Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Fatih Yılmaz
13 theses · Dicle University, Akdeniz University, Bayburt University
Bitişik eğik yazıdan dik temel yazıya geçişe ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin okuma-yazma öğretiminin dik temel harf ya da bitişik eğik harflerle uygulanmasına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırma konusunun niteliği ve araştırmanın amacı doğrultusunda nitel araştırma modellerinden temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak ortaya çıkan sonuçlar şöyle sıralanabilir: • Dik temel yazının öğrencilerin fiziki yapılarına uygun olması, öğrencilere bu yazı türünü öğrenmede kolaylık sağlamıştır. • Dik yazı ile öğretim yapma öğrencilere öğrenme, öğretmenlere de öğretme kolaylığı sağlamıştır. • Dik temel yazıya geçiş velilerin öğrencilerin öğrenmelerine destek olmalarını kolaylaştırmıştır. • Öğretmenler dik temel yazının öğrenme geçmişine uygun, günlük yaşama yakın, kolay yazılan bir yazı türü olması, estetik açıdan kendilerine hitap etmesi gibi nedenlerden ötürü de kendilerini dik temel yazıya yakın görmüşlerdir.
Yüksek organik kirlilikli endüstriyel laktoz üretim prosesi atıksuyunun arıtımı ve enerji üretimi amaçlı değerlendirilmesi
Bu çalışmanın temel amacı, peynir üretimi sırasında oluşan ve yüksek organik kirlilik içeren PAS'tan elde edilen delaktoz atıksuyunun, yukarı akışlı çamur yataklı anaerobik reaktör (UASB) sisteminde farklı organik madde yükleme hızlarında arıtılması ve optimum proses koşullarının belirlenmesidir. Bu kapsamda, UASB reaktörünün delaktoz arıtım verimliliği ve metan üretimi, çeşitli organik madde yükleme (OLR) oranlarında incelenmiştir. Çalışma, UASB reaktörünün çalışma koşulları (pH, HRT gibi) ve anaerobik sistemin tepkimeleri (uçucu organik asitleri, toplam alkalinite, gaz üretimi, KOİ giderimi vb.) açısından değerlendirme yapmayı içermektedir. Tez kapsamında, delaktoz atıksu olarak kullanılarak kapsamlı bir karakterizasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Delaktozun asidik bir pH değeri (5,12) gösterdiği, %22,5 katı madde ve %14,28 laktoz içerdiği tespit edilmiştir. Toplam ve çözünmüş Kimyasal Oksijen İhtiyacı değerleri sırasıyla 235 ± 3,4 g/L ve 213 ± 1,1 g/L olarak belirlenmiştir. Delaktozun yüksek kirlilik yükü, onu anaerobik arıtma süreçleri için etkili bir substrat olarak konumlandırmaktadır. Çalışmada 1, 2, 3 ve 4 kgKOİ/m3 olmak üzere 4 farklı artan organik yükleme hızında UASB sistemi işletilmiştir. 143 gün süreyle işletilen UASB'de elde edilen KOİ giderim verimleri artan organik yükleme hızları için sırasıyla %97,4, %97,4, %98,0 ve %99,3 olarak belirlenmiştir. Ayrıca, metan üretim verimleri sırasıyla 181,2, 147, 196,5 ve 189 mL CH4/gKOİgiderilen olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlar, sistemin yüksek organik içerikli delaktoz atıksuyunun etkili bir şekilde arıtılabildiğini ve önemli metan üretim potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.
Düşük plastisiteli killerin kireçle stabilizasyonunda inceliğin etkisi
Zemin stabilizasyonu zayıf mühendislik özelliklerine sahip olan bir zeminin çeşitli yöntemler kullanılarak iyileştirilmesidir. Bu çalışmada, yüzeysel zemin stabilizasyonu kapsamında kireçle stabilizasyon ele alınmıştır. Laboratuvar çalışmaları Bayburt Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Zemin Mekaniği Laboratuvarı'nda gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ana gayesi, katkı maddesi olan kirecin öğütülebilirliğini incelemek ve öğütülmüş kirecin dayanım ve durabiliteye olan etkisini araştırmaktır. Çalışma kapsamında öncelikle kirecin öğütülebilirliği incelenmiş ve %90'ı 48 mikron altı malzeme olan öğütülmemiş kireç 20 mikron altı seviyeye indirilmiştir. İkinci aşamada Birleştirilmiş Zemin Sınıflandırma Sistemi'ne göre düşük plastisiteli kil olan doğal zemine %2, %4, %6, %8 ve %10 oranlarında öğütülmüş ve öğütülmemiş kireç katılarak deney numuneleri hazırlanmıştır. Serbest basınç deneyleri için kür süreleri 1, 7, 14 ve 28 gün olarak belirlenmiştir. Yapılan deneysel çalışma neticesinde, 28 günlük kür süresinin ardından %6 kireç içeren öğütülmemiş SL6 ve öğütülmüş SGL6 numuneleri maksimum dayanım değerlerini vermişlerdir. SGL6 numuneleri SL6 numunelerine oranla %23,6 daha fazla dayanım göstermişlerdir. Donma-çözülme ve ıslanma-kuruma çevrimi sonuçlarına göre; öğütülmüş kireç katkısı ile hazırlanan SGL grubu zemin numuneleri öğütülmemiş kireç katkısı ile hazırlanan SL grubu zemin numunelerine oranla daha durabil bir davranış göstermişlerdir. Deneylerden elde edilen veriler ışığında, kirecin inceltilmesinin dayanım ve durabilite davranışı üzerinde doğrudan olumlu bir etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.
Erzurum merkez ilçelerindeki zeminlerin standart penetrasyon deneyi verilerinden faydalanarak sıvılaşma analizlerinin yapılması
Su ile etkileşim halinde olan zeminlerde deprem yüklerine bağlı olarak, oturma, çökme veya sıvılaşma gibi olumsuz durumlar ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışmada Erzurum merkez ilçelerini oluşturan Aziziye, Palandöken ve Yakutiye ilçeleri zeminlerinin sıvılaşma analizleri yapılmıştır. Çalışma kapsamında, yapılaşmanın son yıllarda ivmeli bir artış gösterdiği ve yeraltı su seviyelerinin yüksek olduğu alanlardaki zeminlerin sıvılaşma potansiyelleri tespit edilmiş ve sıvılaşma şiddeti haritaları hazırlanmıştır. Erzurum şehir merkezinin tamamı ikinci derece deprem bölgesinde yer almaktadır. Şehir merkezi çevresinde birçok diri fay hattı bulunmaktadır. Erzurum merkez ilçeleri bu fay hatlarına yakındır ve olası bir depremde oldukça fazla etkilenebilecek potansiyeldedir. Dört aşamalı olarak planlanan bu yüksek lisans tez çalışmasının birinci aşamasında, SPT deneyi verileri yardımıyla çalışma alanındaki zeminlerin mühendislik özellikleri belirlenmiştir. İkinci aşamada, çalışma alanının sismik aktivitesi incelenerek ortaya çıkabilecek muhtemel depremleri temsil eden senaryo depremler tanımlanmıştır. Üçüncü aşamada, Seed ve Idriss (1971), Tokimatsu ve Yoshimi (1983) ve Iwasaki vd. (1981) yöntemleri kullanılarak zeminlerin sıvılaşma analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın son aşamasında Aziziye, Palandöken ve Yakutiye ilçeleri zeminlerinin sıvılaşma potansiyeli haritaları farklı deprem etkileri altında oluşturulmuştur.
Yüksek plastisiteli kil stabilizasyonunda silis dumanı ve mermer atıklarının kireçle beraber kullanılabilirliğinin araştırılması
Zemin stabilizasyonu, mühendislik özellikleri bakımından yetersiz olan zeminlerin fiziksel, kimyasal, hidrolik ve mekanik özelliklerinin iyileştirilmesi olarak tanımlanır. Bu çalışma kapsamında ferrosilisyum alaşımlarının ve silisyum metalinin üretiminde bir yan ürün olarak elde edilen endüstriyel atık olan silis dumanı ile mermer tozu killi bir zeminin stabilizasyonunda puzolonik katkı olarak kullanılmıştır. CaO oranı yüksek olan kireç birincil bağlayıcı olarak seçilmiştir. Birleştirilmiş Zemin Sınıflandırma Sistemi'ne göre yüksek plastisiteli killi bir zeminin stabilizasyonunda kullanılan mermer tozu ve silis dumanı %0, %5, %10, %15, %20 doğal malzeme ile kireçsiz ve %6 kireçli (optimum kireç oranı) olarak karıştırılmıştır. Hazırlanan karışımların durabilite ve dayanım gibi geoteknik özellikleri detaylı olarak incelenmiştir. İncelenen numunelerin dayanım değerlerinde silis dumanının kireçle beraber kullanıldığında doğal zemine, mermer tozuna ve sadece kireçli karışımlara göre daha yüksek çıktığı gözlemlenirken, durabilite özelliklerinde ise mermer tozunun daha etkin olduğu söylenilebilir.
Uçucu kül, bayburt taşı ve mermer tozu endüstriyel atıklarının zemin stabilizasyonunda kullanılabilirliğinin araştırılması
Bu çalışmada Birleştirilmiş Zemin Sınıflandırma Sistemi'ne göre düşük plastisiteli kil olan doğal zeminin, uçucu kül, Bayburt taşı atıkları ve mermer tozu ile birlikte iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında C sınıfı olan uçucu kül birincil bağlayıcı olarak değerlendirilmiştir. Düşük plastisiteli killi zemine, %25 uçucu kül katkısı ile birlikte %0, %5, %10, %15, %20 oranlarında mermer tozu ve Bayburt taşı ilave edilerek deney numuneleri hazırlanmıştır. Serbest basınç deneyi için kür süreleri 7, 28 ve 84 gün olarak belirlenmiştir. Hazırlanan karışımlarda indeks, dayanım ve durabilite tetkikleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler ışığında, Bayburt taşı atıkları ve mermer tozunun puzolanik katkı olarak uçucu külle birlikte zemin stabilizasyonunda kullanılabilir olduğu belirlenmiştir. Mermer tozunun uçucu külle birlikte kullanılmasının serbest basınç dayanımı açısından Bayburt taşı atıklarının uçucu külle birlikte kullanılmasına göre daha uygun olduğu tespit edilen bu çalışmada, Bayburt taşı atıklarının durabilite yönünden daha etkin olduğu sonucuna varılmıştır.
Zemin stabilizasyonunda pomza taşının incelik etkisinin incelenmesi
Yüzeysel stabilizasyon yöntemlerinden biri olan kimyasal stabilizasyonda incelik etkisini konu edinen bu çalışmada, düşük plastisiteli kil bir zeminin mühendislik özellikleri kireç ve pomza taşı ile iyileştirilmiştir. Çalışmada kullanılan pomza taşı ham ve inceltilmiş halde ayrı ayrı zemine eklenmiştir. Kür sürelerinin 7, 28 ve 84 gün olarak belirlendiği bu deneysel çalışmada doğal zemine, %0, %5, %10, %15 ve %20 oranlarında ham ve inceltilmiş pomza taşı kireçli/kireçsiz ilave edilerek deney numuneleri hazırlanmıştır. Çalışma kapsamında, inceltilmiş pomza taşı kullanılmasının hazırlanan numunelerin geoteknik özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Deneyler sonucunda, pomza taşının inceltilmesinin kıvam limitleri ve kompaksiyon parametreleri üzerindeki etkisinin sınırlı düzeyde olduğu tespit edilmiştir. İnceltilmiş pomza taşının katkı maddesi olarak kullanılmasının kireçsiz numunelerin dayanımlarında, kireçli numunelerin dayanım ve durabilitelerinde ham pomza kullanımına göre daha fazla iyileştirmeler gösterdiği sonucuna varılmıştır.
Midyat taşı atıklarının düşük plastisiteli kil zemin stabilizasyonunda kullanılabilirliği
Bu çalışmada düşük plastisiteli kil bir zeminin stabilizasyonunda kullanılan Midyat taşı atığı doğal zemin ile kireçsiz ve %6 kireçli olarak karıştırılmıştır. Midyat taşı atığı %0, %5, %10, %15 ve %20 oranlarında doğal ve kireçli zemine eklenmiştir. Hazırlanan numunelerin dayanım ve durabilite özellikleri irdelenmiştir. Serbest basınç dayanımı deneyleri sonuçlarına göre, 28 günlük kür sonrasında maksimum dayanım değeri SLM/10 numunesinden elde edilmiştir. SLM/10 numunesi, SL numunesine kıyasla %49 daha fazla dayanım göstermiştir. Donma-çözülme ve ıslanma-kuruma deneyleri sonuçlarına göre SLM karışımları, SM karışımlarına kıyasla daha durabil bir davranış sergilemişlerdir. Deneylerden elde edilen veriler ışığında, Midyat taşı atığının tek başına katkı maddesi olarak kullanılmasının dayanım ve durabilite üzerinde etkin sonuçlar vermediği, kireçle beraber kullanımının pozitif bir etkisinin olduğu belirlenmiştir.
Yüksek plastisiteli kil zemin stabilizasyonunda uçucu kül dane boyutunun CBR ve dayanıma etkisi
Zemin stabilizasyonunu genel olarak derin ve yüzeysel stabilizasyon olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Yüzeysel stabilizasyon uygulamalarından biri kimyasal stabilizasyondur. Kimyasal zemin stabilizasyonunda inceliğin etkisini incelemeyi amaçlayan bu çalışma kapsamında, yüksek plastisiteli kil bir zeminin mühendislik özellikleri uçucu kül kullanılarak iyileştirilmiştir. Uçucu kül termik santralden alındığı haliyle ve inceltilmiş (öğütülmüş) olarak zemine ayrı ayrı ilave edilmiştir. Uçucu kül zemine %5, %10, %15, %20, %25, %30 oranlarında hem ham hem de öğütülmüş olmak üzere ilave edilerek CBR ve dayanım verileri incelenmiştir. Çalışma sürecinde serbest basınç deneyleri için kür süreleri 7 ve 28 gün olarak belirlenmiştir. Kıvam limitleri, kompaksiyon, CBR ve serbest basınç dayanımı deneylerinin gerçekleştirildiği bu çalışma sonucunda uçucu külün inceltilerek zemin stabilizasyonunda kullanılmasının kompaksiyon parametrelerindeki etkisinin sınırlı olduğu, kıvam limitleri üzerinde nispeten etkin olduğu, CBR ve dayanım değerlerinde ise çok yüksek artışlar meydana getirdiği tespit edilmiştir. Bu sonuçlar ışığında yüksek plastisiteli kil bir zeminde daha ince uçucu kül katkısıyla daha yüksek CBR ve dayanım verilerine ulaşılabilecek stabilizasyon çalışmalarının yapılabileceği kanaatine varılmıştır.
Tuğla atıklarının düşük plastisiteli kil zemin stabilizasyonunda kullanılabilirliği
Bu çalışmada, tuğla tozu atıklarının zemin stabilizasyonunda kullanılabilirliği irdelenmiştir. Çalışma kapsamında, düşük plastisiteli kil bir zemine tuğla tozu atığı %0, %5, %10, %15 ve %20 oranlarında kireçsiz ve %6 kireçli olarak karıştırılmıştır. Optimum su içeriklerinde hazırlanan numunelere serbest basınç dayanımı, donma çözülme ve ıslanma kuruma deneyleri yapılmıştır. 28 günlük kür sonunda maksimum dayanım doğal zemin, %6 kireç ve %10 tuğla tozu atığı içeren SLB/10 numunesinden elde edilmiştir. Bu numunenin doğal zemine göre 12 kat, doğal zemin ve %6 kireç içeren SL numunesine göre 2 kat fazla dayanıma sahip olduğu tespit edilmiştir. Donma-çözülme ve ıslanma-kuruma çevrimi sonuçlarına göre tuğla tozu atığı ve kireç katkısı ile hazırlanan SLB numuneleri, sadece tuğla tozu atığı ile hazırlanan SB numunelerine oranla daha durabil bir davranış göstermiştir. Deneylerden çıkan sonuçlara göre, tuğla tozu atığının kireçle birlikte düşük plastisiteli kil zeminde kullanımının dayanım ve durabiliteyi iyileştirdiğini söylemek mümkündür.
Düşük plastisiteli kil zeminin kireçle stabilizasyonunda yeşil Bayburt taşı dane boyutunun dayanıma etkisi
Bu çalışmada, yeşil Bayburt taşı (YBT) atığı ve kireç kullanılarak düşük plastisiteli kil bir zeminin stabilize edilmesi amaçlanmıştır. Birincil bağlayıcı olarak kullanılan kireç %6 oranında, puzolanik katkı olarak kullanılan YBT atığı ise sırasıyla %5, %10, %15, %20 oranlarında iki farklı incelikte doğal zemine eklenmiştir. Hazırlanan numunelere kıvam, elek analizi, kompaksiyon ve serbest basınç deneyleri yapılmıştır. Ayrıca numunelerin mikro yapısı taramalı elektron mikroskobu (SEM), X-ışını kırınım yöntemi (XRD), Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR) analizleri ile incelenmiştir. Çalışma kapsamında yapılan deneyler sonucunda, YBT atıklarının öğütülerek düşük plastisiteli kil zemin stabilizasyonunda kullanılmasının kıvam limitleri ve kompaksiyon parametreleri üzerinde kayda değer bir etkisinin olmadığı, serbest basınç dayanımını ise arttırdığı tespit edilmiştir.
Coğrafi bilgi sistemi temelli sıvılaşma potansiyelinin araştırılması: Bayburt örneği
Bu çalışmada Bayburt ili, ilçeleri ve beldelerine ait zeminlerin Mw=5.5, Mw=6.0, Mw=6.5, Mw=7.0 ve Mw=7.5 deprem büyüklükleri için sıvılaşma potansiyelinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Sondaj loglarından elde edilen SPT değerleri kullanılarak sıvılaşma potansiyeli Prosıvı programı aracılığıyla Seed ve Idriss (1971) yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Türkiye deprem haritaları dikkate alınarak en büyük yer ivmesi değeri (amax) bölgesel olarak hesaplanmıştır. Çalışma sahasının sıvılaşma potansiyelini gösterir haritalar, yeraltı su seviyelerini gösterir haritalar ve zemin oturma durumunu gösterir haritalar Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yardımıyla oluşturulmuştur.
Kil zemin stabilizasyonunda Bayburt taşı atıklarının kalsinasyonunun dayanım ve durabiliteye etkisi
Rezervleri Bayburt'ta olan Bayburt taşı, yapı ve dekorasyon malzemesi olarak çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Bayburt taşı temelde sarı, yeşil ve beyaz renkte olmak üzere üç türde bulunur. Bu taşların endüstriyel kullanımında atıklar meydana gelmektedir. Bu çalışma kapsamında, beyaz ve sarı renkteki Bayburt taşı atıklarının doğal durumda ve kalsinasyon sonrası zemin stabilizasyonunda kullanılabilirliği irdelenmiştir. Çalışmada doğal zemin olarak yüksek plastisiteli kil kullanılmıştır. Doğal zemine %5, %10, %15 ve %20 oranlarında beyaz Bayburt taşı atığı, sarı Bayburt taşı atığı, kalsine beyaz Bayburt taşı atığı ve kalsine sarı Bayburt taşı atığı, kireçsiz ve %6 oranında kireçle ilave edilerek numuneler hazırlanmıştır. Numunelerin serbest basınç dayanımlarının 7, 14 ve 28 günlük kür sürelerinin ardından tespit edildiği bu çalışmada, 28 günlük kürün ardından dört farklı çevrim sayısında donma çözülme deneyleri ve ıslanma kuruma deneyleri yapılmıştır. Çalışma kapsamında toplam 782 numune üretilmiştir. Serbest basınç dayanımı testi sonucunda, maksimum basınç dayanımı değeri 28 günlük kür süresi sonunda KSBTK20 numunesinden elde edilmiştir. Islanma kuruma deneyi sonuçları incelendiğinde, KSBTK20 ve KBBTK20 numunelerinin 12 çevrim sonunda dahi hacimsel stabilitelerini koruduğu belirlenmiştir. Dayanım ve durabilite yönünden tüm numuneler incelendiğinde, beyaz ve sarı Bayburt taşı atıklarının kalsinasyon sonrası zemin stabilizasyonunda kullanımının, doğal halde kullanımına göre dayanım ve durabilite davranışlarını belirgin bir düzeyde iyileştirdiği elde edilen veriler ışığında tespit edilmiştir.