
6,424
Archived Theses
5
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Çocuklar için duyguları yönetebilme becerisi kazandırmaya yönelik kendi kendine rehberlik öğretim seti geliştirme çalışması
Rehberlik ve psikolojik danışma bireyin kendini tanımasını, problemlerini çözebilmesini, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurarak uyum içerisinde olabilmesini ve bireyin kendisini gerçekleştirmesini sağlamak için yapılan psikolojik yardımdır. Eğitim sistemimizin de önemli bileşenlerinden biri olan psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri, 21. Yüzyıl dünyasında bireyleri hayata hazırlayarak bilişsel gelişime odaklanan bir anlayıştan öte gidebilmek için çocukların erken yaşlardan itibaren eğitsel, kişisel, mesleki, sosyal-duygusal olarak birçok yönden gelişimlerini desteklemektedir. Böylelikle okul yalnızca bilgilerin aktarıldığı bir eğitim kurumu değil çocukları hayata da hazırlayan bir kurum haline gelebilmektedir. Bu nedenle çocukların belki de en çok vakit geçirdikleri kurum olan ve odağında birey olarak öğrencinin yer aldığı okullarda, erken yaşlardan itibaren verilen rehberlik hizmetleri büyük bir öneme sahip olmaktadır. Yaşamın erken dönemlerinde duygularla ilgili yapılan çalışmaların yaşamın ilerleyen yıllardaki sosyal davranışlar ve akademik başarı üzerinde etkisi olduğunu görülmektedir. Bu nedenle çocukları hayata hazırlayabilme noktasında ilköğretim kademesinde rehberlik hizmetleri kapsamında öncelikli olarak yer verilmesi ve yapılması gereken çalışmalardan birisi de "duyguları yönetebilme becerisi" olmalıdır. Bu çalışma ile de çocuklara, duygularını yönetebilme becerisi kazandırmaya yönelik kendi kendine rehberlik öğretim seti geliştirme çalışması yapmak amaçlanmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin etkili öğretim stratejilerini kullanma durumları ve derste kullandıkları öğretim yöntemlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Nevşehir ilinde görev yapan sınıf öğretmenlerinin etkili öğretim stratejilerini kullanma durumlarını ve derslerinde uyguladıkları yöntem ve teknikleri incelemektir. Araştırma hem nicel hem de nitel verilerin bir arada değerlendirildiği karma yöntem araştırma deseni ile yürütülmüştür. Bu kapsamda, karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Nevşehir il merkezi ve ilçelerinde görev yapan 308 sınıf öğretmenine, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemiyle ulaşılmıştır. Katılımcılar, yaklaşık 714 kişilik evrenden, farklı bölge ve okul türlerinden temsil gücü gözetilerek seçilmiştir. Nicel verilerin toplanmasında "Etkili Öğretim Stratejileri Ölçeği" (EÖSÖ) kullanılmış; elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Welch testi uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise yine kolay ulaşılabilir durum örneklemesiyle belirlenen, Nevşehir ilindeki 20 farklı ilkokulda görev yapan 18 sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen 12 açık uçlu sorudan oluşan görüşme formu ile toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Veri toplama süreci toplamda 40 gün sürmüştür. Literatür taraması sonuçlarına göre, Marzano'nun etkili öğretim stratejilerini ele alan çalışmaların yurt içinde sınırlı sayıda olduğu, yurt dışında ise daha yaygın ve çeşitli olduğu belirlenmiştir. Alanyazın bulguları, etkili öğretim stratejilerinin öğrenci başarısını artırdığını ve öğretmenlerin bu stratejilere yönelik algılarının genel olarak olumlu olduğunu göstermektedir. Tez bulguları ise, öğretmenlerin tüm stratejileri yüksek düzeyde benimsediklerini ancak uygulama noktasında çeşitli yetersizlikler yaşadıklarını ortaya koymaktadır. Ayrıca, öğretmenlerin büyük bir kısmının yeni öğretim yöntemleri geliştirmeye yönelik bir çaba içerisinde olmadıkları ya da bu yönde bir eğilim sergilemedikleri dikkat çekmektedir. Bununla birlikte, öğretim stratejilerinin benimsenmesinin; cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, mezun olunan program gibi demografik değişkenlerden anlamlı düzeyde etkilenmediği saptanmıştır. Sonuç olarak, etkili öğretim stratejilerinin öğrencilerin farklı zeka türlerine hitap etme potansiyeline sahip olduğu ve çoklu zeka alanlarının gelişimine katkı sunduğu söylenebilir. Bu stratejiler, yalnızca akademik başarıyı artırmakla kalmayıp aynı zamanda eleştirel düşünme, problem çözme ve sosyal becerilerin gelişimini de desteklemektedir. Araştırma bulguları, öğretmenlerin derslerinde uygulayacakları yöntem ve teknikleri belirlerken öğrencilerin bireysel özelliklerini ve hazır bulunuşluk düzeylerini dikkate aldıklarını ortaya koymaktadır.
İşgalin başından günümüze Filistin eğitim sistemi
Filistin halkı, bilimsel mücadelesi boyunca zor koşullardan geçti ve hala genel hedefler, müfredat ve denetim açısından eğitimin farklı dönemlerden etkilendiği olağanüstü koşullara maruz kalıyor. Bu nedenle Filistin halkının eğitim sistemini incelerken tarihin içinden geçmiş durumlardan ve savaşlardan uzaklaşamayız. Eğitimin her zaman insan yolculuğunu engelleyen her şeyle yüzleşmek için ilk araç ve silah olduğu yer. Bu nedenle, bu tarihsel çalışma, Filistin eğitim sisteminde meydana gelen değişikliklerin arkasındaki itici güçlerin 1917'de İngiltere'nin emrinde göründüğünü; Filistin'de yasadışı İsrail devletinin kurulması; Mısır ve Ürdün egemenliği 1967; İsrail -Arap savaşları. İsrail'in etkisiyle 1.289 okul kapatıldı ve 297'si bombalanarak tamamen yok edildi. Ayrıca Filistin eğitim müfredatı saldırganların kontrolü altında kaldı. 1993'ten bu yana Filistin eğitiminin değişme şekliyle ilgili olarak, kendi yapısını inşa etme, personel işe alma, yönetim sistemlerini ve planlama ve yönetim kapasitesini geliştirme, geliştirme programları tasarlama ve bunların uygulanması için kaynak yaratma ile ilgili olarak, ilk birleşik Filistin müfredatını geliştirin Batı Şeria ve Gazze için. ayrıca eğitimin mevcut gerçekliğinin teşhisi ve eğitimin temel bir insan hakkı olduğu kadar sosyal ve ekonomik kalkınma için bir yaşam aracı olduğu ve ahlaki değerin köklerinin aşılanmasının önemi.
Lübnan'daki 12. sınıf öğrencilerinin İngilizce dil ihtiyaçlarının analizi
1997 yılında tasarlanan Lübnan eğitim programı, bu araştırmanın yazıldığı ana kadar değişmedi. Bu nedenle, öğrencinin yaşamı, kültürü veya gerçekliği ile olumlu bir şekilde bağ kuramayan bir eğitim programı nasıl başarılı sayılabilir? Öğrencilerin toplumuna ve geleceğine hitap eden yeni güncellenen bir eğitim programı, eğitimciler ve politika yapıcılar tarafından yerine getirilmesi gereken bir zorunluluktur. Buna göre, atılması gereken ilk adım, eğitim programı geliştirme sürecinde ve kuruluşunda kilit bir unsur olan ihtiyaç değerlendirmesidir. Bu araştırma, Lübnan'daki devlet okullarında 12. sınıfta İngilizce İkinci Dil Öğrenenlerin (ESL) dil ihtiyaçlarını belirlemeyi ve mevcut eğitim programı ile öğrencinin dil ihtiyaçları arasındaki boşlukları belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, bu araştırma aşağıdaki ana soruları yanıtlamayı amaçlamaktadır: Lübnan'daki 12. Sınıf ESL öğrencilerinin İngilizce öğretimi ihtiyaçları nelerdir? Doküman incelemesi, anket ve görüşmelerin yapıldığı bu çalışmanın uygulanmasında durum çalışması yaklaşımı kullanılmıştır. Amaç, 12. sınıf öğrencilerinin çalışmalarında ve yüksek öğrenimlerinde İngilizce dil ihtiyaçlarının daha derinden anlaşılmasını sağlamaktı. Sonuç olarak, bu araştırma, dört dil becerisinin hepsinde 12. sınıfın İngilizce dil gereksinimlerini belirlemiştir: okuma, dinleme, konuşma ve yazma, mevcut öğrencilerin gereksinimlerine uygun olarak. Ayrıca, Lübnan'daki eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu zorluklara ışık tutmuş ve ülkede İngilizce öğretimini ve öğrenimini geliştirmek için geçirilebilir öneri sunmuştur. Çalışma birkaç önemli konunun varlığını ortaya koydu; bunlardan biri, düşünme becerilerinin tüm dallar arasında eşit olmayan bir şekilde dağılması ve üst düzey düşünme becerilerine odaklanılmaması görülmektedir. Araştırma hem öğretmenler hem de öğrenciler adına programdan yaygın bir memnuniyetsizliği ortaya çıkardı. Millî Eğitim Bakanlığı'nın ortaya koyduğu genel hedefler ile gerçek arasında birçok boşluk ve tutarsızlık tespit edildi. Programın genel hedefleri, amaçlanan amacı karşılamıyor gibi görülmektedir.
Yetişkinlerde affetme: Merhamet, duygu düzenleme ve psikolojik esneklik bağlamında karma bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı yetişkinlerde affetme, merhamet, duygu düzenleme ve psikolojik esneklik düzeyi arasındaki ilişkilerin yapısal eşitlik modeli ile belirlenmesi ve yetişkinlerde affediciliğin rolünün ve merhametin etkisini derinlemesine incelenmesidir. Araştırma, nicel ve nitel veri toplama tekniklerinin birleştirildiği karma yöntem yaklaşımlarından açıklayıcı sıralı desen üzerine yapılandırılmıştır. Araştırmanın ilk adımında, nicel araştırmada verilerin toplanması için Heartland Affedicilik Ölçeği, Merhamet Ölçeği, Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği, Psikolojik Esneklik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu çeşitli şehirlerde yaşayan 529 yetişkin oluşturmuştur. Katılımcıların %56'sı kadın (297), %44'ü (232) erkektir. Yetişkinlerde affetme, merhamet, duygu düzenleme ve psikolojik esneklik düzeyi arasındaki ilişkileri belirlemek için yapısal eşitlik modellemesi analizi kullanılmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi analizi AMOS 21 Programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre yetişkinlerin merhamet düzeyleri ve affedicilik düzeyleri; affedicilik düzeyleri ile duygu düzenleme düzeyleri; affedicilik düzeyleri ile psikolojik esneklikleri düzeyleri; merhamet düzeyleri ile duygu düzenleme düzeyleri; merhamet düzeyleri ile psikolojik esneklik düzeyleri; duygu düzenleme düzeyleri ile psikolojik esneklik düzeyleri arasında pozitif yönlü doğrusal bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın ikinci adımında yetişkinlerde affediciliğin rolünün ve merhametin etkisini derinlemesine incelenmek için nitel araştırma yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında kolay durum örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmanın ilk aşamasına katılan 16 yetişkin ile görüşmeler yapılmıştır. Yetişkinlerin yarı yapılandırılmış görüşme formuna verdiği cevaplar içerik analizi ve betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda affetme algısı, affetmenin hayattaki etkileri, affetmenin sosyal açıdan etkileri, merhamet algısı, affetme ve merhamet ilişkisi temaları ve bu temalar altında kategoriler ortaya çıkmıştır. Bütün bu sonuçlar affetmenin yetişkinlerin hayatını pek çok yönden etkilediğini, merhametle ilişkili olduğunu göstermiştir. Elde edilen veriler literatür eşliğinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.
Matematik dersinde kullanılan otantik öğrenme etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarına ve muhakeme becerilerine etkisi
Araştırmanın amacı, ortaokul matematik dersinde kullanılan otantik öğrenme yaklaşımına dayalı etkinliklerin, öğrencilerin akademik başarılarına ve muhakeme becerilerine etkisini belirlemektir. Araştırma matematik dersi 6. sınıf 1. dönemde yer alan Tam Sayılar, Kesirler ve Ondalık Kesirler ünitelerinin kazanımlarını kapsamaktadır. Araştırmanın uygulaması 2022-2023 eğitim yılı birinci döneminde Konya ilinin Selçuklu ilçesindeki bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasının uygulandığı kontrol ve deney grupları 6. sınıfta öğrenim gören sırasıyla 33 ve 26 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma güz döneminde dokuz hafta uygulanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden, yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, "Akademik Başarı Testi" ve "Muhakeme Beceri Testi" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde t- testi istatistiklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda matematik dersinde kullanılan otantik öğrenme etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarılarını ve muhakeme becerilerini olumlu yönde etkilediği görülmüştür.
Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı öğrencilerin başarı hikâyeleri: Bir anlatı araştırması
Bu araştırmanın amacı, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı akademik yılmaz öğrencilerin, Liselere Giriş Sınavındaki (LGS) başarı hikâyelerini derinlemesine incelemektir. Bu nedenle araştırmada, nitel araştırma desenlerinden anlatı araştırması deseni kullanılmıştır. Anlatı araştırması deseniyle, öğrencilerden dinlenilen başarı hikâyeleri analiz edilmiştir. Araştırmanın katılımcıları, amaçlı örnekleme yöntemlerinden, ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Akademik yılmazlık için belirlenen kriterler, fert başına düşen yıllık hane gelirinde en düşük grupta yer almak ve 2022 LGS'de %1'lik dilimde yer almış olmaktır. Bu şartları taşıyan fen lisesinde, 9. sınıfa devam eden dört öğrenci araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Katılımcıların 2'si erkek 2'si kız öğrencidir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Görüşmeler akıllı telefonla kayıt altına alınmıştır. Görüşmelerin kayıtları, araştırmacı tarafından dinlenilerek objektif bir bakışla, bilgisayara aktarılmıştır. Araştırma bulgularının birinci bölümü, dört ayrı başarı hikâyesinden oluşmaktadır. Başarı hikâyeleri, anlatıların saf veri hallerinden, özüne müdahale edilmeden, anlatı araştırması çerçevesi dikkate alınarak, okuyanlar için anlamlı, akıcı ve kronolojiye uygun olarak yapılandırılmıştır. Bulguların ikinci bölümü ise başarı hikâyelerinin tümevarım söylem-anlatı analizi sonuçlarını içermektedir. Söylem-anlatı analizleri sonucunda, akademik yılmaz öğrencileri ortaya çıkaran, 228 koddan 4 temaya (birey, aile, öğrenim yeri ve öğrenim materyali) ve temalardan da koruyucu faktörler ana temasına ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, akademik yılmaz öğrencilerin: Sayısal dersleri seven, 8. sınıf öncesinde başarılı olan, hırslı olan (güdülenmiş), oturmuş çalışma düzeni olan, öz düzenleme becerileri gösteren, her koşulda çalışmaya devam eden, hedef motivasyonu olan, her koşulda başaracağına inanan (öz-yeterlik) ve başarı yönelimli olan, özelliklerine sahip oldukları görüşmüştür. Öğrencilerin akademik yılmazlık özellikleri kazanmalarında etkili olan koruyucu faktörler: Akademik yılmaz öğrenci, ailesinden veya öğretmeninden sosyal destek almaktadır. Başaracağına inanan ve bunu ona tekrar eden mutlaka bir aile bireyi (anne, baba ve abi) ve öğretmeni vardır. Akademik yılmaz öğrencilerin ailelerinin genellikle, ilgili, sıkmayan ama yönlendiren, anlayışlı, destekleyici ve zehirli cümlelerden uzak tutumlar içinde oldukları görülmektedir. Başarılı rol model olan büyük kardeşler, sınav başarısında örnek olmuş ve yol göstermiştir. Akademik yılmaz öğrencilerin yılmazlıklarında etkili olan, öğrenim yeri kaynaklı faktörlerde birinci sırayı açık ara okul almıştır. Dershane ise yerini Youtube'a kaptırmış görünmektedir. Öğretmenlerin akademik yılmaz öğrencilerin inşası üzerindeki en önemli etkisi, ilkokuldan bu yana öz-yeterlik geliştirmelerine destek olan tutumlar sergilemeleri ve başaracaklarına olan inançlarını öğrencilere sıklıkla söylemeleridir. Akademik yılmaz öğrencilerin yılmazlıklarında etkili olan, "öğrenim materyali" kaynaklı faktörlerde birinci sırayı deneme söylemi almıştır. Öğrenciler LGS'ye hazırlıkta devletin verdiği ders kitaplarını neredeyse hiç kullanmamıştır. Bu araştırma sonucunda söyleyebiliriz ki, öğrencilerin hiç biri tek bir koruyucu faktörün etkisiyle akademik yılmaz olmamıştır. Yapmak zor yıkmak kolaydır. Hepsinin bir geçmişi vardır. Bu güne kadar gelen öğrenim hayatı boyunca onu destekleyen, ilgi gösteren ve ona inanan aile bireyleri ve öğretmenleri öğrencilerin öz-yeterlik ve motivasyon geliştirmelerine yol açmıştır. Oluşan bu öz-yeterlik ve motivasyon sonucu, öğrenciler öğrenim yeri ve öğrenim materyallerini iyi kullanarak çalışmış ve akademik yılmaz oldukları görülmüştür. Tümevarımcı söylem-anlatı analizi, araştırmanın sorularının ötesinde cevaplar bulmasına yol açmıştır. Akademik yılmazlığı oluşturan koruyucu faktörler arasında, öğrenim yeri ve öğrenim materyali faktörlerinin de var olduğu tespit edilmiştir.
Pandemi döneminde yapılan uzaktan eğitim dersleriyle ilgili ilkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin görüşlerinin farklı değişkenler açısından değerlendirilmesi
Bu araştırma İlkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin pandemi döneminde yapılan uzaktan eğitim dersleri ile ilgili görüşlerinin farklı değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Betimsel tarama ve nedensel karşılaştırma yöntemiyle yapılan bu çalışma Aksaray ilinde ve ilkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerini kapsamaktadır. Araştırmaya toplamda 172 İngilizce öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla Özkul ve arkadaşları (2020) tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitim Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek teknik ve eğitim süreci olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. Öğretmenlerin vermiş oldukları cevaplar SPSS paket programında analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analiz edilmesiyle ortaya çıkan sonuçlara göre İlkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin uzaktan eğitimle ilgili görüşlerinin cinsiyet, yaş, eğitim durumu değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Fakat mesleki kıdem değişkenine göre, uygulanan Uzaktan Eğitim Değerlendirme Ölçeğinin ölçek puanlarında ve teknik alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleki kıdemi daha fazla olan öğretmenlerin uzaktan eğitimin genel yapısı ve teknik özellikleriyle ilgili daha olumsuz bakış açısına sahip oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, İngilizce Öğretmenliği, ilkokul.
Öğretmenlerin özyeterlik inançlarının psikolojik sağlamlık düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin özyeterlik inançlarının psikolojik sağlamlık düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ili Karatay, Meram, Selçuklu ilçelerinde özel ve devlet kurumlarında görev yapmakta olan 189 öğretmen oluşturmuştur. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin özyeterlik inançları cinsiyete, görev yapılan kurum türüne ve kıdem yılına göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemiştir. Öğretmenlerin özyeterlik inançları görev yapılan öğretim kademesine ve yetiştirilirken algılanan ebeveyn tutumuna göre anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Lise kademesinde görev yapan öğretmenlerin özyeterlik inançları okul öncesi kademesinde görev yapan öğretmenlere göre; ebeveyn tutumunu mükemmeliyetçi algılayan öğretmenlerin özyeterlik inançları ebeveyn tutumunu baskıcı-otoriter algılayan öğretmenlere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Erkek öğretmenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri kadın öğretmenlere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri görev yapılan kurum türüne, kıdem yılına, görev yapılan öğretim kademesine, yetiştirilirken algılanan ebeveyn tutumuna göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemiştir. Öğretmenlerin özyeterlik inançlarının öğretmenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerine ilişkin varyansın %18.6'sını açıkladığı bulunmuştur.
Üniversite öğrencilerinde internet oyun oynama bozukluğu ile internet bağımlılığı, psikolojik katılık ve umutsuzluk arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde internet oyun oynama bozukluğu ile internet bağımlılığı, psikolojik katılık ve umutsuzluk arasındaki yordayıcı ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 yıllarında İç Anadolu bölgesinde bir üniversitede öğrenim gören üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 464' kadın 178'i erkek olmak üzere 642 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği Kısa Formu (İOOBÖ9-KF), Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu (YİBT-KF), Kabul ve Eylem Formu-2 ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Person momentler çarpımı korelasyon katsayısı analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, internet oyun oynama bozukluğu puan ortalamalarının romantik ilişki durumu, kardeş sayısı, günlük uyku süresi ve düzenli fiziksel aktivite yapma durumuna göre anlamlı olarak farklılaşmadığı bulunmuştur. Erkeklerin internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri kadınlardan daha yüksek bulunmuştur. Annesi lise mezunu olan ve annesi üniversite ve üzeri eğitim kademesinden mezun olan katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri annesi ilkokul mezunu olanlardan anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Babası üniversite ve üzeri eğitim kademesinden mezun olan katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri babası ilkokul mezunu olan katılımcılardan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. İnternet oyun oynama bozukluğunun hafta içi/hafta sonu oyun oynama süresine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Hafta içi/hafta sonu oyun oynamadığını belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri 1 saatten az, 1-3 saat arasında ve 3 saatten fazla oynayanlardan daha düşüktür. Hafta içi/hafta sonu 1 saatten az oyun oynadığını belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri de 1-3 saat arasında ve 3 saatten fazla oynayan katılımcılardan daha düşüktür. Hafta sonu 1-3 saat oyun oynadığını belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri 3 saatten fazla oynadığını belirten katılımcılardan daha düşük bulunmuştur. Düzenli beslendiğini belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeylerinin bazen düzenli beslendiğini ve düzenli beslenmediğini belirten katılımcılardan daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Oyun oynamadığını belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri, oyun oynamak için masaüstü/dizüstü bilgisayar kullanan ve oyun oynamak için akıllı telefon/tablet/oyun konsolu kullanan katılımcılardan daha düşüktür. Oyun oynamak için akıllı telefon/tablet/oyun konsolu kullanan katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri masaüstü/dizüstü bilgisayar kullanan katılımcılardan daha düşüktür. Oyun oynamadığını belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri FPS, MOBA/MMORPG, Battle Royale ve diğer oyun türlerini tercih eden katılımcılardan daha düşük bulunmuştur. Ayrıca kategorilerin dışındaki diğer oyunları tercih ettiğini belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri FPS oyun türünü tercih eden katılımcılardan ve MOBA/MMORPG tercih eden katılımcılardan daha düşük bulunmuştur. Oyun oynamak için motivasyonu olmadığını belirten katılımcıların internet oyun yonama bozukluğu düzeyleri oyun oynamak için motivasyonu olduğunu belirten katılımcılardan daha düşüktür. İnternet oyun oynama bozukluğu ile internet bağımlılığı, psikolojik katılık ve umutsuzluk arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. İnternet bağımlılığı ile psikolojik katılık ve umutsuzluk arasında ve psikolojik katılık ile umutsuzluk arasında da pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Araştırma sonucunda internet bağımlılığı, psikolojik katılık ve umutsuzluğun internet oyun oynama bozukluğu üzerinde yordayıcı etkisi olduğu bulunmuştur.
Evlilikte duygu düzenleme: Kadınların duygu düzenlemelerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmada, kadınların eşleriyle ilişkilerinde yaşadıkları problemlerde duygularını düzenlemelerine ilişkin görüşlerini derinlemesine incelemek amaçlanmıştır. Çalışma evliliğinde problem yaşadığını ifade eden 30 kadınla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formundan faydalanılmıştır. Verilerin analizinde, yaklaşımına göre nitel içerik analizinden; sürecine göre ise hem tümdengelimli hem de tümevarımsal içerik analizinden faydalanılmıştır. "MAXQDA 2022" yazılım paketi kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Verilerin analiziyle 4 tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar; duyguların deneyimlenmesi, duyguların ifade edilmesi, duyguları düzenleme stratejileri ve dışsal düzenleme stratejileridir. Araştırma sonucuna göre kadınlar eşleriyle ilişkilerinde; mutluluk, sevgi, güven, saygı, değerlilik gibi çeşitli olumlu duygular deneyimlemişlerdir. Kadınlar eşleriyle problem yaşadıklarında ise sinirlilik, üzüntü, kırgınlık, hayal kırıklığı, nefret, incinmişlik gibi çeşitli olumsuz duygular deneyimlemişlerdir. Kadınlar eşlerine duygularını çoğunlukla sözel yolla ifade etmişlerdir. Eşleri kadınların duygu ifadelerine ise çoğunlukla davranışsal olarak yanıt vermişlerdir. Kadınlar duygularını düzenlemek için durum seçimi, durum değişikliği, dikkat dağıtımı, bilişsel değişim gibi stratejiler kullanmışlardır. Eşleri ise kadınların duygularını düzenlemek için gönül alma, bastırma, sözel etkileşim, alttan alma gibi stratejiler kullanmışlardır.
Okul psikolojik danışmanlarında ikincil travmatik stres ve başa çıkma: Nitel bir yaklaşım
Bu tezin temel amacı, travma ile çalışan okul psikolojik danışmanlarının deneyimlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda katılımcıların travma yaşamış öğrencilerle çalışırken nasıl etkilendiği ve bu etkiler karşısında hangi baş etme yöntemleri kullandıkları araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma türlerinden biri olan fenomenolojik araştırma deseni kullanılmıştır. Travma yaşamış öğrencilerle çalışan 34 okul psikolojik danışman ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerin analizinde "MAXQDA Analytics Pro 2020" nitel veri analiz programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerden altı tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar; (1) zorlanılan travma kaynakları, (2) stres kaynakları, (3) travma ile çalışmaya verilen tepki, (4) travma ile çalışırken hissedilen duygular, (5) travma vakaları ile çalışmanın yarattığı etkiler, (6) travma ile baş etme yöntemleridir. Araştırma sonucuna göre okul psikolojik danışmanları birçok travma türüyle çalışmaktadır ama en çok ihmal ve istismar vakalarıyla çalışırken zorlanmaktadır. Okul psikolojik danışmanlarının geçmiş travma öyküsüne sahip olması ve travmatik vakalarla empati kurması ikincil travmatik stres yaşamalarında risk faktörü olarak bulunmuştur. Okul psikolojik danışmanlarının mesleklerinin ilk yıllarında travmatik olaylardan daha fazla etkilendiği görülmüştür. Okul psikolojik danışmanları travma ile çalışırken üzüntü, endişe, çaresizlik, mutluluk, yetersizlik gibi duygular yaşamaktadır. Okul psikolojik danışmanlarının travma ile çalışmasının olumlu (duyarlı olmaları, güçlü hissetmeleri, olumlu bakış açısına sahip olmaları, şükretmeleri) ve olumsuz yanları (insanlara güvenlerinin azalması, hayata karşı karamsar ve şüpheci yaklaşmaları) olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre travmatik vakalarla çalışan okul psikolojik danışmanlarının eğitim, süpervizyon ve terapi alması kritik bir öneme sahiptir.
Adana ili örneğinde pandemi sürecinde uzaktan eğitim uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada pandemi döneminde temel eğitim düzeyinde gerçekleştirilen uzaktan eğitim uygulamalarının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitimöğretim yılında ülkemizde yapılan uzaktan eğitim uygulamalarını gerçekleştirmiş 51 öğretmen oluşmaktadır. Geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile öğretmenlerden veriler toplanmıştır. Toplanan veriler nitel veri analiz yöntemlerinden içerik analizine göre çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre öğretmenler uzaktan eğitimi sırasıyla dijital eğitim, alternatif eğitim, zaman ve mekâna bağlı olmayan eğitim, kalitesiz eğitim ve etkileşimsiz eğitim şeklinde tanımlamışlardır. Öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecinde ders içeriklerini sunarken Web 2.0 araçlarının sıklıkla kullanıldıkları görülmüştür. Diğer taraftan öğretmenler, video ve resimler, Microsoft Office uygulamaları, Eğitim Bilişim Ağı (EBA), Google arama motoru, PDF görüntüleyici, basılı materyaller, Youtube gibi araçları da kullanmışlardır. Öğretmenler öğrenme-öğretme sürecinde çoğunlukla anlatma yöntemi, soru-cevap yöntemi ve gösteri yöntemini kullandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlere göre uzaktan eğitim sürecinde öğrenciler araştırma yaparak öğrenme, tekrar yaparak öğrenme, dijital platformları kullanarak öğrenme, yetişkin yardımı alarak öğrenme, gözlem ve inceleme yaparak öğrenme yollarıyla okul dışı öğrenmelerini gerçekleştirmişlerdir. Diğer taraftan az sayıda öğretmen öğrencilerinin okul dışında herhangi bir öğrenme yaşantısı gerçekleştirmediğini belirtmiştir. Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin öğrencilerinde gözlemledikleri çevrimiçi öğrenme deneyimleri incelendiğinde birçok öğretmene göre öğrenciler derse katılımda isteksizlik, derse motive olamama, işbirlikçi uygulamaları yapamama, iletişim ve etkileşim problemleri yaşama gibi sorunlar yaşamışlardır. Bazı öğretmenler de hedeflenen öğrenmelerin gerçekleştiğini, iletişim becerilerinin geliştiğini, derse katılımda istekli olunduğunu, fikirlerin rahatlıkla ifade edebildiğini belirtmişlerdir. Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin dijital platformları kullanırken yaşadıkları zorluklar incelendiğinde öğretmenler teknik ve yazılımsal sorunların yanı sıra, dijital okuryazarlık yetersizliğinden, ekipman eksikliğinden, fiziksel hareketsizlikten ve uygulamaların yabancı dilde olmasından kaynaklı zorluklar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin uzaktan eğitimle ilgili hizmetiçi eğitim ihtiyaçlarına yönelik görüşleri incelendiğinde birçok öğretmen dijital eğitim uygulamalarına, temel bilgisayar kullanımına ve dijital platformlarda kullanılan yabancı dil terimlerine yönelik hizmetiçi eğitime ihtiyaçlarının olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenler uzaktan eğitim uygulamalarının geliştirilmesine yönelik bazı önerilerde de bulunmuşlardır. Bu öneriler sırasıyla şu şekildedir: Mevcut uygulamaların yetenekleri arttırılmalı, altyapı ve donanım desteği sağlanmalı, öğretmen ve öğrencilere eğitim verilmeli, ölçme ve değerlendirme uygulamaları geliştirilmeli, güvenlik tedbirleri arttırılmalı.
Evli bireylerin öfke ifade tarzı ve affetme durumunun incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, evli bireylerin öfke ifade tarzlarını, affetme motivasyonlarını, affettikleri ve affedemedikleri durumları belirlemek ve sağlıklı evliliklere yön verebilecek sonuçlara ulaşmaktır. Çalışmada nitel araştırma türlerinden biri olan fenomenolojik araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmada belirli özelliklere sahip kişilerle çalışılacağı için çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği ile belirlenmiştir. Katılımcılar evlilik süreleri en az 2 ile en çok 20 yıl olan ve yaşları 25 ile 45 arasında değişen evli bireyler arasından seçilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara'da yaşayan evli (9 erkek, 15 kadın) 24 birey oluşturmaktadır. Görüşmelerde araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler katılımcıların onayı alınarak ses kaydı altına alınmış ve veriler araştırmacı tarafından manuel olarak yazıya aktarılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmacı cevaplardan ulaştığı kodlara göre alt temaları ve alt temaları niteleyen ana temaları belirlemiştir. Verilerin analizi sonucunda kişiyi öfkelendiren konular, öfke ifade tarzı, öfkeyi azaltan durumlar, affedilen durumlar, affetme motivasyonu, affedilemeyen konular, kendini affetme süreci, evliliğin zaman içindeki değişimi ve evlilikle ilgili tavsiyeler olmak üzere 9 ana tema ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlar literatür kapsamında tartışılmış ve yorumlanmıştır.
Üniversite öğrencilerinin yakın ilişkilerde çiftler arası şiddet kabul düzeyleri ile psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yakın ilişkilerde çiftler arası şiddeti kabul düzeyleri ile psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu çalışma şiddeti kabul düzeyi ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiyi ölçmek amacı ile yapılmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Bu araştırmanın çalışma grubunu Konya ili Necmettin Erbakan Üniversitesinde öğrenim gören 577 lisans öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla Foshee vd. (1992) tarafından geliştirilen ve Sezer (2008) tarafından Türkçeye uyarlanan Çiftler Arası Şiddeti Kabul Ölçeği ile Smith vd. (2008) tarafından geliştirilmiş olan ve Doğan (2015) tarafından Türkçeye uyarlanmış Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ele alınan sosyodemografik değişkenlere ait veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Bağımsız Gruplar t Testi, ANOVA, Kruskal Wallis, Mann Whitney U ve Spearman Korelasyon Katsayısı Analizi teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin yakın ilişkilerde çiftler arası şiddet kabul düzeyleri ile psikolojik sağlamlıkları arasında düşük düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çiftler arası şiddeti kabul durumları cinsiyete göre incelendiğinde erkek öğrencilerin şiddet kabul düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Çiftler arası şiddeti kabul durumu yaşa göre incelendiğinde 21-23 yaş aralığında yer alan öğrencilerin, 18-20 yaş aralığında bulunan öğrencilere göre şiddet kabul düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kendisini yüksek ve düşük sosyoekonomik düzeyde algılayan öğrencilerin, orta sosyoekonomik düzeyde algılayan öğrencilere göre şiddet kabul düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Yakın ilişkilerinde şiddete maruz kalan öğrencilerin, şiddete maruz kalmayan öğrencilere göre daha yüksek şiddeti kabul düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlık düzeyleri, cinsiyete dayalı olarak karşılaştırıldığında kadın öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarının erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Yakın ilişkilerinde şiddete maruz kalmayan öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarının maruz kalanlara oranla psikolojik sağlamlık düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yakın ilişki, Şiddet kabul, Psikolojik sağlamlık.
Üniversite öğrencilerinin duygusal zeka, bilişsel esneklik ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Üniversite yılları insan yaşamındaki önemli dönüm noktalarından biridir. Üniversite ile beraber kişilerin yaşadığı şehir, arkadaş ortamındaki değişimler kişilerin sosyal ve içsel yaşamlarında değişiklik yaratmaktadır. Bununla beraber bireyler çeşitli zorluklarla mücadele etmek durumunda ve uyum sağlamak zorunda kalabilmektedirler. Bu noktada öğrencilerin uyum sağlama sürecinin önemli etkileyicilerinin bilişsel esneklik ve duygusal zeka olduğu bunun sonucunda da öğrencilerin psikolojik iyi oluş süreçlerine bu iki faktörün etki ettiği düşünülmektedir. Öğrencilerin zorlu ve bir o kadar da belirsizlikleri içeren bu yaşam döneminde duygularını ve bilişlerini etkili bir şekilde yönetebilmelerinin psikolojik olarak iyi oluşlarını olumlu etkileyeceği düşünülmektedir. Çalışma bu bakış açısı ve bu amaç doğrulturusnda yürütülmüştür. Çalışma grubunu türkiyede çeşitli illerdeki üniversitelerde eğitim öğreetim gören 322 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler 2022-2023 eğitim öğretim sezonunda Google forms aracılığı ile toplanmış olup veriler ''Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği'', ''Psikolojik İyi Oluş Ölçeği'' ve ''Bilişsel Esneklik Ölçeği'' ile toplanmıştır. Öğrencilerin duygusal zeka ve bilişsel esneklik ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki SPSS paket programı ile analiz edilmişitir. Yapılan analizler sonucunda üniversite öğrencilerinin duygusal zeka, psikolojik iyi oluş ve bilişsel esneklik düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı bulunurken sınıf düzeylerine göre duygusal zeka düzeyleride farklılaşmadığı ancak bilişsel esneklik ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin sınıf düzeyleri açısından anlamlı olarak farklılaştığı 2. Sınıfa devam eden öğrencilerin 1. Sınıflara göre hem bilişsel esneklik hem psikolojik iyi oluş düzeyleri yüksek bulunmuştur. Sosyo ekonomik düzey açısından öğrencilerin bilişsel esneklik ve duygusal zeka puanları arasında fark bulunmazken psikolojik iyi oluş puanlarına bakıldığında öğrencilerin refah düzeyleri arttıkça psikolojik iyi oluş düzeyleride arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin duygusal zeka, bilişsel esneklik ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki düzeylerine bakıldığında duygusal zeka ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında orta; bilişsel esneklik ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında orta düzey ilişki tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizine göre öğrencilerin duygusal zeka ve bilişsel esneklik ölçeklerinden aldıkları puanların psikolojik iyi oluş düzeylerini %56 oranında açıklamaktadır. Buradan hareketle öğrencilerin bu zorlu dönemi atlatmalarında bilişlerini ve duygularını yönetebilme yeteneklerinin yaşamlarını anlamlı ve değer yüklü olarak değrelendirmlerinde kilit rol oynadığı düşünülmektedir. Bu araştırmanın sonuçlarından hareketle üniversite öğrencilerinin yaşama bakış açıları ve karşılaştıkları problemleri ele alış şekillerini anlamada ve baş etme stratejileri geliştirmede alan yazınına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Emotional İntelligence, Psychological Well-Being, Cognitive Flexibility, University Students
Duygusal farkındalık, psikolojik esneklik ve yaşam doyumu arasındaki yordayıcı ilişkiler
Bu çalışma öğretmenlerin duygusal farkındalıkları, psikolojik esneklikleri ve yaşam doyumları arasındaki yordayıcı ilişkileri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin farklı illerinde 276 kadın, 74 erkek olmak üzere görev yapmakta olan 350 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", "A Duygusal Öz Farkındalık Ölçeği (DÖFÖ)-10", "Kabul ve Eylem Formu (KEF)-II" ve "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın analizinde Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin duygusal farkındalıkları ile psikolojik esneklikleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Ayrıca öğretmenlerin psikolojik esneklikleri ile yaşam doyumları arasında da pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Diğer bir bulguya göre, öğretmenlerin duygusal farkındalıkları ile yaşam doyumları arasında pozitif yönlü dolaylı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlara yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Öğretmen denetimine ilişkin müfettiş, yönetici ve öğretmen görüşleri: Bir durum çalışması
Bu çalışma ile, eğitim müfettişi, okul müdürü ve öğretmenlerin, öğretmen denetim sisteminin sorunlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Araştırma modeli belirlenirken konuya uygun olarak nitel araştırma modeli ve durum çalışması deseni tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Konya ilinde görev yapmakta olan 10 eğitim müfettişi, 12 okul müdürü ve 10 öğretmen ile görüşme yapılmıştır. Yapılan görüşmelerde Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formundan yararlanılmıştır. Müfettiş, okul yöneticisi ve öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda elde edilen verilerin temaları belirlenmiştir. Araştırma sonunda, eğitim müfettişleri, okul müdürleri ve öğretmenlerin öğretmen denetimine ilişkin görüşleri farklılık göstermekle beraber genel olarak değerlendirildiğinde katılımcıların mevzuat, öğretmen denetim süreci, okul müdürlerinin denetim eğitimlerinin yetersizliği ve denetimin yan etkileri üzerinde durdukları görülmüştür. Katılımcıların genel olarak, öğretmen denetimi ile ilgili açık ve net bir mevzuatın olmadığı ve herhangi bir yaptırım öngörmediğini düşündükleri belirlenmiştir. Öğretmen denetim süreci ile ilgili olarak ise; öğretmen denetimi amacının evrak kontrolüne indirgenmiş olduğu, denetim sıklığına ilişkin herhangi bir düzen olmadığı, okul müdürlerinin denetime yeteri kadar zaman ayırmadığı veya ayıramadığı ve denetim sonucunda öğretmenlere dönüt verilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, okul müdürlerinin denetim eğitimlerinin yetersiz olduğu ve bu nedenle öğretmen denetimlerinin amacına uygun gerçekleştirilemediği sonucu elde edilmiştir. Araştırmanın bir diğer sonucu ise; denetimin yan etkileri olarak öğretmenlerin denetime direnç gösterdiği ve denetimlerin öğretmenlerde gerginliğe neden olduğudur. Eğitim müfettişleri, okul müdürleri ve öğretmenlerin öğretmen denetiminde yaşanan sorunların çözümüne ilişkin görüşleri değerlendirildiğinde ise; öğretmen denetim mevzuatında değişikliğe gidilmesi gerektiği, denetimlerin tamamen rehberlik ve geliştirme amaçlı olup sonucunda bir yaptırım olması gerektiği, okul müdürlerinin öğretmen denetimi ile ilgili bir eğitimden geçmesi gerektiği, nitelikli denetim elemanlarının sisteme kazandırılması gerektiği ve hem okul müdürleri hem eğitim müfettişlerinin denetim sürecinde aktif rol alması ve buna uygun bir denetim planı geliştirilmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Lise öğrencilerinin psikolojik kırılganlık ve psikolojik esneklik düzeyleri arasındaki ilişkide öz anlayışın aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin psikolojik kırılganlık ve psikolojik esneklik düzeyleri arasındaki ilişkide öz-anlayışın aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Güz Döneminde Konya ili merkez ilçede, lise düzeyinde bir okulun 9. ve 10. ve 11. sınıflarında öğrenim gören 726 öğrenciden oluşmaktadır. Katılımcıların 387'si (%53) kız, 339'u (%47) erkek öğrenciden meydana gelmektedir. 15-17 yaş aralığında yer alan öğrencilerin yaş ortalaması 16.1'dir. 222'si lise 1. sınıf öğrencisi, 211'i lise 2. sınıf ve 293'ü lise 3. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılara "Kişisel Bilgi Formu", "Psikolojik Kırılganlık Ölçeği", "Psikolojik Esneklik Ölçeği" ve "Öz Anlayış Ölçeği" uygulanmıştır. Elde edilen veriler yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Uygulanan yapısal eşitlik modeli sonucunda öz-anlayışın, psikolojik kırılganlık ve psikolojik esneklik arasındaki ilişkide kısmi aracı role sahip olduğu görülmüştür. Diğer bir ifade ile psikolojik kırılganlığın doğrudan ve öz-anlayış aracılığıyla psikolojik esnekliği yordadığı bulunmuştur. Ayrıca gerçekleştirilen bootstrapping işlemi sonrasında psikolojik kırılganlık ve psikolojik esneklik arasında öz-anlayışın aracılığının anlamlı olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve bundan sonra yapılacak araştırmalar ve alanda çalışanlar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik kırılganlık, Öz-anlayış, Psikolojik esneklik, Yapısal eşitlik modeli.
Yas belirtileri gösteren ilkokul öğrencilerine uygulanan EMDR odaklı grupla psikolojik danışma programının etkisi
Bu araştırmanın amacı, yas sürecinde TSSB belirtileri gösteren ilkokul öğrencilerine uygulanan EMDR odaklı grupla psikolojik danışma programının etkisinin deneysel olarak sınanmasıdır. Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmada, öntest sontest izleme kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Konya ili Selçuklu ilçesinde bulunan bir ilkokulun üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenimine devam eden öğrenciler oluşturmuştur. Bu araştırma doğrultusunda, öğrencilere araştırmanın başında travma taraması yapılmıştır. Travma taraması sonrasında benzer travmalara (yas) sahip olan öğrencilere Çocuklarda ve Ergenlerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirti Ölçeği (CPSS) uygulanmıştır. Ölçeğin değerlendirilmesi sonucunda TSSB belirti düzeyleri yüksek çıkan öğrenciler içinden 6 öğrenci deney grubunu, 6 öğrenci ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırmada deney grubuna EMDR odaklı grupla psikolojik danışma programı uygulanmıştır. Programın uygulanmasının hemen sonrasında ve üç ay sonrasında deney ve kontrol gruplarına Çocuklarda ve Ergenlerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirti Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, bilgisayar ortamına aktarılmış ve "SPSS 25.0" paket programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizleri için, gruplar arası karşılaştırmada Mann Whitney U Testi kullanılırken; grup içi karşılaştırmalarda Friedman Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, EMDR odaklı grupla psikolojik danışma programına katılan deney grubu öğrencilerinin, Çocuklarda ve Ergenlerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirti Ölçeği'nin tüm alt boyutlarına ait puan ortalamalarının anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Farklılığın hangi ölçümlerden kaynaklandığını belirlemek için yapılan çoklu karşılaştırma testleri sonucunda, deney grubu öğrencilerinin kaçınma alt boyutu puan ortalamasının, ön testten son teste doğru; yeniden yaşantılama ve aşırı uyarılma alt boyutları puan ortalamalarının ise ön testten izlemeye doğru anlamlı olarak azaldığı görülmüştür. Bununla birlikte gruplar arası karşılaştırmada yeniden yaşantılama, kaçınma ve aşırı uyarılma puanlarının, izleme ölçümlerinde deney grubunun lehine olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda EMDR odaklı grupla psikolojik danışma programının yas sürecinde TSSB belirtileri gösteren ilkokul öğrencilerinin belirtilerini azaltmada etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Yas, TSSB, İlkokul öğrencileri, EMDR, Grupla psikolojik danışma, Deneme modeli
Uzaktan eğitimle öğrenim gören üniversite İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları, İngilizce özyeterlik inançları ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmada ile Necmettin Erbakan Üniversitesi İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin demografik özellikleri (cinsiyet ve sayısal- sözel bölüm değişkeni) doğrultusunda "çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları, İngilizce ile ilgili özyeterlik inançları ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri" arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2020- 2021 eğitim öğretim yılında, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksekokulu uzaktan eğitim yoluyla ders alan ve İngilizce hazırlık sınıflarında öğrenim gören 371 öğrenci katılmıştır. Veriler "Demografik Bilgi Formu", Usta, Uysal ve Okur (2016) tarafından geliştirilen "Çevrimiçi Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği", Yanar ve Bümen (2012) tarafından geliştirilen "İngilizce ile ilgili Özyeterlik İnancı Ölçeği" ve Diker Coşkun (2009) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimi Ölçeği" yoluyla elde edilmiştir. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırma sonuçları için bir istatistik paket programından yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, üniversite hazırlık sınıfı öğrencilerinin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları orta düzeyde bulunurken, İngilizce ile ilgili özyeterlik inançları orta düzeyden biraz yüksek ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri ise orta düzeyin biraz altında bulunmuştur. Cinsiyetlerine göre öğrencilerin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları üzerinde anlamlı bir farklılık bulunurken, İngilizce ile ilgili özyeterlik inançları ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri üzerinde cinsiyetin anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Sayısal- sözel bölüm değişkeninin İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu bulunurken; İngilizce ile ilgili özyeterlik inançları ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri üzerinde anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları ile yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamıştır. Fakat öğrencilerin İngilizce özyeterlikleri ile çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları arasında istatistiksel açıdan anlamlı pozitif yönde, düşük düzeyde bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile İngilizce özyeterlikleri arasında negatif yönde, düşük düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, İngilizce Özyeterlik inancı, Çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutum, Yaşam boyu öğrenme
İlkokul öğrencilerinin ebeveyn tutumları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ilkokul öğrencilerinin ebeveyn tutumları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırma genel tarama modellerinden okul survey yöntemine uygun olarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu 270 erkek, 273 kadın olmak üzere 543 kişiden oluşmaktadır. Çalışma grubunun yaş ortalaması ise 7.990±1.276 olarak bulunmuştur. Araştırmada ilkokul öğrencilerinin saldırganlıklarına ilişkin veriler 'Çocuklar için Saldırganlık Ölçeği Anne-Baba Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Ebeveyn tutumlarına ilişkin veriler ise 'Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ)-B Formu' kullanılarak elde edilmiştir Çalışmanın hipotez testi aşamasında ölçüm puanların normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile ölçülmüştür. Shapiro-Wilk testi bulgularına göre ölçüm puanlarının normal dağılıma uygun olmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgu ışığında, iki bağımsız grup kıyaslama testlerinden Mann-Whitney U testi ve iki sayısal ölçüm arasındaki ilişkinin yönünü ve şiddetini belirlemek için Spearman korelasyon testi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; kız öğrencilerin saldırganlık toplam puanları erkek öğrencilere göre daha düşüktür. Ayrıca kız öğrencilerin sözel saldırganlık, nesne ve hayvanlara yönelik saldırganlık ve kışkırtılmadan gerçekleşen fiziksel saldırganlık alt boyut puanları erkek öğrencilere göre daha düşük bulunmaktadır. Bulgular incelendiğinde demokratik tutum ve kışkırtılmadan gerçekleşen fiziksel saldırganlık puanları arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler; baskıcı ve otoriter tutum ve kışkırtılmış fiziksel saldırganlık puanları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler; aşırı hoşgörülü tutum ile kışkırtılmadan gerçekleşen fiziksel saldırganlık arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bulgular incelendiğinde öğrencilerin anne-baba çocuk yetiştirme tutum ölçeği toplam puanları ile ebeveyn değerlendirme ölçeği toplam puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
İlişkilerde temel psikolojik ihtiyaçlar ve ilişki doyumunda sosyal medya bağımlılığı ve sosyotelizmin aracı rolü
Bu araştırmanın amacı romantik ilişkilerde temel psikolojik ihtiyaçların doyum düzeyi ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide sosyotelizm ve sosyal medya bağımlılığının aracı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde eğitim gören 765 kadın (%79.9) ve 193 erkek (%20.1) olmak üzere toplam 958 üniversite öğrencisi araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcılar 17-29 yaş arasındadır ve yaş ortalamaları 21.10'dur (S.D.= 1.92). Bu araştırmada katılımcıların kişisel bilgileri için demografik bilgi formu, Romantik İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumu Ölçeği, Genel Sosyotelist Olma Ölçeği, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu ve İlişki Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında geliştirilen Glasser'in Seçim Teorisi temelli Romantik İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumu Ölçeği için yapılan geçerlik ve güvenirlik çalışmalarına 675 kadın (%74.6) 229 erkek (%25.4) olmak üzere toplamda 904 üniversite öğrencisi katılmıştır (yaş ranj= 18-29, yaş ortalaması= 21.44, S.D.= .065). Uyum geçerliği için Öz Belirleme Kuramı temelli İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, uyum geçerliği, test tekrar test ve madde toplam korelasyon katsayısı analizleri sonuçlarına göre ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde sevgi/ait olma, güç ve özgürlük ihtiyaçları ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide sosyal medya bağımlılığı ve sosyotelizmin aracı rolü olduğu bulunmuştur. Yapılan Bootstrapping yönteminde eğlence ihtiyacının ilişki doyumu üzerinde dolaylı etkisinin anlamlı olduğu görülmüş ancak Sobel testinde bu ilişkide sosyal medya bağımlılığı ve sosyotelizmin aracı rolü olmadığı görülmüştür. Romantik ilişkilerde temel psikolojik ihtiyaçların karşılanması ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide eğlence ihtiyacı dışındaki ihtiyaçlar için sosyotelizmin aracı rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak sosyotelizm ve ilişki doyumu arasındaki ilişkide sosyal medya bağımlılığının aracı rolü olduğu bulunmuştur. Bu bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır. Bulgular incelendiğinde romantik ilişkilerde temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmasının ilişki doyumunu etkilediği, sosyal medya bağımlılığı ve sosyotelizm bu ilişkide aracı role sahip olduğu bulunmuştur. Bu modelden elde edilen sonuçlar evlilik öncesi danışmanlığında ve çift danışmanlığında saha çalışanlarına yardımcı olabilir. Bunlara ek olarak araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda sonraki araştırmalara yönelik öneriler de araştırma kapsamında sunulmuştur.
Yaşam pozisyonları ile kişiliğin karanlık yönleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonları ile kişiliklerinin karanlık yönleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel bir araştırma olan bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinde öğrenim görmekte olan 246'sı (%80.1) kadın, 61'i (%19.9) erkek olmak üzere toplam 307 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada kullanılacak verileri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "Yaşam Pozisyonları Ölçeği", "Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği", "Kindarlık Ölçeği" ve "Bencillik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizi için SPSS 21.00 paket programı kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, yordayıcı ilişkileri belirlemek için Çoklu Regresyon Analizi ve üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonları, karanlık üçlü kişilik özellikleri, kindarlık ve bencillik düzeylerini sosyo-demografik faktörler açısından incelemek için Bağımsız Örneklemler için T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonları cinsiyet, sınıf düzeyi, öğrenim görülen fakülte, kardeş sayısı ve sosyoekonomik duruma göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermiştir. Üniversite öğrencilerinin karanlık üçlü kişilik özellikleri (Makyavelizm, psikopati ve narsizm) cinsiyet, sınıf düzeyi ve öğrenim görülen fakülteye göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterirken; kardeş sayısına göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermemiştir. Üniversite öğrencilerinin kindarlıkları cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterirken; sınıf düzeyi, öğrenim görülen fakülte, kardeş sayısı ve sosyoekonomik duruma göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermemiştir. Üniversite öğrencilerinin bencillikleri öğrenim görülen fakülteye göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterirken; cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı ve sosyoekonomik duruma göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermemiştir. Üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonlarının bazı alt boyutları ile karanlık üçlü kişilik özelliklerinin alt boyutları arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Yaşam pozisyonları, karanlık üçlü kişilik özelliklerini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonlarının bazı alt boyutları ile kindarlık arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Yaşam pozisyonları, kindarlığı anlamlı düzeyde yordamaktadır. Üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonlarının bazı alt boyutları ile bencillik ve alt boyutları arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Yaşam pozisyonları, bencilliği anlamlı düzeyde yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yaşam Pozisyonları, Karanlık Üçlü Kişilik Özellikleri, Kindarlık, Bencillik.
Öğretmen motivasyonunu etkileyen veli tutum ve davranışları
Bu araştırma, öğretmen motivasyonlarının veli tutum ve davranışlarından etkilenip etkilenmediğinin ve eğer etkileniyorsa bunun olumlu ya da olumsuz etkilerinin neler olduğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim yılı içerisinde Konya ile Karatay ilçesinde resmi ortaokul ve imam hatip ortaokullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin katılımları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu maksimum çeşitlilik örneklem yöntemine göre seçilmiş olup katılımcıların cinsiyeti, branşı, mesleki kıdemi, mezuniyet durumu, görev yaptığı kurumun türü, çalıştığı okuldaki velilerin sosyoekonomik durumları ve katılımcıların öğrenci velisi olup olmama durumları göz önünde bulundurularak seçim yapılmıştır. Araştırma süreci içerisinde verilen kriterlere uygun 19 öğretmenle görüşme gerçekleştirilmiştir. Çalışma sürecinde, katılımcı görüşleri doğrultusunda öğretmenlerin motivasyonlarının veli tutum ve davranışlarından etkilenip etkilenmediği sorgulanmıştır. Öğretmenlerin ifadeleri doğrultusunda karşılaştıkları olaylar ve araştırma amacına yönelik görüşleri alınmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamının veli tutum ve davranışlarından etkilendiği tespit edilmiştir. Yine katılımcıların çoğunluğunun görüşleri doğrultusunda bu etkinin olumsuz olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin olumlu ya da olumsuz etkilenmelerinin veli tutum ve davranışına göre değiştiği tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda takdir edilme, öğrenci ile ilgilenme, velilerin bilinçlenmesi, güven, destek ve saygı gibi temaların öğretmen motivasyonunu yükselttiği; destek olmama, güvensizlik, saygısızlık, takdir etmeme, bilinçsizlik ve yetersizlik gibi temaların ise öğretmen motivasyonunu düşürdüğü tespit edilmiştir. Sonuç olarak, öğretmen motivasyonunu olumlu ve olumsuz yönde etkileyen veli tutum ve davranışları araştırılırken öğretmenlerimizin eğitim öğretim sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaştıkları ve bu sorunlara ne gibi çözüm yolları uyguladıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda, sürecin daha iyi işlemesi ve öğretmen-veli ilişkisinin daha sağlam temellere oturtulması adına görüş ve öneriler alınmıştır. Veli tutum ve davranışlarının öğretmenlerin mesleki motivasyonları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu ve özellikle motivasyonlarını düşüren tutum ve davranışların önüne geçilmesinin gerekliliği sonucu çıkartılmıştır.
Ergenlerin çatışma çözme becerilerinin, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ergenlik dönemindeki öğrencilerin çatışma çözme becerilerinin, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Konya'nın Selçuklu ilçesinde üç ortaokulda 7 ve 8. sınıfta öğrenim gören 12-14 yaş aralığındaki toplam 404 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplamak amacıyla ''Kişisel Bilgi Formu'', '' Çatışma Çözüm Becerileri Ölçeği'', ''Psikolojik Sağlamlık Ölçeği'' ve ''Bilişsel Esneklik Envanteri'' kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Ölçme araçlarından alınan veriler SPSS 21.00 paket programına aktarılıp araştırmacı tarafından analiz gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde normallik, uç değer, homojenlik ve doğrusallık testi yapılmıştır. Parametrik teste geçmeden önce çoklu doğrusallık için gerekli olan varsayımlar sınanmıştır. Değişkenlerin yordama gücünü tespit etmek için Çoklu Regresyon Analizine başvurulmuştur. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni açıklama oranlarını ortaya çıkarmak amacıyla Çoklu Regresyon Analizi kullanılmış, göreceli açıklama düzeyleri standardize edilmiş Beta değerleri ile karşılaştırılarak analiz gerçekleştirilmiştir. Cinsiyete göre farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla ilişkisiz örneklemler için t testi analizi, yaşa göre farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla ilişkisiz örneklemler için Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda bağımsız değişkenlerden psikolojik sağlamlığın çatışma çözme ölçeğinin alt boyutlarından bütünleşme, uyma, kaçınma ve hükmetmeyi anlamlı düzeyde yordamadığı ortaya çıkmıştır. Bilişsel esneklik değişkenine bakıldığında bütünleşme, uyma ve hükmetme alt boyutlarını anlamlı düzeyde yordadığı görülmektedir. Kaçınma alt boyutunu ise anlamlı düzeyde yordamadığı görülmüştür. Bilişsel esneklik ve bütünleşme alt boyutu arasındaki beta katsayısına bakıldığında negatif değerde olduğu görülmektedir. Yani bilişsel esneklik ile bütünleşme arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Bilişsel esneklik değişkeni ile çatışma çözmenin uyma ve hükmetme alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Kız ve erkek gruplarının çatışma çözme alt boyutlarından uyma, bütünleşme, kaçınma ve hükmetme ölçeğinin puan ortalamaları arası anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yani grupların ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Farklı 3 yaş grubuna ait 404 kişilik öğrenci grubunun, çatışma çözme alt boyutundan hükmetme, uyma, bütünleşme ve kaçınma arasında fark olup olmadığını sınamak için, yaşlarına göre oluşturulan grupların alt boyutların hepsinin puanlarının ortalamaları karşılaştırılmış, test sonunda öğrencilerin ortalamaları arasında anlamlı bir fark görülmemiştir.
Üniversite öğrencilerinin psikolojik ihtiyaçları, geleceğe ilişkin tutumları ile algılanan gelecekteki istihdam edilebilirlik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin psikolojik ihtiyaçları, geleceğe ilişkin tutumları ile algılanan gelecekteki istihdam edilebilirlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel bir çalışma olan bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verileri toplamak amacıyla etik kurul onayı ve kurum izni alındıktan sonra gönüllülük esasına dayalı olarak veriler toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 295 kadın (%43,6) 381 erkek (%56,4) olmak üzere toplam 676 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak Yeni Psikolojik İhtiyaçları Değerlendirme Ölçeği, Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği, Algılanan Gelecekteki İstihdam Edilebilirlik Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programına aktarılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, One Way ANOVA, Pearson korelasyon analizi, çok değişkenli doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin gelecekteki istihdam edilebilirlik algısı puan ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin fakülte/yüksekokul değişkenine göre yapılan karşılaştırma sonucunda; Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin algılanan gelecekteki istihdam edilebilirlik puan ortalamasının hem Mimarlık ve Tasarım Fakültesi hem de Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin gelecekteki istihdam edilebilirlik algısı puan ortalamalarının sınıf düzeyine göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Bu araştırmada Algılanan Gelecekteki İstihdam Edilebilirlik Ölçeği ile Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği alt boyutlarından olumlu ve planlı; Yeni Psikolojik İhtiyaçları Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından başarı, ilişki, özerklik ve başatlık arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Ayrıca Algılanan Gelecekteki İstihdam Edilebilirlik Ölçeği ile Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği alt boyutlarından kaygılı alt boyutu arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan çok değişkenli doğrusal regresyon analizi sonucunda Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği alt boyutlarından olumlu ve planlı alt boyutun gelecekteki istihdam edilebilirlik algısı puanları üzerinde yordayıcı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Yeni Psikolojik İhtiyaçları Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından başarı, ilişki ve özerklik alt boyutunun gelecekteki istihdam edilebilirlik algısını yordadığı bulunmuştur.
Okul müdürlerinin kişilik özellikleri ile çatışma yönetim stratejileri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin kişilik özellikleri ile çatışma yönetim strateji düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemek ve aralarında bir ilişki olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın evreni, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Gazze ilinde devlet okullarında görev yapmakta olan ortaokul müdürlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Gazze'de basit seçkisiz örnekleme tekniğiyle seçilen devlet ortaokullarında görev yapan 275 okul müdüründen oluşmaktadır. Tarama modelinde betimsel bir nitelik taşıyan araştırmada, veri toplamak amacıyla kişisel bilgi formu ve iki adet ölçek kullanılmıştır. Ölçeklerden biri "Kişilik Özellikleri Ölçeği", diğeri ise "Çatışma Yönetim Stratejileri Ölçeği"dir. Veriler elektronik ortam aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada ortaokul müdürlerinin kişilik özelliklerinin duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, açıklık, geçimlilik ve sorumluluk boyutlarının çatışmayı çözme stratejilerinin hükmetme, kaçınma, uzlaşma ve ödün verme boyutlarıyla ilişkisi incelenmiştir. Ayrıca ortaokul müdürlerinin kişilik özelliklerinin sosyo-demografik özelliklerden olan cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem, medeni hal ve kurum statüsü değişkenleriyle ilişkisi incelenmiştir. Verilerin analizinde geçerlik ve güvenilirlik testleri ile faktör analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada katılımcıların demografik özellikleri frekans ve yüzde aracılığıyla belirlenirken, ölçeklerden elde edilen verilerin normal dağılıp dağılmadığını saptamak için Kolmogorov-Smirnov testi yapılmıştır. Normal dağılım gösteren veriler parametrik testlerle (t testi ve Anova) analiz edilmiştir. Ayrıca, iki ölçek verileri arasındaki ilişkiyi saptamak için Pearson korelasyon katsayısından yararlanılmıştır. Yapılan analizlerden elde edilen bulgulara göre, okul müdürlerinin çatışma yönetimi stratejileri algılarının cinsiyet değişkenine göre farklılaşmadığı; kişilik özelliklerinin ise geçimlilik ve sorumluluk boyutlarında kadınlar lehine anlamlı derecede farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Okul müdürlerinin çatışma yönetimi stratejilerinin yaş değişkenine göre hükmetme ve kaçınma alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılaştığı; kişilik özelliklerinin ise duygusal dengesizlik, dışa dönüklük ve sorumluluk alt boyutlarında anlamlı derecede farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Diğer bir bulguya göre, okul müdürlerinin çatışma strateji yönetim algılarının öğrenim durumuna göre sadece ödün verme alt boyutunda anlamlı düzeyde farklılaştığı; kişilik özelliklerinin ise dışa dönüklük ve açıklık alt boyutlarında anlamı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Okul müdürlerinin çatışma strateji yönetim algılarının sadece uzlaşma alt boyutunda medeni hallerine göre farklılaştığı tespit edilirken öte yandan kişilik özelliklerinin hiçbir alt boyutunda anlamlı düzeyde farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca okul müdürlerinin çatışma yönetimi stratejileri algı puanlarının ödün verme, hükmetme ve kaçınma alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği; kişilik özelliklerinin ise duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, geçimlilik, sorumluluk boyutlarında anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği saptanmıştır. Diğer bir bulguya göre, okul müdürlerinin çatışma yönetimi stratejileri algı puanlarının kurum statüsü değişkenine göre sadece hükmetme ve kaçınma alt boyutlarında; kişilik özelliklerinin ise açıklık dışındaki diğer boyutlarda anlamlı dercede farklılaştığı tespit edilmiştir. Korelasyon analizleri sonuçlarına bakıldığında, okul müdürlerinin çatışma çözme stratejilerine ait alt boyutlar ile okul müdürlerinin kişilik özelliklerine ait alt boyutlar arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu görülmektedir. Elde edilen bu verilere dayanarak okul müdürlerinin çatışma yönetirken kullandıkları stillerin kişilik özelliklerinden etkilendiği söylenebilir. Yani kişilik özelliklerinin çatışma yönetme becerisi üzerinde önemli bir rol oynadığı ifade edilebilir. Araştırma sonucunda ise elde edilen bulgulara dayalı olarak araştırmacı ve uygulayıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Beş faktör kişilik modeli, çatışma, çatışma yönetim stratejileri, kişilik, yönetici.
Üniversite öğrencilerinin duygusal zekâ, otantiklik ve öz tiksinme düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin duygusal zekâ, otantiklik ve öz tiksinme düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunda, Türkiye'nin çeşitli devlet üniversitelerinde 2022 yılında eğitim görmekte olan üniversite öğrencileri yer almaktadır. Bu araştırmanın modeli, nicel araştırma türlerinden biri olan ilişkisel taramadır. Araştırmanın çalışma grubunda 440 kadın ve 115 erkek olma üzere toplamda 555 üniversite öğrencisi bulunmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği–Kısa Formu, Öz Tiksinme Ölçeği-Revize Formu ve Otantiklik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde, SPSS 21 paket programı kullanılmıştır ve bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, değişkenlerin cinsiyete göre farklılaşma düzeyini belirlemek için yapılan t testi analizlerine göre, erkeklerin duygusal zekâ ve otantiklik düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olduğu, öz tiksinmenin ise cinsiyetler arasında bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Değişkenlerin gelir durumuna göre farklılaşma düzeyi için yapılan tek yönlü varyans analizine göre duygusal zekâ düzeyi, yüksek gelire sahip bireylerde daha yüksek, öz tiksinme ise düşük gelire sahip bireylerde daha yüksek bulunmuştur. Otantiklik düzeyi ise gelir durumu grupları arasında bir farklılık göstermemektedir. Korelasyon analizine göre duygusal zekâ ile otantiklik arasında pozitif yönlü, duygusal zekâ ile öz tiksinme arasında negatif yönlü ve otantiklik ile öz tiksinme arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Yapılan çoklu regresyon analizlerine göre duygusal zekânın alt boyutları ile otantikliğin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Duygusal zekâya ilişkin iyi oluş, öz kontrol, duygusallık ve sosyallik alt boyutlarının birlikte otantiklik puanlarındaki değişimin %53'ünü açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca duygusal zekânın alt boyutları ile öz tiksinmenin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Duygusal zekâya ilişkin iyi oluş, öz kontrol, duygusallık ve sosyallik alt boyutlarının birlikte öz tiksinme puanlarındaki değişimin %41'ini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin psikolojik iyi oluşlarının okul yöneticilerinin erdemli liderliği açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; öğretmenlerin psikolojik iyi oluşlarının okul yöneticilerinin erdemli liderliği açısından incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Konya ile Ereğli ilçesinde görev yapan 2069 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada kümeleme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde 388 kişiye ulaşılmıştır. Bu çalışmada Yıldırım ve Kahveci (2019) tarafından uyarlanan Erdemli Liderlik Ölçeği ve Telef (2013) tarafından uyarlanan Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların demografik bilgilerine ulaşmak amacıyla kişisel bilgiler formu kullanılmıştır. Veriler topladıktan sonra araştırma verilerinin normal dağılmadığı görülmüştür. Bu kapsamda cinsiyet değişkeni açısından bir farklılaşma bulunup bulunmadığı Mann Whitney U testi ile incelenmiştir. Yaş, mesleki kıdem, eğitim düzeyi ve eğitim kademesi değişkenleri açısından farklılaşma durumunu incelemek amacıyla Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları ve okul yöneticilerinin erdemli liderliği arasındaki ilişkinin saptanması amacıyla Spearman's Rho korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların psikolojik iyi oluşları ile demografik değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Katılımcıların erdemli liderlik davranışlarına yönelik algılarının cesaret alt boyutu ile yaş ve mesleki kıdem değişkenleri ve tüm alt boyutlar ile eğitim kademesi değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Son alt probleme ait araştırma sonucunda öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları ile okul yöneticilerinin erdemli liderliği arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin psikolojik iyi oluşu için okul yöneticilerinin erdemli davranmasını sağlayacak mesleki faaliyetler uygulanmalıdır.
Eğitimde hakkaniyet: Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi örneği
Temel insan haklarından biri de eğitim hakkıdır. Ulusal ve uluslararası yasal metinlerde eğitim hakkından sıklıkla bahsedilmektedir. Ancak üst yasal metinlerde geçen eğitim hakkı kavramının neleri kapsadığı, içeriğinin ne olduğu, nasıl anlaşılması gerektiği konusunda eksiklikler bulunmaktadır. Bu eksikliklerin en büyük sebebi ise eğitim hukuku alanına yeterince önem verilmemesi ve eğitim hukuku alanında yapılan çalışmaların oldukça az sayıda olmasıdır. Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin eğitim hakkını düzenleyen 13. maddesine yönelik komite tarafından yayımlanan 13 Numaralı Genel Yorum çerçevesinde yer alan devletin yükümlülüklerinden yola çıkarak, Konya ilindeki Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin yaşam hikayeleri doğrultusunda eğitimde adaletin tam anlamıyla uygulanıp uygulanmadığını ortaya koymak araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Konya ilinde eğitim vermekte olan toplam beş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiş 19 katılımcı araştırmada yer almaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze yapılan görüşmeler sonucu elde edilen veriler içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Öğrencilerin yarı yapılandırılmış görüşme formu sorularına vermiş oldukları cevaplardan yola çıkarak çözümlenen veriler; mevcudiyet, erişilebilirlik, kabul edilebilirlik ve uyarlanabilirlik olmak üzere dört başlık üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin eğitim hakkına ulaşmada zorluklar yaşadığı, eşit nitelikli eğitim fırsatını yakalayamadıkları, sosyoekonomik ve sosyokültürel yönden dezavantajlı konumdan geldikleri ve okudukları lisede bu dezavantajlı konumun daha çok belirginleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Ülkelerin kalkınmasında ve sanayileşmesinde büyük öneme sahip olan Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri'nin kuruluş amacına hizmet etmeleri için çocukların eğitim hakkından tam olarak ve eşit fırsatlarda faydalanması ve bütüncül, kapsayıcı tedbirler alarak eğitimde adaletin sağlanması gerekmektedir.
Ergenlerde internet bağımlılığı ile merhamet düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ergenlerde internet bağımlılığı ile merhamet düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubu, 2022 – 2023 eğitim öğretim yılında Kahramanmaraş ili merkez ilçelerinden Onikişubat ilçesindeki resmi ortaöğretim okullarında öğrenime devam eden ergenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 209 kadın, 241 erkek olmak üzere toplamda 450 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada, çalışma grubunda bulunan ergenlerin demografik bilgilerinin belirlenmesi için Kişisel Bilgi Formu, internet bağımlılığı düzeylerinin belirlenmesi için Ergenler için İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve merhamet düzeylerinin belirlenmesi için Merhamet Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizi için Bağımsız Örneklem t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; ergenlerin internet bağımlılığı puanlarının cinsiyet, sınıf, okul türü ve algılanan ekonomik durum değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür. İnternet kullanım amacı ve internet kullanım süresi değişkenlerine göre ise anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Ergenlerin merhamet toplam puanının sınıf ve algılanan ekonomik durum değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülürken, cinsiyet, okul türü, internet kullanım amacı ve internet kullanım süresi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Ayrıca internet bağımlılığı ile kendine merhametli olma alt boyutu ile pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki; başkalarına merhametli olma, diğer canlılara merhametli olma alt boyutları ve merhamet toplam puanı ile negatif yönlü düşük düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ek olarak, merhamet puanlarının internet bağımlılığı puanlarındaki varyansın %5.9'unu açıkladığı görülmüştür. Elde edilen bulgular alan yazındaki bilgiler doğrultusunda tartışılmış ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Sınıfında yabancı uyruklu öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin başarı motivasyonları mesleki doyumları ve zenofobik davranışları arasındaki ilişki
Bu çalışma, sınıflarında yabancı uyruklu öğrenciler bulunan sınıf öğretmenlerinin başarı motivasyonu, mesleki doyum ve zenofobik davranışları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma, Kilis ilinde görev yapan ve sınıflarında yabancı uyruklu öğrencileri bulunan sınıf öğretmenlerinin başarı motivasyonu, mesleki doyumu ve zenofobik davranışları arasındaki ilişkiyi araştırmayı hedeflemiştir. Çalışma verileri toplanmadan önce Necmettin Erbakan Üniversitesi Etik Kurulu'ndan izin alınmıştır. Daha sonra bu izin doğrultusunda Kilis İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden araştırmanın okullarda sınıf öğretmenlerine uygulanması için araştırma izni alınmıştır. Çalışmaya katılan öğretmenlere araştırma amacı, onam formu ve araştırma izinleri verilmiş ve gönüllü olarak katılan kişilerden veriler toplanmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Başarı motivasyonu ölçeği, mesleki doyum ölçeği ve zenofobi ölçeği kullanılarak veriler toplanmıştır. T-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılarak gruplar arasındaki farklar incelenmiş, anlamlı farklılıklar tespit edildiğinde post-hoc analizler gerçekleştirilmiştir. Başarı motivasyonu ve mesleki doyumun zenofobik davranışları yordayıp yordamadığına dair regresyon analizi yapılmıştır. Bu sonuçlara göre, zenofobik davranışların yordanmadığı, başarı motivasyonunun ve zenofobinin mesleki doyumu yordadığı bulunmuştur. Bu analizde, mesleki doyum faktörünün başarı motivasyonu tarafından %27 oranında yordandığı ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, sınıf öğretmenlerinin başarı motivasyonu ve mesleki doyum düzeylerinin zenofobik davranışlar üzerinde etkili olmadığı gösterilmiştir. Ancak, öğretmenlerin bazı demografik özelliklerinin zenofobik davranışlar üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Cinsiyet, medeni durum ve yaş özelliklerine göre zenofobik davranışların artış veya azalış gösterdiği ortaya çıkmıştır. Başarı motivasyonu açısından sınıfındaki yabancı öğrenci oranı ve kıdem yılına göre anlamlı düzeyde farklılık olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum için ise yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık bulunmuştur. Ayrıca, yüksek başarı motivasyonunun öğretmenlerin mesleki doyumunu olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ancak, zenofobik davranışların mesleki doyumu anlamlı düzeyde yordamadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, Kilis ilinde bulunan sınıf öğretmenleri açısından zenofobik davranışların yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Bu konuda çeşitli nitel veya nicel araştırmalarla konunun daha fazla incelenmesi bilim açısından yararlı olacaktır.
The education system in Afghanistan and recent curriculum attempts
This paper is a Ph.D. study which focuses on the Education System in Afghanistan. The research discusses the education system and curriculum development activities in dif-ferent periods of education from the past to present. It focuses on the emergence of modern education, the latest condition of education in the country, and the improvement of educa-tion for the future in Afghanistan. The study specially focuses on the education system and curriculum activities in the last twenty years from 2001 to 2021. It's a qualitative study con-ducted through document analysis technique. Reports, laws and regulations, national strate-gic plans, annual education reports of the ministry of education and some special books re-lated to education is used for data and analyzed to find out solution to the problem of the research. This paper provides recommendations for the education specialist in Afghanistan to be able to develop a stable and national education system and curriculum for primary and secondary levels. Keywords: Education, Curriculum, Syllabus, Curriculum Development, Afghanistan Education System, Teaching Material, Textbook and Education Structure
Transition to the maternal identity in Turkey: A qualitative study
The transition to motherhood is one of the important transformations in life for a woman. It is known that maternal identity is constructed socially as well as biologically. Therefore, a woman's transition to motherhood is affected by many social and personal factors. Cultural background, age of motherhood, and educational status of the mother are some of these factors. The current study explored women's expectations about motherhood and their first experiences after birth during the transition to motherhood. The aim of this qualitative study was to investigate the transition to maternal identity of women in Turkey who have a university degree, have career goals, and became pregnant during the emerging adulthood period. Additionally, the study examined the influence of naturally occurring emotions and coping mechanisms during women's transition to motherhood on the formation of their maternal identity. Retrospective, semi-structured, in-depth interviews were conducted with eight mothers who became pregnant during the period of emerging adulthood. The findings were analyzed using the thematic analysis method. As a result, four main themes emerged. The themes were named as attitudes, never as expected, emergency valve and the birth of a versatile identity. Findings were discussed, and recommendations for counselors, and policymakers were developed. In the context of psychological counseling, the importance of preventive psychoeducational and social support programs during the transition to motherhood was emphasized.
Kahramanmaraş depremi sonrası yetişkin eğitimcilerinin yaşadığı zorluklar, ihtiyaçlar ve başa çıkma mekanizmaları
The purpose of this study is to examine the experiences of adult educators working at İskenderun Public Education Center after the earthquakes centered in Kahramanmaraş on February 6, 2023, the difficulties they encountered, and their coping mechanisms with these difficulties. The study was conducted using phenomenological research design, which is one of the qualitative research methods. The participants of the research consisted of 10 adult educators working at İskenderun Public Education Center, who were selected through purposive sampling method. Data were collected through semi-structured interviews and analyzed using thematic analysis method. According to the findings, public education centers and adult educators were negatively affected by the earthquake; they faced difficulties after the disaster and new needs emerged. Based on the experiences of adult educators, themes emerged: difficulties and needs experienced by adult educators, ways to cope with challenges, and suggestions for preparing for similar disasters. Research findings also indicate that adult educators experienced physical, financial, and psychological difficulties after the earthquake. This study highlights the importance of identifying and providing the support adult educators need after major disasters such as earthquakes. The study contributes to the literature as well as to the development of educational policies and the creation of support mechanisms for adult educators after the disaster.
Fathers' involvement in shared book-reading with their children: A cross-sectional study in turkey
Shared reading is a joint book-reading experience where a child and adult "share" the experience of exploring and interacting through storybooks. The majority of the existing studies focus on mother-child dyads. However, little is known about fathers' involvement in shared reading. This study aims to investigate the level of father's involvement in Turkey in shared book reading with their children. The sample consists of 210 fathers with children aged between three and five. The survey was conducted online. Father's involvement in shared reading was indexed by standardized and averaged scores of shared reading frequency, father's interactive reading behaviors, and attitudes regarding shared reading. Findings revealed that father's sense of competence, father's reading enjoyment, and child's engagement in reading significantly predicted father's involvement in shared reading after controlling their education level, working hours, and the home literacy environment. Also, child's engagement in reading (indexed by child's reading enjoyment and child's interactive reading behaviors) mediated the relation between father's reading enjoyment and their involvement in shared reading. The findings suggest that mental health professionals may integrate shared reading activities to their family counseling practices to promote fathers' sense of competence and enjoyment in the parenting role.
The role of childhood experiences and maternal reflective functioning on maternal self-efficacy skills
The influence of maternal reflective functioning in the relationship between adverse and benevolent childhood experiences, and maternal self-efficacy was examined in this study. The sample comprised 155 mothers at least having one child aged 12-36 months. Data were collected by utilizing a demographic form, the Patient Health Questionnaire-Depressive Symptoms (PHQ-9), the Adverse Childhood Experiences (ACEs) Questionnaire, the Benevolent Childhood Experiences (BCEs) Scale, the Parental Reflective Functioning Questionnaire-Short Form (PRFQ-SH), and the Self-Efficacy for Parenting Tasks Index-Toddler Scale (SEPTI). PROCESS Procedure for SPSS Version 4.2 was used to investigate two mediational models. The first model was not tested because ACEs had no significant relationship with maternal self-efficacy. In the second model, while the "Pre-Mentalizing Modes (PM)" dimension of maternal reflective functioning partially mediated the relationship between BCEs and maternal self-efficacy (b = .807, 95% CI [.165, 1.507]), the other two dimensions of maternal reflective functioning did not mediate the relationship. The study demonstrates that with the increase in the mother's BCEs, mentalization skills that support the mother's interaction with the child's world increase, and thus, maternal self-efficacy increases. The implications based on preventive and intervention-oriented programs and services for psychological counselors and professionals working with new mothers were evaluated.
Temel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin okul yönetimine katılıma ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı temel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin okul yönetimine katılım durumlarının analizini yapmaktır. Bu amaç doğrultusunda, Araştırmaya katılan temel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görüşleri alınmıştır. Araştırma, betimsel ve ilişkisel bir araştırma olarak tasarlanmış olup, karma yöntem kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Mardin ili Artuklu ve Kızıltepe ilçelerindeki 6046 ilkokul ve ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyuta ilişkin örneklemi ise 450 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak, Başyiğit'in (2009) "öğretmenlerin karar alma sürecine katılım ölçeği" kullanılırken nitel veri toplama aracı olarak 10 soruluk yapılandırılmış görüş alma formu kullanılmıştır. Araştırmada nicel boyuta ilişkin örneklemi ise 450 öğretmenden oluşmaktadır. Nicel verilerin analizi için betimsel analiz ve SPSS 26.0 paket programı kullanılmış olup Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H ve Spearma'ın Sıralama Korelasyon katsayısı testleri uygulanmıştır. Araştırmanın nitel veri analizinde ise içerik analizi yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma sonucunda: 50 katılımcı öğretmenden 26'sı okul yönetimine katılımı yeterli görürken 24 katılımcı yetersiz görmüştür. Buna göre öğretmenlerin %52'si okul yönetim kararlarına katılımı yeterli görmektedir. Ayrıca öğretmenlerin okul yönetimine katılımını azaltan faktörler için 35 katılımcı "okul yönetimine dair hususlara" ve 12 katılımcı da "öğretmene dair hususlara" vurgu yapmışlardır. Okul yönetimine katılımı olumsuz etkileyen okul yönetimine dair hususların en önemlisi olarak okul yönetiminin tavrı etkili olurken okul yönetimine katılımı olumsuz etkileyen öğretmenlere dair hususların en önemlisi ise öğretmenlerin iş yükünün fazla olmasıdır. Çalışmanın nicel bulgularına göre: erkek öğretmenlerin okul yönetimine katılım düzeyinin bayan öğretmenlerin katılım düzeyinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin okula devam/devamsızlığı, öğrencinin başarısızlığını etkileyen faktörler, okuldaki sosyal etkinlikler ve öğrencilerin ödüllendirilmesi ile ilgili konularda okul yönetimine katılımı yüksek düzeyde tespit edilmiştir. Satın alma işleri, okulun gelir/gider işleri ve seçmeli dersler ile ilgili konularda ise okul yönetimine katılım düşük düzeyde tespit edilmiştir. Okul yönetimi, ilgili konularda öğretmenlerin görüş ve önerilerini alması gerekmektedir. Öğretmenlerin okul yönetimine katılımını sağlayabilmek amacıyla nitelikli okul yönetim kadrosu seçiminin ve okul yönetimince öğretmenlere yasal düzenlemelere ilişkin bilgilendirilmelerin yapılmasının yararlı olabileceği düşünülmektedir. Temel eğitim kurumundaki görev yapan öğretmenler ile yapılandırılmış görüş alma formu kullanılarak yapılan görüşmelerden elde edilen veriler de araştırmanın nicel boyut verilerini destekler niteliktedir.
Ortaokul öğrencilerinin mutlu okul algılarının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin öğrenim görmekte oldukları okullara ilişkin mutluluk algılarının belirlemek, eğitim-öğretim sürecinde kendilerini huzurlu ve rahat hissedecekleri, içinde bulunmaktan mutlu olacakları okulun sahip olması beklenen temel öğeleri ve nitelikleri ortaya koymaktır. Bununla birlikte öğrencilerin cinsiyet ve sınıf değişkenlerine göre, mutlu okul niteliklerinin farklılıklar gösterip göstermediğinin de belirlenmesidir. Bu araştırmada veriler karma araştırma yöntemlerinden üçgenleme deseni kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın nicel kısmının örneklemi Mardin ili Artuklu ve Midyat ilçelerinde, ortaokul 6., 7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören ve basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen 480 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutu için veriler maksimum çeşitlilik örnekleme tekniği kullanılarak farklı okullardan gönüllü 18 öğrenciden toplanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğrenci Okul Mutluluğu Ölçeği" ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için SPSS 23 programı aracılığıyla betimsel istatikler, Mann-Whitney U, bağımsız örneklem t-testi, Kruskal-Wallis H, tek yönlü varyans analizi ve Scheffe testleri kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümü için içerik analizinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin mutlu okul algılarının ölçeğin öğretmenlerle ilişkiler ve okula duygusal bağlılık alt boyutlarında çok yüksek, öğrencilerle ilişkiler ve okulun fiziksel yapısı alt boyutlarında yüksek, okuldaki etkinlikler, okulun demokratik ortamı ve okulda iletişim alt boyutlarında ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin okul mutluluğu düzeyleri arasında cinsiyet değişkenine göre sadece okula duygusal bağlılık alt boyutunda kız öğrenciler lehine anlamlı fark bulunmuştur. Sınıf değişkenine göre öğretmenlerle ilişkiler, okuldaki etkinlikler ve okulun demokratik ortamı alt boyutlarında 6. - 8. ve 7. - 8. sınıflar arasında 6. ve 7. sınıflar lehine anlamlı fark bulunmuştur. İçerik analizi sonucunda öğrencilerin büyük çoğunluğunun öğrenim görmekte oldukları okullarda mutlu oldukları tespit edilmiştir. Bununla birlikte, öğrencilerin mutlu okulun temel niteliklerine ilişkin görüşlerinin "Mutlu Okul" genel teması altında, "Fiziksel yapı", "Eğitim-öğretim süreci", "Ders dışı etkinlikler", "Öğretmenler", "Öğrenciler", "Okul müdürü" ve "Aile" olmak üzere yedi alt tema altında toplandığı görülmüştür.
Özel eğitim öğretmenlerinin program okuryazarlığı, öz yeterlik inançları ve öğretim programına bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı özel eğitim öğretmenlerinin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve öğretim programına bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bunaekolarakçalışmada, öğretmenlerin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve öğretim programına bağlılık düzeylerinin çeşitli demografik değişkenlere (cinsiyet, eğitim durumu, görev yapılan okul türü, bulundukları coğrafi bölge, mezuniyet alanı ve ailede/yakın çevrede engelli bireylerin olması durumları) göre nasıl değiştiği de analiz edilmiştir. Çalışmaya2022-2023eğitim öğretimyılındaTürkiye'nin yedi farklı bölgesinde bulunan MEB'e bağlı okul ve kurumlarda çalışan 437 özel eğitim öğretmenikatılmıştır. Araştırmadakullanılanverilerintoplanması amacıyla; Demografik Bilgi Formu, Öğretmen Öz Yeterlik İnancı Ölçeği, Öğretmenlerin Program Okuryazarlık Ölçeği ve Öğretim Programına Bağlılık Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler,bağımsız örneklem t-testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal Wallis testi, çoklu regresyon analizleriuygulanmıştır. Yapılananalizlersonucunda; özel eğitim öğretmenlerinin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeylerinin iyi düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Program okuryazarlık ve öz yeterlik inanç düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı, programa bağlılık düzeyinin ise cinsiyete göre kadınların lehine farklılaştığı saptanmıştır. Program okuryazarlık ve programa bağlılık düzeyinin eğitim durumuna göre farklılaşmadığı, öz yeterlik inanç düzeyinin ise lisansüstü mezunların lehine farklılaştığı belirlenmiştir. Program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin ailesinde veya yakın çevresinde engelli birey bulunması durumuna göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı belirlenmiştir. Program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin okul türüne, mezuniyet alanına ve coğrafi bölgelere göre anlamlı farklılaşmanın olduğu saptanmıştır. Program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin birbiriyle yüksek düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Son olarak öğretmen öz yeterlik inanç ve programa bağlılık düzeyinin program okuryazarlığın yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın bulguları özel eğitim öğretmenlerin program okuryazarlık, öz yeterlik inanç ve program bağlılık düzeylerinin birbiriyle olan ilişkisinin dikkate alınmasının önemini göstermektedir.
Eğitimde sosyal adalet liderliğine ilişkin okul yöneticilerinin görüşleri: Karma yöntem araştırması
Bu araştırmanın amacı, Denizli ilindeki okul yöneticilerinin sosyal adalet liderliğine ilişkin görüş, uygulama ve çözümlerini incelenmektir. Bu araştırmada, nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem açımlayıcı sıralı desen benimsenmiştir. Çalışmanın nicel boyutunda Denizli ili Merkezefendi ve Pamukkale ilçesindeki devlet okullarında görev yapmakta olan 245 okul yöneticisi, çalışmanın nitel boyutuna ise 11 okul yöneticisi dahil edilmiştir. Çalışmanın nicel verileri Türkçeye uyarlanan "Sosyal Adalet Liderliği" ölçeği ile nitel verileri ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırma bulgularındaki nicel veriler incelendiğinde okul yöneticilerinin sosyal adalet liderliğine ilişkin düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Okul yöneticilerinin sosyal adalet liderliği boyutları okul liderliği bağlamında yüksek, okul bağlamında düşük, toplum ve politik bağlamlarda orta düzeyde oldukları saptanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda elde edilen verilere göre, okul yöneticilerinin sosyal adaleti hayata geçirirken sosyal adalet liderliği davranışları gösterdikleri gözlemlenmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılan okul yöneticilerinin bireysel olarak sosyal adalet yönelimlerinin olduğu, ancak bu yönelimi hayata geçirmek için strateji geliştirme kısmında maddi kaynak kısıtlılığı, bölgeler arası farklar, uygulanan politikalar ve sosyal adalet liderliği yaklaşımı ile ilgili yeterli bilgi ve donanıma sahip olmayışları gibi sorunlarla karşılaştıkları gözlemlenmektedir.
Kültürel değerlere duyarlı eğitimde mesleki öğrenme toplulukları oluşturma: Bir eylem araştırması
Araştırmada, Denizli ili Merkezefendi ilçesindeki bir ortaöğretim kurumunda görev yapan farklı branşlardan öğretmenlerden oluşan mesleki öğrenme topluluğunun kurulması, çalışmalarının başlatılması ve sürdürülmesi ve etkililiğinin uygulama sürecinde ve sonunda topluluk üyelerinin görüşleri ve araştırmacının gözlemleri doğrultusunda değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, iş birlikli eylem araştırması desenine göre tasarlanmış ve 2022-2023 Eğitim Öğretim Yılı Ekim-Kasım ayları arasında yürütülmüştür. Uygulama kapsamında, dört Kültürel Değerlere Duyarlı Mesleki Öğrenme Topluluğu Eylem Planı Etkinliği yürütülmüş ve altı topluluk toplantısı yapılmıştır. Araştırmanın verileri, odak grup görüşmeleri, bireysel görüşmeler, gözlem ve belgelerin incelenmesi aracılığıyla elde edilmiştir. Veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Eylem planı dahilinde mesleki öğrenme topluluğu tarafından dört etkinlik yürütülmüş ve değerlendirilmiştir. Uygulama sürecinin sonunda, araştırma bulguları doğrultusunda, mesleki öğrenme toplulukları aracılığıyla öğretmenlerin kültürel değerlere duyarlı olması/duyarlılık geliştirmesini sağlamak amacıyla Kültürel Değerlere Duyarlı Mesleki Öğrenme Topluluğu Model önerisi geliştirilmiştir. Geliştirilen model, çokkültürlü eğitimde okul temelli öğretmen mesleki gelişim modelidir. Bu model, Kültürel Değerlere Duyarlı Mesleki Öğrenme Topluluğu uygulamalarının, öğretmenlerin çokkültürlü eğitimde karşılaştıkları zorluklardan ve bu zorluklarla baş edebilmek, yani sınıflarındaki kültürel çeşitliliğin farkına varabilmek ve bu çeşitliliğe cevap verebilmek üzere ortaya çıkan ihtiyaçlarından yola çıkararak planlamasına, bu uygulamanın ortak paylaşım ve iş birliği ile yürütülmesine, destekleyici okul kültürü ve liderliğine, sürekli ve okul temelli mesleki gelişim sağlanmasına dayanmaktadır. Bu süreçte, sosyokültürel becerileri artırmak, meslektaşlarla fikir alışverişinde bulunmak, farklı bakış açıları kazanmak, eğitime yönelik eleştirel bakış açısı geliştirmek için "Film İzliyoruz." etkinliği; iş birliği yaparak sınıf içi uygulamaları geliştirmek ve birbirinden öğrenmeyi sağlamak için "Kültürel Değerlere Duyarlı Ders Planı Hazırlıyoruz." etkinliği; bireysel ihtiyaçları fark etmek üzere öz değerlendirme becerisi geliştirmek ve böylece eksikliklerin ve daha farklı yapılabilecek uygulamaların farkına varılmasını sağlamak için "Mikro Öğretim Uygulaması" etkinliği; geribildirimin ve birbirinden öğrenmenin gücüyle öğretim uygulamalarının ve öğretmenin bireysel ve mesleki gelişimin sağlanması için "Meslektaşımın Dersini İzliyorum." etkinliği kullanabilir. Araştırmanın sonucunda, Kültürel Değerlere Duyarlı Mesleki Öğrenme Topluluğu uygulamasının bir eylem planı dahilinde, öğretmenlerin kültürel değerlere duyarlılık geliştirmesini ve böylece kültürel değerlere duyarlı eğitim yaklaşımını benimsemesini, kültürel değerlere duyarlı pedagojinin ilkelerine ve uygulamalarına uygun öğretim etkinlikleri tasarlama ve yürütmesini sağlayarak öğretmenlerin çokkültürlü eğitimde karşılaştığı sorunlara çözüm olabileceği belirlenmiştir.
Yabancı dil öğretmenlerinin Web2.0 araçlarını kullanma deneyimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yabancı dil öğretmenlerinin derslerinde Web2.0 araçlarını deneyimlemeye yönelik görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışma nitel araştırma desenlerinden biri olan fenomenoloji deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 2020-2021 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde MEB'e bağlı ilkokul, ortaokul ve lisede çalışan 20 yabancı dil öğretmeni katılmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış, daha sonra içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre web2.0 araçlarıyla tanışma ve kullanma süreci, katılımcıların web2.0 araçlarını kullanmaya hazırlık süreci, Web2.0 araçlarının deneyimlenmesi, Web2.0 araçlarının öğretim programına uygunluğu, karşılaşılan sorunlar, katılımcıların önerileri temalarına ulaşılmıştır. Bulgular, yabancı dil öğretmenlerinin genel olarak Web araçlarıyla E-twning projeleri sayesinde tanıştıklarını ve daha sonrasında derslerinde kullanmaya başladıklarını, kendilerini bu anlamda geliştirmek için hizmetiçi eğitimler aldıklarını, derslerinde Web2.0 araçlarını kullanmanın öğretmenlere kendilerini mutlu hissettirdiğini, öğretmenlerin bu araçları kullanarak çağı yakaladıklarını ve Z kuşağı diye adlandırılan öğrencilerine hitap edebildiklerini düşündüklerini ortaya çıkarmıştır. Araştırma sonuçları, ilgili çalışmalar doğrultusunda yorumlanarak tartışılmış; öğretmenlere yönelik daha fazla hizmetiçi eğitim düzenlenmesi, yabancı dil öğretmenlerinin mutlaka bir projeye dahil olması, öğretmenlerin henüz üniversite eğitimleri esnasında Web2.0 araçlarıyla ilgili bilgilendirilmesi, ders kitapları ve öğretim programının Web2.0 araçlarıyla uyumlu hale getirilmesi gibi birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Web2.0 Araçları, Yabancı Dil Eğitimi, Fenomenoloji
Üniversite öğrencilerinde psikolojik yardım alma nedeniyle kendini damgalamada sosyal damgalanma, psikolojik farkındalık ve öz-duyarlık: aracı, düzenleyici ve durumsal aracı roller
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde psikolojik yardımalma nedeniyle kendini damgalama (PYANKD) ile psikolojik yardım alma nedeniyle sosyal damgalanma (PYANSD) arasındaki ilişkide psikolojik farkındalığın aracı rolü, psikolojik farkındalık ile psikolojik yardım alma nedeniyle kendini damgalama arasındaki ilişkide öz-duyarlığın düzenleyici rolü ve sosyal damgalanmanın psikolojik farkındalık aracılığıyla kendini damgalama üzerindeki dolaylı etkisinde öz-duyarlığın düzenleyici rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları Pamukkale Üniversitesi'nde öğrenim gören 287 (226 kadın, 61 erkek) lisans öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılar kolaydan örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma verileri PYANKD Ölçeği, PYANSD Ölçeği, Dengeli Psikolojik Düşünce İndeksi, Öz-duyarlık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu aracılığı ile elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde Hayes (2018) tarafından SPSS için geliştirilen PROCESS macro kullanılarak bootsrap tekniğini esas alan regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, kendini damgalama ile sosyal damgalanma arasında psikojik farkındalığın aracı rolü bulunmaktadır. Ayrıca psikolojik yardım alma nedeniyle kendini damgalama ile psikolojik farkındalık arasında öz-duyarlığın düzenleyici rolü olduğu saptanmıştır. Ancak sosyal damgalanmanın psikolojik farkındalık aracılığıyla kendini damgalama üzerindeki dolaylı etkisinde öz-duyarlığın düzenleyici rolüne rastlanmamıştır. Bulgular ilgili alanyazın ve kuramsal çerçeve ışığında tartışılmış, uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.
Okul müdürlerinin yönetsel iletişim stilleri ile öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı; öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin yönetsel iletişim stilleri ile öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişkinin ortaya konmasıdır. Araştırmanın evreni, 2022-2023 öğretim döneminde Denizli ili Merkez ilçelerindeki Anadolu liselerinde görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Nicel veriler için elektronik ortamda ve elden ulaştırılarak ölçek gönderilen 306 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada genel tarama modeli ve genel tarama modellerinden ise ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır Çalışmada, Samancıoğlu ve Bağlıbel (2018) tarafından geliştirilen Yönetimsel İletişim Stilleri Ölçeği ve Kalağan (2009) tarafından geliştirilen Örgütsel Sinizm Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre; okul müdürlerinin yönetimsel iletişim stilleri ile öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyleri arasında negatif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki görülmüştür. Buna göre; öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin yönetsel iletişim stillerini benimsemeleri arttıkça öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerinin düştüğü anlamına ulaşılmaktadır. Basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre, okul müdürlerinin yönetimsel iletişim stillerinin örgütsel sinizmin anlamlı bir yordayıcısı olduğu bulunmuştur.
Mesleki ve teknik liselerin finans kaynakları ve yönetimi
Bu araştırma, mesleki ve teknik liselerin finans kaynaklarını ve bu kaynakların nasıl yönetildiğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Finans, tüm liselerde olduğu gibi mesleki ve teknik liselerin de temel sorunlarından biridir. Bu liselerin finansal kaynaklarının neler olduğu, bu kaynakların nereden ve ne kadar sağlandığı, yeterli olup-olmadığı, sağlanan kaynakların nereye ve hangi oranda harcandığına ilişkin sayısal veriler toplanmıştır. Aynı zamanda, mesleki ve teknik liselerde finans kaynaklarının yönetilmesi sürecinde yaşanan sorunlar ortaya konulmuş ve nasıl yönetilmesi gerektiğine ilişkin okul yöneticilerinin ve öğretmenlerinin önerileri sunulmuştur. Araştırma, tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Denizli ilinin Merkezefendi, Pamukkale, Acıpayam, Tavas, Kale ve Çameli ilçelerinde bulunan 20 mesleki ve teknik lisede çalışan 44 yönetici ve 146 meslek dersleri öğretmenine anket uygulanmış ve görüşleri toplanmıştır. Ayrıca Merkezefendi, Pamukkale, Tavas ilçelerindeki liselerin gelir kaynaklarının neler olduğu ve hangi alanlara harcama yaptıklarına ilişkin, okul kayıtlarından sayısal veriler toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi seçilirken amaçlı örneklem tekniği kullanılmıştır. Veriler 2021-2022 öğretim yılı içerisinde toplanmıştır. Gelir-gider formlarından elde edilen finansal değerlerin zaman içerisinde azalıp azalmadığını belirlemek için TÜİK TÜFE endekslerinden yararlanılarak dönüşümler yapılmıştır. Yönetici ve öğretmen anketlerinde verilen yanıtlar araştırmacı tarafından incelenerek not edilmiştir. Bu notlar değiştirilmeden araştırmada uygun bölümlere aktarılmış ve yorumlanmıştır. Ayrıca, verileri çözümlemede frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre, gelir türleri ile harcama türleri karşılaştırıldığında, harcama türlerinin sayısı daha fazladır. Merkezi bütçeden gelen paranın harcandığı alanlar (personel, enerji, su, internet vb) çıkarılsa da hâla gelir miktarı, gider miktarından çok azdır. Gelişmişlik düzeyi daha düşük olan ilçelerdeki okulların gelirleri de daha azdır. Meslek liselerinin 10 tür geliri vardır, buna karşın 16 tür harcama alanı vardır. Meslek liselerinin kendi olanakları ve çabaları ile elde ettiği gelirler, gereksinim duydukları mal ve hizmetleri almaya yetmemektedir. Yöneticilerin ve öğretmenlerin görüşlerine göre parasal gereksinimler, devlet ve meslek liselerinin paydaşlarınca karşılanmalıdır. Liselerin ihtiyaçlarını belirlemede ve finansal kaynak kullanma sürecinde, meslek dersleri öğretmenleri daha etkin yer almalıdır.
Endüstri 4.0'ın yükseköğretim alanı üzerindeki etkisine ilişkin öğretim elemanlarının görüşleri
Bu çalışmada Endüstri 4.0'ın yükseköğretim alanı üzerindeki etkisine ilişkin öğretim elemanlarının görüşleri belirlenmiştir. Meslekleri ve örgütleri çok hızlı bir şekilde değiştireceği düşünülen Endüstri 4.0'ın yükseköğretimin amaç, yapı, süreç ve iklim boyutlarında yaratacağı dönüşüme ilişkin öğretim elemanlarının görüşlerinin belirlenmesi ve konu ile ilgili öneriler sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırma için Pamukkale Üniversitesi'nde farklı fakültelerde görev yapmakta olan 20 öğretim elemanı ile görüşme yapılmıştır. Öğretim elemanları ile yapılan bu görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak veri toplanmıştır. Araştırmada öğretim elemanlarının Endüstri 4.0 ve bileşenlerine yönelik farkındalık düzeylerinin aynı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üniversitelerin mevcut amaçları göz önüne alındığında öğretim elemanları arasında bu amaçların ivedilikle Endüstri 4.0 bileşenlerine göre güncellenmesi ve dönüştürülmesi gerektiği ortak fikri mevcuttur. Araştırmada yer alan öğretim elemanları eğitim alanında Endüstri 4.0 bileşenleri ve teknolojik gelişmelerden daha önce 21. Yüzyıl becerilerinin geliştirilmesi ve bunun eğitimin temelini oluşturması gerektiği konusunda hemfikirlerdir. Aynı zamanda mesleklerde de bir değişim ve dönüşüm ön görmektedirler. Endüstri 4.0'ın yükseköğretim kurumlarında örgüt yapısını olumlu etkileyeceğini düşünen katılımcılar üniversitelerde bürokrasinin azalacağını ve işleyişlerde sonuca daha hızlı ulaşacağına inanmaktadırlar. Öğretim elemanlarına göre Endüstri 4.0 etki sürecinde yönetim süreçlerinin daha hızlı, daha verimli ve daha sonuç odaklı olması beklenmektedir. Örgüt iklimi ve boyutları göz önüne alındığında Endüstri 4.0 etkilerinin genel anlamda olumlu olacağı beklentisi hakimdir. Ancak insan ögesine dayanan samimiyet, dayanışma gibi boyutların olumsuz etkilenebileceği ve bireysel alanların artacağı sonucuna varılmaktadır. Anahtar kelimeler: Endüstri 4.0, Endüstri 4.0 bileşenleri, Yüksek öğretim, Eğitim 4.0, Üniversite 4.0
Okul müdürlerinin yönetim felsefeleri ile öğretmenlerin örgütsel muhalefet algıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin yönetim felsefeleri ile öğretmenlerin örgütsel muhalefet algıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın evrenini Denizli'nin Pamukkale ve Merkezefendi ilçelerinde kamu ilkokulu, ortaokulu ve liselerinde çalışan 8101 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise oransız küme örnekleme tekniği ile basit seçkisiz olarak seçilen okullarda çalışan 444 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Kassing (1998) tarafından geliştirilen Ergün ve Çelik (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Muhalefet Ölçeği" ve Tanrıöğen (2018) tarafından geliştirilen "Yönetim Felsefesi Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Öğretmenlerin algısına göre okul müdürlerinin Y kuramı felsefesine sahip olduğu, "Çok Katılıyorum" düzeyinde dikey muhalefet, "Orta Düzeyde Katılıyorum" düzeyinde genel örgütsel muhalefet, yatay ve dışa aktarılmış muhalefete sahip oldukları belirlenmiştir. X kuramı felsefesi ile dikey muhalefet arasında düşük düzeyde negatif, yatay muhalefet ile düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki, Y kuramı felsefesi ile dikey muhalefet arasında düşük düzeyde pozitif, yatay muhalefet ile düşük düzeyde negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin genel örgütsel muhalefet algısı ve dışa aktarılmış muhalefet ile yönetim felsefesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Yapılan basit ve çoklu doğrusal regresyon analizlerine göre okul müdürlerinin sahip olduğu X ve Y kuramı felsefeleri ayrı ayrı dikey muhalefet ve yatay muhalefeti davranışlarını yordamaktadır. Ancak dışa aktarılmış muhalefet ve genel örgütsel muhalefet davranışlarını yordamamaktadır. Ayrıca okul müdürlerinin sahip olduğu X ve Y kuramı felsefeleri birlikte örgütsel muhalefeti ve örgütsel muhalefetin alt boyutlarını (dikey, yatay ve dışa aktarılmış muhalefet) yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençlerinin aile işlevselliği ve sosyalizasyon süreçleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençlerinin aile işlevselliği ve sosyalizasyon süreçlerinin karşılaştırılarak incelenmesidir. Ayrıca aile işlevselliği, sosyal bağlılık, prososyal ve antisosyal davranışlar arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modeli çerçevesinde ele alınmıştır. Betimsel bir model olan araştırmanın örneklemini, yaşları 18 ile 25 arasında değişen 424 Türk genci oluşturmuştur. Türkiye örneklemini Türkiye'de doğup büyümüş 217 birey temsil ederken, Avrupa örneklemini Avrupa Birliği ülkelerinde doğup büyümüş 207 birey oluşturmuştur. Araştırma kapsamında veriler Aile Uyum ve Yeteneğini Değerlendirme Ölçeği-IV, Sosyal Bağlılık Ölçeği, Yetişkin Prososyallik Ölçeği ve Riskli Davranışlar Ölçeği-Antisosyal Davranışlar Alt-Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, prososyal ve antisosyal davranışların toplam örneklemde cinsiyete göre farklılaştığı, kadınların prososyal davranışlar, erkeklerin ise antisosyal davranışlar düzeyinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Örneklemler ayrı ele alındığında bu bulgular Türkiye örnekleminde desteklenmiş ancak Avrupa örnekleminde kadınlar ve erkekler arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Cinsiyete göre farklılıklar örneklemler arasında karşılaştırıldığında, Avrupa örneklemindeki erkeklerin aile birliği düzeyinin Türkiye örneklemindeki erkeklere göre daha yüksek olduğu, antisosyal davranışlar açısından en yüksek ve prososyal davranışlar açısından en düşük puan ortalamasının Türkiye'de yaşayan erkeklerde bulunduğu, Türkiye'de yaşayan kadınlar ile Avrupa'da yaşayan erkeklerin ise ilgili değişkenler açısından anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Diğer yandan, araştırma değişkenleri Türkiye ve Avrupa örneklemi için kıyaslandığında, aile işlevselliği açısından Avrupa örnekleminde aile birliği, aile esnekliği ve katılık düzeyi, sosyalizasyon açısından ise prososyal davranış düzeyi Türkiye örneklemine kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Bunun yanı sıra değişkenler arasındaki ilişkilere göre, aile işlevselliğinin sosyal bağlılık düzeyini ve prososyal davranışları pozitif, antisosyal davranışları negatif yönde yordayacağı yönünde hipotezler doğrulanmıştır. Ayrıca, aile işlevselliği ile prososyal davranışlar arasındaki ilişkide, sosyal bağlılık ve antisosyal davranışlar kısmi aracılık rolü üstlenmiştir. Ek olarak değişkenler arasındaki ilişkilerde kültürün düzenleyici rolü incelenmiş, Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençleri arasında anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir.