Theses supervised by Doç. Dr. Nihat Ali Özcan
16 theses · TOBB Economics and Technology University
Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin kritik dönemeçleri
Bu tezin amacı, Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin kurumsallaşmaları sürecinde karşılaştıkları meydan okumalar ile birlikte gelen kritik dönemeçleri ayrıntılı bir şekilde incelemektir. Bu tez, Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin yapısal değişimlerinde etkili olan faktörlere odaklanmaktadır. Tezde öncelikle Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin tarihine değinilmiş, ardından bu servislerin geçtikleri kritik dönemeçler ve bu kritik dönemeçlere neden olan etkenler ele alınmıştır. Kritik dönemeçlerin kurumsal yapılar üzerindeki etkileri incelendikten sonra, kritik dönemeçler sonrası kurumların yapısal durumları incelenmiştir. Son olarak, günümüzdeki kurumsal yapılar mercek altına alınmış ve son durumları irdelenmiştir. Bu tezde, birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. Birincil kaynak olarakCIA ve eski istihbarat çalışanlarının belgeleri kullanılmıştır. Gelişmelerin kronolojik bir sıraya sahip olmasının sağladığı kolaylıkla kırılma noktalarının arasındaki neden- sonuç ilişkisi net bir şekilde ortaya koyulmuştur. Kurumların tarihlerine belirtilen kaynaklar vasıtasıyla yaklaşıldığında, istihbarat kurumlarının, ulusal güvenliği sağlama açısından tehdit önceliklerine, uluslararası sisteme ve teknolojiye duyarlı olarak yapısal değişimler yaşadıkları görülmektedir. Bununla birlikte, kurumların yapısal değişimleri ve icra tarzlarında devlet adamlarının yaklaşımlarının etkili olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstihbarat, Kritik Dönemeçler, İstihbarat Teşkilatları, Soğuk Savaş, Terörizm
Birleşmiş Milletler düzeni, terörizm ve yabancı terörist savaşçıların hukuki statüsü
Bu çalışmamızda öncelikle terörizm kavramı temel hatlarıyla ele alınmaktadır. Terörizm, Efesli filozof Heraklitos'un meşhur "her şey değişir, değişmeyen tek şey değişimdir" sözünü doğrularcasına çağlar içerisinde birtakım değişikliklerden geçerek bugünkü halini almış, geldiği noktada ise ulus aşan özelliği bulunan yabancı terörist savaşçı kavramını kendi kapsamından çıkarmıştır. Terörizmi etkisiz kılma adına yürütülecek mücadelede çeşitli yöntemler benimsenebilir. Sınırları aşan ve birden fazla devleti ilgilendiren bir problem söz konusu olduğu için devletlerin birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Bu birlikteliğin tek bir çatı altında yürütülmesi elzemdir ve bu noktada öne çıkan kuruluş ise bütün dünya devletlerini ortak zeminde bir araya getirme özelliğini haiz olan Birleşmiş Milletler'dir. Yabancı terörist savaşçı meselesine yönelik Birleşmiş Milletler'in almış olduğu kararların yanı sıra, devletlerin kendi mevzuatlarında gerçekleştirmiş oldukları değişikliklere de bu çalışmada yer verilmektedir. Tezin amacı, Birleşmiş Milletler'in yabancı terörist savaşçılarla mücadeledeki rolünün ve bu rol yerine getirilirken verilen katkı ve zorlukların incelenmesidir. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Yabancı Terörist Savaşçılar, Birleşmiş Milletler, DEAŞ, YPG
The Cold War period, propaganda war: "The movie front"
This thesis aims to analyze the ideological and cultural conflict that took place between the United States of America and the Union of Soviet Socialist Republics by focusing on the propaganda activities executed through film and cinema. In a bipolar international system, establishing a cultural and ideological hegemony is a critical element for both survival and winning the hearts and minds of the people. Main categories such as the role of intelligence services, and relationship between propaganda, culture, identity, and decision-making are analyzed with the aim of understanding the initial effect and aim of the political propaganda messages. In each category, definitions, and perspective attached to the respective concepts, and fields are analyzed to establish the connection between them and the cinema.
Türkiye'de terörizmin tarihsel sürekliliği ve D. Rapoport'un modern terörizmin dört dalgası teorisi
Modern terörizm olgusu, uzun bir süredir hem dünyanın cari gündemini işgal etmiş, hem de akademik çalışma alanlarında öncelikli bir bölümü oluşturmuştur. Buna rağmen, kesin bir şekilde anlamlandırılamamış ve henüz tüm kişi ve kurumların üzerinde uzlaştığı bir tanımı yapılamamıştır. Bu durumun sebepleri bağlamında ise terörizm olgusunun anlamlandırılmasında tarihsel bakış açısı önem arz etmektedir. Bu noktada, bu tezin teorik olarak merkezini teşkil eden David C. Rapoport'un "Modern Terörizmin Dört Dalgası Teorisi"nin önemi ön plana çıkmaktadır. D. Rapoport, terörizm olgusunu "Dalga" metaforuyla incelerken kavramsal ve tarihsel boyutu bir araya getirmiştir. Türkiye de, Osmanlı Devleti'nin son döneminden günümüze değin terörizmin her türünün hedefi olmuştur. Bu bağlamda, bu tezde Türkiye'de terörizmin tarihsel sürekliliği D. Rapoport perspektifinden incelenerek, bir yandan Türkiye'de terörizmin tarihi kronolojinin ötesinde kavramsal bir zeminde ortaya konulmuş, diğer yandan da Teori, Türkiye örneği ile uyumlu olup olmadığı bağlamında karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular kapsamında yapılan karşılaştırmada Teorinin Türkiye ile %62,5 oranında uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmanın sırasıyla Giriş ve Araştırma Yöntemlerinin (vaka analizi ve tarihsel karşılaştırma) bulunduğu birinci ve ikinci bölümlerinin akabinde; üçüncü bölümünde, terörizm olgusu kavramsal biçimde ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, "Modern Terörizmin Dört Dalgası Teorisi" ile Teoriye yöneltilen eleştiriler incelenmiştir. Beşinci bölümde Türkiye'de terörizmin tarihsel sürekliliği D. Rapoport perspektifinden ortaya konulmuş, sonuç bölümünde ise elde edilen bulgular tartışılmıştır.
The role of intelligence in NGO operations within conflict zones
This thesis investigates the function of intelligence within non-governmental organizations (NGOs) operating in conflict areas. It demonstrates how intelligence enables these organizations to enhance operational efficiency, mitigate risks, and make informed strategic decisions. Although intelligence has historically been the domain of state actors, it is now crucial for NGOs confronting security challenges, political instability, and logistical complications. Employing Shifting Risk Theory and Optimization Theory, the research examines how NGOs utilize various intelligence techniques—such as open-source intelligence (OSINT), human intelligence (HUMINT), and AI-driven analytics—to adapt to evolving conditions and safeguard humanitarian operations. The study also addresses the operational hurdles that NGOs face, including the need for transparency, effective data management, and maintaining neutrality in politically charged settings. Drawing on qualitative research—including case studies in Syria and Iraq, in-depth document reviews, and expert interviews—the study demonstrates that effective intelligence practices significantly reinforce NGO operations in conflict zones. In conclusion, the thesis asserts that the systematic integration of comprehensive intelligence strategies into NGO activities not only enhances resilience and sustainability but also leads to more successful humanitarian outcomes.
İran'ın devrim sonrası güvenlik mimarisi ve doktriner dönüşümleri
Bu çalışma, rejim değişiklikleri ve ideolojik dönüşümler gibi kritik eşiklerin devletlerin güvenlik doktrinlerini hangi dinamikler ve süreçler çerçevesinde yeniden şekillendirdiğini analiz etmektedir. Bu bağlamda, 1979 İran İslam Devrimi'nin ideolojik, kurumsal ve stratejik boyutlarıyla nasıl bir örnek teşkil ettiği sorusuna odaklanmaktadır. Dolayısıyla, çalışma nitel bir yöntem benimseyerek, tarihsel doküman analizi ve ikincil kaynaklara dayalı bir inceleme yürütmektedir. Muhammed Rıza Şah döneminde Batı eksenli güvenlik politikaları ve modernizasyon odaklı bir askeri strateji benimsenirken, devrim sonrasında ideolojiye dayanan bir güvenlik yaklaşımı vardır. Elde edilen bulgular, İran'ın güvenlik politikalarındaki dönüşümün, devrimin ideolojik ekseniyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. İslam Devrimi sonrası güvenlik anlayışı, anti-emperyalist söylem, devrim ihracı siyaseti ve Şii dünyası doğrultusunda şekillenen bir savunma stratejisi ile tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, İran, vekil güçler (proxy forces) aracılığıyla bölgesel nüfuzunu artırmayı ve asimetrik savaş stratejileri ile konvansiyonel askeri kapasitesinin sınırlılıklarını dengelemeyi amaçlamaktadır. Bu analiz, İran'ın ilerleyen dönemlerdeki güvenlik stratejilerini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır.
NATO'nun yük paylaşımında hegemon politikaları ve dış tehdidin rolü: Ukrayna savaşı örneği
Devletlerin yer aldığı diğer uluslararası kuruluşların birçoğuna benzer biçimde, NATO'ya üye olmanın da bazı faydaları ve maliyetleri bulunmaktadır. Bu üyeliğin sağladığı faydalar genellikle eşit biçimde bölüşülürken maliyetler ise daima aynı oranda üstlenilmemekte ve bu durum yük paylaşımı sorununa yol açmaktadır. Bu tez, söz konusu yük paylaşımını savunma harcamaları üzerinden ele almakta ve bunların farklılaşmasının altında yatan nedenleri araştırmaktadır. Tezde vaka çalışması ve süreç takibi yöntemlerinden faydalanılarak yaklaşık on yıldır devam eden Ukrayna Savaşı sürecine odaklanılmıştır. Hegemonik istikrar ve dış tehdit teorilerine dayanarak saldırgan niyetler (Rusya), hegemonun (ABD) stratejisi ve hegemonun boyutu olmak üzere üç bağımsız değişkenin yük paylaşımına etkisi analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda; öncelikle bu iki teorinin birlikte kullanılmasının muhtemel faydaları ortaya konmuştur. Buna ek olarak yük paylaşımında; Obama döneminde hegemon politikaları ve dış tehdidin birbirini dengeleyerek birlikte etkili olduğu, öte yandan Trump döneminde hegemon baskılarının ve Biden döneminde ise artan Rus saldırganlığının temel belirleyici olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dahası, Biden döneminde ABD dışındaki NATO üyelerinin savunma harcamalarında yaşanan artışın diğer dönemlerin ötesine ulaşması, dış tehdidin yük paylaşımında hegemon baskılarından daha etkili olduğunun göstergesi olmuştur.
The Cold War period, propaganda war: "The movie front"
This thesis aims to analyze the ideological and cultural conflict that took place between the United States of America and the Union of Soviet Socialist Republics by focusing on the propaganda activities executed through film and cinema. In a bipolar international system, establishing a cultural and ideological hegemony is a critical element for both survival and winning the hearts and minds of the people. Main categories such as the role of intelligence services, and relationship between propaganda, culture, identity, and decision-making are analyzed with the aim of understanding the initial effect and aim of the political propaganda messages. In each category, definitions, and perspective attached to the respective concepts, and fields are analyzed to establish the connection between them and the cinema.
Kentleşme ve asimetrik askeri mücadele: PKK terör örgütünün Silopi'de "Şehir savaşı" denemesi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin mücadelesi
Bu çalışmada, kentleşmenin savaş olgusu üzerindeki etkisi neticesinde asimetrik askeri mücadelelerin yükselen önemi ve bu bağlamda kentleşmenin PKK terör örgütünün strateji, yöntem ve taktiklerine etkisi incelenmiştir. Geçtiğimiz yüzyıl başında tüm dünyada %16 olan kentsel nüfus oranı 2018 yılı itibariyle %55'e ulaşmış, diğer bir ifadeyle kırsal alan nüfusu azalmış ve insanlar kentlere yönelmiştir. Bu sebeple günümüzün asimetrik örgütlerinin, 20'nci yüzyılda başarılı olan gerilla hareketlerinin temel stratejisi olan kırsal alana dayalı mücadelesi ile hedefe ulaşması mümkün gözükmemektedir. Kentleşmenin bu denli hızlı gelişmesi ve yarattığı etkilerin PKK terör örgütü için iki farklı sonucu olmuştur. Birincisi, PKK terör örgütü, "Uzun Süreli Halk Savaşı" stratejisinin gereği olarak kırsal bölgeye dayalı bir "gerilla savaşı" ortamını kaybetmiştir. İkincisi, mücadelesini siyasal alana paralel olarak kentlere kaydırmıştır. Önümüzdeki süreçte PKK'nın kırsal alandaki eylemlerinde oransal olarak azalma, kentsel eylemlerinde ise doğrusal artış olması beklenmektedir. Çalışmada nicel ve nitel verilere dayanarak açıklayıcı bir metot izlenmiş, akademik yazın ve terör örgütü kaynaklarından istifade edilmiş ve Silopi İlçesi özelinde vaka analizi yapılmıştır.
Kentleşme ve asimetrik askeri mücadele: PKK terör örgütünün Silopi'de "Şehir savaşı" denemesi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin mücadelesi
Bu çalışmada, kentleşmenin savaş olgusu üzerindeki etkisi neticesinde asimetrik askeri mücadelelerin yükselen önemi ve bu bağlamda kentleşmenin PKK terör örgütünün strateji, yöntem ve taktiklerine etkisi incelenmiştir. Geçtiğimiz yüzyıl başında tüm dünyada %16 olan kentsel nüfus oranı 2018 yılı itibariyle %55'e ulaşmış, diğer bir ifadeyle kırsal alan nüfusu azalmış ve insanlar kentlere yönelmiştir. Bu sebeple günümüzün asimetrik örgütlerinin, 20'nci yüzyılda başarılı olan gerilla hareketlerinin temel stratejisi olan kırsal alana dayalı mücadelesi ile hedefe ulaşması mümkün gözükmemektedir. Kentleşmenin bu denli hızlı gelişmesi ve yarattığı etkilerin PKK terör örgütü için iki farklı sonucu olmuştur. Birincisi, PKK terör örgütü, "Uzun Süreli Halk Savaşı" stratejisinin gereği olarak kırsal bölgeye dayalı bir "gerilla savaşı" ortamını kaybetmiştir. İkincisi, mücadelesini siyasal alana paralel olarak kentlere kaydırmıştır. Önümüzdeki süreçte PKK'nın kırsal alandaki eylemlerinde oransal olarak azalma, kentsel eylemlerinde ise doğrusal artış olması beklenmektedir. Çalışmada nicel ve nitel verilere dayanarak açıklayıcı bir metot izlenmiş, akademik yazın ve terör örgütü kaynaklarından istifade edilmiş ve Silopi İlçesi özelinde vaka analizi yapılmıştır.
Kentleşme ve asimetrik askeri mücadele: PKK terör örgütünün Silopi'de "Şehir savaşı" denemesi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin mücadelesi
Bu çalışmada, kentleşmenin savaş olgusu üzerindeki etkisi neticesinde asimetrik askeri mücadelelerin yükselen önemi ve bu bağlamda kentleşmenin PKK terör örgütünün strateji, yöntem ve taktiklerine etkisi incelenmiştir. Geçtiğimiz yüzyıl başında tüm dünyada %16 olan kentsel nüfus oranı 2018 yılı itibariyle %55'e ulaşmış, diğer bir ifadeyle kırsal alan nüfusu azalmış ve insanlar kentlere yönelmiştir. Bu sebeple günümüzün asimetrik örgütlerinin, 20'nci yüzyılda başarılı olan gerilla hareketlerinin temel stratejisi olan kırsal alana dayalı mücadelesi ile hedefe ulaşması mümkün gözükmemektedir. Kentleşmenin bu denli hızlı gelişmesi ve yarattığı etkilerin PKK terör örgütü için iki farklı sonucu olmuştur. Birincisi, PKK terör örgütü, "Uzun Süreli Halk Savaşı" stratejisinin gereği olarak kırsal bölgeye dayalı bir "gerilla savaşı" ortamını kaybetmiştir. İkincisi, mücadelesini siyasal alana paralel olarak kentlere kaydırmıştır. Önümüzdeki süreçte PKK'nın kırsal alandaki eylemlerinde oransal olarak azalma, kentsel eylemlerinde ise doğrusal artış olması beklenmektedir. Çalışmada nicel ve nitel verilere dayanarak açıklayıcı bir metot izlenmiş, akademik yazın ve terör örgütü kaynaklarından istifade edilmiş ve Silopi İlçesi özelinde vaka analizi yapılmıştır.
Enerji güvenliği bağlamında kritik enerji altyapı güvenliği, NATO konsepti ve Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı örneği
Güvenlik çalışmaları, Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birlikte uluslararası sistemin boyut değiştirmesi ve böylece tehditlerin de boyut değiştirmesi ile birlikte değişime girmiştir. Böylece tüm devletler güvenlikleri açısından önem verilmesi gereken tek konunun askeri tehdit olmadığını fark etmişlerdir. Enerji güvenliği de bu değişiminden ötürü ve eksikliğinde insan hayatında önemli güvenlik sorunları oluşturması sebebiyle devletlerin ve uluslararası kuruluşların gündemine oturmuş ve güvenlik sorunları arasında yerini almıştır. Bu yüksek lisans tez çalışması, enerji güvenliğinin önemli bir parçasını oluşturan Kritik Enerji Altyapı Güvenliği temel kavramları, tehditleri ve çözümleri incelemiş, Türkiye'deki kritik enerji altyapı güvenliği uygulamaları Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı özelinde analiz edilmiştir. Arz güvenliği konusu enerji güvenliğinin sağlanması açısından önemli yer tutmaktadır. Enerji kaynaklarının çoğunlukla politik olarak istikrarsız olan Doğu'dan tüketici konumdaki Batı'ya güvenli şekilde taşınması hem devletler açısından hem de uluslararası güvenlik açısından yüksek önem arz etmektedir. Enerjinin Doğu'dan Batı'ya veya Uzak Doğu'ya nakledilmesinde pratik, ekonomik ve kontrol edilebilir bir yöntem olması sebebiyle boru hatları ön plana çıkmıştır. Fakat uluslararası anlamda tehditlerin boyut değiştirmesi ve çeşitlenmesi ile birlikte tehditler boru hatlarına da yönelmeye başlamıştır. Uluslararası güvenlik konusunda dünyanın en aktif çalışan organizasyonu olan NATO'nun zaman içerisinde bu konuyu güvenlik tehdidi olarak ajandasına alması konunun analiz edilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Bu doğrultuda, boru hatlarına yönelen tehditlerin ve bu tehditlere yönelik çözümlerin tespiti, NATO'nun zaman içerisinde ajandasındaki değişiklikler, Bakü- Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı özelinde Türkiye'nin konu ile ilgili mevcut durumunun yansıtılması hedeflenmiştir.
Birleşmiş Milletler düzeni, terörizm ve yabancı terörist savaşçıların hukuki statüsü
Bu çalışmamızda öncelikle terörizm kavramı temel hatlarıyla ele alınmaktadır. Terörizm, Efesli filozof Heraklitos'un meşhur "her şey değişir, değişmeyen tek şey değişimdir" sözünü doğrularcasına çağlar içerisinde birtakım değişikliklerden geçerek bugünkü halini almış, geldiği noktada ise ulus aşan özelliği bulunan yabancı terörist savaşçı kavramını kendi kapsamından çıkarmıştır. Terörizmi etkisiz kılma adına yürütülecek mücadelede çeşitli yöntemler benimsenebilir. Sınırları aşan ve birden fazla devleti ilgilendiren bir problem söz konusu olduğu için devletlerin birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Bu birlikteliğin tek bir çatı altında yürütülmesi elzemdir ve bu noktada öne çıkan kuruluş ise bütün dünya devletlerini ortak zeminde bir araya getirme özelliğini haiz olan Birleşmiş Milletler'dir. Yabancı terörist savaşçı meselesine yönelik Birleşmiş Milletler'in almış olduğu kararların yanı sıra, devletlerin kendi mevzuatlarında gerçekleştirmiş oldukları değişikliklere de bu çalışmada yer verilmektedir. Tezin amacı, Birleşmiş Milletler'in yabancı terörist savaşçılarla mücadeledeki rolünün ve bu rol yerine getirilirken verilen katkı ve zorlukların incelenmesidir. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Yabancı Terörist Savaşçılar, Birleşmiş Milletler, DEAŞ, YPG
Ayaklanmacı terörizm ile mücadelede mahalli halkın güvenlik sistemine dâhil edilmesi: PKK ile mücadelede güvenlik koruculuğu örneği
Türkiye Cumhuriyeti'nin PKK terör örgütü ile uzun yıllardır devam etmekte olan mücadelesi süresince güvenlik koruculuğu sistemi önemli bir tartışma konusu olmuştur. Mahalli halkın güvenlik sistemine dâhil edildiği çok sayıda benzer uygulama, dünyanın farklı bölgelerinde terör örgütleri ile mücadele kapsamında hayata geçirilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'nin PKK terör örgütü ile mücadelesinde güvenlik koruculuğu uygulamasının nasıl ortaya çıktığı sorusuna cevap aranmaktadır. Süreç takibi metodundan istifade edilerek, ilgili literatürden alınan hipotezlerin öngördüğü ilişkilerdeki nedensellik mekanizmaları tipik bir vaka olan güvenlik koruculuğu örneğinde ortaya konmaya çalışılmıştır. PKK terör örgütünün stratejisi ve bölgenin coğrafi şartları göz önünde bulundurulduğunda, güvenlik koruculuğu sisteminin, kırsal alanda güvenliğin sağlanması için hayati önemde bir uygulama olduğu görülmektedir.
Ayaklanmacı terörizm ile mücadelede mahalli halkın güvenlik sistemine dâhil edilmesi: PKK ile mücadelede güvenlik koruculuğu örneği
Türkiye Cumhuriyeti'nin PKK terör örgütü ile uzun yıllardır devam etmekte olan mücadelesi süresince güvenlik koruculuğu sistemi önemli bir tartışma konusu olmuştur. Mahalli halkın güvenlik sistemine dâhil edildiği çok sayıda benzer uygulama, dünyanın farklı bölgelerinde terör örgütleri ile mücadele kapsamında hayata geçirilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'nin PKK terör örgütü ile mücadelesinde güvenlik koruculuğu uygulamasının nasıl ortaya çıktığı sorusuna cevap aranmaktadır. Süreç takibi metodundan istifade edilerek, ilgili literatürden alınan hipotezlerin öngördüğü ilişkilerdeki nedensellik mekanizmaları tipik bir vaka olan güvenlik koruculuğu örneğinde ortaya konmaya çalışılmıştır. PKK terör örgütünün stratejisi ve bölgenin coğrafi şartları göz önünde bulundurulduğunda, güvenlik koruculuğu sisteminin, kırsal alanda güvenliğin sağlanması için hayati önemde bir uygulama olduğu görülmektedir.
Ayaklanmacı terörizm ile mücadelede mahalli halkın güvenlik sistemine dâhil edilmesi: PKK ile mücadelede güvenlik koruculuğu örneği
Türkiye Cumhuriyeti'nin PKK terör örgütü ile uzun yıllardır devam etmekte olan mücadelesi süresince güvenlik koruculuğu sistemi önemli bir tartışma konusu olmuştur. Mahalli halkın güvenlik sistemine dâhil edildiği çok sayıda benzer uygulama, dünyanın farklı bölgelerinde terör örgütleri ile mücadele kapsamında hayata geçirilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'nin PKK terör örgütü ile mücadelesinde güvenlik koruculuğu uygulamasının nasıl ortaya çıktığı sorusuna cevap aranmaktadır. Süreç takibi metodundan istifade edilerek, ilgili literatürden alınan hipotezlerin öngördüğü ilişkilerdeki nedensellik mekanizmaları tipik bir vaka olan güvenlik koruculuğu örneğinde ortaya konmaya çalışılmıştır. PKK terör örgütünün stratejisi ve bölgenin coğrafi şartları göz önünde bulundurulduğunda, güvenlik koruculuğu sisteminin, kırsal alanda güvenliğin sağlanması için hayati önemde bir uygulama olduğu görülmektedir.