Yumuşak güç
120 theses under this subject heading
Yumuşak güç kavramının devletler ve terör örgütleri tarafından kullanımı: IŞİD Örneği
Yumuşak Güç kavramı 1990'lı yılların başlarında ortaya çıkan bir olgu olup siyasi literatürde yerini almıştır. Günümüze kadar tam anlamıyla kavramsal bir çerçeveye oturtulamayan Yumuşak Güç, Uluslararası Siyaset sahnesinde belirleyici bir unsur olarak yerini almıştır. Devletler yüzyıllardan beri süregelen sert güce dayanan yaptırım güçlerinin yerine yumuşak güç kavramını kullanmışlardır (Machiavelli, 2013). Bu gücü propaganda, medya v.b. gibi teknikler aracılığı ile etki altına almak istedikleri alanlarda uygulamışlardır. 11 Eylül saldırıları sonrası ABD ve Müttefikleri tarafından teröre karşı başlatıldığı iddia edilen savaş uzun yıllardır sürmekte ve somut bir sonuca ulaşamamıştır. Bu durum terörist grupların birer örgüt gibi çalışmayıp birer devlet gibi çalışmasından kaynaklanmaktadır. Devletlerin kullanmış olduğu yumuşak güç unsurları terör örgütleri tarafından uluslararası militan kazanma aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Çalışmamızda devletler ve terör örgütleri bağlamında bu araçların IŞİD özelinde nasıl kullanıldığı incelenecek ve çözüm yollarına yönelik teoriler değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Yumuşak Güç, Propaganda, Uluslararası Terör, Medya
Türkiye-Somali ilişkilerinde yumuşak güç unsuru olarak Türk kamu diplomasisi
Türkiye ve Somali'nin ikili ilişkileri, 2011 yılında Türkiye'nin en az 260.000 kişinin hayatını kaybettiği kuraklık döneminde Somali'ye kapsamlı insani yardım sağlamasıyla yoğunlaşmaya başlamıştır. Somali'deki güvenlik sorunlarına ve siyasi istikrarsızlığa rağmen, Türkiye'nin insani yardım çabaları gözle görülür bir fark yaratmıştır. Bu gelişme ertesinde iki ülke arasındaki ilişkiler siyasi, ekonomik, sosyal ve güvenlik dâhil olmak üzere çeşitli sektörleri kapsayacak şekilde genişlemiştir. Türkiye'nin Somali'deki faaliyetleri hem Somali halkı hem de uluslararası toplum nezdinde Türkiye'ye güvenilirlik ve olumlu bir imaj kazandırmıştır. Türkiye ayrıca Somali'deki faaliyetlerini, Türk liderlerin Somali'yi uluslararası gündeme taşımaya çalıştığı uluslararası forumlarda Somali meselesine dikkat çekerek desteklemiştir. Türkiye'nin hem Somali'de hem de uluslararası forumlarda Somali'ye yönelik çabaları, Somali halkı arasında Türkiye'ye yönelik olumlu bir imaj ve sempati oluşmasını sağlamıştır. Bu çalışma, Türkiye'nin Somali'deki olumlu imajının ve itibarının geliştirilmesinde Türk kamu diplomasisinin rolünü incelemektedir. Çalışma, Türkiye'nin uyguladığı kapsamlı kamu diplomasisinin, Türkiye–Somali ilişkilerini çok boyutlu hâle getirdiğinin altını çizmektedir. Çalışma ayrıca Türk kamu diplomasisinin Türkiye'ye Somali'de olumlu bir imaj, itibar ve meşruiyet sağlayan başlıca faktör olduğunu savunmaktadır. Bununla beraber çalışma, iki ülke arasındaki tarihsel etkileşimin ve ortak dinin Somali'deki Türk kamu diplomasisi faaliyetlerinin kabul görmesini destekleyen unsurlar olarak rolünü vurgulamaktadır.
The soft power strategy and instruments in foreign policy of Turkey (2002 – 2017)
One of the most studied subjects of the international relations discipline is the power concept and all aspects of it. Power concept is considered in two basic approaches as hard power and soft power. Public diplomacy, one of the most important aspects of soft power is turning public and intelligentsia of another country to its advantage and trying to impress them through policies of this nation. From this point of view, it can be seen that public diplomacy and soft power complement each other. Soft power concept taking place in Turkish foreign policy, recently, in discourse and practice, is accepted as an important factor for Turkey to implement its long-term plans. Also, public diplomacy methods are applied in these policies. It is intended by this method to improve prestige of our country at international platform. In this study, the public diplomacy instruments of Turkey as the Coordinating Office of Public Diplomacy, the Turkish Radio and Television Corporation, the Directorate General of Press and Information, the Turkish Cooperation and Coordination Agency, the Presidency for Turks Living Abroad and Related Communities, Yunus Emre Institute and other institutions with similar purposes are described. The level of contribution of these institutions on the image of Turkey and how efficiently soft power is used through these institutions of Turkey are mentioned. Key Words: Soft Power, Turkey, Public Diplomacy
Kamu diplomasisinde uluslararası insani yardım ve destek kapsamında Türkiye'nin yumuşak güç uygulamaları: Sudan ülke örneği
Diplomasi çok boyutlu bir kavram olup kendi içerisinde çeşitli alt dallara ayrılmaktadır. Devletlerin belli amaca yönelik resmi olarak sürdüğü ve ikna etme sürecini ifade eden diplomasi yaşanan değişimlere paralel olarak dönüşmüş, değişmiş ve gelişmiştir. Bu kapsamda kamu diplomasisi görece etkili bir devletin diğerleri üzerinde resmi olmayan ancak kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde etkileme çaba ve süreci olarak ortaya çıkmıştır. Kamu diplomasisi özünde resmi diplomasisinin desteklenmesinde devlet dışı aktörlerin katılımını ifade etmektedir. Kamu diplomasisi, genel bir yaklaşım tarzı ve soyut bir kavram olup hayata geçirilmesinde yumuşak güç uygulamalarıyla pratik kazanmaktadır. Yumuşak güç uygulamaları ise değişen koşullara göre iki şekilde yorumlanmaktadır. Birincisi kamu diplomasisini amaçlarına hizmet edecek şekilde strateji, program ve projelerin gerçekleştirilmesidir. İkincisi ise herhangi bir amaç gütmeden ve herhangi bir çıkar ilişkisine dayanmadan yumuşak güç uygulamaların gerçekleştirilmesidir. Batı tarzı yumuşak güç uygulamalarında, belli bir amaç (etnik, dini, ideolojik vb.) söz konusu olduğu gibi insani yardımlar dahil olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetlerin sonucunda hedef ülkede bağımlılık oluşturma, borçlandırma, vesayet elde etme vb. gibi amaçlar öne çıkmaktadır. Uluslararası belgelerde insani yardımların çıkar ilişkisine dayanamaması, hedef, amaç ve uygulama bakımından ayrım gözetilmemesi gerektiği belirtilmektedir. Bu çalışmada kamu diplomasisi ve yumuşak güç uygulamaları incelenmiştir. Yumuşak güç uygulamalarından uluslararası insani yardım boyutu merkeze alınarak; Türkiye'nin bu alandaki faaliyetleri hakkında açıklamalar yapılmış ve ardından Türkiye'nin Sudan'a yönelik yumuşak güç uygulamaları kapsamında yaptığı insani yardımlar araştırılmıştır. Çalışma sonucunda Türkiye'nin yumuşak güç uygulamaları sürecinde gerçekleştirdiği insani yardım faaliyetlerinde Batı yaklaşımının tersine hedef ülkeye yönelik resmi bir çıkar ilişkisi gözetmeden, herhangi bir ayrım gözetmeden, mümkün olduğunca dengeli ve adil bir şekilde insani yardım faaliyetlerinde bulunduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte Türkiye'nin Sudan'a yönelik gerçekleştirdiği insan yardım faaliyetlerinin bu ülkenin kalkınmasına önemli ölçüde yardımcı olduğu, farklı alanlarda çok çeşitli yardımların sağlandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Diplomasisi, Yumuşak Güç, İnsani Yardım, Türkiye, Sudan.
Türk dış politikası zemininde kültürel diplomasi: Kuram, araç ve uygulama
Ülkelerin dış politikada ortaya çıkan sorunları müzakereler yolu ile barışçıl bir şekilde çözmelerinde Diplomasi bir araç olarak kullanılmaktadır. Günümüzde, Diplomasi çeşitlerinden biri olan Kültürel Diplomasi küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin beraberinde gittikçe önem kazanmıştır. Kültürel Diplomasinin bir Diplomasi anlayışı olarak son dönemlerde geliştiği düşünülse de, ilk örneklerinin Antik Yunan dönemlerine dayandığı ve sonrasında da toplumlar tarafından uygulandığı bilinmektedir. İçerik bakımdan zengin anlamları bulunan kültür kavramı, Kültürel Diplomasi kavramının tanımlanmasında birden fazla görüşün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kültürel Diplomasi aracılığı ile devletler; kültürlerini, geleneklerini ya da dillerini uluslararası politikada kullanarak sorunlarını çözebilmekte ve yumuşak güç uygulayabilmektedir. Devletlerin barış içerisinde yaşamalarında ve sorunların barışçıl bir ortamda çözümünde Kültürel Diplomasi devletler için yumuşak güç uygulanarak çözüm sağlayan ciddi bir fırsattır. Türkiye de geliştirdiği birçok kurum ve kuruluşlar ile Kültürel Diplomasi faaliyetlerinde bulunmuş, kendi kültürünü ve değerlerini uluslararası ortamda tanıtmak ve yaymak için çeşitli adımlar atmıştır. Çalışmada Kültürel Diplomasinin tarihsel gelişimi, kuramsal boyutu ve uygulama alanları incelenmiş olup, ülkemizdeki ve farklı ülkelerdeki faaliyetlere yer verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış Politika, Kültürel Diplomasi, Yumuşak Güç
Kültürel diplomasi aracı olarak uluslararası eğitim: Türkiye-Kazakistan ilişkileri örneği
Tez, bu günlerde önemli bir kavram olarak bilinmekte olan yumuşak gücü ve bu bağlamda ilişkin Türkiye Cumhuriyeti'nin Kazakistan'a uygulanmakta olduğu uluslararası eğitim çalışmaları tarihi gelişmeler, iki taraflı bağlantılar, kültürel ve dış politika değerleri açısından meydana gelen incelemeleri içermektedir. Tezin içeriğinde yumuşak güç ve kültürel diplomasi kavramı kapsamlı bir şekilde tanımlanmakla birlikte, Türkiye'nin özellikle son yıllarda Kazakistan'a yönelik artmakta olan eğitim projeleri, kültürel diplomasi bağlamında değerlendirilmiştir. Aynı zamanda Türkiye'deki kamu kurum ve kuruluşlarının uluslararası eğitim faaliyetleri biçiminde bir dış politika ürününü incelemektedir. Türkiye'de uluslararası eğitim ve kültür faaliyetleri yürüten kamu kurumları; Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, Türk Akademisi, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi, Yunus Emre Enstitüsü, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, TÜRKSOY kapsamlı bir şekilde incelenmiş ve faaliyetleri açıklanmış ve kültürel diplomasisi kavramı uluslararası eğitim faaliyetlerinin birbiriyle ilişkili olduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca, eğitim ve kültür alanında devam eden işbirliği, iki ülke arasındaki ilişkilerin bir diğer önemli yönü, Orta Türkistan'da kurulan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi son derece önemli bir işleve sahiptir. Anahtar Kelimeler: Yumuşak Güç, Kültürel Diplomasi, Türkiye, Kazakistan, Eğitim İlişkileri
Türkiye'nin kamu diplomasisi ve yumuşak güç uygulamalarında medya aktörü: TRT Avaz örneği
Kamu Diplomasisi, devletlerin Uluslararası İlişkiler alanında düşünce, fikir, hedef ve politikalarını, insan birikimiyle bir başka coğrafyada anlatma gayreti olarak tanımlanmaktadır. Devletler uluslararası arenada; hedeflerini, politikalarını, vermek istedikleri mesajlarını yabancı toplumlara ulaştırarak olumlu imaj sağlamaya çalışmaktadır. Bu amaçların hedef kitle üzerinde başarıyla gerçekleştirilebilmesi için Kamu Diplomasisine ihtiyaç duyulmaktadır. Kamu Diplomasisinde özellikle iletişim ve medya araçlarının aktif olarak kullanılmasıyla, mesajlar hedef kitleye hızlı ve kalıcı bir şekilde ulaştırılarak, dış politika ve uluslararası ilişkilerde başarı amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de Kamu Diplomasisini uygulayan aktörler, resmi ve sivil toplum kuruluşları, bu alanda yapılan çeşitli çalışmalar, medya araçlarının kullanımı ve hedef kitleye ulaşma faaliyetleri incelenmiştir. Türkiye'nin; Orta Asya, Kafkaslar ve Balkan coğrafyası ile tarih, din, dil, ekonomi, kültür başta olmak üzere birçok ortak değeri bulunmaktadır. Bu çalışmada, Kamu Diplomasisi ve medya ilişkisinin yanı sıra; 2009 yılında kurularak, TRT bünyesinde yayın hayatına başlayan TRT AVAZ kanalı incelenmiştir. Kanalın yayın anlayışı, hedefleri, Türkiye'nin olumlu imaj ve tanıtımına katkısı, uluslararası bazı kanallar ile benzerlikleri ele alınmıştır. TRT AVAZ'ın televizyon frekansı dışında hedef kitlesine nasıl ulaştığı, resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları, yayınladığı programlar ile örnek yayın akışı değerlendirilmiştir. TRT AVAZ; Türk kültürün, sanatının, aile ve toplum değerlerinin pekiştirilmesi, ileriye taşınması ve devam ettirilmesi ile ilgili önemli yayınlar yapmaktadır. TRT AVAZ, Türkiye ile Türkçe konuşan devletler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik özel programlar hazırlamaktadır. Kamu Diplomasisi açısından TRT AVAZ'ın etkisi incelenirken, araştırmada birincil ve ikincil kaynaklardan istifade edilmiş, gözlem yöntemlerinden faydalanılmıştır. Türkiye'nin uyguladığı Kamu Diplomasisi faaliyetleri, medya özelinde TRT AVAZ'ın uluslararası yayıncılık, imaj, tanıtım ile bilgilendirme konularındaki faydası ve katkıları açıklanmaya çalışılmıştır.
Bir iktidar/güç aracı olarak dış yardım ve dış borçların kullanılması: Osmanlı Devleti'nden günümüze Türkiye'nin dış borçlan(dırıl)ma serüveni
Rönesans - Reform dönemi sonrası Batı Avrupa, teknik ve ekonomik anlamda bir gelişme göstermiştir. Dünyanın geri kalanına kıyasla aşırı bir kapital birikimiyle sonuçlanan süreç, kapitalizmin oluşumunda etkili olmuştur. Bu zenginliğin iktidar aracı olarak kullanılabilmesi için yoksul ülkelerin borç kullanmak zorunda kalması ya da borçlanmaya olumlu bir bakış açısı kazanması gerekliliği önemli bir konu haline gelmiştir. Liberal felsefe bunu sağlamış, aynı zamanda serbest piyasa ekonomisinin ve bunu sağlayacak demokratik yönetim şekillerinin dünyada yaygınlaştırılması yardım / borç - kredi ilişkilerinin bir iktidar / güç aracı olarak kullanılmasının önünü açmıştır. Bu tez, dış yardımlar ile yumuşak güç kavramını, dış borçlar ile sert güç kavramını, hem dış yardımlar hem de dış borçlar ile akıllı güç kavramını ilişkilendirmektedir. Devletlerin yumuşak, sert ve akıllı güçler aracılığıyla ekonomik bağımsızlıklarını kaybetme süreci, Osmanlı Devleti döneminden günümüze kadar uzanan bir periyotta incelenmiştir. Çalışmanın sonucu, gelişmekte olan ülkeler tarafından dış finansman kaynağı olarak kullanılan borçların niteliğinin ve dış yardım ve borçların ülkelerin ekonomik ve politik bağımsızlığında önemli bir rol oynadığıdır. Ancak kullanılan borcun niteliği önemli olsa da; dış yardımlar ve dış borçların gelişmiş ülkeler tarafından bir iktidar / güç aracı olarak kullanıldığı da bir gerçektir. Söz konusu dış yardımlar ve dış borçlar gelişmiş ülkelerin çıkarına hizmet etmektedir.
Yeni Türk dış politikası bağlamında Türk kamu diplomasisi: Batı Balkanlar örneği
Kimliklerin, fikirlerin ve kamuoyunun uluslararası ilişkilerde artan özgül ağırlığı teorik ve pratik sahada önemli etkiler doğurmuştur. Kamu diplomasisi ve yumuşak güç yeniden keşfedilmeye başlanmış ve günümüzde daha kurumsal bir veçhe kazanmıştır. Özellikle 2002 sonrası uluslararası ilişkilerinde bir yükseliş trendi yakalayan Türkiye'de yumuşak gücünü yeniden keşfetmeye ve kamu diplomasisi pratiklerine önem vermeye gayret etmektedir. Yeni gelen kadroların ontolojik arka planları ve tahayyülleri çerçevesinde dış politikada ciddi revizyonlara gidilmiş, kronolojik anlamda değil ancak muhteviyat ve kavramsallaşma anlamında 'yeni' olarak addedilecek bir dış politika takip etmeye gayret edilmiştir. Türk kamu diplomasisi uygulama sahası olarak öncelikle kültürel ve tarihsel bağların bulunduğu yakın coğrafyasını hedeflenmiş, Batı Balkan coğrafyası da dış politika yapıcıları tarafından bu anlamda ehemmiyet kazanmıştır. Bu tezde Batı Balkanlarda uygulanan kamu diplomasisinde 'dini diplomasi', 'yerel diplomasisi', 'dijital diplomasi ve medya'nın neden daha fazla önemsenmesi gerektiğinin ortaya koymak amaçlanmıştır.
2003-2011 yılları arasında Türkiye'nin Ortadoğuda yumuşak güç uygulaması ve sonuçları
Yumuşak güç uluslararası ilişkiler disiplini içinde son yıllarda oldukça popüler ve bir o kadar da tartışmalı bir kavramdır. Gücün farklı bir boyutuna dikkat çeken bu kavram özellikle Soğuk Savaş Dönemi sonrasında önem kazanmış ve akademik tartışmalarda önemli bir gündeme sahip olmuştur. Bir devletin kendine has özellikleri sayesinde başka devletlerce dikkate alınması ve onlarında nazarında bir cazibe merkezi olmasını ifade eden bu kavram bir bakıma pahalı ve sonuç alması daha zor olan sert güce göre oldukça avantajlı bir güç çeşididir. Başta ABD, AB, Japonya ve İngiltere olmak üzere dünyada birçok devletin kullandığı bu güç türü Türkiye tarafından da özellikle 2002 sonrası dönemde başta Ortadoğu olmak üzere Türkiye'nin yakın çevresinde yer alan Balkanlar ve Kafkasya coğrafyasında kullanmaya başlanılmıştır. Bu durumun oluşmasında elbette Türkiye'nin 2002 sonrası dönemde yakaladığı ekonomik ve siyasi başarıların büyük rolü olmuştur. Ortadoğu coğrafyasında yer alan devletlerin içinde bulundukları olumsuz koşullar düşünüldüğünde Türkiye bu bölgedeki başta Arap devletleri olmak üzere diğer devletler nazarında 2011 yılında başlayan Suriye İç Savaşı'na kadar adeta bir çekim ve cazibe merkezi olmuştur.Türkiye bu dönemde Ortadoğu coğrafyasında özellikle halklar üzerinde demokratik yönetimi Müslüman bir devlet oluşu vb. gibi sebeplerle örnek alınan ve takip edilen bir bölgesel güç haline gelmiştir. Türkiye'nin Ortadoğu bölgesinde yumuşak güç unsurlarını kullanabilmesine imkan veren unsurlara bakıldığında sahip olduğu kültür ve tarih, jeopolitik konum ve coğrafya ve diğer siyasal faktörlerin büyük önemi olduğu bilinen bir gerçektir. Bu durum zaten yumuşak gücün temel bileşenlerini kapsamaktadır. Bu çalışmada çoğunlukla Türkiye'nin dış politika uygulamalarında Ortadoğu bölgesindeki yumuşak güç uygulamaları 2003-2011 yılları arası dönem analiz edilerek anlatılmaktadır.
Hegemon devlet, uluslararası sistem ve yükselen güçler
Çin'in ekonomik, teknolojik ve askerî açıdan gelişimi, mevcut küresel düzene meydan okuyan revizyonist bir kuvvet olarak yükseldiği tartışmalarına neden olmuştur. Diğer taraftan ABD'nin liberal düzeni sürdürmek adına sahip olduğu üstün gücü kullanmasının mevcut düzeni zayıflattığı ileri sürülmektedir. Bu çalışma yükselen güçler karşısında hegemonun kurulu düzene bağlı kalmamasının düzene etkilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada sistem teorileri, temel güç modelleri ile liberal teori literatürü gözden geçirilmiş, hegemonyanın ve kurulu düzenin değişimi için gerekli koşullar belirlenmeye çalışılmıştır. Sonrasında yükselen güçlerin yumuşak ve sert güç bakımından revizyonist olma durumları incelenmiştir. Analizler sonucunda güç geçiş teorisi ve kuvvet aktivasyon modelindeki şartları haiz yükselen güç bulunmadığı, hegemonun çevre, maliyet ve meşruiyeti hesaba katarak "kurallarla yönetim" veya "ilişkilerle yönetim" stratejilerinden birini ya da diğer emperyal kontrol araçlarını seçebildiği; çok sık güç kullanmasının yumuşak gücüne ve liberal düzene zarar verdiği belirlenmiştir. Yumuşak güç Uluslararası İlişkiler literatüründe yeni bir kavram olduğundan ölçüm metodolojisinde daha kapsamlı araştırmalar yapılması önerilmiştir.
Humanitarian aid as foreign policy: The case of Syria, 2012-2020
This study aims to explore the role of foreign aid as a soft power tool by providing an understanding of the interrelation between foreign policy and aid. The research presents the case of the humanitarian response to the Syria crisis from 2012 till 2020, with a focus on five major donors to Syria: The United States, the United Kingdom, the European Union, Germany, and Qatar. The study is based on an extensive literature review as well as interviews with aid actors. The findings of the study unambiguously demonstrate that aid and foreign policy are intertwined since, in most cases, 'foreign aid' falls under the responsibility of foreign ministries. Besides the humanitarian imperative, the geopolitical account has significant importance in the decision-making process that cascades down from the general foreign policy agenda. In addition, the strategic interests of the donor country are contributing to the decision making. The prominent themes are national security, tackling terrorism, preventing immigration influx, and economic goals. The study also demonstrates the extent to which aid can be politicised in its extreme form by focusing on Russian vetoes in the UN Security Council and the Syrian Government's weaponisation of aid. The findings of the literature review are also crosschecked through interviews conducted with nine experts who have significant experience in humanitarian, and humanitarian-foreign policy nexus. Finally, the study provides a set of recommendations to humanitarian practitioners.
Yumuşak güç kullanımında Hollywood filmlerinin rekreatif karate özelinde incelenmesi
Çalışmanın amacı, Amerika Birleşik Devletleri'nin yumuşak gücü Hollywood filmlerini rekreatif etkinlik olarak karate-do sporunun tercih edilmesinde/edilmemesinde bir yumuşak güç unsuru olarak kullanıp kullanmadığının tespiti ve analizidir. Nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseninde tasarlanan bu araştırmada verilerin elde edilmesinde doküman incelemesi, verilerin analiz edilmesinde betimsel analiz yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde yumuşak güç ve sinema arasındaki bağlantıyı temellendirmek amacıyla özellikle Hollywood yapımı, karate-do konulu filmler analiz edilmiştir. Araştırmaya konu olan kitap ve makalelerde esas kaynaklara ulaşılmıştır. Asıl kaynaklar ile birlikte farklı yorumlara sahip eserler de incelenerek tezin oluşmasında bu kaynaklardan yararlanılmıştır. Rekreatif karate-do konulu Hollywood filmlerinin analiz edilmesiyle elde edilen verilere göre 1950 ve 1980 yılları arasında teknolojik ve birçok alanda ABD'yi de geride bırakarak gelişen Japonya'nın ilerlediği ve ABD için tehdit konusu haline geldiği dönemlerde Çin Halk Cumhuriyeti'nin kültürünün bir sanatı olan kung-fu sporu konulu filmlerin Hollywood tarafından yayınlandığı ve mücadele sporları özelinde rekreatif etkinlik olarak kung-fu sporunun çalışılması gerektiği algısının bireyler üzerinde oluşmasında bu filmlerin planlı ve etkili bir şekilde kullanıldığı; bununla birlikte 1984 yılından itibaren giderek gelişen ve ABD için tehdit unsuru haline gelen Çin Halk Cumhuriyeti'nin ilerlediği dönemlerde ise, ABD'nin yumuşak gücünün etkili kullanım alanı olan Hollywood filmlerinde Japonya kültürünün bir sanatı olan karate-do konulu filmlerde kullanılan söylemler, müzikler, kıyafetler ve kung-fu karşısında etkili olduğunu gösteren odyovizüel unsurlar aracılığıyla mücadele sporları özelinde rekreatif etkinlik olarak karate-do sporunun çalışılması gerektiği algısının izleyiciler üzerinde oluşmasında bu filmlerin planlı ve etkili bir şekilde kullanıldığı sonucuna varılmıştır.
1990 sonrası Çin-ABD ilişkilerinin "Güç geçişleri yaklaşımı" bağlamında incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Soğuk Savaş sonrası Çin-ABD ilişkileri güç geçişi teorisi çerçevesinde ele alınmıştır. Çin-ABD ilişkisi iki büyük gücün ilişkisi olarak görülmektedir. Hegemon güç olarak kabul edilen ABD ve onun en önemli rakibi olarak kabul edilen Çin ilişkilerinin analizi için Organski'nin güç geçişi teorisi kullanışlı bir teori olarak görülmektedir. Çin yükselişi endüstriyel gelişimiyle ilgilidir. ABD ve Batı bloğu ülkeleriyle Çin'in uluslararası sistemde yükselmesi sebebiyle ilişkilerde sorunlar yaşanmıştır. Uluslararası sistemde gelişmekte olan ülkeler arasında açık ara farkla ekonomik bazında en önemli ülke Çin'dir. Çin bu nedenle uluslararası sistemde yeni dünyanın taşıyıcısı ve yönlendiricisi konumuna gelmiştir. Küresel ve bölgesel ticarette Çin'in rekabet yeteneklerini sürekli olarak arttırması, eğitimli insan gücü, teknolojik ve alt yapı yatırımları ile dünya ticaretinden aldığı pay gibi avantajlar sayesinde hızla yükselmektedir. Çin'in yükselişi, uluslararası sistemde hegemon olan ABD tarafından tehdit olarak algılanması ve bunun sonucunda çeşitli yaptırımlar uyguladığı tarihsel verilerden anlaşılmaktadır. Bu çalışmada ABD'den Çin'e bir güç geçişinin olup olmayacağı ve bu geçişinin savaş ya da barış yoluyla mı olacağı konusu ele alınmıştır. Sonuç olarak, ilerleyen yıllarda Çin'in bu yükselişinin devam etmesi durumunda ABD'den Çin'e bir güç geçişinin gerçekleşeceği düşünülmektedir.
Liderin sosyal güç kaynakları ile çalışan performansı ve liderin etkililiği arasındaki ilişkiler: Cinsiyet perspektifinden bir araştırma
Rol uyuşmazlığı kuramına göre liderlik rollerine ve güce erişim, feminen liderliği yadsıyan toplumsal cinsiyet temelli algılar dolayısıyla kadınlar için göreli olarak daha güçtür. Çalışmada, kadın ve erkek liderlerin sosyal güç uygulamalarının yaratacağı olası rol uyuşmazlıkları ve bunların örgütsel sonuçlara nasıl yansıyacağı sorun edilmektedir. Spesifik olarak, kadın bir lider yumuşak ya da sert güç tatbik ettiğinde çalışanların etkili lider algısı ve performansı nasıl şekillenmektedir? Çalışanların perspektifinden bakıldığında, kadınlar daha az etkili liderler midir? Nihayetinde, kadınların yönetsel pozisyonlarda temsiliyet oranlarının halen arzulanan düzeylerde olmamasını daha az etkili liderlik ile açıklayabilir miyiz? Bu çalışmada, Türkiye bağlamında hangi sosyal güç kaynaklarının liderlerce daha sık kullanıldığına ilişkin algının belirlenmesi ve cinsiyet değişkeni açısından liderin etkisinin ne derece "sosyal" ya da "homo-sosyal" bir nitelik arz ettiğinin ortaya koyulması hedeflenmektedir. Ayrıca, liderlerin ve çalışanların cinsiyetleri veri iken, "hangi sosyal güç kaynakları daha etkin sonuçlar doğuracaktır?" sorusuna yanıt aranmaktadır. Çalışanların liderlerinde algıladıkları farklı sosyal güç kaynakları çalışan performansını nasıl etkileyecektir? Yumuşak güç kaynakları kullanımını kadınlara, sert güç kaynakları kullanımını ise erkeklere atfeden kalıpyargısal rol farklılıkları Türkiye bağlamı için geçerlilik arz etmekte midir? Türkiye bağlamında çalışmakta olan bir örneklem üzerinden toplanan veri ışığında ve liderin kullandığı güç kaynaklarının tarafların cinsiyetleri ile etkileşimi dikkate alındığında çalışanların iş performansları ile algıladıkları etkili liderlik düzeyinin nasıl gerçekleştiği çalışmanın temel sorunsalıdır. Araştırmadan edinilen bulgulara göre, liderin algılanan güç kaynakları ve çalışanların liderlerinin etkililiğine ilişkin algıları ile çalışanların görev ve bağlamsal performansları arasında farklılaşan ilişkiler söz konusudur ve bu ilişkilerin doğası hem liderin hem de çalışanların cinsiyet kompozisyonlarına göre farklılık göstermektedir. Anahtar kelimeler: Yumuşak güç, sert güç, liderin etkililiği, performans, toplumsal cinsiyet, Türkiye, beyaz yakalılar
Kimlik-dış politika ilişkisi: Türk devlet kimliğinin Türk dış politikası üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı Türk Devlet kimliği minvalinde kimlik-dış politika ilişkisinin ele alınması ve son dönem Türk Dış Politikasına etki eden devlet kimliğinin nasıl inşa edildiğinin ortaya koyulmasıdır. Bu temel amaç çerçevesinde Türk Dış Politikasında etkin olmuş kimlik tahayyüllerinin ve son dönem Türk Dış Politikasının inşasına etki eden enstrümanların açıklanması diğer alt amaçları oluşturmaktadır. Çalışmanın hipotezi; son dönem Türk Dış Politikasına etki eden kimlik tasavvurunun yumuşak güç enstrümanları çeperinde inşa edildiği ve bu kimlik inşası gerçekleştirilirken de herhangi bir eksen kaymasının yaşanmadığı bilakis, Türkiye?nin kendi eksenini kendisi çizdiği varsayımı üzerinedir. Söz konusu yeni kimlik yapısını yani 2002-2012 yılları arasında Türk Dış Politikasında etkin olmuş olan (ve günümüzde de etkin olmaya devam eden) kimlik tasavvuru; gerek yumuşak güç unsurları minvalinde şekillendirilmiş olması gerekse de 5. Büyükelçiler Konferansı?nda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu?nun dış politika vizyonunun dayandığı temel ilke olarak tanımlaması neticesinde ?yumuşak güç? kimliği olarak adlandırılacaktır. Bu bağlamda, çalışmanın ilk kısmında öncelikle kimlik ve dış politika kavramları ayrı ayrı ele alınmış, kavramların epistemolojisine değinildikten sonra temel Uluslararası İlişkiler kuramları bağlamında Kimlik-Dış Politika İlişkisi açıklanmıştır. Çalışmanın ?Türk Dış Politikasında Kimlik Arayışları? isimli ikinci kısmında tarihsel olarak Soğuk Savaş sonrası, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı öncesi dönem yani 1991-2002 yılları arasındaki süre ele alınmıştır. Önce Türk Dış Politikası açısından söz konusu dönemim bilançosu ele alınmış, ardından dış politikaya etki eden/edecek kimliğin nasıl kurgulandığı, nerede üretildiği ve ihtiva ettiği süreklilik bağlamında nasıl bir devlet kimliği haline geldiği, Batıcılık Kimliği başlığında açıklanmaya çalışılmıştır. Ortaya koyulan bilgilerin ışığında, söz konusu zaman dilimi içerisinde, yani 1991-2002 arasında, yukarıdaki satırlarda da değinilen Avrasyacılık, Neo Osmanlıcılık, İslamcılık gibi kimlik tasavvurlarının nasıl ortaya çıktıkları, ne anlam ifade ettikleri ve Türk Dış Politikasına etkileri incelenmiş, bu bağlamda ne kadar etkin olabildikleri ya da olamadıkları, bir tarihsel süreklilik arz etme konusundaki başarıları ve tutarlılık bağlamında ihtiva ettikleri incelenmiştir. Bir diğer deyişle, bu bölüm içerisinde, söz konusu tahayyüllerin bir ?devlet kimliği? olabilecek yeterliliğe sahip olup, olmadıkları ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü olacak olan ?11 Eylül Sonrası Dönem? başlıklı bölümde tarihsel olarak 2002-2012 yılları arasındaki dönem inceleme alanı olmuş ve öncelikle söz konusu dönemin, Türk Dış Politikası açısından bilançosu ele alınmıştır. Ardından Türk Dış Politikasında etkili olan yeni söylemler incelenmiş ve dış politikaya olan etkileri ortaya koyulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümü olan ?Türk Dış Politikasında Yumuşak Güç? başlığı altında, son dönemde Türk Dış Politikasında giderek önem kazanan yumuşak güç konsepti derinlemesine ele alınmıştır. Çalışmanın yine dördüncü bölümünde 1991-2002 ve 2002-2012 yılları arasında Türk Dış Politikasındaki yumuşak güç pratiği kurumlar, faaliyetleri ve geri dönüşler minvalinde değerlendirilecektir. Bu pratiği detaylıca incelemedeki amaç 2002-2012 yılları arasında inşa edilen devlet kimliğinin, yumuşak güç temelinde yükseldiği varsayımını doğrulamak adınadır. Sonuç bölümü ile çalışma nihayetlendirilecektir. Çalışmada ?2002-2012 yılları arasında dış politikaya etki eden devlet kimliği hangi enstrümanlar ile nasıl inşa edilmiştir? sorusuna cevap aranacaktır. Çalışmanın temel varsayımları, çalışmanın ilgili bölümlerinde de verildiği üzere kimlik ve dış politika arasında organik bir bağ olduğu yönündedir. Ancak Soğuk Savaş öncesi var olan kimlik yapısı (Batıcılık), Soğuk Savaş?ın ardından sorgulanmış ve alternatifler (Avrasyacılık, Neo-Osmanlıcık ve İslamcılık) ile çeşitlendirilmek istenmiştir. Ancak söz konusu alternatiflerin hiçbiri gerçek anlamda kendisine Türk Dış Politikasında bir uygulama alanı bulamamıştır. Bu varsayımın neden ve sonuçları ilgili bölümlerde detaylıca verilmiştir. Ancak 2002 yılından itibaren inşa edilmeye başlanan kimlik, Soğuk Savaş öncesi kimlik algısına (Batıcılık) alternatif ve/ya çeşitlilik sunmaktan ziyade üzerine eklemlenerek daha etkin bir dış politika izleme gayesinin güdüldüğü de aşikârdır. Bu bağlamda son dönem Türk Dış Politikasında, yumuşak güç kavramı ve bu gücü icra edecek kurumların çoğalması ile söz konusu eklemlemenin gerçekleştirilmeye çalışıldığı, daha doğru bir deyiş ile 2002-2012 arası dönemde öncekilere oranla farklı bir kimlik algısının inşa edilmeye gayret edildiği ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu sayede de bir bakıma, özellikle dış basın tarafından uzun süre dillendirilen ?Türk Dış Politikasında bir eksen kayması var mıdır?? soruna, bilakis, ?Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dış politikasında kendi eksenini çizmeye mi çalışmaktadır?? sorusu ile cevap vermektir. Anahtar Sözcükler: 1. Türk Dış Politikası 2. Kimlik-Dış Politika İlişkisi 3. Yumuşak Güç 4. Kamu Diplomasisi 5. Devlet Kimliği
China's soft power in Southeast Asia: Hu Jintao and Xi Jinping eras
Soft power has been an important element of Chinese foreign policy since Hu Jintao's emphasis at the 17th National People's Congress of the Chinese Communist Party in 2007 to promote Chinese culture as China's soft power. The Chinese culture, language, economic development model, transnational investments and aid, radio-television broadcasts and initiatives to increase its international image are important elements of China's soft power. Soft power policies towards Southeast Asia, which began during the Hu era, continued in the era of his predecessor, Xi Jinping, with further enrichment. At this point, the Belt and Road Initiative has become an initiative where China can increase its economic power, which is an important soft power source, to increase its attractiveness and effectiveness in the region through foreign direct investment, official aid, loans and donations. However, the government's interference in personal life with restriction of internet and social media usage, problems with personal freedoms within the state, media censorships, state propaganda, historical distrust between China and the states of the region, border disputes especially in the South China Sea and the uncertainty of the future of the Belt and Road Initiative are the most important obstacles for China to consolidate its soft power. This thesis examines China's perception of soft power during the presidencies of Hu and Xi, its soft power resources and policies and the place of soft power in its relations with the last Southeast Asian countries. Key Words: Soft power, China, Southeast Asia, Hu Jintao, Xi Jinping
Kamu diplomasisi: Asya ve dünyanın Türkiye algısını Twitter üzerinden değerlendirme
TÜRKÇE ÖZET Kamu diplomasisi, klasik diplomasi anlayışından farklı olarak, kamuoyu ve sivil toplum odaklı, devlet-dışı aktörlerin dâhil olduğu ve yumuşak güce dayanan bir diplomasi anlayışı şeklinde karşımıza çıkmıştır. Medyanın artan önemi ve politikaların kamuoyu önünde gerçekleşerek daha şeffaf bir şekilde yürütülmesi, devletler için kamuoyuna karşı hesap verilebilir olmayı gerekli kılmıştır. Bu zaruret, yerel ve uluslararası kamuoyuna karşı duyarlılığı artırmış ve devletler politika üretirken, kendileri dışında kalan aktörlerin fikir ve algılarını gözetmek zorunda kalmıştır. Nitekim demokratikleşme ve insan hakları gibi konular gündemde daha çok yer almış ve bu durum devletleri, sergiledikleri görüntünün mahiyetine dikkat etmeye itmiştir. Bu doğrultuda, iç ve dış politikaların meşruiyet çerçevesinde olması gerekli hâle gelmiştir. Böylece devletler meşruiyeti kazanmak için kendi kamuoyunun yanı sıra yabancı kamuoyunu bilgilendirme ve etkileme çabalarına girmiş ve kamu diplomasisi gittikçe önem kazanmıştır. Türkiye'de henüz yeni bir çalışma alanı olan ve profesyonel olarak 2000'li yıllardan sonra önem kazanan kamu diplomasisi, bu tez çalışmasının ana konusudur. Bu alanda etkili çalışmalar yürüten Türkiye, kamu diplomasisi faaliyetlerine Asya'da ağırlık vermeye başlamıştır. Kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri ve sinema ve dizi sektörünün etkisiyle Asya'da Türkiye'nin kamu diplomasisi, mühim boyutlara ulaşmıştır. İletişim ve enformasyon toplumuna doğru evrilen küresel sistemde meydana gelen değişimler ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler neticesinde sosyal medya, devlet-dışı aktörler, sivil toplum ve kamuoyu gibi kavramlarla birlikte yeni sistemde ortaya çıkmıştır. Sosyal medyanın uluslararası sisteme eklemlenmesiyle birlikte devletler, sanal ortamlarda var olma çabası içine girmiştir. Tez çalışmamızda bu durum dikkate alınarak Türkiye'nin yabancı kamuoyundaki algısını ölçmek için Twitter üzerinden bir değerlendirmeye gidilmiştir. Genel olarak küresel dünyada, özelde ise Asya'da Türkiye algısı incelenmiştir. Bunun için Twitter'da farklı konularda yazılan tweetler ve kullanıcıların takipçi kitlesine göre bu tweetlerin etki alanları, değerlendirilmiştir. Bu çerçevede yabancı kamuoyunu anlamada kullanılabilecek alternatif bir yöntem, sunulmak istenmiştir. Yapılan analizle yabancı kamuoyunun ne söylediğine bakarak, istenilen yönde ve hedeflenen amaç doğrultusunda onları yönlendirmenin, kamu diplomasisi için gerekli olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Sonuç olarak, tezimizin bundan sonraki kamu diplomasisi çalışmalarına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Kamu Diplomasisi, Türk Kamu Diplomasisi, Asya, Yabancı Kamuoyu, Twitter
An analysis of Turkish soft power politics in Central Asia during Ak Party era (2002-2023)
When the history of international relations is examined, states have perceived the use of hard force, which includes military elements and the use of force, as almost the only instrument to achieve a certain purpose. Today, where technology, information and globalization are developing rapidly, the perception of power in the international system has also changed. The importance of soft power, which takes its source from a country's culture, political values and foreign policy, has increased especially after the Cold War. Soft power refers to a nation's ability to influence others through attraction, persuasion, and non-coercive means. Türkiye, with its rich historical and cultural heritage, geographic location, and contemporary achievements, has established itself as a significant player in the realm of soft power. This study, which was prepared to understand the role of soft power and soft power tools using in Turkish foreign policy and the use, place and importance of soft power in Central Asia, aims to reveal Türkiye's potential, fields of activity and practices in this field. In this context, this thesis aims to address the following questions: How has the AK Party's tenure influenced Türkiye's soft power initiatives and effectiveness in Central Asia? How do the activities of state-supported institutions reflect Türkiye's increased emphasis on soft power in Central Asia during the AK Party era? This thesis covers the period from 2002 to 2023. As a method, qualitative and descriptive study of the Turkish Soft Power Politics towards the newly independent Central Asian Republics were used. For this purpose, newspapers and internet-based news sources, especially books and articles written in this field, were also consulted. As the hypothesis of the study, Türkiye's use of soft power in Central Asia is more effective between 2002-2023. The result is that after the Central Asian Republics gained their independence in 1991, soft power came to the fore in Türkiye's regional policies. Türkiye has followed soft power strategies in Central Asia, especially in the fields of education, culture, social economy, religion and foreign policy. Türkiye's soft power influence is a result of its rich history, cultural heritage, economic growth, and various diplomatic efforts. By leveraging its cultural assets, cuisine, economic strength, and humanitarian initiatives, Türkiye effectively engages with the global community, building connections and enhancing its global standing. In an increasingly interconnected world, Turkish soft power serves as a means of fostering understanding, building relationships, and contributing positively to global dynamics.
Implementation of the Russian smart power in Central Asia
Three decades later after collapsing of the Soviet Union, its successor Russia still remains a strong influencing political power in Central Asia. It is a matter of fact that some of these countries wield crucial mineral wealth and the others have a huge electricity production potential that attracts attention of other political players. Its strategic transit routes as well as its location near Afghanistan draw the interests of big geopolitical powers, namely US, European Union, India and China. Factually one cannot ignore the close religious, cultural, and language ties of these ethnically Turkic people of Kazakhstan, Kyrgyzstan, Uzbekistan, Turkmenistan with Türkiye and Persian ties of Tajikistan with Iran which make both Türkiye and Iran highly interested in the states of Central Asia. However, none of the aforementioned countries have an as strong an influence as Russia does in that region. This article discusses about how Russia implements its smart power worldwide in general and in the Central Asian states in particular.
Terör ve ekonomik kriz olgularının yumuşak güç unsuru olarak turizme etkileri: 11 Eylül saldırıları ve 2008 krizi üzerinden bir inceleme
Turizm, esnek, heterojen ve hizmet yoğun özelliklere sahip hassas bir endüstridir ve dünyadaki her olaydan olumlu veya olumsuz etkilenmektedir. Buna istinaden, bu duruma verilebilecek en önemli örnekler arasında, 11 Eylül 2001 Saldırıları ve 2008 Küresel Ekonomik Krizi yer almaktadır. Çalışmanın amacı, kırılgan bir endüstri olan turizmle, ekonomik krizler ve terör saldırıları arasındaki ilişkinin 11 Eylül 2001 terör saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi örnekleri üzerinden incelenmesidir. Çalışmada, hassas bir niteliğe sahip olan turizmin hem terör saldırılarından hem de ekonomik krizlerden etkilendiği savunulmakta olup etki düzeyleri ve şekilleri saptanmaktadır. Çalışmanın amacına ulaşmak için, uluslararası ölçekte en önemli olaylar olarak bilinen 11 Eylül 2001 saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi'nin turizme olan etkileri ve yansımaları üzerine odaklanılmıştır. Bu bağlamda, elde edilen veriler irdelenerek, terör saldırılarının ve ekonomik krizlerin turizm ile ilişki düzeyi ve etki derecesi ortaya konmuştur. Nitel araştırma modeli kullanılan bu çalışmada içerik analizi yöntemlerinden sıklık analizi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini, 11 Eylül 2001 terör saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi konularına hakim ve cevap verebilirliği olan akademisyenler ile bu olgular hakkında görüş ve bilgiye sahip, turizm işletmelerinde şuan yönetici konumunda bulunanlar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklem büyüklüğü, maksimum çeşitlilik örnekleme stratejisi kullanılarak ve 30 katılımcı ile görüşülerek oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Terör, 11 Eylül 2001 Saldırıları, 2008 Küresel Ekonomik Krizi, Turizm.
Algı yönetiminde yumuşak güç uygulamaları: Türkiye örneği
21. yüzyıla kadar milliyetçilik, tek kutupluluk, kapitalizm, tüketim kültürü, kimlik, göç, sürgün, asimilasyon gibi siyasal, sosyal, ekonomik ve toplumsal faktörler hem ülkeler arasındaki ilişkileri hem de küresel düzeyde toplumları etkileyerek büyük dünya savaşlarının yaşanmasına sebep olmuştur. Savaşlar sonrasında ise iktidarların sert tutumu, artan toplumsal olaylar, ekonomik değişimler, teknolojik ilerlemeler ve bilimsel gelişmeler gibi nedenlerle yumuşamaya başlamış, bu unsurlar aynı zamanda siyasi bakış açısını da değiştirerek bir ülkeye duyulan antipati ve sempati gibi davranış kalıplarının oluşmasına zemin hazırlamıştır. Siyasi erklerin tüm dünyada barışı sağlamak için insani değerleri öne çıkartma girişimleri uluslararası ilişkilerde yeni diplomasi yöntemlerinin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Devletler, sağlamaya çalıştıkları dengelerle birlikte daha fazla insanı etkilemek, politikalarını meşrulaştırmak ve rıza üretmek maksadıyla kültüre ve sivil topluma daha fazla önem vermeye başlamıştır. Bu yeni düzende evrensel değerlere liderlik eden, dünya çapında derin kültürel bağlantılara sahip, güvenlik, refah ve adalet gibi değerleri üstün tutan devletler başkaları için kurguladıkları hikâyeleriyle cazibe merkezleri haline dönüşmüştür. Bu durumu tanımlamak üzere sert gücün zorlayıcı yapısında bulunan tehdit ve ekonomik yaptırımlar gibi yöntemlerin aksine bir güç unsuru olarak "yumuşak güç" kavramı ortaya konulmuş, bir devletin dış politika hedeflerine ulaşmak için pozitif çekim ve ikna kullanımını içinde barındıran bir iletişim biçimi olarak görülmüştür. Bu güç türü uluslararası çevrenin kültür, ideoloji ve kurumlar gibi faktörlerle doğasının değişebileceğini, böylece mevcut iktidar biçimlerinin yeniden yapılandırılması gerektiği düşüncesini içermektedir. Türkiye Cumhuriyeti de yumuşak güç alanlarında uygulamaya çalıştığı politik girişimlere 2000'li yıllarda yoğunlaşmış ancak yaşadığı ekonomik çalkantılar ve iç siyasi sorunlar nedeniyle bu güç türüne yeterince yoğunlaşamamıştır. Bunun yanında yabancı basın, lobicilik faaliyetleri ve sinema endüstrisinin geçmiş yıllarda yürüttüğü olumsuz algı yönetimi çalışmalarının etkisi ile birlikte jeopolitik alanının sorunları nedeniyle de istikrarlı ve aktif bir dış politika stratejisi izleyememiş, tüm bunların sonucunda da kendini arzu ettiği biçimde bir türlü ifade edememiştir. Bu düşünceden hareketle Türkiye'nin inşa etmek istediği olumlu imaja yönelik ortaya koyacağı çabalar pozitif algı yönetimi açısından son derece önemlidir. Ancak bu alanda kullanılacak araçlar ve değerler öne çıkartılmadan önce doğru bir imaj ve algı yönetimine ilişkin olumlu ve olumsuz hususların tespit edilmesi, gerçekleştirilecek uygulamaların yumuşak güç çerçevesinde değerlendirilmesi ve bunlara istinaden gelecek için bir yol haritası oluşturulması gerekmektedir. Bu çalışmada "yumuşak güç" olgusu Türkiye Cumhuriyeti'nin uygulamaya koyduğu stratejiler doğrultusunda oluşan potansiyel dâhilinde ele alınmış olup, mevcut kurumları ve uygulamaları ile yumuşak güç politikasında ne gibi girişimlerde bulunduğu ve yumuşak güç açısından cazibe unsuru olarak addedilen değerlere ne derecede önem verdiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda PESTLE ve SWOT analizleri ile Türkiye'nin yumuşak güç kaynakları ve uygulamaları incelenmiş, ülkenin geleceği için bir yol haritası ortaya konmaya çalışılmıştır.
AK Parti dönemi Türkiye-Tayland ilişkileri (2002-2020)
Türkiye-Tayland ilişkileri Türkiye'nin Osmanlı dönemleri ile Tayland'ın Ayutthaya dönemlerinde başlamıştır. Türkiye ve Tayland arasındaki diplomatik ilişkilerin başlangıcı ise 1958'li yıllara dayanmaktadır. 2002 yılında Ak Parti'nin iktidara gelmesi ile Türkiye'nin Asya'da yürütmekte olduğu dış politikalar yeni bir döneme girmiştir. Türkiye'nin Asya kıtasındaki dış politikalarını güçlendirmek ve ilerletmek üzere başlatmış olduğu, 2019 yılında ilan edilen Yeniden Asya girişimiyle Asya kıtasındaki ilişkilerde önemli ilerlemeler kat edilmiştir. Ek olarak Türk hükümeti Tayland dahil Güneydoğu Asya ülkeleriyle daha fazla ittifak kurmak için Yumuşak Güç politikasını benimsemiştir. Bu araştırma raporu, özellikle 2002-2020 yılları arasında Türkiye-Tayland ilişkilerini çeşitli boyutlarda incelemeyi amaçlayan nitel bir araştırmadır. Ayrıca bu çalışma Türkiye-Tayland arasındaki geleceğe yönelik ilişkileri geliştirme yönelik potansiyelini ele alan araştırmalar bulundurmaktadır. Bulgular, Tayland'ın savunmacı bir dış politikaya odaklanma eğiliminde olduğunu, Türkiye'nin ise proaktif bir politika benimsemiş olduğunu göstermektedir. Her iki ülke de ekonomik ve siyasi entegrasyondan dolayı öncelikle komşu ülkelerle ve büyük güç ülkelerle dış politika oluşturma konusunda öncelik vermektedir. Tayland ve Türkiye ilişkilerinin önündeki en büyük engel, iki ülke arasındaki ilişkilerde zayıf bir bağa neden olan iki ülke arasındaki uzaklıktır.
Kamu diplomasisinin bir aracı olan kültürel diplomasi bağlamında Türkiye'nin Türk Cumhuriyetleri ile ilişkileri
Soğuk Savaş sonrasında milletlerarası ilişkilerde güç anlayışı değişikliğe uğramıştır. Bir ülkenin kültürü, siyasi değerleri ve dış politikasından beslenen yumuşak güç ve kamu diplomasisi kavramları, uluslararasındaki ilişkilerde kendine yer bulmuştur. Kamu diplomasisi kısaca bir devletin kurumlarını, alışkanlıklarını, geleneklerini ve kültürünü uluslararası camiaya ifade etme isteği olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda, kamu diplomasisinde önemli bir yere sahip olan kültürel diplomasinin yardımı ile kurulan ilişkiler neticesinde toplumlar arasındaki tanışıklık artmaktadır ve güven ortamı oluşmaktadır. Tarihsel ve kültürel bağlarından ötürü Türkiye, Türk Cumhuriyetleri ile etkileşim içerisindedir. Türkiye, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü gibi ulusal kurumlar ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı, Türk Devletleri Teşkilatı gibi kurulmasına destek sağladığı bölgesel kuruluşlarla kültür, sanat, dil, din, eğitim, medya, edebiyat gibi alanlarda kültürel iletişim kurarak bölgede etkin olma gayreti göstermektedir. Bu çalışmada, Türkiye'nin Türk Dünyası'nda yürütmekte olduğu kültürel diplomasi faaliyetleri, bu faaliyetlerin Türkiye'nin Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ile ilişkileri açısından rolü ve önemi incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmada, Türkiye'nin kültür ve tarih birlikteliği yaşadığı Türk Cumhuriyetleri'ne yönelik kültürel diplomasi faaliyetlerinin neler olduğu, faaliyetleri hangi kurumlar aracılığı ile yürüttüğü, Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerini kültürel diplomasi çerçevesinde geliştirmekte başarılı olup olmadığı sorularına cevap verilmeye çalışılacaktır. Çalışma, Giriş, Kavramsal ve Kuramsal Çerçeve, Türkiye ve Kültürel Diplomasi, Kültürel Diplomasi Bağlamında Türkiye'nin Türk Cumhuriyetleri ile İlişkileri, Sonuç olmak üzere toplam beş ana bölümden oluşmaktadır. Tezde, öncelikle yumuşak gücün bir unsuru olan kamu diplomasisi kavramına değinilmiş, kültürel diplomasi, kamu diplomasinin bir alt dalı olarak ele alınmış, kültürel diplomasi sosyal inşacılık kuramı çerçevesinde değerlendirilmiş, Türk kültürel diplomasisinin etkinliği ve ikili ilişkilere yansıması resmedilmeye çalışılmıştır. Türkiye'nin, Türk Cumhuriyetleri'nin bağımsızlıklarından bugüne kadar geçen süreçte gerçekleştirmiş olduğu kültürel diplomasi faaliyetlerinde önemli başarılar elde ettiği sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Kamu diplomasisi, Kültürel Diplomasi, Yumuşak Güç, Türkiye Cumhuriyeti, Türk Cumhuriyetleri.