Working conditions

119 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Esnek çalışma ve iş-aile yaşamı dengesi: AB ve Türkiye'deki düzenlemelere yönelik betimleyici bir inceleme

Günümüzde ekonomide, bilgi ve iletişim teknolojilerinde, yaşam tarzlarında ve daha birçok alanda meydana gelen değişimler, kişilerin bireysel ve çalışma yaşamlarında birtakım farklılıklara neden olmuştur. Değişen piyasa koşulları karşısında yeniliklere cevap vermek amacıyla, istihdamın geleneksel biçimleri yavaş yavaş değişerek yeniden yapılanmış, iş organizasyonları ile çalışma süresi esnekleştirilerek daha karmaşık bir yapı ve farklı bir şekil almıştır. Meydana gelen bu olaylar sonucunda kişilerin iş-yaşam dengesi bozulmuş ve bunun sonucunda iş-aile yaşamı üzerinde bir uyum problemi meydana gelmiştir. Bu problemin ortadan kaldırılması için çeşitli yöntemler kullanılmakta, bu amaç doğrultusunda iş hayatında esneklik uygulamaları, çalışanların uyum problemlerine çözüm bulmada büyük destek sağlamaktadır. Esnekliğin, işverenlerin hızla değişen piyasa taleplerine uyum sağlamasına yardımcı olması ve çalışanlara iş-yaşam dengesi için seçenek ve fırsatlar sunması bu kavrama daha fazla önem kazandırmaktadır. Kadınların işgücü piyasasında daha fazla yer alması ve emek piyasalarında meydana gelen dönüşüm neticesinde tartışılan iş-yaşam dengesi, bu dengeyi sağlayacak politika ve uygulamaları gündeme getirmiştir. Buna bağlı olarak esneklikle ilgili tartışmalar başlamış, ebeveyn izni ve çocuk bakım politikaları kadar esnek çalışma da iş-yaşam dengesi politikalarının en önemli düzenlemelerinden biri durumuna gelmiştir. Bu tezde esnek çalışmanın iş-yaşam dengesine olan katkısı araştırılmakta, sağlıklı bir iş yaşam dengesi açısından esnek çalışmanın önemli fakat yeterli olmadığı, esnek çalışmanın dışında bu olumsuzları (cinsiyet eşitsizliği, düşük kadın istihdamı, kadının aile içindeki rolü, vb.) azaltacak farklı önlemlerin alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Anahtar Kelimeler: Esneklik, Esnek Çalışma, İş-Yaşam Dengesi, İş-Aile Çatışması, İş-Yaşam Dengesi Düzenlemeleri.

Avrupa BirliğiEsnek çalışmaTürkiye+6
Kemal Serbes
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ilinde örtü altı tarım çalışanlarının sosyodemografik özellikleri, çalışma koşulları ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine erişim düzeylerinin saptanması

Özellikle ülkemizde, kırsal kesimlerde okuma-yazma oranı yetersiz kalıp, genellikle bu kesimdeki insanlar geçimlerini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Fakat ekonomik açıdan bu denli önem verilen sektör, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği çerçevesinde hukuki ve insani olarak hala gereken düzeylerde önemsenmeyip geri planda tutulmaktadır. Bu çalışmada; tarımsal faaliyetlerin önemli bir bölümünü kapsayan örtü altı tarım sektörünün, birçok tehlike ve riske açık olması, iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ile irdelenmesi gerekliliği ve iş kazası ve meslek hastalıklarına maruz kalma olasılığının göz ardı edilemeyecek boyutlarda olmasından yola çıkılarak örtü altı tarım çalışanlarının sosyodemografik özellikleri, çalışma koşulları ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine erişim düzeylerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı epidemiyolojik bir araştırma yapılması planlanmıştır. Çalışmanın Mersin ili, Erdemli ilçesinin Kocahasanlı kasabasındaki seralarda tarım işçiliği yapan örtü altı tarım çalışanları ile yürütülmesi planlanmıştır. Örtü altı tarım çalışanlarının kayıt altına alınamaması ve toplam istihdam sayısının bilinmemesinden dolayı araştırmanın evreni belirlenememiştir. Araştırma 42 tarım işçisi ile yapılmıştır. Veriler, araştırmaya katılım için gönüllülük esas alınarak, örtü altı tarım işçilerinin sosyodemografik özellikleri, çalışma koşulları ve iş güvenliği hizmetlerine erişim durumlarını içeren ''Anket Formu'' ile toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare önemlilik testi, frekans ve yüzdelik değerler kullanılmıştır. İstatistik anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Araştırmaya katılan örtü altı tarım çalışanlarının %52,4'ü kadın, yaş ortalaması 41,5'tir.

MersinSeralarSosyodemografik özellikler+5
Eylem Didem Müftüoğlu
Tarsus University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kırıkkale ilinde çalışan minibüs şoförlerinin iş sağlığı ve güvenliği koşulları ile iş-yaşam dengesi

Kesitsel tipteki bu çalışma ile Kırıkkale ilinde çalışan minibüs şoförlerinin iş sağlığı ve güvenliği ile ilişkili çalışma koşulları ayrıca iş yaşam dengesi düzeyinin saptanması amaçlanmıştır. Veriler 2022 yılı Mayıs- Temmuz aylarında yüz yüze anket uygulaması ile toplanmış, 339 minibüs şoföründen 280 çalışmaya katılmıştır (%82,6). Çalışma grubunun tamamı erkek, yaşlarının ortalaması 45,92 yıldır, %40,9'u 20 yıldan fazla süredir minibüs şoförü olarak çalışmaktadır. %34,3'ü sosyal güvencesi olmadan çalıştığını, %38,9'u minibüs şoförü olarak çalışmaya başladıktan sonra genel sağlık durumunun kötüleştiğini belirtmiştir. %54,3'ü günde 14 saatten fazla çalışmakta, %65,0'ı gece çalışması yapmaktadır. %46,6'sı minibüs şoförü olarak çalışırken şiddete maruz kaldığını belirtmiştir. Şiddete maruz kalan katılımcılar arasında en sık maruz kalınan şiddet türünün sözel şiddet olduğu, yapılan regresyon modeline göre minibüs şoförü olarak çalışma süresi arttıkça 1,031 kat (GA: 1,004-1,059), gece çalışması yapanlar diğerlerine göre 1,97 kat (GA: 1,144-3,422), yolcularla iletişim sorunları yaşayanlar diğerlerine göre 4,26 kat (GA: 1,047-17,347) daha sık şiddete maruz kalmaktadırlar. Aile gelirinin yetersiz ve iş yükünün yoğun olduğunu belirten, öğünlerini atlayan veya zamanında yiyemeyen, yoğun trafik, trafik kurallarına uymayan sürücüler, gürültü, motor titreşimi, egzoz gazına maruz kalma, sürekli aynı pozisyonda oturarak çalışma nedeniyle sorun yaşayan, yorgunluk veya bitkinlik nedeniyle araç kullanmakta zorluk yaşayan, sosyal güvencesi olmayan, gece çalışması yapan, uyku sorunu yaşayan, yakın çevresine yeteri kadar vakit ayıramayan katılımcıların iş-yaşam dengesi ölçek toplam puanının daha düşük olduğu saptanmıştır. Minibüs şoförlerinin uygun çalışma koşullarında çalışması için sorunlar ayrıntılı tespit edilmeli, sağlıklı yaşam uygulamaları teşvik edilmeli, minibüs şoförlerinin ihtiyaç ve talepleri göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar Sözcükler: Minibüs şoförü, İş Sağlığı ve Güvenliği, Çalışma Koşulları, İş-yaşam dengesi

KırıkkaleSürücülerÇalışma koşulları+3
Deren Özyürek Ucael
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı sosyo-ekonomik gruplarda fiziksel ve fizyolojik streslerin vücut oranlarına etkisi

Büyüme sırasında sahip olunan sosyo-ekonomik koşullar insan vücudunun şekillenmesinde etkilidir. Yapılan çalışmalarda avantajlı grupların her zaman daha büyük boyutlara, dezavantajlı grupların ise daha küçük boyutlara sahip olduğu belirlenmiştir. Ancak farklı stresler karşısında vücut oranlarının, üyelerinin ve üyelerin alt bölümlerinin nasıl farklılık gösterdiği, bunun nihai boyutlara nasıl yansıdığı tam olarak bilinmemektedir. Aynı zamanda bu streslerin vücudun simetrisini nasıl etkilediği de yeterince tartışılmamıştır.Bu çalışmanın amacı çocuklukta farklı fizyolojik ve fiziksel baskılar altında büyüyen bireylerin vücut boyut, oran ve simetrik yapısının nasıl farklılaştığını belirlemektedir. Bu amaçla Samsun'da yaşayan 20-45 yaş arası kadın ve erkek 623 kişi üzerinde antropometrik saha araştırması yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi üst sosyo-ekonomik vr alt sosyo-ekonomik olmak üzere iki ana gruba, alt sosyo-ekonomik grup ise hafif ve ağır çalışan olmak üzere iki alt gruba ayrılmıştır. Saptanan sonuçlara göre insan vücudunda sosyo-ekonomik faktörlerin etkileri belirgindir. Bu istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05).Üst sosyo-ekonomik grup antropometrik boyut, oran ve asimetri bulgularıyla alt sosyo-ekonomik her iki gruptan anlamlı derece farklıdır. Vücudun kısım ve oranlarında alt üyeler, üst üyelere göre daha fazla dış faktörlerden etkilenmiştir. Oransal olarak üst sosyo-ekonomik grup daha uzun bacaklarla, alt sosyo-ekonomik grup daha uzun kollara sahiptir. Alt sosyo-ekonomik ağır çalışan grubun kolları ise oransal olarak daha uzundur. Üyelerde gözlenen bu fark, üyelerin distal alt bölümlerindeki farklılıktan kaynaklamaktadır. Uzunluk ölçülerinin aksine genişlik ölçüler alt sosyo-ekonomik grupta daha yüksek değerdedir. Oransal olarak da omuz genişliği, ağır çalışan grupta daha geniştir. Vücudun simetrik yapısı üst sosyo-ekonomik grupta sapma göstermezken, alt sosyo-ekonomik grupta üst üye uzunluk ve genişliklerinde asimetrik sapma düzeyi yüksektir. Bu bulgular cinsiyetler arasında değişmekte ve erkeklerin dış etkenlerden daha fazla etkilendiği görülmektedir.Sonuç olarak büyüme sırasında beslenme, sağlık, hastalık vb. fizyolojik streslerin yanında fiziksel baskıların da büyüme örüntülerini önemli ölçüde etkilediği gözlenmiştir. Böylece fiziksel baskıların da büyümeyi sekteye uğrattığı, bunun yetişkinlik döneminde de gözlemlenir olduğu tespit edilmiştir.

AntropometriBüyümeGelişme+6
Gamze Sönmez
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri hekimleri derneği üyelerinin çalışma koşulları ve iş stresi düzeyi

İş Yeri Hekimleri Derneği üyelerinin bazı sosyo-demografik özelliklerinin, çalışma koşullarının, iş stresi ve iş güvencesizliği düzeylerinin saptanması amaçlanmıştır. Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın verileri elektronik anket yöntemi ile Eylül-Kasım 2017 tarihleri arasında toplanmıştır. Dernek üyesi 445 hekimden 92 si (%20,6) araştırma grubunu oluşturmuştur. İsveç İş Yükü-Kontrol-Destek Ölçeği ile İş Güvencesizliği Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 paket istatistik programı ile yapılmıştır. Araştırma grubunun %72,8'i erkektir, yaş ortalaması 49,03±8,66 yıl, 24,4±0,853 yıl önce tıp fakültesinden mezun olmuşlardır, 12,05±0,84 yıldır iş yeri hekimliği yapmaktadırlar, günde ortalama 7,15±2,43 saat çalışmaktadırlar, %36,9'u OSGB bünyesinde çalışmaktadır, %62,6 'sı aldıkları ücreti yeterli bulmamaktadır. Çoğunluğu (%71,4), iş yeri hekimliği sertifika eğitiminin, sahada çalışırken ihtiyaç duyulan bilgi ve becerileri edindirme yönünden yeterli olmadığını belirtmiştir. İş yeri hekimliği nedeni ile maruz kaldukları etkenler arasında ilk üç sırada psikososyal etkenler (%18,4), gürültü (%16,2), toz (%13,4) bulunmaktadır, %10,'3 ü iş kazası geçirdiğini belirtmiştir. Sadece %14,9'u görevlerini yerine getirmede, %16,1'i yetkilerini kullanmada ve sorumluluklarını yerine getirmede güçlük/sorun yaşamadığını belirtmiştir. İsveç İş Yükü Kontrol Destek Ölçeği puan ortalamaları ve ortanca değerleri, iş yükü (2,62±0,53, 2,69), iş kontrolü (3,06±0,42, 3,08), beceri kullanımı (2,88±0,52, 2,94); sosyal destek (3,03±0,72, 3,09), iş stresi (2,92±0,56, 3,04) olarak saptanmıştır. Toplam iş stresi puanı ortalamaları, 1990 ve daha öncesi mezun olanlarda (p=0,011), 2000 önce işyeri hekimliği yapmaya başlayanlarda (p=0,018), yıllık iznini tamamını kullananlarda (p=0,033), son bir yıl içinde sağlık nedenli işe devamsızlık yapmayan katılımcılarda (p=0,016), iş güvenliği uzmanı ile uyumlu çalışan katılımcılarda (p=0,000) diğerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksektir. İş güvencesizliği algısı ölçeği puanlarının ortanca değeri; niceliksel 2,28, niteliksel 2,38, toplam 2,33 dür. Toplam iş güvencesizliği değerlerinde, araştırmada kullanılan tanımlayan değişkenlerin hiç biri ile istatistiksel düzeyde anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Araştırma grubunu sadece İşyeri Hekimliği Üyelerinin oluşturması, katılım düzeyinin düşük olması araştırmanın en önemli sınırlılıklarıdır, sonuçlar genellenemez. İş yeri hekimlerinin ücret konuları da dahil olmak üzere özlük haklarını düzenleyecek ve koruyacak standart sözleşmelerin oluşturulması, ekip çalışması ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, psikososyal etkenler gibi çalışma koşullarının düzenlenmesi amacı ile çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmalar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve ilgili meslek kuruluşları ile birlikte sürdürülmelidir.

Dernek üyeliğiDerneklerDoktorlar+4
Necla Barkın
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma ortamı koşullarının işçi sağlığı ve güvenliğine etkisi

Bu araştırmanın amacı, çalışma ortamı koşullarının iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlıklarına olan etkilerinin araştırılmasıdır. Araştırmada çalışma koşulları ile çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlıkları arasındaki ilişkiyi araştırmak için tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul İl'inde çalışan tekstil işçileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 410 işçi oluşturmaktadır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", "Çalışma ortamı Ölçeği" ve "Fiziksel ve Psikolojik Sağlık Belirtileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çalışma ortamı koşullarının düzeyleri belirlenmiştir. Çalışanların çalışma ortamından kaynaklanan etkilerin fiziksel ve psikolojik ruhsal sağlık belirtilerinin düzeyi ise ortalamanın altı olarak saptanmıştır. Araştırma sonunda çalışanların çalışma koşulları ile fiziksel ve psikolojik sağlık belirtileri arasında pozitif yönde orta ve kuvvetli düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Çalışma koşullarından sıcaklık, nem ve gürültüye maruz kalmak, zararlı maddeler ile ilişki, fiziksel çaba ve monotonlaşma tekstil çalışanlarının fiziksel sağlık belirtilerini %66,7 etkilerken, psikolojik sağlık belirtileri ise nem ve gürültüye maruz kalmak ve fiziksel çaba, görevin karmaşıklığı ve ergonomik olmayan koşullar tarafından %66,0 düzeyinde etkilenmektedir. Çalışanların cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durum, çalışma yılı, işletmede çalışma yılı, kaza geçirme ve kaza tehlikesi geçirme durumları ile çalışma ortamı koşulları, fiziksel ve psikolojik sağlık belirtilerinde farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlara uygun olarak önerilere de yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve güvenliği, İşçi Sağlığı, Çalışma Ortamı

Çalışma koşullarıÇalışma ortamlarıİş güvenliği+2
Yağmur Altınarık
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sivil havacılık sektöründe istihdam edilen uçuş ekibinin çalışma koşullarına ve haklarına yönelik bir araştırma

Havacılık sektörü yüksek rekabet ortamının mevcut olduğu bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır. Sektörde başarıyı yakalamak için entelektüel sermaye olarak da nitelendirebileceğimiz insan faktörüne önem verilmesi gerekmektedir. İnsan faktörü, yani işletmeler için işgörenler, havacılık sektöründe uçuş operasyonu sürecinin her basamağında etkin rol oynamaktadır. Bu çalışmada, havacılık sektörüne emek veren kabin / kokpit personelinin çalışma koşulları, bağlı bulundukları sendikalar ve sözleşmelerden bahsedilmiş olup, sivil havacılık sektöründe istihdam edilen bu kişilerin haklarına yönelik bir araştırma yapılmıştır. Çalışmada derinlemesine mülakat tekniği uygulanmış olup, havacılık sektöründe aktif olarak görev alan 20 kişi ile görüşme yapılmıştır. Elde edilen bu veriler betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi kullanılarak yorumlanmıştır "İşgören" olarak nitelendirilen havacılık personelinin bağlı olduğu sözleşmeler, sendikalar ve işgörenlerin yan haklarına dair bilgiler ortaya konmuştur. Ayrıca sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan çalışanların hakları ile ilgili bir karşılaştırma yapılmıştır. Bu çalışma, havacılık sektöründe görev yapan 20 işgörenin verdiği yanıtlarla sınırlıdır.

Havacılık sektörüKabin hizmetleriKabin personeli+6
Burcu Yetişyiğit
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinde ameliyathanede çalışan hemşirelerin çalışma ortamı ve koşullarının psikolojik sağlamlıkları üzerine etkileri

Bu çalışma, ameliyathanede çalışan hemşirelerin çalışma ortamı ve koşullarının psikolojik sağlamlıkları üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı bir araştırma olarak yapılmıştır. Çalışmanın verileri Kasım 2020 ve Haziran 2021 tarihleri aralığında, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde çalışan ameliyathane hemşirelerinden tam sayım yöntemiyle elde edildi (n=108). Araştırma verileri, hemşirelerin psikolojik sağlamlık düzeylerini etkilediği düşünülen hemşirelerin sosyo-demografik, çalışma ortamı ve koşullarını içeren literatür doğrultusunda hazırlanan sorulara ilişkin "Bilgi Formu" ve hemşirelerin psikolojik sağlamlık düzeylerini belirlemek için "Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde SPSS 15.0 for Windows programı kullanıldı. Bağımsız grupların sayısal değişkenlerinin karşılaştırmaları normal dağılım koşulu sağlandığında iki grupta Student t testi, ikiden fazla grupta OneWay ANOVA testi ile normal dağılım koşulu sağlanmadığında ise iki grupta Mann Whitney U testi, ikiden fazla grupta Kruskal Wallis testi ile yapıldı. İkiden fazla grupta alt grup analizlerinde nonparametrik testlerden Mann Whitney U testi kullanılarak, Bonferroni düzeltmesi ile yorumlandı. Örnekleme alınan 108 hemşirenin cinsiyet, yaş, aile tipi, medeni durum, eğitim durumu, meslekte çalışma yılı, ameliyathanede çalışma yılı, nedeni ve görevi, haftalık çalışma saati ve şekli, vakalar arasında dinlenme vaktinin olma durumu, ameliyathanedeki günlük vaka sayısı, çalışılan ortamda maruz kalınan riskler Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık ve alt ölçekleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırmamızdan elde edilen sonuçlara göre; cinsiyet (p=0,018; p<0.05), medeni durum (p=0,049; p<0.05), meslekte çalışma yılı (p=0,027, p=0,026; p<0.05), ameliyathanede çalışma nedeni (p=0,047; p<0.05) ile Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık arasında istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Çalışmamızda, CD-RISC-25 Ölçek ve Alt Ölçek Puan Ortalamalarının Katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ve çalışma koşulları ile ilişkisine bakıldığında; CD-RISC-25 ölçeği toplam puan ortalamasının meslekteki çalışma süresi ve ameliyathanede çalışma süresi ile pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edildi. Cerrahi dumana maruziyet ile azim ve kişisel yetkinlik, manevi eğilim, Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği puan ortalamaları arasında pozitif yönde, kemoterapi ilaçlarına maruziyet ile Negatif Olaylara Tolerans puan ortalamaları arasında negatif yönde, göze hasta salgısı sıçraması ile manevi eğilim puanı arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,008, p=0,003, p=0,013, p=0,014, p=0,013; p<0.05). Çalışmamızda ameliyathane hemşirelerinde psikolojik sağlamlık orta düzey (66,9±13,6) olarak bulunmuştur.

Ameliyathane hemşireliğiAmeliyathanelerHastaneler-üniversite+3
Duygu Güzelli
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İtfaiyecilerde mesleğe bağlı kas-iskelet sistemi hastalıklarının çalışma koşullarıyla olan ilişkisi

Bu çalışma itfaiyecilerde mesleğe bağlı kas-iskelet sistemi hastalıkları gelişim riskini belirlemek ve bu durumun çalışma ve iş koşullarıyla ilişkisini araştırmak amacıyla Ağustos 2021- Kasım 2021 tarihleri arasında İstanbul İtfaiye İstasyonları'nda çalışan çalışmaya katılmayı kabul eden 111 itfaiye çalışanı dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılacak olan sorgulama ölçekleri Google Form'a kaydedilip elektronik ortamda iletişim ağı Whatsaap ile katılımcılara ulaştırılmıştır. Çalışmaya katılan itfaiyecilerin demografik bilgileri alınmıştır. İtfaiyecilerin kas-iskelet sistemini değerlendirmek için Kas İskelet Sistemi Sağlık Sorgulaması (KİSS-SS) Ölçeği, iş ve çalışma koşullarını değerlendirmek için İtfaiyecilerin İş ve Çalışma Ortamı ile İlgili Anket Formu kullanılmıştır. Elden edilen veriler sonucu meslekte çalışma senesiyle, kas-iskelet sistemi hastalıkları arasında ilişki, istatiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). İtfaiyecilerde İş ve Çalışma Ortamı ile İlgili Anket Formu'nun ilk dört sorusu ile Kas-İskelet Sistemi Sağlık Sorgulaması (KİSS-SS) Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, itfaiyecilerde mesleğe bağlı kas-iskelet sistemi hastalıklarının iş koşullarıyla arasında bir ilişki yoktur ve mesleğe bağlı kas-iskelet sistemi hastalıklarının görülme sıklığı yoktur. İtfaiyecilerde meslekte çalışma süresi arttıkça mesleki kas-iskelet sistemi hastalıkları artmamaktadır. İtfaiyecilerin görev unvanına göre kas-iskelet sistemi en fazla etkilenen itfaiye erleridir. Anahtar Kelimeler: Kas İskelet Sistemi Hastalıkları, İtfaiyeciler, Çalışma Yılı, KİSS-SS, İtfaiyecilerde İş ve Çalışma Ortamı ile İlgili Anket Formu

AnketlerKas-iskelet ağrısıKas-iskelet hastalıkları+5
Halide Yasemin Seller
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İtfaiye çalışanlarının çalışma şartlarına yönelik risk değerlendirmesi ve güvenli çalışma önerileri

Günümüzde iş kazaları ve meslek hastalıklarının artmasıyla birlikte iş sağlığı ve güvenliğine verilen önemde artmaktadır. Her sektörde ve her çalışma alanında iş kazaları olabilmekte ve meslek hastalıkları oluşabilmektedir, bunun sonucu olarak risk değerlendirmesi işletmeler için mecburi hale gelmektedir. Ülkemizde uygulanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu içeriğinde de risk değerlendirmesinin her işletme için mutlak gerekliliği önemle belirtilmektedir. Bu çalışmamızda, itfaiyelerde iş sağlığı ve güvenliğinin önemine değinilerek, Türkiye'de itfaiye teşkilatlarının istasyonlarında ve itfai olaylar esnasında meydana gelebilecek kazalar, tehlikeli durumlar, riskler ve meslek hastalıkları iş sağlığı ve güvenliği açısından irdelenerek konuya yönelik alınan önlemler ve uygulamalar 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Uşak Tekstil Organize Sanayi Bölgesi İtfaiye Grup Amirliği'ndeki birimler ve müdahale sırasında gerçekleştirilen uygulamalar iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında incelenmiştir. Yapılan incelemeler ile beraber 5x5 matris metodunda risk değerlendirmesi hazırlanmıştır. Bu risk değerlendirmesinin sonucu olarak da daha güveli çalışma şartlarının oluşturulmasına yönelik öneriler sunulmuştur.

GüvenlikRisk analiziRisk değerlendirmesi+3
Yılmaz Karadaş
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bir üniversiteye bağlı üçüncü basamak hastanelerde çalışan tıpta uzmanlık öğrencilerinin ve hemşirelerin çalışma koşullarının, algılanan stres düzeyinin ve pandeminin; aile ve çocuklarıyla olan yaşamlarına yansımalarının değerlendirilmesi

Bu araştırma Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinde Temmuz-Eylül 2021 aylarında çalışmakta olan 101 hemşire ve 198 asistan hekimle yürütülmüştür. Bu çalışmada sağlık çalışanlarının pandemi sürecindeki çalışma koşulları, stres durumları ve aile yaşamlarına yansıması araştırılmıştır. Katılımcıların %66,2'si asistan hekim, %33,8'i hemşirelerden oluşmaktadır. Katılımcıların %66,2'si kadın, %33,8'i erkektir. Katılımcıların yaş ortalaması 32,2±6,8, ortanca değeri 30 olup yaş aralığı 24 ile 57 arasında değişmektedir. Hemşirelerin %60,4'ü ve tıpta uzmanlık öğrencilerinin %57,6'sı "08.00-17.00" mesai düzeninde çalışmaktadır; tıpta uzmanlık öğrencilerinin %11,6'sı nöbet ertesi gün mesai şeklinde çalışmakta, hemşirelerde böyle bir çalışma düzeni bulunmamaktadır (p<0,001). Katılımcıların %33,1'i kendisinin, %52,1'i birinci derece ve %26,1'i ikinci derece yakınlarının COVID-19 tanısı aldığını belirtmiştir. Tıpta uzmanlık öğrencilerinin %33,3'ü ve hemşirelerin %28,6'sı pandemi döneminde çocuklarına aşı yaptırmakta gecikme yaşadıklarını belirtmiştir (p>0,05). Tıpta uzmanlık öğrencilerinin Algılanan Stres Ölçeği'nden aldıkları puan ortalaması hemşirelerden yüksek bulunmuştur (p<0,001). Hemşirelerin COVID-19 Hanehalkı Çevre Ölçeği çatışma alt boyutundan aldıkları puan ortalaması Tıpta uzmanlık öğrencilerinden daha yüksek bulunmuştur (p=0,005). Katılımcılardan evli olanların Algılanan Stres Ölçeği'nden aldığı puan ortalaması 28,9±7,8 bekar katılımcılara göre daha düşük (30,8±7,7) bulunmuştur (p=0,03). Katılımcıların son 1 aylık çalışma düzenine göre Algılanan Stres Ölçeği'nden aldıkları puan ortalaması değerlendirildiğinde; en yüksek puan ortalamasına sahip grubun nöbet ertesi mesai (36 saat) şeklinde çalışanlar olduğu bulunmuştur (p=0,01). Katılımcılardan pandemi süresince çalıştıkları birimler ile Algılanan Stres Ölçeği'nden aldıkları puan ortalamaları karşılaştırıldığında; COVID-19 hastalarına hizmet veren yoğun bakım ünitesinde (p=0,002), diğer servis/ poliklinikler (p=0,02) ve yönetim (p=0,01) biriminde çalışanlar bu birimlerde çalışmayanlardan daha yüksek puan almıştır. Son 1 aydır nöbet ertesi mesai (36 saat) şeklinde çalışmak, mesai ile çalışmaya göre 1,688 kat yüksek stres düzeyi ile ilişkili bulunmuştur (p=0,04).COVID-19 hastalarına hizmet veren yoğun bakım ünitesinde çalışan kişilerin çalışmayanlara göre yüksek strese sahip olma durumları 1,748 kat bulunmuştur (p=0,03).Katılımcılardan çocuğu olanlarınCOVID-19 Hanehalkı Çevre Ölçeği Çatışma alt boyutundan aldıkları medyan puan, çocuğu olmayanlardan daha yüksektir ve aralarındaki fark istatistiksel olarak da anlamlıdır (p=0,002). Pandemide iş yükünde artış olduğunu düşünenler medyan puanı en yüksek gruptur. Gruplar arasındaki bu fark istatistiksel olarak da anlamlı bulunmuştur (p<0,001). Sağlık çalışanlarının pandemi sürecindeki çalışma koşulları stres düzeylerini etkileyen önemli bir faktördür. COVID-19 pandemisinden elde edilen deneyimlerle, gelecekte sağlık çalışanlarının stresini azaltmaya yönelik önlemler alınarak hastane pandemi planları oluşturulmalıdır.

Aile içi iletişimAile içi şiddetCOVID 19+7
Fahriye Has Akdağ
Hacettepe University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hastane öncesi acil sağlık hizmetleri çalışanlarının COVİD-19 pandemisi döneminde çalışma koşulları ile iş stresi düzeyleri

Hastane öncesi acil sağlık hizmetleri çalışanlarının COVID-19 pandemisi döneminde çalışma koşulları ile iş stresi düzeylerinin incelendiği tanımlayıcı tipteki bu çalışmanın verileri, Ekim-Kasım 2021 tarihlerinde çevrimiçi veri toplama yöntemiyle elde edilmiştir. Çalışmaya 372 katılımcı dahil edilmiş, çalışanlara ait sosyodemografik özellikler, çalışma koşulları, çalışma ortam koşulları literatür bilgileri çerçevesinde araştırmacı tarafından oluşturulan sorularla, iş stresi düzeyleri ise İsveç İş Yükü-İş Kontrolü-Sosyal Destek Ölçeği'nin Türkçe versiyonu ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların %53,5'i kadın, yaş ortalaması 32,57'dir. %71,0'ini acil tıp teknisyenleri oluşturmaktadır. Çalışma grubunun %76,1'i beş yıl ve üzerinde hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde görev yapmaktadır. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü acil sağlık hizmetleri istasyonunda çalışmaktadır. Pandemi döneminde günlük ortalama çalışma süresi yaklaşık yirmi saattir. Çalışanların %28,2'si herhangi bir meslek içi eğitim almadığını belirtmiş, %58,1'i pandemi öncesi dönemde ve pandemi döneminde en az bir kez şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir. En sık karşılaşılan şiddet türü sözel şiddet, en fazla şiddet uygulayanlar ise hasta/hasta yakınlarıdır. Hastane öncesi acil sağlık hizmetleri çalışanlarının, pandemi döneminde iş kazası/meslek hastalığına yakalanma endişesi, çalışma hayatı ve aile hayatına ilişkin sorumlulukları, vardiyalı-gece çalışma süreleri, günlük çıkılan vaka sayıları artmıştır. Yapılan ikili lojistik regresyon analizi modellerine göre çalışanlarda iş stresini, yetersiz sayıda ekip üyesi ile çalışmak 1,88 kat (GA: 1,09-3,27), yöneticilerle anlaşmazlık yaşamak 2,16 kat (GA: 1,17-3,99), hasta/temaslılarla iletişim sorunları yaşamak 2,39 kat (GA: 1,36-4,20), kalitesiz yemek sağlanması 1,86 kat (GA: 1,07-3,23) artırmaktadır. Türkiye'de hastane öncesi acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mevcut ve potansiyel sorunları ile ilgili daha fazla çalışma yapılmalı, gerçekleştirilecek idari ve mevzuat düzenlemelerinde ilgili kurum, kuruluş ve meslek örgütlerinin görüşleri alınmalıdır.

Acil tıpCOVID 19Pandemiler+5
Mehmet Şan
Hacettepe University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID pandemisinde odyologlar: Rehabilitasyon merkezi ve işitme cihazı merkezinde çalışma şartlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada 2019 yılı Aralık ayında başlayan ve ardından tüm dünyayı etkileyen COVID-19 küresel pandemi sürecinde Türkiye'deki rehabilitasyon merkezinde ve işitme cihazı merkezinde çalışan odyologların ve uzman odyologların çalışma şartlarındaki değişikliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma için İstanbul Gelişim Üniversitesi Etik Kurulu'ndan onay alınmıştır. Veri toplamak amacı ile bir anket formu oluşturulmuştur. Google anket online sistemi ile anket soruları yanıtlanmıştır. Çalışmaya katılım şartı işitme cihazı merkezinde veya rehabilitasyon merkezinde çalışan odyolog veya uzman odyolog olmaktır. Anket, özel sektörde (işitme cihazı merkezi ve rehabilitasyon merkezi) çalışmakta olan 252 Odyolog tarafından yanıtlanmıştır. Google formunu göndermek için tüm soruların cevaplanması zorun olduğundan eksik yanıtlar yoktur. Araştırmanın saha uygulamasında toplanan yanıtlar SPSS for Windows 24.00 programı kullanılarak analiz edilmiştir. 17 maddeden oluşan "COVID-19 Pandemisinde Odyologlar: Rehabilitasyon Merkezi ve İşitme Cihazı Merkezinde Çalışma Şartlarının Değerlendirilmesi" ölçeğinde total Cronbach's alpha değeri (0,841) bulunduğundan "yüksek güvenilirlik" düzeyindedir. Faktör analizi sonucu oluşan 4 ana alt boyuta ait puanların demografik özelliklere göre karşılaştırılmaları Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve bağımsız örneklem t testi ile incelenmiştir. Çalışamaya katılan odyologların büyük bir kısmı 1 yıl veya daha az çalışma tecrübesine sahip ve yine büyük oranda rehabilitasyon merkezinde çalışmaktadır. Pandemi dolayısıyla çalışma sırasında neredeyse tüm odyologlar kişisel korunma ekipmanları ve dezenfektan ürünleri kullanmıştır. Pandeminin olumsuz etkilerinden; 1 yıldan fazla çalışan grup, 1 yıl ve daha az süreyle çalışan gruba göre daha fazla etkilenmiştir. Yine bu süreçte işitme cihazı merkezinde çalışmakta olan odyologlar, rehabilitasyon merkezinde çalışmakta olan odyologlara göre daha yüksek olumsuz etkilenme görülmüştür. Pandemiye özel alınan önlemler doğrultusunda tüm grupların memnuniyetleri birbirlerine yakın bulunmuştur. Ancak olumsuz etkileri yaş grupları bazında incelendiğinde 24 ve 25 yaş grubunda diğer yaş gruplarına daha yüksek bulunmuştur. Okul sıralarında öğrendiğimiz teknik bilgilerin insanlara yarar hale dönüştüğü yer olan çalışma sahaları, pandemi ile tüm meslek grupları için zorlayıcı hale gelmiştir. Özellikle sağlık sektörü gibi hasta ile birebir ilgi gerektiren alanlarda enfeksiyon riski ile çalışmak hem psikolojik hem fizyolojik olarak yorucu olmuştur. Odyologlar ise bu riskli çalışma alanında diğer tüm sağlık çalışanları gibi yoğun ve hatta alanları dışında çalışmalar yapmışlardır. Küresel COVID-19 salgını tüm dünyada etkisini sürdürürken, sağlık çalışanlarının bilgi düzeylerinin artırılması kritik önem taşımaktadır. Sağlık çalışanlarının enfeksiyondan korunması, yeterli bilgi ve koruyucu ekipmanların varlığı ile sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Odyoloji, Odyolog, COVID-19, Pandemi Çalışma Şartları

COVID 19PandemilerRehabilitasyon merkezleri+3
Halime Kadim
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aile sağlığı merkezi çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği açısından psikososyal etkilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği kapsamında yaşadıkları psikososyal etkileri incelemek ve bu etkilerin sessiz istifa eğilimleri üzerindeki ilişkisini ortaya koymaktır. Nicel araştırma yöntemi benimsenen çalışmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul sınırlarında görev yapan toplam 221 aile sağlığı çalışanı (doktor, hemşire, ebe ve diğer sağlık personeli) oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından uyarlanan "Sağlık Çalışanları İçin Sessiz İstifa Ölçeği" ile "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Levene homojenlik testleri ve Pearson korelasyon analizleri uygulanmıştır. Bulgulara göre, sağlık çalışanlarının sessiz istifa düzeyleri genel olarak orta düzeyde bulunmuştur (𝑋̄ = 2.91). Alt boyutlar incelendiğinde, mobbing algısının (𝑋̄= 3.65) diğer boyutlara kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Cinsiyet değişkenine göre kadın çalışanların mobbing algılarının erkeklere oranla anlamlı biçimde daha yüksek olduğu (p < .05), meslek değişkenine göre ise ebeler ve hemşirelerin diğer çalışanlara kıyasla daha fazla mobbing algıladığı belirlenmiştir. Buna karşılık yaş, medeni durum, eğitim düzeyi ve kıdem yılı değişkenleri açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Korelasyon analizi sonuçları, mobbing algısı ile sessiz istifa eğilimi arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu (r = .648, p < .01), ayrıca kişisel düşünce alt boyutunun sessiz istifa davranışının en güçlü yordayıcısı olduğunu göstermektedir (r = .965, p < .01). Bu sonuçlar, sessiz istifa davranışının hem bireysel hem de örgütsel faktörlerle ilişkili çok boyutlu bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, aile sağlığı çalışanlarının sessiz istifa eğilimlerinin en önemli belirleyicilerinin bireysel düşünce süreçleri ve mobbing algısı olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulguları, sağlık kurumlarında psikososyal risklerin sistematik olarak izlenmesi, örgütsel iletişim kanallarının güçlendirilmesi ve kadın çalışanlara yönelik destekleyici politikaların geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.

Aile sağlığı merkeziBirinci basamak sağlık hizmetleriPsikososyal risk+3
Özgür Gençay
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Hekim ve hemşirelerin çalışma koşulları ile ilgili tercihlerinin kesikli seçim yöntemi ile incelenmesi

Sağlık hizmetlerinin etkin sunulabilmesi ve sağlık sistemlerinin amacına ulaşabilmesi için sağlık insan gücü kritik bir öneme sahiptir. Buna karşın sağlık insan gücünün adaletli bir şekilde dağılımı gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tüm ülkelerin ortak sorunudur. Bu nedenle politika yapıcılar sağlık insan gücünün kırsal ve kentsel bölgelerde adaletli dağıtımı için çeşitli yasal düzenlemeler, uygulamalar ve teşvik paketleri geliştirirler. Çalışmada hekim ve hemşirelerin çalışma koşullarına (bölge, ücret, kreş, lojman, kariyer fırsatı, altyapı, eğitim fırsatı ve iş yükü gibi) ilişkin tercihlerini belirlemek, bazı koşullara sahip olmak için maaşlarından ne kadar fedakârlık yapmaya istekli olduklarını ortaya koymak ve katılımcıların özelliklerine göre belirlenen teşvik paketlerini kabul etme olasılıklarını tahmin etmek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında gelişmişlik düzeyi açısından 1. bölgede yer alan bir il (Ankara) ile 6. bölgede yer alan bir ilde (Ağrı) benzer özelliklere sahip birer devlet hastanesi seçilmiş ve 126 hekim ve 218 hemşire ile görüşülmüştür. Katılımcıların tercihleri üzerinde çalışma koşullarının göreceli etkisini belirlemek için katılımcılara 1. bölge ve 6. bölge için 18 farklı çalışma koşulu senaryosu sunulmuş ve birini tercih etmeleri istenmiştir. Verilerin analizinde mixlogit yöntemi kullanılmış ve çalışma koşullarına yönelik tercihleri etkileyen en önemli özellikler sırasıyla hekimlerde bölge, ücret, eğitim fırsatı, altyapı, kreş, kariyer ve iş yükü iken hemşirelerde ücret, bölge, altyapı, iş yükü, eğitim fırsatı, lojman, kariyer fırsatı ve kreş olarak bulunmuştur. Özelliklerin katsayıları kullanılarak ödeme istekliliği ve belirli özelliklere sahip bir işi kabul etme olasılıkları hesaplanmıştır. Sonuç olarak hekim ve hemşirelerin belirli bir bölgedeki işi kabul etmelerinde farklı çalışma koşullarının farklı düzeylerde etkisinin olduğunu kesikli seçim yöntemine dayalı olarak ortaya koyan bu çalışmanın politika yapıcılar için kanıta dayalı bilgiler sunduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler; Sağlık İnsan gücü, Kesikli Seçim Yöntemi, Hekim ve Hemşire, Çalışma Koşulları, Bireysel Tercih, Sağlık Politikası, Ödeme İstekliliği

DoktorlarHemşirelerKesikli seçim modelleri+6
Elif İşlek
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri Sağlık Personeli Derneği üyelerinin çalışma koşullarının değerlendirilmesi

İş yeri hemşireleri iş sağlığı ve güvenliği ekibinin önemli üyesidir. Türkiye'de yönetmelik gereği hemşireler, sağlık memurları, acil tıp teknisyenleri ve çevre sağlığı teknisyenleri diğer sağlık personeli olarak çalışabilmektedir. Bu çalışma, İşyeri Sağlık Personeli Derneği üyelerinin çalışma koşullarını, sosyo-demografik özelliklerini, iş sağlığı ve güvenliği açısından yaşadıkları sorunları ve dernek üyelerinin iş sağlığının gelişmesine yönelik önerilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri 50 soruluk veri toplama formu ile elektronik ortamda toplanmıştır. Tanımlayıcı tipteki bu araştırmaya 500 dernek üyesinden 277'si (%55,4) katılmıştır. Katılımcıların %54,5'i kadın, %56,0'sı evli, %48,0'i çocuksuz, %44,1'i 20-29 yaş arasındadır. Araştırmaya en çok Ankara'dan katılım olmuştur (%17,0). 2010-2019 yılları arasında mezun olanlar araştırmacıların %59,9'unu oluşturmaktadır. Araştırmaya katılanların %49,5'i hemşire %40,1'i ortaöğretim mezunu, çalıştıkları birim %52,7 ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi, %55,2'si mesleğinde ilk 10 yıldadır. Araştırmanın sonucuna göre, iş yeri hemşirelerinin %39,1'inin çalıştıkları ortamda tedavi/muayene odası bulunmaktadır. %23,1'inin iş yerinde kullanabilecekleri kişisel koruyucu donanım bulunmamaktadır. Araştırmanın sonucunda iş yeri sağlık personelinin çalışma saatlerinin, maaşların, mevzuatın, çalışan haklarının ve güvencelerin geliştirilmesi gerektiği; çalışanların yeterli sağlık ekipmanı, kişisel koruyucu donanım, uygun çalışma ortamına sahip olmadığı belirlenmiştir. Bu araştırma sonucunda iş yeri hemşirelerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, diğer sağlık personeli isminin değiştirilmesi ve mevzuatın değiştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İş yeri hemşiresi, iş yeri sağlık personeli, iş sağlığı ve güvenliği, çalışma koşulları, iş güvencesi

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+6
Seyide Oruç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of organization culture and working conditions on job satisfaction and turnover rate in shipyards

According to recent studies, this high turnover rate has a devastating effect on workplace efficiency. In addition, the company will struggle to develop its corporate culture without its former trained and experienced employees. Thus, their existence in the market will become troubled. This institution becomes more vital especially in sector with challenging working conditions such as shipyards and where the cost of employee loss is high. However, according to literature "Working Conditions", "Intention to quitting job", "Organization Culture" and "Job Satisfaction" seem to be among the issues that institutions frequently have skipped in the last decades. Consequently, there has been a lack of research into how different forms of work motivation affect worker profiles in the shipbuilding industry. The goal of this research is to learn more about how shipyards' organizational culture and working conditions contribute to dissatisfaction among workers and the problem of excessive turnover. This study also aimed to identify the primary type of work motivation and explore relationships between types of job satisfaction and worker profile in shipyard workers. The research was conducted in shipyards located in two main shipyard industrial zones. Within the scope of the research, survey data were collected from 402 people by interview method. The hypotheses created were analysed with the Jamovi program. Among the most notable discoveries are the gender differences in job satisfaction and the predominance of a clan culture in the workplace at a Turkish shipyard.

ShipyardsWorking conditionsOrganizational culture+5
Selami Yılmaztürk
Piri Reis University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da ev işinde çalışan Filipinli kadın işçilerin yaşam kalitesi ve iş koşullarının belirlenmesi

Amaç: İstanbul'da ev işlerinde çalışan Filipinli kadınların yaşam kalitesini ve çalışma yaşamına ilişkin sorunlarının yaşam kalitesine etkisini belirlemek. Gereç ve yöntem: Kesitsel bir araştırma planlanıp yürütülmüştür. Türkiye'de bulunan Filipinlilerin "Filipino Community Turkey" isimli örgütün kayıtlarına göre İstanbul'da Filipinli ev işlerinde çalışan kadınlar, yaklaşık 1200 civarındadır. İstanbul'da yaşayan 1200 Filipinli ev işlerinde çalışan kadın evren kabul edilerek, bilinmeyen prevalans (%50) ve desen etkisi 1, %5 hata payı ile minumum görüşülmesi gereken kişi sayısı EPI Info ile 292 olarak hesaplanmıştır. Bu kadınların izin günlerinde toplantılarında bir araya geldiklerinde yüz yüze görüşülerek 2 bölümden oluşan anket formu doldurulmuştur. Bağımlı değişken yaşam kalitesini belirlemek üzere SF36 yaşam kalitesi ölçeği kullanılmıştır. Bağımsız değişkenleri belirlemek (sosyodemografik özellikler, çalışma koşulları, istismar maruziyetini ve gelecek planları) için literatürden faydalanılarak 20 soruluk bir anket oluşturulmuştur. Filipinli kadınların yaşam kalitesi puanı ile demografik özellikleri ve çalışma koşulları ilişkisi t- testi ve ANOVA analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Kadınların SF36 alt ölçeklerden aldıkları puanlar; fiziksel sağlık; 60.19±27.65, fiziksel rol kısıtlılıkları: 54.71±38.00, ağrı: 68.85±20.54, genel sağlık:65.70±17.00, canlılık:56.11±15.36, sosyal fonksiyonlar: 62.24±17.97, emosyonel rol kısıtlama: 57.76±40.94, mental sağlığı:58.60±20.50, canlılık: 56.11±15.36 olarak hesaplanmıştır. Yaş grubu, eğitim durumu, medeni hal, çalışma süresi, ev işçisi olarak çalışma sebebi gibi değişkenler fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, duygusal sorunlara bağlı rol kısıtlılığı, ruh sağlığı ve genel sağlık durumu gibi SF-36 alt ölçek puanlarını etkilediği anlaşılmıştır. Çalışma koşulları ve işlerinin doğası, verilen işin miktarı, işverenle yaşamak, özel oda, maaş miktarı fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, ruh sağlığı, genel sağlık durumu ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir. Beslenme, sağlık sigortası, giyim, eğitim ve kişisel hijyen malzemeleri gibi ihtiyaçların karşılanmaması fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, duygu durumu ve ruh sağlığı, fiziksel durum ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir. Uzun çalışma saatleri, tatil yapamama, iş kontratlarının sözlü yapılması ve işverenlerin tutumu duygusal sorunlar bağlı rol kısıtlılığı, ruh sağlığı ve ağrı durumu alanlarında farklılıklara sebep olmaktadır. Maaş kısıtlanması, hastayken çalıştırılma ve maaşın geç ödenmesi gibi ekonomik sömürülere uğrama ve yaşanan sömürüleri paylaşmama hali fiziksel rol kısıtlılığı, ruh sağlığı, beden sağlığı ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir Sonuç: İstanbul'da yaşayan Filipinli ev işçisi kadınların yaşam kalitesini, sosyodemografik özelliklerinin ve çalışma koşullarının, istismar maruziyetlerinin yaşam kalitelerini etkilediği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Filipinli Kadinlar, İstanbul, SF-26, Yaşam Kalitesi, Ev İşinde Çalişan Kadın, SF36.

Kadın işçilerKadınlarSF-36 Sağlık Taraması+6
Datu Abdulshattar Iı Zaılon
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The organization of white-collars in Istanbul: Intimacy, labor and politics

This thesis aims to analyze the recent mobilization of white-collars in Istanbul after the 2008 economic crisis, by placing it within the context of the institutionalization of a precarious labor regime for lower level managerial workers. Following the organization of white-collars around Plaza Eylem Platformu (Plaza Action Platform), I analyze the production of knowledge about corporations by and among lower level managers; together with the managerial tools and mechanisms, which attempt to count, accumulate and/or manage affective economy of laboring in corporations. By depicting the managerial control mechanisms in corporations and their interventions in the affective states of workers, I argue that the managerial mechanisms (Human Resources Management apparatus in particular) displacing the control in corporations onto the social relations at work, attempt to capture affective investments of workers in their labor through penetrating the intimate relation they establish with their work. Finally, I analyze the formation of white-collars' political subjectivity in the meetings and workshops of the platform which are taken to be a new channel in the affective economy of laboring where workers publicize the hidden working conditions, share their intimate relations to laboring mediated by the human resources techniques and construct a new 'intimate' space among workers against the management.

White collarEmetional laborLabour+7
Mehmet Fatih Tatari
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Exclusive free labor: Voluntary unpaid internships of white collar candidates

This thesis examines voluntary unpaid internship system, and the profile and the motivations of those who participate in this form of internship in Turkey. For this purpose, interviews were conducted with totally 30 students and new graduates from three universities (Boğaziçi, Bilkent and Marmara Universities) who do at least one voluntary unpaid internship. These interviews are very significant for this research because of the inadequate voluntary internship research in academic literature. This inadequacy stems from both the lack of academic resources about unpaid internships resulted from being a recent debate and the lack of internship categorization.The need of doing an internship which results especially from the harsh competition among peers, the desire of expanding choices and having a strong network increases the number of interns all over the world that also make internship types vary. It is a fact that not every student has a formal internship (academic or optional) at school. At this point, internship categorization is important to differentiate academic, optional and voluntary internships, and paid and unpaid forms of internships from each other. This thesis categorizes internships and presents "voluntary unpaid internship" as the most vulnerable internship form. Then, it analyzes voluntary unpaid internships by drawing on the analysis of the precariat of Guy Standing and the forms of capital of Pierre Bourdieu. In doing so, it claims that even though voluntary unpaid interns require higher level of the forms of capital in order to construct the intern identity, the need of doing internship usually results in white collar candidates' free labor in precarious working conditions. In other words, despite of their powerful cultural, economic and social support, voluntary unpaid interns are still a part of the process of precarization.

White collarVoluntary contributionVoluntary workers+4
Melis Soyumgürbüz
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ve motivasyonları ile finansal durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Mersin Üniversitesi Hastanesi örneği

Sağlık hizmet sunumunun temel bileşeni olan sağlık çalışanları, insan sağlığının korunmasında ve vatandaşların refahının artmasında önemli rol oynamaktadır. Sağlık sistemlerinin etkin bir şekilde işlemesi sağlık çalışanlarının uygun çalışma koşullarında yüksek motivasyonla çalışmasına bağlıdır. Bireylerin davranışları üzerinde etkisi olan çalışma unsurlarının tamamını ifade eden çalışma ortamlarında yüksek motivasyon ve verimliliğin sağlanması için uygun koşulların oluşturulması gerekmektedir. Çünkü sağlık sisteminin bel kemiğini oluşturan sağlık çalışanlarının motivasyonları ve davranışları sağlık sisteminin performansını etkileyebilmektedir. Bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ve motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesinde finansal durumlarının etkisinin irdelenmesidir. Araştırmanın evrenini Mersin Üniversite Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Araştırma 313 sağlık çalışanından elde edilen verilerle değerlendirilmiştir. Veriler 20 Aralık 2022 – 28 Şubat 2023 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Çalışma Koşulları Ölçeği", "Motivasyon Ölçeği" ve "Finansal İyilik Hali Ölçeği" olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Araştırmada istatistiki olarak; Student t testi, Korelasyon analizi ve Anova analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ölçeği ve finansal iyilik hali arasında negatif yönlü zayıf anlamlı bir ilişki olduğu, motivasyon ölçeği ve finansal iyilik hali arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonuçlarına ulaşılmaktadır.

Finansal durumFinansal iyi oluşMotivasyon+4
Ayşe Koramşa
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Çalışma hayatının girdabı: 2000'lerde İstanbul'da beyaz yakalıların şirket deneyimleri

Türkiye'de, 1980'lerde toplumsal hayat yeniden şekillenirken, çalışma hayatı ve kültürü de değişim geçirmiş, hizmet sektörünün iş kolları genişlemiş ve "piyasa kuşağı" olarak nitelendirilen yüksek ücretlerle çalışan, yaşam tarzı ile gündem olan bir kuşağın yükselişine sahne olmuştur. 1990'lara çalışma hayatındaki bu değişimler damgasını vurmuş, üniversite mezunu bir gencin büyük bir şirkette çalışmaya başlaması demek "kariyer yapmak" ifadesi ile özdeşleşmiştir. Ancak ardından gelen ekonomik krizler (2001, 2008) sonucunda şirketlerin yeniden yapılanması, toplu işten çıkarılmalar, ücretlerin düşmesi, fazla mesai, artan rekabet, çalışma performansı, çalışma hayatının koşullarını dönüştürmüştür. Bu dönüşüm hizmet sektöründeki beyaz yakalıların çalışma koşullarını, güvencesizliklerini kamuoyunda dillendirmelerine neden olurken, 2008'den itibaren beyaz yakalı iş kolları grev, direniş ve örgütlenme konuları ile gündeme gelir. Bu durum 1980 ve 1990'larda emekçilerin "prestijli" kesimi olarak addedilen beyaz yakalı iş kollarında çalışanlara dair üretilen imajın değişmesine neden olur. Emek çalışmalarında "geleneksel" işçi sınıfı dışında değerlendirilen beyaz yakalıların bu sefer örgütlenme deneyimleriyle beyaz yakalıların "işçileşme" deneyimleri tartışmaya açılır. "Prekarya", güvencesizleşme, bu sürecin gözde kavramlarından biri olarak gündemde yerini alır. Bu çalışmanın odağında ise 2000'lerde, ilk kurumsal şirket deneyimini yaşayan beyaz yakalılar bulunur. Çalışmanın saha araştırması 2012-2015 yılları arasında İstanbul'da büyük finans şirketlerinde istihdam edilenlerle niteliksel derinlemesine görüşmelere dayanmaktadır. Bu anlatılar, organizasyonel yapılarıyla şirketlerin nasıl çalıştığını, politika ve stratejilerini, şirketlerin ne türden paradokslar ürettiklerini, aynı zamanda hem hiyerarşik hem de esnek olmak üzere ikili forma sahip olan şirketlerin yarattığı kaotik ortamı göstermektedir. Şirketlerin çalışma rejimine tabi olan beyaz yakalılar farklı eğilimler sergilemekte, bazı beyaz yakalılar şirketler dünyasına uyum sağlayabilmekte ve bağlılık gösterebilmekte, bazıları da bu dünyaya uyum sağlayamamakta ve şirket hayatından bezmektedir. Çalışmanın amacı, beyaz yakalıların düşünce, duygu, eylem ve anlam dünyalarına yaklaşarak, 2000'li yıllarda neoliberal şirkette çalışan beyaz yakalı emek gücünün çalışma koşullarını ve çalışma kültürünü irdelemektir.

Beyaz yakalıDeneyimGüvencesizlik+6
Ayşe Berna Uçarol
Mimar Sinan Fine Arts University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okullarda iş güvenliği iklimi (Rize ili Ardeşen örneği)

Bu çalışmada Rize ili Ardeşen ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okullarda çalışan öğretmenlerin Güvenlik iklimi algı düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kesitsel, tanımlayıcı tipte yapılan çalışmanın evrenini Ardeşen Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmada bir örneklem alınmamış olup, evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiştir. Çalışmanın yapıldığı tarihlerde çalışan 500 Öğretmenden 406 kişiye (Katılım oranı:%81,2) ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile toplanmıştır. Anket formu; sosyo-demografik veri formu, öğretmenlerin çalışma koşullarına ilişkin sorular ve Güvenlik iklimi ölçeği bulunmaktadır. Elde edilen verilerin çözümlenmesin frekans, aritmetik ortalama, standart sapma ve yüzde gibi betimsel istatistiklerden yararlanıldı. Öğretmenlerin çalışma koşulları ve sosyo demografik bilgilerinin güvenlik iklimi algı düzeyi üzerine etkisinin değerlendirilmesinde normal dağılım sağlandığı durumlarda t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanıldı. Normal dağılım sağlanmadığı durumlarda ise nonparametrik testlerde kruskal Wallis ve Mun vitney U testleri kullanıldı. Sayısal değişkenler ile güvenlik iklimi ölçeği puanın ilişki analizinde spearman korelasyon analizi kullanıldı. Çalışmaya katılan öğretmenlerden erkek olanların kadınlara göre güvenlik iklimi algı düzeyi anlamlı düzeyde daha yüksek çıkarken (P<0,05), diğer sosyo demografik değişkenler ile güvenlik iklimi arasında herhangi bir ilişki görülmemiştir. Öğretmenlerden idareci olanlar ve lisede çalışan öğretmenlerin güvenlik iklimi algı düzeyleri diğer öğretmenlere göre daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Öğretmenlerde İSG eğitimi almış olmaları daha yüksek güvenlik iklimi algı düzeylerine sahip olmalarına katkı sunan en önemli unsur olarak öne çıkmaktadır. Bunun yanında, yaptıkları işten memnun olan öğretmenlerin daha yüksek güvenlik algı düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin iş memnuniyeti ve çalışma koşulları güvenlik iklimini olumsuz etkileyen temel faktörlerdir. Güvenlik iklimi, Öğretmen, çalışma koşulları, Ölçek

Güvenlik iklimiOkullarRize-Ardeşen+6
Tülay Demir
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Fiziksel çalışma koşulları ve iş-aile çatışmasının işten ayrılma niyetiyle ilişkisinde algılanan örgütsel desteğin düzenleyici rolü-kabin ekipleri üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı kabin ekiplerinin fiziksel çalışma koşulları ve iş- aile çatışmasının isten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde algılanan örgütsel desteğin düzenleyici rolünün incelenmesidir. Bu bağlamda Türkiye'de faaliyet gösteren havayolu şirketlerinde kabin memuru, kabin amiri ve purser olarak görev alan 404 çalışana anket uygulanmıştır. Toplanan veriler AMOS 26.0 ve SPSS 28.0 istatistiki programlar kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçeklerde bulunan ifadelere geçerlilik ve faktör analizi yapılmıştır. Ölçekler ve alt boyutlarının güvenirliliğini tespit etmek için Cronbach-Alfa katsayısı analiz edilmiştir. Normal dağılan verilerin karşılaştırmalarında iki değişken için T-testi, ikiden fazla değişken için ANOVA testi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediği durumlarda ise ikiden fazla değişken için non-parametrik testlerden Kruskal Wallis testi, iki değişken için Mann Whitney testi kullanılmıştır. Araştırmada çoklu regresyon analizi kullanılarak bağımlı değişken üzerinde etkili olan değişkenlerin neler olduğunu ve ne derecede etkili olduğunu açıklanmıştır. Düzenleyici değişkenin etkisini incelemek için hipotezler Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) aracılığıyla test edilmiştir. Araştırmada iş-aile çatışması, aile-iş çatışması ve işten ayrılma niyetinin demografik değişkenlere (yaş, cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu, aylık gelir, eşin çalışma durumu, çocuk sayısı, ev işleri, çocuk/yaşlı/engelli bakımında destek alıyor olma) göre farklılık durumları tespit edilmeye çalışılmıştır. İş aile çatışmasının medeni hal ve eğitim durumuna, aile iş çatışmasının medeni hal, eğitim durumu ve çocuk sayısına ve işten ayrılma niyetinin medeni hal ve aylık gelire göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Kabin ekiplerinin yaşadığı iş-aile ve aile-iş çatışmalarının işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı etkisi olduğu ve fiziksel çalışma koşullarının işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı etkisi olmadığı saptanmıştır. Bu ilişkilerde algılanan örgütsel desteğin düzenleyici rolünün olmadığı tespit edilmiştir.

Algılanan örgütsel destekKabin personeliÇalışma koşulları+4
Aybike Zorlu
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00

Related subjects