Necmettin Erbakan University
Anabilim Dalı

Sanat Tarihi Anabilim Dalı

Necmettin Erbakan University

407

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nevşehir il merkezindeki Erken Cumhuriyet Dönemi eğitim yapıları (1923-1945)

Eğitim alanında tek tip sistemden kademeli sisteme geçiş modernleşme yolunda atılan adımlardan biridir. Bu kademeli sistem insanların eğitim düzeyini belirleme açısından önem arz etmektedir. Toplumu sınıflandırma açısından ve ileri eğitim düzeyinde bireyin kendisini geliştirme fırsatı sunmuştur. Peki, bu kademelendirme sistemi nedir? Okuma yaşına gelmiş çocukların okula giderek eğitim-öğretim görmesi ile ilk olarak ilkokul, ortaokul, lise gibi sınıflandırmalar yapılarak batı tarzı eğitim modeli tercih edilmiştir. Okula giden çocuk sayısının fazla olması ile ek binalar tercih edilip, bunun yanında merkezlerde hem ilkokul, hem ortaokul olmak üzere iki ayrı bina inşaları söz konusudur. Cumhuriyetin ilanından sonra eğitimin yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte, Anadolu'nun her yerinde merkezden taşraya kadar bu ideolojinin taşınması, yeni okul kurumlarını Nevşehir özelinde değerlendirmek mümkündür. Maarif nazırlığınca, hem yerli hem de yabancı mimarlardan oluşan, İnşaat Dairesinde bölgenin durumuna uygun, geleneksel yapı malzemesi göz önünde tutularak, yapılacak binalar için belirli tip projeler oluşturulmuştur. Ülkenin her yerinde bu projeler baz alınarak binalar yapılmıştır. Erken Cumhuriyet Dönemi'nin mirası olarak günümüze kadar gelen bu kurumların, okullaşma uğraşları ve inşa sürecinde köy halkının desteğiyle yapılmaları, kamu kuruluşları bakımdan önem arz etmektedir. Yapılan bu çalışmada Nevşehir İl Merkez'inde Erken Cumhuriyet Dönemi'ni kapsayan 1923 ile 1945 yılları arasında inşa edilip günümüze kadar sağlam bir şekilde gelebilmiş toplam 10 eğitim yapısı tespit edilmiştir. Bu yapıların tarihlendirilmesi, plan ve cephe düzenlemeleri ele alınmıştır. Bugün hâlihazırda bulunan bu okulların birçoğu atıl durumda bırakılmış ya da başka bir yere yeni bir okul binasının inşa edilmesiyle terkedilmiş veya depo olarak kullanılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Nevşehir, Eğitim Kurumları, Okul Binaları, Erken Cumhuriyet Dönemi

Cumhuriyet DönemiErken Cumhuriyet DönemiNevşehir
Gamze Pehlivan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürel belleğin aktarımına örnek: Sındırgı köylerindeki ahşap ambarlar

Bu tez çalışmasında "Kültürel Belleğin aktarımına Örnek: Sındırgı Köylerindeki Ahşap Ambarlar" incelenmektedir. "Ambar" kavramı sebze, meyve, tahıl, temel gıdaların ve değerli eşyaların saklandığı yeri tanımlar. Kültürler içerisinde ihtiyaçtan doğan ve bulunduğu coğrafi alana göre malzeme kullanılarak şekillenen ambar formları görülmektedir. Kırsal mimari unsuru olarak yapılan ambarlar, mimarlık alanında halk mimarisi grubuna dahildir. Yerleşik hayata geçen yörük topluluklarının tarım ile uğraşları neticesinde ihtiyaç duydukları saklama alanı araştırma konumuz ambarları ortaya çıkarmıştır. Ambarların malzeme ve teknik olarak, çam ağacından çivi kullanılmadan yapılmış olması bir taraftan uzun ömürlü olmalarını sağlarken diğer taraftan konunun özgünlüğünü de vurgulamaktadır. Geleneksel bilginin kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla işlerliğini günümüze kadar devam ettiren bu yerel yapılar kültürel belleğin izlerini taşır. Sındırgı ilçesindeki köylerin coğrafi konumları, merkeze uzaklıkları, aile yapısı, tarımsal üretim faaliyetleri gibi etmenler ambarların yapısal özelliklerinde farklılıklara neden olmuştur. Dağ köylerinde ve tarımsal üretimin yoğun olduğu kalabalık ailelerde ambar boyutları artarken merkeze yakın köylerde küçük boyutlu ambarların sayısal üstünlüğü görülmektedir. Bölgenin coğrafyası ve hanelerin farklı ihtiyaçları farklı tipolojileri ortaya çıkarmış evli ambar, yarım ambar, kabak ambar örnekleri oluşmuştur. Ambarlarda ana yapı malzemesi olarak kullanılan çam ağacı bölgedeki ormanlardan elde edilmiştir. Bu binaların kurulumunda iki teknikten bahsedilebilir. Bunlardan en sık kullanılanı "kurtboğazı geçme" tekniği diğeri ise "çalma Boğaz"dır. Bunların genel özellikleri kerestelerin birbirlerine çatılarak bağlanmasıdır. Tamamıyla ahşap malzeme kullanılan ambar yapılarında, demir malzeme yalnızca kapı menteşelerinde görülür. Dövme tekniği ile şekillendirilen menteşeler, yapıda süsleme unsurunun görüldüğü tek yerdir. Menteşelerde kullanılan motifler dönemin yörük dokumalarında da karşımıza çıkar. Köklü bir geleneğe vurgu yapan bu sembolik şekiller Orta Asya bozkırından Anadolu'nun batı ucuna transfer edilmiş gözükmektedir. Anahtar Kelimeler: Sındırgı, Yörük, Ambar, Halk Mimarisi, Bezeme, Ahşap Mimari

Ergül Gündağ Arıkan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken cumhuriyet dönemi gar binaları: Yozgat örneği

Bu tez çalışması günümüz Yozgat ili sınırlarında bulunan Erken Cumhuriyet Dönemi gar binalarını konu almaktadır. Dünya genelinde 19. Yüzyılda ilk uygulanmasından itibaren demiryolu ulaşımına verilen önem artmaya başlamıştır. Bu yüzyıl içerisinde Osmanlı topraklarında askeri, siyasi ve iktisadi amaçlar doğrultusunda yapılmak istenen demiryolu inşası, yabancı şirketlere verilen birtakım imtiyazlarla hayata geçirilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti devletinde, milli demiryolu politikası kapsamında; yabancı şirketlerin idaresinde olan demiryolları devletleştirilmiş ve bu politikadan hedefle ülke demir ağlarla donatılmıştır. Bu çalışmaya konu olan Yozgat gar binaları, Türkiye Cumhuriyeti'nin milli politika çerçevesinde hayata geçirdiği ilk uygulamalardan olsa da yapılan bilimsel çalışmalar Kayseri, Sivas, Erzurum gibi büyük kent merkezlerine yönelmiştir. Yozgat tren garları bünyesinde 1925 yılından itibaren farklı işlev ve mimari özelliklerde binaların inşası gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında Yozgat gar tesislerinde bulunan ve bazıları günümüze ulaşmayan binalar, mimari olarak tanıtılmış, dönemin sosyal-iktisadi aracı olarak arka plan çalışması üzerine değerlendirilmiştir. Bölge ve gar binası ile ilgili yapılacak çalışmalara kaynaklık edeceği düşünülmektedir.

Gamze Bendi
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Topkapı Sarayı Müzesi Emanet Hazinesi Kitaplığı'nda bulunan XVI. yüzyıl Kur'ân-ı Kerim ciltleri

"Topkapı Sarayı Müzesi Emanet Hazinesi Kitaplığı'nda Bulunan XVI. Yüzyıl Kur'ân-ı Kerîm Ciltleri" adlı bu çalışmada Emanet Hazinesi Kitaplığı'nda yer alan, XVI. yüzyıl özelliği taşıyan 33 adet Kur'ân-ı Kerîm'in cildi tanıtılmış ve tarihlendirilmiştir. Bu ciltlerden 17 adedi Sancak Kur'ân-ı Kerîmi'dir. Çalışma esas olarak beş bölüme ayrılmıştır. Birinci Bölümde; "Konunun Tanımı, Amacı ve Sınırları", "Yöntem", "Konuyla İlgili Yapılan Araştırmalar" ile "Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Tarihi" başlıklarına kısaca yer verilmiştir. İkinci Bölümde; "Türk-İslam Cilt Sanatı" ana başlığı altında "Cildin Tanımı ve Tarihçesi", "Cildin Bölümleri", "Kapağın Bölümleri" ve "Cilt Çeşitleri" tanıtılmıştır. Bu son başlık ise "Malzemesine Göre Cilt Çeşitleri" ve "Süsleme Tekniğine Göre Cilt Çeşitleri" olarak iki alt başlıkta ele alınmıştır. Üçüncü Bölüm; katalog bölümüdür. Emanet Hazinesi Kitaplığı'nda yer almakta olup sanat değeri bakımından incelemeye uygun görülen ve XVI. yüzyıla tarihlendirilen toplamda 33 adet Kur'ân-ı Kerîm ve Sancak Mushafı bu bölümde ele alınmıştır. Dördüncü Bölümde; Kataloğa dâhil edilen örnekler "Malzeme ve Renk", "Teknik", "Cildin Bölümleri" ve "Süsleme" başlıkları ve bu başlıkların alt başlıklarıyla ayrıntılı bir biçimde değerlendirilmiştir. Beşinci Bölümde; "Sonuç" başlığı altında elde edilen bulgular ve cilt sanatının önemine değinilerek çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Topkapı Sarayı Müzesi, Emanet Hazinesi Kitaplığı, Cilt Sanatı, XVI. Yüzyıl, Kur'ân-ı Kerîm Ciltleri

16. yüzyılCilt sanatıKur'an-ı Kerim+3
Yasemin Şahin
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aksaray Kızılkaya tarihi yapıları

Bu çalışma, İç Anadolu Bölgesi'ndeki Aksaray ilinin Gülağaç ilçesine bağlı Kızılkaya köyünün tarihi yapılarını konu edinmektedir. Çalışmada, Aksaray ili Gülağaç ilçesine bağlı Kızılkaya köyünde mevcut bulunan tarihi yapıların tespiti için öncelikle arşiv ve literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra arazi çalışması yapılarak köyde biri köy odası olmak üzere toplam on dört ev, bir cami, beş sarnıç, dört çeşme, bir köprü, bir değirmen, biri kaya kilise olan toplam dört kaya oyma mekân, beş mezar taşı ve bir dükkândan oluşan toplam otuz altı yapı tespit edilip incelenmiştir. Bu arazi çalışması kapsamında köyde incelenen tüm tarihi yapılar fotoğraflanıp bunların ilgili yapılarda ölçümleri alınıp bu doğrultuda kroki ve plan çizimleri yapılmıştır. Çalışma beş ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci bölüm 'Giriş' başlığı altında 'Konunun Tanımı, Amacı, Önemi ve Sınırları', 'Konu ile İlgili Kaynaklar' ve 'Yöntem', belli bir sıralama hususunda anlatılmıştır. İkinci bölümde tarihi yapıları araştırılıp, tespit edilip incelenen 'Kızılkaya'nın Konumu ve Tarihçesi' geniş bir çerçeveden ele alınmıştır. Üçüncü bölümde katalog başlığı altında incelenen tarihi yapılar türlerine göre sınıflandırılmıştır. Yapı türleri kendi arasında ise kronolojik sıraya göre düzenlenmiştir. Mimari yapılar bu bölümde katalog numarası, fotoğraf numarası, çizim numarası biçiminde tasnif edildikten sonra yapının yeri, genel tanım, malzeme ve teknik, plan ve plan elemanları, süsleme özellikleri, tarihlendirme ve yapının mevcut durumuna göre anlatılmıştır. Dördüncü bölümde 'Değerlendirme' başlığı altında yapılar malzeme ve teknik, plan tipleri, plan elemanları, yapı elemanları, cepheler, süsleme ve tarihlendirme gibi özelliklerine göre incelenmiştir. Beşinci bölümde 'sonuç' başlığı adı altında Aksaray Kızılkaya'daki tarihi yapıların değerlendirme bölümündeki bulgularla Türk sanat tarihi ve mimarisinin önemi bundan sonra yapılacak olan akademik, bilimsel ve turizm çalışmalarına ışık tutacak şekilde vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Aksaray, Gülağaç, Kızılkaya, Tarihi Yapılar, Arazi Çalışması

Aksaray-Gülağaç-Kızılkaya
Ömer İçirgin
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesinde bulunan Bizans dönemi kemer tokaları

Bu çalışma, Bizans İmparatorluğu dönemine ait kemer tokalarının incelenmesine odaklanmaktadır. Bizans İmparatorluğu, tarihsel olarak zengin kültürü, sanatı ve mimarisi ile ön plana çıkan bir medeniyettir. Bu medeniyetin taşıdığı önem, günümüzde hala araştırmacıları ve tarih meraklılarını etkisi altına almaktadır. Bizans kemer tokaları, giyim eşyalarının vazgeçilmez bir parçası olmuş ve dönemin estetik anlayışını yansıtan önemli örnekler sunmuştur. Bu tez, Bizans İmparatorluğu'na ait kemer tokalarını sistemli bir şekilde inceleyerek, bu eserlerin tarihi, kültürel ve sanatsal bağlamdaki rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde konunun tanımı, önemi ve sınırlarından bahsedilmiş, ikinci bölümünde Bizans maden sanatı ayrıntılı olarak anlatılmış, üçüncü bölümde kemer tokalarının tarihsel sürecinden bahsedilmiş, dördüncü bölümde elli üç adet kemer tokasının ayrıntılı tanımları ve çizimleri yapılmış ve beşinci bölümde kemer tokalarının değerlendirilmesi yapılmıştır. Umarım bu tez, Bizans İmparatorluğu'nun kemer tokalarının anlaşılmasına ve bu önemli kültürel mirasın daha geniş bir kitleye tanıtılmasına katkı sağlar. Bu tezin hazırlanmasında emeği geçen danışmanım Dr.Öğr.Üyesi İlker Mete MİMİROĞLU'na, destekleri ile beni yönlendiren Selçuk Üniversitesi'nden Öğr.Gör. Ömür ESEN'e metnin edebi düzeltmelerinde yardımcı olan Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Uzmanı Nejla ZENGİN'e, eserlerin çizimini yapan Afyonkarahisar Müze Müdürlüğünden Tekniker Önder NURTEKİN'e, arkeoloji ve sanat tarihi terminolojilerini yeniden değerlendiren Kayseri Müze Müdürlüğü Uzmanlarından Doktorant Özlem ELBÜSTAN'a sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca, bu çalışmanın oluşmasında katkı sağlayan Afyonkarahisar Müze Müdürü Mevlüt ÜYÜMEZ'e şükranlarımı sunarım. Anahtar Kelimeler: Bizans İmparatorluğu, Arkeoloji, Kemer Tokaları, Mimari Süsleme, Giysi Aksesuarları

Bilal Aynur
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye Cumhuriyeti banknotlarında yer alan kültür varlıkları

Tetkik kapsamında ortaya çıkarılan bu çalışmada, ilk kez bir bütün olarak bir tezde T.C. Banknotlarının tamamı, özellikle somut kültür varlığı ögeleri üzerinden incelenmiştir. Branşa interdisipliner bakış açısıyla konu; incelemeye, araştırmaya, nihayetlendirilmeye çalışılmıştır. Bu tez çalışması; Cumhuriyet'in ilanı ile başlayan ve günümüze kadar geçen sürede (1923- 2023) basılan dokuz emisyon grubunda ki Türk Lirası banknotlarının üzerinde yer alan kültür varlıklarının tespitini, değerlendirilmesini ve tasnifini ele almaktadır. Beş ana bölümden oluşan araştırmanın ilk bölümünde çizilen genel hatların akabininde para olgusu ve para tarihi hakkında yapılan çalışmalar ve araştırmalara da istinaden ayrıntılı bilgi verilmekte, kültür varlığı kavramını ve Türk Lirası banknotlarında görselleştirilen kültür varlıklarının çerçevesi belirlenmektedir. Üçüncü bölüm; emisyon gruplarına göre tespit edilerek sıralanan somut kültür varlıklarını, Cumhuriyet banknotları üzerinden inceleyen katalog kısmı olup, araştırmanın ana nüvesini meydana getirmektedir. Dördüncü bölüm de, tespit edilen somut kültür varlıkları üzerinden; dönem, tür, kullanım şekli, görselleştirilme süreçlerine göre değerlendirilmişmiş, banknotların tamamının tasnifini tablolaştırılmıştır. Beşinci ve son bölüm olarak meydana getirilen çalışma sonucunda; süreçler, katalog, tasnif tabloları ve konu grafiklerinin sonuçlarıyla, analizler sentezlenmiştir. Ayrıştırıcı ve bağlayıcı unsurlar üzerinden niceliksel (153 banknot bağlamında) ve niteliksel (dirijizm ve manipülasyon) bağlantıların tespitiyle nihayetlendirilmiştir. Ayrıca; birinci ve sekizinci emisyon gruplarının tamamında en az bir kültür varlığına yer verilmişken yalnızca dokuzuncu emisyon grubunda illüstrasyon olarak iki somut kültür varlığına yer verildiği, figürlerin son emisyon grubunda yoğunlaştığı da anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde basılmış olan manipülatif aynı zaman da kümülatif bir algı üzerinden görselleştirilen banknotların, mimari eserler ve kültürel değerleri açılarından kataloglaması, tasnifi ve bu tasnifin değerlendirilmesi ana kaynaklar ve belgeler ışığında yapılacaktır.

BanknotlarKültürKültür varlıkları+2
Makbule Arslan
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesinde bulunan Osmanlı dönemi duvar çinileri

"Konya Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi'ndeki Osmanlı Dönemi Duvar Çinileri" başlıklı çalışmamızda, 15. yüzyıl ile 20. yüzyıl arasında İznik ve Kütahya'da üretilmiş ve satın alma yolu ile müzeye getirilmiş 150 adet çini karo ve panolardan, 59 adet eser ele alınmıştır. Bu çalışma ile sözü edilen eserlerin tüm yönleriyle incelenmesi ve gelişim süreçlerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Eserler arasında bir bütünün parçaları olan karolar dışında farklı boyutlarda, tek olarak üretilmiş olan panolarda vardır. Bu eserler; malzeme, yapım tekniği, süsleme tekniği, form, renk, motif ve kompozisyon açısından ayrıntılarıyla ele alındığında, üretildiği döneme ait İznik ve Kütahya çinilerinin üslup özelliklerini yansıtmaktadır.

Tuba Gürbüz
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güncel sanatta kuir okumalar ve biyopolitika

Bu tez, Türkiye'de kuir kuram ve kuir estetik eleştirisine dayanan sanat çalışmalarıyla coğrafi politikanın izlerini araştıran bir çalışmayı sunmaktadır. Araştırmanın odak noktası, kuir öznenin temsil edildiği sanat çalışmaları üzerinden yerel bir kuir imgeselliğin nasıl oluşturulduğunu, kültürel, tarihsel ve siyasi söylemlerle nasıl ilişkilendirildiğini incelemektir. Aynı zamanda bu çalışmaların iktidarla karşılıklı olarak politik bir müdahale ilişkisi içinde olduğunu analiz etmektedir. Araştırma, yerel bir kuir politika yürütme olanaklarının yanı sıra evrensel bir konumda kuir aktivizm içinde yer alan bir dilin görsel olarak nasıl ifade edildiğine odaklanmaktadır. Tez, 1980 Askeri Darbesi'nden AKP iktidarlığında günümüze kadar süregelen toplumsal cinsiyet ve kuir öznelerle ilgili baskıcı ve hakaret içeren söylemlerin sanata yansımalarını ve yerel bir kuir estetik imgeselliği ile politik bir duruşu nasıl kurabileceğini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda 1980'lerden günümüze ulaşan bir inceleme ile Onur Haftası sergilerine odaklanılmaktadır.

Alev Çağlı
Mimar Sinan Fine Arts University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sivas yöresi halıları (19.yüzyıla kadar)

1071 Malazgirt Savaşıyla kapıları açılan Anadolu'nun içlerine kadar yayılan Türkler, Sivas yöresine de yerleşmişlerdir. Gelenek, örf ve adetlerini gittikleri her yere götüren Türkler, Orta Asya'da icat ettikleri düğümlü halı dokumacılığını Anadolu'ya da getirmişler ve Sivas yöresinde çok kıymetli halılar dokumuşlardır. Selçuklular devrinde Sivas'ta çok kıymetli halılar dokunduğunu, 1271'de Anadolu'yu gezen Marco Polo, Seyahatnamesinde belirtmektedir. Marco Polo "dünyanın en güzel halıları Konya, Kayseri ve Sivas'ta dokunur" demektedir. Bu güzel halıları bulmak ve Sivas yöresinde geleneklere bağlı olarak dokunan halıları tespit ederek, Sivas yöresi halılarının genel özelliklerini ortaya çıkarmak için çalışmaya başladık. Sivas yöresinde tespit ettiğimiz halılar kronolojik olarak Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Devirlerine ait halılardır. Divriği Ulu Camiinde bulunan ve günümüzde İstanbul Vakıflar Halı Müzesinde yer alan geometrik geçmeli yıldız ve sekizgen kompozisyonlu, örgülü kûfi yazı benzeri bordürlü bir halının, Selçuklu devrinde dokunduğu; bu halının bulunduğu cami ve Sivas'taki diğer yapılardaki taş, ahşap ve çini süsleme ile benzer olduğu görülmektedir. Beylikler devrine ait olan iki halı da Divriği Ulu Camiinde bulunmuşlar ve İstanbul Vakıflar Halı Müzesine alınmışlardır. Kareye yakın ölçülerdeki halılarda mavi zemin üzerine desenler siyah konturla işlenmişlerdir. Bu halılar sekiz köşeli yıldız ve sekizgen kompozisyonlu olup, kûfiden gelişen bordür desenlerine sahiptirler. Selçuklu ve Beylikler devrinde görülen sekiz kollu yıldız (yıldız haç) kompozisyonlu çinilerle benzerlik gösterirler. Erken Osmanlı devrine ait bir halıda kenarları düğümlü sekizgenler yer alır. 15. yüzyılda görülmeye başlayan Holbein I. grup halıların öncülerindendir. Bu devrin diğer bir örneği de iri sekizgen kompozisyonlu, örgülü kûfi benzeri bordüre sahip halıdır. Bu halı Holbein III. ve Bergama halıları ile benzerdir. 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan dönemde Sivas yöresinde dokunmuş çok sayıda halı tespit edilmiştir. Divriği Ulu Camiinde ve Şarkışla Büyük Camiinde bulunan ve günümüzde İstanbul Vakıflar Halı Müzesi ile Sivas Gök Medrese Vakıf Müzesinde yer alan merkezi madalyonlu halılar 15. yüzyıla tarihlendirilmektedir. 15-16. yüzyıllarda anahtar deliği veya sekizgen uzantılı diye adlandırılan halılar bulunur. Anahtar deliği veya sekizgen uzantılı halıların bir çeşidi de, halıyı çeviren içteki bordürün iki kısa kenardan halı zeminine doğru sekizgen, kare veya dikdörtgen şeklinde girinti yaptığı halılardır. Şarkışla Büyük Caminde bulunan merkezi bir eşkenar dörtgen madalyonla belirlenmiş halılar 16. yüzyıla tarihlendirilmekte olup, benzerine başka hiçbir cami, müze ve koleksiyonda rastlanılmamıştır. Şarkışla Büyük Caminde bulunan ve 17. yüzyıla tarihlenen diğer bir grup halıda kaydırılmış eksenler üzerinde yerleştirilmiş altıgenler yer alır. Bu halıların bir türünde de, birbirine ince dallarla bağlı altıgenler yer alır. Benzerleri Konya'da da görülen küçük sekizgen motifli halılarla, zikzak desenli halılar, yöre halılarının önemli örnekleridir. Sivas halıları içerisinde seccadeler önemli bir yer tutar. Geleneksel Sivas seccadelerinde geniş bir mihrap nişi, kalın ve uzun bir boyun ve sekizgen bir mihrap tepeliği bulunur. Sivas yöresi halılarında atkı, çözgü ve düğümler yündür. Bazı örneklerde deve yünü, küçük beyaz renkli motiflerin bazılarında pamuk ipi kullanılmıştır. Genel olarak kırmızı, turuncu, sarı, mavi, lacivert, mor, yeşil ve beyaz renkler bulunur. Sivas halılarında teknik olarak Türk düğümü kullanılmıştır. Şarkışla ve çevresinde dokunan halılarda ise kaydırılmış Türk düğümü görülür. Bu düğüm şekli Türkistan'dan Anadolu'ya gelmiş bir gelenektir. Sivas çevresine yerleşen Salurlar tarafından uygulandığı düşünülmektedir. Tüm halılardaki desenler geometrik kompozisyonlardan oluşur. Geometrik kompozisyonlar yanında daha az olarak bitkisel, figürlü, nesneli ve kûfi yazıdan gelişen kompozisyonlar vardır. Sonuç olarak Sivas yöresinde Selçuklu devrinden Osmanlı devrinin sonuna kadar geleneklere bağlı halılar dokunmuştur. 19. yüzyılın sonlarına doğru gelenek dışı tek düğümlü İran etkili halılar üretilmiştir.

Bitki motifleriEl halısıGeometrik motifler+5
Suzan Bayraktaroğlu
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

19. Yüzyılda Aydın Vilayetinde (İzmir, Aydın, Denizli, Muğla, Manisa) Alçı Mihraplar

İslam mimarisinde ibadet yönünü belirlemek için kıble duvarlarının eksenlerinde yer alan mihraplar, boyut, kurgu, malzeme ve süsleme özellikleriyle yapıların dikkat çeken mimari elemanlardan biridir. Hz. Muhammed Dönemi'nde bir işaretle belirlenen kıble yönü, Emevîlerle birlikte nişli bir forma dönüşerek klasiğe yakın bir forma ulaşmıştır. Bu form Anadolu'da Selçuklu ve Beylikler Dönemi'nde çeşitlenerek devam ettirilmiştir. Divriği Ulu Cami'nde taş, Konya Alaaddin Cami'nde çini, Ankara Arslanhane Cami'nde alçı-çini, Kastamonu Kasabaköy Mahmut Bey Cami'nde alçı ve Ürgüp Damsa köyü Taşkın Paşa Cami'ndeki ahşap mihraplar bu zengin çeşitliliği göstermektedir. Erken Osmanlı Dönemi'nde küçük farklılıklarla devam eden bu tür mihrap düzenlemelerinde ekonomiyle de bağlantılı olarak çoğunlukla alçı malzeme kullanılmıştır. Klasik Osmanlı Dönemi'nde geleneği sürdürmekle birlikte özellikle selatin camilerinde kendine özgü bir tarza ulaşan mihraplarda taş ve mermer malzeme tercih edilmiştir. 18. yüzyılın ikinci yarısına kadar devam eden bu gelenek, Batılı sanat üsluplarının etkisiyle farklı malzeme ve süsleme türleriyle zenginleşerek, başta başkent İstanbul olmak üzere imparatorluğun çeşitli vilayetlerinde yeni tasarımların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu dönemde ekonominin de bozulmasıyla uygun maliyetli olması, kolay işlenip şekil alması ve dönemin beğenisinin de etkisiyle süslemede alçı malzeme kullanımı görülmektedir. Tez konusunu oluşturan Aydın Vilayeti de (Aydın, Denizli, İzmir, Manisa ve Muğla) yeni tasarımların uygulandığı önemli bir bölgedir. Bölgede 19. yüzyılda inşa edilen ya da onarılan yapılarda alçı malzeme kullanılan yüz dört mihrap tespit edilmiştir. Mihrapların on biri Aydın, onu Denizli, altmış üçü İzmir, on dördü Manisa ve sekizi Muğla'da yer almaktadır.

Alper Atıcı
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çağdaş sanat eleştirisi kuramlarının Türk resim sanatına yansımaları (1950-2000)

Bu doktora tezinde, 1950-2000 yılları arasında Türk resim sanatı eleştirilerinde sanat kuramlarının etkileri incelenmektedir. Çalışma kapsamında, 1950 – 2000 yılları arasında çeşitli süreli yayınlarda yer alan sanat eleştirileri ele alınmaktadır. Batı sanatına yön veren kuramsal yaklaşımların Türk resim sanatı eleştirisine yansımaları irdelenmektedir. Bu yaklaşımlar, Türkiye'deki sosyal, siyasi ve kültürel faktörler çerçevesinde değerlendirilerek, çağdaş Türk resim sanatının evrimini anlamak için bir çerçeve sunmaktadır. Elde edilen sonuçlar, Türk resim sanatının çağdaş sanat kuramlarının etkisi altında nasıl geliştiğini ve Türkiye'deki sanat ortamının bu kuramsal yaklaşımlarla etkileşimlerini ortaya koymaktadır.

Modern resimModern resim sanatıResim eleştirisi+6
Çağatay Olgun
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Likya bölgesi taş eserlerinde haç motifleri

Kullanımı M.Ö. 4000 yıllarına kadar dayanan haç kavramı Hristiyanlıkta İsa'nın çarmıha gerilmesiyle kötü bir izlenim bırakmış, ardından I. Constantinus'un Milvian Köprüsü zaferi ve Helena'nın Gerçek Haçı bulma efsanesiyle yeni bir anlam kazanmıştır. Likya Bölgesi taş eserleri konu alan bu tez çalışmasında bölgede daha önce yapılmış bilimsel çalışma ve yayınlar incelenerek 26 antik yerleşimde toplamda 233 haç motifi tespit edilmiştir. Bölgede tespiti yapılan haç motifleri ayrı bir bölümde eser fotoğrafı ve çizimi (varsa), haç tipi, buluntu yeri, eser tipi, teknik, tarihlendirme ve kullanılan yayın belirtilerek kataloglanmıştır.

Tuğba Akar
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Konya çevresi Bizans Dönemi mimari plastiği

Doktora tezinin ana konusunu Antik Çağ'da Lykaonia olarak adlandırılan bölgenin sınırları içerisindeki Konya iline bağlı ilçe merkezleri ve bunlara bağlı köylerde tespit edilen Erken ve Orta Bizans Dönemi mimari ve liturjik işlevli elemanlar oluşturmaktadır. Konya iline bağlı ilçe merkezleri (Hüyük, Derbent, Doğanhisar, Akşehir, Tuzlukçu, Ilgın, Kadınhanı, Sarayönü, Beyşehir, Karatay, Altınekin) ve köylerde yapılan araştırmalarda dağınık ya da Türk Dönemi yapılarında devşirme olarak kullanılmış 279 parça tespit edilmiştir. Bunlar mimari ve liturjik işlevli olmak üzere iki ana grup altında değerlendirilmiştir. Mimari işlevli olanlar; 4 sütun kaidesi, 2 çifte sütun kaidesi, 2 postament, 13 sütun başlığı, 7 çifte sütun başlığı, 9 paye, 2 çifte sütun, 51 çifte sütunce, 49 lento, söve ve friz bloğu ve 1 konsol, liturjik işlevli olanlar; 16 balüster, 36 levha, 12 sütunce, 20 arşitrav, 2 ambon podyumu, 2 ambon payesi, 1 altar ve 8 altar tabanı oluşmaktadır. Kesin bir işlev önerisinde bulunmak mümkün olmayan 42 blok ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Malzeme olarak gri mermer ve kireçtaşı yoğun olmakla birlikte beyaz/Dokimeion mermeri de kullanılmıştır. İşçilik açısından çok az sayıdaki örnek başkent Konstantinopolis atölyelerinin işlenim özelliklerini yansıtırken, çoğunluğu Phrygia, Pisidia ve İsauria gibi yakın bölge örnekleriyle benzerlikler taşır. Anahtar Kelimeler: Lykaonia, Konya/Ikonium, Bizans, Mimari Plastik, Süsleme.

Bizans DönemiKonyaLykaonia bölgesi+2
Aytuğ Arslan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zelve Açık Hava Müzesi'nde bulunan Balıklı ve Üzümlü Kilise'nin mimarisi ve resim programı

Bu çalışmada Nevşehir ilinin Avanos ilçesine bağlı Zelve Açık Hava Müzesi'nde bulunan Balıklı ve Üzümlü Kilise'nin mimarisi ve resim programı konu edilmiştir. Kilise birbirine paralel dikdörtgen iki neften ve güneyde bir kişinin ibadet edebileceği ek bir şapelden oluşmaktadır. Vadide yer alan dini yapıların resim programında konulu sahne olmaması, vadiyi ve bu çalışmanın konusunu oluşturan Balıklı ve Üzümlü Kilise'yi tanımlamada dikkate alınması gereken önemli bir husustur. Erken dönemlerden itibaren ikonalara gösterilen ilginin bir ibadet sorunsalı olduğunu düşünen ikon karşıtlarının (ikonoklastlar) ibadet mekânlarını süslemede haç, balık, kuzu gibi sembolik tasvirler ile bitkisel-geometrik motifleri tercih ettikleri bilinmektedir. Çalkantılı dönemlerden geçen imparatorluk sınırlarında III. Leon'un tahta geçmesinin ardından 726/730 yıllarında ikonoklast ferman kabul edilmiş, 843 yılına kadar ikon karşıtlığı bir devlet politikası haline gelmiştir. Bu dönem aralığına tarihlenen kiliselerin en belirgin özelliği kiliselerin resim programlarında yoğun olarak haç, bitkisel-geometrik bezemeler ile sembolik hayvan tasvirlerinin yer alması; İsa, Meryem ve kaynağını İncil'den alan konulu sahnelere rastlanmamasıdır. Bu verilerin ışığında Balıklı ve Üzümlü Kilise'de yer alan haç, balık tasvirleri ile geometrik bezemeler ikonoklazma dönemi sanat anlayışı ile bağdaşsa da araştırmacılar vadide pre-ikonoklazma döneminde ikon karşıtı inananların varlığını savunmaktadırlar. Kilise ayrıca vadide ikonoklazma döneminden sonra resim programı değiştirilen tek kilisedir. Anahtar kelimeler: Zelve, balık, haç, üzüm, Bizans, pre-ikonoklazma, ikonoklazma.

Dini mimariKiliselerMimari özellikler+3
Hicran Tuncer
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mahperi Huand Hatun ve yaptırdığı yapılar

Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubad'ın eşi Mahperi Huand Hatun'un kimliği, yaşamı ve yaptırdığı yapılar bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Dönem kaynaklarında kendisine çok az yer verildiğinden, yaşam öyküsü ancak genel hatlarıyla belirlenebilen Mahperi Huand Hatun, cami, hamam, türbe, zaviye ve han türünde pek çok yapı yaptırmıştır. Kitabeli yapılarının tümü, oğlu Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde inşa edilmiştir. Tarihi ve siyasi koşullar, diğer yapılarının da aynı dönem içinde inşa edildiklerine işaret etmektedir. Bu çalışmada, mimari ve süslemeleriyle irdelenerek karşılaştırmalı değerlendirmelere tabi tutulan yapıların, Anadolu Selçuklu mimarisi içerisindeki yerlerinin tespitine çalışılmıştır. Plan ve mekan olarak yeni denemelerin gerçekleştirildiği Kayseri Mahperi Huand Hatun Camii, kuzeybatı iç köşesine yerleştirilen bani türbesiyle Anadolu Selçuklu mimarisinin özgün örneklerindendir. Mahperi Huand Hatun Türbesi, cami ibadet alanı içinde yer alan konumu, benzer örneğine Anadolu veya yakın coğrafyada rastlanmayan mukarnaslı yüksek kaidesi ve her biri farklı süsleme kompozisyonuna sahip cephe düzeniyle özgün özelliklere sahiptir. Caminin yakınındaki kadınlar için yaptırılan hamam yapısının soyunmalık bölümü duvarlarının özgününde Kubadabad Sarayı çinileri tarzında çinilerle kaplandığı anlaşılmıştır. Yapının çini kaplamaları dışında Anadolu Selçuklu hamam mimarisini devam ettirdiği görülmektedir. Kayseri Şeyh Turesan Zaviyesi, kapalı bir sofanın iki yanına sıralanan mekanları ve daha sonra çok sayıda kişinin defnedilmesiyle türbeye dönüştürülen büyük ölçekli konaklama (han) birimiyle öne çıkar. Tümü, uluslararası deniz aşırı kuzey-güney ticaret yolları üzerinde inşa edilen han yapıları, Anadolu Selçuklu hanlarının plan şemalarını tekrarlamışlardır. Bu çalışmada Mahperi Huand Hatun'un yaptırdığı yapıların önemli bazı yeniliklere getirmekle birlikte genel olarak Anadolu Selçuklu mimari teknik ve uygulamalarını tekrarladıkları, gelenek içinde kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır.

Alaeddin Keykubat IAnadolu SelçuklularıCamiler+4
Demet Turgut
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Olympos Antik Kenti Erken Bizans Dönemi dini yapılarında malzeme ve teknik

Bu çalışmada Olympos Antik Kenti'nde yer alan Erken Bizans dönemi dini yapılarında kullanılan malzeme ve inşa teknikleri konu edilmiştir. Tez çalışması kent içerisindeki Erken Bizans Dönemi dini yapılarından altısını kapsamaktadır. Bu yapılardan üçü kentin kuzey bölümünde yer alan Nekropol Kilisesi ve aynı kompleks (Episkopeion) içerisinde bulunan Piskoposluk Kilisesi ve Vaftizhanesidir. Diğer üçü ise kentin güney bölümünde yer alan Liman Bazilikası, Yamaç Yerleşimi Aşağı Kilise ve Yamaç Yerleşimi Yukarı Kilisedir. Çalışma kapsamında bu dini yapıların mimari tasvirleriyle birlikte kendi araştırma ve gözlemlerimize dayanarak, yapıların duvar örgüsü ve diğer mimari elemanlarda kullanılan malzeme türleri ve yapım teknikleri ayrıntılarıyla tanıtılmıştır. Aynı zamanda kentsel dönüşüm süreci içerisinde kentteki dini yapılarda görülen malzeme-teknik farklılıklar ortaya koyulmuştur. Ayrıca söz konusu dini yapıların malzeme-teknik özellikleri kent içerisindeki ve Likya bölgesindeki benzer örnekleriyle karşılaştırılarak tarihlendirme sorunlarına çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Olympos, Likya, Bizans, Kilise, Malzeme, Teknik.

Antik şehirlerArkeolojik alanlarBizans Dönemi+7
Mehmet Cihangir Uzun
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Levanten mezarlıklarında 19.yüzyıl figürlü mezar anıtları

Tez çalışmasının konusunu, İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Levanten mezarlıklarında bulunan 19. yüzyıl figürlü mezar anıtları oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikli olarak mezarlıklarda bulunan anıtlar ele alınsa da manastır, kilise kripta ve bahçeleri, hastane bahçelerine yapılan anıtsal nitelikli ve figürlü mezar anıtları da ele alınmıştır. Özellikle 19. yüzyılda gayrimüslimlere tanınan sosyal haklar ve mülk edinme hakkıyla birlikte anıtsal nitelikli sosyal ve dini nitelikli yapılar gibi mezar anıtları da dikkati çeken heykelli ve kabartmalı olarak yaptırılmıştır. Bu anıtlar ailelerin ve dönemin sosyal istek ve ihtiyaçlarını, sanatçıların becerilerini, anıtsal heykel ustalarının bu yüzyılda bir meslek olarak ortaya çıktığını, mezheplerin ikonografik taleplerini ve Avrupa'da aynı yüzyılda görülen mezar anıtları ve heykellerinin yansımalarını sunmaktadır. Mezar tiplerinde yüzyılın mimarlık akımlarıyla paralel beğeniler dikkat çekicidir. Neoklasik, Neobizans, Neogrek, Neomısır, Neogotik etkili anıtlar yapılmıştır. Bu anıtlarda İstanbul'a uzak yeni mezar tipleri yanında yüzyıllardır kullanılan lahit, levha, haç, tabut formlu eski mezar tipleri tercih edilmiştir. Avrupa'dan ithal edilen mezar heykelleri de dikkati çekmektedir. 19. yüzyılın bazı mezar anıtları dönemin önemli heykeltıraş, anıtsal mezar ustası veya mimarlarına yaptırılmıştır. Louvre Müzesi'nin duvarlarını süsleyen heykelleriyle bilinen Fransız heykeltraş Marius Jean Antonin Mercié, Luigi Giona, Geroloma Fiaschi gibi Avrupalı sanatçılar, Yunanistan'ın önemli heykeltıraşları olarak tanınan George Bonanos, Lazaros Sohos, Vitsares, Tombros gibi sanatçılar, Tinos adasından gelen Liritis, Krikelis, Ziotis aileleri, Periklis Fotiadis, Panayotidis gibi dönemin mimarları, Papazyan ve Yervant Osgan gibi Ermeni heykeltıraşlar gibi adından söz ettiren mimar, heykeltıraş ve mezar ustaları bu anıtlarda çalışmışlardır. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Osmanlı, Gayrimüslim, Rum, Ermeni, Levanten, Latin, Mezar, Mezar anıtları, Mezarlık, Heykel, Heykeltıraşlar, İkonografi

19. yüzyılAnıt mezarlarAnıtlar+7
Selda Alp
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dağlık Frigya Bölgesi Bizans Dönemi kaya mimarisi

Tez çalışmasının konusunu, Dağlık Frigya Bölgesi'nde, Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar şehirleri çevresinde bulunan, tüf tipi kayalıkların oyulması ile oluşturulmuş Bizans Dönemi kiliselerinin plan tipleri, işlevleri ve dekoratif özellikleri ile tanımlanıp tanıtılmaları, Sanat Tarihi açısından değerlendirilmeleri oluşturmaktadır. Bölgeye ismini veren Frigler özellikle "Dağlık Frigya" olarak adlandırılan bölgede kayaya tapınaklar, sunaklar, mezar odaları oymuşlardır. Kaya oyma geleneği bölgede Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde de kesintisiz olarak devam etmiştir. Özellikle Bizans Dönemi'nde gündelik hayatın her türlü ihtiyacını karşılayan kaya mimarisi örnekleri ile karşılaşılır; bunların başında ise kaya kiliseleri gelir. Dağlık Frigya Bölgesi'nin kaya kiliseleri, Bizans kilise mimarisinin başlıca bütün tiplerini içermektedir: Başta tek nefli olmak üzere, iki nefli, üç nefli (bazilikal), haç planlı, kapalı Yunan haçı planlı kiliseler inşa edilmiştir. Kiliselerin duvarlarında kazıma ve boyama ile yapılmış çeşitli motifler, figürler ve yazıtlar da görülmektedir. Bu araştırmada, bölgedeki kaya kiliselerinin saptanması ve üzerlerinde belgeleme çalışmalarının yapılarak plan tiplerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Saptanan ve sınıflandırılan kiliselerin özellikle Anadolu'daki benzerleriyle karşılaştırılmasıyla, Bizans mimarisi içindeki konumunun ve benzerleriyle olan etkileşimlerinin de ortaya konulmasına çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Kilise, Frigya, Bizans.

Bizans DönemiFrigyaKaya kiliseleri+6
Seçkin Evcim
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılları kazı buluntuları

Bu çalışmada Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılı kazılarında ele geçen küçük buluntuların ve mimari birimlerin değerlendirilmesi konu edilmiştir. Coğrafi konumu itibariyle önemli yolların kavşak noktasında bulunan Karacahisar Kalesi Ortaçağ'da, Bizans Devleti ve Osmanlı Beyliği için stratejik bir nokta olmuştur. Osman Bey'in 1288 yılında bu kaleyi fethetmesiyle birlikte Osmanlı Beyliği kendi varlığını ve gücünü bölgede hissettirmeye başlamıştır. Karacahisar Kalesi alındıktan sonra Osmanlı Beyliğinin fetihleri sürekli devam etmiş ve Beylikten, güçlü bir imparatorluğa doğru yol almıştır. Bu çalışma kapsamında beş farklı çalışma alanı ve çok sayıda küçük buluntu değerlendirmeye alınmıştır. Küçük buluntulara ve mimari verilere bakıldığında, Karacahisar Kalesi'ndeki yerleşim dokusunun Ortaçağ'da daha yoğun olduğu ve 15. yüzyıldan sonra kalenin kullanımın azaldığı ileri sürülebilir. Daha sonraları kullanılmayan kalenin zamanla çoğu bölümleri yıkılmıştır. Hala devam eden arkeolojik kazılar sonucunda kalenin toprak altında kalan kısımları, gün ışığına çıkarılmaktadır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+6
Meydan Palalı
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Amasya camilerinde ahşap bindirme tavan

Bu tez kapsamında Amasya merkez, ilçe ve köylerinde en erken tarihlisi 1426 yılına ait ahşap bindirme tavanlı otuz bir cami tespit edilmiş, yapıların tavan örtüleri kuruluş ve biçimlerine göre sınıflandırılarak incelenmiştir. Tavanların ikisi kirişlemeleri üstten kaplamalıyken; diğer tüm tavanlar kirişlemeleri alttan kaplamalıdır. XV-XX. yüzyılın son çeyreği arasında inşa edilen bu camiler içerisinde XVI. yüzyıla ait bindirme tavanlı herhangi bir örnek bulunmamaktadır. XVII. yüzyıla ait iki, XVIII. yüzyıla ait bir, XIX. yüzyıla ait altı camide ahşap bindirme tavan bulunmaktadır. Ağırlıklı olarak Cumhuriyet Dönemi'ne tarihlenen örneklerle karşılaşılması dikkat çekicidir. XX. yüzyıl ilk yarısına ait iki, ikinci yarısının ilk çeyreğine ait on beş, ikinci yarının son çeyreğine ait dört camide ahşap bindirme tavan bulunmaktadır. Ahşap tavan, Anadolu'da eski çağlardan bu yana daha çok kare ya da kareye yakın dikdörtgen, nadiren dairesel tabanlı mekân boşluklarının örtülmesinde kullanılagelen oldukça ekonomik bir örtü biçimidir. Ahşap kirişler yardımıyla genellikle mekânı bölen herhangi bir taşıyıcıya gerek duyulmaksızın çok değişik biçim ve tekniklerde mekân boşluğu kolayca geçilerek örtülebilmektedir. Alttan kaplamasız ahşap kırma tavan ve türevleri dışında genellikle düz ve bindirmeli olmak üzere başlıca iki teknikte yapılırlar. Hem ahşap hem kârgir malzemede uygulanabilen bindirme tekniği, özellikle tavan kuruluşlarında değişik biçimlerin elde edilmesine imkân vermekte ve kolay statik çözümlemeler sağlamaktadır. Bu nedenle çok eski tarihlerden bu yana mimaride mekân örtüsü olarak sevilerek kullanılmışlardır. Bindirme tekniğinin, taşıyıcı tavan kirişlerinin kuruluşuna göre her biri kendi içinde alt başlıklara ayrılabilen, biri paralel taşıyıcı kiriş, diğeri köşeli bindirilen kiriş esasına dayanan başlıca iki uygulama biçimi vardır. Amasya camilerinin ahşap bindirmeli tavanlarında her iki türün de örnekleri görülmektedir. Amasya Merzifon ilçesi II. Murad Camii, Amasya merkez Üçler Camii, Amasya merkez Kaleköy Camii ve Kızılkışlacık Köyü Camii'nde ana tavan kirişlemeleri birbirine paraleldir. Amasya Camilerinin kirişleri köşeli birleşen tavan örnekleri, döner eksenli bindirme ve iç içe bindirmeli tavan olmak üzere başlıca iki grupta toplanabilmektedir. Hanife Hatun Camii, İlyasköy Camii, Belmebük Köyü Camii, Aydınca Köyü Camii, Mahmatlar Köyü Camii, Sarılar Köyü Camii, Dadı Köyü Camii ve Mahmatlar Köyü Yol Kenarı Camii tavanı olmak üzere Amasya camilerinin sekizinin örtüsünde döner eksenli bindirme tekniği kullanılmıştır. Eyüp Çelebi Camii, Büyük Hacı Hasan Camii, Yukarı Baraklı Köyü Camii, Akyazı Köyü Camii, Şıhlar Köyü Camii, Ortaova Köyü Camii, Çavuş Köyü Camii, Kayabaşı Mahallesi Camii, Yıldız Köyü Camii, İpekköy Camii, Yeşilören Köyü Camii, Karasenir Mahallesi Camii, Serçoban Mahallesi Tamlar Camii, Karakise Köyü Camii, Köprübaşı Camii, Aktarla Köyü Camii, Kızılca Köyü İstasyon Camii, Sarıyar Köyü Aşağıova Camii'nden oluşan on sekiz cami yapısının tavan örtüsü ise iç içe bindirmelidir. Bu çalışmanın en önemli sonucu Asya'dan Anadolu'ya uzanan geniş bir coğrafi alanda, köklü bir tarihi geçmişi bulunan ahşap bindirmeli tavan tipinin, özellikle Cumhuriyet Dönemi'nde olmak üzere Amasya dahilinde de uygulandığının tespiti olmuştur. Anahtar Kelimeler: Amasya, bindirme, tavan, ahşap, kiriş.

Ahşap tavanAmasyaCamiler+1
Neslihan Korkmaz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Erken Bizans Dönemi resimli dini el yazmaları: Viyana Genesis

Tezin konusu Erken Bizans Dönemi Resimli Dini El Yazmaları: Viyana Genesis'den oluşturmaktadır. Bu çalışmanın ilk amacı Erken Bizans Dönemi Resimli Dini El Yazmaları ile ilgili yapılmış araştırmalar ışığında el yazmalarının sınıflandırılması, konularının, üslup özelliklerinin, üretim yerlerinin ve malzemelerinin belirlenmesi ve benzer özelliklerin tespit edildiği el yazmalarının karşılaştırmalarının yapılmasıdır. Söz konusu el yazmaları arasında yer alan Viyana Genesis el yazmasının metin-resim ilişkisi, ikonografik, üslup ve teknik özelliklerinin detaylı olarak ele alınması çalışmanın ana konusunu oluşturur. Müze ve kütüphane çalışmalarının gerçekleştirildiği çalışmada, öncelikle Erken Bizans Dönemi Resimli Dini El Yazmaları başlığı altında Quedlinburg Itala, Ashburnham Pentateuch, Rabbula İncili, Paris Suriye Kutsal Kitabı, Aziz Augustus İncili, British Library Kanon Tabloları, Cotton Genesis incelenmiş, Viyana Genesis el yazmasıyla bağlantılı olduğu düşünülen Erken Bizans Dönemi Purpura Kodeksler başlığı altında Rossano İncilleri, Sinop İncili ayrı olarak ele alınmıştır. Araştırmanın bir sonraki aşamasını ve ana konu ise Erken Bizans Dönemi Resimli Dini El Yazmaları başlığı altında Viyana Genesis el yazmasının metin-resim ilişkisi, ikonografik, üslup ve teknik özellikleri belirlenmeye çalışılmış ve bu bilgiler ışığında söz konusu el yazmasının katalog çalışması yapılmıştır. Viyana Genesis el yazması, içerik açısından taşıdığı önemin yanı sıra biçim açısından da ayrı bir yerdedir. Bizans sanatında zenginlik ve asalet göstergesi olan purpura renginde üretilmiş el yazmaları arasında konularını Eski Ahit'ten alan günümüze ulaşabilmiş tek el yazmasıdır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda Eski Ahit sahnelerinin Ortodoks Bizans inancında kendisine yer bulması; bunun da ötesinde, Viyana Genesis el yazması örneğinde Yeni Ahit konularına yer verilmeden sadece Eski Ahit sahnelerinin betimlenmiş olması, henüz yeni kurumsallaşmakta olan bir inancın gelenekle kurduğu ilişki anlamında önemlidir. Helen kültürünün etkisini taşıyan Yahudi sanatının Eski Ahit konularının Hıristiyanlık temalarında kullanılmasına yol açması, coğrafi ve tarihi anlamda farklı kültürlerin birbirine hangi biçimlerde eklemlendiğini göstermesi açısından bilimsel veriler taşır. Konuyla ilgili ünik bir başka veri ise, Viyana Genesis el yazmasındaki bazı sahnelerin Eski Ahit'te de karşılığının olmamasıdır. Bundan dolayı Eski Ahit dışında diğer Yahudi kaynakları da incelenmiş, sahneler ile bağlantıları tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Bizans, El Yazmaları, Bizans Erken Dönem, Eski Ahit, Yaradılış, Purpura, 6. yüzyıl

Dini eserlerErken Bizans DönemiEski Ahit+3
Pınar Serdar Dinçer
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye müzelerinde bulunan Erken Bizans Dönemi (M.S. 4 – 6. yy.) İon sütun başlıkları

Bu tez çalışması, Türkiye müzelerinde bulunan Erken Bizans Dönemi (M.S. 4.-6. yy.)'ne ait İon sütun başlıklarının tespitini ve kronolojik bir tipoloji oluşturmayı amaçlamaktadır. Araştırmamız kapsamında İstanbul, Sinop, Antalya, Kocaeli, Tokat ve Yalvaç Arkeoloji Müzeleri'nde, Erken Bizans Dönemi'ne ait 43 İon sütun başlığı tespit edilmiştir. Tespit edilen başlıkların sınırlı sayıda olmasına rağmen araştırmamıza alınan örnekler üzerinden bir gruplama yapılmaya çalışılmıştır. Başlıklar üç grup altında incelenmiştir. Üretim yeri ve tipine göre sınıflandırılan birinci grup, Prokonnesos üretimi Geç Antik Çağ – Erken Bizans Dönemi İon sütun başlıkları adı altında değerlendirilmiştir. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde bulunan ve Konstantinopolis/Prokonnesos üretimi İon sütun başlıkları ikinci grubu oluşturmuştur. Türkiye müzelerinde farklı bir grup oluşturan İon sütun başlıkları, M.S. IV.-VI. yüzyıl Anadolu İon sütun başlıkları başlığı altında değerlendirilmiştir. Araştırmada, M.S. 4.-6. yüzyıl Anadolu geneli ve Konstantinopolis örneklerinin oran, orantı ve biçimleri ile süsleme unsurları konu alınmış, İon sütun başlıklarındaki değişim değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmamızda tespit ettiğimiz, büyük çoğunluğu M.S. 4. ve 5. yüzyıllara ait olan sütun başlıklarının zamana bağlı olarak biçimsel bozulmaların arttığı ve ait oldukları yapılar kesin olarak tespit edilememekle birlikte, düzenin genellikle üst yapı elemanlarına yer verilmeyen sütunlu cadde, stoa, peristyl ve anıt gibi boyutları itibari ile daha küçük ve ikincil yapılarla sınırlı kaldığı gözlemlenmektedir. M.S. 6. yüzyıldan itibaren İon Düzeni ve buna bağlı olarak İon sütun başlıklarının tamamen ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: İon Sütun Başlığı, Bizans, Geç Antik Çağ Mimarlığı, Erken Bizans Dönemi Mimarlığı, Prokonnesos, İstanbul.

Bizans DönemiBizans eserleriErken Bizans+6
Erkan Kaya
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amorium Kazısı 2013-2015 yılları cam buluntuları

Afyonkarahisar'ın Emirdağ İlçesi'nin 12 km. doğusunda yer alan Amorium'da 2013-2015 yıllarında yürütülen kazılar sırasında bulunan cam objeler bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Amorium M.Ö. 2000'li yıllardan itibaren Hitit, Phryg, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz yerleşim görmüş bir antik kenttir. Kent, Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir olarak iki başlık altında değerlendirilmektedir. Amorium'da ilk çalışmalar, 1987 yılında Prof. Dr. R. Martin Harrison tarafından bir yüzey araştırması ile başlamıştır. Çalışmalar 1993 - 2009 yılları arasında Dr. Chris Lightfoot tarafından devam ettirilmiştir. 2013 yılında Amorium kazı çalışmaları Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in Bilimsel Danışmanlığında sürdürülmüştür. 2014 yılından itibaren kazı çalışmaları Bakanlar Kurulu kararı ile Anadolu Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in kazı başkanlığında devam etmektedir. 2013-2015 yılları arasında 505 adet cam obje ele geçmiştir. Camın kırılmaya elverişli bir yapıya sahip olması nedeniyle buluntular küçük parçalar halindedir. Ele geçen buluntular sayısal yoğunluklarına göre bilezik, gövde, pencere camı, ağız kenarı, tessera, kaide, kulp ve kandillere ait parçalardır. Bunun yanı sıra buluntular arasında cam üretiminin dolaylı bir kanıtı olan cüruflar yer almaktadır. Amorium cam objeleri malzeme niteliği, renk, süsleme, ele geçtiği tabaka ve karşılaştırma örnekleri dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Amorium, Bizans, Cam, Aydınlatma, Bilezik.

Afyonkarahisar-EmirdağArkeolojik kazılarAydınlatma+7
Gizem Öncelen
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bizans Dönemi resimli Oktateukh el yazması: Seraglio (Topkapı Sarayı Gi.8)

Tezin konusu "Bizans Dönemi Resimli Oktateukh El Yazması: Seraglio (Topkapı Sarayı Gi. 8)"dur. Bizans'tan günümüze kalan Türkiye'deki tek resimli Oktateukh el yazması olması nedeniyle tez konusu olarak seçilmiştir. 12. yüzyıla tarihlendirilen Topkapı Sarayı G.İ.8; Yunanca küçük harfle yazılmış resimli Eski Ahit metni içeren 569 folyolu, 301 resimli, üç ciltlik bir el yazmasıdır. El yazmasının tüm resimlerini kapsayan bir katalog hazırlanmış, ilgili konuların Yunancadan Türkçeye çevirisi yapılmış, resim-metin ilişkisi irdelenmiş, resimler ikonografik ve üslup açısından değerlendirilmiş ve farklı dönem resimli el yazmalarıyla karşılaştırma yapılmıştır. El yazmasının resimleri detaylı incelendiğinde,birbirinden farklı tarzda yapılmış pek çok resmin olduğu görülmüştür. Aralarında benzerlik kurulabilen resimler dikkate alındığında, A'dan H'ye kadar 8 üslup grubunun olduğu ve bazı resimlerin de onarım gördüğü tespit edilmiştir. El yazmasının başından sonuna kadar değişim gösteren resimlerinin gelişim sürecini anlayabilmek ve onarım gördüğü dönemi tespit etmek için farklı dönem el yazmaları incelenmiştir. Topkapı Sarayı G.İ.8 el yazmasının resimleri; Sina Gr. 1186 (11. yy.), plut., 9.28 (11. yy.), Vatikan Gr. 747 (11. yy.), Vatikan Gr. 746 (12. yy.), İzmir A. 1 (12. yy.), Vat. Gr. 1162 (12. yy.), Oxford Bodleian Gr. Th. F1 (14. yy.) ve Codex Gr.5 (14. yy.) ve diğer el yazmaların resimleriyle karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda, Topkapı Sarayı G.İ.8el yazmasının resimlerinin 11-12. yy el yazmalarında görülen kalıplaşmış ikonografik programlarla benzer olduğu ve orijinaline bağlı kalınarak 14. yüzyılda Palaiologoslar döneminde onarım gördüğü önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Bizans, Oktateukh, Orta Bizans Dönemi, Resimli El Yazmaları,12. yüzyıl.

12. yüzyılBizans DönemiBizans resim sanatı+5
Necla Kaplan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amorium Kazıları Büyük Mekân maden buluntuları

Bu çalışmada, Amorium Antik Kenti "Büyük Mekân" kazılarında ele geçmiş maden eserler konu edilmiştir. Amorium, M.Ö. 2000'li yıllardan itibaren Hitit, Frig, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz yerleşim görmüş antik kenttir. Kent, Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir olarak iki başlık altında değerlendirilmektedir. Amorium'da ilk bilimsel çalışmalar, 1987 yılında Prof. Dr. R. Martin Harrison tarafından bir yüzey araştırması ile başlamıştır. Prof. Harrison 1988 - 1992 yılları arasında kentte kazı çalışmaları gerçekleştirmiştir. "Amorium Kazıları Projesi" ile 1993-2009 yılları arasında Dr. Chris S. Lightfoot tarafından devam ettirilmiştir. Kentteki kazı çalışmaları 2014 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi adına Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in kazı başkanlığında sürdürülmektedir. "Büyük Mekân", Aşağı Şehir Kilisesi'nin kuzeyinde, sit alanının neredeyse tam ortasında yer almaktadır. 1996-2008 yılları arasında, alanda gerçekleştirilmiş olan kazılarda MS. 6.-9. yüzyıllara tarihlenen bir Bizans Hamamı ortaya çıkartılmış ve ayrıca bu alanın, kentin önemli bir şarap üretim merkezi olduğu anlaşılmıştır. Büyük Mekân kazılarında bulunan demir, bronz ve kurşun malzemeden oluşan 217 adet parça tanımlanmış, türlerine göre sınıflandırılmış ve ele geçtikleri tabakadaki diğer buluntular ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Amorium, Bizans, Büyük Mekân, Maden, Malzeme

AmoryumAntik şehirlerArkeolojik kazılar+5
Berna Yıldırım
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerleştirmeleriyle Sarkis Zabunyan metaforları ve zaman bağlantıları

Yerleştirme sanatı (enstalasyon), geleneksel sanat eğilimlerinin aksine, sanat eseri ve izleyici arasındaki demir parmaklıkları kaldıran, mekanın niteliklerinden yararlanan ve izleyici ile interaktif bir bağ kuran sanat anlayışıdır. Açık veya kapalı mekanlarda icra edilen sanat yaklaşımının kökleri ise, Marcel Duchamp'ın hazır yapım nesneleri ile Kurt Schwitters'e kadar uzanmaktadır. 20. yüzyıl başında kıvılcımları hissedilen bu sanat türü, çağdaş sanatta kavramsal sanat, performans, video, ses, ve mimarlık gibi disiplinler ile etkileşim içinde, günümüzde en fazla kullanılan sanat üretim biçimlerindendir. Çalışmanın konusunu oluşturan Sarkis Zabunyan, bu yaygın ancak zor sanat anlayışını, çeşitli teknik ve yöntemleri ile farklı ve bir o kadar da kendine özgü, başarıyla uygulayan ender sanatçılardan biridir. Yerleştirmelerdeki mekan olgusunu, yarattığı bellek metaforu ile zaman kavramıyla da ilişkilendirmesi, yerleştirme sanatına yeni anlamlar ve felsefi boyutlar kazandırmıştır. Bu özellikleri ile diğer sanatçılardan ayrılan ve yeni bağlamlarla ürettiği yerleştirmeleriyle uluslararası sanat platformunda ses getiren sanatçının bu çalışmada su, renk, ışık, ses, iz ögelerini uzamsal ve zamansal paradigmalar içinde kullanışı irdelenmiştir. Ayrıca, sanat dönemlerine göre farklılaşan eğilimleri, metaforları, kavramları ve sanat terminolojisine kazandırdığı özel terimler ayrıntıyla incelenmiştir. Sarkis'in işlerindeki ve sergilerindeki öne çıkan ilham kaynakları, etki ve etkileşim çerçevesinde değerlendirilmiş, yaratılan katmanlaşmanın 'tümel yapıt' ilkesine dayandığı saptanmıştır. Sanatçının Çağdaş Fransız Sanatı ve Çağdaş Türk Sanatı arasında en sağlam köprülerden birini kurması, multikültürel ve multisosyolojik ortamlarda yer aldığını doğrularken, sanatsal tavrının evrensel bir dile sahip olduğunu da vurgulamaktadır. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Enstalasyon, Fransa, İstanbul, Sarkis Zabunyan, Metafor, Zaman, Bellek, Biçim, Kavram, Bağlam.

BenzetmeEnstalasyonMetaforik algı+6
Şeyma Nalan Ekice
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaziantep Hasan Süzer Etnografya Müzesi'nde bulunan Ortaçağ ve sonrası döneme ait madeni mutfak kapları

ÖZETGüneydoğu Anadolu Bölgesi'nin önemli kentlerinden biri olan Gaziantep, ilkçağlardan günümüze kadar, birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış zengin Anadolu kültürününönemli yerleşim yerlerinden biridir.Bu zengin kültürün bir bölümünü oluşturan, ?Gaziantep Hasan Süzer EtnografyaMüzesi'nde Bulunan Ortaçağ ve Sonrası Döneme Ait Madeni Mutfak Kapları? başlığı altındayapılan bu çalışmada, giriş bölümü, Gaziantep'in fiziki yapısı ve tarihçesi, müze hakkındakısa bilgi, maden sanatının Anadolu'daki tarihsel gelişimi, maden sanatında kullanılanmalzemeler ile yapım ve süsleme teknikleri ana hatlarıyla işlendikten sonra, ilgi müzedekieserler arasından 41 örnek bilimsel açıdan incelenerek 20 kap türü katalog düzeni içindetanıtılmaya çalışılmıştır.Çalışmanın değerlendirme ve karşılaştırma bölümlerinde, incelenen örneklerinyapım ve süsleme özellikleri belirtildikten sonra, Anadolu'daki diğer yöre örnekleriylekarşılaştırmaları yapılarak, benzer ve farklı yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır.Sonuç bölümünde ise değerlendirmeler ışığında varılan sonuç kısaca belirtilmiş,çalışma bibliyografya, çizim ve fotoğraf listesi ile fotoğraflar ve çizimlerlesonuçlandırılmıştır.

Sibel Ağce Leventoğlu
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tunay Demran Koleksiyonu'nda yer alan Bizans İmparatorluğu sikkeleri

Manisa Müze Müdürlüğü'ne kayıtlı olan koleksiyoner Tunay Demran, koleksiyonunu oluşturduğu arkeolojik ve etnografik eserler ile 2000 yılından günümüze kadar taşınabilir kültürel miras koleksiyonculuğuna katkıda bulunmaktadır. Söz konusu koleksiyon toplam 468 adet sikke içermektedir. M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 16.-17. yüzyıla kadar geniş bir tarih aralığını içeren sikke koleksiyonu Lydia, Grek, Pers, Roma, Bizans, Anadolu Beylikleri Dönemi ve Ortaçağ Avrupa Dönemi olmak üzere farklı uygarlıklara ait eserleri barındırmaktadır. Tez çalışmamızın temelini oluşturan Bizans İmparatorluğu sikkeleri, 218 adedi ile koleksiyonun büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Bizans sikkelerinin başlangıcı konusundaki çeşitli görüşler dikkate alınarak, koleksiyon imparator I. Anastasios (491-518) dönemindeki sikke reformuyla başlatılmıştır. Sikkeler, Bizans İmparatorluğu'nun dönemlerine göre ayrılarak kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda koleksiyonun İmparator II. Andronikos Palaiologos (1282-1328) dönemine kadar üretimler içerdiği anlaşılmıştır. Çalışmamızda Bizans İmparatorluğu sikkelerinin başlangıcı, sikke sisteminin evreleri, temel maden ve birimleri ile darp yerleri hakkında genel bilgiler verildikten sonra koleksiyon üzerinden detaylı bir inceleme sunulmuştur. Tez çalışmamızda öncelikle koleksiyoner Tunay Demran hakkında kısa bir bilgi ve yıllar içerisinde oluşturduğu koleksiyonu istatiksel olarak incelenmiştir. 2000 yılından günümüze kadar giderek genişleyen ve genişlemeye devam eden koleksiyon içerisindeki eserler farklı zamanlarda, alanında uzman kişiler tarafından çalışılmıştır. Söz konusu çalışmalar tez içerisinde ayrı bir başlık altında sunulmuştur. Koleksiyon hakkında yapılan çalışmalar içerisinde özellikle 2017 yılında yayınlanan "Tunay Demran Koleksiyonu" isimli kitap çalışması, tez çalışmamız ile doğrudan ilişkilidir . Koleksiyonun başlangıç yılı olan 2000 yılından 2017 yılına kadar koleksiyon sikke envanterine eklenen sikkeleri inceleyen yayın içerisindeki Bizans Dönemi'ne tarihlendirilen 69 adet sikke tez içerisinde istatiksel veriler eşliğinde sunulmuştur. 2017 yılından sonra koleksiyon envanterine eklenmiş 149 adet sikkenin ise fotoğrafları çekilerek belgeleme işlemleri yapıldıktan sonra ulusal ve uluslararası yayınlar incelenerek bir katalog çalışması hazırlanmıştır. Koleksiyon envanterine 2000-2017 ile 2017-2023 yılları aralığında eklenen sikkeler karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmıştır. Sonrasında bir sonuç bölümü, ardından katalog ile sikke görsellerini içeren levhalar bölümü yer almaktadır. Ekler kısmında Bizans imparatorlarının kronolojik sırayla oluşturulmuş iktidar listesi ile tez içerisinde geçen terimleri içeren Sözlükçe bölümüne yer verilmiştir.

Bizans İmparatorluğuManisaSikke
Kayahan Acar
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Giorgio de Chirico'nun hayatı ve sanatındaki metafizik yolculuk (1909-1919)

Bu çalışma, 20. yüzyıl İtalyan sanatçısı Giorgio de Chirico'nun hayatı, sanatı ve onun 1909-1919 yılları arasındaki metafizik dönemi üzerine odaklanmaktadır. "Giorgio de Chirico'nun Hayatı ve Sanatındaki Metafizik Yolculuk (1909-1919)" başlıklı bu çalışma, sanatçının yaşamı ve sanatı arasındaki derin ve karmaşık etkileşimleri detaylı bir şekilde ele alarak, de Chirico'nun çocukluğu, aile bağlantıları ve mitolojik unsurlarla şekillenmiş sanatındaki metaforik ve simgesel öğeler üzerindeki etkisi vurgulamaktadır. Çalışmamız, de Chirico'nun Friedrich Nietzsche ve Arnold Böcklin gibi figürlere olan ilgisinin, onun sanatsal gelişimi ve metafizik resim anlayışı üzerindeki belirleyici rolünü incelemektedir. Sanatçının eserlerindeki metafizik unsurların, çocukluk anılarından günlük yaşantısına, gözlemlediği şehir ve mimarilerden edindiği etkilerle nasıl şekillendiği analiz edilmektedir. Bu etkiler, tren imgeleri, Argonotlar metaforu ve mitolojik figürler gibi eserlerinde sıkça karşılaşılan ögelerle somutlaşmaktadır. Ayrıca de Chirico'nun Ferrara ve Paris gibi şehirlerdeki deneyimlerinin, sanatındaki iç mekan ve dış mekan kurgulamalarını nasıl etkilediği değerlendirilmektedir. Bu dönemlerde sanatçının, çevresindeki nesneleri ve manzaraları metafizik bir bakış açısıyla yeniden yorumlaması ve eserlerine yansıyan metafizik ve enigmatik yaklaşımı derinleştirme süreci de ayrıca incelenmektedir. Çalışmamız içerisinde, de Chirico'nun sanatındaki metafizik yolculuğun sadece dışsal etkileşimlerle değil, aynı zamanda kişisel deneyimler ve anlık vahiylerle de şekillendiği öne sürülmektedir. Bu bağlamda, sanatçının yaşamı boyunca süregelen içsel ve dışsal etkileşimlerin, eserlerinde metafizik bir dil ile ifade edilmesi, de Chirico'nun sanatını anlamak için kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışma, de Chirico'nun sanatsal evrimini ve metafizik resmin oluşum sürecini detaylı bir şekilde ele alarak, sanat tarihindeki yerini daha anlaşılır bir çerçevede sunmayı amaçlamaktadır.

MetafizikYunan mitolojisi
Günseli Tufan
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manisa Müzesi örnekleri ile Osmanlı Döneminde kahve kültürü

Bu çalışmada, Manisa Müzesi, Etnografya seksiyonunda yer alan 15 adet eser incelenmiştir. Etnografya deposunda eserlerin envanter bilgileri, ölçüleri alınarak fotoğraflama çalışması yapılmıştır. Ayrıca kahvenin keşfinden itibaren yayılım gösterdiği coğrafyalar ile ilgili bilgiler verilerek Osmanlı Döneminde kahve tüketimine verilen önem üzerinde durulmuştur. Kahve, hazırlık ve sunum aşamasında pek çok süreçten geçen bir tüketim maddesidir. Bu bağlamda kahvenin tarih içerisindeki seyrini inceledikten sonra hazırlık ve sunum aşamasında geçirdiği süreçler açıklanmıştır. Katalog kısmında Manisa Müzesi, Etnografya deposunda yer alan kahve kültürüne ilişkin eserler, malzeme, işlev, süsleme özellikleri bakımından incelenmiştir. Değerlendirme ve sonuç kısmında katalog çalışması tamamlanan eserler ile diğer müze kataloglarında yer alan ve müzayede sayfalarında bulunan eserler karşılaştırma yoluna gidilerek benzer ve farklı yanları ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kahve, Türk Kahvesi Kültürü, Osmanlı Kültürü, Fincan, Cezve, Manisa Müzesi

Türk kahve kültürü
Neşe Özdemir Işık
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

14. yüzyıldan Cumhuriyet Dönemine kadar yabancı seyyahların gözünden Bursa ilindeki mimari eserler

Bu tezde 14. yüzyıldan 1923 yılına kadar günümüz Bursa ili sınırları dâhilinde seyahatler yaparak burada karşılarına çıkan mimari eserlere yer veren seyyahların tanımlamaları değerlendirilmiştir. Yapılan tanımlamaların güvenilir olup olmadıklarının tespit edilmesi için ilk olarak seyahatnamelerin yapısal incelemesi yapılmış ve mevcut problemler ortaya konulmuştur. Çalışmanın devamında Bursa ili ve ilçelerindeki Osmanlı Dönemi öncesi ve Osmanlı Dönemi eserleriyle ilgili seyahatnamelerde yer verilen bilgilerin tamamı değerlendirmeye alınmıştır. Yapılarla ilgili karanlıkta kalan bazı hususlar da yine bu kaynaklar aracılığıyla aydınlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca özellikle Bursa ili merkezi örneğinde deprem, yangın, savaş gibi bazı afetlerin yapılar üzerinde meydana getirdiği tahribatlara seyyahların aktarımları paralelinde yer verilmeye gayret edilmiştir. Seyahatnamelerde Osmanlı yönetimi ve halkının eski eserlere yönelik tutumlarıyla ilgili seyyahların görüşlerinin önemli yer ettiği görülmüş ve bu aktarımlara ayrı bir bölümde yer verilmiştir. Bu yöndeki tanımlamalar bazı durumlarda seyyahların önyargılarının şekillendirdiği düşünceler olabilmekle birlikte özellikle 19. yüzyılda yaşanan ihmalkârlıkları ve bozulmaları ortaya koyması açısından önemli sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Ele aldığımız seyahatnamelerde karşımıza çıkan gravür, çizim gibi görsellerin de yine ayrı bir bölümde değerlendirilmesine çalışılmıştır.

BursaMimari eserlerSeyahatname+3
Fahri Yıldırım
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Etnografya Müzesi'ndeki şifa tasları

Bu çalışmada Ankara Etnografya Müzesi?nde bulunan Şifa Tasları incelenmiştir. Şifa tasları, insanların geçmişten günümüze kadar gelen şifa bulma arayışı içinde yaptığı çeşitli uygulamaların bir ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Üzerinde çeşitli dua, ayet ve tılsım işaretleri yer alan bu tasların içine konulan sudan içen insan veya hayvanların sağlığına kavuşacağına inanılmıştır. Çalışmamızda şifa taslarının ne olduğu, hangi amaçlarla üretilip kullanıldığı, kullanım ritüelleri, malzeme ve süsleme özellikleri yanı sıra yansıttıkları inanç kültürü itibariyle değerlendirilip tanıtılması amaçlanmıştır. Ankara Etnografya Müzesi?nde gerçekleştirdiğimiz incelemelerde teşhir ve depoda yer alan toplam 28 adet şifa tası belirlenmiştir. Çalışmamızda şifa tasları tarih, malzeme, teknik, biçim, usta, fonksiyon, üzerindeki yazı, simge ve tılsımların amacı, kültürümüzdeki yeri ve önemi gibi çeşitli özellikler bakımından incelenerek değerlendirilmesi ve sanat tarihindeki yerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler 1.Etnografya Müzesi 2.Madeni eser 3.Şifa 4. Tas 5.Su

Ankara Etnoğrafya MüzesiHalk inançlarıKültür+6
Aysun Akı
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kazakistan, Taraz / Taraz şehrindeki türbeler (Ayşe Bibi, Babacı Hatun ve Karahan Türbeleri, 11-12 yy)

Talas havzasındaki önemli merkezlerin biri olmuş Taraz şehri İpek yolu güzergâhında olması sebebiyle de dini ve mimari mirası açısından önemli eserlere sahip olmuştur. ?Kazakistan, Taraz şehrindeki Türbeler (Ayşe Bibi, Babacı Hatun ve Karahan Türbeleri, 11-12 yy.)? başlıklı Yüksek Lisans tez çalışmamızda adı geçen şehirde bulunan 3 tane türbe incelenmiştir. İncelemiş olduğumuz türbelerin 1 tanesi şehir merkezinde, 2 tanesi de şehre yakın mevkide bulunmaktadır. 11-12.yy.lara tarihlendirilen bu orijinalliklerini koruyan türbeler, döneminin tuğla ve terrakota işçiliğini, bulundukları bölgenin süsleme sanatının mimariye aktarılması bakımından önem taşımaktadır. Karahan (Evliya Ata) Türbesi tamamen yenilendiğinden asli özelliğini kaybetmiştir. Türbelerin örtü sisteminde içte kubbe, dışta konik ve piramidal külah uygulanmıştır. Ancak, Karahan Türbesi yenilendiğinden dolayı içten ve dıştan kubbe ile örtülmüştür. Orta Asya ve Kazakistan?daki türbelerin inşasında malzeme olarak genelde tuğla kullanılmıştır. Bu mezar anıtları söz konusu mıntıkada en eski çağlardan beri süregelen Türk Mimari eserleri geleneğinin, Türk İslam dönemi ve Karahanlı Dönemindeki önemli bir temsilcileri olmuştur. Anahtar Kelimeler: 1. Orta Asya 2. Kazakistan 3. Karahanlı 4. Türbe 5. Terrakota

Gulbanu Koshenova
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kapı ağası Gazanfer Ağa'nın Anadolu'da yaptırdığı mimarî eserler

16. yüzyılın ikinci yarısında yaşanan politik organizasyonlar sonucu güç ve itibar kazanan kapı ağalarının önemli bir temsilcisi olan Gazanfer Ağa'nın Anadolu'da inşa ettirdiği mimarî eserler, dinamik bir süreci teşkil eden Osmanlı mimarlık tarihi içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bu dönemde yaratıcı hamlelerin sonucu olarak karşımıza çıkan bu mimarî eserler bir taraftan bulundukları kentlerin ayırt edici mimarî unsurları diğer taraftan da bu kentlerin tamamlayıcı simgesel unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez, tarihsel süreç boyunca geleneksel patronaj sistemi ile şekillenen mimarlık faaliyetlerinin kapı ağası Gazanfer Ağa'nın üstlenmesi ile ulaştığı boyutu kavramayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda bu eserlerin kentsel alandaki statüsünü belirleyerek bunların kültürel ve mekânsal etkileşimlerini incelemeyi ve Osmanlı mimarî birikimine olan katkılarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Yapıların, kimlik, imge, temsil, işlev gibi özellikleri belirlenerek, şehrin görünürlüğüne etkileri, sanat tarihi çalışmalarına katkıları açıklanmaya çalışılarak Gazanfer Ağa'nın içerisinde bulunduğu mimarî faaliyetler analiz edilmiştir.

16. yüzyılGazanfer AğaKapıağası Yakup Ağa Hamamı+6
Leyla Kaya
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Midilli Adası Osmanlı çeşmeleri

Yüzyıllardır gelişmekte olan çeşme mimarisinin Anadolu' da rastladığımız ilk örnekleri 8-9. yüzyıllara tarihlenmesine karşın, Türk kültüründeki ilk örnekler Artuklu dönemine aittir. Osmanlı döneminde çeşitlenerek ve gelişerek kendini göstermeye devam eden çeşmeler, tüm hakimiyet alanlarında sıkça inşa edilen yapı türleridir ki yaklaşık 450 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğu' nun toprağı olan Midilli ya da diğer adıyla Lesvos Adası' nda da bu yapı türü yaygın olarak görülmektedir. Türkiye' den ayrı düşünülemeyen Midilli' de, Osmanlı' ya dair pek çok dokunun bulunmasına karşın çalışma konumuzu adadaki çeşmeler oluşturmaktadır. Kolayca tahrip olabilen bu yapılara ait kısıtlı bulunan bilgi ve belgelerin yanı sıra çalışmamızla birlikte, çeşmelerin tasnifleri yapılarak bir belge niteliğinde envantere katkı sağlamak tarafımızca amaç edinilmiştir. Bu doğrultuda incelemelerimiz sonucunda Midilli' de Osmanlı dönemine ait 43 çeşmeye ulaşılmıştır. Çeşmelerden 23 tanesinde kitabe mevcut iken 20 tanesinde kitabeler ya sökülmüş ya da hiç konulmamıştır. Kitabesi bulunan çeşmelerden en erken tarihlisi 18. yüzyılın başlarına tekabül ederken, en geç inşa edilen çeşme 20. yüzyılın başında yapılmıştır. Genel itibariyle klasik düzende yapıldığını tespit ettiğimiz çeşmelerin yanı sıra, batı sanatı anlayışında üslup ve tekniklerin uygulandığı çeşmelerin de varolduğunu söylemek mümkündür. Türk mimari yapılanmasında ihtiyaç, hayır, inanç gibi çeşitli sebeplerle yapılan çeşmeler, Anadolu' da olduğu gibi Midilli Adası' nda da mimari ve sosyo- kültürel açıdan bulundukları yere büyük katkıda bulunmuştur.

Midilli AdasıMimari özelliklerSanat eserleri+2
Nazmiye Ezgi Küçük
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çorum'daki Mevlevi, Hüseyin Gazi ve Koyun Baba tekkelerinin tipolojik analizi

Anadolu'da bir dönem yaygın halde bulunan Mevlevilik ve Bektaşilik ekollerinin Çorum ilindeki mimari eserlerde tezahür edişinin incelendiği bu tez çalışması, özellikle Çorum Mevlevihane'si, Alaca Hüseyin Gazi ve Osmancık Koyun Baba Türbeleri odağında, kaynaklar, literatür taraması ve mimari yapıların yerinde incelenerek veri toplanması metoduyla hazırlanarak tamamlanmıştır. Tezde dönemin mimari özellikleri incelendiğinde dikdörtgen ve sekizgen yapılı planlar temelinde kubbeler, mahfiller, minberler, cephe süslemeleri, yapı malzemeleri gibi iç ve dış dekoratif mimari yapılardan dönemin diğer illerdeki mimari eserlere göre ayırt edici ve belirleyici olan özelliklerine dikkat çekilmiştir. Çorum Mevlevihane'sine göz attığımızda günümüze kadar yapıyla ilgili fazla bilgi yoktur. Zaman içerisinde birden çok tadilat görerek asli planlarında değişiklik yapılmıştır. Ona rağmen günümüzdeki haliyle dikdörtgen planlı kalmıştır. Kubbe örtülü, sekiz ahşap sütunlu semahane bölümüne haiz ve batı Anadolu'daki diğer çağdaş Mevlevihanelerden farklı olarak iç cephe süslemesi bulunmayan sade yapılıdır. Sadece iç türbesi duvarında kalem işi süslemeler bulunan ve halen haftanın belli günleri içinde zikir ibadeti yapılmaya devam edilen bir Mevlevihane'dir. Hicri 1323 yılında kaynaklara göre Hüseyin Gazi'nin yaptırdığı dikdörtgen plan üzerine inşa edilen Hüseyin Gazi Türbesi de, temelde kesme taş, üst katmanda moloz taş ve yer yer tuğladan müteşekkil yapı malzemesi arasında horasan harcı kullanılmıştır. İç mekânda nişleri bulunan çapraz tonozla örtülü, tonoz örtüsünde kalem işi dilimli süslemeler uygulanmış olup Hüseyin Gazi'ye atfedilen mezarın on iki dilimli mezar taşı olması hasebiyle de Bektaşi tarikatına mensup olduğunu düşünülmektedir. Türbe zamanla geçirdiği tadilatlar sonrası günümüzde ziyarete kapalıdır. Hicri 963 yılında 2.Bayezıt tarafından inşa ettirilen Koyun Baba Türbesi, sekizgen planlı olup, içten kubbeli ve dıştan piramidal çatılı olan belirleyici özelliği yanı sıra yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. Çalışmamızda 13.yy. ve 19.yy. arası yapılmış Selçuklu ve Osmanlı yapılarının incelendiği Çorum ili sınırlarında bulunan yukarıda ismi geçen Mevlevihane, tekke ve türbe yapıları dönemin dini, siyasi, kültürel ve ekonomik konjonktüründen etkilenmiş olmakla birlikte mensubu olduğu tarikat sembollerini mimari desenlerine yansıtmışlardır. Bu desenlerin incelenmesi esnasında dönemin ve mensubu olunan tarikatın öğretilerinde okuma fırsatı bulmuş olmamız yönünden son derece önem arz etmekle birlikte maalesef bu kültür miraslarımız zaman içinde farklı nedenlerle tadilatlar görmüş asli planlarından farklılaşmış olduğunu gözlemlemekteyiz. Anadolu kültürünün gelecek kuşaklara sağlıklı ulaşılabilmesi adına uygun restorasyon çalışmalarıyla revize edilerek korunması gerektiği düşüncesi yaygınlaşması önemlidir.

Dini mimariDini yapılarHüseyin Gazi+7
Seyıdana Murtuzova
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Titian (Tiziano Vecellio) tablolarında dini ikonografi

Tezimizin konusu; Titian (Tiziano Vecellio) tablolarında dini ikonografili tasvirler ve ikonografik çözümlemeleridir. Çalışmamız kapsamındaki dini ikonografi konulu 59 tablonun dört adedi Musevi, diğerleri ise Hristiyan ikonografisiyle bağlantılı eserlerdir. Sanatçı eserlerinde çoğunlukla ikonografiye bağlı kalmakla beraber bazen de bireyselliği ağırlık kazanmıştır. Titian, Maniyerist Dönem içerisinde yer almasına rağmen, Rönesans ve Barok Dönem özelliklerini de eserlerine yansıtması ile Sanat Tarihi açısından farklı ve önemli bir konuma sahip olmuştur. Birden fazla üslubu tablolarına yansıtan sanatçı eserlerinde kullandığı renklerin çeşitliliği ve uyumunu kendi yeteneği ile birleştirip başarılı biçimde harmanlamıştır. Rönesans' da optik gözleme dayalı perspektifin ve akılcı ışığın eserin her yerine yayılması, Maniyerist Dönem' de Klasik Rönesans anlayışından uzaklaşılıp deformasyon ve abartının verilmesi, Barok Dönem' de ise Protestanlığın yayılmasıyla birlikte gücü tekrar elinde tutmak isteyen Katolik inancın etkisiyle yeniden dini konulu eserlere ağırlık verilmiştir. Sanatçının her bir eseri Panofsky Metodolojisinde ki "Olgusal Anlam", "İkonografik Anlam ve İfadesel Özellik" ve "İkonolojik Anlam" bakımından kapsamlı biçimde tanıtıldıktan sonra kendi aralarında ve diğer sanatçıların eserleri ile karşılaştırılıp değerlendirilerek Avrupa Tasvir Sanatı' ndaki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.

BarokBarok sanatResim sanatı+6
Selin Arık
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Piri Mehmed Paşa'nın Türkiye'deki vakıf eserleri

Pîrî Mehmed Paşa, Osmanlı padişahlarından 2. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanatlarında önemli görevlerde bulunarak başarı ile devlete hizmet etmiştir. "Piri Mehmed Paşa'nın Türkiye'deki Vakıf Eserleri" başlıklı çalışmamızda kütüphanelerde literatür taraması ardından elde ettiğimiz bilgi, belge yanı sıra saha çalışmalarında eser incelemelerinden derlediğimiz çizim, fotoğraf malzemeleri gibi diğer dokümanları kullanarak tezimizi hazırladık. Araştırmamız kapsamında Konya ve Silivri'de birer külliye yapıları ile istanbul ve Aksaray'da münferit eserlerinin toplamı 11 adettir. Tezimizin kataloğunda her bir esere ait mimari ve süsleme nitelikleri ayrıntılarıyla tanıtılarak, monografi halinde sunulmuştur. İncelediğimiz binaların tamamı, Osmanlı mimarisinin aynı türde diğer eserleriyle karşılaştırılıp, değerlendirilerek Türk Mimarisi'nin gelişim çizgisindeki yeri belirlenmiş ve tipolojik ayırımı yapılmıştır.

MimariMimari eserlerOsmanlı mimarisi+4
Başak Burak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kocaeli çeşmeleri

?Kocaeli Çeşmeleri? konulu Yüksek Lisans tezi kapsamında İzmit'te tespit edilen 23 çeşme örneği incelenmiştir. Bu çeşmelerden 4 tanesi müstakil, 19 tanesi bitişiktir. Çeşmeler, 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan bir süreç içerisinde tarihlendirilmektedir. Kitabesi olmayıp tarihi bilinmeyen 16 tane çeşme vardır. Çeşmeler; ortada kitabesi olan nişi çevreleyen bir kemer, aynalı taşında bir musluk, musluktan akan suyun biriktiği bir yalak, yalağın iki yanında dinlenme taşı formunda cephe düzenine sahiptir. Cephe gerisinde uzanan su haznesi ve genellikle düz dam, tonoz ya da kubbe ile tamamlanan örtü sistemi yoğun olarak görülür. Çeşmelerin cephelerinde yoğun bir bezeme görülmez. Çeşmelerde daha çok, kullanılan malzemenin ritmik veya düzensiz olarak sıralanmasıyla yapılan cephe süslemeleri kullanılmıştır. Sade çeşmelerin yanı sıra iki yada üç cepheli, büyük depolu ve ebatlarıyla dikkat çeken çeşme örnekleri de bulunur. Çeşme cephelerinde en çok göze çarpan unsur hemen hepsinde yuvarlak ya da sivri kemer kullanılmasıdır. Kemerlerde kullanılan malzeme ile süsleme yapılmasına pek rastlanmaz. Kocaeli çeşmelerinde kullanılan malzeme taş ve tuğladır.Anahtar Kelimeler1.İzmit2.Çeşmeler3.Çeşme tipolojisi4.Çeşme malzemeleri5.Çeşme süslemeleri

KocaeliÇeşmeler
Figen Ölmez
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tokat Bey Sokağı evleri

Tokat, Orta Karadeniz bölümünün iç kesiminde yer alır. Tokat geleneksel Türk evleri bakımından zengin olmasına rağmen sanat tarihi açısından yeterince incelenmediği görülmüştür. Böyle bir eksikliğin giderilmesi düşüncesiyle ?Tokat Bey Sokağı Evleri? başlıklı çalışmamıza yönelerek öncelikle literatür çalışması, ardından röleve çizimleri ve fotoğraflarla belgelemek suretiyle tespit işlemlerini tamamladıktan sonra, sistematik katalog düzeni içinde her birinin ayrıntılı tanıtımı ve ayrı bir bölüm halinde tüm evlerin karşılaştırma ve değerlendirmelerini yaparak, geleneksel Türk konut mimarisi gelişim çizgisindeki yerlerini belirlemeye çalıştık.Bu çalışmada Bey Sokağı'nda yer alan toplam 21 ev örneği incelenmiştir. Tokat Bey Sokağı evleri Türk evi görünümünü koruyarak günümüze kadar gelebilmişlerdir. Bu evler Bey Sokağı'nda yaşayan halkın yaşam tarzını, ekonomik durumunu ve kültürünü yansıtmaktadır. Bu çalışmada Bey Sokağı evleri detaylı bir şekilde incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bey sokağı evlerinin hepsi 19. yüzyılın ortası ve 20. yüzyılın başına tarihlendirilmektedir.Bey Sokağı evleri iki katlıdır. Evler ahşap karkas tekniği (hımış) ile yapılmıştır. Zemin katlar taş olup, hizmet işleri için kullanılmaktadır. Üst katlar asıl yaşam alanı olup, farklı biçimlerde çıkmalarla sokağa açılmıştır. Bey Sokağı evlerinde ikiyüzlü iç sofalı ve üç tarafı odalı dış sofalı plan tipleri görülmektedir. Tokat Bey Sokağı'nda sayıca az olmasına rağmen tek yüzlü iç sofalı ve iki tarafı odalı dış sofalı plan tiplerine ait örneklerde karşımıza çıkmaktadır. Tokat Bey Sokağı evlerinin dış cepheleri oldukça sade olmasına rağmen iç mekânda ahşap ve alçı malzemeyle yapılan süslemeler dikkat çekmektedir.Çalışmamız kültür tarihimiz açısından son derece önemli olan bu eserlerin en iyi şekilde korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında katkı sağlayacağı inancındayız.Anahtar Sözcükler1. Tokat2. Ev3. Ahşap karkas4. Çıkma5. Ahşap ve alçı süsleme

EvlerKonutKonut mimarisi+4
Şule Yılmaz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

1940-1960 yılları arasındaki kültür-sanat dergilerinde resim sanatı eleştirileri

Bilindiği gibi 1940-1960 arası Türk resim sanatı hakkında birkaç bilgi dışında yeteri kadar derli toplu çalışma bulunmamaktadır. Bu sebeple tezin amacı, anılan zaman dilimine ait kültür ve sanat dergileri ışığında birçok karanlık noktayı ortaya çıkarmak olmuştur. Türk resim sanatının gelişim sürecini izlemek için 1940 ve öncesi ile 1960 ve sonrası yıllardaki yenilikler de tez kapsamına alınmıştır.Bütün bu materyal belirleme çalışmaları sonucunda 450'ye yakın kaynağın tamamı giriş bölümünde belirtilen kurumlarda taranmıştır. Ayrıca, tezimizin konusunu ilgilendiren Türk resim sanatı ile ilgili 46 adet kültür ve sanat dergisinden yararlanılmıştır. Bu yayınlardan elde edilen 2800'ün üzerinde makale, yazı ve fotoğraf dijital ortama aktarılarak döküm ve gruplandırma yapılmıştır. Yıllara göre dergiler, yıllara göre konular, konulara göre yazarlar, konulara göre dergiler ve yazarlara göre dergilerin tablo dökümleri çıkartılmıştır.1940-1960 arası taranan kültür ve sanat dergilerindeki 2800'ün üzerinde makale ve yazının tamamı incelenerek gruplandırmaya gidilmiştir. Eleştiriler, sergiler, röportajlar, sanat akımları ile ilgili yazılara tezde yer verilmiştir. İzlenilecek yöntem sonucunda, 1940-1960 arası dönemin siyasi yapılanmasının sanat ortamına etkisi ile dışarıda gelişen sanat olaylarının ülkemize yansıması ve oluşturduğu etkilerini, dönemin kültür sanat dergilerinden izleyebileceğiz.Sonuç olarak; Çağdaş Türk resim sanatı, 1940-1960 arasında kırılma noktası olmuştur. II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında değişen dünya düzeni Türkiye'yi de etkilemiştir. Bu etkileşimin sonuçları Türk resim sanatınada yansımıştır. Türk resim sanatı, tarihinin hiçbir döneminde bu kadar hareketli bir dönem yaşamazken, yirmi yıllık bu süreçte, geleneksel ve modern çatışması bir arada var olma çabası içerisine girmiştir.1940'larda devletin desteği sanat üzerinde bütünüyle hissedilirken, 1950'ler sonrasında devlet sanat ve sanatçıdan desteğini tamamen çekmesi sonucu, yalnız kalan sanatçı, arayış içine girerek kendi üslubunu yaratmıştır. Bundan dolayı 1940?1960 arası yıllar birkaç sanat akımın aynı anda Türk resim sanatında görüldüğü bir dönemdir.

DergilerResim eleştirisiResim sanatı+6
Candaş Keskin
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır ili köprüleri

İnsanoğlu var olduğundan bu yana çeşitli ihtiyaçlarının giderilmesi sebebi ile mimarlık tarihi adına önemli eserler vermiştir. Barınma ihtiyacı ile evler, savunma ihtiyacı için inşa edilen şehir surları ve kaleler ile şehir dokuları oluşturulmaya başlamıştır. Tüm bu gelişmeler, sosyal hayata dinamizm katmış ve artan ticari gelişmeler, ticaret yollarının oluşmasına sebebiyet vermiştir. Ticari yol ağları ulaşımı zorunlu kılmış ve topografyadan kaynaklanan ulaşım sorunlarının aşılması için köprüler inşa edilmiştir. İlkçağlarda ağaç dalları ve sarmaşıklar ile tabiatın zorlu koşulları olan su, çukur veya vadiler aşılmaya çalışılmış sonrasında inşa malzemesi olarak taşın kullanılması, gelişen mimarlık, mühendislik bilgisi masif ve çok daha dayanıklı köprüler inşa edilmesine olanak vermiştir.Güneydoğu'nun en önemli şehirlerinden biri olan Diyarbakır'ın, ele geçirilen arkeolojik kalıntılar ışığında dünyanın en eski yerleşim yerlerine ve çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış olması, şehrin ilkçağlardan bu yana önemini koruduğunu göstermektedir. Önemli bölgelerin birbirine bağlandığı ana yollar üzerinde bulunması Diyarbakır'a tarihi boyunca stratejik bir önem katmıştır. Bu nedenle önemli kültür ve ticaret merkezi konumunu her dönemde korumuştur. Stratejik önemi, ticaret yolları ve gelişmiş akarsu ağı çok sayıda köprü inşa edilmesini de beraberinde getirmiştir.Bu çalışmada Diyarbakır merkez ve ilçelerinde, farklı dönemlerde inşa edilmiş olan Diyarbakır Köprülerinin hangi döneme ait olduğu, mimari tanımları, inşa, malzeme ve teknik özellikleri, süsleme özellikleri, geçirdiği onarımlar, tarihsel süreç içerisindeki pozisyonların belirlenmesi ile farklı dönemlerde inşa edilen yapılardan hareketle, köprü mimarisinin gelişimi konusunda tespitlere varılması amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler:1. Diyarbakır2. Köprü3. Mimarlık Tarihi4. Ulaşım Mimarisi5. Ticari Yollar

DiyarbakırKöprülerMimarlık tarihi
Şafak Kutlay
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Etnoğrafya Müzesi'ndeki Kırşehir halıları

Bu çalışmada Ankara Etnoğrafya Müzesi'nde bulunan Kırşehir yöresine ait seccâde halıları incelenmiştir.Birinci bölümde konunun tanımı, sınırları, yöntemi ve konu ile ilgili yayınlar verildikten sonra Kırşehir'in tarihi ve halıların bulunduğu müze hakkında bilgiye yer verilmiştir.İkinci bölümde Türk halı sanatının tarihi gelişimi ile ilgili bilgi yer almaktadır.Katalog bölümünde incelenen örneklerin tek tek tanımlaması yapılmıştır. Karşılaştırma ve değerlendirme bölümünde, incelediğimiz halılar malzeme, renk, teknik, desen ve kompozisyon özellikleri açısından değerlendirilmiş ve Kırşehir yöresine ait bilinen diğer örneklerle, Anadolu'daki diğer dokuma merkezlerinde dokunmuş halılarla karşılaştırılmıştır.Sonuç bölümünde çalışmanın kısa değerlendirmesi yer almaktadır.Çalışmanın sonunda yararlanılan yayınlar ile ilgili bilgi verilmiş, ekler bölümünde ise çalışmamıza destek olarak tablolar ve çizimler bulunmaktadır.Anahtar Sözcükler1.Etnoğrafya Müzesi2.Kırşehir halıları3.Seccade halısı4.Halı5.Dokuma

Ankara Etnoğrafya MüzesiHalı dokumacılığıHalılar+2
Çiğdem Karaçay
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz Kervansarayı

?Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz Kervansarayı? konulu Yüksek Lisans Tezi kapsamında Kocaeli İli, Gölcük İlçesi, Şirinköy Mahallesi, İpek Yolu Caddesi'nde, 280 ada, 1 parsel üzerinde bulunan hazine mülkiyetindeki arazisiyle Gölcük Belediyesine tahsisli 16. yüzyıl örneği örneği incelenmiştir. Benzer plan tipi örneklerini Selçuklu İmparatorluğu'ndan itibaren görmeye başladığımız Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz Kervansarayı ve içerisinde bulunduğu plan grubu Osmanlı Döneminde tek katlı, ahşap taşıyıcılı, çatı örtülü, üstü kapalı neflerden oluşan ?Avlusuz Kapalı Tip? kervansaraylar grubu içerisinde bilinen en büyük ölçekteki örnek olması ve bulunduğu kervan ve sefer güzergahındaki konumu açısından önemli bir eserdir.Anahtar Sözcükler1.Kocaeli2.Gölcük3.Kervansaray4.Kazıklı5.Han

Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz KervansarayıKervansaraylarKocaeli-Gölcük
Onur Kamiloğlu
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Manastır şehrindeki Osmanlı mimarisi

Tez çalışmamızın amacı, bu şehirde XIV. İle XIX. yüzyılları arasında inşa edilen ve günümüzde ayakta olan mimari eserlerini tespit etmek ve tanıtmaktır. Ayrıca,gayemiz yakın geçmişte değişik nedenlerle yıkılan,büyük ölçüde hasar gören ve terk edilip yok olmaya mahkum olan Türk eserlerimizi belirlemektir.Tez çalışmamız, günümüzde ayakta olan toplam 27 yapıyı kapsamaktadır.

MakedonyaMakedonya-ManastırMimari eserler+2
Sevil Bülbül
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Giresun ili kentsel konut mimarisi

Bu tez çalışmasında Giresun ilinde yer alan geleneksel kent konutları incelenmiştir. Kırsalda yer alan konutlar malzeme, teknik, süsleme vb. bakımlardan birtakım farklılıklar göstermesi nedeni ile kapsam dışı bırakılmıştır.Bu çalışma sonucunda tasarım ve planlama bakımından Giresun il merkezi ile Görele ve Tirebolu ilçelerinde yer alan konutların genel özellikleri tespit edilerek, bu kentlerdeki yapı tipleri belirlenmiştir. Böylece Giresun ilindeki geleneksel konutların sivil mimarlık çalışmalarındaki yeri ve önemi ortaya çıkarılmıştır.

Geleneksel konut mimarisiGeleneksel yerleşimGiresun+2
Gazanfer İltar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasankeyf kazılarında 2007-2009 yıllarında bulunan aydınlatma ve depolama işlevli sırlı seramik kaplar

Hasankeyf Orta Çağın önemli ticaret kentlerinden biridir. Son zamanlarda yapılan Orta Çağ kazıları sonucunda İslam seramiği üzerine önemli çalışmalar yapılmaktadır. Ancak Orta Çağ depolama ve aydınlatma kaplarına yönelik çalışma bulunmamaktadır. Bu eksiğin giderilmesi düşüncesiyle ?Hasankeyf Kazılarında 2007-2009 Yıllarında Bulunan Aydınlatma ve Depolama İşlevli Sırlı Seramik Kaplar? başlıklı bu çalışmaya yönelerek, öncelikle arazi ve depo çalışmalarına başlanmıştır. Seramiklerin çizimi, katalog düzeni oluşturulup, ardından kütüphane çalışması yapılmıştır. Kataloga alınan 177 parçanın karşılaştırma ve değerlendirmesini yaparak, Türk İslam seramik sanatındaki yerlerini belirlemeye çalıştık.Bu çalışmada seramikler kapların işlevlerine göre gruplara ayrılmıştır. Kandil örnekleri 2 gruba ayrılmıştır. Bu çalışmada 24 adet kaidesiz, 18 adet kaideli kandil örneğimiz bulunmaktadır. Kandillerde tek renk sır tekniği kullanılmıştır. Yeşil, türkuaz, mor sırlı kandillerde bezeme görülmemektedir.Küp, testi, ibrik ve kavanoz gibi depolama kapları, 4 ayrı bölümde anlatılmıştır. Günlük yaşamda kullanılan bu kaplarda tek renk sır, sıraltı boyama, boya akıtma, kazıma teknikleri görülmektedir. Yeşil, şeffaf beyaz, türkuaz, kobalt mavisi ve mor sır kullanımı görülmektedir. Testi ve kavanoz örneklerinde bitkisel, yazı, geometrik süsleme çeşidi bulunmaktadır.Çalışmamızın diğer Orta Çağ merkezlerinin kandil ve depolama kapları çalışacak kimselere, tipoloji sayesinde karşılaştırma ve değerlendirme imkânı sağlamasını umut etmekteyiz.Anahtar Kelimeler:1. Hasankeyf2. Kandil3. Küp4. Testi5. Kavanoz

AydınlatmaAydınlatma ekipmanlarıBatman-Hasankeyf+7
Güler Yılmaz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tabzon ili Gülbahar Hatun ve Tavanlı Camii hazireleri ile Küçük İmaret Mezarlığı'ndaki mezar taşları

Mezar taşları, kökeni inançlara dayanan kültürel bir geleneği yansıtmakla birlikte, Türk Tarihi açısından da önemli birer kimlik belgesi niteliği taşımaktadır.Trabzon ili Gülbahar Hatun Camii, Tavanlı Camii hazireleri ve Küçük İmaret Mezarlığında 340 adet mezar tespit edilmiştir. Çalıştığımız hazireler ve mezarlıkta 490 adet mezar taşı bulunmaktadır. Bunların 298'i baş taşı, 192'si ise ayak taşıdır. Bunların, 180 adedi erkeklere, 99 adedi ise kadınlara ait şahidelerdir.18 mezar taşında ise kimlik tespiti yapılamamıştır.İncelediğimiz eserlerin 196 adedinin tarihi mevcuttur. 102 adedinin ise tarih satırları toprak altında kaldığından belirlenememiştir. Bu eserlerin tarih sınırları H. 1060/ M. 1650 ile M.1927 yılları arasını kapsar. 17. yüzyıl ile 20. Yüzyıl arasında geniş bir zaman dilimine yayılan mezar taşlarından iki tanesi 17. yüzyıla 62 tanesi 18 Yüzyıla, 117 tanesi 19. Yüzyıla, 15 tanesi ise 20. Yüzyıla aittir.Eserlerde ağırlıklı olarak mermer malzeme kullanılmıştır. Oyma ve kazıma tekniğinin kullanıldığı mezar taşlarında işleniş niteliği olarak daha ziyade alçak kabartma, az sayıdaki eserde ise yüksek kabartma ve linear üslup görülmektedir. İncelediğimiz mezarlıklarda, şahideli, lahit biçimi, çerçeveli ve kapak taşlı olmak üzere dört tip mezar çeşidi belirlenmiştir. Form bakımından mezar taşlarında çeşitlilik söz konusudur. Plaka gövdeli, silindirik ve kare prizma gövdeli şahideler mevcuttur.Şahideler, ya sarık, kavuk, fes, mantar biçimi başlıklarla, ya da kemer, üçgen, rozet veya bitkisel motiflerden oluşan tepeliklerle taçlandırılmıştır. Şahidelerde görülen kitabe metni genel olarak kemer formu meydana getiren bir veya birkaç silme kuşağı ile üstten kuşatılmış; kitabe yanları ise silme, sütunce yahut da bordür ile sınırlandırılmıştır.Kitabe satırları, ince silmelerle oluşturulan panolar içine ya birbirine paralel, ya da sağa eğimli satırlar şeklinde düzenlenmiştir. Az sayıda mezar taşında ise kitabe metinlerinde şair ve hattat isimlerine de yer verilmiştir.Bezeme programında, bitkisel, geometrik motifler, çeşitli nesneler, süs eşyası, tekstil ve mimari unsurların yer aldığı geniş bir repertuar görülmektedir. Bitkisel bezemede, palmet, gül, lâle, yıldız, hatmi, mine, gelincik, papatya, kasımpatı, boru ve rozet çiçeği veya menşei belli olmayan çiçeklerden başka, akantus, kenger, eğrelti otu veya menşei belli olmayan yapraklar yanı sıra, servi, hurma, nar ağacı tasvirleri; asma-üzüm salkımları, çınar dalı, girland ve kase içinde meyve tasvirleri vardır. Yıldız, baklava dilimi, kabara, madalyon, dendane, çarkıfelek, testere dişi, rozet, ışınsal çubuklar ve ayyıldız motifleri şeklinde görülen geometrik süslemeler ise genellikle bitkisel motiflerle beraber kullanılmıştır. Gerdanlık, perde, kumaş, kurdele, sütunce ve mukarnas gibi unsurlarla bezeme az sayıda karşımıza çıkmaktadır.Trabzon Gülbahar Hatun Camii, Tavanlı Camii Hazireleri ile Küçük İmaret Mezarlığında mevcut şahideler, bulunduğu yöreye özgü üslup farklılığı göstermemekte; buna karşılık malzeme, teknik, işleniş niteliği, form ve bezemeleri ile başkent İstanbul üslubunu çok belirgin bir şekilde yansıtmaktadır. Bu eserler, çağdaşlarıyla beraber yapıldıkları dönemin ortak özelliklerini ve Türk sanatının mezartaşı geleneğini günümüze aktaran birer temsilci durumundadır.

CamilerGülbahar Hatun CamiiMezar taşları+5
Sevinç Eren
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Edirne Yeni Saray kazılarında ele geçen lüleler

17. yüzyılın ilk çeyreğinde, İngilizler tarafından Osmanlı'nın başkenti olan İstanbul'a getirilen tütün, kısa sürede tüm ülkeye yayılarak, her kesimden halk arasında kullanılmaya başlamıştır. Tütünün Osmanlı'da lüle, çubuk ve imameden oluşan üç parçalı lüle şeklinde kullanıldığı görülmektedir.Bu tez kapsamında Edirne Yeni Saray Kazısı 2009-2010 dönemlerinde bulunan lülelerden seçilen 103 örnek üzerinde çalışılmıştır. Bu örneklerin 15'inin envanter kaydı yapılarak Edirne Müzesi'ne 88'i ise etütlük malzeme olarak EYSK deposuna teslim edilmiştir.Lüleler, form, hamur, ölçü, yapım ve bezeme tekniği gibi özelliklerine göre incelenmiştir. Form özelliklerine göre 5 farklı tip tespit edilmiştir. Tarihlendirme, formların tipolojik gelişimine göre yapılmıştır. Örneklerin geneli erken dönemi temsil eden formlardan oluşmaktadır ve 17.-18. yüzyıla tarihlenmiştir. Daha geç dönem özelliklerini temsil eden sadece 6 lüle 19. Yüzyıla tarihlenir.EYSK lülelerinde görülen hamur renkleri beyaz, gri, bej, kırmızı ve kahverengidir. Bazı örneklerin hamurunda gümüş ve mika karışımı vardır. Dış yüzey daha çok perdahlanmıştır, örneklerin 10'u astarlı, 1'i yeşil renkte sırlıdır.Lülelerden 17'si üzerinde mühür bulunmaktadır. Bunlar arasında yer alan ?Vize? mühürlü 4 lülenin, üretim yerine ilişkin bilgi sunduğu tespit edilmiştir.Lüle, 17. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlamış fakat Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüyle eş zamanlı olarak 20. yüzyılın ilk yarısında halkın yaşamından ve toplumsal bellekten silinmiştir. İstanbul'daki son lüleci dükkânı, lüle satışlarının durması sebebiyle 1928'de kapanmış ve zaman içinde bu halk sanatı da unutulmuştur.Anahtar Kelimeler: Osmanlı, lüle, tütün, kil, lüle ustası, mühür

17. yüzyılArkeolojik kazılarEdirne+6
Aysun Cengiz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00