Musical instruments
319 theses under this subject heading
Çocuklarda bağlama eğitimine yönelik uzman görüşlerinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırma; örgün, yaygın ve özel eğitim kurumlarında çocuklar için başlangıç bağlama eğitimine yönelik mevcut durumun incelenmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırmada, uzman görüşleri doğrultusunda çocuklara yönelik başlangıç düzeyi bağlama eğitiminde uygulanabilecek yol, yöntem ve metotların tespiti, eğitim içeriğinde yer alması gerekli görülen teorik ve uygulamaya ilişkin konu başlıklarının belirlenmesi, icraya dönük teknik ve müzikal kazanımların tespiti ve süreçte karşılaşılan problemlere yönelik çözüm önerilerinin sunulması amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada karma yöntem yakınsayan/eş zamanlı desenden faydalanılmış, nitel ve nicel sorular içeren görüşme formuyla 12.05.2020 ve 20.06.2022 tarihleri arasında veriler toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini örgün, yaygın ve özel eğitim kurumlarında veya serbest şekilde 56 farklı şehirde ve yurt dışında görev yapan, 6-15 yaş arası çocuklara ders verme deneyimine sahip 291 bağlama eğitmeni oluşturmuştur. Verilerin analizinde nitel içerik analizi yönteminden ve nicel frekans analizi yönteminden faydalanılmıştır. Bulgular: Çocuklara yönelik bağlama dersleri çoğunlukla 25-44 yaş aralığında, bireysel çalgısı bağlama olan lisans düzeyinde eğitimine sahip ve erken yaşta bağlama öğrenmeye başlayıp bunu meslek edinen kişilerce yürütülmektedir. Eğitmenler bağlama eğitimini için 7-10 yaş aralığında haftada iki gün birer saat öğretimi uygun bulmakta; çocuğun bağlama çalmaya yatkınlığını belirlemek için ezgi ve ritim tekrarına yönelik müziksel hafızaya ve fiziki özelliklere bakmaktadırlar. Çocuklar için öğretimde kısa veya uzun saplı bağlama tercih edilmekte, kara düzen veya bağlama düzeninde öğretim yapılmaktadır. Çocuklar için tel ve parmak numaralarının, tezene yönlerinin gösterildiği la eksenli nota yazımı tercih edilmektedir. Tezene yönlerinin aşağı yukarı yönde ok işaretleriyle, tel numaralarının daire içinde rakamlarla dizeğin üstünde, parmak numaralarının "5, 1, 2, 3, 4" şeklinde rakamlarla dizeğin altında gösterimi tercih edilmektedir. Bağlama eğitiminde ilk ders için sırasıyla temel nota bilgisi, bağlamanın yapısı ve bağlama tutuş-oturuş tercih edilmektedir. Bağlama eğitmenleri çocuklar için temel düzey bağlama eğitim süreci içerisinde akort bilgisine, bağlama ailesine yönelik bilgilere, bağlamayı korumaya ilişkin bilgilere, mikrotonal seslere, hız terimlerine, artikülasyon ve süslemeye yönelik bilgilere yer verilmesi gerektiği görüşündedir. Eğitmenler öğretimde halk ezgilerinden faydalanmaktadır. Öğretimde çocuklar için temel düzey bağlama eğitimi için beklenen kazanımlar; tezene yönü ve parmak numaralarını doğru kullanabilme, deşifre çalabilme, ezbere çalabilme, bağlama türlerinin farklı tınılarını ayırt edebilme, duyduğunu çalabilme, çarpma, çekme, tril, tarama, çırpma gibi sağ ve sol el tekniklerini uygulayabilme, çalıp söyleyebilme becerileridir. Sonuç: Araştırmada bağlama eğitmenlerinin çocuklara yönelik başlangıç bağlama eğitimi için, bağlama türü ve tel düzeni, notasyon ve faydalanılan ezgilere yönelik ortak bir görüşe sahip oldukları ancak temel düzey bağlama eğitiminde yer verilmesi gerekli gördükleri bağlamaya özgü konu başlıkları ve teknik kazanımlara ilişkin farklı görüşlere sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlama, Bağlama Eğitimi, Çocuk Çalgı Eğitimi, Saz, Karma Yöntem
Kabak kemane eğitiminde açış çalışmalarının kullanım durumlarının incelenmesi
Yaylı bir Türk çalgısı olması bakımından kabak kemane THM icralarında önemli bir yere sahiptir. Geçmiş yıllarda sadece teke yöresinin türkülerine eşlik edilen bir renk saz olarak görülen kabak kemane, günümüzde teklonojik imkanların artması ve icraclarınn çoğalması sebebiyle yaygınlaşmakla beraber kullanım alanları da artmış, THM‟nin her yöresinden eserler seslendirilmeye başlanmıştır. Kabak kemanenin her geçen gün daha fazla tanınması ve toplumda yaygınlaşmasıyla bu alanda eğitim veren kurumların sayısında artış görülmektedir. Kabak kemanede çalgı eğitimi ülkemizde bulunan konservatuvar ve güzel sanatlar liselerinde uygulanmaktadır. Bu çalışma Türkiye‟de bulunan lisans düzeyindeki konservatuvarlarda kabak kemane açış eğitiminin kullanım durumlarını inceleyerek ortaya koymayı, varsa eksik yönlerini bularak kabak kemane eğitimi ve icrasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırmada konu çerçevesinde daha önce yapılmış çalışmalar literatürden taranmıştır. Türkiye‟de lisans düzeyindeki konservatuvarlarda kabak kemane eğitimi veren alanında uzman öğretim elemanlarıyla -ulaşabildiğimiz düzeyde- yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Buradan elde edilen sonuçlar tüm yönleriyle incelenmiş ve yorumlanmıştır. Elde edilen bulgu ve sonuçlar ışığında; açış eğitiminin usta-çırak ilişkisi temelinde ilerlediği saptanmıştır. Kabak kemanede açış yapabilmek için icracının ezgi dağarcığının geniş olması, yöre ve eser bilgisinin üst düzeyde olması, makam bilgisinin olması ve kabak kemaneye teknik açıdan hakim olması gibi üst düzey kazanımlar gerektiği düşünülmektedir. Buna bağlı olarak açış yaparken kullanılan vibrato, gilissando gibi süsleme tekniklerini icra etmek için sağ ve sol el ince kaslarının gelişmiş olması gerektiği düşünülmektedir. Bu bakımdan başlangıç aşaması için açış eğitiminin uzmanlarca uygun görülmediği sonucuna varılmıştır. Açış eğitiminin her Konservatuvarda farklı ilerlediği görülmüş, ortak bir ölçme değerlendirme şablonu olmadığı saptanmıştır. Kabak kemanede açış eğitimiyle ilgili literatürde herhangi bir çalışmaya rastlanılmamış ve konu üzerinde kaynakların kısıtlı olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışma gibi konu üzerinde yapılacak her çalışmanın kabak kemane eğitimi ve icrasına yönelik literatüre ve alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Evolution of the keyboard prelude as a genre in Europe: A textural and stylistic approach
The objective of this study is to examine solely a genre, "prelude" for keyboard and piano, through a textural and stylistic approach. By doing so, it is aimed to create a bridge between the textural structures of preludes and how they are perceived by pianists at the core of performance. Having observed all the textural and stylistic aspects of the selected preludes related to the indicated time intervals, the organism of a genre which is especially important for the keyboard literature is deeply examined. Thus, it is targeted to identify to what distinct the preludes in Europe have common properties.
Anadolu türkülerinin iki keman için düzenlenmesi ve keman teknikleri açısından analizi
Bu çalışmada Anadolu türküleri iki keman için düzenlenerek keman teknikleri açısından analiz edilmiştir. Anadolu'daki 7 coğrafi bölgeden birer adet olmak üzere toplam 7 adet türkü üzerinde çalışılmıştır. Türkülerin seçilme aşamasında TRT repertuvarına ait birçok türkü müzikal olarak incelenerek ait olduğu yörenin ezgisel ve ritmik özelliklerini taşıyor olması göz önünde bulundurulmuştur. Seçilen türkülerin iki keman için düzenlenmesi aşamasında çeşitli keman teknikleri kullanarak türkülerdeki ezgisel ve ritmik yapıların, özlerini koruyarak aktarılmasına dikkat edilmiştir. Düzenlemelerde müzikal bütünlüğü sağlama amacıyla nüans ve artikülasyon ifadelerine, birlikte çalma becerisine katkı sağlama amacıyla partiler arasında eşitlik ve iletişime yer verilmiştir. Düzenlemeleri notaya aktarma aşamasında Finale Notepad 2014.5 programından yararlanılmıştır. Çalışmada, bilimsel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli ve içerik analiz modelinden yararlanılmıştır. Giriş bölümünün içeriğinde; çalışmanın konusuna, amacına, önemine, çalışmada belirlenen sayıltılara, sınırlılıklara, tanımlara, ilgili araştırmalara ve kullanılan yönteme yer verilmiştir. 1. bölümde Anadolu'da Müzik konusunu oluşturan kavramlar sistematik bir biçimde, genelden özele doğru bir örüntü dahilinde açıklanmıştır. 2. bölümde; Keman, Türkiye'de Keman Eğitimi ve Keman Teknikleri'ne yer verilmiştir. 3. bölümde araştırmaya konu edilen iki keman için düzenlenen 7 Anadolu türküsünün özgün derlemeleri ve iki keman için düzenlemeleri ritmik ve ezgisel olarak ayrı ayrı incelenmiş, düzenlemelerin müzikal yorum analizlerine yer verilmiştir. Sonuç kısmında araştırmanın problem durumlarına yönelik sonuçlara, öneriler kısmında konuyla ilgili diğer problemleri gidermeye yönelik bazı önerilere yer verilmiştir.
Müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özelliklerinin çalgı öz yeterlik durumlarını yordaması (Ege Bölgesi örneği)
Bu araştırmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özelliklerinin çalgı öz yeterlik durumlarını yordama durumunu incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; Türkiye'nin Ege Bölgesinde bulunan müzik eğitimi anabilim dallarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, Ege Bölgesinde yer alan Muğla, Denizli, Aydın, İzmir illerindeki müzik eğitimi anabilim dallarınında sürdürülmüş ve bu bölümlerde öğrenim gören birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmanın verileri; şeker (2016) tarafından geliştirilmiş olan "Çalgı Performansına İlişkin Öz Yeterlik Ölçeği", John, Donahue, ve Kentle (1991) tarafından geliştirilip, Türkçe uyarlaması Karaman, Doğan ve Çoban (2010) tarafından yapılan "Beş Büyük Kişilik Faktör Envanteri" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Çalışmada sıklık, açıklayıcı, tek yönlü varyans (ANOVA), bağımsız örneklemler t-testi, pearson ilişki, basit doğrusal regresyon analizleri kullanılmış ve veriler SPSS 12.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlarda, müzik öğretmeni adaylarının çalgı öz yeterlik durumları 10 puan üzerinden 5.54 olarak tespit edilmiş ve bu durum ortanın biraz üzerinde olarak yorumlanmıştır. Çalgı öz yeterlik ölçeğinde en yüksek ortalamanın kendini yeterli görme ve psikolojik göstergelerde olduğu, en düşük ortalamanın ise kendini yetersiz görme alt boyutunda olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda çalgı öz yeterlik ölçeği ile çalgı solo performans ve çalgı not ortalaması arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Diğer taraftan beş büyük kişilik faktör envanterinden elde edilen bulgular incelendiğinde; en yüksek ortalamanın sırasıyla açıklık, uyumluluk, öz denetim ve dışa dönüklük alt boyutlarında, en düşük puan ortalamasının ise nevrotizim alt boyutunda olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra dışa dönüklük, öz disiplin ve açıklık kişilik özelliği ile solo performans arasında p<,05 düzeyinde pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken, açıklık kişilik özelliği ile not ortalaması arasında da p<,05 düzeyinde pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özellikleri ile çalgı öz yeterlik durumları arasındaki ilişki incelendiğinde ise; dışa dönüklük, uyumluluk ve öz denetim alt boyutları ile çalgı öz yeterlik ölçeğin alt boyutlarından kendini yeterli görme ve psikolojik göstergeler arasında pozitif yönde p<,05 düzeyinde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Aynı zamanda nevrotizm alt boyutu ile çalgı öz yeterlik ölçeği ve kendini yetersiz görme arasında da pozitif yönde p<,05 düzeyinde anlamlı ilişkiler saptanırken, açıklık kişilik özelliği ile; çalgı öz yeterlik ölçeği, ölçeğin kendini yeterli görme ve psikolojik göstergeler alt boyutları arasında p<,05 düzeyinde, pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca açıklık kişilik özelliği ile kendini yetersiz görme alt boyutu arasında p<,05 düzeyinde, negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özellikleri ve çalgı öz yeterlik durumları arasında anlamlı ilişkiler olsa da, beş büyük kişilik özelliklerinin müzik öğretmeni adaylarının çalgı öz yeterlik durumlarını yeterince önemli olmayan düşük bir düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: müzik eğitimi, çalgı eğitimi, çalgı öz yeterlik, beş büyük kişilik özelliği
Türkiye'de popüler müziğin tarihsel gelişiminde davul çalım yaklaşımları
Davul setinin 20. yüzyılın başlarında bas davul pedalının icadıyla ortaya çıktığı görülmektedir. 1930'lardan itibaren ülkemizde de çeşitli müziklerde kullanılan bu çalgının, popüler müzik içerisinde ne gibi gelişmeler yaşadığına ilişkin yaklaşımlar çalışmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu araştırmada etkilenilen ekollerle birlikte ülke şartları da göz önünde bulundurulmuştur. Bu kapsamda davulcuların popüler müzikte çalım yaklaşımlarını oluşturan unsurlar, davul setinin dünyada ve ülkemizdeki tarihsel gelişimi ile kayıt stüdyolarındaki konumu incelenmeye çalışılmıştır. Dönemin önde gelen aranjör, müzisyen ve davulcularıyla gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen veriler dikte edilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. 1960 – 2000 yılları arası süreçte, ülkemizde genel olarak caz ve rock ekolünden gelen davulculardan etkilenildiği görülmektedir. 1980 ortalarına kadar ülkemizdeki müzisyenlerin gelişim sağlayabilecekleri materyallerin yetersizliği davulcuların ilerlemesini kısıtlarken, bir taraftan da kendi çalım yaklaşımlarını oluşturmalarına zemin hazırlamıştır. Davul setinin stüdyo ortamında kayıt edilmesi konusunda da uzun bir süre verim alınamadığı dikkat çekmektedir. Elektronik davulun 1980'lerde popüler müziğin içerisine girmesiyle, hem davul çalım yaklaşımlarında hem de davul setinin kaydedilme kültüründe değişimler yaşanmıştır. Popüler müzik içerisinde en çok dikkat çeken isimler; Durul Gence, Vasfi Uçaroğlu, Salim Ağırbaş, Cezmi Başeğmez, Asım Ekren, Engin Yörükoğlu, Hüseyin Sultanoğlu, Okay Temiz, Cem Aksel, Turgut Alp Bekoğlu, Cengiz Baysal, Aydın Karabulut, Volkan Öktem gibi davulcular olmuştur. Türk davul markaları olan Şeref, Yıldırım, Cümbüş ile birlikte Alman asıllı Amerikan markası Ludwig davulları ülkemizde kullanılmış önemli davul markalarıdır.
Sol el için piyano etütleri
Bu çalışma, etüt biçiminin tanımını, tarih içindeki oluşumunu, gelişimini irdelemekte ve bunlardan yola çıkarak yalnız sol el için yazılmış piyano etütlerinin ne şekilde ortaya çıktığını incelemektedir. Sol el eserlerinin genel özellikleri, bu eserlerin çalışılmasının getirileri ile sol el etütlerinin besteleniş biçimleri ve teknik özellikleri konusunda bilgi verilmesinin yanı sıra, bu etütlerin bestecilerine göre sıralanmasına da yer verilmiştir.
Osmanlı Devleti'nin batılılaşma sürecinde klarnetin konumu
Bu çalışmada 1690 yılında Alman çalgı yapımcısı J. C. Denner‟in chalumeau‟dan (şalümo) geliştirmiş olduğu tahta üfleme çalgılar üyesi olan klarnetin, Osmanlı Devletindeki Muzıka-ı Humayun‟dan sonraki gelişimi irdelenmektedir. Batı devletleri ile gelişen ikili ilişkileri sonucunda yaşanan değişimler ve Osmanlının batılılaşma süreci bu değişimi koşutlayan en önemli faktörlerdir. Klarnetin Mehterhane‟den Muzıka-ı Humayun‟a uzanan tarihsel süreç içindeki konumu ve önemi, bu çalgının Osmanlı dönemindeki değişimine ışık tutacak nitelikleri göz önüne sermektedir. Anahtar Kelimeler Chalumeau, Klarnet, Mehterhane, Muzıka-ı Humayun
Geleneksel Türk müziği öğelerinin flüt eğitiminde kullanılmasına yönelik bir model önerisi
Bu araştırmanın amacı, Geleneksel Türk Müziği öğeleri kullanılarak önceden belirlenmiş temel flüt tekniklerinin öğretimine yönelik bir program oluşturmak ve bu programın öğrenci başarısı üzerindeki etkisini tespit etmektir.Araştırma kapsamında ilk önce Klasik Batı Müziği çalgı eğitimi alan öğrencilere, durum değerlendirmeye yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Bu anket çalışmasında öğrencilerin kişisel bilgilerine, müzik ve çalgı eğitimlerine ve Geleneksel Türk Müziği öğelerinin çalgı eğitiminde kullanılma durumuna ilişkin sorular yer almıştır. Daha sonra Klasik Batı Müziği çalgı eğitimi veren öğretim elemanları ile araştırmanın problemine ve amaçlarına zemin hazırlayacak verileri elde etmek için ?Standartlaştırılmış Açık Uçlu Görüşme? yapılmıştır. Bu görüşmeden elde edilen veriler içeriklerine göre kodlanarak analiz edilmiştir.Araştırmanın ikinci aşamasında önceden belirlenmiş olan 14 temel flüt tekniğine yönelik, Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren çalışmalar yazılmıştır. Her teknik için yazılan 4 farklı çalışma, farklı kapsamlarda ve seviyelerdedir. Hüseyni makamı dizisinde yazılan bu çalışmalar basit birleşik ve aksak ritimler içermektedir. Yazılmış olan bu etütler, alanında uzman ve 10 kişiden oluşan bir uzman grubuna gönderilerek çalışmanın amacı ve etütler ile ilgili detaylar anlatılmış her bir teknik için görüşlerini rapor etmeleri istenmiştir. Uzmanlardan gelen raporlar araştırmacı tarafından belirlenen kategoriler çerçevesinde kodlanarak içerik analizi yapılmıştır.Araştırmanın son aşamasında deneysel yöntem kullanılmıştır. Deney ve kontrol grupları oluşturularak, deney grubuna Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren öğretim programı, kontrol grubuna ise geleneksel flüt öğretim programı uygulanmıştır. Uygulama öncesi temel flüt tekniklerine göre düzenlenen eser, öntest ve sontest parçası olarak her iki gruba da çaldırılmıştır.Öntest ve sontest değerlendirmeleri alanlarında uzman 10 kişi tarafından, hazırlanmış olan performans değerlendirme ölçeği ile değerlendirilmiş, değerlendirme sonuçları da Non-Parametrik Wilcoxon Testi ve Man whitney U testi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonunda, Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren öğretim programının, belirlenen flüt tekniklerin öğretilmesinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
Horon eşlik çalgılarının dans formuna etkisi: Trabzon yöresi Sallama Horonları (Düz horon) örneği
Bu araştırma, aynı kültüre mensup birbirine yakın bölgelerde yaşayan insanların geleneksel dans icralarındaki çeşitlenmelerin muhtemel bir nedeni olarak, dansa eşlik eden çalgıları ele almayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında Karadeniz Bölgesi'nde merkezi bir hüviyeti bulunan Trabzon yöresindeki birbirinden farklı çalgıların eşliğiyle, birbirinden farklı formlarda icra edilen danslar; form çeşitlenmeleri ve bu çeşitlilikte eşlik çalgıların muhtemel etkileri açısından incelenmiştir. Bu doğrultuda dansların icra formlarındaki bedensel devinimler incelenmiş, aralarındaki farklılıklar tespit edilmiş; bu danslara eşlik eden çalgılar akustik özellikleri itibarıyla söz konusu farklılıklarla ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Geleneksel danslara eşlik eden çalgıların akustik özellikleri PRAAT yazılımından yararlanılarak analiz edilmiş; yapılan analizler neticesinde tespit edilen farklılıkların dans icrası formlarındaki farklılıklara etkisi araştırılmıştır. Buna paralel olarak, yörede yaygın olarak tanınan dans ve eşlik çalgı icracılarıyla mülakatlar yapılmıştır. Bu mülakatlar ışığında, geleneksel dans formu çeşitlenmesiyle anlamlı biçimde ilişkilenen eşlik çalgı akustik farklılıkları noktasında yöre icracılarının uzman görüşüne başvurulmuştur. Çalışma sonucunda tespit edilen dans formu farklılıkları ile, danslara eşlik eden çalgıların akustik özellik farklılıkları arasında anlamlı paralellikler bulunduğu bulgulanmıştır. Bulgulanan bu sonuçlar, uzman görüşüne başvurulan yöre icracıları tarafından da doğrulanmaktadır. Araştırma sonuçlarının geleneksel dans formu çeşitlenmeleri konusuna yeni bir bakış açısı kazandıracağı düşünülmektedir.
El tercihi ve 2D:4D parmak oranının çalgı (bağlama) performans ilişkisi
Performans, bir görevi yerine getirme, yapma ve başarma durumudur. Çalgı eğitiminde performans başarının ön koşuludur. İyi bir çalgı performansında; müzikal yetenek, çalışma, sosyal çevre, ekonomik koşullar, eğitim, tutku, motivasyon vb. etkenlerin yanı sıra özellikle de bireyin fiziksel ve fizyolojik özellikleri performansı etkileyen önemli faktörlerdendir. Bu araştırmanın amacı el tercihi ve 2D:4D parmak oranının çalgı (bağlama) performans ilişkisini araştırmaktır. Çalışmaya 15-18 yaşları arasında 83 erkek ve 24 kadın olmak üzere toplam 107 öğrenci katılmıştır. El tercihini belirlemek için "Edinburg El Tercihi Anketi" kullanılmış ve sonuçlar Geschwind skoruna göre değerlendirilmiştir. Bağlama performansını belirlemek için "Bağlama Performansı Ölçme Aracı" uygulanmıştır. 2D:4D parmak oranları için de her iki el parmak uzunlukları anatomik sınırlar dikkate alınarak dijital kumpasla ölçülmüş ve 2D:4D oranları hesaplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, IBM SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların çalgı performanslarının el tercihi ve 2D:4D parmak oranı değişkenlerine göre farklılaşmadığı, ancak katılımcıların sağ el 2D:4D parmak oranları ile sol el 2D:4D parmak oranları arasında doğal bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların el tercihleriyle 2D:4D parmak oranları arasında ilişki olmadığı, el tercihi ve 2D:4D parmak oranlarının cinsiyet değişkenine göre ve okullar arasında bir farklılık göstermediği, ancak çalgı performanslarında okullar arasında anlamlı farklılıklar olduğu gözlemlenmiş, katılımcıların çalgı geçmişleriyle çalgı performansları arasında da istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çalgı Performansı, Bağlama, Lateralizasyon, El Tercihi, 2D:4D Parmak Oranı
Kanun virtüözü, besteci ve eğitimci Haçatur Avetisyan (1926-1996) ve kanun çalgısı özelinde Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) müziğin dönüşümü
Kanun, Orta ve Yakın Doğu'da, pek çok coğrafyada çalınan bir çalgıdır. Bölge ve ülkeler bağlamında bakıldığında Kuzey Afrika'da, Fas, Cezayir, Ürdün, Mısır, Libya, Tunus ve Sudan'da; Arabistan yarım adasında, Suudi Arabistan, Yemen, Irak, Suriye, Lübnan, Kuveyt ve Filistin'de; diğer coğrafyalarda ise, İran, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve Yunanistan'da kanun çalınmaktadır. Kanun sazının genellikle müslüman ve makam müziği geleneği olan toplumlarda çalınıyor olması gözden kaçmamalıdır. Ancak bu çalışmanın konusu, hristiyan olan ve Anadolu coğrafyasında yüzyıllarca birlikte yaşadığımız, Türk ve Osmanlı makam müziği geleneğine besteci, icrâcı, çalgı yapımcısı ve teorisyen olarak çok büyük katkılar sağlamış olan Ermeni unsurunun, Rusya topraklarında yaşarken meydana getirdiği, kendine özgü kanun çalma geleneğidir. Bu çalışmada, alan araştırması yöntemi ve Ermeni kanun çalma stilinin uygulamalı olarak edinilmesi yoluyla, XX. yüzyılda Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) kanun çalgısının, betimsel yöntem dâhilinde ortaya konan Sovyet kültür ve müzik politikaları bağlamında, nasıl bir değişimin öznesi olduğu, kanunda ekol olarak kabul edilen, kanunçalar, besteci, eğitimci Haçatur Avetisyan'ın (1926-1996) çalışmaları bağlamında ortaya konmuştur.Virtüöz kanunçalar olarak Avetisyan, Sovyet döneminde, 1951'de Berlin'de halk müziğini de içermek suretiyle düzenlenen bir festivalden, solo kanun icrâsıyla ödülle dönünce, Ermenistan'da kanun, halkın gözünde rağbet edilen bir çalgı olur. Bu ilgiye karşılık ilk olarak `teknikum' seviyesindeki bir okulda 1950'de başlattığı kanun eğitimini büyük bir hızla devam ettiren Avetisyan, izlediği kanun öğretimi yöntemi ile de kanun eğitimini kurumsallaştırma yolunda ilk adımları atan kişi olur. Bestecilik kariyerine kanun için yoğunluklu besteleri ile devam ederken, 1958-1972 yıllarında Ermenistan Devlet Dans Topluluğu'nun Halk Çalgıları biriminin müzik direktörlüğünü ve ardından 1973-1978 yıllarında Tatul Altunyan Şarkı ve Dans Topluluğu'nun sanat yönetmenliğini yaptığı dönemde, kanun ve diğer halk çalgılarının bulunduğu orkestra için pek çok eser de besteleyerek, Sovyet yönetiminin desteklediği `ilerleme' hareketinin gereğini yerine getirir. 1978'de Komitas Erivan Devlet Konservatuarı bünyesinde Halk Müziği Bölümü'nü açan kurucu üyelerden biri olan Avetisyan, kanunun konservatuar müfredatına dâhil edilmesindeki başat rolünü devam ettirir. Günümüz Ermenistan Cumhuriyeti'nde, kanun alanında tanınan solist, besteci ve eğitimci kanunçalarların çoğu Avetisyan'ın öğrencisidir.Anahtar Kelimeler: Kanun, Ermeni müziği, Sovyet kültür politikaları, Haçatur Avetisyan, Ermenistan kanun stili, Ermeni âşık müziği
Müzik tarihinde viyolanın yeri ve önemi
Bu tarihsel araştırmada, keman ailesinin ikinci üyesi olan "Viyola" adlı yaylı çalgının; doğuşu, gelişimi, çeşitleri, kısımları, teknik ve müzikal özellikleri, repertuarı, çoksesli müzikte kullanımı, müzik tarihi içindeki yeri ve önemi araştırılmıştır. Tüm bu bilgileri elde etmek için; çalgının kökenine inilmiş, viyolanın atası olan çalgılar; Rebap- Rebek, ve Viyol ailesi (Viyola da Gamba: Treble Viyol, Tenor Viyol, Bas Viyol ve Viyola da Braccio: Lira da Braccio, Viyola d' Amore) kronolojik sırayla verilmiştir. Eski resimli kanıtlar, viyol ailesinin 1500 sıralarında ortaya çıktığını göstermiştir. Viyollerin ve daha sonra Keman Ailesi enstrümanlarının, günümüzdeki şekil ve boyutları, İtalya'da Andrea Amati ve diğer lütiyeler sayesinde 16. yy. başlarında oluşmaya başlamıştır. Günümüz viyolası, tek bir enstrümandan doğmamıştır ve; tenor viyol, viyola da braccio ve kemanın birleşimidir. Viyolanın, son halini kemandan almasından dolayı, kemanla ilgili bilgiler de verilmiş, keman ve viyola karşılaştırılmış; çalış tekniği olarak benzerlik ve farklılık gösteren yönler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Viyola, Keman, Viyol Ailesi, Viyola da Gamba, Viyola da Braccio, Rebek, Rebap.
Türk müziği makamları ile yazılmış keman için 24 kapris
ÖZET TÜRK MÜZİĞİ MAKAMLARI İLE YAZILMIŞ KEMAN İÇİN 24 KAPRİS Tuğrul GOĞÜŞ Yüksek Lisans Tezi, Müzik Anasanat Dalı Danışman: Doç. Ferhang HÜSEYÎNOV Şubat 2000, 78 sayfa Bu çalışmada Türk halkının kendine özgü müzik kültürü birikiminden yola çıkılarak uluslararası dizgede yer alabilecek seviyede bir keman çalışmalımı yaratmak amaçlanmıştır. Tamamen bireysel yaratıcılık unsuru kullanılarak ve bireysel birikimden yararlanılarak oluşturulan çalışma, alanında bir ilk olma özelliğini de taşımaktadır. Yakın çevreden uluslararası olana, kendi kültürümüzden evrensel kültüre bir geçit oluşturması hedeflenmiş ve kemanda belli bir ustalık düzeyini aşmış olanlar temel alınmıştır. Dolayısıyla kesinlikle bir etüd kitabı değildir. Geleneksel Türk Sanat Müziği'nde kullanılmış olan makamlar ile oluşturulan 24 kapris, calicinin geçmişinden getirdiği ile aldığı eğitim sonucu elde ettiği kültür arasında bir köprü niteliği taşımaktadır. Anahtar Sözcükler: Keman, Kapris, Makam
Nakkaş Osman ve Livni minyatürlerinde tasarım anlayışının dönemin çalgıları ve gösteri sanatları bağlamında incelenmesi
Osmanlı minyatürleri, dönemin gerçeklerini yansıtan tarihi belge niteliğindeki eserlerdir. Bu nedenle, bir metni görsel dille aktarmaya çalışan Türk minyatür sanatçısı için, konunun anlatımı ve anlayan (izleyici) önemli olmuştur. Dolayısıyla metne bağlı olarak minyatür ile resimlenen kitaplarda kullanılan görsel dil, çoğu zaman daha açıklayıcı olmakta, eser sanatçıya özgü bir boyut kazanmaktadır. Minyatür sanatçısının amacı, eserlerindeki anlamın izleyici tarafından algılanabilmesidir. Sanatçının ulaşmak istediği sonuç, iyi bir tasarımdır. Osmanlı minyatür sanatçısı tarafından, önce "bütün" tasarlanmakta, sonra bütün iki sayfadan oluşan "içbütün"e, içbütünlerde "parça bütün"lere ayrılmaktadır. Oluşan parça bütünler, istif ve gruplanmalar ile toplanarak, belli oranlarda ve bir düzen içinde sıralanmaktadırlar. Bazen anlatım karışık olaylar dizini olarak gösterilmektedir. Böylece eş zamanlıymış gibi tasarlanan sahneler ortaya çıkmaktadır. Bu sahneler incelendiğinde anlatımın içinde farklı zaman ve farklı mekanda oluşan olayların yani çok zamanlılık boyutunun, resim düzleminde eş zamanlılık boyutuna dönüştürüldüğü görülmektedir. Sanatçı, bilimsel perspektif ve resim kurallarına pek itibar etmeden, zaman kavramı ve kendine özgü bir derinlik boyutu kullanarak, minyatürünü çok boyutlu hale getirmektedir. Anlatılan; yalnızca düzlemde bir düzenleme ve çeşitleme ile sınırlı kalmayıp, zamanda bir düzenleme ve çeşitleme haline gelmektedir. Bu çalışmada, Nakkaş Osman ve Nakkaş Levni'nin minyatürlerindeki tasarım anlayışı için, ünlü surnâmelerindeki dönem çalgıları ve gösteri sanatlarını içeren minyatürler incelenmiştir. Bunların zaman ve mekan farklılıklarının belirginleşmesinde ayırıcı özelliğe sahip oldukları gözlemlenmiştir. Her iki sanatçının tasarım anlayışları; bütünlük, parça bütünlük, anlamsal istif, çok zamanlılık ve düzlemsel örtme yöntemi ile derinlik kavranılan açısından irdelenmiştir. İnceleme sırasında minyatürler bu kavramalar doğrultusunda şeffaf kağıtlar üzerine şematik olarak kopya edilmiş, çok zamanlılığı oluşturan istif ve grupların ayrıldığı düzlemler belirlenmiş ve suali olarak dizilmiştir. Böylece tasarım çözümlemesi yapılarak eş zamanlılık gösterimi içindeki çok zamanlılık belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı minyatürü, tasarım anlayışı, dönem çalgıları, gösteri sanatları, zaman. XII
Sebastian Lee First Steps For Cello Op. 101 Metodunun kuram ve uygulamada viyolonsel eğitimi başlangıç sınıflarına olan katkıları
Bu araştırmada, Sebastian LEE First Steps For Cello Op.101 adlı metodun, bestecinin bölümlendirdiği şekilde sıralanarak her bölümün kendi içinde açıklaması yapılmak suretiyle incelenmiştir.Birinci bölüm, bu araştırmaya gerekçe olan problem, amaç ve hangi açılardan önem taşıdığını belirten, ayrıca araştırmanın sınırlarının açıklandığı bölümdür.İkinci bölüm, viyolonselin tarihçesi, genel tanıtımı ve teknik kapasitesinin açıklamasını içermektedir.Üçüncü bölüm, bestecinin tanıtılmasına ayrılmıştır.Dördüncü bölüm, viyolonsel tellerinin tanıtımı, teller üzerinde sağ el alıştırmaları, sol el birinci pozisyon tanıtımı ve alıştırmaları, tüm tellerin ayrı çalışmalarının birleştirilmesini takiben ilk doğal majör gam konularına yer verilmiştir.Beşinci bölüm, aralık kavramına ayrılmış olup, üçlü aralıktan onlu aralığa kadar tüm uygulamaların duateleriyle birlikte incelemesini içermektedir.Altıncı bölüm, tonalite kavramıyla birlikte gam tanımının ve gam ilişkilerinin teorik açıklamalarını içermektedir.Yedinci bölüm, onbir adet tonal melodik parçanın incelenmesine ayrılmıştır. Sırasıyla Do majör, La minör, Sol majör, Mi minör, Re majör, Si minör tonları olmak üzere önce diyezli tonlar ardından da Fa majör, Re minör, Si bemol majör, Sol minör tonları yani bemollü tonlardaki bu parçalar eşlikleriyle birlikte incelenmiştir.Sekizinci bölüm, dört adet ayrı yay geliştirme uygulamasına ayrılmıştır. Yay ve tel açılarından değerlendirmeleri içermektedir.Dokuzuncu bölüm, dört adet bağlı yay geliştirme uygulamasına ayrılmıştır. Bu bölüm de yay ve tel açılarından değerlendirmeleri içermektedir.Onuncu bölüm, altı adet tel atlamalı uygulamayı yay ve tel açılarından değerlendirmeyi içermektedir.Onbirinci bölüm, araştırma sonunda ulaşılan sonucu ve viyolonsele ilk başlayan öğrencilerin eğitmenlerine önerileri içermektedir.
Siegfried Fink'in vurmalı çalgılara kazandırdıklarının incelenmesi
Bu tezde, Siegfried FINK'in hayat hikâyesi ile vurmalı çalgılara kazandırdığı eserlerin ve çalışma metotlarının analizi yapılmış; bu metotların teknik ve melodik gelişime katkıları ve kullanımları incelenmiş; ayrıca FINK'in geliştirdiği ve vurmalı çalgıların evrensel bir dil ile anlaşılmasını sağlayan piktogramlar incelenmiş ve analiz edilmiştir.Bestecinin hayat hikâyesi bölümünde Siegfried FINK'in vurmalı çalgılar çalışmalarını ve öğrenimini nerede yaptığı, öğretici olarak neler yaptığı, gerçekleştirdiği konserleri ve başarıları, vurmalı çalgılara getirdiği yenilikler ve öncülükler anlatılmıştır.FINK'in bestelemiş olduğu çalışma metotları ve eserlerinin incelenmesi bölümünde, bestecinin vurmalı çalgılar enstrümanları için yazmış olduğu metotların ve eserlerin vurmalı çalgılar sanatçılarını nasıl geliştireceği incelenmiştir. Trampet, timpani ve ksilofon enstrümanları için yazılmış olan metotlardaki etütlerle, hangi teknik, melodik veya birlikte çalmanın geliştirildiği, etütlerden şekiller örnek olarak verilerek detaylı bir biçimde incelenip, analiz edilmiştir.Çalışmada, Siegfried FINK'in teknik gelişime katkıları ile teknik kullanımının eser çalımındaki faydalarından da bahsedilmiştir.Ayrıca bu çalışmada, Siegfried FINK tarafından geliştirilen, vurmalı çalgılar sanatçılarının herhangi belirli bir dil kullanmadan, evrensel bir dil olarak etütlerde ve eserlerde kullanabileceği imge resimler yani piktogramlar tanıtılarak, bunların hangi enstrümanlarda nasıl kullanılacakları incelenmiş ve çıkarımlarda bulunulmuştur.
Kontrbas tarihinde Serge Koussevitzky
Bu araştırmada ilk olarak kontrbasın günümüze kadar geçirdiği yapısal değişiklikler ve gelişmeler incelenmiştir. Konuyu araştırırken, viyol ve keman ailelerinin tarihi ve çalgıların özellikleri gözlenmiş, iki ailenin çalgıları arasındaki farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın bir bölümünde kontrbasın orkestraya girişi, ilk solo eserleri, ilk kontrbas solistleri ve ilk kontrbas metotları incelenmiştir. Araştırmanın amaçlarından bir diğeri, kontrbas tarihinde en büyük virtüözlerden ve bestecilerden biri olan Serge Koussevitzky'nin katkıları ve önemi incelemektir. Koussevitzky'nin yaşam öyküsü ele alınmış ve Rusya'da kontrbas icra sanatının gelişimine değinilmiştir. Rus kontrbasçı yaşadığı dönemin en iyi solo kontrbas sanatçılarından biri olmuştur. Sadece Rusya'da değil, Avrupa'da da konserler vermiş ve takdir görmüştür.
Telli, vurmalı ve yaylı enstrüman kullanan müzisyenlerde palmar deri rezistansının el becerisi ve ince motor kavrama üzerine etksinin araştırılması
Çalışma müzisyenlerde palmar deri rezistansının el becerisi ve ince motor kavrama kuvvetleri ile ilişkisinin araştırılması amacı ile yapıldı. Çalışmaya 18-45 yaşları arasında 33'ü kadın, 39'u erkek toplam 72 katılımcı dahil edildi. Katılımcıların palmar deri rezistansı multimetre ile, İnce motor kavrama kuvveti pinchmetre ile ölçüldü. El becerisi ölçümü için 9 delikli peg testi uygulandı. Palmar deri rezistansı düşük ve yüksek olan kişilerin el becerileri ve ince motor kavrama kuvvetleri karşılaştırıldı. Dominant ve dominant olmayan tarafta palmar deri rezistansı düşük olan ve yüksek olan grupların el becerileri arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Palmar deri rezistansı düşük olanların el becerisinin daha iyi olduğu gözlendi. İnce motor kavrama kuvvetleri arasında anlamlı bir fark görülmedi (p>0,05). Bu çalışmada değerlendirilen parametrelerin ilişkisine bakıldığında, el becerisi ve palmar deri rezistansı arasında zayıf ilişki olduğu tespit edildi. Palmar deri rezistansının dominant tarafta ince motor kavrama kuvveti çeşitlerinden sadece lateral kavrama ile zayıf ilişkili olduğu görüldü. İkili kavrama (bipod kavrama) ve üçlü kavrama ile ilişkili olmadığı saptandı. El becerisinin dominant tarafta sadece lateral kavrama ile zayıf ilişkisinin olduğu görüldü. Sonuç olarak, palmar deri rezistansının müzisyenlerde performansı etkileyen bir kriter olduğu, mesleki rahatsızlıklara yönelik risk faktörlerinin belirlenmesinde, tedavi planı oluşturulmasına katkı sağlayabilecek, objektif veriler elde edebileceğimiz elektrofizyolojik bir ölçüm yöntemi olarak dikkate alınması gerektiği görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler: Palmar Deri Rezistansı, Müzisyenler, Kavrama, El Becerisi, Performans, Fizyoterapi
Barok Çağdan günümüze kadar kontrbasın gelişimi ve önemi
Bu tez çalışması, Barok Dönemden günümüze kontrbasın yapısal evrimini, teknik ve müzikal özelliklerini ayrıntılı biçimde incelemek amacı ile yazılmıştır. Tarihsel süreçte kontrbas icra biçimi, akort ve yay sistemi gibi önemli konularda çeşitli değişim ve gelişmelere uğramıştır. Zaman içerisinde orkestra ve solistlik icra alanlarındaki önemi artmış ses rengi açısından önemli bir çalgı haline gelmiştir. Yaylı çalgılar ailesinin en iri yapılı ve en kalın sese sahip olan çalgısıdır. Kullanım alanı klasik batı müziği ile sınırlı kalmamış, bunun dışında da birçok müzik türünde değer görmüş ve üzerine besteler yapılmıştır.
Temsil edilmiş Türk operalarındaki keman ve viyolonsel sololarının yeri
Latince bir terim olan opera on dördüncü yüzyılın sonlarına doğru Avrupa'da küçük gösterilerle, şenlik, dinsel törenler, düğün törenleri gibi çeşitli kültürel etkinliklerde ortaya çıkmıştır. Opera sanatı solo, koro ve orkestrayı içine alarak, müzikal ve teatral formda birçok görsel sanatı, mitolojiyi, efsaneleri, tarihten esinlenilerek içinde barındıran ve baştan sona bestelenerek yazılmış müzikli sahne oyunudur. Bu tezin ilk bölümde operanın tanımı, operanın ilk olarak nerede ortaya çıktığı, opera sanatı, sahnelenen ilk operalar, orkestrada keman, viyolonselin yeri ve bu iki çalgının solistlik açıdan kullanılması anlatılmıştır. İkinci bölümde Cumhuriyet Dönemi öncesinde Osmanlı İmparatorluğu'nun operayla tanışması ile operayla ilk temaslar, padişahların batı sanatlarına ve operaya olan ilgisi ile Osmanlı'da gelişim süreci, yurt dışına eğitim için gönderilen besteciler ve Batı Dünyası ile ilişkiler, Osmanlı İmparatorluğu'nda kurulan çeşitli tiyatro ve opera binaları ile temsil edilen operalar anlatılmıştır. Fransız Devrimi ile Tanzimat Döneminde opera sanatı ile ilgili değişimler, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Türkiye'de operanın gelişim süreci, Mustafa Kemal'in Türk operasına katkıları, kurulan müzik kuruluşları, Türk bestecilerin operaları ve temsil edilen yerler, opera sanatının gelişmesiyle sanat kurumlarının çoğalarak günümüze kadar nasıl geldiği anlatılmıştır. Sahnelenen Türk Operaları perde perde anlatılarak bestecilerinin yaşam öyküleri ile birlikte eserlerindeki keman ve viyolonsel soloları tespit edilmiştir. Temsil edilmiş Türk operalarının keman ve viyolonsel partileri incelenmiştir. Bu inceleme ile birçok kaynak taraması yapılarak, tarafsız bir şekilde ele alınan keman ve viyolonsel çalgıları için yazılan solo partilerde hangi çalgı için daha fazla soloya yer verilmiş olduğu saptanmıştır.
Farklı enstrüman çalan müzisyenlerde vücut farkındalığı ve üst ekstremite fonksiyonlarının incelenmesi
ÖZEL, Y. Farklı Enstrüman Çalan Müzisyenlerde Vücut Farkındalığı ve Üst Ekstremite Fonksiyonlarının İncelenmesi. Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018. Çalışmamız farklı enstrüman çalan müzisyenlerde vücut farkındalığı ve üst ükstremite fonksiyonlarının incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmaya, 16-39 yaş arasında en az 3 yıldır enstrüman çalan, 34 üflemeli, 93 telli ve 59 yaylı olmak üzere toplam 186 birey dahil edildi. Üst ekstremite fonksiyonları olarak el becerisi ve el kavrama kuvveti değerlendirildi. El becerisinin değerlendirilmesinde dokuz delikli peg testi (9DPT), el kavrama kuvvetinin (EKK) değerlendirilmesinde ise jamar dinamometresi kullanıldı. Tüm bireylere vücut farkındalığı ve Quick- dash anketi yapıldı. Enstrüman tipine göre üst ekstremite fonksiyonları ve vücut farkındalıkları karşılaştırıldı. Vücut farkındalığı açısından bireylere bakıldığında, en yüksek vücut farkındalığının yaylı enstrüman kullananlarda olduğu görüldü (p<0.05). El becerisi, kavrama kuvveti ve Quick- dash değerleri yönünden enstrüman gruplarının benzer olduğu gözlendi (p>0.05). Cinsiyete göre bireyler karşılaştırıldığında, kadınların vücut kütle indeksi (VKİ), 9DP-sağ, 9DP-sol EKK-sol ve EKK-sağ değerlerinin erkeklere göre daha düşük olduğu belirlendi (p<0.05) . Bireylerde yaş ile ilişkili olabileceği düşünülen parametrelere bakıldığında, yaş arttıkça kavrama kuvveti ve vücut farkındalığının arttığı (p<0.05) gözlendi. Profesyonel enstrüman kullanmanın üst ekstremite fonksiyonları ve vücut farkındalığı üzerine pozitif etkileri olduğu görülen çalışmamızda, kullanılan ekipman ve ölçeklerin klinik değerlendirme açısından bir referans olabileceği düşünüldü. Konuyla ilgili yeni değerlendirme parametrelerin geliştirilmesinin uygun olacağı, bu durumun enstrüman çalan bireylerde ileride oluşabilecek yaralanmaların önlenmesi açısından önemli olacağı görüşündeyiz.
Harmanlanmış öğrenmenin bağlama enstrümanı eğitimindeki etkilerinin incelenmesi
Bu tezin amacı, bir Klasik Türk Halk Müziği Enstrümanı olan bağlamanın, harmanlanmış eğitim ile hazırlanan eğitim ortamında, öğrencilerin bilişsel ve psikomotor gelişimleri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir.Bu amaç doğrultusunda, harmanlanmış öğrenme ortamına göre hazırlanan eğitim programının öğrenciler üzerindeki gelişimlerini derinlemesine inceleyerek bu eğitimin faydalarını, sınırlılıklarını, uygulanışını ve internet üzerinden eş zamanlı olarak ve yüzyüze verilen derslerin etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır.Çalışmanın amacı doğrultusunda Ankara ilinde bulunan toplam 5 gönüllü öğrenci seçilmiştir. Tezin amacı doğrultusunda eğitim programının başında ve sonunda yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanmıştır. Hazırlanan görüşme soruları, alan uzmanınca incelenerek gerekli düzeltmeler yapılmıştır.Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kapsamında yürütülmüştür. Elde edilen verilerin yorumlanmasında içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Buna göre içerikler tek tek analiz edilerek verilen yanıtlar sınıflandırılmış ana ve alt katagorilere ayrılmıştır. Her bir katagorinin frekans ve yüzdelik dağılımları elde edilmiştir.Harmanlanmış öğrenme ortamında ders alan öğrencilerin demografik verileri ve başlangıç seviyeleri tespit edildikten sonra, eğitim boyutu olarak analiz sonucunda öğrencilerin bağlamanın bölümlerini öğrenme, akort ve düzen şekillerini öğrenme,nota değerlerini öğrenme, tezene kalıplarını öğrenme, çalma pozisyonlarını ve tekniklerini öğrenme boyutu olmak üzere toplam beş boyutta incelenmiştir. Ayrıca öğrenim ortamı boyutu olarak, hazırlanan harmanlanmış öğretim ortamının faydaları, sınırlılıkları ve öğreten-öğrenen iletişim boyutları olmak üzere toplam üç boyutta incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Harmanlanmış Öğrenme, Harmanlanmış Öğrenme Ortamı, Nota, Bağlama Çalmak
Edouard Nanny kontrbas etüt kitabının tekniksel analizi
Bu araştırma ile Edouard NANNY kontrbas etüt kitabındaki etütlerin tekniksel analizleri yapılmış, elde edilen bulgular doğrultusunda bu etütlerde ortaya konan hedef ve davranışlara ulaşılmaya çalışılmıştır.Araştırmada konu ile ilgili ön çalışma yapılmış, kontrbas eğitiminde kullanılan eğitim metotları ile ilgili herhangi bir benzer çalışma veya kaynak saptanmamıştır. Kontrbas eğitim ve öğretimi ile sınırlı olan bu araştırma, kontrbas eğitimi ile ilgili yapılan çalışmalarda eğitimcilere ve öğrencilere kaynak olması, çalışmalarına ışık tutması amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırmada sonuca ulaşmak için izlenen yol betimsel olup, etütlerin tekniksel analizleri için belgesel tarama yönteme kullanılmış ve elde edilen veriler frekans yüzde bağlamında istatiksel yöntem ile elde edilmiştir.Edouard NANNY kontrbas etüt kitabının, uygulamalı eğitim metodu olması sebebi ile kontrbas eğitimi alanında uzman kişilerin görüşlerinin alınması amacıyla açık uçlu görüşme tekniği uygulanmıştır.Elde edilen bulgular doğrultusunda Edouard NANNY kontrbas etüt kitabının kontrbas öğretimindeki kullanılabilirliği saptanmış ve kitabın içerisinde yer olan etütlerin tekniksel analizlerine ulaşılmıştır.