
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
662
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
4
Enstitü
0%
DOI Oranı
Son Eklenen Tezler
Tümünü GörTürkçede sezdirim
İnsan bildirişimini çıkarımsal modelle değerlendirecek her çalışmanın sezdirme sürecini açıklaması bir gerekliliktir. Türkçeyle ilgili sezdirim çalışmalarına bakıldığında çok farklı bakış açılarıyla karşılaşılmıştır. Bu görüşlerin kuramsal açıdan belirsiz ve eksik olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında sezdirim terimi ve sezdirim bildiren yapılarla ilgili belirsizlik ve eksiklikleri ortadan kaldırarak tanımı ve tasnifiyle ilgili sınırları açık bir sezdirim kavramı ortaya koymak amaçlanmıştır. Sezdirim terimi, edimbilimin temel kavramlarından biri olması nedeniyle ortaya atıldığı günden beri tartışmaya açık olmuştur. Bu sebeple sezdirimle ilgili Batı'da kabul görmüş farklı bakış açıları, Türkçe üzerine yapılmış çalışmalar ve belagat çalışmaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Daha sonra Türkiye Türkçesine ait çağdaş metinler, tiyatro oyunları ve günlük konuşmalardan edinilen örnekler, bu incelemelerde elde edilen veriler üzerinden değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler ve incelenen örnekler sonucunda sezdirimler; konuşurun yüzey yapıda ifade ettiği tümcenin anlamının ötesine geçen, dinleyici tarafından ulaşılması/çıkarılması/yorumlanması beklenen, niyet katmanı ve anlamsal kasıt içeren hesaplanabilir çıktılar olarak tanımlanmıştır. Sezdirimin tanımlanma sürecinde vurgulanması gereken bulgulardan biri, konuşurun bildirişim sırasında edimsel sezdirimler dışında kastedimlerden de faydalandığıdır. Bu nedenle tümcenin anlamının ötesine geçen her edimbilimsel çıktının, bir sezdirim olarak değerlendirilmemesi gerektiği anlaşılmıştır. Böylece sezdirimlerin, kastedimlerden ayrı bir edimsel kavram olarak nitelendirilmesinin bir gereklilik olduğuna kanaat getirilmiştir. Bu ayrımın neticesinde Grice'ta uzlaşımsal sezdirim ve genelleştirilmiş bildirişimsel sezdirim olarak karşılanan örneklerin birer sezdirim olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sezdirim bildiren yapıları sınıflandırma sürecinde öncelikle iki tür sezdirimin varlığına dikkat çekilmiştir. Bu iki tür, anlatısal ve edimsel olmak üzere adlandırılmış ve anlatısal sezdirimlerin farklı bir kuramsal bakış açısına ihtiyaç duyduğu düşünüldüğünden sınıflandırmaya dâhil edilmemiştir. Edimsel sezdirimler sınıflandırılırken sezdirimlerin; bağıntı durumuna, çıkarım sürecine, muhataba etkisine ve bağıntıyı sağlayan unsura göre olmak üzere dört ana başlıkta tasnif edilmesinin uygun olduğuna kanaat getirilmiştir. Bu sınıflandırma sonucunda edimsel sezdirimler bağıntı durumuna göre güçlü ve zayıf sezdirimler; çıkarım sürecine göre öncül ve sonuç sezdirimleri; muhataba etkisine göre bilgilendirme ve hatırlatma sezdirimleri; bağıntıyı sağlayan unsura göre ise cevap, gerekçe, önvarsayımsal, ilişki, acil durum, gerçeklik, üçüncü kişi, uyumsuzluk, sözde bilgi ve kastedimsel sezdirimler olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sezdirim, Edimbilim, Bildirişim, Kastedim.
Türk edebiyatında muamma şerhleri ve Muammâyî Ahmed Çelebi'nin Şerh-i Muammeyât-ı Emrî'si (Transkripsiyonlu metin-inceleme)
Kelime anlamı olarak "gizli, örtülü, anlaşılması güç, işaret ve remiz yoluyla söylenmiş söz veya şey"; edebiyat terimi olarak da bir ismin gizlenmesi amacıyla tertip edilmiş bilmeceleri içeren türe ad olan muamma, şu anki bilgilere göre Arap edebiyatında ortaya çıktığı düşünülen, oradan Fars edebiyatına geçerek müstakil bir ilim haline gelip teorisi en ince ayrıntısına kadar ortaya konulmuş edebî bir maharettir. Klasik Türk edebiyatında ilk nüvelerini 15. yüzyılda gördüğümüz ve 16. yüzyıla gelindiğinde altın çağını yaşayan muamma, şarihlerin dikkatini çeken bir tür olmayı başarabilmiştir. Özellikle muamma yazma konusunda klasik edebiyatın mihenk taşı sayılan ve bu konudaki mahareti tezkire yazarları ile edebiyat otoriteleri tarafından kabul görmüş Emrî'nin muammaları, hem kendi döneminde hem de kendinden sonraki dönemlerde adından söz ettirebilmiş ve şarihler tarafından şerh edilmeye değer manzumeler olarak görülmüştür. Muammâyî Ahmed Çelebi'nin Şerh-i Muammeyât-ı Emrî'si de bu anlayışla kaleme alınan eserlerden biridir. Türk edebiyatında "muamma" denince akla gelen ilk isim olan Edirneli Emrî Çelebi'nin muammalarını müstakil olarak içeren bu eser, onun muammalarının halli (çözümü) ve edebî değerinin ortaya konulması açısından önemli bir yere sahiptir. Hazırlamış olduğumuz tez çalışması, giriş kısmı ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında şerh ve şerh edebiyatıyla ilgili bilgilere değinilmiş, ardından birinci bölümde muamma kavramı ve Türk edebiyatında kaleme alınan muamma şerhleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Muammâyî Ahmed Çelebi'nin hayatına dair tarafımızca ortaya konan tespitlere yer verilmiş ve müellifin Şerh-i Muammeyât-ı Emrî'si incelenerek şerh tekniği ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise eser, transkripsiyon yazı sistemiyle Latin harflerine aktarılmıştır.
Doğuşundan günümüze Vehhâbîliğin geçirdiği evreler
Vehhâbîliğin temelleri 1744 yılında Muhammed b. Suûd ile Muhammed b. Abdülvehhâb arasında imzalan Dir'iye İttifakı ile atılmıştır. Günümüze gelene kadar birçok evreden geçmiş ve varlığını devam ettirmeyi başarabilmiştir. Bu minvalde ilk olarak Vehhâbîliğin zuhurunu etkileyen görüşler ve faktörleri ele alınarak incelenmiştir. Yani Selefîlik, Harîcilik, Zahirîlik, Ahmed b. Hanbel ve Hanbelîlik, İbn Teymiyye ve görüşleri incelenmiştir. Yine bu çerçevede Hicaz bölgesinin ve özelde Vehhâbîliğin temellerinin atıldığı Necid bölgesinin siyasî, coğrafî, dinî ve Sosyo-kültürel yapısına değinilmiştir. Konunun daha iyi anlaşılması ve Vehhâbîliğin düşünce yapısının idrak edilmesi adına İbn Abdülvehhâb'ın hayatı ve görüşlerine vurgu yapılmıştır. İbn Abdülvehhâb ve Muhammed b. Suûd'un Dir'iye İttifakı ile güçlerini birleştirmesi, Vehhâbîliğin ritüellerini yerine getirerek mezhepleşme sürecini oluşturmuş, Suûd ailesi için de bu hareket siyasî bir zafer elde etmesine vesile olmuştur. Bu antlaşma neticesinde Vehhâbîlerin mezhebi teşekkül etmeye ve yayılmaya fırsat bulmuş, Suûd ailesi de bölgede ilk devletleri olan Birinci Suûd Devleti'ni kurmuştur. Tabi bu devletin kurulmasının en büyük sebeplerinden birisi Osmanlı Devleti'nin o dönemlerde içinde bulunduğu durum olmuştur. Dinî fanatizmin hat safhada olduğu bu devlet yapılanmasında Vehhâbîler, Hicaz bölgesinin kontrolünü ele geçirerek mezheplerinin pratikleri olan, özellikle bid'atlarla mücadele ve insanları tevhide davet etme bağlamında birçok faaliyet yürütmüşlerdir. Bu faaliyetleri yürütürken sergiledikleri aşırı tavırların oluşturduğu yaralar neredeyse günümüzde hâlâ sarılamamıştır. Osmanlı Devleti'nin Birinci Suûd Devleti'ne son vermesi Vehhâbîleri ve Sûudîleri kısmi olarak sindirmiş olsa da akıllarında ki düşünceleri yok etmeye vakıf olamamıştır. Ardından kurulan Suûdi -Vehhâbî devleti de uzun süre varlığını devam ettiremeyerek son bulmuştur. Akabinde çıkan Ⅰ.Dünya Savaşı'ndan faydalanarak kurulan Suûdi Devletlerinin üçüncüsü olan ve günümüzde Suûdi Arabistan Krallığı olarak bilinen devlette aynı şekilde Suûdi -Vehhâbî ittifakıyla kurulmuştur. Bu çerçevede devletin kuruluşuna çok büyük katkı sağlayan İhvan teşkilatı incelenmiştir. Akabinde petrolün bulunması ve devlette olan değişikliklere değinilmiştir. Günümüze kadar Vehhâbîlik ve fanatizminde nasıl değişiklikler olmuş, Suûdi ve Cihadî Selefîlik gruplanmaları nasıl oluşmuş, bu gruplar neyi savunmuş ve neler yapmış gibi hususlara kısaca değinildikten sonra, çalışmamız Vehhâbîliğin Türkiye'ye girişi ve Türkiye'de yürüttüğü faaliyetler hakkında kısaca verilen bilgilerin nihayetinde son bulmuştur.
STEM yaklaşımı ile planlanan coğrafya derslerinin öğrencilerin tutum ve 21. yüzyıl becerilerine etkisi
Günümüzde hızla değişen dünya şartlarına bağlı olarak bireylerden beklenen beceri ve yetkinlikler de farklılaşmaktadır. Zamanın ruhuna bağlı olarak günümüzde ve gelecekte bireylerde olması beklenen beceriler genel olarak 21. yüzyıl becerileri olarak adlandırılmaktadır. Disiplinleri bütünleştirerek 21. yüzyıl becerilerini geliştirme iddiasıyla ortaya çıkan STEM yaklaşımı en dikkat çekici çalışmalardan biri haline gelmiştir. Bu çalışmada STEM yaklaşımı ile planlanan coğrafya derslerinin öğrencilerin tutum ve 21. yüzyıl becerilerine etkisi incelenmiştir. Çalışma paralel karma yöntemler araştırma deseni olarak tasarlanmıştır. Çalışma coğrafya öğretim programı 10. sınıfında doğal sistemler ünitesinde yer alan kazanımlara bağlı olarak sekiz haftada gerçekleştirilmiştir. Çalışmada STEM sosyal bilimlerin kavramsallaşmasına yardım etmesi amacıyla STEM yaklaşımlı coğrafya ders planları hazırlanmıştır. Uygulanan STEM yaklaşımlı ders planları 5E öğretim modeline göre geliştirilmiştir. Çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Türkiye'de İç Anadolu Bölgesi'nde bir lisede eğitim gören 10. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Çalışmanın nicel bölümünde "Coğrafya Dersi Tutum Ölçeği" ve "Çok Boyutlu 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği", nitel bölümünde ise yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmış, elde edilen veriler birleştirilerek yorumlanmıştır. Çalışmanın nicel bölümünde elde edilen verilerin analizinde SPSS 25. paket programı, nitel bölümden elde edilen verilerin analizinde Maxqda 2020 paket programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda STEM yaklaşımı ile planlanan coğrafya dersleri öğrencilerin coğrafya dersi tutumlarını, coğrafya dersi sevgilerini ve coğrafya öğrenme isteklerini olumlu yönde etkilemiştir. Nicel ve nitel bulgular birbirini desteklemiştir. Deney grubu öğrencilerinin 21. yüzyıl becerileri puanlarında artış meydana gelmesine rağmen istatistiki olarak anlamlı bir fark meydana gelmemiştir. Bununla birlikte deney grubunun 21. yüzyıl beceri puanları kontrol grubuna göre daha fazla artış göstermiştir. Aynı zamanda deney grubu öğrencilerinin girişimcilik ve inovasyon becerileri ile sosyal sorumluluk ve liderlik becerilerinin ön test son test puanları arasında anlamlı farklılıklar gerçekleşmiştir.
Kemoterapi alan hastalarda spiritüel iyilik halinin yaşanan semptomlara etkisi
Bu araştırma, kemoterapi alan hastalarda spiritüel iyilik halinin yaşanan semptomlara etkisini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kemoterapi Ünitesi'nde Kasım 2022-Şubat 2023 tarihleri arasında çalışmaya dahil edilme kriterlerine uyan 121 hasta ile yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanmasında hasta tanıtım formu, Memorial semptom değerlendirme ölçeği (MSDÖ) ve üç faktörlü spiritüel iyilik hali ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız örneklem t testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal Wallis testi, Pearson ve Spearman korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bireylerin %50.4'ü kadın, %43.0'ı ilkokul mezunu ve ortalama yaşı 59.34±12.26'dır. Bireylerin %28.9'unun meme, %14.0'ının akciğer kanseri, %43.0'ının evre 3 ve ortalama tanı süresinin 17.87±26.65 ay olduğu belirlenmiştir. Hastaların üç faktörlü spiritüel iyilik hali ölçeği toplam puan ortalaması 138.10 ± 6.97, Memorial semptom değerlendirme ölçeği toplam puan ise 0.78±0.54 olarak bulunmuştur. Hastaların en sık yaşadıkları semptomların sırasıyla halsizlik ya da enerji kaybı (%75.2), ağız kuruluğu (%61.2), kilo kaybı (%52.1) ve iştahsızlık (%50.4) olduğu belirlenmiştir. Üç faktörlü spiritüel iyilik hali ölçeği toplam puanı ile Memorial semptom değerlendirme ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü (r=-0.200, p<0.05) anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin spiritüel iyilik halinin yaşanan semptomları anlamlı bir şekilde etkilediği saptanmıştır. Sonuç olarak kemoterapi alan bireylerin spiritüel iyilik hali arttıkça yaşanan semptomların azaldığı tespit edilmiştir.
Yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyine uygun deyim seti oluşturma çalışması
Hedef dilin kültürünü taşıyan deyimler, deyişler, alıntılar ve atasözleri gibi sabit kalıpların, yabancı dil derslerinin içeriklerine ve ders kitaplarına yansıtılması kültür öğretimi açısından önemlidir. Kültür öğretimine temel yabancı dil düzeyinden itibaren deyim öğretimine başlamak, öğrenenlerin hedef dilin kültürünü daha iyi içselleştirmelerine ve daha başarılı öğrenme süreçlerine ulaşmalarına katkı sağlayabilir. Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi (AOÖÇ), yabancı dil öğretiminde deyimlerin temel yabancı dil düzeyi için; çok kısıtlı, sınırlı, ezberlenmiş, duruma özgü, basit, kalıplaşmış, günlük, alışılmış, temel, bazı somut durumlara ilişkin, devamlı kullanılan ve kısa deyimler olmaları koşulu ile derslere dâhil edilmelerinin uygun olduğunu önermiştir. Bu çalışma, yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyine uygun deyim seti oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan "Gazi TÖMER Ders ve Çalışma Kitabı A1, İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1, TÖMER Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1 ve Yedi İklim Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1" ders ve çalışma kitapları araştırma materyali olarak seçilmiştir. Araştırma materyallerinin taranması sonucunda belirlenmiş olan deyimler (179 deyim) dereceli puanlama anahtarı olarak hazırlanmış ve yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alan uzmanlarının (N:48) değerlendirmesine sunulmuştur. Uzmanlardan toplanan veriler sonucunda her bir deyimin puan ortalaması tespit edilmiştir. Deyimlerin ortalama puanlarının en yüksekten en düşüğe göre sıralanması ile yabancılara Türkçe öğretimi A1 düzeyine uygun olan ve daha az uygun olan deyimler ortaya çıkarılmıştır. Böylece deyimlerin aldıkları ortalama puanlarına göre çeşitli düzeylerde uygunluklarının saptanmasıyla yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyi için bir deyim seti oluşturulmuştur.