Theses supervised by Doç. Dr. Mustafa Fedai Çavuş
17 theses · Osmaniye Korkut Ata University
Mobbing ve örgütsel sessizlik: Enerji sektörü üzerine bir araştırma
Günümüz işletmelerin en önemli sorunlarından biri olan Mobbing ve örgütsel sessizlik son yıllarda üzerinde daha çok çalışılan, araştırmalar yapılan bir örgütsel sorunlar haline gelmiştir. Mobbingle ve örgütsel sessizlikle etkili bir şekilde mücadele edilmesi özel, kamu ve akademik çevrelerce tartışılmaktadır. Bu çalışmada Mobbing?in ve örgütsel sessizliğin çeşitli tanımları yapılarak, süreci, etkileri, türleri ve nasıl mücadele edilmesi gerektiği hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma teorik bir çerçevede sunulduktan sonra, araştırmanın uygulama kısmını desteklemek için enerji sektöründe faaliyet gösteren bir firmada anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasının birinci bölümünde ankete katılanların demografik özelliklerini ortaya çıkaracak sorular sorulmuştur. İkinci bölümde Einarsen ve Raknes tarafından geliştirilen 22 soruluk NAQ ( Négative Acts Question) Ölçeğinin güncellenmiş versiyonu olan ve olumsuz davranışlar anketinin revize (NAQ-R =Negative Acts Questionnaire - Revised) edilmiş versiyonun kullanılmasına karar verilerek bölümde psikolojik taciz davranışlarına maruz kalma sıklıkları sorulmuştur. Üçüncü bölümde yapılan literatür taraması sonucu elde edilen işgörenlerin sessizlik davranışları ölçeği (Dyne vd., 2003a: Dyne vd., 2003b: Briensfield, 2009) kullanılarak bir anket formu oluşturulmuştur. Dyne ve diğerlerinin 2003?de yapmış olduğu iki araştırma çalışmasından ve Briensfield?in 2009?da yapmış olduğu doktora tezinden yararlanılarak işgörenlerin sessizlik davranışlarına ilişkin bir ölçek oluşturulmuştur. Bu ölçekte 30 ifade belirlenmiş, bütün ifadeleri bu kapsamda değerlendirip cevaplandırmaları istenmiştir. Bu bölüm beşli Likert ölçeğine uygun olarak hazırlanmıştır. Bu anketler sonucunda veriler değerlendirilerek mobbing ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Örgütsel Sessizlik
Algılanan sosyal destek ve duygusal zekanın depresyon üzerindeki etkileri : Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi öğrencileri üzerinde bir uygulama
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin algıladıkları sosyal desteklerinin (aileden, arkadaştan ve özel bir insandan) ve duygusal zeka düzeylerinin depresyon durumları ile arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya koymak için yapılmıştır. Araştırma grubu; 2013-2014 eğitim - öğretim yılında Osmaniye ilinde bulunan Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinde öğrenim gören ve araştırmaya katılmaya gönüllü 93 kadın 107 erkek olmak üzere toplam 200 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada algılanan sosyal destek düzeyini ölçmek için Zimet, Dahlem ve arkadaşlarının geliştirmiş olduğu "çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği" kullanılmıştır. Duygusal zeka düzeyini ölçmek için Chan'in, Schutte'nin 33 maddelik ölçeğinden 12 maddeye indirgediği çalışmasından yararlanılmıştır. Depresyon ölçeği olarak ise, "Beck depresyon envanteri" kullanılmıştır. Bunun haricinde bağımsız değişkenlere ilişkin veriler olarak yaş, cinsiyet, yerleşim yeri ve gelir düzeyi bilgileri tarafımızdan hazırlanıp, gerekli bilgiler toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 18 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde güvenilirlik, regresyon ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında, üniversite öğrencilerinin ailelerinden, arkadaşlarından ya da özel bir kişiden algıladıkları sosyal destek düzeyi ile depresyon arasında ters yönlü bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Yani, bireyin yakın çevresinden algıladığı sosyal destek düzeyi arttıkça depresyon eğilimi azalmaktadır. Bir diğer sonuca göre, bireyin duygusal zeka düzeyi ile depresyon arasında ters yönlü ilişki olduğu görülmüştür. Bu sonuç, bireyin duygusal zeka düzeyinin artmasıyla, depresyon eğiliminin azalacağı anlamına gelmektedir.
İnsan kaynakları yönetimi uygulamaları, kariyer tatmini ve iş performansı: Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde bir araştırma
Bu çalışmada insan kaynakları yönetimi uygulamalarının kariyer tatmini ve iş performansına etkisi incelenmiştir. Bu amaçla insan kaynakları yönetimi uygulamalarının alt boyutları olan personel seçimi, eğitim ve geliştirme, performans değerlendirilmesi, ücretlendirme ile tek boyut olan iş performansının ve kariyer tatmininin ilişkileri değerlendirilmiştir. Araştırma, Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren 50 farklı işletmede 208 tane beyaz yakalı çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda insan kaynakları yönetimi uygulamaları için Türen, Gökmen, Tokmak (2013)'a ait ölçekten faydalanılmıştır. İş performansı için Aydemir (2013) ve Veerasamy, Sambasivan, Kumar (2013) ölçekleri kullanılmıştır. Kariyer tatminine yönelik çalışanların algılarını ölçmek amacıyla Greenhaus (1990)'un ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler Beşli Likert ile yapılandırılmıştır. Toplanan veriler istatistik programıyla incelenmiştir. İKY uygulamaları ile iş performansı ve kariyer tatmini arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Bu ilişkinin etkin bir şekilde koordine edilmesi ve personele verilen eğitimlerle desteklenmesi işletmenin "verimlilik" ve "karlılık düzeyini" artırmanın yanında müşteri memnuniyeti ve kaliteli hizmet anlayışı açısından etkili olacaktır. Anahtar Kelimeler: İnsan kaynakları yönetimi, insan kaynakları yönetimi uygulamaları, kariyer tatmini, iş performansı.
Sosyal sermaye ve öz-yeterliliğin işe yabancılaşma üzerine etkisi: Sağlık sektöründe bir araştırma
Ekonomide, sosyal ve teknolojik alanda yaşanan değişim ve gelişimlerin örgütleri doğrudan etkilediği bilinen bir gerçektir. Bunun yanı sıra örgütler için vazgeçilmez bir değer olan insan kaynağının kendi içinde yaşamış olduğu olumlu veya olumsuz değişimler en az diğer faktörler kadar örgütleri etkilemektedir. Özellikle örgüt için telafisi zor olabilecek sonuçlara yol açan işe yabancılaşma, değişimin ve gelişimin önünde engel teşkil edecek bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgüte doğrudan etkisi olan bireylerin yaşadığı değişimlerde sosyal çevrenin, sosyal ağların ve bireyler arası ilişkilerin başka bir ifadeyle sosyal sermayenin güçlü bir etkisi vardır. Sosyal sermaye bireylerin sahip olduğu sosyal ağ ilişkilerinden ortaya çıkan ve bu sosyal ağlar içerisinde varlık gösteren potansiyel kaynakların tamamı olarak karşılık bulmaktadır. Birey bu potansiyel kaynakları kullanarak hem özel hem de iş yaşamını şekillendirmektedir. Bunun yanı sıra birey de var olan ağ ilişkilerinin gücünün ise bireyin yaşamda karşılaştığı olayların üstesinden gelmede kendi yetenek ve becerilerine inancı olan öz-yeterliliği beslediği düşünülmektedir. Bu çalışmada, sosyal sermaye ve öz-yeterliliğin işe yabancılaşma üzerindeki etkisini ve öz-yeterliliğin, sosyal sermaye ile işe yabancılaşma ilişkisinde aracılık rolünü tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda sosyal sermayenin sekiz alt boyutu olan yerel komiteye katılım, sosyal temsilcilik, güven ve güvenlik duyguları, komşuluk ilişkileri, aile ve arkadaş ilişkileri, başkalığa toleranslı olma, yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri ile tek boyut olan öz-yeterliliğin işe yabancılaşmanın üç alt boyutu olan güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın amacına bağlı olarak, öncelikle kavramlar ile ilgili geniş bir literatür taraması yapılmış ve teorik bilgiler aktarılmıştır. Daha sonra, birinci elden veri toplama tekniği tercih edilerek, oluşturulan araştırma anketi Adana ili sağlık sektöründe faaliyet gösteren kamu hastaneleri çalışanlarına uygulanmıştır. Araştırmanın analizlerine 462 katılımcıdan elde edilen veriler dâhil edilmiştir. Çalışmada, sosyal sermaye, öz-yeterlilik ve işe yabancılaşma değişkenlerinin demografik gruplar arasındaki farklılıklarını tespit etmek amacıyla yapılan T testi ve Anova analizi sonucunda; çalışanların sosyal sermaye düzeylerinin yaşa göre, öz-yeterlilik inancı algılarının ise görev türü ve eğitim düzeylerine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda; sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutları ile öz-yeterlilik arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal sermayenin yerel komiteye katılım ve komşuluk ilişkileri alt boyutları hariç diğer tüm alt boyutları ile işe yabancılaşmanın güçsüzlük ve anlamsızlık boyutları arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu haricindeki tüm alt boyutlarının ise işe yabancılaşmanın kendine yabancılaşma alt boyutu ile negatif yönlü ve anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerin şiddetini ortaya çıkarmak için regresyon analizi yapılmıştır. Sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutlarının (sosyal temsilcilik, güven ve güvenlik duyguları, komşuluk ilişkileri, aile ve arkadaş ilişkileri, başkalığa toleranslı olma, yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri) öz-yeterlilik algısını pozitif yönde etkiledikleri; sosyal sermayenin yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri alt boyutlarının işe yabancılaşmanın güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma alt boyutlarını negatif yönde ve anlamlı olarak etkiledikleri; sosyal sermayenin komşuluk ilişkileri alt boyutu ise işe yabancılaşmanın güçsüzlük alt boyutunu negatif yönde ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Öz-yeterliliğin sosyal sermaye ve işe yabancılaşma ilişkisinde ara değişken rolünü test etmek amacıyla basit arabuluculuk testi yapılmıştır. Sosyal sermaye ve işe yabancılaşma ilişkisinin öz-yeterlilik değişkeninin etkisinde kaldığı bu analiz neticesinde anlaşılmış olup, öz-yeterliliğin bu ilişkide ara değişken olarak kısmi arabuluculuk rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir.
Sosyal sermaye ve öz-yeterliliğin işe yabancılaşma üzerine etkisi: Sağlık sektöründe bir araştırma
Ekonomide, sosyal ve teknolojik alanda yaşanan değişim ve gelişimlerin örgütleri doğrudan etkilediği bilinen bir gerçektir. Bunun yanı sıra örgütler için vazgeçilmez bir değer olan insan kaynağının kendi içinde yaşamış olduğu olumlu veya olumsuz değişimler en az diğer faktörler kadar örgütleri etkilemektedir. Özellikle örgüt için telafisi zor olabilecek sonuçlara yol açan işe yabancılaşma, değişimin ve gelişimin önünde engel teşkil edecek bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgüte doğrudan etkisi olan bireylerin yaşadığı değişimlerde sosyal çevrenin, sosyal ağların ve bireyler arası ilişkilerin başka bir ifadeyle sosyal sermayenin güçlü bir etkisi vardır. Sosyal sermaye bireylerin sahip olduğu sosyal ağ ilişkilerinden ortaya çıkan ve bu sosyal ağlar içerisinde varlık gösteren potansiyel kaynakların tamamı olarak karşılık bulmaktadır. Birey bu potansiyel kaynakları kullanarak hem özel hem de iş yaşamını şekillendirmektedir. Bunun yanı sıra birey de var olan ağ ilişkilerinin gücünün ise bireyin yaşamda karşılaştığı olayların üstesinden gelmede kendi yetenek ve becerilerine inancı olan öz-yeterliliği beslediği düşünülmektedir. Bu çalışmada, sosyal sermaye ve öz-yeterliliğin işe yabancılaşma üzerindeki etkisini ve öz-yeterliliğin, sosyal sermaye ile işe yabancılaşma ilişkisinde aracılık rolünü tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda sosyal sermayenin sekiz alt boyutu olan yerel komiteye katılım, sosyal temsilcilik, güven ve güvenlik duyguları, komşuluk ilişkileri, aile ve arkadaş ilişkileri, başkalığa toleranslı olma, yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri ile tek boyut olan öz-yeterliliğin işe yabancılaşmanın üç alt boyutu olan güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın amacına bağlı olarak, öncelikle kavramlar ile ilgili geniş bir literatür taraması yapılmış ve teorik bilgiler aktarılmıştır. Daha sonra, birinci elden veri toplama tekniği tercih edilerek, oluşturulan araştırma anketi Adana ili sağlık sektöründe faaliyet gösteren kamu hastaneleri çalışanlarına uygulanmıştır. Araştırmanın analizlerine 462 katılımcıdan elde edilen veriler dâhil edilmiştir. Çalışmada, sosyal sermaye, öz-yeterlilik ve işe yabancılaşma değişkenlerinin demografik gruplar arasındaki farklılıklarını tespit etmek amacıyla yapılan T testi ve Anova analizi sonucunda; çalışanların sosyal sermaye düzeylerinin yaşa göre, öz-yeterlilik inancı algılarının ise görev türü ve eğitim düzeylerine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda; sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutları ile öz-yeterlilik arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal sermayenin yerel komiteye katılım ve komşuluk ilişkileri alt boyutları hariç diğer tüm alt boyutları ile işe yabancılaşmanın güçsüzlük ve anlamsızlık boyutları arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu haricindeki tüm alt boyutlarının ise işe yabancılaşmanın kendine yabancılaşma alt boyutu ile negatif yönlü ve anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerin şiddetini ortaya çıkarmak için regresyon analizi yapılmıştır. Sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutlarının (sosyal temsilcilik, güven ve güvenlik duyguları, komşuluk ilişkileri, aile ve arkadaş ilişkileri, başkalığa toleranslı olma, yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri) öz-yeterlilik algısını pozitif yönde etkiledikleri; sosyal sermayenin yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri alt boyutlarının işe yabancılaşmanın güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma alt boyutlarını negatif yönde ve anlamlı olarak etkiledikleri; sosyal sermayenin komşuluk ilişkileri alt boyutu ise işe yabancılaşmanın güçsüzlük alt boyutunu negatif yönde ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Öz-yeterliliğin sosyal sermaye ve işe yabancılaşma ilişkisinde ara değişken rolünü test etmek amacıyla basit arabuluculuk testi yapılmıştır. Sosyal sermaye ve işe yabancılaşma ilişkisinin öz-yeterlilik değişkeninin etkisinde kaldığı bu analiz neticesinde anlaşılmış olup, öz-yeterliliğin bu ilişkide ara değişken olarak kısmi arabuluculuk rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir.
Sosyal sermaye ve öz-yeterliliğin işe yabancılaşma üzerine etkisi: Sağlık sektöründe bir araştırma
Ekonomide, sosyal ve teknolojik alanda yaşanan değişim ve gelişimlerin örgütleri doğrudan etkilediği bilinen bir gerçektir. Bunun yanı sıra örgütler için vazgeçilmez bir değer olan insan kaynağının kendi içinde yaşamış olduğu olumlu veya olumsuz değişimler en az diğer faktörler kadar örgütleri etkilemektedir. Özellikle örgüt için telafisi zor olabilecek sonuçlara yol açan işe yabancılaşma, değişimin ve gelişimin önünde engel teşkil edecek bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgüte doğrudan etkisi olan bireylerin yaşadığı değişimlerde sosyal çevrenin, sosyal ağların ve bireyler arası ilişkilerin başka bir ifadeyle sosyal sermayenin güçlü bir etkisi vardır. Sosyal sermaye bireylerin sahip olduğu sosyal ağ ilişkilerinden ortaya çıkan ve bu sosyal ağlar içerisinde varlık gösteren potansiyel kaynakların tamamı olarak karşılık bulmaktadır. Birey bu potansiyel kaynakları kullanarak hem özel hem de iş yaşamını şekillendirmektedir. Bunun yanı sıra birey de var olan ağ ilişkilerinin gücünün ise bireyin yaşamda karşılaştığı olayların üstesinden gelmede kendi yetenek ve becerilerine inancı olan öz-yeterliliği beslediği düşünülmektedir. Bu çalışmada, sosyal sermaye ve öz-yeterliliğin işe yabancılaşma üzerindeki etkisini ve öz-yeterliliğin, sosyal sermaye ile işe yabancılaşma ilişkisinde aracılık rolünü tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda sosyal sermayenin sekiz alt boyutu olan yerel komiteye katılım, sosyal temsilcilik, güven ve güvenlik duyguları, komşuluk ilişkileri, aile ve arkadaş ilişkileri, başkalığa toleranslı olma, yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri ile tek boyut olan öz-yeterliliğin işe yabancılaşmanın üç alt boyutu olan güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın amacına bağlı olarak, öncelikle kavramlar ile ilgili geniş bir literatür taraması yapılmış ve teorik bilgiler aktarılmıştır. Daha sonra, birinci elden veri toplama tekniği tercih edilerek, oluşturulan araştırma anketi Adana ili sağlık sektöründe faaliyet gösteren kamu hastaneleri çalışanlarına uygulanmıştır. Araştırmanın analizlerine 462 katılımcıdan elde edilen veriler dâhil edilmiştir. Çalışmada, sosyal sermaye, öz-yeterlilik ve işe yabancılaşma değişkenlerinin demografik gruplar arasındaki farklılıklarını tespit etmek amacıyla yapılan T testi ve Anova analizi sonucunda; çalışanların sosyal sermaye düzeylerinin yaşa göre, öz-yeterlilik inancı algılarının ise görev türü ve eğitim düzeylerine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda; sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutları ile öz-yeterlilik arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal sermayenin yerel komiteye katılım ve komşuluk ilişkileri alt boyutları hariç diğer tüm alt boyutları ile işe yabancılaşmanın güçsüzlük ve anlamsızlık boyutları arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu haricindeki tüm alt boyutlarının ise işe yabancılaşmanın kendine yabancılaşma alt boyutu ile negatif yönlü ve anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerin şiddetini ortaya çıkarmak için regresyon analizi yapılmıştır. Sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutlarının (sosyal temsilcilik, güven ve güvenlik duyguları, komşuluk ilişkileri, aile ve arkadaş ilişkileri, başkalığa toleranslı olma, yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri) öz-yeterlilik algısını pozitif yönde etkiledikleri; sosyal sermayenin yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri alt boyutlarının işe yabancılaşmanın güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma alt boyutlarını negatif yönde ve anlamlı olarak etkiledikleri; sosyal sermayenin komşuluk ilişkileri alt boyutu ise işe yabancılaşmanın güçsüzlük alt boyutunu negatif yönde ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Öz-yeterliliğin sosyal sermaye ve işe yabancılaşma ilişkisinde ara değişken rolünü test etmek amacıyla basit arabuluculuk testi yapılmıştır. Sosyal sermaye ve işe yabancılaşma ilişkisinin öz-yeterlilik değişkeninin etkisinde kaldığı bu analiz neticesinde anlaşılmış olup, öz-yeterliliğin bu ilişkide ara değişken olarak kısmi arabuluculuk rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir.
Bulanık veri zarflama analizi ile kömür işletmelerinin etkinlik skorlarının incelenmesi
Gelişen ekonomi, sanayileşme ve nüfus artışı ile ülkemizin enerjiye olan talebi her geçen yıl artmaktadır. Ülkemiz mevcut üretim kapasitesinde yerli enerji kaynakları ile artan enerji talebini karşılamakta zorluk çekmekte olup enerji kaynaklarının ithalatına başvurmaktadır. Elektrik üretiminde en fazla kullanılan yakıtın kömür olduğu ve ülkemizin linyit rezervleri açısından zengin olduğu düşünüldüğünde enerji üretiminde kömüre yönelmek kaçınılmazdır. Ancak ülkemiz mevcut kömür rezervlerini etkin kullanamamaktadır. Kömür üretiminin artırılması için rezervlerin etkin ve verimli şekilde işletilmesi gerekmektedir. Bunu gerçekleştirebilmek kaynakların optimum düzeyde kullanımına bağlıdır. Veri Zarflama Analizi, işletmelerin kaynaklarını etkin bir şekilde kullanıp kullanmadığını araştırmaya ve işletmelerin etkinliğini benzer işletmelerle kıyaslamaya yardımcı olan bir yöntemdir. Bu tez çalışmasının amacı, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin kömür madenciliği işletmelerine uygulanabilirliğini test etmek, kömür üretiminde önde gelen kuruluşlardan birisi olan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna bağlı işletmelerin etkinliklerini incelenmek ve kullanılan iki yöntemin sonuçlarını karşılaştırmaktır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, etkin olan ve olmayan işletmeler tespit edilmiş ve etkin faaliyet gösterme konusunda fikir verecek iyileştirme önerileri sunulmuştur. Ek olarak, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin işletmelerin etkinlik sıralamalarını benzer şekilde oluşturduğu ve her iki yöntemin de kömür madenciliği işletmelerinin etkinliklerini değerlendirmek için uygun olduğu anlaşılmıştır.
Bulanık veri zarflama analizi ile kömür işletmelerinin etkinlik skorlarının incelenmesi
Gelişen ekonomi, sanayileşme ve nüfus artışı ile ülkemizin enerjiye olan talebi her geçen yıl artmaktadır. Ülkemiz mevcut üretim kapasitesinde yerli enerji kaynakları ile artan enerji talebini karşılamakta zorluk çekmekte olup enerji kaynaklarının ithalatına başvurmaktadır. Elektrik üretiminde en fazla kullanılan yakıtın kömür olduğu ve ülkemizin linyit rezervleri açısından zengin olduğu düşünüldüğünde enerji üretiminde kömüre yönelmek kaçınılmazdır. Ancak ülkemiz mevcut kömür rezervlerini etkin kullanamamaktadır. Kömür üretiminin artırılması için rezervlerin etkin ve verimli şekilde işletilmesi gerekmektedir. Bunu gerçekleştirebilmek kaynakların optimum düzeyde kullanımına bağlıdır. Veri Zarflama Analizi, işletmelerin kaynaklarını etkin bir şekilde kullanıp kullanmadığını araştırmaya ve işletmelerin etkinliğini benzer işletmelerle kıyaslamaya yardımcı olan bir yöntemdir. Bu tez çalışmasının amacı, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin kömür madenciliği işletmelerine uygulanabilirliğini test etmek, kömür üretiminde önde gelen kuruluşlardan birisi olan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna bağlı işletmelerin etkinliklerini incelenmek ve kullanılan iki yöntemin sonuçlarını karşılaştırmaktır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, etkin olan ve olmayan işletmeler tespit edilmiş ve etkin faaliyet gösterme konusunda fikir verecek iyileştirme önerileri sunulmuştur. Ek olarak, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin işletmelerin etkinlik sıralamalarını benzer şekilde oluşturduğu ve her iki yöntemin de kömür madenciliği işletmelerinin etkinliklerini değerlendirmek için uygun olduğu anlaşılmıştır.
Bulanık veri zarflama analizi ile kömür işletmelerinin etkinlik skorlarının incelenmesi
Gelişen ekonomi, sanayileşme ve nüfus artışı ile ülkemizin enerjiye olan talebi her geçen yıl artmaktadır. Ülkemiz mevcut üretim kapasitesinde yerli enerji kaynakları ile artan enerji talebini karşılamakta zorluk çekmekte olup enerji kaynaklarının ithalatına başvurmaktadır. Elektrik üretiminde en fazla kullanılan yakıtın kömür olduğu ve ülkemizin linyit rezervleri açısından zengin olduğu düşünüldüğünde enerji üretiminde kömüre yönelmek kaçınılmazdır. Ancak ülkemiz mevcut kömür rezervlerini etkin kullanamamaktadır. Kömür üretiminin artırılması için rezervlerin etkin ve verimli şekilde işletilmesi gerekmektedir. Bunu gerçekleştirebilmek kaynakların optimum düzeyde kullanımına bağlıdır. Veri Zarflama Analizi, işletmelerin kaynaklarını etkin bir şekilde kullanıp kullanmadığını araştırmaya ve işletmelerin etkinliğini benzer işletmelerle kıyaslamaya yardımcı olan bir yöntemdir. Bu tez çalışmasının amacı, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin kömür madenciliği işletmelerine uygulanabilirliğini test etmek, kömür üretiminde önde gelen kuruluşlardan birisi olan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna bağlı işletmelerin etkinliklerini incelenmek ve kullanılan iki yöntemin sonuçlarını karşılaştırmaktır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, etkin olan ve olmayan işletmeler tespit edilmiş ve etkin faaliyet gösterme konusunda fikir verecek iyileştirme önerileri sunulmuştur. Ek olarak, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin işletmelerin etkinlik sıralamalarını benzer şekilde oluşturduğu ve her iki yöntemin de kömür madenciliği işletmelerinin etkinliklerini değerlendirmek için uygun olduğu anlaşılmıştır.
Bulanık veri zarflama analizi ile kömür işletmelerinin etkinlik skorlarının incelenmesi
Gelişen ekonomi, sanayileşme ve nüfus artışı ile ülkemizin enerjiye olan talebi her geçen yıl artmaktadır. Ülkemiz mevcut üretim kapasitesinde yerli enerji kaynakları ile artan enerji talebini karşılamakta zorluk çekmekte olup enerji kaynaklarının ithalatına başvurmaktadır. Elektrik üretiminde en fazla kullanılan yakıtın kömür olduğu ve ülkemizin linyit rezervleri açısından zengin olduğu düşünüldüğünde enerji üretiminde kömüre yönelmek kaçınılmazdır. Ancak ülkemiz mevcut kömür rezervlerini etkin kullanamamaktadır. Kömür üretiminin artırılması için rezervlerin etkin ve verimli şekilde işletilmesi gerekmektedir. Bunu gerçekleştirebilmek kaynakların optimum düzeyde kullanımına bağlıdır. Veri Zarflama Analizi, işletmelerin kaynaklarını etkin bir şekilde kullanıp kullanmadığını araştırmaya ve işletmelerin etkinliğini benzer işletmelerle kıyaslamaya yardımcı olan bir yöntemdir. Bu tez çalışmasının amacı, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin kömür madenciliği işletmelerine uygulanabilirliğini test etmek, kömür üretiminde önde gelen kuruluşlardan birisi olan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna bağlı işletmelerin etkinliklerini incelenmek ve kullanılan iki yöntemin sonuçlarını karşılaştırmaktır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, etkin olan ve olmayan işletmeler tespit edilmiş ve etkin faaliyet gösterme konusunda fikir verecek iyileştirme önerileri sunulmuştur. Ek olarak, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin işletmelerin etkinlik sıralamalarını benzer şekilde oluşturduğu ve her iki yöntemin de kömür madenciliği işletmelerinin etkinliklerini değerlendirmek için uygun olduğu anlaşılmıştır.
Bulanık veri zarflama analizi ile kömür işletmelerinin etkinlik skorlarının incelenmesi
Gelişen ekonomi, sanayileşme ve nüfus artışı ile ülkemizin enerjiye olan talebi her geçen yıl artmaktadır. Ülkemiz mevcut üretim kapasitesinde yerli enerji kaynakları ile artan enerji talebini karşılamakta zorluk çekmekte olup enerji kaynaklarının ithalatına başvurmaktadır. Elektrik üretiminde en fazla kullanılan yakıtın kömür olduğu ve ülkemizin linyit rezervleri açısından zengin olduğu düşünüldüğünde enerji üretiminde kömüre yönelmek kaçınılmazdır. Ancak ülkemiz mevcut kömür rezervlerini etkin kullanamamaktadır. Kömür üretiminin artırılması için rezervlerin etkin ve verimli şekilde işletilmesi gerekmektedir. Bunu gerçekleştirebilmek kaynakların optimum düzeyde kullanımına bağlıdır. Veri Zarflama Analizi, işletmelerin kaynaklarını etkin bir şekilde kullanıp kullanmadığını araştırmaya ve işletmelerin etkinliğini benzer işletmelerle kıyaslamaya yardımcı olan bir yöntemdir. Bu tez çalışmasının amacı, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin kömür madenciliği işletmelerine uygulanabilirliğini test etmek, kömür üretiminde önde gelen kuruluşlardan birisi olan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna bağlı işletmelerin etkinliklerini incelenmek ve kullanılan iki yöntemin sonuçlarını karşılaştırmaktır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, etkin olan ve olmayan işletmeler tespit edilmiş ve etkin faaliyet gösterme konusunda fikir verecek iyileştirme önerileri sunulmuştur. Ek olarak, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin işletmelerin etkinlik sıralamalarını benzer şekilde oluşturduğu ve her iki yöntemin de kömür madenciliği işletmelerinin etkinliklerini değerlendirmek için uygun olduğu anlaşılmıştır.
Bulanık veri zarflama analizi ile kömür işletmelerinin etkinlik skorlarının incelenmesi
Gelişen ekonomi, sanayileşme ve nüfus artışı ile ülkemizin enerjiye olan talebi her geçen yıl artmaktadır. Ülkemiz mevcut üretim kapasitesinde yerli enerji kaynakları ile artan enerji talebini karşılamakta zorluk çekmekte olup enerji kaynaklarının ithalatına başvurmaktadır. Elektrik üretiminde en fazla kullanılan yakıtın kömür olduğu ve ülkemizin linyit rezervleri açısından zengin olduğu düşünüldüğünde enerji üretiminde kömüre yönelmek kaçınılmazdır. Ancak ülkemiz mevcut kömür rezervlerini etkin kullanamamaktadır. Kömür üretiminin artırılması için rezervlerin etkin ve verimli şekilde işletilmesi gerekmektedir. Bunu gerçekleştirebilmek kaynakların optimum düzeyde kullanımına bağlıdır. Veri Zarflama Analizi, işletmelerin kaynaklarını etkin bir şekilde kullanıp kullanmadığını araştırmaya ve işletmelerin etkinliğini benzer işletmelerle kıyaslamaya yardımcı olan bir yöntemdir. Bu tez çalışmasının amacı, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin kömür madenciliği işletmelerine uygulanabilirliğini test etmek, kömür üretiminde önde gelen kuruluşlardan birisi olan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna bağlı işletmelerin etkinliklerini incelenmek ve kullanılan iki yöntemin sonuçlarını karşılaştırmaktır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, etkin olan ve olmayan işletmeler tespit edilmiş ve etkin faaliyet gösterme konusunda fikir verecek iyileştirme önerileri sunulmuştur. Ek olarak, klasik ve bulanık veri zarflama analizi yöntemlerinin işletmelerin etkinlik sıralamalarını benzer şekilde oluşturduğu ve her iki yöntemin de kömür madenciliği işletmelerinin etkinliklerini değerlendirmek için uygun olduğu anlaşılmıştır.
İnsan kaynakları yönetimi uygulamaları, kariyer tatmini ve iş performansı: Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde bir araştırma
Bu çalışmada insan kaynakları yönetimi uygulamalarının kariyer tatmini ve iş performansına etkisi incelenmiştir. Bu amaçla insan kaynakları yönetimi uygulamalarının alt boyutları olan personel seçimi, eğitim ve geliştirme, performans değerlendirilmesi, ücretlendirme ile tek boyut olan iş performansının ve kariyer tatmininin ilişkileri değerlendirilmiştir. Araştırma, Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren 50 farklı işletmede 208 tane beyaz yakalı çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda insan kaynakları yönetimi uygulamaları için Türen, Gökmen, Tokmak (2013)'a ait ölçekten faydalanılmıştır. İş performansı için Aydemir (2013) ve Veerasamy, Sambasivan, Kumar (2013) ölçekleri kullanılmıştır. Kariyer tatminine yönelik çalışanların algılarını ölçmek amacıyla Greenhaus (1990)'un ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler Beşli Likert ile yapılandırılmıştır. Toplanan veriler istatistik programıyla incelenmiştir. İKY uygulamaları ile iş performansı ve kariyer tatmini arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Bu ilişkinin etkin bir şekilde koordine edilmesi ve personele verilen eğitimlerle desteklenmesi işletmenin "verimlilik" ve "karlılık düzeyini" artırmanın yanında müşteri memnuniyeti ve kaliteli hizmet anlayışı açısından etkili olacaktır. Anahtar Kelimeler: İnsan kaynakları yönetimi, insan kaynakları yönetimi uygulamaları, kariyer tatmini, iş performansı.
İnsan kaynakları yönetimi uygulamaları, kariyer tatmini ve iş performansı: Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde bir araştırma
Bu çalışmada insan kaynakları yönetimi uygulamalarının kariyer tatmini ve iş performansına etkisi incelenmiştir. Bu amaçla insan kaynakları yönetimi uygulamalarının alt boyutları olan personel seçimi, eğitim ve geliştirme, performans değerlendirilmesi, ücretlendirme ile tek boyut olan iş performansının ve kariyer tatmininin ilişkileri değerlendirilmiştir. Araştırma, Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren 50 farklı işletmede 208 tane beyaz yakalı çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda insan kaynakları yönetimi uygulamaları için Türen, Gökmen, Tokmak (2013)'a ait ölçekten faydalanılmıştır. İş performansı için Aydemir (2013) ve Veerasamy, Sambasivan, Kumar (2013) ölçekleri kullanılmıştır. Kariyer tatminine yönelik çalışanların algılarını ölçmek amacıyla Greenhaus (1990)'un ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler Beşli Likert ile yapılandırılmıştır. Toplanan veriler istatistik programıyla incelenmiştir. İKY uygulamaları ile iş performansı ve kariyer tatmini arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Bu ilişkinin etkin bir şekilde koordine edilmesi ve personele verilen eğitimlerle desteklenmesi işletmenin "verimlilik" ve "karlılık düzeyini" artırmanın yanında müşteri memnuniyeti ve kaliteli hizmet anlayışı açısından etkili olacaktır. Anahtar Kelimeler: İnsan kaynakları yönetimi, insan kaynakları yönetimi uygulamaları, kariyer tatmini, iş performansı.
Algılanan sosyal destek ve duygusal zekanın depresyon üzerindeki etkileri : Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi öğrencileri üzerinde bir uygulama
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin algıladıkları sosyal desteklerinin (aileden, arkadaştan ve özel bir insandan) ve duygusal zeka düzeylerinin depresyon durumları ile arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya koymak için yapılmıştır. Araştırma grubu; 2013-2014 eğitim - öğretim yılında Osmaniye ilinde bulunan Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinde öğrenim gören ve araştırmaya katılmaya gönüllü 93 kadın 107 erkek olmak üzere toplam 200 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada algılanan sosyal destek düzeyini ölçmek için Zimet, Dahlem ve arkadaşlarının geliştirmiş olduğu "çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği" kullanılmıştır. Duygusal zeka düzeyini ölçmek için Chan'in, Schutte'nin 33 maddelik ölçeğinden 12 maddeye indirgediği çalışmasından yararlanılmıştır. Depresyon ölçeği olarak ise, "Beck depresyon envanteri" kullanılmıştır. Bunun haricinde bağımsız değişkenlere ilişkin veriler olarak yaş, cinsiyet, yerleşim yeri ve gelir düzeyi bilgileri tarafımızdan hazırlanıp, gerekli bilgiler toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 18 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde güvenilirlik, regresyon ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında, üniversite öğrencilerinin ailelerinden, arkadaşlarından ya da özel bir kişiden algıladıkları sosyal destek düzeyi ile depresyon arasında ters yönlü bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Yani, bireyin yakın çevresinden algıladığı sosyal destek düzeyi arttıkça depresyon eğilimi azalmaktadır. Bir diğer sonuca göre, bireyin duygusal zeka düzeyi ile depresyon arasında ters yönlü ilişki olduğu görülmüştür. Bu sonuç, bireyin duygusal zeka düzeyinin artmasıyla, depresyon eğiliminin azalacağı anlamına gelmektedir.
Kişilik özellikleri ile tükenmişlik ilişkisinde psikolojik sermayenin etkileri
Bugünün dünyasında, aynı çalışma ortamında birlikte çalışan bireyler genellikle farklı karakterler sergilerler ve her biri diğerinden farklı kişilik özelliklerine sahiptir. Çalışanlar görevlerini yerine getirirken farklı çevre ve koşullar içerisinde bulunurlar. Beklentiler, roller, arkadaşlar, çalışma ortamı, örgütsel sistem, kültür, yöneticiler, iş yükü, sosyal hayat vb. gibi sayılabilecek tüm bu farklılıklar bireylerin davranışlarını pozitif ya da negatif yönde etkilemektedir. Kişilik, bireysel farklılıkları ayırt etmek olarak tanımlanmaktadır ve bu araştırma kişilik özellikleri, psikolojik sermaye ve tükenmişlik arasındaki yakın ilişkiye odaklanmaktadır. Kişilik özellikleri ve tükenmişlik arasındaki ilişkiyi, ara değişken olarak psikolojik sermayenin hangi bileşeninin ne kadar etkileyebildiğinin belirlenmesi önemlidir. Literatürde kişilik, tükenmişlik ve psikolojik sermaye konularına ayrı ayrı odaklanan çeşitli çalışmalar mevcuttur fakat ilgili literatürde hiçbir çalışma bu üçlü ilişkiyi ele almamıştır. Bu çalışma, Türkiye'de farklı kamu kurumlarında aktif olarak çalışan ve tesadüfi olarak seçilmiş 416 Türk personel örneklem ile psikolojik sermayenin etkisi altında, tükenmişlik ile ilişkide olan kişilik özelliklerini incelemiştir. Analiz sonuçları incelendiğinde, tükenmişlik boyutlarının çoğu kişilik özellikleri tarafından negatif yönlü olarak etkilenmiştir ve bu tükenmişlik boyutlarının çoğunun, psikolojik sermayenin 4 boyutu ile negatif ilişkili olduğu görülmüştür. Bu sözü geçen 4 psikolojik sermaye boyutu da pozitif yönlü olarak 5 alt boyuttan oluşan kişilik özellikleri ile ilişkili bulunmuştur. Örneğin 5 faktör kişilik özelliklerinden biri olan yeniliklere açıklık, tüm tükenmişlik ve psikolojik sermaye boyutlarıyla pozitif ilişkili çıkmıştır. Öte yandan, psikolojik sermaye alt boyutu olan dayanıklılık ise tüm tükenmişlik boyutlarıyla negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Dışadönük kişilik özelliğinin tüm tükenmişlik boyutlarıyla negatif ilişkili çıkması da, böyle bir kişiliğe sahip bireylerin, daha az tükenmişlik yaşayacakları yorumunu beraberinde getirmektedir. Aynı zamanda analiz sonuçlarımıza göre, dışadönük kişilik özelliği, psikolojik sermayenin tüm alt boyutlarıyla pozitif yönde ilişkilidir. Kişilik özellikleri ile tükenmişlik arasındaki ilişki, kısmen de olsa psikolojik sermaye boyutlarının etkisinde kalmıştır. Bu durum, psikolojik sermayenin, kişilik özellikleri ile tükenmişlik ilişkisinde kısmi ara buluculuk rolü oynadığı şeklinde sonuçlandırılabilir. Doktora tezi olarak hazırlanmış bu araştırma, gelecek çalışmalara ışık tutma amacını taşıyan önemli bir yere sahiptir. Araştırma sonuçları, gelecekteki karşılaştırmalı analizler ve araştırmalar için farklı çıkarımlar açısından ele alınabilir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, Kişilik Özellikleri, Tükenmişlik, Psikolojik Sermaye.
İnsan kaynakları yönetimi uygulamaları, etik iklim ve örgütsel vatandaşlık davranışı
Bu çalışmada insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve etik iklimin örgütsel vatandaşlık davranışı ile olan ilişkileri incelenmiştir. Bu amaçla insan kaynakları yönetimi uygulamalarının alt boyutları olan seçme ve yerleştirme, eğitim ve geliştirme, performans değerlendirme ve ödemeler ve faydalar ile tek boyut olan etik iklimin örgütsel vatandaşlık davranışının alt boyutları olan diğergamlık, vicdanlılık, centilmenlik, nezaket ve sivil erdem ile ilişkileri değerlendirilmiştir. Araştırma, Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren 50 farklı işletmede 151 tane beyaz yakalı çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda insan kaynakları yönetimi uygulamaları için Khatri (2000), Tsaur ve Lin (2004) ile Edgar ve Geare (2005)'e ait ölçeklerden faydalanılmıştır. Etik iklime yönelik çalışanların algılarını ölçmek amacıyla Schwepker (2001)'in, örgütsel vatandaşlık davranışı için Podsakoff (1990)'un ölçekleri kullanılmıştır. Ölçekler Beşli Likert ile yapılandırılmıştır. Toplanan veriler istatistik programıyla incelenmiştir. Çalışmada yüksek verimlilik, etkinlik ve etkililik düzeylerine ulaşmak için insan kaynaklarının performansını arttırma işlevi gören insan kaynakları yönetimi uygulamaları, organizasyonlarda doğru tutum ve davranışların yanlış olanlardan ayırt edilmesini sağlayan etik iklim ve işgörenler tarafından gönüllü olarak yerine getirilen rol fazlası davranışları ifade eden örgütsel vatandaşlık davranışı ile ilgili literatür incelenmiş, edinilen bilgiler ışığında örgüt yöneticileri ve işverenlere tavsiyelerde bulunulmuştur.