
187
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Sekizinci sınıf Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin öğrencilerin seviyelerine uygunluğu açısından öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmada, Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) kapsamında hazırlanan 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan metinlerin öğrenci seviyesine uygunluğunun öğretmen görüşleri doğrultusunda incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, alanında uzman kişilerden görüş alınmış ve araştırmanın amacına uygun 5'li likert tipinde, 35 maddeden oluşan bir ölçek (anket) geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin KMO Faktör analizi (.943), güvenirlik katsayısı (cronbach-alpha) .97 bulunmuş bu nedenle ölçeğin geçerli ve güvenli bir ölçme aracı olduğuna karar verilmiştir. Araştırmada Türkçe öğretmenlerinin 8. sınıf Türkçe ders kitabında yer alan metinler hakkındaki görüşleri anket tekniği kullanarak elde edilmiştir. Bu kapsamda Siirt merkez ilçe, ilçe ve köylerinde görev yapan 158 Türkçe öğretmenine 35 maddeden oluşan anket uygulanmıştır. Anket uygulanması sonrası elde edilen veriler istatiksel analiz programıyla analiz edilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin cinsiyet, mezuniyet ve sosyoekonomik değişkenleri baz alındığında ders kitaplarına yönelik görüşlerinde anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ancak katılımcıların hizmet süresi esas alındığında; katılımcılar arasında metinlerin öğrenciye katkısı ve metinlerin öğrenci seviyesine uygunluğu açısından anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. 8. sınıf Türkçe ders kitabında yer alan metinlerin; öğrenci seviyesine uygun, öğrenci ilgi alanlarını yansıtan, güncel konuları ve öğrencinin dil becerilerini geliştirici biçimde hazırlandıkları sonucuna varılmıştır.
Hüseyin Yurttaş'ın çocuk kitaplarının on kök değer açısından incelenmesi
Günümüzde değerler eğitimi önemli bir konu olmuştur. Bu alanda pek çok çalışma yapılmış, edebî eserlerin değerler eğitimi açısından uygunluğu sorgulanmıştır. Bu çalışmada, Hüseyin Yurttaş'ın çocuk kitaplarını on kök değer açısından incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada ilgili yazarın İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılan dokuz çocuk kitabı, 2019 Türkçe Dersi Öğretim Programı'ndaki (1-8. Sınıf) kök değerler (adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik, yardımseverlik) bağlamında incelenmiştir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme tekniği kullanılmıştır. Bulgular bölümünde ilgili değer başlığı altında elde edilen veriler metinlerden örneklerle sunulmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle Hüseyin Yurttaş'ın incelenen çocuk kitaplarının on kök değerin birçoğu açısından zengin eserler olduğu sonucuna varılmıştır. Yazarın anlatılarında değerlere genellikle örtük olarak yer verdiği, özellikle sevgi değerinin yoğun olduğu görülmüştür. Bu eserlerin değerler eğitimi açısından kullanılabilecek metinler olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada yazarın sınırlı sayıda eseri incelenmiştir. Yazarın diğer çocuk kitapları da değerler eğitimi açısından incelenebilir, daha detaylı bir değer analizi yapılabilir.
Çocuk gezi kitaplarında edebîlik ve nesnellik
Türk edebiyatında gezi yazısı türünün ilk örneklerini Farsça yazılmış eserler oluşturur. Örneğin: Gıyasuddin Nakkas'ın "Acaikül Letâif" eseri ile Ali Ekber Hatâi'nin "Hıtâinane" eseri Farsça yazılmıştır (Maden, 2008). Bu alanda yazılmış birçok eser vardır. Bu eserler aracılığıyla yazarlar gezip gördükleri yerleri okuyucu ile paylaşırlar. Yazarlar bunu yaparken gezilen yerler ile ilgili izlenimlerini, duygu ve düşüncelerini de anlatımlarına katarlar. Ancak gezi yazısı türü, Evliya Çelebi'nin yazmış olduğu "Seyahatnâme" eseri ile Türk Edebiyatında farklı bir boyut kazanmıştır. Türkçe öğretim programında da 6. sınıftan itibaren gezi yazı türüne yer verilmiş ve bu türde yazılan kitaplardan faydalanılmıştır. Bu tür kitapların edebîlik ve nesnellik yönünden araştırılması önem arz etmektedir. Çünkü Çocuk Edebiyatında edebî yönü güçlü eserler, çocukların edebî yönünü güçlendirir. Ayrıca çocukların, sosyal ve fen bilimleri ile ilgili bilgi sahibi olmalarını sağlar. Tezin temel amacı, söz konusu eserlerin edebîlik ve nesnellik boyutlarını ortaya koymaktır. Tez çalışmasında incelenen eserler Türkçe ders kitaplarında kaynak olarak kullanılan gezi yazısı türü kitaplarıyla sınırlı tutulmuştur. Nitel araştırma yoluyla yapılan çalışmada bulgulara doküman analizi ile ulaşılmıştır. İncelemede, Evliya Çelebi, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Mehmet Önder ve Gülten Dayıoğlu'nun gezi yazısı kitaplarının edebî ve nesnel özellikleri belirlenmiştir. Bu edebî ve nesnel özelliklerin çocukların duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimlerine katkı sağladığı tespit edilmiştir. Elde edilen nesnel unsurların reel kaynaklardaki bilgilerle uygunluğuna bakılmıştır. Tez çalışmasının giriş kısmında araştırmanın amacı ve önemi, yöntemi, kapsamı, sınırlılığı ve problem durumu açıklanmıştır. Birinci bölümde temel kavramlar ayrı başlıklar halinde belirtilmiştir. İkinci bölümde çalışmanın yöntemine ve metoduna; üçüncü bölümde, incelemeye alınan eserlerden elde edilen bulgular ve bu bulgulara yönelik yorumlar "Edebîlik" ve "Nesnellik" ana başlıkları altında iki kısım halinde verilmiştir. Ana başlıklara bağlı alt başlıklar oluşturularak araştırmanın daha kolay anlaşılabilir olacağı düşünülmüştür. Sonuç ve öneriler bölümünde, incelenen gezi yazı türü eserlerinde yapılan tespitlerle eserlerin edebîlik ve nesnellik boyutlarına yönelik değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk edebiyatı, çocuk, gezi yazısı, edebîlik ve nesnellik.
Ödüllü hikâye edici metinlerde çocuğa görelik: TUDEM örneklemi
Çocukların, büyüklerden değişik bir anlam evreni vardır. Çocuklar, yaşananları ve dünyayı farklı perspektifler kullanarak anlamaya çalışırlar. Onların bu özgün âlemlerinin bilincinde olan yazar ve şairler; çocukları geliştirmek, çocuklara okuma sevgisi ve alışkanlığı kazandırmak için nitelikli eserler kaleme alırlar. Alanında yetkin olan çocuk edebiyatı eserleri, çocukların zamanla okuma alışkanlığı edinmelerini ve çocuğu tüm yönleriyle geliştirmeyi hedefler. Çocukların gereksinimlerini, yaş evrelerine göre değişen niteliklerini, çocuk edebiyatı yapıtlarında olması gereken kriterleri dikkate alan eserler; çocuğun bütün olarak gelişmesine katkı sağlayacaktır. Bu çalışmada TUDEM (Test Uygulama Değerlendirme ve Eğitim Merkezi) Edebiyat Ödülleri kapsamında birinci olan çocuk hikâye ve romanların, çocuğa görelik bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analizden yararlanılarak ihtiyaç duyulan her alanda uzman görüşüne başvurulmuştur. Çalışma 2003-2021 tarihleri arasında birincilik ödülü alan çocuk hikâye ve romanlarıyla sınırlandırılmıştır. Çalışmada söz konusu eserler dış yapı (boyut, kâğıt, kapak ve cilt, harfler, sayfa düzeni, resim) ve iç yapı (konu, tema, ileti, karakter, dil ve anlatım) özelliklerine göre değerlendirilmiştir. Çalışmada öncelikle çocuk kavramı, çocuk edebiyatı, çocuk edebiyatında çocuğa görelik ve çocuk gerçekliğine yönelik bilgi verilmiştir. Ardından ele alınan eserler, dış ve iç yapı özelliklerine göre değerlendirilmiştir. İncelenen eserlerde sekiz kitabın çocuğa görelik ilkesine uygun olduğu, diğer iki kitabın çocuğa görelik ilkesine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuğa Görelik, TUDEM, Dış Yapı, İç Yapı.
Gülten Dayıoğlu ödüllü romanların yapı, izlek ve metinlerarasılık bağlamında değerlendirilmesi
Çocukların ilgi ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak konu, karakter, dil ve anlatım bakımından eserler hazırlanmaktadır. Çocuk edebiyatının gelişmesi bakımından nitelikli eserlerin artmasını teşvik etmek amacıyla her yıl değişik dallarda ödül törenleri düzenlenmektedir. Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı da çocuk edebiyatı alanında ödül veren kuruluşlardan biridir. Araştırmada söz konusu vakfın ödül verdiği kitaplar ile Gülten Dayıoğlu eserleri arasındaki yapı-izlek ve metinlerarasılık durumunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 2007 yılından beri "roman" kategorisinde ödül alan kitaplardan dokuz çocuk romanı araştırma materyalini oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Belirlenen araştırma soruları kapsamında incelenen kitaplardan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Bilimsel analiz yöntemine uygun şekilde belirlenen temalar ve kategoriler incelemelerde temel alınmıştır. İncelemeler sonucunda ödüllü eserlerle Gülten Dayıoğlu'na ait eserler arasında bazı benzerlikler ve ayrılıklar olduğu tespit edilmiştir. Yapısal ve içerik özelliklerin birbirine benzediği, eserlerde metinlerarası ilişkilerin sınırlı düzeyde bulunduğu, roman karakterlerinin ortak özellikler taşıdığı, yer verilen kök değerlerde ortak unsurların bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ödüllü romanların yapı unsurları bakımından çocuğa görelik ilkesine uygun olduğu ve Türkçe derslerinde materyal olarak kullanılabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Gülten Dayıoğlu, GDÇGEV, Yapı - İzlek, Metinlerarasılık, Ödüllü Çocuk Romanı.
ÇETO: Çocuk Edebiyatı Tercüme Ofisi Dergisinin biçim ve içerik açısından incelenmesi
Bu araştırmada, ÇETO (Çocuk Edebiyatı Tercüme Ofisi) isimli derginin biçim ve içerik açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde çocuk edebiyatıyla ilgili kavramsal çerçeve bulunmaktadır. Araştırmanın ikinci bölümünde çalışmanın yöntemi, verilerin toplanması ve analizi hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümünde ise ÇETO dergisi hakkında bilgi verildikten sonra biçim özellikleri ve derginin içeriği ele alınmıştır. ÇETO dergisinin biçim olarak çocuk edebiyatı dergisi özelliklerine uygun olmadığı gözlemlenmiştir. Görsel yönden zengin olan derginin kapak görsellerinin çocukların seviyesine uygun olmadığı tespit edilmiştir. İçerik yönünden bakıldığında dergide şiir, masal, deneme, makale gibi çeşitli metin türlerine yer verildiği görülmüştür. Çocuk edebiyatı adını taşıyan dergideki eserler, biçim ve içerik olarak gençlere ve yetişkinlere yönelik ürünlerden oluşmaktadır. Bu yönüyle dergi çocuk dergisi olmaktan çok çocuk edebiyatı alanı ürünlerini içeren bir dergi olmuştur. Dergide yayımlanan çeviri türündeki eserler incelenerek bunların çocuk edebiyatına katkıları araştırılmıştır. Çevirilerde kullanılan dillerde İngilizce, Korece ve Fransızca gibi dillerin ağırlık kazandığı tespit edilmiştir. ÇETO dergisinin çeşitli konularda yazılmış metinleri; görsellerle tamamlayan, birçok edebî türü içinde barındıran bir dergi olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda ÇETO dergisinin çocuk edebiyatı alanıyla ilgilenen yetişkinlere, eğitimcilere ve araştırmacılara yol gösterecek içerik bakımından zengin bir kaynak olduğu görülmüştür.
Muzaffer İzgü'nün "Ökkeş" adlı roman serisinin çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından incelenmesi
Bu araştırmada Muzaffer İzgü'nün çocuklar için yazmış olduğu "Ökkeş" serisinin çocuk edebiyatının temel ilkelerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Muzaffer İzgü'nün "Ökkeş" serisinde yer alan on eser bu yöntemle çözümlenmiştir. Eserler çocuğa görelik ilkesi göz önünde bulundurularak tasarım ve resim, konu-kurgu, izlek, dil ve anlatım, kahramanlar, çevre, ileti, eğitsel ve yazınsal ilkeler başlıklarına göre incelenmiştir. Muzaffer İzgü'nün Ökkeş serisi incelenip elde edilen sonuçlar ışığında kitapların tasarım ve resim özelliklerinin içeriğinde yer alan görseller çocukların seviyelerine uygun olan görsellerdir. Dil ve anlatım özellikleri açısından bakıldığında yöresel ağza sıklıkla yer verilmiştir. Kitap içerisinde dizgi hataları pek çok yerde bulunmaktadır. Kitapta yer alan söz varlıkları okuyucunun yaş seviyesi dikkate alınarak verilmiştir. Yapıtlar eğitsel bakımdan incelendiğinde ise evrensel insan hakları ve toplumun ahlaki normları göz önünde bulundurularak okura sunulmuştur. Bütün bu bulgular neticesinde, incelenen eserlerin çocuk edebiyatı ve çocuk edebiyatının temel ilkelerine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Narnia Günlükleri adlı eserin çocuk edebiyatı temel ilkeleri bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada, Clive Staples Lewis'in yedi kitaptan oluşan Narnia Günlükleri adlı serisinin çocuk edebiyatının temel ilkelerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Narnia Günlükleri'nin çocuk edebiyatının temel ilkelerine göre incelenmesi çalışmasında nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelenmesi yöntemi kullanılmıştır. Yedi kitaptan oluşan Narnia Günlükleri adlı seri dış yapı ve iç yapı unsurlarına göre incelenmiştir. Narnia Günlükleri'ne ait yedi kitabın incelemesi sonucunda okuyucu kitlesinin yaş seviyesine uygun hazırlandığı belirlenmiştir. Eserlerin dış yapı özelliklerine bakıldığında, çocukların yaşlarının dikkate alındığı gözlemlenmiştir. Kitaplarda yer alan resimler içeriğe uygun olarak belirlenmiştir. Resimlerin sayfa üzerindeki yerleşiminde bazı resimlerin küçük olması ve kitapların genelinde resimlerin renklendirilmemesi sonucu anlaşılırlığının olumsuz etkilendiği gözlemlenmiştir. Eserlerin konusu ve verilen mesajlar çocukların yaş seviyelerine uygun olarak seçilmiştir. Kitaplarda yer alan kahramanlar, genellikle çocuklardan ve hayvanlardan belirlenmiştir. Kahramanların çocuklardan seçilmesi, çocuk olan okuyucuların kahramanların yerine kendilerini koymalarına yardımcı olmaktadır. Kitaplarda bulunan kötü karakterler sonunda cezalandırılmış, iyi karakterler ödüllendirilmiştir. Kitapların içeriğinde az da olsa olumsuz içerikler yer almıştır. Bu içerikler genellikle kötü karakterlerin hâl ve hareketleri, düşünceleri üzerinden okuyuculara sunulmuştur. Kitaplardaki eğitsel ilkeler merak unsuru kullanılarak okuyuculara aktarılmıştır. Bu çalışmada, kitaplardan elde edilen bulguların çocuk edebiyatının temel ilkelerine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Çocuklar için yazılmış deneme kitapları üzerine bir inceleme
Bu çalışmada, Türk Edebiyatı'nda çocuklar için yazılmış deneme kitapları ele alınmıştır. Araştırma kapsamında çocuklar için yazılan ve alan kaynaklarında tavsiye edilen 12 deneme kitabı tespit edilmiştir. Bu deneme kitaplarına ek olarak 6 deneme kitabı da literatür taraması sonucunda tespit edilmiştir. Böylece çalışmanın materyalini 18 deneme kitabı (Hop Çilili Çilili , Vay Canına , Yazı Defteri , Kim Duma Kim Kime ,Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun, Eyvah Kitap , Göğe Çizilmiş Resimler ,40 Hazine, Bir Miyav İki Hav Hav , Gazoz Kapağı, Tepemde Eşekarısı Gibi Vızıldayıp Durma, Temel Reis Ispanağı Yoğurtsuz Yer , Çocuklar Ve Bir Gün, Başparmak Çocuklar, Stephen Hawking Herkül'ü Döver, Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi, Zamanın Şarkısı Çocuk Dürbünüyle Denemeler, Aklımda Tuhaf Sorular) oluşturmaktadır. Deneme kitaplarının incelenmesinde doküman incelemesi kullanılmıştır. Çalışma materyalini oluşturan deneme kitapları Yalçın ve Aytaş' ın (2017) çocuklar için yazılan veya tavsiye edilen deneme yazılarında aranılması gereken nitelikler temel alınarak inceleme yapılmıştır. Elde edilen bilgiler betimsel analiz yöntemiyle özetlenip yorumlanmıştır. Araştırmalar sonucunda, bilgilendirici metin türlerinden olan denemenin gerekli önemi görmediği tespit edilmiştir. Literatür taramasında birkaç alan yazarı dışında deneme türüne değinilmemesi de bu sonucu desteklemektedir. Ayrıca çocuk edebiyatında deneme türü ile ilgili eserlerin az sayıda olduğu sonucuna da ulaşılmıştır. Bu araştırmanın alandaki boşluğu dolduracağı ve yeni araştırmalara öncülük edeceği düşünülmektedir. Ayrıca bu çalışma, deneme türünün yetişkinler kadar çocuklar için de elzem olduğunun bir kanıtı olarak öngörülmektedir.
Asuman Portakal'ın eserlerinin on kök değer açısından incelenmesi
Değerler eğitimi, çağdaş eğitim sistemimizde yer alan en önemli konulardan biri olmuştur. Popüler kültürün sosyal medya araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte etkisini artırması, toplumların kültürlerini korumak adına değerler eğitimi alanına yoğunlaşmasını beraberinde getirmiştir. Kültür ve değer aktarımı konusunda geçmişten günümüze kadar en etkin disiplinlerden biri olan edebiyat, bu alanda da barındırdığı yazılı ve sözlü eserlerle değerler eğitimine doğrudan katkı sunmaktadır. Değerler eğitimi için bir araç niteliğinde olan edebî eserlerin kullanılabilirliğini temel alan birçok çalışma yapılmış, eserlerin uygun olup olmadığı incelenmiştir. Öğrencilerin şuurlu ve sorumluluk sahibi vatandaşlar olarak yetişmeleri için söz konusu değerler "on kök değer" olarak müfredat içine serpiştirilmiştir. Ayrıca çocuk edebiyatı yazarları da eserlerinde bu bağlamda çalışmalar yapmaktadırlar. Asuman PORTAKAL da bu yazarlardan biridir. Bu çalışmada Asuman Portakal'ın tüm kitapları 2019 Türkçe Öğretim Programında yer verilen on kök değer (adalet, dostluk, dürüstlük, özdenetim, sabır, saygı, sevgi, vatanseverlik, yardımseverlik, sorumluluk) açısından incelenmiştir. Çalışmamızda, nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme tekniği kullanılmıştır. Bulgular bölümünde ilgili değer başlığı altında elde edilen veriler metinlerden örneklerle sunulmuştur. Çalışmamızda elde edilen bulgulardan yola çıkılarak Asuman Portakal'ın incelenen çocuk kitaplarının on kök değeri ne derece yansıttığı üzerinde değerlendirilmelerde bulunulmuştur. Yazarın anlatılarında özellikle özdenetim değerinin yoğun olup olmadığı tartışılmış ve bu eserlerin değerler eğitimi açısından kullanılabilecek nitelikte metinler olup olmadığı üzerinde durulmuştur.
Bibliyoterapi yönteminin öğrencilerin Türkçe dersinde empatik eğilim ve ders başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı; Türkçe dersinde kullanılan bibliyoterapi yönteminin öğrencilerin empatik eğilim ve ders başarısına etkilerini araştırmaktır. Çalışma 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Siirt Merkez'de Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet okulunda öğrenim gören 6. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın araştırma kısmında 20 kişiden oluşan 6. sınıf öğrencileri ile çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırmada ön test, son test analizleri uygulanarak deneysel bir çalışma oluşturulmuştur. Çalışmada Bryant (1982) tarafından geliştirilen ''Çocuk ve Ergenler İçin Empati Ölçeği Türkiye Formu'' ve ''Ka-Si Empatik Eğilim Ölçeği Ergen Formu'' tercih edilmiştir. 21 maddeden oluşan "Çocuk ve Ergenler İçin Empati Ölçeği Türkiye Formu" çocukların kolaylıkla yanıtlayabilmeleri açısından ikili likert tipli evet- hayır cevap formu şeklindedir. "Ka-Si Empatik Eğilim Ölçeği" ise 17 maddeden oluşmaktadır. Elde edilen verilerin analizi için istatistiksel paket programları kullanılmış.Araştırma sonucunda bibliyoterapi yönteminin uygulandığı deney grubu ile kontrol grubu arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark elde edilmiştir. Bu öğrecilerin çalışma sonucunda empatik becerilerinin ortaya çıktığı saptanmıştır. Çalışmada araştırılan demografik özelliklerden cinsiyet, anne-baba eğitim durumları gibi özellikler bakımından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmazken evde kütüphane olup olmaması gibi özelliğin Türkçe dersi başarısına etkisi açısından çalışma yapılan deney grubu üzerinde anlamlı farklılığa varıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Empati, Empatik Eğilim, Bibliyoterapi.
Suriyeli çocukların Türk eğitim sistemine uyumunun desteklenmesi projesinde kullanılan hayat boyu Türkçe ders ve çalışma kitaplarındaki kültürel unsurların aktarımı
Yabancı dil öğrenimi ve öğretimi faaliyetlerinin arttığı günümüzde, ana dili Türkçe olmayanlar için Türkçe öğrenmenin önemi artmaktadır. Dil, sadece bir iletişim aracı olmayıp aynı zamanda bir kültürü de beraberinde barındırmakta ve ait olduğu milletin de özünü temsil etmektedir. Türkiye'nin zengin kültürel mirası ve coğrafî konumuna binaen göçmenlerin akınına uğramaktadır. Bu sebepten dolayı her geçen gün sayıları daha da artan göçmenlere yönelik eğitim öğretim faaliyetleri de artmaktadır. Bu eğitim faaliyetlerinin başında ise dil eğitim ve öğretimi gelmektedir. Bugün Türkiye'de göçmen nüfusun ekseriyetini Suriyeliler teşkil etmektedirler. 2011 yılından itibaren Suriyeli mültecilerin Türkiye'ye akını, Türk eğitim sistemi için önemli bir zorluk teşkil etmiştir. Ancak her şeye rağmen eğitim kalitesinin korunması ve yabancı öğrencilerin uyum sağlayabilmeleri için önemli adımlar atılmıştır. Malî olarak Avrupa Birliği tarafından karşılanan PIKTES projesi de bu süreci desteklemeyi amaçlayan girişimlerden biridir. Türkçe eğitimi ve öğretiminin bu uyum sürecinin en can alıcı merhalesi olduğu muhakkaktır. Bundan dolayı yabancı öğrencilere yönelik eğitim malzemelerinin hazırlanmasında kültürel unsurların kullanımının gerekliliği ve önemi daha da artmıştır. Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, kültürel bağlamı güçlendiren metin ve görsellerin yer aldığı "Hayat Boyu Türkçe" serisini yayımlamıştır. Bu çalışmada, "Hayat Boyu Türkçe" serisi kapsamlı bir incelemeye tabi tutulmuştur. İncelemede; konu, görsel sunum ve metin biçimleri gibi kültürel unsurlara özel bir dikkat gösterilmiştir. Ayrıca bu unsurların Türk kültürünü ne ölçüde yansıttığı ve evrensel kültür unsurlarını ne ölçüde bünyesinde barındırdığı da araştırılmıştır. Çalışmada öncelikle, eldeki malzemenin incelenmesi amacıyla belge çözümlemesi yönteminden yararlanılmıştır. Bulgular bölümünde Türk kültüründen ve kişisel deneyimlerden ilham alan konu ve görsellerde Türk kültürel değerlerinin ağırlıklı olarak yansıtıldığı görülmüştür. Bu sonuçlar, dil eğitiminin sadece dil bilgisi ve kelime öğretiminden daha fazlasını kapsadığı gerçeğini vurgulaması açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, süreçte kültürel değerlerin aktarılmasının önemi de ele alınmıştır. "Hayat Boyu Türkçe" serisi, Türk kültürünü yansıtan ve evrensel kültür unsurlarını da barındıran bir içerik sunmaktadır. Bu öğretim seti, Türkçe öğrenen yabancı öğrenciler için önemli bir kaynak olmasının yanı sıra, Türk kültürü hakkında bilgi edinmek isteyenler için de faydalı bir kaynak olacaktır.
Yücel Feyzioğlu'nun masallarının millî kültürümüz teması bağlamında incelenmesi
Sözlü halk edebiyatının önemli türlerinden biri olan masallar, bir milletin kültürel kimliğini oluşturan, maddi ve manevî unsurları içinde barındıran önemli anlatılardır. Masallar aracılığıyla millî kültür unsurları nesilden nesile aktarılır, toplumsal değerler korunur ve kültürel hafıza canlı tutulur. Bu bağlamda, eğitim sisteminin temel hedeflerinden biri de millî kültür bilincini öğrencilere kazandırmak ve bunu edebî eserler aracılığıyla desteklemektir. Bu çalışmada, Yücel Feyzioğlu'nun masal kitaplarının 2019 Türkçe Dersi Öğretim Programı'ndaki "millî kültürümüz" teması çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ve içerik analizi kullanılarak gerçekleştirilmiş olup Sihirli Limon, Sultan Süleyman, Her Şey Oyunla Başladı, Ayıkulak, Hıdırellez Geliyor, Lokman Hekim, Keloğlan ile Kahkaha Hanım adlı yedi masal kitabıyla sınırlandırılmıştır. Elde edilen bulgular, Feyzioğlu'nun masallarında millî kültür unsurlarına geniş yer verildiğini, bu eserlerin eğitim sürecinde kültürel mirasın aktarımına katkı sağlayabileceğini ve ders kitaplarında yardımcı kaynak olarak değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Bu masalların içerdiği kültürel unsurlar sınıflandırılmış ve eğitsel işlevleri ele alınmıştır. Eserlerde yer alan millî kültür unsurlarının millî kültür bilincinin kazandırılması sürecinde anne, baba ve eğitim camiasına rehber olma niteliği taşıdığı tespit edilmiştir.
Yabancılara Türkçe öğretimi ders araç gereçlerinde dinleme ve okuma metinlerindeki kültürel unsurların incelenmesi: Yunus Emre Enstitüsü Yedi İklim Türkçe Öğretim Seti örneği (B1 – B2 seviyesi)
Dil; insanı diğer canlılardan ayıran, düşünme yetisini ve toplumsal ilişkileri mümkün kılan, toplumun zihinsel haritasını, kültürel değerlerini ve tarihsel birikimini yansıtan canlı bir sistemdir. Ortak dil, toplumsal bütünleşmenin ve millî kimliğin temelini oluştururken dilin korunması kültürel mirasın korunması anlamına gelir. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve uluslararası etkisi, Türkçeye ilgiyi artırarak yabancılara Türkçe öğretimini dilsel ve kültürel bir aktarım sürecine dönüştürmekte, Türkçe öğrenenlere de Türk toplumunun değerlerini ve yaşam tarzını tanıma fırsatı sunmaktadır. Bu amaçla çeşitli yayınevleri tarafından eğitim öğretim malzemeleri geliştirilmektedir. Bu araştırmada, Yunus Emre Enstitüsü'nün Yedi İklim B1 ve B2 Türkçe Ders kitaplarında Türk kültürü ve medeniyeti unsurlarının ne ölçüde yer aldığı incelenmiştir. Doküman analizi yöntemiyle 161 adet okuma ve dinleme metni tahlil edilmiştir. Araştırma sonucunda, bazı metinlerde Türk kültürüne özgü unsurlar tespit edilirken, bazı metinlerde ise kültürel öğelere rastlanmamıştır. Kültürel unsurların bulunduğu 116 metnin bir kısmında ise Türk kültürünü diğer kültürlerden ayırt edici nitelikte olmayan evrensel kültürel ögeler görülmüştür. Değerlendirmeler sonucunda, incelenen malzemelerin kültürel aktarım açısından yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgu, gelecekte hazırlanacak Türkçe öğretim malzemelerinde kültürel ögelerin daha bilinçli ve sistematik bir şekilde dahil edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Türkçe eğitiminde 'çevirme' becerilerinin incelenmesi ve Türkçe ders kitaplarında görünümü
Bu araştırma Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) ve Türkçe ders kitaplarını, Bloom Taksonomisi'nde yer alan anlama basamağının bir alt becerisi olan çevirme becerisi kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın ana problemi Türkçe Dersi Öğretim Programı'ndaki kazanımların durumunu çevirme becerisi açısından incelemek ve Türkçe ders kitaplarındaki metin altı etkinliklerin söz konusu beceriye nasıl yer verdiklerini saptamaktır. Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) ve MEB tarafından hazırlanan 5-8. sınıf düzeyleri arasında hâlihazırda öğretim materyali olarak kullanılan Türkçe ders kitapları araştırmanın inceleme nesnelerini oluşturmuştur. Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) ve Türkçe ders kitaplarındaki veriler doküman analiziyle elde edilmiştir. Kitaplardaki çevirme etkinliklerinin incelenmesinde araştırmacı tarafından oluşturulan "Türkçe Ders Kitaplarındaki Çevirme Etkinliklerini Değerlendirme Ölçütleri Kontrol Listesi" kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğrencilerin metni anlamlandırması için önemli bir aşama olan ve gündelik hayatta da sık sık kullanılan çevirme becerisine ders kitaplarında yer alan etkinliklerde gereğince yer verilmediği ve kitapta söz konusu beceriye yönelik olan etkinliklerin tekrara düştüğü sonuçlarına ulaşılmıştır.
İki dilli Türk çocuklarında söylem belirleyicilerinin kullanımı
Bu çalışmanın nihai amacı, yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının günlük dil kullanımlarındaki pragmatik unsurları incelemektir. Günlük dilde doğal dil ortamında birçok farklı nokta dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda, iki dilliliğin etkileri, dil değişimi, bağlama bağlı dilsel farklılıklar ve ana dile sınırlı maruz kalma nedeniyle ana dilde geçişleri sağlama zorlukları gibi etkenler ele alınabilir. Çalışmada, yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının söylem belirleyicilerini hangi türlerde ve işlevlerde kullandıkları araştırılmaktadır. Araştırma kapsamında, çocukların günlük yaşamlarında, sosyal etkileşimlerinde ve dil gelişim süreçlerinde sıkça karşılaşılan söylem belirleyicilerinin (örneğin, 'şey', 'yani', 'ama', 'işte') nasıl ve hangi amaçlarla kullanıldığı analiz edilmiştir. Söylem belirleyicilerinin akıcılığı sağlama, düşünme süresi yaratma, konuşma sırasında zaman kazandırma ve ifadeyi yumuşatma gibi işlevleri incelenmiş, baskın dil kullanımı ile söylem belirleyici tercihleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Veriler, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında, yurt dışında yaşayan 7 ve 13 yaşlarındaki iki Türk çocuğunun katılımıyla gerçekleştirilmiş, toplamda yaklaşık beş saat süren çevrimiçi oturumlarda elde edilmiştir. Bu konuşmalar nitel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu çalışmanın temel hedeflerinden biri, literatürde farklı şekillerde tanımlanan ancak bu çalışmada "söylem belirleyicileri" olarak adlandırılan dil birimlerini ortaya koymaktır. Ayrıca, yurt dışındaki Türk çocuklarının bu dilsel ögeleri Türkçenin konuşma dilinde hangi işlevlerle kullandıklarının farkındalığını araştırmak amaçlanmaktadır. Söylem belirleyicileri, yazılı ve sözlü iletişimi düzenlemede önemli bir rol oynar. Bu dilsel yapılar, konuşmanın bölümlerini birbirine bağlayarak tutarlılığı sağlar ve "yani", "işte", "şimdi", "evet", "ama", "şey" ve "tamam" gibi ifadelerle kendini gösterir. Bu çalışma, çocukların ana dillerindeki günlük konuşmalarında akıcılığı sağlayan unsurları ve bu akıcılığı engelleyen faktörleri ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Türkçe ve Türk kültürü ders kitaplarının bağlamdan kelime öğretimi açısından incelenmesi
Bireyin çocukluktan itibaren giderek karmaşıklaşan metinleri anlaması, inşa etmesi, dili ve okuryazarlık deneyimlerini çeşitli sosyal amaçlar için kullanması zengin bir kelime hazinesi gerektirir. Çocukluktan itibaren birey, kelime hazinesini geliştirmek için kelime ezberlemenin dışında kelimeleri anlamlandırabileceği stratejileri de deneyimler. Ezberin dışına çıkan bu deneyimler özellikle kelime hazinesi yönünden dezavantajlı olan iki dilli çocuklar için daha da önem taşımaktadır. Okula başlayan iki dilli çocuklar, genellikle baskın dil olan dil yeterliliği açısından test edilirken diğer dil geri planda kalabilir. Tek dil bilen okul arkadaşları, iki dilli öğrencilere göre çok daha hızlı bir oranda yeni kelimeler ve kavramlar öğrenebilir. Araştırmalar, iki dilli çocuklara her iki dili de öğrenmeleri için uygun ortam sağlandığında, her iki dilde de oldukça büyük ve derin kelime dağarcığı geliştirebildiklerini göstermektedir. Bu çalışmada, yurt dışında eğitime başladığında dezavantajlı olarak kabul edilen Türk asıllı ve iki dilli çocukların Türkçe ve Türk Kültürü ders kitabı (5, 6, 7 ve 8. seviye) üzerinden hedeflenen kelime hazinesini kazanmalarında daha anlamlı öğrenmeler sağlayacağı düşünülen bağlamdan kelime öğretiminin kelime etkinliklerinde yer alma düzeyi incelenmiştir. Betimsel analiz yöntemi kullanılarak yapılan bu çalışmada, öncelikle iki dillilik ve bağlamdan kelime öğretimiyle ilgili alan yazın araştırmaları yapılmıştır. Ardından da Türkçe ve Türk Kültürü ders kitaplarında (5, 6, 7 ve 8. seviye) yer alan kelime etkinlikleri Baumann'ın (2014) bağlam stratejileri sınıflandırmasından yola çıkarak ve alan uzmanlarının da görüşleri alınarak oluşturulan bir kontrol listesi ile incelenmiştir. Son olarak Türkçe ve Türk Kültürü ders kitapları (5, 6, 7 ve 8. Seviye) üzerinden bağlamdan kelime öğretimi ile ilgili öneriler sunulmuştur.
Almanya'daki Türk çocuklarına Türkçe öğretiminde motivasyon kaynaklarının öğrenciler üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, ana dili Türkçe olan Türk çocuklarının Almanya'daki Türkçe öğretimine yönelik tutumlarının ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda ''Almanya'da yaşayan Türk öğrencilerin Türkçe öğretimine yönelik tutumları nasıldır?'' sorusuna cevap aramıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Köln şehrindeki 11- 18 yaş grubunda ve 5.- 12. sınıflar arasındaki 147 öğrenci oluşturmaktadır. Ayrıca 9 Türkçe öğretmeni ile çalışılmıştır. Nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanılacağı araştırmada kullanılan veriler, öğrencilere uygulanan Türkçenin öğrenimi ve öğretimiyle ilgili düşünceler anketi ve sonrasında öğretmenlerle gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilmiştir. Anketler SPSS istatistik programında işlenmiş ve ağırlıklı unsurların saptanması için açıklayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur. Öğretmenlerle yüz yüze yapılan görüşmeler ise betimsel analizle değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler tablolar hâlinde sunulmuş ve sonuç bölümünde, çalışmadan elde edilen bulgular alanyazını çerçevesinde tartışılmıştır. Bu çalışmanın, Türkçe öğrenimi ve öğretimine yönelik öğrenci tutumlarını ortaya koyması, ayrıca öğretim sürecinde öğrencileri etkileyen motivasyon kaynaklarını sorgulaması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Zira motivasyonun tutum üzerinde etkisi olduğundan dolayı yurt dışındaki Türk çocuklarını Türkçe öğrenmeye motive eden kaynakların belirlenmesi ve bu kaynakların güçlendirilmesi çalışmaları ana dili öğretimine dair tutumu olumlu etkileyecektir. Anahtar sözcükler: Almanya'da Türkçe öğretimi, tutum, Türkçe öğretimine dair tutum, motivasyon.
Türkiye'de askerî darbelerin Türk Dili ve Edebiyatı dersi programlarına ve kitaplarına yansımasının incelenmesi
"Darbe" terimi, bir hükümetin aniden ve zorla devrilmesini ifade etmektedir. Darbeler genellikle, askerî güçler veya bazı gruplar tarafından gerçekleştirilen ve siyasi sistemlerde köklü değişikliklere yol açan eylemlerdir. Türkiye'de gerçekleştirilen darbeler, Cumhuriyet tarihi boyunca siyasi, toplumsal ve ekonomik yapıyı derinden sarsmıştır. Bu durum ülkenin demokratikleşme sürecini ciddi sekteye uğratmıştır. 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 15 Temmuz 2016'da gerçekleşen darbe ve darbe teşebbüsleri, siyasal yapıyı olduğu kadar eğitim politikalarını da büyük ölçüde etkilemiştir. Darbeler, hükümetlerin değişmesi, anayasal düzenin sıkıntıya girmesi, siyasi liderlerin yargılanması gibi sonuçlar doğurmuş; ekonomik belirsizlik, sermaye kaçışı ve yüksek enflasyon gibi sorunları da beraberinde getirmiştir. Bunun yanı sıra insan haklarının ihlal edilmesi, tutuklamalar ve baskılar toplumda derin izler bırakmıştır. Bu izler edebiyat gibi toplumsal olaylardan beslenen dalları etkilemiştir. Darbe dönemlerinde kaleme alınan yazılarda, eserlerde, derslerde bu izler kendini hissettirmiştir. Darbe sonrasında yönetimi ele alan kişi veya kişiler; halkı yönlendirme, bilinçlendirme veya kendi gerekçelerini ortaya koyma arayışına girmişlerdir. Bu arayışlar neticesinde de eğitim politikalarına da darbenin izleri yansımıştır. Görünürde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından darbelerin gerekçeleri, sonuçları ve darbeyi gerçekleştiren kişilerin toplumsal görüşleri eğitim programlarına dahil edilmiştir. Müfredatta yapılan bu gibi değişiklikler, ders kitaplarına yansıtılan metinler ve belirli edebî eserlerin seçimi, darbe sürecinin eğitim üzerindeki etkilerini açıkça göstermiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de gerçekleşen darbelerin eğitim programları üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Darbeler öncesi ve sonrası eğitim politikalarındaki değişimler, müfredatta yapılan revizyonlar ve ders kitaplarındaki içerik farklılıkları incelenmiştir. Aynı zamanda darbe ile edebiyat ilişkisinin ders kitaplarına ve eğitim programlarına nasıl yansıdığı da değerlendirilmiştir. Siyasi müdahalelerin eğitim sistemi üzerindeki uzun vadeli etkileri ortaya konulmuştur. Bu bağlamda çalışmada Türkiye'deki darbelerin eğitim programları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Karşılaştırılmıştır sonrasındaki eğitim politikaları, müfredat değişiklikleri ve ders kitapları karşılaştırılmıştır. Ayrıca, darbelerin edebiyatla ilişkisi ve bu ilişkinin ders kitaplarına nasıl yansıtıldığı da ele alınmıştır.
Ortaokul öğrencilerinin empati becerileri ile sahip oldukları kök değerler arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bir yapısal eşitlik modellemesi
Bu çalışmanın amacı, ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin empati becerisi ile sahip oldukları kök değerler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ortaya çıkarmaktır. Çok faktörlü yordayıcı korelasyon deseninde gerçekleştirilen çalışmanın örneklemini 2020 – 2021 eğitim – öğretim yılı içerisinde Uşak ili merkezinde bulunan 20 farklı devlet ortaokulunda öğrenimlerine devam eden, tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiş gönüllü 646 ortaokul sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı ve tez danışmanı tarafından geliştirilen "Empati, Adalet, Dostluk, Dürüstlük, Öz denetim, Sabır, Saygı, Sevgi, Sorumluluk, Vatanseverlik, Yardımseverlik" olmak üzere 11 farklı ölçekle toplanmıştır. Veriler betimsel istatistik, doğrusal korelasyon ve aracılık analizi teknikleri ile analiz edilmiştir. Bu işlemlerde ise SPSS 22 ve AMOS 24 paket programlarından yararlanılmıştır. Betimsel istatistik ve korelasyon analizleri sonucunda, örneklemde yer alan öğrencilerin ölçeklerden aldıkları puanların görece yüksek, dürüstlük ile dostluk haricinde diğer tüm değerlerin birbiri ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca empatinin dürüstlük değeri dışında diğer değerler ile ilişkili bir beceri olduğu tespit edilmiştir. Aracılık analizleri doğrultusunda; empati becerisi ile sorumluluk ve sabır değerleri arasında öz denetimin tam aracı, empati becerisi ile adalet değeri arasında sorumluluk ve yardımseverlik değerinin kısmi aracı, empati becerisi ile vatanseverlik değeri arasında sorumluluk ve sevgi değerinin tam aracı rolünde olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan sorumluluk değeri ile empati becerisi arasında saygı ve adalet değerinin tam aracı rolünde olduğu görülmüştür. Lakin empati becerisi ile dostluk değeri arasında pozitif yordayıcı etki olmasına rağmen dürüstlük değeri ile empati becerisi ve dostluk değeri arasında yordayıcı bir etki tespit edilemediğinden dolayı H18 ve H19 hipotezleri red edilmiş dolayısıyla empati becerisi ile dostluk değeri arasında dürüstlük değerinin aracılık rolü sınanamamıştır. Bu bulgular literatürle tartışılmış; örneklemde yer alan öğrencilerin empati becerisinin ilgili değerlerle, söz konusu değerlerin de empatiyle ilişkili ve birbirlerini yordayan dinamikler olduğu sonucuna varılmıştır. Tespit edilen doğrudan ve dolaylı etkilerden hareketle ampirik çalışmalara etkisi sınanmak üzere ve öğretmenlere ilgili değişkenlerin öğretimine ilişkin somut yapılar önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler Eğitimi, Empati Becerisi, Kök Değerler, Aracılık Analizleri.
Ortaokul öğrencilerinin yazmaya yönelik tutum, motivasyon ve kaygıları üzerine karma bir araştırma
Araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin yazmaya yönelik tutum, motivasyon ve kaygı düzeylerini belirlemektedir. Araştırmada, karma araştırma yöntemlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel çalışma grubunu ortaokul 5.sınıftan 174 öğrenci, 6. sınıftan 183 öğrenci, 7. sınıftan 171 öğrenci ve 8.sınıftan 159 öğrenci; nitel çalışma grubunu; ortaokul 5.sınıftan 6 öğrenci, 6. sınıftan 6 öğrenci, 7. sınıftan 6 öğrenci ve 8. sınıftan 6 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel ve nitel verileri farklı ölçme araçları kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın nicel veri toplama araçları; "Ortaokul Öğrencilerine Yönelik Yazma Tutum Ölçeği", "Yazma Motivasyonu Ölçeği", "Yazma Kaygısı Ölçeği"nden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel verileri ise yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizi çıkarımsal analiz ile yapılmış, tablolarla sunulmuştur. Nitel veriler içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiş ve öğrenci görüşlerine göre kodlanıp yorumlanmıştır. Araştırmanın bulgularından hareketle ortaya çıkan sonuçlara göre, ortaokul öğrencilerinin yazmaya yönelik tutumlarının genellikle iyi (olumlu) olduğu; ancak cinsiyet ve sınıf düzeyi açısından farklılıklar gösterdiği; yazmaya yönelik tutumun yazma motivasyonu ile pozitif yönlü, yazma kaygısı ile negatif yönlü ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul öğrencilerinin yazma motivasyonlarının nicel verilere göre orta düzeyde, nitel verilere göre genellikle olumlu olduğu; nicel ve nitel bulgulara göre yazma motivasyonu oluşmasında, cinsiyet ve sınıf düzeyine göre farklılıklar olduğu; yazma motivasyonunun yazmaya yönelik tutum ile pozitif yönlü, yazma kaygısı ile negatif yönlü ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul öğrencilerinin yazma kaygıları nicel verilere göre orta düzeyde, nitel verilere göre öğrencilerin çoğunun yazma kaygılarının olduğu; nicel ve nitel bulgulara göre yazma kaygısı oluşmasında, cinsiyet ve sınıf düzeyine göre farklılıklar olduğu; yazma kaygısının yazmaya yönelik tutum ve yazma motivasyonu ile negatif yönlü ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul öğrencilerinin yazma tutum, motivasyonlarını artırmak ve yazma kaygılarını en aza indirgemek amacıyla çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkçe Öğretimi, Yazma Becerisi, Yazmaya Yönelik Tutum, Yazma Motivasyonu, Yazma Kaygısı
Türkçe öğretmenlerinin derslerinde dijital içerikleri kullanma durumları
Bu araştırmanın temel amacı, Türkçe öğretmenlerinin derslerinde dijital içerikleri kullanma durumlarını incelemektir. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasıyla yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, bir ilin merkezinde, ilçelerinde ve kırsal bölgelerinde görev yapan Türkçe öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada iki farklı çalışma grubu bulunmaktadır. Birinci çalışma grubunda dersleri gözlemlenen 10 Türkçe öğretmeni, ikinci çalışma grubunda görüşme yapılan 39 Türkçe öğretmeni yer almaktadır. Veriler, 8 haftalık bir süreçte gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Gözlem formları, betimsel analiz ile görüşme formları ise içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Gözlem bulgularından hareketle Türkçe öğretmenlerinin ders işleme süreçlerinde genellikle akıllı tahta kullandıkları, sınıflarda akıllı tahta dışında başka bir teknolojik araç-gerecin bulunmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin çoğunluğunun derslerinde dijital içerik kullandıkları ancak bu içeriklerin yalnızca YouTube, web siteleri ve PowerPoint platformlarıyla sınırlı kaldığı gözlemlenmiştir. Derslerinde EBA kullanan öğretmene rastlanmamıştır. Öğretmenlerin kullandığı dijital içeriklerin görsel, işitsel hem görsel hem işitsel türlerde ve materyal-öğretmen etkileşimine izin veren içerikler olduğu belirlenmiştir. Dijital içeriklerin derslerde metne hazırlık, kelime öğretimi ve dil bilgisi konularında kullanıldığı tespit edilmiştir. Dersinde dijital içerik kullanan 7 Türkçe öğretmeninin, 40 dakikalık ders süresinde dijital içerik kullanımının sınırlı tutulduğu gözlemlenmiştir. Öğretmenlerin derslerinde dijital içerik kullandıkları süreler şöyle belirlenmiştir: Bir öğretmen 5 dakika, iki öğretmen 10 dakika, bir öğretmen 15 dakika, bir öğretmen 25 dakika ve iki öğretmen 40 dakika süreyle dijital içerik kullanmıştır. Ayrıca, Türkçe dersinde dijital içerik kullanımına yönelik öğrenci tepkilerinin çeşitlilik gösterdiği sonucuna ulaşılmış ve gözlemlere ilişkin araştırmacı değerlendirmesi sunulmuştur. Görüşme bulgularında ise Türkçe öğretmenlerinin çoğunluğunun dijital içerik kullanımına yönelik olumlu tutum sergilediği, öğretmenlerin çoğunluğunun dijital içerik kullanımı konusunda hizmet içi eğitim almadığı, alanların ise eğitimleri yeterli bulmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte öğretmenlerin çoğunluğu, derslerinde dijital içeriklerden ders anlatımında ve etkinlik uygulamalarında faydalandıklarını belirtmiş, derslerinde kullandıkları dijital içerik platformları web siteleri, Web 2.0 araçları, eğitim portalları, sosyal medya, sunu ve video araçları olmak üzere beş ana kategori şeklinde belirlenmiştir. Öğretmenlerin büyük bir kısmının, derslerinde dijital içerik hazırlamak yerine hazır dijital içerikleri tercih ettikleri, dijital içerik hazırlayan öğretmenlerin ise sunu ve ders notları, etkinlik uygulamaları, zihin haritaları/kavram haritaları, dijital öyküler ve video hazırladıkları tespit edilmiştir. Öğretmenler, dijital içerik kullanılarak yürütülen derslerde öğrencilerin derse daha ilgili olduklarını ve aktif bir şekilde katılım sağladıklarını bildirmiştir. Öğretmenler, dijital içerik kullanımını özellikle dinleme becerisi açısından faydalı bulmuştur. Dijital içerik hazırlama ve kullanma konusunda kendilerini geliştirmek için içerik takibi yaptıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin çoğunluğu, dijital içerik ve teknolojik araçların kullanımında altyapı sorunları yaşadıklarını ifade etmiş ve yaşadıkları sorunlara yönelik çeşitli önerilerde bulunmuşlardır.
Göstergebilime dayalı metin çözümlemelerinin 7. sınıf öğrencilerinin hikaye edici metin çözümleme ve yazma becerileri üzerindeki rolü
Göstergebilim anlam ve anlamladırma süreçlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alan sistematik ve işlevsel bir yöntemdir. Geleneksel yaklaşımların ötesine geçen; metni yüzeysel düzeyden derin yapıya doğru çözümlemeye ve derin yapıdan yüzey yapıya doğru anlam üretimi gerçekleştirmeye olanak tanıyan yapısıyla bireyin anlama sürecini kolaylaştırmakta ve yazılı anlatım sürecinde duygu ile düşüncelerin daha tutarlı ve planlı bir şekilde yansıtılmasına katkı sunmaktadır. Bu yönüyle göstergebilimsel yöntem Türkçe eğitimi açısından önemli bir araç olarak değerlendirilmektedir. Ancak özellikle okuma ve metin çözümleme alanlarında sıkça başvurulan bu yöntemin yazma becerisinin geliştirilmesi bağlamında yeterince değerlendirilmediği ve bu alana yönelik çalışmaların sınırlı sayıda olduğu gözlemlenmektedir. Bu araştırma göstergebilime dayalı metin çözümleme çalışmalarının 7. sınıf öğrencilerinin hikâye edici metin çözümleme ve yazma becerileri üzerindeki rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan eylem araştırması yöntemi kullanılmıştır. Uygulama sürecinde öğrencilere öncelikle göstergebilimsel kavramlar tanıtılmış ardından bu kavramların metinler üzerinde nasıl kullanılacağı örneklendirilmiş ve son aşamada öğrencilerin kendi yazılı ürünlerini oluşturacakları etkinliklere yer verilmiştir. Süreç boyunca öğrencilerin göstergebilimsel kavramları içselleştirmeleri hedeflenmiş ve yazma becerilerinde gözlemlenen gelişmeler nitel verilerle desteklenmiştir. Araştırma sürecinde göstergebilime dayalı olarak yürütülen metin çözümleme çalışmaları ve yazma etkinliklerinin öğrencilerin okuduğunu anlama, metin çözümleme ve yazılı anlatım becerilerini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle hikâye edici metin yazımı kapsamında göstergebilimsel yöntemlerin kullanımı öğrencilerin taslak oluşturma, metni yapılandırma ve karakterleri işlevsel biçimde kurgulama becerilerini geliştirmiştir. Çalışma sonucunda göstergebilimin yalnızca okuma ve çözümleme süreçlerinde değil aynı zamanda yazma eğitimi bağlamında da etkili ve dönüştürücü bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiği ortaya konmuştur
Ortaokul öğrencilerinin politik okuryazarlık beceri düzeylerinin belirlenmesi
Bireylerin yaşadıkları toplum içerisinde haklarını ve sorumluluklarını bilen etkin vatandaşlar olabilmesi ve demokratik bir toplum geliştirme çabası devletlerin birincil amaçları arasında yer almaktadır. Devletler bu amacı gerçekleştirebilmek için eğitim-öğretim süreçlerini araç olarak kullanmaktadır. Bu araştırma toplumun bir ferdi olan ve yarının karar vericileri olan ortaokul öğrencilerinin politik okuryazarlık düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ordu ili Altınordu ilçesinde yer alan 5., 6., 7. ve 8. sınıf 289 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada karma (mixed methods) araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın nicel araştırma bölümünde kullanılan veriler Aslan (2019) tarafından geliştirilen "Politik Okuryazarlık Ölçeği" ile toplanmış olup IBM SPSS 29.0.2.0 programı ile analiz edilmiştir. Nicel araştırma sonucuna göre ortaokul öğrencilerinin politik okuryazarlık düzeylerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın nitel araştırma bölümün çalışma grubu Ordu ili Altınordu ilçesinde yer alan 5., 6., 7. ve 8. sınıf 48 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Nitel araştırma verileri 5 sorudan oluşan yarı yapılandırma görüşme formu kullanılarak elde edilmiş olup, veriler MAXQDA Analytics Pro 12 (Relese 12.3.2) programı ile analiz edilmiştir.
Türkiye'de okuma becerileri ve PISA: Bir meta-sentez çalışması
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de 2018-2024 yılları arasında PISA ve okuma becerileri üzerine yapılmış nitel ve karma yöntemle gerçekleştirilmiş çalışmaları meta-sentez yöntemiyle sistematik olarak derlemek ve analiz etmektir. Araştırmanın kapsamını belirtilen dönemde yayımlanmış PISA ve okuma becerilerini konu alan 16 nitel ve karma yöntemli lisansüstü tez ve makale oluşturmaktadır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden meta-sentez deseni kullanılmış; veriler tematik analiz tekniği ile çözümlenerek ortak temalar, çelişkili bulgular ve öneriler ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonuçları, Türkiye'deki PISA odaklı araştırmaların ağırlıklı olarak doküman incelemesine dayandığını ve öğretmen-öğrenci gibi saha temelli çalışmaların sınırlı olduğunu göstermiştir. Bulgular, PISA'nın ulusal eğitim sistemi içindeki temel ögeleri değerlendirmede bir karşılaştırma ölçütü olarak kullanıldığını ortaya koymuştur. PISA'nın ölçüt olarak alındığı bu değerlendirmelerde LGS Türkçe sorularının, öğretim programı kazanımlarının ve ders kitaplarının PISA'nın hedeflediği üst düzey okuma becerilerini yeterli düzeyde karşılamadığı belirlenmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin PISA değerlendirme kriterlerine yönelik algılarında ve LGS Türkçe sorularının yeterlik düzeylerine ilişkin araştırma bulgularında görülen farklılıklar, alan yazınındaki dikkat çekici çelişkiler arasında yer almaktadır. Bu meta-sentez, Türkiye'de ve okuma becerileri üzerine yürütülen çalışmaların temel araştırma eğilimlerini, metodolojik yönelimlerini, sonuçlarını ve önerilerini ortaya koyarak alan yazınına bütüncül bir bakış açısı sunmaktadır.
Fransa'daki Türk çocukların Türkçe atasözlerini algılama düzeyleri ve atasözlerinin öğretimine yönelik araştırma
Bu çalışmanın amacı Fransa'da 6, 7, 8 ve 9. sınıflarda (11-15 yaş) öğrenim gören iki dilli Türk kökenli çocukların Türkçe atasözlerini algılama düzeylerini incelemek, atasözlerini algılamada öğrencilerin hangi noktalarda sorun yaşadıklarını tespit etmek ve toplanan verileri öğrencinin Türkçe dersindeki akademik başarısı, Türkçe kitap okuma sıklığı ve aile içindeki dil kullanımı gibi farklı değişkenlere göre değerlendirmektir. Ayrıca, Fransa'daki Türkçe ve Türk Kültürü öğretmenlerine atasözleri öğretimi anketi uygulanarak Türkçe ve Türk Kültürü dersleri atasözleri öğretimi açısından incelenip hem genel hem de 2020-2021 eğitim-öğretim yılı için bir durum değerlendirmesi yapılmaya çalışılmıştır. Araştırma kapsamında uygulanan Atasözlerini Algılama Düzeyi Ölçeği (Önel, 2008) ve Atasözleri Öğretimi Anketi (Önel, 2008) çözümlenmesi için tarama modeli kullanılmıştır. Bulgular betimleme yöntemi ile ortaya konmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle, Fransa'da yaşayan ortaokul düzeyindeki iki dilli Türk kökenli çocuklar için kültürel değerlerin aktarımında ve Türkçe dil becerilerinin gelişiminde atasözleri kullanımına yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Türkçe ders kitaplarında yer alan bilgilendirici metinlerdeki retorik ilişkilerin görünümü
Bu çalışmanın amacı, ortaokul (5,6,7 ve 8.sınıflar) Türkçe ders kitaplarındaki bilgilendirici metinlerde tutarlılığı sağlayan retorik ilişkileri, çeşitliliği ve sıklığı açısından betimlemektir. Metinlerdeki anlamsal ilişkiler Retorik Yapı Kuramına göre incelenerek retorik ilişkilerin sergiledikleri görünümler sınıf düzeylerine ve metin türlerine göre tanımlanmıştır. Ders kitaplarında sadece yazılı olarak yer alan bilgilendirici metinler seçilmiş ve bilgilendirici metinlerin seçiminde MEB tarafından belirlenen sınıflama temel alınmıştır. Çalışmada temel birim olarak paragraflar ele alınmış, paragraf bütününde ve altında tutarlılığı sağlayan retorik ilişki görünümleri tablo haline getirilerek sunulmuştur. Elde edilen bulgular sonuç bölümde yorumlanmıştır. Metinlerde kullanılan ilişkilerin çoğunlukla metin türlerini belirginleştirdiği ve sınıf düzeylerine göre retorik ilişkilerin sıklık ve çeşitlilik dağılımı açısından farklılık gösterdiği izlenmiştir. Anahtar sözcükler: tutarlılık, bilgilendirici metin, retorik ilişki
1925 tarihli çocuk dergisi "Mektepliler Âlemi" (İnceleme-metin-dizinler-tıpkıbasım)
Ülkemizde ve dünyada uzun uğraşlar sonucu gelişmiş bir alan olan çocuk edebiyatı, küçük yaştaki bireylere hitap eden yazılı ve sözlü ürünleri kapsar. Bu ürünler çocukların gelişim alanlarını bütüncül şekilde destekleyerek onlarda merak duygusu uyandıran birtakım yayınlardır. Çocuk edebiyatının yapı taşlarından sayılabilecek çocuk dergi ve gazeteleri de bu yayınlardan biridir. Süreli yayınlardan olan dergi ve gazeteler, yayın politikaları doğrultusunda haftalık, on beş günlük ya da aylık aralıklarla okuyucularıyla buluşan ve içerisinde çok sayıda ürün barındırması yönüyle zengin çocuk kaynaklarıdır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı, Cumhuriyet'ten sonra yayımlanan süreli çocuk yayınlarından Mektepliler Âlemi adlı çocuk dergisini günümüz Türkçesine aktararak, dergide yer alan çocuk edebiyatı metinlerini incelemek ve bir dizin çalışması gerçekleştirmektir. Yayın hayatına 24 Şubat 1925 tarihinde başlayan Mektepliler Âlemi'nin mevcut son sayısı 7 Nisan 1925'tir. Toplamda 6 sayısı bulunan derginin son sayısında yeni bir nüsha daha geleceğine dair bilgi verilse de yapılan incelemeler sonucunda yeni bir sayı tespit edilememiştir. Mektepliler Âlemi kısa süreli yayın hayatı boyunca on altışar sayfalık nüshalarına zengin ve bilgilendirici içerikler sığdırmaya çalışmış ve okuyuculardan da Mektepliler Âlemi'ne dair geri dönütlerde bulunmasını istemiştir. Derginin sorumlu müdürü Hüsnü Osman Bey ve sahibi Muallim İlyas Bahri'dir. Kendini ''Haftalık terbiyevî, edebî, mizacî çocuk mecmuası'' olarak tanıtan derginin, öğretmenler tarafından çıkarıldığı belirtilmiştir. Dergide tespit edilen sütunlarsa: Büyüklerimiz, Monolog, Karikatür, Ahlakî Hikâye, Her Hafta Faydalı (Fâideli) Bir Ders, Çocuk Edebiyatı-Çocuklarımız İçin, Hikâye, Her Hafta Bir Nasihat, Şundan Bundan, Dünya Havadisleri-Akıllara Hayret Veren Dünya Haberleri, Bilmece, Cevaplarımız, Anket ve Küçüklere Mahsus Temsil'dir. Dergi, çocuk edebiyatı ürünleri açısından da zengin olup içerisinde, bilmece, hikâye, şiir, masal, fabl, biyografi, makale, deneme, karikatür, haber metni, fıkra ve piyes gibi türler barındırmaktadır. Dergide en fazla tespit edilen metin türleriyse bilmece, hikâye ve şiir olarak sıralanabilir.
Türkçe öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarıyla iş doyumları arasındaki ilişki
Öğretmen bir diğer adıyla eğitmen, önceden milli eğitim tarafından belirlenen programları belirli bir plan dahilinde uygulayan profesyonel kişidir. Aynı zaman da anne babadan sonra insan hayatında önemli izler bırakan kişidir. Öğretmenlik her alanda donanımlı olmayı gerektirir. Öğretmen özverili, hoşgörülü, sabırlı, yeniliklere açık, bireysel farklılara önem veren, ileri görüşlü, açık görüşlü-objektif, toplumsal değerlere önem veren kişidir. Donanımlı, etkili ve kaliteli öğretmen yetiştirmek için öğretmeninde mesleki tutum ve doyumu önemli faktörlerdir. Bu sebeple sadece mesleki tutum değil, iş doyumu da öğretmenin etkili öğretim yapabilmesi için önemlidir. Bu araştırma, Türkçe öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumları ile iş doyumları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla tasarlanmıştır. Türkçe öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğini tercihlerine ilişkin tutumları ile iş doyumları arasındaki ilişkinin ne düzeyde olduğu araştırmanın alt problemlerini oluşturmaktadır. Bu araştırma, tarama (survey) modelinde yapılandırılmıştır. Araştırmanın evrenini, Niğde il merkezine bağlı okullardaki 112 Türkçe öğretmenleri oluşturmaktadır. Türkçe öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarıyla iş doyumları arasındaki ilişkiyi değerlendiren bu tez çalışmasında iki ölçek formu kullanılmıştır. Birincisi "İş Doyum Ölçeği", ikincisi ise "Mesleki Tutum Ölçeği"dir. Araştırma sonucunda; işin kendisi alt boyutunun öğretmenliğe yönelik tutumu olumlu etkilediği, yönetim alt boyutunun öğretmenliğe yönelik tutumu olumlu etkilediği, ücret alt boyutunun öğretmenliğe yönelik tutumu olumlu etkilediği, bireyler arası ilişkiler alt boyutunun öğretmenliğe yönelik tutumu olumlu etkilediği, başarı, saygınlık ve tanınma alt boyutunun öğretmenliğe yönelik tutumu olumlu etkilediği, veli, öğrenci ilgisizliği alt boyutunun öğretmenliğe yönelik tutumu olumlu etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmenlik mesleği, tutum, öğretmen, doyum.
Çocuk edebiyatında fantastik tür: Valerıe Thomas ve Fatih Erdoğan üzerine bir karşılaştırma
Fransızca kökenli bir kelime olan fantastik, edebi tür olarak Todorov tarafından kendi doğal yasaları dışında farklı bir yasayı kabul etmeyen öznenin doğaüstü bir görünüşe sahip olay veya durumlar karşısında yaşadığı kararsızlık hâli olarak tanımlanır. Bu türde okuyucu, reel ve irreel dünya arasındaki ilişkilerin varlığı ve etkileşimi sebebiyle gerçeklik algısıyla ilgili sorgulamalara girer. Belirli bir zeminde çözüme kavuşturulamayan paradokslar kurgu boyunca okuyucunun aklını meşgul ederek fantastik türün sınırlarının belirginleşmesini sağlar. Bu çalışmada basit seçkisiz örneklem yöntemiyle seçilen, Valerie Thomas'ın "Vini ile Vilbur" çocuk kitabı serisindeki on eser ile Fatih Erdoğan'ın "Sihirli Kitaplar" çocuk kitabı serisindeki on eser, farklı kültürlerin edebiyat ürünlerini çalışma sahası olarak kabul eden, edebiyatın evrensel niteliklerini ve deneyimlerini anlamayı amaçlayan, farklı tema, yapı ve etkileşimlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan karşılaştırmalı edebiyat bilimi bağlamında incelenmiştir. Araştırma sırasında fantastik kurgu inceleme teorisi kapsamında belirlenmiş; çatışma oluşturarak olayların gelişimini tetikleyen kişiler, başkahramanın reel dünyada üstesinden gelmekte zorlandığı sorunlardan kurtulabilmeleri için önemli bir aşama olan kaçış ve uzaklaşma, olayların sürdürüldüğü uzam (zaman ve mekân), çizgisel, çevrimsel veya sarmal olarak üç farklı şekilde meydana gelip karakterlerin dönüşümüyle neticelenen yolculuk, boyutlar arası geçişlerde ve kahramanların mevcut durumlarından daha iyi bir noktaya taşınmasında etkili olan tılsımlı nesne, alışılan dünyanın dışında kalarak kahramanın Todorov'un belirttiği kararsızlığa düşmesini destekleyen düş ve gerçek-gerçeküstü ikilemini temel alan kararsızlık kodlarından yararlanılmıştır. Sonuç olarak her iki yazarın eserlerinde de fantastik kurgu inceleme teorisinin kodlarıyla ilgili verilere rastlanılmış ve karşılaştırmalı edebiyat bilimi kapsamında değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin teknoloji öz-yeterlik inançlarının incelenmesi (Mersin ili örneği)
Araştırmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin teknoloji öz-yeterlik inanç düzeylerini belirlemek amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nicel araştırma yaklaşımı benimsenmiş olup tarama modeli desen olarak tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Mersin ilindeki ortaokullarda görev yapan sosyal bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Mersin ilindeki sosyal bilgiler öğretmenleri arasından oransız küme örneklemi yöntemi ile belirlenen 250 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Sosyal Bilgiler Öğretiminde Teknoloji Kullanımı Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı betimsel istatistiki yöntemlerin yanında çıkarımsal istatistiki yöntemlerden Bağımsız Örneklemler t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi yapılmıştır. Araştırmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin teknoloji öz-yeterlik inanç düzeylerinin yüksek çıktığı belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin teknoloji öz-yeterlik inanç düzeyleri cinsiyet değişkenine göre erkekler, medeni durum değişkenine göre bekâr öğretmenler, eğitim durumu değişkenine göre lisansüstü eğitim mezunu öğretmenler lehine anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bunun yanında araştırmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin teknoloji öz-yeterlik inanç düzeyleri yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler Öğretmenleri, Teknoloji, Öz-Yeterlik İnancı
Sosyal bilgiler öğretmen ve öğrencilerinin ders kitaplarını kullanma yolları
Bu çalışmada, ortaokul 5, 6 ve 7. sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarını öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre incelemek, elde edilen bulgular doğrultusunda varsa eksik yönlerini ortaya koymak ve öneriler sunarak literatüre katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı yedi ortaokulda 5, 6 ve 7. sınıflarda öğrenim gören 50 öğrenci ve yine bu okullarda eğitim veren 20 sosyal bilgiler öğretmenidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi olan durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Durum çalışması yöntemi ile öğretmen ve öğrencilerin sosyal bilgiler ders kitabı hakkındaki görüşleri ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile katılımcılar ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenler sosyal bilgiler ders kitabını hazırlık çalışmaları ve yardımcı materyaller açısından yardımcı kaynak olarak kullanırken, bilimsel içerik, dil ve anlatım, görsel düzen, fiziksel yapı ve içermesi gereken öğeler açısından eksik bulmaktalar fakat ölçme ve değerlendirme içeriği açısından yeterli olduğunu belirtmektedirler. Öğrencilerin sosyal bilgiler ders kitabının içerdiği konular bakımından ilgilerini çekmektedir, ayrıca öğrenciler ders kitabının kullanımı ve anlatım dili açısından anlaşılır bulurken, bilmedikleri terimlerin olduğunu ifade etmektedirler. Sosyal bilgiler dersinin önemini göz önünde bulundurarak, sosyal bilgiler ders kitabının etkinlik ve bilimsel içerik açısından daha zengin, dil ve anlatım açısından daha sade ve görsel olarak daha dikkat çekici bir şekilde hazırlanması önerilmektedir.
Sosyal bilgiler ders kitaplarında karikatür kullanımı
Gerçekleştirilen bu araştırmada, 2020-2021 MEB onaylı özel yayınevi ve 2021-2022 yıllarına ait MEB yayınevi 5, 6 ve 7. Sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarında karikatür kullanımının durumunu analiz etmek amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel bir araştırma yöntemi olan doküman analizi kullanılmıştır. Araştırmada 2020-2021 MEB onaylı özel yayınevi 5. Sınıf, 6. Sınıf, 7. Sınıf sosyal bilgiler ders kitapları ile 2021-2022 MEB yayınevi 5. Sınıf, 6. Sınıf, 7. Sınıf sosyal bilgiler ders kitapları incelenmiştir. Elde edilen bu verilerin analizinde, içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen bulgularda 2021-2022 eğitim öğretim yılındaki MEB yayınevine ait sosyal bilgiler ders kitaplarındaki karikatür sayısının, 2020-2021 eğitim öğretim yılındaki MEB onaylı özel yayınevine ait sosyal bilgiler ders kitaplarındaki karikatür sayısına göre daha fazla olduğu görülmüştür. Sosyal bilgiler dersinin önemine ve kazandırılacak olan becerilere yönelik karikatür kullanımının gereğine değinilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sıfır atık politikasına ilişkin tutumlarının ve davranış algılarının incelenmesi
Bu çalışmada sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sıfır atık politikasına yönelik tutum ve davranış düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 27 maddeden ve üç alt boyuttan oluşan 5'li likert tipi tutum ölçeği ile yine 27 maddeden ve beş alt boyuttan oluşan 5'li likert tipi davranış algısı ölçeği kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Türkiye'de 28 üniversitede sosyal bilgiler öğretmenliği ana bilim dalında 1, 2, 3 ve 4. sınıfta öğrenim gören 488 öğretmen adayı oluşturmuştur. Çalışmadaki verilerin analizinde istatistik programından yararlanılmıştır. Veri analizi kapsamında, değişkenlerin (cinsiyet, yaş, öğrenim görülen üniversite, sınıf düzeyi ve çevre eğitimi ile ilgili ders alma durumu) frekans dağılımları, betimsel istatistikleri, ölçeğin normal dağılım durumları, değişkenler ile sıfır atık politikasına yönelik tutum ve davranış düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemek üzere t-testi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Spearman korelasyon analizi yapılmıştır. Sonuç olarak sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sıfır atık politikasına yönelik tutum ve davranış düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının tutum düzeylerinin, cinsiyete ve çevre eğitimi ile ilgili ders alma durumuna göre farklılaştığı, öğrenim görülen üniversiteye ve sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Yine çalışma kapsamında sosyal bilgiler öğretmen adaylarının davranış düzeyleri, çevre eğitimi ile ilgili ders alma durumuna göre farklılaştığı, cinsiyete, öğrenim görülen üniversiteye ve sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı tespit edilmiş olup ayrıca katılımcıların sıfır atık politikasına yönelik tutumları ile davranış düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yansıtıcı düşünme etkinliklerinin öğrencilerin sosyal bilgiler dersi başarısı ile öğrenme ve yenilik becerilerine etkisi
Sosyal bilgiler dersi, üç temel yaklaşım çerçevesinde bireylerin yaşadıkları toplumun etkin bir ferdi olmasını amaçlayan bir derstir. Bu bağlamda sosyal bilgiler dersinin temel yaklaşımlarından biri olan yansıtıcı yaklaşım ile öğrencilerin kendi öğrenmelerini kurgulamaları beklenmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, yansıtıcı düşünme etkinliklerinin öğrencilerin sosyal bilgiler dersi başarısı ile öğrenme ve yenilik becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın amacına uygun olarak nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında Aksaray il merkezinde 5. sınıf düzeyinde öğrenim gören 67 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verilerini elde etmek için araştırmacı tarafından tasarlanan yansıtıcı düşünme etkinlikleri on bir hafta (11) uygulanmıştır. Yansıtıcı düşünme etkinlikleri hazırlanmadan önce yirmi dört (24) sosyal bilgiler öğretmeninden görüş alınmış ve etkinlikler sosyal bilgiler öğretim programı çerçevesinde hazırlanmıştır. Araştırma verilerini elde etmek için araştırmacı tarafından tasarlanan "Öğrenme ve Yenilik Becerileri Ölçeği", "Akademik Başarı Testi" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Ayrıca uygulama süreci ile ilgili olarak öğretmen gözlem notları ve öğrenci değerlendirmeleri araştırmaya destek veri olarak eklenmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizleri SPSS programı vasıtasıyla bağımsız t testi uygulanarak analiz yapılmıştır. Araştırmanın nitel verileri içerik analizi ile çözümlenmiştir. Yansıtıcı düşünme etkinlikleri kullanılarak yürütülen deneysel işlem süreci sonrasında yapılan son test verilerine göre yansıtıcı düşünme etkinliklerinin öğrencilerin sosyal bilgiler ders başarısını artırdığı bulgusu elde edilmiştir. Ayrıca yansıtıcı düşünme etkinliklerinin öğrencilerin öğrenme ve yenilik becerilerini pozitif yönde etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır. Yansıtıcı düşünme etkinliklerinin sosyal bilgiler öğretiminde etkili bir yöntem olduğu görülmüştür. Bunun yanında ders öğretmeni ve deney grubu öğrencilerinin yansıtıcı düşünme etkinliklerine yönelik olumlu görüş bildirdikleri görülmüştür. Elde edilen veriler neticesinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı farklar olduğu ortaya konulmuştur. Araştırma sonucuna göre uygulama sürecine ve ilerleyen süreçte yapılacak araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi ders kitaplarının metin merkezli ölçütler bağlamında incelenmesi
Değişen yaşam koşulları, gelişen teknoloji, farklılaşan ihtiyaçların varlığı toplumların birbiriyle olan iletişimlerini arttırmış ve bu durum da sağlıklı iletişimde gerekli olan ortak dil kullanma çabasını ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla dil öğrenme ve bunun bir alt bileşeni olan yabancı dil öğrenme ihtiyacı kendini göstermektedir. Yabancılar, çeşitli sebeplerle Türkçe öğrenme ihtiyacı duymaktadır ve bu durum yabancı dil olarak Türkçe öğretimini önemli kılmaktadır. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi ile kişilere okuma, dinleme, konuşma ve yazma becerilerini kazandırmak hedeflenir. Bu dört temel becerinin kazandırılmasında ders kitaplarında yer alan okuma metinleri önemli yer tutar. Metin; cümlelerin yan yana gelmesiyle oluşan, ifadeleri ayrıntılarıyla sunan, iletişimsel yönü güçlü olan genişletilmiş yargı bütünüdür. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi amacıyla hazırlanan ders kitaplarında yer alan metinlerin özenle oluşturulması ve dil becerilerinin kazandırılmasında yardımcı olması beklenir. Oluşturulan metinleri, metinsellik ölçütlerine göre inceleyen ve metinlerin sınıflandırılma kurallarını ortaya koyan dilbilim alanı metindilbilim olarak ifade edilir. Metindilbilim, metinlerde bulunması gereken nitelikleri inceler ve metinsellik ölçütlerine göre değerlendirir. İlk defa Beaugrande ve Dressler (1981: 113) tarafından somut olarak ifade edilen bu ölçütler metin merkezli ve okur merkezli olmak üzere ikiye ayrılır. Metin merkezli metinsellik ölçütleri bağdaşıklık ve tutarlılık oluşturur. Bağdaşıklık; metni oluşturan unsurlar arasındaki anlamsal bağların yanında, cümleler arasında dil bilgisel ilişkilerin bulunması olarak ifade edilebilir. Gönderim, eksilti, değiştirim, bağıntı unsurları, kelime bağdaşıklığı, zaman ve işlevsel cümle yapısı bağdaşıklığı sağlayan araçlardır. Metinde aktarılmak istenen düşüncelerin ve olayların belli bir mantık içinde okura iletilmesi ise tutarlılık olarak açıklanır. Oluşturulan metnin konu bütünlüğünün sağlanması noktasında tutarlılık önem arz eder. Bir metnin, metin olmayan söz yığınlarından farklı olması için bu ölçütleri karşılaması gerekir. Çalışmanın amacı yabancı dil olarak Türkçe öğretimi ders kitaplarında yer alan okuma metinlerini metin merkezli ölçütler olan bağdaşıklık ve tutarlılık yönünden incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Yeni Hitit 1-2-3 ders kitaplarında yer alan 127 okuma metni bağdaşıklık ve tutarlılık yönünden incelenmiş ve elde edilen bulgulardan hareketle örnekler sunularak yorumlanmış, yüzde istatistikleriyle karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan yabancı dil olarak Türkçe öğretimi için oluşturulan okuma metinlerinin bağdaşıklık ve tutarlılık ölçütleri dikkate alınarak hazırlandığı görülmüştür. Okuma parçalarında başvurulan bağdaşıklık ve tutarlılık araçları ile metni oluşturan kelime, cümle ve paragraflar arasında dil bilgisel ve sözcüksel ilişkilerle anlamsal bağlar kurulmuş, kullanılan dil unsurları ile metinlerdeki ifadelerin uyumu gözetilmiştir. İncelenen metinlerde kullanılan bağdaşıklık ve tutarlılık araçları ile metinlerin etkisinin artmasına, tekdüzelikten sıyrılmasına ve akıcılık kazanmasına katkı sağlanmıştır.
Türkiye'deki Türkçe öğretimi uygulama ve araştırma merkezlerinde görev yapan öğretim elemanlarının örgüt, yönetici ve çalışma arkadaşları desteğine ilişkin algıları
Bu araştırma, Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezlerinde görev yapan öğretim elemanlarının örgüt, yönetici ve çalışma arkadaşları desteğine ilişkin algıları ile bu algılar üzerinde cinsiyet, yaş, kıdem ve eğitim düzeyi gibi değişkenlerin etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Giray ve Şahin (2012) tarafından geliştirilen "Algılanan Örgütsel, Yönetici ve Çalışma Arkadaşları Desteği Ölçeği" kullanılmıştır. Bu ölçek TÖMER'lerde görev almış veya almakta olan 233 öğretim elemanına uygulanmıştır. Araştırmada, elde edilen veriler SPSS programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Cronbach's Alpha, Korelasyon Analizi, Anova ve T-Testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, TÖMER'lerde görev yapan öğretim elemanlarının algıladıkları örgüt desteği (X̄=3,72), yönetici desteği (X̄=3,72) ve çalışma arkadaşları desteği (X̄=3,65) düzeyleri oldukça yüksektir. Yapılan analizlerde; cinsiyet, yaş, kıdem süresi, eğitim düzeyi ve bulunduğu kurumdaki yönetici ile çalışma süresi gibi faktörler ele alınmıştır. Elde edilen verilere göre, öğretim elemanlarının algıladıkları örgüt, yönetici ve çalışma arkadaşları desteği düzeylerinde değişkenler açısından anlamlı bir farklılaşma olmadığı ancak bazı grupların, örneğin erkekler veya daha uzun kıdem süresine sahip bireylerin, bazı destek türlerine yönelik algılarının daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, TÖMER'lerde çalışan öğretim elemanlarının örgüt, yönetici ve çalışma arkadaşları desteği algıları, demografik özelliklere göre anlamlı bir fark göstermemiştir. Öğretim elemanları, en yüksek desteği yönetici desteği ve örgütsel destek alt boyutlarında algılamışlardır. Öğretim elemanlarının kurumlarına yönelik örgütsel destek algılarının yüksek olması, kurumlarının sağladığı kaynaklar ve çalışma koşullarının öğretim elemanları tarafından olumlu değerlendirildiğini göstermektedir.
Yabancı dil eğitimi ders kitaplarında temsil edilen toplumsal cinsiyet rolleri üzerine bir analiz
Bu çalışmada, Yeni İstanbul, Face2Face ve يديك بين العربية Al-Arabiyyah Bayna Yadayk B2-C1 ders kitapları incelenmiştir. Bu kitaplar, metinlerde, görsellerde ve öğrenme çıktılarında toplumsal cinsiyet temsillerinin nasıl yer aldığına dair bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Analiz, toplumsal cinsiyetin belirli roller, meslekler ve mekânlar bağlamında nasıl temsil edildiğine odaklanarak gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, söz konusu ders kitaplarının toplumsal cinsiyet rollerine dair geleneksel normları nasıl pekiştirdiği ve bu temsillerin eğitim materyalleri aracılığıyla toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini nasıl yeniden üretebileceği incelenmiştir. Araştırmanın veri analizi "İçerik Analizi" yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, ders kitaplarında yer alan kadın ve erkek karakterlerinin sıklığı, mekânlar ve hangi mesleklerde yer aldığı ve temsil edilen isimler incelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde ders kitaplarının toplumsal cinsiyet algısını büyük ölçüde geleneksel kalıplarla pekiştirdiğini ortaya koyduğu görülmektedir. Ders kitaplarında kadınların geleneksel rollerde sınırlandırıldığını ve erkeklerin kamusal alanlarda daha çok temsil edildiğini göstermektedir. Görsellerde, erkekler daha fazla temsil edilmekte ve genellikle lider veya karar verici konumunda gösterilmektedir. Kadın karakterler ise daha çok aile içinde, bakım ve hizmet temelli görevlerde resmedilmektedir. Sonuç olarak, Yeni İstanbul, Face2Face ve يديك بين العربية Al-Arabiyyah Bayna Yadayk ders kitaplarında toplumsal cinsiyet rollerinin erkekler lehine, kadınlar aleyhine şekillendirildiği belirlenmiştir. Bu durum, ders kitaplarının toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini pekiştirebileceğini göstermektedir.
Afganistanlıların Türkçe öğrenme sürecinde Peştuca-Türkçe dil farklılıklarından kaynaklanan sorunların analizi
Günümüzün hızla değişen bilim ve teknoloji dünyasında ilerleyebilmek, modern toplumların bireylerinden beklenen niteliklere sahip olabilmek hem iş hem de eğitim alanlarında daha iyi fırsatlar elde edebilmek için ana dilin yanı sıra ikinci ve hatta üçüncü bir dile hâkimiyet kazanmak adeta zorunlu hale gelmiştir. Türkçe, konuşulduğu ülkenin sürekli gelişen yapısı, farklı alanlardaki başarıları ve uluslararası düzeydeki özelliği taşımaktadır. Yüzyıllardır süregelen Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, özellikle son yıllarda giderek artan bir önem kazanmaktadır. Türkçe, dünya genelinde milyonlarca insan tarafından ana dil ya da yabancı dil olarak konuşulan ve yaygın bir şekilde kullanılan dillerden biri olarak öne çıkmaktadır. Küresel ölçekte önemli bir konuma sahip olan Türkçe, bu dili öğrenmek veya öğretmek yoluyla bireylerin uluslararası ilişkiler, seyahat, ticaret ve eğitim gibi çeşitli alanlarda daha geniş fırsatlar elde etmelerine olanak tanımaktadır. Son yıllarda, Türkiye'nin ekonomik, kültürel, ticari, turistik ve iletişimsel etkilerinin artmasıyla Türkçeye olan ilgi giderek yükselmiştir. Bu doğrultuda, Afganistan'dan gelen bireyler, Türkçenin yabancı dil olarak öğrenilmesinde kritik bir rol üstlenmektedirler. Afganistan, Türkçenin büyük bir ilgi gördüğü ülkeler arasında yer almaktadır. Türkçeyi öğrenmek isteyen Afganistanlıların sayısında sürekli bir artış gözlenmektedir. Ancak, Peştuca ve Türk dilleri arasındaki kökenler ve yapılar, dil öğrenimini oldukça zorlaştırabilecek ve birçok hata potansiyeline sahip farklılıklar içermektedir. Bu farklı düzeydeki pek çok detay, dil öğrenim sürecinde karşılaşılabilecek zorlukları artırabilir. Peştuca ana dili olan bireylerin Türkçe öğrenirken bu dil farklılıklarını anlamalarının, etkili bir dil öğrenimini destekleyeceği düşünülmektedir. Bu araştırmada, Afganistan'daki çeşitli Türkiye Maarif Vakıf Okulları ve üniversitelerinde Türkçe öğretmenliği yapmış veya hâlihazırda görev yapan eğitmenlerin, Peştuca konuşanların Türkçe öğrenme sürecinde karşılaştığı dil farklılıklarından kaynaklanan zorluklar üzerine görüşleri derlenerek betimsel analiz yöntemiyle incelenmekte ve Peştunlara Türkçe öğreniminde yardımcı olabilecek öneriler geliştirilmektedir. Bu çalışmanın elde edilen veriler, sonuçlar ve önerilerin, Türkçe öğrenmeye yeni başlayacak ya da devam eden Peştunlar ile ana dili Türkçe olan ve Peştuca öğrenmek isteyen bireyler için faydalı olacağı inanılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türkçe veya Peştuca öğrenen ya da bu alana ilgi duyan bireyler için yararlı olabileceği düşünülen bazı teorik bilgiler sunulmuştur. Bu bilgiler arasında Peştuca ve Türkçenin tarihsel gelişimi, Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi ve tarihçesi, Peştuca ile Türkçe dil bilgisi karşılaştırmaları gibi konular ele alınmıştır. Çalışmanın son iki bölümünde ise, Afganistan'daki Türkiye Maarif Vakıf Okulları ve üniversitelerinde Türkçe eğitimi veren öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bulgular; Peştunların Türkçe öğrenme sürecinde sıkça karşılaştıkları zorlukların analizi, çözüm önerileri; Peştuca ile Türkçe arasındaki temel farklılıklar ve bu konulardaki kısa açıklamalar içermektedir. Anahtar Kelimeler: Türkçe, Peştuca, Benzerlikler, Farklılıklar ve Zorluklar
Sosyal bilgilerde vatandaşlık eğitimi üzerine sistematik bir literatür incelemesi
Ulusal ve evrensel sorunlara çözüm arayan vatandaşlar yetiştirmeyi amaçlayan sosyal bilgiler dersinin kapsamı oldukça geniş ve karmaşıktır. Dolayısıyla sosyal bilgiler araştırmacıları için konu çeşitliliği ve ciddi bir bilgi birikimi oluşmaktadır. Bu durum, literatürdeki birincil araştırmaların incelenip düzenlenmesini, konu eğilimlerinin tespit edilerek literatürün eksik kalan kısımlarının belirlenmesini gerektirmektedir. Bu ihtiyaca cevap vermek için ikincil araştırmaları ifade eden araştırma inceleme yöntemlerinden yararlanılmalıdır. Bu araştırmada, sosyal bilgiler bağlamında ele alınan vatandaşlık eğitimi araştırmalarının genel durumunu niceliksel olarak betimlemek ve yansıtmak amaçlanmıştır. Belirlenen amaç doğrultusunda sistematik literatür incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynakları, doküman analizi yöntemiyle WoS, Scopus ve TR Dizin veri tabanlarından elde edilen makalelerden oluşmaktadır. Elde edilen makalelerin özelliklerini belirlemek için içerik analizi; genel, kavramsal ve entelektüel yapısını incelemek için bibliyometrik analiz yöntemi kullanılmıştır. İnceleme kriterleri doğrultusunda Scopus veri tabanından 195, WoS veri tabanından 14 ve TR Dizin veri tabanından 50 makalenin incelemeye dahil edildiği araştırmada birtakım sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın içerik analizi sonuçları; en fazla yayının 2021 yılında yayınladığını, literatüre en çok katkı sağlayan derginin "Theory & Research in Social Education", en çok katkı sağlayan yazarın "Jasmine B. Y. Sim" olduğunu, makalelerin en çok "Vatandaşlığa/Vatandaşlık eğitimine ilişkin algıları/düşünceleri/inançları/deneyimleri ortaya koymak" amacıyla yapıldığını, makalelerde en fazla küresel vatandaşlık tipinin ele alındığını, araştırma yöntemlerinde en çok nitel yöntemlerin, araştırma deseni olarak en fazla durum (vaka) çalışması yönteminin kullanıldığını, örneklem türü olarak en çok öğretmenlerle çalışıldığını, verilerin en fazla görüşme formuyla elde edildiğini ve analizlerde en çok içerik analizi yönteminin kullanıldığını göstermektedir. Araştırmanın Scopus veri tabanından dahil edilen 195 makalenin bibliyometrik analiz sonuçlarında ise; Lotka Yasası'na göre yazarların vatandaşlık konulu araştırmalara ilgi düzeyinin sınırlı olduğuna, "Theory and Research in Social Education" dergisinin etki değerinin en yüksek olduğuna, "civics (yurttaşlık bilgisi)" kavramının uzun süre araştırmalara konu olduğuna, ortak atıf analizinde makaleler arasında en çok atıf yapılan kaynağın Westheimer ve Kahne'in (2004) "What kind of citizen? the politics of educating for democracy" adlı makalesi olduğuna ve en çok atıf alan makalenin Myers'e (2006) ait olduğuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları, bilimsel yayınların sayısından ziyade niteliğinin önemine vurgu yapmaktadır. Aynı zamanda araştırma sonuçları etkili bir sistematik inceleme yöntemiyle literatürdeki mevcut çalışmaların özelliklerinin, kavramsal ve entelektüel yapılarının ortaya konabileceğini göstermektedir. İnceleme sürecinin sonunda ise sistematik inceleme yönteminin sağlamış olduğu açık ve titiz yöntemlerle sosyal bilgiler eğitiminde vatandaşlık konulu araştırma yapmak isteyen araştırmacılar için bir yol haritası sunulmuştur.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde çizgi hikâyelerin (graphic novel) kullanımı
"YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE ÇİZGİ HİKÂYELERİN (GRAPHIC NOVEL) KULLANIMI" adlı bu çalışmada amaç, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde çizgi hikâye (graphic novel) kullanımını araştırmaktır. Alan yazın taraması yönteminin kullanıldığı çalışma tarama modeline uygun olarak desenlenmiştir. Bu amaçla konuyla alakalı olarak hazırlanmış makaleler incelenmiştir. Betimsel nitelikli bu araştırmada veriler doküman incelemesi yöntemiyle toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle de analiz edilmiştir. Araştırmada yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan materyallere değinilmiştir. Yabancılara dil öğretiminde dikkat edilmesi gereken noktaların üzerinde durulmuştur. Dil öğretiminde yabancı ve Türkçe ders kitaplarında sözcük öğretim teknikleri ve alıştırmalarında kullanılan görsel unsurlara değinilmiştir. Görsel ögelerin yabancılara Türkçe öğretimi yöntemlerinde kullanım sıklığı incelenmiştir. Bu çalışmada: yabancılara Türkçe öğretiminin temel ilkeleri, öğretim ilkeleri, yabancı dil, ikinci dil, yabancı dil öğretim yöntemlerine değinilmiştir. Çizgi hikâye, çizgi hikâyenin kullanımı ve çizgi hikâyenin tarihi incelenmiştir. Çizgi hikâyenin yabancılara dil öğretiminde materyal olarak kullanımı incelenmiştir. Dört temel dil becerisi olan dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerileri değerlendirilmiştir. Yapılan incelemelerde dil öğretiminde dilin kültürel ögelerden ayrı şekilde öğrenilemeyeceği tespit edilmiştir. Dil öğretiminde öğrencinin duyu organlarına ne kadar çok hitap edilirse öğrenmenin daha kalıcı olacağı sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda çizgi hikâyenin bir edebi eser olmasıyla dilin kültürünü de yansıtan bir araç olduğu anlaşılmıştır. İçerdiği yoğun görsel ögelerle öğrencinin görsel zekâsına ve birden fazla duyu organına hitap edeceği için yabancı dil öğrenmeyi destekleyeceği sonucuna varılmıştır. Yabancılara dil öğretiminin çizgi hikâye kullanımıyla dil öğrenicisinin ders sırasında daha etkin olacağı konusuna temas edilmiştir. Öğrenmenin bu sayede daha kalıcı hale geleceğine işaret edilmiştir. Yabancılara Türkçe öğretiminde materyal olarak çizgi hikâye kullanımı önerilmiştir. Bu çalışmanın ileride yapılacak incelemelere katkıda bulunması ve fikir vererek yardımcı olması beklenmektedir
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının "Sıfır atık" konusundaki bilişsel yapılarının kelime ilişkilendirme testi ile incelenmesi
Canlıların hayati gereksinimlerini de içinde barındıran doğa, kendi içinde bir düzen ve dengeye sahiptir. Teknoloji ve sanayideki gelişmeler, nüfusun ve fosil yakıt kullanımının artması gibi sebepler; doğadaki bu dengenin bozulmasına neden olmuştur. İnsanoğlunun da parçası olduğu büyük bir ekosistem olan dünyanın, bu bozulmadan daha az zarar görmesi için bazı önlemler almak gerekmektedir. Atıkla mücadelede, sıfır atık ve geri dönüşüm bu önlemlerdendir. Sıfır atık, kullanım esnasında atık miktarının azaltılması, ardından da toplama sisteminin kurularak atıkların geri dönüştürülmesi esasına dayanan hedefler bütünüdür. Sıfır atık ile en aza indirilen atıklar, geri dönüşüm yöntemleri kullanılarak çevrenin taşıdığı atık yükünün azaltılmasını amaçlamaktadır. Doğada yok olması uzun yıllar alan plastik, cam, kağıt gibi atıkların, belli metotlarla tekrar kullanılır hale getirilmesi olan geri dönüşüm; hem atıkların azaltılması, hem de üretimde kaynak temini konusunda tasarruf sağlamaktadır. Atık yönetim sistemlerinin, mevzu bahis tasarrufun sağlanmasında bireylerin tutum ve davranışları büyük önem taşır. Aksi takdirde geçen neslin farkettiği, bu neslin yaşadığı çevre sorunları; gelecek neslin hayatını tehdit edecek boyuta ulaşacaktır. Yani yaşanan çevre ve onda oluşan sorunların asgari seviyede olmasının geleceği şekillendirdiği bilinmelidir. Çevreye dair sorunlara bu perspektiften baktığımızda; çözümün totaliter ve çok yönlü olduğu dikkati çekmektedir. Çare; hem ekonomik, hem toplumsal, hem sosyal, hem siyasal, hem de eğitimledir. Dolayısıyla çözüm yolu da, bütüncül bir yaklaşım ile olmalıdır. Bu bütüncül yaklaşımın temellerinin de kişilerde oluşacağı göz ardı edilmemelidir. Zira kişilerde meydana gelmesi gereken anlayış ve akabindeki bilinç, tutum ve davranış değişikliği, bu bütüncül yaklaşımı harekete geçiren kıvılcımdır. Bireyde bu bilinci küçük yaşlardan itibaren oluşturma gerekliliği, eğitimin önemini gösterirken; geleceğin yetişkinleri olacak öğrencilerin konuyu doğru anlamlandırmaları, farkındalık kazanmaları ve sürdürülebilir bir geri dönüşüm anlayışının oluşması ise öğretmenlerin rolünü ve önemini ön plana çıkartmaktadır. Öyleyse aynı zamanda anayasal bir hak olan çevre hakkının, anayasada yer alan tüm haklarda olduğu gibi bir de ödevi bulunmaktadır. Bu ödevi de bireylere aktarmak ve onlarda bu ödevi gerçekleştirme güdüsü oluşturma işi öğretmenlerindir. Bu noktada öğretmenlerin, öğrencilere rehberlik etmesi gerekmektedir. Ancak öğretmen adaylarının sıfır atık ile ilgili eski ve yeni öğrenmeleri, bu bilgileri nasıl yapılandırdıkları, kavram yanılgıları olup olmaması, öğrencilere rehberlik etme konusunda yeterlilikleri ölçüsünde olmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada; sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sıfır atık konusuyla ilgili kavramları zihinlerinde nasıl konumlandırdıklarının, varsa kavram yanılgılarının tespitinin yapılması için kelime ilişkilendirme testi kullanarak ölçülmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılarak yapılan çalışma, Balıkesir Üniversitesi, Necatibey Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü 1, 2, 3 ve 4. sınıflarında öğrenim gören 185 sosyal bilgiler öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir.
Türkiye'de sosyal bilgiler eğitiminde jeopolitik kavramlara dair öğretmen yaklaşımları (Sivas örneği)
Araştırma kapsamında sosyal bilgiler eğitiminde jeopolitiğe ilişkin konuların öğretmenler nezdinde yerini incelemek, coğrafi faktörlerin ortaya çıkardığı sonuçların eğitim öğretim ortamında verimli bir şekilde işlenip işlenmediğini görmek ve bunun için öneriler geliştirmek, öğretmenlerin jeopolitik ile ilgili kavram, olay ve durumların Türkiye'ye etkilerine nasıl baktıklarını ve tüm bu hususların sosyal bilgiler eğitimindeki olumlu ve olumsuz yansımalarını açığa çıkarmak için gerekli çalışmalar yürütülmüştür. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden anket çalışması yapılmıştır. Araştırmanın çıktıları nicel yöntem desenlerinden tarama deseninin basamaklarına uygun olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemi 2022-2023 eğitim öğretim yılında Sivas vilayetinde bulunan 25 ortaokulda görev yapan sosyal bilgiler öğretmenlerinden oluşmaktadır. Anket çalışmasına 66 sosyal bilgiler öğretmeni dâhil olmuştur. Çalışmada araştırmanın amaçlarına ulaşılması için 29 soruluk anket formu kullanılmıştır. 25 soru kapalı uçlu olup araştırmanın amaçlarını içermektedir. İlk dört soru katılımcıların kişisel bilgilerini tespit etmek için oluşturulmuştur. Araştırma sonunda 66 sayfa anket formu elde edilmiştir. Araştırmanın sonunda jeopolitiğin ülke kaderini etkileyen bir olgu olduğu, sosyal bilgiler öğretim programında Türkiye jeopolitiği hakkında yeterli ünite ve etkinliklerin yer almadığı, jeopolitik unsurlara yeterince yer verilmediği, öğrencilerin Türkiye coğrafyasının avantaj ve dezavantajlarını özümsemekte güçlük çektikleri, öğrencilerin jeopolitik farkındalığının artırılması için uygulanacak farklı yöntemlerin etkili olabileceği gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Bu bulgular doğrultusunda öğrencilerin jeopolitiğe bakış açılarının olumlu yönde değişmesi için sosyal bilgiler öğretim programında güncelleme yapılması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Jeopolitik, Sosyal Bilgiler, Coğrafya
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarıyla sanal kent müzesi geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması: Denizli kent müzesi örneği
Bu araştırmanın amacı sosyal bilgiler öğretmeni adayları tarafından tasarlanan ve geliştirilen sanal kent müzesine yönelik öğretmen adaylarının görüşlerini ve deneyimlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, Türkiye'nin güneybatısında bulunan bir üniversitenin 52 sosyal bilgiler öğretmeni adayıyla yürütülmüştür. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme (yarı yapılandırılmış) soruları ve kent kimliği ölçeği aracılığı ile veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ve t testi ile çözümlenmiştir. Bulgulara göre, öğretmen adayları, fiziksel müze ziyaretlerinin öğrenme, duygusal bağlantı, eğitim tecrübesi ve estetik beğeni gibi farklı boyutları içerdiğini belirtmişlerdir. Sanal müze turları ise karışık duygulara yol açmıştır; katılımcılar olumlu ve olumsuz deneyimler yaşamışlardır. Müze deneyimleriyle ilişkilendirdikleri temalar arasında tarih ve eserler, estetik, atmosfer, sanal dünya ve kültürel yansımalar bulunmaktadır. Bu temalar, müzelerin tarih ve kültürel mirası koruma ve insanların geçmişle bağlantı kurma amacını yansıtmaktadır. Bir diğer noktada, öğretmen adayları, sanal müzeleri teknolojik kolaylık, erişilebilirlik, kültürel içerik ve yenilikçi keşif yeteneği ile ilişkilendirmektedirler. Bu deneyimlerin ekonomik ve pratik faydalarını vurgulamışlardır. Öğretmen adayları, Denizli Sanal Kent Müzesi tasarımı sürecinde kentlerinin tarihi ve kültürel zenginliklerini daha iyi anlama fırsatı bulmuşlardır. Tasarım sürecinde, Denizli'nin çağdaş gelişmeleri ve kültürel unsurları kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Öğretmen adayları, müzelerin sosyal bilgiler eğitimine entegrasyonu yoluyla geniş bir öğrenme yelpazesini zenginleştirebileceğine inanmaktadırlar. Müzelerin kültür ve miras alanlarını aşarak coğrafya, bilim, teknoloji ve ekonomi gibi alanlarda derin öğrenme fırsatları sunduğuna dikkat çekmişlerdir. Sanal kent müzeleri tasarlama sürecinde öğretmen adayları, iş birliğine dayalı problem çözme, müze küratörlüğü, teknik engelleri aşma gibi zorluklarla karşılaşmışlardır. Bu süreç, katılımcıların teknik beceriler kazanmalarını ve kentlerine daha derin bağlar kurmalarını sağlamıştır. Son olarak nicel bulgulara göre ise öğretmen adaylarının kent kimliği tanıma puanları ön ve son test ölçümlerinde son test ölçümleri lehine anlamlı olarak farklılaşmıştır. Bulgular, öğretmen adaylarının kentsel kimlik algılarını şekillendirmede ve güçlendirmede Sanal Kent Müzesi geliştirme ve tasarlama deneyimlerinin dönüştürücü ve geliştirici potansiyelini vurgulamaktadır. Bu sonuçlar, gelecekte müze geliştirme ve eğitim girişimlerinde etkileşimli ve eğitici yaklaşımların önemini vurgulayarak kentsel çevrelerle daha derin bir bağlantı ve yerel mirasa duyulan gurur duygusunu teşvik etmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Sanal Müze, Denizli Kent Müzesi, Kent Kimliği
A study on connective knowledge of middle school students
The main purpose of this study is to examine the connective knowledge levels of secondary school students according to grade level, gender, reading frequency and writing frequency. In this study, the comparative survey model, one of the general models of survey research, was used. The study was conducted with 856 secondary school students in the 2023-2024 academic year. Connector Test was used to determine students' connective knowledge. SPSS 26 program was used to analyze the data. The significance level was taken as 0.05. Skewness and kurtosis coefficients were examined to determine whether the data showed a normal distribution and were found to be between -2 and 2. Additionally, the assumption of homogeneity of variances was examined and it was determined that the variances were distributed homogeneously (p>0.05). As a result of the analysis, it was determined that the binding knowledge of the students studying in the 5th, 6th and 7th grades was at a "medium" level, and that of the students studying in the 8th grade was at a "high" level. It was observed that grade level had a moderate effect on conjunction success. It was found that the conjunction achievement levels of male and female students were at a medium level, there was a significant difference between the conjunction test scores in favor of female students, and gender had a low effect on conjunction success. It was observed that there was a significant difference between the students' conjunction test scores according to their reading frequency. According to the results of the multiple comparison test, there is a difference between students who do not read at all and students who read once a month, twice a month and more than 3 times a month, to the detriment of students who do not read at all. It was found that reading frequency had a low effect on conjunction success.
Zaman okuryazarlığı ve yönetimi öz denetim becerilerinin 5. sınıf sosyal bilgiler dersi kapsamında değerlendirilmesi
Sosyal Bilgiler dersi, öğrencilerin toplumsal sorumluluk, bireysel disiplin ve etkili zaman yönetimi gibi becerileri geliştirmelerine olanak sağlayan bir alan olarak, bu becerilerin kazandırılması açısından kritik bir önem sunmaktadır. Bu çalışma 5. sınıf öğrencilerinin zamanın farkındalığı, zaman becerilerinin olup-olmadığı üzerine yapılmış bir çalışmadır. Zaman yönetimi becerisinin kazandırılmasının önemi, veli ve Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin bu becerilerin öğrencilere kazandırılmasındaki rolü ve Sosyal Bilgiler dersi öğretim programında zaman kavramına yeterli önemin verilip verilmemesi çalışmanın ana noktalarını oluşturmaktadır. Öğretim programında yapılacak yeni düzenlemelerle öğrencilere ve öğretmenlere zaman yönetimi becerisi açısından katkı sağlamayı hedeflemiştir. Çalışmada 1968 yılından 2024 yılına kadar güncellenmiş Sosyal Bilgiler öğretim programları incelenmiş, 2018 ve 2024 yılı öğretim programları karşılaştırması yapılmıştır. 2023-2024 ve 2024-2025 yılı MEB tarafından hazırlanmış Soysal Bilgiler ders kitapları incelenerek zaman kavramları açısından karşılaştırmalar yapılmıştır. Yapılan incelemelerden sonra çalışmayı desteklemesi için 5. sınıf öğrencileri, veliler ve Sosyal Bilgiler öğretmenleriyle yarı-yapılandırılmış görüşmeler düzenlenerek, görüşleri incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak görüşme formları ve araştırma ile ilgili olarak doküman incelemesi kullanılmıştır. Çalışmada önce öğretim programları incelenerek hangi yıl öğretim programlarında zaman yönetimi becerisinin olup-olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Öğretim Programına ilk defa 2005 yılında zaman ve kronolojiyi algılama becerisi eklendiği görülmüştür. Yıllara göre incelemeler yapıldığında zaman ve kronolojiyi algılama becerisinin dengeli bir şekilde dağılmadığı görülmüştür. 2023-2024 ve 2024-2025 yılı MEB tarafından hazırlanan Sosyal Bilgiler ders kitapları içerisinde yer alan zamanla ilgili kavramlar (zaman, zaman yönetimi, kronoloji, zaman okuryazarlığı ve öz denetim) incelendiğinde zaman yönetimi ve zaman okuryazarlığı kavramlarına yer verilmediği görülmüştür. 2024 yılı Sosyal Bilgiler ders kitabında zaman kavramı 2023 yılı Sosyal Bilgiler ders kitabına göre daha sık geçmiştir. Öğrencilerle yapılan görüşmeler sonucunda öğrencilerin zaman yönetimi becerisinde eksikleri olduğu ortaya çıkmıştır. Sosyal Bilgiler öğretmenleri görüşlerine göre zaman yönetimi becerisinin öğretim programında eksik olduğunu ve daha fazla yer verilmesi gerektiğini düşündükleri bilgisine ulaşılmıştır. Velilerin zaman yönetimi becerisi bakımından eksiklikler bulunduğu gözlenmiştir. Çıkarılan sonuçlardan yola çıkarak Sosyal Bilgiler dersi öğretim programında zaman yönetimi becerisine yeterince yer verilmediği ve bu becerinin ders konularına daha fazla eklenmesinin yararlı olacağı önerilebilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Öz Denetim Becerisi, Sosyal Bilgiler, Zaman Okuryazarlığı, Zaman Yönetimi, Zaman.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının politika konularına yönelik eğilim düzeyleri ile tartışmalı konulara yönelik tutumlarının karşılaştırılması
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının politika konularına yönelik eğilim düzeyleri ile tartışmalı konulara yönelik tutumlarının karşılaştırılmasına yönelik gerçekleştirilen çalışma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Ege Bölgesi'nde yer alan Afyonkarahisar, Aydın, Denizli, İzmir, Manisa, Muğla ve Uşak illerindeki üniversitelere bağlı 408 adet Eğitim fakültesi Sosyal Bilgiler öğretmen adayı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Akhan (2011) tarafından geliştirilen "Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Politika Konularına Eğilimlerini Belirleme Ölçeği" ile Alagöz(2014) tarafından geliştirilen " Sosyal Bilgiler Öğretmeni Adaylarına Yönelik Tartışmalı Konular Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda erkeklerin kadınlara göre politik konulara eğilim düzeylerinin daha yüksek, 26 yaş ve üzerinde olan katılımcıların politik konulara eğilim düzeylerinin diğer öğretmen adaylarına göre daha yüksek, kentsel alanda yaşayanların politik konulara eğilim düzeylerinin kırsal alanda yaşayanlara göre daha yüksek, annesi üniversite mezunu olan katılımcıların politik konulara eğilim düzeylerinin diğer katılımcılara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte babası lise ve üniversite mezunu olan katılımcıların politik konulara eğilim alt boyutları olan politikaya karşı eğilim, politik konuları takip etme ve politikaya karşı ilgi düzeylerinin diğer katılımcılara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, kadın katılımcıların tartışmalı konulara yönelik düzeylerin erkeklere göre daha yüksek kentsel alanda yaşayan katılımcıların tartışmalı konulara yönelik tutum düzeylerin kırsal alanda yaşayanlara göre daha yüksek, annesi lise ve üniversite mezunu olan katılımcıların tartışmalı konulara yönelik tutum düzeylerinin annesi ilköğretim mezunu olanlara göre daha yüksek, babası lise ve üniversite mezunu olan katılımcıların tartışmalı konulara yönelik tutum ölçeği alt boyutları olan tartışma ve tartışmalı konulara bakış açısı, tartışma ve sorgulama hakkı, mesleki kazanım, soru ve sorunlara yönelik tutum düzeylerinin babası ilköğretim mezunu olanlara göre daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'de ve Sudan'da dijital oyunlarla yabancı dil olarak Türkçe öğrenimi
Oyun eğitim sisteminin ve yabancı dil öğrenimi sürecinin önemli bir öğesidir ve dijital donanımların gelişmesiyle ortaya çıkan dijital oyunlar da bu süreçte yerini almıştır. Genç kuşağın bilgisayar, tablet, telefon ve konsol benzeri donanımlarla oynanan ve çeşitli türleri bulunan dijital oyunlara büyük ilgi gösterdiği bilinmektedir. Oyun, insanların genellikle boş zamanlarını değerlendirebilmek için yaptıkları, eğlendirici ve öğretici faaliyetlerin tümü olarak adlandırılmaktadır. Bilgisayar oyunları olarak da adlandırılan dijital oyunların tarihçesi 1960'lı yıllara dayanmaktadır (Başaran, 2017). Ancak dijital oyunların eğitim materyali olarak kullanılabileceği fikri özellikle 1990'lı yıllarda bilgisayar oyunlarının büyük ilgi görmeye başlamasıyla ön plana çıkmaya başlamıştır. İlk çıktığı günden bu yana özellikle genç kuşağın büyük ilgisini çeken dijital oyunların popülaritesi günümüzde de devam etmekte ve zamanla artmaktadır. Bilgisayar ve mobil teknolojilerdeki hızlı gelişmeler ile oyunlar dijitalleşmiş ve bilgisayar destekli eğitim araçlarının yaygınlaşmasıyla beraber eğitim-öğretim faaliyetlerini olumlu etkilemiştir. Eğitim-öğretim hizmetlerinde, ders içeriğinin öğrenilmesini kolaylaştırmak ve öğrencinin ilgisini çekmek için eğlencelik dijital oyunlara başvurulmaktadır. Dijital oyunlarla dil öğrenimi alanı özellikle son 20 yılda büyük gelişme göstererek bilgisayar destekli dil öğreniminin üzerinde en yoğun çalışılan alt dallarından biri hâline gelmiştir (Hung ve diğerleri, 2016). Anahtar Kelimeler: Eğlencelik dijital oyunlar, bilgisayar destekli eğitim, yabancı dil, öğrenim
Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde ders imecesi modelinin işlevselliği
Bu araştırmada amaç, öğretim görevlilerinin Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde ders imecesi modelini kullanarak uzaktan eğitim araçlarıyla çevrim içi sürdürdükleri derslerin hazırlık ve yansıtma aşamalarında grupça sergilemiş oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerde süreç içerisinde yaşanan değişimleri incelemektir. Araştırma, nitel araştırma modeli kapsamında tekli durum çalışması ile desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları, Gaziantep Üniversitesi TÖMER Biriminde görev alan üç öğretim görevlisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, gözlem, görüşme ve doküman incelemesi yoluyla çevrim içi toplanmıştır. Araştırma sürecinde ekip üyelerinin kendi öğretim davranışlarına daha eleştirel yaklaşabildikleri, öz düzenlemeye dönük kararlar aldıkları, derste oluşabilecek muhtemel durumları ve sorulabilecek soruları öngörebildikleri gözlenmiştir. Hazırlık ve yansıtma çalışmalarında yapılan tartışmaların ders sürecinin başarısını artırdığı tespit edilmiştir. Uygulama sırasında ortaya çıkan başarısızlıklara yönelik çoğunlukla kontrol edilebilir nedensel atfetmelerde bulunulmuştur. Araştırma sürecinde derinleştikçe dersin başarısızlıklarına dair yapılan nedensel atfetmelerde azalma olduğu görülmüştür. Ders sonunda yapılan nedensel atfetmelerden hareketle bir sonraki araştırma dersine yönelik düzenleyici kararlar alınmıştır. Araştırmanın genel sonuçları, modelin döngüsünün katılımcıların mesleki gelişimlerine katkı sağladığını, öğretmenlik motivasyonlarını artırdığını ve öz düzenleme süreçlerini geliştirdiklerini ortaya koymaktadır.
Öğretmen adaylarının küresel iklim değişikliği farkındalığı, sürdürülebilir kalkınma farkındalığı ve ekolojik vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkinin modellenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının küresel iklim değişikliği farkındalığı, sürdürülebilir kalkınma farkındalığı ve ekolojik vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkileri yapısal eşitlik modeliyle incelemek ve bu ilişkileri nitel verilerle derinlemesine değerlendirmektir. Araştırma, açıklayıcı sıralı karma yöntemle yürütülmüş; nicel aşamada ilişkisel tarama, nitel aşamada ise fenomenolojik desen kullanılmıştır. Örneklem, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında 4. sınıfta öğrenim gören, tabakalı ve basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 978 öğretmen adayından oluşmaktadır. Çalışma grubunda ise 13 öğretmen adayı yer almaktadır. Nicel veriler; "Küresel İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeği", "Sürdürülebilir Kalkınma Farkındalık Ölçeği" ve "Ekolojik Vatandaşlık Ölçeği" ile toplanmıştır. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel analizlerde SPSS-27 programıyla güvenirlik ve normallik analizleri, Lisrel 8.7 ile doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Verilerin normal dağılması nedeniyle parametrik testler tercih edilmiş; değişkenlere göre farklılıkları belirlemek için Bağımsız Örneklemler t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılmıştır. Değişkenler arası ilişkileri belirlemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Ayrıca, AMOS-22 ve PROCESS Macro v4.2 programlarıyla aracılık analizleri yapılmış ve anlamlılığı test etmek için Bootstrap analizi uygulanmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. MAXQDA 2022 programı ile kodlanan veriler, alt temalar altında birleştirilmiş ve frekansları belirlenmiştir. Araştırma nicel bulgularına göre öğretmen adaylarının küresel iklim değişikliği farkındalığı yüksek, doğal ve beşeri ortama etkiler ve enerji tüketimi ilişkisi alt boyutları çok yüksek, küresel organizasyonlar ve ortaya çıkaran sebepler alt boyutları ise orta düzeydedir. Sürdürülebilir kalkınma farkındalığı, toplum ve çevre alt boyutları çok yüksek, ekonomi boyutu ise yüksektir. Ekolojik vatandaşlık düzeyleri ise orta, hak ve adalet çok yüksek, sürdürülebilirlik ve sorumluluk yüksek, katılım orta düzeydedir. Öğretmen adaylarının küresel iklim değişikliği farkındalığı cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermezken, doğal ve beşeri ortama etkiler alt boyutunda kadınların lehine anlamlı fark vardır. Sürdürülebilir kalkınma farkındalığı ile çevre ve toplum alt boyutlarında da kadınların lehine anlamlı farklar belirlenmiştir. Ekolojik vatandaşlık düzeyleri cinsiyete göre farklılık göstermemekle birlikte, sürdürülebilirlik ve hak ve adalet boyutlarında kadınların lehine anlamlı fark tespit edilmiştir. Üniversite değişkenine göre ölçek ve alt boyutlarda anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bölüm değişkenine göre, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının iklim değişikliği farkındalığı sınıf öğretmen adaylarına göre daha yüksektir. Alt boyutlarda, fen ve sosyal bilgiler öğretmen adayları küresel organizasyonlar farkındalığında sınıf öğretmen adaylarına göre; fen bilgisi öğretmen adayları ise enerji tüketimi ilişkisi farkındalığında diğer iki bölüme göre daha yüksek düzeydedir. Sürdürülebilir kalkınma farkındalığı ve alt boyutları ile ekolojik vatandaşlık düzeyleri ve alt boyutları bölüm değişkenine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Ancak, fen bilgisi öğretmen adaylarının sürdürülebilirlik düzeyleri, sınıf öğretmen adaylarına göre daha yüksektir. Bunu yanı sıra, küresel iklim değişikliği farkındalığı ile ekolojik vatandaşlık arasında orta, sürdürülebilir kalkınma farkındalığıyla zayıf düzeyde; ekolojik vatandaşlık ile sürdürülebilir kalkınma arasında ise çok zayıf düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Ayrıca, iklim değişikliği farkındalığının, ekolojik vatandaşlık ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığı arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunmaktadır. Araştırmanın nitel bulgularına göre öğretmen adayları, küresel organizasyonlar ve uluslararası anlaşmalara yönelik farkındalığın gelişimini engelleyen başlıca etkenin, bu konulara okulda yeterince yer verilmemesi olduğunu belirtmişlerdir. Küresel iklim değişikliğinin nedenlerine yönelik farkındalık, bilinçlendirme etkinliklerinin yetersizliğinden etkilenmektedir. Sürdürülebilir kalkınma farkındalığını artıran temel unsur, çevre odaklı ders içerikleridir. Ekolojik vatandaş olmayı ise alışkanlıklara bağlılık ve tüketim odaklı yaşam tarzı olumsuz etkilemektedir. Çevresel farkındalık eksikliği, bireylerin çevresel katılımını önemli ölçüde sınırlandırmaktadır. Öğretmen adayları, ekolojik vatandaşlık ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığı arasındaki ilişkide küresel iklim değişikliği farkındalığının belirleyici olduğunu vurgulamış; ekolojik vatandaşların çevre dostu davranışlarının sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağladığını, bu farkındalığın da çevresel bilinç ve davranış değişimini desteklediğini ifade etmişlerdir. Araştırmanın bulguları neticesinde çeşitli önerilere yer verilmiştir.