Theses supervised by Prof. Dr. Nermin Olgun

33 theses · Hasan Kalyoncu University

DoctorateOpen AccessTR

Diyabetik nöropati ağrısında reiki ve refleksoloji masajı uygulamasının hastanın yaşam kalitesi ve ağrı düzeyine etkisi

Bu çalışma, diyabetik nöropati ağrısında Reiki ve refleksoloji masajı uygulamasının hastanın yaşam kalitesi ve ağrı düzeyine etkisini değerlendirmek amacıyla, ön test- son test tasarımlı randomize kontrollü bir müdahale çalışması olarak uygulandı. Araştırma Haziran 2024- Ocak 2025 tarihleri arasında Adana Şehir Hastanesi Diyabet Polikliniği'nde yürütüldü. Basit randomizasyon yöntemiyle hastalar kontrol (n=16), Reiki (n=16), refleksoloji (n=16) ve Reiki ve refleksoloji (n=16) gruplarına ayrılarak 64 hasta ile araştırma tamamlandı. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla Hasta Tanıtım Bilgi Formu, 4 Soruluk Nöropatik Ağrı Anketi (DN4), VAS-Vizüel Analog Skala, Nöropatik Ağrının Yaşam Kalitesine Etkisi Anketi (NePIQOL) kullanıldı. Hastalara çalışmanın başında formlar uygulandı. Müdahale grubundaki hastalara haftada 2 defa ve 6 hafta olmak üzere toplamda 12 seans Reiki ve Refleksoloji masajı uygulandı. Reiki grubuna ve refleksoloji grubunda yine aynı seans sayılarıyla uygulama yapıldı. Kontrol grubu hastalarına herhangi bir müdahalede bulunulmadı. 6. hafta sonunda formlar tekrar uygulandı. Ön test – son test VAS değerleri arasında (p>0.05) en fazla farkın Reiki ve refleksoloji grubunda olduğu belirlendi. Çalışma sonrasındaki son test aşamasında müdahale grubunda Reiki ve refleksoloji uygulanan hasta gruplarında en fazla ağrı değerinin azaldığını, kontrol grubundaki hastaların ise son testte ağrı değerlerinde bir fark bulunmadığı saptandı. Çalışmanın sonunda kontrol grubu hastalarının medyan değerlerinde anlamlı bir değişiklik olmazken, müdahale gruplarındaki hastaların toplam yaşam kalitesi medyan değerlerinde anlamlı bir artış görüldü. En fazla artışın ise hem Reiki hem refleksoloji grubundaki hastaların olduğu bulundu. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda, diyabetik nöropati ağrısı olan hastalara Reiki ve refleksoloji masajı uygulaması önerilmektedir.

Pınar Şahin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Anemili hastalarda yorgunluğun yaşam kalitesi üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, anemi tanısı almış bireylere görülen yorgunluğun yaşam kalitei üzerinde etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olup, araştırmanın örneklemini Gaziantep Şehir Hastanesi Dahiliye ve Hematoloji Servisi'nde 300 kişilik bir hasta grubu oluşturdu. Çalışma verileri 08 Şubat 2025-20 Temmuz 2025 tarihleri arasında "Sosyodemografik Bilgi Formu", "SF-12 Yaşam Kalitesi Ölçeği" ve "Chalder Yorgunluk Ölçeği" ile toplandı. İstatistikel analizinde tanımlayıcı istatistikler, kolerasyon ve regresyon analizleri kullanıldı. Araştırmaya katılan bireylerde Chalder Yorgunluk Ölçeğine göre yorgunluk ortalama puanı 17.39±5.11 bulunmuş olup, katılımcıların fizikel yorgunluğun zihinsel yorgunluğa göre daha yüksek oluğu görülmüştür. SF-12 fiziksel yaşam kalitesi ortalaması 38.87±6.97; mental yaşam kalitesi ortalaması 33.23±5.96 olarak saptanmıştır. Yorgunluk düzeyi ile hem fiziksel (r= -0.675; p<0.001) hem de mental yaşam kalitesi (r= -0.438; p<0.001) arasında anlamlı ve negatif yönde ilişki belirlenmiştir. Regresyon analizi sonucunda ise yorgunluk fiziksel yaşam kalitesineki varyansın %45'ini, mental yaşam kalitesindeki varyansın %19'unu açıklamaktadır. Anemili bireylerde yorgunluk düzeyi ortalamasının üzerinde olup yaşam kalitesini özellikle fiziksel boyutta anlamlı bir biçimde azaltmaktadır. Gelecek çalışmalarda farklı anemi tiplerinde ve daha geniş örneklem gruplarıyla yaşam kalitesi ilişkilerinin karşılaştırılması önerilmektedir.

Dilan Bilbay
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erişkin hastaların yattığı servislerde hemşirelerin hastaların düşme riskine yaklaşımının değerlendirilmesi

Bu araştırma; Erişkin hastaların yattığı servislerde hemşirelerin hastaların düşme riskine yaklaşımını değerlendirilmek amacıyla planlandı. Araştırma örneklemini, belirlenen tarihlerde erişkin hastaların yattığı servislerde çalışan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 113 hemşire oluşturdu. Veri toplama aracı olarak, literatür ve uzman görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanıldı. Verilerin analizi bilgisayar ortamında SPSS 16.00 programı kullanılarak değerlendirildi. Araştırma grubunun %48,7'sinin 20-25 yaş aralığında, % 62,8'nin bekar, %11,5'inin kronik hastalığa sahip olduğu belirlendi. Hemşirelerin %38'inin mesleki deneyiminin 2-5 yıl olduğu, %84,1'inin 8-16 saat çalıştığı saptandı. Çalışılan servislerin %62,8'inin 40 ve üzeri yatak sayılı olduğu, %66,7'sinin 4-8 hemşire ile birlikte olduğu, hemşirelerin %98,2'si hastanın düşmesinde sorumluluğu olduğunu düşündüğü, büyük çoğunluğunun (%83,2) düşme riski skalası kullandığı ve hemşirelerin %69'u düşme riski değerlendirmesi yaparken zaman yönetiminde sorun yaşamadığı saptandı. Çalışmada hemşirelerin %53,1'i hastanın en çok düşme nedeninin hastadan, hasta yakınlarından ve hastaneden kaynaklandığını, %89,4'ü düşme riski değerlendirme skalasını uygulamadan önce eğitimin gerekliğine inandığını, %70,8'i düşme önlemede bölüm/kurumun yeterli önlemler aldığını ifade etti. Anahtar kelimeler: Hemşire, düşme, düşme riski

HastanelerHastaneye yatırmaHemşireler+4
Ebru Birimoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ergen diyabetlinin erişkin döneme geçişinde yaşadığı psikososyal sorunlar ve kaygı durumları

Tip 1 diyabet çocukluk çağı kronik hastalıklarının başında gelmekte olup düzenli metabolik kontrol ve takip gerektiren aynı zamanda çocuk, aile ve diyabet ekibi için kontrolü son derece güç olan bir durumdur. Diyabet takibi ve kontrolünü zorlaştıran en önemli neden ise her yaş döneminde ayrı, farklı bakım ve eğitim stratejilerine gereksinim duyulmasıdır. Özellikle çocukluk dönemindeki takip ve kontrolden, erişkin dönemdeki takip ve kontrole geçiş aşamasında bazı tedbirler alınması, takibin devamının sağlanması ve bu sürecin sorunsuz atlatılması ergen, aile ve diyabet ekibi için büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, adölesan diyabetlinin erişkin döneme geçişinde yaşadığı psikososyal sorunlar ve kaygı durumlarını belirlemek üzere Haziran-Temmuz 2016 tarihleri arasında niteliksel olarak yürütülmüştür. Veriler görüşme formu, Beck Depresyon Ölçeği(BDÖ), Durumluluk ve Süreklilik Kaygı Ölçeği ve derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Düzenli kontrollere gelen, daha önce bireysel ve grup eğitimi-ileri düzey karbonhidat sayımı eğitimi almış, insülin pompası (9/16) (%56,2) çoklu insulin rejimi kullanan (7/16(%43,7), 18-24 yaş arası araştırmaya katılmayı kabul eden 16 diyabetli ergen çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma grubuna sorular yöneltilerek, alınan yanıtlar ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmış, elde edilen kayıtların yazılı dökümü çıkarılmıştır. Verilerin analizinde içerik analiz yönteminin yanı sıra frekans ve yüzde dağılımı gibi tanımlayıcı istatistiklerden faydalanılmıştır. Görüşme içerik analiz gruplamasına göre 5 tema, 13 ana kategori, 52 tematik ünite oluşturulmuştur. BDÖ'ye göre çalışmaya katılanların %25,0'i depresif olarak ve STAI FORM TX-I' ye göre %67'si ve STAI FORM TX-II'ye göre %68,7'si kaygılı olarak tespit edilmiştir. İçerik analizi sonuçları normbağımlı değerlendirmelerden elde edilen bulguları destek nitelikte olup, adölesanlar erişkin kliniğine geçişe ilişkin çok çeşitli alan ve konularda kaygılarını belirtmişlerdir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, iyi yapılandırılmış bir geçiş eğitim programına ihtiyaç olduğu ve ön hazırlıkla bu kaygıların azalacak hatta ortadan kalkacağı düşünülmektedir. Geçiş protokolleri ve rehberlerinin, çocuk ve erişkin kliniklerinde uygulanarak bakımda ortak dilin oluşturulması sağlanmalıdır. Çocukla erişkin arasında geçiş polikliniği oluşturulmasına ve adölesanların bu poliklinikte takip edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Araştırma bulguları, literatür eşliğinde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tip 1 diyabet,kronik hastalık,ergenlik dönemi, erişkine geçiş dönemi

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 1Ergenler+3
Nurdan Yıldırım
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kendisine insülin enjeksiyonu uygulayan diyabetlilerin uygulama hataları ve ilişkili faktörlerin incelenmesi

Çalışma kendisine insülin enjeksiyonu uygulayan diyabetlilerin uygulama hataları ve ilişkili faktörlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Çalışma Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi'nde 9 Eylül-30 Aralık 2016 tarihleri arasında tüm dahili kliniklerde yatan ve diyaliz ünitesinde tedavi gören 110 diyabetli hasta ile gerçekleştirildi. Çalışmada veri toplamak amacıyla anket formu ve insülin uygulaması gözlem formu kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programı kullanıldı. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, t testi, One- Way ANOVA, korelasyon analizi ve ki-kare testi kullanıldı. Çalışmaya katılan bireylerin %72,7'si kadın; %86,4'ü evli olup %42,7'si okur yazar değildir. Bireylerin %56,4'ü şişman (obez)dır. Hastaların %98,2'si bir yıldan fazla süredir kendisine enjeksiyon yapmakta; %40,9'u günde iki kez insülin enjeksiyonu uygulamakta; %80'i kullandığı kalem iğnesinin uzunluğunu bilmemekte; %49,1'i en sık karın bölgesinden enjeksiyon yapmaktadır. Hastaların %52,7'sinin enjeksiyon bölgesinde yumru/ şişlik (lipohipertrofi); %65,5'inde kanama/ morarma mevcuttur. Bireylerin %69,9'unun insülin eğitimi diyabet eğitim hemşiresi tarafından verildiği, %24,5'i en son bir yıl içinde eğitim aldığı, %70,9'unun enjeksiyon bölgelerinin hekim ya da hemşireler tarafından hiç kontrol edilmediği belirlendi. Okur yazar olmayan diyabetlilerin metabolik parametrelerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu saptandı (p=0, 016). İnsülin uygulamasının tüm basamaklarında hastalar tarafından farklı oranlarda hata yapıldığı belirlendi. Diyabetin tüm yönlerine ve insülin kullanıma dair kapsamlı ve düzenli bir eğitim; bireylerin hekim ve hemşireler tarafından düzenli takibi, hastaların diyabet, diyabet komplikasyonları ve insülin tedavisiyle ilgili farkındalığını artıracak, hata yapma oranlarını azaltacaktır.

Diabetes mellitusEnjeksiyonlarTedavi+3
Ezgi Dirgar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tip-2 diyabetli hastalarda fiziksel aktivitenin metabolik kontrol değişkenleri üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma Tip 2 diyabetli hastalarda fiziksel aktivitenin metabolik kontrol değişkenler üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışma 4 Ekim 2016 – 4 Ocak 2017 tarihleri arasında Osmaniye Devlet Hastanesi dahiliye kliniğine başvuru yapan 72 kadın 42 erkek toplam 114 Tip 2 diyabetli bireylerin katılımı ile yapılmıştır. Hastaların sosyo-demografik özellikleri, sağlık öyküsü, diyabete ilişkin özellikler ve fiziksel aktivite (FA) ile ilgili sorulara anket formu ile ulaşılmıştır. Metabolik değişken bulguları hastane sisteminde bulunan hastalarının laboratuar sonuçlarından temin edilmiştir. Geriye kalan açlık kan şekeri (AKŞ), tokluk kan şekeri ve kan basıncı (tansiyon) verilerine hemşire gözlem kayıtlarında ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 57,57 ± 11,53 olarak elde edilmiştir. Yine çalışmada elde edilen bulgulardan diyabet süresinin 9,89 ± 6,22 yıl olduğu ve il merkezinde yaşama oranının %51,8 ile ilk sırada yer aldığı görülmüştür. Kronik hastalıklardan hipertansiyon (HT) %47,4 oranı ile en fazla görülen hastalıktır. Toplam egzersiz düzey ortalamasının 40,93 olduğu ve en çok tercih edilen egzersizin ise 25,99 ile hafif düzeyde egzersiz davranışı olduğu bulunmuştur. High Density Lipoprotein (HDL) ile toplam egzersiz davranışı arasında %35,5 pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,013<0,05). Toplam düzey egzersiz davranışı artıkça HDL artmaktadır. Hastaların sistolik kan basıncı düzeyleri ortalamalarının eğitim durumu değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,026<0.05). Hastaların toplam egzersiz davranışı ortalamalarının diyabet hastalığının tedavisinde fiziksel aktivitenin önemini bilme değişkenine göre anlamlı bulunmuştur (p=0.036<0,05). Bu araştırmada elde edilen veriler ışığında fiziksel aktivitenin diyabet üzerinde daha etkili olması için hastalar bilgilendirilmeli ve aktivite uygulamalarında planlayıcı rol üstlenmelidir.

DemografiDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+3
Uğur Avluklu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hastalarında enteral beslenme durumu ve etkileyen faktörlerın değerlendirilmesi

Yoğun bakım ünitelerinde izlenen hastalara uygulanan beslenme yöntemlerinin en az ilaç tedavileri kadar önemli olduğu bilinmektedir. Yeterli düzeyde beslenen hastalarda yara iyleşmesinin düzeldiği, immun yeterliliğin geri kazanıldığı, yeterli düzeyde beslenemeyen olgularda ise morbidite ve mortalite hızlarının arttığı gösterilmiştir. Bu çalışma yoğun bakım hastalarında enteral beslenme durumu ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla yapılmaktadır. Bu çalışma etik kuruldan onay alındıktan sonra yürütülmeye başlanmıştır. Çalışmada veriler genel Yoğun Bakım ve Nöroloji Yoğun Bakım Kliniği'nde yatan, 18 yaşını doldurmuş 50 vakadan toplandı. Kullanılan formlar araştırmacı tarafından, hastanın yoğun bakım ünitesine kabulünde, 1.hafta ve 2. hafta tekrar değerlendirildi. Hasta değerlendirmesi sosyodemografik ve metabolik kontrol değişkenleri olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Metabolik kontrol değişkenlerinde; antropometrik ölçüm olarak üst kol çevresi, vücut ağırlığı ve aldığı çıkardığı miktarı servise kabulde, 1. hafta ve 2. hafta değeri alınarak kaydedildi. Vücut ağırlığını ölçmek için ilk önce boş yatak tartıldı, sonrada hasta yatağa alındıktan sonra hasta ile beraber tartıldı ve ikisinin farkı alınarak hastanın net kilosuna ulaşıldı. Biyokimyasal ölçümlerden; serum albumin değeri, geliş, 3.gün, 1. hafta, 2.hafta ve üstü, prealbumin, geliş, 3. gün, 1. hafta ve 2. hafta ve üstü ölçüldü. Çalışmaya alınan hastların vücut ağırlığında (p<0,05), üst kol çevresinde ( p<0,05), albümin düzeyinde (p<0,05), prealbümin düzeyinde (p<0,05), meydana gelen düşüşlerin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. Fakat aldığı çıkardığında meydana gelen değişimlerde, istatistiksel olarak anlamlılık saptanmadı (p>0,05). Sonuç olarak; çalışmamızda antropometrik ve biyokimyasal ölçümler anlamlı sonuç verdi. Bu konuda daha çok vakaya ve daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Enteral beslenme, yoğun bakım, komplikasyon.

BeslenmeEnteral beslenmeKomplikasyonlar+2
Suat Ağlamış
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli bireylerde öfke düzeyi ve öfke ifade tarzının metabolik kontrol değişkenlerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma Tip 2 diyabetli bireylerde öfke düzeyi ve öfke tarzının ile metabolik kontrol değişkenlerine etkisini incelemek için tanımlayıcı ve kesitsel tipte olarak yapıldı. Çalışma 17 Ekim – 31 Aralık 2016 tarihlerinde Batman Bölge Devlet Hastanesi kliniklerine başvuran 151'i kadın 97'si erkek olmak üzere 248 diyabetli bireyin katılımıyla yapılmıştır. Bel çevresi ve beden kitle indeksi ölçümleri hastaların kendilerinden talep edilmiştir. Metabolik ölçümler hastane sisteminden ulaşılmıştır. Açlık ve tokluk kan şekerleri ile kan basıncı ölçümlerine hastaların dosyalarından ulaşılmıştır. Katılımcıların yaşları 29 ile 80 arasında değişmekte olup ortalama 61,45 ± 10,90 yıldır. Total Kolesterol, LDL, Trigliserid, Beden Kitle İndeksi ve Diyastolik Arteriyal Basınç ile Sürekli öfke puanları arasındaki ilişki pozitif yönde anlamlı bulundu (p<0.05 ). Açlık kan şekeri, HbA1c, Total Kolesterol, Low Density Lipoprotein (LDL), Beden Kitle İndeksi ve Bel çevresi ile İçte Tutulan Öfke puanları arasındaki ilişki istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bulundu (p<0.05 ). Total Kolesterol, Low Density Lipoprotein (LDL), Beden Kitle İndeksi, Bel Çevresi ve Diyastolik Arteriyal Basınç ile Dışa vurulan öfke arasındaki ilişki istatistiksel yönden pozitif yönde anlamlı bulundu (p<0.05 ). Açlık Kan Şekeri, Total Kolesterol, Low Density Lipoprotein (LDL), Trigliserid, Beden Kitle İndeksi ve Bel Çevresi ile Öfke kontrolü arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki bulundu (p<0.05 ). Sonuç olarak öfke duygusu tip 2 diyabetli bireyler üzerinde olumsuz etkiler yaptığı saptandı. Bu sonuçlar Tip 2 diyabetli bireylerde metabolik değişkenler ile öfke duygusu arasında anlamlı ve önemli bir ilişki bulunduğunu, öfke düzeyinin artmasıyla birlikte bu değişkenlerin olumsuz etkilenebileceğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Tip 2 diyabet, Öfke, Metabolik Kontrol Değişkenleri

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Kan basıncı+3
Muhammed Emin Butekin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyonlu hastalarda tedaviye uyum ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu çalışma, hipertansiyonlu hastalarda tedaviye uyum ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapıldı. Araştırma Batman Bölge Devlet Hastanesinde 1 Temmuz 2016 ve 31 Eylül 2016 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmanın örneklemini tedavi ya da kontrol için başvuran ve çalışmaya katılma kriterlerini sağlayan 285 birey oluşturdu. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Sosyo-demografik Frorm, Hastalık Algısı Ölçeği (HAÖ) ve Hill Bone Hipertansiyon Tedavisine Uyum Ölçeği (HBHTUÖ) kullanıldı. Araştırmanın uygulanması için etik kurul izni ve Batman Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği yazılı izni ve araştırmaya katılan hastalardan bilgilendirilmiş onam alındı. Araştırmaya katılan hastaların %84,6'sının 50 yaşından büyük, %56,1i'nin kadın, %65,9'nun beden kitle indeksinin 25 ve üzeri olduğu görüldü. HAÖ puanlarının yaş ile korelasyonunda kişisel kontrol ve tedavi kontrolü alt boyut puanlarında pozitif anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (p<0,05). HBHHTU ölçeğinin kontrole gitme değişkenine göre total puanları arasında anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak hipertansiyon hastalarının HBHTUÖ'ne göre yaş, eğitim durumu, ilacı kullanma durumu ve kan basıncı ölçme sıklığı ile anlamlı bir ilişki bulundu. HBHTUÖ ile HAÖ arasında negatif yönde güçlü bir ilişki bulundu. Tedaviye uyumu etkileyen bu faktörler göz önünde bulundurularak, hastaların uyumlarını arttırmaya yönelik uygun hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir

AlgıBatmanHasta uyumu+3
Zekeriya Akın
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Akademisyenlerde tip 2 diyabet riski: Güneydoğu Türkiye örneği

Bu araştırma Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki üniversitelerde çalışan akademisyenlerin tip 2 diyabet risklerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini bu bölgede YÖK Bilgi Sistemi 2017 istatistiklerine göre kayıtlı olan 6904 akademisyen oluşturdu. Örneklemini kurumlardan eposta yoluyla yapılan ankete yanıt veren 479 katılımcı oluşturdu. Araştırma web tabanlı yapılmış olup herhangi bir basılı materyal kullanılmadı. Veri toplanmasında Kişisel Özellikler Bilgi Formu, FINDRISK ve UFAA ölçekleri kullanıldı. Araştırmanın değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics for Windows v.25 paket programı kullanıldı. Verilerin analizi yüzdelik dağılım, Spearman Korelasyon analizi ve Mann-Whitney U Test ve Kruskal-Wallis Test yöntemleri kullanılarak yapıldı. Araştırmaya katılan 479 akademisyenin %27,77'sinin 30 yaş ve altında olduğu, %61,38'inin erkek, %65,14'ünün evli, %56,78'inin BKİ değerinin 25 altı olduğu, alınan FINDRISK puanı ile UFAA puanı arasında negatif anlamlı bir ilişki olduğu (r=-,282, p<,001), BKİ değeri ve bel çevresi ölçüleri ile FINDRISK ve UFAA puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu (p<,001), günlük uyku süresi ile FINDRISK ve UFAA puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulundu (p>,05). Araştırma sonucunda, akademisyenlerin yaşları arttıkça aktivite düzeyinin azaldığı, diyabet oluşum riski puanının arttığı; günlük uyku süresinin diyabet oluşum riski puanını etkilemediği; uzun süre yaşadıkları coğrafi bölgeden uzakta çalışmalarının diyabet oluşum riskinde artışa neden olduğu; BKİ ve bel ölçülerinin diyabet oluşum riski üzerinde etkili olduğu; sigara/alkol kullanımının diyabet oluşum riski puanı üzerinde bir etkisinin bulunmadığı ve aktivite durumunun diyabet oluşum riski puanı üzerinde etkili olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Diyabet, FINDRISK, UFAA

Akademik personelDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+3
İsmail Aksu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH'lı hastalarda planlı hemşirelik eğitiminin yaşam kalitesi, anksiyete ve depresyon üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

ÖZET Aslan DOĞAN, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, Tezli Yüksek Lisans, Gaziantep 2018 Bu çalışma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) bulunan hastalarda planlı hemşirelik eğitiminin yaşam kalitesi, anksiyete ve depresyon üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi amacıyla müdahale-kontrol tasarım niteliğinde planlanmış ve yapılmıştır. Araştırma 20.05.2017-30.12.2017 tarihleri arasında Batman Bölge Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniğinde, KOAH tanısıyla yatan ve araştırmaya dahil olma kriterlerine uyan 40 müdahale ve 40 kontrol grubu olmak üzere toplam 80 hasta ile yürütülmüştür. Müdahale ve kontrol grubuna ait veriler; tanıtıcı bilgi formu, Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HAD), KOAH Değerlendirme Testi (CAT) ve St. George Solunum Anketi (SGRQ) kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler araştırmacı tarafından bilgisayar ortamında SPSS 24.0 (The Statistical Package for the Social Sciences- PC Version 24.0) programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Müdahale grubundaki hastalara anket formlarının, anksiyete ve yaşam kalitesi anketlerinin uygulanmasından sonra planlı hemşirelik eğitimi verilmiş ve anket formları tekrarlanmıştır. Kontrol grubundaki hastalara ise eğitim verilmemiştir. Toplanan veriler sonucunda; eğitim sonrası müdahale grubundaki hastaların HADdepresyon ve HAD-anksiyete puan ortalamasının arttığı ve istatistiksel olarak bir fark olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Müdahale grubundaki hastaların CAT ve Solunum Sistemi Anketi tüm skorlarında puan ortalamalarının azaldığı ve müdahale grubunda eğitim öncesi değerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (p<0,05). Kontrol grubunda bulunan hastaların kontrol sonrası HAD-anksiyete puan ortalamalarının azaldığı (p<0,05), HAD-depresyon puan ortalamalarının ise arttığı (p>00.5) saptanmıştır. Bulgular sonucunda; KOAH'lı hastalara uygulanan planlı hemşirelik eğitiminin yaşam kalitesinde iyileştirme sağladığı görülmüştür. Bu sonuçlar doğrultusunda KOAH'lı hastaların bakım ve yönetiminde hemşireler tarafından planlı hemşirelik eğitim programlarının uygulanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: KOAH, yaşam kalitesi, anksiyete, depresyon, eğitim.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifAnketler+4
Aslan Doğan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Anjiyografi öncesi planlı hasta eğitiminin durumluk, sürekli ve ölüm kaygısı üzerine etkisi

ÖZET Anjiyografi Öncesi Planlı Hasta Eğitiminin Durumluk, Sürekli ve Ölüm Kaygısı Üzerine Etkisi Şevket CENGİZHAN, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, Tezli Yüksek Lisans, Gaziantep 2018 Bu araştırma Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde 05.10.2017-10.05.2018 tarihleri arasında koroner anjiyografi öncesi planlı hasta eğitiminin durumluk, sürekli ve ölüm kaygısı üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, dahil olma kriterlerine uyan 50 eğitim grubunda, 50 kontrol grubunda olmak üzere toplam 100 hasta üzerinde yapıldı. Veriler "Kişisel Özellikler Soru Formu", 'Ölüm Kaygısı Ölçeği'' ve "Spielberger Durumluk - Sürekli Kaygı Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler araştırmacı tarafından bilgisayar ortamında SPSS 24.0 (The Statistical Package for the Social Sciences- PC Version 21.0) paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların sosyo-demografik özellikleri incelendiğinde; %97'sinin 31-61 yaş aralığında olduğu, %68'inin erkek, %86'sının evli ve çoğunluğunun lise mezunu olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların %55'inin il merkezinde yaşadığı, çoğunluğunun eş ve çocuklarıyla yaşadığı, serbest çalıştığı ve gelirinin giderinden az olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin sosyo- demografik özellikleri incelendiğinde; yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, yaşanılan yer, yaşanılan kişiler, iş ve meslek durumu, gelir durumu açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmemiştir. Gruplarımız benzer özellikte olup, homojen dağılım göstermiştir. Katılımcıların sürekli kaygı ölçeği incelendiğinde deney grubunda eğitim öncesi sürekli kaygı düzeylerinin, kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük çıktığı, Durumluk kaygı ölçeğine ilişkin bulgular incelendiğinde deney grubunda eğitim öncesi durumluk kaygı düzeyleri, kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük çıktığı görülmüştür. Koroner anjiyografi uygulanacak hastaların ölüm, durumluk ve süreklilik kaygı düzeylerinin eğitimle giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anjiyografi, Ölüm Kaygısı, Durumluk kaygısı, Süreklik Kaygısı.

AnjiyografiAnksiyeteAnksiyete bozuklukları+7
Şevket Cengizhan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabet okulunun diyabetli bireylerde öz etkililik algısına etkisi

ÖZET İnci ARPACI EREN, Diyabet Okulunun Diyabetli Bireylerde Öz Etkililik Algısına Etkisi, Hemşirelik Programı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018. Araştırma, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi Diyabet Polikliniğine başvuran, araştırmaya dahil olma kriterlerine uyan 132 hasta ile diyabet okulunun diyabetli bireylerde öz etkililik algısına etkisini incelemek amacıyla vaka kontrol çalışması olarak yapıldı. Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Tip 2 Diyabetli Hastalar için Diyabet Yönetimindeki Öz Yeterlilik Ölçeği" kullanılarak toplandı. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından bilgisayar ortamında değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS 22.0 (The Statistical Package for the Social Sciences-PC Version 22.0) paket programı kullanıldı. Deney ve kontrol grubundaki bireylerin sosyo-demografik özellikleri, diyabete ilişkin özellikleri, diyabetik parametre özellikleri, Diyabet Yönetimindeki Öz Yeterlilik Ölçeği alt boyutları incelendiğinde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi. Kontrol grubunun başlangıç ve 3 ay sonraki takiplerindeki diyabetik parametreleri karşılaştırıldığında; 3. ay AKŞ, TKŞ, Hba1c ve T. Kolesterol değerleri istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p<0,05). Deney grubunun 3. ay AKŞ, TKŞ ve Hba1c değerleri başlangıç değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı düşük bulundu (p<0,05). Diyabet okulu öncesi ölçek alt boyutları deney ve kontrol gruplarına göre karşılaştırıldığında; ölçek alt boyutları ile eğitim durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi. 3 ay sonra ölçek alt boyutları deney ve kontrol gruplarına göre karşılaştırıldığında tüm ölçek alt boyut puanlarında deney grubunda yüksek olmak üzere istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001). Kontrol grubunun başlangıç ve 3 ay sonraki takiplerindeki ölçek alt boyutlarının karşılaştırılması değerlendirildiğinde; kontrol grubunun 3.ay sonundaki genel beslenme-tıbbi tedavi kontrolü, özel beslenme-kilo ve toplam ölçek puanları başlangıç puanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düşük bulundu (p<0,05). Deney grubunun 3.ay sonundaki ölçek puanları başlangıç puanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p<0,001). Anahtar kelimeler: Diyabet okulu, Tip 2 Diyabet, Öz etkililik, Hemşirelik

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Gaziantep+2
İnci Arpacı Eren
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Trakeostomili hastaların sosyal izolasyon durumlarını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

ÖZET Aslıhan KORKMAZ, Trakeostomili Hastaların Sosyal İzolasyon Durumlarını Etkileyen Faktörlerin Değerlendirilmesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik AD, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018. Araştırma Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi KBB kliniklerinde Aralık 2016 - Kasım 2017 tarihleri arasında trakeostomi ameliyatı yapılmış hastaların karşılaştıkları sorunların ve sosyal izolasyon durumlarını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmış ve 58 trakeostomili hasta örneklem grubuna alınmıştır. Veriler "Sosyodemografik Özellikler" ve "Sosyal Uyum Kendini Değerlendirme Ölçeği (SUKDÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler araştırmacı tarafından bilgisayar ortamında SPSS 24.0 (The Statistical Package for the Social Sciences- PC Version21.0) paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Hastaların %34.5'inin 51 ve üstü yaş grubunda olduğu, %55.2'sinin kadın, %44.8'inin erkek olduğu, %70.7'sinin evli olduğu, %86.3'ünün ailesiyle birlikte yaşadığı, %46.6'sının ilköğretim mezunu olduğu, %55.2'sinin şehirde yaşadığı, %48.3'ünün gelirinin giderine denk olduğu, %32.8'inin işçi olduğu, %87.9'unun herhangi bir kronik hastalığının olmadığı, %55.2'sinin hastalığı sırasında eşi tarafından desteklendiği belirlenmiştir. Hastaların SUKDÖ puan ortalaması 32.769.73 olarak hesaplanmıştır. Hastaların SUKDÖ puan ortalamalarının gelir düzeyine göre farklılık gösterdiği ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak trakeostomi açılmasının hastaların sosyal uyum sürecini etkilediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Trakeostomi, SUKDÖ, sosyal izolasyon

Sosyal izolasyonSosyal uyumTrakeostomi+1
Aslıhan Korkmaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetli hastalarda diyabet okulu eğitiminin öz bakıma etkisinin araştırılması

Araştırma, Hatay Reyhanlı Devlet Hastanesi Diyabet Polikliniğine başvuran, araştırmaya dahil olma kriterlerine uyan 100 hasta ile diyabet okulunun diyabetli bireylerde özbakım algısına etkisini incelemek amacıyla ön test-son test kontrol gruplu deneysel olarak yapıldı. Veriler "Kişisel Özellikleri Tanıtıcı Anket Formu" ve "Diyabet Özbakım Aktiviteleri Anketi" kullanılarak toplandı. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edildi. Deney ve kontrol grubundaki bireylerin sosyo-demografik özellikleri, diyabete ilişkin özellikleri, diyabetik parametre özellikleri incelendiğinde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi. Deney grubunda diyabet okulu eğitiminden sonraki diyet yapma, egzersiz yapma, ayak bakımı ve kan şekeri testleri puanlarında eğitimden önceki puanları arasında anlamlı bir fark bulundu (p<0,05).

Diabetes mellitusHasta eğitimiHemşirelik+1
Emre Uzun
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetli bireylerde diyabet okulu eğitiminin yaşam kalitesine etkisinin araştırılması

Araştırma, Mardin Kızıltepe Devlet Hastanesi Dahiliye ve Diyabet polikiliniğine başvuran, araştırma kriterlerine uyan 100 hasta ile diyabetli bireylerde diyabet okulu eğitiminin yaşam kalitesine etkisinin araştırılması amacıyla ön test-son test kontrol gruplu olarak planlanıp deneysel olarak uygulandı. Veri toplama aracı olarak Sosyodemografik ve Diyabete İlişkin Soru Formu" ve " Ferrans ve Powers Yaşam Kalitesi Ölçeği Diyabet Versiyonu- III'' kullanıldı. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı ile analiz edildi. Deney ve kontrol grubundaki bireylerin sosyodemografik özellikleri, diyabete ilişkin özellikleri, diyabetik parametre özellikleri ile Ferrans ve Powers Yaşam Kalitesi Ölçeği Diyabet Versiyonun alt boyutları incelendiğinde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi. Ferrans ve Powers Yaşam Kalitesi Ölçeğinin toplam puanı ve ölçeğin alt boyutlarının puanlaması hesaplandı. Ferrans ve Powers Yaşam Kalitesi Ölçeğinin alt boyutlarında sağlık ve fonksiyonel durum, sosyal ve ekonomik durum, fizyolojik ve manevi durum ve aile durumu başlıkları da ayrı ayrı hesaplandı. Yaşam kalitesi toplam puanlarının deney ve kontrol grubuna göre karşılaştırıldığında deney grubunda; yaşam kalitesi toplam puanı öncesi değerine (x̄=16,18) göre yaşam kalitesi toplam puanı sonrası değerindeki ( x̄=16,46) artış istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,02<0,05). Kontrol grubunda; yaşam kalitesi toplam puanı öncesi değerine (x̄=16,50) göre yaşam kalitesi toplam sonra değerindeki (x̄=16,12) düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,00<0,05). Anahtar kelimeler: Diyabet okulu, Tip 2 Diyabet, Yaşam Kalitesi, Hemşirelik

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Hasta eğitimi+2
Nurullah İldem
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir vakıf üniversitesindeki öğrencilerde kronik böbrek yetmezliği risk faktörlerinin incelenmesi

Bu araştırma, bir vakıf üniversitesindeki öğrencilerde kronik böbrek yetmezliği (KBY) risk faktörlerinin incelenmesi amacı ile tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmaya başlamadan önce etik kurul izni, çalışma yapılacak kurumdan ve çalışmaya dahil edilen öğrencilerden izin alındı. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinde bulunan bir vakıf üniversitesinde 2019-2020 güz döneminde öğrenim gören lisans (5562) ve ön lisans (565) olmak üzere 6127 öğrenci oluşturdu. Araştırmanın örneklemini çalışmaya gönüllü olarak katılan 1142 katılımcı oluşturdu. Veri toplamada Sosyo-Demografik Özellikler formu ve FİNDRİSK ölçeği kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanıldı. Bağımsız gruplar arasındaki verilerin karşılaştırılmasında t-testi ve ANOVA kullanıldı. Gruplu değişkenler arasındaki ilişki ki-kare analizi ile test edildi. Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.67±2.08 yıl, sistolik kan basıncı ortalaması 112.0±12.2 mmhg, diyastolik kan basıncı ortalaması 71.8±9.32 mmhg, bel çevresi ortalaması 75.89±11.08 cm ve kilo ortalaması 64.2±13.5 kg olarak belirlendi. Araştırmaya katılan öğrencilerin ailede kronik hastalık varlığına göre FİNDRİSK puan ortalamalarına bakıldığında; ailesinde kronik hastalık olanların puan ortalamasının 11.6±3.1, olmayanların 10.1±3.3 olduğu, aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi. Bekarların evli olanlara göre puan ortalamalarının daha yüksek olduğu, aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi ( p<0.05). Araştırmanın sonucunda bel çevresi ve kilo arttıkça KBY'nin risk faktörleri arasında yer alan diyabet hastalığının gelişiminin arttığı belirlendi. Ailede kronik hastalık varlığı diyabet gelişiminde etkili olabileceği belirlendi. Hastalıkların kalıtımsal olarak aile bireylerine geçmesinden dolayı Hipertansiyon ve Diyabet kronik hastalıkların varlığı KBY'nin oluşumu açısından risk oluşturmaktadır.

Böbrek yetmezliği-kronikDiabetes mellitus-tip 2Diyaliz+6
Aynur Ekren
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Silopi'de yaşayan yaşlı bireylerin ağrı prevalansı ve yaşam kalitesinin incelenmesi

Bu araştırma, Şırnak ili Silopi ilçe merkezinde yaşayan yaşlılarda ağrı prevalansı ve yaşam kalitesi ilişkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmadan önce etik kurul izni, ölçek izinleri ve araştırmanın yürütüleceği kurumdan ve katılımcılardan izin alındı. Araştırmanın örneklemini Şırnak İli Silopi İlçe merkezinde yaşayan ve araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 280 kişi oluşturdu. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Geriatrik Ağrı Ölçeği (GAÖ)" ve "Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Yaşlı Modülü WHOQOL-OLD Ölçeği (YKÖ)" kullanılarak toplandı. Verilen analizinde istatistiksel analizler R yazılımında yapıldı. Çalışmadaki nitel değişkenlere ait tanımlayıcı istatistikler frekans ve yüzde ile; nicel değişkenler ortalama, standart hata, medyan, minimum ve maksimum değerleriyle verildi. Nicel değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro Wilk testi ile incelendi. Normal dağılıma uymayan nicel değişkenlerin 2 grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U testi, 3 grup karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi, 2'li alt grup karşılaştırmalarında Bonferonni düzeltmeli Mann Whitney U testi kullanıldı. Çalışmadaki tüm istatistiksel karşılaştırmalarda p değeri 0,05'in altındaki sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. GAÖ toplam ve alt boyutları ile YKÖ alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde, GAÖ toplam ölçek puanı ile "geçmiş/bugün/gelecek" ve "sosyal katılım" alt boyutları arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki, "ölüm/ölmek" alt boyutu ile negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu belirlendi. Ağrı nedeniyle çekilme alt boyutu ile "duyusal işlev" arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki, "geçmiş/bugün/gelecek" ve "sosyal katılım" alt boyutları arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu belirlendi. Sonuç olarak çalışmada; ağrıya sahip bireylerin demografik özelliklerinin ağrıyı doğrudan etkilediği belirlenmiştir. Yalnız yaşayan, kadınların, eğitim durumu ve gelir durumu düşük olan yaşlıların ağrılarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ağrısı olan bireylerin yaşam kalitesinin azaldığı ve ağrısı olan fiziksel aktivitesi yapabilen bireylerin yaşam kalitelerinin arttığı belirlenmiştir. Yaşam kalitesi arttıkça yaşlı bireylerde ölüme yönelik olumsuz düşüncelerin azaldığı, özerk hareket etme, günlük aktiviteleri yerine getirme ve sosyalleşmesinin arttığı belirlenmiştir.

AğrıPrevalansYaşam kalitesi+2
Demet Ünlü
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelerin kan basıncı ölçümü sırasındaki ergonomik risklerine yönelik eğitim etkinliğinin değerlendirilmesi

Hastanelerde sağlık işgücü içinde sayısal olarak büyük çoğunluğu oluşturan ve hizmet sunumunun sürekliliği açısından önemli bir grup olan hemşireler kas iskelet sistemi rahatsızlıkları açısından riskli gruptadır. Bu çalışma hemşirelerin gün içinde defalarca yaptığı tekrarlı hareket olan kan basıncı ölçümü işlemi sırasındaki ergonomik risk analizine yönelik verilen eğitimin etkinliğini değerlendirmek amacıyla Eylül 2019- Mayıs 2020 tarihleri arasında 64 hemşireyle Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde yürütülmüş, deney grubunun kontrol grubu ile aynı olduğu ön test/ son test yarı deneysel planlanmış bir araştırmadır. Çalışmada Hemşire Tanıtıcı Özellikler Formu, Hızlı Tüm Vücut Değerlendirmesi Formu (REBA), Genişletilmiş Nordic Kas-İskelet Sistemi Ağrı Sorgusu kullanılmıştır. Veriler SPSS programının 21.0 sürümü (IBM SPSS Inc Canada) kullanılarak yapılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin %82.4' ü kadın, %84.4'ü lisans mezunu olup yaş ortalamaları 35.79±5.04'tür. Hemşirelerin %64.1' inin fiziksel egzersiz yapmadığı ve tüm anatomik bölgelerinde farklı oranlarda ağrıları olduğu; fakat en sık bel ağrısı (%71.9) yaşadıkları saptanmıştır. Hemşirelere verilen eğitim öncesi REBA puan ortalamalarının 5.79±1.08 olduğu, eğitimden sonraki (1. ve 3. ay) gözlemlerinde bu ortalamanın düştüğü, eğitimin etkin olduğu bulunmuştur. REBA puan ortalamaları ile eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş, lisansüstü eğitim mezunlarının daha yüksek REBA puanı aldıkları görülmüştür (p=0.049). Hemşirelere verilecek eğitimler ile; uygun olmayan postürde çalıştıklarında, yaptıkları işe bağlı olarak kas iskelet sistemi rahatsızlıkları yaşayabilecekleri farkındalığı oluşturulmalı ve kas iskelet sistemini destekleyecek egzersiz programlarına yönlendirilmelidirler.

ErgonomiHemşirelikHemşirelik+5
Ezgi Dirgar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 tanısıyla hastanede yatan hastaların bakım odaklı hemşire hasta etkileşiminin değerlendirilmesi

COVİD-19 hastalığı her bireyde farklı seyretmesi, bakım ihtiyaçlarının ve bakıma verdikleri cevabın farklı olması nedeniyle her bireye bireyselleştirilmiş, insan odaklı ve bütüncül hemşirelik bakımının verilmesi gerekmektedir. Bu araştırma, COVİD-19 tanısıyla yatan hastaların bakım odaklı hemşire hasta etkileşiminin değerlendirilmesi amacı ile yapıldı. Araştırma, Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesi'nde gerçekleştirildi. Araştırmaya 370 COVİD-19 hastası dahil edildi. Araştırmanın verileri Veri Toplama Formu ve Bakım Odaklı Hemşire Hasta Etkileşimi Ölçeği Kısa Formu (BOHHEÖ) ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesi Windows için SPSS 22.0 istatistik paket programında yapıldı. Hastaların Bakım Odaklı Hemşire Hasta Etkileşim Ölçeği'nden elde ettikleri ortalama puanlar önemlilik, sıklık ve memnuniyet boyutunda sırasıyla 95,3±4,4 puan; 81,0±9,4 puan; 95,1±8,0 puandı. Alt ölçek boyutları puanlarına göre: Klinik Bakım önemlilik, sıklık ve memnuniyet boyutu puan ortalamaları sırasıyla 39,4±4 puan; 4,35,3±5,1 puan; 38,5±4,0 puandı. İlişkisel Bakım önemlilik, sıklık, memnuniyet puan ortalamaları sırayla 24,6±7 puan; 7,15±4,2 puan; 25,7±3,1 puandı. Hümanistik Bakım önemlilik sıklık ve memnuniyet puan ortalamaları sırayla 17,6±1,8 puan; 17,8±2,4 puan; 18,0±1,8 puandı. Rahatlatıcı Bakım önemlilik, sıklık ve memnuniyet puan ortalamaları sırayla 13,7±1,7 puan; 13,3±2,0 puan; 12,9±1,9 puandı. Cinsiyet, tedavi alınan birim, çalışma durumu, yaşanılan yer, refakatçi durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Sonuç olarak; COVİD-19 tanılı hastaların almış olduğu yüksek puanlara bakıldığı zaman hastaların bakım odaklı hemşire hasta etkileşimin düzeyinin olumlu düzeyde olduğu bulundu. Alt ölçek puanlarına göre hastalar Klinik Bakımı önemli bulmakta, sıklıkla aldıklarını, yüksek oranda memnun oldukları bulundu. İlişkisel Bakımı önemli bulmakla birlikte ilişkisel bakımı çok sık almadıkları ama bakımdan memnun oldukları belirlendi. Hümanistik bakımı önemli buldukları, çok sık aldıkları ve oldukça memnun oldukları belirlendi. Rahatlatıcı bakımı önemli buldukları, çok sık aldıkları ve bakım uygulamalarından memnun oldukları belirlendi. Yoğun bakım hastalarına göre hemşire-hasta etkileşimi daha çok önemli olduğu belirlendi. Servis hastalarında hemşire-hasta etkileşiminin gerçekleşme sıklığı daha fazladır. Yoğun bakım hastalarının hemşire hasta etkileşiminden daha memnun oldukları belirlendi.

COVID 19Hasta bakımıHemşire-hasta ilişkileri+5
Meltem Kalaycı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

KOAH hastalarında kronik bakım modeline temellendirilmiş eğitim ve telefonla izlemin öz-etkililik ve hasta tarafından bildirilen sonuçlar üzerine etkisi

Bu araştırma; KOAH hastalarına verilen Kronik Bakım Modeli'ne temellendirilmiş eğitim ve telefonla izlemin bireylerin öz yeterlilik durumları ve hasta tarafından bildirilen sonuçlar üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Araştırma iki aşamada yürütüldü. Birinci aşama metodolojik çalışma olarak; Eylül 2021-Ocak 2022 tarihleri arasında 273 hasta ile yürütüldü. Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı için Uyarlanmış Hasta Bildirimine Dayalı Sonuç Ölçeği'nin Türk dili ve kültürüne uyarlanarak, geçerlilik ve güvenilirliği inceledi. İkinci aşaması randomize kontrollü çalışma olarak; Ocak 2022-Temmuz 2022 tarihlerinde 61 hasta ile Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğü Elbistan Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniği'nde yürütüldü. Araştırmanın birinci aşamasında; ölçeğin Kapsam Geçerliliği İndeksi 0,91 olarak hesaplandı. Yapı geçerliliği için yapılan DFA model uyum indeks değerlerinin istenilen aralıkta olduğu görüldü. Ölçeğin Cronbach's Alfa güvenirlilik katsayısı; Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı için Uyarlanmış Hasta Bildirimine Dayalı Sonuç Ölçeği'nde 0.954, fiziksel alan alt boyutunda 0.945, psikolojik alan alt boyutunda 0.862 ve çevresel alt boyutunda 0.828 olarak saptandı. Araştırmanın ikinci aşamasında; KOAH'ta Kronik Bakım Modeli'ne temellendirilmiş eğitim ve telefonla izlem değerlendirildi. Girişim grubundaki hastaların; KOAH Öz-Etkililik Ölçeği puanlarında anlamlı artış olduğu saptandı. Ayrıca; girişim grubundaki hastaların KOAH bilgi düzeyinde artış olduğu, hastalık farkındalıklarının arttığı tespit edildi. Hastaların mMRC dispne skalasında azalma olduğu, nefes darlıklarının azaldığı saptandı. CAT puanlarında azalma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı için Uyarlanmış Hasta Bildirimine Dayalı Sonuç Ölçeği ile fiziksel alan alt boyutu, psikolojik alan alt boyutu, çevresel alan alt boyutu puanlarında azalma olduğu saptandı. Buna göre hasta tarafından bildirilen sonuçlarda olumlu etkilerin elde edildiği saptandı. Hastaların aldıkları kronik bakımdan memnuniyetlerinin yüksek düzeyde olduğu görüldü. Sonuç olarak; 27 madde ve 3 alt boyuttan oluşan ölçeğin Türk dili ve kültürü için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu görüldü. KOAH hastalarında Kronik Bakım Modeline temellendirilmiş eğitim ve telefonla izlemin hastaların öz-etkililik düzeylerini arttırdığı, hasta tarafından bildirilen sonuçların üzerinde olumlu etkisinin olduğu ve sağlık bakım hizmetlerinden memnuniyetlerini arttırdığı görüldü. Bu sebeple; Kronik Bakım Modeli temelli eğitim ve telefonla izlemin uygulamalarda kullanılması önerilmektedir.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifHasta bakımı+6
Yasemin Sazak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Romatoid artritli hastalarda planlı davranış teorisine göre uygulanan hemşire danışmanlığının ağrı, yorgunluk ve fonksiyonel duruma etkisi

Bu araştırma romatoid artritli hastalarda, Planlı Davranış Teorisine'ne göre motivasyonel görüşmelerle uygulanan hemşire danışmanlığının; bireylerin ağrı, yorgunluk ve fonksiyonel durumuna etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Araştırma, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi romatoloji polikliniğinde, Ocak 2022-Temmuz 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Randomize kontrollü olarak yapılan deneysel araştırma toplam 82 romatoid artrit hastası ile tamamlandı. Girişim grubundaki hastalara ön görüşmede eğitim verilerek, Planlı Davranış Teorisine dayalı motivasyonel görüşme doğrultusunda 12 hafta boyunca hemşire danışmanlığı hizmeti verildi. Hasta verilerinin elde edilmesinde; Hasta Tanıtım Formu, McGill Ağrı Ölçeği Kısa Formu (MAÖ-KF), Bristol Romatoid Artrit Yorgunluğu Çok Boyutlu Anketi (BRAF-MDQ), Stanford Sağlık Değerlendirme Ölçeği (HAQ) ve Davranış Değişikliği Kontrol Listesi kullanıldı. Verilerin analizi SPSS programının 26.0 sürümü kullanılarak, uygun istatistiksel yöntemlere göre yapıldı. Araştırmaya katılan hastaların çoğunun kadın, evli, ilkokul mezunu olduğu saptandı. Girişim grubundaki hastaların uygulama öncesi yüksek olan ağrı, yorgunluk ve sağlık değerlendirme puan ortalamalarının, uygulama sonrasında anlamlı düzeyde azaldığı görülürken, kontrol grubunda anlamlı bir değişiklik olmadığı saptandı. Planlı davranış teorisine dayalı motivasyonel görüşme doğrultusunda uygulanan hemşire danışmanlığının romatoid artritli hastalarının ağrı, yorgunluk ve fonksiyonel durumu yönetmede etkili bir girişim olduğu görüldü. Romatoloji hemşirelerinin, romatoid artritli hastaların eğitim ve izleminde teoriye/modele dayalı, motivasyonel görüşmelerle danışmanlık hizmeti sunmaları önerilmektedir.

Artrit-romatoidAğrıAğrı yönetimi+7
Keriman Aytekin Kanadlı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli bireylerde tedaviye uyum ve öz yeterlilik düzeyinin glukoz regülasyonu ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma tip 2 diyabetli bireylerin tedaviye uyum ve öz-yeterlilik düzeylerinin glukoz regülasyonu ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı nitelikte olan araştırma Gaziantep ilinde bir devlet hastanesinin diyabet polikliniğine başvuran ve iç hastalıkları kliniğinde yatarak tedavi gören 287 hasta ile gerçekleştirildi. Veriler, hastaların sosyo-demografik ve hastalık bilgilerini içeren "Hasta Tanıtıcı Formu", "Tip 2 Diyabette Tedaviye Uyum Ölçeği" ve "Tip 2 Diyabetli Hastalar için Diyabet Yönetimindeki Öz-Yeterlilik Ölçeği" kullanılarak toplandı. Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 61.25±10.83 ve %60,6'sı 55-74 yaş aralığındaydı. Katılımcıların %73.9'u kadın, %76.7'si evli, %71.1'i ev hanımı, %50.9'u ilkokul mezunu ve %70.7'sinin gelirinin giderinden az olduğu saptandı. Katılımcıların tedaviye uyumları ve öz yeterliliklerinin orta düzeyde olduğu bulundu. Bir işte çalışan, geliri giderine eşit, egzersiz yapan, diyabet eğitimi alan ve evde kan şekeri ölçümü yapan katılımcıların hem tedaviye uyumları hem de öz yeterliliklerinin daha iyi olduğu görüldü. Ölçekler arasında negatif yönde, orta düzeyde ve ileri seviyede istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edildi (r=-0.625, p<0.001). Glukoz regülasyonunda belirleyici olan metabolik değişkenlerinden HbA1c ve randomize glukoz değerleri ile "Tip 2 Diyabette Tedaviye Uyum Ölçeği" arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptandı (r=0.179, p=0.006; rs=0.239, p<0.001). Sonuç olarak; diyabetli hastaların tedaviye uyum ve öz yeterlilik düzeylerini etkileyen pek çok faktör olduğu, tedaviye uyumu iyi olan bireylerin öz yeterlilik düzeylerinin de yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın daha büyük evren ve örneklem gruplarıyla tekrarlanması önerilmektedir.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Glükoz tolerans testi+4
Yeliz Ülker
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli hastalarda hareket etme korkusunun yaşam kalitesi üzerine etkisinin belirlenmesi

Bu çalışma tip 2 diyabetli bireylerin hareket etme korkusunun yaşam kalitesi üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı nitelikte olan araştırma Şanlıurfa ilindeki devlet hastanelerinin diyabet polikliniğine başvuran ve iç hastalıkları kliniğinde yatarak tedavi gören 100 hasta ile gerçekleştirildi. Veriler, hastaların sosyo-demografik ve hastalık bilgilerini içeren "Hasta Tanıtıcı Formu", "Ferrans ve Powers Yaşam kalitesi endeksi Diabet versiyon-III'' ve "Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ)" kullanılarak toplandı. Araştırmaya katılmış olan bireylerin yaş ortalaması 53.95±9.94 olmak ile beraber katılımcıların %54'ü erkek, %54'ü ilkokul mezunu, %72'si evli, %36'sı ise ev kadınıydı. Diyabetli hastalara verilen sağlık inanç modelleri doğrultusunda ve motive edici eğitimlerin fiziksel aktivite davranışlarını değiştirilebilmeleri konusunda etkili oldukları görülmüştür. (p<0,05). Çalışmamızdaki bireylerde yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durumu, meslek, diyabet öyküsü, yaşanılan komplikasyonlar vb. sebeplere bağlı olarak hareket etme korkusunda düzey farklılıkları olduğu gözlemlendi Tip 2 diyabetli hastalarda kadınların, erkeklerden daha fazla kinezyofobik inançlarının olduğu, Eğitim düzeyindeki azalmanın, kinezyofobik inançları arttırdığı, En fazla kinezyofobik tutumlara ev hanımlarının sahip olduğu, Tip 2 diyabetli hastaların yaşam kaliteleri bozuldukça kinezyofobik düşünceler artmış, kinezyofobik düşüncelerin artması sonucu ise yaşam kalitelerinin daha fazla bozulduğu, Tip 2 diyabetli hastalarda alınan eğitim sayısının artması, hastaların 'hastalık ve diyabet' hakkında bilgi seviyesindeki artış ile yaşam kalitesindeki memnuniyetin de arttığı belirlenmiştir.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Hareket korkusu+1
Maksut Yurtseven
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors