Umutsuzluk

96 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinde madde kullanma eğilimine neden olabilecek bazı psikolojik parametrelerin incelenmesi

Araştırmanın amacı, Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin yaşam doyumu, umutsuzluk, algılanan sosyal destek ve depresyon durumlarının madde kullanma eğilimi üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmamızın evrenini Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemi ise basit rastgele örnekleme yöntemi uygulanarak hata payı (alpha) = 0.005, hoşgörü miktarı (d) = 0.05 ve kitledeki kişi sayısı (N) = 935 (Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğrenci Sayısı) olarak alınarak örneklem çapı (n) = 420 olarak belirlenmiştir. Çalışmada 220'si kadın 202'si erkek olmak üzere 422 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Umutsuzluk Ölçeği ve Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. İlgili literatürde, değişkenlerin basıklık çarpıklık değerlerine ilişkin sonuçların +1.5 ile -1.5 (Tabachnick ve Fidell, 2013), +2.0 ile -2.0 (George, ve Mallery, 2010) arasında olması normal dağılım olarak kabul edilmektedir. Büyük sayılar kanunu ve merkezi limit teoremine göre örneklem olarak yeterli seviyede olmasından dolayı dağılımın normal olduğu varsayılarak analizlere devam edilmiştir (Harwiki, 2013, s.879; İnal ve Günay, 1993; Johnson ve Wichern, 2002). Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (Oneway) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda yaşam doyumu ile madde kullanma eğilimi, umutsuzluk ile madde kullanma eğilimi, gelecekle ilgili duygular ile madde kullanma eğilimi, motivasyon kaybı ile madde kullanma eğilimi, gelecekle ilgili beklentiler ile madde kullanma eğilimi arasında pozitif bir ilişki olduğu belirlenirken, aileden algılanan sosyal destek ile madde kullanma eğilimi arasında ve arkadaştan algılanan sosyal destek ile madde kullanma eğilimi arasında negatif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bunların yanında yaşam doyumunun madde kullanma eğilimini azalttığı, umutsuzluğun madde kullanma eğilimini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu artışta umutsuzluk alt boyutlarından motivasyon kaybının etkili olduğu belirlenmiştir. Algılanan sosyal desteğin madde kullanma eğilimi üzerine etkisine ilişkin aileden algılanan sosyal desteğin madde kullanma eğilimini azalttığı sonucuna ulaşılırken, özel insandan algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal desteğin madde kullanma eğilimi üzerine etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Depresyonun madde kullanma eğilimini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Madde kullanma eğiliminin kadınlarda erkeklere göre yüksek olduğu sonucuna ulaşılırken, madde kullanma eğiliminin yaş, medeni durum, bölüm, ortalama gelir ve sınıftan bağımsız olduğu belirlenmiştir.

DepresyonMadde kullanım bozukluklarıPsikolojik bozukluklar+7
Hülya Çolak
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Postmenopozal kadınlarda rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisi

Bu araştırma, postmenopozal kadınların rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, postmenopozal dönemde olan 34 deney ve 34 kontrol grubu olmak üzere toplam 68 kadın katılmıştır. Araştırma ön-son test deney-kontrol gruplu karşılaştırmalı deneysel tipte yapılmıştır. Postmenopozal kadınların haftada iki gün ve günde bir saat olmak üzere toplam 8 haftalık rekreatif etkinlik olan yüzme uygulaması yapılarak öncesi ve sonrası fiziksel ölçümleri alınmıştır. Çalışmada postmenopozal kadınların emosyonel durumlarını belirlemek amacıyla''Beck Umutsuzluk Ölçeği, Oxford Mutluluk Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği''kullanılmıştır. Verilerin analizinde, BUÖ, OMÖ-KF ve ön test KPSÖ puan değerleri için non-parametrik testlerden Mann-Whitney U, Kruskal Wallis Test İstatistiği ve Sperman Korelasyon analizi yapılırken, grupların KPSÖ son test puanı için parametrik testlerden T testi, Anova, Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada analizler %95 anlamlılık düzeyinde (p<0.05) incelenmiştir. Deney grubundaki postmenopozal kadınların egzersiz sonrası antropometrik ölçüm değerlerinde anlamlı düzeyde azalmıştır. Deney grubundaki kadınların egzersiz öncesi umutsuzluk düzeyleri daha yüksek iken egzersiz sonrası umutsuzluk düzeyleri anlamlı şekilde azalma olmuştur. Deney grubundaki kadınların egzersiz sonrası mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinde de anlamlı artış saptanmıştır. Grup içi ve gruplar arası postmenopozal kadınların ön ve son test puanları bakıldığında umutsuzluk derecesi azaldıkça, mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Deney grubunda postmenopozal kadınların emosyonel durumları ile bağımsız değişkenler arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Postmenopozal kadınlara uygulanan rekreatif amaçlı yüzme egzersiz proğramının, katılımcıların fiziksel ve psikolojik sağlık durumlarına önemli bir etkiye sahip olduğu ve bu dönemdeki kadınların emosyonel duygu durumlarına yardımcı bir tedavi aracı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

DuyguKadınlarMenopoz+6
Gamze Güney
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketlere katılımda duyguların rol ve etkileri

Bu araştırma, toplumsal hareketleri ve bu hareketler içerisinde yer alan kişilerin (aktivistler) profillerini, sahip oldukları duygular üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırma çeşitli toplumsal hareketlere katılmış gönüllülük esasına dayalı olarak 181 kişi ile yürütülmüştür. Veriler; Sosyal Kişilik Özellikleri (SKÖ), Bireysel Özellikler, Güven Duygusu, Öfke Duygusu, Dışlanmışlık ve Hayal Kırıklığı Duygusu, Umut(suzluk) Duygusu, Korku Duygusu, Güncel Politika/Siyasete İlgi Konusu, Toplumsal Duyarlılık/Farkındalık ve Toplumsal Hareketler ölçekleri ile elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla SPSS (Statistical Package for the Social Sciences Version 25.0.0; SPSS Inc., Chicago, IL, ABD) programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda katılımcıların yaşı ve cinsiyetinin SKÖ, bireysel özellikler, öfke duygusu, dışlanmışlık ve hayal kırıklığı duygusu, umut(suzluk) duygusu, korku duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusu gibi hususlarda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ayrıca katılımcı bireyin çalıştığı sektörün; sosyal kişilik özelliklerini, umut(suzluk) duygusunu ve toplumsal hareketler grup ortalama düzeylerini etkilerken; gelirin, SKÖ ve toplumsal hareketlerin grup ortalama düzeylerini de etkilediği ve yaşanılan şehrin, toplumsal duyarlılık/farkındalık bakımından grup ortalama düzeyleri üzerinde yine benzer şekilde etkili olduğu görülmüştür. Bunun yanında medeni durumun, SKÖ, öfke duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusunda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ek olarak ailedeki kişi sayısı ve eğitim durumunun ise hiçbir değişkeni etkilemediği tespit edilmiştir.

DuyguDışlanmışlıkGüven+7
Nur Baştiryaki
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

الأمل واليأس في شعر وليد الأعظمي دراسة تحليلية

This current research titled "Hope and desperation in Waleed Al-Azami poems – Analytical study" dwells on the selectivity of duality, because the contrasting diodes describe the nature of the time period in which the poet lived and it explains he was affected by internal and external problems, political and economic and social instability. The poet's repertoire included the best types of poetry. His poetry had an Islamic, invitational and reformist content, which stemmed from a fervent and sincere passion. The poet is distinguished by his long breath in his poems as a result of his tendency to approach the ancients. His poetry is distinguished by its ease and clarity, the attentiveness of meanings, the subtlety of his style, the magnificence and abundance of the word, and the absence of artifice, ambiguity and pretentiousness, and the absence of the pursuit of winged imagination. The study consists of an introduction, a preface and three chapters. The preface includes the translation of the poet and the explanation of his methodology, and the first part includes the artistic study of his poetry. In the second part, there is hope, praise, pride and euphoria in the poetry. In the third part, there is despair, satire, complaint and calamity in the poetry. The researcher has concluded his research with a conclusion, findings, and sources and references.

Oday Ahmed Yousıf Aljajawe
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Soren Kierkegaard'da pişmanlık ve teslimiyet kavramları

Bu çalışmanın amacı, bireyi modern zamanın kargaşasından kurtararak kendi varlığını ve Tanrı bilincini ortaya koymaktır. Bunu da Kierkegaard'ın ele aldığı kavramları üzerinden değerlendirmektir. Kierkegaard'ın kavramları (estetik, etik, dinsel varoluş alanları, umutsuzluk, kaygı, korku, sıkıntı, dehşet, acı) birey bu kavramları hayatı boyunca yaşar. Bu kavramlar her ne kadar olumsuz olarak görülse de bireyi kendine getiren ve onu var eden bir yetiye sahiptir. Çünkü birey bu kavramların farkına vararak hem kendi benliğini hem de Tanrı'nın varlığına ulaşır. Böylelikle mutlak olanın varlığını hissederek imanın idrakine varır. İman kavramı bu yönüyle birey için önemli olan ve yaşadığı hayatı anlamlı kılacak bir yetidedir. Birey için kendi içindeki güçtür. Birey yaşadığı zaman içerisinde bu gücünü göremez. Yaşadığı her şey onu bu güçten mahrum eder. Ama bir süre sonra hayatın bunaltıcılığı karşısında yaşadığı kavramların etkisiyle kendini bulur. Bu buluş her koşulda birey için pişmanlıktan bir çıkış ve teslimiyete götüren bir araçtır. Bu yönüyle iman bireyin inancını oluşturan ve onun hayatta karşılaştığı tüm sıkıntıların bir kurtuluş yoludur. Ama her şeyden önce bireyin kendi varlığını ve Tanrı'nın varlığını idrak etmesinin koşulu, bir seçimde bulunmaktır. Kierkegaard felsefesinde önemli bir yere sahip olan seçim, her zaman ve her yerde kendini gösterir. Varoluş alanlarında veya birey için huzursuzluk kaynağı kavramların içerisinde bireyin bir seçim yapması gerekir. Bu açıdan seçim bireyin teslimiyeti ve kendi varlığını ortaya koyarak Tanrı'yı bulmasında önemli bir yere sahiptir.

Din felsefesiEstetikEtik+7
Sinan Abonoz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğu olan bireylerin depresyon ve umutsuzluk düzeyleri ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu araştırma, engelli çocuğu olan bireylerin depresyon ve umutsuzluk düzeyleri ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacı ile tanımlayıcı olarak 15 Şubat-15 Ekim 2017 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın evrenini, T.C. Sağlık Bakanlığı'na bağlı Gaziantep' te bulunan kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesi' ne engelli çocuğu için yatarak veya ayaktan tedavi görmek için başvuran bireyler oluşturdu. Örneklem sayısı power-güç analizi ile hesaplanarak 200 olarak belirlendi. Çalışma kriterlerine uygun olan 205 birey çalışmaya dahil edildi. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Beck Depresyon Ölçeği", "Beck Umutsuzluk Ölçeği" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'' ile toplandı. Araştırmaya katılan engelli çocuğu olan bireylerin ölçek toplam puan ortalamaları; Beck depresyon ölçeği 21,53±12,82, Beck umutsuzluk ölçeği 9,21±4,75, Çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği 44,72±15,72 olarak saptandı. Depresyon düzeyi yüksek olan bireylerin umutsuzluk düzeylerinin yüksek (r=0,594, p=0,000), umutsuzluk düzeyleri yüksek olan bireylerin algıladıkları sosyal desteğin düşük olduğu (r=-0,149, p=0,033), depresyon düzeyleri yüksek olan bireylerin algıladıkları sosyal destek düzeylerinin düşük olduğu (r=-0,128, p=0,068) saptandı. Bireylerin depresyon, umutsuzluk ve algıladıkları sosyal destek düzeyleri ile engelli çocuklarının bakımlarını karşılayabilme ve çocuklarıyla yeterince ilgilenebilme durumları arasında istatistiksel anlamlı bir fark olduğu saptandı (p<0,05). Engelli çocuğa sahip bireylerin depresyon ve umutsuzluk yaşadıkları, yakın çevrelerinden sosyal destek göremedikleri belirlendi. Engelli çocuğa sahip olan bireylerin sosyal destek sistemleri artırılarak depresyon ve umutsuzluk düzeylerinin azaltılması sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Engelli çocuğu olan birey, Engelli çocuk, Depresyon, Umutsuzluk, Algılanan sosyal destek.

Algılanan sosyal destekAna-babaBeck Depresyon Ölçeği+7
Melek Aytekin
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin matematik umutsuzluğunu yordayan değişkenler: Matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlar, matematik başarısı (Köşk ilçesi örneği)

Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluklarını yordayan değişkenlerin belirlenmesidir. Bunun yanı sıra matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı ile matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, matematik başarısı, annenin ve babanın eğitim düzeyleri, meslekleri ve gelir düzeylerine göre farklılık gösterip göstermediği; ayrıca matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Aydın ili Köşk ilçesindeki üç farklı lise türünde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmak mümkün olduğu için örneklemeye gereksinim duyulmamıştır. Araştırma, 274 (%49,4)'ü kız, 281 (%50,6)'i erkek olmak üzere toplam 555 öğrencinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Matematik Umutsuzluk Ölçeği, Matematik Kaygı Ölçeği, Akademik Öz-düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçlarının doğrulayıcı faktör analizi Lisrell 8.80 programı ile yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler sırasında normal dağılım için çarpıklık ve basıklık incelenmiştir. Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Welch-F Testi, Kruskall-Wallis Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluk düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleği değişkenlerinin öğrencilerin matematik dersine yönelik umutsuzluğunda etkisi olmadığı görülmüştür. Erkek öğrencilerin olumlu beklentilerinin daha yüksek olmasının yanı sıra sınıf düzeyleri incelendiğinde 10. sınıfların umutsuzluk düzeylerinin daha yüksek olduğunu kanıtlayacak düzeyde farklılıklar görülmüştür. Ayrıca matematik başarısı düşük ya da gelir düzeyi düşük olan öğrencilerin daha umutsuz olduğu ve babası üniversite mezunu olan öğrencilerin matematik dersine yönelik umutlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik kaygı düzeylerinin ortanın biraz üzerinde olduğu görülmüştür. Cinsiyet, okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleğinin matematik kaygısına anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Sınıf düzeyine göre incelendiğinde 11. sınıfta okuyan, not ortalamasına göre incelendiğinde yüksek not ortalamasına sahip olan, babanın öğrenim düzeyine göre incelendiğinde babası üniversite mezunu olan ve gelir düzeyine göre incelendiğinde orta gelir düzeyindeki öğrencilerin matematik dersine yönelik kaygılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının her bir alt boyutunun puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu söylenebilirken annenin çalışıp çalışmama durumunun ve gelir düzeyinin hiçbir alt boyutu etkilemediği görülmüştür. Okul türünün özdeşleştirilmiş düzenlemeye; not ortalamalarının dışsal düzenleme, özdeşleştirilmiş düzenleme ve içsel motivasyona; anne öğrenim durumunun dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye; baba öğrenim durumunun içe yansıtılmış düzenlemeye; babanın mesleğinin ise dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye etkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluk düzeyinin matematik kaygısı, içsel motivasyon ve özdeşleştirilmiş düzenleme ile negatif yönlü ve orta; dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenleme ile negatif yönlü ve düşük ilişkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluğunu; matematik kaygısı, içsel motivasyon ve matematik başarısı negatif yönde, dışsal düzenleme ise pozitif yönde ve %42 oranında yordamaktadır.

KaygıMatematik başarısıMatematik başarısı+6
İpek Gündüz Çetin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanma sürecindeki kadınların sosyo-ekonomik özellikleri, sosyal destek ve umutsuzluk düzeyleri ile ilişkili faktörlerin tanımlanması

Bu çalışma boşanma sürecindeki kadınların sosyo-ekonomik özellikleri ve sosyal destek ile umutsuzluk düzeylerinin ilişkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın evrenini, 01.09.2016-30.04.2017 tarihleri arasında Manisa Adliyesi, Aile Mahkemelerinde boşanma davaları devam eden 828 kadın oluştururken, bu evren arasından basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenen boşanma sürecindeki 242 kadın ise örneklemi oluşturmuştur. Bu doğrultuda araştırmanın bağımlı değişkeni boşanma sürecindeki kadınların umutsuzluk düzeyiyken, boşanma sürecindeki kadınların sosyo-ekonomik özellikleri ile algıladıkları sosyal destek düzeyi bağımsız değişken olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi kapsamında, araştırma verileri sosyo-demografik anket formu, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), İndependent Sample T Testi kullanılmıştır. Kadınların algılandıkları sosyal destek ile umutsuzluk düzeyi arasındaki ilişkinin analizi Pearson Korelasyon Tekniği ile yapılırken ileri analizinde Enter Metodu ve Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularında boşanma sürecindeki kadınların gelir seviyesi(t(239)=3,882, p< .05), 12 yaşına kadar yaşadıkları yerleşim yeri (t(197)= -2,897, p<.05) ve boşanma sürecinde bir arada yaşadıkları kişiler(t(240)=2,107, p<.05) ile umutsuzluk düzeyleri arasında anlamlı bir farklılaşma görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre boşanma sürecindeki kadınlara, özel kişilerin sağladığı sosyal desteğin artmasıyla umutsuzluk düzeyinin azaldığı saptanmıştır(β=.15, t(241)=2.19,p<.05). Sonuçlar kadınların umutsuzluklarını azaltabilmek için profesyonel desteğin yaygın hale getirilerek ulaşılabilir olması gerektiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Boşanma, Kadın, Sosyal Destek, Umutsuzluk

Algılanan sosyal destekBoşanmaBoşanmış kadınlar+5
Esma Avan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarında otizm spektrum bozukluğu olan annelerin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeylerinin çocuktaki otizmin ağırlık derecesine göre karşılaştırılması

Bu çalışma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış olan çocukların annelerinin etkilenme düzey ve şekillerini saptamayı amaçlamıştır. Bu amaçla yapılan çalışma nedensel karşılaştırma modeli bağlamında yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu otizm spektrum bozukluğu olan 194 çocuğun annesinden oluşmaktadır. Araştırma verileri Sosyo-Demografik Form, Beck Depresyon Envanteri, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Envanteri ve Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2 Türkçe Versiyonu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi bağımsız örneklemler t testi ve Mann-Whitney U testi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda otistik bozukluk indeks puanları yüksek olan çocukların annelerinin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeyleri, otistik bozukluk indeks puanları düşük olan çocukların annelerinin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeylerinden anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ve olası çözümler literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile hayatıAile işlevleriAile tutumu+7
Atila Tunçel
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bağlanma stillerinin benlik saygısı ve umutsuzluk düzeyi ile ilişkisi

Bu araştırmada erken çocukluk döneminde çocuk ve çocuğa bakım veren arasında gelişen bağlanma modelinin (Güvenli, Saplantılı, Kayıtsız, Korkulu), yetişkinlik dönemindeki benlik saygısı ve umutsuzluk üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi Mersin Üniversitesi Çiftlikköy Kampüsünde eğitim-öğretime devam eden 378 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Beck Umutsuzluk Ölçeği, İlişki Ölçekleri Anketi, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklemler t testi, regresyon analizi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda yaş değişkeni ile Beck Umutsuzluk Ölçeği puanları ve İlişki Ölçekleri Anketinin alt boyutları arasında istatistiksel yönden anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ile İlişki Ölçekleri Anketinin alt ölçeklerinden Güvenli Bağlanma, Kayıtsız Bağlanma, Saplantılı Bağlanmave Korkulu Bağlanma ile pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Beck Umutsuzluk ölçeği puanları ileİlişki Ölçekleri Anketinin alt ölçeklerinden güvenli bağlanma, kayıtsız bağlanma, saplantılı bağlanma ve korkulu bağlanma ile pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: umutsuzluk, benlik saygısı, bağlanma stilleri

BağlanmaBağlanma stilleriBenlik saygısı+4
Nil Çokparlamış
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin duygusal zekaları, sosyal görünüş kaygıları ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin duygusal zekaları, sosyal görünüş kaygıları ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında eğitimlerine Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde devam eden 274'ü kadın, 90'ı erkek, toplamda 364 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği – Kısa Formu, Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Toplanan veriler bağımsız örneklem t-Testi, Tek Yönlü Varyans analizi, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre umutsuzluk üzerinde fakülte, sınıf, ebeveynlerin eğitim düzeyi anlamlı fark oluşturmazken; erkeklerin umutsuzluk düzeyi, kadınlardan anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Yapılan Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Analizine göre duygusal zeka ile alt boyutları ve sosyal görünüş kaygısı arasında negatif ve anlamlı; sosyal görünüş kaygısı ve umutsuzluk arasında pozitif ve anlamlı; duygusal zeka ile alt boyutları ve umutsuzluk arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonuçlarına göre duygusal zeka ve alt boyutları ile sosyal görünüş kaygısı, umutsuzluğu anlamlı şekilde yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: duygusal zeka, sosyal görünüş kaygısı, umutsuzluk

Duygusal zekaSosyal görünüş kaygısıUmutsuzluk+1
Yunus Emre Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarına uygulanan terapötik dokunmanın yalnızlık ve umutsuzluk düzeyine etkisi

Bu araştırma hemodiyaliz hastalarına uygulanan terapötik dokunmanın yalnızlık ve umutsuzluk düzeyine etkisini incelemek amacıyla randomize kontrollü deneysel bir çalışma olarak yapılmıştır. Çalışma Osmaniye Devlet Hastanesi hemodiyaliz ünitesinde yapılmıştır. Bu çalışma 20 müdahale ve 20 kontrol olmak üzere toplam 40 hasta ile tamamlanmıştır. Araştırma etik kurul onayı, kurum izni ve çalışmaya katılan hastalardan yazılı bilgilendirilmiş gönüllü olur alınmıştır. Veriler hasta tanıtım formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği ve BECK Umutsuzluk Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ki kare, Mann-Whitney U, Levene, Shapiro Wilk normallik testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Müdahale grubundaki hastalara gün aşırı 3 gün boyunca 15 dakika terapötik dokunma uygulaması yapılmıştır. Kontrol grubundaki hastalara rutin bakımları dışında herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Çalışmada terapötik dokunma uygulaması öncesinde müdahale grubundaki bireylerin UCLA yalnızlık Ölçeği puanının 54.80±8.39, BECK Umutsuzluk ölçeği puanları 13.05±2.89, kontrol grubunda 54.80±7.99, 13.05±3.05 olduğu, uygulama sonrasında müdahale grubundaki hastaların UCLA Yalnızlık Ölçeği puanlarının 28.55±3.69, Beck Umutsuzluk Ölçeği puanlarının ise 4.30±1.30 olduğu belirlenmiş olup iki grup arasındaki bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak hemodiyaliz hastalarına uygulanan terapötik dokunmanın yalnızlık ve umutsuzluk düzeyini azalttığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda hemşirelerin yalnızlık ve umutsuzluk düzeyi yüksek olan hastalara terapotik dokunma uygulamasını kullanmaları önerilmiştir.

DokunmaHemşirelerHemşirelik+3
Zehra Bayram
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza infaz kurumunda bulunan 18-25 yaş arası tutuklu ve hükümlülerin çocukluk çağı travmalarının gelecek algısına ve suç tekrarına etkisinin incelenmesi

Bu tez çalışması ceza infaz kurumunda kalan 18-25 yaş arasındaki tutuklu ve hükümlülerin çocukluk çağı travmalarının, suç işlemelerindeki payı ile gelecek algısının suçu tekrar etmelerindeki etkisinin incelenmesi ve literatüre katkıda bulunması amacıyla düzenlenmiştir. Tez çocuğu derinden etkileyen travmalarının onun gelecekteki yaşamına ve kararlarına etkisinin yadsınamaz olduğunu göstermek ve çocukluk çağı travmaları bulunan tutuklu-hükümlülere yardımcı olmak amacıyla oluşturulmuştur. Örneklem ceza infaz kurumunda bulunan, birden fazla suç işleyen 18-25 yaş arası tutuklu ve hükümlülerden oluşmaktadır. Çocukluk çağı travmaları ve umut durumu ile demografik bilgilerle değişkenler arasındaki ilişkiye de bakmaktadır. Bu değişkenler katılımcıların yaşları, cinsiyeti, kendilerinin ve ailelerinin psikiyatrik tanılarının var olup olmadığından ve gelecek planının varlığına dair sorudan oluşmaktadır. Araştırmanın ölçekleri; Çocukluk Çağı Ruhsal Travmalar Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Demografik Anketten oluşmaktadır. Araştırmada gönüllülük esas alınmış, uygun olan 180 kişi ile istatistikî çalışmalara başlanmıştır. Araştırmanın istatistikî çalışması için SPSS programından yararlanılmıştır. Analiz sonucuna göre; umut-umutsuzluk ölçeği ile çocukluk çağı travmaları ölçeği arasında negatif yönlü korelasyon bulunmaktadır. Çocukluk çağı travmaları mükerrer ceza evi yaşantısı olma durumuna göre farklılaşmaktadır(p=0,000<0,05) ancak Umut-umutsuzluk ölçeği farklılaşmamaktadır(p=0,278>0,05). Suç tekrarı ile kişilerin gelecek algısı arasında anlamlı bir ilişki vardır hipotezi ile ilgili suç tekrarı olan bireyler 'Gelecek için planınız var mı?' sorusuna %93,89(169) evet, %6,11(11) hayır cevaplarını vermiştir. Sonuç olarak sosyodemografik bilgi formundaki soruların cevaplarına göre umut-umutsuzluk ve çocukluk çağı travmaları ölçeğinin sonuçlarının farklılaştığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı travmaları, Gelecek Algısı, İstismar, Suç, Umutsuzluk, Ceza İnfaz Kurumu

Ceza infaz kurumlarıGelecek kaygısıSuç+3
Sibel Bar
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evliliğe yüklenen anlam ile yalnızlık arasındaki ilişkide umutsuzluğun aracı rolü

Bu araştırmada, evliliğe yüklenen anlam, yalnızlık, umutsuzluk ve bazı değişkenler (cinsiyet, yaş, romantik ilişki durumu) açısından incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 348 kadın ve 219 erkek olmak üzere 567 bireyden oluşmaktadır. Evliliğe yüklenen anlam ile ilgili veriler "Evliliğe Yüklenen Anlam Ölçeği" (Özabacı ve diğ., 2018), yalnızlık ile ilgili veriler "UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu" (Doğan ve diğ, 2011), umutsuzluk ile ilgili veriler "Beck Umutsuzluk Ölçeği" (Seber, 1991) ile toplanmıştır. Araştırmanın hipotezleri doğrultusunda araştırma verileri Pearson Korelasyon Analizi ve Bağımsız Gruplar t Testi kullanılarak analiz edilmiş olup evliliğe yüklenen anlam ve yalnızlık arasındaki ilişkide umutsuzluğun istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde aracılık rolünün olup olmadığı aracı model kullanılarak test edilmiştir. Araştırma sonucunda, evliliğe yüklenen pozitif anlam ile negatif anlam, yalnızlık ve umutsuzluk arasında negatif yönde, yaş ile arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda test edilen aracı modelde, evliliğe yüklenen pozitif ve negatif anlam ile yalnızlık arasındaki ilişkide umutsuzluğun kısmi aracı role sahip olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte evliliğe yüklenen anlamın cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüş ve evliliğe atfedilen pozitif anlamın kadınlarda erkeklere göre daha yüksek; negatif anlamın ise kadınlarda erkeklere göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yalnızlığın ve umutsuzluğun cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Erkeklerin yalnızlık ve umutsuzluk düzeyleri kadınlardan daha yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte evliliğe yüklenen pozitif anlam, bireyin romantik ilişki durumuna göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmış olup evliliğe yüklenen pozitif anlamın romantik ilişkisi olan bireylerde olmayanlara göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Evliliğe yüklenen negatif anlam, yalnızlık ve umutsuzluk ise bireyin romantik ilişki durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik, evliliğe yüklenen pozitif anlam, evliliğe yüklenen negatif anlam, yalnızlık, umutsuzluk.

EvlilikEvlilik ilişkisiUmutsuzluk+2
Kübra Dombak
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 salgını sürecinde bireylerin ölüm kaygısı, yaşamda anlam düzeyleri, Covıd-19 korkusu ve umutsuzluk düzeylerinin HIV+ tanısı alma durumlarına göre karşılaştırılması

Bu çalışmada HIV tanısı alan ve almayan bireylerin COVID-19 salgını sürecinde ölüm kaygısı, yaşamda anlam düzeyleri, COVID-19 korkusu ve umutsuzluk düzeylerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma modellerinden ilişkisel taramaya dayalı nedensel-karşılaştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında bireylerin ölüm kaygısı düzeyini ölçmek amacıyla Türkçe Ölüm Kaygısı Ölçeği, yaşamda anlam düzeylerini ölçmek amacıyla Yaşamda Anlam Ölçeği, COVID-19 salgınına ilişkin yaşadıkları korkuyu ölçmek amacıyla COVID-19 Korkusu Ölçeği, umutsuzluk düzeylerini ölçmek amacıyla Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler iki gruptan ayrı ayrı anket aracılığıyla gönüllülük esas alınarak toplanmıştır. HIV tanısı almayan 79 kişiye ve HIV tanısı alan 70 hastadan toplam 149 kişiden veriler toplanmıştır. Veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiş olup normalliğin değerlendirilmesinde çarpıklık ve basıklık katsayıları dikkate alınmıştır. Araştırma kapsamında normal dağılım gösteren veriler için karşılaştırmalı testlerden Bağımsız Örneklem T-Testi ve One Way ANOVA testi kullanılmış olup normal dağılım göstermeyen veriler içinse Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada ölüm kaygısı, yaşamda anlam düzeyi, COVID-19 korkusu ve umutsuzluk arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi ve yaşamda anlamın, COVID-19 korkusunun ve umutsuzluk düzeyinin ölüm kaygısını yordama düzeyini incelemek amacıyla Çoklu Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda HIV tanısı alan ve almayan bireylerin ölüm kaygısı, ölüm kaygısının alt boyutları, yaşamda anlam düzeyleri, yaşamda anlamın alt boyutları, COVID-19 korku düzeyleri ve umutsuzluğun gelecek beklentisi ve umut alt boyutları istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır (p>.05). Ancak bireylerin umutsuzluk düzeyleri ve umutsuzluğun alt boyutu olan motivasyon kaybı düzeyleri HIV tanısı alıp almamalarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır (p<.05). HIV tanısı alan bireylerin almayan bireylere göre daha düşük düzeyde umutsuzluk yaşadıkları ve umutsuzluğun alt boyutu olan motivasyon kaybı düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir. Gelecek araştırmalarda araştırmacıların HIV+ olan bireylerin sağlık durumlarını nasıl değerlendirdiklerine yönelik bilgi alınması ve yapılacak çalışmaların bu bilgilerle birlikte ele alınması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: HIV+, Ölüm Kaygısı, Yaşamda Anlam, COVID-19 Korkusu, Umutsuzluk

COVID 19HIVHastalanma kaygısı+6
Ayşe Gül Uçman
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnaktif HBsAG taşıyıcılarında anksiyete, depresyon ve umutsuzluk semptomları ile yaşam kalitesi düzeylerinin değerlendirilmesi

AnksiyeteDepresyonHepatit B+2
Abdulkadir Küçükbayrak
Düzce University
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce Emniyet müdürlüğü personelinin boş zaman tutumlarının ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Düzce Emniyet Müdürlüğü personelinin boş zaman tutumlarının ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın amaçları arasında, Düzce il Emniyet Müdürlüğü'nde görevli emniyet personelinin ne tür zamanlarında faaliyetlere katıldıkları, katıldıkları faaliyetlere ne kadar zaman ayırabildikleri ve katıldıkları faaliyetlerin çalışma performanslarına ve umutsuzluk düzeylerine etkilerini tespit etmek de bulunmaktadır. Araştırmanın evrenini, Düzce il Emniyet Müdürlüğü'nde görevli 850 polis memurundan tesadüfî yöntemle seçilen kadın erkek olmak üzere toplam 350 polis memuru oluşturmuştur. Anketin örneklem grubuna uygulanması sürecinde yüz yüze mülakat yöntemi kullanılmış ve araştırmayla ilgili ön bilgilendirme yapıldıktan sonra anket araştırmacı tarafından uygulamıştır. Verilerin analizinde SPSS istatistik programı kullanılmış ve anlamlılık düzeyi (p<0.05) olarak belirlenmiştir. Araştırmada, ölçme aracı olarak Ragheb ve Beard (1982) tarafından geliştirilen Türkçe uyarlaması Akgül ve Gürbüz tarafından yapılmış olan "Leisure Attitude Scale: LAS" "Boş Zaman Tutum Ölçeği" ve Dr.Aaron T.Beck (1974) tarafından geliştirilen Türkçe uyarlaması Savaşır ve Şahin tarafından yapılmış olan Umutsuzluk Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların algılarına göre umutsuzluk algılarının düşük olduğu, erkek emniyet personelinin kadın emniyet personeline göre umutsuzluk düzeylerinin daha yüksek olduğu, il merkezinde çalışan emniyet personelinin daha yüksek umutsuzluk düzeylerine sahip oldukları, yaşı ilerleyen emniyet personelinin umutsuzluk düzeylerinin arttığı, hastalık yaşayan emniyet personelinin hastalık yaşamayanlara göre daha yüksek düzeyde umutsuzluk taşıdığı, emniyet personelinin boş zaman tutumlarının yüksek olduğu, katılımcıların boş zaman tutumları ile umutsuzluk algıları arasında negatif ilişki olduğu sonuçları ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Zaman, Boş Zaman, Serbest Zaman, Rekreasyon, Umutsuzluk ve Polis

Boş zamanları değerlendirmeDüzcePolis+4
Hamit Yıldız
Düzce University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Karaciğer nakli olan hastaların sosyal destek ve umutsuzluk düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırma, karaciğer nakli olan hastalarda sosyal destek ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte yapılan bu araştırma Fırat Üniversitesi Hastanesi ve İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Organ Nakli Servislerinde Ocak 2020-Haziran 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Yapılan güç analizi sonucunda, çift yönlü önem düzeyinde, 0.05 yanılgı düzeyi, 0.95 güven aralığında, 0.3 etki büyüklüğünde araştırmanın örneklem büyüklüğü 162 hasta olarak belirlenmiştir fakat araştırma 165 hasta ile yürütülmüştür. Veriler, karaciğer nakli yapılmış hastalarla yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırma verileri; Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ), kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi bilgisayar ortamında SPSS 22 (Statistical Package for Social Sciences version 22) programı kullanılarak yapılmıştır. Önemlilik testi olarak, korelasyon analizi kullanılmıştır. Ortalamalar standart sapmalar ile birlikte verilmiştir, p<0.05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan hastaların umutsuzluk puan ortalamaları 8,53±3,42 bulunmuştur bu orta düzeyde bir umut puanıdır. Algılanan sosyal destek puan ortalamaları 62,79±17,39 olarak bulunmuştur bu ise orta değerin üstünde bir sosyal destek puanıdır. Sosyal destek ile umutsuzluk arasında da negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Hastaların sosyal destek puanları arttıkça umutsuzluk düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Sonuç olarak, karaciğer nakli olmuş hastaların orta düzeyde umutsuzluk yaşadıkları ve sosyal destek algılarının ortalamanın üstünde olduğu belirlenmiştir. Bireylerin aldıkları sosyal destekleri arttırılarak umutsuzluk düzeylerinin azaltılması sağlanabilir. Algılanan sosyal desteği artırmak adına sosyal destek sistemlerine hemşirelik bakımına entegre uygulamalar önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Karaciğer Nakli, Sosyal Destek, Umutsuzluk, Hemşirelik

HemşirelikKaraciğerKaraciğer hastalıkları+4
Rıza Demir
Fırat University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılarında spiritüel iyi oluş durumlarının umutsuzluk düzeyleri ile ilişkisi

Madde bağımlılığı; dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bireyler zorluklardan kaçma, yalnızlık, bilgisizlik, eğlenme gibi birçok sebepten dolayı madde kullanmaya yönelmektedirler. Madde kullanımı sonrası bağımlı olan kişiler, bir süre sonra madde bağımlılığının getirmiş olduğu sorunlar ile başa çıkamayarak tedavi yolları aramaya başlamaktadırlar. Tedavileri başarısızlıkla sonuçlanan bireyler, kendini toplumdan ve değerlerinden soyutlayarak iyice yalnızlaşıp, ümitsizliğe kapılmaktadırlar. Amaç: Bu çalışma madde bağımlılarının spiritüel iyi oluş durumları ile umutsuzluk düzeyleri arasında ki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın örneklemi, 1 Eylül 2018 - 1 Şubat 2019 tarihleri arasında Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi AMATEM servisinde yatarak tedavi gören 246 madde bağımlısı hasta oluşturmuştur. Tekrarlı yatışlar ve çalışmaya katılmayı kabul etmeyen hastalar çıkarıldıktan sonra geriye kalan 201 hasta ile çalışma yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında Sosyodemografik Bilgi Formu, Spiritüel İyi Oluş Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; yüzdelikler, ortalama, standart sapma, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 28.59±8.54 olup katılımcıların tamamı erkektir. Katılımcıların Spiritüel İyi Oluş Ölçeğinden almış oldukları toplam puan ortalaması 109.89±15.88, Beck Umutsuzluk Ölçeğinden almış oldukları toplam puan ortalaması 7.33±5.30 olarak bulunmuştur. Bu araştırmada hastaların spiritüel iyi oluş durumları ile umutsuzluk düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.01). Hastaların Spiritüel İyi Oluş ölçeği toplam puanları ile yataklı tedavi merkezine başvuru (merkezde toplam yatış) sayıları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,01). Hastaların Beck Umutsuzluk Ölçeği toplam puanları ile yataklı tedavi merkezine başvuru sayıları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,05). Hastaların Beck Umutsuzluk Ölçeği toplam puanları ile yaşları arasında negatif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Spiritüel iyi oluş durumları arttıkça umutsuzluk düzeylerinin azaldığı tespit edilmiştir. Hastaların spiritüel iyi oluş durumlarının artması için danışmanlık ve bakım hizmetlerinin verilmesi önerilebilr.

BağımlılıkMadde bağımlılığıMadde kullanım bozuklukları+4
Ufuk Doğan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Şizofreni hastalarında intihar girişiminin pozitif ve negatif semptomlar, depresyon, umutsuzluk, içgörü ve bilişsel işlevlerle ilişkisi

Şizofreni hastalarında intihar girişimi ve tamamlanmış intihar oranları genel nüfustan yaklaşık 15 ile 20 kat daha fazladır. Şizofrenide intihara teşebbüs oranları yaklaşık olarak % 20 ile % 40 arasında bildirilmiştir. Bununla birlikte, şizofrenide tamamlanmış intihar oranı, yaklaşık olarak % 5 ile % 10'dur. İntihar öyküsü, depresyon, umutsuzluk, içgörü ve daha iyi bilişsel işlevler şizofreni hastalarında intihar riskini artıran etmenlerdir. Şizofreni hastalarında görülen bilişsel işlevlerdeki bozulma hastalığın en önemli belirtilerinden biridir. Bu çalışmada Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Bölümü'ne başvuran şizofreni tanısı konan 50 hastada intihar girişimi ile hastalık belirtileri, içgörü, umutsuzluk, depresyon ve bilişsel işlevlerin ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmaya dahil edilen hastalar sosyodemografik ve klinik veri toplama formu, Negatif belirtileri değerlendirme ölçeği (SANS), Pozitif belirtileri değerlendirme ölçeği (SAPS), Calgary Şizofrenide Depresyon Ölçeği, İçgörünün Üç Bileşenini Değerlendirme Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Beck İntihar Düşüncesi Ölçeği, bilişsel işlevleri Stroop Testi ve Wisconsin Kart Eşleme Testi ile değerlendirilmiştir.İntihar girişimi olan (n:19) ve olmayan (n:31) şizofreni hastaları karşılaştırıldığında; Beck İntihar Düşüncesi Ölçeği (p=0.001), Beck Umutsuzluk Ölçeği (p=0.005), Calgary Şizofrenide Depresyon Ölçeği (p=0.004) puanları, WKET toplam doğru sayısı (p=0.005) intihar girişimi olan grupta anlamlı olarak yüksek saptanmıştır. WKET perseveratif tepki (p=0.04), perseveratif hata (p=0.031) ve perseveratif hata yüzdesi (p=0.006) intihar girişimi olan grupta olmayan gruba göre anlamlı olarak daha iyi saptanmıştır.

Bilişsel işlevlerDepresyonSemptomlar ve genel patoloji+3
Hayriye Mihrimah Öztürk
Gazi University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki mesleki müzik eğitimi veren kurumlarda öğrenim gören lisans öğrencilerinin, umutsuzluk düzeylerinin karşılaştırmalı analizi

Bu araştırmanın amacı, Konservatuvarlar, Güzel Sanatlar Fakültelerinin Müzik Bölümleri ve Eğitim Fakültelerinin Müzik Öğretmenliği Anabilim Dallarında öğrenim görmekte olan lisans öğrencilerinin umutsuzluk düzeylerinin karşılaştırmalı analizine yöneliktir. Bu araştırma, izlenen yöntem ve toplanan verilerin niteliği açısından betimsel bir çalışmadır.Araştırmanın evrenini Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü, Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü ve Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalında okuyan lisans birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinden oluşan toplam 372 öğrenci oluşturmaktadır. Evrenin tümü örneklem olarak alınmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak Beck umutsuzluk ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin birinci bölümünde öğrencilerin kişisel bilgilerini içeren 9 soru; ikinci bölümünde ise 20 maddeden oluşan Beck umutsuzluk ölçeği bulunmaktadır. Ölçekten elde edilen verilere ait sonuçlar temel istatistik yöntemlerle açıklanmıştır.Araştırmanın bulguları sonucunda öğrencilerin; cinsiyetleri, yaşları, sınıfları, ana çalgıları, ailelerinin gelir durumlarına göre umutsuzluk düzeylerinde anlamlı bir fark bulunmazken; okudukları okul, mezun oldukları lise türü, annelerinin ve babalarının eğitim düzeylerine göre umutsuzluk düzeylerinde anlamlı bir fark bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Konservatuvar, Güzel Sanatlar Fakültesi, Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalı, Beck Umutsuzluk Ölçeği

Aday öğretmenlerKonservatuvarMüzik+3
Beste Atalay
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Aile yapısı, bağlanma stili ve umutsuzluğun lise öğrencilerinin madde kullanma eğilimleri ile ilişkisi

Lise öğrencilerinin madde kullanma eğilimlerini etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, lise öğrencilerinin madde kullanma eğilimlerini aile yapısı, bağlanma stilleri, umutsuzluk ve bazı sosyo demografik değişkenler açısından incelemektir. Çalışmada "cinsiyet, lise türü, sınıf düzeyi, aile tipi, aile tutumu, ailenin gelir düzeyi, öğrencinin ve/veya ailenin madde kullanma durumu ve kardeşler arası konum" sosyo demografik değişkenler olarak belirlenmiştir. Araştırma grubu 2015-2016 eğitim öğretim yılında Karadeniz Bölgesi'nde büyük şehir statüsünde olan bir il genelindeki öğrenimlerine devam eden 513 kız, 390 erkek olmak üzere toplam 903 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Beck, Weissman, Lester ve Trexler (1974) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Durak ve Palabıyıkoğlu (1994) tarafından yapılan "Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ)"; Griffin ve Bartholomew (1994) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Sümer ve Güngör (1999) tarafından yapılan "İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA)"; Gülerce (1996) tarafından geliştirilen "Aile Yapısı Değerlendirme Aracı (AYDA)" ve MacAndrew(1986) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Ceyhun, Oğuztürk ve Ceyhun (2001) tarafından yapılan "Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği" kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik özellikleri ile ilgili bilgileri elde etmek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 (Statistical Packet for Social Sciences) paket programı ile analiz edilmiştir. Spearman Testi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi Tekniği, Mann Whitney U Testi ve Kruskal-Wallis testinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda madde kullanma eğiliminin umutsuzluk ve bağlanma stillerinden saplantılı bağlanma stili ile pozitif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Madde kullanma eğilimi ile aile yapısı boyutlarından birlik, yönetim ve yetkinlik boyutlarıyla da pozitif yönde anlamlı ilişkisi olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca; madde kullanma eğiliminin cinsiyete, lise türüne, sınıf düzeyine, aile tutumuna, ailenin gelir düzeyine, öğrencinin ve ailesinin madde kullanma durumuna göre anlamlı bir fark gösterdiği; kardeşler arası konum ve aile tipine göre ise farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Sonuçlar literatür bulgularıyla tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

Aile yapısıBağlanma stilleriLise öğrencileri+2
Kenan Bülbül
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin temas engellerinin ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin umutsuzluk düzeylerini yordayıcılığının incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin temas engellerinin ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin umutsuzluk düzeylerini yordayıcılığının incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca temas engelleri, psikolojik iyi oluş ve umutsuzluk düzeyleri ile çeşitli sosyo-demografik değişkenler arasında anlamlı farklılaşma olup olmadığına bakılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı aracılığıyla analiz edilerek, ortalama ve standart sapma, minimum ve maksimum değerleri alınmıştır. Normallik dağılımları (Kolmogorov-Smirnov Normallik Testi) kontrol edildikten sonra non-parametrik metotlardan olan Kruskal-Wallis H Testi ve Mann Whitney U Testi ile analizler tamamlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin temas, tam temas, bağımlı temas, temas sonrası düzeyleri ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin umutsuzluk düzeyleri üzerindeki etkisine ilişkin model anlamlı olarak bulunmuştur. Kişiliğin yetişilen çevre ile etkisi hem temas engelleri ve psikolojik iyi oluşun hem de umutsuzluğun sebebi olarak sunulmuştur. Bu durumda aralarında yordayıcı bir etki çıkması beklenen bir sonuç olmuştur. Ayrıca sonuçları incelediğimizde alt kategorilerin (cinsiyet, yaş, fakültedeki bölümü, aile kazancı vd.) temas Engelleri, umutsuzluk düzeyi ve psikolojik iyi oluş düzeylerinde birbirinden bağımsız anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Yordamanın yönüne bakıldığında temas, tam temas, temas sonrası ile pozitif yönde olduğu yani temas, tam temas, temas sonrası düzeyleri arttıkça umutsuzluk düzeylerinin de arttığı söylenebilir. bağımlı temas ve psikolojik İyi oluş düzeyleri arttıkça umutsuzluk düzeyleri azalmaktadır.

Psikolojik iyi oluşTemas engelleriUmutsuzluk+1
Esra Şahbaz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite okuyan gençlerin dünyaya ilişkin varsayımlarının kaygı ve umutsuzluk düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi (Yüzüncü Yıl Üniversitesi uygulaması)

Geleceği şekillendirecek bireyler olarak gençlerin kaygı ve umutsuzluk kaynaklarının bilinmesi, önemli bir konudur. Bu çalışmanın amacı, gençlerin dünyaya ilişkin varsayımlarının kaygı ve umutsuzluk düzeyleri üzerine olan etkisini tespit etmektir. Çalışmada literatür taramasının yanı sıra Yüzüncü Yıl Üniversitesinde eğitim gören toplam 295 fen bilimleri ve sosyal bilimleri öğrencisini içeren bir anket araştırması yöntemleri kullanılmıştır. Anket kapsamında 'Beck Anksiyete Ölçeği', 'Beck Umutsuzluk Ölçeği' ve 'Dünyaya İlişkin Varsayımlar Ölçeği' olmak üzere üç farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırmada oluşturulan soru formu yüz yüze görüşme tekniği ile öğrencilere uygulanarak, araştırma için gerekli veriler toplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre gençlerin dünyaya ilişkin varsayımları ile umutsuzluk arasında ters orantılı bir ilişki olduğu saptanmış olup dünyaya ilişkin varsayımların arttıkça umutsuzluğun azaldığı görülmüştür (regresyon katsayısı 0,359, F değeri, F=6,663). Dünyaya ilişkin varsayımlar ile kaygı arasında ise anlamlı bir farklılık oluşturacak bir etkileşim olmadığı tespit edilmiştir (p=0,036 düzeyinde). Araştırmanın Yüzüncü Yıl Üniversitesindeki öğrencilerden meydana gelmesi, çalışmanın sınırlılıkları arasında yer almaktadır. Araştırma sonuçlarına göre bireylerin soyut değer inançlarının geliştirilmesi ve umutsuzluğa neden olan faktörlerin hayattan çıkarılması önerilir.

Dünya görüşüGençlerKaygı+2
Hüseyin Erol
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects