Theses supervised by Prof. Dr. Seydi Karakuş
16 theses · Kütahya Dumlupınar University
Orta öğretim düzeyindeki tek ebeveynli sporcu öğrencilerin 12 haftalık sportif etkinliklerinin saldırganlık ve şiddet eğilimi düzeylerine etkilerinin incelenmesi
Varhan, Tek Ebeveynli Orta Öğretim Öğrencilerinin 12 Haftalık Sportif Etkinliklere Katılımının Saldırganlık ve Şiddet Eğilimleri Üzerine Etkisinin Araştırılması. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2016. Bu çalışmanın amacı, tek ebeveynli orta öğretim öğrencilerinin 12 haftalık sportif etkinlikleri öncesindeki saldırganlık ve şiddet eğilimlerinin, uygulanan sportif etkinlikler sonrası değişip değişmediğinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde Afyonkarahisar'da orta öğretimde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrenden seçilen 109 tek ebeveynli öğrenciden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak yukarıda belirtilen tek ebeveynli öğrencilerden oluşan örneklem gurubuna eş zamanlı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen "Saldırganlık Envanteri" (Kiper 1984), Göka, Bayat ve Türkçapar (1995) tarafından geliştirilen "Şiddet Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. İstatiksel analizlerde; Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. Kolmogorov-Smirnov testi sonucunda, p>0.05 bulunduğu için verilerin çözümlenmesinde, parametrik istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, çok değişkenli frekans ve yüzde dağılımlarına ilişkin çapraz tablodan (Crostab) yararlanılmıştır. Çalışma öncesi ve çalışma sonrası tek ebeveynli öğrencilerin saldırganlık ve şiddet eğilimi durumların karşılaştırılmasında Eşleştirilmiş Örneklem t Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, tek ebeveynli öğrencilere yaptırılan 12 haftalık sportif etkinlikler sonucunda genel saldırganlık ve şiddet eğilim düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Tek ebeveyn, Öğrenci, Spor, Saldırganlık, Şiddet
Farklı duyguları tanımada ciddi serbest zamana katılımın ve işitme engelinin rolü (kişilik ve duygusal zeka boyutlarıyla)
Bu çalışmanın amacı; serbest zamana ciddi olarak katılan işitme engelli milli sporcularla (amatör); spor yapmayan engelli bireyler (halk), profesyonel engelsiz bireyler (profesyonel) ve spor yapmayan engelsiz bireyler (halk) ile kişilik ve duygusal zeka boyutları açısından duygu tanımlamaları arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklem grubunu; 18-24 Temmuz 2016 tarihinde Samsun ilinde düzenlenen İşitme Engelliler Dünya Şampiyonasına katılmış olan ve dövüş sporlarında mücadele eden toplam 64 milli sporcu (Xyaş=26,15+/-2,86), İzmir Karşıyaka İşitme Engelliler Dayanışma Derneğine üye olan 55 sedanter işitme engelli birey (Xyaş=28,76+/-4,23), Kütahya-Afyon-Eskişehir ve İzmir illerinde ikamet eden ve dövüş sporlarında en az 2 yıl milli düzeyde mücadele etmiş 60 milli sporcu (Xyaş=24,25+/-1,24) oluşturmuştur. Son olarak sedanter normal bireylerin örneklem grubunu da son 2 yıldır düzenli olarak spor yapmayan 52 birey oluşturmuştur (Xyaş=21,36+/-2,12). Seçilen tüm örneklem kolayda örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Çalışmada Somer, Tatar ve Korkmaz (2001) tarafından geliştirilmiş ve Tatar (2005) tarafından kısa formunun geçerliği ve güvenirliliği yapılmış olan 5 Faktör Kişilik Envanteri, Schutte ve arkadaşları (1998) tarafından geliştirilen ve Tatar ve arkadaşları (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Schutte Duygusal Zeka Ölçeği ve SuberLap 5 ile dizayn edilen POFA testi ölçme aracı olarak kullanılmıştır (177, 169, 191). Veriler Windows Excel'de düzenlenmiş ve SPSS 22.0 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda ciddi serbest zamana katılan engelli milli sporcuların normal engellilere ve normal işiten sedanterlere oranla duyguları tanıma noktasında daha başarılı olduklarını, engelli milli sporcuların duyguları tanıyarak tepki verme hızlarının engelli sedanterlere göre oldukça yüksek olduğunu, profesyonel sporun duyguları tanıma noktasında önemli bir değişken olduğunu, duyguların tanımlanması noktasında farklı gruplarda bireylerin kişilik ve duygusal zeka boyutlarından etkilendiğini, farklı duyguların farklı gruplarda tanınması noktasında duygusal zekanın ve kişilik özelliklerinin rolünü ve farklı duyguların benzer duygularla karıştırıldığı bulgularına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları, bize engellilerin spor ortamındaki yetilerini spor yapan engelliler vasıtasıyla göstermiştir. Duyguları tanıyarak renkli tuşlar yoluyla bu duyguları hatırlamak engellilerin görsel hafızalarının yüksek olduğunun da bir göstergesidir. İşitme engellilerin katılmış oldukları rekreatif faaliyetler; sağlıklı bireylerin sahip olduğu kişilik özelliklerine, duygusal zeka düzeyine ve onun paralelinde ki bazı kazanımların sağlanmasına neden olmuştur. Engellilerin sağlıklı sedanter bireylerden bile daha başarılı bir şekilde duyguları tanımlamış olmaları onların bu yetilerini spor ortamında daha geniş çaplı kullanmalarının yolunu açabilir.
Bazı ab ülkelerinde uygulanan engelli spor politikalarının ekonomik, sosyal ve proje bazlı olarak türkiye ile karşılaştırması
Bu çalışmanın amacı AB engelli spor politikaları ile Türkiye karşılaştırmasının yapılmasıdır. Engelli sporlarının, Avrupa'da hümanist akımların gelişimi sayesinde oluşan bakış açısının etkileri ile başladığı bilinmektedir. Engelli oyunlarının Dünya genelinde doğuşu ve gelişimi Avrupa ülkeleri tarafından organize edilen oyunlarla başlamıştır. Bu nedenle Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi engelli sporlarının başlangıcından itibaren oyunlara katılım sağlayan ve AB'nde kurucu ülke statüsünde ki ülkelerden örneklem oluşturulmuştur. Bazı AB ülkeleri ile Türkiye'nin engelli spor politikalarının ekonomik, sosyal ve proje bazlı karşılaştırmasını yaptığımız araştırma, doküman analizi metodu kullanılarak nitel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Engelli sporlarının gün geçtikçe önem kazanması ve engelli bireylerin yaşamlarının önemli bir parçası haline gelmesi nedeniyle, ülkemizdeki gelişimin boyutlarını belirlemek amacıyla AB ülkeleri ile karşılaştırma yapılmıştır. AB'nin engellilik ve spor ile ilgili dokümanlar, AB istatistik kurumu olan Eurostat ve Avrupa Komisyon raporlarından alınmıştır. Ayrıca ülkelerin engelli spor federasyonlarının web sayfalarından güncel veriler elde edilmiştir. Ülkelerin Paralimpik Oyunlara katılım durumları ve başarılarıyla ilgili veriler IPC'nin tarihsel arşivinden sağlanmıştır. Araştırma sonucuna göre Avrupa'daki engelli sporları başarı ve katılımcı nitelikleri açısından ülkemizden oldukça ilerdedir. Fakat, 2017 yılında yapılan oyunlarda özellikle Deafolimpik Oyunlarında, ampute futbol ve atletizm dallarınada alınan başarılar ülkemizin alanda gelişim gösterdiğinin göstergesidir. Türkiye'nin engelli spor politika uygulamaları ile Avrupa ülkelerinde ki uygulamalar pek çok alanda benzerlik göstermektedir. Fakat uygulamaya geçirilme konusunda pek çok alanda eksiklikler tespit edilmiştir.
İlköğretimde; beden eğitimi dersinin, takiben yapılan diğer derslerde öğrencilerin başarıları üzerindeki etkisinin araştırılması (Kütahya ili örneği)
Bu çalışmamın amacı ilköğretim okullarında yapılan beden eğitimi dersi haftalık ders programında beden eğitimi dersini takiben işlenen derslerde öğrencilerin bu derslerdeki başarılarını etkileyip etkilemediği, etkiliyorsa ne yönde hangi düzeyde etkilediğini araştırıp değerlendirmektir.Çalışmanın evreni 2006/2007 eğitim öğretim yılında Kütahya ilindeki 8 (sekiz) ilköğretim okulunda haftalık ders programında beden eğitimi dersinden sonra Matematik, Fen Bilgisi, Türkçe, Sosyal Bilgiler ve İngilizce dersinin arda arda yapıldığı 7. sınıflarda okuyan öğrencilerinden oluşmaktadır. Bu çalışmanın örneklemi ise 2006/2007 eğitim öğretim yılında öğrenim gören Kütahya ilindeki 8 (sekiz) ilköğretim okulundaki 444 (dört yüz kırk dört) öğrencidirYukarıda bahsedilen evren ve örneklem seçilirken Kütahya ili ilköğretim okullarının öğrenci ve veli profili (Sosyo-ekonomik ve kültürel yönden)ile okulların İl Milli Eğitim Müdürlüğünün yapmış olduğu 3 ayrı O.K.S deneme sınavlarındaki başarı durumları göz önünde bulundurulmuştur.Çalışmada öğrencilerin görüş ve düşünceleri anket yöntemi ile belirlenmiştir. Anket formu iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölüm 6 soruda kişisel bilgileri, İkinci bölüm ise 19 soruda öğrencilerin beden eğitimi dersi hakkındaki görüşleri, beden eğitimi dersinden sonra yaşadıkları olumlu veya olumsuz durumlar ve beden eğitimi dersinin diğer derslerdeki başarıları üzerindeki etkileri irdelenmeye çalışılmıştır. Anket formu toplam 25 sorudan oluşmaktadırAnket yöntemi kullanılarak derlenen veriler, istatistik işlem için MS Excel'de düzenlemiştir. SPSS 15,0 istatistik programında analiz edilmiştir. Verilere geçerlilik ve güvenirlilik testi uygulanmıştır. İstatistik testler olarak ise SPSS' de ki-kare testi yapılmıştır. P<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir.Anket sonuçları deneklerin beden eğitimi dersini sevdiklerini, beden eğitimi ve sporun diğer derslerdeki başarıyı kısmen de olsa olumlu etkilediğini, bu konuda kararsız olanların ise kararsızlıklarına okullardaki fiziki eksikliklerin sebep olduğu yönünde cevap verdikleri görülmüştür. Beden eğitimi dersinin ders saatinin yetersiz olduğunu, okullarda öğrencilerin, spor kıyafetlerini değiştirmek için beden eğitimi öğretmenlerinin yeteri kadar zaman vermeye çalıştıklarını, söylemişlerdir. Beden eğitimi dersinden sonra kendilerini daha rahat hissettiklerini, zihinsel olarak rahatladıklarını beden eğitimi dersinden sonra kısmen kıyafet değiştirme sorunu yaşadıklarını, bazı öğretmenlerin beden eğitimi dersinden sonra geç kalan öğrencilere olumsuz şekilde davrandığını, belirtmişlerdir. Spor yapmaya müsait spor alanlarının ve spor kıyafetlerini herhangi bir olumsuzluk yaşamadan değiştirebilecekleri uygun bir ortamın olmadığını, beden eğitimi dersinin ders programında ilk saatlerde yapılmasını istemediklerini belirtmişlerdir. Beden eğitimi dersini haftanın ilk günlerinde ve sayısal sözel fark etmeden beden eğitimi dersinden sonra ders yapmak istemedikleri görülmüştür. beden eğitimi dersinden sonra kayda değer şekilde motivasyon ve dikkat dağınıklığı sorunu yaşamadıklarını, , beden eğitimi dersinden sonra ki dersi anlayıp anlama konusunda olumlu yada olumsuz bir etkisinin belirgin olmadığını söylemişlerdir. Beden eğitimi dersinden sonraki dersi anlayıp anlamama konusunda beden eğitimi dersinin etkisinin ve beden eğitimi dersinden sonra herhangi olumsuz bir durumun kayda değer olmadığını belirtmişlerdir. Beden eğitimi dersinde sonraki derslerdeki başarılarını etkileyecek kadar yorulmadıklarını dile getirmişlerdir
Samsun ili'nde tenis sporu ile uğraşanların bu sporu seçme sebeplerinin araştırılması
Bu çalışmada, Samsun İli'nde tenis sporu ile uğraşanların tenis sporunu seçme sebeplerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır.Araştırmada Samsun ilinde 2008-2009 yılları arasında Anakent Sosyal Tesisleri, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Tesisleri ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ndeki tenis kortlarında tenis oynayan 182 kişiye anket uygulanmıştır.Ölçümlerde elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 15 istatistiksel paket programından yararlanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler kullanılarak frekans, yüzde ve aritmetik ortalama dağılımları hesaplanmıştır. Farklılık tespitinde, cross tabulation ve ki kare testi kullanılmıştır.Bu çalışmanın sonucunda tenis sporuna yönelmenin en önemli nedenleri arasında; öğrenciler düzeyinde ailenin teşvik etmesi, kitle iletişim araçlarının etkisi, arkadaş grubunun etkisi, yaşanılan çevredeki sportif etkinlikler ve yaşanılan çevrede tenis sporuna olan ilgi, hareket etme ihtiyacı ve sağlık sayılmaktadır. Ayrıca tenis sporu ile uğraşanların gelir düzeyinin orta ve üst gelir grubu olduğu görülmüştür. Tenis sporundan beklentiler; iyi bir fiziki görünüme sahip olmak, stres atmak, rahatlamak, serbest zaman aktivitesi, oyun oynamak, eğlenmek, performansı arttırmak, öğrencilerde yeni bir çevre edinmek ve statü kazanmak olarak sıralanmıştır.Tenis sporuna yönelmede yeterli tesis, eğitici, basın ve yayın organlarında daha fazla yer alma yanında ailelerin tenis sporu ile ilgilenmelerinin ve gelir durumlarının da artırılmasının olumlu etkisi olacağı sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelime: Tenis, Spor, Yönelme, Beklenti
Aydın ilinde sağlıklı yaşam için spor yapan 30-40 yaş arası bayanlarda bazı fiziksel parametrelerin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; Düzenli egzersiz yapan ve yapmayan bayanlarda sekiz haftalık periyotta fiziksel özellikler, deri kıvrım kalınlıkları ve çevre ölçümlerinde meydana gelen değişimleri inceleyerek, egzersizin vücut kompozisyonuna etkisini araştırmaktır. Araştırmaya Aydın il merkezinde yaşları 30?40 arasında değişen, mesleki olarak aktif ve büro işleri yapan toplam 202 bayan denek olarak katılmıştır. Bayanlar; deney (n=101) ve kontrol (n=101) grubu olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Her grup kendi içinde 51 aktif ve 50 büro çalışanından oluşturulmuştur. Aktif çalışan bayanların meslek gruplarını hemşireler, doktorlar, öğretmenler, büro çalışanı bayanları da banka memurları ve devlet dairelerinde masa başında çalışan memurlar oluşturmuştur. Çalışmaya katılan bayanlar kendi aralarında bekâr ve evli olarak ayrılmışlardır. Sağlıklı yaşam hedefleyerek çalışmaya katılan deney grubu bayanların egzersiz programına başlamadan önce ve 8 hafta sonra fiziksel uygunluk ölçümleri yapılmıştır. Belirlenen fiziksel uygunluk unsurları olarak boy, kilo, esneklik, dikey sıçrama, skinfold ölçümleri (biceps, triceps, abdomen, suprailiac, subscapular, uyluk), çevre ölçümleri yapılmıştır. Deney grubu bayanlara 8 hafta boyunca, haftada 3 gün aerobik egzersiz çalışmaları uygulanmıştır. Çalışmaya katılan kontrol grubu bayanlara da ön test ve son test olarak bu ölçümler yapılmıştır. Ancak kontrol grubu bayanlarına aerobik egzersiz çalışması uygulanmamıştır. Araştırma sonuçlarına göre egzersizin vücut ağırlığı, bel ve karın çevresi, vücut yağ oranı ve dikey sıçrama üzerinde etkileri olmasına karşın kalça çevresi ölçümlerinde farklılık görülmemiştir.Anahtar Kelimeler: Egzersiz, fiziksel uygunluk, vücut kompozisyonu
Emniyet mensuplarının stresle baş etme tutumlarının değerlendirilmesi
Araştırmada, emniyet güçlerinin stresle başa çıkma tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkenleri; emniyet güçlerinin yaş durumları, cinsiyetleri, mesleklerindeki görev süreleri, ekonomik durumları, medeni halleri ve eğitim durumlarıdır. Bağımlı değişkeni ise stresle başa çıkma tutum ölçeği kullanılmıştır.Bu araştırma İstanbul il merkezinde görev yapan emniyet mensupları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu emniyet mensuplarıdır. Araştırmanın örneklemi ise, çalışma grubunu oluşturan polis memurları arasından tesadüfî küme örnekleme yolu ile seçilmiş ve araştırmaya katılmayı kabul eden 46'sı bayan ve 251'i erkek toplam 297 emniyet mensupları ile birebir görüşülmüş ve Stresle Başa çıkma Tutumları Envanteriyle birlikte kişisel bilgi formunun doldurulması istenmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde spss paket programı kullanılarak t testi ve tekyönlü varyans analizi, farklılıkların tespiti için ise Tukey testi kullanılmıştır.Çalışmanın bulgularına göre, emniyet mensupların stresle başa çıkma tutumları ölçeği alt boyutlarında yaş, cinsiyet, ekonomik durum, eğitim düzeyi, medeni durum ve hizmet sürelerine göre anlamlı farklılıklar oluştuğu tespit edilmiştir (p<0.05; P<0,01). Sonuç olarak, emniyet mensuplarının özellikle yaş ile birlikte tecrübenin de artmasıyla stresle başa çıkmada olumsuz baş etme tarzı kullanımının azaldığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Emniyet mensubu, Stres, Stresle Başa Çıkma.
Beden eğitimi ve spor yüksekokulunda okuyan ciddi boş zaman katılımcılarının kişilik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında öğrenim gören ciddi boş zaman katılımcılarının sınıflandırmasını yapmak ve bu sınıflandırmalardaki öğrencilerin kişilik özelliklerini ortaya koymaktır. Çalışmaya Türkiye'nin 7 ayrı Bölgesinde bulunan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında öğrenim gören 966 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Akyıldız tarafından geliştirilen 9 alt boyut ve 42 maddeden oluşan "Ciddi ve Kayıtsız Boş Zaman Ölçeği" ve Tatar tarafından geliştirilen 85 maddelik "5 Faktör Kişilik Envanteri-Kısa Form" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi aşamasında SPSS for Windows 21 Paket program kullanılmıştır. Yüzde, frekans ve çapraz tablolama gibi tanımlayıcı istatistikî yöntemlere ek olarak anlamlı farklılıkların belirlenmesi için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testleri uygulanmış, sınıflandırma yapabilemek için hiyerarşik ve hiyerarşik olmayan kümeleme analizleri kullanılmıştır. Sonuç olarak katılımcıların ciddi boş zaman katılımları; cinsiyet, öğrenim gördükleri üniversitelere göre farklılık gösterirken yaşa ve öğrenim gördükleri bölümlere göre farklılıklar tespit edilmemiştir. Bununla beraber katılımcıların öğrenim gördükleri bölümler hariç cinsiyet, yaş ve üniversitelerine göre kişilik özellikleri bakımından anlamlı farklıklar tespit edilmiştir. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin ciddi boş zaman sınıflandırmaları literatür ile farklılıklar gösterirken, sınıflandırmalar arasında da kişilik özellikleri bakımından farklılıklar tespit edilmiştir.
Farklı spor dallarındaki sporcu, seyirci ve yöneticilerin küresel vatandaşlık ve saldırganlık ilişkisi (Adana – Mersin ili örneği)
Bu çalışmanın amacı farklı spor dallarındaki sporcu, seyirci ve yöneticilerin küresel vatandaşlık ve saldırganlık düzeyleri arasında ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, Adana ve Mersin illerinde bulunan sporcular, seyirciler ve yöneticiler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrenden tesadüfi olarak seçilen, 18 yaş ve üzeri 200 profesyonel sporcu, 514 seyirci ve 71 yönetici olmak üzere toplam 785 katılımcıdan oluşmaktadır. Bu araştırmada, veri toplama aracı olarak Morais ve Ogden (2011) tarafından geliştirilen, İbrahim Fevzi Şahin ve Fatih Çermik tarafından Türkçeye uyarlanan "Küresel Vatandaşlık Ölçeği", ile İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen "Saldırganlık Envanteri" (Kiper 1984) kullanıldı. Ayrıca, katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmek için araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanıldı. Araştırma problemlerine cevap bulmak için deneklere uygulanan anketler bilgisayar ortamına SPSS 15,0 ile girildi. Araştırma sonucunda; sporcuların küresel vatandaşlıkları ile cinsiyet, yaş ve spor yapma sürelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemektedir (p>0.05). Ancak, öğrenim durumlarında küresel vatandaşlık ölçeğinin, küresel yetkinlik alt boyutunda, aylık gelirin ise küresel sosyal sorumluluk alt boyutunda anlamlı fark olduğu tespit edildi (p<0.05). Saldırganlık durumlarında ise cinsiyet değişkeninde atılgan saldırganlığın kadınlarda erkeklere oranla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0.05). Öğrenim durumu değişkeninde de, yıkıcı saldırganlık alt boyutu ile edilgen saldırganlık alt boyutunda orta öğretim eğitim düzeyine sahip olanların üniversite eğitimine sahip olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0.05). Yaş değişkeninde de yıkıcı ve edilgen saldırganlık alt boyutları ile toplam saldırganlıkta 20 yaş ve altı sporcuların, 21-25 yaş ile 31 yaş üstüne göre anlamlı düzeyde fark olduğu tespit edildi (p<0.05). Spor yapma süresinde ise toplam saldırganlığın 6-10 spor yapanın 16 yıldan fazla spor yapana göre anlamlı düzeyde fark olduğu görüldü (p<0.05). Spor yöneticilerinde; küresel vatandaşlık ile çalışmaya katılanların demografik özelliklerinin herhangi birinde anlamlı bir farklılık tespit edilmedi (p>0.05). Ancak, saldırganlık durumlarına ilişkin, yaş değişkeninde atılgan saldırganlık alt boyutunda 31-40 yaş arası grubun 30 yaş ve altı ile 41 yaş ve üstünde anlamlı düzeyde fark olduğu tespit edildi (p<0.05). Aylık gelir değişkeninde ise, edilgen saldırganlık alt boyutunda 2000 TL ve daha az aylık gelire sahip olanların 3001 TL daha fazla olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0.05). Seyircilerde; cinsiyet değişkenine göre toplam küresel vatandaşlık, küresel sivil katılım ve sosyal sorumluluk alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Müsabakalara gitme durumunda da toplam küresellik, küresel sivil katılım ve küresel yetkinlik alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Seyircilerin saldırganlık durumunda ise sadece cinsiyet değişkeninde erkek seyircilerin kadın seyircilere göre yakıcı saldırganlık alt boyutunda anlamlı düzeyde farklılık olduğu tespit edildi (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Küresel Vatandaşlık, Saldırganlık, Sporcu, Seyirci, Spor Yöneticisi
Yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin seçmeli ders olarak beden eğitimi dersini seçme ve seçmeme durumlarının sebepleri ve dersten beklentileri(Eskişehir Osmangazi Üniversitesi örneği)
Bu çalısmanın amacı, Yüksekögretim Kurumlarında Ögrenim Gören Ögrencilerin Beden Egitimi Dersini Seçme ve Seçmeme Durumlarının Sebeplerinin belirlenmesi ve yüksekögretim kurumlarında ögrenim gören ögrencilerin görüslerine göre beden egitimi dersinin bireylere ve topluma olumlu etkiler yaratacak biçimde uygulanmasını saglamaktır. Çalısma evreni, 2006?2007 ögretim yılında Eskisehir Osmangazi Üniversitesi'nde ögrenim gören ögrencilerden olusmaktadır. Örneklemi ise, 2006?2007 ögretim yılında Eskisehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, 1ktisadi ve 1dari Bilimler Fakültesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Eskisehir Saglık Yüksek Okulu ve Eskisehir Saglık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu'nun degisik bölümlerinin birinci sınıflarında ögrenim gören 500 ögrenci olusturmaktadır. Çalısmada ögrencilerin görüs ve düsünceleri anket yöntemi ile belirlenmistir. 1ki bölümden olusan anket formunun ilk bölümünde 13 soruda demografik özellikler ve bireylerin spora olan ilgileri, ikinci bölümde ise 41 soruda bireylerin beden egitimi dersini seçme ve seçmeme durumlarına yönelik olmak üzere toplam 54 soru bulunmaktadır. Anket yöntemi kullanılarak derlenen veriler SPSS 13.0 istatistik programında analiz edilmistir. Verilere geçerlilik ve güvenirlilik testi uygulanmıstır. 1statistik testler olarak parametrik ve parametrik olmayan testler uygulanmıstır. P<0,05 degeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmistir.
Spor yöneticilerinin kriz yönetiminde liderlik becerilerinin incelenmesi
Yapılan araştırmada spor yöneticilerinin kriz yönetiminde liderlik becerilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatları ve spor federasyonlarında görev yapan spor yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise çalışmalarımıza katılan %66,8' erkek ve %33,2'si kadın olan 383 katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgiler formu, Bolman ve Deal (1991) tarafından geliştirilmiş ve ülkemizde geçerlik-güvenirlik çalışması ise Dereli (2003) tarafından gerçekleştirilmiş olan 32 maddelik "Liderlik Yönelim Ölçeği" ve Sayın (2008) tarafından geliştirilen 45 madde ve 6 alt boyuttan oluşan (Erken Uyarı Sinyali Toplama, Hazırlık ve Önleme, Kriz Anı, Hasarın Yayılmasını Önleme, Onarma ve Toparlanma, Öğrenme) Kriz Yönetimi Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenlerini oluşturan "cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, lisanslı olarak spor yapma durumu, antrenörlük belgesinin olup olmadığı ve yöneticilikten önceki görevinin ne olduğu" ile katılımcıların kriz yönetimi ve liderlik yönelimleri arasındaki ilişki durumunun incelenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca yöneticilerin liderlik eğilimlerinin, (yapısal liderlik, insan kaynaklı liderlik, politik liderlik, sembolik liderlik) kriz yönetimi beceri düzeylerini yordama durumu incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilere bakıldığında cinsiyet değişkenine göre liderlik yönelimleri arasında anlamlı bir farklılık görülmezken, kriz yönetimi ölçeği puanlarında cinsiyet farklılığına göre, "Hasarın Yayılmasını Önleme" boyutunda kadın yöneticilerin puanları daha yüksek bulunmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda kriz yönetiminde kadın spor yöneticileri hasarın yayılmasını önleme boyutunda erkek yöneticilerden daha başarılı bulunduğunu belirtebiliriz.
Spor bilimlerinde okuyan öğrencilerin gelecek beklentisi ve kaygılarının akademik motivasyonu üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada; gelecek beklentisi ve gelecek kaygısının akademik motivasyona etkisinin ve bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın diğer bir amacı ise motivasyonu etkileyeceği düşünülen demografik değişkenlerin Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin motivasyonunu nasıl etkilediğini incelemektir. Bu araştırmaya Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenci olan, toplam 300 kişi katılmıştır. Katılımcılar herhangi bir dışlama kriteri kullanmadan seçkisiz örnekleme yoluyla seçilmiştir. Katılımcılar kişisel bilgi formu, Gelecek Beklentisi Ölçeği, Gelecek Kaygısı Ölçeği ve Akademik Motivasyon Ölçeği ile değerlendirilmişlerdir. Araştırma ölçeklerinin güvenirliklerini test etmek için Cronbach alfa katsayılarına bakılmıştır. Elde edilen verilere uygulanan normallik testleri sonucunda gruplar arası farkları incelemek için Bağımsız örneklem t testi ile Tek yönlü varyans analizi yapılmış ve çoklu karşılaştırma için LSD testi kullanılmıştır. Araştırma ölçeklerinin birbirileri ile ilişkisini incelemek için Pearson korelasyon analizi testi kullanılmış ve aracılık etkisi ölçümü için de Hayes PROCESS analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, gelecek beklentisinin akademik motivasyon üzerinde doğrudan bir etkisi olmakla birlikte gelecek kaygısı üzerinden dolaylı etkisi olmadığı bulunmuştur. Bununla birlikte gelecek beklentisi ve akademik motivasyon ölçeği ile alt boyutlarının toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve güçlü ilişkiler bulunmakla beraber gelecek kaygısı ölçeği ve alt boyutlarının toplam puanları ile akademik motivasyon ölçeği ve alt boyut toplam puanları arasında görülen anlamlı ilişkiler düşük düzeydedir. Ayrıca öğrenim görülen bölüm için akademik motivasyon ölçeği toplam puanı anlamlı farklılık göstermekte; diğer demografik değişkenlere göre akademik motivasyon ölçeği ve alt boyut toplam puanları anlamlı farklılık göstermemektedir.
Investigation of anxiety levels of elite athletes according to various variables in the new type of coronavirus period
In this study, it was aimed to examine the effects of the new type of coronavirus on the anxiety states of elite athletes according to various variables. The differences between the personal information of elite athletes and the positive and negative effects of athletes' attitudes towards coronavirus during training and competition periods were tried to be examined. The study group of the research consisted of 154 male and 91 female athletes participating in the national team camps and actively participating in the races in the Turkish Athletics Federation. The analysis of the data in the research was made with SPSS 24.0. 'Personal Information Form' and Demir et al. (2020) 'Athletes' Anxiety of Conceiving Novel Coronavirus Scale (SYTKYKÖ)' was used as a data collection tool. According to the results of the analysis, the mean score of individual anxiety was 39.90, the mean score of socialization anxiety was 11.31, and the mean score of the athletes' anxiety about catching the new type of coronavirus was 51.22. In the study, no significant difference was observed in the anxiety and sub-dimensions of the athletes in terms of age, sports age, catching coronavirus and being in the Olympic team. It was observed that the difference in individual anxiety scores was higher in sprinters and lower in jumping athletes compared to average scores. Individual anxiety and socialization anxiety differed in terms of educational status. There was a significant difference between the anxiety score of contracting coronavirus, individual anxiety and anxiety of contracting coronavirus. When the coronavirus pandemic process is examined in terms of the effect of success and anxiety, it has been observed that the difference between the individual anxiety score and the anxiety score of the athletes catching the coronavirus is higher than the average score, while the score of not having an effect is lower. While it was observed that the anxiety and individual concerns of the elite athletes were high, the socialization anxiety remained at a lower level as a result of the bans and isolation experienced during this period. Keywords: Anxiety, New Type of Coronavirus, The Effects of The Physical and Psychological Effects
Beden eğitimi öğretmenlerinin ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü antrenörlerinin algılarına göre mesleki tükenmişlik düzeyleri ile öfke kontrolü arasındaki ilişkinin karşılaştırılması Afyonkarahisar ili örneği
Bu araştırmada, beden eğitimi öğretmenleri ve antrenörlerin mesleki tükenmişlik düzeyleri ve sürekli öfke ve öfke ifade tarzları belirlenmeye, bu değişkenler arasındaki ilişkiyi incelenmeye ve katılımcıların mesleki tükenmişlik düzeylerinin sürekli öfke ve öfke ifade tarzlarını yordayıp yordamadığı açıklanmaya ve karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Bu araştırmanın evrenini Afyonkarahisar il merkezi ve ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet ve özel okullarında görev yapan beden eğitimi öğretmenleri ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve Gençlik Spor İlçe Müdürlükleri'nde görev yapan antrenörler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 259 (%70,8) erkek ve 107 (%29,2) kadın toplam 366 öğretmen ve antrenör oluşturmuştur. Katılımcıların 314 (%85,8)'ü öğretmen ve 52 (%14,2)'si antrenördür. Araştırmada ilişkisel tarama modeli ve nedensel karşılaştırma yönteminden yararlanılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, Tükenmişlik Ölçeği (Kısa Formu) ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Adaylara ilişkin kişisel bilgiler, envanter ile ölçek ortalamaları, frekans (f) ve yüzde (%) değerleri tespit edilmiştir. Araştırmada öğretmen ve antrenörlerin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile sürekli öfke ve öfke ifade tarzlarını belirlemek için betimsel istatistikler kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlendiği için araştırma bulgularında parametrik testler uygulanmıştır. İstatistikî işlem olarak kurgulanan araştırma modeli kapsamında, belirlenen hipotezlerin test edilmesi için Bağımsız Örneklem t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı Analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi α = 0,05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda beden eğitimi öğretmenleri ve antrenörlerin sürekli öfke, içe ve dışa yönelik öfke ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin düşük seviyelerde olduğu, öfke kontrol düzeylerinin ise orta seviyenin üstünde olduğu görülmüştür. Beden eğitimi öğretmenleri ve antrenörlerin ölçeklerden aldıkları ortalama puanlara göre öğretmenlerin sürekli öfke, öfkenin içe vurumu, öfkenin dışa vurumu ve tükenmişlik düzeylerinin antrenörlerden daha yüksek olduğu, antrenörlerin öfke kontrolü ortalama puanlarının ise beden eğitimi öğretmenlerinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların mesleki tükenmişlik düzeyleri ile sürekli öfke ve öfke ifade tarzları arasında pozitif yönde ilişki olduğu, mesleki tükenmişlik düzeylerinin ise sürekli öfke ve öfke ifade tarzlarının bir yordayıcısı olduğu görülmüştür.
hakemlerin ahlaki olgunluk ve empati düzeylerinin karar verme stillerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, hakemlerin ahlaki olgunluk ve empati düzeylerinin karar verme stilleri üzerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Türkiye Basketbol, Voleybol, Hentbol, Karate, Judo, Güreş, Taekwondo, Atletizm ve Sualtı federasyonunda görev yapan ulusal ve uluslararası hakemlerden yaklaşık 3700 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise tesadüfî seçilen ve araştırmada gönüllü olarak yer alan 586 hakem oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak demografik özelliklerin tespiti için araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, Dökmen (1988) tarafından geliştirilen 20 maddelik "Empatik Eğilim Ölçeği", Şengün ve Kaya (2008) tarafından geliştirilen 66 maddeden oluşan "Ahlaki Olgunluk Ölçeği", Orijinali Mann ve Diğ. (1998) tarafından geliştirilen Deniz (2004)'in Türkçeye uyarladığı toplamda iki kısım ve 28 maddeden oluşan "Melbourne Karar Verme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (One Way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post - hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Ahlaki olgunluk, empatik eğilim ile karar vermede özsaygı arasındaki neden sonuç ilişkisini belirlemek üzere yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (F=62,611; p=0,000<0.05). Karar vermede özsaygı düzeyinin belirleyicisi olarak ahlaki olgunluk, empatik eğilim değişkenleri ile ilişkisinin zayıf olduğu görülmüştür (R2=0,174). Hakemlerin ahlaki olgunluk düzeyi karar vermede özsaygı düzeyini arttırmaktadır (ß=0,030). Hakemlerin empatik eğilim düzeyi karar vermede özsaygı düzeyini arttırmaktadır (ß=0,061). Ayrıca; hakemlerin ahlaki olgunluk ve empatik eğilim düzeyi karar vermede özsaygı, kaçıngan karar verme ve dikkatli karar verme düzeyini arttırmaktadır. Hakemlerin ahlaki olgunluk ve empatik eğilim düzeyi erteleyici ve panik karar verme düzeyini azalttığı tespit edilmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin dordel-koch-test ilemotor beceri düzeylerinin belirlenmesi venorm veri çalışması (Kütahya ili örneği)
Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin yaşa ve cinsiyete göre motor beceri düzeylerinin araştırılması ile 11-14 yaş grubu çocuklarının norm verilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. 2014-2015 eğitim öğretim yılında Kütahya il merkezinde bulunan ortaokullarda öğrenim gören 1316 öğrenciden ölçüm alındı. Ölçüm aracı olarak Dordel ve Koch tarafından geliştirilen Dordel-Koch-Test (DKT) uygulandı. Çalışmaya 11 yaşında 251 (139 erkek, 112 kız) öğrenci, 12 yaşında 368 (205 erkek, 163 kız) öğrenci, 13 yaşında 322 (187 erkek, 135 kız) öğrenci ve 14 yaşında 375 (194 erkek, 181 kız) öğrenci katıldı. İstatiksel yöntem olarak öğrencilerin yaş ve cinsiyetlerine göre motor beceri düzeyleri arasında bir fark olup olmadığını belirlemek için α=0.05 anlamlılık düzeyinde çift yönlü varyans (Two Way Anova) testi uygulandı. Yaş grupları ve cinsiyetler arasındaki farkı belirlemede ikinci seviye testi olan Tukey's (HSD) testi uygulandı. Elde edilen test sonuçlarına göre, (Yanlara Sıçrama Testi, Durarak Uzun Atlama Testi, Mekik Testi, Şınav Testi ve 6 Dakika Koşu Testi ) yaş ve cinsiyete göre p<0,05 aralarındaki farkın anlamlı olduğunu gösterdi. Buna karşın Tek Ayak Denge Testi ve Esneklik Testlerinde anlamlı bir farklılığın olmadığı ortaya çıktı. Bu araştırma sonuçlarına göre denge ve esneklik testleri dışında tüm testlerde yaş ve cinsiyete göre farklılıklar olduğunu gösterdi. Yaş arttıkça motor beceri düzeyinde de artış meydana geldiği görülmektedir. Cinsiyete göre farklılıklara baktığında ise Esneklik dışında tüm becerilerde özellikle kuvvet, çabukluk ve dayanıklılık gerektiren becerilerde erkeklerin kızlardan daha iyi değerlere ulaştığı görüldü. Sadece Yanlara Sıçrama testinde (koordinasyon, çabukluk ve bacak kaslarının kuvvette devamlılığı ön planda olan) 11 ve 12 yaş grubunda kızlar erkeklerden daha iyi değerlere ulaştıkları görülmektedir. Bunun sebebi de kızların daha erken olgunlaşmalarından kaynaklandığı düşünülmektedir.