Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Anabilim Dalı

Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı

Nevşehir Hacı Bektaş Veli University

5.663

Arşivlenen Tez

34

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan Suresinin Arap dili ve belâgati açısından değerlendirilmesi

Arapça, lisân-ı İlahî olması ve muhtevasında barındırdığı edebî sanatlar sebebiyle yüzyıllar boyunca araştırıla gelmiş ve her dönemde yeni bulgular ortaya konulmuştur. Ortaya konulan bu bulgular zamanla genişleyerek ilmî bir boyut kazanmış ve Kur'an bağlamındaki çalışmalar bir hayli çoğalmıştır. Lakin bu çalışmalar genellikle meal çerçevesinde kalarak asıl verilmek istenen mesaj muhataba net olarak yansıtılamamış ve Arap Dilinin derûnî yapısına inilememiştir. İşte de bu çalışmada otuz bir âyetlik kısa sayılabilecek olan İnsan suresini ele alarak bu sure üzerinde Arap Dili Ve Belagatinin inceliklerine, âyetlerin barındırdığı sarf, nahiv ve belâğî terimlere ayrıntılı bir şekilde yer verilecek ve meallerin tam manasıyla ortaya koyamadığı mazmunları belirgin hale getirilecektir. Bu bağlamda sure ile ilgili; İnsan Suresinin belagat açısından meallerdeki yansıması, surede yer alan kelimelerin Arapça ve Türkçedeki karşılıları arasındaki fark ve benzerlikler, suredeki her bir âyetin sarf ve nahiv ilmi açısından tahlili şeklinde pek çok konu ele alınacaktır.

Gamze Otkan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İsmail Hakkı Ünal'ın hayatı ve hadis ilmindeki yeri

Ülkemizde Cumhuriyet sonrası dönemde İslâmî İlimler alanında birçok araştırmalar yapılmıştır. Son dönemde bilhassa 1980 sonrasında akademik hadisçilik çerçevesinde müstakil konular çalışılmıştır. Önceki yüzyıllarda hadislerin senedlerine bakarak onların sıhhatine yoğunluk verildiği ancak muhtevâ açısından hadislerin sistematik olarak sıhhat açısından değerlendirilmeye tabi tutulmadığı anlaşılmaktadır. 1980 sonrası dönemde bu alanda çalışmalar yapan, hadislerin doğru anlaşılıp yorumlanmasını kendisine düstûr edinen İsmail Hakkı Ünal'ın hadis alanında yaptığı çalışmalar tezimizin ana konusunu teşkil etmektedir. Hz. Peygamber'in doğru anlaşılması için İsmail Hakkı Ünal altı yıl boyunca çeşitli dergilere hadisler ve yorumlarını yazmıştır. Sadece hadis alanında değil hukuk alanına olan ilgisi onun Ebû Hanîfe'nin hadisçiliğini araştırmaya yönlendirdiğini ifade etmek mümkündür. İsmail Hakkı Ünal'ın doktora tezi olan "İmam Ebû Hanife'nin Hadis Anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu" çalışması bu alanda ülkemizde yapılan ilk çalışmadır. Eser bu alandaki çalışmalara örneklik teşkil etmesi bakımından büyük önem arz etmektedir. İsmail Hakkı Ünal, kırkın üzerinde akademik makale te'lif etmiş, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nde on yedi madde yazmıştır. Birçok kitap bölümüne katkıda bulunmuş ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İmam Hatip Liselerinde okutulmak üzere Hadis ders kitabı yazmıştır. Hadis ilmine bu denli katkıda bulunan Ünal'ın hayatı ve eserleri tek tek incelenerek oluşturulan tezimizde İsmail Hakkı Ünal'ın Türkçe makaleleri incelenmiş, çeviri de bulunduğu eserleri ele alınmıştır. Onun hadise, sünnete yaklaşımı ve verdiği değer, Hz. Peygamber tasavvuru derin muhabbet çerçevesinde değerlendirilmiştir. Onun hadislerin yorumlarına dair te'lif ettiği eserleri, insanlar üzerindeki olumlu tesirleri incelenmiştir. Yaptığı tez danışmanlıkları da ele alınarak Türkiye'deki hadis çalışmalarına sağladığı katkılar ortaya konmaya çalışılmıştır.

Ömer Faruk İlter
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Nazariyyetü'n-neshi inde'l-İmami'ş-Şafiî

Nesh (nâsih ve mensûh), Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Nebeviyye'de meydana geldiği sabit olan şer'î ilim dallarından biridir. Bu bağlamda, Kur'an'ın Sünnet tarafından neshedilmesi ve Sünnet'in Kur'an tarafından neshedilmesi, İslâm âlimleri arasında en çok tartışılan meseleler arasında yer almakta ve bu konular hakkında birçok çalışma yapılmıştır. İmam Şâfiî'nin nesh teorisi, kendine özgü metodolojik bir yaklaşıma sahiptir. Şâfiî, Sünnet'in Kur'an'ı neshetmesini reddetmiştir. Bu tutumu, Kur'an'ın asli kaynak, Sünnet'in ise ona tâbi ve açıklayıcı bir konumda olması gerektiği yönündeki usûlî bir ilkeye dayanmaktadır. Bu nedenle, Sünnet'in kendisinden üstün olan Kur'an'ı neshetmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, Şâfiî'ye göre, Kur'an'ın Sünnet'i neshetmesi de, ancak başka bir sahih Sünnet tarafından bu neshin desteklenmesi halinde kabul edilebilir. Bu çalışma, "hadislerde nâsih ve mensûh meselesi"ni ele almakta ve özellikle İmam Şâfiî'nin nesh konusundaki ilmî yöntemini açıklamayı amaçlamaktadır. Şâfiî'nin, neshin sabit olmadığını düşündüğü bazı hadislere neden itibar etmediği konusu detaylıca incelenmektedir. Araştırmanın en önemli sonuçlarından biri, Şâfiî'nin Kur'an'ın Sünnet ile neshedildiğine dair uygulamalı ve güvenilir bir örneği kabul etmemiş olmasıdır. Ayrıca, Sünnet'in Kur'an tarafından neshedilmesi de, yalnızca bu neshi açıkça destekleyen başka bir Sünnet bulunduğunda geçerli kabul edilmektedir. Bu çalışma, Şâfiî'nin özellikle er-Risâle adlı eserinde yer alan nesih konusundaki görüşlerini takip ederek analitik tümevarımsal bir yöntem benimsemiştir.

Abdullah Alhajjı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Babil ile Zümrüdüanka arasında es-Seyyâb ve Adonis efsanesi

Mit, çok yönlü yapısıyla düşünsel ve kültürel kökleri aydınlatan; disiplinler arası yaklaşımlarla ele alınmayı hak eden önemli bir olgudur. Bu çalışma, mitlerin mahiyeti ve kökeni, Arap mitleri ile Batı mitleri arasındaki ilişki ve bu iki mitoloji dünyasının tarihsel bağlamdaki etkileşim noktaları üzerinden şekillenmektedir. Ayrıca, "Temmuz Hareketi" olarak bilinen olgunun varlığını ve bağlamını sorgulayan birtakım sorunsallar da çalışmanın çerçevesini belirlemektedir. Çalışmada, modern Arap şiirinin önde gelen iki ismi olan Bedr Şâkir es-Seyyâb ve Adonis'in, baskı ve adaletsizlik koşullarında ifade alanı bulamayan düşünce ve olguları mit aracılığıyla nasıl dile getirdikleri incelenmektedir. Bu bağlamda, her iki şairin aşk ve savaş temalarını mitik unsurlarla nasıl harmanladıkları da analiz edilmektedir. Araştırma, modern Arap şiirinde ön plana çıkan iki merkezi mite odaklanmaktadır: Bedr Şâkir es-Seyyâb'ın şiirlerinde yer verdiği Babil miti ile Adonis'in eserlerinde işlediği Anka Kuşu miti. Bu iki mitin, toplumsal ve siyasal meseleleri sanatsal bir dil ve sembolizm aracılığıyla ifade etme çabasıyla nasıl işlevselleştirildiği ortaya konulmaktadır. Çalışmanın önemi, modernlik, çatışma ve özgürlük gibi kavramların sembolik bir araç olan mit aracılığıyla nasıl temsil edildiğini açığa çıkarmasında yatmaktadır. Aynı zamanda, Arap ve Batı kültürel mirası arasındaki etkileşim zeminini görünür kılması açısından da dikkate değerdir. Çalışmanın kapsamı, es-Seyyâb ve Adonis'in şiirlerinde yer alan Babil ve Anka Kuşu mitlerinin tarihsel ve sembolik bağlamları çerçevesinde incelenmesiyle sınırlıdır. Araştırma sürecinde karşılaşılan temel zorluklardan biri, Anka Kuşu miti üzerine yapılmış kaynakların yetersizliği ve sınırlı oluşudur. Diğer bir güçlük ise, Babil ve Anka Kuşu mitleri arasındaki düşünsel farklılıkları doğru bir şekilde tahlil etmek ve bu farkları net biçimde ortaya koyabilmektir. Çalışmanın başlıca hedefleri arasında, mitlerin tanımlanması ve kökenlerinin açıklanması; Arap ve Batı mitolojileri arasındaki ilişkilerin açığa çıkarılması ve mitin, baskı ve özgürlük temalarının ifade edilmesinde nasıl bir araç olarak kullanıldığının analiz edilmesi yer almaktadır. Yöntemsel olarak çalışma; analitik, karşılaştırmalı ve tümevarımsal yaklaşımları bir arada kullanmaktadır. Analitik yöntem kapsamında bazı şiirler doğrudan analiz edilmiştir. Karşılaştırmalı yöntemde, es-Seyyâb ile Adonis'in mit ve sembolizmi nasıl kullandıkları ve diriliş fikrini nasıl yansıttıkları karşılaştırılmıştır. Tümevarımsal yöntemde ise, önceki araştırmalar ve eleştirel metinlerden yararlanılarak şairlerin ve eleştirmenlerin mitler ve onların kökenleri hakkındaki görüşleri değerlendirilmiştir. Bu çok yönlü yaklaşım sayesinde, modern Arap edebiyatında mitin oynadığı rol üzerine kapsamlı bir perspektif geliştirilmiş ve elde edilen bulgular, çalışmanın sonunda özetlenerek sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Modern Arap Edebiyatı, Mit, es-Seyyâb, Babil, Feniks, Adonis.

Şerhan Al Mıhaymıd Elcadan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Kur'an-ı Kerim ve kanunları -Örnek olarak adalet hukuku

Kur'an-ı Kerim'deki Adalet Kanunu, en önemli kanunlardan biri olarak kabul edilmektedir; çünkü bu, adalet ve hakkaniyetin sağlanmasında temel bir unsur oluşturur. Kur'an, sosyal, ekonomik ve siyasi ilişkileri düzenleyen yönergeler ve kurallar içerir ve tam adaletin sağlanabilmesi için toplumlarda dürüst bireylerin bulunmasının önemine işaret eder. Kur'an'daki adalet kanununu incelediğimizde, İslam'ın adalet ve hakkaniyet konusundaki öğretilerini derinlemesine anlamayı amaçlıyoruz. Ayrıca, adaletli ve dengeli toplumlar inşa etmek için pratik dersler ve yönlendirmeler çıkarma amacındayız. Bu araştırmanın amacı, Kur'an-ı Kerim'in bir hukuk kaynağı olarak rolünü keşfetmek, İslam'daki adalet kanununun kavramlarını ve ilkelerini analiz etmek ve sonra bunun nasıl uygulandığını, Kur'an'daki hikayeler aracılığıyla açıklamaktır. Ayrıca, adalet kanununun İslami ve medeni hukukları şekillendirmedeki etkisini inceleyerek, adalet ilkelerine dayanan önemli kanunları araştırıyoruz. İlgili ayetler üzerinden yapılan bu analizde, adalet ve hukukla ilgili kavramlar; hak, hakkaniyet, eşitlik, servet dağılımı ve insan hakları ele alınmıştır. Araştırma sonuçları, Kur'an-ı Kerim'in adaletle ilgili kapsamlı bir model sunduğunu göstermektedir; çünkü tüm meselelerde hak, hakkaniyet ve eşitliği vurgulamaktadır. Bireylerin ve toplumların haklarını korumaya teşvik eder. Araştırmanın bulguları, Kur'an'da adaletin önemini ve bunun Peygamberimizin ve sahabelerinin hayatındaki uygulamalarını ortaya koymakta, ayrıca modern İslam toplumlarında uygulamada karşılaşılan zorluklara dikkat çekmektedir. Bu bulgulara dayanarak, Kur'an-ı Kerim'in anlaşılması ve yorumlanmasının adalet kanununun ve İslami hukukun uygulanmasını destekleyecek şekilde güçlendirilmesi, adalet ve hakkaniyet ilkelerinin tüm alanlarda anlaşılması ve uygulanması gerektiği, bağımsız ve dürüst bir yargı sisteminin geliştirilmesi ve hukuk sistemlerinin İslami değerlerle uyumlu hale getirilmesi için entelektüel etkileşimin teşvik edilmesi gerekliliği vurgulanmaktadır. Anahtar kelimeler: Kur'an-ı Kerim, Kanun, Adalet, İslami Hukuk, Hakkaniyet.

Marvan Sultan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Muhâlefetü'l-İmâm Züfer li'l-İmâm Ebî Hanîfe fi'l-Furûi'l Fikhiyye (El-İbâdât nemûzecen)

Bu tez, ilk dönem Hanefî mezhebi imamlarından İmam Züfer'in mezhebin kurucusu Ebû Hanîfe'ye muhalefet ettiği, özellikle ibadetler bölümündeki (tahâret, namaz, oruç, zekât ve hac konularında) fıkhî meseleleri incelemektedir. Araştırmanın amacı, bahse konu meseleleri ana kaynaklardan derleyip, Hanefî mezhebinin usûl kaideleri ve şer'î delilleri ışığında analitik ve mukayeseli bir şekilde incelemek; iki imam arasındaki görüş ayrılıklarının ilmî sebeplerini ortaya koymak ve her birinin tercih ve istidlal yöntemini açıklamaktır. Araştırmada betimleyici, analitik ve karşılaştırmalı yöntem benimsenmiştir. İmamların görüşleri mezhebin temel kaynaklarından takip edilerek, her birinin dayandığı deliller incelenmiş, ihtilaf noktaları ve bunların fıkhî sonuçları açıklanmıştır. Araştırmanın sonuçları, İmam Züfer'ın derin bir anlayış, güçlü bir istidlal kabiliyeti ve delile dayalı bağımsız bir içtihat yöntemine sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, onun Ebû Hanîfe ile olan ihtilaflarının mezhep içinde ilmî bir zenginlik oluşturduğu ve Hanefî mezhebinin geniş bir içtihat ufkuna sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, İmam Züfer'in görüşlerinin, sağlam içtihat ve istidlal esaslarına dayandığı; bu görüşlerin Hanefî fıkhının gelişimine ve genişlemesine önemli katkılar sağladığı belirlenmiştir. Çalışma, mezhep içindeki görüş ayrılıklarının bir çdezeelişki değil, fıkhî çeşitliliğin ve İslâm hukukunun esnekliğinin bir göstergesi olduğunu da vurgulamaktadır.

Cafer Havacı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Abdülvehhâb Ez-Zencânî'nin "Miʿyârü'n-Nüẓẓâr Fî ʿUlûmi'l-Eşʿâr" adlı eseri bağlamında kâfiye ilmine ilişkin metodolojisi

-Kâfiye usulünü ilk defa ortaya koyan Araplar, cahiliye döneminden günümüze şiirlerini aruz ölçüsüyle birlikte kafiye sanatıyla süslemiştir. Halil b. Ahmed ve Ahfeş el-Evsat gibi dil bilimciler kâfiye konusunu müstakil bir şekilde "ilmü'l kavâfî" adıyla ele almış, usul ve kaidelerini ortaya koymuştur. Kâfiye, "Buhûrü'ş-Şi'riyye" terkibiyle özdeşleşmiş, şiir beyitlerinde uyak/ses uyumu olarak belirmiştir. Manzum eserlerde dizelerin son kelimelerinin birbiriyle ses uyumu ve ahengi bakımından orantılı bir ilişki kurmayı amaçlamıştır. Bu çalışmada; Türkiye'de Arap Dili ve Grameri alanında Sarf ilmine dair el-ʿİzzî fi't-taṣrîf adıyla meşhur eserin de müellifi olan Abdülvehhâb ez-Zencânî'nin "Miʿyârü'n-nüẓẓâr fî ʿulûmi'l-eşʿâr" adlı eserinde kâfiye ilmine ilişkin metodolojisi, betimleyici ve nitel bir yaklaşım kullanılarak ele alınmıştır. Çalışma probleminde; "Zencânî'nin mezkûr eseri bağlamında kâfiye ilmine yaklaşımı nedir?" Sorusuna cevap aranmıştır. İzlenen yaklaşım sayesinde şu önemli sonuçlara ulaşılmıştır: Gerçekte her ne kadar şiirlerin tümüyle kâfiye sanatına tabi tutulma zorunluluğu olmamakla beraber; arûz vezni ve müzikal nağmeler gibi kâfiye de Arap şiirinde vücut bulmuş temel bilimlerden biri olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hem Arap şiiri tahlilini yapacak araştırmacılara bir nebze katkıda bulunmak, hem de şiir yazmaya yönelenlerin doğru bilgilerle şiir yeteneklerini geliştirebilmeleri ve kâfiye ilmini bilmelerinin zarureti, bu çalışma ile açığa kavuşturulmuştur.

Musa Atcı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Hakku't-te'dîb fi'l-ameli'l-islâmî: Dirâse fıkhiyye mukârane

Bu araştırma,"İslâm'da Hakku't-Te'dîb" meselesini fıkhî bir nazarla ele alarak, Te'dîb'in İslâm hukukunda ferdlerin ve toplumun ıslahı namına ifa ettiği rola derinlikli bir ışık tutmaktadır. Allâh'ın adâletin teminatı olarak emrettiği, zulmü ise şiddetle yasakladığı; meşrû te'dîbin ise bu dengeyi temin etmek için kaçınılmaz bir vâsıta olduğunu izhâr etmektedir. Te'dîbin aslî gayesi, cezalandırmaktan öte, ferdin ve cemiyetin ıslâhıdır. Bu bakış açısıyla te'dîb, hata işleyen kişiyi irşad etme ve doğruya sevk etme işlevini görür; ilk adımda nasîhat ve rehberlik sunulur, sonra hatanın mahiyetine tevafuk eden zararsız bir ceza ile nihayete erdirilebilir. Araştırma, te'dîb hükümlerini âilede, eşler arasındaki münasebetlerde ve tedrîste derinlemesine inceleyerek, bu mefhumlarda İslâm hukukunun çizdiği hak ve sorumluluk çerçevesini teferruatlı bir biçimde izah etmektedir. Ayrıca, te'dîb tatbikatlarında merhamet ve şefkatin esas birer değer olduğunu vurgulamakta, te'dîbin asli gayesinin ıslâh niyeti olması gerektiği üzerinde durmaktadır. Şiddet ve sertlikten müberra olunduğu, bu sürecin yalnızca ıslâh amacına hizmet etmesi gerektiği belirtilmektedir. Araştırma, Meşrû te'dîb hükümlerine dâir câhiliyyeti ve tatbikattaki yanlış anlamaları, toplumdaki ferdlerin haklarıyla ilgili düşünceleri müzâkere etmektedir. Bu sebeple, tatbikatta te'dîble ilgili aşırılıkları izah etmeyi hedeflemekte, bu mevzûda erişilebilirliği kolaylaştırmak için çeşitli fıkhî kaynaklara dayanmaktadır. Ayrıca araştırma, İslâm hukukunda te'dîble ilgili hükümleri Kur'ân, sünnet, icmâ ve kıyâs gibi şer'î deliller üzerinden tetkik etmekte ve bu bağlamda Hanefî, Mâlikî, Şâfi'î ve Hanbelî mezheplerinin görüşlerini beyan etmektedir. Sonuç olarak, araştırma, te'dîb hakkının ferdin ve cemiyetin menfaatlerini dengeleyen insânî hududlar çerçevesinde tatbik edilmesi gerektiğini, onun belli şartlar dâhilinde meşrû bir hak olduğunu, İslâm mezheplerini de referans alarak izhâr etmektedir.

Rasha Alhamed
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Kur'ân-i Kerim'de psikolojik güven (Ulü'l-azm peygamberler örneğinde)"

Kur'ân-ı Kerîm'de Psikolojik Güvenlik: "Ulü'l-Azm" Peygamberler Örnekliğinde ÖZET Bu çalışma, Kur'ân-ı Kerîm'in ortaya koyduğu şekliyle psikolojik güvenlik (el-emnu'n-nefsî) kavramını ele almakta ve bu güvenliğin insanın inşasında ve toplumsal istikrarın sağlanmasındaki belirleyici rolünü incelemektedir. Çalışmada, psikolojik güvenliğin geçici bir duygusal hâl değil; Allah'a iman, O'nun emirlerine teslimiyet ve tevhidin gereği gibi yaşanmasıyla ortaya çıkan ilâhî kaynaklı bir huzur ve sükûnet olduğu belirtilmektedir. Ayrıca Kur'ân'ın psikolojik güvenliği tesis etmek üzere ortaya koyduğu itikadî, rûhî, ibadet boyutlu ve teşrîî esaslar ile bunların insan nefsinin arınmasına, kaygı, korku ve huzursuzluğun giderilmesine olan etkileri açıklanmaktadır. Ayrıca çalışma, Kur'ân'ın sunduğu bu güvenlik anlayışının modern psikoloji yaklaşımlarından ayrılan yönlerini de ortaya koyarak ilahî merkezli bir insan tasavvuru geliştirmektedir. Psikolojik güvenliğin bireyin yalnızca kriz anlarında değil; hayatın tüm aşamalarında yönlendirici bir ilke olduğu ve insan davranışlarını istikrarlı hâle getirdiği vurgulanmaktadır. Böylece araştırma, Kur'ân'ın ruh sağlığına dair ilkelerini günümüz insanının ihtiyaçlarıyla ilişkilendirerek çağdaş problemlere çözüm üretebilecek bir çerçeve sunmaktadır. Çalışmanın uygulamalı kısmında ise, Ulû'l-Azm peygamberleri—Nûh, İbrahim, Îsâ, Mûsâ ve Muhammed (aleyhimüsselâm)—psikolojik güvenliğin zirve örnekleri olarak ele almaktadır. Bu rasuller, hayatları boyunca tevekkül, sabır, Allah'ın vaadine güven, imtihanlar karşısında sebat gibi kavramları en üst düzeyde temsil etmişlerdir. Çalışma, bu peygamberlerin kıssalarında psikolojik güvenliğin yansımalarını; Nûh'un uzun süren sabrını, İbrahim'in kavmi karşısındaki dirayetini, Îsâ'nın doğumundan itibaren ilâhî himayeyi, Mûsâ'nın annesinin kalbinin teskin edilmesi ve Mûsâ'nın Firavun karşısındaki metaneti ile Hz. Peygamber'in صلى الله عليه وسلم hicret ve gazvelerdeki ilâhî destek tecrübesini örnekleriyle ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, araştırma Kur'ân-ı Kerîm'in iman ve sâlih amel temelli bütüncül bir psikolojik güvenlik sistemi sunduğunu ve peygamber kıssalarının, insanın her çağda ihtiyaç duyduğu psikolojik denge, kalbî huzur ve rûhî sükûneti inşa eden derin bir eğitim modeli teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik güvenlik, Kur'ân-ı Kerîm, Tevhid, Sekînet, Huzur, Peygamber kıssaları, Ulü'l-Azm peygamberler, İman, Sebat, Tevekkül

Zeynep Al Hatib
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

أساليب الحوار وضوابطه في السنة النبوية

Bu araştırma, diyaloğu davet, eğitim ve insani anlayışın inşasında temel bir araç olarak ele alarak, Hz. Peygamber'in sünnetinde diyalog yöntemleri ve ilkelerini incelemektedir. Çalışma, İslam'da diyaloğun konumunu ortaya koymakta ve sünnetteki belirgin yerini vurgulamaktadır. Araştırma, Nebevî diyalog metodunu açığa çıkarmayı, onun şer'î ilkelerini belirlemeyi ve Hz. Peygamber'in ﷺ çocuklar ve yetişkinler, kadınlar ve erkekler, Müslümanlar ve gayrimüslimler gibi farklı kesimlerle olan muamelelerinde kullandığı başlıca diyalog yöntemlerini ele almayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu yöntemlerin, özellikle eğitim, davet ve sosyal alanlar başta olmak üzere çağdaş hayatta uygulanmasını hedeflemektedir. Çalışmada, diyalog niteliği taşıyan hadislerin toplanması, içeriklerinin analiz edilmesi ve bunlardan hareketle ilke ve kuralların çıkarılması suretiyle tümevarımsal-analitik yöntem kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, diyalog kavramına ilişkin temel yaklaşımların ortaya konulması ve diyalog ile cedel, münazara ve mira gibi yakın kavramlar arasındaki farkların belirlenmesi amacıyla betimleyici yöntemden yararlanılmıştır. Araştırma, sünnette diyalogun doğruluk, adalet, muhataba saygı ve etkin dinleme gibi sağlam ahlaki temellere dayandığını; ayrıca bireysel, yaşa bağlı, mekânsal ve zamansal farklılıkların yanı sıra düşünsel ve dinî aidiyetleri de gözeten ilkelere bağlı olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte Nebevî diyalog yöntemlerinin soru-cevap, misal verme, kıssaya dayalı diyalog ve akıl, duygu ile vicdanı harekete geçirme gibi çeşitli biçimlerde olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, Nebevî metodun kapsayıcılığını ve esnekliğini açıkça yansıtmaktadır. Araştırma, çağdaş meselelerin ele alınmasında Nebevî diyalog metodunun yeniden ihya edilmesi ve örnek alınmasının önemini vurgulayarak; bunun birlikte yaşama kültürünün yerleşmesine, itidal söyleminin güçlenmesine ve İslam davetinin amaçlarının gerçekleştirilmesine önemli katkılar sağlayacağını ortaya koymaktadır.

Faysal Elhüseyin
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Hadisü "el-veledü li'l-firaş" rivayeten ve fıkhen

Bu araştırmanın amacı, Hz. Peygamber'in "Çocuk yatağa aittir, zina eden ise kısıtlanır" hadisini, hem rivayet hem de fıkhî açıdan kapsamlı bir şekilde incelemektir. Söz konusu hadis, nesep ve aile hukuku konularında merkezî bir öneme sahiptir. Çalışmada, hadisin rivayet yolları ve farklı şekilleri ele alınmıştır; öncelikle Sahîhayn, ardından Sünen-i erbaa ve son olarak Musannefler ile Müsnedler incelenmiş, hadiste geçen kelimelerin analizi yapılmış, rivayetler arasındaki farklılıklar ve her bir rivayetin kendine özgü yönleri ortaya konmuştur. Ayrıca rivayet yolları sahâbe üzerinden sınıflandırılmış, hadisin derecesi ve muhaddislerin hadis hakkında söyledikleri, hadisin Sünnetteki yeri ve fıkıhçılar tarafından nesep meselelerinde nasıl değerlendirildiği gösterilmiştir. Fıkhî açıdan ise araştırma, nesebin sabitliği için dayanak teşkil eden kuralları ve fıkıhçılarca kabul edilen ispat yollarını (firâş, ikrâr, kıyâfet gibi) incelemiş, bunların çağdaş karşılığı olan DNA testi tartışılmış ve bu yöntemlerin nesep ispatı veya reddi açısından İslamî ölçülere uygunluğu değerlendirilmiştir. Ayrıca zina mahsulü çocukların hükmü, firaşın bulunmaması hâlinde çocuğun zina edenle ilişkilendirilmesi, boşanmanın nesep üzerindeki etkisi, iddetin asgari ve azami süresi ve buna bağlı fıkhî hükümler ele alınmıştır. Araştırma, "Çocuk yatağa aittir" hadisinin nesep konusunda önemli bir esas olduğu, buna bağlı olarak İslam hukukunda nesebin korunmasının genel bir ilke olarak belirlendiği ve nikahın soybağını tespitte yasal olarak temel bir ölçüt alındığı sonucuna varmıştır.

Merve Munle
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ebü'l-Alâ el-Hemedânî'nin (Ö.569/1173) Ğâyetü'l-İhtisâr adlı eserinde yer alan kıraat vecihlerinin tefsîr ilmi açısından değerlendirilmesi

Kur'ân-ı Kerîm'in nüzûlünden itibaren anlaşılması ve yorumlanması çabaları devam ede gelmektedir. Kur'ân ilimleri, Kur'ân'ı Kerîm'in açıklamaya yardımcı olurlar. Kur'ân ilimlerinden bir tanesi de, Kur'ân'ın tilavetiyle alakalı kıraat ilmi adıyla ortaya çıkmaktadır. Kıraat ilmi, Kur'ân kelimelerinin tilavetini, aynı ve farklı yönleriyle bildirilen kişiden rivâyetle ele alan ve inceleyen bilimdir. Kıraat farklılıklarının Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinin mânâsını açıklayıcı bir vasfa büründürmesini sebep sayarak kıraatleri bir nevi tefsîrin kaynaklarından kabul etmek mümkündür. Buradan hareketle kıraat farklılıkları tefsîr olabilir yargısına varılmış ve kıraatlerin Tefsîrin hangi kısmında yer aldığıyla ilgili fikirler ortaya atılmış ve bu şekilde bir düşünce ortaya çıkmıştır. Kıraat ilminin gelişimiyle meşgul olmuş ve her dönemde bu görevi üstlenen çoğunlukla kârîlerden oluşan bir topluluk bulunmuştur. Bu kişilerle Kur'ân-ı Kerîm Hz. Peygambere ilk okunduğu şekliyle günümüze kadar gelmiş kıyamete kadar da değişmeden devam edecektir. İşte bu topluluğun fertlerinden biri de Ebü'l-Alâ el-Hemedânî'dir. (ö.569/1173) Hemedânî eserlerini, İslâmın en temel kaynağı olan Kur'ân ve Sünneti esas alarak telif etmiştir. Kıraatle ilgili tüm râvîleri isnad zinciriyle birlikte zikrederek ele almıştır İbnü'l-Cezerî (ö.833/1429) çalışmalarından dolayı Ebü'l Alâ' el-Hemedânî'nin kıraat ilmindeki yerini göstermesi bakımından kıraat alanında pek çok eseri bulunan Ebû Amr ed-Dânî (ö.444/1053) ile mukayese ederek "Dânî'nin eserleri her ne kadar daha yaygınsa da kıraat ilminde Ebü'l-Alâ daha bilgilidir."cümlelerini kullanmıştır. Bu tezde Hemedânî'nin hayatı, ilmî kişiliği, eserlerinin tahlili ve Ğâyetü'l-İhtisâr adlı eserinde yer alan kıraat vecihlerinin Tefsîr ilmi açısından değerlendirilmesi yapılacaktır.

HemedaniKur'an-ı KerimKıraat+4
Naim Avan
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kitle fonlaması ve İslam hukuku açısından değerlendirilmesi

Kitlesel fonlama, geleneksel finansal kaynaklara alternatif olarak kurumların ya da girişimcilerin, internet aracılığıyla çok sayıda kişinin desteklerinden yararlanılarak sosyal, kültürel ve kâr amaçlı girişimlere fon bulma çabalarıdır. Tez çalışmamızda kitlesel fonlamanın tanımı, mahiyeti, çeşitleri, İslam hukukunda karşılık geldiği yöntemler, konuya örnek kitlesel fonlama platformları ve fıkhî açıdan değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında konunun hukuki mahiyetine, amacına, yöntemine ve kaynaklarına değinilmiştir. Birinci bölümde kitlesel fonlama teriminin kavramsal çerçevesi zikredilip, tarihine, çeşitlerine, mahiyetine değinilmiştir. Kitlesel fonlamanın çeşitlerine yer verilmiştir. Kitlesel fonlama sisteminin işleyişi ve avantaj ve dezavantajları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümü, İslam hukuku perspektifinden kitlesel fonlama yöntemlerinin analizine tahsis edilmiştir. Bu bölümde kitlesel fonlamanın dört çeşidinin İslam borçlar hukukundaki hangi yönteme tekabül ettiğine yer verilmiştir. İslami kitlesel fonlama platformlarından birkaçı ele alınarak bir değerlendirmede bulunulmuştur. Çalışmamız ulaştığımız neticeleri ve önerilerimizi içeren bir sonuç bölümüyle tamamlanmıştır.

FonlarGirişimcilikKitlesel fonlama+3
Naime Parlıyan
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cezayir millî şairi Mufdî Zekeriyyâ ve İlyâzetu'l-Cezâir adlı eseri

Cezayir edebiyatının önemli bir figürü olan Mufdî Zekeriyyâ, millî şair olmasının yanı sıra modern dönemde klasik Arap şiirini temsil etmesiyle öne çıkmaktadır. Şiirlerinde geleneğe bağlı kalarak, yaşadığı dönemin fikir ve düşüncelerini yansıtmıştır. Eserleri yalnızca Cezayir ile sınırlı kalmamış, Kuzey Afrika başta olmak üzere tüm İslam dünyasını etkilemiştir. Mufdî Zekeriyyâ'nın hayatı ve millî şair kimliği üzerine çalışmalar bulunsa da bugüne kadar herhangi bir eseri derinlemesine incelenerek edebî tarzının özellikleri ve estetik anlayışı hakkında ayrıntılı bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Mufdî Zekeriyyâ'nın edebî kişiliğinin yaşadığı dönemin siyasî, sosyal ve kültürel şartlarının etkisiyle nasıl şekillendiğini ve onun düşünce ve sanat anlayışını en belirgin şekilde yansıtan İlyâẕetu'l-Cezâir adlı eserinin muhtevası ile şekil ve üslup özelliklerini incelemektir. Bu doğrultuda şairin edebî kişiliğini yansıtan temel bir eser olarak İlyâẕetu'l-Cezâir ve ulaşılabilir diğer tüm eserleri doküman incelemesi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma kapsamında, şairin İlyâẕetu'l-Cezâir'i kendi sesinden okuduğu kayıtların çözümlemeleri ile muhteva tablosu ve grafiği, nitel verilerin nicelleştirilmesi ve sayısal analizlerinin yapılmasıyla oluşturulmuştur. İlyâẕetu'l-Cezâir'de sonunda "lâzime" (nakarat) adı verilen tekrarların yer aldığı 100 kıtanın vezinli ve kâfiyeli olması, klasik Arap şiiri formlarından esinlenilerek yenilikçi bir yaklaşım sergilendiğini gösteren bulgulardandır. Eserin nazım biçiminin Mufdî Zekeriyyâ tarafından oluşturulmuş yeni bir tür olarak kabul edilebileceği çalışmanın sonuçlarından biridir. Mufdî Zekeriyyâ'nın sanat anlayışını en iyi şekilde yansıtan İlyâẕetu'l-Cezâir adlı eserinin incelenmesiyle şairin edebî tarzı ve estetik anlayışı üzerine yapılacak bir değerlendirme, Cezayir edebiyatının daha iyi tanınmasını sağlayacağı gibi modern dönemde klasik Arap şiirine dair yenilikçi yaklaşımların keşfedilmesine de olanak sağlayacaktır.

Arap edebiyatıArap şiiriBelagat+4
Furkan Yağcı
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Son dönem âlimlerinden Mahmûd Şeltût ve fıkıh düşüncesi

Islah, tecdid, ictihad ve taklit gibi konulardaki görüşleriyle meşhur son dönem İslam hukukçularından biri olan Mahmûd Şeltût'un hayatı, eserleri ve fıkıh düşüncesinin incelendiği bu çalışma giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konu, önem, kapsam, gaye ve kaynaklarından bahsedilmiştir. Birinci bölümde Şeltût'un yaşadığı dönemin siyasi, sosyal ve dini durumu hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca onun hayatı, ilmî tahsili ve eserleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde Mahmûd Şeltût'un usûl-i fıkıh kapsamındaki meseleler arasında bulunan şer'î delillere dair bakış açısı, Kur'ân, sünnet, icmâ, kıyas gibi delillere yaklaşımı ile ictihad, taklit ve ulemanın ihtilaf sebepleri konularındaki düşünceleri üzerinde durulmuştur. Çalışmanın son bölümde ise Şeltût'un genel olarak fürû-i fıkıh meselelerine dair yaklaşımı, sorulan sorulara verdiği fetvâları, tercihleri ve ictihadları ele alınıp ilgili düşünceleri sebebiyle İslâm hukuk tarihinde durduğu konum üzerinde durulmuştur. Sonuç kısmında ise araştırma neticesinde elde edilen bilgiler maddeler halinde serdedilmiştir. Anahtar kelimeler: Mahmûd Şeltût, fıkıh, ictihad, fetva, taklit, Ezher.

BiyografiFetvalarFuruk-u fıkhiyye+6
Ömer Faruk Öz
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yahya b. Nasuh b. İsrail'in Şerhu Lugati Ferişteoğlu adlı eserinin tahkiki

Bu çalışmada manzum Arapça-Türkçe sözlüklerin ilki niteliğindeki Ferişteoğlu Lugati'nin şerhi olan, Yahya b. Nasûh b. İsrâil'e ait Şerḥu Luġati Ferişteoğlu adlı eserin, el yazması nüshalarının karşılaştırılması ile tahkiki yapılmış ve eserin günümüze kazandırılması amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden, dokümanların incelenmesi ve bilgilerin değerlendirilip düzenlenmesi sistemi ile yapılan çalışma ana iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm şerhe konu olan Ferişteoğlu Lugati ve yazarı İbn Melek ile Şerḥu Luġati Ferişteoğlu ve yazarı Yahya b. Nasûh b. İsrâil hakkında bilgiler içermektedir. Ayrıca tahkik çalışmasında kullanılan nüshaların bilgileri ve tahkik aşamalarına da yer vermektedir. İkinci bölüm ise eserin Mevlâna müzesinde bulunan nüshasının diğer bazı nüshalar ile karşılaştırılması sonucunda elde edilen tahkikli Arapça metinden oluşmaktadır. Tahkikte nüshalar arasındaki farklar belirtilmiş, sonuna bazı fihristler ve kaynakça eklenmiştir.

ArapçaLugati FerişteoğluSözlük+3
Ayşe Mihriban Ecevit
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an'da mücrim kavramı

Son ilâhî kılavuz olan Kur'ân'ı anlama çabaları, nüzulünden bugüne süregelmektedir. İlk müfessir Hz. Muhammed ve Sahâbenin tefsir faaliyetleri, sözcük bazlıydı. Fetihlerle genişleyen İslâm coğrafyasında her geçen gün İslâm ile şereflenen müminlerin ihtiyacını karşılamak ve vahyi zihinlerde netleştirmek adına yapılan tefsir faaliyetleri çeşitlenerek devam etmiştir. Müfessirlerin istidâtları, çağın ihtiyaçları ve zihniyetleri göz önünde bulundurularak, klasik ve modern olarak adlandırılan dönemlerde rivâyet ve dirâyet tefsirleri ile filolojik, sosyolojik, bilimsel nitelikli ya da konu merkezli yorumlama çalışmaları yapılagelmiştir. Konulu tefsirde Kur'ân, sûre, âyet ya da konu ve kavram bazlı çalışmalar yapılmaktadır. "Crm" ve varyantlarının karşılık geldiği anlamlar, câhiliye devrindeki kullanımları, Arap şiirleri ve ilk dönem lügatleriyle, Kur'ân ile kazandığı anlam, tefsirlerinden iktibas ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kur'ân'ın anlaşılması ve yorumlanmasına küçük bir katkı amacı taşıyan bu çalışmada, "mücrim" kavramına yakın ve zıt kavramlardan faydalanılmıştır. Mücrim kavramının geçtiği âyetlerin taranması, derlenmesi ve analizi vesilesiyle, kavramın izlediği süreç ve anlam dünyasındaki değişim tespit edilerek, mücrimlerin vasıfları ve cezalandırılmaları üzerinde durulmuştur.

Anlam bilimKur'an-ı KerimMücrim+2
Ayben Onbaşı
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oryantalist Jacqueline Chabbi'nin Kur'an'ı anlama yöntemi

Bu çalışmada, halen hayatta olan Fransız oryantalist Jacqueline Chabbi'nin hayatı, eserleri, düşünce yapısı ve Kur'an'ı anlama yöntemi incelenmiştir. Çalışmamızın amacı Chabbi'nin Kur'an'ı anlama yöntemi ışığında Kur'an'ın derin ve evrensel mesajına yönelik yaklaşımlarını ortaya koyup Kur'an'ın doğru anlaşılmasına katkıda bulunmaktır. Bu bağlamda Chabbi'nin yöntemini daha iyi anlayabilmek için genel olarak oryantalizmden ve özellikle Fransız oryantalizminden ve Chabbi'nin etkilendiği oryantalistlerden bahsetme gereği duyulmuştur. Çalışmamızda Chabbi'nin kaleme aldığı eserlerinden, ders kayıt videolarından, sosyal bilimlerin sunduğu antropoloji, filoloji ve tarih bilimlerinin verilerinden, fıkıh usulü, tefsir usulü ve ilk dönem tefsir ve sözlükbilim çalışmalarından istifade edilmiştir. Sonuç olarak Chabbi'nin antropoloji ve filoloji bilimlerini mezcederek Kur'an'a karşı tarihselci bir yaklaşımı olduğu tespit edilmiştir. Bulgulara göre Chabbi'nin kendi yöntemi içerisinde farklı tutumlara sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Tefsir, Tarihsellik ve Evrensellik, Antropoloji, Chabbi, Dilbilimsel Tefsir, Oryantalizm.

AntropolojiChabbi, JacquelineEvrensellik+6
Betül Demirel
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ehl-i hadîsin mucize anlayışı ve hadis edebiyatındaki yeri

Ehl-i hadîs, İslam'ın ikinci kaynağı olan sünnet metinlerini sözlü ve yazılı olarak sonraki nesillere aktarmıştır. Mu'cize konusu ise eski dönemlerden beri insanlığın dikkatini çeken bir olgudur. Ehl-i hadîs, tasnif dönemi ve sonrasında rivayetlerde geçen hissi mu'cize anlatımlarını, kitaplarının farklı bölümlerinde kaydetmişlerdir. Bu çalışmada ehl-i hadîsin mu'cize rivayetlerine yaklaşımı ve değerlendirme tarzları incelenerek diğer ekollerle kıyaslaması yapılmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mu'cize kavramı ve kelâm ekollerinin bu kavramı nasıl ele aldığı incelenmiştir. İkinci bölümde mu'cize rivayetlerinin kaynaklarda yer alma dönemi üzerinden delâilü'n-nübüvve edebiyatının oluşum süreci hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise ehl-i hadîs imamlarının hadîs kitaplarında mu'cize rivayetlerini hangi konular altında kaydettikleri incelenerek ehl-i hadîsin mu'cizelere yaklaşımları ortaya konmuştur.

Cevşen Çemberlitaş
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Abdulaziz ez-Zemzemî ve Dîvânı

"Abdulaziz ez-Zemzemî ve Dîvânı" isimli bu çalışmada Osmanlı Dönemi Arap şairlerinden Abdulaziz ez-Zemzemî'nin (ö. 976/1568) hayatı, muhteva ve şekil yönünden Divân'ındaki şiirleri incelenmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde şairin yetiştiği şehir olan Mekke ve Hicaz bölgesinin XVI. yüzyıldaki sosyal, siyâsî ve kültürel durumu hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şairin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği ele alınmıştır. İkinci bölümde ez-Zemzemî'nin söylediği şiirler içerik yönünden tahlil edilmiştir. Üçüncü bölümde ise şairin şiirleri şekil ve üslup bakımından incelenmiştir. Şiirlerdeki kaside yapısı, şairin kelime ve cümle tercihleri, anlatım teknikleri ve şiirlerde kullanılan edebi sanatlar belirlenerek şairin şiirlerinin edebi değeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Abdulaziz ez-Zemzemî, medih, Peygamber methiyeleri ve ihvâniyyât vb. konularda şiir söylemiştir. Şiirlerinin çoğu dînî temalı olmasından dolayı şair şiirlerinde ağırlıklı olarak dînî kavramları kullanmıştır. Şairin dili sade ve akıcıdır. Kullandığı edebî sanatlar şiirine edebî zenginlik katmıştır.

Abdulaziz el-ZemzemiArap şiiriDivan şiiri+4
Abdullah Gümüşsoy
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Arap şairlerden Ebu'l-Bahr el-Hattî ve şiirleri

Bu çalışmada Ḳatîf'de doğmuş, hayat serüvenini Bahreyn'de sürdürmüş, daha sonra günümüzdeki adıyla İran'a göç edip orada vefat etmiş olan Ebu'l-Baḥr el-Hattî'nin hayatı ve şiirleri incelenmiştir. Çalışma, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı, problemi, yöntemi ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada kullanılan kaynaklara yer verilmiştir. Şairin yaşadığı dönem de bu bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde Ebu'l-Baḥr'ın hayatı ve edebî kişiliği incelenmiş ve Divân'ına dair genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde muhtevâ tahlili yapılmış ve medih, mersiye, ihvâniyyât, özlem, mektuba giriş, gazel, vasf, hamriyat, hezliyât ve dînî içerikli şiir muhtevâlarında kaleme aldığı şiirler örneklendirilmiştir. Şiirlerin ilgili yerlerinin metinleri ve tercümeleri aktarılmış ve bu şiirlerle ilgili yorumlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde şairin şiirleri kasîde yapısı, vezin ve kâfiye, anlatım yöntemleri ve kullanılan sanatlar açısından incelenmiştir. Sonuç olarak Ebu'l-Bahr'ın, şiirlerinde Arap şiirinin ana muhtevâlarını ve diğer tâlî konularını başarılı şekilde şiirlerine yansıttığı tespit edilmiştir. Söz konusu şiirlerini, dil ve üslup özelliklerini başarılı şekilde kullanarak yazdığı belirlenmiştir.

Arap edebiyatıArap şiiriBiyografi+4
Abdullah Esat Bağcı
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hanefî mezhebiyle mukâyeseli olarak Afgan ceza kanununda cinsel suçlar

Bir toplumun sağlamlığı, o toplumun temelini oluşturan ailelerin sağlamlığına bağlıdır. Aile içindeki üyeler arasındaki sadakat ve samimiyet, gelecek nesillerin teminatını oluşturur. Eğer bu sadakat ve samimiyet kaybolursa, bu durum ailede yetişen çocukların geleceğini de olumsuz şekilde etkileyebilir. İnsanların hayatlarını inanca devam edilebilmesi için vazgeçilmez temel haklar olarak bilinen can, mal ve ırzın himaye edilmesi gerekir. Bu kural hemen hemen bütün hukuk sistemlerinin esasını oluşturmuştur. Bu haklara haksız tecavüzde bulunanlar, farklı şekillerde de olsa bütün hukuk sistemlerinde cezalandırılmış, haksız tecavüzde bulunan kimseler, toplum tarafından da kınanmıştır. İşte bu noktadan hareketle, diğer suçlara nazaran ahlâka aykırı fiillere verilen cezalar daha ağır olmuştur. Diğer hukuk sistemlerinde olduğu gibi İslam hukukunda da konulmuş olan hükümler, insanların menfaatlerini gözetmiş ve onların en iyi bir şekilde hayatlarını devam etmesini hedef almıştır. Günümüzde Afganistan'da ceza kanunu da diğer kanunlar gibi İslam hukukuna uygun bir şekilde hazırlanmıştır. Bu bağlamda biz Afganistan ceza kanununda yer alan cinsel suçların neler olduğunu tez konusu olarak inceledik. Afgan ceza hukuku içerisinde yer alan cinsel suçların neler olduğunu incelerken de Hanefî mezhebinin görüşlerini esas aldık. Anahtar Kelimeler: Afgan Ceza Kanunu, Emânullah Han, cinsel, suçlar

AfganistanCeza hukukuCinsel suçlar+7
Abdul Naser Mansoor
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Son dönem fakihlerinden Sıddîk Hasan Han ve fıkhî görüşleri

Bu araştırmada; Hint alt kıtasında 19. yüzyılda yaşamış, burada Ehl-i Hadisin kurucu âlimlerden biri sayılan Sıddık Hasan Han'ın hayatı ve fıkhî görüşleri incelenmeye gayret edilmiştir. Sıddîk Hasan Han'ın yazdığı eserler ve te'lif ettiği konular incelendiğinde onun çok yönlü bir âlim olduğu tespit edilmiştir. İslamî ilim dallarının birçok sahasında kıymetli eserler kaleme almış; bunlardan 74'ü Arapça, 45'i Farsça ve 103'ü Urduca olmak üzere toplam 222 adettir. Bunlardan 25 tanesinin henüz neşredilmediği tespit edilmiştir. Sıddîk Hasan Han'ın önemli eserlerinin çoğu derleme, ihtisar(özet) veya çeviridir. O, özellikle Şevkânî'nin eserlerini özetlemiştir. Bu sebeple kendisini eleştirenler hep bu yüzden eleştirmişlerdir. Eserlerinde İngilizlere karşı cihada teşvik etmek, Vehhâbi mezhebini yaymaya çalışmak ve hanımının başını örtmeye zorlamak gibi sebeplerle İngilizler onu merkezi hükümete şikayette bulunmuşlardır. Bunun neticesinde İngiliz hükümeti, verdiği Nevvâb gibi ünvan ve lakabları kendisinden geri almış ve bir sene sonra hükümete girmesini de engellemişlerdir. Sıddîk Hasan Han'ın te'lif ettiği eserlerinde ehl-i hadis olma anlayışının da bir gereği olarak genellikle selefin görüşlerini nakil konusunda daha çok hassasiyet gösterdiği, buna mukabil mezheplerden de bağımsız olarak kendisinin istinbat ettiği bazı şahsına münhasır kanaat ve fetvalarının bulunduğunu söylemek mümkündür. Hocası Şevkânî'nin bıraktığı yerden o da mezheplere karşı duruşu devam ettirmiş olup bazen şaz görüş sayılabilecek uç görüşler de serdetmiştir. Hasan Han, en çok Ahmed b. Hanbel, İbn Teymiyye, İbn Kayyım, İbn Hacer el-Askalânî, Şâh Veliyyullah ed-Dihlevî, San'ânî, Şevkânî gibi âlimlerin görüşlerinden etkilendiği tespit edilmiştir. İlmî dirayetiyle ahkâm tefsirinde fıkhî konulara da açıklık getirmeye çalışmış olan Hasan Han, te'lif ettiği tefsirinde ayetleri izah ederken, Zemahşerî, Ebusuud ve hocası Şevkanî gibi âlimlerde daha çok görüleceği üzere sarf ve nahiv ilimlerinden yararlanmış kelimelerin değişik durumlara göre kazandığı manayı ve vezinleri ile kaide ve prensiplerini yer yer zikir ve beyan ettiği müşahade edilir. Arapça'daki derinliğine güvenerek bazen bir ayetin irabı ile ilgili farklı görüşleri naklettikten sonra onlardan birini diğerine tercih edebilecek dirayeti de gösterir. Sarf ve nahiv ilminin yardımıyla ayet ve hadislerden hüküm elde etme çabasında iken nassların i'rabının hükme etkisini göstermek için uzun izahlar yaptığı görülür. Sıddîk Hasan Han, meselelerin çözümünü ilk nesillerde olduğu gibi doğrudan Kurâ'n ve Sünnete başvurarak çözüme kavuşacağını düşünmektedir. Kur'ân ve Sünnet dışında başka delilleri şer'î delil olarak kabul etmez. İcmâ' ve kıyası reddeder. Fakat bazı yerlerde icmâ', maslahat ve örf gibi bazı delillerden kendisi de istifade eder. Fıkhî mezheplerin dörtle sınırlandırılması anlayışına karşıdır ve İbn Huzeyme, Süfyân es-Sevrî ve Taberî gibi mezheplerin de sünnete uydukları açıdan en az dört mezhep kader muteber olduklarını söylemiştir. Fıkhî meselelerde imam Ebu Hânife'nin görüşlerinin başka görüşlere tercih edilmesini doğru bulmaz. Fakat bazen kendisinin de Hanefî mezhebinin görüşünü başka mezheplerin görüşüne tercih ettiği olmuştur. Sıddîk Hasan Han, mezhepleri eleştirirken imam Ebû Hanife dâhil mezhep imamlarını eleştiri dışında tutmaya çalışmıştır. Aynı şekilde mezheplerin meydana gelmesinde de mezhep imamlarının bunda bir sorumlulukları olmadığını savunur. Sıddîk Hasan Han kendisinin herhangi bir mezhebe bağlı olduğunu kesin bir dille reddeder. Fakat genel olarak baktığımızda Selefî-Hanbelî geleneğine hatta Zâhirî mezhebine daha yakın olduğu, eserlerinde de bu doğrultuda kanaat belirtiği söylenebilir. ANAHTAR KELİMELER: İslam hukuku, Sıddık Hasan Han, Hindistan, Fıkıh

HindistanSıddık Hasan Hanİslam hukuku+1
Matıullah Sedıqı
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Ashabım hakkında Allah'tan korkun..." hadisinin senet ve metin yönünden değerlendirilmesi

Hz. Peygamber'den varid olan "Ashabım hakkında Allah'tan korkun! Sakın benden sonra onları hedef alıp da dil uzatmayın. Her kim onları severse beni sevdiği için sever. Kim de onlara buğzederse bana buğzettiği için buğzetmiş olur. Onlara eziyet eden bana eziyet etmiş olur. Bana eziyet eden de Allah'a eziyet etmiş olur. Allah'ın da, kendisine eziyet edeni cezalandırması pek yakın olur" hadisinin, tarikleri ele alınıp tariklerde geçen ravilerin hayatları ve cerh-ta'dil durumlarıyla alakalı bilgi verilerek, sıhhatleri incelenecektir. Ayrıca hadisin nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde durulacaktır.

Mustafa Koruyucu
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Franchise sözleşmelerinin İslam hukuku açısından değerlendirilmesi

Franchise sözleşmeleri, bir firma tarafından kontrol edilen bir marka, ürün veya hizmetin başka bir kişi ya da kuruluş tarafından kullanılmasını sağlamak için yapılan sözleşmelerdir. Bu sözleşmeler, franchise veren firma tarafından sağlanan mali destek, eğitim ve danışmanlık hizmetleri ile franchise alan tarafının kendi işletmesini kurmasını ve yürütmesini sağlar. Bu çalışma, franchise sözleşmelerinin Türk Borçlar Hukuku ve İslam Borçlar Hukuku açısından incelenmesini amaçlamaktadır. İlk bölümde, franchise sözleşmelerinin genel tanımı, tarihçesi, uygulama şekli ve taraflar açısından amaçları, avantajları ve dezavantajları ele alınmaktadır. İkinci bölümde, Türk Borçlar Hukuku açısından franchise sözleşmelerin hukuki niteliği, karakteristik özellikleri, benzer sözleşmelerle karşılaştırılması, unsurları, tarafların hakları ve borçları, sözleşmenin sona ermesi gibi konular ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise konu İslam Borçlar Hukuku açısından incelenmektedir. Tez sonunda, franchise sözleşmelerinin Türk Borçlar Hukuku ve İslam Borçlar Hukuku açısından değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkan sonuçlar sunulmaktadır. Araştırma, franchise sözleşmelerinin modern bir sözleşme türü olarak temel İslami kriterleri ihlal etmemesi şartıyla İslam hukukuna uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır. Genel olarak franchise sözleşmelerinin hak ve menfaatlerin satımı, örf ve maslahat ilkeleri üzerine kurulu olduğunu anlaşılmıştır. Ayrıca, franchise sözleşmelerinin tekelciliğe sebep olabilecek bazı sorunlu yönleri olduğu, ancak bu konuların sözleşmeyi düzenleyen taraflar tarafından ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.

FranchisingFranchising sözleşmesiSözleşmeler+4
Elife Hümeyra Vural
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Selefi İmam Abdülaziz b. Bâz'ın hayatı, eserleri ve itikâdi görüşleri

Bu çalışma, Abdülaziz b. Bâz'ın hayatı, eserleri özellikle birtakım itikâdi görüşleri hakkında malumat verecektir. Abdülaziz b. Bâz, çağdaş Selefiler arasında muteber bir şahsiyet olup bulunduğu döneme iz bırakmış bir ilim adamıdır. Bu çalışma, mensubu olduğu Vehhâbiliğin düşünce yapısını tanımada bizlere önemli bir bakış açısı sunacaktır. Birçok dilde tercüme eserlerinin bulunmasına rağmen ülkemizde kendisi hakkında yeterli bir bilginin olmaması ve sınırlı sayıda tercüme risâlelerinin bulunması sebebiyle bu çalışma ülkemizde Binbâz hakkında literatüre katkı sunacaktır. Bu çalışma, bizzat Binbâz'ın talebelerinin kendisi hakkında kaleme aldığı eserler ve kendisinin Arapça eserleri incelenerek hazırlanmıştır. Binbâz, hiç şüphesiz çağdaş Selefilik denilince özellikle Suudî Selefilik'te anılması ve konuşulması gereken bir şahsiyettir. Düşünce yapısına bakıldığında Hanbeli mezhebine müntesib olsa da Abdülaziz b. Binbâz, mezhep taassupçuluğuna karşı olan ve delilleri, nasları esas alan bir ilim adamıdır. Özellikle akîdevi meseleler de bidatleri, hurafeleri sık sık gündeme getiren; akîdevi minvaldeki çoğu meseleyi tevhid ve şirk kavramları üzerinden okuyan ve bu konudaki birtakım meselelerde niyeti esas alıp, iyimser düşüncelere dahi kapı aralanmasına müsâde etmeyip dinî mevzularda daha çok metinci, literalist düşünce yapısına sahip bir ilim adamıdır.

İbrahim Halil Özdemir
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kelamdaki ma'dûm meselesi ile tasavvuftaki a'yân-ı sâbite nazariyesinin karşılaştırılması

Kelamda ma'dûm kavramı farklı ihtilaflara sebep olmuştur. Mu'tezile ma'dûmların şeyiyyeti teorisi ile mümkün ma'dûmların cevher ve arazların failin tesiri olmadan dışta ayrışmış bir şekilde sabit olduğunu iddia etmiştir. Mu'tezile'nin bu teorisi Ehl-i Sünnet tarafından şiddetli tenkide maruz kalmıştır. Ehl-i Sünnet için ma'dûm mutlak olumsuzluktur. Allah'ın dışında zatlarının bulunması muhaldir. Ancak Mu'tezile'nin teorisi İbnü'l-Arabî tarafından benimsenerek kendi varlık anlayışını yansıttığı, yaratılmışların Allah'ın ilmindeki hakikatleri diye ifade ettiği a'yân-ı sâbite teorisi ile dönüşerek varlığını devam ettirmiştir.

A'yan-ı sabiteKelamMa`dum+4
Ayşenur Nisa Uzun
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rahman suresinde belagat ve üslup açısından sanatsal suret güzellikleri

Kur'an-ı Kerim; fikri, edebi, retorik ve üslup bakımından önemli ilahi bir kitaptır. İşte bu çalışmalardan birisi de belagat araştırmalarını zenginleştiren zımnen de Kur'ân-ı Kerîm'in taşıdığı betimsel estetiğe yönelik. Bu çalışmada, Rahman Suresi'nin belagat ve üslup açısından taşıdığı betimsel estetik ele almıştır. Bu çerçevede araştırmada belagat, meânî ilminde varit olan sanatsal betimler, beyana dair çeşitlilikleri ve bedi' sanatlarını bir araya getirilmiştir. Çalışma giriş, başlangıç, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde Rahman Suresi'nin mahiyeti indiği yer ve sebebi nüzulü, surenin öncesi ve sonrası ile olan münasebeti, tilavet ve nüzuldeki tertibi, fazileti ve temel hususiyetleri ele alınmıştır. Birinci bölümde Kur'an-ı Kerim'deki sanatsal suret, sanatsal suretin mahiyeti üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde; Rahman Suresi'ndeki sanatsal betimlemeler; meânî, bedi' ve beyan ilimleri bağlamında incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Rahman Suresinde yapısal nazım üslubu, hitap üslubu ve çeşitleri incelenmiştir.

ArapçaBelagatEstetik+3
Selma İsa
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbnü'l-Hümam'a göre hüsün-kubuh meselesi

İbnü'l-Hümam'a Göre Hüsün-Kubuh Meselesi adlı çalışmamızda İslâm düşünce tarihinde farklı disiplinler tarafından ele alınan ve ahlâkî yargıları ifade eden "hüsün-kubuh" kavramları noktasında, 9. Hicrî asırda yaşamış, kelam, fıkıh, hadis ve diğer ilimlerde değerli eserlerin sahibi olan, geliştirmiş olduğu kelâmî yöntemler ile gerek yaşadığı devir ve gerekse sonraki dönemlerin Müslüman düşüncesi üzerinde etkili olan İbnü'l-Hümam'ın düşüncelerini, klasik kelâm düşüncesindeki görüşlerle arasındaki farklılık ve benzerlikleri tespit etmeye çalıştık. Tezimiz giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, hüsn ve kubh kavramlarından yola çıkarak meselenin genel bir tasvirini çizmeye, hüsün-kubuh meselesinin tarihçesini ele alarak meselenin kökenini anlamaya ve kelamda hangi noktalarda tartışma konusu olduğunu ele almaya çalıştık. Mu'tezile, Eş'arî ve Mâtürîdî kelâm ekollerinin meseleye dair yaklaşımları, ayrışma noktaları ve kendi yorumlarını desteklemek için sunmuş oldukları argümanların incelemesini yaptık. İkinci bölümde ise, hüsün ve kubuhun kaynağı, hüsün-kubuh ile ilgili olabileceğini düşündüğümüz ta'dil-tecvir, hidâyet-dalâlet konuları ve İbnü'l-Hümam'ın mesele hakkındaki görüşlerini etkileyen faktörlerden akıl-nakil, irade-fiil, salah-aslah, ecel ve teklif anlayışı üzerinde durarak müellifimizin görüşlerini ortaya koyduk. Tezimizi sonuç kısmında İbnü'l-Hümam'ın Mu'tezilî ve Eş'arî bilginlerin aksine aklı ve nakli buluşturan mutedil bir yol izlediği şeklinde bir değerlendirme yaparak sonlandırdık. Anahtar Kelimeler: Kelam, İbnü'l-Hümam, Hüsün-Kubuh, Akıl, Nakil, İrade, Sorumluluk.

AkılHüsnü KubuhKelam+5
Ayşe Karaman
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yusuf Efendizâde'nin "'İnâyetü'l-Meliki'l-Mün'im li-Şerhi Sahihi Müslim" adlı eserinin tahkîk ve değerlendirilmesi (Tahâret, hayz ve namaz kitapları)

'İnâyetü'l-meliki'l-mün'im li-şerhi Sahihi Müslim, XVIII. yüzyıl Osmanlı alimlerinden Yusuf Efendizâde Abdullah Hilmi'nin Buhârî'ye yazdığı Necâhu'l-Kârî liSahîhi'l-Buhârî adlı şerhten sonra hayatının son dönemlerinde kaleme aldığı fakat tamamlamaya ömrünün yetmediği kıymetli bir eserdir. Müellif bu eserini, İmam Mâzerî'nin el-Mu'lim bi Fevâidi Müslim, Kâdî İyâz'ın İkmâlü'l-Muʿlim bi fevâʾid (fî şerhi Sahîh)i Müslim, İmam Nevevî'nin el-Minhâc fî şerhi Sahîhi Müslim b. el-Haccâc ve Kurtubî'nin el-Müfhim li mâ Eşkele min Telhîsi Kitâbi Müslim adlı eserleri başta olmak üzere hadis alanındaki temel kaynaklardan istifade ederek kaleme almıştır. Bu bakımdan eser ilmî mirasımızın aktarılmasına sağladığı katkı ve ilim dünyasına kazandıracağı faydalar bakımından tahkik edilmeye değer görülmüştür. Bu çalışmada eserin Kitâbü't-tahâre, Kitâbü'l-hayz ve Kitâbü's-salât kısımları tahkik edilerek, Yusuf Efendizâde'nin hayatı, ilmî kişiliği hakkında bilgi verilmiş ve şerhinde takip ettiği yöntem ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yusuf Efendizâde, İmam Müslim, 'İnâyetü'l-meliki'l-mün'im li-Şerhi Sahîhi Müslim, Hadis, Şerh, Tahkîk.

Kamuran Aslantalay
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân'da müjdeleme üslûbu ve tahlili

Çalışmamızın giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, yöntem ve kaynakları ile Kur'ân'ın müjdeleme üslubu hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Birinci bölümde müjde kavramının semantik analizi yapılarak anlam alanı incelenmiştir. İkinci bölümde ise Kur'ân'a göre müjdelenenler ve müjdelenme yönleri ele alınmıştır. Bu bölüm adı altında bireysel olarak müjdeye muhatap olanlar, ahlâki özellikleri sebebi ile müjdelenenler, olumsuz mana da müjdeyle karşılaşanlar ayrıntılı bir şekilde ele alınarak tahlil edilmiştir. Üçüncü bölümde ise Kur'ân-ı Kerim'in farklı konularda yapmış olduğu müjdelemeler tek tek incelenmiştir. Belirtilen tüm bu bölümler, yirmi bir başlık altında müjde manası ihtiva eden çok sayıdaki ayet-i kerime ışığında tahlil edilmiştir. Başta klasik ve modern tefsir kaynakları olmak üzere çok çeşitli alanlardaki eserlerden faydalanılarak Kur'ân-ı Kerim'in müjdeleme üslubu incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Kur'ân, Tefsir, Tebşir, Müjde, Terğib.

Kur'an-ı KerimMüjdeTebşir+3
Güler Toprak Turan
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebu'l-Ferec İbnu'l-Cevzî'nin "Telbisu İblis" adlı eserinde mezheplere yaklaşımı

Ebu'l-Ferec İbnü'l-Cevzî, 510 - 597 (1116 - 1201) yılları arasında Bağdat'ta yaşayan ömrünü ilmî faaliyetlere adamış fakih, müfessir, muhaddis ve vaizdir. Vaaz konusundaki hünerleri ile kısa sürede Abbasi devlet ricâli ile de yakın münasebetler kuran İbnü'l-Cevzî, farklı alanlarda seçkin eserler ortaya koymuştur. İbnü'l-Cevzî'nin hayatı, , eserleri ve öğrencilerini araştırılarak hazırladığımız çalışmamız, onun Hanbelî Mezhebi içindeki konumunun anlaşılması için önem taşımaktadır. Çok yönlü bir âlim olan Ebü'l-Ferec İbnü'l-Cevzî'nin Telbîsü İblîs adlı kitabı, şeytanın çeşitli gruplara kurduğu tuzaklara karşı insanları uyarmak maksadıyla yazdığı önemli bir eserdir. Çalışmamız, İbnü'l-Cevzî'nin bu eserinde İslam mezheplerine yaklaşımını incelemektedir. Onun İslam Mezhepleri hakkındaki görüş ve eleştirilerine yer verilerek yapılan incelemede, görüşlerinin hem klasik kaynaklarla hem de eser içindeki anlatımlarla kıyaslanarak yapılmasına özen gösterilmiştir. On üç bölümden oluşan eserin, muhtelif bölümleri arasındaki tutarsızlıklara da yer verdiğimiz bu çalışmada İbnü'l-Cevzî'nin fırka tasnifine yapılan eleştirilerden bahsedilerek bu tasnifin ona aidiyeti tartışılmıştır. Ayrıca eserde geçen fırka isimleri üç farklı nüshadan karşılaştırılarak doğru isimlendirmeler tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ebü'l-Ferec İbnü'l-Cevzî, Telbisü İblis, Mezhep, Hanbeli, Şeytan'ın Hileleri.

Ebu'l-Ferec İbnü'l-CevziHanbeliMezhepler+5
Hediye Nur Karakaya
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbni Ebû Ya'lâ'nın hayatı ve i'tikâdî görüşleri

İnsanın yaratılış gayesi olan Allah'ı bilmenin (marifetullah) gerekliliği Kur'ân-ı Kerim'de bildirilen bir husus olduğundan Allah'ı tanıtmak için i'tikâd kitapları bütün İslâm fırkaları tarafından kendi esasları gereğince ortaya konulmuştur. Kur'ân ve sünneti temel alan Ehl-i Sünnet bu kaynaklar ile inanç esaslarını korumak adına günümüze kadar pek çok eser vermişlerdir. Hicrî 5. Asırda yaşamış bir islâm âlimi olarak İbni Ebû Ya'lâ da bu konuda çeşitli eserler kaleme almıştır. Bu çalışmada, onun i'tikâdî hususlardaki görüşleri diğer kelamî görüşlerle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

AhiretBiyografiEbu Ya'la+6
Mustafa Taha Çıtlık
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Musannifek'in Hâşiye Alâ Şerhi'l-Miftâh li't-Teftâzânî adlı eseri: İnceleme ve 1-100 varakların tahkiki

Bu çalışma, Osmanlı âlimi Musannifek‟in ö. 875/1470 ḤâĢiye alâ ġerḥi‟l-Miftâḥ Li‟t-Teftâzânî adlı eserinin tahkikiyle birlikte, eserin içeriğine dair bir incelemeyi içermektedir. Çalışmanın girişinde övgü ve methiyeler, konunun önemi, konunun seçilme sebepleri ve araştırma metodolojisine yer verildi. Birinci bölümünde hâşiye yazarı Musannifek‟in yanı sıra Teftâzânî ve Sekkâkî tanıtıldı, onların eserleri ve ilmi mertebelerine yer verildi ve Musannifek ve Teftâzânî‟nin özellikle hâşiye ve şerh yazma konusundaki metotları ayrıntılı olarak ele alındı. Ayrıca araştırma konusunu oluşturan yazma üzerinde duruldu; konunun uygunluğu, yazara nispet edilmesi ve yararlanılan nüshaların niteliği ele alındı. İkinci bölümde ise şerhin tahkiki edisyon kritiği yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Arap Dili ve Belagatı, Haşiye, Şerḥi‟l-Miftâḥ, Teftâzânî, Musannifek, Sekkâkî.

HaşiyeMusannifekSadettin Teftazani+3
Usame Aslan
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Menâkıb-i Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân ve Meşâyih-i Tarîkat-i Aliyye-i Halvetiyye" isimli eser çerçevesinde bazı halvetiyye pirleri, tasavvufî görüşleri ve halvetiyye âdâb ve erkânı

Tarikatlar içinde ana kollarından biri de Halvetiyye'dir. Anadolu'da en çok yayılan tarikatlardan biridir. Bunun etkisiyle birçok hâlifesi olmuş ve kollara ayrılmıştır. Halvetiyye'nin faziletlerini ve önemli pirlerini anlatan Yusuf b. Yakub'un Menâkıb-ı Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân ve Meşâyıh-i Tarikat-ı Aliyye-i Halvetiyye adlı eseri üzerinde çalışmamız gerçekleşmektedir. Eser mukaddime, menkıbe ve hâtime olarak üç bölümden oluşmaktadır. Eserin ana konusunu oluşturan menkıbe bölümü, tarikatın yayılmasında önemli etkileri olan Kocamustafapaşa zâviyesinde şeyhlik yapmış Çelebi Efendi, Sünbül Efendi, Merkez Efendi ve Yakub Efendi hakkında verilen bilgilerden oluşmaktadır. Halvetiyye hakkında kaynaklık eden eser çerçevesinde öncelikle tasavvuf tarihinde tarikatların ortaya çıkışını ve Halvetiyye'nin konumu incelenmektedir. Tarikatın oluşumu yani Halvet ve Halvetîlik, silsilesi, kolları, âdab ve erkânı hakkında bilgi verilmektedir. Tarikatın tarihi gelişiminde şahısların ve yayılmasında dönemim padişahlarının etkisine değinilmektedir. Dönemin tarihi ve sosyal olayları hakkında da bilgi vererek Çelebi Efendi, Sünbül Efendi, Merkez Efendi ve Yahya Efendi'nin hayatları ve tasavvufi düşünceleri incelenmektedir. Anahtar kelimeler: Tarikat, Tasavvuf, Halvetîlik, Halvet, Yusuf b. Yakub, Pîr.

HalvetHalvetiyyeTarikatlar+2
Rahime Koçsoy
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hanefî mezhebinin işleyişi ve tutarlılığı açısından Kemalpaşazâde'nin Tabakâtü'l-Fukahâ'sı

Hanefî mezhebine göre yapılan fukahâ tasnifi İslam hukuku içerisinde önemli bir yere sahiptir. Kemalpaşazâde, Hanefî mezhebine göre fakihleri derecelendiren ilk kişidir. Daha sonra gelen çok sayıda Hanefî fakihleri ona bu konuda tabi olmuş ve bu tasnifi eserlerinde yer vermişleridir. Bununla birlikte onun tasnifine eleştirenler de olmuştur. Çalışmamızda yapılan eleştirileri tartıştık ve muhtemel cevaplar aradık. Aynı zamanda tasnifte geçen fıkhî terimleri de açıklamaya çalıştık. Tez çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte Hanefî mezhebine göre yapılan fukahâ tasnifinin tarihçesinden, araştırmanın kaynakçasından, amaç ve yönteminden bahsedilmiştir. Birinci bölümde Kemalpaşazâde ve Kefevî gibi ona tabi olanların fukaha tasniflerine yer verdik. Ardından Dihlevî, Leknevî ve Muhammed Ebû Zehra gibi, Kemalpaşazâde'nin tasnifini eleştirenlerin alternatif tasniflerini açıkladık. Diğer mezheplere göre yapılan fukahâ tasnifleri de ele alarak, birinci bölümü tamamladık. İkinci bölümde Kemalpaşazâde'nin tasnifini eleştirenlerin tenkitleri ve onlara karşı getirdiğimiz muhtemel cevaplar ele alınmaktadır. Aynı zamanda tasnifte geçen içtihat, tahrîc, temyîz ve taklit gibi fıkhi terimlerin kastedilen manaları tartışılmıştır. Tezimiz, önerilerimizi içeren ve vardığımız neticeleri ele alan bir sonuç bölümüyle tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İçtihat, tabakâtü'l-fukahâ, müçtehit, taklit

FukahaHanefilerMezhepler+6
Muhammed Uçar
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam hukukunda tahkim

Tahkim, pek çok ülkede uygulanan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Tez klasik fıkıhta tahkimin yeri ile tahkime ilişkin güncel tarafları bulunan bazı meseleleri ele almaktadır. Tez iki ana bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde tahkimin teorik kısmı ele alınmıştır. Tahkim tanımı, çeşitleri, tarihçesi, Türk hukuk sisteminde tahkimin yeri, tahkimin fıkhî mahiyet ve meşruiyeti, tahkim şartları, hakeme ilişkin meseleler, tahkime konu olan alanlar, tahkimin hükmü, tahkimin sonlandırılması, icrâsı ve temyizi ilk bölümde ele alınan temel hususlardır. İkinci bölümde tahkimin müspet ve menfi yönleri, tahkimin kurumsal yönden gelişememe nedenleri, Türk hukuk mevzuatına göre tahkimde İslam hukukundan istifadenin imkânı, dini gereklilik bakımından tahkime müracaat, tahkim uygulamalarının tarihi süreci, günümüz tahkim uygulamaları ve İslam hukukuna dayalı tahkim uygulamalarında ihtiyaç duyulacak hakem kılavuzu hususları ele alınmıştır.

TahkimTahkim kurulları
Muhammed Fatih Ünlü
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ebû Bekr el-Beyhakî'nin hadis usulü anlayışı ("el-Medhal ilâ Kitabi's-Sünen" özelinde)

5/11. asır İslam dünyasının önemli hadis âlimlerinden Nişaburlu Ebû Bekr el-Beyhakî (ö. 458/1066) yetiştirdiği talebeler ve yazdığı eserlerle hadis ve fıkıh başta olmak üzere akaid, siyer ve ahlak alanlarına önemli katkılarda bulunmuştur. O, ilmî mesaisinin çoğunu Şâfiî'nin fıkhî görüşlerini rivayet dayanaklarıyla birlikte tespite harcaması sebebiyle ve muasırı Hatîb el-Bağdâdî gibi hadis ilminin teknik alan ve konularına dair müstakil eserler kaleme almadığı için hadis ilimleri açısından hak ettiği ilgiyi görmemiştir. Hadis usulüne dair kıymetli bahisler içeren el-Medhal ilâ Kitâbi's-Sünen de es-Sünenü'l-kebîr'e giriş olarak kaleme alınması, fıkıh usulü ve eğitim-öğretim âdâbıyla ilgili bölümler içermesi ve hadis usulünün bütün konularını ihtiva etmemesi sebebiyle hadis usulü literatüründe sıklıkla başvurulan eserler içerisinde yer almaz. el-Medhal, yazıldığı 5/11. asırdan 10/16. asrın başlarına kadar tarihî açıdan kesintisiz bir şekilde takip edilebilmişken özellikle Memlüklerin tarih sahnesinden çekilmesinden sonra beş asır kadar izini kaybettirmiştir. Kitabın yaklaşık 40 yıl önce yapılan neşri -neşre esas alınan yazmanın eksikliği sebebiyle- hadis usulüyle ilgili konuların çoğunu içermediği için çağdaş çalışmalar daha çok Beyhakî'nin hadisçiliğini eserlerindeki yöntemi üzerinden ortaya koymaya çalışmıştır. Kitabın 2016 yılında yapılan yeni neşri sayesinde hadis usulüyle ilgili konuların ilk defa eksiksiz olarak ilim ehlinin istifadesine sunulması Beyhakî'nin usul anlayışının akademik olarak çalışılmasını mümkün kılmıştır. Bu çalışmada Beyhakî'nin hadis usulü anlayışı ilk defa bütünlüklü ve derli toplu bir şekilde ortaya koyulmuş, el-Medhal'in hadis literatüründeki yeri tespit edilmiş, böylece çağdaş çalışmalarda bu alanda görülen eksiklik giderilmeye çalışılmıştır.

BeyhakiHadisHadis usulü+4
Mehmet Fatih Kaya
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hicri II-VI asırlarda Mu'tezile fıkıh usûlünün Hanefî usûlüne etkisi

Fıkıh usûlü kelâm ilmine paralel bir gelişme kaydetmiş, usûlün ilk meseleleri genellikle öncelikle kelâmî mezhepler tarafından ele alınmıştır. Bu açıdan öncü bir rolü bulunan Mu'tezile iç içe olduğu Irak Hanefîlerinin fıkıh usûlü görüşlerine kelâmî ilkeleri aracılığıyla doğrudan etki etmiştir. Ancak sonraki asırlarda gerek Semerkant gerekse Buhara meşâyihi bu etkinin farkında olarak Irak ulemâsı aracılığıyla mezhebe mâl edilen usûl görüşlerinde bazı tadilatlar yapmışlardır. Bu tartışmaların neticesinde hicrî altıncı asırdan sonra son şeklini alan Hanefî usûlünde Buharalı usûlcülerin ağırlığı hissedilse de Semerkant meşâyihi kelâm görüşleri üzerinden diğer iki meşâyih grubuna eleştirilerini sürdürmüştür. Çalışmamız hicretin ilk altı asrında kelâm meseleleri üzerinden devam eden fıkıh usûlü görüşlerinde Mu'tezile'nin Hanefî mezhebine etkisine yoğunlaşmaktadır. Tezimiz üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, fıkıh usûlünün kelâm ilmiyle ilgisinden bahsedilmekte, akabinde Mu'tezile ve Hanefî mezhebinde usûlün gelişimine katkı sağlayan meşâyih gruplarını incelemektedir. İkinci bölümde, Kitap, Sünnet ve Kıyas olarak üç bölümde ele alınan şer'î delillerle ilgili usûl konularındaki farklı görüşler karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Üçüncü bölümde, elfâz bahislerinde Mu'tezile ile Hanefî mezhebinin görüşleri mukayese edilmektedir.

İslam hukuku
Bahaddin Karakuş
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Şuayb Arnavut'un hadis ilmindeki yeri

Hadisler, İslam dininde önemli bir konuma sahiptir. Bu sebeple üzerinde en çok araştırma yapılan alanların başında gelmektedir. İlk dönemlerden itibaren hadisleri sonraki çağlara taşıma gayreti içerisinde olan alimler olagelmiştir. Bugün onların bu gayretleri sayesinde hadis külliyatı elimizde bulunmaktadır. Çalışmada bu alimlerden olan, hadis alanında yaptığı tahkik, tahrîc, ta'likleriyle tanınan ve son dönemin önemli muhaddislerinden biri olarak kabul edilen Şuayb Arnavut'un hadis ilmindeki yeri ve tahkik metodu incelenmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte; araştırmanın konusu, önemi, amacı, metodu, kaynakları, sınırları ve konu ile alakalı çalışmalar zikredilmiştir. Birinci bölümde, Şuayb Arnavut'un hayatı, yaşadığı dönem ve coğrafya hakkında genel bilgiler verilmiş, ilmi birikimini elde etme serüveni işlenmiş ve eserleri tespit edilerek bu eserlerdeki tahkik metodu incelenmiştir. İkinci bölümde, Şuayb Arnavut'un hadis ilmi ile alakalı görüşleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise onun, el-İhsân fî takrîbi Sahîh'i İbn Hibbân isimli eser özelinde hadisçiliği üzerinde durulmuş ve bu eserin diğer tahkikleriyle mukayesesi yapılmıştır. Ayrıca bu eserde İbn Hibbân'a itiraz ederek zayıf saydığı hadisler ve gerekçeleri tahlil edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şuayb Arnavut, Hadis, Muhaddis, Tahkik, el-İhsân fî takrîbi Sahîhi İbn Hibbân.

Arnavut, ŞuaybHadisMuhaddis+2
Kemal Taşkın
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ecîr-i hâs ile ecîr-i müşterek anlayışı ve hükümleri

18. yüzyılın sonlarından itibaren başlayan "sanayileşme", başta İngiltere ve çeşitli Batı Avrupa ülkelerinde seri üretime dayalı iş yerlerinin açılmasına sebep olmuş, bu iş yerlerinde çalışacak işgücü ihtiyacını doğurmuştur. Dönemin hakim zihniyeti olan liberalizm, güçlü durumda olan işverenin, zayıf durumda olan işçi sınıfını sömürmesine sebep olmuş ve zor şartlar altında çalışmaya mahkum etmiştir. 1400 yıl öncesine uzanan tarihi, medeniyeti ve hukuku ile İslam dini daima insana değer vermiştir. Hiçbir zaman İslam'da proleterya sınıfı oluşmamış, aksine işçi ile işvereni kardeş olarak tanımlamıştır. İslam hukukunda memur, avukat, berber, devlet başkanı gibi meslek grupları, statü bakımından bir üstünlük sırasına konulmamış, hepsini "işçi" kavramı altında birleştirmiştir. Aralarındaki tek fark ise, yalnızca işverenine çalışma veya her işverene iş yapabilme olanağı açısından ecîr-i hâs ile ecîr-i müşterek olarak tanımlanmalarıdır. Bu çalışmada, İslam hukukundaki ecîr-i hâs ile ecîr-i müşterek kavramları incelenmiş, arasındaki farklar ortaya konulmuştur. Türk Borçlar Kanununda ve özellikle işçi-işveren ilişkileriyle ilgili çıkarılan 4857 sayılı İş Kanununda işçi ve işveren tanımları yapılmıştır. Pozitif hukukumuzdaki işçi tanımıyla, İslam hukukundaki işçi tasavvuru arasındaki benzerlik ve farklılıkları belirtmesi amacıyla bu tez çalışması büyük bir önem taşımaktadır. Hizmet Sözleşmesi kapsamında Türk Borçlar Kanununda ve İş Kanununda tanımlanan işçi kavramı, İslam hukukundaki ecîr-i hâs kavramı ile karşılanmakta ve ecîr-i müşterek kavramının Türk Borçlar Kanununda "Bağımsız Çalışan" olarak ifade edildiği tespit edilmiştir. Pozitif hukuktaki eser sözleşmesi kavramının, İslam hukukundaki istisna' ve icâre sözleşmelerini içerisinde barındıran bir üst başlık formunda olduğu, ecîr-i müşterek kapsamında olan her icâre sözleşmesinin eser sözleşmesi olduğu lakin her eser sözleşmesinin icâre sözleşmesi olmadığı kanısına varılmıştır.

İslam hukuku
Oğuzhan Koç
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arap dili ve belagatinde cezâlet ve rikkat

Muhataba göre açık ve kusursuz bir şekilde söz söyleme kurallarını inceleyen belâgat, "meânî, beyân ve bedîʽ" olmak üzere üçe ayrılır. Kelamın lafız ve manalarının güzelleştirme yollarına ait bilgileri inceleyen Bedî' ilmi, manevi güzelleştirici sanatlar ve lafzi güzelleştirici sanatlar olarak ikiye ayrılır. Mana ile ilgili güzelleştirici sanatlardan birisi i'tilâf sanatıdır. İ'tilâf sanatı lafzın mana ile uyumunu, lafzın lafızla uyumunu ve mananın mana ile uyumunu inceleyen bir bedî' sanatıdır. Cezâlet ve rikkat ise lafız mana uyumu ile ilgili önemli iki terimdir. Bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde belagat, belagat tarihi ve kısımları hakkında genel bilgi verilmiştir. Birinci bölümde cezâlet ve rikkat terimlerinin sözlük ve terim anlamları incelenmiştir. İkinci bölümde cezâlet ve rikkat ile ilgili olarak örnek verilen ayetler incelenmiştir. Üçüncü bölümde cezâlet ve rikkat ile ilgili olarak örnek verilen şiir beyitleri incelenmiştir. Sonuç olarak cezâlet kelimesinin terim olarak zayıf olmayan güçlü söz veya yumuşak olmayan sert söz anlamlarına geldiği, rikkatin ise akıcı, tatlı ve kolay söz anlamlarına geldiği tespit edilmiştir.

Risalet Ceyhan
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kelam açısından sekülerizm ve eleştirisi -Ahiret inancı bağlamında-

Bu çalışmada Kelam bakış açısıyla Sekülerizmin Ahiret inancı bağlamında eleştirisi yapılmıştır. Kabaca "toplum ve kültür alanlarının dinî kurumlar ve sembollerin egemenliğinden çıkarıldığı süreç" olarak tanımlanabilecek sekülerizm, son birkaç yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkan ve kısa zamanda küresel ölçekte etkili olan bir akımdır. Çıkışında çok faktörlerle birlikte Hıristiyanlıktaki akla uymayan dogmatik öğreti ve uygulamaların da önemli rolü olmuştur. Sekülerizm kendini din-dışı olarak konumlandırmaya özen göstermektedir. Bununla birlikte kutsal hiçbir şeye müracaat etmeyerek tek referans kaynağı bilimi kabul etmesi, merkeze yalnız insanı koyarak sadece onun rahat ve refahını öncelemesi, cenneti dünyaya getirme söylemi ister istemez onu dinin karşısında konumlandırmaktadır. Çalışma, Giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amaç ve önemi ortaya konularak, kapsam ve çalışmada uygulanan yönteme yer verilmiştir. Birinci bölümde Sekülerizmin kavramsal analizi yapılmış, tarihsel süreç içerisinde kavramın yüklendiği anlam farklılıkları irdelenmiştir. Sekülerizmin Batıda ortaya çıkışını tetikleyen sebepler, geleceğe yönelik ileri sürülen sekülerizm kuramları ile sekülerizmin Hıristiyanlık ile münasebeti yine bu bölümde değerlendirilmiştir. İkinci bölüm ise Ahiret inancına ayrılmıştır. Ahiret hayatının mümkün oluşu ve gerekliliği Kur'an-ı Kerim'e referansla ortaya konulmuştur. İlerleyen kısında Kelam alimlerinin ileri sürdüğü akli deliler ile Ahiret inancının bireysel ve sosyal faydaları ele alınarak bu inancın göz ardı edilemeyecek, insan fıtratının gerekli gördüğü temel bir inanç olduğu delillendirilmiştir.

AhiretHristiyanlıkKelam+3
Mücteba Yıldız
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

İbn Teymiyye'ye göre akıl-nakil ilişkisi

İslama aykırı gördüğü fikirlere karşı mücadele eden İbn Teymiyye'nin kitaplarındaki en önemli meselesi, İslam dinini yanlış anlama ve uygulamalara karşı savunmaktır. O İslam dinini Kur'an ve sünnet'teki asli şekliyle korumak amacıyla selefi düşünceyi savunmuştur. İslâm toplumuna zarar vereceğini düşündüğü her türlü fikir ve uygulamalarla mücadele etmiştir. Bu çalışmada İbn Teymiyye'nin, akıl ve nakil anlayışı üzerinde durulmuştur. Tezimiz, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın amacı akla ve nakle layık oldukları yeri verme ve sarih akıl ile sahih nakil arasında bir zıtlık olmayacağını izah etme ve ıspat etme konusunda İbn Teymiyye'nin fikirlerini ortaya koymak, onun selefi bakış tarzına getirdiği açılımları belirtmek ve 'dini akılcılık metodu' diye tabir edilen tutumunu tespit edip açıklamaktır. Onun amacı İslam düşüncesinin felsefi terminolojiden arındırılıp Kur'anî terminolojiye dönüştürülmesi, nassların te'vil ve teorilerle lafzî/aslî yapısından uzaklaştırılmamasıdır. Onun temel argümanlarından biri İslam düşünce sistemini anlamak için Yunan felsefesine ihtiyaç yoktur. Dolayısıyla İslâm düşüncesi Aristoculuğa indirgenmemelidir. Bu çalışmamızda İbn Teymiyye'nin ilmi şahsiyetinden ve onun selefiliğinden bahsedilmiştir. Onun yaşadığı dönem, düşünce ortamı ve onun entelektüel hayatı hakkında yapılan çalışmalar incelendi ve bu dönemin onun ilmi kişiliğinin oluşmasında etkileri araştırılıp yazıldı. İbn Teymiyye'nin kelam, felsefe ve tasavvuf karşıtlığından bahsedildi. Onun akıl ve nakil konusundaki fikirleri, eserlerinden ve hakkında yazılmış olan eserlerden tahlil ve tespit edilerek aktarılmaya çalışıldı. Onun tesbit edilen görüşleri başka âlimlerin, mezheplerin ve Mütekaddimin Selefilerin görüşleriyle karşılaştırarak değerlendirildi. Sonuç olarak İbn Teymiyyenin sanılanın aksine aklı dışlamadığı, aklın sahasını ve hududunu tayin ettiği belirlendi ve ona göre sarih akıl ile sahih nakil arasında bir zıtlık olmadığının tespiti yapılarak değerlendirildi. Anahtar Kelimeler: Akıl, Nakil, Kur'an, Selefiyye, Te'vil, Sıfatlar

AkılAllah`ın sıfatlarıKelam+7
Resul Coşkun
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Savaş ve afet esnasında doktorun faaliyetleri ile ilgili fıkhî hükümler

"Savaş ve Afet esnasında Doktorların Faaliyetleri ile İlgili Fıkhî Hükümler" başlıklı bu tez, savaş ve afet durumlarında doktorların ibadet ve işini İslam'ın zaruret kavramı çerçevesinde ele almaktadır. Tez, giriş, iki bölüm ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, araştırmanın konusu, amacı ve önemi, konuyla ilgili yapılan çalışmalar ve teorik çerçeve hakkında bilgi verilmiştir. Teorik çerçevede zaruret kavramı ve zaruretlerin hükümlere etkisiyle ilgili fıkhî kaideler incelenmiştir. Birinci bölümde, savaş ve afet durumlarında doktorların ibadetle ilgili meseleleri ele alınmıştır. Yaralıların fazla olması gibi durumlar ve benzeri sebeplerle doktorların namazla ilgili meseleleri zaruret çerçevesinde tartışılmıştır. İkinci bölümde, savaş ve afet esnasında tedavi süreçleriyle ilgili tıbbi-etik konular, hangi etik ve dini çerçeveler içinde hareket etmeleri gerektiği üzerinde durularak tartışılmıştır. Çalışmanın sonucunu içeren bir bölümle birlikte tez tamamlanmıştır. Anahtar kelimeler: savaş, afet, doktor, namaz, zaruret.

Fatema Saidan
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdürraûf Muhlis el-Herevî'nin "Tecellîy-i Kur'an Der Asr-ı İlm" adlı eserinin bilimsel tefsiri metodu bağlamında incelenmesi

Yüce Allah Âdemoğullarını doğru yola sevk etmek için onlara yol gösterici olarak yüce Kur'an'ı göndermiştir. Gönderilen ayetler ilk olarak Hz. Peygamber'e ve onun vasıtasıyla ümmetine ulaşmıştır. Hz. Peygamber, inen ayetleri ilk muhatapları olan sahabeye okumuş ve açıklamıştır. Hz. Peygamber'in vefat etmesi ve İslam'ın yayılmasıyla birlikte Kur'an'ın tefsire daha çok ihtiyaç duyulmuştur. Böylece tefsirlerin ilk nüveleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Ancak farklı sebeplerden dolayı bu çalışmalar günümüze ulaşamamış veya üzerinde yeterli çalışma yapılamamıştır. Tefsir alanında en çok çalışmalar Horasanda yapılmıştır. Önce Moğol sonra Ruslar'ın işgali neticesinde bu eserler ortadan kaldırılmıştır. Zor zamanlarda bile imandan ve İslâm'dan taviz vermeyen Müslümanlar, âlimler yetiştirmeye gayret etmişlerdir. Bu âlimlerden biriside Herevî'dir. Kendisi Kur'an tefsiri ve bilimsel tefsir alanında önemli eserler vermiştir. Bu çalışmada Abdürraûf Muhlis Herevî'nin "Tecellî Kur'an Der Asrı İlim" adlı eserin bilimsel tefsir metodu bağlamında incelenmiştir. Giriş kısmında ilmi tefsiri tanıtıcı bilgilere ek olarak Herevî'nin hayatı, ilmi kişiliği, eserleri, hocaları ve görevleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde pozitif bilimlere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise psikolojik bilimler kapsamında yorumlamalar aktarılmıştır. Çalışmanın, edindiği amaçlar doğrultusunda literatüre anlamlı bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Bilimsel Tefsir, Pozitif Bilimler, Psikoloji, Herevi

Abdürrauf Muhlis el-HereviFenni tefsirKur'an-ı Kerim+3
Faizullah Nafas
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gassân Kenefânî öykülerinde çocuk imgesi

Ġassân Kenefânî, 1836' da Akka'da doğmuş, 1948'deki felaket sonrası sürgün hayatı yaşamış ve İsrail tarafından 36 yaşında öldürüldüğü vakte kadar kalemi hiç susmamış olan bir yazardır. Bu çalışmada Modern Arap Edebiyatının önde gelen isimlerinden Filistinli yazar, gazeteci ve aktivist olan Ġassân Kenefânî'nin öykülerindeki çocuk imgesi incelenmiştir. Çalışma, bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve önemi, çalışmada kullanılan kaynaklar ve araştırma yöntemi ile Ġassân Kenefânî'nin hayatına, edebi şahsiyetine, Arap-Filistin öykücülüğü içindeki konumuna yer verilmiştir. Birinci bölümde imgenin tanımı kavramsal çerçeve içinde ele alınmış ve çeşitlerine değinilmiştir. İkinci bölümde yazarın çocuk temalı öyküleri konu ve özet olarak sunulmuş, öyküleri bağlamında incelenerek çocuğu nasıl imgelediği incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuk, çocuk imgesi, Filistin öyküleri, Gassan Kenefani, modern Arap Edebiyatı

Büşra Özüdoğru
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mali'de Kur'an-ı Kerim çalışmaları

Kuzey ve Batı Afrika İslamiyet'in ilk yayıldığı yerlerden biridir. Batı Afrika'da bulunan günümüz Mali Cumhuriyeti'nin bulunduğu yerde Gana İmparatorluğu bulunmaktaydı. Gana miladi VII. yüzyılda tüccarlar vasıtasıyla İslam'la tanışmıştır. Gana İmparatorluğu yıkıldıktan sonra yerine kurulan Mali İmparatorluğunda İslam daha yaygın bir hale gelerek hâkim kültür olmuştur. XIII. yüzyılda Mali İmparatoru Mansa Musa (1312-1337) bir hac yapmış ve hacdan ilim ve bilim adamlarıyla beraber dönmüştür. Beraberinde getirdiği bu âlimler sayesinde Mali'de eğitim faaliyetleri, sanat, mimarlık vb. çalışmaları ivme kazanmıştır. Songay Devleti bu gelişmeleri devam ettirmiştir. Diğer taraftan da XIX. yüzyıl sonlarında Mali, sömürgeye direniş mücadelesini kaybederek Fransa'nın sömürgesi altında yaklaşık 70 sene kalmış 1960 yılında Mali cumhuriyet olarak tekrar bağımsızlığını kazanmış ve sonrasında üç kere yönetim biçimi değiştirmiştir. Bu çalışmanın amacı, bu tarihi gelişmeler göz önünde bulundurularak Mali'deki Kur'ân eğitim-öğretim, tefsir ve anlayışına, bunun toplumdaki karşılığının nasıl olduğuna ve yerel dilde yazılmış meal çalışmalarına ışık tutmaktır. Çalışmada Mali'de Kur'ân çalışmalarının tarihsel gelişimi, kurumları ve âlimler hakkında yazılmış kaynaklardan elde edilen bilgiler çerçevesinde ilmi-akademi tasvir yapılmıştır. Tarih boyunca yaşanan değişimler (imparatorluk, kısa ömürlü ve küçük devletler, sömürgecilik hareketleri, rejim değişmeleri vb.) Mali'de Kur'ân eğitim-öğretimine ilişkin fazla farklıklık etmemişken uygulama ve anlayışı konusunda farklıklık etmiştir. Eskiden Mali, Songay İmparatorlukları ve Masina gibi devletlerde Kur'ân-ı Kerîm, siyasî, hukukî gibi alanlarda aktif rol alırken şimdi ise bu tür konularda pasif olmakla birlikte Kur'ân-ı Kerîm, toplumda kutsallığını ve saygınlığını korumaktadır.

Din eğitimiDin öğretimiKur'an-ı Kerim+3
Mahamoudou Konta
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

18. asır Arap şairlerinden el-Emir es-San'ani ve divanı

Bu çalışmada 12/18. asır Arap şair ve âlimlerinden el-Emîr eṣ-Ṣan'ânî ve Dîvân'ı incelenmiştir. Çalışma, bir giriş ve üç bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde el-Emîr eṣ-Ṣan'ânî ve eserleriyle ilgili yapılan çalışmalar ve Yemen'in 12/18. asırdaki siyasî, ilmî ve ictimâ'î durumuyla ilgili genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde eṣ-Ṣan'ânî'nin hayatı, ailesi, ilmî ve edebî kişiliği, hocaları, öğrencileri ve eserleri hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde eṣ-Ṣan'ânî'nin söylediği şiirler muhteva açısından incelenmiştir. Bu çerçevede şairin şiirleri konularına göre tanzim edilmiş ve bu konular edebiyat tenkitçilerinin eserlerinde belirlemiş oldukları kıstaslar bağlamında tahlil edilmiştir. Üçüncü bölümde ise şiirler üslup ve şekil açısından incelenmiştir. Kasidenin yapısı, nazım biçimleri, vezin ve kafiye yapısı ve me'ânî, beyân ve bedî' ilimleri açısından incelenmeye tabi tutulmuştur.

18. yüzyılArap edebiyatıArap şiiri+5
İzzettin Bilgehan
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bangladeşli Diyûbendi Alim Muhammed Feyzullah'ın fıkıh düşüncesi

Bengal bölgesi pek çok âlime ev sahipliği yapmış ve pek çok eserin üretilmiş olduğu bir ilim merkezi olmuştur. Medrese eğitim geleneğine göre yetişen ve bu gelenek çerçevesinde ders veren Muhammed Feyzullah, ömrünün çoğu ilim öğrenme-öğretmeye ve insanlar arasında baş gösteren dinî ve dünyevî sorunları çözmeye adamıştır. 20. yüzyılın önde gelen âlim, fakih ve mutasavvıflarından biri olan Muhammed Feyzullah, çeşitli ilim dallarında eser üretmiş bir Diyûbendi âlimidir. Eğitimine küçük yaşlarda başlamış, muhtelif ilim merkezlerinde dönemin önde gelen âlimlerden ilim tahsil etmiştir. Altmış yılı aşkın eğitim ve öğretim hayatı boyunca dinî-hukukî metinlerin anlaşılması üzerine mesai harcamış, Bangladeş'te ilk olarak yüksek fıkıh araştırmalar merkezi ve fetva kurulu kurmuş, insanlardan gelen sorulara delillerle ayrıntılı olarak cevap vermiş ve fetvaları halkın nezdinde muteber olduğu için Müftü-i Âzam lakabına laik görülmüş olan Muhammed Feyzullah, yaşadığı döneminde baş gösterdiği çeşitli hurafeler, şirk ve bid'ata karşı sert tutumlar sergilemiştir. Bununla ulaşmak istediğimiz amaç, Diyûbend medreselerinin yetiştirdiği büyük âlimlerden birisi olan Muhammed Feyzullah'ın daha iyi tanınmasına hizmet etmek ve Muhammed Feyzullah hakkında yapılacak yeni çalışmalara kapı aralamaktır. Bu amaçla iki bölümden oluşan bu tezin birinci bölümünde, Muhammed Feyzullah'ın hayatı, ilmi kişiliği ve eserlerinden bahsedilmekte; ikinci bölümünde ise, füru fıkha dair düşüncelerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Muhammed Feyzullah, Fıkıh Düşüncesi, Bid'at, Bangladeşli Âlim, Diyûbend.

BangladeşBid`atFeyzullah, Muhammed+2
Amın Uddın
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00