
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
662
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
4
Enstitü
0%
DOI Oranı
Son Eklenen Tezler
Tümünü GörSürdürülebilirlik endeksi ve yatırımcı tepkisi: Getiri ve likidite açısından bir araştırma
Günümüzde hissedarların servetini artırmaya odaklanan yönetim anlayışı, yerini firma ile ilgili tüm çıkar gruplarının çıkarlarına odaklanan bir yönetim anlayışına bırakmaya başlamış ve firma performansının değerlendirilmesinde finansal olmayan veriler de dikkate alınmaya başlanmıştır. Bu gelişmeler, firmaların sürdürülebilirlik kapsamında çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim alanındaki faaliyet ve yatırımlarının artmasına ve sürdürülebilirlik endekslerinin geliştirilmesine yol açmış, hisse senetlerinin sürdürülebilirlik endeksine alınmasına yatırımcıların nasıl bir tepki verdiği finans literatürde tartışılan en güncel konulardan biri haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı BIST Sürdürülebilirlik Endeksine alınma olayının (duyuru ve giriş), hisse senetlerinin getiri ve likiditesi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. 2014-2021 yıllarını kapsayan çalışmada, olay çalışması metodolojisi kullanılmış ve 67 adet sürdürülebilirlik endeksine alınma olayı incelenmiştir. Çalışmada, duyurudan önce bir beklenti etkisinin varlığını, duyuru ve giriş sonrası fiyat değişimlerini, duyuru tarihi ile giriş tarihi arasındaki fiyat değişikliklerini ve fiyat değişiklerinde kalıcılığı görebilmek için altı farklı olay penceresi grubu oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlar, duyuru tarihini takip eden günde ve duyuru tarihini takip eden gün ile endekse giriş tarihi arasındaki dönemde, yatırımcıların pozitif tepki verdiklerini ve piyasa getirisinin üzerinde bir getiri sağlanabileceğini göstermiştir. Başka bir ifadeyle sonuçlar, yatırımcılara duyuru tarihini takiben satın al ve giriş tarihine kadar elde tut şeklinde bir yatırım stratejisi önermektedir. Sürdürülebilirlik endeksine alınma olayının yaratacağı anlamlı fiyat değişimlerinin, başka bir deyişle olumlu yatırımcı tepkisinin giriş tarihi ve sonrasında değil duyuru tarihi sonrasında ortaya çıktığı belirlenmiştir. Sürdürülebilirlik endeksine alınmaya ilişkin duyuru olayının, duyuru tarihi öncesinde kümülatif anormal işlem hacmi oranını artıracak bir beklenti etkisi yaratmadığı, benzer şekilde duyuru tarihinden sonra da likiditede artış yaratacak bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Sürdürülebilirlik endeksine girme olayından sonraki olay pencerelerinde, istatistiksel olarak anlamlı ve negatif kümülatif anormal işlem hacimleri tespit edilmiştir. Bu da, likidite üzerindeki etkinin daha çok endekse girme olayından sonra ortaya çıktığını ve etkinin de ağırlıklı olarak negatif olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Borsa İstanbul, Sürdürülebilirlik Endeksi, Endekse Alınma, Anormal Getiri, Anormal İşlem Hacmi, Likidite, Olay Çalışması.
Döviz kuru riskinin sermaye yapısı ve finansal performansa etkisi
Döviz kurlarında yaşanan dalgalanmalar, şirketlerin faaliyetleri, planlamaları ve kârlılıkları üzerinde önemli ölçüde etkili bir faktör olduğu bilinmektedir. Bu kapsamda, döviz kuru riski ile şirketlerin sermaye yapısı ve finansal performansları arasındaki ilişki bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Şirketler, alacakları finansal kararlarda firmaya özgü değişkenlerin yanında makroekonomik değişkenleri de göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Bu nedenle çalışmada, makroekonomik değişkenlerden biri olan döviz kuru riski ile firmaların performans ve borçlanma ilişkileri ele alınmıştır. Çalışmanın temel amacı, döviz kuru riski ile imalat firmalarının sermaye yapısı ve finansal performansı arasında bir ilişki olup olmadığının irdelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Borsa İstanbul imalat sektöründe yer alan 109 firmanın 2012 ile 2022 yılları arasındaki çeyrek dönemlik frekanstaki verileri oluşturmaktadır. Çalışma literatürden farklı olarak, çeyrek dönemlik mali tablo verileri ile çalışılmış ve ayrıca döviz kuru riskini temsilen yabancı para net pozisyonu verisi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında verilerin analiz edilmesinde, panel veri analiz tahmincilerinden, sistem genelleştirilmiş momentler (Sistem-GMM) tahmincisi kullanılmıştır. Buna bağlı olarak döviz kuru riskini temsilen kullanılan yabancı para net pozisyonu ile sermaye yapısı oranlarından finansal kaldıraç oranı, borç öz sermaye oranı, kısa ve uzun vadeli borçlar/toplam borçlar oranı ilişkisinin yanında yabancı para net pozisyonu ile finansal performans ölçütlerinden yatırılan sermaye getirisi oranı, öz kaynak karlılığı ve Tobin Q oranı arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda BİST imalat sektöründe yer alan firmaların, yabancı para net pozisyonu ile sermaye yapısı ve finansal performans oranları arasında ilişki tespit edilmiştir. Firmaların, yabancı para net pozisyonu ile sermaye yapısı değişkenlerinin tümü ile pozitif bir ilişki, yabancı para net pozisyonu ile finansal performans ölçütlerinden yatırılan sermaye getirisi ile pozitif bir ilişki bulunmuştur. Özkaynak karlılığı ile ilişki tespit edilememiş olup Tobin Q oranı ile negatif bir ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru Riski, Finansal Performans, Sermaye Yapısı, Panel Veri Analizi, Sistem-GMM
Kurumsal yönetimin denetim kalitesine etkisi: Borsa İstanbul üzerine araştırma
Kurumsal yönetim ve denetim kalitesi arasında güçlü bir ilişki olması beklenir. Çünkü her ikisinin de amaçlarından biri piyasaya olan güven düzeyini artırmaktır. Güçlü yönetişim yapıları geliştirme ihtiyacı, birçok araştırmacıyı yeni kurumsal yönetişim çerçevesini incelemeye ve bunun denetim kalitesi süreciyle ilişkisini keşfetmeye yöneltmiştir. Bu çalışmada, kurumsal yönetim uygulamalarının denetim kalitesine etkisi incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, iki farklı uygulama yöntemi kullanılmıştır. İlk yöntemde, Borsa İstanbul'a kayıtlı imalat sanayi şirketlerine anket yöntemi uygulanmış ve bilgi verilerine ulaşılmıştır. Anket soruları, literatürdeki çalışmalardan faydalanılarak hazırlanmıştır. Denetim kalitesi ve kurumsal yönetim uygulamalarını değerlendirmek üzere; ilk olarak t testi ve varyans analizi uygulanmış sonrasında veriler korelasyon analizine ve regresyon analizine tabi tutulmuştur. Yapılan analizler neticesinde yönetim kurulu üye sayısı, bağımsız üye sayısı, mülkiyet yapısı, kurumsal yönetim ilkelerinden adillik ve eşitlik ilkesi ve son olarak sosyal sorumluluk ilkesinin denetim kalitesi üzerinde olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir. Sonrasında regresyon analizi uygulanmış ancak anlamlı sonuçlar elde edilememiştir ve ikinci bir analize ihtiyaç duyulmuştur. İkinci yöntemde ise, Borsa İstanbul 100 endeksinde işlem gören imalat sanayi şirketlerinin 2019 yılı verileri kullanılmıştır. Çalışmada denetim kalitesi bağımlı değişken, kurumsal yönetim uygulamaları ise bağımsız değişken olarak belirlenmiştir. Kullanılan değişkenlere ilişkin bilgiler seçilen şirketlerin kurumsal internet adreslerinden elde edilmiştir. Söz konusu değişkenler; yönetim kurulu üye sayısı, ayrıklık, bağımsız üye sayısı ve mülkiyet yapısı değişkenleridir. Değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesinde regresyon analizi kullanılmıştır.
Otel işletmelerinde paydaş baskılarının yeşil inovasyona etkisinde kurumsal çevreciliğin rolü: İstanbul örneği
Bu araştırma, paydaş baskıları ile işletmelerin yeşil inovasyon performansı arasındaki ilişkiyi ve kurumsal çevreciliğin bu ilişkideki aracılık rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma, otel işletmelerinin kurumsal çevreci tutumlar geliştirme, yeşil inovasyon performanlarını arttırma ve çevresel politikalarını belirlemede etkili olan paydaşların isteklerine cevap verme ve paydaş gruplarının stratejik yönetimi konusunda teorik yol haritaları içermektedir. Araştırmada, tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tercih edilerek toplamda 393 üst düzey otel yöneticisinden veri toplanmış ve 299 yöneticinin verileri analize dahil edilmiştir. Veriler, SPSS-20 ve AMOS-20 istatistik paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, algılanan paydaş baskıları ile yöneticilerin kurumsal çevrecilik tutumları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Düzenleyici paydaşların etkisinin diğer paydaşlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, bu araştırma daha önce yapılan çalışmaların sonuçlarından farklı olarak örgütsel paydaşların (rakipler, müşteriler, tedarikçiler, hisse sahipleri, çalışanlar) ve medya paydaşlarının baskısı ile yöneticilerin kurumsal çevrecilik tutumları arasındaki ilişkinin anlamlı olmadığını göstermektedir. Bu bulgu, işletmelerin özellikle düzenleyici paydaşların (yasa ve yönetmelikler, hükümetin çevre politikaları vb.) beklentilerine daha fazla odaklandığını ve bu düzenlemelere uyum sağladığını göstermektedir. Bu nedenle, düzenleyici paydaşlar işletmeler üzerinde daha doğrudan ve güçlü bir etkiye sahip olabilmektedir. Araştırmada son olarak paydaş baskılarının yeşil inovasyon ile ilişkisinde kurumsal çevreciliğin aracılık rolü incelenmiştir. Araştırmadan elde eldilen bulgulara göre kurumsal çevreciliğin paydaş baskıları ile yeşil inovasyon arasındaki ilişkide tam aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç yöneticilerin kurumsal çevrecilik tutumları ve davranışlarının, paydaş baskılarının yeşil inovasyon üzerindeki etkisine aracılık etmede kilit bir rol oynadığını göstermektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar özellikle yeşil inovasyonun öncüllerine odaklanmış ve organizasyon düzeyindeki faktörler ile üst düzey yöneticilerin rolü üzerinde durulmuştur. Bu noktada hem akademik hem de işletmeler açısından daha kapsamlı bir anlayış oluşturmak için, işletmelerin çevresel yönetim uygulamalarını ve yeşil inovasyonu etkileyen faktörleri daha ayrıntılı ve geniş kapsamlı bir şekilde incelenmesi önerilmektedir.
Hizmet kalitesi aksaklıklarına neden olan örgütsel engellerin incelenmesi üzerine bir araştırma: Otel işletmeleri örneği
Hizmet sektörünün temel yapı taşlarından olan otel işletmelerinin başarısında müşterilere sunulan hizmet kalitesi kritik bir faktördür. Kaliteli hizmet ise birçok farklı faktörün bir araya gelmesi ile sağlanmaktadır. Hizmet kalitesinin ölçümü konusunda genellikle Parasuraman, Zeithaml ve Berry (1985) tarafından geliştirilen Hizmet Kalitesi Fark Modeli'nde yararlanıldığı görülmüştür. Daha sonraki yıllarda Parasuraman, Zeithaml ve Berry (1988), modelini genişleterek müşterilerin hizmet kalitesine ilişkin beklenti ve algılamaları arasında 5 temel fark olduğunu belirlemişlerdir. Genişletilmiş Hizmet Kalitesi Fark Modeline göre ilk dört fark işletme içi faktörlerle ilgilidir. Beşinci fark ise müşterilerin beklenti ve algılamaları arasındaki farka odaklanmıştır ve ilk dört farkın fonksiyonudur. İncelenen çalışmalarda araştırmacıların genel olarak beşinci farka odaklandığı, hizmeti sunan kişilerin görüşlerinin ihmal edildiği görülmüştür. Literatürde görülen bu eksiklik yapılan çalışmanın odak noktasını oluşturmuştur. Bu kapsamda araştırmanın amacı, müşterilerin hizmet kalitesine ilişkin beklenti ve algılamaları arasındaki farkın temel ve alt nedenlerini otel işletmeleri bazında incelemektir. Araştırmanın evrenini Antalya'da 4 ve 5 yıldızlı otellerde görev alan yönetici ve işgörenler oluşturmaktadır. Araştırmada tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Anket formu kullanılarak 217 yönetici ve 217 işgörenden veri toplanmıştır. Verilerin analizinde geçerlilik, güvenilirlik, t Testi, Anova gibi analiz yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, araştırmada Engel 1 boyutunda yönetim ile işgörenler arasındaki kademe sayısının fazlalığı dikkat çekmektedir. Engel 2 boyutunda hizmet kalitesi aksaklıklarına neden olan ciddi bir engel olmadığı saptanmıştır. Engel 3 boyutunda, işgörenlerin yaptığı işle ilgili yeterli kontrole sahip olmadığı ve inisiyatif kullanamadığı, verilen evrak işlerinin işgören üzerinde baskı yarattığı ve özellikle satışa daha fazla önem verildiği zaman, hizmeti gerektiği gibi sunamadıkları ortaya çıkmıştır. Engel 4 boyutunun diğer sıralanan boyutlara göre daha düşük ortalamaya sahip olduğu görülmüştür. Bu boyuta göre işgörenlerin, tutundurma çalışmaları yapılırken kendilerinden bağımsız şekilde hareket edildiğini, verilen vaatlerden haberdar olmadıklarını ve aşırı vaatlerde bulunmanın üzerlerinde baskı yarattığını ifade etmişlerdir. Demografik özelliklere ilişkin analizlerde ise, erkek yöneticilerin kadın yöneticilere göre daha olumlu tutum içerisinde oldukları söylenebilir. Ayrıca yönetici ve işgörenlerin eğitim seviyesi, iş tecrübesi ve yaşlarına göre birçok alt boyutta farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
Algılanan çevresel belirsizliğin, rekabet stratejilerinin seçimi üzerine etkisinde, rekabetçi istihbaratın düzenleyici rolü: Konaklama işletmelerinde bir uygulama
Bu araştırmanın amacı algılanan çevresel belirsizliğin, rekabet stratejilerinin seçimi üzerine etkisinde, rekabetçi istihbarat rolünün belirlenmesidir. İlgili literatür taranmış ve belirlenen amaç doğrultusunda kuramsal bir model oluşturulmuş ve araştırma hipotezleri geliştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Nevşehir ilinde bulunan 4 ve 5 yıldızlı oteller ve butik/cave otellerde görev alan üst kademe yöneticiler oluşturmaktadır. Araştırmada tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Anket formu kullanılarak 149 otel yöneticisinden veri toplanmıştır. Verilerin analizinde KEKK-YEM yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan çevresel belirsizlik boyutlarından heterojenliğin farklılaştırma stratejisini anlamlı ve negatif şekilde etkilediği, algılanan çevresel belirsizlik boyutlarından karmaşıklığın maliyet liderliği stratejisini anlamlı ve negatif şekilde etkilediği ve algılanan çevresel belirsizlik boyutlarından heterojenliğin odaklanma stratejisini anlamlı ve pozitif şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca rekabetçi istihbaratın alt boyutlarından bilgi toplamanın, heterojenlik ile odaklanma stratejisi arasındaki ilişkide, karmaşıklık ile odaklanma stratejisi arasındaki ilişkide, karmaşıklık ile maliyet liderliği stratejisi arasındaki ilişkide ve karmaşıklık ile farklılaştırma stratejisi arasındaki ilişkide düzenleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yine rekabetçi istihbaratın alt boyutlarından planlamanın heterojenlik ile odaklanma stratejisi arasındaki ilişkide düzenleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak rekabetçi istihbaratın alt boyutlarından resmi alt yapı ve işgören katılımının heterojenlik ile odaklanma stratejisi arasındaki ilişkide ve heterojenlik ile farklılaştırma stratejisi arasındaki ilişkide düzenleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular sonuç kısmında tartışılmış, işletmelere ve gelecekteki araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.