joso meyve ve yapraklarından hazırlanan etanol ekstreleri BAYF (Biyoaktivite ile Yönlendirilen Fraksiyonlama) tekniğine uygun olarak fraksiyonlanmıştır. Alt ekstrelerin etkileri incelendiğinde; meyve ekstresinin n-butanol alt ekstresinde (740 mg/kg), yaprağın ise n-hekzan alt ekstresinde (260 mg/kg) belirgin antidiyabetik etki görülmüştür. Etkili alt ekstreler, kolon kromatografisi ile fraksiyonlara ayrılmış, etkisi en yüksek olan fraksiyonlardaki bileşikler gaz kromatografisinin yanı sıra diğer kromatografik ve spektroskopik yöntemler kullanılarak tanımlanmıştır. Joso yaprak ekstresinin etkili alt fraksiyonunda yağ asitlerinin, meyve ekstrelerinin etkili fraksiyonunda ise şikimik asit, ferulik asit glukoziti, oleuropeik asit glukozitinin bulunduğu tespit edilmiştir. Şikimik asitin diyabetik sıçanlara akut ve subakut uygulanması sonucunda belirgin antidiyabetik etkili olduğu gözlenmiştir.
Xeranthemum annuum L. üzerinde farmakognozik yönden araştırmalar
Xeranthemum annuum L. (Asteraceae), ülkemizde ?ölmez ot, kağıt otu?, İngilizce'de ise ?immortelle, everlasting flower? isimleriyle bilinen bir bitki türüdür. Tez çalışmalarımızda, X. annuum'un çiçek ve kök-gövde kısımlarından hazırlanan değişik polaritedeki ekstrelerin nöroprotektif etkisi, asetilkolinesteraz (AChE), bütirilkolinesteraz (BChE) ve tirozinaz enzim inhibitör aktiviteleri ile 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH), N,N-dimetil-p-fenilendiamin (DMPD) ve süperoksit (SO) radikal süpürücü aktivite, demir iyonu-şelasyon etki, demir-indirgeme antioksidan gücü (FRAP) ve fosfomolibdenyum-indirgeme antioksidan gücü (PRAP) yöntemleri ile antioksidan aktivitesi kullanılarak tayin edilmiştir. Ayrıca toplam fenol ve flavonoit miktarları spektrofotometrik olarak hesaplanmış ve ince tabaka kromatografisi ile ekstrelerin fitokimyasal profilleri incelenmiştir. Elde ettiğimiz bulgulara göre; ekstreler AChE ve tirozinaz'a karşı tamamen etkisiz iken, en yüksek BChE inhibitör ve antioksidan aktiviteye kök-gövde etanol ve su ekstrelerinin sahip olduğu bulunmuştur. Bu tez, Türkiye'de yetişen X. annuum üzerinde biyolojik aktivite ve fitokimyasal içerik açısından yapılmış ilk çalışmayı teşkil etmektedir.Anahtar kelimeler: Xeranthemum annuum, Asteraceae, Nöroprotektif etki, Kolinesteraz inhibisyonu, Tirozinaz inhibisyonu, Antioksidan aktivite
Keten tohumu ve fitoterapi
Keten tohumu (Linum usitatissimum L.) içerdiği önemli miktardaki müsilaj, lignan ve alfa linolenik asitçe zengin sabit yağı nedeniyle son yıllarda oldukça yaygın kullanılmaktadır. Droğun konstipasyon, divertiküler rahatsızlıklar ve benzeri bağırsak problemleri üzerindeki kullanımı kabul görmektedir. Bu etkide öncelikle su ile şişerek kitle oluşturucu özellikteki müsilajı ve kaydırıcı etkisi ile de sabit yağı ön plana çıkmaktadır. Ayrıca müsilajının şişerek tokluk hissi vermesi ve laksatif etkisi nedeniyle drog zayıflama amacıyla da kullanılmaktadır. Droğun sahip olduğu bir diğer önemli madde grubu olan zengin lignan içeriği, fitoöstrojenik etkiler göstermesine de olanak vermiştir. Buna bağlı olarak çeşitli kadın hastalıkları, kanserler, LDL'yi düşürücü ve benzeri etkileri ile de kardiyovasküler sistem üzerinde koruyucu etkileri bulunmakta, bu etkilerin bir kısmına tohumun içerdiği omega-3 yağ asitleri de katkı sağlamaktadır. Bu çalışmanın ilk kısmında droğun biyolojik etkilerinin yanı sıra, botanik ve kimyasal özellikleri de derlenerek sunulmuştur.Keten tohumu ülkemizde temel olarak aktar ve marketlerden temin edilmektedir. Ancak bu örneklerin kalitesi hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle piyasada bulunan kaynaklardan örnekler alınarak Avrupa Farmakopesi'nde (7.0) belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı hakkında bilgi sahibi olmak için Ankara ölçekli bir çalışma tasarlanmıştır. Çalışmada kullanılmak üzere Ankara'nın farklı semtlerindeki aktar, market vb dükkânlardan 16 adet keten tohumu örneği satın alınmıştır. Bu örneklerin keten tohumunun Avrupa Farmakopesi (7.0) monografında yer alan analizlerden makroskopik özellikler, yabancı madde tayini, şişme indisi, kurutmada kayıp, bütün kül tayininde belirtilen nitelik veya sınırlara uygun olup olmadığı araştırılmıştır. Kurutmada kayıp, bütün kül miktarı ve yabancı madde tayininde örneklerin tamamı farmakopenin istediği sınırlara uygundur. Ancak tohum boyutları açısından hiçbir örnek farmakopede belirtilen niteliklere uymamaktadır. Yine şişme indisi tayininde ise, biri dışındakiler farmakopede belirtilen değere uygun değildir.Sonuçlar Ankara'da aktar, market ve benzeri noktalardan alınan 16 adet keten tohumu örneğinin, yaptığımız analizler çerçevesinde Avrupa Farmakopesi'nde (7.0) belirtilen şartları taşımadığını ortaya koymaktadır.Anahtar KelimelerSemen Lini, omega-3, keten tohumu, fitoterapi, müsilaj, konstipasyon, fitoöstrojen.
Quercus pubescens Willd. bitkisi üzerinde fitoterapötik araştırmalar
Avrupa Farmakopesi'nin yanında birçok farmakopelerde de kayıtlı olan Q. cortex droğunun elde edildiği 3 farklı cins Quercus kayıtlıdır; Q. robur L., Q. petraea (Matt.) Liebl. ve Q. pubescens Willd.Q.cortex droğunun antimikrobiyal, antienflamatuar, antioksidan, mide koruyucu ve kanser önleyici aktiviteleri mevcuttur. Bu aktiviteler flavonoid ve tanen gibi polifenolik bileşiklerden ileri gelmektedir.Çalışmamızda Quercus türlerinin kimyasal bileşenleri, biyolojik aktiviteleri ve kullanılışları ile ilgili yapılan çalışmalar derlenmiş ve bitki numunesinin farmakope analizleri yapılmıştır.
Tanacetum tomentellum (Boiss.) Grierson bitkisinin partenolit yönünden değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Bitlis-Tatvan-Sapur köyünden toplanmış olan Tanacetum tomentellum bitkisinin yaprak, çiçek ve gövde kısımlarının partenolit içeriği HPLC/LC-MS yöntemi ile tayin edilmiştir.Bitkinin yaprak (%0,187) ve çiçeklerindeki (%0,57) partenolit miktarı literatürde Tanacetum parthenium için belirtilen değerler (%0.1-1.68) arasındadır. Yaprak ve çiçeklerde bulunan partenolit miktarları birlikte değerlendirildiğinde Avrupa Farmakopesin'de ve ESCOP'da Tanacetum parthenium bitkisinin topraküstü kısımları için istenmiş olan miktarın üzerindedir.