Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Nuri Sezer
15 theses · İstanbul Arel University
Kültürler arası iletişim ve afişte illüstrasyon kullanımı
Toplumlar ürettikleriyle kendi kültürlerini oluştururlar. Maddi ve manevi değerler, farklı iklimler, farklı toprak yapıları, farklı inançlar ve buna benzer etkenler birçok topluma kendi kimliklerini kazanmasını sağlamaktadır. Toplumsal ihtiyaçların söz konusu olduğu noktada kimlikler birbirleri ile iletişime geçmektedirler. Kültür adını verdiğimiz kimliklerin sahip olduğu farklılıklar, iletişim sürecinde farklı ifade biçimleri ile benzerliklere dönüştürülmektedir. Çünkü her toplumun kendi içinde kültürel değerleri olan ortak konuları bulunmaktadır. Beslenme, giyinme, para kazanma ve buna benzer birçok konu kültürler arası iletişim içinde yer alan ortak noktalardır. Sosyal içerikli bu konular yüzyıllardır tasarımcılar tarafından resmedilerek görsel iletişim dili olarak günümüze kadar devamlılığını sürdürmüş ve günümüzde de devam etmektedir. Amaç en kısa zamanda var olan mesajın hedef kitleye ulaştırılmasıdır. Yazı bu bağlamda toplumlara göre farklı özelliklere sahip olduğu için görselin gerisinde kalmaktadır. Rollo May'in de dediği gibi "Görme sözcüklerden önce gelmektedir." Bu bağlamda illüstrasyon kültürel farklılıklar içerisinde kültürlerarası iletişimi sağlayan görsel iletişim dilidir. Toplam dört bölümden oluşan bu tezin birinci kısmında; tezin problemi, amacı, yöntemi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde kültür, iletişim ve illüstrasyon terimlerinin tanımı, tarihsel gelişimi, işlevselliği, birbirleri ile olan ilişkileri ve iletişim aracı olan afiş üzerinde kullanımından bahsedilmiştir. Üçüncü kısımda ise, Poster For Tomorrow afiş yarışması hakkında genel bilgi verilmiş, yarışmayı düzenleyen organizasyon ve jüri üyeleri belirtilmiştir. Organizasyonun 2012 yılında düzenlemiş olduğu "A Home For Everyone (Herkes İçin Bir Ev)" konulu afiş yarışmasında jüri tarafından seçilen 100 afiş içinde illüstrasyon kullanılan afişler incelenmiştir. Son bölüm olan sonuç kısmında ise tez çalışmasına genel bir özetle bakılmış ve bu çalışmayla var olan ve ortaya çıkan durumlardan bahsedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kültür, Kültürler Arası, İletişim, İllüstrasyon, Afiş
Türkiye'deki Devlet kurumlarının amblem ve logolarının toplum üzerinde uyandırdığı algı
Grafik tasarımın temel kaidelerinden olan amblem ve logo kavramları, toplumların, sektörlerin ve şirketlerin kendilerini tanıtmak için kullandıkları kimlikleri gibidir. Amblem ve logo, sektörlerin ürettikleri ürünleri tanıtmak için kullandıkları işaretlerdir. Aynı zamanda amblem ve logo insanların bir firma veya kurum ile ilgili gördükleri ilk işaretlerdir. Sektörler, kendilerini tanımlayan amblem ve logoları tasarlarken insanları daha fazla etkilemeye ve aynı sektörde bulunan firmalardan daha ön planda olmaya çalışmışlardır. Amblem ve logo seçiminde insanların algısı hakkında fikir sahibi olmak kurumlar için önemlidir. Doğru oluşturulmuş ve seçilmiş amblem ve logo, kurumların uzun yıllar varlıklarını sürdürmelerinde en önemli faktörüdür. Özellikle nüfusun artması sonucunda insanlara hizmet veren gerek devlet kurumları gerekse özel şirketlerin sayısının artmasına neden olmuştur. Bu artışlarla beraber kurumlar ile ilgili amblem ve logoların insanlar üzerinde uyandırdığı algı farklılığının olup olmadığı anlamak için bir anket çalışması hazırlanmıştır. Anket çalışmasında kullanılacak amblem ve logoların insanların günlük yaşamlarında sürekli karşılaşma ihtimali olduğu devlet kurumlarından seçilmiştir. Bu Amblem ve logoların algı farklılığının olup olmadığını anlayabilmek için iki farklı bölge olarak, Marmara Bölgesi'nden İstanbul, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden de Adıyaman'da yaşayan insanlar üzerinde uygulanmak üzere bir anket hazırlanmıştır. Ankette 6 farklı özellikte gruplar değerlendirmeye alınmıştır. Gruplar, 25 yaş altı lisans öğrencisi veya mezun bay- bayan, 26 yaş üstü lisans mezunu bay- bayan ve ortaöğretim mezunu bay- bayandan oluşmaktadır. Hazırlanan ankette 5 devlet kurumunun amblem ve logosu, her logo için toplam 5 adet açık, net ve algılanabilir soru hazırlanmıştır. Bu doğrultuda yapılan ankette sorulara verilen cevaplarla, bölgeler arasında devlet kurumlarının amblem ve logoları üzerinde algı farkının olup olmadığı araştırılmıştır. Bu doğrultuda farklı bölgelerde yaşayan insanların hangi konularda algı farklılıklarının olup olmadığı konusunda, amblem ve logo tasarımcılarına tasarlama esnasında hedef kitleye uygun kriterleri değerlendirmeye alarak daha verimli sonuçlara ulaşmasını sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Grafik tasarım, logo, amblem, görsel algı, devlet kurumları.
Logo tasarımında marka algısı
Küreselleşme ile birlikte tüketim toplumuna dönüşmemiz daha çok marka ile karşılaşmamız gerçeğini doğurmuştur. Günlük yaşantımızda sık sık bu markaların logoları görsel veri olarak zihnimize hücum etmektedir. Zihnimiz bu görsel veriler ile iletişim halindedir. Kimi görsel verileri kabul eder benimseriz, bir kısmını reddederiz bazılarını da es geçeriz. Benimseyip kabul ettiklerimiz kendi imajımıza uyan veya arzuladığımız imajı bize verebildiğine inandığımız markalar ve bunların görsel sembolleridir. Markaların kendilerine özgü kimlikleri vardır. Bu kimlik ve markanın sahip olduğu imajı yansıtabilen bir logo, marka için büyük önem arz eder. İmaj etkisi görsel işaretin başarısıyla doğru orantılıdır. Markaların en büyük hedefi, tüketici zihnine yerleşip uzun yıllar marka bağlılığı yaratmaktır. Bunu başarmak için firmalar ve markalar görsel işaret,amblem ve hepsini içine alan logodan faydalanırlar. Tüketici ilk önce markanın logosuyla tanışır. Logo markanın görünen yüzü gibidir ayrıca görsel bir dildir. Ürün veya hizmeti logo, en sade biçimde anlatır. Tüketici kendi istek ve gereksinimlerini karşılayan markaya zamanla bağlanır. Alışveriş yapmak, bir şeyler yiyip içmek veya eğlenmek için birçok alternatif markaların da bulunduğu sistem içerisinde kendi markasını seçer. Çünkü kendi imajına uygun bir marka ile daha mutlu sonuçlar elde edeceğine inanır ve kısıtlı zamanda tanıdık bir logo çabuk karar vermesini sağlar. Rekabetin artması ve serbest piyasaya daha çok ürünün girmesi sonucunda firmalar markalaşma adına daha ciddi yatırımlar yapmaya başlamıştır. Başarılı bir markanın aynı zamanda başarılı bir logosu da olmalıdır. Grafik sanatçısına bu bağlamda büyük sorumluluklar düşmektedir. Grafik sanatçısı tasarlamış olduğu logo ile markanın ismini, imajını, sektörünü ve kimliğini belirler. Söz konusu logo marka veya firmayı beş, on belki de yüzyıl temsil edecektir.Bu çalışmanın amacı, farklı sektörden markaların logolarının grafik sanatı temel ilkelerinden yola çıkarak incelenmesi ve başarılı logoların özelliklerinin neler olduğunun tespit edilmesidir. Ayrıca Nike markasının görsel sembolünün farklı meslek ve eğitim düzeyindeki kişilerin nasıl algıladığı araştırılmıştır. Bu tespit ve anket verilerinden elde edilecek bilgilerin tasarımcıya yol gösterebileceği düşünülmüştür. Anahtar Sözcükler: Logo Tasarımı, Marka ve görsel sembol, Görsel Kimlik, Marka Algısı.
Türk kültürüne göre çocuk hikaye kitaplarında illüstrasyon
Bu araştırmada, Türk kültürüne göre çocuk hikaye kitaplarında illüstrasyon adı altında Türk kültürünü yansıyacak hikaye kitapları ve illüstrasyonların yapılması amaçlanmıştır.1.bölümde problemin tespiti yapıldı, Araştırmanın amacı, önemi ortaya konuldu. Araştırma Türk kültürüne göre incelendi. Hikâye kitaplarının çocuklar üzerinde etkisi ve 0-6 yaş grubu ilgisi saptanılmaya çalışıldı. Kitap sevgisi, Türk kültüründen Nasreddin Hoca karakteri üzerinde 7 çocuğa anket uygulandı ve analizleri yapıldı.2.Bölümde ise Kültür ve Türk kültürü nereden gelmiş tirle giriş yapıldı. Türk kültürü tarihi özellikleri, gelenek, görenek, örf adet, bayramlar, müzikten yemeğe kadar Türk kültürü üzerine tüm detaylara inildi. Türk kültürünün yaşadığı bağımsız Türk devletlerinden İslamiyet öncesi Türk devletlerine, en son Kurulan Türk cumhuriyeti hakkında bilgi verildi. Daha sonra Osmanlı sanatın başlaması yani Osmanlı minyatürden resme, Müteferrika matbaası ve matbaacılıktan devam edilerek Başlangıcından günümüze Türk illüstrasyon sanatının gelişimi ve Türkiye'de resimli çocuk kitapları evrimi ele alındı. Dünyada Resimli çocuk kitapları Evrimi ve Grafikerlerinin yaptığı çalışma ve hakkındaki bilgilere de yer verildikten sonra 3.bölüm çocuğa görelik kavramına göre yazılan 5-6 yaş çocuk edebiyatının bulunması gereken nitelikler saptanıp anlatıldı. Çocuğa görelik, yalınlık ve içtenlik, biçimsellik yalınlık, ölçüde yalınlık, düşüncede yalınlık, tiplemede yalınlık, Resimli kitapların çocuğa görelik kavramıyla ilgili kriterlerden, fiziki özelliklere kadar anlatıldı. Boyut, kâğıt cinsi, sayfa düzeni, yazım kuralları kitapta dikkat edilmesi gereken her türlü detay dikkate alınarak ayrıntılarıyla yazıldı. İllüstrasyon masal ilişkisi, illüstrasyon ve masal kitabı kavramı ilişkisi, Tasarımcı ilişkisine, tasarlamada tasarımcının yöntem arayışına kadar araştırıldı. İllüstrasyon, teknik, yazılım açısından hiçbir detay atlanmadı. Tüm teknikler tek tek anlatıldı. Dijital ortama geçiş, resimleme ve renklendirilmesi, vektörel çizim programından, vektörel ve bitmap grafiklere kadar dijital ortamda boyama yöntemine kadar anlatıldı. Aşamalar tek tek belirtildi. 4.Bölümde Türk kültürünü yansıtan en önemli karakterlerden biri olan Nasreddin Hoca ele alındı. Türk mirası olarak kabul edilen Nasreddin Hoca'nın unutulup unutulmadığı hakkında araştırma ve röportaj yapıldı.1.Bölümdeki Araştırmanın Türk kültürüne göre incelenmesi bölümünde 0-6 yaş çocuklarla anket düzenlendi. Nasreddin Hoca hakkında sorular soruldu. 4.Bölümün devamında ankette sorulan Nasreddin Hoca hakkında bilinmesi gereken bilgiler yer verildi. Nasreddin Hoca bize neler kattı sorusu cevaplandı. 5.Bölümde çalışmanın literatüre katkısı anlatıldı. Araştırmanın sonucunda; Çocuklar resimli kitaplarla etkileşimlerinde ilk olarak resimlerine bakarlar. Çocuk için çizilen resimlerin çocuğun zevkine hitap etmesi, çocuğun anlayacağı sadeliği içerirken çocuğun yorum yapmasına da imkân vermesi gerekir. Çocuk resimlerde gerçekliği bulurken, hayallerini de gerçekleştireceği bir dünya ister. Çocuğa görelik kavramını içinde barındıran bir resim sadeliği, renkleri, boyut ve derinliği içinde barındırmalı ve anlamlı olmalıdır. Çocuğun ilk ilgisini çeken resim olsa da hikâyenin içeriği çocuğu kitaba bağlayan asıl öğedir. Çocuk yaşadığı kültürü kitaplardaki bilgilerle karşılaştırmak ister. Çocuğun ilgisini çeken, çocuğa yol ve yöntem öğreten, çocukta merak ve hikâyeye karşı istek uyandıran hikâyeler çocuğun kitaba bağının artmasını ve yaşamını renklendirmesini sağlar. Çocuğun gelişimini bir bütün olduğunu ve çocuğun birçok uyarıcıya maruz kaldığını düşünürsek resimli kitaplar çocuk için bir pratik alanıdır. Resimli hikâye kitaplarının çocuğun gelişimine, sosyalleşmesine faydasının yanında küçük yaşlarda başlanan çocuk edebiyat Kitap ilişkisi çocuğun gelecek yaşamında kitap kültürünün oluşmasına da Zemin hazırlamış olur. Çocukta oluşan kitap kültürü çocuğu yorum yapan, düşünen, araştıran, yaratan ve tartışan bireyler haline getirir. Kısaca çocuğun doğumuyla beraber tanıştığı resimli kitaplar çocuğun başarılı bir yetişkinlik geçirmesine alt yapı oluşturur. Bu durum düşünülerek "Türk kültürüne göre çocuk hikaye kitaplarında illüstrasyon" adı verilen tez için Türk kültüründen Osmanlıya, Osmanlıdan Cumhuriyet tarihine kadar yapılan yapıtlar incelenmiş ve sanatçıların eserleri paylaşılmış bunun üzerine kültürümüzü yansıtan Nasreddin Hoca karakteri ele alınarak incelenmiş, anket yapılmış çıkan sonuçlar tablolaştırılmıştır. Yapılan röportajlarda Türk kültürünü örf ve adetlerini benimsetmek istemeyen hiçbir veliye ve çocuğa rastlanmamış, Türk kültürünün korunması desteklenmiştir. Son olarak Nasreddin Hoca bizlere neler kattı soruna ve Nasreddin Hoca hakkında tüm bilgiler verilmiştir. Sonuç olaraksa Bu araştırmada incelenen kitapların çocuğa görelik kavramına göre nitelikleri ortaya konmuş, nitelikli bir kitapta bulunması gereken, içinde çocuğa Eğitiminde Türk kültürünün de yansıtılmasını barındıran özellikleri de belirtilmiştir. Son bölümde Çalışmanın Literatüre katkısı anlatılarak sanatsal açıdan yorumlar yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Türk Kültürünün tarihsel oluşumu, Türk kültürünün çocuk hikâye kitaplarına yansıtılması, Röportaj, Anket ve Anket değerlendirilmesi.
Grafik tasarımda görsel kültür ve görme biçimleri
İnsan algısının tarihsel süreç içerisinde ortaya koyduğu bölgesel, ulusal gelişim ile büyüyen kültür, beraberinde değişik görme biçimleri yaratmıştır. Aslında herşey ateşi kullanmak veya yazıyı keşfetmek ile başlamadı. Çünkü insanlar ilk önce göz retinalarına yansıyan görme biçimleri ile, şekilleri, cisimleri ve kendini diğer canlılardan ayıran farklılıkları adlandırmaya başladı. Bu aşamada temel amaç, Grafiğin kültürel yansımalardan yola çıkarak toplumda yarattığı sosyo-ekonomik dinamiklerin değerlendirilmesi ve Grafik sanatlar açısından nasıl şekillendiğini göstermektir. Bu çerçevede Reklamın dinamiği olan Sanat kavramın dilbilimsel yansımalarıdan yola çıkarak Reklam kültürünü sorgulamak ve yeni reklam biçimlerini ortaya koymaktır. Toplumların sosyo-ekonomik yansımalarının reklamlardaki önceliği ve yaratıcı unsurları harekete geçirmesindeki rolü sorgulayıcı olucaktır. Grafik tasarımı sanat, felsefe, sosyoloji gibi kavramlar ile değerlendirmek açısından yol gösterici bir kaynak olması hedeflenmiştir. Çalışmada ilk olarak Grafik tasarımda görsel kültür ve görme biçimleri sanat ve tasarımın farklı boyutlarına değinerek aralarındaki ilişkileri açıklamaya, bunları kavramsal olarak zaman, mekan, toplumsal katman, ülkelere göre nasıl değişebileceğini kapsamaktadır. Bu temelden hareketle 1. Bölümde kültür kavramından yola çıkarak görsel kültür ve alt başlıkları tanımlanmıştır. 2. Bölümde sanatta görme biçimleri, tasarım, estetik bakış ve gösterge sistemleri olarak incelenmektedir. 3. Bölümde Reklamın kültürü ve sosyal, siyasal yansımaları ışığında reklamın dili sorgulanmıştır. Reklam kültürünün toplumlar üzerinde yarattığı yönelimler ve bunun sonuçları üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. 4. Bölümde Tüketim toplumlarının reklamlara etkisi ve yansımaları karşılaştırılmalı olarak değerlendirilip, yeni reklam biçimleri ile reklamları okumak olarak incelenmiştir.
Türkiye'deki sosyal sorumluluk kampanyalarının reklam grafiği açısından değerlendirilmesi
Bu çalışma sivil toplum örgütleri, özel sektör ve devlet kuruluşları tarafından yürütülen; eğitim ve kazanç içerikli soysal sorumluk kampanyalarında kullanılan reklam grafiğinin tasarım ilkelerine uygunluğunu ve doğruluk değerlerini inceleyen bir çalışmadır. Yapılan araştırma sürecinde, sosyal kampanyaların reklam grafiğine kazandırdıklarının ne olduğu incelenmiştir. Boyutlarıyla birlikte kampanyaların insanlar üzerindeki etkileri; bu kampanyaların ahlaki doğrulukları, sorumluluk kavramları, reklam ve iletişimin, grafik tasarım açısından incelenmesi , toplumdaki sorunların eğitici, bilgilendirici, iletişim mesajları ile çözülmesi ve buna ek olarak sosyal kampanyaların önemi, topluma kazandırdıkları kampanya kapsamında kullanılan afişler, sosyal sorumlulukla ilgili afiş çalışmaları, uzman sanatçıların yaptıkları eserler örnek alınıp incelemeleri yapılmıştır. Bu bağlamda elde edilen sonuçlar her kampanyanın farklı mesajlar vererek olması gereken kriterlerin tümünü içerip içermediğini gösteren bir takım görsel sorunların olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonunda ise tasarım ilkelerine uygunluk göstermeyen noktalarda yapılan hatalar ve doğrular incelenerek, toplum üzerindeki etkileri incelenmiştir. Elde edilen netice, eğitimi alınmadan yapılan işlerin, topluma verdiği algı yanlışlıkları olduğudur. "Türkiye'deki Sosyal Sorumluluk Kampanyalarının, Reklam Grafiği Açısından Değerlendirilmesi" ile ilgili araştırmalar, Türkiye'deki reklam gelişiminin sosyal sorumluluk kurumları tarafından ve toplumda yarattığı algı doğruluğunun tespit edilmesini sağlamayı ve boyutları gibi meseleleri ele alıp insanların vicdani duygularını uyandırmak hedeflenmiştir. Türkiye'deki sosyal sorumluluk projelerini, reklam grafiği açısından ele alıp değerlendirmek isteyen pek çok şirket ve sosyal paydaş grupları bu sürece dahil olmaya ve süreci şekillendirmeye çalışmaktadır. Diğer taraftan, Türkiye'deki rekabet bu süreci bir sistem dahilinde geliştirerek kampanyalar hakkında doğru anlayışı ve yaklaşımları göstermiştir. Böylece yapılan reklamların ve kampanyaların toplum üzerindeki etkilerini gözlememiz mümkün olacaktır. Anahtar Kelimeler: Grafik, grafik tasarım, eğitim,sosyal sorumluluk, Kampanya
1950'li yllardan bugüne ambalaj ve grafik tasarım olgusunun incelenmesi
Günümüz koşullarına baktığımızda, ürünün üretiminden raftaki yerini alana dek ambalajın ne kadar önemli olduğunu görmekteyiz. Çünkü bugün ki tüketici kitlesi için algıda farklılık yaratan ve ürüne karşı cazibe duymasını sağlayan en önemli unsur ambalaj olmuştur. Bu nedenle ambalaj, üretici için en önemli reklam aracı olurken, aynı zamanda kurumsal imajı yaratacak ve koruyacak kaynak halini almıştır. 1950'li yıllardan günümüze ambalaj tasarımındaki gelişmelerin incelendiği bu araştırmada, üretim ve teknolojinin ambalaj tasarımı üzerinde değişim ve etkileşim süreçleri araştırılmıştır. Ayrıca, hazırlanan araştırmada ambalajın tanımı yapılmış, tarihçesi incelenmiş, ambalaj ile ilgili temel bilgiler ve ambalajın işlevleri anlatılmış, ambalaj tasarımına etki eden öğeler, kronolojik olarak ambalaj tasarımları, ambalaj tasarımında etiket ve sembol kullanımları, toplumdaki değişikliğin ambalaj tasarımına etkileri de araştırmaya eklenmiştir.
Geçmişten günümüze ve geleceğe yönelik baskı teknolojilerinin grafik tasarıma olan etkileri
Baskı teknolojileri, insanlığın düşüncelerini kağıda dökmeye başladığı günden beri hızla gelişmektedir. Görsel iletişim sanatlarından biri olan grafik tasarım da, bu gelişimden etkilenmektedir. Çünkü grafik tasarımın işlevi, bir konuyu ya da mesajı iletmektir. Bu çalışmanın amacı, baskı teknolojilerinin gelişimini tarihsel olarak ele almak ve bu gelişimin grafik tasarım üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaç kapsamında çalışma, dört bölümde tamamlanmıştır. İlk bölüm, giriştir. İkinci bölümde ise matbaanın kavramsal çerçevesi ele alınarak matbaa kavramı ve matbaanın gelişimi, baskı teknikleri, baskı sonrası işlemler açıklanmıştır. Üçüncü bölümde grafik tasarım ele alınarak tanım, gelişim ve uygulama alanları değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, baskı teknolojilerinin gelişimi dört döneme ayrılarak; bu gelişimin grafik tasarım üzerindeki etkileri analiz edilmiştir.
Pazar araştırmasının reklam sektörüne etkileri
İletişim kanallarının hızla artması, teknolojik gelişmeler ve küreselleşme üreticilerin, ürünlerini tanıtmaları ve tüketiciye ulaştırabilmeleri açısından önemli avantajlar sağlamasının yanında var olan rekabetin daha sert ve yıkıcı bir hal almasına neden olmaktadır. Bu noktada reklamcılık etkinliklerinin mal ya da hizmetlerin belirli bir bedel karşılığında, genel yayın araçları aracılığı ile halk kitlelerine tanıtılması olduğu kabul edildiğinde pazar araştırmaları ile bu faaliyetlerin altyapısının sağlanması bir gereklilik olmaktadır. Pazar araştırması, pazarı tanımlayan, ölçen ve sınayan, tüketicilerin hangi ürüne nerede, nasıl ulaştığını inceleyen araştırmalar bütünüdür. Tüketici beklentilerini doğru analiz etmek, pazarda tutunabilmek ve başarılı olabilmek için pazar araştırmaları oldukça önemlidir. Reklamcılık faaliyetlerinin öncesi ve sonrasında pazarlama araştırmaları ile işletmelerin stratejilerine yön vermeleri mümkün olmaktadır. Bu açıdan pazar araştırması reklam başarısını doğrudan etkiyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, sert rekabet ortamında tüketicinin satın alma davranışlarını olumlu yönde etkileyecek reklamların gerçekleştirilmesinde pazar araştırmasının önemini konu almaktadır. Araştırma kapsamında derinlemesine incelenen kavramlar ile işletme ve araştırmacılara pazarlama araştırması faaliyetleri odaklı bir bakış açısı kazandırılmaya çalışılmaktadır.
İstanbul'un göstergebilimsel açıdan incelenmesi
İstanbul kültürel, tarihsel ,siyasal , sanatsal,dinsel ve mimarisel açıdan birikimli, çeşitlilik gösteren olgu ve olaylar dizgesine sahiptir.Bu çalışmanın seçki alanı insanların aklında kalan İstanbul imgesinin "istanbul'u İstanbul yapan" söylem adı altında yapısından ve kimliğinden yola çıkarak göstergebilimsel açıdan incelenmesidir. "İstanbul'u İstanbul yapan" tanımın göstergebilimsel grafiği bir bütündür ve araştırma yapı, kimlik ,anlam sorgusu aralığında yazarın seçtiği referans noktaları üzerinden göstergebilimin olanakları kullanılarak çözülmeye çalışılacaktır.İstanbul kültürler arası bir geçiş yeridir ve her geçen kültür bu geçiş bölgesine kendinden bir parça bırakmıştır. İstanbul'un geçiş yeri olmasından kaynaklanan , İstanbul'da bugünde varlığını sürdüren yapılar ve yaşam biçimleri,İstanbul'u sahiplenmiş ve kendi kültürlerinin bir parçası haline getirmişlerdir. İstanbul'u göstergebilim açısından incelerken istanbul'un geçmişini ve bu gününü üzerinde etkili olduğu semboller görüntülerken ,şehrin gelişiminin de tarihi izleri belli kesitlerde bozmamaya çalıştığına tanık olmak mümkündür. Geçmişinden bu yana geçirdiği her dönemde farkı kimliklere sahip olmuş ve son dönemlerinde de bir çok değişim geçirerek bu günlere kadar gelmiştir.İstanbul her döneminde önemli,işlevsel,hayran kalınan, yaşanılmak istenen, defalarca kuşatılan, üstüne şarkılar,şiirler,romanlar yazılıp sayısız betimlemeye tabi tutulan,sayısız karede görüntülenip gösterilen ulusal ve uluslararası platformda sıklıkla yazılıp çizilen bir şehirdir. Hep çok istenen olma özeline sahip olan şehir bu sayısız izlenmeleri üst düzeyde yaşamıştır. İzlenmek İstanbul'un ''herhangi bir şehir'' olmadığının kanıtı gibidir. Anahtar kelimeler: İstanbul,göstergebilim,geçiş yeri, İstanbul'u İstanbul yapan,kalabalık
İnteraktif derginin oluşumu ve basılı dergiye etkisi
Hızla gelişen teknoloji dünyasında medya araçları da bu hızlı değişimin içine sürüklenmektedir. Bu değişime ayak uydurabilenler hayatta kalacakken ayak uyduramayanların silinip gidecekleri ön görülmektedir. Bununla beraber günümüzde sıkça duyduğumuz İnteraktif olgusu medya araçlarının kurtarıcısı konumundadır. Okuyucu ile interaktif bir iletişime geçenler yani okuyucu, izleyiciyi paylaşımlarına dahil ederek sürekliliği sağlayanlar yeni medyada yerlerini sağlayabileceklerdir. Bu çalışmada da meselenin özüne inilerek birinci bölümde iletişimin ve olduğuna ve kaç çeşit iletişim türü olduğuna ve buradan yola çıkarak kitle iletişim kavramına, kitle iletişimin kültüre ile olan iletişimine değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde günümüzde en yoğun iletişimin gerçekleştiği medya olgusuna geçiş yapılmıştır. Medyanın kültüre, toplum doğasına etkisi incelenmiş ve geleneksel medya araçlarından konumuzu oluşturan dergiye dikkat çekilmiştir. Dünyada ve Türkiye'de ki dergi örnekleri görselleriyle beraber ortaya koyulmuştur. Daha sonra yeni medyada geçiş yapılarak konunun aslını oluşturan tablet dergicilik ayrıntılarıyla incelenmiştir.
Okul öncesi çocuk kitaplarındaki illustrasyonların, çocuğun gelişimine etkileri
Resimli çocuk kitapları çocuğun duygusal, fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından önemi oldukça büyüktür. Çocuğun ilerleyen yaşlarda okuma alışkanlığı kazanabilmesi için okul öncesinde tanıştığı kitapları sevmesi önemlidir. Bunun en güzel yolu okul öncesi dönem çocukları için hazırlanmış, görsel bir uyaran olarak illüstrasyonun kullanıldığı nitelikli kitaplardır. 2-5 yaş arası çocuğun ilk algısı görsel olduğu için, bu dönemde gösterilen kitaplarda öğretilecek bilgiler illüstrasyon açısından güçlü, anlaşılır ve gerçeğe dayalı olmalıdır. Kitaplar çocuklara içinde bulundukları dünyayı daha iyi anlamaları konusunda yardımcı olur. Bu sebeple okul öncesi çocuk kitaplarındaki illüstrasyonlar ve metin çelişmemeli, çocuğun ilgisini çekecek şekillerde çizilmeli ve renklendirilmelidir.
Çocuk kitaplarının çizgi romana uyarlanması sürecinde biçimlemeler
Diğer birçok sanat dalıyla karşılaştırıldığında, çizgi romanın nispeten yeni bir akım ve mecra olduğu söylenebilir. Sinemayla aynı tarihlerde, yani 19. yüzyılın sonlarında ilk resmi örnekleri verilmeye başlayan, melez bir tür olan çizgi romanın, kuru yemiş gibi tüketilen bir eğlence aracı olmaktan öteye geçip sanat olarak değerlendirilmeye başlaması için, neredeyse bir insan ömrü kadar beklemesi gerekmiştir. Antik çağlardan itibaren ressam ve heykeltıraşların sanatçıdan ziyade zanaatçı olarak görüldüğünü ve hak ettikleri saygınlığa erişmeleri için Rönesans sonrasını beklemeleri gerektiğini düşünecek olursak, bunun çok uzun bir zaman olduğunu söyleyemeyiz. Ancak bu, sürecin sancısız olduğu anlamına gelmiyor. Çizgi roman uzun yıllar, halkın gözünde çocuklar için geçici bir eğlence aracı, akademisyenlere göre de çocukların "kayda değer" basılı yayınlara yönelmeden önce zaman öldürerek okuma alışkanlığı kazanmalarını sağlayan bir atlama taşı olarak görülmüştür. Çocukluk, her bakış açısında, çizgi romandan bahsedilirken mutlaka bahsi geçen bir kavramdır. Bu tez, çocukların yetişkinlere dönüşmeden önce "zaman öldürdükleri", çizgi roman olarak bilinen bu basılı yayın araçlarının, hayal güçlerine olan katkısı ve kitaplarınkinden farklı yaklaşımlarını incelemek amacıyla yazılmıştır. Bitişte, "Çizgi roman görsel bir dayatma mıdır?" sorusu sorulacaktır.
1990-2013 yılları arasında afiş ve sosyal afişlerin grafik tasarım ve teknolojik açıdan incelenmesi
Tasarımın tarihi, mağara figürlerine ve yazının başlamasına kadar da-yanmaktadır. Tasarımın büyük bir parçası olan afiş ise çok yeni ve yaygın olarak kullanılmaya başlamakla beraber mazisi eski Mısırda papirüsler üzerine yapılan çizimlere kadar dayanan bir sanattır. Basım endüstrisinin gelişmesi, reklam ajanslarının çoğalması, dünyada ve Türkiye'de afişe büyük boyutta hız kazandırmıştır. Radyo, televizyon ve internetin ortaya çıkmasıyla afiş sanatı başlarda geri planda kalsa da, eski önemini zamanla geri kazanmıştır. Çünkü afişin görsel ögeleri olmadığı takdirde tanıtım kuru ve güvenilirlikten uzak bir hal alır. Bu tez çalışmasında; grafik tasarım ve grafik tasarımcılar, reklam ajans-ları ve markalar için büyük önem taşıyan afişin tarihinden bahsedilip, afiş çeşit-leri ve gereklilikleri incelenmiştir. Afiş yapım ve çözümleme tekniklerine de-ğinilmiştir. Son olarak 1990-2013 yılları arasında örnek afişler göz önünde bu-lundurularak, afişin bu yıllardaki gelişimi incelenmiştir.
Yayınevlerinde kurumsal kimlik oluşturmada imaj kavramının önemi
Rekabet kurallarının geçerli olduğu modern piyasa şartlarında kurumsal kimlik ve imaj başarıyı ortaya koyan en önemli araçtır. Kurumların süreklilik-lerini koruyabilmeleri sağlam bir kurumsal kimlik ve imaj'da yatar. Bu çalışmada; Yayınevlerinin rakiplerinin de kimliklerini göz önünde bulundurarak, en uygun isim, logo, renk (ya da renkler), kitap kapağı, tanıtcı metaryaller ve kurum dizaynı gibi özelliklere önem vererek tüketici zihninde farklılığını açıkça ortaya koyacak biçimde kurumun vitrini olarak adlandırabi-leceğimiz mekanlarda özenle uygulanması gerektiği vurgulandı. Kurumun geleceğinin iyi oluşturulmuş bir kurumsal kimlikle nasıl gü-vence altına alındığı anlatılmak istendi. Örnek kurumsal kimlik ve imaj çalış-masının nasıl olması gerektiği gösterilerek dünyadan ve ülkemizden örnekler verildi.