Theses supervised by Prof. Dr. Kazım Yaşar Kopraman

14 theses · Gazi University

DoctorateOpen AccessTR

Memlûk Deniz Kuvvetleri

Çalışmamızda, ?Memlûk Deniz Kuvvetleri?ni incelemeye çalıştık. Çalışma önsöz, giriş, kaynaklar, beş bölüm, sonuç, kaynakça, ekler ve özetten oluşmaktadır.Çalışmanın giriş kısmında konuya mukaddime olmak üzere; Mısır'ın İslâm hâkimiyetine girişi ve İslâm denizciliğine dâir ilk bilgiler verilmiş ve konuyla ilgili bazı meselelere temas edilmiştir. Kaynaklar kısmında ise çalışmada kullanılan, konunun birinci elden kaynaklarının tanıtımı yapılmıştır.Birinci Bölümde; Memlûklere gelinceye kadar Mısır'da kurulmuş yahut hâkimiyet tesis etmiş devletlerin denizcilik faaliyetleri ayrıntıya girmeden incelenmiştir.İkinci Bölümde; Memlûkler devrinde Nil Nehri'nde denizcilik faaliyetleri ve Haçlı Seferleri esnasında Nil Nehri'nin rolü üzerinde durulmuş ve Nil üzerinden yapılan Nubya Seferleri anlatılmıştır.Üçüncü Bölümde; Akdeniz'deki denizcilik faaliyetlerine değinilmiş, Baybars'ın Kıbrıs Seferi, Suriye'deki Haçlı bakiyelerinin tasfiyesi, Frenklerin İskenderiye saldırısı, Frenklerle mücâdeleler, Kıbrıs ve Rodos Seferleri ile Osmanlı-Memlûk münâsebetleri izah edilmiştir.Dördüncü Bölümde; Kızıldeniz'deki denizcilik faaliyetleri ele alınmış, Mısır'da Abbâsi Halifeliği'nin ihyası, Resuloğulları Devleti ile münâsebetler, Coğrafî Keşifler ve Portekizliler ile mücâdelelere değinilmiştir.Beşinci Bölümde; Memlûkler ve denizcilik, Memlûklerin deniz kuvvetleri, deniz savaşlarında kullanılan silahlar, donanma gösterileri, törenler ve tatbikatlar, Nil Nehri'ne dâir bayram kutlamaları, gemilerin hammaddesi, tersâneler, limanlar, liman kentleri ve savunulması ve nihayet Memlûkler zamanında kullanılan gemiler açıklanmaya çalışılmıştır.Sonuçta; Memlûk Deniz Kuvvetleri'ni inceleyen bu çalışmada incelenen kaynakların ışığında ortaya konulan durum tepit edilmiştir. Buradaki ifâdeler beşerî bir sahanın çalışma sınırlılıkları ve metodolijisi içinde, yargılayıcı değil açıklayıcı olarak verilmeye çalışılmıştır.Anahtar SözcüklerMemlûklerDeniz KuvvetleriAkdenizKızıldenizNil Nehri

Deniz kuvvetleriMemlükler
Burak Gani Erol
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

XVI. yüzyıl Osmanlı Tahrir Defterlerine göre Gagauzlar

Gagavuzlar hakkında XIX. Yüzyılın sonlarında V.A. Moşkov ile başlayan araştırmalar, XX. Yüzyılda çok büyük yol kat ederek yüzlerce makale ve kitap birikimine ulaştı. Fakat Türkiye'de yazılanlar arasında kimse Osmanlı arşivleri üzerinde araştırma yaparak herhangi bir eser ortaya koymadı. Bu araştırmanın amacı işte bu boşluğu doldurmaktır.Osmanlı arşivlerindeki XVI. Yüzyıl boyunca değişik zamanlarda yapılmış nüfus sayım ve yazım defterlerinden Gagavuzlar'ın yaşamış olduğu Silistre, Akkerman, Edirne, Gümülcine, Vize-Kırkkilise, Çirmen, Niğbolu ve Biga sancaklarında bulunan köy ve kasabalardaki Gagavuz kişi adlarının listelerini çıkardık, bu adların onomastik ve toponimik açıdan değerlendirmesini yaptık. Bu araştırma sonunda şu sonuçları elde ettik:Gagauz-Gagavuz adına Silistre Sancağı'nın Dobruca, Deliorman ve Bulgaristan'ın Karadeniz kıyılarındaki 1261-1300 yılları arasında Bizans'a iltica etmiş Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus'un kurduğu I. Dobruca Oğuz Devleti'nin hakim olduğu bölgelerdeki Gagavuzlar arasında rastlanmıştır. Bu adın kesinlikle Keykavus'un Anadolu (Konya-Karaman'dan) Sarı Saltık Baba liderliğinde giden 12000 çadırlık Türkmen halkı tarafından Gaygavuz-Gagavuz şeklindeki telaffuzdan doğduğu anlaşılmıştır. Bu durum Türkolog P.Wittek'in 1952'de savunduğu tezi doğrulamıştır.Diğer bir sonuç ise, Gagavuzların yaşadığı sancaklarda kullandıkları şahıs adları arasında en çok Uz-Oğuz adları görüldüğünden %70'inin Tuna üzerinden Balkanlara geçip yerleşen Uz (Oğuz)'lardan olduğuna, Kuman-Kıpçak Türklerinin adlarına %10 oranında, Anadolu'dan gelen Selçuklu Türklerinin en çok %10 oranında yer aldığı izlenimidir. Bu durum da Moşkov'la (1903) birlikte Basarabya Gagavuzlarının başpapazı M. Çakır(protoierey) ve tarihçi A. Manov'un ?Gagavuzlar Kıpçak (Ukrayna) bozkırlarından Balkanlara gelen Uzların torunlarıdır? şeklindeki görüşlerini doğrulamaktadır. ?Çoğunluk Uz (Oğuz)'lardan olmakla beraber bugünkü Gagavuz topluluğunun tarihte Uz-Oğuz, Kuman, Peçenek ve Anadolu Selçuklu Türkleri'nin Dobruca, Oğuz Devleti topraklarında Bizans'ın yönetiminde Hristiyan-Ortodoks dini inancında kaynaşarak ortaya çıkan bir Hristiyan Türk topluluğudur? sentezine varmış bulunuyoruz.

Ahmet Hasan Cebeci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

XIII-XIV. yüzyıllarda Kırşehir ve yöresinin siyasi, sosyal, kültürel ve dini tarihi

Malazgirt Zaferi, Türklere yeni bir vatanın kapılarını açan bir savaşolarak tarihe geçmiştir. Bütün Türk tarihinde, neticeleri bu kadar büyük ikincibir savaş yoktur. Onu tamamlayan ikinci başarı ise yaklaşık yüz yıl sonrakazanılan Miryokefalon savaşıdır. Böylece Türkler rakiplerine karşı peş peşeiki büyük zafer kazınmışlardır.İkinci askerû başarı neticesinde Selçuklular Anadolu'da Türk siyasûbirliğini kurmaya muvaffak oldular. Gerçekten de yaklaşık bir asırdırharcadıkları enerjiye rağmen bir türlü Anadolu'da siyasû bir bütünlük tesisedemeyen Selçuklular, Miryokefalon zaferini müteakip kısa bir süredeRodos'un karşı kıyılarından Kars çevresine kadar Anadolu'ya hâkimolmuşlardır.XIII. asırda Anadolu'da canlı bir ilmi ve kültürel canlılık göze çarpar.Ülke, medreseler, ilim damları, mutasavvıflar ve şâirler ile dopdolu idi. İlme veilim adamına çok büyük bir değer veriliyordu. Moğol İstilâsı'nın yakıp yıktığıyerlerdeki insanlar, kendileri için en iyi yerin Türkiye olacağını düşünerek buülkeye koşup gelmişlerdi.XIII. asırda Türkler Anadolu'da medeniyet bakımından diğer İslâmülkelerinden aşağıda olmayan bir seviyede bulunuyorlardı. Gerek iktisadûsahada ve gerekse imar alanında Türkiye çok yüksek bir seviyedebulunuyordu. Bu asırda Kırşehir, Selçuklu Türkiyesinin en önemlişehirlerinden birisi idi. Siyasû önemi sebebiyle II. Kılıç Arslan tarafından enbüyük oğluna verilmişti. Bu asrın ortalarında bir vezire ikta edilen şehir, burütbedeki birisi için çok görülmüştü. Yine kaynaklarda şehir sahibi emirler pekanılmazken, Kırşehir emirinin birçok kez zikredilmesi Kırşehir'in siyasûönemini gösteren diğer bir kayıttır. Fakat şehir XIV. asırda eski öneminikaybetmiş, beylikler arası mücadelede el değiştiren bir sınır şehri halinegelmiştir.XIII. asırda şehirde çok canlı bir sosyal hayat göze çarpmaktadır. Yolgüzergâhında bulunan şehrin çevresi kervansaraylar ve köprülerledonatılmıştır. Kırşehir'de ileri bir ticari faaliyet göze çarpmaktadır. Buna işareteden pek çok han şehirde faaliyet göstermektedir. Bu iktisadû ve ticarûcanlılığın sonucu olarak da Ahûlik teşkilâtı kendini kuvvetli bir şekildegöstermektedir. Ahû Evren'in Kırşehir'e yerleşmesiyle Ahûliğin merkezibundan sonra Kırşehir olmuş ve bu durum yüzlerce yıl devam etmiştir.Selçuklu Türkiyesiyle bağlantılı olarak Kırşehir'de de dikkate değer birilmû faaliyet kendisini göstermektedir. Şehir o zananlarda şimdiki bilgilerimizegöre dört medreseye sahipti. Yetiştirdiği ilim adamları çevre İslam ülkelerindetanınmaktadır. Şehir, Türklük şuurunun da merkezi durumundadır.Anadolu'da eserlerini Türkçe olarak kaleme alan ve bunu şuurlu bir şekildeve severek yapan insanlar Kırşehir'de yetişmişlerdir. Daha sonrakizamanlarda yetişen pek çok edip ve şair onların açtıkları yolu takipetmişlerdir. Bu durum Kırşehir'in kültürel bir başkentlik rolü oynadığını dagöstermektedir.XIII. asırda bütün Selçuklu Türkiyesinde yayılmış bulunan dinûakımların şehirde önemli bir yer tuttukları anlaşılıyor. Bunlarda en baştageleni olan Mevlevûliğin, Kırşehir'de pek çok kişi tarafından temsil edildiğigörülmektedir. Babâûlik de kendisine merkez olarak bu şehri seçmiştir. Bucereyanın temsilcisi olan Muhlis ve Âşık Paşalar Kırşehir'de yaşamışlardır.Osmanlı Devletinin kurulmasında ve gelişmesinde çok gayret ve çaba sahibiolan Abdalân-ı Rûm ve Ahûyân-ı Rûm tâifeleri buralardan uc bölgelerinegitmişlerdir.Türk tarihinde, Yesevûlikten sonra ikinci bir Türk tarikatı olan Bektaşûliktarikatı da Kırşehir'de ortaya çıkmış ve Osmanlı coğrafyasına buradanyayılmıştır. Fakat Bektaşûlik, XIV. ve XV. asırlarda Hurûfûlik, Oniki İmam Şiiliğive Kalenderûlik ile ihtilât ettikten sonra şimdiki hâlini almıştır.Vilâyetnâme'deki Hacı Bektaş'ın Kırşehir ile ve buradaki ileri gelenlerlemünasebetleri tarihû kayıtlara uymakta ve çok önem taşımaktadır.XIII. asırda Kırşehir'in büyük bir imar ve inşa hareketine de sahneolduğu anlaşılıyor. Şehrin her tarafında bütün sosyal ihtiyaçları karşılayacakmüesseseler mevcut bulunuyordu. Bu da şehrin nasıl bir iktisadû güce sahipolduğunu gösterir. Bugün bile insanı hayrete düşüren yapıların, çok büyük birekonomik gelişme olmadan meydana getirilemeyeceği unutulmamalıdır

Mehmet Emin Kılıç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

XI-XIV. yüzyıllarda Sır Derya yöresinin siyâsi ve sosyo-kültürel tarihi

Tezimiz "XI-XIV. yüzyıllarda Sır Derya Yöresinin Siyasi ve Sosyo- Kültürel Tarihi" başlığını taşımaktadır. Orta Asya'nın büyük akar sularından biri olan Sır Derya (Seyhun ırmağı) Türk Tarihi için de önemlidir. Çünkü çok eski devirlerden beri insanoğlu tartından iskân edilen bu ırmağın havzasında Türkler de yaşamışlar, şehirler kurmuşlar, burada kendilerine has bir medeniyet geliştirmişler ve günümüze kadar buradaki varlıklarını sürdürmüşlerdir. Türk tarihi bakımından olduğu kadar, dünya tarihi bakımından da büyük ehemmiyet arz eden bu bölgenin belli bir zaman kesitindeki tarihini konu alan çalışmamız, giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Tezimizin Giriş bölümünde Sır Derya yöresi tarihi hakkında bilgi veren kaynaklar ve bu bölge ile ilgili olarak yapılan araştırmalar tanıtılmıştır Birinci Böiüm'de, "Sır Derya Yöresinin Tarihçesi" başlığı altında, ilk önce bölge coğrafi bakımdan tanıtılmış, Sır Derya adı ve anlamı hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra "Kadim Sır Derya" başlığı altında, bölgedeki eski çağlara ait yerleşim merkezleri tespit edilmiş ve buralarda yaşayan kavimlere dair bilgiler verilmiştir. Bu yapılırken şehirlerin kurulması ve gelişmesinde müessir olan âmiller üzerinde durulmuş, bu meyanda ipek Yolu'nun Doğuşu ve ipek Yolu güzergâhındaki şehirler birer-birer ele alınmıştır. Daha sonra X. yüzyıla Kadar Sır Derya Yöresinin Siyasî Durumu başlığı altında, iskitlerden itibaren Sır Derya bölgesinin Oğuz yurdu haline gelişine kadar olan tarihi kısaca incelenmiştir. İkinci Böiüm'de, "Sır Derya Yöresinin Sosyal ve İdâri Yapısı" başlığı altında, bölgedeki etnik unsurlar (Türkler, Soğdlular, Tacikler, Şartlar, Tatarlar, Hocalar ve Moğol-Türk karışımı etnik unsurlar); bölgenin sosyal yapısı (göçebe, yarı göçebe ve yerleşik kavimler) ve bölgenin idarî yapısı244 (İslâmiyet Öncesi İdarî Yapı ve islâmiyet'in Kabulünden Sonra idari Yapıdaki Değişiklikler) incelenmiştir. Üçüncü Bölüm'de ise Moğol İstilâsı Öncesi ve Moğol İstilâsı Döneminde Sır Derya Yöresinin Siyasî Durumu başlığı altında Oğuzlar'ın bölgeye göçünden itibaren, Oğuz Yabgu Devleti, Karahanlı Devleti ve Kıpçakların bölgedeki siyasi etkileri hakkında bilgi verilmiştir. Bu bölümün devamı olan Moğol İstilâsının Başlaması ve Bölgedeki Değişiklikler başlığı altında, önce Moğol İstilâsı arefesinde Harezimşahlarla Kıpçaklar arasındaki münasebetleri, Otrar olayı, Cengiz Han'ın Harezimşah Muhammed'e karşı seferi ve Sır Derya havzasındaki şehirlerin akıbetine dair bilgi verilmiştir Dördüncü Bölüm, "Sır Derya Yöresinin Kültürel ve Dinî Durumun'na tahsis edilmiştir. Burada önce İslâmiyet Öncesi Bölgede Mevcut Olan İnançlar başlığı altında Zerdüştlük, Budizm, Maniheizm, Hristıyanlık (Nesturîlik), Samanlık, Gök Tanrı inancı hakkında bilgi verilerek, bölgenin islâm öncesi dinî durumu açıklanmış ve müteakiben İslam Fetihlerinin Başlaması ve Bölgenin İslâmiyetle Tanışması başlığı altında Arapların Mâverâünnehir ve Sır Derya havzasına seferleri incelenerek, Türklerle Araplar arasındaki mücadelelere yer verilmiştir. Bu meyanda Talaş Savaşı'ndan bahsedilerek, Karahanlıların ve Oğuzların islamyeti kabulü konusuna da değinilmiştir. Türk-İslâm Düşüncesinin Oluşması ve Hoca Ahmed Yesevî'nin Faaliyetleri bu bölümde ele alınan diğer bir konudur. Çalışmamızın bu kısmında Ahmed Yesevî'nin hayatı, Yesi şehrinin dinî-kültürel bir merkez haline gelmesi ve Eski Türk Düşüncesi ile Yesevî'nin oluşturduğu Türk-İslâm düşüncesinin karşılaştırılması ve değerlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır. Sır Derya Bölgesindeki Dinî-Siyasî Akımlar ve Onların Bölgedeki Etkisi başlığı altında Sır Derya boyundaki şehirlerde ortaya çıkan değişik tarikatlar ve bunlar arasındaki münasebetler hakkında bilgi verilmiştir.Tezimizin son kısmında Bölgenin Kültürel ve Medenî Gelişmesi Açısından Bölgedeki Külliye, Medrese, Vakıf ve Türbeler incelenerek, bölgedeki tarihi ve dini abideler üzerinde durulmuştur.

Dana Moldayeva
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Fergana Vadisi'nin Türk kültür tarihindeki yeri (IX-XIII.yy arası)

ÖZET Bu çalışmada Maveraünnehir Bölgesi'nin bir kısmını oluşturan Fergana Vadisi'nin IX- XI 1. yüzyıllardaki siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel durumu incelenmektedir. Ayrıca, söz konusu yüzyıllar Fergana Vadisi'nde yetişmiş ilim ve kültür adamları, onların eserleri ele alınarak Fergana halkının dünya medeniyetindeki yeri ve önemi ortaya konmaktadır. İnceleme önsözden sonra Kaynaklar ve Araştırmalar, Giriş ve üç ana bölüm halinde düzenlenmiştir: Kaynaklar ve araştırmalar kısmında, çalışmalar sırasında başvurulan kaynaklar ve araştırmaların kısa tanıtması yer almıştır. Giriş'te Fergana Vadisi'nin yazılı kaynakların yansıttığı en eski çağlardan başlayıp bölgede İslamiyetin yayılışı ve bölgenin Karahanlılar tarafından zapt edilmesine kadarki siyasî ve etnik gelişmeler kısa bir şekilde gözden geçirilmiştir. Birinci bölüm "Fergana Vadisi'nde Tabiat, iklim ve insan"a ayrılmıştır. Burada Fergana'nın fiziki yapısı, iklim özellikleri, Fergana Vadisi'nden geçen ticaret yolları, yerleşim yerleri, şehirler, kasabalar ve köyler üzerinde durulmuştur. Yine aynı bölümde kültürel açıdan Orta Asya ve Fergana şehirlerinin özellikleri de söz konusu edilerek, ortaçağ Orta Asya şehir hayatı hakkında bilgi verilmiştir. ikinci bölüm "IX-XII. yüzyıllarda Fergana Vadisi'nde Siyasî, Sosyal ve Ekonomik Durum'a ayrılmıştır. Bu bölümde IX-XII. yüzyıllarda islam dünyasında siyasî durum, Fergana Bölgesi'nin Karahanlılar tarafından fethi, Fergana'daki Türk boyları, bölgede tarım, madencilik, ziraat, ticaret, hayvancılık ve avcılık konuları üzerinde durulmuş ve bu konular hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölüm "IX-XII. Fergana Vadisi'nde ilim, kültür ve eğitim" konuları incelenerek, aynı ortamda eğitim almış, aynı çevrenin etkisi altında yetişmiş Fergana'lı ilim, kültür ve devlet adamları üzerinde durulmuştur. Yine aynı bölümde Fergana mimarisi incelenerek, ortaçağ Fergana Türk- İslam mimarisi hakkında bilgi verilmiştir. Tez Sonuç, Ekler ve Bibliyografya ile son bulmaktadır.

Ekonomik durumFergana vadisiFiziksel özellikler+6
Gülnisa Aynakulova
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Selçukluları ve Anadolu Beylikleri döneminde Türk denizcilik faaliyetleri

ÖZET Münasebette bulundukları ve mücâdele ettikleri devletlere nispetle daha geç amanlarda denizlerle tanışan ve ondan istifâde etme başlayan Türkler, çok kısa ayılabilecek bir süre içinde bu yeni sahaya da intibak etmişler ve kendilerini kabul ettirerek başarılı olmuşlardır, Bilinen ilk büyük Türk denizcisi unvanına sahip olan Çaka Bey, İzmir'i ele geçirmiş ve burada kurduğu donanma ile Bizans Bevleti'ne karşı başarılı deniz savaşları rapmış, kendisine hedef olarak Bizans tahtım seçmiş ve hattâ imparator sanını almak suretiyle Bizans tahtı içirt hazırlıklar yapmaya başlamıştır. Fakat onun kayınpederi ve müttefiki I. Kılıç arslan tarafından öldürülmesi Türk denizcilik tarihi için talihsiz bir hâdise olmuştur Anadolu Selçuklu Devleti'nde denizcilik faaliyetleri Ebu'l-Kâsun ile başlar. O Bizans'a karşı bir tersane inşâ ettirerek denizden de mücâdele etmeyi denemiştir. Genel olarak sakıldığında Türkiye Selçuklu Devleti bir kara devleti hüviyetindedir. Onlar denizleri fethettikleri denize kıyısı olan şehirleri korumak için veya yeni şehirler fethetmek için kullanmışlardır, Alâeddin Keykûbâd zamanında deniz aşırı bir sefer neticesinde fethedilen Suğdak.şehrini hariç tutarsak, Türkiye Selçukluları'nın denizcilik faaliyetleri sınırlı -ölçüler içinde kalmıştır. Türkiye Selçukluları denizleri, askerî bir saha olmaktan ziyâde ticarî bir kaynak olarak görmüşler, hattâ dış politikalarını buna göre organize etmişlerdir..Fetihlere dikkat edildiği vakit başlıca amacın limanlara ulaşmak olduğu görülür. Ayrıca onlar, deniz aşın ülkelerle yapılan ticarete özel bir önem vermişler ve bunu ikili antlaşmalarla garanti altına almışlardır. Anadolu Beylikleri dönemi Türkler'in denizcilik faaliyetlerinin tarih boyunca belki de en faal olduğu dönemdir. Zira özellikle Batı Anadolu Beylikleri, bulundukları coğrafyanın da etkisiyle, kara ordularından ziyâde kendilerine ait tersaneler inşa ederek donanmalar oluşturmuşlar, Bizans'a ve bölgede faaliyet gösteren Latinler'e karşı başarılı bir şekilde mücâdele etmişlerdir. Karadeniz sahilinde ortaya çıkan beylikler de kendi hâkimiyet sahalarım -başarılı bir şekilde kontrol etmişler, onlar da Bizans ve Latinîer'e karşı başarılı bir şekilde savaşmışlardır.Anadolu Beylikleri zamanında da Türkiye Selçukluları zamanında olduğu gibi Anadolu ticarî önemini korumuş, mezkûr beylikler zamanında önemli ticaret antlaşmaları imzalanmış, Anadolu bir ithalat ve ihracat merkezi haline gelmiştir, Nihayet Batı Anadolu Beylikleri sahibi olduklar! deniz kuvvetlerini ve bilgilerini Osmanlı 'Beyliği'ne ilhak olduktan sonra bu beyliğe aktarmışlar, böylece Osmanlı Beyliğî'nin denizlerde çok kısa bir süre içerisinde başarılı olmasının ve hâkimiyet tesis etmesinin müsebbibi olmuşlardır.

Anadolu SelçuklularıBeylikler DönemiDeniz kuvvetleri+7
Burak Gani Erol
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Aşıkpaşazade'de Türk kültürü unsurları

ÖZET Osmanlı Ailesi'nin Tarihleri manâsına gelmekte olan T.A.O. Osmanlı tarihi hakkında bilgiler veren önemli ana kaynaklardan birisidir. Müellif Âşıkpaşazâde; 1392 yılında Amasya'nın Elvan Çelebi köyünde doğmuş Yıldırım Bayezid, Fetret devri, Çelebi Mehmed, II. M urad ve Fatih devirlerini görmüş ve -takriben- 1481 yılında ölmüştür. Eserinin bu devreleri anlatan bölümleri, yaşadığı olaylara dayanır. Yıldırım Bayezid' dan önceki dönemleri de Yahşi Fakîh' den öğrenmiştir. Bu şekilde eserini vücuda getiren Âşıkpaşazâde, Osmanlı fetihlerini, devlet adamlarını ve din büyüklerini anlattığı eserinde Türk kültürünün çeşitli unsurlarını da aksettirmiştir. Bu kültür unsurları; Türkler' in uygulama ve telakkileri hakkında fikirler edinmemizi sağlar. Her bir bâb okunmak suretiyle elde edilen kültür unsurları; içtimai, siyasi, dini ve iktisadi açılardan değerlendirilmiştir. Bu tasnife uymayan kayıtlar ise müteferrik olarak ele alınmıştır. Kültür unsurlarının açıklamasını konu alan tezimizde, Türk tarihinde vukubulan değişimler gözlenebilmiştir. Ekseriyeti itibariyle, göçebe yaşam tarzını benimsemiş olan Türkler' in, İslam dinini benimsemelerinden sonra yerleşik hayata hızla geçtikleri görülmüştür. Göçebe yaşam tarzı konusunda gözlemlediğimiz değişimler, diğer konularda da görülebilir. Kültürel değişimde yeni inanca uymayan telakkiler, yorumlanarak yeni kabuller şeklinde ortaya çıkar. Bu durum, bilhassa heterodox İslam' da gözlenebilmiştir. Giyim-kuşam tarzından - hakimiyet telakkisine, eski inanç sisteminden - İslam'ı benimsemelerine, toprak ve vergi sisteminden- cihad anlayışına kadar farklı sahalardaki incelememizde din değiştirme ve yeni yurt edinme olgularının Türk milletinin mukadderatı üzerinde son derece tesirli olduğu görülmüştür.Milletlerin hayatında önemli dönüm noktalarından birisi olan din değiştirme hadisesi ile Türkler, islam dininin verdiği ruh ile uzun tarihleri neticesinde elde ettikleri birikimlerini sentezlemişlerdir. Orta Asya' nın siyasi çalkalanmaları içinde, yüksek hürriyet duyguları sayesinde kurdukları Hunlar, Göktürkler v.b. devletlerle milli birliğe verdikleri önemi göstermişlerdi. Temelleri Türk kültür unsurlarına dayanan Türk-İslam devletleri ile Türkler; İslam sonrası devrede de idarî sahadaki yeteneklerini kanıtlayarak, günümüze kadar gelen unsurların gücünü göstermişlerdir. Bunlar Türk tarihinin derinliklerinde mevcut olan ve milletlerin yükselmelerinde gerekli olan yüce değerler olup Osmanlı Devleti'nin kurulup güçlenmesinde de temel olmuştur.

Aşıkpaşa-zadeKültürKültürel özellikler+4
Tuğrul Yıldırım
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Kazakların zuhuru ve Kazak Hanığı`nın kuruluşu

"Kazaklar'm Zuhuru ve Kazak Hanlığı'mn Kuruluşu" hakkındaki araştırmamız Giriş ve 3 Bölüm'den oluşmaktadır. Tezimizin Giriş bölümünde, eski Türk kavimleri ve Orta Asya'daki eski kültürler hakkında arkeolojik ve poleantropolojik sonuçlardan yararlanarak bilgi verilmiştir. Orta Asya'nın bilinen en eski kavmi olan Saka'lardan başlayarak Hunlar ve Göktürkler zamanındaki kültür değişmeleri ve bu kavimlerin komşularıyla olan münasebetleri hakkında ayrıca bilgi verilmiştir. Saka(İskit) kavimlerinin menşei; İranîlik, Islavlık ve Ural-Altay ırkı görüşleri başta olmak üzere incelenmiş; bu konu hakkında belli-başlı Türkologların görüşlerine de yer verilmiştir. I. Bölüm "Kazak" kelimesinin menşei, ortaya çıkışı ve kullanılması hakkındadır. Kazak kelimesinin ortaya çıkışı hakkındaki görüşler başlıca 4 grupta toplanmıştır. Kazak Kelimesine Çin, Arap, Fars, Bizans, Rus ve Moğol kaynaklarında "Hasa" "Gasuk" "Haysak" " Köşek" "Gasa" "Asa" "Kasa" gibi muhtelif şekillerde rastlanmaktadır. "Kazak" kelimesinin anlamı hakkındaki görüşler dört grup halinde toparlanmıştır. 1. Kazak kelimesi "Kaz" ve "Ak" kelimelerinin birleşmesinden ortaya çıkmıştır. Anlamı "Kaza benzeyen insan"; "kuş gibi serbest" demektir. 2. Tınışpay'a göre Kazak kelimesi "Gazi-Hak" tamlamasından neşet etmiştir. Arapça iki kelimenin Farsça izafetle tam olarak bağlanmasından meydana gelen bu açıklama pek ilmî görülmemektedir. 3. "Kazak" kelimesi, eski kavimlerin adının birleşmesinden meydana gelmiştir. "Hazar" ve "Saka" isimlerinin birleşmesinden "Has-sak" yani "gerçek Sak". 4. "Kazak" kelimesi, başı boş dolaşan "yurtsuz" "evsiz"(Kaz) anlamında olup daha sonraki zamanlarda "asker; yiğit; kimseye bağlı olmayan" anlamını kazanmıştır. II. Bölüm'de, Kazak Hanlığı'mn kuruluşundan önce, Deşt-i Kıpçak'ın siyasi durumu hakkında bilgi verilmiştir. Bu topraklarda kurulan devletlerden Altın Ordu,172 Ak Ordu ve onların iç ve dış siyasi durumları hakkında tarihî eserlerden istifade edilerek bilgi verilmeye çalışılmıştır. Kazak Hanlığı'mn Kuruluşu ve Kazak halkının ortaya çıkışı başlığı altındaki III. Bölüm'de, Altın Ordu ham Urus Han'ın torunları olan Kerey ile Canibek Hanların Özbek Ulusu'ndan ayrılarak Kazak Hanlığı'nı kurmaları ve onların komşularıyla olan münasebetleri hakkındaki bilgilere ilaveten Özbek devletinin kurucusu olan Muhammed Şeybanî Han' m Kazaklar' a karşı düzenlediği seferleri hakkında da bilgiler verilmiştir. Kazak tarihinde henüz kesin bir sonuca varılamamış konulardan birisi olan "Cüz' ler" ve "Cüz'lerin ortaya çıkışı" hakkındaki bilgiler de bu bölümde yer almaktadır. Bu konu hakkında en eski görüşler ve efsanelerden başlayarak yazılı kaynaklar, şecereler ve son zamanlarda yapılan araştırmalardan yararlanılarak Cüz'lerin menşei ve Kazak tarihindeki önemi hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın sonuna Şecere belgeleri eklenmiştir.

Kazak HanlığıKazak Türkleri
Dana Moldabayeva
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Memlükler döneminde Mısır Anadolu iktisadi münasebetleri

Tezimizde, "Memlûkler devrinde Mısır-Anadolu İktisadi Münasebetlerini" incelemeye çalıştık. Tez giriş, üç bölüm ve sonuç, bibliyografya, eklerden oluşmaktadır. Tezin giriş kısmında; İktisat Tarihi ve öneminden bahsettik. Daha sonra o devirde ekonomik ilişkilere tesir eden İslâm'ın ekonomik görüşlerini incelemeye çalıştık. Ayrıca Ortaçağlarda görülen iktisadi zihniyetlere temas ettik. Birinci bölümde; Anadolu ve Mısır'ın Memlûkler dönemindeki öneminden bahsedilmiştir. Burada her iki ülkenin ekonomik, ziraî ve sınaî alt yapılarına temas edilmiştir. Ayrıca, bu dönemde iki ülkenin komşuları bulunan diğer siyasi güçlerle olan ticarî antlaşmalarına da işaret edilmiştir. İkinci bölümde; Ekonomik hayatın şehirler, ticaret merkezleri, tüccarlar, yollar, paralar, gümrük işlemleri gibi altyapılarının Mısır ve Anadolu'daki durumları ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde Anadolu- Mısır arasındaki mal mübadelesinden bahsettik. Ayrıca bu bölümde Memlûk Devleti'nin yıkılmasındaki iktisadi sebepleri izaha çalıştık ki bu uzun vadede Ortadoğu iktisadiyatının çöküşünü de ifade etmektedir. Sonuçta Memlûkler devrinde Anadolu-Mısır ilişkilerinin genel durumu özetlenmiş, İktisat Tarihi ile ilgili değerlendirmeler yapılmış, iki ülkenin önemine değinilerek ve bazı tali neticeler dile getirilmiştir.

AnadoluEkonomi tarihiEkonomik ilişkiler+4
Altan Çetin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Bozulus Türkmenleri (1540-1640)

Bozulus TürkmenleriOsmanlı DevletiTürk tarihi+2
Tufan Gündüz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Şer`iyye sicillerine göre 19. yüzyıl sonlarında Yozgat Sancağı

19. yüzyılOsmanlı DevletiYozgat+2
İsmail Cansız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Şer`iyye sicillerine göre 19. yüzyıl başlarında Çankırı'nın idari ve sosyal durumu

19. yüzyılOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+5
Ahmet Elibol
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1255 - 1264 (M. 1839 - 1847) tarihli Çorum Şer`iyye Sicili: Transkripsiyon ve değerlendirme

Tezin konusu Çorum 'un 1. Numaralı Şer'iyye S çilinin Transkripsiyon ve Değerlendirilmesidir. Bu defter H.1255- 1264 (M.I839-I847) yılları arasında tutulmuş kayîdları ihtiva etmektedir. Defter 198 sayfadan ibaret olup, içeri sinde 394 adet belge bulunmaktadır. Tez önsöz, kısaltmalar, Giriş, iki Bölüm ve sonuç' tan oluşmaktadır. Kaynakça ve Ekler de tez çalışmasını tamam layan unsurlar olarak ilave edilmiştir. Giriş kısmında kaza müessesesi ve Şer 'i Mahkemeler, Şer'iyye sicillerinin ihtiva ettiği konular ve ehemmiyeti şer'iyye sicilleri üzerinde yapılan çalışmalar ve Çorum Şer'iyye Sicilleri ile inceleme konusu yapılan sicil hakkında bilgi verilmiştir. 1. Bölüm, H. 1255-1264 (M. 1839-1847) Tarihli Çorum Şer'iyye Sicilinin transkripsiyonu ve tasnifine tahsis edilmiştir. 11.Bölüm, Şer'iyye Sicilindeki kayıdların değerlen dirilmesine ayrılmıştır. Burada İdari Yapı, Askeri Yapı, Görevlileri Çorum 'a bağlı Kaza ve Nahiyeler, Köyler, Mahalleler,* Sosyal Durum Aile, Evlilik şahıs isimleri, Lakab ve Unvanlar; Sosyal Yapılar ve Müesseseler; Camiiler, Vakıflar, Çarşılar ve Hanlar; Kültür Hayatı; İktisadi Durum, Ziraat ve Hayvancılık, Ticaret ve Sanayi, Esnafın Listesi gibi alt başlıklar altında 394 adet kayıd değer lendirilmi ş tir. Tezin sonunda bir sayfalık bir sonuç ile Çorum' a aid bir harita, Kaynakça ve bazı hüküm suretlerini gösteren belgeler vardır.

19. yüzyılOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+2
Şerif Korkmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

1201-1202 tarihli 165 numaralı Kayseri şer`iyye sicili -transkripsiyon ve değerlendirme-

18. yüzyılKayseriOsmanlı Devleti+2
Tufan Gündüz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00

Other supervisors