Theses supervised by Prof. Dr. Ertuğrul Yaman
16 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University, Kırşehir Ahi Evran University
Türkiye Türkçesinde renk adları (Yapı - köken)
Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi yazı dilindeki ve Anadolu ağızlarındaki renk adlarının etimolojik, morfolojik yapıları ile adlandırma yolları incelenmiştir. Tezin hazırlanmasına öncelikle ilgili kaynaklardan renk adları taraması yapılmakla başlanmıştır. Dilimizin söz varlığında önemli bir yere sahip olan renk adlarının tespiti için otuz altı tane roman, hikâye, şiir kitabından oluşan eser, Türkçe Sözlük, altı ciltlik Derleme Sözlüğü, sekiz ciltlik Tarama Sözlüğü, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Bölge Ağızlarında Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Dualar ve Beddualar Sözlüğü ve on üç tane boya markası kataloğu olmak üzere altmış yedi kaynak taranarak 1247 tane renk adı tespit edilmiştir. Renk adlarının yapı, köken ve adlandırma yolları ile ilgili olan bu ayrıntılı çalışmanın giriş bölümünde renkler ile ilgili mevcut bilgiler çalışmalar, inceleme bölümünde renk adlarının yapısı, kökenleri ve adlandırma yolları, renk adları sözlüğü, atasözleri ve deyimlerde renk adları, bölge ağızlarındaki atasözleri ve deyimlerdeki renk adları, kalıp sözler olan dualar ve beddualardaki renk adları, son bölümde ise değerlendirme ve sonuç bölümü ile kaynakça yer almaktadır. Tezimizin sözlük bölümünde kaynaklardan taranan renk adları madde başı olarak alt alta sıralanmıştır. Belirtilen renk adı ile ilgili tanım, örnek cümleler, alındığı kaynak, renk adının geçtiği atasözleri, deyimler, bölge ağızlarında kullanılan atasözleri ve deyimler ile ağızlarda kullanılan renk adları, dualar, beddualar sözlüğündeki renk adları sözcüğün etimolojisiyle birlikte gösterilmektedir. Ancak Anadolu ağızlarında kullanılan bazı renk adlarının etimolojik yapısı tespit edilemediği için bunlarla ilgili köken bilgisi verilememiştir. Sonuç olarak insanoğlu var olduğu günden bugüne kadar renklerle her zaman iç içe olmuştur. Sevgisini, başarısını, hırsını, hüznünü, mutluluğunu, sevincini renklerle ifade etmiştir ve bu ifadeler yazı diline ve konuşma dile yansımıştır. Böylece yüzyıllardır varlığını koruyan renk adları kültürün vazgeçilmezi olan dil içinde en önemli basamaklardan birisine yerleşmiştir ve zamanla farklı kavramların etkisiyle geniş bir yelpazeye sahip olmuştur. Kültürün taşıyıcısı olan dilimizin renklerinden birisi de renk adlarıdır. Bu doğrultuda renk adlarını kapsayan dil ile ilgili ayrıntılı çalışma olmaması fikrinden hareketle bu tez ortaya çıkmıştır. "Türkiye Türkçesinde Renk Adları (Yapı – Köken) " adlı tezimizin renk adları sözlüğü oluşturulması yönünde bir adım olacağını ve bundan sonra yapılacak olan çalışmalara da kaynaklık edeceğini düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Yapı Bakımından Renkler, Köken Bakımından Renkler, Anlam Bakımından Renkler, Atasözleri, Deyimler, Dualar ve Beddualarda Renkler, Renk Adları Sözlüğü.
Dil politikaları bağlamında Türkiye'de dil hareketleri (1980-2015)
Toplumlardaki sosyal ve kültürel değişimler birbirini etkilediği gibi o toplumun dilini de etkiler. Toplumsal hayattaki değişim ve gelişim dilde de görülür. Modern ve çağdaş bir ulus devletinin inşası, buna paralel olarak bir dil inşasını da gerekli kılar. Harf inkılabıyla başlayan Dil Reformu'nun da amacı budur. Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirilen en önemli inkılaplardan biri olan Latin Kökenli Türk Alfabesine geçiş şeklinde gerçekleştirilen Harf İnkılabı," yukarıdan" ama tam olarak "tedrici" de diyemeyeceğimiz bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Dil reformunun dile etkisi kaçınılmazdır. Ama katkısı, araştırılmaya değerdir. Bu konudaki reformlar dili geliştirmeye, zenginleştirmeye ve yaygınlaştırmaya matuf olmalıdır. Türkiye Türkçesi üzerinde etkili olan dil politikasına "dilde sadeleştirme" politikaları damgasını vurmuştur. Sadeleştirme çalışmaları da siyasi iradelerin politik duruşlarına göre farklılıklar göstermiştir. İdeolojik yaklaşımlar, dilin doğal seyrinde gelişmesine ve yaygınlaşmasına olumsuz etki yapmıştır. Toplumu ayakta tutan en temel dinamik, eğitim; eğitimin de omurgası dildir. Dolayısıyla dil konusu, hükümetlerin politik ve ideolojik duruşlarına bağlı kalmadan, bir devlet politikası olarak ele alınmalıdır. Çünkü toplum kalitesi, toplam kaliteyle mümkün olacağından, dil kalitesi olmadan da toplum kalitesinden bahsedilemez. Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi üzerinde gerçekleştirilen dil politikalarını değerlendirmek, bu politik süreci yorumlamak ve bu süreçlerin Türk diline etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Aynı zamanda Türk dilinin, öncelikle kendi toplumunun ihtiyaçlarını tam olarak karşılaması ve Türk toplumlarının da "ortak iletişim dili" olması ve böylece Türkçenin dünya dili olması adına tespitler ve öneriler ortaya koymak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: dil politikaları, dilde sadeleştirme, dil tartışmaları, ortak alfabe, ortak iletişim dili
Nidâî: Tenbîhnâme (Dil incelemesi, tenkitli metin, dizin)
Bu doktora çalışmasında 16. yüzyılda yaşamış ve daha çok hekim kimliğiyle tanınmış olan Nidâî'nin Tenbîhnâme adlı eserinin tenkitli metninin oluşturulması, dil, imlâ ve içerik yönünden incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma "Giriş" ve "Sonuç" bölümleri dışında 6 bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Tenbîhnâme'nin nasihatnâme geleneğimiz içindeki yerini tespit edebilmek amacıyla Türk Klasik edebiyatında nasihatname geleneği hakkında genel bilgiler verilmiştir. "1. Bölüm"de Nidâî'nin hayatı, sanatı ve eserleri ele alınmış, "2. Bölüm"de Tenbîhnâme, şekil ve muhteva özellikleri bakımından ayrıntılı bir şekilde tanıtılmıştır. Ayrıca yine bu bölümde Tenbihnâme'de yer alan hikâyelerin özetleri verilmiş, hikâyeler; kişi, mekân, zaman ve olay örgüsü gibi yapısal unsurları bakımından da değerlendirilmiştir. "3. Bölüm"de ise Tenbihnâme'nin imlâ ve dil özellikleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. H. 952 (M. 1545) tarihinde yazılmış olan Tenbîhnâme, Eski Anadolu Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesine geçiş dönemi eseridir. Bu nedenle eserin dil özellikleri art zamanlı bir bakış açısıyla Eski Türkçe ve Eski Anadolu Türkçesi dönemleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. "4. Bölüm"de Tenbîhnâme cümle bilgisi açısından incelenmiş, "5. Bölüm"de Tenbîhnâme'nin nüshaları tanıtıldıktan sonra tenkitli metne yer verilmiştir. Tenkitli metnin sayfa ve satır düzeni Almanya Berlin Devlet Kütüphanesi nüshasına göre oluşturulmuş, diğer nüshaların sadece sayfa numaraları belirtilmiştir. Dizin başlıklı "6. Bölüm"de metnin gramatikal dizini yer almıştır. Dizinde yer alan kelimelerin anlamları metindeki bağlamları dikkate alınarak verilmiştir. Son olarak ise çalışmada ulaşılan sonuçlar "Sonuç" başlığı altında ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Nidâî, Tenbîhnâme, Tenkitli Metin, Dil İncelemesi, Dizin
Dijital ortamda okumanın öğrencilerin okuma alışkanlıklarına etkileri: Bir durum çalışması
Geleneksel birçok uygulama yerine 21. yüzyılın dijital dünyasında artık yeni normal sayılabilecek modern ve teknolojik uygulamalara doğru bir eğilim başlamıştır. Günümüz öğrencilerinin dijital ortamlarda çoğunlukla okul dışı zamanlarında dijital medya ile çok fazla vakit geçirdiği görülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın temel amacı, dijital ortamdan okumanın öğrencilerin okuma alışkanlıklarına etkisine ilişkin öğrenciler, öğretmenler ve velilerin görüşlerinin tespit edilip ilgili alanyazın ve sonuçlarıyla desteklenerek belgelendirmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma gruplarının belirlenmesinde ölçüt ve uygun örneklem yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında bir devlet okulunda 7. ve 8. sınıfında öğrenim gören toplam 36 öğrenci, 15 Türkçe öğretmeni ve 15 öğrenci velisi oluşmaktadır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler nitel veri analizlerinden betimsel ve içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, öğrencilerin büyük çoğunluğu tarafından dijital ortamdan okumanın okuma alışkanlıklarına olumlu etkileri olduğu, öğretmenler ve velilerin büyük çoğunluğu tarafından ise dijital ortamdan okumanın; öğrencilerin temel okuma alışkanlıklarının yerleşmiş olması, dijital okuryazarlık becerileri ve dijital yetkinliklerinin ileri seviyelerde olması ve bilinçli, amacına uygun okumalar yapıldığı taktirde okuma alışkanlıklarına olumlu etkileri olabileceği; aksi taktirde okuma alışkanlıklarına herhangi bir etkisinin olmayacağı sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına dayalı olarak dijital ortamda okumanın öğrencilerin okuma alışkanlıklarına etkilerine yönelik öneriler sunulmuştur.
İbrahim Örs'ün Göl Çocukları adlı eserindeki fiilimsilerin tespiti ve Türkçe öğretimi açısından değerlendirilmesi
Türkçe öğretiminin amaçlarından birisi temel dil bilgisi kurallarının kavratılmasıdır. Dil bilgisi kurallarının kavratılması, öğrencilere doğru konuşma, okuma ve yazma becerileri noktasında büyük katkı sağlar. Bundan dolayı fiilimsiler de dil bilgisi içerisinde önemli bir konu olduğundan onun da bu husustaki önemi ortadadır. Genel anlamda fiilimsiler, dil bilgisi konuları içerisinde öğrencilerin kavramakta zorlanıp yeteri kadar benimseyemedikleri konular grubunda yer almaktadır. Dil bilgisi kurallarının ezberletilmeden sezdirilerek öğretilmesi önemli bir husustur. Buna dayanarak dil bilgisi, özellikle fiilimsiler konusunun, edebî metinler aracılığıyla sezdirilerek öğretilmesinin doğru bir yaklaşım olacağı düşünülmüştür. Bu düşünce ışığında bu çalışmanın amacı çocuklar tarafından sevilen bir eserin onlar üzerinde oluşturmuş olduğu olumlu duygulardan yararlanarak ön yargı ile yaklaşılan ve zorlanılan bir konunun, o sevilen eserden oluşturulan örnek fiilimsi metinleri ve cümleleri kanalıyla daha kolay ve kalıcı şekilde öğrenilmesini sağlamaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelenmesi tekniği kullanılmıştır. Doküman incelemesi yazılı, görsel malzemenin toplanıp incelenmesi yoluyla yapılan bir tekniktir. Bunun yanında araştırmadan elde edilen veriler nitel veri analizlerinden betimsel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Bu çalışma İbrahim Örs'ün Göl Çocukları adlı eserindeki fiilimsi gruplarının tahlilini içermektedir. Sözü geçen eserle ilgili daha önce yapılmış bir fiilimsi çalışması olmamasından dolayı bu eser üzerinde çalışmanın alana katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Çalışmada ilk olarak her fiilimsi grubuyla ilgili olarak araştırmacıların düşünceleri belirtilmiş; daha sonra eserde yer alan fiilimsiler taranarak isim-fiiller, sıfat-fiiller, zarf-fiiller şeklinde sınıflandırması yapılmış; sonraki evrede de fiilimsi grupları tek tek bulunmuştur. Daha sonra çalışmanın sonuç kısmında, incelemeye esas olan fiilimsi gruplarının dağılımı verilip çalışmanın Türkçe öğretimi açısından değerlendirilmesi yapılarak önemine değinilmiştir. Son olarak öneriler kısmında fiilimsi öğretiminin edebî eserlerden faydalanarak gerçekleştirilmesinin gerekliliği üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Fiilimsiler, Fiilimsi Grupları, Göl Çocukları, İbrahim Örs.
Dil bilgisi öğretiminde yapılandırmacı yaklaşım yöntem ve tekniklerinin uygulanmasına ilişkin Türkçe öğretmenlerinin görüşleri: Kırşehir örneği
Bu araştırma ile Kırşehir ilinde ortaokullar düzeyinde Türkçe derslerinde dil bilgisi öğretimine ilişkin olarak yapılandırmacı yaklaşım çerçevesinde hangi yöntem ve tekniklerin kullanıldığını ve bu yöntem ve tekniklerin ne düzeyde uygulandığını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma nitel bir durum çalışması olarak hazırlanmıştır. Çalışma grubu, Kırşehir ili Merkez ilçesinde 2023-2024 Eğitim Öğretim Yılında Kırşehir Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı orta okullarda görev alan 40 Türkçe öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formları ve 5. sınıf Türkçe ders kitabı kullanılmıştır. Görüşme formu, katılımcılara yöneltilen 6 açık uçlu soru içermektedir. Çalışma kapsamında kullanılan görüşme formunun uygulanabilmesi için ilgili kişi ve kurumlardan gerekli olan izinler alınmıştır. Görüşme formları aracılığıyla elde edilen verilerin analizi betimsel analiz tekniğiyle gerçekleştirilmiş, ders kitabının incelenmesi sürecinde doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Görüşme formlarının analizi sonrasında katılımcıların dil bilgisi öğretiminde ders işleme sürecinde yapılandırmacı yaklaşımla örtüşen farklı yöntem ve teknikleri dersin içeriğine uygun olarak uyguladığı, ders işleme sürecinde geleneksel yaklaşım öğretim yaklaşımlarından düz anlatım, soru-cevap gibi yöntem ve tekniklerin uygulanmasına sıklıkla yer verdiği, ders işleme sürecinde kullanılan materyallerden akıllı tahta, dijital kaynaklar gibi araçların kullanımının önemli ölçüde arttığı, öğrencilerin genellikle derse etkin katılımına özen gösterdiği, dil bilgisi değerlendirme sürecinde ise daha çok geleneksel yöntemleri uygulandığı ve yapılandırmacı yaklaşım çerçevesinde süreç odaklı değerlendirmelere istenilen ölçüde yer vermedikleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışma grubunda yer alan öğretmenlerin ortaokullar düzeyinde dil bilgisi öğretiminde ders işleme süreçlerinde yapılandırmacı yaklaşım, yöntem ve tekniklerine yer verseler de değerlendirme sürecinde geleneksel yaklaşım yöntem ve tekniklerini tercih ettikleri saptanmıştır. 5. sınıf Türkçe ders kitabı ise Türkiye Yüz Yılı Maarif Modeli kapsamında hazırlanan 2024 Türkçe Dersi Öğretim Programı bağlamında genel yaklaşım ve hedefler, dil yapıları içerisinde sunulan dil bilgisi konuları, beceri temelli ve bütüncül yaklaşım, konuların sunuluş biçimi, konu-kazanım uyumu, değerler eğitimi ve kültürel bütünlük ve ölçme-değerlendirme etkinliklerinin uygunluğu açısından incelenmiştir. Doküman analizi yoluyla elde edilen veriler ışığında MEB. 5. sınıf Türkçe ders kitabının 2024 TYMM Türkçe öğretim Programıyla uyumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Cumhuriyetten günümüze anayasa dilinin Türkçe kullanımı açısından karşılaştırılması
Bu araştırma Anayasa metinlerinde kullanılan dilin, Türkçe kullanımı açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada doküman analizi uygulanmıştır. Araştırmada, Cumhuriyetin ilanı ile birlikte yürürlüğe girmiş olan ve bir tanesi hala kullanılmakta olan Anayasalar üzerinde çalışılmıştır. 1921, 1924, 1961 ve 1982 yıllarında yürürlüğe girmiş olan bu Anayasa metinleri, kullanmış oldukları dil açısından Türkçe dili ile ne denli örtüşmekte belirlenmesi amaçlanmıştır. Hayatın ve toplumun kaçınılmaz bir parçası olan yasaların, günlük kullanım içerisinde süregelen değişim durumunun saptanması hedeflenerek ileride oluşturulabilecek yeni bir Anayasa çalışmasına kaynaklık etmesi umulmaktadır. Ayrıca Anayasa, devlet kurumlarının her türlü ihlale karşı denetlenmesini sağlayan, dolayısıyla bireysel hak ve özgürlükleri tesis eden ve dokunulmazlığı sağlayan bir belge olarak tanımlanmaktadır. Anayasa metinlerinde yer alan hukuk dili, kimi dönemlerde yabancı sözcüklere daha fazla yer verirken kimi dönemlerde de bu oran düşmüştür. Aynı zamanda hukuk dilinin, halkın anlayabileceği bir düzeyde olması gerekli mi değil mi sorularına cevap aranmıştır. Araştırma sonucunda Anayasa metinlerinde kullanılan hukuk dilinin günden güne sözcük türü bakımından değişimi sergilenmiştir. Sonuç olarak Anayasa metinlerinde yabancı kelimelerin yerini almak için dilin sadeleştirilmesi ve halkın anlayabileceği Türkçe karşılıkların bulunması önemlidir. Ancak, bazı terimler evrensel anlam taşıdığı için bu terimlerin yerinde kullanılması da gerektiği unutulmamalıdır. Bu dengeyi sağlamak için dil uzmanları ve hukukçularla iş birliği yapılarak anayasa dilinin hem hukuki anlamını koruyan hem de halkın anlayabileceği bir dilde olması sağlanabilir.
Türkiye Türkçesinde bir çok anlamlılık incelemesi
Türkiye Türkçesi, Türkçenin Özellikle Cumhuriyetten beri süregelen önemli bir yazı koludur. Bu yazı dili üzerinde özellikle son yıllarda yapılan tezler ve araştırmalar dilbilimin önemli alanları ile ortak yapılmaya başlanmıştır. Biz de bu çalışmamızda Türkiye Türkçesi yazı dilinde var olan eylemleri dilbilimin önemli bir kolu olan çok anlamlılık açısından ele aldık. Çokanlamlılık, Türkçe Sözlük'te "Bir kelimenin birçok anlam bildirme niteliği" olarak tanımlanmaktadır. Ele alınan çalışmaların genelinde ise, bir gösterge yani sözcüğün birbiri ile ilişkili birden fazla anlama sahip olması şeklinde ele alınmıştır. Çalışmaların üzerinde durduğu temel nokta ise, çok anlamlılığın bağlam içerisinde belirlendiği ve oluştuğudur. Bu çalışmanın temel noktası da bağlamdır. Çalışmaya başlarken öncelikle doküman analizi yapılmıştır. Eylemlerin tespiti için seçilen eserlerin ilk baskıları taranmıştır. Eserler içerisinden eylemleri tespit etmek için {–An}sıfat-fiil eki seçilmiştir. Çünkü {–An}sıfat-fiil eki, eylemlerin kullanım sıklıklarının belirlenmesinde açık ve net sonuçlar vermektedir. İkinci olarak da, {–An}sıfat-fiil eki aynı zamanda kelime grupları ve yan cümlecik oluşturma karakterine sahiptirler. Çalışmamızda edebi dilin kullanıldığı 11 eser içerisinde geçen eylemler ele alınmıştır. Bu eserler 1910 yılından itibaren her on yıllık dilimler içerisinden seçilmiştir. Eserlerde yer alan fiiller {–An}sıfat-fiil eki taranarak tespit edilmiş ve orta sıklığa sahip 52 eylem ele alınmıştır. Bu 52 eylem içerisinden 37 eylemde Türkçe Sözlük'te olmayan yeni anlamlar tespit edilmiştir. Çalışmanın temel amacı, dilde var olan ancak kullanıldığı bağlama (context) göre değişebilen anlam farklılıklarının ortaya konulması ve sözlükte yer almayan ancak dilde kullanılan anlamların tespit edilmesidir. Daha sonra elde edilen malzeme çok anlamlılık başlıklarına göre incelenmiştir. Sonuç olarak yapılan çalışmadan elde edilen malzeme değerlendirilmiştir ve çalışmanın alana olan katkısı açıklanmıştır.
Dil politikaları bağlamında Türkiye'de dil hareketleri (1980-2015)
Toplumlardaki sosyal ve kültürel değişimler birbirini etkilediği gibi o toplumun dilini de etkiler. Toplumsal hayattaki değişim ve gelişim dilde de görülür. Modern ve çağdaş bir ulus devletinin inşası, buna paralel olarak bir dil inşasını da gerekli kılar. Harf inkılabıyla başlayan Dil Reformu'nun da amacı budur. Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirilen en önemli inkılaplardan biri olan Latin Kökenli Türk Alfabesine geçiş şeklinde gerçekleştirilen Harf İnkılabı," yukarıdan" ama tam olarak "tedrici" de diyemeyeceğimiz bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Dil reformunun dile etkisi kaçınılmazdır. Ama katkısı, araştırılmaya değerdir. Bu konudaki reformlar dili geliştirmeye, zenginleştirmeye ve yaygınlaştırmaya matuf olmalıdır. Türkiye Türkçesi üzerinde etkili olan dil politikasına "dilde sadeleştirme" politikaları damgasını vurmuştur. Sadeleştirme çalışmaları da siyasi iradelerin politik duruşlarına göre farklılıklar göstermiştir. İdeolojik yaklaşımlar, dilin doğal seyrinde gelişmesine ve yaygınlaşmasına olumsuz etki yapmıştır. Toplumu ayakta tutan en temel dinamik, eğitim; eğitimin de omurgası dildir. Dolayısıyla dil konusu, hükümetlerin politik ve ideolojik duruşlarına bağlı kalmadan, bir devlet politikası olarak ele alınmalıdır. Çünkü toplum kalitesi, toplam kaliteyle mümkün olacağından, dil kalitesi olmadan da toplum kalitesinden bahsedilemez. Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi üzerinde gerçekleştirilen dil politikalarını değerlendirmek, bu politik süreci yorumlamak ve bu süreçlerin Türk diline etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Aynı zamanda Türk dilinin, öncelikle kendi toplumunun ihtiyaçlarını tam olarak karşılaması ve Türk toplumlarının da "ortak iletişim dili" olması ve böylece Türkçenin dünya dili olması adına tespitler ve öneriler ortaya koymak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: dil politikaları, dilde sadeleştirme, dil tartışmaları, ortak alfabe, ortak iletişim dili
Safahat'ta değerler eğitimi unsurları
Bu çalışmada, Millî Şairimiz Mehmet Âkif ERSOY'un "Safahat" adlı eserindeki "değerler" tespit edilmiştir. Kaynak eser olarak Beyan Yayınları'na ait, Hazırlayan: A. Vahap AKBAŞ olan "Safahat" göz önünde bulundurulmuştur. Öncelikle "değer" kavramı üzerinde durulmuştur. Henüz ülkemizde bâkir olan "değerler eğitimi" birçok akademisyen tarafından kaleme alınmış olsa da bu konu hakkında bir hemfikirlik söz konusu değildir. Bu çalışmada bunun da ortak bir nokta oluşturulmak üzere Âkif'in "Safahat" eserinde söz konusu değerler tespit edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, "Safahat"taki değerlerin tespiti ve "Asım'ın Nesli"nin hangi değerlere sahip olunması gerektiğini ve "değerler eğitimi" açısından bu eserin neler ifade ettiğini ortaya çıkarmaktır. Çalışmamızın birinci kısmında, "değer, değerler eğitimi ve geçmişten günümüze" sunulmuştur. Daha sonraki bölümde ilgili eser titizlikle taranıp, belirlenen "değerler"i ifade eden anahtar sözcük / sözcükler veya beyit, dörtlük ya da igili dizeler tespit edilmiştir. Dizelerden hareketlerle değerler sınıflandırılarak, alfabetik sıraya göre sunulmuştur. İlgili dize / dizelerden sora belirlenen değerin ihtivası doğrultusunda yorumlanmıştır. Yorumlanırken o alanda çalışmış kimi araştırmalardan da yararlanılmıştır. Sonuç olarak henüz ülkemizde yeni olan bir konu olarak "değerler ve değerler eğitimi" tüm insanlığın yaşamını direkt etkileyen bir kavramdır. Millî Şairimiz, "Safahat" adlı eserinde de milletimiz ve gelecek nesil için; "Asım'ın Nesli"nin inşa ve terakkîsi için lazım gelen ve gelecek nesle de intikâl etmesi gereken değerler vardır. Bu değerler hem iletişimde hem sosyal ve şahsî hayatta hem de bizim eşref-i mahlûk olarak yaratılmış olmamız gereği bahsi geçen değerlere sahip olmalı ve bu değerleri hayatımızda tatbik etmeliyiz ki "değerli birer insan" olalım. Bu yönüyle Âkif, tüm insanlığa, Safahat'ında milletimizin ve "Asım'ın Nesli"nin sahip olması gereken değerleri sunmuştur.
Safahat'ta değerler eğitimi unsurları
Bu çalışmada, Millî Şairimiz Mehmet Âkif ERSOY'un "Safahat" adlı eserindeki "değerler" tespit edilmiştir. Kaynak eser olarak Beyan Yayınları'na ait, Hazırlayan: A. Vahap AKBAŞ olan "Safahat" göz önünde bulundurulmuştur. Öncelikle "değer" kavramı üzerinde durulmuştur. Henüz ülkemizde bâkir olan "değerler eğitimi" birçok akademisyen tarafından kaleme alınmış olsa da bu konu hakkında bir hemfikirlik söz konusu değildir. Bu çalışmada bunun da ortak bir nokta oluşturulmak üzere Âkif'in "Safahat" eserinde söz konusu değerler tespit edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, "Safahat"taki değerlerin tespiti ve "Asım'ın Nesli"nin hangi değerlere sahip olunması gerektiğini ve "değerler eğitimi" açısından bu eserin neler ifade ettiğini ortaya çıkarmaktır. Çalışmamızın birinci kısmında, "değer, değerler eğitimi ve geçmişten günümüze" sunulmuştur. Daha sonraki bölümde ilgili eser titizlikle taranıp, belirlenen "değerler"i ifade eden anahtar sözcük / sözcükler veya beyit, dörtlük ya da igili dizeler tespit edilmiştir. Dizelerden hareketlerle değerler sınıflandırılarak, alfabetik sıraya göre sunulmuştur. İlgili dize / dizelerden sora belirlenen değerin ihtivası doğrultusunda yorumlanmıştır. Yorumlanırken o alanda çalışmış kimi araştırmalardan da yararlanılmıştır. Sonuç olarak henüz ülkemizde yeni olan bir konu olarak "değerler ve değerler eğitimi" tüm insanlığın yaşamını direkt etkileyen bir kavramdır. Millî Şairimiz, "Safahat" adlı eserinde de milletimiz ve gelecek nesil için; "Asım'ın Nesli"nin inşa ve terakkîsi için lazım gelen ve gelecek nesle de intikâl etmesi gereken değerler vardır. Bu değerler hem iletişimde hem sosyal ve şahsî hayatta hem de bizim eşref-i mahlûk olarak yaratılmış olmamız gereği bahsi geçen değerlere sahip olmalı ve bu değerleri hayatımızda tatbik etmeliyiz ki "değerli birer insan" olalım. Bu yönüyle Âkif, tüm insanlığa, Safahat'ında milletimizin ve "Asım'ın Nesli"nin sahip olması gereken değerleri sunmuştur.
Safahat'ta değerler eğitimi unsurları
Bu çalışmada, Millî Şairimiz Mehmet Âkif ERSOY'un "Safahat" adlı eserindeki "değerler" tespit edilmiştir. Kaynak eser olarak Beyan Yayınları'na ait, Hazırlayan: A. Vahap AKBAŞ olan "Safahat" göz önünde bulundurulmuştur. Öncelikle "değer" kavramı üzerinde durulmuştur. Henüz ülkemizde bâkir olan "değerler eğitimi" birçok akademisyen tarafından kaleme alınmış olsa da bu konu hakkında bir hemfikirlik söz konusu değildir. Bu çalışmada bunun da ortak bir nokta oluşturulmak üzere Âkif'in "Safahat" eserinde söz konusu değerler tespit edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, "Safahat"taki değerlerin tespiti ve "Asım'ın Nesli"nin hangi değerlere sahip olunması gerektiğini ve "değerler eğitimi" açısından bu eserin neler ifade ettiğini ortaya çıkarmaktır. Çalışmamızın birinci kısmında, "değer, değerler eğitimi ve geçmişten günümüze" sunulmuştur. Daha sonraki bölümde ilgili eser titizlikle taranıp, belirlenen "değerler"i ifade eden anahtar sözcük / sözcükler veya beyit, dörtlük ya da igili dizeler tespit edilmiştir. Dizelerden hareketlerle değerler sınıflandırılarak, alfabetik sıraya göre sunulmuştur. İlgili dize / dizelerden sora belirlenen değerin ihtivası doğrultusunda yorumlanmıştır. Yorumlanırken o alanda çalışmış kimi araştırmalardan da yararlanılmıştır. Sonuç olarak henüz ülkemizde yeni olan bir konu olarak "değerler ve değerler eğitimi" tüm insanlığın yaşamını direkt etkileyen bir kavramdır. Millî Şairimiz, "Safahat" adlı eserinde de milletimiz ve gelecek nesil için; "Asım'ın Nesli"nin inşa ve terakkîsi için lazım gelen ve gelecek nesle de intikâl etmesi gereken değerler vardır. Bu değerler hem iletişimde hem sosyal ve şahsî hayatta hem de bizim eşref-i mahlûk olarak yaratılmış olmamız gereği bahsi geçen değerlere sahip olmalı ve bu değerleri hayatımızda tatbik etmeliyiz ki "değerli birer insan" olalım. Bu yönüyle Âkif, tüm insanlığa, Safahat'ında milletimizin ve "Asım'ın Nesli"nin sahip olması gereken değerleri sunmuştur.
Türkiye Türkçesinde ses düşmeleri
Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi yazı dilinde meydana gelen ses düşmesi olayları incelenmiştir. Ses düşmesine uğrayan kelimelerin tespitinde bilinen klasik örnekler yerine, edebî eserlerden doğal ve kullanımdaki örnek cümleler esas alınmıştır. Ses düşmelerinin tespiti için otuz üç tane roman, hikâye ve şiir kitabından oluşan eser taranmıştır. Buradan bulunan 4229 adet cümlede ses düşmesine uğrayan kelimeler tespit edilerek ses düşmelerinin bir sınıflandırması yapılmış, bu sınıflandırma içerisine yerleştirilen cümleler kendi kategorileri içinde ulaşılmasının kolaylığını sağlamak amacıyla alfabetik olarak dizilmiştir. Sınıflandırma esnasında ses düşmeleri öncelikle ünlü ve ünsüz düşmeleri olarak kategorize edilmiştir. Daha sonra bunlar kendi içerisinde kelime başı, ortası veya sonunda meydana gelen düşmelere göre sınıflandırılmıştır. Kategorilerin en sonunda da büzülme, hece düşmesi ve kaynaşmaya yer verilmiştir. Gramer kitapları ve makalelerde ses düşmesi konusu henüz tam bir sonuca bağlanamamıştır. Terimlerin tam olarak hangi örnekleri karşıladığı belirlenememiştir. Bu konu için kullanılan terimler; ses düşmesi, ses düşmeleri, hece düşmesi, iç ses düşmesi, ön ses düşmesi, son ses düşmesi, büzülme, büzüşme, kaynaşma, ünlü düşmesi, ünsüz düşmesi, ünlü çatışması vb. şeklindedir. Görüldüğü gibi alanda bir kavram çokluğu yaşanmaktadır. Bulunan örnek cümlelerle bu çokluk bir düzen içerisinde verilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Türkçesindeki ses düşmelerini araştırmaktır. Bu genel amaca hizmet eden diğer amaçlar şu şekilde özetlenebilir: Türkiye Türkçesi ile ilgili gramer kitaplarında yer alan bu konuyla ilgili bilgileri bir araya getirmek; ses düşmelerini Türkiye Türkçesi yazı diliyle 1908-2013 yılları arasında yayımlanmış edebî eserlerde tespit etmek; ses düşmesine uğramış canlı örnekleri bir sınıflandırmaya tâbi tutmak; ses düşmelerinin sebepleri ve sonuçlarını tartışmak; ses düşmeleri üzerinde yeni bakış açıları oluşturmak; gramer kitaplarında tam anlamıyla oturmamış görünen ses düşmesi olaylarına daha geniş ve farklı pencerelerden bakılmasını sağlamaktır. Çalışmamızın baş kısmında ilgili literatür taranmış ve mevcut bilgiler bir araya toplanmıştır. Bu bilgiler, kendi içinde tasnif edilmiştir. Daha sonra, inceleme bölümünde doğal ve kullanımdaki örnekler tasnif edilerek değerlendirilmiştir. En son kısımda ise, elde edilen sonuçlar ve veriler ışığında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın sonunda ise terimler dizini ve kaynakça yer almıştır. Sonuç olarak Türk dilinin genel yapısında ses düşmeleri eğilimi çok yüksektir. Bu eğilimin özünde; kullanım sıklığına bağlı olarak doğal değişimler vardır. Zaman içinde ortaya çıkan bu değişimler, ses düşmelerini beraberinde getirmektedir. Söz konusu eğilimin bir başka sebebi, doğal dilbilgisel süreçler yanında en az çaba yasası ve kolay söyleyiş arayışıdır. Bizce, diğer önemli bir sebep ise, tezimizin asıl bulgusu olan estetik duygusudur. Türkçe Sözlük?te (2011: 821) estetik; sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat; güzellik duygusu ile ilgili olan; güzellik duygusuna uygun olan anlamlarına gelmektedir. Türkler, tarih boyunca estetiğe hep önem vermişlerdir. Bu bağlamda Türkçe de estetik bir dil olarak gelişimini sürdürmüştür. Ses düşmeleri, söz konusu estetik arayışın doğal sonuçlarıdır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Türkçesi, ses düşmesi, ünlü düşmesi, ünsüz düşmesi
Türkiye Türkçesinde ses düşmeleri
Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi yazı dilinde meydana gelen ses düşmesi olayları incelenmiştir. Ses düşmesine uğrayan kelimelerin tespitinde bilinen klasik örnekler yerine, edebî eserlerden doğal ve kullanımdaki örnek cümleler esas alınmıştır. Ses düşmelerinin tespiti için otuz üç tane roman, hikâye ve şiir kitabından oluşan eser taranmıştır. Buradan bulunan 4229 adet cümlede ses düşmesine uğrayan kelimeler tespit edilerek ses düşmelerinin bir sınıflandırması yapılmış, bu sınıflandırma içerisine yerleştirilen cümleler kendi kategorileri içinde ulaşılmasının kolaylığını sağlamak amacıyla alfabetik olarak dizilmiştir. Sınıflandırma esnasında ses düşmeleri öncelikle ünlü ve ünsüz düşmeleri olarak kategorize edilmiştir. Daha sonra bunlar kendi içerisinde kelime başı, ortası veya sonunda meydana gelen düşmelere göre sınıflandırılmıştır. Kategorilerin en sonunda da büzülme, hece düşmesi ve kaynaşmaya yer verilmiştir. Gramer kitapları ve makalelerde ses düşmesi konusu henüz tam bir sonuca bağlanamamıştır. Terimlerin tam olarak hangi örnekleri karşıladığı belirlenememiştir. Bu konu için kullanılan terimler; ses düşmesi, ses düşmeleri, hece düşmesi, iç ses düşmesi, ön ses düşmesi, son ses düşmesi, büzülme, büzüşme, kaynaşma, ünlü düşmesi, ünsüz düşmesi, ünlü çatışması vb. şeklindedir. Görüldüğü gibi alanda bir kavram çokluğu yaşanmaktadır. Bulunan örnek cümlelerle bu çokluk bir düzen içerisinde verilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Türkçesindeki ses düşmelerini araştırmaktır. Bu genel amaca hizmet eden diğer amaçlar şu şekilde özetlenebilir: Türkiye Türkçesi ile ilgili gramer kitaplarında yer alan bu konuyla ilgili bilgileri bir araya getirmek; ses düşmelerini Türkiye Türkçesi yazı diliyle 1908-2013 yılları arasında yayımlanmış edebî eserlerde tespit etmek; ses düşmesine uğramış canlı örnekleri bir sınıflandırmaya tâbi tutmak; ses düşmelerinin sebepleri ve sonuçlarını tartışmak; ses düşmeleri üzerinde yeni bakış açıları oluşturmak; gramer kitaplarında tam anlamıyla oturmamış görünen ses düşmesi olaylarına daha geniş ve farklı pencerelerden bakılmasını sağlamaktır. Çalışmamızın baş kısmında ilgili literatür taranmış ve mevcut bilgiler bir araya toplanmıştır. Bu bilgiler, kendi içinde tasnif edilmiştir. Daha sonra, inceleme bölümünde doğal ve kullanımdaki örnekler tasnif edilerek değerlendirilmiştir. En son kısımda ise, elde edilen sonuçlar ve veriler ışığında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın sonunda ise terimler dizini ve kaynakça yer almıştır. Sonuç olarak Türk dilinin genel yapısında ses düşmeleri eğilimi çok yüksektir. Bu eğilimin özünde; kullanım sıklığına bağlı olarak doğal değişimler vardır. Zaman içinde ortaya çıkan bu değişimler, ses düşmelerini beraberinde getirmektedir. Söz konusu eğilimin bir başka sebebi, doğal dilbilgisel süreçler yanında en az çaba yasası ve kolay söyleyiş arayışıdır. Bizce, diğer önemli bir sebep ise, tezimizin asıl bulgusu olan estetik duygusudur. Türkçe Sözlük?te (2011: 821) estetik; sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat; güzellik duygusu ile ilgili olan; güzellik duygusuna uygun olan anlamlarına gelmektedir. Türkler, tarih boyunca estetiğe hep önem vermişlerdir. Bu bağlamda Türkçe de estetik bir dil olarak gelişimini sürdürmüştür. Ses düşmeleri, söz konusu estetik arayışın doğal sonuçlarıdır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Türkçesi, ses düşmesi, ünlü düşmesi, ünsüz düşmesi
Türkiye Türkçesinde ses düşmeleri
Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi yazı dilinde meydana gelen ses düşmesi olayları incelenmiştir. Ses düşmesine uğrayan kelimelerin tespitinde bilinen klasik örnekler yerine, edebî eserlerden doğal ve kullanımdaki örnek cümleler esas alınmıştır. Ses düşmelerinin tespiti için otuz üç tane roman, hikâye ve şiir kitabından oluşan eser taranmıştır. Buradan bulunan 4229 adet cümlede ses düşmesine uğrayan kelimeler tespit edilerek ses düşmelerinin bir sınıflandırması yapılmış, bu sınıflandırma içerisine yerleştirilen cümleler kendi kategorileri içinde ulaşılmasının kolaylığını sağlamak amacıyla alfabetik olarak dizilmiştir. Sınıflandırma esnasında ses düşmeleri öncelikle ünlü ve ünsüz düşmeleri olarak kategorize edilmiştir. Daha sonra bunlar kendi içerisinde kelime başı, ortası veya sonunda meydana gelen düşmelere göre sınıflandırılmıştır. Kategorilerin en sonunda da büzülme, hece düşmesi ve kaynaşmaya yer verilmiştir. Gramer kitapları ve makalelerde ses düşmesi konusu henüz tam bir sonuca bağlanamamıştır. Terimlerin tam olarak hangi örnekleri karşıladığı belirlenememiştir. Bu konu için kullanılan terimler; ses düşmesi, ses düşmeleri, hece düşmesi, iç ses düşmesi, ön ses düşmesi, son ses düşmesi, büzülme, büzüşme, kaynaşma, ünlü düşmesi, ünsüz düşmesi, ünlü çatışması vb. şeklindedir. Görüldüğü gibi alanda bir kavram çokluğu yaşanmaktadır. Bulunan örnek cümlelerle bu çokluk bir düzen içerisinde verilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Türkçesindeki ses düşmelerini araştırmaktır. Bu genel amaca hizmet eden diğer amaçlar şu şekilde özetlenebilir: Türkiye Türkçesi ile ilgili gramer kitaplarında yer alan bu konuyla ilgili bilgileri bir araya getirmek; ses düşmelerini Türkiye Türkçesi yazı diliyle 1908-2013 yılları arasında yayımlanmış edebî eserlerde tespit etmek; ses düşmesine uğramış canlı örnekleri bir sınıflandırmaya tâbi tutmak; ses düşmelerinin sebepleri ve sonuçlarını tartışmak; ses düşmeleri üzerinde yeni bakış açıları oluşturmak; gramer kitaplarında tam anlamıyla oturmamış görünen ses düşmesi olaylarına daha geniş ve farklı pencerelerden bakılmasını sağlamaktır. Çalışmamızın baş kısmında ilgili literatür taranmış ve mevcut bilgiler bir araya toplanmıştır. Bu bilgiler, kendi içinde tasnif edilmiştir. Daha sonra, inceleme bölümünde doğal ve kullanımdaki örnekler tasnif edilerek değerlendirilmiştir. En son kısımda ise, elde edilen sonuçlar ve veriler ışığında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın sonunda ise terimler dizini ve kaynakça yer almıştır. Sonuç olarak Türk dilinin genel yapısında ses düşmeleri eğilimi çok yüksektir. Bu eğilimin özünde; kullanım sıklığına bağlı olarak doğal değişimler vardır. Zaman içinde ortaya çıkan bu değişimler, ses düşmelerini beraberinde getirmektedir. Söz konusu eğilimin bir başka sebebi, doğal dilbilgisel süreçler yanında en az çaba yasası ve kolay söyleyiş arayışıdır. Bizce, diğer önemli bir sebep ise, tezimizin asıl bulgusu olan estetik duygusudur. Türkçe Sözlük?te (2011: 821) estetik; sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat; güzellik duygusu ile ilgili olan; güzellik duygusuna uygun olan anlamlarına gelmektedir. Türkler, tarih boyunca estetiğe hep önem vermişlerdir. Bu bağlamda Türkçe de estetik bir dil olarak gelişimini sürdürmüştür. Ses düşmeleri, söz konusu estetik arayışın doğal sonuçlarıdır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Türkçesi, ses düşmesi, ünlü düşmesi, ünsüz düşmesi
Türkiye Türkçesinde isimler üzerine bir çok anlamlılık incelemesi
Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi yazı dilinde kullanılan isimler dilbilimin çok anlamlılık başlığı altında incelenmiştir. Çok anlamlılığa sahip sözcüklerin tespitinde bilinen klasik örnekler yerine, edebî eserlerden doğal ve kullanımdaki örnek cümleler esas alınmıştır. Çok anlamlılığın tespiti için farklı dönem ve şahsiyetlerden on tane roman, hikâye ve şiir taranmıştır. Belirlenen sözcükler edebi eserlerin içinde yer alan cümlelerde incelenmiş ve alfabetik olarak sıralanmıştır. Bu çalışmanın asıl amacı, Türkiye Türkçesi ile yazılmış edebî eserlerde kullanılan fakat Türkçe Sözlük' te bulunmayan yeni anlamlarını tespit etmektir. Bu genel amaca hizmet eden diğer amaçlar şu şekilde özetlenebilir: Türkçe Sözlük' te 3 ve 3'ten fazla kullanıma sahip ''C'' maddesindeki isimleri, Türkiye Türkçesi yazı diliyle 1910-1974 yılları arasında yayımlanmış edebî eserlerde tespit etmek; büründüğü yeni anlamları canlı örnekleri bir sınıflandırmaya tâbi tutmak; çok anlamlılığın sebepleri ve sonuçlarını tartışmak; çok anlamlılık üzerinde yeni bakış açıları oluşturmak; dilde anlam ve çok anlamlılık olaylarına daha geniş ve farklı pencerelerden bakılmasını sağlamaktır. Çalışmamızın baş kısmında ilgili literatür taranmış ve mevcut bilgiler bir araya toplanmıştır. Bu bilgiler, kendi içinde sınıflandırılmıştır. Daha sonra, inceleme bölümünde doğal ve kullanımdaki örnekler sınıflandırılarak değerlendirilmiştir. En son kısımda ise, elde edilen sonuçlar ve veriler ışığında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın sonunda ise kaynakça yer almıştır. Sonuç olarak Türk dili yeni yan anlamlar kazanmaya ve anlam değişmesi yönünden güçlü bir dildir. Bu eğilimin sebebi; sözcüklerin kullanım sıklığına bağlı olarak yaşadığı doğal değişimlerdir. Zaman içinde ortaya çıkan bu değişimler, Türkçe Sözlük' te geçen kullanımlara ek yeni anlamlar meydana getirmektedir. Söz konusu eğilimin bir başka sebebi, bir sözcüğe birçok farklı anlamın yüklenerek dilde en az çaba yasasını uygulamaktır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Türkçesi, dil, dilbilim, anlambilim, çok anlamlılık