Theses supervised by Prof. Dr. Şaban Haklı

10 theses · Hitit University

Master'sOpen AccessTR

Halk inanışlarında dinin etkisi; Çorum ili örneği

Halk inanışları; halk arasında dinî kökenli olan veya olmayan ancak doğru olduğu halkın büyük kısmı tarafından kabul edilen ve bu kabul doğrultusunda uygulamalara dönüşen inanışlardan oluşmaktadır. Tarih boyunca bu inanışlar, insanları etkilemiş ve hayatları üzerinde büyük rol almıştır. Halk inanışları nesilden nesile aktarılan hal, hareket, tavır, davranış biçimlerini durumlu öğrenme ile yaşam biçimimizdeki düşünce yapımızın büyük bölümünü oluşturmaktadır. Halk inanışları genel olarak çok eski dönemlerden beri var olmakta ve hale devam etmektedir. Bu inanışların dini bakımdan etkisinin değerlendirilmesinin yapılması din-insan ilişkilerinin tarihsel gelişimini ve bu inanışları daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Çorum yöresinde Hititlerden, Eski Türklerden ve İslamiyet'in kabulunden sonra da oluşan gelenek, görenek, kültür ve inançlarının yansımalarının etkileri şu anki yaşayan insanlar üzerinde olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, Çorum halkı tarafından benimsenip özümsenen halk inanışlarının ve uygulamaları bu çalışmada tespit edilmiş, bu inanışlara ve uygulamalara dini etkinin değerlendirilmesiyle Türklerin İslamiyet'e geçişinden sonra çoğu inanış ve uygulamaları Çorum halkının etkin bir şekilde yaşadığı görülmektedir.

DinDini davranışlarHalk bilimi+3
Feyza Nur Yıldız
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Hazm'ın Tavkü'l-Hamâme'sinde aşkın dili

Zâhirîlik düşüncesinin en önemli temsilcilerinden biri olan İbn Hazm'ın dil fel-sefesinin anlaşılmasında, onun dünyevî aşkı anlattığı Tavkü'l-Hamâme fi'l-ülfeti ve'l-üllâf adlı eseri son derece önemlidir. O aşkın çeşitli yönlerini anlattığı bu eserde, aşk dolayımında yaşadığı dönemin kültürel ve sosyal yapısını yansıtmıştır. Bununla birlikte eserde edebiyat, şiir, felsefe, mitoloji, metafizik de yer almaktadır. İbn Hazm bu dil çe-şitliliği içinde aşkın hakikatlerini Zâhirî dil felsefesi bağlamında anlatmıştır. Bu bağ-lamda, aşkın hakikatleri ve bu hakikatlerin anlatıldığı dilin analizini yapmak İbn Hazm'ın Zâhirî dilini ve Tavkü'l-Hamâme'de anlatılan aşkın hakikatlerinin anlaşılmasını sağlayacaktır. Düşüncenin oluşumunda dilin etkisi yadsınamaz. Gadamer'in dediği gibi dil aklın bizâtihî dilidir. Bu akıl sadece yazarın değil aynı zamanda okurun da dilidir. Yani akıl dil ile bir hakikate ulaşırken, hakikat de varlığını dil içinde oluşturur. Sonuçta dil ve hakikat birbirine varoluşsal olarak bağımlıdırlar. Dolaysıyla bir metni dil felsefesi açısından incelemek hem yazarın anlaşılmasına hem de okurun metni tekrar oluşturmasında etkilidir. Okurun metni oluşturması demek, metnin kendi içinde yeni anlamlar oluşması demektir. Bu varoluşsal perspektiften değerlendirilen İbn Hazm'ın Zâhirî dili ve Tavkü'l-Hamâme'de anlatılan aşk, metinde yer alan dil oyunları bağlamında bir takım yeni haki-katler oluşturmuştur. Wittgenstein'ın felsefî düşünceye kazandırdığı dil oyunları kavramı, dilin haki-katlerini açımlaması anlamında önemlidir. Ortak düşünce edimlerinin var olduğu dil dünyasını tanımlayan dil oyunu kavramı bağlamında Tavkü'l-Hamâme'de aşkın hakikat-leri birbirinden farklı birçok dil içinde incelenmiştir. Birçok dil oyunu içinde anlatılan aşk İbn Hazm'ın Zâhirî düşüncesinde nasıl kabul edilmiştir? İbn Hazm'ın Zâhirî düşüncesine göre hakikatin iki yönü vardır: Birincisi, nassın belirlediği haram ya da helal anlamında değer ifade eden hakikat; ikincisi, naslarda hükmü belirtilmeyen ontolojik hakikat. Eserde aşkın gerçekleri ontolojik hakikate göre, olduğu gibi, nesnel olarak anlatılmış; değer olan hakikate göre ise nassların belirlediği, olması gereken şekliyle anlatılmıştır. Dolayısıyla Tavkü'l-Hamâme'de aşkın gerçekleri, olan ve olması gereken arasında ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimler: Zâhirîlik, Dil Felsefesi, Dil Oyunu, Hakikat, Tavkü'l-Hamâme

AşkDil felsefesiHakikat+5
Fatma Serenli
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dindarlığın evlilik doyumu üzerindeki etkisinin araştırılması

Evlilik doyumu, eşlerin kendi evliliklerini genel olarak değerlendirdiğinde, evliliklerinden elde ettikleri hissi durum ve evliliklerine dair zihinsel algıları olarak tanımlanabilir. Cinsiyet, yaş, evlenme yaşı evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu gibi evlilik doyumunu etkileyen pek çok demografik faktör bulunmakla birlikte dindarlık da evlilik doyumunu etkileyen değişkenlerden birisidir. Bu araştırmada, bireylerin dini motivasyon ile evlilik doyumu düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda, bireylerin evlilik doyumu düzeylerinin cinsiyet, evlilik süresi, çocuk sayısı, eğitim durumu ve ekonomik durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve dindarlık ile evlilik doyumu arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmamız üç bölümden oluşmaktadır; evlilik ve evlilik doyumu, din, dindarlık ve aile, araştırma bulguları ve yorumları. Araştırmanın evrenini, 2020 yılı Kayseri ili, Kocasinan ve Talas merkez ilçelerinde yaşayan evli bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise çeşitli meslek gruplarına mensup, farklı ekonomik seviye ve eğitim seviyesine sahip, farklı yaş gruplarından 137'si kadın, 73'ü erkek 210 katılımcıdan oluşmaktadır. Örnekleme alınan katılımcılar olasılıksız örnekleme yöntemlerinden gelişigüzel örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Sosyal Bilimler İstatiksel Paket Programı (SPSS) 21.0. ile çözümlenmiştir. Veri toplama araçları olarak; Evlilik Doyum Ölçeği ve Deruni Dindarlık Ölçeği kullanılmıştır. Kayıp veride örüntü olup olmadığı Little's MCAR testi ile irdelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, evlilik doyumu ile cinsiyet, evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır. Ayrıca dindarlık ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır.

DinDindarlıkEvlilik+3
Neslihan Bakal
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19'a yakalanan bireylerde dini başa çıkma (Amasya örneği)

2019 yılında Aralık ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Çin'in Hubei bölgesinde Wuhan kentinde deniz mahsülleri pazarında, sebebi belli olamayan fazlaca pnömoni hastası tesbit edilmiş ve bildirilmiştir. İlk defa 12 Ocak 2020'de bu tür şikâyetlerin nedenlerinin yeni tip bir koronavirüs olduğu (2019-nCoV) belirtilmiş ve 11 Şubat 2020 tarihinde bu salgın "Covid-19" pandemisi olarak adlandırılmıştır. Özellikle hastalığın tedavisi için herhangi bir yol ve yöntem belirlenememesi nedeniyle bu salgın insanlarda korku, tedirginlik ve strese sebep olmuş ve bu duygular da insanların davranış şekillerinde bozulmalara ve psikolojik sağlamlıklarında olumsuzluk durumunu ortaya çıkarmıştır. Bir şeye inanma yani din, hayatta karşımıza çıkan zor durumlara karşı bizi güçlü kılan, bize zorluklar karşısında güç veren özelliktir. Ayrıca din, insanlara karşısına çıkan problemlerin karşılığını vereceğini vaad etmektedir. Olağanüstü bir olay ve problemle baş başa kalan bireyler bu olayı anlamaya çalışırken diğer taraftan karşısına çıkan olaylarla dininden destek alarak başa çıkmaktadır. Hayatta karşı karşıya kaldığımız salgınlar, hastalıklar, tehlikeler veya bizi strese sokan olaylarla baş edebilmek ve bu durumdan kurtulmak için başa çıkma yöntemleri kullanmaktayız. Olumsuz durumlarla karşı karşıya kaldığımız bu gibi durumlarda ortaya koyduğumuz bu çabanın dini yönelimi ise dini başa çıkma metodumuzu ortaya koymaktadır. Bazı kişiler Allah'tan yardım isterken, bazı kişiler ise dinden uzaklaşma davranışı gösterebilmektedir. Bu çalışmada Amasya il ve ilçelerinde ikamet eden ve resmi olarak Covid 19 tanısı alıp hastalığa yakalanmış kişilerin bu hastalığa yakalandıklarında bu hastalığın bir sağlık sorunu mu olduğunu düşündükleri yoksa hastalığı bir ceza olarak mı nitelendirdikleri, bu hastalıkla başa çıkmada dini başa çıkma yöntemlerine başvurup başvurmadıkları, hastalık sürecinde dini inanç ve ibadetlerinde farklılıklar olup olmadığı ve alternatif tıp yöntemlerine başvurup başvurmadıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Amasya il merkezi ve ilçelerinde yaşayan ve 2020-2021-2022 yıllarında Covid-19 salgınana yakalanan hastalar oluşturmaktadır. Örneklem olarak da tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen bireyler ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Başkale'nin (2016) çalışmasında derinlemesine görüşmelerde örneklemin yaklaşık 30 kişi olması gerektiğini ifade etmiştir. Buradan hareketle çalışmanın örneklemini 31 katılımcı oluşturmaktadır. Bu katılımcıların cinsiyetlerine göre homojen olarak dağılımlarına dikkat edilmiştir. Kullanılan yöntem ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan mülakat tekniğidir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştıma neticesinde varılan sonuç Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin çoğunluğu bu hastalığı küresel bir sağlık sorunu olarak görmektedirler. Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin bu hastalığa yakalandıklarında inanç durumlarını sorgulamadıklarını, dini başa çıkma yöntemlerini kullandıklarını, bu hastalıkla birlikte dini inanç ve ibadetlerinde farklılık olduğunu belirtmişlerdir. Bu hastalığa yakalanan bireylerin büyük çoğunluğunun Covid-19 hastalığı ile başa çıkmak için alternatif tıp'a yönelmekle birlikte dini başa çıkma yöntemlerine başvurdukları ortaya çıkmıştır.

Başa çıkmaCOVID 19Din psikolojisi+4
Ramazan Öncül
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kant'ta saf aklın sınırı

Bir problem olarak akla sınır çizme; yani insan aklının neyi bilip neyi bilemeyeceği, doğru bilgiye nasıl ulaşabileceği veya nerde durması gerektiği geçmişten günümüze kadar felsefenin temel konularından biri olagelmiştir. Alman felsefesinin kurucu isimlerinden Immanuel Kant'ın eleştiri felsefesinde ulaşmak istediği temel amaç da, Critique of Pure Reason (Saf Aklın Eleştirisi) adlı eserinde belirttiği üzere, saf aklın bütün kapsamını, hem sınırları hem de içeriğiyle eksiksiz ve genel ilkelere göre belirlemektir. Kant eleştiri felsefesinde, klasik metafizikçilerin yaptığının aksine, metafizik bilgilerin pozitif bilimlerin yöntemleriyle bilinemeyeceğini savunmuştur. Kant'a göre eğer metafizik bir bilim olarak mümkün olacaksa, insan aklı neyin a priori olarak bilineceğini tespit etmek, bu temel üzerinde prensiplerini belirlemek ve bu prensiplerin uygulanabileceği alanın dışında kalan şeyleri bilimin dışında bırakmayı kabul etmek mecburiyetindedir. Metafiziğin bir bilim olabilmesi için, aklın deneyimi aşan bu etkinliğinin bilimsel açıdan dayanaklarının ve çerçevesinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla insan aklının neyi bilip neyi bilemeyeceği problemiyle ilgili olarak öncelikle ele alınması gereken, saf aklın deneyimden bağımsız olarak neyi, ne kadar ve nasıl bilebileceğinin belirlenmesidir. Bu bağlamda Kant eleştirisinde, a priori (deneyimde verilmeyen)-a posteriori (deneyimde verilen) kavramlarına paralel olarak fenomenal (duyu verileriyle deneyimlenebilen alan) ve numenal (duyu verileriyle deneyimlenemeyen alan) dünya ayrımlarını yaparak fenomenlerin bilgisini elde etmek mümkün iken, numenlerin bilgisini elde etmenin mümkün olmadığını iddia etmiştir. Kant bu iddiasını, deneyden gelmeyen ama deney-nesne bilgisiymiş gibi bilgimizi genişleten "sentetik a priori yargı"ların nasıl olanaklı olduğunu bu yargıların kaynak, kapsam ve sınırlarını göstermeye çalışarak temellendirmiştir. Bu problem "saf matematik nasıl olanaklıdır?", "saf doğa bilimi nasıl olanaklıdır?" ve "bilim olarak metafizik nasıl olanaklıdır?" sorularını da beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada, "saf aklın sınırı nedir?" problemi, Kant'ın eleştiri felsefesi üzerinden araştırılmıştır. Felsefe tarihinde bir mihenk taşı görevi gören Kant'ın eleştiri felsefesi; "eleştiri" ve "sınır" kavramları ile felsefe tarihine yönelttiği sorular ve cevapların Kant sonrası felsefeye yaptığı etkinin daha iyi anlaşılması için önem arz ettiğinden söz konusu kavramlar bağlamında irdelenmiştir. Çalışmanın temel amacı; Kant'ın geleneksel metafiziğe yönelik eleştirilerine yön veren aklın deneyimden bağımsız olarak kullanımı hakkındaki düşünceleriyle bilgiye çizdiği sınırları belirleyerek onun eleştiri felsefesinde "saf aklın sınırı" problemini tespit ve analiz etmek; tartışmalardan hareketle "saf aklın sınırı"nı açığa çıkartmaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, akla çizilen sınırlar içinde Kant felsefesinde aklın teorik faaliyetlerine temel teşkil eden durum, olanak ve şartlar ortaya konmuş; transendental felsefenin temel argümanlarıyla "matematik ve doğa bilimlerinde sentetik a priori yargılar nasıl mümkündür?" sorunsalıyla birlikte "bilim olarak metafizik nasıl olanaklıdır?" problemi sistematik bir şekilde incelenmiştir. Bu inceleme göstermiştir ki, metafizik alanda sentetik a priori bilgi, yani metafiziğin nesnel nitelikte bir bilim olmasına imkân sağlayacak bir bilgi, metafizikte saf aklın sınırlarını aşmaktadır. Anahtar Kavramlar: Kant, Saf Akıl, Sınır, Transendental, Eleştiri

AkılFelsefeFelsefe tarihi+2
Tuba Ünal
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de din ve sosyal sapma

Suç ve din kavramları, insanların yaşamları üzerinde doğrudan etkiye sahip olan önemli konular arasındadır. Yapılan çalışmalar, suç ve din ilişkisi hakkında hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar elde etmiştir. Bu çalışmada, nitel derinlemesine görüşmeler ve Dünya Değerler Araştırması 2019'dan elde edilen ikincil verilerin nicel analizi kullanılarak karma yöntem uygulanmıştır. Nitel yöntem için 21 kişi ile kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış, nicel yöntem için 2000'den fazla katılımcının verileri regresyon analizi ile incelenmiştir. Nitel ve nicel bulgular, din ve sosyal sapma arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca bu tez, farklı inançlara, sosyo-kültürel yaşam tarzlarına ve dini rollere sahip insanlar arasında bile suç ve din arasında negatif bir ilişkinin olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, toplumun sosyal uyumunu teşvik etmek ve sosyal sapkınlığı azaltmak için bu ilişkiye daha fazla odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Dolayısıyla, dinin, toplumda olumsuz sonuçlara neden olabilecek sosyal sapmayı önlemekte önemli bir rol oynayabileceği vurgulanabilir.

DinDin sosyolojisiKarma yöntemler+2
Büşra Ortakaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çalışan uzman hekimlerin ötanaziye ilişkin tutumlarının manevi başa çıkma yaklaşımıyla değerlendirilmesi

Ötanazi uygulamaları tıp biliminin konusu olarak düşünülse de bir kişinin ölümüne karar verme sürecinde gerek hekimin gerekse hasta veya yakınının manevi altyapıyla ölümü tercih etme de yol gösterdiği görülmektedir. Ülkelerin yasal onayları, kişinin tutumları, sağlık politikaları, kriz anında öncülük sağlayan hasta tercihleri ve ötanazi uygulamasının tarihi süreci yazılı bölümde açıklandı. Çalışmanın manevi boyutuyla ilgili yön vermeden tarafsız doktor görüşme formu düzenlendi. Çalışma, ötanaziye karar veren hekim üzerinden sürdürüldü. Tez çalışmasına öncülük eden nitel uygulama aşamasında, hasta-doktor açısından ele alınan bir kavram haline geldi. Çalışmada "Ötanazi" kavramının manevi boyutlarıyla bir ağ oluşturuldu. Bu ağ, saha da çalışma ve araştırma üzerinden belirlendi. Hekimin hastaların dünyada var olmalarına yönelik tutum ve mesleki etik açıdan değerlendirmeleri, kayda değer bir sonuç sağladı. Sadece uygulamalı aktif öldürme değil tedaviden kesme veya mahrum etme boyutları da belirlendi. Özellikle yoğun bakım kliniklerinde aktif olarak gözlemleme imkânına erişildi. Bu gözlem ve görüşmelerle manevi olarak hekim tutumu belirlendi. Türkiye'nin belli bölgelerindeki yoğun bakım kliniklerinde uygulamalar çalışmayı desteklemiştir.

Din-vicdan hürriyetiDini yaşamDoktor-hasta ilişkileri+7
Saliha Zehra Bayram
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kötülük probleminin ahlâkın evrenselliği ve Allah'ın varlığı ile ilişkisi

Çalışmamızın konusu, kötülük probleminin ahlakın evrenselliği ve Allah'ın varlığı ile ilişkisini ortaya koymaktır. Kötülüğün varlığı hem ahlakın evrenselliğinin hem de Allah'ın varlığının ispatı açısından son derece önem arzetmektedir: İçinde yaşadığımız dünyada kötülük dediğimiz bir olgu vardır. Ateist paradigma, ahlakî bir problem olan kötülükten hareket ederek Allah'ın varlığını inkâr gibi bir sonuca varmaktadırlar. Gerçekten böyle bir konu, bir kimseyi Allah'ın yokluğuna götürebilir mi? Kötülük gibi ahlakî bir problemden hareketle Allah'ın varlığını inkâr etmek veya ispat etmek önemli bir konudur. Bu problem, acaba teizmin temelini mi sarsmaktadır yoksa tam tersi teizmi temellendirmekte midir? Biz, çalışmamızda bu konuyu çözümlemeye ve kötülük probleminin ahlakın evrenselliğine ve Allah'ın varlığına delil olup olmadığını ortaya koymaya çalışacağız. Eğer kötülüğün varlığı, ahlakın evrenselliğine ve Allah'ın varlığına delil ise ahlakın evrenselliği ve Allah'ın varlığını ispatlamakta yeterli olup olmadığını da analiz edeceğiz. Çalışmamızda, ahlak ve evrensel ahlak kavramının tanımları, ahlak teorileri, kötülük kavramının tanımı. kötülüğün kısımları, kötülük problemine yaklaşımlar ve şâyet evrensel kötülük varsa bunun ahlakın evrenselliği ile Allah'ın varlığı açısından değeri ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. Nitel yöntemin dökümantasyon tekniğine göre hazırladığımız bu çalışmamızda, evrensel kötülüğün varlığının ispatlanabileceğini dolayısıyla buradan hareketle Allah'ın varlığının kanıtlanabileceğini ortaya koymaya gayret ettik. Nitekim kötülük problemi iddiâlarının bazı açmazları bulunmaktadır. Gerek David Hume ve John Mackie gerekse Jean-Paul Sartre, Tanrı'sız âlemde kötülüğü de içeren ahlakî ilkelerin evrensel olmadığını ifâde etmektedirler. Buna rağmen ancak evrensel ahlakın varlığı dolayısıyla da Allah'ın varlığı kabul edildiğinde rasyonel zemin kazanabilecek kötülük kavramına dayanarak Allah'ın var olmadığını iddiâ etmektedirler. Evrensel ahlak ilkelerini kabul etmeyen bu filozofların kabul etmediği ilkeden hareketle Allah'ın varlığını inkâr etmeleri ve kendi ahlak anlayışlarını nesnel bir kritere dönüştürme çabaları, önermesel olarak ele alındığında "çelişmezlik"ilkesine aykırı bir durum arzetmektedir.

Bilim felsefesi
Hatice Koçer
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dindarlığın evlilik doyumu üzerindeki etkisinin araştırılması

Evlilik doyumu, eşlerin kendi evliliklerini genel olarak değerlendirdiğinde, evliliklerinden elde ettikleri hissi durum ve evliliklerine dair zihinsel algıları olarak tanımlanabilir. Cinsiyet, yaş, evlenme yaşı evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu gibi evlilik doyumunu etkileyen pek çok demografik faktör bulunmakla birlikte dindarlık da evlilik doyumunu etkileyen değişkenlerden birisidir. Bu araştırmada, bireylerin dini motivasyon ile evlilik doyumu düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda, bireylerin evlilik doyumu düzeylerinin cinsiyet, evlilik süresi, çocuk sayısı, eğitim durumu ve ekonomik durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve dindarlık ile evlilik doyumu arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmamız üç bölümden oluşmaktadır; evlilik ve evlilik doyumu, din, dindarlık ve aile, araştırma bulguları ve yorumları. Araştırmanın evrenini, 2020 yılı Kayseri ili, Kocasinan ve Talas merkez ilçelerinde yaşayan evli bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise çeşitli meslek gruplarına mensup, farklı ekonomik seviye ve eğitim seviyesine sahip, farklı yaş gruplarından 137'si kadın, 73'ü erkek 210 katılımcıdan oluşmaktadır. Örnekleme alınan katılımcılar olasılıksız örnekleme yöntemlerinden gelişigüzel örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Sosyal Bilimler İstatiksel Paket Programı (SPSS) 21.0. ile çözümlenmiştir. Veri toplama araçları olarak; Evlilik Doyum Ölçeği ve Deruni Dindarlık Ölçeği kullanılmıştır. Kayıp veride örüntü olup olmadığı Little's MCAR testi ile irdelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, evlilik doyumu ile cinsiyet, evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır. Ayrıca dindarlık ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır.

DinDindarlıkEvlilik+3
Neslihan Bakal
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gazâlî'nin bilgi anlayışı

Bu çalışma, din bilimlerine ve felsefeye yaptığı katkılarla tanınan, İslâm entelektüel tarihinde önemli bir figür olan Gazâlî'nin epistemolojik yolculuğunu araştırmaktadır. Gazâlî'nin duyusal algı ve rasyonel düşünceden türetilen bilgiye yönelik titiz eleştirisini inceleyerek, mutlak, kesin bilginin ulaşılabilir olup olmadığı gibi zamansız soruyu araştırmaktadır. Araştırma, Gazâlî'nin bu epistemik temellerin sistematik incelemesini aydınlatmayı, yöntemleri ve sonuçları hakkında içgörüler sunmayı amaçlamaktadır. Çalışma, Gazâlî'nin entelektüel yaklaşımının analizi ve İslâm düşüncesindeki bilgi üzerine daha geniş söyleme yaptığı katkıların önemi de dâhil olmak üzere açıkça tanımlanmış hedefler etrafında yapılandırılmıştır. Birincil ve ikincil kaynakların metinsel analizini içeren kapsamlı bir metodoloji kullanarak, Gazâlî'nin epistemolojik çerçevesini eleştirel bir şekilde değerlendirmektedir. Kapsam, tek bir çalışmanın sınırları içinde böylesine geniş bir entelektüel mirası ele almanın doğasında var olan sınırlamaları kabul ederken, özellikle duyusal ve rasyonel bilgi incelemeleri olmak üzere temel çalışmalarına odaklanmak üzere belirlenmiştir. Araştırma, Gazâlî'nin fikirlerini hem tarihsel ortamı hem de çağdaş felsefi ve teolojik tartışmalarla olan kalıcı alakaları bağlamında açıklayan tematik bir genel bakış sunmaktadır. Bulgular, Gazâlî'nin kesinlik arayışının onu, duyusal ve rasyonel bilginin sınırları olsa da, gerçek kesinliğin nihayetinde ilahî vahiyde temellendiği sonucuna götürmesini sağladığını ortaya koymaktadır. Bu sonuç, Gazâlî'nin düşüncesinde akıl ve inancın sentezini irdeleyerek, insan bilişi ile ruhsal içgörü arasındaki ilişkiye dair nüanslı bir anlayış oluşturmaktadır. Sonuç olarak bilgi anlayışı Gazâlî düşüncesinde çok mühim bir yere sahiptir. Gazâlî, güvenilir bilgiyi elde etme sürecine farklı bir açı kazandırarak kendisinden sonra gelen düşünürlere öncü olmuştur. Gazâlî inanç ve düşünce sistemini güvenilir ve sağlam bir bilgi üzerine kurmayı hedeflemiştir.

Ayşe Rümeysa Yaman Önen
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors