Doç. Dr. Süleyman Pak danışmanlığındaki tezler

10 tez · Tokat Gaziosmanpaşa University

Yüksek LisansAçık ErişimAR

الآيات المتشابهة في تفسيرعبدالكريم المدرس(مواهب الرحمن في تفسير القرآن) دراسة تحليلية

Bu araştırmada şeyh Abdulkerim el-Müderris'in (ö. 2005) Mevâhibu'r-Rahmân Fî Tefsîri'l-Kur'ân isimli tefsirinde müteşâbih âyetler konusu incelenmiştir. Çalışmanın önemi, müteşâbih konusu etrafında yapılan eski ve yeni tartışmalar kaynaklıdır. Ayrıca Abdulkerim Al-Müderres'in tefsiri, Kur'an-ı Kerim'in en ünlü çağdaş tefsirlerinden biri olarak kabul edilir. Irak, Kürdistan alimlerinden olan el-Müderris eserlerini Arapça, Kürtçe ve Farsça yazmış, fıkıh, hadis, usul, kelam ve lügat konularında mahir bir alimdir. Müellifin kişisel ve ilmi hayatı yazılırken tarihsel betimleyici analitik yöntem kullanılmıştır. Müteşâbih ayetlerle ilgili görüşlerinin bir araya getirilip, tahlil edilmesi, sure başları ve sıfatlarla ilgili tercih ettiği görüşlerinin açıklanmasında analitik tümevarım yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Bazı alimlere göre ilimde rusuh sahibi kişiler tarafından te'vil edilebilir olarak görülen hurûf- u mukattaayı Müderris, müteşâbih ayetlerden kabul etmiştir. Hurûf-u mukattaa insanların konuştuğu kelimelerden alınmış, alfabenin harflerinden oluşturulmuştur. Arap harflerinden oluşan Kur'an'ın bir benzerini getirmeleri için insanlara meydan okuma kastı taşımaktadır. Müderris'e göre bu harflerin sadece Allah tarafından bilinen, bilgisi Allah'a mahsus olan manaları vardır. Müderris, Allah'ın gelmesi konusunda ayetin zahirini esas almayı vâcib olarak görmüştür. Ona göre bu ayetlerin gerçek manasını sadece Allah bilir. Allah'ın zatı kıyamet gününde hüküm vermek ve kulları hesaba çekmek için gelecektir. Çünkü hesap gününden sonra cennet ehli Allah'ı görürler. Neden kıyamet gününde veya dünya hayatı bittiğinde görmezler.? "Allah'ın iki eli de açıktır" ayetini dünya ve ahirette veya yerde ve yedi kat semada kullarına olan nimeti olarak te'vil etmiştir. Bu nimetler para gibi maddi, sıhhat gibi manevi olabilir. "Allah'ın eli", kudreti, "Sağ eli" ise kuvveti manasındadır. Arşı istiva etme ise, istila ve mülk edinme anlamına gelir. Allah'ın gökte olması meselesinde ise, yön ve cihet değil, Allah'ın yüceliği ve üstünlüğü kastedilmiştir. Bu konudaki müteşâbih âyet ve hadislerin bilgisi Allah'a mahsustur. İnsanlar o manaları kabul etmelidir. Müderris'e göre bu konuda en münasip söz şudur: Yukarıda olmadan kasıt, güç ve kuvvet yönüyle üstün olmaktır. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Müteşâbih Âyetler, Abdulkerim el-Müderris, Mevâhibü'r-Rahmân.

Mohammed Mahmood Qader
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân'da İslam ile Ehl-i Kitap toplumu ve mukayesesi

Bu çalışmada, İslam toplumu ile Ehl-i Kitap toplumlarının vasıflarını kapsamlı bir şekilde incelenerek her iki topluluğun inanç, değer ve sosyal yapılarındaki farklılıkları analiz edilmeye çalışılmıştır. Câhiliye dönemi, İslam'ın doğuşundan önce ki norm ve inanç sistemlerini şekillendiren önemli bir aşama olarak karşımıza çıkmaktadır. İslam, bu dönemin getirdiği toplumsal sorunlara karşı adâlet, eşitlik ve sosyal sorumluluk gibi temel değerler sunarak bireyler arasında güçlü bağlar oluşturmayı hedeflemiştir. Kur'ân, İslam toplumunun sosyal ilişkilerinde adâletin, güvenilirliğin, kardeşliğin ve barışın önemini vurgulamakta ve bireylerin bu değerlere bağlı kalmalarına teşvik etmektedir. Bu ilkeler, toplumsal huzurun sağlanmasında kritik bir rol oynamakta; Müslümanlar, adâlet anlayışlarını yaşama ve yayma sorumluluğunu üstlenerek, sosyal düzenin tesisine katkı sağlamaktadır. İslam toplumu, bireylerin yalnızca kendi menfaatlerini değil, aynı zamanda toplumun ortak iyiliğini gözetmelerini sağlarken, bu durum toplumsal dayanışmanın güçlenmesine olanak tanımaktadır. Ehl-i Kitap toplulukları ise tarihsel süreç içinde inanç sistemlerinde sapmalar yaşamış ve bu sapmalar toplumsal ilişkilerde adâletin tesis edilmesine engel teşkil etmiştir. Kur'ân, bu toplulukların vahye mazhar olmalarına rağmen sözlerinde durmamalarını eleştirerek, dinî değerlerin zedelenmesine ve toplumlar arası güvenin sarsılmasına neden olduğunu belirtmektedir. Ehl-i Kitap'ın peygamberleri reddetmesi, inanç sistemlerinin zayıflamasına ve toplumsal dayanışmanın yok olmasına yol açmaktadır. İslam toplumu ile Ehl-i Kitap toplumlarının vasıfları arasındaki karşılaştırmalar, adâlet, güvenilirlik, kardeşlik ve barış gibi ilkelerin her iki toplulukta nasıl şekillendiğini ve bu ilkelerin toplumsal etkilere olan yansımalarını ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, Müslümanların adâlet anlayışını yaşama ve yayma konusundaki sorumlulukları ile Ehl-i Kitap toplumlarının vahiy karşısındaki tutumlarının dinî ve toplumsal değerlerin zedelenmesine yol açtığını göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, bireylerin ve toplumların adâlet, güvenilirlik, kardeşlik ve barış ilkeleri etrafında şekillenmesinin, sosyal dinamiklerin sağlıklı bir şekilde işlemesine ve toplumsal barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını ortaya koymaktadır.

İslam toplumuİslami yaşamİslamiyet
Büşra Saraç
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klasik ve çağdaş tefsirler ışığında Ra'd Sûresi konulu tefsiri

Sûre, ismini on üçüncü âyette geçen gök gürültüsü anlamındaki "Raʿd" kelimesinden almaktadır. Mushafta on üçüncü, nüzul olarak da doksan altıncı sırada yer alan Raʿd Sûresi kırk üç âyetten oluşmaktadır. İhtiva ettiği konular açısından çoğunluğun görüşüne göre Mekkî bir sûredir. Bu çalışma Raʿd sûresini tevhid, nübüvvet, ahiret, ibadet şeklindeki temel esaslar üzerinden incelemektedir. Ayrıca araştırmada söz konusu bu temel esaslar çerçevesinde Raʿd sûresi, konulu tefsir metodu izlenerek alt başlıklar altında değerlendirilmeye tâbi tutulmuştur. Bu tez giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, yöntemi ve kaynakları hakkında bilgi verilmektedir. İlk bölüm konulu tefsirin mahiyetinden, sûre hakkında genel bilgilerden ve sûrenin ana konularını oluşturan temel kavramlardan oluşmaktadır. İkinci bölümde ise Raʿd sûresi konulu tefsir metodu ile klasik ve çağdaş tefsirlerden istifade edilerek ana konuları ekseninde incelenmektedir. Sonuç bölümünde ise çalışmada incelenen sûre ile ilgili genel değerlendirmelere yer verilmektedir. Raʿd Sûresi'nde genel itibariyle Allah'ın varlığı, birliği ve kudretinin akli delillerle ispatı, Kur'an'ın hak oluşu, nübüvvetin ispatı, ahiret hayatıyla ilgili bazı meseleler, müminlerin özellikleri, müşriklerin hezeyanları ve kendilerine verilen cevaplar gibi konuların yer aldığı görülmektedir.

Cihat Mehmet Kaycı
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

تعليقات الشَّيخ إسماعيل بن محمد الجديدي الكُردي (ت. 1389هـ) على تفسير النَّسفي من سورة ص إلى نهاية سورة غافر (دراسةً وتحقيقاً)

Bu tezde Şeyh İsmail bin Muhammed el Cedîdî el Kürdî'nin en önemli tefsirlerden sayılan Nesefî (ö. 710) tefsiri üzerine yazdığı hâşeyenin tahkik ve analizi yapılmıştır. Eserde î'rab ve kıraat konuları ele alınmış, işârât ve bedî ilminin inceliklerine değinilmiş; bid'at ve delaletler çürütülmüş, Ehl i sünnet itikadını yaymaya özen göstermiştir. Haşiyede Nesefî tefsirinde bulunan sadece havâsın anlayabileceği kelimeler şerh edilmiştir. Şârih öğretmenlik yapmış, ve bugün Kuzey Irak'ta dini eğitim veren bir grup seçkin alim ondan ders almıştır. Araştırma Sâd, Zumer ve Ğâfir sureleri ile sınırlandırılmıştır. Araştırma müellifin oğlunun el yazısı ile yazılan nüshaya dayanmaktadır. Metin ve hâşiye sahiplerinin hayatları ve yaşadıkları dönemle ilgili bilgi verilirken betimleyici tarihsel metot kullanılmıştır. Müellifin usulü, temayüz eden özellikleri ve eleştirileri tespit edilirken eleştirel yöntem tercih edilmiştir. Ayrıca asılına uygun olarak eser yazılırken; eserdeki görüşler asli sahiplerine izafe edilirken tahkik ve talik yöntemini de kullanmıştır. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Şeyh İsmail el Cedidi'nin çabaları, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda Kuzey Irak'ta meydana gelen bilimsel kalkınmanın bir parçasıdır. İlim talebelerinin İslami ilimlerdeki en önemli eserlere yönelmesinde etkili olmuştur. Hâşiye özet bir şekilde yazılmış, Nesefî tefsirinde bulunan manası ve müphem kelimelerin tefsirine çalışılmıştır. Müellif aynı zamanda nahiv ve sarf konularda yorum yapma becerisi ve Kur'ân'daki belâğî ifadeleri açıklamadaki mahareti ile öne çıkmıştır. Müellif mantık ve Kelam ilmine önem vermiş, bu ilimleri Ehl i sünnet itikadını savunurken kullanmıştır. Yazar şerhlerinde Zemahşerî, Beydâvî ve Nesefî gibi tefsirler ile Muhhiyyiddînzâde ve Hâşiyetü's Sâvî ale'l Celâleyn isimli eser ile daha birçok kaynağa dayanmıştır. Müellif, daha çok nakilci olmasına rağmen, Nesefî'nin meseleleri sunmadaki eksikliklerine dikkat çekmiştir. Bu da onun fikri bağımsızlığına, eleştiri ve inceleme yeteneğine işaret etmektedir. Hadisler özelikle de surelerin faziletleriyle ilgili olanlar hakkında sıhhat değerlendirmesi yapmaması yazara yöneltilecek eleştirilerdendir. Bu durumun sebebi ise Nesefî'nin lügat ve kelam konularına ağırlık vermesi ile izah edilebilir. Ancak bu durum, Kürt alimlerinin Kur'an ı Kerim'in tefsiri alanındaki paha biçilmez çabalarından biri olarak kabul edilen bu esirin değerini azaltmaz. Anahtar Kelimeler: Tefsir. el-Cedîdî. Medârikü't-tenzîl. Nesefî. Sâd Suresi. Ğâfir Suresi. Tahkik.

Bahjat Mustafa İbrahim
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

حاشية دده عمر روشني الآيديني (ت.892هـ) على تفسير القاضي البيضاوي من أوَّل سورة العنكبوت إلى نهاية سورة فاطر دراسة وتحقيقاً

Bu tezin amacı, Osmanlı dönemi alimlerinden Dede Ömer Rüşeni Aydınî'nin (ö. 892/1487) Beyzavî Tefsiri'ne, Ankebut Suresi'nden Fatır Suresi'nin sonuna kadar olan kısımda yaptığı değerli bilimsel haşiye incelemek ve tahkik etmektir. Aydınî'nin haşiyesi, ayetlerin tefsirinde müfessirlerin görüşlerini, ayetlerin iniş sebeplerini, bazı ayetlerde ortaya çıkan sorunların ve itirazların çözümünü içermektedir. Ayrıca, dil, sarf ve nahiv âlimlerinin kelimeleri açıklamak, kökenlerini ve yerlerini belirlemek üzere söyledikleri görüşlere de yer verilmiştir. Eserde, mana ilmine, bağlamın etkisine, anlam özelliklerine ve öncelik-sonralık, belirleme-belirsizlik gibi belagat unsurlarına değinilmiştir. Araştırmacı, yazarın kişisel ve bilimsel hayatını incelerken betimsel tarihî yöntem, el yazmalarının tahkikinde ise yorumlayıcı ve bilimsel inceleme yöntemi kullanmıştır. Bu çalışma sayesinde, Aydınî'nin hayatına ışık tutulmuş, haşiyenin yazara ait olduğu kanıtlanmış, tefsirdeki yöntemi açıklığa kavuşturulmuş, farklı kaynakları ve zengin bilgi birikimi açığa çıkarılmıştır. Eserde yer verdiği tefsir görüşlerini genellikle mantıksal kanıtlarla desteklemiş; görüşlerinin doğruluğunu göstermek için ayetlere, hadislere başvurmuş ve uygun gördüğü durumlarda sözlük bilginleri, dilciler ve belagatçilerin görüşlerine başvurmuştur. Sade ve anlaşılır bir dil kullanarak dilsel tefsire özellikle özen göstermiştir. Eleştirel kişiliği haşiyede öne çıkmış; kendine özgü görüşlerini mantıksal gerekçelerle desteklemiş, nahiv, sarf, belagat, tefsir, fıkıh, hadis, hatta mantık ve kelam gibi çeşitli bilim dallarını içeren dil konularını ele almıştır. Anahtar Kelimeler: Dede Ömer, Rüşeni, Ankebut, Fatır, Haşiye.

Hussein Saadi Hussein
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

حاشية حسين بن حسن الخلخالي (ت.1014هــ) على تفسير البيضاوي من سورة يس إلى سورة الزُّمر: دراسةً وتحقيقاً

Bu tez, Hüseyin bin Hasan el-Halhalî'nin (ö. 1014/1605) Beyzavî Tefsiri üzerine yazdığı ve Yasin Suresi'nden Zümer Suresi'ne kadar olan kısmı inceleyip tahkik eden "Haşiyetü Hüseyn bin Hasan el-Halhalî ala Tefsiri'l-Beyzavî min Sureti Yasin ila Sureti'z-Zümer: Dirâseten ve Tahkikan" adlı eserini ele almaktadır. Söz konusu kitap, değerli ve önemli dilbilimsel tefsirlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu önemi, yazarının Zemahşeri'nin Keşşaf tefsirini özetleyerek kaleme aldığı Kadı Beyzâvî'nin tefsirine bir şerh olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, bu esere gösterilen özen, aslında bu iki büyük tefsire gösterilen özeni ifade etmekte olup, bu durum çalışmaya değer bir husustur. Tahkik sürecinde Türkiye'deki üç yazma nüsha esas alınmıştır. Çalışmada ayrıca, Beyzavî ve Halhalî'nin kişisel ve ilmi yaşamlarını incelerken betimsel-tarihsel yöntem izlenmiş, tahkik bölümünde ise metinlerin karşılaştırılması, farklılıkların dipnotlarda belirtilmesi ve metinlerle görüşlerin kaynaklarına atıfta bulunulması suretiyle karşılaştırmalı ve yorumlayıcı bir yöntem benimsenmiştir. Çalışma sonucunda bir dizi önemli bulguya ulaşılmıştır. Bunlardan en dikkat çekicisi, Halhalî'nin yaşadığı dönemde Azerbaycan'ın önde gelen Sünni alimlerinden biri olması, dil, tefsir, mantık ve diğer ilimlerdeki üstünlüğü, Allah'ın kıyamet gününde görüleceği ve ilahi zat hakkında hiçbir benzerlik ve eşliğin bulunmadığı gibi birçok konuda Mutezile ve benzeri diğer fırkalara reddiyeler yazmış olmasıdır. Ayrıca, başvurduğu çok sayıda kaynak ve görüşleri sunma, uzlaştırma ve tercih etmedeki ustalığı sayesinde geniş bir kültüre sahip olduğu görülmektedir. Haşiye, bu ayetlerin tefsirinde birçok tefsiri ve mantıki inceliği barındırmaktadır. Şerh, bedi' ve belagat sanatlarını, nahiv ve sarf konularını, kıraat vecihlerini ve bunların gerekçelerini içermektedir. Müellif, ayetlerin şerhinde Beyzavî ve Zemahşerî gibi kendisinden önceki müfessirlerin tefsirleriyle yetinmemiş, aksine onların görüşlerini V anlamış, ifadelerini çözümlemiş ve anlaşılması güç noktaları açıklamıştır. Bazen onların sözlerini eleştirmiş ve ayetlerin anlamına en uygun olan ve delil ve içtihadının kendisini yönlendirdiği görüşü tercih etmiştir. Tercihlerini, müfessirlerden, dilbilimcilerden ve diğer ilim adamlarından oluşan muhakkiklerin görüşleriyle desteklemiştir. Sonuç olarak eser, doyurucu, kapsamlı ve bilimsel açıdan sağlam ve ilgi çekici bir üslupla karmaşık ve anlaşılması güç noktaları aydınlatan önemli bir kaynak haline gelmiştir.

Adil Najm Abdullah Abdullah
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'anda Medine Döneminde müşrikler ile olan ilişkiler

İslam toplumunun siyasi, sosyal ve dini açıdan şekillendiği bu dönemde, müşriklerle olan münasebetler; savaşlar, antlaşmalar, sosyal ilişkiler ve tebliğ faaliyetleri çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmada özellikle Bedir, Uhud, Hendek ve Huneyn savaşları ile Hudeybiye Antlaşması gibi kritik olaylar, ilgili Kur'an ayetleri üzerinden değerlendirilmiş ve ilahî mesajların tarihi olaylara nasıl yön verdiği ortaya konmuştur. Araştırmada, Kur'an'ın Müslümanların müşriklerle olan ilişkilerinde belirleyici rol oynadığı, savaş ve barış ilkelerinin vahiy merkezli şekillendiği, aynı zamanda müminlerin dostluk ve düşmanlık ilişkilerinde iman esasının öncelikli kılındığı vurgulanmaktadır. Hz. Peygamber'in stratejik tutumu, sabrı, adaleti ve ilahi yardıma olan güveni, Kur'an ayetleriyle desteklenen bir eğitim süreci olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, Medine dönemindeki müşriklerle ilişkilerin Kur'an eksenli analizi, günümüz Müslümanlarının toplumsal ve dini ilişkilerine ışık tutacak önemli çıkarımlar sunmaktadır. Kur'an bağlamında ele alınması gerektiğini aynı zamanda evrensel ilkelere dayandığını göstermekte; tevhid inancının bu ilişkilerde temel belirleyici olduğunu vurgulamaktadır. Çalışmanın kavramsal çerçevesinde, tevhid kavramının Kur'an'daki anlamı, ulûhiyette ve Rubûbiyyette tevhid olmak üzere iki ana başlıkta detaylandırılmıştır. Yine müşriklerin şirk inancı ve bu inanca karşı Kur'an'ın verdiği tepkiler, ayetler ışığında analiz edilmiştir. Bu çalışma giriş, kavramsal çerçeve ve üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde müşrikler ile savaş ve savaş ile alakalı hükümler ele alınarak tefsir perspektifinde araştırma yapılmıştır. İkinci bölümde, müşriklerle siyasi ve diplomatik ilişkiler ele alınarak ilgili görülen hükümlerin inceleme ve araştırması yapılmıştır. Üçüncü bölümüne ise müşrikler ile dinî ve içtimaî hükümler ele alınarak ilgili görülen ayetlerin tefsirlerden incelemesi yapılmıştır.

Mehmet Hanifi Kartal
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Kesir'in müteşabih ayetleri yorumlama metodu

Kur'an-ı Kerim'de, müteşabih olarak isimlendirilen bir kısım ayetler bulunmaktadır. Bu ayetlerin lafzındaki kapalılık ve benzerlik sebebiyle manaları tam olarak anlaşılamamaktadır. Bu ayetler huruf-u mukattalar, Allah'a nispet edilen alay, hayâ (utanmak), istiva, hile, el, baldır, göz, yüz gibi konuları kapsamaktadır. Bu sebeple bu türden olan ayetlerin nasıl yorumlanması gerektiği, Allah'a isnat edilip edilemeyeceği gibi konular insanlar arasında tartışıla gelmiştir. Bu çalışmada İbn Kesir'in müteşabih ayetleri yorumlama metodu ele alınmıştır. İbn Kesir, müteşabih ayetlerin, muhkem ayetler ışığında tevil edilmesi gerektiği görüşünü savunmaktadır. Bazen selefin yolundan gidip müteşabih ayetlere olduğu gibi iman edilmesi gerektiğini söylemiş, bazen de naslar etrafında tevil yolunu benimsemiştir.

AyetlerKur'an-ı KerimMuhkem+6
Yücel Karahasanoğlu
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kıraat farklılıklarının anlama etkisi üzerine bir mukayese (Te'vîlât ve Keşşâf örneği)

Kur'an'ı Kerim ayetlerinin bir kısmı yapısal olarak birçok manaya delalet edebilmektedir. Müfessirler kişisel bilgi ve birikimleriyle ilahi hitabın asıl mesajını ayetlerden tespit etmeye çalışırken azami gayret göstermektedirler. Bu hususta Mâtürîdî (ö. 333/944), Te'vîlâtü'l-Kur'ân, Zemahşerî (ö. 538/1144), Keşşâf isimli tefsirinde kıraat ilminden faydalanmaktadır. Dirayet yöntemi benimsenen söz konusu kaynaklar itikadi olarak ilki Hanefi ve ikincisi Mu'tezili düşüncede zirve eser niteliği taşımaktadırlar. Bu kapsamda Mâtürîdî ve Zemahşerî'nin tefsirlerinde kıraatleri kullanım keyfiyetleri, birebir aynı ayetler üzerinden karşılaştırılarak benzer ve farklı yaklaşımları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde müfessirlerin hayatları ve kıraat ilmi hakkında genel bilgi verilmektedir. İkinci bölümde kıraatleri nakil yöntemleri, üçüncü bölümde ise kıraatlere anlamsal yaklaşımlarının karşılaştırılması yapılmaktadır. Bu çalışmada, ayetler lafzı ve anlamıyla verildikten sonra Mâtürîdî ve Zemahşerî'nin ayetteki kıraat farklılıklarını ele alış biçimleri açıklanmaktadır. İlgili ayetteki kıraat farklılıkları, kıraat kaynaklarından yararlanılarak mütevâtir-şâz yönüyle türü tespit edilip müfessirlerin ayete kıraat ve anlam yönünden yaklaşımları hakkında değerlendirme yapılmaktadır. Müfessirlerin kıraatleri nakletme yöntemleri, itibar ettikleri kıraat türleri, kıraati nispet ettikleri isimler gibi başlıklarda yöntem itibariyle; kıraat farklılıklarını kullanım amaçları, kıraatlerle ayetleri yorumlamaları, kıraati tercih ve tenkit etme sebepleri, kıraat siyak sibak ilişkisi gibi başlıklarda ise anlamsal yaklaşımları incelenmektedir. Genel olarak araştırmada, te'vil yönüyle öne çıkan Mâtürîdî'nin anlamsal, dilci olması hasebiyle Zemahşerî'nin Arap dili kullanımları ve kurallarıyla kıraatleri açıkladıkları anlaşılmaktadır. Sonuç olarak Mâtürîdî ve Zemahşerî'nin kıraatleri kullanım keyfiyetleri arasında benzerlikleri ve farklılıkları olduğu anlaşılmaktadır.

Kaşifü't-Te'vilatKeşşafKur'an-ı Kerim+6
Bilal Göktaş
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

أهميّة اللغة وتأثيرها بين مفسّري القرآن الألوسي والسّامرّائي نموذجاً

İslam'ın yeryüzüne yayılmasıyla birlikte onun dili olan Arapça da aynı şekilde kendisinin gittiği her yere bu sayede ulaşmıştır. Bu sebeple bugün Arap dili farklı coğrafyalarda yaşayan milyonlarca insanın bir tanışma aracı olmuştur. Böylece Arapça Kur'an sayesinde asıl ve kaynak olmaya devam etmekte ve kendini sürekli yenilemektedir. Arap dili, Kur'an ve Sünnet'in amaçlarını anlayarak öğrenme ve böylece de Yüce Allah'a yaklaşma, Onun rızasını kazanma yönüyle dinde önemli bir unsurdur. Onun -hangi gerekçe ile olursa olsun- hayat sahasından çıkarılması kendisini bu önemli amaçtan geri bırakma ve tamiri mümkün olmayan bir hasar demek olur. Çünkü Arapça Kur'an'ın dili olması bakımından İslam'ın ve Müslümanların kendilerini başkalarından ayırt eden bir sembolü durumundadır. Bu yönüyle önemli bir yere sahip olan Arap dilini her müfessirin esas ve yöntemleri ile öğrenmesi gerektirmektedir. Çünkü bu dili genel hatlarıyla yüzeysel öğrenme, Kur'an'ı anlama, anlamlarına ulaşma, onun üzerinde düşünme, analiz etme, tefsir etme ve sonuç çıkarma için yeterli değildir. Nihayetinde yapılması gereken şey, Kur'an'ı derinlemesine incelemek ve kavramak isteyenlerin Arapçayı güçlü bir şekilde esas ve yöntemleriyle sağlam bir şekilde öğrenmeye özen göstermesidir. Bu husus, Kur'an'ı ve ona dair ilimleri doğru bir şekilde kavrayabilmek ve bu alanda ihtisaslaşmak için büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma, eseri her devirde önemli tefsir kaynakları arasında sayılan Iraklı büyük müfessir Şeyh Şihâbüddîn Alûsî ile Profesör Fâzıl Saleh Samarrai'nin Arap dili ve Kur'an üzerine çalışmalarını ve bilimsel etkilerini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Anahtar Kelimeler: Kur'an,Tefsir, Arapça, Alusi, Samarrai.

Daban Majeed Hassan
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00

Diğer danışmanlar