Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Biri

16 theses · Bolu Abant İzzet Baysal University

Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin gündelik yaşam içerisinde nasıl deneyimlendiği üzerine sosyolojik bir inceleme: Bolu-Mudurnu Munduşlar köyü örneği

Bu çalışmada, Covid-19 pandemisini kırsal kesimde yaşayan bireylerin gündelik hayatlarında nasıl deneyimledikleri ve bu süreçte hangi sorunlarla karşılaştıkları irdelenmeye çalışılmıştır. Pandemi sürecinin getirdiği yeni normal düzen kuralları, gündelik hayatın merkezine yerleşmiş; bireylerin rutinlerini, alışkanlıklarını ve sosyal ilişkilerini değiştirmesiyle sonuçlanmıştır. Bu noktada, çalışmada literatüre katkı yapılması hedeflenen kısım, toplumun görece görünmez kesimi olan kırsal kesimlerde yaşayan bireylerin, pandeminin gündelik hayatlarında nasıl tezahür ettiğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, derinlemesine görüşmeler yapılarak veriler toplanmıştır. Çalışma Bolu'nun Mudurnu ilçesine bağlı Munduşlar köyünde gerçekleştirilmiş olup, 5 kadın ve 5 erkek olmak üzere toplamda 10 katılımcı ile görüşmeler tamamlanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemine başvurulmuş, kodlanan verilerden üst temalar oluşturularak, bulgular yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda, Munduşlar köyünde gündelik hayat bağlamında katılımcıların virüsten korunmaya yönelik getirilen tedbirler kapsamında yeni düzene uyum gösterdikleri, tarımsal üretim faaliyetlerinde pandeminin herhangi bir etkisinin olmadığı ancak ürünlerin satışında kısıtlamaların satışları olumsuz etkilediği sonucuna varılmıştır. Buna ek olarak, katılımcıların pandemi süreci içerisinde en çok sosyal anlamda etkilendikleri, bunun sebebinin de kısıtlamalar nedeniyle sevdikleriyle ve yakın çevreleriyle görüşememeleri oldukları bilgisine ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Covid-19, Gündelik hayat, Kırsal kesim, Pandemi

COVID 19
Beyza Varol
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlişkisel sosyoloji perspektifinden dijital bağımlılık

Bu araştırmada, dijital bağımlılıklara yönelik yapılan bilimsel çalışmalar taranmış ve uluslararası kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen küresel dijital analiz raporları incelenmiştir. Toplumların dijitalleşme düzeyleri dikkate alınarak, dijital bağımlılığa yönelik yapılan bilimsel çalışmalar, ilişkisel sosyoloji perspektifinden eleştirel bir yaklaşımla ele alınmış, dijital bağımlılığa yönelik var olan tanım ve kavramsallaştırmalar güncel veriler bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırma sürecinde ulaşılan sonuçlar dijital bağımlılığa dair biyolojik ve psikolojik belirlenimcilik sorununun aşılmasında ilişkisel sosyolojik bir yaklaşım ve kavramsallaştırmaya duyulan ihtiyacın önemi ortaya çıkmıştır. Çalışmada küresel dijital raporlar analiz edildiğinde, ülkelerin gelir düzeylerine göre dijital davranışlarının farklılaştığı saptanmıştır. Bundan dolayı modern toplumdan dijital topluma dönüşüm süreçlerinde patolojik bir sapan davranış olarak ortaya çıkan dijital bağımlılığa dair çalışmaların, geçmiş dönemdeki çalışmaların aksine, günümüz dünyasına göre yeniden ele alınması gerektiği düşünülmektedir. İlişkisel sosyoloji perspektifinden bağımlılığa dair araştırmaların yapılmasının bölgeler düzeyindeki davranışsal farklılıkların patolojik eğilimlerini anlaşılır kılacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Davranışsal bağımlılıkSayısal sosyolojiTeknolojik bağımlılık+2
Nurullah Sevinç
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Z kuşağı kadınlarının siber zorbalık deneyimi ve gündelik hayata etkisinin toplumsal cinsiyet temelli incelenmesi

Bu araştırma, nitel araştırma yöntemine başvurularak, fenomenolojik desen çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcı olarak sosyal medya uygulamalarını yaygınlıkla kullanan Z kuşağı kadınları seçilmiştir. Bu seçimde sosyal medya araçlarından herhangi birinin kullanımında siber zorbalık deneyimi yaşamış olma kriteri belirleyici olmuştur. Bu kapsamda çalışma, Bolu İli Merkez İlçesindeki 20 kadın katılımcı ile derinlemesine görüşme yapılarak gerçekleştirilmiştir. Bu fenomenolojik çalışmanın amacı, siber zorbalık olgusunu, Z kuşağı kadın bireylerin nasıl deneyimlediği ve nasıl anlamlandırdığını ortaya koymak, anlamak ve betimlemektir. Ayrıca, siber zorbalığın mağdurların gündelik hayatları üzerinde nasıl bir etki bıraktığını toplumsal cinsiyet çerçevesinde ele alıp anlamak çalışmanın amaçları arasındadır. Derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Çalışmada, siber zorbalık olgusunun katılımcıların sosyal ilişkilerini, okul hayatını, sosyal aktivitelere katılımını, sosyal medyayı kullanma şeklini ve sürelerini olumsuz yönde etkilediği bilgisine ulaşılmıştır. Yaşları 19-23 arasında olan katılımcıların hepsinin siber zorbalığa erkekler tarafından maruz kaldığına ulaşılırken, mağdurların siber zorbalığa maruz kalma nedenlerini, öğrenilmiş cinsiyetçi söylemler üzerinden kadın olmalarına vurgu yaparak açıkladıkları elde edilen diğer bulgular arasındadır. Ayrıca mağdurların uğradığı siber zorbalıkta cinselliğe ve kadın bedenine dair izlerin bulunduğu tespit edilmiştir. Mağdurların yoğun olarak hissettiği duyguların korku ve çaresizlik olduğu elde edilmiştir. Son olarak, siber zorbalıkla baş etmede katılımcıların daha çok kendi yöntemleriyle sınırlı kaldıklarına, içlerinden sadece altısının polise şikayet ettiğine ve on bir katılımcının siber zorbalık sonrasında psikolojik yardım aldığına ulaşılmıştır.

Siber zorbalık
Zeynep Küçükyakıcı
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyun katılımcılarının yaratmış oldukları karakterlerin kimlik inşa süreçlerine etkileri üzerine sosyolojik bir araştırma: Sıms katılımcıları örneği

Bu çalışmanın ana konusu oyun içerisinde yaratılan avatarın bireyin kimlik inşasına nasıl bir etkisi olduğunu anlamaktır. Birey avatarını oluştururken sanal dünyada bir kimlik kazanır ve sanal evrene benliğini aktarır. Bu doğrultuda tez için avatar ve kimlik ilişkisini incelemek elzemdir. Oyun içerisindeki sanal evreni oluşturan simülasyon, oyuncunun kimliğiyle beraber sahip olduğu tüm nitelikleri değiştirme imkânı vermektedir. Başarılı bir gerçek hayat simülasyonu sunan The Sims 4 oyunu bu tez için incelenecek oyun olarak seçilmiştir. Araştırmanın amacı oyun içerisinde yaratılan avatarların kimlik inşa sürecine etkilerini incelemektir. Araştırma nitel bir çalışmadır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda The Sims 4 oyun katılımcısı olan 20 kişiyle görüşme yapılmıştır. Derinlemesine mülakat görüşmeleri doğrultusunda katılımcı bulguları betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Katılımcı bulguları doğrultusunda yaratılan avatarla gerçek hayatta sahip olunan kimliğin birbiriyle bağlantılı olduğu elde edilmiştir. Oyuncuların simülasyonla oyun içerisinde yapay olarak yarattıkları sanal dünyada kurguladıkları yaşam gerçekten farklıdır. Herhangi bir sınırın olmadığı sanal dünyada oyuncular gerçek yaşamdaki hayatlarından uzaklaşarak bu sanal dünyaya sığınma eylemi niteliğinde oyunu bir araç olarak kullanmaktadır.

Cafiye Özoğul
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Z kuşağının sosyal medyada benlik sunumu: Instagram örneği

Bu tez, Z Kuşağı bireylerinin Instagram platformunda benliklerini nasıl sunduklarını anlamak amacıyla yürütülmüş nitel bir araştırmadır. Sosyal medyanın bireylerin kimlik inşa süreçlerinde oynadığı rol giderek artarken, özellikle dijital yerliler olarak tanımlanan Z Kuşağı'nın çevrimiçi platformlardaki benlik sunum biçimlerinin detaylı olarak incelenmesi önem arz etmektedir. Araştırma, fenomenoloji deseniyle yapılandırılmış ve veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmıştır. 2024 yılının ilk sekiz ayında Türkiye'de farklı şehirlerden seçilen üniversite öğrencileriyle gerçekleştirilen görüşmeler, dijital kimlik, sosyal karşılaştırma, idealize edilmiş benlik, mahremiyet algısı ve duygusal etkiler gibi temalar etrafında analiz edilmiştir. Bulgular, Instagram'ın genç bireyler için sadece bir sosyal ağ değil, aynı zamanda dikkatle kurgulanmış dijital performansların sergilendiği bir sahne işlevi gördüğünü ortaya koymuştur. Katılımcılar, çevrimiçi kimliklerini oluştururken çoğunlukla dışsal onay beklentileri ve toplumsal normlar doğrultusunda içerik ürettiklerini, bu durumun ise gerçek benlik ile dijital benlik arasında çeşitli gerilimler yarattığını ifade etmişlerdir. Araştırma, sosyal medya platformlarının bireylerin benlik sunumlarını nasıl dönüştürdüğünü ve bu sürecin psikolojik ve sosyokültürel etkilerini anlamaya katkı sağlamaktadır.

Hasan Kartaloğlu
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İslamofobi bağlamında Kur'an yakma olaylarının sosyolojik incelemesi: X Türk kullanıcıları örneği

Günümüzde İslam, Batı medeniyeti ve değerlerine yönelik küresel bir tehdit olarak algılanmakta ve bu algı, İslamofobik olayların artışına zemin hazırlamaktadır. Dijital platformlar, bu olayların geniş kitlelere hızla ulaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle Kur'an yakma eylemleri, sosyal medyada büyük yankı uyandırmakta, siyasal ve kültürel bağlamda yoğun şekilde tartışılmakta ve toplumsal hafızada önemli bir yer edinmektedir. Çalışmanın temel amacı, bu eylemlerin toplumsal algıya etkisini, bireyler arası etkileşimi ve ötekileştirme pratiklerini incelemektir. Bu kapsamda, tartışmaların yoğun yaşandığı ve gündelik tepkilerin hızlı bir şekilde dolaşıma girdiği X (eski adıyla Twitter) platformu, araştırma odağı olarak seçilmiştir. Çalışma, 27 Mayıs 2022 ile 25 Mart 2025 tarihleri arasında X'deki Kur'an yakma olaylarına ilişkin paylaşılan tweetleri nitel araştırma yöntemleriyle analiz etmektedir. Çalışmada Van Dijk'in Eleştirel Söylem Analizi ve tematik içerik analizi birlikte kullanılmış, tweet metinlerinin yanı sıra görsel ve videolu paylaşımlar da değerlendirilmiştir. Sonuçlar, İslamofobik eylemlere verilen tepkilerin söylemsel düzeyde çoğunlukla dini kimlik vurgusu, toplumsal dayanışma çağrıları ve Batı'ya yönelik eleştiriler etrafında şekillendiğini ortaya koymaktadır. Özellikle "biz" ve "öteki" ayrımı üzerinden kurulan söylemler dikkat çekmiş, Batı dünyası sıklıkla çifte standart ve İslam düşmanlığıyla eleştirilmiştir. Ayrıca, dijital platformlar Kur'an yakma eylemleri bağlamında yalnızca bireysel tepki değil, kolektif kimliğin güçlendirildiği bir dijital söylem alanı olarak öne çıkmıştır. Bu bağlamda dijital alanın yalnızca bir tepki mecrası olmadığı, aynı zamanda anlam üretimi ve toplumsal hafızanın inşa edildiği dinamik bir zemin olduğu ortaya konulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: İslamofobi, İslam Karşıtlığı, Eleştirel Söylem Analizi, Yeni Medya, X Platformu.

Bilişsel sosyolojiDin sosyolojisiKitle iletişim araçları+2
Sümeyra Uzun
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyunlarda kadın oyuncu olma sürecinin toplumsal cinsiyet bağlamında nitel analizi

Bu çalışmada, dijital dünyanın toplumsal cinsiyet ilişkilerine etkisi incelenmiş; özellikle siberfeminizm hareketi ve dijital oyun kültüründe cinsiyet temsilleri üzerinden kapsamlı bir analiz yapılmıştır. Araştırma, dijital alanın toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini nasıl yeniden ürettiği veya dönüştürdüğü problemini merkezine almıştır. Nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, derinlemesine görüşmeler ve literatür taraması yoluyla veri toplanmıştır. Bulgular, çevrimiçi platformlarda toplumsal cinsiyet normlarının güçlü biçimde yeniden üretildiğini, kadınların dijital ortamlarda sıklıkla ayrımcılık ve tacizle karşılaştığını göstermektedir. Bununla birlikte, siberfeminizm hareketinin sunduğu alternatif direniş pratiklerinin kadınların görünürlüklerini artırmada önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Dijital oyun kültüründe ise karakter tasarımlarının çoğunlukla ataerkil normlar doğrultusunda şekillendiği, kadın karakterlerin çoğu zaman cinselleştirilmiş veya ikincil rollerde temsil edildiği saptanmıştır. Araştırmanın sonuçları, dijital alanların nötr olmadığı; toplumsal güç ilişkilerini yansıttığı ve bu bağlamda yapısal dönüşümlere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Gelecek çalışmalarda dijital feminizm pratiklerinin farklı kültürel bağlamlardaki etkilerinin karşılaştırmalı analizlerle ele alınması önerilmektedir.

Hilal Yalçın
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde gayrimüslimlerin sosyal yaşamı: İstanbul örneği

Osmanlı Devleti gayrimüslimler için din ayrımı gözetmeden geniş bir eşitlik sağlamıştır. 17. yüzyılda İstanbul'da gayrimüslimlerin sosyal yaşamı, Osmanlı İmparatorluğu'nun kozmopolit yapısının bir parçası olarak dikkat çeker. Gayrimüslimler, Müslümanlarla aynı mahallelerde yaşar, ticaret yapar ve şer'i mahkemeleri kullanabilirlerdi. Dinî yükümlülüklerini yerine getirmek için kiliselerini, sinagoglarını özgür biçimde kullanabilir, ekonomik faaliyetlerde aktif bir biçimde yer alırlardı. Osmanlı idaresi, gayrimüslimlere geniş bir eşitlik tanımış ve onların dinî, sosyal yaşamlarını koruma altına almıştır. Ayrıca, gayrimüslimler Osmanlı toplumunda önemli bir ekonomik ve kültürel katkı sağlamışlardır. İstanbul, bu çeşitliliğin en yoğun yaşandığı şehirlerden biri olarak öne çıkmaktadır.

17. yüzyılGayrimüslimlerSosyal hayat+1
Hatice Erdoğdu
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Politik görüşlerin alışveriş tercihlerine etkisi( Ankara ili Çankaya, Mamak ve Etimesgut ilçeleri örneği)

İnsan sosyal bir varlık olması nedeniyle toplumdaki bireylerle sürekli etkileşim halindedir. Bu etkileşim durumunun en doğal halini, insanın tüketici konumu oluşturmaktadır. Zira insan her şeyden önce tüketen bir varlıktır. İnsanın tüketici olma vasfı, yeryüzünde varoluş serüveni ile başlamaktadır. Tüketici olarak insan, yapmış olduğu satın alma davranışlarını kendi fikri zannetse de bu durum her zaman böyle değildir. Zira tüketicinin satın alma davranışlarını, insanın kendi fikrinin yanında etkileyen sayısız etkenden bahsedilebilir. Bu çalışmada, politik görüşlerin alışveriş tercihleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Örneklem alanı olarak Ankara ilinin tercih edildiği bu çalışmada, öncelikle temel kavramlar açıklığa kavuşturulmuştur. Tüketici ve tüketici davranışları anılan kavramların ilk ve en önemlileridir. Bu kavramlar açıklandıktan sonra, tüketici davranışı kavramının ilişkili olduğu alanlara değinilmiştir. Bu bağlamda, tüketici davranış modellerine de yer verilmiştir. Daha sonra tüketicinin satın alma davranışları üzerinde etkili olan etkenler ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, alışveriş tercihleri üzerinde etkisi araştırılan politik görüşlere yer verilmiştir. Politik görüşlerin hepsine çalışmada yer verilemeyeceğinden en yaygın ve kapsamlı olanlar seçilmiştir. Bu politik görüşlerin daha iyi anlaşılması bakımından politika kavramı da ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Aynı şekilde günümüz politika anlayışında etkin rol oynayan siyasi parti ve siyasi lider kavramları da açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde araştırmanın metodolojisine, toplanılan verilerin analizlerine ve yorumlarına değinilmiştir. Son olarak çalışmanın son ve dördüncü bölümü olan sonuç kısmında anlaşılmıştır ki, tüketicilerin politik görüşleri ile alışveriş tercihleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Politik görüşler, alışveriş tercihleri, tüketici

AlışverişAlışveriş davranışlarıAnkara-Etimesgut+3
Mikail Toğrul
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1990'lardan 2000'lere Türkiye'nin toplumsal dönüşümüne yeniden bakmak: Açık toplum inşası

Türk modernleşmesi yaklaşık bir buçuk asırlık bir geçmişe sahiptir. Dönemsel politikalardan doğrudan etkilenerek toplumsal inşa sürecinde de etkin bir rol almıştır. Özellikle 1980'lerde liberal ekonomiye geçişle ve 1990'larda sınıfsal, ekonomik, kültürel yapıda ve anlayışta yoğun bir değişim gerçekleşmiştir. Ortak inanış, 1990'larda, kent toplumunun daha belirgin hale gelmesiyle, ulusal kimliğe entegre olmak yerine, kabuğunu kırmak isteyen, tüketimci ve sınıfsal yükseliş arayan yeni bir sosyal yapının ortaya çıktığı yönündedir. Bu durum, toplumsal hareketler, yerel kimlikler ve ortaya çıkan kültürlerle daha belirgin hale gelmiştir. 2000'li yıllar ise kitlesel düzeyde yoğun sınıfsal geçişlerin yaşandığı ve tüketimciliğin arttığı dönem olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada 1990'ların Türkiye'sinde yaşanan toplumsal olgular için tüketim toplumu, mekânsal ayrışma yeni toplumsal hareketler temelinde yol gösterici olduğu düşünülen Popper'ın 'açık toplum' kavramı bir çözümleme aracı olarak kullanılmıştır. Böylelikle 1980'lerden 2000'li yıllara kadar olan sürecin Türkiye'de şeffaf, denetlenebilir ve bireysel özgürlüğe önem veren bir açık toplum örneği olup olmadığı sorgulanmıştır.

Sosyal dönüşümSosyal hareketlerSosyal inşaa+1
Hasan Kartaloğlu
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1860 - 1923 yılları arası Türk tiyatro metinlerinde din adamı algısı

Bu tez çalışmasında, Türk tiyatro faaliyetlerindeki din adamı figürü incelenecektir. Bu çalışma 1923 yılına kadar yazılmış metinlerdeki din adamı karakterlerinden ve sözlü dönemden günümüze kadar ulaşan seyirlik oyunlardan yola çıkarak yapılmıştır. İçeriklerine ulaşılabilen köy seyirlik oyunları, orta oyunları ve meddah hikâyeleri de dönemsel açıdan fark olup olmadığını anlamak için araştırmaya dâhil edilmiştir. Bu araştırmanın amacı, Türk Tiyatrosu'nda din adamlarının nasıl algılandığını tespit etmektir. Araştırmanın diğer bir amacı ise yazılı tiyatro metinlerindeki din adamı karakterlerini temel alarak, yazarların din adamlarına yönelik tutumlarını ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırmanın cevap bulmayı amaçladığı bir soru da şudur; tiyatro faaliyetinde bulunan insanların din adamları figürlerinde dönemsel açıdan anlamlı bir fark var mıdır? Bu araştırma için kullanılan bütün kaynaklar (konuyla ilgili makaleler, kitaplar, oyun metinleri ve başka araştırmalar) ayrı ayrı analize tabi tutularak anlamlandırılmaya çalışılmış ve bu çalışmada tümevarım yöntemi kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Din Adamı Algısı, Yazar, Türk Tiyatrosu.

Din anlayışıDin görevlileriEdebi metinler+5
Onur Erdemir
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal bellek merkezleri olarak kent müzeleri

Dünyada ve Türkiye'de birçok önemli şehirde kent müzesi bulunmaktadır. Hatta artık birçok küçük nüfuslu ilçelerde bile kent müzelerine rastlanmaktadır. Kent müzelerinin sayıları her geçen gün artmaktadır. Yerel yönetimler kent müzesi kurulumu ve işletilmesi için büyük kaynaklar ayırmakta, fakat müzelerden beklenen temel faydayı üretmekte zorlanmaktadırlar. Bu çalışmanın temel sorgusu, kuruluş amaçlarının başında bir toplumsal bellek merkezi işlevini yerine getirmek olan kent müzelerinin, kendisine yüklenen bu misyonu ne düzeyde yerine getirebileceğidir. Konunun iki temel bileşeni olarak toplumsal bellek kavramı ile kent müzeciliği kavramı ilk iki bölümde detaylıca açıklanmış, üçüncü bölümde de toplumsal bellek merkezi işlevleri ile kent müzesi faaliyetlerinin ne düzeyde uyuştuğu karşılaştırılarak, kent müzelerinin bellek merkezi işlevini ne ölçüde yerine getirebileceği saptanacaktır. Yine bu bölümde bir toplumsal bellek merkezi işlevini yerine getirmesi için kent müzelerinde uygulanması gereken işlevler ile hali hazırda uygulanan ve bunla birlikte toplumsal bellek merkezi işlevini yerine getirme amacından uzaklaştıran faaliyetler sıralanacaktır.

Kent müzesiKentlerKültürel bellek+2
Ömer Faruk Karakaş
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli çocuğa sahip annelerin sosyal destek algısı: Ankara Sincan örneği

Bu araştırma ile özel gereksinimli çocuğa sahip ailelerde çocuğun bakımını üstlenen annelerin sosyal destek algıları, memnuniyet düzeyleri ve görüşlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada hem nitel hem nicel verileri ele alan karma yöntem araştırmalarından yakınsayan paralel karma yöntem deseni kullanılmıştır. Çalışmada engellilik sosyolojisi, engellilik, özel gereksinim ve sosyal destek gibi kavramların tanımları verilmiş ve gelişim süreçlerinin incelenmesine çalışılmıştır. Ankara ili Sincan ilçesi sınırları içerisinde yaşayan ve özel gereksinimli çocuğa sahip olan 100 anne ile hem anket çalışması hem de mülakat gerçekleştirilmiş, katılımcılara sosyal destek ölçeği ve yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Katılımcılardan elde edilen yaş, meslek, aylık gelir, eğitim durumu, hanedeki özel gereksinimli birey sayısı, babanın mesleği ve eğitim durumu gibi demografik bilgiler SPSS veri çözümleme programı kullanılarak çözümlenmiş ve katılımcıların demografik değişkenleri ile sosyal destek algıları ve memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Yine araştırmada yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edilen veriler betimsel içerik analizi yöntemiyle ele alınmıştır. Özel gereksinimli çocuğa sahip annelerin yaşları ve eğitim durumları ile sosyal destek algıları ve memnuniyet düzeyleri arasında anlamlı farklılık olduğu ancak diğer değişkenler için böyle bir farklılıktan söz edilemeyeceği yine annelerin büyük oranda yetersiz destek algısına sahip oldukları, bu durumun memnuniyet düzeylerine de benzer şekilde yansıdığı, çocuklarının engel türüne ve oranına bağlı olarak fiziksel ve ruhsal sorunlar yaşadıkları, sosyal aktivitelerde bulunma ve kendilerine zaman ayırma gibi olanaklarının kısıtlı olduğu ve çocuklarının gelecekleri için kaygı duydukları gibi hususlar araştırmanın bulguları arasındadır.

Ankara-SincanAnnelerBakım verenler+6
Arzu Özdemir
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sezai Karakoç'ta şehir üzerine sosyolojik bir inceleme

Tarihçiler ile Sosyologlar şehirlerin ortaya çıkışına uygarlıkların doğuşu gözü ile bakarlar. Şehirlerin bütün uygarlıklarda önemli bir yeri olduğu hatta genellikle uygarlıkla özdeş algılandığı düşüncesi yaygındır. Bunun yanında Sosyoloji disiplinin oluşma sürecinde şehir araştırmalarının etkisi de gözardı edilemeyecek orandadır. Bu bağlamda Batı'da kapitalizme geçişte şehir konusu önemli bir parametreye dönüşür ve Batı'nın tarihsel süreç boyunca elde ettiği başarıların odağına şehir yerleşir. Sezai Karakoç'un düşüncesinde ana kavram medeniyet kavramıdır. Medeniyeti, tanımı itibariyle bütün insanlığa hitap eden bir tarih olgusudur. Tek kişiye ya da insanlığa dönük cephesiyle medeniyet insanın sadece fiziki ihtiyaçlarına cevap veren bir sistem olmakla kalmaz, aynı zamanda manevi-ahlaki, metafizik ve kültürel isterlerini de karşılamak amacı taşır. Medeniyeler içinde kendisini Vahiy kaynaklı medeniyetlerin sonuncu olarak gördüğü İslam medeniyeti içinde konumlandırır. Şehirleri medeniyetlerin yansıması olarak gören Karakoç şehir örgütlenmesine İslam toplumlarının Peygamberin kurduğu Medine'yi ve tarih içinde bu temeli esas alarak kurulan müslüman şehirleri model alır.

Karakoç, SezaiKentlerSosyologlar+1
Murat Er
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerine erişimde toplumsal cinsiyetin etkisi

Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ülkemizde ve dünyada toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin, sağlık hizmetlerine erişim sürecinde neleri etkilediği problemine cevaplar aranan bu araştırmanın metodolojisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde toplumsal cinsiyet ve cinsiyet kavramları üzerinde ağırlıklı olarak durulmuştur. Toplumsal cinsiyet rolleri, toplumsal cinsiyeti belirleyen etmenler ile bu rolleri pekiştiren etmenlerin sınıflandırılması yapılmıştır. CEDAW Sözleşmesi, Türkiye'de ve dünyada toplumsal cinsiyet algısı ve bu rollerin yansımaları irdelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise, sağlık hizmetleri bağlamında toplumsal cinsiyet olgusunun tahlil edilmesi söz konusudur. Burada ise toplumsal cinsiyet-sağlık hizmetleri ilişkisi bağlamında, sağlık hizmetlerinin kavramsal olarak incelenmesi, özelliklerinin ve etkileyen faktörlerin sınıflandırılması çalışmamıza değer katmaktadır.

Cinsel kimlikEşitsizlikSağlık hizmetleri+1
Erkan Avşar
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici Koruma Kanunu ile Türkiye'ye gelen Suriyelilerin uyum süreci ve karşılaştıkları problemler: Batman örneği

"Geçici Koruma Kanunu İle Türkiye'ye Gelen Suriyelilerin Uyum Süreci Ve Karşılaştıkları Problemler: Batman Örneği" adlı çalışmada öncelikli olarak göç olgusunu anlamamıza katkı sağlayacağını düşündüğümüz temel kavram ve kuramlar incelenmiştir. Bu anlamda hukuk ve sosyal bilimler perspektifinden göçün ne olduğu, hangi tanımlarla karşılandığı, türleri ve farklı perspektiflerin göç olgusuna yaklaşımları irdelenmiş ve kendi çalışmamıza yönelik perspektif oluşturmaya çalışılmıştır. Bunun yanı sıra göçmenlerin uyumu, uyum teorileri bağlamında irdelenerek, Suriye göçü ile ilişkilendirilip, somut örneklerle açıklanmıştır. Böylece Suriye göçünün Suriyeliler üzerindeki etkisi, uyum süreci ve barınma, istihdam, sağlık, eğitim, sosyokültürel alanlarda karşılaşılan güçlükler ve problemler anlaşılmaya ve analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışma uygulamalı bir alan araştırması olarak tasarlanmış ve nitel araştırma yöntemi kullanılarak Batman ilinde gerçekleştirilmiştir. Mülakat uygulamaları kapsamında 20 kişilik bir katılımcı grubuna ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; katılımcıların büyük çoğunluğunun genç yaşta evlendiği ancak anne-baba olma noktasında kararsız oldukları görülmektedir. Katılımcıların ekonomik durumuna bakıldığında ise genelinin düşük maaşla ve hepsinin sigortasız işte çalıştığı anlaşılmaktadır. Ancak bu durum Türkiye'ye gelinen ilk yıllara kıyasla ve Türkiye'de kalma süresi ile farklılık gösterebilmektedir. Dilin öğrenilmesiyle kurulan sağlıklı ilişkiler ve bu doğrultuda etrafını tanıma ve alışma güdüsü katılımcıların hak ettiği parayı alma noktasında direndiklerini göstermektedir. Katılımcıların göç etmeye karar verme süreçleri irdelendiğinde kaçırılma, öldürülme gibi güvenlik kaygılarının yanı sıra elektrik, su, ekmek gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması sonucunda böyle bir karar aldıkları görülmektedir. Ayrıca katılımcıların Türkiye'yi ve Batman'ı göç için öncelikli uğrak noktaları olarak seçmelerinde mekânsal mesafenin yakınlığı, tanıdık birilerinin oluşu ve iş imkânları önemli bir yer tutmaktadır. Son olarak katılımcıların gelecek beklentileri irdelenmiştir. Bu bağlamda katılımcıların çoğunun kimlik yani vatandaşlık alma beklentisinde olduğu görülmektedir. Vatandaşlığın hala verilmemesi ve Suriye'de süren savaş, katılımcıların gelecek hakkında beklentilerinin belirsiz olmasına neden olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriye Göçü, Türkiye'ye Göç, Uyum, Batman

BatmanGeçici hukuki korumalarGöçler+6
Leyla Aktağ
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2020
00

Other supervisors