Moral philosophy

151 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Gazzâlî'nin ahlâk felsefesinde hikmet erdemi

Hikmet, düşünce tarihi içinde her dönem üzerinde durulan kavramlardan biridir. İslam düşünce tarihinde hikmet kavramı, kelam, tefsir, hadis ve fıkıh ilmi disiplinlerinde incelenen bir kavramdır. Bir başka yönüyle hikmet, ahlâk felsefesinde temel erdemlerden biridir. İslam ahlâk felsefesi düşünce geleneğinde hikmet kavramı düşünürlerce temel erdemlerden biri olarak ele alınıp değerlendirilmiştir. Bundan dolayı araştırmamızda ilk olarak hikmetin tanımları, içeriği, kısımları ve Gazzâlî öncesi ve sonrası düşünürlerin hikmete bakışları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın esas konusu Gazzâlî'nin ahlâk felsefesinde hikmet erdemidir. Bu çerçevede Gazzâlî'nin düşünce sisteminde hikmet erdeminin yeri ve önemi izah edilmeye çalışılmış, Gazzâlî'ye kadar gelen tarihsel süreçte hikmet erdemi konusunda düşünürlerce ortaya konulan anlayışlara değinilerek Gazzâlî'nin hikmet erdemine bakışı incelenmiştir. Tüm bunların hepsi bir arada değerlendirilerek Gazzâlî öncesi ve sonrası karşılaştırmalı olarak ele alınmış, böylece Gazzâlî düşüncesinde hikmet erdeminin yeri, önemi ve kapsamı ortaya konarak temel erdemlerden biri olarak hikmet erdeminin tarihsel süreçteki seyri aydınlatılmaya çalışılmıştır. Gazzâlî'nin ahlâk felsefesinde hikmet kavramına yüklediği anlam tarihsel çerçevede bilgi birikimleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu bağlamda Gazzâlî'den önceki düşünürler genelde hikmet erdemini doğrudan aklın dengeli kullanımıyla ilişkilendirmişler ve hikmet erdemini akıl zemininde ele alarak açıklamışlardır. Bu anlamda Gazzâlî, geleneği kendi sistemine uyarlayarak bu akli zemine manevi boyutlar kazandırmıştır. Bundan dolayı Gazzâlî'nin ahlâk felsefesinde hikmet erdemi, başat erdemlerden biridir ve ahlâklı olmada çok önemlidir. Gazzâlî aklı ön planda tutmakla birlikte mantık, marifetullah, tefekkür gibi kavramlarla ilişkilendirerek açıkladığı hikmet erdemi, onun ahlâk felsefesinde bütüncül bakış açısıyla değerlendirilmesi gereken geniş bir anlam boyutuna sahip bir kavramdır. Bu bütüncül bakış açısının bir sonucu olarak da kendisinden sonraki ahlâk anlayışlarını etkilemiştir.

Ahlak felsefesi
Sümeyye Yaz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İslam ahlak düşüncesi geleneği ve Necip Fazıl Kısakürek'in ideal gençlik tasavvuru

Kur'ân ve Sünnet'te ahlak, iman esasları gibi üzerinde ısrarla durulan bir meseledir. İslam dünyasında toplumsal değişimlere paralel biçimde kaleme alınan ahlak/âdâb eserleri, zühd ve nasihat risalelerinden fütüvvetnâmelere ve özellikle felsefî ahlak düşüncesi alanında yazılan eserlerle, müstakil bir İslam ahlak düşüncesi geleneği teşekkül etmiştir. Erken dönemden klasik çağa uzanan çizgide bu gelenek, ahlakın hem bireysel tekâmül hem de toplumsal düzen açısından kurucu rolünü görünür kılar; kavramsal sürekliliği tarihî esneklikle birleştirir. Niyet, ihlâs ve takvâ ile erdem dörtlemesi (hikmet, adalet, iffet, şecâat) etrafında örülen fazilet mimarisi, kalbin ıslâhını, nefis terbiyesini, âdâb-ı muâşereti ve içtimaî adaleti öne çıkarır. Bu gelenek, tevhîd eksenli bir hayat tasavvurunu esas alırken bireysel arınma ile toplumsal sorumluluğu birlikte gözeten, ölçülü, tutarlı ve eyleme açık ilkeler üretir; böylece değişen zamanlarda ahlakın amaçları ile vasıtaları arasında devamlılık sağlar ve şahsiyet inşasını merkeze alır. Modern çağda, özellikle Türkiye Cumhuriyeti döneminde, bu zeminle irtibatlı güncel bir yorum olarak Necip Fazıl Kısakürek'in "ideal gençlik" tasavvuru öne çıkar: tevhîd bilinci, ihlâs–takvâ dengesi, peygamberî örnekliğe ittibâ, adalet ve cesaretle desteklenen sorumluluk, tecdîd–ıslâh ufku ve kalp–akıl–eylem bütünlüğü onda "aksiyon ahlakı"na dönüşür. Böylece Kur'ân–Sünnet ahlakı, klasik fazilet kavramları ve Necip Fazıl'ın ideali arasında içerik bütünlüğü ve sistematik bir çerçeve kurulmuş olur. Anahtar Sözcükler: İslam, Ahlak, Felsefî Ahlak, Necip F. Kısakürek, Faziletler, Gençlik.

Ahlak felsefesiDin felsefesiİslam felsefesi
Nurbanu Gümüş
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ayn Rand'ın objektivist etiği ile postmodern ahlakın Tanrısal buyruklar açısından mukayesesi

Ayn Rand'ın objektivist etiğine göre bireyin amacı, kendi değerlerini rasyonel şekilde üretip hayatını bu değerler doğrultusunda yaşamaktır. Rand'a göre birey, bu değerleri ancak objektivist etiğe bağlı kalarak üretebilir ve iyi bir hayat sürebilir. Postmodern ahlak düşüncesinde, genel olarak var olana ve evrensel kabul edilen normlara şüpheyle bakılması gerektiği temel alınır. Bu bakımdan postmodern ahlak anlayışları göreceliğe ve çoğulcu anlayışlara dayanır. Bu tez çalışmasının konusu, Rand'ın objektivist etiği ile postmodern ahlak anlayışlarının temel görüşlerinin açıklanması ve aralarındaki farklılıkların belirlenmesidir. Bunun yanında her iki yaklaşımın Tanrı buyruğuna dayalı ahlaki öğretilerle ilişkisi de incelenmiştir. Tezimizin amacı günümüzün etkin liberal, kapitalist ahlakının teorisyenlerinden sayılan Rand'ın görüşleriyle postmodern ahlak anlayışlarını açıklayarak bireyciliği ve göreceliğe yönelen günümüz ahlak anlayışlarının sebeplerini anlamak ve Tanrı buyruğuna dayalı, dini ahlaklara bakışlarını ortaya koymaktır. Böylelikle Tanrı buyruğuna dayalı ahlaktan uzaklaşan günümüz bireylerinin ahlaki yönelimleri ve bu ahlaki bakış açılarıyla ortaya çıkan sorunların altında yatan gerekçelerin anlaşılması hedeflenmiştir. Postmodernizm, yapısı gereği farklı görüşleri içerdiği için çalışmamızda postmodern ahlak anlayışını açıklarken Friedrich Nietzsche, Michel Foulcult, Gilles Deleuze - Felix Guattari ikilisi, Jacques Derrida, Jean F. Lyotard, ve Zygmunt Bauman'ın görüşlerine, postmodern ahlakı anlamaya yaptıkları katkılar bağlamında yer verilmiştir. Çalışmamızda öncelikle düşünürlerin birinci el eserleri kullanılmış, sonrasında onların görüşleri üzerine yapılan çalışmalar incelenmiştir. Böylece düşünürlerin görüşlerinin ortaya konulması, benzerlik ve ayrıldıkları yönler bakımında karşılaştırılması yapılmaya çalışılmıştır. Bu ölçüde Tanrı buyruğuna dayalı ahlaki değerler, objektivist etikte bireyin rasyonel çıkarlarına zarar verdiği gerekçesiyle reddedilirken, postmodern ahlak anlayışı bu buyrukları evrensel hakikat iddiaları taşıdığı için sorgulanabilir ve çoğulcu bir çerçevede ele alır. Her iki yaklaşım da bireysel özgürlüğe farklı bakış açılarından önem atfeder.

Ahlak felsefesiBencillikDin felsefesi+7
Volkan Aktaş
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bedia Akarsu ve felsefi görüşleri

Bu tez, Cumhuriyet dönemi Türk felsefesi içerisinde özgün bir konuma sahip olan Bedia Akarsu'nun felsefi düşüncelerini, kuramsal katkılarını ve entelektüel etkilerini kapsamlı bir biçimde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Akarsu'nun özellikle varoluş felsefesi, etik felsefe, dil felsefesi ve çağdaş felsefe alanlarındaki temel görüşleri üzerinde durmakta; bu alanlarda geliştirdiği teorik perspektiflerin Kant ve Hegel gibi Alman idealizminin önemli figürleriyle olan etkileşimleri çerçevesinde değerlendirilmesini sağlamaktadır. Tezde, Akarsu'nun felsefi yaklaşımının, Cumhuriyet'in modernleşme ve aydınlanma ideallerine paralel olarak şekillendiği ve bu bağlamda toplumsal sorunlara yönelik duyarlılığı ön plana çıkardığı ortaya konulmaktadır. Akarsu'nun etik anlayışında özgürlük, sorumluluk ve evrensellik kavramlarının merkezi bir rol oynadığı, ayrıca değerler eğitimi ve felsefi terminolojinin Türkçeleştirilmesi konularındaki çalışmalarıyla Türk felsefi literatürüne önemli katkılar sunduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, Akarsu'nun akademik kariyeri ve eğitim sürecinde karşılaştığı Alman felsefe geleneğinin etkileri, onun düşünsel perspektifinin oluşumunda belirleyici olmuştur. Tez, Akarsu'nun felsefi mirasını değerlendirirken, onun çağdaş felsefeye özgün yaklaşımını, felsefenin toplum ve eğitimle ilişkisini nasıl yeniden yorumladığını kapsamlı biçimde ele almaktadır. Sonuç olarak, Bedia Akarsu'nun Türk felsefesindeki yeri ve önemi detaylı bir biçimde ortaya konmakta, onun entelektüel üretimlerinin çağdaş felsefi tartışmalara sağladığı katkılar değerlendirilerek gelecek araştırmalar için bir temel oluşturulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ahlak Felsefesi, Varoluş Felsefesi, Bedia Akarsu, Çağdaş Felsefe, Etik Felsefe

Ahlak felsefesiDil felsefesiKültür felsefesi+3
Zülal Kardaş
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bireysel özgürlük, ahlaki nesnelcilik ve akıl-duygu işbirliğine dayalı evrim etiği

Bu çalışmada ilk olarak felsefe ve bilim tarihinde sıklıkla rastlanan akıl ve eğilimler arasındaki ayrıma dikkat çekilerek insanın bu iki yetisinin birbiriyle çatışma halinde ve birinin diğerine üstün olduğu değil, işbirliği ve uyum içinde aynı amaca hizmet eden yetiler olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca, ahlaklılığın kaynağı, özgürlük-belirlenimcilik ikilemi, doğalcılık hatası, hayvanlarda bilişsel ve sosyal yetiler, insan hakları, ahlaki bilişdışıcılık, ahlaki görelilik gibi etiğin alanına giren diğer konulara da değinilmiştir. Bu çalışmada hayvanların sadece içgüdüleri tarafından hareket ettirilen robotlar olmadıkları, birçok bilişsel ve sosyal yeteneğe sahip oldukları ve insan ahlaklılığın temelinde diğer sosyal canlılarla paylaştığımız ortak duygu ve içgüdülerin yanında, bilinçli akıl yürütmenin olduğu sonucuna varılmıştır. Genlerin toplam sayısının insanın tüm özelliklerini kesin bir şekilde belirlemedeki yetersizliği ve bilinçli akıl yürütmenin ahlaklılıkta oynadığı önemli rolün ahlaki özgürlüğü mümkün kıldığı da vurgulanmaktadır. Bunun yanında, grup ve bireysel seçilime tabi olan insanın toplumsallık-bencillik ikileminin dışında kalan bireysellik alanında varoluşsal bir özgürlüğe de sahip olduğu savunulmuştur. Son olarak, sadece açıklayıcı değil aynı zamanda normatif olabilecek ve evrimsel süreçlere dayalı bir ahlaklılığın nihilizm, kuşkuculuk, bilişdışıcılık veya görelilik yerine ahlaki nesnelcilikle de sonuçlanabileceği ve insana sadece diğer insanlara karşı değil, aynı zamanda doğaya ve doğadaki diğer canlılara karşı sorumluluk yüklediği savunulmuştur.

Ahlak felsefesiModern felsefe
Türker Aksun
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Etik inceleme düzeyleri açısından insanı geliştirme etiği çalışmalarının dağılımı: Bir kapsam incelemesi

Bu çalışmada İGE literatürünün, etik inceleme düzeylerinin dağılımı açısından kapsam incelemesi yöntemiyle değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla WOS, PubMed ve Academic Search Ultimate veritabanlarında gerçekleştirilen taramaların ardından 325 adet makale detaylı incelemeye alınmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda normatif düzeyin literatürdeki en sık kullanılan, olgu düzeyinin ise en az başvurulan etik inceleme düzeyi olduğu görülmüştür. Seçilen makalelerin yer aldığı dergilerin ağırlıklı olarak sosyal indekslerde tarandığı ve çalışmalarda 2014 yılında belirgin bir artış olduğu izlenmiştir. Ahlaki geliştirmenin ilk sırada yer aldığı, en sık araştırılan etik temanın utilite olduğu, çalışmalarda öne çıkan etik konumun biyokonservatif tutum olduğu ve etik analizlerin ağırlıklı olarak çözüm yerine, anlama-açıklama odaklı yapıldığı saptanmıştır. Karşılaştırmalı incelemelerde ise geliştirmeye sıcak bakan transhümanist ve ılımlılarda çözüm odaklı yaklaşımın biyokonservatif olanlara göre daha belirgin olduğu ve ılımlıların her dört etik inceleme düzeyinde de mevcudiyeti izlenmiştir. Sonuçları itibarıyla bu tez İGE literatüründeki bir kısım bilgi boşluklarının giderilmesine ve gelecek çalışmalara yön verilmesine katkı sunmuştur.

Ahlak felsefesiBilim felsefesiBiyoetik+2
Ahmet Nacar
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Osmanlı fazilet eksenli siyaset teorilerine Kınalızade Ali Çelebi'nin katkısı

Despite the increasing numbers of studies in various disciplines (Hursthouse, 1999; MacIntyre, 1981, 2016; Skinner, 1996, 2002; Philp, 2007; Hankins, 2019; Vasalou, 2019), virtue ethics is an understudied branch of normative moral philosophy whose importance for the global history of political thought is not yet given its due credit. This thesis explores the early modern contribution of a sixteenth-century scholar to the articulation of a virtue political discourse that occupied a central space in the history of Ottoman political thought. Ali Bin Emrullah, otherwise known as Kınalızade Ali Çelebi (1511-72), authored one of the most important books on moral philosophy, titled Ahlāḳ-ı ʿAlāʾī,(supreme ethics) in post-classical Islamic thought in any Islamicate language. By focusing on various aspects of the book and by connecting the work to his contemporaries, I argue for the existence of an Ottoman tradition of virtue politics whose duration extends up to the demise of the empire. Through the example of Kınalızade, I show the particularities of virtue politics in two broad statements: i) Virtue-based political discourse takes into account a notion of politics in terms of articulating a morally-cultivated selfhood for the political subject, and ii) it is closely developed and formulated by means of the techniques of rhetorical prose composition. With these two statements, my study shows how the Ottoman tradition of virtue ethics is key to unearthing a particular trend of thinking about politics which was made possible by various virtue categories and instruments of eloquence.

Moral philosophyMoral theoriesVirtue+7
Erol Fırtın
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles ve îcî'nin ahlâk düşücesinde değişimdoğa felsefesinde hareketin gayesi ve değişimin imkânı açısından bir inceleme

Bu çalışmamızda amaç, Aristoteles ve Îcî'nin düşünce sistemlerinden yola çıkarak, hareket ve değişim kavramlarını ahlak üzerinde incelemektir. Çalışmamızın temel sorusu, insanın hareket ve değişimlerini alırken, insanın tüm güçleri ve yetilerini tutarlı bir şekilde açıklamak, ardından iki müellif arasındaki ortaklık ve farklılıkları ortaya koymaktır. İncelememizin ilk aşaması, hareket ve değişimi ontolojik ve doğa anlayışı çerçevesinde ele almak olacaktır. Bu aşamada ortaya çıkan sonuçlardan yola çıkarak insani hareketin gayesi, engelleri ve değişme imkânını ele alacağız. Son olarak, insanın en yüksek etkinliğini esas alarak iki müellifimizin görüşlerini karşılaştıracağız.

Action felsefesiAdududdin el-İciAhlak felsefesi+4
Berat Mehanı
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The naturalistic fallacy in Hume's moral and political philosophy

The naturalistic fallacy —first explicitly exposed by Hume— amounts to an attempt to infer a prescriptive claim from a descriptive one. However, the fact/value dichotomy presupposed by the naturalistic fallacy seems to run contrary to Hume's moral naturalism. In my thesis, I first present a systematic classification of the various responses to Hume's take on the issue. Then, following Sayre-McCord and Pigden, I argue that, contrary to the received view, Hume's goal is to overcome the naturalistic fallacy. Accordingly, I contend that Hume's focus on thick concepts indicates that for him, thick concepts can function as analytical bridges to produce prescriptive claims from descriptive ones.

Moral philosophyNaturalismHume, David+1
Saliha Bayır
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm ahlâk düşüncesinde Tedbîrü'l Müdün

Tezimizin içeriğini, felsefî ahlâk alanının önemli düşünürlerinden olan İbn Miskeveyh, Nâsıruddîn et-Tûsî ve Kınalızâde Ali Çelebî'nin ahlâk düşüncelerinde toplum ve siyaset ahlâ-kını nasıl ele aldıklarının değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Giriş ve üç bölümden oluşan tezimizin giriş bölümünde tezin konusu, önemi, amacı, yöntem ve sınırları hakkında bilgiler verildi. Birinci bölümde, Tedbîrü'l-müdün kavramı eti-molojik açıdan açıklandıktan sonra, tezimize konu olan düşünürlerimizin de içinde bulunduğu İslâm ahlâk düşüncesine kaynaklık eden birikimler hakkında bilgiler verilerek bu birikimlerin İslâm düşüncesine nasıl ve hangi yollarla geçtiği ele alındı. Bölümün sonunda da, İslâm felse-fesinde ilk dönem İslâm filozoflarının siyaset düşüncelerine yer verildi. İkinci bölümde, siyaset ve ahlâk düşüncesine kaynaklık eden en önemli araçlardan biri olan akıl ve bu aklın öncülük ettiği insanın nefsî, iradesi ve erdemleriyle ilgili bilgiler, keza Tedbîrü'l-müdün'ün pratik akılla ve ahlâkla ilişkisi düşünürlerimiz nezdinde ele alınarak, Tedbîrü'l-müdün'ün uygulamadaki önemine vurgu yapıldı. Tezimizin son bölümünde, Tedbîrü'l-müdün bağlamında toplumsal hayat ve bu toplumsal hayatın sosyal ve siyasal yönleriyle ortaya çıkan önemli dinamikleri ve ahlâkın bunlara nasıl yansıdığı, düşünürlerimizin fikirleri ekseninde ele alındı. Sonuç kısmında ise, düşünürlerimizin toplum ve siyaset ahlâkıyla ilgili görüşleri bağlamında genel bir değerlendirme yapılarak çalışma sonlandırıldı. Bu çalışma boyunca teze konu olan filozofların ahlak, toplum ve siyasetle ilgili dü-şüncelerinden elde edilen bilgilerden hareketle, öne sürülen bu düşünceleri destekleyen argü-manlar ortaya konulmaya çalışıldı.

AhlakAhlak felsefesiKınalızade Ali Çelebi+5
Mesut Engin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Miskeveyh ve Gazzâlî'de nefis terbiyesi

Ahlâkın değişebilmesini, olgunlaşmasını ve insanın kötü yönlerinden arınmasını İslâm filozofları nefis terbiyesi adı altında tartışmışlardır. Bu bağlamda çalışmamız İslâm ahlâk felsefesinin önemli filozoflarından olan İbn Miskeveyh ve Gazzâlî'nin nefis terbiyesi ile ilgili görüşlerini oluşturur. İbn Miskeveyh, Meşşâî geleneğini temsil eden ve ahlâki konuları sistematik bir şekilde ele alan bir filozoftur. Gazzâlî, kelamî-tasavvufî geleneğin öncülerindendir. Bu iki filozofun nefis terbiyesi ile ilgili görüşleri ele alınmaya çalışılarak benzer ve farklı yönlerinin incelenmesi amaçlanlmıştır. Nefsin isteklere boyun eğmeden olgunlaşması için terbiye edilmesi gerektiğini düşünen İbn Miskeyh, nefsin terbiye edilmesinde daha çok Yunan Filozoflarının etkisinde kalmıştır. Özellikle erdemler ve insanın psikolojik hastalıkları üzerinden hareket etmiştir. Gazzâli, nefis terbiyesinin mümkün olduğunu kabul ederek bu konuda gelenekçi ahlâk ve tasavvufi ahlâk arasında telif yaptığı görülmüştür. Kalp temizliği ve nefsin arınmasını ön plana çıkarmıştır. Sonuç olarak her iki düşünürümüzün ahlâk anlayışı ve nefs terbiyesinde görüşleri birbirine benzeyen yönlerinin olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma İslâm ahlâk felsefesi tarihindeki psikoloji tartışmaları açısından katkılar sunacaktır.

Ahlak felsefesiGazzaliKur'an-ı Kerim+6
Serkan Korkmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Immanuel Kant'ın ahlak felsefesinde özgürlüğün temellendirilmesi

Bu çalışma, Kant'ın ahlak felsefesinde özgürlüğün temellendirmesi konusunu incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla öncelikle Kant'ın ahlak felsefesinin genel hatları açıklanarak bu ahlak felsefesi: iyi isteme, ödev ve saygı kavramı çerçevesinde irdelenmiştir. Eğer bir insan özgür olduğunu biliyorsa bu bilginin nereden geldiğini belirtmek gerekir. Bu yüzden bu kast edilen bilgi kaynağının ahlaki buyrukla nasıl bir ilişki içinde olduğunu açıklamak da araştırmamızın en önemli yönünü teşkil etmektedir. Bu açıdan ikinci adım olarak özgürlük kavramı incelenerek bu özgürlük kavramının, ahlak felsefesi ile nasıl bir ilişki içinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada özgürlüğün insan için bir gerçeklik taşıyıp taşımadığı hususu, ahlak felsefesi bakımından değerlendirilerek ahlak ve özgürlük ilişkisi üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kant, Ahlak Yasası, Özgürlük, İyi İsteme, Ödev, Saygı, Numen

AhlakAhlak felsefesiKant, Immanuel+4
Bülent Oskay
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ahlâkî bir erdem olarak hikmet -İbn Miskeveyh örneği-

Hikmet, düşünce tarihinde sıkça rastlanılan ve hemen hemen her filozof tarafından kullanılmış bir kavramdır. Bu kavramın ahlâk felsefesinde de kullanıldığı görülmektedir. Araştırmamızın ilk amacı hikmet kavramının tanımı, mahiyeti, kısımları ve İbn Miskeveyh öncesi dönemde nefis ve hikmetin nasıl ele alındığını belirlemek olacaktır. Çalışmamızın ikinci amacı, özellikle İslam ahlâk felsefesi tarihinde, Muâllim-i Sâlis ünvanına sahip olan, ahlâk felsefesine özellikle Tehzîbü'l-ahlâk, Tertîbü's-saâdât ve Fevzü'l-asgar ile büyük katkı yapan İbn Miskeveyh'in nefis anlayışını ele almak olacaktır. Çalışmanın sonunda ise ahlâkî bir erdem olan hikmetin kaynağı, hikmet olarak görülen erdemler ve hikmet ile mutluluk ilişkisi İbn Miskeveyh'in görüşleri doğrultusunda ortaya konulmaya çalışılacaktır. Hikmet kavramı, felsefenin teorik kısmını teşkil etmesiyle beraber bu ilmin uygulanması açısından pratik yönünü ortaya koymuştur. Bu çalışmada hikmetin bir erdem olarak nerede olduğu, neyi kapsadığı ve İbn Miskeveyh'in pratik hikmet düşüncesi, onun nefis teorisi üzerinden aydınlatılmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İbn Miskeveyh, Felsefe, Hikmet, Nefis, Ruh, Ahlâk, Erdem.

AhlakAhlak felsefesiErdem+4
Fatma Sena Kara
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ahlâki kavramlar üzerinden bir kıyaslama Immanuel kant ve Ahmet Hamdi Akseki örneği

Ahlâk, sosyal bir varlık olan insanın, toplum içinde birey olarak nasıl davranması gerektiğini belirlemeye çalışan veya tartışan, araştıran bir bilimdir. Ahlâk, insanın diğer insanlar ve diğer varlıklarla ilişkisinde, ideal olan davranış normuna yönlendirir. Ahlâk insanın yol haritasıdır ve insanın eyleminin ilkesidir. Ahlâkın tarihi, insanlık tarihiyle eşit bir tarihtir, çünkü ahlâkın hem konusu hem aktörü hem de muhatabı insandır. İlk insandan beri ahlâkilik ve ahlâk anlayışları bulunmaktadır. Bütün dinler ahlâk öğretisi tayin etmiştir. Bununla beraber filozoflar da ahlâk üzerine düşünmüşler ve eserler ortaya koymuşlardır. Bazı filozoflar ahlâkı dinden bağımsız olarak ele alırken bazı filozoflar ise ahlâkı dinle ilişkilendirmişlerdir. Bu çalışma, aydınlanma döneminin büyük filozofu Immanuel Kant ile son yüzyılın en önemli İslam âlimlerinden Ahmet Hamdi Akseki'nin ahlâk kavramlarını kıyaslama çalışmasıdır. Immanuel Kant ahlâk konusunda kurucu bir filozoftur. Felsefe tarihindeki ahlâk sistemlerini reddederek, yeni bir ahlâk anlayışı ortaya koymuş, ahlâkta insanı, kesinliği ve evrenselliği önceleyen ödev ahlâkını önermiştir. Ahmet Hamdi Akseki ise İslam ahlâkının yegâne ahlâk sistemi olduğuna inanmakla beraber, felsefe tarihindeki ahlâk ekollerini de inceleyerek, hepsi hakkında önemli bir kritik yapmıştır. İncelediği filozoflar içinde Immanuel Kant da bulunmaktadır ve Kant'ı diğer filozoflara göre daha çok takdir etmektedir. Bu iki büyük düşünce insanının ahlâk nazariyeleri içinde, ödev, yükümlülük, özgürlük, sorumluluk, niyet ve vicdan konuları önemli yer tutmaktadır. Bu çalışmadaki kıyaslama bu kavramlar çerçevesindedir. Anahtar Kelimeler: Immanuel Kant, Ahmet Hamdi Akseki, Ahlâk, Ödev, Yükümlülük, Sorumluluk, Özgürlük, Niyet, Vicdan, Ahlâk Felsefesi

Ahlak felsefesiAkseki, Ahmet HamdiFelsefe+2
Arif Karabacak
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Son dönem Osmanlı düşünürü Ali Rıza'nın ahlak anlayışı

Çalışmamızın amacı, son dönem Osmanlı düşünürlerinden Ali Rıza'nın kaleme aldığı eserlerden hareketle onun ahlak anlayışını araştırmaktır. Böylece Ali Rıza'nın ahlak konusundaki görüşlerinin neler olduğu, ahlaki bakış açısındaki farklılıklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır: Giriş bölümünde, ahlakın tanımı, Ali Rıza'nın düşünce yapısını etkileyen dönemlerin ahlak anlayışlarına kısaca değinilip, ahlaka dair eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, ahlakın temel sorunlarından olan nazari (teorik) ahlak bahsinde ahlaki fiilin menşei, ahlakın değişip değişmeyeceği problemi, ahlakta iyi ve kötü, hürriyet, ahlak kanunu, vazife, hak ile vazife arasındaki münasebet, vicdan, ahlaki mesuliyet, ahlaki müeyyideler gibi çeşitli konular hakkında Ali Rıza'nın düşünceleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, Ali Rıza'nın ameli (pratik) ahlak görüşleri belirtilmiştir. Bu bölüm ferdi ahlak, dini ahlak, sosyal ahlak ve kişinin başka varlıklara karşı vazifeleri başlıklarından meydana gelmektedir. Sonuç bölümünde Ali Rıza'nın ameli ahlak anlayışına daha çok önem verdiği ve yaşadığı dönemin ahlak anlayışına benzer ahlak anlayışları ortaya koyduğu ifade edilmiştir.

AhlakAhlak felsefesiAtaman, Ali Rıza+2
Meryem Üzüm
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Erol Güngör'de ahlak ve değerler alanına ait kavramların felsefi tahlili

Ahlak ve değerler konusu insanlığın bütün dönemlerinde, toplumun her kesimini ilgilendiren tartışmalı konulardan biri olmuştur. Günümüzde ahlak ve değerler konusu teorikte herkes tarafından bilinen ancak uygulamada ihmal edilen ve davranışlara yansımayan bir hal almıştır. Yakın tarihimizin düşünürlerinden Erol Güngör dönemin getirisi olan ve milleti etkileyen her sorunla yakından ilgilenmiştir. Bu açıdan ahlak ve değerler konusundaki görüşlerini, sorunların tespiti ve durum tahlilleri ile ortaya koymuştur. Çalışmamızın amacı; Erol Güngör'ün ahlak konusundaki görüşlerini ve değerler alanıyla ilgili tavsiyelerini bütün bir şekilde incelemektir. Çalışmamızın giriş bölümünde; konuya temel oluşturması açısından ilk olarak ahlakın ve ahlak felsefesinin önemi konusuna değinilmiş, sonrasında Erol Güngör'ün ahlak düşüncesini daha iyi anlayabilmek amacıyla genel düşünce yapısına yer verilmiştir. Birinci bölümde; Güngör'ün hayatına dair bilgiler verilmiş ve ahlak düşüncesi farklı noktalarıyla ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Güngör'ün düşüncelerinde yer alan bazı değerler; felsefi temeller ve farklı görüşler ışığında incelenmiştir. Güngör'ün bu alana katkıları ve değerler hakkındaki görüşleri ortaya konulmuştur. Sonuç kısmında Güngör'ün değerler hakkındaki görüşleri değerlendirilmiştir. Ahlak ve değerler konusundaki tespitlerinin günümüzde geçerliliğini koruyan problemler olduğu görülmüştür. Bu açıdan sunduğu çözüm ve tavsiyeleri anlamanın büyük ölçüde gerekli ve önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Erol Güngör, Değer, Ahlak, Kişilik, Eğitim

AhlakAhlak felsefesiAhlaki değerler+4
Hatice Verim Işık
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan haklarını Martha C. Nussbaum'un insan görüşüyle temellendirmek

İnsan hakları fikrini temellendirebilmek için, her şeyden önce bilgiye dayalı, somut bir insan görüşüne ihtiyaç duyarız. Bu insan görüşü, insan hakları fikrini temel kavramları ve sorunlarıyla bir bütün olarak tartışmada ve insani sorunlara çözüm bulmada yol gösterici olabilir. Martha C. Nussbaum'un Yapabilirlikler Yaklaşımı'nda böyle bir insan görüşü bulunduğunu düşündüğümüzden, insan haklarını temellendirmenin olanağını Nussbaum'un Yapabilirlikler Yaklaşımı aracılığıyla göstermeye çalıştık. İlk bölümde, öncelikle insan haklarına ilişkin farklı görüşler ile bu görüşlerin dayandırıldığı kaynaklar serimlenmiş, ardından insan haklarını temellendirmenin gerekliliği ve olanaklılığı tartışmasına geçilmiştir. Bu kapsamda, insan haklarını temellendirmek için önerilen muhtemel yol ve yöntemler tanıtılmış ve bunların eleştirisine yer verilmiştir. Sonrasında etik ilkeler olarak insan hakları fikrini temellendirmenin anlamı sorgulanmış, insan haklarını temellendirmede Kuçuradi'nin başvurduğu etik normların bilgisel temellendirilmesi yöntemi ele alınmıştır. İkinci bölümde, "insan hakları" fikri ile "insan" kavramı arasındaki bağlantıya işaret edilmiş; bu kapsamda, öncelikle insana dair muhtelif görüşler serimlenerek bunların eleştirisine yer verilmiştir. Daha sonra, Takiyettin Mengüşoğlu'nun ontolojik temellere dayanan insan görüşü tanıtılmıştır. Son olarak, bu insan görüşünden hareketle türetilen ve insanın varlıktaki özel yerine ve değerine vurgu yapan İoanna Kuçuradi'nin insan hakları görüşü ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, Martha C. Nussbaum'un Yapabilirlikler Yaklaşımı ve yaklaşımın temelinde yer alan insan görüşü ele alınmıştır. Yaklaşımın kökeni ve felsefi temelleri yanında, bu yaklaşımın güçlü ve zayıf yanları ortaya koyulmuştur. Ayrıca, Yapabilirlikler Yaklaşımı'nın, potansiyel bir insan hakları kuramı olabileceğine işaret edilmiştir. Sonuç bölümünde, Nussbaum'un Yapabilirlikler Yaklaşımı, insan hakları sorunlarının çözümüne yaptığı katkı bağlamında değerlendirilmiştir.

Ahlak felsefesiNussbaum, Marthaİnsan felsefesi
Ümit Üreten
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kant'ın pratik felsefesinde beden problemi

Bu çalışma, Kant'ın pratik felsefesinde akıl ve beden kavramını ele alışından hareketle "beyaz erkek" bedenlerinden farklı bedenleri temsil eden hayvan, kadın ve siyahi bedenlerinin, Kant'ın pratik felsefesinde nasıl konumlandırıldığını eleştirel bir okumayla ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Kant öncesi felsefede akıl ve beden arasındaki ilişkinin ele alınışı doğrultusunda farklı bedenlerin nasıl konumlandırıldığı, Kant'a zemin oluşturması bakımından; Platon, Augustinus, Descartes ve Hobbes'un düşünceleri doğrultusunda araştırılacaktır. İkinci bölümde Kant'ın ahlak, hukuk ve politika alanlarında bedeni nasıl konumlandırdığı akıl kavramıyla karşılaştırmalı bir şekilde serimlenecektir. Üçüncü bölümde Kant'ın beden ve aklı pratik felsefesinde konumlandırış biçimi doğrultusunda hayvan, kadın ve siyahilerin Kant'ın pratik felsefesinde nasıl konumlandırıldığı araştırılacaktır. Bu sayede Kant'ın, pratik felsefesinin evrenselliğini şüpheye düşürebilecek bir yanının olup olmadığı tartışılacaktır.

Ahlak felsefesiAkılBeden+7
Bükem Özçeri
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bernard Williams ve felsefi etiğin sınırları

Bernard Williams (1929-2003), 20. yüzyılın ikinci yarısında, İngilizce konuşan dünyanın önde gelen ahlak felsefecilerinden biri olmuştur. Görüşleriyle günümüzdeki tartışmalarda da hala etkili bir figürdür. Bu çalışma, Williams'ın etik düşüncesini genel olarak incelemekte ve onun ahlak felsefesi için ne gibi imkan ve sınırlılıklar gördüğünü tartışmaktadır. İlk bölümde, Williams'ın modern ahlak felsefesindeki kimi pozisyon, kabul ve yönelimlere ilişkin değerlendirmeleri ele alınmaktadır. İlk bölümden çıkarılabilecek temel bir sonuç, Williams'ın modern ahlak felsefesindeki karakteristik pozisyon ve yönelimleri hatalı bir ahlaki fail ve pratik rasyonalite anlayışı içeriyor olarak gördüğüdür. Böylece ikinci bölümde, Williams'ın pratik rasyonalite anlayışı incelenmektedir. Üçüncü bölüm, Williams'ın ahlaki bir fail olmayı tam olarak nasıl kavradığını açıklığa kavuşturacak şekilde, onun eski Yunan etik düşüncesi hakkındaki görüşlerini irdelemektedir. Çalışmamız, Williams'ın ahlak felsefesi için ne gibi imkan ve sınırlılıklar gördüğüne dair bir tartışmayla sonlanmaktadır.

Action felsefesiAhlak felsefesiModern felsefe+3
Aykut Aytış
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

A critique of Kantian morality from virtue ethics perspective

In this thesis my aim is to provide an analysis of Kantian Morality from virtue ethics perspective. Kantian morality is commonly misinterpreted, and regarded in an over-simplified and caricaturized manner. As a result of this unfair reading, it is subjected to several criticisms from virtue ethicists. Nevertheless, a deeper analysis of Kantian morality seems to provide a defense against these accusations. Therefore, to evaluate this possibility firstly I give an account of these criticisms under eight categories. Secondly, I examine basic components of Kantian morality. From here I conclude that, it is wrong to think Kantian morality as a stagnant rule-following. Under the light of given arguments; I claim that it is possible to consider ethics of deontology as compatible with authenticity, perfection and constant self-retrospection.

MoralityMoral philosophyVirtue+2
Seniye Tilev
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Thomas Hobbes'ta ahlak - siyaset

Bu çalışmada Thomas Hobbes'un genel felsefesinde ahlak ve siyasete dair görüşleri incelenmiştir. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte Hobbes'un hayatı, eserleri ve felsefesi hakkında kısa bilgiler verdik. Birinci bölümde Hobbes'un insan doğası, doğa durumu ve doğa yasaları hakkındaki görüşlerine yer verdik. İkinci bölümde siyaset felsefesini sözleşme kavramı çerçevesinde inceledik. Üçüncü bölümde ise Hobbes'un ahlak anlayışını, ahlakın kaynakları ve ahlaki ilkeleri merkeze alarak ortaya koymaya çalıştık.

AhlakAhlak felsefesiDoğa durumu+5
Müslüm Demiraslan
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Rethinking animal experiments: A philosophical inquiry

This thesis investigates why animal experimentation persists as a dominant research paradigm in biomedical science despite mounting scientific and ethical criticisms. It argues that the resilience of this practice cannot be explained by a lack of alternatives or ignorance, but stems from a complex interplay of epistemic conservatism, institutional inertia, and ethical minimalism. Drawing on interdisciplinary sources in philosophy of science, bioethics, and feminist epistemology, the study offers a conceptual and normative analysis of how methodological practices are legitimized and sustained. The thesis is structured around five central questions: the epistemic indispensability of animal models, the moral justification crisis, the failure of regulatory and scientific reforms, the role of epistemic injustice in preserving the status quo, and the possibility of an epistemically just scientific practice. Through critical engagement with empirical data, regulatory documents, and philosophical theory, it challenges the reliability, ethical coherence, and legitimacy of animal research. It further explores alternative human-relevant methods, including in vitro, in silico, and organ-on-chip technologies, not only as technically superior, but as embodiments of a different epistemic and moral paradigm. The thesis concludes by arguing for a shift toward a science that is ethically reflexive, epistemically inclusive, and accountable to both human and non-human stakeholders. In doing so, it contributes to ongoing debates on responsible research practices and offers a philosophical framework for reimagining scientific legitimacy in the post-animal experimentation era.

Moral philosophyExplicit consentInformation philosopy+6
Seçil Aracı
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Etiğe hermeneutik bir bakış

Bu çalışma, hermeneutik etiğe odaklanarak modern özne anlayışının etik alandaki etkilerini eleştirmeyi amaçlamaktadır. Bir etik argümantasyon yöntemi olarak hermeneutik yöntemi daha iyi kavrayabilmek için, öncelikle etik argümantasyon yöntemleri üzerinde durulmuş, sonrasında ise etiğin tarihsel gelişimine değinilmiştir. Modern özne anlayışının getirdiği, bireyin var olan her şeyi kendi konumundan hareketle anlamlandırması pratiğinin etikteki izleri ve eleştirisi, hermeneutik perspektiften, özellikle Hans Georg Gadamer'in düşünceleri baz alınarak değerlendirilmiştir. Nihayetinde, tüm bu bilgilerin ışığında, insanın insan ve kendisi dışında kalan tüm var olanlarla kurduğu ilişkinin ahlaki boyutu tartışılmış, insan ve öteki arasındaki ilişkilenmenin nasıl olması gerektiği üzerinde durulmuştur. Bu tez, hermeneutik etik temelinde, modern özne anlayışının etikteki izlerini eleştirmektedir. Çalışmada, Descartes'ın özne merkezli yaklaşımına hermeneutik açıdan eleştiriler getirilirken, insan ve öteki arasındaki ahlaki ilişkiye dair Gadamerci perspektifle yeni bir bakış açısı sunulmaktadır.

AhlakAhlak felsefesiEtik+3
Gizem Ön
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

G.E.M. Anscombe'un ahlak anlayışı: Ahlaki eylemin oluşturulması

Bu çalışmada bir bütün olarak Anscombe'un ahlak felsefesi ele alınmış olup, buradan hareketle onun mevcut ahlak teorileri hakkındaki tespit, eleştiri ve tavsiyeleri incelenmiştir. Anscombe, ahlak felsefesi alanındaki başlıca çalışması sayılan "Modern Ahlak Felsefesi" adlı makalesini 1958'de yayımlamıştır. Anscombe'un makalesi, kadim gelenekten kopan ahlak teorilerinin modern çağın sorunlarıyla baş edemediği iddiası etrafında örgütlenir ve üç ana tez sunar: Ahlak alanında psikoloji felsefesi üzerinden ilerlemek gerekir; ahlaki yükümlülük meselesi 'ödev', 'gerekir', 'doğru' ve 'yanlış' gibi kavramlarla hâlledilemez; ahlaki eylemi sadece sonuçlarına göre değerlendiren filozoflar arasında hiçbir fark yoktur. Birinci bölümde Anscombe'un ilk tezine, yani 'ahlak alanında psikoloji felsefesi üzerinden ilerlemek gerekir' düşüncesine yer verildi. Bu çerçevede Anscombe'un niyet kavramına merkezlenen eylem felsefesi tartışmaya açıldı ve söz konusu anlayışı tarif eden eylem, benlik, birinci şahıs, pratik bilgi, pratik akıl ve pratik çıkarım kavramları açıklığa kavuşturulmaya çalışıldı. İkinci bölümde Anscombe'un diğer iki tezi birlikte ele alındı. Bu bölümde Anscombe'un 'ahlaki yükümlülük meselesi 'ödev', 'gerekir', 'doğru' ve 'yanlış' gibi kavramlarla hâlledilemez' ve 'ahlaki eylemi sadece sonuçlarına göre değerlendiren filozoflar arasında hiçbir fark yoktur' şeklinde ifade ettiği tezlerin ne anlama geldiği tartışıldı. Böylece bu iddiaların kadim ve modern ahlak teorileriyle bağlantıları, 'sonuççuluğun' anlamı, en nihayetinde tüm bu terimlerden ne anlaşılması gerektiği üzerinde duruldu. Sonuç olarak Anscombe'a göre çağımızın problemlerine cevap verebilecek işlevsel bir ahlak teorisine ancak psikoloji üzerinden erişilebilir. Dahası ödev, yasa, ahlaki gerekir gibi kadim ahlak tasavvurumuzun kalıntıları olan kavramlarla ahlak problemi çözülemez çünkü bunlar modern dönemin sorunlarına cevap veremez. Ahlaki eylemi salt sonuçlarına göre yargılayan filozoflar/teoriler eylemin kast edilen ve öngörülen sonuçları arasında bir ayrım yaparak, ahlaki sorumluluk meselesini açıklığa kavuşturamamışlardır.

Ahlak felsefesi
Mehmet Sabır Şaybak
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects