Theses supervised by Doç. Dr. Celal İnce

11 theses · Bitlis Eren University

Master'sOpen AccessTR

Covid 19 servisinde çalışan hemşirelerde merhamet yorgunluğu

Bu çalışma, bir devlet hastanesi Covid 19 servisinde çalışan hemşirelerin salgın sürecindeki merhamet yorgunluğuna odaklanarak bir durum tespitinde bulunmayı hedeflemiştir. Çalışma, konuyu biyolojik bir afet biçimi olarak Covid 19 ve çalışma ortamı gibi değişkenler üzerinden ele almaktadır. Araştırmada; Covid 19 olgusu ile tedavi sürecine fiili olarak katılan hemşirelerin merhamet yorgunluğu arasındaki ilişkiyi anlamak ve çözümlemek üzere nitel araştırma yönteminin içerik analizi perspektifinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda Covid 19 servisinde çalışan 18 hemşire ile görüşme yapılmıştır. Merhamet yorgunluğu ile ilgili yarıyapılandırılmış form hazırlanarak, örneklem kapsamına giren hemşirelere 16 soru yöneltilmiştir. Yapılan çalışmada, Covid 19 salgınıyla birlikte Covid 19 servisinde çalışan hemşirelerin merhamet yorgunluğunun artış eğiliminde olduğu ve görüşme yapılan hemşirelerin yarısından fazlasının ileri düzeyde merhamet yorgunluğuna maruz kaldığı tespit edilmiştir. Hemşirelerin Covid 19 salgın sürecinde bakım ve tedavi uyguladığı hastalar ile empati kurması, hastaların çok acı çekmesi, hastaların bakıma çok muhtaç olması, genç hasta ölümleri, hemşirelerin hastaların son anlarına tanıklık etmesi, hastaların tedavi sürecindeki belirsizlikler, bazı hastaların iyileşememesi, hastaların duygu durumu, ölüm korkusu gibi nedenlerin hemşirelerin merhamet yorgunluğunu yaşamasında etkili olduğu izlenmiştir. Sonuç olarak Covid 19 servis hemşirelerine; çalıştığı kurum ve sosyal çevresinden ne tür yardımlar sağlanabileceği ve hangi bireysel stratejiler uygulanabileceği hususunda bazı öneriler sunulmuştur.

Acil tıp servisleriAfetlerCOVID 19+6
Yahya Kırmızı
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Risk, belirsizlik ve korku toplumunda afetler: COVİD-19 örneği

Bu çalışma; risk, belirsizlik ve korku kavramlarını sosyolojik bir perspektifle Covid-19 özelinde tartışmaya çalışmaktadır. 2019 yılının aralık ayında, Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde ortaya çıktığı düşünülen ve daha sonra Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından salgın hastalık olarak ilan edilen Covid-19, doğrudan veya dolaylı olarak toplumlarda önemli hasarlara neden olmuştur. Biyolojik ve küresel bir afet türü olarak değerlendirilebilen Covid-19, modern çağın temel karakteristik özelliklerinden olan risk, belirsizlik ve korku kavramlarının tezahürlerini yansıtan bir fenomene dönüştüğü izlenmiştir. Çalışmada, sözü edilen bu kavramlar ile Covid-19 arasındaki ilişki; başta Ulrich Beck'in "risk toplumu" kuramından hareketle literatür taramasına dayalı analiz edilerek bir durum tespitinde bulunmaya çalışılmıştır. Covid-19, sosyal düzeni bozması açısından afetlerin genel özelliklerini yansıtmakla birlikte modern çağa özgü olan ve daha çok modern toplumlarda karşılaşılan risk, belirsizlik ve korku iklimi ile iç içe olduğu görülmüştür. Modern toplumlar; bir taraftan tehlikeleri kontrol altına almaya, "bilinmemezliği" bilinir kılmaya ve bu vesileyle toplumsal korkuları bastırmaya çalışırken yeni riskler, yeni belirsizlikler ve yeni toplumsal korkular üretmeye neden olmaktadır. Modern toplumlar; insan-doğa ilişkisinin bozulması, eşitsizlik, teknolojik ilerlemeler, küreselleşme gibi sahip olduğu özelliklerinden dolayı Covid-19'un çok daha hızlı yayılmasına neden olmuş, bu toplumlarda belirsizlik uzun süre devam etmiş, risk ve belirsizliğe bağlı olarak büyük bir korku yaşanmıştır.

AfetlerBelirsizlikCOVID 19+7
Nusret Göktaş
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

112 acil çağrı merkezine yapılan aramalar, görev yapan personeller ve yönlendirilen müdahale araçlarının kullanımının değerlendirilmesi: Bitlis ili örneği

Acil yardım hizmetlerinin, diğer hizmet ve sektörlerden önemli bazı farklılıkları vardır. Bunlar içerisindeki en önemli farklardan biri ise acil yardım ve müdahale hizmetlerinin ikame edilemez ve ertelenemez özelliğidir. Türkiye'de mağduriyet yaşayan, sağlık yardımı talep eden, can ve mal güvenliği tehlikeye girmiş olan, kısacası ilgili ve profesyonel ekiplerin yardımına ihtiyacı olan tüm bireylerin acil yardım hizmetlerinden faydalanabilmesi önem arz etmektedir. Bu öneme binaen teknolojinin sunmuş olduğu imkânlardan yaralanarak zamanla yeni sistem organizasyonlarına başvurulmaktadır. Bu çalışmada acil yardım hizmetlerine yönelik geliştirilen yeni sistem organizasyonu ve kurumsal çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıkan, 2021 yılı itibariyle Türkiye'nin 81 ilinde hizmete alınarak tamamlanan Yeni Nesil 112 Acil Çağrı Merkezleri Projesinin Bitlis ili özelinde değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Bitlis 112 Acil Çağrı Merkezi hedef alınarak 112 acil çağrı merkezine yapılan aramalar, görev yapan personeller ve yönlendirilen müdahale araçlarının kullanımının değerlendirilmesi başlıklı bir inceleme çalışması yapılmak istenmiştir. Bu kapsamda yeni sisteme, işleyişe ve çağrıların birinci muhatapları olmaları sebebiyle çağrı karşılama ve çağrı yönlendirme personellerine nitel araştırma yöntemine başvurularak tez çalışması için hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formundaki 30 soru yöneltilmiştir. Çalışmaya katılma rızası gösteren 44 personelden alınan cevaplar araştırmacı tarafından not edilmiş ve bulgular tematik olarak analiz edilmiştir. Çalışma genel olarak üç başlık altında toplanmaktadır. Acil çağrı merkezine yapılan aramalar başlığı altında, çağrı merkezinin iş akış şemasına dair gözlemlere yer verilmekte ve çağrı verileri detaylı olarak değerlendirilmektedir. Görev yapan personeller başlığı altında, sistemin işleyişine ve yeniliklerine dair katılımcılara yöneltilen görüşme sorularına, katılımcılardan alınan cevaplara ve analizlere yer verilmektedir. Son olarak müdahale araçlarının kullanımının değerlendirilmesi başlığı altında ise vakaya dönüşerek müdahale ekibi yönlendirilen çağrıların istatiksel verileri incelenmektedir. Acil yardım hizmetlerinin dünyadaki hızlı gelişime paralel olarak modern ve güncel tutulması amacıyla yeni sistemin avantajları ve eksik noktaları tartışma ve sonuç kısımlarında ele alınarak, bu hususta alınabilecek tedbirlere ve tavsiyelere yer verilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Tek acil çağrı numarası uygulaması, Yeni nesil 112 acil çağrı merkezleri projesi, Acil çağrı numaraları, 112 Acil sağlık hizmetleri

112 Acil Çağrı Merkezi
Mahsum Bahadır
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de afetlerde sosyal hizmet uygulamaları: 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri örneği

Afetler ve afetlerle mücadele günümüzde üzerinde en çok çalışılan konular arasında yer almaktadır. Afetler içerisinde depremler ise insanların en fazla karşılaştıkları afet türlerinden bir tanesidir. Depremler aniden ve beklenmedik zamanlarda gerçekleşerek insan yaşamını birçok yönden etkilemektedir. Depremler toplumsal yaşamı kesintiye uğrattığı gibi farklı kurumların kolektif çalışmalarıyla depremlere müdahale edebilmek mümkündür. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremlere yönelik olarak sunulan sosyal hizmet uygulamalarını kategorik olarak belirlemektir. Bu bağlamda afet kavramı ve türleri tanımlanmakta, afet yönetimi ele alınmakta, sosyal hizmet kavramı ve uygulamaları açıklanmakta, afet öncesi, esnası ve sonrasında sunulan sosyal hizmet uygulamaları anlatılmaktadır. Çalışma teorik çerçevede hazırlanmış olup ulaşılan sonuçlara yönelik birtakım önerilerde bulunulmaktadır.

Afet hazırlığıAfet yönetimiAfetler
Aziz Baz
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Din görevlilerinin bir afet biçimi olarak deprem hakkındaki algıları: Tatvan ilçesi örneği

Bu çalışmanın temel amacı Bitlis ili Tatvan ilçesinde Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çalışan imam ve Kur'an kursu öğreticilerinin bir afet biçimi olan depremi nasıl anlamlandırdıklarını ve algıladıklarını öğrenmeye çalışmaktır. Çalışmada depremin; kader, tevekkül, irade ve sorumluluk gibi dini kavramlarla ilişkisi tartışılmış ve bir durum tespiti yapılmak istenmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntem ve tekniklerinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda 9 imam ve 6 kadın Kur'an kursu öğreticileri olmak üzere 15 kişi ile görüşme/mülakat gerçekleştirilmiştir. Tezin amacına uygun yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış, konu bağlamında 5 temel ve 17 alt soru olmak üzere 22 soru ile din görevlilerinin deprem hakkındaki düşüncüleri/algıları anlamaya çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda görüşme yapılan katılımcılar; kader ve tevekkül kavranmalarının toplumda bağlamından koparılarak Allah'ın tavsiye ettiği sorumluluk bilincinden soyutlanarak kullanıldığını ifade etmişler. Ayrıca din görevlilerine deprem hakkındaki görüşleri sorulmuş, yapılan görüşme sonucunda din görevlilerinin bir kısmı depremin daha çok ceza, uyarı ve imtihan gereği meydana geldiğini belirtirken bir kısmı da depremin İlahi Kanunlar/Adetullah kapsamında meydana geldiğini ifade etmişlerdir. Depremlerin Adetullah Kanunu gereği meydana gelmesinin olağan olduğu ve önemli olan Allah'ın vermiş olduğu akıl ve irade ile insanların sorumluluklarının bilincinde olması, depreme karşı gerekli önlem ve tedbirleri alınması gerektiğini belirtmişler. Zira dini inanç bağlamında din görevlilerinin kader ve tevekkülün insana bir sorumluluk yüklediği vurgusu yaptığı görülmüştür. Yapılan görüşmelerde bazı din görevlilerinin deprem gibi olayların afete dönüşmesinde insanların sorumsuzluğu ve tedbirsizliklerinin neden olduklarını belirttiği tespit edilmiştir.

AfetlerDepremDin+4
İkram Batır
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dezavantajlı ailelerin sosyal entegrasyonlarının sağlanmasında ADEM'lerin rolü: Bitlis ili Tatvan ilçesi örneği

Bu çalışmada Bitlis ili Tatvan ilçesi özelinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı (SYDV) bünyesinde faaliyet gösteren Aile Destek Merkezleri'nin (ADEM) dezavantajlı ailelerin sosyal entegrasyonlarındaki rolü sosyolojik açıdan analiz edilmektedir. Bitlis ili Tatvan ilçesi dezavantajlı grupların yoğun yaşadığı bir yerleşim yeri olarak öne çıkmaktadır. ADEM'ler; toplumsal normların önemi, kadının ailedeki statüsü ve aile kavramı, çocuk yetiştirmenin önemi, madde bağımlılığıyla mücadele, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarıyla mücadele, meslek edindirme ve atölye çalışmalarıyla uygulamalı ve teorik derslerin verildiği yerlerdir. Araştırmada, çalışmanın konusuna uygun olarak nitel yöntem ve nitel yöntemin veri toplama tekniklerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini Tatvan ilçesinde faaliyet gösteren ADEM'lerde eğitim gören kursiyerler ve merkez bünyesindeki koordinatör ve eğitici pozisyonundaki kişiler, araştırmanın örneklemini ise bu evrenden seçilen 27 katılımcı oluşturmuştur. Yapılan çalışma sonucunda; kursiyerlerin mesleki beceri elde ederek ekonomik kazanç sağlamak, monotonluktan çıkmak ve yeni bir sosyal çevre ile tanışmak için ADEM'leri tercih ettikleri görülmüştür. ADEM'lerde dezavantajlı ailelerdeki kadınların mesleki becerinin yanı sıra temel yaşam becerilerini kazanabilmeleri için eğitimler de verildiği tespit edilmiştir. ADEM'lerde dezavantajlı kadınların psikolojik yönden rahatlayabileceği ve sosyalleşebileceği alanlar oluşturulduğu izlenmiştir. Sinema, tiyatro, kayak, piknik, il içi ve il dışı gezi etkinlikleriyle kadınların sosyal yaşam alanı genişletilmiş ve sosyal yaşama dair algılarında olumlu yönde değişiklik gözlemlenmiştir. Kadınların ADEM'lerde elde ettiği bütün kazanımlarla topluma entegre olma yönünde tutum sergilediği görülmüştür.

AileDezavantajlı gruplarEntegrasyon+2
Mesut Karaman
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de öğrenim gören uluslararası öğrencilerin sosyal uyumu: Siirt Üniversitesi örneği

Bu tez çalışmasının temel amacı, Siirt Üniversitesi'nde öğrenim gören uluslararası öğrencilerin sosyal uyum süreçlerini, bu süreçleri şekillendiren bireysel, toplumsal ve kurumsal dinamikleri derinlemesine analiz etmektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desenle tasarlanmıştır. Veriler, 2023-2024 akademik yılında Siirt Üniversitesi'nde lisans düzeyinde öğrenim gören 29 uluslararası öğrenci ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmanın en temel bulgusu, Siirt'in tarihsel olarak şekillenmiş çok kültürlü ve çok dilli (Türkçe, Kürtçe, Arapça) yapısının, yerel halkın hoşgörülü ve kapsayıcı tutumlarıyla birleşerek, öğrencilerin sosyal uyumu için hızlandırıcı bir etken olduğudur. Katılımcıların deneyimleri, şehrin bu özgün kimliğinin, özellikle metropollerle karşılaştırıldığında, ayrımcılıktan uzak ve güvenli bir sosyal ortam sağladığını göstermektedir. Bununla birlikte, sosyal uyumu kolaylaştıran bu yapısal avantajlara rağmen öğrencilerin, göçün evrensel zorluklarıyla karşılaştığı tespit edilmiştir. Özellikle aileden uzakta olmanın yarattığı duygusal boşluk ve pratik yaşam sorumluluklarının (ev yönetimi vb.) getirdiği yükün, kadın öğrenciler tarafından daha yoğun bir şekilde deneyimlendiği, sosyal uyum sürecinin cinsiyet temelinde farklılaşabildiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, dil bariyeri ve ekonomik zorlukların yanı sıra, üniversite tarafından uluslararası öğrencilerin özgül ihtiyaçlarına yönelik sistematik bir oryantasyon programının sunulmamasının önemli bir kurumsal eksiklik olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, Siirt'teki uluslararası öğrencilerin sosyal uyumu, büyük ölçüde şehrin organik sosyal dokusunun sağladığı bir kabul ortamı ile öğrencilerin kendi geliştirdikleri informal destek mekanizmalarının bir ürünü olarak şekillenmektedir. Bu süreç, kurumsal desteklerle güçlendirildiği takdirde daha verimli hale gelme potansiyeli taşımaktadır.

Sosyal uyumSosyokültürel uyumUluslararası göç+1
Müslim Kineş
Bitlis Eren University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin meslekideneyimlerinin sosyolojik açıdan incelenmesi. (Bitlis ili Adilcevaz ilçesi örneği)

Bu çalışma, Bitlis ilinin Adilcevaz ilçesinde yer alan bir özel eğitim kurumunda görev yapan öğretmenlerin, özel gereksinimli bireylerle çalışma süreçlerinde edindikleri mesleki deneyimlerin sosyolojik bir bakış açısıyla incelenmesini amaçlamaktadır. Özel gereksinimli öğrencilere yönelik eğitim veren öğretmenler, meslekî pratiklerinde diğer öğretmenlerden farklı ve özgün deneyimler yaşamaktadır. Söz konusu kurumda görev yapan öğretmenlerin karşılaştığı öğrenci profili, geleneksel eğitim-öğretim süreçlerinden farklılık arz eden özgün uygulamaların geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Araştırma, öğretmenlerin meslekî deneyimlerini derinlemesine incelemeyi hedefleyen nitel bir çalışma olup, fenomenolojik desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Adilcevaz ilçesinde bulunan Şehit Polis Mahmut İkibeş I. ve II. Kademe Özel Eğitim Uygulama Okulunda görev yapan 19 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış; elde edilen veriler tematik analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, özel eğitim öğretmenlerinin eğitim-öğretim süreçlerinde çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını ortaya koymaktadır. Bu zorluklar arasında; öğrencilerin öğrenme güçlükleri, temel yaşam becerilerinde bağımsızlık kazanamamaları, öğretmenlerin birden fazla rol üstlenmek durumunda kalmaları, öğrenci profillerindeki çeşitlilik, engelli bireylere yönelik toplumsal tutumlar, her öğrencinin farklı öğrenme yöntemlerine ihtiyaç duyması, fiziksel ortamın yetersizlikleri ve velilerin eğitim sürecine sınırlı düzeyde katılım göstermesi yer almaktadır. Tüm bu etkenler, öğretmenlerin yoğun ve çok yönlü bir eğitim süreci deneyimlemelerine yol açmaktadır. Anahtar Kelimeler: Özel gereksinimli öğrenciler, engelli sosyolojisi, öğretmenlik, özel eğitim kurumları, mesleki deneyim.

Eğitim sosyolojisiMesleki sosyolojiÖzel gereksinimli bireyler+1
Suphi Eser
Bitlis Eren University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel engelli bireyi olan ailelerin dışlanma pratikleri: Bitlis ili örneği

Bu çalışmada Bitlis ili özelinde, zihinsel engelli bireye sahip olan ailelerin maruz kaldığı toplumsal dışlanma pratikleri sosyolojik açıdan analiz edilmektedir. Zihinsel engelli bireylerin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda aile düzeyinde de çeşitli sosyal, kültürel ve ekonomik zorluklara neden olduğu göz önünde bulundurulduğunda; bu ailelerin karşılaştığı dışlayıcı tutumların ve mekanizmaların anlaşılması büyük önem arz etmektedir. Araştırma kapsamında, ailelerin yaşadığı dışlanma deneyimlerinin yanı sıra bu süreçle başa çıkma biçimleri de incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Bitlis ilinde yaşayan zihinsel engelli bireye sahip aileler; örneklemini ise bu evrenden seçilen 17 katılımcı oluşturmuştur. Görüşmelerden elde edilen veriler tematik analiz tekniği ile değerlendirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, zihinsel engelli bireye sahip ailelerin büyük çoğunluğunun toplumsal yaşamdan dışlandığı, akraba ve komşu çevresiyle ilişkilerinde kopmalar yaşadığı ve sosyal etiketlenmeye maruz kaldığı belirlenmiştir. Aileler, çevreden gelen olumsuz bakışlar ve söylemler karşısında zamanla içe kapanmakta, mahcubiyet ve değersizlik gibi duygular yaşamaktadır. Ayrıca aile bireylerinin sosyal hayata katılımının azalması, ekonomik yüklerin artması ve bakım sorumluluğunun çoğunlukla anneler üzerinde yoğunlaşması da gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, bazı ailelerin dini inançlar, kadere bağlama ve dayanışma ilişkileri gibi mekanizmalarla dışlanmayla başa çıkmaya çalıştığı tespit edilmiştir. Araştırma bulguları, zihinsel engelli bireye sahip ailelerin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda yapısal ve toplumsal dışlanmalara maruz kaldığını da ortaya koymaktadır.

Sosyal dışlanmaZihinsel engelliler
İbrahim Alpdoğan
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Sosyal ve ekonomik destek alan ailelerin yapısal özelliklerinin ve yaşam doyumunun incelenmesi: Bitlis ili örneği

Bu tez, Bitlis Sosyal Hizmet Merkezi'nden (SHM) Sosyal Ekonomik Destek (SED) hizmetinden yararlanan bireylerin yaşam doyumu düzeylerinin sosyo-demografik özelliklerle ilişkisini incelemek amacıyla hazırlanmıştır. SED hizmetinin bireylerin genel yaşam memnuniyetini nasıl etkilediğini anlamak çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmada nicel yöntem kullanılarak Bitlis SHM'den hizmet alan 368 kişiye anket uygulanmıştır. Veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiş; frekans, çapraz tablolar, Ki-kare ve ANOVA testleri kullanılarak yorumlanmıştır. Bulgular; SED hizmetinden yararlanan bireylerin çoğunluğunun kadın, düşük gelirli ve düşük eğitim seviyesine sahip olduğunu göstermiştir. Kadınların yaşam doyumu erkeklere kıyasla daha düşük bulunmuş; özellikle genç bireylerde de yaşam doyumu düzeyinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların SED hizmetini yetersiz gördüğü, yardımı uzun süre almasına rağmen temel ihtiyaçlarının karşılanmasında eksiklikler yaşadığı, psikososyal destek hizmetlerine erişimlerinin sınırlı olduğu bulgu olarak öne çıkmıştır. Bu çalışmanın literatüre katkısı, sosyal yardımların bireysel refah üzerindeki etkisini saha verileriyle ortaya koymasıdır. Yerel düzeyde yapılan bu araştırma, sosyal yardım politikalarının daha bütüncül, ihtiyaç temelli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini göstermektedir.

Kurumlar sosyolojisiSosyal yardımÇözüm odaklı sosyal hizmet müdahalesi
Leyla Gülmez
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bir afet biçimi olarak küresel iklim değişikliği ve halk sağlığına olası etkileri

Bir afet biçimi olan küresel iklim değişikliği; çevresel, ekonomik ve sosyal sistemler üzerinde çok boyutlu ve yıkıcı etkiler yaratmaktadır. Bu etkiler, özellikle halk sağlığı üzerinde doğrudan ve dolaylı sonuçlar doğurarak önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmektedir. Bu çalışma, küresel iklim değişikliğinin halk sağlığına olası etkilerini teorik bir çerçevede incelemekte ve iklim değişikliğinin bir çevre sorunu olmanın ötesinde, giderek derinleşen bir sağlık krizi olarak ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. İklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcak hava dalgaları, uzun süreli kuraklıklar, ekstrem hava olayları (sel, fırtına, orman yangınları vb.) ve ekosistem bozulmaları; solunum yolu hastalıkları, bulaşıcı hastalıklar, beslenme yetersizlikleri ve ruh sağlığı sorunları gibi çeşitli sağlık tehditlerini beraberinde getirmektedir. Bu risklerin özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olan bireyler gibi kırılgan gruplar üzerinde daha belirgin olduğu görülmektedir. Çalışmada, iklim değişikliğiyle mücadelede sağlık sistemlerinin dayanıklılığının artırılması, erken uyarı mekanizmalarının geliştirilmesi, toplumsal farkındalığın yükseltilmesi ve halk sağlığına entegre iklim politikalarının oluşturulması gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, iklim değişikliğinin sadece bir çevresel kriz değil, aynı zamanda halk sağlığını doğrudan tehdit eden bir afet biçimi olduğu gerçeği ön plana çıkarılmaktadır.

Doğal afetlerSosyal sağlık
Recep Çakır
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors