Early child education

174 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

0-3 yaş dönemindeki işitme yetersizliği olan bir çocuğun dil becerilerinin geliştirilmesinde Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı'nın etkinliğinin incelenmesi

Bu eylem araştırmasının amacı, Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı (KAEEP) çerçevesinde işitme yetersizliği olan bir çocuğa sahip işiten bir ailenin ebeveyn çocuk etkileşimini ve çocuğun söz öncesi iletişim becerilerini evde desteklemeye yönelik süreci incelemektir. Çalışmaya, 0-3 yaş arası işitme kayıplı bir çocuğa sahip bir aile, çocuk ve araştırmacı katılmıştır. Araştırmada veriler; aile bilgi formu, gözlem, günlük kayıtları, video ve ses kayıtları, kontrol listeleri, çeşitli dokümanlar ile güvenilirlik ve geçerlilik komitesi toplantılarından elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, araştırma sürecinin işlevselliğini, karşılaşılan zorlukları, ebeveynlerin davranışlarını ve çocuğun gelişimini ortaya koymuştur. Aynı zamanda, araştırmacının kazandığı beceriler de analiz edilmiştir. Sistematik ve döngüsel bir analiz yaklaşımıyla yürütülen bu çalışma, aile eğitimlerinin ebeveynlerin etkileşim davranışları üzerinde olumlu etkiler yarattığını ve çocuğun iletişim becerilerinde ilerlemeler sağladığını göstermiştir. Süreç boyunca, ailenin sınırlı etkileşim davranışlarının azaldığı, çocuğun ise ortak dikkat geliştirme, karşılıklı etkileşim başlatma ve sürdürme gibi iletişim becerilerinde önemli ilerlemeler kaydettiği görülmüştür. Ayrıca, çocuğun söz öncesi iletişim becerileri ile alıcı ve ifade edici dil gelişiminde de önemli kazanımlar elde edilmiştir. Araştırmanın sonunda, ailelerin çocuk gelişimi ve ebeveyn rollerine ilişkin farkındalıklarının arttığı, doğru davranışları daha bilinçli şekilde sergileyebildikleri tespit edilmiştir. Bu onuçlar, literatürdeki benzer çalışmalarla paralellik göstermekte ve ebeveyn müdahalelerinin etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, ebeveyn katılımını teşvik eden uygulamalara yönelik ihtiyacı da gözler önüne sermektedir. Bu araştırmanın, anne-çocuk etkileşimi ve aile eğitimi alanında ulusal ve uluslararası literatüre katkı sağlayacağı, Türkiye'deki uygulayıcılar ve araştırmacılar için önemli bir rehber niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi çocuklarÖzel gereksinimli çocuklar
Başak Seçmen Daşcı
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken çocukluk dönemi bilimsel yaratıcılık ölçeğinin geliştirilmesi ve çocukların bilimsel yaratıcılık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, Hu ve Adey'in (2002) Bilimsel Yaratıcılık Yapısal Modeli temel alınarak Erken Çocukluk Dönemi Bilimsel Yaratıcılık Ölçeği (EÇBYÖ)'nin geliştirilmesi ve çocukların bilimsel yaratıcılık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın pilot, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları, Kocaeli'nin İzmit ilçesinde bulunan anaokullarında yapılmıştır. Pilot uygulamaya 44, geçerlik ve güvenilirlik çalışmalarına 321 çocuk dahil edilmiştir. Ölçeğin güvenirlik özelliğini test etme amacı kapsamında, çalışma yapılan 57 çocuğa, çalışma yapılan süreden iki hafta sonra ölçek tekrar uygulanmıştır. Araştırma, iki bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde 48-72 ay aralığındaki çocukların bilimsel yaratıcılıklarının belirlenmesine yönelik EÇBYÖ'nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde; aile ve çocuğa ait bazı değişkenlerin çocukların bilimsel yaratıcılıklarına olan etkisi incelenmiştir. Ölçeğin hem pilot uygulamasında hem de geçerlik güvenilirlik çalışmasında, çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden, maksimum çeşitlilik örneklemesinden yararlanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan 48-72 ay çocukların bilimsel yaratıcılıklarını değerlendirmek için "EÇBYÖ" ve çocuk ile aileye ait demografik bilgileri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Maddeler Arası Korelasyon ve Madde Ayırıcılığına bakılarak ölçeğin son hali belirlenmiştir, Ölçeğin geçerliğinin incelenmesi amacıyla kapsam ve yapı geçerliği test edilmiştir. Ölçeğin güvenilirliğini test etmek için, Cronbach Alfa Katsayısı hesaplanmış, puanlayıcılar arası güvenilirlik ve zamana karşı değişmezlik incelenmiştir. Ölçeğin tümü için Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı 0.78 olarak hesaplanmıştır. Sosyodemografik özelliklerin bilimsel yaratıcılık üzerindeki etkilerini incelemek için geçerlik-güvenilirlik çalışması yapılan çalışma grubuna ait veriler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, EÇBYÖ'nin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir. Yaş, cinsiyet, daha önce okul öncesi eğitim almış olma durumu, sosyoekonomik düzey, baba öğrenim düzeyinin sonuçlar üzerinde belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Doğum sırası, kardeş sayısı, anne yaşı, baba yaşı, anne öğrenim düzeyininse bilimsel yaratıcılık toplam puanı üzerinde etkili olmadığı sonucuna varılmıştır.

Erken çocuk eğitimiÇocuk eğitimi
Ayşe Hicret Güdük
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Oyun ve edebiyat temelli duygu düzenleme becerisi eğitim programı'nın çocukların duygu düzenleme becerilerine etkisinin incelenmesi

Araştırmanın amacı Oyun ve Edebiyat Temelli Duygu Düzenleme Becerisi Eğitim Programı (PALBERS-TP)'nın 5-6 yaş çocukların duygu düzenleme becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırma ön test, son test ve kalıcılık testi kontrol gruplu deneysel desene göre yürütülmüştür. Araştırmaya okul öncesi eğitime devam etmekte olan 20'si deney, 20'si kontrol grubu olmak üzere 40 çocuk ve öğretmenleri dahil edilmiştir. Programda yer alan 30 oturum haftada üç gün uygulanarak 10 haftada tamamlanmıştır. Programın etkisini saptamak için araştırmacı tarafından geliştirilen Genel Bilgi Formu, Shultz ve Izard (1) tarafından geliştirilip Durmuşoğlu Saltalı, Deniz, Çeliköz ve Arı (2) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Altı Yaş Çocukları İçin Duygusal Becerilerin Değerlendirilmesi Testi (Assessment of Children's Emotion Skills- ACES) ve Shields ve Cicchetti (3) tarafından geliştirilip Batum ve Yağmurlu (4) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Duygu Düzenleme Ölçeği (The Emotion Checklist- ERC) kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Oyun ve Edebiyat Temelli Duygu Düzenleme Becerisi Eğitim Programı (PALBERS-TP)'nın çocukların duyguları tanıma, anlama, ifade etme ve duygu düzenleme becerilerini arttırdığı saptanmıştır.

Bastırılmış duyguBilişsel duygu düzenlemeErken çocuk eğitimi+5
Pelin Ülker
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekran bağımlılığı olan okul öncesi çocuklarda okupasyon temelli öz düzenleme programının okupasyonel performansa etkilerinin incelenmesi

Tekeci, Y., Ekran Bağımlısı Okul Öncesi Çocuklarda Okupasyon Temelli Öz Düzenleme Programının Okupasyonel Performansa Etkilerinin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Ergoterapi Programı Doktora Tezi, Ankara, 2024. Bu çalışmanın amacı, ekran bağımlısı okul öncesi çocuklara yönelik uygulanacak olan okupasyon temelli öz düzenleme programının okupasyonel performansa olan etkilerini araştırmaktı. Ekran bağımlılığı çocuklarda öz düzenleme, yürütücü işlevler ve duyusal işlemleme gibi birçok alanda problem oluşturarak okupasyonel performansı etkilemektedir. Çalışmamıza ekran bağımlılığı olan 10' ar kişilik iki grup edilmiştir. Çalışmamızda medya cihazlarının kendi içlerinde bulunan uygulamalar ile ekran süresi ölçümü, Problemli Medya Kullanım Ölçeği, Baş-Ayak-Diz-Omuz Yönergeleri (BADO), Dunn Duyu Profili, Kısa Çocuk Roller Aktiviteler ve Görevler Profili (SCOPE) ve Kanada Aktivite Performans Ölçeği kullanılmıştır. 8 hafta, haftada iki seans şeklinde okupasyon temelli öz düzenleme programı uygulanmıştır. Müdahale öncesi ve sonrası iki grubun gelişimi karşılaştırıldığında ekran süresi, problemli medya kullanım ölçeği, işitsel işlem, görsel işlem, vestibüler işlem, çoklu duyusal işlem, endurans/tonula ilgili işlem, hareket ve vücut pozisyonu ile ilgili düzenlemeler, aktivite seviyesini ilgilendiren hareket düzenlemeleri, duygusal cevapları etkileyen duyusal girdilerin düzenlenmesi, duygusal cevapları ve aktivite seviyesini etkileyen görsel girdilerin düzenlenmesi, duyusal ve sosyal cevaplar, tepki verme eşiğini tanımlayan maddeler, kayıt, duyusal girdi arama, , dikkatsizlik/dikkat dağınıklığı, duyu hassasiyeti, hareketsiz, algısal ince motor becerileri, BADO yönergeleri, Kısa Çocuk Roller Aktiviteler ve Görevler Profili -irade ve alışkanlıklar alanları (p0,01), duyusal işlemin davranışsal sonuçları, araştırma, hassasiyet, kaçınma, duyusal tepki, oral duyusal hassasiyet, Kısa Çocuk Roller Aktiviteler ve Görevler Profili-iletişim ve etkileşim becerileri alanlarında (p0,05) olarak bulunmuştur. Okul öncesi çocuklarda ekran bağımlılığını önlemek için okupasyon temelli öz düzenleme programının etkin bir yaklaşım olduğu bulunmuştur.

Davranışsal bağımlılıkErken çocuk eğitimiOkul öncesi çocuklar+1
Yasin Tekeci
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erken okuryazarlık becerilerinin desteklenmesinde etkileşimli kitap okumaya yönelik okul öncesi öğretmenlerinin görüş ve uygulamaları

Bu araştırma erken okuryazarlık becerilerini desteklemede Etkileşimli Kitap Okumaya yönelik okul öncesi öğretmenlerinin görüş ve uygulamalarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni ile yürütülen bu araştırma, amaçsal örnekleme kapsamındaki ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı anaokulları veya anasınıflarında görev yapmakta olan dokuz okul öncesi öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen nitel veriler araştırmacı tarafından alanyazın taraması yapılarak oluşturulan Erken Okuryazarlık Becerilerinin Desteklenmesinde Etkileşimli Kitap Okumanın Kullanımına Yönelik Yarı Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu ve Erken Okuryazarlık Becerilerinin Desteklenmesine Yönelik Etkileşimli Kitap Okuma Uygulamaları İnceleme Formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen nitel verilerin analizinde tümevarımsal içerik analizi kullanılmıştır. Yapılan analizlerin ardından Okul Öncesi Öğretmenlerinin Erken Okuryazarlık Becerilerini Desteklemede Etkileşimli Kitap Okumaya Yönelik Görüşleri, Okul Öncesi Öğretmenlerinin Etkileşimli Kitap Okuma Yöntemine ve Etkileşimli Kitap Okuma Stratejilerine Yönelik Görüşleri ve Okul Öncesi Öğretmenlerinin Gerçekleştirdikleri Etkileşimli Kitap Okuma Uygulamalarının Özellikleri olmak üzere üç temaya ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin çoğunlukla Etkileşimli Kitap Okumanın erken okuryazarlık becerilerini desteklediğini, gelişime katkıları olduğunu ve aktif katılım sağladığını düşündükleri anlaşılmıştır. Öğretmenlerin Etkileşimli Kitap Okumaya hazırlık esnasında yapılanlara yönelik çoğunlukla kitap seçimi ve uygulama aşamalarına yönelik okuma öncesi uygulama adımı bağlamında görüş bildirdikleri, ayrıca Etkileşimli Kitap Okuma uygulamaları içeren eğitimlere ihtiyaç duydukları görülmüştür. İncelenen öğretmen uygulamalarının video kayıtlarında ise uygulamaların tamamının büyük grup ve tamamına yakınının "U" şeklindeki oturma düzeni ile yürütüldükleri, erken okuryazarlık becerilerinin alt boyutlarını desteklemeye yönelik uygulamaların ise sınırlı olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular ve sonuçlar doğrultusunda öğretmenlere, alan uzmanlarına ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur.

Birlikte kitap okumaErken okuryazarlık becerileriErken çocuk eğitimi+3
Erdem Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk eğitim sisteminde Cumhuriyet'in ilk yüzyılında (1923-2023) uygulanan okul öncesi eğitim programlarının analizi

Bu çalışmada Cumhuriyet tarihi süresince uygulanan altı okul öncesi eğitim programı Posner'ın (2004) program analizi boyutlarına uygun olarak analiz edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden "doküman analizi" deseninden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen nitel veriler betimsel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın birincil veri kaynağı Türkiye'de 1923-2023 tarih aralığında uygulanan okul öncesi eğitim programlarıdır. İkincil veri kaynakları ise okul öncesi eğitim programlarına yönelik hazırlanan raporlar, tezler ve araştırma makalelerinden oluşmaktadır. Araştırmanın amacı, 1952 yılında hazırlanan ilk anaokulu yönetmeliği programından 2013 yılından itibaren uygulanan son okul öncesi eğitim programına kadar geçen sürede, programların vizyon ve misyonlarını, içerik dönüşümünü bütüncül bir bakış açısı ile ortaya koymaktır. Araştırmadan elde edilen bulgularda; programların güncellenmesinde belirli bir periyodun takip edilmediği görülmüştür. 2002 yılından itibaren program öğelerinin değişme sıklığının azaldığı görülmüştür. 2002 yılından itibaren okul öncesi eğitim programlarında vizyon ile ilgili maddeler değiştirilmemiştir. Okul öncesi eğitim programlarında amaç/hedef ve çocuklar için öğrenme merkezlerine yönelik ifadelerde süreklilik sağlanamamıştır. 2006 yılından itibaren programlarda sarmal program yaklaşımı benimsenmiştir. Okul öncesi eğitim programlarında değerlendirmeye yönelik bilgiler 1994 programından itibaren sunulmaktadır. Elde edilen veriler yoluyla, okul öncesi program geliştirme çalışmalarının geçmişi ayrıntılı bir akış içerisinde gösterilmiştir ve gelecekte hazırlanacak program geliştirme çalışmalarına verimliliği arttırmaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Erken çocuk eğitimiEğitim programlarıOkul öncesi eğitim+2
Büşra Günal
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

A longitudinal conversation analytic study on L2 construction learning in a kindergarten classroom

This study documents the intricate relationship between classroom interaction and L2 learning by bringing empirical evidence for L2 construction learning in a kindergarten EFL classroom. The longitudinal video-recorded data were collected from a face-masked kindergarten classroom during the Covid-19 pandemic and examined using Multimodal Conversation Analysis. The analysis showed the emergence of two L2 constructions as the immediate learning objects and the retrospective and prospective examination of the data allowed for the documentation of their gradual sedimentation into two different learners' L2 repertoires. For the better understanding of the learners' and the teacher's roles in shaping the learning processes, the analysis was organized as (i) teacher initiated L2 construction learning (i.e., little bit) and (ii) learner initiated L2 construction learning (i.e., me too). With the examination of the cases of little bit, interactional routines, embodied explanations, translanguaging, choral repetition, understanding checks, repairing dispreferred responses, and designedly incomplete utterances were found as the teacher practices deployed strategically for the introduction and circulation of the construction to facilitate L2 construction learning. The analysis of the construction me too indicated the learners' collaborative accomplishment of resolving an interactional trouble as the point of emergence, and the focal learner's peer-prompted and finally unprompted use of the construction in situ. Accordingly, learner initiated L2 construction learning was enacted as an outcome of the prominent role of peers, thus their learner initiatives, in creating learning opportunities. The findings bring new insights into L2 learning in kindergarten classrooms and provide rich pedagogical implications to kindergarten language teachers.

KindergartensEarly child educationSpeech+7
Emel Tozlu Kılıç
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken çocukluk eğitimcilerine yönelik hazırlanan ön yargısız eğitim programının öğretmenler ve çocuklar üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin Ön Yargısız Eğitime yönelik bilgilerini incelemek, Ön Yargısız Eğitim Programı'nın öğretmenlere olan etkilerini incelemek, Ön Yargısız Eğitim Programı'nın çocuklara etkilerini incelemektir. Araştırma karma araştırma desenlerinden iç içe karma desen özelliği göstermektedir. Katılımcılar uygun örnekleme yöntemi kullanılarak araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada öncelikle okul öncesi öğretmenlerinin Ön Yargısız Eğitime yönelik bilgi ve ihtiyaçları incelenmiştir. İhtiyaç analizine 54 okul öncesi öğretmeni katılım sağlamıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında uygulanan programın öğretmenler ve çocuklara olan etkisi incelenmiştir. İhtiyaç analizinde, katılımcılar görev yaptıkları yerler ile kendi kültürleri arasındaki benzerliklerin olumlu etkilerinin daha çok olduğunu, farklılıkların hem olumlu hem de olumsuz etkileri olduğunu belirtmişlerdir. Deney grubu öğretmenlerinin program uygulandıktan sonra Ön Yargısız Eğitime yönelik tutumlarının ve Öz farkındalıklarının arttığı; izleme testinde de bu tutumun ve farkındalığın korunduğu bulunmuştur. Deney grubunda yer alan çocuklar cinsiyet, aile ve sosyal yapı, engel ve kültürel geçmiş alt boyutları ile toplam puanları ön ve son testlerde farklılaşmakta; son testlerde daha yüksek tutum sergilemektedirler. Benzer şekilde, izleme testinde de toplam puan ile cinsiyet ve aile ve sosyal yapı alt boyutları son testlerine göre yükselmiş olup; engel ve kültürel geçmiş alt boyutlarında farklılık bulunmamaktadır. Kontrol grubunda yer alan çocukların program öncesi ve sonrası farklılıklara saygı tutumlarında cinsiyet ve aile ve sosyal yapı alt boyutlarında ve toplam puanda anlamlı farklılık bulunmamıştır. Engel ve kültürel geçmiş alt boyutlarında ise anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu bulgulara göre, Ön Yargısız Eğitim Programının öğretmenler ve çocuklar için etkili olduğu saptanmıştır.

Erken çocuk eğitimiEğitim programlarıFarklılıklara saygı+4
Çağla Bal
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

36-72 aylık çocukların ev matematik ortamlarının incelenmesi

Çocukların ileri yaşlardaki matematik başarısını etkileyen bazı unsurlar bulunmaktadır. Matematik becerilerine etki eden bu unsurlardan biri evin matematik ortamıdır. Bu kapsamda "36-72 aylık çocukların ev matematik ortamı nasıldır?" ve "ebeveynlerin çocuklarının matematik becerilerine yönelik algıları nelerdir?" sorularına cevap aranmıştır. Araştırma kapsamında, Niklas vd.(2016) tarafından geliştirilen "Evin Aritmetik Ortamı Tarama Aracı (EAOTA)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematiğe Yönelik Yeterlik Algıları Ölçeği (MYYAÖ)"nden elde edilen puanların güvenirlik ve yapı geçerlilikleri, 375 ebeveynden oluşan örneklem grubunda incelenmiş, elde edilen puanların geçerli ve güvenilir sonuçlar verdikleri görülmüştür. Ebeveynlerin, çocuklarına evde çoğunlukla "inşa oyuncakları ve bloklar, matematik temelli oyuncaklar, matematik temelli ev aktiviteleri," vb. materyaller sağlarken; "telefon/tablet uygulamaları, matematik kavramlarının yer aldığı televizyon programları, origami temelli oyun/oyuncaklar" vb. materyalleri daha az sağladığı görülmüştür. Ebeveynlere göre çocuklar evde çoğunlukla "nesneleri sayma/düzenleme/sınıflama, şekilleri tanıma/eşleştirme yapma, nesneleri sıraya koyma, "Orada kaç nesne var?" gibi sorular sorma vb." etkinlikler yaparken, en az "hesap makinesi ile oynama, harita kullanma, takvim kullanma" vb. etkinlikler yapmaktadırlar. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre çocukların yaşının ve kendine ait bir odasının olmasının hem EAOTA hem de MYYAÖ toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcısı olduğu sonucuna ulaşılırken, daha önce anaokulu/anasınıfına gitmiş olmanın sadece MYYAÖ'nün, sosyo-ekonomik düzeyin (SED) ise sadece EAOTA toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcı olduğu görülmüştür. Evin matematik ortamının değişkenleri olduğu varsayılan; "evin aritmetik ortamı, matematik yeterlik algıları, matematik temelli araçlar ve matematik temelli etkinlikler" ile kurulan modeller için yapılan yol analizinde kurulan her iki modelin kabul edilebilir uyum iyiliği indekslerine sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-baba algısıEbeveyn-çocuk ilişkisiErken çocuk eğitimi+7
Kerem Avci
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk kütüphanelerinde yaşam becerilerinin geliştirilmesi: Bir kütüphane programı önerisi

Bu çalışma, çocuk kütüphanelerinde 60-72 ay arasındaki çocuk kullanıcıların yaşam becerilerinin gelişimini sağlamak amacıyla geliştirilmiş özgün etkinlikleri içeren bir kütüphane programı oluşturmak, çocukların yaşam becerileri üzerindeki etkisini ve bu etkinin kalıcılığını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim döneminde Sincan Törekent Halk Kütüphanesinin Çocuk Bölümünde kullanıcı olan toplam 57 çocuk (30 çocuk deney grubu, 27 çocuk kontrol grubu) ile yürütülmüş ve çocukların bu kütüphaneyi düzenli olarak kullanmaları sağlanmıştır. Araştırmada yöntem olarak yarı deneysel desenlerden biri olan "denkleştirilmiş kontrol gruplu ön test-son test deseni" kullanılmıştır. Bu amaçla deney grubunda araştırmacı tarafından hazırlanan yaşam becerilerine dair etkinliklerden oluşan "Kütüphanede Yaşam Becerileri Programı", çocuk kütüphanesinde beş hafta boyunca düzenli aralıklarla gerçekleştirilmiş, kontrol grubu sürece dâhil olmamıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak, Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanan yaşam becerileri bileşenlerinden oluşan bir Kontrol Listesi ve Erken Çocukluk Yaşam Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Kontrol Listesinin kapsamında, anılan yaşam becerileri bileşenlerinin tanımlarından yola çıkılarak listelenen hedef davranışlar bulunmakta, bu hedef davranışlar ise her biri için yazılmış olan etkinliklerin uygulanması ve bu etkinliklere dayalı performans puanlamalarının hesaplanması yoluyla değerlendirilmektedir. Veri toplama araçları deneysel işlem öncesinde ve sonrasında uygulanmıştır. Çalışmanın uygulama sürecinin gerçekleştirilmesinden ve son testlerin uygulanmasından 6 hafta sonra ise programın çocukların yaşam becerileri üzerindeki etkisinin kalıcı olup olmadığına bakılması için kalıcılık incelemesi yapılmış ve test deney grubu için bir kez daha tekrarlanmıştır. Araştırmada, demografik bilgilerin betimlenmesinde; frekans (f) ve yüzde (%) kullanılmıştır. Verilere ilişkin normallik testleri Shapiro-Wilk Testi ve Kolmogorov-Smirnov Testi aracılığı ile analiz edilmiştir. Uygulamadan elde edilen puanlar bağımlı örneklem t testi ve bağımsız örneklem t testi ile incelenmiştir. Araştırma sonunda deney grubu çocuklara uygulanan Kütüphanede Yaşam Becerileri Programının çocukların yaşam becerileri düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık yarattığı tespit edilmiştir.

Erken çocuk eğitimiHalk kütüphaneleriKütüphaneler+5
Nihan Temiz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin 3-6 yaş çocuklarına sağladıkları ev ortamının uyarıcılığı ile ebeveyn öz yeterlik düzeyi arasındaki ilişki

Annelerin ebeveyn öz yeterliği algısının, çocuklarına daha uyarıcı bir ev ortamı sağlamalarıyla bunun sonucunda çocuklarının gelişimlerini desteklemeleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle ebeveyn öz yeterliğinin ev ortamı ile ilişkisi önemlidir. Çalışmanın amacı, 3-6 yaş çocuğu olan annelerin ebeveyn öz yeterliğinin çocuklarına sağladıkları ev ortamı uyarıcılığıyla ilişkisinin araştırılmasıdır. Annelerin ebeveyn öz yeterliğiyle ve çocuklarına sağladıkları ev ortamı uyarıcılığıyla ilişkili değişkenler de araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini rastgele seçilen Ankara'daki Aile Sağlığı Merkezleri'ne başvuran, 3-6 yaş arası çocuğu olan 110 anne ve çocuğu oluşturmuştur. Araştırmada, demografik bilgilere ulaşılması için Genel Bilgi Formu, annelerin öz yeterlik düzeylerini belirlemek için Ebeveyn Öz Yeterliği Ölçeği ve annelerin çocuklarına sağladıkları ev ortamının uyarıcılığını belirlemek için Ev Ortamı Anketi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda annelerin ebeveyn öz yeterliği algısı ile ev ortamı uyarıcılığı arasında pozitif yönlü orta derecede bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ebeveyn öz yeterliği ile anne öğrenim düzeyi ve çalışma durumu, çocuğun ilk çocuk olması, ailedeki çocuk sayısı ve ailenin gelir düzeyi ilişkili bulunurken anne yaşının ilişkili olmadığı bulunmuştur. Çocuklara sağlanan ev ortamı uyarıcılığı ile ilişki değişkenler ise annenin öğrenim düzeyi, çalışma durumu, çocuğun okul öncesi eğitim alması, ailedeki çocuk sayısı ve ailenin gelir düzeyidir. Çocuğun cinsiyeti değişkeni annelerin ebeveyn öz yeterliği algısını da, çocuğa sağlanan ev ortamı uyarıcılığını da etkilememektedir. Sonuç olarak, ebeveyn öz yeterliği algısının ev ortamı üzerindeki pozitif yöndeki ilişkisi ileride planlanacak müdahaleler için olumlu bir sonuçtur. Ev ortamını, dolayısıyla çocuk gelişimini, olumsuz etkileyen etmenlerin iyileştirilemediği durumlarda ebeveynlerin öz yeterlik algılarını güçlendirmek daha etkili bir yol olarak kullanılabilir. Anahtar sözcükler: ebeveyn özyeterliği, ev ortamı, uyaran kalitesi

Ana-babaAnnelerErken çocuk eğitimi+4
Gökçenur Özdemir
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi

Erken çocukluk dönemi, çocuğun geleceğe adım attığı ve geleceğinin temellerinin oluşturmaya başladığı bir dönemdir. İçerisinde bulunduğu bu dönemde, çocuğun çevresindeki uyaranların çokluğu ve özellikleri çocuğun gelişimini etkileyerek öğrenmesini de kolaylaştırır. Bu dönemde gelişmeye başlayan problem çözme becerisi, okul ortamında, sınıf içinde ve dışında, günlük yaşam becerilerinin kazanılmasında etkin rol almasıyla birlikte çocuğun sorgulayan, araştıran ve eleştirel düşünen bir birey olmasını sağlar. Çocuk karşı karşıya kaldığı problemlere verdiği çözümler ile üreten ve aynı zamanda değişen çağın gerekliliklerine ayak uyduran bir birey olacaktır. Bu araştırma 60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında elde edilen bulgular ile çocukların demografik değişkenleri arasındaki ilişki de incelenmiş ve aşağıda ki şu sonuçlara varılmıştır Genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubu 2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılında, İstanbul ili sınırları içinde yer alan Avrupa ve Anadolu yakasından seçilen ilçelerden Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve devlet okulları rastgele (random) yöntemi ve kolay ulaşılabilirlik ilkesiyle seçilen 60-84 aylık 76 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada 60-84 ay arasındaki öğrencilerin yaratıcı düşünme becerileri ile yaratıcı problem çözme düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olarak üç ayrı ölçme aracı kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla; öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek üzere "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel A Formu" ve yaratıcı problem çözme düzeylerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından rubrik formunda geliştirilmiş olan "Yaratıcı Problem Çözme Formu"dur. Çalışma grubundaki çocuklar arasında 49 çocuk 60-71 (%61,6) aylık iken, 27 çocuk 72-84 (%38,4) aylıktır. Çocukların 30'u (%39,5) kız iken, 46'sı (%60,5) erkektir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan çocukların demografik, betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış sonra ölçeğin toplam puanları için, ss, SHx, değerleri tablolar halinde sunulmuştur. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının okula devam süresi 25 ay ve üzeri olan çocukların yaratıcılık beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Diğer yandan 7-12 ay okula devam eden öğrenciler ile 13-24 ay okula devam eden çocuklar ve 13-24 ay okula devam eden çocuklar ile 25 ay ve üzeri okula devam eden çocuklar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel toplam puanın çocuğun devam ettiği okul türü değişkenine göre hangi gruplar arasında farklılaştığını belirlemek üzere yapılan Scheffe Testi söz konusu farklılığın resmi okul, kreş ve bakımevinde eğitim gören çocuklar lehine p<.05 düzeyinde gerçekleştiği saptanmıştır. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının devam ettiği okul türü resmi okul olanların özel okula göre; kreş ve bakımevinin özel okula göre daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan resmi okul ile kreş ve bakımevi arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Çalışma grubunu oluşturan çocukların Torrence Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyut puanları ve Yaratıcı Problem Çözme puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yapılan Pearson analizi sonucunda Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyutu ile yaratıcı problem çözme (r= -.099; p>.05) arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Aynı şekilde çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeyleri, 36'sı (%47,4) "düşük", 39'u (%51,3) "orta" ve 1'i (%1,3) "yüksek" düzeyde bulunmuştur. Yaratıcı problem çözmeye ilişkin geliştirilen rubriğin güvenirlik düzeyi, Cronbach Alfa güvenirlik yöntemi kullanılarak hesaplanmış ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0,678 olarak bulunmuştur. Bu değer iç turtalığın orta düzeyde olduğunu ifade etmektedir. Yapılan analizler doğrultusunda, Yaratıcı Problem Çözme Rubriği' nin çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeylerini değerlendirildiği ve çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme becerinin "orta" düzeyde oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+4
Aygül Gökmen
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin mesleği tercih etme kararlılıklarının iş doyumlarına etkisi

Bu araştırmada, MEB Özel, MEB Resmi ve SHÇEK Özel anaokullarında çalışan okul öncesi öğretmenlerin mesleği tercih etme kararlılıklarının iş doyumlarına etkisi olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi; merkezi İstanbul'da ve İstanbul iline yakın Sakarya ilinde bulunan ve okul öncesi eğitim sektöründe yer alan okullarda çalışan 268 okulöncesi öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu ve Minnesota İş Doyum Ölçeği katılımcılara okul müdürü aracılığıyla ulaştırılarak doldurmaları sağlanmış ve sonrasında bu formlar okul müdürlerinden teslim alınmıştır. Toplanan veriler SPSS programı aracılığı ile kodlanmış, sürekli değişkenlerin grup ortalamalarını karşılaştırmada Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Varyans Analizini takiben farklı grupları belirlemede Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Gruplar ile kategorik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemede ise Ki-kare testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin mesleği tercih tarzları değerine göre iş doyumları karşılaştırılmış ve sonuçlara bakıldığında; meslek seçme sebeplerinden "mesleki

Aday öğretmenlerAlan tercihiAnaokulları+7
Özlem Azargün
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk dönemi değerler eğitimi veren kurumlarda aile katılımının incelenmesi

Bu araştırma erken çocukluk dönemi değerler eğitimi veren kurumlarda aile katılımının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninde yürütülen bu araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Ümraniye ilçesinde 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ümraniye Müftülüğü' ne bağlı farklı iki 4-6 yaş grubu Kur'an kurslarında görev yapan toplam 5 öğretici ve öğreticilerin 5 velisi oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklem grubunda kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile belirlenen, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin çeşitli illerindeki 4-6 yaş grubu Kur'an kurslarında görev yapan 205 öğretici yer almaktadır. Araştırmanın veri toplama aşamasında öğreticilerin değerler eğitimi uygulamalarında hangi aile katılım stratejilerine yer verdiklerini belirlemek amacıyla Keleş & Dikici Sığırtmaç (2016) tarafından hazırlanan "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Uyguladıkları Aile Katılım Stratejilerini Belirleme Ölçeği (AKSBÖ)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen öğretici ve veli görüşlerini belirlemek için oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmanın veri analizinde nicel boyutu oluşturan veriler bilgisayar ortamında değerlendirilerek, çözümleme aşamasında Pasw Statistics 18 SPSS Programı kullanılmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda öğreticilerin değerler eğitimi çalışmalarında yer verdikleri aile katılım stratejilerinin çözümlenmesinde standart sapma, aritmetik ortalama; değişkenlere ilişkin hesaplanan puanların çözümlenmesinde ise yapılan normallik testleri sonucu, verilerin normale yakın dağılım gösterdiği bulgusuna ulaşılarak parametrik testlerden Bağımsız Değişkenler t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi gibi betimsel istatistiklere yer verilmiş, farkın kaynağını bulmak amacıyla çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi kullanılarak araştırmacı tarafından belirlenen kriterlere göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda, Okul Öncesi Öğretmenlerinin Uyguladıkları Aile Katılım Stratejilerini Belirleme Ölçeği 'ne göre öğreticilerin en çok tercih ettikleri aile katılımı stratejilerinin öğretmen-aile iletişim temelli stratejiler ve ev temelli stratejiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğreticilerin öğretmen temelli stratejilere nadiren, okul-aile temelli stratejilere ara sıra yer verdikleri belirlenmiştir. Öğreticilerin değerler eğitimi çalışmalarında yer verdikleri aile katılım stratejilerine ilişkin görüşlerini yaş, statü ve öğrencilerin yaş grubu gibi değişkenler etkilerken; eğitim durumu, meslekî kıdem, kurslarda görevlendirilme şekli, sınıf mevcudu gibi değişkenlerin etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Öğreticilerle yapılan görüşmeler sonucunda, günlükler, dosyalar, kitapçıklar, dilek/öneri ve makale kutusu, anne baba kitaplıkları, afiş, yönetim, karar verme sürecine velilerin katılımı gibi aile katılımı etkinliklerini neredeyse hiç uygulamadıkları belirlenmiştir. Katılımcı öğreticilerin aile iletişim etkinliklerini etkili şekilde kullanamadıkları, bireysel görüşme, mesajlaşma, telefon görüşmesi, giriş-çıkış saatleri, veli toplantısı gibi etkinliklere iletişimde yer verseler de daha çok internet temelli WhatsApp uygulamasını iletişimde tercih ettikleri görülmüştür. Ayrıca katılımcı öğreticilerin aile katılımını daha çok ebeveynlerin evde çocuklarının eğitimlerini desteklemesi, eğitime dahil olmaları olarak değerlendirdikleri, çocuk eğitiminde ailenin önemli yerinin olduğunun farkında oldukları ancak aile katılımı ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları, bu nedenle aileyi eğitime nasıl dahil edecekleri noktasında hizmet içi eğitime ihtiyaçlarının olduğu belirlenmiştir. Velilerle yapılan görüşmeler sonucunda, velilerin aile katılımını daha çok ebeveynlerin çocuğun öğretmeniyle iletişim halinde olması ve okulda öğrenilenlerin evde pekiştirilmesi olarak değerlendirdikleri, velilerin aile katılım faaliyetlerinden haberdar olmadıkları, iletişimde en çok internet temelli uygulama tercih etikleri, öğreticileriyle istedikleri zaman yüz yüze ve telefon aracılığıyla iletişim kurabildikleri, öğreticilerin bu noktada kolaylık sağladıkları, velilerin bu durumdan memnun oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca velilerin çocuk gelişimi ve eğitimi noktasında eğitime ihtiyaçlarının olduğu, aile eğitimi konusunda bütün velilerin çok istekli oldukları, daha çok çocuklarına evde nasıl eğitim vereceklerine dair yöntem ve metot, nasıl sosyalleşmelerine katkı sağlayacakları, nasıl çocuklarıyla iletişim kuracakları, çocuk gelişimi, eğitimi ve anne-baba tutumları ile ilgili eğitime ihtiyaçlarının olduğunu dile getirdikleri belirlenmiştir.

Aile katılımıDeğerler eğitimiErken çocuk eğitimi+2
İsmet Ayşegül Yıldırım
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Reggio Emilia, Waldorf Ve Montessori yaklaşımlarında değerler eğitiminin öğretmen görüşleri doğrultusunda betimlenmesi

Bu araştırmanın amacı, Reggio Emilia, Waldorf ve Montessori yaklaşımlarında değerler eğitiminin öğretmen görüşleri doğrultusunda belirlenmesidir. Bu amaç kapsamında Reggio Emilia, Waldorf ve Montessori yaklaşımlarında değerler eğitiminin yeri ve önemi, desteklenen değerler, kullanılan stratejiler, çocukların gelişim alanlarına olan etkileri ve uygulamalardaki güçlü ve zayıf yönler irdelenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubu, Reggio Emilia (4), Waldorf (6) ve Montessori (4) yaklaşımlarını uygulayan toplam 14 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi benimsenerek veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak, öğretmenlerin kişisel bilgilerini öğrenmek amacıyla kullanılan "Öğretmen Kişisel Bilgi Formu" ve değerler eğitimine ilişkin görüş ve deneyimlerini belirlemek için geliştirilen "Öğretmen Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, Reggio Emilia yaklaşımında, öğretmenler tarafından kullanılan proje tabanlı öğrenme, Sokratik sorgulama, merak temelli uygulamalar, iş birlikçi öğrenme, drama, oyun ve doğa etkinlikleri aracılığıyla iş birliği, empati, sorumluluk, saygı, özgüven ve yardımlaşma değerlerinin sosyal ilişkiler yoluyla kazandırıldığı belirtilmiştir. Bu süreçte, öğretmenin rolünün ve sınıf ortamının belirleyici olduğu; ancak zaman yönetimi, motivasyon eksikliği ve kalabalık sınıflar gibi zorluklarla karşılaşıldığı ifade edilmiştir. Waldorf yaklaşımını benimseyen öğretmenlerin görüşlerine göre, sevgi, saygı, empati, sorumluluk, iş birliği, merhamet, içsel huzur, doğayla bütünleşme değerleri; oyunlar, ritüeller, masallar, doğa ile etkileşim, sanat, ritim ve hareket gibi yöntemlerle çocuklara deneyimler yoluyla kazandırılmaktadır. Bu süreçte öğretmenlerin rol model olması, topluluk bilincinin geliştirilmesi ve aile katılımının desteklenmesinin önemli bir yer tuttuğu ifade edilmiştir. Bu yaklaşımda, akademik standartlarla uyum, milli değerlerle ilişkilendirme ve yerel kültürle entegrasyon konularında bazı zorluklarla karşılaşıldığı belirtilmiştir. Montessori yaklaşımında, çocukların yardımlaşma, empati, saygı, iş birliği, nezaket, öz disiplin, öz farkındalık, adalet, eşitlik ve hoşgörü değerlerini günlük yaşam aktiviteleri aracılığıyla doğal bir şekilde öğrendikleri ifade edilmiştir. Bu süreç, öğretmenlerin rol model olması, grup çalışmaları ve zengin materyallerle desteklenirken, çevre bilincine ve doğa sevgisine de önem verilmektedir. Ancak bu yaklaşımda dolaylı öğretim, ana akım eğitim sistemiyle uyumsuzluk ve kültürel anlam karmaşaları gibi zorluklar yaşandığı ifade edilmiştir. Öğretmen görüşleri doğrultusunda her üç yaklaşımın da çocukların sosyal, duygusal ve kişilik gelişimine olumlu katkılar sağladığı ve temel değerlerin kazandırılmasında etkili olduğu saptanmıştır. Bulgular ilgili literatür kapsamında tartışılmıştır.

Alternatif eğitimDeğerler eğitimiErken çocuk eğitimi
Meryem Akkaya
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocuklukta soyut kavram öğretimi

Bu araştırma, erken çocukluk döneminde soyut kavramların nasıl öğretildiğini incelemeyi; bu süreci etkileyen faktörleri, kullanılan pedagojik yaklaşımları ve bu yaklaşımların çocuğun kavramsal gelişimine katkılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Erken çocukluk dönemi, bireyin bilişsel, dilsel ve sosyal gelişimi açısından kritik bir evredir. Bu dönemde kazandırılan kavramlar, çocukların dünyayı anlamlandırmalarına ve ileri düzey öğrenmelere temel oluşturmalarına olanak tanır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak yürütülmüştür. Bu kapsamda, konuyla ilgili akademik literatür, tezler, makaleler ve öğretim programı dokümanları sistematik biçimde incelenmiş; uygulayıcılarla yapılan görüşmelerle veriler derinleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, soyut kavram öğretiminde aktif katılım, somut yaşantılar ve oyun temelli uygulamaların öne çıktığı; materyal seçimi, öğretmen niteliği ve çocuğun gelişimsel özelliklerinin süreci doğrudan etkilediği belirlenmiştir. Bu bağlamda araştırma, erken çocukluk döneminde soyut kavramların öğretimine ilişkin süreci derinlemesine incelemeyi amaçlamakta; nitel araştırma desenine dayalı olarak yürütülen görüşmeler aracılığıyla, uygulayıcılara yol gösterici olabilecek veriler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kavram Öğretimi, Soyut Kavramlar, Erken Çocukluk Dönemi, Pedagojik Yaklaşımlar, Öğretim Stratejileri, Kavramsal Gelişim, Din Eğitimi

Din eğitimiErken çocuk eğitimiKavram gelişimi+3
Rabia Kuruner
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve duygu sosyalleştirme stratejileri ile 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın temel amacı, 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerileri üzerinde annenin psikolojik dayanıklılığının ve duygu sosyalleştirme stratejilerinin yordayıcı etkisini incelemektir. Araştırma örneklemini 48-72 aylık çocuk sahibi anneler oluşturmaktadır. Araştırmaya 915 kişi katılmış olup araştırmanın içleme ve dışlama kriterleri doğrultusunda 659 katılımcının araştırma verileri analiz sürecine dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği, Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş Etme Ölçeği ve Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği'dir. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki yordayıcı etkisi basit ve çoklu regresyon analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, ebeveynin psikolojik dayanıklılığının (β=0,279; p<0.01) ve destekleyici duygu sosyalleştirme stratejilerinin (β=0,220; p<0.01) çocuktaki duygu düzenleme becerisini pozitif yönde; destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejilerinin ise çocuktaki duygu düzenleme becerisini negatif yönde (β=-0,260; p<0.01) anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Buna göre, ebeveynin psikolojik dayanıklılık düzeyi ve çocuğun olumsuz duygularına karşı destekleyici tepkileri arttıkça çocuktaki duygu düzenleme becerisi artmakta; çocuğun olumsuz duyguları karşısında destekleyici olmayan tepkileri arttıkça çocuktaki duygu düzenleme becerisi azalmaktadır. Araştırma sonuçları ebeveynin çocuğun duygusal gelişimine etkisini ortaya koyan nitelikte olduğundan bulguların duygu düzenleme becerilerinin gelişimine dair hazırlanacak programlarda ve klinik ortamda eşzamanlı olarak ebeveynler ile gerçekleştirilecek program ve psikoeğitimler için katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, duygu sosyalleştirme, duygu düzenleme, erken çocukluk

Ana-babaların duyguları sosyalleştirme davranışlarıAnnelerDuygu düzenleme+5
Dilara Gürses
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin verilen farkındalık eğitiminin eşitlikçi cinsiyet rollerinin oluşumundaki etkisi: Kamer Van örneği

Bu çalışmanın konusunu bir sivil toplum kuruluşu olan Kamer'in(Kadın Merkezi) toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için erken çocukluk döneminde toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin verdiği farkındalık eğitiminin eşitlikçi cinsiyet rollerinin oluşumundaki etkisinin incelenmesi oluşturmaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri erken çocukluk döneminden başlayarak sosyalleşme sürecinde edinilmektedir. İlk olarak ailede başlayan bu süreç daha sonra eğitim, medya, kültür siyaset gibi sosyal kurumlar ve sosyal çevre aracılığıyla devam etmektedir. Bütün bu süreç bireyin benliğini oluşturarak tercihlerini, algısını ve sosyal hayata bakış açısını belirlemektedir. Dolayısıyla erken çocukluk döneminde aktarılan toplumsal cinsiyet rollerinin içeriğinin eşitlikçi olması önem teşkil etmektedir. Demokratik bir toplumsal düzenin oluşmasının temelinde yatan önemli faktörlerden birisi toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği temelde kadın ve erkek arasındaki farkları kabul etmek ve toplumda oynakları rolleri eşit olarak değerlendirmek anlamına gelmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için bu noktada hükümetlere, sivil toplum kuruluşlarına ve medya kurumlarına önemli görevler düşmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi ve yaygınlaşması için sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve kamu kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifini kazandıracak eğitim seminerleri ve dersler verilebilir. Bununla birlikte toplumsal cinsiyet rollerinin erken çocukluk döneminde kazanıldığını düşündüğümüzde bu dönemde ebeveynlere ve çocuklara eşitlikçi cinsiyet rolleri kazanmaları için eğitimler verilebilir. Bu doğrultuda bu çalışmada bir sivil toplum kuruluşu olan Kamer'in erken çocukluk döneminde toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin verdiği farkındalık eğitimi incelenmiştir. Araştırmada niteliksel araştırma yöntemi ve bu yöntemin veri toplama teknikleri olan katılımlı gözlem ve derinlemesine görüşme iii tekniği kullanılmıştır. Temelde eğitimin eşitlikçi cinsiyet rollerinin oluşumunda nasıl etkili olduğu eğitime katılan kadın katılımcıların görüşlerinden hareketle değerlendirilmiş ve konu ile ilgili önerilere yer verilmiştir.

Cinsel ayrımcılıkCinsiyetCinsiyet rolleri+6
Esra Gür
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının karşıt olma karşı gelme bozukluğu ile ebeveynlerinin ebeveynlik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarının Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile ebeveynlerinin ebeveynlik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde hazırlanmış olan bu nicel araştırmanın örneklemini Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırmada Ebeveyn Bilgi Formu, Erken Çocukluk Envanteri- 4 Ebeveyn Formu (EÇE-4: EF) ve Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) kullanılmıştır. Çalışmanın verileri, SPSS-26 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Toplanan 1002 veri içerisinden Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu olan 74 çocuk belirlenmiş ve analizler bu 74 çocuğa ait veriler üzerinden yürütülmüştür. Yapılan analizler sonucunda Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile demokratik ebeveynlik tutumu arasında negatif yönlü, Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile otoriter ebeveynlik ve izin verici ebeveynlik tutumları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile aşırı koruyucu ebeveynlik tutumu arasında ise anlamlı düzeyde bir ilişki bulunmamıştır. Ebeveynlerin benimsediği "otoriter tutum" ve "izin verici tutum" düzeylerinin düşük olduğu; "demokratik tutum" ve "aşırı koruyucu tutum" düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin ebeveynlik tutumlarının çocuğa yakınlık durumlarına göre demokratik ebeveynlik ve otoriter ebeveynlik tutumlarında; çocuk sayılarına göre demokratik ebeveynlik tutumunda ve anne eğitim durumuna, baba eğitim durumuna, annenin çalışma durumuna, çocuğun okul öncesi eğitim alma süresine ve çocuğun doğum sırasına göre aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunda anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ortalamalarının düşük ve orta düzey sınırında olduğu saptanmış ve çocukların Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğunun baba eğitim durumuna ve ailenin aylık gelirine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir.

Ebeveyn-çocuk ilişkisiErken çocuk eğitimiÇocuk-okul öncesi
Melek Akyapı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk dönemi sanat çalışmalarında renk seçme eğilimi (Muş ili örneği)

Okul öncesi eğitime ve ilkokul 1. sınıfa devam eden çocukların sanat etkinlikleri kapsamında ve görsel sanatlar dersi uygulamalarında yaptıkları resimlerdeki renk tercihlerinin ve kaç farklı renk kullandıklarının belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışma betimsel tarama modelindedir. Araştırmada, okul öncesi eğitim kurumuna ve ilkokul 1. sınıfa devam eden, uygulama tarihi itibarıyla, anasınıflarında 48-66 aylık öğrencilerin 1. sınıfta ise 72 ay ve üzerindeki öğrencilerin serbest resim çalışmaları ve mandala çalışmaları çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Muş ili, Merkez İlçesi'nde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokulların anasınıflarına devam eden 48-66 aylık çocuklar ve ilkokul 1. sınıflarda eğitim görmekte olan 72 ay üzeri öğrenciler oluşturmaktadır. Muş İli'nde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokullar arasından basit tesadüfî örneklem yöntemi ile seçilecek olan sekiz anasınıfında 48-66 ayları arasında olan 50'si erkek 50'si kız olmak üzere toplam 100 öğrenci ve 1. sınıflarda basit tesadüfî örneklem yöntemi ile seçilecek olan sekiz sınıfta 72 ay ve üzerinde olan 50'si erkek 50'si kız olmak üzere toplam 100 öğrenci, genel toplamda 200 öğrenci araştırmanın örneklem grubunu oluşturmaktadır. Uygulama 2017-2018 eğitim öğretim yılında Muş İli, Merkez İlçesi'ndeki çalışma grubunu temsil ettiği düşünülen sekiz adet anasınıfında ve ilkokuldaki sekiz adet 1. sınıfta gerçekleştirilmiştir. Anasınıfındaki öğrencilerin tüm resimleri incelendiğinde en çok kullandıkları ilk dört rengin yeşil, mavi, kırmızı ve sarı olduğu belirlenmiştir. 1. sınıftaki öğrencilerin de tüm resimleri incelendiğinde en çok kullandıkları ilk dört rengin kırmızı, mavi, yeşil ve sarı olduğu belirlenmiştir.

Erken çocuk eğitimiMuşOkul öncesi çocuklar+5
Oğuzhan Çetinkaya
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi velilerinin aile katılımını yordayan değişkenlerin incelenmesi

Temel amacı okulöncesi eğitimde aile katılımının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi olan bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli ile tasarlanmıştır. 21 madde ve 3 boyuttan oluşan Aile Katılım Ölçeği ve 360 okulöncesi çocuğun ebeveyninden toplanan veriler betimsel istatistikler, varyans testleri ve korelasyon analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesinde aile katılımı düzeyinin her 3 alt boyutta da orta ve üzeri düzeyde olduğu saptanmıştır. En fazla aile katılımının ev temelli katılım alt boyutunda görüldüğü, en düşük katılımın ise okul temelli katılım alt boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Okul öncesinde aile katılımı cinsiyet ve çocuk sayısı değişkenlerine göre farklılaşmazken, aile tipi, anne baba eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve sosyo-ekonomik düzeye göre bazı boyutlarda anlamlı fark ve korelasyonlar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında uygulamaya ve araştırmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Aile katılımıErken çocuk eğitimiOkul öncesi eğitim+2
Aslı Pınar Yakıcı
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk eğitimi kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görsel sanat ve yaratıcılık alanına yönelik görüşleri

Yaratıcılık, erken çocukluk eğitiminde geliştirilmesi gereken en önemli beceriler arasında yer almaktadır. Yaratıcılığı geliştirmek için uygulanan etkinlik planlarında planlama ve uygulama aşamalarına dikkat edilmelidir. Bu çalışmada öğretmenlerin görsel sanat etkinliklerine ve yaratıcılığa yönelik görüşleri, okullarda bulunan sanat merkezi materyalleri ve okullarda uygulanan görsel sanat etkinliği türlerinin tespiti temel alınmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin görsel sanat ve yaratıcılığa ilişkin görüşlerini ve görüş ile uygulamalar arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlayan bu araştırma, tarama modelinde olup nitel yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Muş ili ve Bulanık ilçesinde 2018-2019 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı ilkokul ve ortaokul bünyesindeki anasınıfları ve bağımsız anaokullarında görev yapmakta olan 100 okul öncesi öğretmeni ve sonrasında gönüllü olan 20 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde araştırmaya katılan öğretmenlerle görüşme yapılmış ve görüşmeler tamamlandıktan sonra formlar analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Görüşmelerden sonra gözleme yer verilmiştir. Gönüllü olan 20 okul öncesi öğretmenin sınıfı ziyaret edilmiş; sanat merkezleri ve materyalleri incelenmiş, yer alan görsel sanat etkinlikleri türlerine göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenlerinin açık uçlu sorulardan oluşan formda yer alan sorularda belirttikleri tanımlara göre yaratıcılık ve sanat alanında bilgi sahibi oldukları, yaratıcılığın tanımı, yaratıcı bireyin özellikleri, yaratıcılığın çocuklar için önemi, yaratıcılığa engel durumlar, yaratıcılığı geliştiren oyun ve oyuncaklar cinsiyetin yaratıcılık üzerindeki etkisi, yaratıcılığa yönelik etkinlikler, sanat çalışması türleri, sanatın önemi, alınan dersler ve teknik geliştirmeye yönelik bildiklerini aktarabildikleri ve uygulamalarda da yer verdiklerini belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda genel olarak okullarda sanat merkezlerinin bulunduğu fakat materyal olarak tam donanımlı olmadığı tespit edilmiştir. Görüşmelerde belirtilen uygulamada ağırlık verilen sanat etkinliği türleri ile panolarda yer alan görsel sanat etkinliği türlerinin birbirini tutmadığı tespit edilmiştir.

AnaokullarıErken çocuk eğitimiGörsel sanatlar+6
Betül Türkmen
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde bulunan çocuklara yönelik geliştirilen STEM eğitim uygulamalarının bilimsel süreç becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma erken çocukluk döneminde bulunan çocuklara yönelik araştırmacı tarafından geliştirilen STEM eğitim uygulamalarının çocukların bilimsel süreç becerileri üzerindeki etkisini incelemek adına yapılmıştır. Araştırma yarı deneysel çalışma şeklindedir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020- 2021 eğitim- öğretim yılında Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Cumhuriyet İlkokulu anasınıflarında öğrenim gören okul öncesi dönem çocukları oluşturmaktadır. Deney ve kontrol gruplu çalışılan araştırmada deney grubu 10 çocuk, kontrol grubu 10 çocuk olmak üzere toplamda 20 çocuk ile çalışma yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Şahin, Yıldırım, Sürmeli ve Güven (2018) tarafından geliştirilen '' Okul Öncesi Dönem Bilimsel Süreç Beceri Testi '' ve araştırmacı tarafından geliştirilen '' Genel Bilgi Formu '' kullanılmıştır. Araştırma öncesinde gerekli izinler alınarak çalışma grubundaki her bir katılımcıya ön test uygulaması yapılmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen STEM eğitim uygulamaları deney grubunda bulunan çocuklara uygulanmış; kontrol grubunda bulunan çocuklara 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı'nda belirtilen günlük eğitim akışı devam ettirilmiştir. Uygulamaların bitimini izleyen hafta her iki gruba da son testler uygulanarak elde edilen veriler SPSS. 22 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sürecinde verilerin dağılımlarına bakılarak elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sebepten ötürü veriler parametrik testler üzerinden analiz edilerek ilgili alandan uzman görüşleri alınmıştır. Ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımsız gruplar T-Testi, deney ve kontrol grubunun kendi aralarında ön test- son test puanları arasındaki anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımlı gruplar T-Testi, genel bilgi formundan elde edilen demografik bilgilerin bilimsel süreç becerileri üzerindeki etkisini görmek adına T-Testi ve tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgulardan hareketle ön test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken; son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Geliştirilen STEM eğitim uygulamalarının çocukların bilimsel süreç becerileri üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilimsel süreçErken çocuk eğitimiFeTeMM+3
Özge Savaş
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programının 48-60 aylık çocukların matematik becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, anaokuluna devam eden 48-60 ay arasındaki çocuklar için öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programı geliştirmek ve bu programın çocukların erken matematik becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020- 2021 eğitim- öğretim yılında Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda okul öncesi eğitime devam eden 48-60 ay arasındaki çocuklar oluşturmaktadır. Deney ve kontrol gruplu çalışılan araştırmada deney grubu 18 çocuk, kontrol grubu 15 çocuk olmak üzere toplamda 33 çocuk ile çalışma yürütülmüştür. Bu araştırmada ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Erken Matematik Yeteneği Testi3 (TEMA-3) kullanılmıştır. Ginsburg ve Baroody tarafından geliştirilen testin Türkiye'deki 48-60 aylık çocuklar için uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması Şeker (2013) tarafından yapılmıştır. Veri toplama sürecinde deney ve kontrol grubu öğrencilerine öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programı uygulanmadan önce Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) ön test olarak uygulanmıştır. Ön testler bittikten sonra deney grubu ile haftada üç (3) gün olmak üzere 8 hafta boyunca "Öykülerle Desteklenmiş Matematik Eğitim Programı" uygulanmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı tarafından deney grubunda bulunan çocuklara "Öykülerle Desteklenmiş Matematik Eğitim Programı" uygulanmış; kontrol grubunda bulunan çocuklara ise 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı'nda belirtilen günlük eğitim akışı devam ettirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. Ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımsız gruplar T-Testi, deney ve kontrol grubunun kendi aralarında ön test- son test puanları arasındaki anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımlı gruplar T-Testi kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgulardan hareketle ön test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken; son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programının çocukların matematik becerilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Erken Çocukluk Dönemi, Erken Matematik Yeteneği, Matematik Eğitimi

Erken çocuk eğitimiEğitim programlarıHikayelerle matematik öğretimi+4
Zeynep Metin
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Related subjects