Theses supervised by Doç. Dr. Bilal Tunç
11 theses · Ağrı İbrahim Çeçen University
Demokrat Parti döneminde Bitlis'te siyasal hayat
Coğrafi alan bakımından Bitlis, Doğu Anadolu Bölgesi'nin küçük vilayetlerinden birisidir. Bitlis, tarih boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği ettiği için zengin bir tarih birikimine sahip olmuştur. Ancak böylesine zengin bir tarihe sahip olan Bitlis'in tarihi ile ilgili çok az çalışma yapılmıştır. Gerçi son yıllarda yerel tarih alanında yapılan çalışmalar artmaktadır. Bu bağlamda Bitlis tarihi için de birtakım çalışmalar vardır, ancak bunlar halen yeterli düzeye ulaşmamıştır. Bu nedenle bahsi geçen çalışmanın en önemli amaçlarından birisi, Bitlis tarihin önemli bir evresi olan, ancak çok az araştırma yapılmış olan 1950 ile 1960 arasındaki dönemi belgeler ışığında ortaya çıkarmaktadır. Demokrat Parti Döneminde Bitlis'te Siyasal Hayat adlı çalışmada, DP döneminde Bitlis ilinin idari biçimi, belediye faaliyetleri, nüfusu, ekonomisi, siyasi, askeri ve sosyokültürel yapısı gibi ana konuları içermektedir. DP'nin 1950 milletvekili genel seçimleriyle başlayan ve 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile son bulan on yıllık iktidarı boyunca Bitlis'teki gelişmeleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Cerideleri, Resmi Gazeteler, Bitlis yerel basını, konuyla ilgili araştırma ve inceleme eserleri, yüksek lisans ve doktora tezleri, bu çalışmanın ana kaynaklarını oluşturmaktadır. Üç bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde siyasi partiler milletvekilleri genel seçimleri üzerinde durulmuş, partilerin kuruluş süreci hakkında bilgi verilmiş ve partilerin Bitlis teşkilatı irdelenmiştir. İkinci bölümde, 1950-1960 arası dönemde Bitlis milletvekillerinin meclis içindeki faaliyetleri, konuşmaları aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Bitlis milletvekillerinin TBMM'deki çalışmaları ve Vatan Cephesi üzerinde durulmuştu Bu çalışma, birçok yönüyle diğer eserlerden ve il yıllıklarından farklı özellikler taşımaktadır. 1950 ile 1960 yılları arasında Bitlis'te yaşanan gelişmeler neden sonuç ilişkisi bağlamında ve tarihi bir şema doğrultusunda incelenmiştir. Ele alınan her konu DP politikaları açısından ele alınmış ve Bitlis'teki değişimler ülke genelindeki olaylarla kıyaslanmıştır. Bu yönüyle ilin ne derece gelişme gösterdiği daha açık bir biçimde anlatılmaya çalışılmıştır.
Cumhuriyet Dönemi Ağrı vilâyeti nüfus sayımları ve nüfus yapısı (1927-1980)
"Cumhuriyet Dönemi Ağrı Vilâyeti Nüfus Sayımları ve Nüfus Yapısı (1927-1980)" adlı yüksek lisans çalışmasının hazırlanmasındaki amaç, Ağrı ilinin, demografik ve tarihî gelişimine dair ilgili verilerin tespit edilerek söz konusu verilerin sayısal bilgilerle ortaya çıkarılmasıdır. Milli Kütüphane ve Beyazıt Devlet Kütüphanesinde incelenen yerel ve ulusal gazeteler, Türkiye İstatistik Kurumu ve Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi'nden elde edilen bilgi ve belgeler kapsamında vilayet nüfusunun ve nüfus bileşenlerinin ülkedeki sosyo - kültürel, ekonomik ve askerî şartlar gereği oluşan gelişmeler, bunlarla etkileşimi tarih disiplininin ilkeleri ve araştırma metotları çerçevesinde değerlendirilerek ortaya çıkarılması bu çalışmanın amaçları arasındadır. Bu yolla Cumhuriyet'in ilanından 1980 yılına kadar Ağrı nüfusunda ne gibi değişme ve gelişmelerin olduğu ayrıntılı bir biçimde ortaya çıkarılmıştır. Bilindiği üzere, nüfus sayımlarında her vilâyetin durumu ayrı olarak değerlendirilmektedir. Nüfus sayımları neticesi Ağrı nüfusu, gösterdiği değişiklikler bakımından dikkat çekmektedir. Cumhuriyet döneminde yapılan ilk nüfus sayımı olan 1927 yılından 1980'e kadar Ağrı'da nüfus artış hızı 1960'tan sonra göçlerin etkisiyle azalmasına rağmen; daima Türkiye ortalamasının üzerinde olmuştur. Böylece Ağrı nüfusu sürekli olarak artmıştır. Malum olduğu üzere, Ağrı'da nüfus alanındaki gelişmelere bağlı olarak hem kent merkezleri hem de kırsal alan nüfus oranlarında önemli değişiklikler olmuştur. Bu çalışmada, Cumhuriyet döneminde Ağrı nüfusundaki değişim ve gelişimler ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Bu kapsamda, Cumhuriyet döneminin ilk nüfus sayımı olan 1927'den başlamak üzere sırasıyla 1935, 1940, 1945, 1950, 1955, 1960, 1965, 1970, 1975 ve 1980 genel nüfus sayımlarında her beş yıl boyunca vilayetin nüfusundaki artış ya da azalmalar ve bunların vilâyet nüfusunun potansiyel durumuna etkisi incelenmektedir. Ağrı nüfusu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda konuyla ile ilgili bilgilerin genel olarak verildiği görülmektedir. Tarafımızdan hazırlanan bu tezde ise, daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak her nüfus sayımındaki veriler dikkatli bir biçimde incelenerek Ağrı nüfusundaki değişim ve gelişimler yıl yıl olarak kapsamlı bir biçimde incelenmiştir. Ayrıca 1927 yılından 1980'e kadar yapılan 11 adet nüfus sayımında bütün bilgiler bir bütün olarak değerlendirilmekte olup; her nüfus sayımında elde edilen verilerin önceki nüfus sayımlarındaki farklılıkları da değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bunlar yapılırken hem yerel ve ulusal basından hem de arşivlerden elde edilen bilgiler detaylı bir biçimde kullanılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti, Ağrı, Bayazıd, Nüfus sayımı, Vilayet
Kıbrıs Barış Harekâtı ve Iğdırlı Kıbrıs gazileri
Kıbrıs Meselesi, Osmanlı Devleti'nden başlayarak günümüze kadar süren uzun süreli bir meseledir. Osmanlı Devleti'nin Akdeniz ticaretine ve siyasetine yön verdiği egemenlik sahasıdır. 1878 yılında İngiltere'ye bir antlaşma gereği bırakılmış ise de daha sonra alınamamıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda İngiliz sömürgesi durumunda bulunan Kıbrıs Adası'nda Rum nüfusunun Kıbrıs Türkleri üzerinde bir egemenlik oluşturma girişimi, Türkiye'nin soydaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak amacı ile buradaki olaylara müdahil olmasına neden olmuştur. Söz konusu müdahillik durumu, 1950- 1974 yılları arasında bazı dönemler askeri güç gösterisi olarak görülmüş olsa da çoğunlukla uluslararası görüşmeler ile sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak Yunanistan ve Kıbrıs Rum hükümetinin Rum temsilcilerinin ENOSİS isteklerinden vazgeçmemeleri ve bu fikir uğruna Kıbrıs Türkleri üzerinde sürdürdükleri tedhiş ve mezalim politikaları Türkiye'nin Kıbrıs'a askeri müdahalede bulunmasına neden olmuştur. Kıbrıs Türklerinin Türkiye'den yardım alamamış olmaları durumunda Rumların ENOSİS fikri hayata geçebilir ve Kıbrıs Türkleri Kıbrıs'tan tamamen atılabilirdi. Bu nedenle Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türk'ünün de bir anlamda adada var olmasını ve hayatını idame ettirmesini sağlamıştır denilebilir. Bu kapsamda, Kıbrıs Barış Harekâtı ve Iğdırlı Kıbrıs Gazileri adlı çalışmanın amacı Kıbrıs Barış Harekâtı'nın gerçekleşmesine kadar geçen süreçte Kıbrıs Türklerinin yaşadıkları genel durumu irdelemek, çıkarmaya gerekçe olarak gösterilen olayların bir düzen içerisinde sunulması ile çıkarmanın sebeplerini anlamayı kolaylaştırmaktır. Çalışmanın hedefi, Kıbrıs Meselesinin Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin uluslararası alanda hak ve hukuk mücadelesini ve çıkarmanın başlama ve gelişme aşamalarını irdelemektir. Kıbrıs Barış Harekâtı'na katılan Iğdırlı Kıbrıs gazilerinin yaşadıkları anılar ışığında çıkarmayı yaşayanların gözü ile harekâtı anlamaya yardımcı olmaktır. Bu çalışma hazırlanırken, arşiv belgelerinden, yerel ve ulusal gazetelerden, telif eserlerden faydalanılmış, Iğdır Kore ve Kıbrıs Gazileri Derneği aracılığı ile 20 Iğdırlı Kıbrıs gazisi ile görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu görüşmeler kayıt altına alınmıştır. Son olarak bu tez, nitel bir çalışma olup; yapılan çalışmada veriler doküman analizi tekniği kullanılmak suretiyle elde edilmiştir.
Kocaeli'nde yerel ve genel seçimler (1950-1960)
Türk siyasi hayatında önemli bir yere sahip olan DP (Demokrat Parti)'nin 10 yıllık iktidarlık süreci birçok yönüyle tartışılmıştır. DP, 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi sonrasında mecburi olarak siyasetten çekilmiştir. Bahsi geçen darbe sürecinden sonra birçok yeni parti kurulmuştur. Bu partilerden biri de asker kökenli Ragıp Gümüşpala öncülüğünde kurulmuş olan AP'dir. AP, 11 Şubat 1961 tarihinde kurulmuş olup; DP'nin devamı görüntüsünü vererek halkın desteğini sağlamıştır. Bu yeni parti, DP'nin oy kitlesini hedefleyerek siyasi faaliyette girişmiştir. Adı geçen parti teşkilatı farklı geçmişlere sahip üyelerden oluşmuştur. Özellikle eski Demokratlar partide önemli bir yere sahip olmuştur. 1965'ten 1971 tarihli muhtıraya kadar iktidarda kalan AP, kısa süre içerisinde güçlü bir parti konumuna gelmiştir. 1965 ile 1971 yılları arasında ülkeyi tek başına yönetmiştir. AP iktidarda bulunduğu süre boyunca ülkenin iç ve dış politikasında istikrar sağlamıştır, ancak yaşanan sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlar beraberinde 12 Mart Müdahalesi'ni getirmiştir. Bu müdahaleden sonra iktidardan indirilen AP bir daha tek başına iktidara gelememiştir. AP, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile kapanarak tarihteki yerini almıştır. Türk siyasi tarihinde önemli bir yere sahip olan AP, 1980 Asker Darbesi ile kapandıktan sonra da ortaya koyduğu siyasi fikirler günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Çalışmada, Türkiye'nin on yılı ile birlikte bu on yılın önemli bir bölümünü teşkil eden, AP yer almaktadır. AP'nin kuruluş süreci, katıldığı genel ve yerel seçimler, Kocaeli teşkilatı, dönemin milletvekilleri ile bu milletvekillerin Meclis'teki konuşmaları, kanun önergeleri ve katıldıkları yoklamalar yer almaktadır. Çalışmanın amacı, TC (Türkiye Cumhuriyeti) tarihinde önemli bir yere sahip olan AP döneminde yapılan genel ve yerel seçimlerin Kocaeli'ye yansımaları ve bu vilayette meydana gelen değişim ve gelişmeleri ortaya çıkarmak olmuştur. AP döneminde yapılan genel ve yerel seçimlerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi yapılıp, Kocaeli'ye etkileri sonucunda vilayette ne gibi değişimlerin meydana geldiği tarafsız ve ilmi metotlarla ortaya konulmuştur. Yapılan araştırmalarda Kocaeli ili ile ilgili çok sayıda çalışmanın var olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmalar içerisinde doktora ve yüksek lisans gibi birçok akademik düzeyde eserlerde mevcut olmuştur. Ancak Kocaeli ili ile ilgili olarak bu zaman kadar Adalet Partisi Kocaeli Milletvekilleri ve TBMM'deki Faaliyetleri (1961- 1980) kapsamında bir çalışmanın olmadığı anlaşılmıştır. Bundan dolayı bu çalışmanın Kocaeli'nin siyasi tarihi açısından önemli bir çalışma olacağı şüphesizdir. Çalışma konusunun belirlenmesinin ardından, öncelikle konuyla ilişkili olan kaynakların tespit edilmesi amacıyla genel bir kaynak taraması yapılmıştır. Ardından 1961-1977 yılları arasında Kocaeli'nde yayınlanan gazeteler tek tek incelenmiştir. Kaynak taramasının sonucunda tespit edilen kaynakların tamamı bir araya getirtilmiş ve kullanılan malzemeler tamamen düzenlenmiştir. Sonrasında arşivlerdeki belgeler taranmaya başlanmış ve konuyla ilgili olan arşiv belgeleri detaylı bir şekilde irdelenmiştir. Elde edilen kaynaklar kullanılmadan önce diğer kaynaklarla karşılaştırılarak bu kaynaklardaki bilgilerin doğrulukları tespit edilmiştir. Bu anlamda kaynaklar arasında ortaya çıkması muhtemel çelişki ve yer yer yanlış olan bazı bilgilerin de titiz bir çalışmayla ortadan kaldırılmasına itina edilmiştir. Bu yolla çalışmanın daha iyi bir şekilde irdelenmesi ve anlaşılabilir kılınması sağlanmıştır. Yazım ile imla kurallarına büyük bir itina gösterilmiş ve genel olarak TDK (Türk Dil Kurumu)'nun yazım kaideleri temel alınmıştır. Böylece eserin genelinde tek tip dilbilgisi kuralları kullanılarak bir bütünlük sağlanmaya çalışılmıştır. Cumhuriyet ve TBMM arşivlerinden sağlanan belgelerinin kullanımı sırasında uygun bir yöntem kullanılmaya dikkat edilmiştir. Bu kapsamda başta AP olmak üzere diğer partilerin Kocaeli'ndeki milletvekillerinin meclis faaliyetleriyle ilgili belgelerin büyük bir kısmı temin edilmiş olup, içerikleri kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Konuyla ilgili elde edilmiş olan kaynaklar yazım esnasında tekrardan gözden geçirilmiştir. Her belge ayrı bir titizlikle değerlendirilmiştir.
Adalet Partisi döneminde Bitlis'te siyasi hayat ve Bitlis milletvekillerinin TBMM'deki faaliyetleri
Demokrat Parti (DP) 1950 ile 1960 yılları arasında iktidarda kalmış önemli bir siyasi partidir. DP'nin on yıllık iktidar süreci birçok yönüyle tartışılmıştır. 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile kapatılan DP'den sonra birçok yeni parti kurulmuştur. Bu partilerden birisi de Adalet Partisi (AP)'dir. DP'nin mirasçısı AP, DP'nin devamı olduğu izlenimini vererek halkın desteğini sağlamak istemiş ve parti teşkilatında eski DP'lilere yer vermiştir. Kısa sürede güçlü bir parti haline gelen ve 1965 seçimleriyle iktidara gelen AP, birçok seçimi kazanarak iktidarını devam ettirmiştir. Türk siyasi tarihinde derin izler bırakan AP, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile kapatılmıştır. Türk siyasi tarihin önemli bir dönemini kapsayan ve AP dönemi olarak adlandırılan 1961 ve 1980 yıllarında Türkiye'de başta siyaset olmak üzere birçok alanda önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu dönemde Bitlis'te siyasi hayatın nasıl olduğu, seçimler boyunca burada seçim faaliyetlerinin nasıl yürütüldüğü ve Bitlis milletvekillerin Meclis'teki faaliyetlerinin nelerden ibaret olduğu ayrıntılı olarak ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Yani bu çalışma ile 1961 ve 1980 arası dönemde Bitlis'in yaşadığı siyasi gelişmelerin neler olduğunun ayrıntılı biçimde ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Bitlis'in yakın dönem Türkiye tarihinde siyasal bakımdan ne gibi süreçlerden geçtiğinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Adalet Partisi Döneminde Bitlis'te Siyasi Hayat ve Bitlis Milletvekillerinin TBMM'deki Faaliyetleri'' adlı bu tez çalışması nitel bir çalışma olup, yapılan çalışmada veriler doküman analizi tekniği kullanılmak suretiyle elde edilmiştir. Doküman analizi ile incelenen olan dönemdeki olaylar hakkında başta TBMM Arşivinden, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivinden Bitlis yerel basınından konuyla ilgili telif eserlerden elde edilen bilgi ve belgeleri içeren materyallerin genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır.
Türk siyasi tarihinde II. Şükrü Saraçoğlu hükümeti (9 Mart 1943-7 Ağustos 1946)
Türkiye'de son zamanlarda ulusal tarih çalışmaları konusunda önemli çalışmalar yapılmaktadır. Bilhassa Türk siyasi tarihi ile alakalı olarak çok önemli bilimsel çalışmalar hazırlanmıştır. Ancak Türk siyasi tarihinin bir devresi olan İkinci Şükrü Saraçoğlu Hükümeti döneminde Türkiye'de siyasi, ekonomi ve sosyal alanlarda ne gibi çalışmaların olduğunun ortaya çıkarılması konusunda ayrıntılı bir çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. Bunların, Türk siyasi tarihi açısından birtakım boşlukların oluşmasına sebep değerlendirildiğinden; söz konusu eksikliği gidermek amacıyla bu tez hazırlanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü Hükümetlerinde bakanlık yapan Şükrü Saraçoğlu, daha sonraki süreçte iki defa Hükümet kurarak başbakanlık ve Meclis Başkanlığı yapmıştır. Bu bağlamda, Türk siyasal yaşamında büyük bir yer tutan Şükrü Saraçoğlu hakkında bilimsel çalışmalar yapmak, yakın dönem Türk tarihi açısından da büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de çok partili siyasi hayata geçiş sürecinde Şükrü Saraçoğlu'nun hem bakanlık hem başbakanlıkları döneminde neler yapıldığının ortaya çıkarılması temel hedeflerdendir. Türk siyasi tarihinde II. Şükrü Saraçoğlu Hükümeti (9 Mart 1943-7 Ağustos 1946) adlı tez çalışmasında Şükrü Saraçoğlu'nun Başbakanlığı döneminde Türkiye'de siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal alanlardaki düzenlemelerin, Türkiye'nin iç ve dış siyasetindeki değişikliklerin ve bunların halk üzerinde ne gibi etkiler bıraktığının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, 1943 yılında ikinci defa hükümet kurarak Türkiye'nin 14. Hükümeti'ni kuran II. Şükrü Saraçoğlu Hükümeti Dönemi'nde iç ve dış siyasette takip edilen politikaların ve yapılan icraatlarının neler olduğu teferruatlı biçimde ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ayrıca Hükümet'in icraatları, önceki hükümetlerin verileri ile karşılaştırılarak farklılıkların ortaya çıkarılmaya çalışılması da, çalışmanın amaçlarındandır. "Türk Siyasal Hayatında İkinci Şükrü Saraçoğlu Hükümeti (1943-1946)" adlı bu tez nitel bir çalışma olup, yapılan çalışmada veriler doküman analizi tekniği kullanılmak suretiyle elde edilmiştir. Doküman analizi ile adı geçen dönem hakkında literatürde yer alan bilgi ve belgeleri içeren materyallerin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Bunlar yapılırken, Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi'nden elde edilen arşiv belgeleri, TBMM Tutanak Dergileri, ulusal gazeteler ve telif eserlerden istifade edilmiştir
Ağrı'nın sosyal ve kültürel tarihi (1950-1980)
Doğu Anadolu Bölgesi'nin sınır illerinden biri olan Ağrı, Cumhuriyetin ilanına kadar sancak olarak idare edilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra sancakların il haline getirilmesiyle Bayezid müstakil bir vilayet haline getirilmiştir. Bayezid'in ilk merkezi bugünkü Doğubayazıt ilçesiydi. Daha sonra ise 1927 yılında yapılan idari düzenlemeyle il merkezi Karaköse'ye nakledilmiş ve vilayetin ismi Ağrı olarak değiştirilmiştir. Bu bakımdan Ağrı, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte vilayet statüsü kazanmış ilk yerlerden birisi olmuştur. Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde başlatılan modernleşme süreciyle birlikte ülke genelinde birçok alanda yenilikler yapılarak Türkiye'nin kalkındırılması sağlanmıştır. Bu süreçte ülke genelinde olduğu gibi çalışma sahamız olan Ağrı'da da birçok alanda kayda değer ilerlemeler kaydedilmiştir. Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde olduğu gibi Demokrat Parti (DP) hükümetleri döneminde de yapılan yatırımlar ile Ağrı'da özellikle sosyal ve kültürel alanlarda birtakım düzenlemeler yapılmıştır. Aynı şekilde DP'den sonra planlı süreç olarak adlandırılan Adalet Partisi (AP) hükümetleri döneminde de kalkınma hamlelerine devam edilmiştir. Bu etkiyi, Ağrı'da özellikle sosyal ve kültürel alanda görmek mümkündür. Türkiye'de 1950-1980 yılları arasında eğitim, sağlık, ulaşım, haberleşme, sosyal ve kültürel alanda ciddi ilerlemeler olmuştur. Ülke genelinde olduğu gibi Ağrı'da da bu alanda önemli adımlar atılmıştır. Adı geçen dönemde vilayet nüfusu, ciddi oranda artmış ve bu artışa bağlı olarak belediye ve sağlık hizmetlerine ağırlık verilerek eğitim ve sağlık kurumlarının yapımı hızlandırılmıştır. Bu da, doğal olarak Ağrı'da sosyal ve kültürel alanda bir canlılığın oluşmasına ortam hazırlamıştır. Bu çalışmada, Cumhuriyet döneminde Ağrı'da sosyal ve kültürel alandaki gelişim ve değişimlerin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 1950'den 1980'e kadar sosyal ve kültürel alandaki devlet politikaları, bu politikalar çerçevesinde Ağrı'da sağlık, eğitim, sosyal ve kültürel alanda görülen toplumsal değişimler ele alınmıştır. Bu verilerin ortaya konulabilmesi için nüfus sayımlarına ait dokümanlar, eğitim, sağlık, kültür, spor, iletişim ve haberleşme verilerine ait istatistikler incelenmiştir. Ayrıca il yıllıkları, Ağrı hakkında yazılan kitaplar, makaleler, Ağrı'daki yerel gazeteler, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivi Başkanlığı arşiv belgeleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) zabıt ceridelerinde yer alan ilgili konuşma metinlerinden yararlanılmıştır. Son olarak bu çalışma nitel bir çalışma olup; araştırmadaki veriler doküman analizi tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Adalet Partisi, Demokrat Parti, Eğitim , Kültür, Nüfus, Sağlık, Sosyal.
Hukuksal ve tarihsel açıdan 1961 Anayasası'nda sosyal devlet ilkesinin analizi
1961 Anayasası, Türk hukuk tarihinde kabul edilen dördüncü anayasa olma özelliğine sahiptir. 27 Mayıs Askerî Darbesi'nin bir sonucu olarak hazırlanan bu anayasa, içerdiği hükümler itibariyle "ilklerin anayasası" olarak nitelendirilmiştir. Zira adı geçen anayasanın yürürlüğe girmesiyle beraber birçok kurum ve kuruluş ilk defa anayasal bir statü kazanmış, ilk kez "Parlâmenter Hükûmet Sistemi" ve buna bağlı olarak "Kuvvetler Ayrılığı Teorisi" gerçek anlamda uygulanmaya başlanmış ve bunun sonucunda Türkiye'de yeni bir siyasal yapı ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte bahsi geçen anayasa, özgürlükçü-çoğulcu bir anlayışla oluşturulduğundan ve temel hak ve hürriyetlere geniş bir yer verdiğinden Türk demokrasi kültürünün gelişmesine de önemli bir katkı sağlamıştır. 1961 Anayasası'nın özgürlükçü bir karaktere sahip olması, Türkiye'deki sosyal hayatı da önemli ölçüde etkilemiştir. Bu kapsamda Türk hukuk tarihinde ilk defa 1961 Anayasası içeriğinde, devletin bir niteliği olarak "sosyal devlet ilkesi" düzenlenmiştir. Bu ilkenin anayasada yer almasıyla hukuksal açıdan devlete, sosyal ve ekonomik hayattaki değişiklikleri sağlama ödevi verilerek onun sosyal olma yönündeki temel iradesinin güçlendirilmesi amaçlanmış ve böylelikle bireylerin insan onuruna yaraşır asgari bir yaşam seviyesine sahip olabilmelerinin de önü açılmıştır. Sosyal devlet ilkesi, sosyal adalet ve toplumsal barışı sağlamak amacıyla devletin sosyal ve ekonomik yaşama aktif biçimde müdahalesini meşru ve zorunlu gören hukukî ve iktisadî işlevlere sahip bir devlet anlayışı olarak tanımlanmaktadır. Bu ilkenin iktisadî yönü devletin kişilere yönelik sosyal hayatta gereken ekonomik önlemleri alması iken; hukukî işlevi ise devletin bireylere sosyal ve ekonomik hakları sağlamasıdır. Adı geçen hakların da hukuksal açıdan önem kazanmasıyla beraber bahsi geçen ilkenin etkinliği artmaktadır. Bu nedenle söz konusu haklar, sosyal devlet ilkesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla bu hakların, ancak anayasa adı verilen toplum sözleşmelerinde düzenlenerek güvence altına alınması sonucunda sosyal devlet ilkesinin hukukî yönü ortaya çıkmaktadır. Yukarıda belirtilen açıklamalar kapsamında bu çalışmada, sosyal devlet ilkesini anayasal anlamda ilk kez vurgulayan 1961 Anayasası'nda adı geçen ilkenin ne şekilde yer aldığı hususunun hukuksal ve tarihsel açıdan ayrıntılı bir biçimde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, sosyal devlet ilkesi ve bu ilkenin hukukî işlevini teşkil eden sosyal ve ekonomik haklar; 1961 Anayasası'yla bu anayasa öncesindeki Türk anayasa ve anayasal belgelerin içeriğine göre ele alınmıştır. Bu verilerin ortaya konulabilmesi için Türk anayasa hukuku, anayasa tarihi ve 1961 Anayasası'yla söz konusu ilke ve haklar hakkında yazılan kitaplar, makaleler ve lisansüstü çalışmalar incelenmiş, ayrıca ansiklopedi ve bildiri metinleriyle süreli yayınlardan istifade edilmiştir. Son olarak bu çalışma, nitel bir çalışma olup; burada doküman analizi tekniği kullanılarak hazırlanmıştır.
1924 Anayasası'ndaki değişikliklerin Türk demokrasi tarihinin gelişimi açısından değerlendirilmesi
Türk hukuk tarihinde anayasal süreç, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde yaşanan ekonomik ve siyasi koşulların bir sonucu olarak başlamıştır. Bu dönemde Şerr-î Hüccet, Sened-î İttifâk, Tanzimat ve Islahat Fermanları gibi anayasal belgeler padişahın bir fermanı olarak yayımlanmıştır. Söz konusu anayasal belgeler, Türkiye'nin anayasal gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Bu belgelerden sonra Osmanlı Devleti, demokratikleşme açından önemli bir adım atarak Türk hukuk tarihinin ilk anayasası olan 1876 Anayasasını kabul etmiştir. Bu dönemde ilk Osmanlı Meclisi açılmış ve Türkiye'de Meşrutiyet Dönemi başlamıştır. Osmanlı Devleti'nin parçalanmasını engellemek için atılan bu adımlar, I. Dünya Savaşı'nın da kaybedilmesiyle etkisiz kalmış ve galip devletler tarafından İstanbul fiilen işgal edilerek Son Osmanlı Mebussan Meclisi dağıtılmıştır. Mebussan Meclisi'nin dağıtılmasından sonra Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları tarafından Ankara'da açılan yeni meclis, bir yandan ülkenin kurtulması için çaba harcarken diğer taraftan da 1921 Teşkilat-ı Esasiye'yi kabul etmiştir. Yeni Türk devletinin ilk anayasası olan 1921 Teşkilât-ı Esâsiye, savaş yıllarında olağanüstü koşullarda hazırlanmış kısa bir anayasadır. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra Türkiye'nin demokratikleşmesini ve modernleşmesini sağlamak amacıyla bu anayasada bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu amaçla saltanat ve hilafet kaldırılarak Cumhuriyet ilan edilmiştir. Bu düzenlemelerle Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları gibi temel değerlere dayalı bir yönetim modeli benimsemesi sağlanmış olunuyordu. Yukarıda bahsedilen değişikliklerden sonra Türkiye Cumhuriyeti, yeni yönetim şekline uygun bir anayasaya ihtiyaç duymuş ve 1924 Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu'nu kabul etmiştir. Söz konusu yeni anayasa, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'nin siyasi, sosyal ve ekonomik koşullarına uygun olarak tasarlanmış olup ülkenin anayasal gelişim sürecinde önemli bir yere sahip olmuştur. "1924 Anayasası'ndaki Değişikliklerin Türk Demokrasi Tarihinin Gelişimi Açısından Değerlendirilmesi" adlı çalışmadaki amaç; saltanatın kaldırılması, hilafetin kaldırılması ve Cumhuriyet'in ilanı gibi demokratikleşme alanında yapılan devrimlerden sonra 1924 Anayasası'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikleşmesine ve laikleşmesine ne gibi katkıları olduğunu ortaya çıkarmaktır. 1924 Anayasası'nın ilk hali ve daha sonraki süreçte anayasada yapılan düzenlemelerle Türkiye'de ne gibi değişiklikler olduğunu, hangi demokratikleşme adımlarını atıldığını ve bunların ülkenin gelişiminde ne gibi etkiler bıraktığının belgelerle ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar bağlamında, bu çalışmada 1924 Anayasası'nda Türkiye'de demokrasi alanında gelişimini sağlamak amacıyla ne gibi değişiklikler yapıldığı hususu ele alınmıştır. Söz konusu değişikliklerin, Türkiye'nin demokratikleşmesinde ve modernleşmesinde ne gibi katkılar sağladığının ortaya çıkarılması tezin temel problemi ve amacı olmuştur. Anayasadaki söz konusu değişiklikler incelenirken konuyla ilgili kitaplar, makaleler, lisansüstü tezleri, süreli yayınlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tutanakları incelenmiştir. Son olarak bu tez nitel bir çalışma olup; araştırmadaki veriler doküman analizi tekniği kullanılarak elde edilmiştir.
1982 Anayasası'nın hazırlanmasındaki tarihsel süreç
Türkiye siyasi tarihinde 1982 Anayasası'nın hazırlanmasına kadar birçok siyasi ve hukuki süreç yaşanmıştır. 1950'li yılların sonunda Demokrat Parti (DP) iktidarının başlamasıyla, Türkiye siyasi meselelerde yeni bir döneme girmiştir. 1960 yılında gerçekleşen askeri darbe sonrasında Milli Birlik Komitesi (MBK) tarafından Türkiye yönetilmiş ve kurucu meclis oluşturulmuştur. 1961 Anayasası, bu meclis tarafından hazırlanmış ve referandum sürecinin ardından kabul edilmiştir. Ancak, 1960-1970 arası dönemde Türkiye'de bir kaos ortamı oluşmuş ve 12 Mart 1971 muhtırası sonrasında 1961 Anayasası'nda değişiklikler yapılmıştır. Bu dönemde koalisyon hükümetleri dönemi yaşanmıştır. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrasında Milli Güvenlik Konseyi'nin (MGK) yönetiminde Türkiye'de yeni bir siyasi ortam oluşmuştur. Yeni hükümetin yapısı ve çalışmaları, MGK bildirileri ve hazırlanan yeni anayasa ile ilgili tartışmalar gündeme gelmiştir. 1982 Anayasası, referandum sürecinin ardından kabul edilmiş ve aynı zamanda yeni cumhurbaşkanı da seçilmiştir. Anayasanın temel esasları arasında egemenlik ve siyasi güç, seçim sistemi ve hükümetin yapısı, demokratik ve laik devlet anlayışı yer almıştır. Yasama, yürütme ve yargı erkleri olmak üzere kuvvet ayrılığı ilkesi benimsenmiştir. Anayasada temel hak ve özgürlükler de kapsamlı bir şekilde yer almıştır. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrasında hazırlanan anayasa, Türkiye'nin demokratik ve laik bir devlet anlayışı çerçevesinde yönetilmesine yönelik temel esasları belirlemiştir. Anayasa, kuvvetler ayrılığı ilkesi doğrultusunda yasama, yürütme ve yargı organlarının işlevlerini belirlemiş, ayrıca anayasa temel hak ve özgürlükleri de garanti altına alınmıştır. Söz konusu yeni anayasa Cumhuriyet'in son anayasası olmuş ve halen yürürlükte geçerliliği devam etmektedir. Ancak günümüze kadar siyasi yapının etkisi ve değişen dünya şartları gereği üzerinde değişiklikler yapılmıştır. "1982 Anayasası'nın Hazırlanmasındaki Tarihsel Süreç" adlı çalışmadaki amaç, 1961 Anayasası'ndan itibaren siyasi alanda yaşanan kaos ve tıkanıklıkların yarattığı siyasi gerginliklerin 1982 Anayasası'na kadarki süreçte anayasanın hazırlanmasına ne gibi katkıları olduğunu bu sürecin anayasanın hazırlanmasındaki etkilerini ortaya çıkarmaktır. Türkiye siyasi hayatında demokratikleşme adına 1961 Anayasası'nın bu sürece katkıları ve 1961 Anayasası'ndan sonra da devam eden siyasi gerginliğin, tıkanıklıkların demokrasiye etkilerinin neler olduğunun tespit edilmesi ve 1980 Askeri Darbesi'nin bu siyasi gerginliği nasıl ortadan kaldırdığı, 1982 Anayasası'nın bu süreçte hazırlanmasının demokratikleşme sürecine katkılarıyla tarihsel sürecin etkilerini belgelerle ortaya çıkarmak hedeflenmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar bağlamında, bu çalışmada 1982 Anayasası'nın hazırlanma sürecindeki siyasi gelişmelerin anayasanın hazırlanmasına ne gibi etkileri olduğu ve anayasanın hazırlanması sürecine hangi olayların götürdüğü ele alınmıştır. Söz konusu anayasanın bu süreçten sonra demokrasiye nasıl bir katkı sağladığının ortaya çıkarılması tezin temel problemi ve amacı olmuştur. 1982 Anayasası'nın hazırlanma süreci incelenirken konuyla ilgili kitaplar, makaleler, lisansüstü tezleri, doktora tezleri, süreli yayınlar, mahkeme kararları ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tutanakları incelenmiştir. Son olarak bu tez nitel bir çalışma olup; araştırmadaki veriler doküman analizi tekniği kullanılarak elde edilmiştir.
Türk siyasi tarihinde birinci Turgut Özal hükümeti (1983-1987)
1980 yılı itibariyle Türkiye'de çok fazla sorun meydana gelmeye başlamış olup bu durum Türkiye'nin hem içerden hem de dışardan gelen tehditlere karşı savunmaz duruma getirmiştir. Bu dönem içerisinde gerçekleşen 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi, ülke genelinde çok ciddi bir istikrarsızlığı neden olmuştur. Askeri Darbeyi yapanların emriyle bu süreçte yeni bir anayasa olan 1982 Anayasası hazırlanmıştır. Türkiye, bu süreçte ilk etapta iç sorunlarla ilgilenebilmiştir. 1982 Anayasası yürürlüğe girdikten sonra 1983'te yapılan Milletvekili Genel Seçimlerinde Turgut Özal'ın başbakan olması ve beraberinde sivil hayata geçilmesi üzerine dış politikada oluşan sorunlarla ilgilenmeye başlanılmıştır. Özal'ın dış politikadaki anlayışı Avrupa devletleri başta olmak üzere Ortadoğu ve sınır komşularla yeni ilişkiler edinmesine olanak sağlamıştır. Özal'ın ülkenin dış politikada yaşadığı tüm sorunları ekonomik eksenli çözümlenebileceğine olan inancı Türkiye'nin yeniden şekillenmesini sağlamıştır. Turgut Özal, Türkiye'nin geleneksel statükocu dış politikasını eleştirmiş, bölgede liderlik rolünü üstlenerek, çok yönlü bir dış politikayı hedeflemiş olup bu politikayı uygulamaya koymuştur. Nitekim Özal'ın bu anlayışı, Türkiye'nin ekonomik açıdan güçlenmesi bakımından önem arz etmektedir. Özal'la beraber Türk siyasetinde yeni bir dönem başlamıştır. Özal, Türkiye'nin iç ve dış politikada yaşadığı tüm sorunları iyi analiz etmiş ve üzerine düşen bu sorumluğu yerine getirebilmek adına yeni politikalar uygulamaya başlamıştır. Bu politikalar ülkenin bazı sorunlarına yönelik çözüm mahiyetinde olmuştur. Ancak Türkiye'nin iç politikada yaşadığı birçok önemli soruna Özal'ın yetersiz kalışı, daha büyük sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu sorunların en önemlisi PKK terör örgütü sorunu olmuştur. Turgut Özal'ın başbakan olduğu süre boyunca siyaset kimliği ile değil daha çok kişiliği ile ön planda tutulmuştur. Özal'ın hem muhafazakâr hem de modern bir siyasetçi oluşu daha önceden görülen bir durum değildir. Bu bağlamda Özal bu yönüyle sürekli basın mensupları tarafından eleştiriye tabi tutulmuştur. 1983-1987 yılları arasında görev yapan Birinci Turgut Özal Hükümeti Döneminin incelendiği bu çalışma, süreç analizi yöntemine tabii tutulup her bölüm kendinden önceki diğer bölüm ile bağıntılı olacak şekilde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yine bu çalışmada ele alınan olan olay ve olgular ortaya konulurken kronolojik sıraya riayet edilmeye çalışılmıştır. Giriş bölümünde de belirtildiği üzere Türk Siyasi Tarihinde Birinci Turgut Özal Hükümeti (1983-1987) adlı çalışma, başta Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergileri ve Resmi Gazeteden elde edilen veriler başta olmak üzere araştırma ve inceleme eserlerinden istifade edilerek oluşturulmuştur. Doküman Analiz Tekniği kullanılarak oluşturulan bu tez çalışmasıyla yakın dönem Türkiye Siyasi Tarihi çalışan araştırmacı ve incelemecilere kaynak niteliğinde olabilecek bir araştırma ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.