Bankacılık sistemi
Bu konu başlığı altında 95 tez
Filistin'de faaliyet gösteren yerel ve yabancı bankalardaki kredi riskinin karşılaştırmalı bir çalışması
Filistin'deki bankacılık sistemi, ekonominin gelişmesinde hayati bir rol oynamaktadır. Filistin Para Politikası Kurumu (PMA)'nun 1994 yılında kurulmasından bu yana bankaların sayısı düzenli bir şekilde artmış ve 2013'ün sonlarında 232 şube ve ofisi olan 17 bankaya ulaşmıştır. Filistin'de faaliyet gösteren 7 yerel banka (Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde faaliyet gösteren yerel bankalardan sadece 2'si İslami bankadır) ve 10 yabancı banka bulunmaktadır. Yabancı bankaların arasında 8 Ürdün, bir Mısır ve HSBC'nin sahip olduğu bir banka bulunmaktadır. Filistin'deki son eğilimler destek akışlarla faaliyetini sağlamanın yanında gelişmeyi kolaylaştırmakta ve ekonomik faaliyetlerin canlanması tarafından desteklenmektedir. PMA şimdi kararlı bir şekilde iyi işleyen bir bankacılık sistemi devreye sokmaktadır. Filistin'deki bankacılık faaliyeti toplam değer açısından artış göstermiştir. 2010 yılında 6,8 milyar ABD doları tutarındaki müşteri mevduatı 2013 yılında yaklaşık 8,1 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Toplam aktifler 2010 yılında 8,5 milyon ABD dolarından 2013 yılında 10,6 milyar dolara yükselmiştir. Doğrudan kredi olanaklarındaki büyüme 2010 yılında 2,7 milyar ABD dolarından 2013 yılında 4,3 milyar ABD dolara yükselmiştir. Toplam öz kaynaklar ise 2010 yılında 8,3 milyar ABD dolarından 2013 yılında 10,6 milyar dolara yükselmiştir. Bu çalışma, Filistin'deki yerel ve islami bankalar ile yabancı bankalar arasındaki kredi riskini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada, yabancı bankaların yerel bankalardan daha düşük kredi riski taşıdığı uygulamalı olarak ortaya konmaktadır. Kredi riski, 2007'den 2013'e kadar olan temerrüde uzaklık (DD) ile temerrüde düşme olasılığını (DP) ölçmek için kullanılan ve Black ve Scholes opsiyon fiyatlandırma formülüne dayanan Merton modelini kullanarak 8 yabancı ve 7 yerel (bunlardan 2'si İslami bankadır) banka için hesaplanmaktadır. Yerel ve islami bankaların temerrüde uzaklık ortalaması (4,77) iken, yabancı bankaların ortalaması (7,26) ile daha yüksektir. Yerel ve islami bankaların temerrüde düşme olasılık ortalaması (2.86E-04) iken, yabancı bankaların ortalaması (3.43E-06) ile daha düşük, yerel bankalardan daha yüksek olmakta; bu da daha yüksek kredi riski olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma, temerrüde düşme olasılığını temerrüde uzaklıktan elde etmek için kümülatif lojistik olasılık dağılımlarını kullanmaktadır. Kümülatif olasılıklar bir alt sınıra kadar kullanıldıklarında sonuçlar daha tatmin edici olmaktadır: 2007-2013 lojistik dağılımı kapsamında temerrüde düşme olasılığı dağılımının daha geniş uçları bulunmaktadır. Örneklem seviyesinde, temerrüde düşme olasılığı, (4.23E-03) olan yabancı bankalarla karşılaştırıldığında, yerel ve islami bankalar için (1.67E-02) seviyesinde ve halen yüksek olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kredi Riski, Filistin Bankacılık Sistemi, Temerrüde Düşme Olasılığı, Yabancı Bankalar, Yerel Bankalar
Adoption of mobile banking applications: A study on young people
The main objective of this study is to explore factors which influence Intention of young people to adopt Mobile Banking Applications. Primary data were collected from Turkey (217 participants) through questionnaires grounded on Technology Acceptance Model (TAM) together with Trust (T). Through factor analysis and structural equation modeling (SEM), the findings revealed that the Perceived Usefulness has positive influence on Intention to adopt mobile banking applications. Additionally, Trust also has positive influence on Intention to adopt mobile banking applications. Furthermore, Perceived Ease of Use not only has positive influence on the Perceived Usefulness, but also on Trust. Therefore, Perceived Ease of Use affects Intention to adopt mobile banking applications through these factors. Moreover, no statistically significant differences were found by ANOVA between males and females with respect to the factors investigated and Intention to adopt mobile banking applications. Keywords: Intention, Trust, Mobile Banking Apps, Technology Acceptance Model
İslami bankacılığa ilişkin algılar: Tanzanya'daki müslümanların ve gayri müslümlerin algılarının karşılaştırılması
This study investigated perceptions toward the introduction of Islamic banking in Tanzania, and measure the awareness of islamic banking products and services as well as the factors which influence citizens of Tanzania in choosing Islamic banking products and services in order to compare if there are any similarities and differences between Muslim and non-Muslim citizens. By using snow ball sampling techniques, a sample of 660 people has been surveyed, whereby 330 represented by Muslim and 330 by Non-Muslim. Chi-square test was used to explore if there is any significant difference between Muslims and non-Muslims perceptions toward islamic banking in Tanzania. With respect to the knowledge level about Islamic banking and perceptions towards Islamic banking it seems there is a significant difference between perception of Muslims and non-Muslims toward introduction of Islamic banking in Tanzania. It was found that nearly two thirds of Muslim respondents are aware of Islamic banking whereas only one third of non-Muslim citizens are aware of it. It seems that people learn about Islamic banking products and services mostly through friends or Islamic banks. Keywords: Islamic Banking, Perception, Awareness, Muslim, non-Muslim, chi-square test, Tanzania
Türkiye'de bankacılık türleri açısından kredi risk yönetiminin analizi
Finans sektöründe farklı alanlarda birden çok işlemi gerçekleştiren bankalar, yaptıkları işlemlerin fazlalıkları ve iş yükümlülükleri sebebiyle her zaman farklı risk gruplarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sebeple bankalar her zaman riskle iç içe ve bu risklere karşı mücadele etmek zorundadır. Bankaların önemli faaliyetleri arasında yer alan kredi işlemleri beraberinde kredi riskini getirmektedir. Kredi riski, firma ya da bi-reysel müşterilerin bankalardan aldıkları kredileri zamanında geri ödememesi, ödeye-memesi ve kredi sözleşmesinde yer alan hükümlere uymamalarından dolayı ortaya çık-maktadır. Kredi riskinin olmaması mümkün değildir. Bu sebeple kredi riskinin düzgün ve etkin yönetilmesi bankalar açısından oldukça önemlidir. Koşulların değişmesi rekabet ortamını da arttırmaktadır. Bu nedenle bankalar rekabet ortamına uyarak varlıklarını sürdürebilmek için kredi vermek durumundadırlar. Fakat verilen krediler iyi bir şekilde yönetilirse bankalara gelir sağlamaktadır. Bu çalışmada bankacılık sektöründen bahsedi-lerek, bankacılıkta kredi riski, risk türleri, kredi riskinin ölçümü ve yönetimi ele alınarak, Türkiye'de faaliyet gösteren özel ve kamu sermayeli bankaların 2007-2017 yılların arasında kredi riskini ortaya koyacak değişkenlerin belirlenmesi amaçlanarak, uygulanan analizler ile bankaların kredi riskine etki eden değişkenler saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmada Kamu Sermayeli Mevduat Bankaları olarak sınıflandırılan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.Ş. bankaları ile; Özel Sermayeli Mevduat Bankaları sınıflandırılan Akbank T.A.Ş, Anadolubank A.Ş., Fibabanka A.Ş., Şekerbank T.A.Ş., Turkish Bank A.Ş., Türk Eko-nomi Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. bankalarına ilişkin 2007 ve 2017 yılları arasına ait finansal verilere Türkiye Bankalar Birliği sayfa-sından ulaşılarak Logit ve Probit Regresyon Analizleri yapılmıştır. Türkiye' de 3 adet Kamu Sermayeli Mevduat bankası ve 9 adet Özel Sermayeli Mevduat Bankası yer al-masına rağmen Özel Sermayeli Bankalar grubunda yer alan Adabank A.Ş. ait verilerde süreklilik olmadığından çalışmaya dahil edilmemiştir. Takipteki Alacaklar ile Kredi ve Alacaklar hesapları için 2 Model kurgulanmış olup, Model 1 için Logit Marjinal Etki sonuçlarına göre, Toplam Mevduat/ Toplam Aktifler (X15), Toplam Gelirler/ Toplam Giderler (X41), Şube Başına Toplam Aktif (X52) değişkenlerinin pozitif yönde marjinal etkiye sahip olduğu Faiz Gelirleri / Faiz Giderleri (X40), Faiz Giderleri/ Toplam Giderler (X45), Şube Başına Toplam Mevduat (X53) değişkenlerinin ise negatif yönde marjinal etkiye sahip olduğu görülmüştür. Model 2 sonuçlarına göre de Özkaynaklar / Mevduat + Mevduat Dışı Kaynaklar (X4), Toplam Mevduat (X48) değişkenleri pozitif yönde marjinal etkiye sahip iken, Sermaye Yeterlilik Oranı (X1), TP Mevduat / Toplam Mevduat (X13), Net Dönem Karı- Zararı / Ödenmiş Sermaye (X33) değişkenlerinin negatif yönde marjinal etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kavramlar: Türk Bankacılık Sektörü, Takipteki Krediler, Kredi ve Alacaklar, Lojistik Regresyon, Kredi Riski
Uluslar arası para sisteminin reformu: Dünya merkez bankacılığı mı yoksa serbest bankacılık mı
Over the centuries we have not learned origins or symptoms of crises accurately. As a result of this, we have always had the crises and lastly the 2008 financial crisis (Great Recession). The Great Recession showed we have faulty economic theories and economic policies. Thus, we need theories that can detect the origins of any crises more accurately and then cancel them. Actually, we don't need economic models when crises have already arisen. Here we initially show the flaws of the current monetary system and then proposals to solve these flaws. In this case, we will introduce two type proposals. The first category of proposals is World Central Banking Models: proposals of J.M.Keynes (Bancor Plan), P.Davidson (International Monetary Clearing Union), J.Stiglitz and B.Greenwald (Global Greenback Plan), J.D'Arista (International Clearing Agency Plan), J.A.Ocampo (SDR-based Global Reserve System), P.Alessandrini and A.F.Presbitero (SDR-based International Monetary System). According to these writers the flaws of the current global reserve system are anti-Keynesian bias (deflationary bias), the Triffin Dilemma (the currency asymmetry problem) and the instability-inequality link.The second category is Free Banking Models: proposals of G.Selgin (Productivity Norm and Free Banking), F.Hayek (Denationalization of Money and Nominal GDP Targeting), L.von Mises(Gold Standard with Free Banking), and J.H.de Soto and M.Rothbard(Gold Standard with % 100 Reserves). These authors argue that any government intervention like regulations and bailouts in the production of money or any government based institutions like central banks or treasury cause instabilities (business cycles and thereby economic crises) in the free society. According to them we should create a world freed from governments. But they differ in three issues: the identity of the money issuer, the nature of the money substitutes, and the nature of the private property. These issues led them to propose different monetary reforms. Key Words: origins, the Great Recession, flaws of the current monetary system, proposals of World Central Banking and Free Banking Models
Türk bankacılık sisteminde kurumsal yönetim süreci: Borsa İstanbul'da bir uygulama örneği
Tez çalışmasının gerekçesi; finans sektöründe çok önemli bir yeri olan bankacılık sektöründe kurumsal yönetim sürecinin öneminin vurgulanmasıdır. Bu çalışmada öncelikle banka ve bankacılık kavramları ele alınmış, daha sonraki bölümlerde kurumsal yönetim süreci ile bunun bankacılık sektöründe uygulanabilirliği incelenmiştir. Çalışmanın amacı; hisse senetleri Borsa İstanbul'da işlem gören bankalardaki kurumsal yönetim sürecinin nasıl uygulandığının tespit edilmesidir. Bunun için Borsa İstanbul'da işlem gören bankalardan sadece aktif büyüklükleri en yüksek olan on banka ele alınmıştır. Bu bankalar, SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri'ne göre tek tek incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen bu on banka: İş Bankası, Ziraat Bankası, Halk Bankası, Akbank, Garanti Bankası, Yapı Kredi Bankası, Finansbank, Denizbank, Vakıfbank ve Türk Ekonomi Bankası (TEB)'dır. Anahtar Kelimeler: Banka, bankacılık, kurumsal yönetim.
KOBİ'lerin katılım bankacılığı tercihini etkileyen faktörler: Çankırı örneği
KOBİ'lerin çalışmayı tercih ettikleri bankaları nasıl seçtikleri bilim insanları ve bankaların üst yönetimleri tarafından daima merak edilmiştir. Literatürde yapılan araştırmalara bakıldığında; bankaların daha çok müşteriye ulaşmasında ve mevcut olan müşterileri tutundurma çabalarında etkili faktörlerin neler olduğunun zaman zaman incelendiği görülmüştür. 1980'li yıllarda Türk Bankacılık ve Finans sektörüne giren Katılım Bankacılığı da bu noktada önemli bir konu başlığı olmuştur. Katılım bankacılığı bireyler ve KOBİ'ler için faizli bankalara alternatif kurumlardır. Katılım bankaları ile çalışmayı tercih eden işletmeler; faizli bankalar ile çalışmayan, fakat mevcut olan birikimlerini değerlendirmek ve aynı zamanda finansmana ihtiyaç duyan kuruluşlardır. Bu çalışmada 517 KOBİ dikkate alınmış ve anket yöntemi ile ihtiyaç duyulan veriler toplanmıştır. Toplanan 517 anketten 467 tanesinin analize uygun olduğu tespit edildikten sonra KOBİ'lerin katılım bankacılığı tercihini etkileyen faktörler ve katılım bankacılığı terim ve hizmetleri konusundaki bilgi, farkındalık ve algı düzeyleri araştırılmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde faktör analizi, bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü ANOVA testlerinden faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda KOBİ'lerin katılım bankacılığı tercihleri üzerinde din faktörünün ve katılım bankalarının ulaşılabilir olmasının önemli birer etken oldukları tespit edilmiştir. Aynı zamanda katılım bankalarının ürün ve hizmetlerini müşterilerine daha yalın bir dille anlatmasının gerekliliği gözlemlenmiştir.
Avrupa Topluluğu'na katılma sürecinde Türk bankacılık sisteminin yeri ve sistemdeki olası değişmeler
Genel olarak gölge bankacılık ve Türkiye'de gölge bankacılık üzerine bir araştırma
Gölge bankacılık, genel tanımı itibariyle geleneksel bankacılık sistemi ile yakın ilişki içerisinde olan,bilanço dışı işlemlerden oluşan ve geleneksel bankacılık sistemine yasal arbitraj, vergi arbitrajı, ilave fonlama avantajları gibi imkanları sunan bankacılık sistemi olarak tabir edilmektedir. Gölge bankacılık,finansal piyasaların yapısının yasal düzenlemeler ile değişmesi sonucu bankalar için kar marjında kısıtların oluşması ve rekabet avantajının azalması nedeniyle oluşmuştur. Gölge bankacılığın ana elemanları, hedge fonlar, türev araçlar, para piyasası ortak fonları, repo piyasasıdır. Menkul kıymetleştirme işlemleri, finans piyasalarında yeterince denetlenemeyen ve ticari bankalar ile yatırım bankaları arasında bir köprü oluşturan gölge bankacılığın imtiyazına geçmiştir. Ticari bankalar, bilanço dışı olan gölge bankacılık işlemleri vasıtasıyla daha fazla fon bulabilmekte ve daha fazla kredi verebilmektedir. Aynı zamanda bu araçlar vasıtasıyla finansal sistemde riskin tek bir kurum yerine tüm piyasaya yayılması sağlanmaktadır. Sonuç olarak bankalar, finansal piyasalarda daha yüksek faaliyet hacmi ve yüksek karlılığa sahip olmaktadır. Son yıllarda dünya genelinde büyük ilgi gören Türk bankacılığında gölge bankacılığın araştırılması bir gereksinim haline gelmiştir. Nitekim yükselen piyasa ekonomileri içerisinde önemli bir yere sahip olan Türkiye?nin bankacılık sisteminde gölge bankacılığın araştırılması, yatırım iklimi açısından da önem arz etmektedir. Çalışmada Türkiye için gölge bankacılık sektörünün ana hatları çizilmeye çalışılacaktır. Çalışmada Türkiye?de gölge bankacılığın varlığı bilanço dışı işlemler vasıtasıyla araştırılmaktadır. Çalışmayla 2006 yılı ile 2011 yılı arasında bankalar bazında (çalışmanın yapıldığı tarihte elde edilen en son veriler), taahhütler, emanetler,türev finansal araçlar ve garanti ve kefaletler ile ile özsermaye karlılığı arasındaki ilişki araştırılmaktadır. Çalışmanın ulaştığı sonuçlar, Türkiye?de gölge bankacılığın emarelerinin mevcut olduğu yönündedir.
Türk bankacılık sisteminde kamusal sermayeli bankaların karşılaştırmalı etkinlik analizi: 2008-2017 dönemi değerlendirmesi
Günümüzde Türk bankacılık sektörü, finans piyasasının en önemli dinamiği ve ülke ekonomisinin en önemli yapı taşlarındandır. 2018 itibariyle 34 mevduat bankasının faaliyet gösterdiği sektör, aktif büyüklüğü ile 3 trilyon TL'yi aşarak önemli seviyelere ulaşmıştır. Kamusal sermayeli bankalar da gerek ulaştıkları rakamsal büyüklükler, gerekse ülke için büyük projelerin hayata geçirilmesinde üstlendiği sorumluluklar kapsamında Türk bankacılık sektörü ve ülke açısından önemli roller üstlenmektedir. Farklı formlar altında olsa da Cumhuriyet öncesi dönemden bugüne varolan Ziraatbank, Cumhuriyetin ilanından sonra 1933'te kurulan Halkbank ve 1954'ten bu yana sektörde yer alan Vakıfbank, günümüzde Türk bankacılık sektöründe kamu sermayeli olarak faaliyet gösteren 3 bankadır. Günümüzde Ziraatbank, Halkbank ve Vakıfbank'ın aktif büyüklüğü toplamı bankacılık sektörünün 1/3'üne tekabül etmektedir. Çalışma, Türk bankacılık sektöründe kamusal sermayeli bankaların etkinliklerinin karşılaştırılması amacıyla gerçekleştirilmiş olup, bu kapsamda 2008-2017 dönemleri arasında kamusal sermayeli bankaların etkinlik analizleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş, yöntem olarak veri zarflama analizi kullanılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de bankacılık sektörünün gelişimi ve günümüzdeki mevcut yapısı tarihsel süreci çerçevesinde Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemlerde ele alınmıştır. İkinci bölümde Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren banka türleri açıklanmış ve mevduat bankacılığına ait mevduat, kredi, özkaynak, aktif kalemleri gibi bazı göstergeler grafikler eşliğinde değerlendirilerek yorumlanmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise etkinlik ölçümünde kullanılan farklı yöntemler açıklanarak, çalışmada kullanılan veri zarflama analizinin detayları verilmiş ve uygulama bölümüne geçilmiştir. Kullanılan veriler kapsamında ele alınan yıllardaki analiz sonuçları değerlendirildiğinde Vakıfbank; Ziraatbank ve Halkbank'a göre daha etkin bir skor düzeyine ulaşmıştır. Vakıfbank ele alınan yılların tamamında, Ziraatbank 2008 ve 2016, 2017 yıllarında, Halkbank ise 2013, 2016 ve 2017 yıllarında tam etkinlik düzeyine ulaşmıştır.
Türk bankacılık sisteminde konut kredisi hacmi ve ekonomik büyüme ilişkisi
Bankacılık sektörü ve bankaların ekonomideki etkinliği, bir ülkenin ekonomik gelişmesi açısından önemli bir etkendir. Ekonomik büyüme açısından bankaların sağladığı kredilerin ekonomik büyüme içerisinde belli bir payının olduğu düşünüldüğü için bu bilimsel çalışmada konut kredileri hacmi ve GSYH arasındaki ilişkinin varlığı araştırılmıştır. Aynı zamanda iktisadi teorilerle açıklanan ekonomik büyüme ve konut kredileri arasındaki ilişkiyi ekonometrik olarak da açıklayabilmek amacıyla çalışmada zaman serileri ve teknikleri kullanılmıştır. Bu bilimsel çalışmada kullanılan değişkenler arasında herhangi bir ilişkinin var olup olmadığını tespit etmek amacıyla değişkenlere durağanlık analizleri, eşbütünleşme analizi, Granger Nedensellik analizi uygulanmıştır. Bu analizler sonucunda; birinci düzeyde durağan çıkan serilerin Granger Nedensellik analiz sonucuna göre konut kredilerinden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla konut kredi hacmi ve GSYH arasında uzun dönemli bir ilişkinin olduğu ortaya çıkartılmıştır. Bu bilimsel çalışma giriş ve sonuç kısımları dışında, ilk iki bölümü teorik, son bölümü uygulama olan üç bölümden oluşmaktadır.
Katılım bankacılığının gelişimi Türkiye'deki durumu ve kullandığı yöntemler (Murâbaha)
Dünya genelinde 1970'li yıllar itibari ile gelişme göstermeye başlayan Faizsiz Bankacılık yapısı, Türkiye'de 1983 yılında "özel finans kurumu" adıyla ortaya çıkmıştır. Özel Finans Kurumları 2005 yılında Türkiye'de "Katılım Bankacılığı" olarak bankacılık sektöründe yer almaya başlamıştır. Şu an itibari ile gelişimin devam ettirmekte olan Faizsiz Bankacılık Sistemi, aynı zamanda işlem hacmini ve ürün çeşitliliğini de geliştirmeye devam etmektedir. Katılım Bankacılığı, faizsiz çalışma ilkelerine dayalı olarak çalışan, kâr ve zarara katılma esasına göre piyasadan fon (mevduat) toplayan ve finansal kiralama, ortaklık ve ticaret yöntemleriyle topladığı fonları kullandıran bir sisteme sahiptir. Bu yönüyle katılım bankacığı, bankacılık sektörü içerisinde kendine has yöntemleriyle farklılık göstermektedir. Katılım bankaları Ticari bankaların sahip olduğu ürünlerin tamamına sahip olamasa bile farklı istek ve ihtiyaçlara cevap verebilmek adına her geçen gün kendisini geliştirmektedir. Türkiye'de dört (4) adet Katılım Bankası olmakla birlikte; Faizsiz Bankacılık Sektörüne duyulan talepten dolayı ilerleyen dönemlerde Faizsiz Bankacılık Sektörüne yeni bankaların katılacağı da beklenmektedir.
Elektronik bankacılık uygulamalarında İNG bank örneği
Teknolojinin hızlı gelişmesi beraberinde birçok yeniliği ve yoğun rekabet ortamını getirmiştir. Teknolojinin hızla gelişmesi dünya ekonomilerini küresel bir Pazar haline dönüştürmüştür. Günümüzde internet ve mobil telefonlar insan hayatının vazgeçilemez bir parçası olmuştur. Her sektörde olduğu gibi bankalarda teknolojik gelişmelerden payına düşeni almıştır. İnternetin yoğun olarak kullanılması, teknolojinin önlenemez bir hızla gelişmesi ve artan rekabet bankaların teknoloji odaklı çalışmalar yapmasını zorunlu kılmıştır. Bu nedenle bankalar elektronik bankacılık uygulamalarına yönelmiştir. Bankalar varlıklarını koruyabilmek, müşteri memnuniyeti sağlayabilmek ve en önemlisi karlılık elde edebilmek için elektronik bankacılık uygulamalarını inovatif bir yaklaşımla çeşitlendirmektedirler. Bankaların sunmuş olduğu elektronik bankacılık uygulamaları sayesinde zaman ve mekân kısıtlamaları ortadan kalkmıştır. Bankalarda şubeleşmeye ve personel istihdamına gerek duymadan büyüyebilmektedir. Bu doğrultuda ülkemizde faaliyet gösteren ve elektronik bankacılık uygulamalarını yoğun olarak kullanmakta olan ING Bank ele alınmıştır. ING Bank'ın sunmuş olduğu elektronik ürün ve hizmetler, müşteri ve çalışan yapısı ele alınmıştır. Elektronik bankacılık uygulamalarında ING Bank örneği çerçevesinde çalışma 5 Bölümden oluşmaktadır. 1. Bölümde girişle beraber çalışma hakkında genel bilgi verilmiştir. 2. Bölümde elektronik bankacılığın Dünya'da ve Türkiye'de ki tarihsel gelişimi anlatılmaktadır. 3. Bölümde genel yapısıyla ING Bank ve sunmuş olduğu elektronik bankacılık ürün ve hizmetleri yer almaktadır. 4. Bölümde örnek uygulama çerçevesinde araştırmanın nasıl yapıldığı ve elde edilen bulgulara yönelik bilgiler yer almaktadır. Son olarak 5. Bölümde araştırma sonucunda elde edilen sonuçlar ve bu sonuçlar doğrultusunda ING Bank için ve ileride çalışma yapılacak konular hakkında önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: ING Bank, Elektronik Bankacılık Uygulamaları, Teknolojik Gelişmeler, Bankacılık.
Geleneksel bankacılık ile mobil bankacılık verimliliğinin kıyaslanması
Bankacılık, son yıllarda artan teknolojik gelişmelere en duyarlı sektörlerden biridir. Özellikle Türkiye'de internet kullanıcı sayısındaki artış ile birlikte dijital kanallara olan talep ve yatırımlar artmıştır. Bu yatırımlarla birlikte klasik bankacılığın yerini dijital kanallar almaya başlamıştır. Zaman geçtikçe şube sayılarının azalması, insan gücüne olan ihtiyaçtaki düşüş ve artan talepler ile birlikte sektörün tamamen dijitalleşmesi günümüzde ciddi bir şekilde tartışılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, dijital alanların en çok tercih edilen kanalı mobil bankacılık yıllara göre incelenmiştir. 2011-2018 yılları arasında mobil bankacılığın verimliliği müşteri adedi, finansal ve finansal olmayan işlemlere göre veri zarflama analizi ile belirlenmiştir. Mobil bankacılık kullanımındaki artışın ekonomik durgunluk dönemlerindeki etkisi ortaya çıkarılmıştır. Çalışmanın sonucunda mevduat bankaları 2011 ile 2018 yılları arasında sadece 2013 yılında verimli bir şekilde faaliyetlerini devam ettirirken, verimliliğin en düşük olarak belirlendiği yıl 2012 olmuştur. Mobil bankacılık kanalı ise 2011, 2017 ve 2018 yıllarında verimlilik şartlarını sağlarken, 2013 yılı verimliliğin en düşük olduğu yıl olarak dikkat çekmiştir. Anahtar Kelimeler: mobil bankacılık, verimlilik, internet, veri zarflama analizi, müşteri
Azerbaycan bankacılık sisteminin performans analizi: Veri Zarflama Yöntemi uygulaması
Finansal sistem içerisinde toplamış olduğu tasarrufları sermayeye dönüştürebilme özelliğine sahip bankacılık sistemi, Azerbaycan'da finansal aracılık boyutuyla finansal sistemin en önemli halkası durumundadır ve ekonomik sistemin etkili ve dayanıklı olarak sürdürülmesi açısından stratejik bir rol oynamaktadır. Nitekim bankacılık sisteminin performansı, günümüz teknolojik ilerlemeler paralelinde gelişen rekabet yoğunluğu içerisinde gücü ve sağlamlığı açısından giderek ön plana çıkan bir unsur olmakla birlikte, ekonomik büyümeye yardımcı olabilmesi, finansal buhran riskini azaltabilmesi gibi olumsuzlukların önlenebilmesi açısından da hayati bir önem taşımaktadır. Azerbaycan Bankacılık Sistemi (ABS), 2008-2017 yıllarını kapsayan dönemde özellikle dışsal faktörlerin etkisiyle belirli dalgalanmalar yaşamış ve buna bağlı olarak kapsamlı rehabilitasyon süreci geçirmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, ABS'de yer alan bankaların sahip olduğu özellikleri göz önünde bulundurarak, istenilen mal ve hizmetlerin (çıktıların) elde edilmesi sürecinde kaynaklarını (girdilerini) hangi seviyeye kadar (ne kadar etkin) kullandıklarının tespit edilmesi ve buna bağlı olarak bankaların sürdürülebilir büyüme politikalarını hayata geçirebilmeleri sürecindeki performanslarının değerlendirilmesidir. Bu maksatla çalışmada etkinlik ve verimlilik analizleri yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, kavramsal ve tarihsel gelişime ilişkin bilgiler verilmiş, dünyada ve Azerbaycan'da yakın geçmişte yaşanan ekonomik gelişmeler ve kriz ve konulan ekonomik hedeflere ulaşmak için uygulanan finansal sistem yapılanmaları üzerinde durularak ABS'nin bugün gelinen konumu belirlenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, ABS'nin yapısal özellikleri ve günümüz Azerbaycan bankacılık sisteminin performansı açısından genel durumu incelenmiştir. Son bölümde ise, 2008-2017 yıllarını kapsayan dönemde parametrik olmayan bir yaklaşım olan Veri Zarflama Analizi kullanılarak, çeşitli etkinlik ölçüleri tahmin edilmiştir. Toplam Faktör Verimliliğini değerlendirmede, Malmquist Endeksi kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca, Panel Veri ve Panel Logit modelinden yararlanılarak bankaların etkinliği üzerinde etkili olan bankaya özgü faktörlerin etkisi irdelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, inceleme döneminde, teknik, saf teknik, ölçek etkinliklerinde önemli bir etkinlik kazanımı elde edilememiştir. Çalışmanın diğer sonuçlarına göre ise ABS'de teknik etkisizliğin temel kaynağı, saf teknik etkisizlikten çok ölçek etkisizliği olmuş; analize dahil edilen bankaların büyük bir çoğunluğu ölçeğe göre azalan getiriden kaynaklanan ölçek etkisizliğine sahip oldukları görülmüştür. Bununla birlikte, bankaların etkinlikleri sahiplik yapısı ve ölçeğe göre farklılıklar göstermiştir. Ayrıca çalışma kapsamında ele alınan dönem içerisinde, etkinlik artışından çok teknolojik ilerlemeye bağlı verimlilik artışı elde edilmiş; uzun ve kısa dönemlerde aktif karlılığı (ROA) ve özsermaye karlılığı (ROE) rasyolarının içsel belirleyicilerden kaynaklanan (likidite riski, sermaye yeterlilik oranı, aktif büyüklüğü ve emeğin fiyatı) negatif ve anlamlı bir etkiye sahip oldukları görülmüştür. Azerbaycan Bankacılık Sistemi, Bankacılık Sisteminin Etkinliği, Performans Analizi, Veri Zarflama Analizi, Malmquist Verimlilik Endeksi
Bankacılıkta risk yönetimi ve finansal istikrar için önemi
Bankacılık sektörü, ülkenin tasarruflarını yöneterek ve kaynakları katma değer yaratacak alanlara yönlendirerek, büyümeye finansman yönünden katkıda bulunmaktadır. Bankacılık sektöründe yaşanan sıkıntılar ekonominin birçok makro ve mikro değişkenini etkileyerek istikrarsızlığa yol açabilmektedir. Söz konusu özelliğinden dolayı sektörün etkin bir biçimde yönetiminin sağlanması ekonomik istikrar açısından önem arz etmektedir. Bankaların hem verimli bir şekilde çalışabilmelerinin hem de sağlam bir mali bünye ile belirli bir karlılık düzeyini yakalayabilmelerinin koşullarından biri de etkin risk yönetimine sahip olmalarıdır. Faaliyetleri çeşitlenen ve karmaşıklaşan bankaların faaliyetlerini sürdürürken maruz kaldıkları riskler de çeşitlenmekte ve karmaşıklaşmaktadır. Faaliyetlerin ve hizmetlerin fiyatlandırılması aşamasında risk faktörünün büyük önem kazanması bankaların risk yönetimi hususu üzerinde daha yoğun düşünmesine sebep olmaktadır. Etkin risk yönetimi bankaların, mevcut olan veya oluşabilecek risk faktörlerini analiz ederek etkili ve verimli bir şekilde çalışmalarının koşullarından biridir. Çalışmada bankacılık sektörü ve sektörün maruz kaldığı riskler incelenmiş ve Türkiye'de bankacılık sektörünün son 10 yıllık konsolide mali verileri ülkemizde yaşanan ekonomik gelişmelerle birlikte analiz edilmeye çalışılmıştır.
Katılım bankalarında bireysel emeklilik sistemi ve işleyişi
Çalışmanın amacı katılım bankacılığı alanında yeni sunulan bireysel emeklilik sisteminin gerekliliğini ve işleyiş aşamasında bireysel emeklilik sisteminin fonlarının değerlendirilmesi hangi enstrümanlarla gerçekleştirdiğini ortaya koymaktır. 12/01/2008 tarihinde Resmi Gazete ile bireysel emeklilik sistemi içinde en az %30 oranında Devlet Tahvili Hazine Bonosu bulunma şartı kaldırılmasıyla katılım bankacılığında bireysel emeklilik sistemi doğmuştur.Faize duyarlı tasarruf sahiplerinin sisteme girmesiyle katılım bankacılığı sektörünün gelişmesine önemli etkileri olacaktır. Faizsiz bireysel emeklilik sisteminde fonların değerlendirilmesi yeni oluşan ve gelişen bir alandır. Bu konu alanıyla ilgili yayınlaşmış bilimsel kaynağın az olması bu çalışmanın önemini arttırmaktadır.Katılım bankalarında BES'nin çok kısa bir geçmişinin oluşu sisteme dair istatistiksel verilerin yeterince sağlanamaması ve literatürün az olması sınırlılık olarak söylenebilir. Ayrıca bankacılık sisteminde rekabet yoğunluğu nedeniyle bazı verilerin elde edilememesi araştırmanın sınırlılıkları olarak sıralanabilir. Bu araştırmada, gerekli literatür taraması yapılarak betimsel araştırma türü uygulanmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde, Türk bankacılık sistemi değerlendirilmiş bankacılık sisteminin içerisinde katılım bankacılığın yeri ve önemi belirtilerek katılım bankacılığının özellikleri hakkında araştırma yapılmıştır. Katılım bankacılının doğuşu, Türkiye'deki mevcut durumu ve işleyiş prensipleri ile ilgili araştırma yapılarak Türkmali sektöründeki önemine vurgu yapılmıştır. Katılım bankacılığının fon toplama, değerlendirme, finansman teknikleri ve fon kullandırma teknikleri açıklanmıştır. böylece katılım bankalarının yapısı ve özellikleriyle ilgili çeşitli kaynaklardan yararlanılarak önemi ortaya konulmuştur.Çalışmanın ikinci bölümünde, katılım bankalarında bireysel emeklilik sistemin incelenerek işleyişi hakkında araştırma yapılmıştır. Öncelikle bireysel emeklilik sisteminin gerekliliği, doğuşu ve özellikleri ile ilgili araştırma yapılmıştır. Diğer aşamada ise katılım bankalarındaki bireysel emeklilik sisteminin özellikleri ve ticari bankalardaki bireysel emeklilik sistemindeki farklılıklarla ilgili değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca katılım bankalarında BES' in oluşabilmesi için faizsiz emeklilik yatırım fonlarının doğuşu ve özellikleri araştırılmıştır. Faizsiz emeklilik yatırım fonlarının içerisindeki faizsiz enstrümanların neler olduğu bu emeklilik fonlarını içerisindeki oranları % olarak payı araştırılmıştır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise, katılım bankaları ile mevduat bankalarında sunulan BES'nin karşılaştırılması yapılmıştır. Benzer yönleri ile farklı olan yönler araştırılmıştır. Ayrıca faizsiz emeklilik yatırım fonlarının son yıllardaki performansları araştırılmıştır. Katılım bankalarında bireysel emekliliğin daha verimli ve performanslı olabilmesi için faizsiz sabit getirisi olan yatırım araçlarına yönelinmesi gerektiği vurgulanmıştır.Anahtar Kelimeler: Banka, katılım bankası, bireysel emeklilik sistemi, faizsiz enstrümanlar.
2000 Kasım ve 2001 Şubat finansal krizleri sonrasında Türk bankacılık sektörünün yeniden yapılandırma süreci ve sonuçları: 2001-2011
Ülkemizde 2001 yılında yaşanan finansal kriz Türk ekonomisinin ve bankacılık sektörünün kırılgan, sağlıksız yapısını gözler önüne sermiş, başta finans sektörü olmak üzere ülke ekonomisinde derin yaralar açmıştır. Krizin oluşumunda baş rolu üstlenen bankacılık sektörünün krizlerden almış olduğu hasarın onarılması, rekabet gücü yükseltilmesi, yasal ve kurumsal tabanının sağlamlaştırılması, iç ve dış şoklara dayanıklı bir yapıya kavuşturulması amacıyla 2001 Mayıs ayında Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı yürürlüğe sokulmuştur. Geçen 10 yıl boyunca bankacılık sektöründe büyük bir gelişim süreci yaşanmıştır.Çalışmamızda, Türkiye'nin 2000 Kasım ve 2001 Şubat aylarında yaşamış olduğu finansal krizler sonrası BDDK tarafından açıklanmış olan Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı esas alınarak oluşturan ?Kamu Bankalarının Yeniden Yapılandırılması?, ?TMSF Bünyesindeki Bankaların Çözümlenmesi?, ?Özel Bankaların Sağlıklı Bir Yapıya Kavuşturulması? ve ?Kurumsal/Yapısal Düzenlemeler? süreçleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Söz konusu süreçler içerisinde alınan önlemlerin, banka satış ve devirlerinin, bankacılık sektörünün güçlendirilmesi için yapılandırılan hususların, yasal ve kurumsal düzenlemelerin sonuçları üzerinde durulmuştur. Yeniden yapılandırma çalışmalarının başlangıcı ardından geçen 10 yıllık süreç; karlılık, bilanço yapısı, likidite ve sermaye yeterliliği göstergelerinin yıllar itibariyle değişimlerinden yararlanılarak değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler:1.Finansal Kriz,2.Yeniden Yapılandırma,3.Bankacılık
Kastamonu ilindeki banka müşterilerinin katılım (İslami) bankacılığı hakkındaki algıları
Bu araştırmanın amacı, Kastamonu ilindeki banka müşterilerinin İslami bankacılık ve finans uygulamaları hakkındaki algılarını bir anket uygulaması ile belirlemektir. Anketin örneklem kapsamındaki 275 katılımcıya internet ortamında ulaştırılmasıyla veriler elde edilmiştir. Toplanan veriler ile katılımcıların demografik özellikleri, İslami finans ve faizsiz bankacılık ürünleri hakkındaki düşünceleri istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Veriler ile ilk önce frekans tabloları oluşturulmuştur. Ardından veriler çeşitli analiz yöntemlerine tabi tutularak önemli bulgular elde edilmiştir. Bulgulara göre; katılımcıların genel olarak İslami finans hakkındaki bilgi düzeyleri düşük seviyelerdedir. Murabaha ve Mudaraba katılımcılar tarafından en çok bilinen ürünlerdir. Katılımcıların banka seçimini etkileyen en önemli faktörler; bankanın itibarı, düşük işlem masrafları ve banka personelinin davranışlarıdır. Dini hassasiyet ise son sıralarda yer almıştır. Ayrıca müşterilerin İslami bankacılık hakkında şüpheleri bulunmaktadır.
Irak bankacılık sisteminde risk: Hisse senetleri değerleri üzerinden bir değerlendirme
Ekonomik sektörlerin (sanayi, tarım ve hizmetler) gayri safi yurtiçi hasılaya düşük katkısı. Üretken sektörlere verilen banka kredilerinde azalma, üretken sektörlerde bankacılık riskinin yüksek olması ve yerli üretimin rekabet gücünün düşük olması. Banka kredisi, yerel üretimi teşvik etmek ve artırmak için ana finansman kaynaklarından biridir. Bankacılık Risk yönetimi kavramı önemlidir. Bankanın faaliyetini yöneten temel özellik, riskin nasıl yönetileceğidir, bu nedenle risk, bankacılık faaliyeti bu riskleri tanımlamak için olduğu sürece mümkündür ve herkes, risk marjı olmadan bankacılık faaliyeti olmadığını ve gerekli olanın bu riskten nasıl kaçınılacağı ve bankaları bankacılık krizlerinden nasıl koruyacağıdır. Bankacılık performansı kavramı da önemlidir hedeflerine ulaşmak için bankanın yeteneği bir yansımasıdır? Bankacılık performansı, süreklilik ve büyüme hedeflerine odaklanan bankanın faaliyetinin son adımıdır ve organizasyon için uzun vadeli hedefler olarak kabul edilir. Bu Organizasyon sonucunda performans, belirli bir amaç, böyle bir varlık getirisi gibi Finansal varlıklar, yatırım ve özkaynak getirisi getirisi, karlılık ve büyüme göstergeleri mali performansını ölçmek için hisse başına Satış ve kazanç kullanıldı .karşı değerlendirilmelidir. Bu yüzden onlara borçlu yükümlülüklerini yüz becerisine sahip oldukları bankaların mali performansını değerlendirmek önemli bir aracı finansal göstergeler var. Bu nedenle, tanı araçları performansını ölçmek ve mali performans değerlendirme sonunda başlayan finansal analiz, temel araçlar olarak kabul edilir ve mali göstergeler hangi bankalarda Performans değerlendirme temel için en önemli dayanağıdır, performans değerlendirme süreci başlıca finansal göstergeler uygunluğunu ve bu değerlendirme sürecinin başarıya götürür performansını ölçmek için yeteneklerini bağlıdır ve finansal oranlar sayılar arasındaki matematiksel ilişkilerdir ve genellikle oranlar biçimindedir, bu oranların ölçülmesi kolaydır ve çok sayıda finansal gösterge nedeniyle banka performansının bir ölçüsü olarak kullanılır. Anahtar Kelimeler: Irak Bankacılık Sistemi, Piyasa Değeri, Risk. Bilim Kodu: 1121 2020, 73 Sayfa
Basel II sürecinde kamu bankalarında iç denetimin yeniden yapılandırılması: İller Bankası örneği
Son yıllarda globalleşmeyle birlikte artan riskler, finansal sistemdeki hassasiyeti ve kırılganlığı artırarak finansal krizlerin çok sık yaşanmasına sebep olmuştur.Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, karmaşık finansal araçlar, bilgi teknolojisindeki hızlı gelişim, serbest sermaye dolaşımı ve düzenlemelerdeki yetersizlikler finansal sistemdeki kırılganlığın asıl nedenleri olmuştur. Bu olumsuzluklar krizlerin ülke sınırları içinde kalmasının mümkün olamayacağını göstermiş, finansal sistemin ve bu sistemde yer alan kurumların işleyişinin yeniden düzenlenmesini gerektirmiştir. Bu yöndeki uluslararası çabalar Türk Bankacılık Sistemi ve bu sistemin en önemli unsuru olan iç denetim fonksiyonunu önemli ölçüde etkilemiştir.İç denetim fonksiyonunun kamu bankalarında yeniden yapılandırılması süreci hakkında bilgi veren bu çalışmada: I. Bölümde; Basel II Kriterleri, II. Bölümde; Basel II kriterlerinin Türk Bankacılık Sistemi üzerine etkileri, III. Bölümde; Denetim Kavramı, İç Denetim ve İç Kontrol ve IV. Bölümde; Türk Bankacılık Sisteminde iç kontrol ve iç denetim sitemi üzerinde açıklamalar yapılırken tezin son kısmını oluşturan V. Bölümde de İller Bankasının İç Denetim Sisteminin yeniden yapılandırılması ve özellikle Teftiş Kurulunda yaşanan değişim üzerinde durulmuştur.Anahtar Sözcükler1.Basel II Süreci2.İç Denetim3.İç Denetim Sistemi4.Yeniden Yapılandırma
Ticari bankalar için alternatif döviz pozisyonu yönetim stratejileri: Türk bankacılık sistemi açısından bir değerlendirme
Sabit kur sisteminden serbest kur sistemine geçilmesi ve finansal serbetleşme, bankaların yabancı para cinsinden işlemlerinde de büyük artışları beraberinde getirmiş, bu durum bankaların döviz pozisyonları nedeni ile maruz kaldıkları kur riskini artırmıştır.Bankalar açık döviz pozisyonları nedeniyle büyük zararlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu nedenle kur riski, özellikle geleneksel mevduat bankaları için aktif bir şekilde yönetilmesi ve korunması gereken bir konudur. Bankaların döviz pozisyonu yönetiminde kur riskinin tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmamakla birlikte bunların belli bir güven aralığında kontrollü bir şekilde yönetilmesi mümkündür. Türk Bankacılık Sektörü Özel Sermayeli Mevduat Bankaları Grubuna ait Aralık 2002-Eylül 2009 bilançoları incelendiğinde, Grubun zaman zaman yüksek miktarda yabancı para döviz pozisyonu taşıdığı bu nedenle büyük oranda kur riskine maruz kaldığı görülmektedir.Bu noktada vadeli türevler ticari bankalara kur riskten arındırılmış bir döviz pozisyonu yönetim imkanı sunmaktadır. Özel Sermayeli Mevduat Bankaları Grubu açısından türev ürünlerin kullanımı suretiyle kur riskinden arındırılmış alternatif bir döviz pozisyonu yönetimi oluşturmak olası zararlardan korunmak için mümkün ve gerekli görünmektedir.Anahtar Sözcükler1.Ticari Bankalar2.Döviz Pozisyonu3.Kur Riski4.Türev Ürünler5.Riskten Korunma
Bankaların web sitelerinde bulunması gereken özellikler: Kazakistan örneği
Çağımıza damgasını vuran İnternet, ekonomik, sosyal, kültürel ve politik anlamda birçok değişimin kaynağı olmuştur. İnternetin üretildiği ?net? kelimesi, Türkçeye ?ağ? veya ?şebeke? olarak çevrilmektedir. İnternet, terim olarak ?Ağların Ağı? (Network of Networks) anlamına gelmektedir. Web sayfasının tanımı ise şu şekilde yapılabilir: Web tarayıcısının (İnternet Explorer, Netscape vb.), bir Web Servisine bağlandıktan sonra tek seferde transfer ettiği kompozit tüm verilerden oluşan HTML sayfasıdır. Teknik içerik, estetik ve işlevsellik açısından iyi tasarlanmış bir web sitesinin herhangi bir işletmenin pazarlama faaliyetleri açısından son derece önemli olduğu açıktır.Banka, halkın tasarruflarını mevduat şeklinde kabul ederek, ihtiyacı olanlara kredi olarak aktaran veya yatırım yapan ödemelerde aracılık eden senet tahsili, emanet kabulü gibi çeşitli hizmetler gören ticari kuruluştur. Banka pazarlaması, banka hizmetlerinin özel gereklerini göz önünde tutmak durumundadır. Bunlar, bankacılık hizmetinin; soyutluluğu, değerlendirilmesinin zor olması, verildiği yerden ayrı konulamaması, üretildiği anda alınması, girdi ve çıktılarında çeşitlilik göstermesi, bilgi yoğun türde olması, stoklanamaması, sözleşmeli olması, para ile bağlantılı olması, zaman faktörünün önemli olması, hizmet sunan ? müşteri bağlantısında süreklilik istemesi ve ikincil bir ihtiyacı karşılamasıdır.Bankalar, fiziksel şubeleri dışında çeşitli elektronik kanallarla da hizmetlerini sunabilir. Bu kanallardan biri de İnternettir. İnternet bankacılığı, bankacılık işlemlerinin İnternet ortamında bankaların web siteleri üzerinden istenildiği zaman dünyanın her yerinden ulaşılarak yapılmasını sağlamaktadır. Bankaların İnternete girişleri üç şekilde kendini göstermektedir ki bu broşür tabanlı olmaktan ticari faaliyetli kişiselleştirilmiş pazarlama anlayışına doğru uzanmaktadır. Günümüzde İnternet bankacılığı vasıtasıyla, şubeden yapılan hemen bütün işlemler İnternet şubesinden de gerçekleştirilebilmektedir.İnternette faaliyet göstermek isteyen şirketlerin sahip olması gereken ilk araç, ürün ve hizmetlerini sundukları bir web sitesidir. Müşterilerin ürünlere ait bilgilenmelerinde ve global pazar açılımlarında web sayfalarının oldukça fazla yararı vardır. Bankalar iyi hazırlanmış bir web sitesi vasıtasıyla, kendilerine bankacılık hizmetinin dağıtımını en etkin bir şekilde yapabilme imkânını sağlayabilirler.Yapılan bu çalışmada, bankaların web sitelerinde bulunması gereken özellikler, bilgi, erişim, ergonomi ve bağımlılık kategorileri altında toplanmış ve bu özelliklere göre Kazakistan'da faaliyet gösteren bankaların web siteleri İçerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu araştırma sonuçlarına göre, bir web sitesine sahip olan 29 Kazakistan bankasının web sitesi tespit edilen 80 özelliğe göre analiz edilerek, Kazakistan bankalarının web sitelerinde en çok ve en az kullanılan on özellik belirtilmiştir. Ayrıca, bunlardan en iyi ve en kötü üç web sitesi seçilmiştir. Araştırma kapsamında ihtiyaç duyulduğu yerlerde betimleyici analiz teknikleri kullanılmış ve tablolarda verilerin frekanslarına ve yüzdesel olarak dağılımlarına bakılmıştır. Elde edilen bilgilere dayanarak bankaların web sitelerinde tespit edilen eksikliklerin gidilerek daha verimli ve çağdaş bankacılığa ayak uydurmaları için gereken yapıcı önerilerde bulunulmuştur.
Suç gelirlerinin aklanması sürecinde bankacılık sisteminin rolü
Bu çalışmanın temel amacı; bankacılık sistemi yoluyla gerçekleştirilen aklama yöntemlerinin neler olabileceğini ortaya koymak, suçluların elde ettikleri suç gelirlerini bankaları kullanarak aklamasının önüne geçmek amacıyla bankaların almaları gereken önlemleri ele almak ve bu kapsamda Türk mevzuatında yer alan tedbirlerdeki eksiklikleri vurgulamaktır.Araştırmada kullanılan veriler çoğunlukla kütüphanedeki ve internetteki kaynaklardan, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Web Sitesinden ve Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force(FATF))'nün web sitesinden temin edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Suç geliri, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, MASAK, bankacılık sistemi, kimlik tespiti.